Atatürkün Çocuklara Verdiği Önemi Belirten Sözler

 Atatürkün Çocuklara Verdiği Önemi Belirten Sözler

  Okunma: 19157 - Yorum: 1
  1. #1
    sponsorlu bağlantılar
    Çocuk sevgisini ve çocuklara verdiği değeri her fırsatta belirten Atatürk, “çocukluk ne güzel, çocuklar ne sevimli, ne tatlı yaratıklar değil mi? En çok hoşuma giden halleri nedir bilir misiniz? Riyakârlık bilmemeleri, bütün istek ve duygularını, içlerinden geldiği gibi, açıklamaları...” diyerek onların temiz ve samimi duygularına inancını belirtmiştir. Sevgisini de uygulamaya koymak amacıyla yaptıklarının başında; Ülkü’yü evlat edinmesi, Diyarbakırlı Abdürrahim (Tunçok)’un İstanbul’daki eğitimini üstlenmesi ve en anlamlısı da 23 Nisan Çocuk Bayramı’nı ilan etmesi gelir.

    Atatürkün Çocuklara Verdiği Önemi Belirten Sözler

    Atatürk, hangi yaştan ve milletten olursa olsun çocukları önemsemiş, onların dinlenmesi gerektiğini belirtmiştir. Atatürk’teki çocuk sevgisini ve çocuklara verdiği önemi hepimiz biliyoruz. Kendisi bu konuda şunları söylemiştir.

    “Çoğu ailelerde öteden beri çok kötü bir alışkanlık var; çocuklarını söyletmez ve dinlemezler. Zavallılar lafa karışınca “Sen büyüklerin konuşmasına karışma” der, sustururlar. Ne kadar yanlış, hatta zararlı bir hareket...Halbuki tam tersine, çocukları serbestçe konuşmaya, düşündüklerini, duyduklarını olduğu gibi, ifade etmeye teşvik etmelidir; böylece hem hatalarını düzeltmeye imkan bulunur, hem de ileride yalancı ve riyakâr olmalarının önüne geçilmiş olur. Kısacası çocuklarımızı artık, düşüncelerini hiç çekinmeden açıkça ifade etmeye, içten inandıklarını savunmaya, buna karşılık da başkalarının samimi düşüncelerine, saygı beslemeye, alıştırmalıyız. Aynı zamanda onların temiz yüreklerinde; yurt, ulus, aile ve yurttaş sevgisiyle beraber doğruya, iyiye ve güzel şeylere karşı sevgi ve ilgi uyandırmaya çalışılmalıdır. Bence bunlar, çocuk terbiyesinde, ana kucağından en yüksek eğitim ocaklarına kadar her yerde, her zaman üzerinde durulacak önemli noktalardır. Ancak bu suretledir ki, çocuklarımız memlekete yararlı birer vatandaş ve mükemmel birer insan olurlar"1

    Sosyal hayatın kaynağının aile olduğunu ifade eden Mustafa Kemal Atatürk, evlilik kurumunun gerekliliğini belirtirken bu konuda kendisinin başarılı olamadığını, bunun kendisine uygun olmadığını ancak, çocuk sevgisinin her insan için bir ihtiyaç olduğunu da kuvvetle hissetmiştir.

    Ondaki bu sevgi ve ilginin ölçüsü sadece kendi milleti ile sınırlı kalmamıştır. Bunun da en güzel örneğini, ileride O’nu örnek alarak hayatında uygulamaya koyup, başarılı bir iş adamı olan, 10 yaşında iken Atatürk’e içten duygularla hiçbir formalite gözetmeksizin mektup yazıp kendisini daha çok tanımak isteyen Curtis La France adındaki Amerikalı çocuğa, halletmeğe çalıştığı iç ve dış olaylarla uğraşırken bile, 10 yaşındaki bir çocuğun mektubu mu cevaplandırılmış demeden, Türkler hakkında bu ufacık Amerikalının kafasında uyanan ilgiyi söndürmemek ve onun şahsında tüm Amerikalılara mesaj verme fırsatını kaçırmayarak göstermiştir. Amerikalı küçük çocukla Atatürk arasındaki bu samimi mektup arkadaşlığının eseri olan tarihi mektuplar, Amerika’daki birçok gazetede yayımlanmıştır.

