Karbonhidratlı Besinler

 Karbonhidratlı Besinler

  Okunma: 197335 - Yorum: 12
  1. #1
    sponsorlu bağlantılar
    Karbonhidrat beslenmek konusunda çok önemlidir. Çünkü günlük enerjiminiz büyük kısmını karbonhidrattan sağlamaktayız.

    Besinlerden sağladığımız en temel enerji kaynağı karbonhidratlardır. Günlük enerji ihtiyacımızın yaklaşık `' ı karbonhidratlardan sağlanmalıdır. 1 gr karbonhidrat 4 kcal enerji sağlamaktadır. Birkaç molekülden oluşan şeker ve çok sayıda molekülden oluşan nişasta ve lif olarak besinlerde bulunurlar. Şeker formundaki karbonhidratlar kolayca sindirilerek hızlı bir şekilde kana karışırlar. Nişasta formundaki karbonhidratlar ise çok sayıda molekülden oluştuklarından karmaşık yapıdadırlar. Sindirimleri ve kana karışmaları daha fazla zaman gerektirir.

    ŞEKER

    Şekerler basit yapıdaki karbonhidratlardır. Glikoz, früktoz, galaktoz tek şeker molekülünden oluşurlar ve monosakkarid olarak isimlendirilirler. Bu tekli şeker moleküllerinin birleşerek oluşturduğu ikili şeker molekülü formları da disakkarid olarak isimlendirilirler. Örneğin glikoz ve früktoz birleşerek sofra şekeri olarak bilinen sakaroz şeker formunu oluştururlar. Şeker, çok çeşitli yiyeceklerin yapımında tatlandırıcı olarak kullanılır. Yüksek miktarda kalori sağladığından ve herhangi bir vitamin ya da mineral içermediğinden dikkatli tüketilmesi gerekmektedir. Besinler ile alınan tüm karbonhidratlar basit yapıdaki şeker formu olan gilikoza dönüştürülürler. Böylelikle tüm hücrelerin kullanabileceği bir enerji kaynağı olarak kullanılırlar. Glikoz ayrıca gilkojene dönüştürülür ve kullanıma hazır enerji kaynağı olarak karaciğerde, kaslarda depolanır. Özellikle beyin, enerji kaynağı olarak sadece gilikozu kullanır. Beyin, kan şekeri seviyesini korumak için açlık hissini oluşturur ve açlık giderilinceye kadar vücutta depolanan diğer enerji kaynaklarının kullanılmasını sağlar.

    Besin kaynakları

    Sofra şekeri, tatlılar, bal, pekmez, kuru üzüm, dondurma, meyve.

    NİŞASTA

    Çok sayıdaki şeker molekülü bir araya gelerek nişasta, diğer adıyla polisakkarid formunu oluştururlar. Daha çok bitkisel besin kaynaklarında bulunurlar. Vücut tarafından kullanılabilir enerji kaynağına, diğer bir deyişle yapılarındaki gilikoz moleküllerine ayrıştırıldıklarından sindirimi ve kana karışmaları basit formdaki karbonhidratlara oranla daha fazla zaman almaktadır. Bu sebeple kan şekeri seviyesini hızlı bir şekilde değil de yavaş yavaş arttırırlar.

    Besin kaynakları

    Buğday, patates, pirinç, muz, yer fıstığı, havuç, mısır.

    Lif

    Lif, sadece bitkisel kaynaklarda bulunan önemli bir karbonhidrattır. Çözünebilen ve çözünemeyen olarak iki grupta incelenirler. Çözünebilen besin lifleri, kan şekerinin kontrol edilmesine ve kötü kolesterol seviyesinin düşmesine yardımcı olur. Çözünemeyen besin lifleri ise daha çok dışkının hacim kazanmasını sağlar ve kolon kanserini önler. Araştırmalar, günlük alınması gereken lif miktarının 20-35 gram civarında olması gerektiğini göstermekle birlikte günümüz koşullarında değişen beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzları bu miktarın ancak yarısının tüketildiği göstermektedir.

