Erzurum Hakkında Genel Bilgiler - Delinetciler Portal

Erzurum Hakkında Genel Bilgiler

  1. sponsorlu bağlantılar
    Yüzölçümü: 25.066 km²
    Nüfus: 848.201 (1990)

    Doğu Anadolu Bölgesi'nin en büyük kenti olan Erzurum oldukça eski bir yerleşim birimidir. Palandöken Dağı eteklerinde kurulu olan kent son yıllarda kış turizmi açısından büyük önem kazanmıştır. Tarihi yönden çok zengin bir çok eseri barındıran ve adeta bir kültür merkezine benzeyen kent günümüzde önemli bir turizm potansiyeli taşımaktadır.


    İLÇELER

    Erzurum (merkez), Aşkale, Çat, Hınıs, Horasan, Ilıca, İspir, Karaçoban, Karayazı, Köprüköy, Narman, Oltu, Olur, Pasinler, Pazaryolu, Şenkaya, Tekman, Tortum, Uzundere.


    Pasinler: Pasinler ilçesi, IV. yy.da Bizanslıların, 615 yılında Arapların, 1084 yılında ise Türklerin eline geçmiştir.
    Pasinler'de bulunan 3702 kişi kapasiteli, 39 derece su sıcaklığı olan termal tesis, ilçe dışından gelen hastalara konaklama hizmetiyle birlikte; böbrek,sindirim sistemi, idrar yolları, romatizma, siyatik, lumbago, nevralji ve çeşitli kadın hastalıklarının tedavisinde olumlu etki yapmaktadır.

    Köprüköy: Köprübaşında kurulmuş köy anlamına gelen Köprüköy'ün kuruluşu çok eskilere dayanmaktadır.
    Köprüköy (Deli Çermik) Kaplıca suları, sindirim sistemi, böbrek ve idrar yolları, kan dolaşımı ve kalp hastalıkları, metabolizma bozuklukları ve romatizmal hastalıklara olumlu etki yapmaktadır. Su sıcaklığı 26 derecedir.

    Uzundere: İlçenin 3000 yıla yakın geçmişi vardır.
    İlçe sınırları içinde bulunan Tortum Gölü ve Tortum Şelalesi yaz aylarında çok sayıda yerli ve yabancı turistin uğrak yeridir. İlçeye bağlı Çamlıyamaç Köyü'nde l0.yy 'dan kalma Öşvank Gürcü Kilisesi bulunmaktadır.

    Ilıca: Yapılan araştırmalar Ilıca'daki hayatın M.Ö.4000'li yıllara kadar uzandığını göstermektedir.
    İlçede kükürtlü sıcak su kaynakları bulunmakta, termal tesisler sayesinde şehir dışından gelen hastalara da konaklama ve tedavi için olanaklar sağlanmaktadır. Kaplıcalarda kadın hastalıkları, romatizma, mide, bağırsak, karaciğer, safra kesesi, beslenme bozuklukları gibi rahatsızlıkları olumlu etkilediği bilinmektedir.

    İspir: Kuruluşu M.Ö. 19. yy.a kadar inen İspir,Yavuz Selim'in 1514!deki İran seferi sonrası Osmanlı hakimiyetine girmiştir. Dünyanın en hızlı akan nehirlerinden birisi olan Çoruh nehri Rafting sporu için oldukça elverişlidir.

    Olur: Turizm açısından önemli bir potansiyel göstermekte olan ilçenin Keçili Köyü'ndeki Van Kilisesi, Yıldızkaya Köyü'ndeki Kivi Mağarası görülmeye değerdir .


    ‘‘... Erzurum'un kışı zorludur balam,


    Tandırda tezek yakar Erzurum.

    Buz tutar yiğitlerin bıyığı,

    Erzurum'da kaskatı, dimdik ölür adam;

    Kabullenmez yılgınlığı...''


    Nazım Hikmet

    sponsorlu bağlantılar

      Konuyu Beğendin mi?

    Güncelleme : 2013-07-31
  2. ERZURUM YEMEKLERİ

    A- ÇORBALAR

    1-Ayran Aşı: Ayran aşı, Ramazanda, iftar sofralarında 30 gün süre ile baş köşede yerini alır. Ramazan ayları dışındada pişirilir. Diğer yörelerde adı yoğurt çorbası olan bu çorbaya Erzurum'da ayran aşı denir. Bir ölçek gendime (aşlık) iyice pişirilir. Başka bir kapta hazırlanan ve içine birazcık un katılan yoğurt (buna urva denir) gendime ile karıştırılarak ateş üzerine konur. Kaynayıncaya kadar karıştırılır. Diğer tarafta hazırlanan köfteler içine katılır.Aş otu dene ve Erzurum'da yetişen maydanoz türü çok güzel bir ot ilave edilir. Bir tavaya bir baş soğan doğranır.Tereyağında pembeleşinceye kadar kızartılır (buna soharıç) denir. Çorbanın üzerine dökülür ve sıcak sıcak servis yapılır. Ayran aşı yoğurtla yapıldığı gibi yayık ayranından yapılırsa eğer tadına doyum olmaz.

    Erzurum Ayran Aşı Çorbası
    Erzurum Ayran Aşı Çorbası

    2-Kesme Aşı: Açılan yufkalar erişte gibi kesilir ve bir bez üzerine serilir. Diğer taraftan bir ölçek mercimek pişirilir. Pişen mercimeğin üzerine kesilmiş olan hamur ilave edilir, suyu ayarlanır. 15-20 dakika kaynadıktan sonra ateşten indirilir. Bir tavada bir baş soğan tereyağında pembeleşinceye kadar kavrulur ve tencerenin içine dökülür.Çorbaya tat vermesi için "tarhım" denilen güzel kokulu bir ot katılır. Sıcak sıcak servis yapılır. Tarhın yeşil olarak ta kullanıldığı gibi kurutularak da kullanılır.

    3-Herle Aşı: Bir miktar un tereyağında iyice kavrulur, üzerine bir miktar su konur ve devamlı karıştırılır. 15-20 dakika kaynatılır ve sıcak sıcak içilir. Bu çorba bilhassa kış aylarında yapılır. Hastalara herle çorbası içirilerek terletilir ve şifaya kavuşmaları sağlanır.

    B-BÖREKLER VE MANTILAR

    1-Su Böreği: Yurdumuzun hemen hemen her yöresinde su böreği olarak bilinmektedir. Yalnız Erzurum'da yapılan su böreğinin ayrı bir özelliği vardır. Börek hamuruna, her künde (parçaya) bir yumurta isabet edecek edecek şekilde kırılır. Hamur kuvvetlice en az yarım saat yoğrulur. Yufkalar tepsinin büyüklüğüne göre açılır. Yufkanın ince olması böreğin tadı yönünden önemlidir. Tepsinin altı yağlanır, açılan ilk yufka haşlanmadan tepsinin altına serilir. Yufkalar kaynayan suya atılır ve bir dakika bekletilir. Sıcak sudan çıkan hamur soğuk su tenceresine atılır. Oradan çıkan yufkalar kuru bir bezle suyu alındıktan sonra tepsiye serilir. Serilen yufkaların arasına eritilmiş yağ gezdirilir.Yufkaların yarısı serildikten sonra tepsiye bol civil peynir ( tel peynir ) ve maydanoz serpiştirilir. Geri kalan yufkalar haşlanarak ve araları yağlanarak tepsiye yerleştirilir. En üste konan yufka haşlanmaz. Bilahare ocak üstünde yavaş yavaş kızartılır. Bir yüzü kızartıldıktan sonra ters yüz yapılarak diğer yüzüde aynı şekilde kızartılır. Sıcak sıcak servis yapılır.

    2- TANDIR KETESİ: Bol tereyağla hazırlanan hamur ekşidikten sonra arasına unla hazırlanan iç konulur tandırda kızartılır. Tandır ketesinin hamurundan içsiz olarak yapılan ve "Gugul" denilen çörekte yapılır.Ekmek hamurundan büyük somunlar tandırda kızartılır, içi ufalanarak "Babıko" denilen tereyağı ve balla yenen bir yemekte yapılmaktadır. Bunun yanında yufkanın kızartılıp yağlanarak katlanıp bal ile yenilen şeklide vardır.

    3- SİNİ KETESİ: 2 ölçü yağ, 1 ölçü su, bir tutam tuzla hazırlanan hamur bir saat dinlendirilir. Nişastayla incecik açılan yufkanın üzeri erimiş yağla yağlanır. Başka bir kapta yağ eritilir ve içine un ilave edilerek kavrulur. Bu kavrular iç kenarlarından katlanan yağlanmış yufkanın arasına konulur dört ucu bohça şeklinde üst üste getirilir. Üzeri yumurtalanır fırında kızartılır.

    4-Tatar Böreği: Hamur iyice yoğrulduktan sonra yufka açılır. Yufkalar börek yufkası gibi değil biraz kalındır. Açılan yufkalar parçalara bölünür. Bu parçalar üçgen şeklinde küçük küçük parçalara ayrılır. Kaynayan suya atılır, haşlanır. Suyu süzüldükten sonra tepsiye alınır, üzerine bol sarımsaklı yoğurt ve kızgın tereyağı dökülür.Bunun üzerine zevke göre, ya kavrulmuş kıyma veya küçük küçük doğranmış ve tereyağında pembeleşinceye kadar kavrulmuş soğan dökülür. sıcak olarak yenir.

    5-Hıngel: Yurdumuzun her yöresinde mantı olarak bilinmekte ve yenilmektedir. Erzurum'da hıngel (mantı) sulu ve susuz olarak iki şekilde pişirilmektedir.

    A-Susuz Hıngel: Hamur iyice hasıllanır. Yufka şeklinde açılır, kesilir içine evvelce hazırlanmış kıyma konur. Yarım daire veya bohça şeklinde kapatılır. Kaynamakta olan suyun içine atılır ve haşlanır. Piştikten sonra suyu süzülür. Geniş bir tepsiye alınır. Üzerine sarımsaklı bol yoğurt ve kızdırılmış tereyağı dökülerek yenir.

    B-Sulu Hıngel: Hazırlanışı aynen susuz hıngel gibidir. Haşlama suyu dökülmez, bol salça ve bir miktar tereyağı konur. Suyu ile birlikte tepsiye dökülür. Üzerine sarımsaklı yoğurt , kızdırılmış tereyağı ve salça dökülerek servis yapılır.

    C-SEBZE YEMEKLERİ VE PANCARLAR

    1-Çiriş Pancarı: Çiriş ilkbaharın bitimi ile, yazın başlangıç aylarında yetişen ve yaprakları zambağa benzeyen, yabani bir bitkidir. Her Erzurumlu senede bir kere çiriş pancarı yer. Ciriş pancarının şifalı olduğuna inanılır. Kavurma ile pişirildiğinde tadına doyum olmaz. Parça etle de pişirilir. Pişirme işleme aynen ıspanakta olduğu gibidir. Çiriş kurutularak çiriş unu elde edilir, zamk ve tutkal yerine yapıştırıcı olarak kullanılır.

    2-Çortutu Pancarı: Şalgam turşusu Erzurum'da çok meşhurdur. Şalgamlar, ilk önce daire daire, sonra küçük parmak kalınlığın da ve boyunda kesilerek, küplere turşu kurulur. Turşuya koku vermesi içinde içine reyhan katılır.Turşu olduktan sonra çortutu pancarı yapılır. Bir miktar şalgam turşusuna, bir ölçek pirinç veya bulgur katılır, ayrıca parça et veya kavurma ile pişirilir. Şalgam turşusuna "çortutu" turşusundan yapılan bu pancara da "çortutu pancarı" denir. Bilhassa kış aylarında yapılır.