    Curtis La France, bugün adını taşıyan büyük bir ihracat firmasının müdürüdür. Yale Üniversitesini bitirdikten sonra Paris ve Prag Üniversitelerinde tahsiline devam etmiş ve II. Dünya Savaşı’nın çıkması üzerine Amerika’ya dönerek Columbia Üniversitesi’nde doktorasını tamamlamıştır. Başarısının sırları arasında Atatürk’ten aldığı ilham da sezilmektedir.

    Curtis La France, ABD’de yaşayan Saliha Sulander isimli vatandaşımızla tanışması üzerine gelişen olaylar neticesinde Cumhuriyetin ilanının 75. yıldönümü münasebetiyle Kültür Bakanımız İstemihan Talay’ın davetlisi olarak Ankara’ya gelmiştir. Saliha Hanım New York Başkonsolosluğu ile yaptığı görüşme neticesinde, La France’ın öyküsünü gündeme getirerek tarihi bu mektubun Anıtkabir’deki müzede yer almasını sağlamıştır.

    La France’ın Atatürk’le yaptığı yazışma daha önce Hayat Mecmuasında 1959 yılında yayımlanmış ve 1973 yılında, 50. Yıl kutlamaları için davet etmeğe çalışan Amerikan Türk Derneği Başkanı Öz Bey kendisini 1974 senesinde buluyor. La France’ı bulamamaları üzerine bu fırsatı kaçırmıştır. Bu sene ülkemize 75. Yıldönümünde gelen Curtis La France Atatürk’ten gelen mektubu Anıtkabir’e hediye etmiştir.

    Curtis La France, Saliha Hanımla tanışmasından sonra Türk Televizyonundan gelen muhabirlerle yaptığı görüşmede mektubu Anıtkabir’e hediye etmek istediğinden bahseder. Bunun üzerine yapılan girişimler sonucu, tarihi mektup artık Anıtkabir’deki yerini almıştır.

    Curtis, Mustafa Kemal ve eşi ile ilgili makaleleri toplayıp, Türkiye ile ilgili haberleri yakından takip ederken, O’nu daha iyi tanımak amacıyla, hiçbir formaliteyi gözetmeden sevgiyle yazdığı mektubunda, Amerikan gençliğine nasıl bir tavsiyede bulunabileceğini sorar.

    Şu anda 85 yaşında olan Curtis, Amerika’ya dönüşünde yaptığı röportajın “The Newport Daily News” gazetesinde yayımlanması üzerine, Saliha Sulander’in Merkezimize göndermiş olduğu gazete kupürüne dayanarak yaptığımız Türkçe çeviriyi siz okuyucularımızın da bilgisine sunmayı bir borç biliyoruz.

    12 Kasım 1998 tarihli “The Newport Daily News” adlı gazetede, Mustafa Kemal Atatürk’e 28 Ekim 1923 tarihinde mektup yazan Curtis La France’ın Cumhuriyet’in 75. Yıldönümünde Türkiye’ye gelip, mektubu Anıtkabir’e teslim etmesinden sonra, dönüşünde yapılan röportajın Türkçe çevirisini ve Atatürk’le yaptıkları yazışmanın metinlerini bulabilirsiniz.

    “ÇOCUK, TARİHİ MEKTUBA SAHİP”2

    75 yıl sonra, Newport’lu Curtis La France, ünlü lider Mustafa Kemal Atatürk’ten almış olduğu mektubu geri vermek üzere Türkiye’nin davetlisi olarak kızı ile birlikte Türkiye’yi ziyaret etti.