    Besin kaynakları

    Çözünebilen lif kaynakları: Yulaf, baklagiller, bezelye, havuç, pirinç kepeği, arpa, turunçgiller, çilek, muz. Çözünemeyen lif kaynakları: Buğday kepeği, esmer pirinç, arpa, lahana, pancar, şalgam, karnabahar, sebze ve meyve kabukları.


    sponsorlu bağlantılar
  2. #2
    Karbonhidratlar

    Vücudun temel enerjisini karşılayan karbonhidratlar, yapılarında C (karbon), H (Hidrojen) ve O (Oksijen) bulunan besin öğeleridir.

    Karbonhidratlar genel olarak; monosakkaritler, disakkaritler ve polisakkaritler olarak üçe ayrılır. Basit şekerler olarak adlandırılan monosakkaritler; glikoz, fruktoz ve galaktoz olarak ayrılır. Disakkaritler; sükroz, maltoz ve laktoz olarak ayrılırken, polisakkaritler içinde, nişasta ve posa yer alır.

    Sindirimleri ağızda başlayan karbonhidratlar, polisakkaritlerden monosakkaritlere parçalanır. Örneğin nişasta gibi bir polisakkaritin ağızda başlayan sindirimi, bir monosakkarit olan glikoza parçalana kadar sürer. Vücudun tüm hücrelerinde enerji kaynağı olarak kullanılacak olan glikoz, karaciğer ve kaslarda glikojen olarak depolanır.

    Monosakkaritler, kana çabuk geçtiği için şeker hastaları tarafından kullanılmamalıdır.
    Vücuda besinlerle giren karbonhidratlar, basit ve kompleks olarak ikiye ayrılır. Karbonhidratların fazlası, vücutta yağ olarak depolanır.

    Ne işe yararlar?

    • Vücuda ısı ve enerji sağlarlar.
    • Besinlerde en ucuz ve en kolay bulunan enerji kaynaklarıdır. Karbonhidratların 1 gramı, 4 kilokalori enerji sağlar.
    • Basit şekerlerden olan glikoz, beyin ve sinir sisteminin ana enerji kaynağıdır.
    • Ketozisi önler.
    • Su ve elektrolit dengesini sağlarlar.
    • Polisakkarit olan posa, bağırsak hareketleriyle birlikte basit şekerlerin emilimini düzenler. Posa ayrıca, kolesterolün geri emilimini önleyerek veya geciktirerek, kandaki kolesterolün dengelenmesini sağlar.
    • Süt ve süt ürünlerinde bulunan laktoz, bir disakkarit olup, bağırsaklardan kalsiyumun emilimini artırır.
    • Vücudun ne kadar karbonhidrata ihtiyacı vardır?
    • Vücudun enerji ihtiyacının yüzde 50-60’ı karbonhidratlardan karşılanmalıdır. Sağlıklı ve dengeli beslenmek için, monosakkaritler yerine, polisakkaritlerden olan nişasta ve posanın tüketilmesi gerekir.


    Hangi besinlerde bulunur?
    Ekmek, tahıllar, kurubaklagiller, şeker ve şekerli gıdalar, meyveler, süt ve süt ürünleri, sebzeler. Yani et ve yağ dışındaki tüm besinlerde karbonhidratlar bulunur.

    Yiyeceklerdeki en büyük enerji kaynağı kar bonhidratlardır. Karbon, hidrojen ve oksijen den oluşan bu bileşikler yiyeceklerde daha çok şeker ve nişasta biçiminde bulunur. Örne ğin üzüm şekeri denen glikoz en basit karbon hidratlardan, yumrulu bitkilerin köklerinde depolanan nişasta ise en karmaşık karbonhid ratlardan biridir. Karbonhidratça zengin yiye ceklerin yapısında genellikle glikozdan daha karmaşık şekerler ve nişastalar bulunur. Ama bu bileşiklerin tümü sindirim sırasında parça lanarak glikoza indirgendiğinden, yiyecekler deki bütün karbonhidratlar sonunda glikoz olarak kana geçer ve karaciğerde glikojen biçiminde depolanır. Vücuda enerji gerekti ğinde, karaciğerdeki glikojen yeniden glikoza dönüşerek kan dolaşımı aracılığıyla hücrelere dağıtılır. Bu nedenle, kanda bulunduğu için kan şekeri de denen glikoz vücudun temel enerji kaynağıdır .