    3-Şalgam Çırtması: Şalgam ilk önce daire şeklinde sonra da bu daireler parmak kalınlığında uzun uzun kesilir ve haşlanır.Suyu süzülür. Haşlanmış şalgama evvelce hazırlanmış ve pişirilmiş yağlı kıyma, biraz tereyağı ilave edilerek bir tavada karıştırılır.Üze rine baharat (karabiber vs) dökülerek sıcak sıcak yenir.

    4-Çeç Pancarı: Şalgamın yeşil saplarına "çeç" denir. İçine bulgur veya pirinç katılarak, ıspanak gibi parça et veya kavurma ile pişirilir. Üzerine sarımsaklı yoğurt dökülür yenir.

    5-Çaşır Kavurması: Çaşır,çiriş gibi dağlarda yetişen buruk bur tadı olan yabani bir bitkidir.Çaşır yenildiği gibi,patates haşlama
    sıyla karıştırılıp tereyağında kavrularak da yenir.Bunun dışında çaşır haşlanır, haşlanan çaşır un ve yumurtaya batırılarak yağda kızartılır, buna çaşır kızartması denir. Erzurumlu yılda en az bir defa çaşır yer. Şifalı olduğuna inanılır.

    6-Borani: Patatesin her türlü yemeği yapılır. Boranide bunlardan biridir. Patates haşlanır, kabukları soyulur ve bir tepsiye doğ-
    ranır. Üzerine bol sarımsaklı yoğurt ve kızdırılmış tereyağı dökülür, sıcak olarak yenir.

    D-HAŞILLAR VE KUYMAKLAR

    Haşıllar; un haşılı ve pıt pıt haşılı olmak üzere iki türlü yapılır.
    1-Un Haşılı: Bir ölçek un , su ile karıştırılır ve ateş üzerine konur. Katı bir kıvam alıncaya kadar karıştırılarak pişirilir. Bir tepsiye alınır, ortası çukurlaştırılır ve bu çukura erimiş tereyağı ve bal doldurulur. Kaşıkla alınan hamur yağ ve karışımına batırılarak yenilir.

    2-Pıt Pıt Haşılı: Çok ince bulgur ve un karıştırılır. Aynen un haşılındaki olduğu gibi pişirilir. Tereyağı bal karışımına batırılarak yenir.

    3-Peynir Kuymağı: Tavada kızdırılmış tereyağına bir miktar taze civil peynir veya yağlı peynir konur. Üzerine birkaç yumurta kırılır ve karıştırılır. Peynirler tamamen eridikten sonra ocağın üzerinden alınır ve sıcak sıcak yenir.

    4-Un Kaymağı: Bir ölçek un bir kapta sulandırılır. Bir tavaya bir miktar tereyağı konularak eritilir. Eriyen tereyağına hazırlanan un bulamaca yavaş yavaş karıştırılarak dökülür. Un katılaşıp yağ, yağ, pişen hamurun üzerine çıkıncaya kadar ateşte pişirilir.

    E-TATLILAR

    1-Kadayıf Dolması:

    Su ve şekeri karıştırarak şerbet yapın. Kadayıfın içine çekilmiş olan cevizleri koyun ve yaprak sarma şeklinde sarın. Kırdığınız yumurtalara batırın ve yağda kızartın. Servis tabağına alın, şerbet dökün. Soğuduktan sonra servise hazırdır.


    KULLANILAN MALZEMELER

    750 gr kadayıf
    2 su bardağı ceviz içi
    6 adet yumurta
    2 su bardağı su
    4 su bardağı şeker
    Ayçiçekyağı

    2-Poğaça: Poğaç, tandır olan evlerde ve bilhassa köylerde yapılır. Özel bir yemektir. Hamur börek gibi hazırlanır. Hamur tereyağı süt veya yoğurt katılarak yoğrulur ve bir siniye yayılır. Üzerine de bir sini kapatılarak tandıra indirilir. Üstüne bol miktarda kor haline gelmiş kül karışımı ateş konur. Her iki yüzü kızardıktan sonra tandırdan çıkarılır. Üzerine bol tereyağı ve bal şerbeti
    dökülerek sıcak sıcak yenir.

    3-Hasıta: Bilhassa doğum yapan kadınlara doğumun akabinde güç kazanması için yedirilir. Bir miktar nişasta iyice sulandırılır .İçine bol miktarda şeker katılır. Bir tavada kızdırılmış tereyağına, hazırlanmış bu sıvı dökülür, 1-2 dakika karıştırılır ve yenir.

    4-Keysefe: Malatya kaysısı, hoşaf halinde pişirilir. Kaynatılarak suyu çekilir, üzerine tereyağı dökülür ve sıcak sıcak yenir.

    5-Pestil Çullaması:Tatlı pestil ufak ufak doğranır,bir tavaya bir miktar tereyağı konularak eritilir.Pestiller tereyağının bulunduğu tavaya dökülür ve beklenir. Üzerine yumurta kırılır ve karıştırılır, Sıcak olarak da yenir.

    6-Dut Çullaması: Bir miktar dut yıkanır bir kaba konur. Tereyağında pişirilir. Pişirilme şekli aynen pestil çullamasındaki gibidir.

    F-DİĞER YEMEKLER

    1-KIYMA: Orta yağlı kıymanın içerisine soğan ilave edilerek rengi değişene kadar kavrulur. İçerisine salça, tuz, karabiber ilave edilir. Bir sahana alınan kıymanın üzerine ya tek tek yumurtalar kırılır yada çırpılarak üzerine dökülür. Yumurtalar istenilen kıvama gelince ateşten alınır, üzerine limon sıkılarak ikram edilir. Ramazan ayında kıymaya mutlaka pastırma ilave edilir, bazen da ıspanaklı hazırlanır.

    2-Keleçoş: Sütün çok bol olduğu yaz aylarında mayalanan yoğurtlar torbalara doldurularak süzme yoğurt haline gelir.Bilahare torbalardan çıkarılan yoğurt, topaklar haline getirilerek tepsiye dizilir ve kurutulur. Buna "kurut" denir. Kurumuş olan bu yoğurtlar torbalara konarak kışın yenilmek üzere evin münasip bir yerine asılır. Keleçoş yapmak için torbadan çıkarılan kurutlar bir tencereye konulur.Üzerine yeterince sıcak su dökülüp,bir müddet sonra kurut çözülmeye ve ayran haline gelmeye başlar.Tepsiye ekmek doğranır, ayran haline gelen kuruta sarımsak katılır ve bu ekmeklerin üzerine dökülür. Tereyağı dökülerek yenir.

    3-Lalanga: Bir miktar patates haşlanır ve soyulur. Haşlanan patatesler püre haline gelene kadar yoğrulur. Bir tavada tereyağı kızdırılır. Patates püresinden bir kaşık alınır yumurtaya batırılır, kızdırılmış tereyağına atılır. Kızardıktan sonra sade yendiği gibi üzerine şerbet dökülüp tatlı olarak da yenilir.

    4-Şile: Patates küçük küçük doğranır. İçine bir miktar bulgur katılır. Et kullanıldığı gibi kavurma ile pişirildiğinde daha lezzetli olur. Bu yemek daha çok kış aylarında pişirilir.

    Güncelleme : 2013-07-31
  3. Erzurum Türkülerinden Örnekler



    HUMA KUŞU


    Huma Kuşu Yükseklerden Seslenir
    Yar Koynunda Bir Çift Suna Beslenir
    Sen Ağlama Kirpiklerin Islanır
    Ben Ağlim ki Belki Gönül Uslanır



    Sen Bağ Olki Ben Bahçende Gül Olim
    Layıkmıdır Yanim Yanim Kül Olim
    Sen Bey Olki Ben Kapında Kul Olim
    Koy Desinler Buda Bunun Kuludur



    Hulusi Seven


    ELA GÖZLÜM(Benim turkum)


    Ela Gözlüm Ben Bu Elden Gidersem,
    Zülfü Perişanım Kal Melül Melül.
    Kerem Et, Aklından Çıkarma Beni,
    Ağla Göz Yaşını, Sil Melül Melül.



    Elvan Çiçekleri Takma Başına,
    Kudret Kalemini Çekme Kaşına,
    Beni Ağlatırsan Doyma Yaşına,
    Ağla Göz Yasini, Sil Melül Melül



    Yeter Ey Sevdiğim Sen Seni Düzet
    Karaları Bağla,Beyazı Çöz At
    O Nazik Ellerin Bir Daha Uzat
    Ayrılık Şerbetin Ver Melül Melül



    Karac'oğlan Der Ki Ölüp Ölünce
    Bende Güzel Sevdim Kendi Halimce
    Varıp Gurbet Ele Vasıl Olunca
    Dostlardan Haberim Al Melül Melül



    Hulusi Seven-Emin Aldemir


    HELE DADAŞ HOŞMUSAN DOLUMUSAN BOŞMUSAN


    Hele Dadaş Hoş Musan
    Develer katar katar
    Zinciri suya batar
    Bu zamane kızları
    Evlenmeye can atar



    Hele dadaş hoş musan
    Dolu musan boş musan
    Ayakların yan basir
    Yoksa sen serhoş musan



    Bu derenin uzuni
    Kıramadım buzuni
    Aldım dadaş kızıni
    Çekemedim nazıni



    Hele dadaş hoş musan
    Dolu musan boş musan
    Ayakların yan basir
    Yoksa sen serhoş musan



    Kaynak: Vedat Uğurlu


    ELEDİM ELEDİM HÖLLÜK ELEDİM


    Eledim Eledim Höllük Eledim,
    Aynalı Beşikte Canan Bebek Beledim.
    Büyüttüm Besledim Asker Eyledim,
    Gitti De Gelmedi Canan Buna Ne Çare,
    Yandı Ciğerim De Canan Buna Ne Çare.



    Bir Güzel Simâdır Aklımı Alan,
    Aşkın Sevdasını Canan Sineme Saran.
    Bizi Kınamasın Ehl-i Din Olan.
    Gitti De Gelmedi Canan Buna Ne Çare,
    Yandı Ciğerim De Canan Buna Ne Çare.