    Joe Baker, Daily News Muhabiri’nin Haberi;

    Curtis La France 10 yaşında iken okuduğu Saturday Evening Post gazetesindeki Türk lideri Mustafa Kemal hakkındaki yazıyı okuduğunda çok etkilenmişti.

    1923 yılı idi ve Kemal, XIV’üncü yüzyıldan beri Türkiye’yi yöneten Osmanlı Sultanlarının elinden toprağını almış, kendi yolundaki engelleri kaldırmıştı.

    Şimdi 85 yaşında olan NewPort’lu adam “Türkiye’de birçok şeyi değiştiren bu adamın kendini adamasına gizli bir hayranlık duymaktaydım” diyordu.

    28 Ekim 1923’te, La France Kemal’e bir mektup yazdı ve Amerikalı çocuklara ne tavsiyede bulunabileceğini sordu. La France mektubu postaladıktan 2 gün sonra, Kemal, 600 yıllık Osmanlı Saltanatına son vererek, yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin başkanı unvanını aldı.

    Kemal’in efsanesi 15 yıllık görevinde devam etti. Diğer adıyla Atatürk veya Türklerin Babası, Arapça resmi alfabeyi Latin alfabesine çevirdi ve kadınlara oy kullanma hakkı verdi.

    La France mektubu yazdıktan 2 hafta sonra, Türk liderinden Osmanlı Türkçesi ile ve daktilo edilmiş tercümesiyle, fotoğrafının olduğu kişisel bir cevap aldı.

    La France, “sevindirici yanı, cevap vermesi idi” dedi.

    Geçen ay, La France, Türk hükümetinin daveti ve masraflarının karşılanması ile, Cumhuriyet’in ilanının 75. Yıldönümü kutlamalarına katılmak üzere gelerek, başkent Ankara’daki müzeye mektubu teslim etti.

    Geçen bahar Newport Protestan Kilisesinde, eşya satılan bir dükkanda bir Türk kadını ile tesadüf karşılaşmasından sonra La France’in gezisi gerçekleşti. La France Cumartesileri genellikle yaptığı gibi dükkanı gezerken, kadında dolaşıyordu. Türk olduğunu öğrendikten sonra, La France ona Kemal’den aldığı mektuptan bahsetti.

    Kadın mektuptan New York elçiliğindeki bir Türk arkadaşına bahsetti, o da Ankara’daki Türk gazeteciye anlattı. Raportör La France’ı çağırdı ve Ankara’ya bir hikaye yazdı. La France’in bildiği son şey, Türk Televizyonunun kapısında olduğu ve mektup üzerine bir hikaye yapmak idi. Ağustosta çekilen filmin parçası geçen Pazar akşamı yayında idi.

    TV görüşmesi boyunca, La France mektubu, Kemal’e ayrılan odanın olduğu Türk müzesine bağışlamak istediğinden bahsetti. Türkiye Kültür Bakanı İstemihan Talay, La France’ı 75. Yıl kutlamaları için Türkiye’ye davet etti.

    La France kızı ile birlikte İstanbul’u görmeye geldi ve Ankara’nın 50 mil dışında küçük bir belediye olan Polatlı’yı ziyaret etti. Ailesinin itfaiye arabası satışı işi için ithalat satış elemanı olarak çalışırken, 1960’ta Polatlı’ya itfaiye aracı satmıştı. Belediyeye geldi ve aracın kullanıldığını gördü. La France belediye başkanının da aralarında olduğu geniş bir maiyet ile karşılandı. Yaklaşık 40 yıl önce sattığı aracı gördü. “Bu çok duygulu bir andı” dedi.