    Bazı karbonhidratlı yiyecekler oldukça kar maşık işlemlerden geçirilerek hazırlandığı için, bileşimlerindeki vitamin ve mineraller kaybolur, geriye yalnızca enerji değeri kalır. Sofra ya da çay şekeri, pekmez ve reçel bu gruptandır. Daha basit işlemlerden geçirile rek hazırlanan, hatta bazıları hiç pişirilmeden yenen ekmek, bulgur, patates, baklagiller ve meyveler gibi karbonhidratlı yiyeceklerde ise enerji verici besinlerin yanı sıra vitamin ve mineral gibi yararlı besinler de bulunur.

    Bitkilerin hücre duvarını oluşturan ve yal nız bitkisel besinlerde bulunan selüloz, 3.000 kadar glikoz molekülünün birbirine bağlan masıyla oluşmuş karmaşık bir karbonhidrat tır. Ama insanın sindirim sisteminde parçala nıp dokularca emilemediği için gerçek anlam da bir besin maddesi sayılmaz. Bununla bir likte, sindirim artıklarından oluşan dışkıyı yumuşatıp hacmini artırarak bağırsak hare ketlerini hızlandırmak ve besinlerin emilmesi ni kolaylaştırmak gibi önemli bir işlevi vardır. Bol selüloz içeren bitkisel liflere beslenmede yer verilmesi kabızlığın ve bazı bağırsak hastalıklarının önlenmesinde etkili olur. Bi lim adamları, insanın ilk atalarının bol selü-lozlu yiyeceklerle beslendiğini ve sindirim sisteminin bu tip beslenmeye uyarlanmış ol duğunu düşünürler. İnsanlar zamanla birçok yiyeceği doğal haliyle yemeyip, selülozun parçalanmasına yol açan karmaşık işlemler den geçirdikleri için, bağırsakları artık selülo zu sindirme yeteneğini yitirmiştir.

    Midede şişerek tokluk duygusu veren, do kularca emilmeyen ve besin değeri olmadığı için insanı şişmanlatmayan bitkisel lifler, özel likle bol selüloz içeren kepekli tahıllar, çiğ sebze ve meyveler, zayıflamak isteyenler için hazırlanan rejim listelerinin temel öğesidir. Oysa dengeli bir beslenmede bu tür yiyecek lere her zaman yer vermek gerekir.

    Karbonhidratlar, en basitinden en ge lişmişine kadar bütün canlıların hücrelerinde bulunan ve karbon, hidrojen ile oksijenden oluşan çok önemli organik bileşiklerdir. Ör neğin "şeker" adı altında toplanan çeşitli bileşikler ile nişasta ve selüloz birer karbon hidrattır. Bu bileşikler moleküllerindeki kar bon atomlarının sayısına göre sınıflandırılır ve karbon sayısı arttıkça bileşiğin yapısı da gide rek karmaşıklaşır. Bu sınıflandırmaya göre karbonhidratların en basit üyeleri glikoz (üzüm şekeri), früktoz (meyve şekeri) ve galaktoz gibi altı karbon atomu içeren basit şekerler ya da monosakaritlerdir. İki monosakaritin birleşmesiyle sakaroz ya da sükroz (bildiğimiz sofra ya da çay şekeri), laktoz (süt şekeri) ve maltoz (malt şekeri) gibi disakarit-ler, çok sayıda monosakaritin birbirine bağ lanmasıyla da nişasta ve selüloz gibi karmaşık yapılı polisakaritler oluşur.

    Hemen hemen bütün karbonhidratlarda hidrojenin oksijene oranı ikiye birdir. Başka bir deyişle, su molekülünde (H2O) olduğu gibi karbonhidrat moleküllerinde de her oksi jen atomuna karşılık iki hidrojen atomu bulunur. Örneğin en basit karbonhidratlar dan biri olan glikozun kimyasal formülü C6H12O6'dır. Bu formül, her glikoz molekü lünde 6 karbon [C], 12 hidrojen [H] ve 6 oksijen [O] atomu bulunduğunu gösterir.

