Çevre Sorunları Nelerdir? - Delinetciler Portal

Çevre Sorunları Nelerdir?

  1. sponsorlu bağlantılar
    Günümüzdeki Çevre Sorunları

    Çevre sorunları, insanların yaşadıkları doğal ortamı bozmaları ile ortaya çıkar. İnsanlar kendilerine daha iyi yaşama koşulları sağlamak için çevreye zarar verirler.

    Çevre Sorunları

    Ülkemizde özellikle büyük şehirlerde kalitesiz yakıt kullanımından dolayı hava kirliliği meydana gelmektedir. Fabrikalardan ve evlerden çevreye atılan bazı maddeler (poşet gibi) toprak kirliliğine neden olur.

    Özellikle sanayi bölgelerinin yakınındaki kentlerin kanalizasyonları akarsular, deniz ve göllerin kirletilmesine neden olmaktadır. Ayrıca gemilerden boşaltılan bazı maddeler ve deniz kazaları bu kirlenmeyi artırmaktadır.

    Su ve toprak kirliliğine neden olan maddelerin bir kısmıda katı atıklardır. Katı atıklar; plâstik maddeler, cam ürünleri, metalik maddeler (konserve ve meşrubat) ve ağaç ürünleri (kağıt, karton gibi).

    Çevre Sorunları 2

    Özellikle büyük kentlerde arabaların motor ve klakson gürültüleri ile bazı eğlence yerleri ve bazı iş yerleri de gürültü kirliliğine neden olmaktadır.

    Çevre sorunlarının çözümünde bize ve devlete düşen görevler;

    · Ormanlarda izinsiz ağaç kesmeyip, ateş yakmamalıyız.
    · Fabrikaların zehirli atıkları ve kanalizasyon suları akarsulara, göllere ve denizlere akıtılmamalıdır.
    · Çöpleri rastgele çevreye, akarsulara, göllere ve denizlere atmamalıyız.
    · Kaliteli yakıtlar kullanmalıyız.
    · Çevre sorunlarının çözümü için sivil toplum kuruluşlarına yardımcı olmalıyız.
    · Çevre sorunlarının önlenmesi için devletin çeşitli zorunluluklar getirmesi gerekmektedir.
    · Çevre bakanlığı daha aktif bir şekilde çalışmalıdır.
    · Yerel yönetimler çevre sorunlarına daha fazla ilgi göstermelidir.

    sponsorlu bağlantılar

      Konuyu Beğendin mi?
  2. Çevre kirliliği. Çevre; dünya üzerinde yaşamını sürdüren canlılarının hayatları boyunca ilişkilerini sürdürdüğü dış ortamdır. Diğer bir deyişle "ekosistem" olarak tanımlanabilir.

    Hava, su ve toprak bu çevrenin fiziksel unsurlarını, insan, hayvan, bitki ve diğer mikroorganizmalar ise biyolojik unsurlarını teşkil etmektedir.
    Doğanın temel fiziksel unsurları olan, hava, su ve toprak üzerinde olumsuz etkilerin oluşması ile ortaya çıkan ve canlı öğelerin hayati aktivitelerini olumsuz yönde etkileyen cansız çevre öğeleri üzerinde yapısal zararlar meydana getiren ve niteliklerini bozan yabancı maddelerin hava, su ve toprağa yoğun bir şekilde karışması olayına "çevre kirliliği" adı verilmektedir.

    Gelişen teknolojinin yaşamımıza getirdiği rahatlık yanında, bu gelişmenin tabiata ve çevreye verdiği kirliliğin boyutu her geçen gün hızla artmaktadır. Yaşamı daha mükemmel hale getirmek, daha sağlıklı ve uzun bir ömür sağlayabilmek amacına dönük bu gelişmelerin, gerek kırsal, gerek kentsel alanlarda olsun, doğal kaynakları bozduğu su, hava, toprak kirlenmesine yol açtığı, bitki ve hayvan varlığına zarar verdiği son yıllarda inkar edilemez bir gerçek haline dönüşmüştür.

    Konu başlıkları
    1 Hava kirliliği
    2 Su kirliliği
    3 Toprak kirliliği
    4 Radyoaktif kirlenme
    5 Işık kirliliği

    Hava kirliliği

    Atmosferde toz, duman ve saf olmayan su buharı şeklinde bulunabilecek kirleticilerin, insanlar ve diğer canlılar ile eşyaya zarar verebilecek miktarlara yükselmesi, "Hava Kirliliği" olarak nitelenmektedir. Havayı kirleten maddelerin sınır değerleri (havada zararlı olmayacak derecedeki en yüksek değerleri), her ülkenin ilgili kuruluşları tarafından yönetmeliklerle belirlenir. Kirletici maddelerin niteliğine göre, canlılara vereceği zarar şekil ve dereceleri de değişir. Hava kirliliğine karşı alınabilecek önlemler, kirlilik kaynağına göre (fabrika, termik santral, konutlar, taşıt araçları) çok çeşitlidir. Bu önlemler başta eğitim alınmak üzere teknik, hukuksal önlemler olmak üzere başlıca 3 grupta toplanabilir. Bir çok ülkenin hava kirliliğinin sınırı vardır fakat gelişmiş ülkeler bu sınırı aşmaktadır.