    Muharrem Akkuş-Yücel Paşmakçı


    KIRMIZI GÜL DEMET DEMET


    Kırmızı Gül Demet Demet
    Sevda Değil Bir Alamet (Balam Nenni Yavrum Nenni)
    Gitti Gelmez O Muhannet
    Şol Revanda Balam Kaldı (Yavrum Galdı Balam Nenni)



    Kırmızı Gül Her Dem Olmaz
    Yaralara Merhem Olmaz(Balam Nenni Yavrum Nenni)
    Ol Tabipten Derman Gelmez
    Şol Revanda Balam Kaldı (Yavrum Galdı Balam Nenni)



    Kırmızı Gülün Hezeli
    Ağaçlar Bekler Gazeli (Balam Nenni Yavrum Nenni)
    Karayağızın Güzeli
    Şol Revanda Balam Kaldı (Yavrum Galdı Balam Nenni)



    Muharrem Akkuş-Nida Tüfekçi


    GÖÇ GÖÇ OLDU GÖÇLER YOLA DÜZÜLDİ


    Göç Göç Oldu Göçler Yola Düzüldi
    Uyku Bastı Ala Gözler Süzüldi
    0 Zaman Ta Elim Yardan Üzüldi
    Dağlar Nerden Aşar Yolu Yaylanın



    Doldur Doldur Nargilemi Tazele
    Sarardı Gül Benzim Döndü Gazele
    Tut Kolumdan İndir Beni Mezara
    At Üstüme Avuç Avuç Toprağı



    Raci Alkır-Muammer Özkavcı


    ERZURUM ÇARŞI PAZAR


    Erzurum Çarşı Pazar
    (Neynim Amman Aman Neynim Amman Aman
    Neynim Amman Aman Sarı Gelin)
    İçinde Bir Kız Gezer Hop Ninen Ölsün
    (Sarı Gelin Aman Sarı Gelin Aman
    Sarı Gelin Aman Suna Yarim)
    Elinde Divit Kalem
    (Neynim Amman Aman Neynim Amman Aman
    Neynim Amman Aman Sarı Gelin)
    Katlime Ferman Yazar Hop Ninen Ölsün
    (Sarı Gelin Aman Sarı Gelin Aman
    Sarı Gelin Aman Suna Yarim)



    Palandöken Yüce Dağ
    (Neynim Amman Aman Neynim Amman Aman
    Neynim Amman Aman Sarı Gelin)
    Altı Mor Sünbüllü Bağ
    (Sarı Gelin Aman Sarı Gelin Aman
    Sarı Gelin Aman Suna Yarim)
    Seni Vermem Yadlara
    (Neynim Amman Aman Neynim Amman Aman
    Neynim Amman Aman Sarı Gelin)
    Nice Ki Bu Canım Sağ
    (Sarı Gelin Aman Sarı Gelin Aman
    Sarı Gelin Aman Suna Yarim)



    Faruk Kaleli-Muzaffer Sarısözen


    YEMEN TÜRKÜSÜ


    Mızıka Çalındı Düğün Mü Sandın
    Al Yeşil Bayrağı Gelin Mi Sandın
    Yemene Gideni Gelir Mi Sandın



    Dön Gel Ağam Dön Gel Dayanamirem
    Uyku Gaflet Basmış Uyanamirem
    Ağam Öldüğüne Ey Ey İnanamirem



    Koyun Gelir Kuzusunun Adı Yok
    Sıralanmış Küleklerin Sütü Yok
    Ağamsız Da Bu Yerlerin Tadı Yok



    Dön Gel Ağam Dön Gel Dayanamirem
    Uyku Gaflet Basmış Uyanamirem
    Ağam Öldüğüne Ey Ey İnanamirem



    Ağamı Yolladım Yemen Eline
    Çifte Tabancalar Takmış Beline
    Ayrılmak Olurmu Taze Geline



    Dön Gel Ağam Dön Gel Dayanamirem
    Uyku Gaflet Basmış Uyanamirem
    Ağam Öldüğüne Ey Ey İnanamirem



    Faruk Kaleli-Muzaffer Sarısözen

  4. Erzurum Tarihi

    Erzurum yalnız yiğitlerin değil, efsanelerin, destanların, türkülerin, koşmaların da vatanıdır. Bir Erzurum barındaki davulun tokmağı, dadaşın gür sesi destanları dile getirirken, Erzurum'u kucaklayan yüzyıllar, efsanelerle, hikayelerle süslenir.

    Sendedir tarihin şerefli payı
    Sendedir Selçuk'un ok, gürzü, yayı
    Ata, sende kurdu ilk Kurultay'ı
    Yiğitlik sırrını bilen Erzurum...
    Diyor şair.

    Eski kitaplarda Erzurum'un adı "Erzenelrûm" dur. Söylentilere göre, Siirt'in batısındaki Erzen halkı, Selçuklular devrinde buradan alınarak, bugünkü Erzurum'un bulunduğu yerdeki küçük bir kasabaya yerleştirilmiş. Gelenler, kasabaya kendi şehirlerinin adını vermişler. Ama, iki Erzen'in karışmaması için, buraya "Anadolu Erzeni" demek olan "Erzenel - Rûm", ötekine de "Diyarbakır Erzeni" anlamına gelen "Erzen'ül Amid" adını takmışlar.Başka bir söylentiye göre, şehrin surlarının yüksek ve sağlam oluşuyla, buraya, Anadolu' nun en yüksek yeri demek olan "Elzenel-rûm" denilmiş Bunlar, Erzurum adı için söylenenler. Tarihçiler, Erzurum'un ilk önce, bu gün Karaz denilen eski Karin şehrinde kurulduğu nu, bir süre sonra bu günkü Erzurum'un bulun duğu yere taşındığını, Bizans devrinde, adının "Teodos şehri " demek olan "Teodosyopolis" olduğunu yazarlar. Erzurum, Anadolu'da bir zirvedir. Türk tarihine, Türk coğrafyasına 1945 metre yüksekten bakar. Malazgirt zaferinin Anadolu'ya açtığı gedikten, yeni vatana giren dedelerimizin ilk fethettikleri büyük şehirlerden biri Erzurum olmuş, Selçuklu Türkleri, Doğu Anadolu'daki egemenliklerini, Erzurum Kalesi'ne diktikleri bayrakla temsil etmişlerdir.Tarihçiler, Erzurum'un 1080 yıllarına doğru, Selçuklu Sultanı Melikşah'ın komutanlarından Emir Ahmet tarafından fethedildiğini yazarlar. Tarihçiler böyle yazarlar ama, öte yanda yüzyıllardır söylenegelen fetih destanları da Erzurum'un adsız gazilerini dile getirir, bu fethi şu hikâyeyle süslerler:

    Türkler, Erzurum Kalesi önüne geldikleri zaman, bir an için atlarının dizginlerini çeker, hayran hayran kaleye bakarlar. Böylesine sağlam ve sarp bir kale görmemişlerdir:Bu kale kılıçla, kalkanla alınmaz, derler.Böyle de olsa bir çare bulunmalı, Erzurum Kalesi fethedilmeli, burçlarına Türk Bayrağı çekilmelidir.Türkler, kaleyi, önce dört yönünden kuşatırlar. Bu kuşatma birkaç hafta savaşla geçer. Bu arada esirler alınır, esirler verilir. Sonra da, bir akşam karanlık bastığı sırada, kale tekfuruna elçi gönderip şöyle derler:.Kuşatmadan vazgeçtik. Hemen gideceğiz. Elimizde kırk kadar esir var. Bir anlaşma yapalım. Biz size esirleri teslim edeceğiz. Siz de, bizimkileri bırakın. Bu haber kalede sıkışıp kalan Bizanslıları çok sevindirir. Hemen Türk esirlerinin zincirlerini çözer, kale kapısı önüne çıkarırlar. Türkler de, kırk yiğit seçer, bunları esir kılığına sokarak, alaca karanlıkta kaleye sürerler. Bizanslılar, bunlara kale kapılarını açtıkları an, kıyamet kopar. Esir kılığındaki kırk yiğit, birer aslan kesilir, Bu haber kalede sıkışıp kalan Bizanslıları çok sevindirir. Hemen Türk esirlerinin zincirlerini çözer, kale kapısı önüne çıkarırlar. Türkler de, kırk yiğit seçer, bunları esir kılığına sokarak, alaca karanlıkta kaleye sürerler. Bizanslılar, bunlara kale kapılarını açtıkları an, kıyamet kopar. Esir kılığındaki kırk yiğit, birer aslan kesilir, sakladıkları kılıçlarını sıyırarak kale muhafızlarının üzerine atılırlar. Göz açıp kapayıncaya kadar, kale kapısı tutulmuş, pusuda bekleyen öteki bahadırlar, bu şaşkınlık anından faydalanarak şehre girmişlerdir. Birkaç saat sonra, Erzurum Kalesi'nin en yüksek burcunda Türk bayrağı dalgalanmaktadır. Bugün Erzurum Kalesi'nin güneyinde bir Saat Kulesi, kulenin önünde de "Kırklar Türbesi" adıyla anılan küçük, sade bir yapı var. Türbe ne zaman yapılmıştır, bunu kimse bilmez ama, içerisinde Erzurum'un ilk fatihleri olan kırk yiğidin gömülü olduklarına inanırlar. Bir "Meçhul Asker" anıtı gibi, adsız kahramanlar.Erzurum'da Selçuklular devrinden kalma daha nice anıtlar ve mimarî şaheserler vardır.

    Güncelleme : 2013-07-31
  5. Erzurum İlçeleri

    UZUNDERE
    TARİHİ : İlçenin 3000 yıla yakın bir tarihi olduğu tahmin edilmekte olup, tarih boyunca pek çok devletin egemenliği altına girdiği bilinmektedir. M.S. 1018-1036 yıllarında Türkler'in eline geçen Uzundere , 1071 Malazgirt savaşından sonra Türkler'in Anadolu'ya girmesiyle Saltukoğullan Beyliğine katılmıştır. Eskiden beri ismi Azort olan ilçe daha sonra Uzundere bucağı olarak teşkilatlanmış, 1955 yılında belediye, 19.06.1987 tarih ve 3392 Sayılı Kanunla daha önce bağlı olduğu Tortum ilçesinden ayrılarak ilçe statüsüne kavuşmuştur.

    İLÇENİN GENEL DURUMU :
    Toplam Nüfusu: 11.621
    Şehir Nüfusu: 4.277
    Köy Nüfusu: 7.344
    Belde Sayısı: -
    Köy Sayısı: 10
    Yüzölçümü(km2): 840
    İl'e uzaklığı (km): 85
    Web Adresi :
    www.uzundere.bel.tr

    OLUR
    TARİHİ : İlçe, 1922 yılında bucak merkezi haline getirilmiştir. Bu günkü ilçe merkezimiz 1958 tarihine kadar OLTU İlçesine bağlı bucak iken, 1958 tarihinde Oltu' dan ayrılarak ilçe olmuştur. Bölgedeki gözetleme kuleleri, kaleler aynı zamanda kiliseler yörede yerleşimin çok eskiye dayandığını kanıtlamaktadır. İlçe Keçili köyünde Van Kalesi, bunun yanında Yıldızkaya köyünde tabii mağara gezilip görülmeye değer yerlerdendir. Ayrıca İlçeye bağlı Köprübaşı, A.Karacasu, Beğendik köylerinde gözetleme kaleleri bulunmaktadır. Kale, Kilise ve tarihi eserlerin hangi devirden kaldığına dair tam bir tarih belirtmek mümkün değildir. Olur çevresi 1877 -1878' de Osmanlı - Rus savaşı sonunda Berlin antlaşması ile savaş tazminatı olarak Ruslar'a bırakılan yörelerimizden biridir. 40 yıl esarette kalmıştır. Bölgeye intikal eden düzenli birliklerin mücadelesi sonunda ilçe 28 Mart 1918' de İstiklaline kavuşmuştur.