    Glikoz ve früktoz gibi basit şekerler meyvelerin pek çoğunda, bitkilerin balözünde ve balda bulunur. Pastane ve fabrikalarda büyük çapta üretilen tatlı, reçel ve şekerlemeler de genellikle evlerde kullandığımız şekerden (sa karozdan) daha ucuz olan glikozla yapılır. İnsan ve hayvanların kanında çözünmüş ola rak bütün hücrelere taşınan şeker de gene glikoz biçimindedir. Çünkü, yiyeceklerle alınan nişasta gibi daha karmaşık karbonhidrat lar sindirim sırasında parçalanarak glikoza dönüşür. Kandaki glikoz miktarı insanın sağ lıklı ya da hasta olduğunun önemli göstergele rinden biridir. Örneğin şeker hastalığında kandaki şeker miktarı normal değerin çok üstüne çıkabilir.

    Evlerde yiyecek ve içeceklerimizi tatlandırmak için kullandığımız tozşeker ya da kesme-şeker, şekerpancarının köklerinden ve şeker-kamışının gövdesinden elde edilen sakaroz ya da sükrozdur. C12H22O11 formülüyle gösterilen bu disakarit bir glikoz ile bir früktoz molekülünün birleşme siyle oluşur. Birbirine bağlanmış iki glikoz molekülünden oluşan maltoz (malt şekeri) çim lenmiş arpadan, yani malttan elde edilir. Glikoz ile galaktozun birleşmesiyle oluşan laktoz (süt şekeri) ise bütün memelilerin sütünde bulunur. Yiyeceklerle alınan bu karmaşık şekerler de gene sindirim sırasında parçalanır ve birbirine bağlanmış olan basit şekerlere indirgenir. İster basit, ister birleşmiş halde bulunsun bü tün şekerler tatlıdır ve hepsi suda kolayca çözünür.

    Bütün karbonhidratların temel kaynağı yeşil bitkilerdir. Yeşil bitkiler, yapraklarındaki klorofil pigmentinin yardımıyla ve güneş ışığından sağladıkları enerjiyi kullanarak, karbondioksit ile sudan glikoz üretirler. Fotosentez denen bu süreçte oluşan glikozun binlerce molekülü birbirine bağlanarak nişastaya dönüştürülür ve fasulye ile buğdayda olduğu gibi bitkinin tohumlarında, patates ve havuçta olduğu gibi köklerinde ya da yumrularında yedek besin olarak depolanır. Hücrelerin içinde depola nan nişasta çok küçük tanecikler biçimindedir. Eğer üstlerine iyodun sudaki çözeltisi damlatılırsa nişasta taneciklerinin rengi laciverde ya da siyaha döner. Yiyeceklerde nişastanın varlığı bu yöntemle saptanır. Bitkiler bir yandan da binlerce glikoz molekülünü birleştirerek hücre duvarlarını oluşturan selülozu yapar.

    Bitkiler şeker ve nişasta ürettiklerinde, güneş ışığındaki enerji bu maddelerde depo lanmış olur. İnsan gibi dışbeslek canlıların en önemli enerji kaynağı karbonhidratlardır. Bu temel besinleri ekmek ve patates gibi nişastalı yiyeceklerden, işlenmiş şekerden ve tatlılar dan alırız. Hatta birçok uzmanın görüşüne göre gereğinden çok alırız.