    Su kirliliği

    Su kirliliği, istenmeyen zararlı maddelerin, suyun niteliğini ölçülebilecek oranda bozmalarını sağlayacak miktar ve yoğunlukta suya karışma olayıdır. Konutlar, endüstri kuruluşları, termik santraller, gübreler, kimyasal mücadele ilaçları, tarımsal sanayi atık suları, nükleer santrallerden çıkan sıcak sular ve toprak erozyonu gibi süreçler ve maddeler su kirliliğini meydana getiren başlıca kaynaklardır. Bunların hepsi doğrudan doğruya veya dolaylı olarak canlı ve cansız varlıklara zarar vermektedir. Suların kirlenmesine karşı alınabilecek önlemler iki grupta toplanabilir:
    Su kullanımında tasarruf sağlayacak önlemler (ev idaresi, tarımsal sulama, sanayide su kullanımı vb.).
    Suları temizleyen teknik önlemler. Birinci gruba giren önlemler, atık kirli su miktarını azaltmayı öngörmektedir.Teknik önlemler ise, suyun kirlenmesini ve kirlenmiş suların arıtılmasını sağlarlar.

    Toprak kirliliği

    Toprağın verim gücünü düşürecek toprak kirliliği veya toprak kirlenmesi olarak nitelenir. Toprak kirlenmesi, hava ve suları kirleten maddeler tarafından meydana getirilir. Örneğin, kükürtdioksit oranı yüksek olan bir atmosfer tabakasından geçen yağmur damlacıkları "asit yağışları" halinde toprağa gelir. Toprak içine giren bu asitli sular ağaç kökenlerini, bitkisel ve hayvansal toprak canlılarını zarara uğratır. Toprağın reaksiyonunu etkileyerek besin maddesi dengesini bozar, taban sularını içilmez hale getirir. Aynı şekilde çöp yığınlarından toprağa sızan sular, kirli sulama suları, gübre çözeltileri, radyoaktif maddeler, uçucu küller, toprağı kirleten madde ve kaynaklardır. Toprak kirliliğini önlemek için çok çeşitli teknik geliştirilmektedir.

    Radyoaktif kirlenme

    Nükleer enerji santralleri, nükleer silâh üreten fabrikalar, radyoaktif madde artıkları radyoaktif kirlenme yaratan başlıca kaynaklardır. Radyoaktif maddeler yaymış oldukları elektronla hava, su, toprak ve bitkilere zarar verir. Radyoaktif maddeye sahip (radyasyonlu) hayvansal ürünler (et, balık, süt, vb.) ve bitkiler, bu zararlı maddeyi besin zinciri ile insanlara ve diğer canlılara taşır. Bunun sonucunda bağışıklık mekanizmasını felce uğratmak, organları zedelemek gibi tedavisi olanak dışı olan hastalıklar meydana gelir.

    Işık kirliliği

    Işık kirliğinin sebepleri:lazerler ve gereksiz aydınlatmalardır.Işık kirliliği bu sebeplerin gece havada aşırı aydınlık oluşturmasıdır.Bu aşırı aydınlık canlılara zarar vermektedir.

    Örneğin:

    • Deniz kaplumbağaları yumurtadan çıktıklarında denizin üzerindeki ay yansımasını ararlar ama aşırı aydınlatmalardan dolayı bir kısmı ayın yansıması ayırt edemez ve bu nedenden dolayı açlıktan veya avlanmaktan dolayı ölmektedir.

    • Kuşlar uçarken aya göre yön bulurlar.Ama aşırı aydınlatmalardan dolayı hangisinin ay olduğunu bilemezler ve göç edemeyip ölürler. Ve ayrıca gereksiz aydınlatmalar şunlara da sebep olur:

    • Yeryüzündeki teleskoplar gök cisimlerini gözlemleyemez.

    • Karbon ayak izini büyütür. Aydınlatmalar bilinçli kullanıldığında bunlardan hiç biri olmaz.Lazerler gökyüzündeki cisimlerin görüntüsünü azalttığı için ışık kirliliğine yol açmaktadır.