    İLÇENİN GENEL DURUMU :
    Toplam Nüfusu: 10.833
    Şehir Nüfusu: 3.260
    Köy Nüfusu: 7.573
    Belde Sayısı: -
    Köy Sayısı: 40
    Yüzölçümü(km2): 820
    İl'e uzaklığı (km): 174
    Web Adresi :
    www.olur.gov.tr

    TORTUM
    TARİHİ : Tortum'un tarihi hakkında çeşitli kaynaklarda bilgiler mevcuttur. Selçuklular zamanında Saltukoğullardan Tortum llgan ve îmadeitin beylerin ilçenin ilk yerleşimcileri olduğundan bu adı aldığı sanılıyor. Ayrıca Selçuk dilinde Tortum Bağlık bahçelik anlamına gelmektedir.Tortum tarihte Med, Pere, ve Romalıların hakimiyetinde kamus 1018 yılında Türk hakimiyetine geçmiştir. Selçuklular, Karakoyunlular ve Osmanlı hakimiyetinde kalmış 1828-1829 Rus savaşından sonra Rus istiladan kurtarılmıştır. Erzurum' dan geri çekilen Ruslar silah ve cephanelerini buralarda yaşayan Ermeniler'e bırakmışlar ve zamanla Ermeni saldırıları başlamıştır. İlçe 16 Mart 1918 tarihinde düşman işgalinden kurtarılmıştır.

    İLÇENİN GENEL DURUMU :
    Toplam Nüfusu: 20.949
    Şehir Nüfusu: 7.856
    Köy Nüfusu: 13.093
    Belde Sayısı: 5
    Köy Sayısı: 47
    Yüzölçümü(km2): 1.423
    İl'e uzaklığı (km): 52


    TEKMAN
    TARİHİ: İlçenin kuruluş tarihi tam olarak bilinmemekle birlikte 1517 yılında Osmanlı yönetimine katılmıştır. 1946 yılına kadar Hınıs ilçesine bağlı bir köy iken, aynı yıl ilçe olarak teşkilatlandırılmıştır.

    İLÇENİN GENEL DURUMU :
    Toplam Nüfusu: 34.685
    Şehir Nüfusu: 6.584
    Köy Nüfusu: 28.101
    Belde Sayısı: -
    Köy Sayısı: 69
    Yüzölçümü(km2): 2.197
    İl'e uzaklığı (km): 151


    ŞENKAYA
    TARİHİ: Şenkaya İlçesi tarihi süreç içerisinde çok değişik milletlerin egemenliği altında kalmıştır .Yavuz Sultan Selim'in Çaldıran Zaferi'ne giderken 23 ağustos 1514 yılında Erzurum' u Akkoyunlulardan alıp Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katmasıyla Osmanlı egemenliği altına girmiştir. 1828-1878 yıllarında Rus istilasına uğrayan bölge "1877-1878" Osmanlı Rus harbinde (93 harbi ) Gazi Ahmet Muhtar Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetlerinin yenilmesi üzerine 1879 yılında imzalanan "Ayastefonos antlaşması " ile Kars vilayetine bağlanarak Rus yönetimine girmiştir, İlçe, Bardız Deresi Rusya ile Osmanlı devleti arasında 1917 yılına kadar sınır teşkil etmiştir.1917 yılında Rusya'da Bolşevik ihtilali üzerine işgalci Rus birlikleri bölgeyi terk etmişler ve Rus hakimiyeti son bulmuştur.

    İLÇENİN GENEL DURUMU :
    Toplam Nüfusu: 16.740
    Şehir Nüfusu: 3.647
    Köy Nüfusu: 13.093
    Belde Sayısı: 5
    Köy Sayısı: 47
    Yüzölçümü(km2): 1.423
    İl'e uzaklığı (km): 185

    PAZARYOLU
    TARİHİ : Çok eski bir tarihe sahip olan Pazaryolu' nun eski adı "Norgah" olup, bu "Yenişehir" veya "Sulak Yer" anlamına gelmektedir. Pazaryolu' nun kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemektedir. M. Ö.' ki yıllarda Sasper Türkleri'nin Doğubayazıt ile Çoruh Vadisi arasında yerleştikleri ve uzun süre bu yörede yaşadıkları, tarihçiler tarafından ifade edilmektedir. Daha sonra bir süre Cenevizlilerin idaresinde kalan Pazaryolu, sonra Selçuklu Türkleri'nin himayesine girmiş, bilahare Anadolu Selçuklu Beyliklerinden Saltukoğullarına, Fatih' in Trabzon' u fethi ile de Osmanlı İmparatorluğu'na intikal etmiştir.Bugün ilçede Selçuklular ve Cenevizlilere ait Kale ve hamam gibi eserlere rastlanmaktadır.

    İLÇENİN GENEL DURUMU :
    Toplam Nüfusu: 9.595
    Şehir Nüfusu: 4.812
    Köy Nüfusu: 4.783
    Belde Sayısı: -
    Köy Sayısı: 35
    Yüzölçümü(km2): 750
    İl'e uzaklığı (km): 121

    PASİNLER
    TARİHİ: Pasinler Urartular döneminde ( M.Ö.900-600) önemli bir yerleşim birimidir. Sonraları, Karadeniz' in kuzeyinden Kimmerler ve İskitler inmişlerdir. İskitlere bağlı Phassis'ler Aras' ın verimli ve sulak vadisine yerleşerek kendi isimlerini verdiler. Böylece Phasis'lerin memleketi anlamına gelen Pasin kelimesi ortaya çıkmıştır.Pasinler, tarihten günümüze kadar bir "kilit" rolünü üstlene gelmiştir. 1071 Malazgirt Savaşı'ndan önce 1048'de " Pasinler Savaşı" olması bu rolün en ilgi çekici örneklerindedir. Pasinler ovaya hakim bir noktada kurulu kalesi sebebiyle "Hasankale" olarak da adlandırılmıştır.1828-1829 yıllarında ilk 1877 1878 yıllarında ikinci defa Rus işgali yaşamıştır.Üçüncü işgal 1716 Şubatında başlamıştır ve Birinci Dünya Savacı sonunda Ermeni işgalinden kurtuluşu 13 Mart 1918'dir.1954 yılında Horasan, 1991 yılında Köprüköy Pasinler'den ayrılarak ilçe olmuşlardır.

    İLÇENİN GENEL DURUMU :
    Toplam Nüfusu: 44.644
    Şehir Nüfusu: 22.706
    Köy Nüfusu: 21.938
    Belde Sayısı: 1
    Köy Sayısı: 56
    Yüzölçümü(km2): 1.460
    İl'e uzaklığı (km): 37

    OLTU
    TARİHİ : Oltu ismi Kıpçakların bir boy veya oymağından gelmektedir. Ayrıca bu ad Dağıstan' ın güneyinde oturan Küçük Şirvan Bölgesi' nde bir kasaba ve küçük bir köye de verilen isimdir. 1071 Malazgirt Zaferi'nden sonra Alpaslan' ın komutanlarından Ebul-Kasim Erzurum yöresinde Saltuklu' lar Beyliğini kurunca, 1080 tarihinde Emir Ahmet Oltu' yu işgal ederek Türklerin eline geçmesini sağlamıştır. 1878 Ayestefanos Antlaşması ile Oltu Rusya' ya bırakılmıştır.1917 Bolşevik ihtilali ile Ruslar çekilirken burasını Ermenilere bırakmıştır. Ruslar tarafından Oltu'ya yerleştirilen Ermeniler, 40 yıl boyunca yerli halka zulüm etmişlerdir. 1918 yılında işgalden kurtulmak amacıyla Oltu İslam Komitesi kurulmuş ve 25 Mart 1918'de Ermeniler sınır dışı edilmiştir. Bu tarih Oltu' nun kurtuluşu olarak kutlanmaktadır. Kurtuluş mücadelesi sonrası kurulan Oltu Şura Hükümeti 17 Mayıs 1920' de TBMM Hükümetine katılmıştır. 1926 yılında Oltu ilçe statüsüne kavuşmuştur.

    İLÇENİN GENEL DURUMU :
    Toplam Nüfusu: 46.518
    Şehir Nüfusu: 30.073
    Köy Nüfusu: 16.445
    Belde Sayısı: -
    Köy Sayısı: 65
    Yüzölçümü(km2): 1.380
    İl'e uzaklığı (km): 124

    NARMAN
    TARİHİ :Narman yöresi sırasıyla (MÖ. 680-655 yıllarında) Sakalan daha sonra Arapların ve Bizanslıların hakimiyetine girmiştir. Selçuklu Hanı Alparslan'ın Malazgirt Zaferiyle Tortum, Oltu, Şenkaya, Olur ilçeleri ile birlikte Narman'da Türk hakimiyetine girmiştir.Selçuklulardan sonra Osmanlılar'ın hakimiyetine giren Narman, 1877-1878 Osmanlı Rus Harbinde Ruslar'ın işgaline uğramış, 1914-1918 yıllarında 1. Dünya Savaşında Ruslar'ın eline geçmiştir. 1917 yılında başlayan Bolşevik ihtilali sebebiyle Ruslar Narman'ı terk etmişlerdir. Ruslar'ın bölgeye yerleştirdikleri Ermeniler'in Türkler'e saldırarak katliam yapmaya başlamaları nedeniyle Narman halkı, kendilerini müdafaaya karar vermişlerdir.Yapılan çarpışmalar sonucunda 18 Mart 1919 günü İlçe düşman işgalinden kendi halkı tarafından kurtarılmıştır. Tarihi seyri içerisinde Narman Bizans hakimiyetinde iken NAMURVAN olarak adlandırılmış, Arapların bir bayram günü ele geçirmeleri nedeniyle "İD" olarak adlandırılan Narman Türk hakimiyetine geçtikten sonra NARMAN olarak adlandırılmıştır.

    İLÇENİN GENEL DURUMU :
    Toplam Nüfusu: 34.372
    Şehir Nüfusu: 13.042
    Köy Nüfusu: 21.330
    Belde Sayısı: 1
    Köy Sayısı: 42
    Yüzölçümü(km2): 1.275
    İl'e uzaklığı (km): 98

    KÖPRÜKÖY
    TARİHİ :Türkler acısından Köprüköy İlçesinin tarihi 1071 Malazgirt Savaşı öncesine kadar uzar. Bugün için sınırları içerisinde bulunan Avnik (Güzelhisar) Kalesinin stratejik önemi çok büyüktür. 1054-1055 yıllarında Türk Boylarının Anadolu' ya ilk fetih hareketlerinin başladığı sıralarda Avnik Kalesinde bulunan Bizans yöneticileri, İslamiyet'le tanışmışlar ve İslamiyet'i kabul etmeleri neticesinde kendilerine bağlı 27 pare köyü Türklere satmışlardır. Türkler tarafından satın alınan bu köylerden bir tanesi de Köprüköy' dür. 1829' da Ruslar'ın Erzurum'u işgal etmeleri ile Rus işgaline girmiş olan Köprüköy, Ermeni katliamlarından da nasibini almıştır

    İLÇENİN GENEL DURUMU
    Toplam Nüfusu: 20.500
    Şehir Nüfusu: 5.583
    Köy Nüfusu: 14.917
    Belde Sayısı: 1
    Köy Sayısı: 38
    Yüzölçümü(km2): 665
    İl'e uzaklığı (km): 57


    KARAYAZI
    TARİHİ: İlçenin M.Ö, III, yüzyılda kurulduğu Aras nehri civarında, Salyamaç , Yolgören ve Çelikli köylerinde bulunan tarihi eserlerden anlaşılmaktadır. Eski adı Bayraktar'dır. Bucak iken Hınıs İlçesine bağlı olan ve daha sonra Pasinler İlçesine bağlanan Bayraktar Bucağı'nın ismi 1937 yılmda Karayazı olarak değiştirilmiş, müstakil ilçe haline getirilmiştir.