    Sindirimden sonra, bağırsaklardan emilen glikoz kan dolaşımıyla karaciğere taşınır. Glikoz molekülleri glikojen oluşturacak bi çimde birbirine bağlanarak karaciğerde ve kaslarda depolanır. Vücudun glikoza gereksi nimi olduğunda glikojen glikoza parçalanır ve bu dönüşümdeki kimyasal tepkimeler sonu cunda, örneğin kasları hareket ettirmek için gerekli enerji sağlanmış olur. Eğer aşırı çaba, hastalık ya da açlık nedeniyle vücudun glikojen yedeği tükenirse, bu kez depolanmış olan yağlar, hatta bazen proteinler karbohidratlara dönüştürülerek enerji kaynağı olarak kullanılır. Buna karşılık gereğinden çok karbonhidratla beslenen kişilerde tüketilemeyen glikoz fazlası yağa dönüştürülerek vücutta depolanır ve insan giderek şişmanlar. Uzmanlar aşırı miktarda alınan işlenmiş şekerin diş çürümelerine, şeker ve kalp hastalıklarına yol açtığı kanısındadırlar.

  3. #3
    Karbonhidratlar

    Karbonhidratlar, en basitinden en gelişmişine kadar bütün canlıların hücrelerinde bulunan ve karbon, hidrojen ile oksijenden oluşan çok önemli organik bileşiklerdir. Örneğin "şeker" adı altında toplanan çeşitli bileşikler ile nişasta ve selüloz birer karbonhidrattır. Bu bileşikler moleküllerindeki karbon atomlarının sayısına göre sınıflandırılır ve karbon sayısı arttıkça bileşiğin yapısı da giderek karmaşıklaşır. Bu sınıflandırmaya göre karbonhidratların en basit üyeleri glikoz (üzüm şekeri), früktoz (meyve şekeri) ve galaktoz gibi altı karbon atomu içeren basit şekerler ya da monosakaritlerdir. İki monosakaritin birleşmesiyle sakaroz ya da sükroz (bildiğimiz sofra ya da çay şekeri), laktoz (süt şekeri) ve maltoz (malt şekeri) gibi disakarit-ler, çok sayıda monosakaritin birbirine bağlanmasıyla da nişasta ve selüloz gibi karmaşık yapılı polisakaritler oluşur.

    Hemen hemen bütün karbonhidratlarda hidrojenin oksijene oranı ikiye birdir. Başka bir deyişle, su molekülünde (H2O) olduğu gibi karbonhidrat moleküllerinde de her oksijen atomuna karşılık iki hidrojen atomu bulunur. Örneğin en basit karbonhidratlardan biri olan glikozun kimyasal formülü C6H12O6'dır. Bu formül, her glikoz molekülünde 6 karbon [C], 12 hidrojen [H] ve 6 oksijen [O] atomu bulunduğunu gösterir.

    Glikoz ve früktoz gibi basit şekerler meyvelerin pek çoğunda, bitkilerin balözünde ve balda bulunur. Pastane ve fabrikalarda büyük çapta üretilen tatlı, reçel ve şekerlemeler de genellikle evlerde kullandığımız şekerden (sakarozdan) daha ucuz olan glikozla yapılır. İnsan ve hayvanların kanında çözünmüş olarak bütün hücrelere taşınan şeker de gene glikoz biçimindedir. Çünkü, yiyeceklerle alınan nişasta gibi daha karmaşık karbonhidratlar sindirim sırasında parçalanarak glikoza dönüşür. Kandaki glikoz miktarı insanın sağlıklı ya da hasta olduğunun önemli göstergelerinden biridir. Örneğin şeker hastalığında kandaki şeker miktarı normal değerin çok üstüne çıkabilir.

    Evlerde yiyecek ve içeceklerimizi tatlandırmak için kullandığımız tozşeker ya da kesme-şeker, şekerpancarının köklerinden ve şeker-kamışının gövdesinden elde edilen sakaroz ya da sükrozdur. C12H22O11 formülüyle gösterilen bu disakarit bir glikoz ile bir früktoz molekülünün birleşmesiyle oluşur. Birbirine bağlanmış iki glikoz molekülünden oluşan maltoz (malt şekeri) çimlenmiş arpadan, yani malttan elde edilir. Glikoz ile galaktozun birleşmesiyle oluşan laktoz (süt şekeri) ise bütün memelilerin sütünde bulunur. Yiyeceklerle alınan bu karmaşık şekerler de gene sindirim sırasında parçalanır ve birbirine bağlanmış olan basit şekerlere indirgenir. İster basit, ister birleşmiş halde bulunsun bütün şekerler tatlıdır ve hepsi suda kolayca çözünür.