    Fakat asıl altı çizilmesi gereken an, müzedeki seremoni idi. Türk resmi görevlileri La France’a içinde Kemal’in bronz maskının da olduğu, Osmanlı vazosu ve bir Türk duvar halısından oluşan çeşitli hediyeler verdiler.
    La France “gezinin en anlamlı kısmı bu idi” dedi. La France’in Mektubuna Türk Cevabı

    Mustafa Kemal Atatürk’ün Curtis La France’a yazdığı 11 Kasım 1923 tarihli metin. La France, mektubu yakın zamanda, Türkiye Cumhuriyeti’nin 75. Yıl kutlamaları dolayısıyla müzeye hediye etti.

    Mektubunuzu aldım. Türk vatanı hakkındaki alaka ve temenniyatınıza teşekkür ederim. Arzunuz veçhile bir adet fotoğrafımı leffen gönderiyorum. Amerika’nın zeki ve çalışkan çocuklarına yegane tavsiyem; Türkler hakkında her işittiklerine hakikat nazariyle bakmayıp kan,tlarını mutlaka ilmi ve esaslı tetkikata istinat ettirmeğe bilhassa atfı ehemmiyet eylemeleridir. Hayatta naili muvaffakiyet ve saadet olmanızı temenni ederim.

    Türkiye Reisicumhuru

    Gazi Mustafa Kemal

    Görüldüğü gibi, Atatürk Amerikan gençliğine de Türk gençliğine vasiyet ettiği gibi bilimden uzaklaşmamayı, bir konuyu araştırırken gerçeklere dayanmak gerekliğini belirtmiştir.

    Atatürk’ün şu sözü gençlerin yetişmesinde verdiği önemi göstermektedir;

    “Gençliği yetiştiriniz- Onlara ilim ve irfanın müspet fikirlerini veriniz. Geleceğin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız- Hür fikirler uygulamaya geçtiği vakit, Türk milleti yükselecektir. “3

    Atatürk’ün “Bütün ümidim gençliktedir” dediği Türk gençliği yine O’nun şu sözlerini rehber almaktadır. “Dünyada her şey için, maddiyat için, maneviyat için, hayat için, muvaffakiyet için en hakiki yol gösterici ilimdir, fendir, tüm ve fennin dışında kılavuz aramak gaflettir, bilgisizliktir, doğru yoldan ayrılmaktır. Yalnız ilim ve fennin yaşadığımız her dakikadaki safhalarının gelişmesini kavramak ve ilerlemelerini zamanında izlemek şarttır. Bin, iki bin, binlerce sene evvelki ilim ve fen dilinin çizdiği kuralları, şu kadar bin sene sonra bugün aynen uygulamaya kalkışmak elbette ilim ve fennin içinde bulunmak değildir”.

    Amerikan gençliğine Türklerle ilgili okudukları her yazıya inanmadan önce araştırma yapmalarını tavsiye eden Atatürk’ün Türk gençliğine, tarihçilere tavsiyesi de şu sözlerinde görülmektedir.

    “Herhangi bir tarihi elinize aldığınız zaman onun gerçeğe uygun olup olmadığına güven duymak için dayandığı kaynak ve belgeleri araştırılır. Bizim şimdiye kadar doğru bir millî tarihe sahip olamayışımızın sebebi tarihlerimizin, hakikî okuyucuların belgelere dayanmaktan ziyade ya birtakım meddahların veya birtakım kendini beğenmişlerin hakikat ve mantıktan uzak sözlerinden başka kaynak bulamamak bedbahtlığıdır. “

    Gerçeklere, bilimselliğe dayalı kendi kanaatine inanmanın önemini de vurgulayan Atatürk, “Ben başkalarının yaptığı prensiplere değil, ancak kendi prensiplerime uyarım “ demiştir.


    Her zaman, Türk Gençliğine örnek olan Atatürk, bu özelliğinin yalnız ülkesi ile sınırlı olmadığını da göstererek dünya çocuklarına da rehber olmuştur.



    sponsorlu bağlantılar
  2. #2
    Teşekkürler