    İLÇENİN GENEL DURUMU :
    Toplam Nüfusu: 35.785
    Şehir Nüfusu: 7.532
    Köy Nüfusu: 28.253
    Belde Sayısı: -
    Köy Sayısı: 70
    Yüzölçümü(km2): 2.372
    İl'e uzaklığı (km): 120

    KARAÇOBAN
    TARİHİ : Karaçoban ilçesinin tarihi M.Ö. 1400 yıllarına dayanmaktadır. Uzun yıllar İranlıların egemenliği altında kalmış, daha sonra Bizanslıların eline geçmiştir. 1071 yılında Selçuklu Sultanı Alparslan'ın Malazgirt savaşını kazanmasıyla, Karaçoban Türk hakimiyetine geçmiş, daha sonra tekrar İranlıların eline geçmiştir. Osmanlı İmparatorluğu'nun yükselme döneminde Anadolu birliği sağlanırken, tekrar Karaçoban Türk hakimiyetine girmiştir. Kısa bir süre Rus işgalinde kalan İlçe, işgalcilerin temizlenmesiyle vatan topraklarına katılmıştır

    İLÇENİN GENEL DURUMU :
    Toplam Nüfusu: 32.300
    Şehir Nüfusu: -
    Köy Nüfusu: -
    Belde Sayısı: 1
    Köy Sayısı: 19
    Yüzölçümü(km2): -
    İl'e uzaklığı (km): 183


    İSPİR
    TARİHİ DURUMU : Oldukça eski bir yerleşim alanı olan ilçemiz ve çevresi, tarih boyunca Perslerin, İskender, Roma ve Bizans İmparatorluklarının hakimiyetinde bulunmuş, zaman zaman da Müslüman Arapların eline geçmiştir. 1015'ten itibaren Anadolu'ya başlayan Türk akınlarının tesir sahasında kalan yöremiz, 1071 Malazgirt Zaferinden sonra Türk topraklarına katılmıştır. Fatih'ten sonra Anadolu da kurulan ilk Türk beyliği olan Saltukoğulları beyliği sınırları içerisinde kalan İlçemiz, 1202 Anadolu Selçukluların eline geçmiştir. Bu devletin yıkılmasından sonra birkaç kez daha el değiştiren ilçemiz ve çevresi 1517'de Yavuz Sultan Selim'in Mısır sefer dönüşünde kesin olarak Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılmıştır.Birinci Dünya savaşı döneminde ilçemiz 1914 - 1918 yılları arasında Rus işgali ve Ermeni mezalimine uğramış, 25 Şubat 1918'de Kazım Karabekir Paşa Komutanlığında l. Kafkas Kolordusuna bağlı birliklerce vatan topraklarına katılmıştır.

    İLÇENİN GENEL DURUMU :
    Toplam Nüfusu: 30.260
    Şehir Nüfusu: 11.244
    Köy Nüfusu: 19.016
    Belde Sayısı: 3
    Köy Sayısı: 88
    Yüzölçümü(km2): 2.100
    İl'e uzaklığı (km): 137

    ILICA
    TARİHİ :Ilıca İlçesinin ilk yerleşme yeri, Karasu ile Pulur çayı arasındaki verimli bölgedir. Bu bölgenin sınırları içinde yer alan Karaz (Kahramanlar Köyü ) da yapılan kazılar ve arkeolojik araştırmalar buradaki hayatın M. Ö. 4000 yıllara kadar uzandığını göstermektedir.Ilıca sırasıyla; Huriler, Hayasa, Azzi krallığı, Urartular (MÖ. 900-600), İskitler, Metler ve Perslerin istilasına uğramıştır. M.Ö. 65 yıllarında Romalıların hakimiyetine geçmiştir. M. S. 1040 ile 1063 yıllarında Büyük Selçuklu Devleti Komutanlarından İbrahim Yınal ile Kutalmış, Erzurum 'u ele geçirmek için Ilıca'da ordugah kurmuşlardır. Malazgirt Zaferi'nden sonra Ilıca tamamen Türklerin eline geçmiştir.Birçok kez işgal ve istilaya uğrayan Ilıca, l Cihan Harbinde General Yudeniç kumandasındaki Rus ordusunun 16 Şubat 1916 günü Erzurum'u işgaliyle geri çekilen Türk ordusunu takip ederken 16-17 Şubat 1918 gecesi vuku bulan şiddetli çarpışmalardan sonra Rusların eline geçti.Kazım Karabekir Paşa kumandasındaki Türk ordusunun saldırışı karşısında Ermenilerin kaçması neticesinde 11 Mart 1918 günü Ilıca yeniden Türkler'in eline geçti.

    İLÇENİN GENEL DURUMU
    Toplam Nüfusu: 30.328
    Şehir Nüfusu: 12.909
    Köy Nüfusu: 17.419
    Belde Sayısı: 1
    Köy Sayısı: 63
    Yüzölçümü(km2): 1.702
    İl'e uzaklığı (km): 14


    HORASAN
    TARİHİ: Horasan, Doğuyu Batıya bağlayan eski ipek yolu üzerinde bulunan ve M.Ö. 4000 yılına kadar uzanan bir geçmişe sahip olup, Büyük Roma, Asur, Uranu, Med, Pers Devletlerinin istilalarına uğramış, milattan sonraki dönemde ise, Sasani, Arap ve Bizans hakimiyetinde kalmıştır. 1071 Malazgirt Savaşıyla birlikte Selçukluların Bizans, Gürcü ve Ermeni krallıklarına karşı kesin üstünlükleri Doğu Anadolu' nun zaptı başlamış oldu. Bu süreçte İran Horasan' ından gelen Türk topluluklar, o zamana kadar ismi ÜSKÜHAT olan yere Horasan ismini vererek yerleştiler.Erzurum ve civarında Osmanlı hakimiyeti 1514 yılında yapılan Çaldıran Seferiyle kurulmuş ve Horasan, Erzurum Sancağı Pasinler Kazasına bağlı 16 köyden ibaret bir Osmanlı Nahiyesi olmuştur.1877-1878 Osmanlı-Rus harbi sırasında, Ahmet Muhtar Paşa kumandasındaki ordu her ne kadar kısmi başarılar elde ettiyse de Horasan - Köprüköy - Pasinler hattı Rus işgali altına girdi ve ordu Erzurum hattına çekildi.1917 yılında Rusya'da meydana gelen ihtilal üzerine Rus'lar, işgal ettikleri yerleri Ermenilere bırakarak bölgeden çekildiler.Rusların çekilmesinden sonra Doğu illerini kurtarmak üzere harekete geçen ordumuz, Kazım Karabekir Paşa komutasında 12 mart 1918 de Erzurum' u kurtarmıştır. Horasan' ın Ermeni zulmünden kurtuluşu ise 25 mart 1918'dir.Horasan İlçesi, Cumhuriyet devrinde Pasinler İlçesine bağlı Zanzak (Akçataş) nahiyesinin bir köyü iken 1940 yılında nahiye merkezi şimdiki Horasan' a nakledilmiş ve 30 köy bağlanmıştır. 4 Aralık 1953' de 6191 sayılı kanunla ilçe olmuştur.

    İLÇENİN GENEL DURUMU :
    Toplam Nüfusu: 44.884
    Şehir Nüfusu: 15.578
    Köy Nüfusu: 29.306
    Belde Sayısı:
    Köy Sayısı: 77
    Yüzölçümü(km2): 1669
    İl'e uzaklığı (km): 81


    HINIS
    TARİHİ: Hınıs İlçesinin tarihi kesin olmamakla beraber İlçenin Kuruluş tarihi M. Ö. 1400 Yılına dayanmaktadır. Uzun süre İranlıların hakimiyetinde kalan İlçe, daha sonra Bizanslıların eline geçmiş. 1071 Malazgirt Zaferi ile Türk hakimiyetine girmiştir. Daha sonra İranlılar'ın eline geçen Hınıs, Osmanlı İmparatorluğunun büyüme döneminde Türk hakimiyetine girmiştir. Kısa bir süre Rus işgalinde kalmış ise de 14 Mart 1918 tarihinde düşman işgalinden kurtarılarak vatan topraklarına katılmıştır.

    İLÇENİN GENEL DURUMU :
    Toplam Nüfusu: 50.750
    Şehir Nüfusu: 31.132
    Köy Nüfusu: 19.618
    Belde Sayısı: 1
    Köy Sayısı: 81
    Yüzölçümü(km2): 1799
    İl'e uzaklığı (km): 150


    ÇAT
    TARİHİ: Çat İlçesi XVIII Asrın başlarında Osmanlı Sipahileri Tarafından İlçeye 17 Km uzaklıkta bulunan Yavi Kasabası civarında kurulmuş XIX. Asrın başlarında Dersim tarafından gelen Türk Aşiretleri ile birleşmişlerdir. Birinci Dünya Savaşından sonra-Kığı İlçesine bağlanmış daha sonra coğrafi konumu sebebiyle Tercan İlçesine bağlanmıştır. Yavi Bucak Merkezi iken 1936 yılında Aşağıçat Köyü İlçe Merkezi olmuş, 1939 yılında idari bağlılığı değiştirilerek Aşkale ilçesine bağlanmıştır. 1946 yılında Oyuklu Köyü adı altında Erzurum İline bağlanmıştır. 1954 yılında ise Oyuklu Köyü Çat adı altında İlçe merkezi haline dönüştürülmüştür.

    İLÇENİN GENEL DURUMU
    Toplam Nüfusu: 27.104
    Şehir Nüfusu: 8.131
    Köy Nüfusu: 18.973
    Belde Sayısı: 1
    Köy Sayısı: 41
    Yüzölçümü(km2): 1386
    İl'e uzaklığı (km): 52


    AŞKALE
    TARİHİ :Konumu itibariyle, doğu illerini batıya ve kuzeye bağlayan yolların kesiştiği noktada yer alan ve tarihi açıdan eski bir yerleşim yeri olan Aşkale, tarihi boyunca çeşitli kavimlerin ve milletlerin istilasına uğramış ve otuz beş kez el değiştirmiştir.Bugünkü ismini Türk devresinde alan Aşkale' nin tarihi, MÖ 1700 yılında Hititler' le başlamış, 1081 yılında Türkler' in , Çaldıran Savaşı (1514) ile de Osmanlı Devleti'nin hakimiyetine girmiştir.

    İLÇENİN GENEL DURUMU :
    Toplam Nüfusu: 35.388
    Şehir Nüfusu: 15.374
    Köy Nüfusu: 20.014
    Belde Sayısı: 2
    Köy Sayısı: 67
    Yüzölçümü(km2): 1.500
    İl'e uzaklığı (km): 56


    www.Erzurumluyum.com sitesinden alınmıştır.