    Bütün karbonhidratların temel kaynağı yeşil bitkilerdir. Yeşil bitkiler, yapraklarındaki klorofil pigmentinin yardımıyla ve güneş ışığından sağladıkları enerjiyi kullanarak, karbon dioksit ile sudan glikoz üretirler. Fotosentez denen bu süreçte oluşan glikozun binlerce molekülü birbirine bağlanarak nişastaya dönüştürülür ve fasulye ile buğdayda olduğu gibi bitkinin tohumlarında, patates ve havuçta olduğu gibi köklerinde ya da yumrularında yedek besin olarak depolanır. Hücrelerin içinde depolanan nişasta çok küçük tanecikler biçimindedir. Eğer üstlerine iyodun sudaki çözeltisi damlatılırsa nişasta taneciklerinin rengi laciverde ya da siyaha döner. Yiyeceklerde nişastanın varlığı bu yöntemle saptanır. Bitkiler bir yandan da binlerce glikoz molekülünü birleştirerek hücre duvarlarını oluşturan selülozu yapar.

    Bitkiler şeker ve nişasta ürettiklerinde, güneş ışığındaki enerji bu maddelerde depolanmış olur. İnsan gibi dışbeslek canlıların en önemli enerji kaynağı karbonhidratlardır. Bu temel besinleri ekmek ve patates gibi nişastalı yiyeceklerden, işlenmiş şekerden ve tatlılardan alırız. Hatta birçok uzmanın görüşüne göre gereğinden çok alırız.

    Sindirimden sonra, bağırsaklardan emilen glikoz kan dolaşımıyla karaciğere taşınır. Glikoz molekülleri glikojen oluşturacak biçimde birbirine bağlanarak karaciğerde ve kaslarda depolanır. Vücudun glikoza gereksinimi olduğunda glikojen glikoza parçalanır ve bu dönüşümdeki kimyasal tepkimeler sonucunda, örneğin kasları hareket ettirmek için gerekli enerji sağlanmış olur. Eğer aşırı çaba, hastalık ya da açlık nedeniyle vücudun glikojen yedeği tükenirse, bu kez depolanmış olan yağlar, hatta bazen proteinler karbohidratlara dönüştürülerek enerji kaynağı olarak kullanılır. Buna karşılık gereğinden çok karbonhidratla beslenen kişilerde tüketilemeyen glikoz fazlası yağa dönüştürülerek vücutta depolanır ve insan giderek şişmanlar. Uzmanlar aşırı miktarda alınan işlenmiş şekerin diş çürümelerine, şeker ve kalp hastalıklarına yol açtığı kanısındadırlar.

    Hangi besinlerde bulunur?
    Ekmek, tahıllar, kurubaklagiller, şeker ve şekerli gıdalar, meyveler, süt ve süt ürünleri, sebzeler. Yani et ve yağ dışındaki tüm besinlerde karbonhidratlar bulunur.


  4. #4
    qerçektn işime yaradı çok tesekkürler
  5. #5
    kahverengi uzerinde siyah yazilar guclukle okunuyor okumayada calismadim bu yuzden.
  6. #6
    Misafir Nickli Üyeden Alıntı
    kahverengi uzerinde siyah yazilar guclukle okunuyor okumayada calismadim bu yuzden.
    Bir dahakine çingene pembesiyle yazarız arkadaşım.

  7. #7
    okudum arkadaşım güzel bilgiler. selüloz kısmı hoşuma gitti:d sonra ben kabızım diye gezerler:D saol
  8. #8
    bu bilgiler çok iyi yazan kişiye çok teşekkür edrim
  9. #9
    Kayıtsız Üye Nickli Üyeden Alıntı
    qerçektn işime yaradı çok tesekkürler
    asssssssssssssss

  10. #10
    Teşekkürler güzle bir döküman olmuş, karbonhidratları şimdi daha iyi anladığımı söyleyebilirim...
  11. #11
    Cok dogru diyosun bunlarla odevime cok yardimettin