  3. İnsanoğlu dünyaya geldiği ilk andan itibaren yaşam kalitesini geliştirmek için çaba harcamıştır. İlk çağlardan itibaren hayatta kalma mücadelesi veren insan paletliktik dönemden (Yontma Taş Devri ) itibaren doğa ile etkileşimleri başlamıştır. Paletliktik dönemde insanın doğaya pek fazla etkisi olmamıştır. İnsanlık, gerek beslenme gerekse barınma ihtiyaçlarını karşılamak için doğayı bozmadan doğadan yararlanmıştır. Doğada bulunan besinlerin kullanılması (öncelikli olarak çiğ tüketilen besinler ateşin bulunması ile pişirilerek tüketilmiştir.) ve doğal barınma ortamlarının (mağaralar) kullanılmasından dolayı, doğal çevre üzerinde çok fazla etki yapmamıştır.

    İnsanın doğal çevre üzerine baskısı tarımın keşfi ile başlamıştır. Tarım uygulamalarında toprağın ve suyun hatalı kullanılması sonucu, tahribatlar oluşmaya başlamıştır. Bütün çevre sorunları geçtiğimiz 100 yıl içerisinde yaşanmıştır. Sanayi inkilabının etkisi ile sanayi üretimi fabrika atıkları ve dumanları, fosil yakıt kullanımındaki artış sera gazı emisyonunu artırarak ozon tabakasına zarar vermiş, bazı bölgelerde asit yağmurlarının görülmesine neden olmuştur. Özellikle fosil yakıtların (petrol, benzin, mazot vb. ) aşırı kullanımı, sera gazlı emisyonuna neden olmuştur. Sera gazı emisyonu küresel ısınmadır. Küresel ısınma insanlar tarafından atmosfere salınan gazların etkisiyle dünya yüzeyinde sıcaklığın artmasıdır. Daha ayrıntılı açıklamak gerekirse dünyanın yüzeyi güneş ışınları tarafından ısıtılıyor, dünya bu ışınları tekrar atmosfere yansıtıyor ama bazı ışınlar, su buharı, karbondioksit ve metan gazının dünyanın üzerinde oluşturduğu doğal bitki örtüsü tarafından tutuluyor. Bu da yeryüzünün gereğinden fazla ısınmasına sebep oluyor. Fosil yakıtların yakılması, hızlı nüfus artışı ve toplumdaki tüketim eğilimini artması karbondioksit, metan ve diazot monoksit gazların atmosferdeki yığılması artış göstermektedir.

    4800_images_(2) Hızlı kentleşme ve endüstrileşme sonucunda oluşan alan açığı, genellikle tarım potansiyeli olan otlak, mera veya orman alanlarının tahrip edilerek şehirsel alanlara dönüştürülmesine neden olmaktadır. Kağıt ihtiyacı için ağaçların kesilmesi, ulaşım amacıyla yol tünel köprülerin yapılması, enerji kaynakların kullanılması esnasında yaşanan kazalar, doğal çevrenin kirlenmesinde ve doğa dengesinin bozulmasına neden olmaktadır. 1970''lerden sonra fark edilen çevre sorunları için çevre projeleri geliştirilmeye başlanmıştır. Bu projelerle ilgili ilk çalışma 1972 yılında Stocholm Konferansında atılmıştır. Bu konferansta 5 Haziran Dünya Çevre Günü olarak kabul edilmiştir. Çevre sorunları konusunda çalışma yapan önemli kurum ve kuruluş, üniversite ve gönüllü organizasyonlar mevcuttur.

    4800_14835

    Ülkemizde önemli çevre sorunlarından biri de su kirliliğidir. Özellikle yoğun yerleşim ve endüstri kuruluşlarının yakınında bulunan akarsu, göl ve diğer su kaynakları kirletilmektedir. Sanayi ve evrensel atıkların doğrudan sulara atılması suları kirletmektedir. Özellikle Marmara Bölgesinde bulunan Susurluk ve Ergene nehirleri, Manyas ve Sapanca gölleri yoğun endüstri atıkları nedeniyle kirlenmektedir. Nehir ve göllerdeki kirlenme içme ve sulama suyu olarak kullanılan bu tatlı su kaynaklarının yok olmasına ileride su sorunları çıkmasına yol açacaktır.Yine bazı balıkların ve canlıların yaşama alanları yok olacaktır.

    Tatlı sularda ki bu kirlenme, ileride salgın hastalıklara neden olacak ve canlı yaşamını tehdit edecektir. Sanayi atıklarından dolayı yaşanan kirliliğin engellenmesi için sanayi bölgeleri akarsu, göl ve su kaynaklarının yanlarına yapılmamalıdır. Sanayi sistemlerinde arıtma sistemleri kullanılarak havaya karbondioksit ve türevleri olan zararlı gazların salınması azaltılmalıdır. Rüzgar, Güneş ve jeotermal enerji gibi çevreci yenilebilir enerji kaynaklarının kullanımının yaygınlaştırılması sağlanmalıdır. Kent ısıtmasında kömür yerine daha temiz olan doğal gaz kullanımı yaygınlaştırılmalıdır.

  Okunma: 130859 - Yorum: 2
Kullanıcı Değerlendirmesi
3.7 - 5 (1199 oy)
Amp Version