  6. Erzurum' da Tarihi Yerler

    GENEL BİLGİLER

    Yüzölçümü: 25.066 km² Rakım: 1853
    Nüfus: 848.201 (1990) (merkez: 362.000)

    İlçeleri Erzurum (merkez) Aşkale, Çat, Hınıs, Horasan, Ilıca, İspir, Karaçoban, Karayazı, Köprüköy, Narman, Oltu, Olur, Pasinler, Pazaryolu, Şenkaya, Tekman, Tortum, Uzundere. ayrıntılar ilçelerimiz sayfasında. Dünyanın 2000 metrelik plato üzerinde kurulu 200bini aşkın sayılı şehirlerinden olan Erzurum'un yerleşim birimlerinin %61'i yüksek kesimlerde yer almaktadır. Genel nüfusun %55'i erkek,%45'i ise kadındır. İlin kapladığı alan 25066 Km2, nüfus yoğunluğu ise 35'tir. Merkez dahil 19 ilçesi bulunmaktadır. Erzurum "Azzi", "Erzen" (Darı), "Arze" ve bilhassa Müslüman Arapların "Erzenu'r Rûm" (Erzen-i Rum) ismiyle anılan aynı bölgedeki eski ve tarihi bir şehirden gelir. Türkler Erzurum adını vermişlerdir. Trafik plaka numarası 25' tir.

    TARİHÇE
    Doğu Anadolu' nun en büyük ili olan Erzurum' un, bazıları M.Ö 4900 yıllarına kadar tarihledirilen bulgulara göre, tarihin ilk dönemlerinde beri bir yerleşme bölgesi olduğu anlaşılmaktadır.

    Erzurum' u da içine alan bu bölge tarih boyunca Huriler, urartular, kimmerler, İskitler, Medler, Persler, Partlar, Romalılar, Bizanslılar, Sasaniler, Araplar, Selçuklular, Moğollar, İlhanlılar ve safaviler gibi çok çeşitli kavim ve milletler tarafında zapt ve idare edilmiştir.

    Tarihin ilk dönemlerinden bu yana Huriler, Araplar, Selçuklular, Moğollar, İlhanlılar ve Safaviler gibi birçok uygarlığı barındırmış olan Erzurum, civarındaki verimli ovalar ve üzerinden geçen Ipek Y olu ile bölgenin tarih boyunca yerleşme alanı olarak seçilmesinde önemli rol oynamıştır. Atatürk'ün milli birlik ve bağımsızlık hareketinin temellerini attığı Kongre'yi Erzurum'da toplaması, kentin cumhuriyet tarihinde oynadığı önemli rolü vurgulamaktadır. Jeolojik yapısından dolayı Ilıca, Hasankale ve Soğukçermik gibi birçok kaplıcayı barındıran Erzurum ilimizin önemli tarihi eserleri arasında Çifte Minareli Medrese, Üç Kümbetler, Içkale, Saat Kulesi ve Ulu Camii yer almaktadır.

    ÖNEMLİ YERLER

    Fidanlık, Uzunoluk ve Horasan Fidanlığı Orman İçi Dinlenme Yerleri, Ilıca Kaplıcası, Dumlu Ilıcası, Pasinler Çermiği ve Madensuyu, Tortum Çağlayanı, Erzurum, Aşkale, Cinis, Pırtın, Hınıs, Toprakkale, Kalecik, İspir, Oltu, Avnik, Bardız (Gaziler), Tortum, Ağca, Azort, Üngüzel, Hasankale ve Van Kaleleri, Kotarus (Citharizon) Kenti ve Kilisesi, Erzurum, Hınıs ve Pasinler Ulucamileri, Hatuniye Medresesi olarak da bilinen Çifte Minareli Medrese ile Yakutiye, Ahmediye, Kurşunlu, Pervizoğlu, Şeyhler ve Kadıoğlu Medreseleri, Erzurum ve İspir Kale Mescitleri, Tepsi Minare (Saat Kulesi), Lala Paşa, Murad Paşa, Gülcü Kapısı (Ali Ağa), Boyahane, Caferiye, Kurşunlu (Feyziye), Pervizoğlu, Derviş Ağa, Gümrük, Bakırcı, Narmanlı, İbrahim Paşa, Şeyhler, Cennetzade, Topal Çavuş, Çarşı (Tuğrul Şah), Arslan Paşa, Sivaslı, Süleyman Han ve Bardız Camileri, Emir Saltuk (Melik Gazi), Karanlık, Gümüşlü, Cimcime Sultan, Rabia Hatun, Mehdi Abbas (Emir Şeyh), Evreni, Söylemez Ana, Söylemez Baba, Mısri Zinnun, Ferruh Hatun, Gülperi Hatun Kümbetleri, Taşhan (Rüstem Paşa) Kervansarayı, Gümrük, Cennetzade, Kamburoğlu ve Hacı Bekir Hanları, Boyahane, Lala Paşa, Kırk Çeşme, Murad Paşa ve Saray Hamamları, Çobandede, Derviş Ağa ve Küpeli Köprüleri, Erzurum Arkeoloji, Çifte Minareli Medrese ve Erzurum Kongresi Müzeleri.

    YAKUTİYE MEDRESESi
    Cumhuriyet caddesi üzerinde bulunan ve ilhanlılar döneminden kalan Yakutiye Medresesi 1310 yılında Sultan Gazan ve Horasanlı Bulga Hatun'un yardımlarıyla Hoca Cemaleddin Yakut tarafından yaptırılmıştır.

    ÇİFTE MİNARELİ MEDRESE
    Tebrizkapı semti'ndeki bu şaheserin ismi, çeşitli kaynaklarda Hand Hatun, Hande Hatun, Eski Medrese olarakta geçmektedir.Çifte Minareli Medrese'nin İlhanlı Hükümdarı Keyhato'nun karısı Hand Hatun tarafından 13.yüzyılın son çeyreği ile 14.yüzyılın ilk on yılları arasında, Yakutiye Medresesinden önce yaptırıldığı tahmin edilmektedir.Minarelerindeki muhteşem çinileri ve duvarlarındaki çeşitli taş kabartmalarıyla günümüze kadar ulaşan tarihi medrese, şimdilerde Yakutiye Belediyesi'ne devredilmiştir.

    LALAPAŞA CAMİİ
    Erzurum'daki sayılı Osmanlı eserlerinden olan Lalapaşa Cami'ni ünlü Mimar Sinan'ın Beylerbeyi Lala Mustafapaşa adına 1562 yılında yaptığı söylenmektedir

    SAAT KULESİ
    İç Kale Mescidi'ne minare olarak yaptırılan Saat Kulesi, Tepsi Minare veya Kule diye adlandırılmaktadır.Şehre hakim bir tepe üzerinde kurulu bulunan Erzurum Kalesi'nin surlarındaki Saat Kulesi, her taraftan çok rahatlıkla görülebilmektedir.Yaklaşık 21 metre yuksekliğindeki kulenin birde saat yerleştirilmiş ahşap bölümü bulunmaktadır.Ne yazık ki, orjinal saat sökülerek götürülmüş, bu arada bazı kitabelerde tahrip edilmiştir.1102 yılında yaptırıldığı kesin blli olan Saat Kulasi'nin mevcut kitabelerinde şu yazılar okunmaktadır:
    "-İkbal dininin ışığı, İslamın Kutbu, devletin yardımcısı, milletin zahiri, meliklerin arkası ve emirlerin güneşi Ebül Muzaffer Gazi İnanç Biygu Tuğrul içindir."

    ÜÇ KÜMBETLER
    Saltukoğulları devrinden kalan bu eserlerin iki önemli özelliği vardır. Birincisi, bu eserlerin Anadolu'da yapılmış ilk eserlerden (belki de ilki) olmasıdır.İkinci önemli özelliği ise üç eserinde birbirinden farklı mimari yapıya sahip olmalarıdır.Büyük olan Emir Saltuk Kümbeti'nin mimari açıdan dünya üzerinde bir benzeri daha yoktur.
    Emir Saltuk Kumbeti'nin 13.yüzyıl sonu veya 14.yüzyıl başlarında yaptırıldığı tahmin edilmektedir.Diğer iki kümbetin ise kimler tarafından ne zaman yaptırıldığı tespit edilememiştir.
    Bu kümbetlerin dışında Erzurum'un çeşitli semtlerinde Karanlık, Gümüşlü, Cimcime Sultan ve Rabia Hatun kümbetleride bulunmaktadır.

    RÜSTEMPAŞA BEDESTENİ (TAŞHAN)
    Mumtazam kesme taştan yapılmış olan Rüstem Paşa Bedesteni, iki katlıdır.Kanunu Sultan Süleyman'ın Sadrazamı Rüstempaşa tarafından yaptırılmış olan bedesten 1970 yılında restore edilmiştir.Menderes Caddesi üzerinde bulunan ve halk arasında Taşhan diye adlandırılan bedestenin üst katlarında Oltu taşı işlemecileri faaliyet göstermektedir.Alt katlarında ise, çeşitli iş yerleri bulunmaktadır.Erzurum'da Rüstempaşa Bedesteni'nin dışında Gümrük Hanı, Cennetzede Hanı, Kamburoğlu Hanı, Hacı Bekir Hanı bulunmaktadır.

    AZİZİYE ANITI
    Erzurum'un 10 km kuzeydoğusunda Top dağında, Aziziye Tabyası önündedir. 1877' de Ruslara karşı yapılan savaşın anısına 1952 de dikilmiştir. Anitta Aziziye şehitlerinin anisini canlandıran kabartmalar vardır. Bu anıtın arkasında 1877 Rus savasında bir erkek gibi savaşan Türk kadını Nene Hatun'un mezarı bulunur.

    CAMİİ VE TÜRBELER
    Erzurum, yenisiyle, eskisiyle bir camiler ve türbeler şehridir.Hemen her sentte birkaç camie, ya da türbeye rastlamak mümkün.

    Kentin en büyuk camisi Cumhuriyet Caddesi üzerindeki Ulucami'dir.1179 yılında Saltuklu Hükümdarı Nasrettin Muhammed tarafındanj yaptırıldığı sanılan cami, 1629, 1787, 1860 ve 1965 yıllarında onarımdan geçmiştir.
    Erzurum'daki diğer tarihi camiler şöyle sıralanır:


    Muratpaşa Camii (1573)
    Gürcükapı Camii (1608)
    Boyahane Camii (1621)
    Caferiye camii (1645)
    Kurşunluoğlu Camii (1700)
    Pervizoğlu Camii (1716)
    Dervişağa camii (1717)
    Gümrük Camii (1718)
    Bakırcı Camii (1720)
    Narmanlı Camii (1738)
    İbrahimpaşa Camii (1748)
    Şeyhler Camii (1771)
    Cennetzade Camii (1785)

    Camilerin dışında Erzurum'un Türbe mevkiinde Abdurrahman Gazi, Tebrizkapı Semti'nde Ebe İshak, Taşmağazalar'da Habip Baba, Tuzcu Köy'ünde Hacı Haşıl türbeleri ziyaret edilebilir.

  7. Erzurum Şivesi

    Dadaş kelimesi, değişik anlam ve şekillerde yorumlanmıştır. Kimine göre: Mert, cesur,özü sözü doğru, zalimin karşısında, mazlumun yanında olan merhametli, yiğit biridir. Kimilerine göre; erkek kardeş,ağabeyi, cesur, yiğit, tüm erdemleri kendisinde toplamış mükemmel bir insandır. Aynı zamanda "Numune-i misal" bir Erzurumludur. Bazılarına görede at binen, cirit atan, kabadayı tığ gibi bir delikanlıdır.

    Kişisel adlar ve lakaplar


    aba : abla
    ağa : ağabeyi
    baci : bacı
    beg : beğ
    bibi : hala
    boğızli : obur
    bedimli : meteliksiz
    cingen : çingene
    cığız : mızıkçı
    cırbağa : cılız,çelimsiz
    çarşut : casus
    çerçi : gezgin satıcı
    densiz : uygunsuz
    devamsız : işe yaramaz
    dığa : hararet olarak çocuk
    dıreş : uzun boylu
    dızınan : iri kıyım,iri yapılı
    emi : amca
    enik : köpek yavrusu
    ergişi : erkek
    esgetek : kadın
    eze : teyze
    gada : ağabeyi
    gancık : sözünde durmayan,dişi köpek
    gavat : değersiz adam
    gottozlanan : dik kafalı
    gollik : kısa boylu
    görüm : görümce
    gucur : kısa boylu
    guma : ikinci eş
    guzzik : kambur
    güleş : güler yüzlü
    hızan : fakir
    hızmeker : erkek hizmetçi
    hırhız : hırsız
    hodah : hayvanlara bakan çocuk
    igit : yiğit
    kanayaklı : kadın,yavaş
    kelloş : kel
    keltoş : kel
    keyvani : ev hanımı
    kivra : kirve
    kizir : köy adını ağız yapabilen kişi
    kor : bakıpta görmeyen
    maraba : tarım işçisi
    matıf : suratsız adam
    mazanni : şüpheli adam
    omo : dalkavuk
    poşa : çingene kadın
    paşvani : bekçi
    sınıhçi : kırıkçı
    sogumsuz : sabırsız
    şağıldahli : pis adam
    şergada : akla gelmeyen işler yapan
    tanko : sosyetik
    termaş : şanslı
    uşah : çocuk
    vola : ulan
    yelloz : müflis
    yegin : aceleci
    zenne :kadın

    ağıl : yazın hayvanların koyulduğu yer
    ahbun : hayvan gübresi
    aşgar : kir
    avlu : evin giriş salonu
    ayvan odası: boş oda
    baca : dam
    bardan : büyük çuval
    berf : kar
    bedire : kova
    cağ : şiş
    cakkıl : zincirli iki ucuna kova takılan uzun çubuk
    ceferlik : odunluk
    cılfa : pulluk
    cıstik : erkek ayakkabısı
    çangıl : zil
    çenebit : camdan ekmek kabı
    çermik : kaplıca
    damçi : damla
    dastar : hamurun üstüne örtülen örtü
    dıldılık : ince elbise
    dibek : öğütme aracı
    düllük : düdük
    eğiş : tandırdan eşya veya ekmek çıkarmak için kullanılna araç
    enek : sapanın toprağı yaran kısmı
    fırfırik : topaç
    galah : tezek yığını
    geven : deve dikeni
    gobçe üğme
    gullep : kapı demiri
    gurna : kurna
    hagos : tarla sulama arkı
    halhal : bilezik
    hamayıl : boyuna asılan muskalı gümüş kap
    hepenk : kepenk
    hemecik : bebek oyuncağı
    hesir : otlardan yapılmış sergi
    hıbar : duvar dizmede büyük taşlar arasıra konan küçük taş
    hış : küpeklerin boynuna takılan demir
    him : temel
    hozan : sürülmemiş tarla

  8. Erzurum ve Çay

    ÇAY KİTABINDAN

    Sabahları uykunun verdiği mahmurluğu, çayın bardağa dökülürken çıkardığı ses, etrafa yaydığı rayihası, kokusu ve çektiğimiz ilk yudumla atarız. Çok etkili bir ilaç gibi bizi kendimize getirir. Sohbeti koyulaşmada bir katalizördür.

    Erzurumlunun çay sevdası bu belki de yüzdendir. Erzurum'da çayın tarihi incelenmiş midir? Çayı bol ve açık içerler burada.

    Ne kadar lezzetli ki, doyum olmaz tadına, Benzer Şarkın can yakan, sıcacık kadınına H. Şinasi 5. Beyit "Erzurum'da Çayhane" şiiri "Erzurumlu çayı bir başka içer Çayı Rizeliler yetiştirir. Ama çayı da Erzurumlular içer. Erzurum'da çay bir başka içilir. 'Herkes hamur açar, ama anam başka açar.' Dediği gibi herkes çay içer ama Erzurumlu bir başka çay içer. Çay içtiği gibi çayın destanını da yazar:

    'Hıngel ile turşu yedim yanmışam Otuz içtim şimdi ancak kanmişam Semaverin tükendiğin sanmışam Tazesinden hele doldur ver bir çay' (23 Temmuz Erzurum Doğu Fuarı Dergisi 1974)" Yaptığımız yöreyle ilgili toplamalarda, 1895 yılındaki kolera salgınında bölgenin vali paşasının insanlara, şehrin kavşak noktalarına koydurduğu dev kazanlarda kaynattığı dev kazanlarda demlettiği çayı içirdiğini kaydetmişiz. Kolera savaşında, hele ilaçların olmadığı devirlerde tek çare mikropları öldürerek insanların hastalanmalarını önleyebilmekteydi. Böylece hastalıkla başa çıkabilmişler. Sonra çay içme bir alışkanlık olmuş bu şehirde. Sebze meyve de olmadığından vücudun su ihtiyacı çayla karşılanmış. Demiryolu gelip, üretim merkezleri yakınlaşınca çayın önemi azalmış ister istemez. Çayın kültür tarihini yazanlar ne yazık ki Erzurum'daki çay adetlerinden bahsetmiyorlar. Erzurum'da yaşayan insanlar
    yazıyor mu ki bu konuları?

    Eski devirlerde bir kantariye mağazasında şunlar bulunurdu: şeker, çay, kahve, sigara, kibrit, sabun, tarçın, havlucan, kara ve kırmızı biber, baharat, kova ve inşaat malzemesi. O zamanlarda Erzurum'da kantariye üzerine iş yapan kuvvetli müesseseler mevcuttu. Nemlizadeler, Rum Kabayanidi gibi koskaca birer hanı işgal ederek kantariye ticareti yapan büyük tüccarlar dahi bulunmakta idi.

    Erzurum'un ithal ettiği şeker; büyük miktarlara baliğ olur, şekr nakliyatı deve, at, mekkareleri, çift atlı, dört atlı arabalarla yapılırdı. Van, hakkari, Bitlis, Muş gibi vilayetlerin şeker ihtiyacı, Erzurum'dan gönderilen ikiyüz, üçyüz çuvallık partilerle temin olunurdu. Şeker ithalatı hassaten Fransa'dan ve bir miktar da Rusya'dan yapılırdı. Rusya'dan gelen mallar arasında semaver de sayılmaktadır. 1914 senesinden evvelki ithalat: Trabzon iskelesine transit çıkartılan ithal malları: Şeker, çay... İstanbul'dan mübayaa edilen ... şeker, çay,
    kahve...

    Rusya'dan Kötek kapısı tarikiyle ithal olunan ... semaver... ... bir kısım sahil halkı da at ve katırları vasıtasıyla Erzurum'un
    tütün, şeker, çay... gibi mübrem ihtiyaçlarını karşılamışlardır. Ruslar ile yapılan ticari anlaşmada Erzurum tüccarları Rusların Erzurum'daki mümessili olan Zorkorstorg şirketiyle anlaşmalar yapmışlardır. Ruslara canlı hayvan ve hayvan mahsülleri satarak onlardan şeker, tuhafiye ve manifatura almışlardır. Komşu vilayetlerin ticaret adamları ... kantariye... ihtiyaçlarını Erzurum'dan karşilarlardı. Kantariyecilerin büyük çoğunluğu Kongre Caddesi ve Hacılar Hanı civarında yerleşmişlerdi. Nasıl bağlayalım bunu? Rize'de üretilen, siyah Doğu Karadeniz çayından bahsediyoruz. Yaylalardan, kartal yuvası benzeri yerlerden aşağı bakarsın, ıslanmakta olan çay bahçelerini görürsün. Hani oralar yurdumuzun yağmur turizmi bölgeleridir. "... bu havali ahalisi çay istimaline be-gayet mümhemikdirler. Zengin fukara her kim olursa olsun umumiyet üzre sabahları hanelerinde çay istimal ettikleri gibi; kıraathanelerde kahveden fazla çay sarfiyatı vuku buluyor. Arabacılar, kiracılar yollarda konak mahallerde rençberler dahi hanelerinden ma'ada tarlalarda, harmanlarda tedarik ettikleri teneke semaverler ile çay kullanırlar. Bu havalide çay otuz (30) seneden beri taammün etmiştir. Bir iki seneden beri darçın menku'u çay makamında istimale başlamış ise de adem-i taammümü hakkında verilen müzekkere-i acizanem üzerine bir dereceye kadar önü alınmaktadır. Dr.Şerif Soylu: Erzurum Sıhhi Cografya Kitabı,
    1913"

    TÜRKİYE'M
    ...
    Durmuş da yorgunluk çıkarmışım,
    Bir akşam vakti
    Dört bardak kiralama çayla Erzurum'da
    ..."
    Turgut Uyar

    Evet, çay şiirleri çoğalıyor. Şiirde ve sanatta çayın yeri nedir?
    Devam etmek isteyen vardır belki... Orhan Veli'den:

    NE KADAR GÜZEL

    "Çayın rengi ne güzel
    Sabah sabah,
    Açık havada!
    Hava ne kadar güzel!
    Oğlan çocuk ne kadar güzel!
    Çay ne kadar güzel!"

  9. Nene Hatun (1857 - 1955)



    Erzurum-Nene Hatun
    Erzurum'da doğdu. 98 yıl Erzurum'da yaşadıktan sonra yine Erzurum'da, zatürre hastalığından hayata vedâ etti. Ölümünden üç ay önce Türk Kadınlar Birliği tarafından yılın annesi seçilmişti.

    Tarihimizde 93 Harbi olarak anılan 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı sırasında, Erzurum'daki Aziziye Tabyası'nın savunulmasında kahramanca çalıştı. Adını bu şekilde tarihe yazdırdı. Mücâdeleye, küçük yaştaki oğlunu ve kızını evde bırakarak katılmıştı. O sıralarda 20 yaşlarında genç bir gelindi.

    7 Kasım 1877 gününün gece yarısında, bölge halkından olan Osmanlı vatandaşı Ermeni çeteleri Erzurum'un Aziziye Tabyası'na girmeyi başarmışlardı. Tabyayı koruyan Türk askerlerini öldürdüler. Arkadan gelen Rus askerleri, hiçbir mukavemetle karşılaşmaksızın tabyayı ele geçirdiler. Baskından yaralı olarak kurtulmayı başaran bir er, şehir merkezine ulaşıp kara haberi Erzurum'lulara ulaştırdı. Sabah ezanından hemen sonra minârelerden şehir halkına duyuru yapıldı. "Moskof askeri Aziziye Tabyası'nı ele geçirdi." Bu haber, Erzurum halkı tarafından, vatan savunması için emir telakki edildi. Silâhı olan silâhını, olmayanlar; balta, tırpan, kazma, kürek, sopa ve taşları ellerine alarak Tabya'ya doğru koşmaya başladı. Kadın - erkek tüm Erzurum halkı yollara dökülmüştü. Koşanlar arasında, erkeği cephede çarpışan bir tâze gelin de vardı. Ağabeyi bir gün önce cepheden yaralı olarak gelmiş ve kollarında can vermişti . Üç aylık bebeğini emzirmiş, "Seni bana Allah verdi. Ben de O'na emânet ediyorum." Diyerek vedâlaştıktan sonra birkaç saat önce ölen ağabeyinin kasaturasını alarak sokağa fırlamıştı.


    Erzurumlular, ölüme gittiklerini bildikleri halde, Aziziye Tabyası'na doğru koşuyordu. Tabyaya yerleşmiş olan Rus askerleri, gelenlere yaylım ateşi açtı. Ön sıradakiler o anda şehit oldular. Arkadakiler, geri çekilmek yerine daha bir kararlı ve hızlı olarak ileri atıldılar. Demir kapılar kırılıp içeri girildi. Boğaz boğaza bir savaş başladı. Mükemmel silâhlarla donanmış Moskof ordusu, baltalı - tırpanlı, taşlı - sopalı eğitimsiz halk karşısında ancak yarım saat tutunabildi. 2300 Moskof öldürülüp, Tabya geri alındı. Türkler, 1000 kadar şehit vermişlerdi.


    Hemen yaralıların tedâvisine başlandı. Nene Hâtun da yaralılar arasındaydı. Fakat o yarasına aldırmıyor, evindeki bebeğini unutmuş, diğer yaralıların kanını durdurabilmek, yaralarını sarmak için çırpınıyordu. Nene Hâtun böyle bir ortamda tanındı ve saygı ile sevil di.


    O'nun, vatan için gece başlayan mücâdelesi, tüm düşman Erzurum'dan kovuluncaya kadar devam etti. Erzurum'un her karış toprağında cephâne taşıyarak, yaralılara hemşirelik yaparak, yemek pişirerek, su dağıtarak, hizmetten hizmete koşarak destanlaştı. Gazi Ahmet Muhtar Paşa'nın zaferinde Nene Hâtun'un ve O'nun vatan aşkını paylaşan sivil insanların da payı vardı.


    Savaştan sonra da Nene Hâtun, destan kahramanlarına yaraşır bir asâletle yaşadı. Kendisini ziyâret eden NATO'da görevli Amerika'lı subayın bir sorusuna: "O zaman vazifemi yapmıştım. Bu gün de ilerlemiş yaşıma rağmen aynı hizmeti, daha mükemmeliyle yapacak güç ve heyecana sahibim." cevabını vermişti.



  10. Erzurum Fıkraları

    1-SEVAP :D :D

    Tamam işte o bankamatik var ya, ona gidir bir kart sohirsan. sonra birgaç numara yazirsan. Eğer daha önce para yatırmışsan maçina hemen istediğin parayı verir. Yoh daha önce para yatirmamişsan maçina sana deyir ki:
    -Ula gavat, sen ne parasi yatırdın ki şimdi benden isdirsen?

    İşte sevap da buna benzer. Eğer bu dünyada sevap yaparsan, öbür dünyada garşan gelir. Yapmazsan, heç bir şey bekleme...


    2-BENNEN YATIP :D :D :D

    Teravih namazı sırasında gürültü yapan ve hocadan evvel veya sonra secdeye varan; caminin mahfel denilen üst kısmındaki kadınları şöyle uyarır Hoca:

    -Mahfildeki garılar. Ele tek tek yatıp galhmak yok. Bundan sonra bennen yatıp, bennen bereber galhacahsız!


    3-DENİZE GİRMEK :D :D :D

    Ula uşah, Remazanda siz denize girersez orucuz bozulmaz. amma deniz size girerse orucuz bozilir. Ona göre...

  11. Doğal,Kültürel ve Turistik Merkezler


    Çermikler (Hasankale Kaplıcaları)

    Pasinler Kalesinin güneyinde Hasankale çayının iki yanında birbirlerinden yaklaşık 50 m uzaklıkta yanyana iki ılıca bulunmaktadır Güneyindekine "Büyük Çermik" kuzeydekine "Küçük Çermik" denilmektedir.

    Büyük Çermik

    Kitabesine göre 1565 yılında Dulkadiroğullarından Şah Bey tarafından yaptırılmış olan yapının içinde şifalı soğuk su kaynağı bulunmakta olup üzeri 14.50 m çapında bir kubbeyle örtülüdür. 1749 yılında Sultan 1. Murad tarafından onartılarak eklemeler yapılmıştır.

    Küçük Çermik

    Büyük Çermik' in 50 m. kadar kuzeyinde Hasankale çayının diğer kıyısındadır. Ortasındaki 1.5 m. derinlikteki havuzu örten 8 m. boyutlarında kubbeli bir mekân bulunmaktadır. Küçük Çermik' i Şah Bey' in kardeşi Mirza Ali' nin yaptırdığı kabul edilmektedir.

    Ilıca Kaplıcaları

    Selçuklular tarafından yaptırılan kaplıca, 1965 yılında İller Bankası tararından tekrar inşa edilmiş, banyo kısımları ve havuz önlerine hamam eklenmiştir.

    Müze

    1942 yılında Çifte Minareli Medrese' de faaliyete geçen Erzurum Müzesi, 1967 yılında yeni binasına taşınmıştır. Bugüne kadar çeşitli yollarla çevreden toplanan arkeolojik ve etnoğrafik eserlerle oluşturulmuştur.
    Arkeolojik eserlerin çoğunu Karaz, Pulur ve Güzelova buluntuları teşkil eder. Burada Taş Çağı aletleri. Tunç çağı çanak çömlekleri, kutsal ocakları, bahalar, Urartu kapları, madeni levhalar ve Klasik, Roma, Bizans çağlarına ait küçük buluntular yer alır.
    Etnoğrafik eserler salonunda, değerli altın, gümüş eserler, kemerler, başlıklar, yüzükler, bilezikler, giyim eşyaları, yazma kitaplar, sikkeler vb. görmek mümkündür.

    Palandöken Kayak Tesisleri

    Uluslararası Kayak Federasyonunca dünyanın ikinci büyük kayak merkezi olarak nitelendirilen Palandöken dağındaki 6.5 km.'lik profesyonel kayak merkezi yılın 180 günü (Kasım' dan Haziran' a kadar) kayak yapma imkânı tanımaktadır.
    İlk olarak Kiremitlik mevkiindeki bir salon, bir atlama trampleni, küçük bir de kayak eviyle faaliyete geçen kayak tesisleri, zamanla bu ihtiyaca cevap veremeyince pist ve tesisler Hınıs boğazına doğru genişletilmiştir.

    Tortum Şelâlesi

    Bu doğu harikası, Erzurum ilinin 103 km. kuzeyinde, Tortum gülünün kuzey kenarındadır. Çağlayan da dahil, bu çevrede çok yüksek bir su sporları (rafting) ve dağ sporları (kamping) turizmi potansiyeli vardır. 48.5 m. den dökülen çağlayanın heybeti, görkemli bir doğa manzarası sergilemekledir.



  12. 2011 Dünya Üniversite Kış Oyunları'nın ev sahipliğinin Erzurum'a verilmesinin ardından kentte adeta bayram coşkusu yaşanırken, havai fişek gösterileri yapıldı.

    Akşam saatlerinden itibaren Büyükşehir Belediyesi önünde kurulan dev ekran önünde oylamanın yapıldığı İtalya'nın Torino kentinden gelecek haberi bekleyen Erzurumlular, saatlerce müzik eşliğinde halay çekti.

    Saat 21.00 sıralarında oylama sonucunda 2011 Dünya Üniversite Kış Oyunları'nın Erzurum'a verildiğinin televizyon ekranlarından açıklanmasının ardından meydan, şölen havasına büründü. Meydanda havai fişek gösterileri yapılırken, vatandaşlar çalınan müzik ve 10. Yıl Marşı eşliğinde büyük coşku yaşadı.

  13. MUSTAFA KEMAL PAŞA ERZURUM'DA
    İstanbul Hükümeti, İtilaf Devletleri'nin baskıları sonucu, Anadolu'da asayişi sağlamak amacıyla ordu müfettişlikleri teşkil etli. Bu tasarı gereğince. Doğu Anadolu' da ki 9. Ordu Müfettişliğine Mustafa Kemal Paşa tayin edildi. Mustafa Kemal Paşa' ya verilen talimata göre, Trabzon, Erzurum, Sivas, Van Vilayetleriyle Erzincan ve Canik müstakil livalarına gereken emirleri verebileceklerdir. Mustafa Kemal Paşa' ya verilen bu geniş talimattan da anlaşılacağı üzere, O' nun görevi yalnızca Samsun ve havalisindeki asayişsizliğe son vermenin ötesinde idi. Anadolu' ya ayak basar basmaz yapmaya başladığı işlerde bunu ortaya koymaktadır.
    Mustafa Kemal Paşa 3 Temmuz 1919'da Erzurum'a geldi, ilk karşılama merasimi Erzurum'un batısında on yedi kilometre uzaklıktaki Ilıca' da yapıldı.
    Mustafa Kemal Paşa Erzurum'a gelişinin ertesi günü 4 Temmuz'da Erzurum Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'ni ziyaret etti.
    Mustafa Kemal Paşa, 5 Temmuz 1919'da yakın arkadaşları ile bir toplantı yaptı. Toplantı-ya Karabekir Paşa, Rauf Bey, Eski Vali Münir, Süreyya, Ordu Müfettişliği Kurmay Başkanı Kazım, Kurmay Binbaşı Hüsrev, Binbaşı Refik, M.Müfit Beyler katılmışlardı. Toplantıda bulunanlar, Mustafa Kemal Paşa' ya sonuna kadar yardım edeceklerine, onu lider olarak kabul ettiklerine dair söz verdiler.
    Ermeni Meselesi
    1.Dünya Savaşında Erzurum, istilacı Çarlık Rus Ordusunun ilk hedefi üzerindeydi. Osmanlı Ordularının hezimeti üzerine, önlerinde ciddi bir engel görmeyen Rus Ordusu, General Yudeniç'in komutasında Erzurum'a doğru ilerledi. Erzurum 16 Şubat 1916 da Ruslar tarafından işgal edildi. 1917 yılında Rusya'da Çarlık rejimi yıkılmış, Bolşevikler ülkede duruma el koymuşlardır. Rusya'da bu yönetim değişikliği üzerine Ruslar, işgal ettikleri Doğu Anadolu Bölgesini boşaltarak ülkelerine dönmeye başlamışlardır. Ancak Doğu Anadolu'da Ermenistan hayaliyle yaşayan Ermeniler süratle silahlanarak, Erzurum ve çevresinde soykırıma giriştiler. Erzurum Rus II. Topçu Kale Komutanı olan Twerdo Khlebov, Ermenilerin bu kanlı hareketlerine sadece seyirci kaldı.
    Erzurum ve çevresinde Türklere uygulanan soykırımı Taşnak Generali Antranik yönetmiştir. 2 Mart 1918 tarihinde Erzurum Merkez Kumandanlığına tayin olunan General Antranik Alaca, Tepeköy. Ilıca, Yeşil yayla katliamlarında aktif rol oynamış, binlerce insanın hayatına acımasızca son verdirmiştir. Ayrıca Erzurum ve çevresindeki Türk soykırımında Fransız asıllı Ermeni Albayı Morel, Divan-ı Harp üyesi Sohumyan, Muratyan, Dr. Azeryef ve Dr. Karakin Pastırmacıyan görev almışlardı.
    1918 yılının Şubat ve Mart aylarında bu tarihi şehir insanıyla, medeniyetiyle, kültür varlıklarıyla ortadan kaldırılmaya çalışılıyordu. Şehrin her mahalle ve şose yollarında, çarşılarda Ermeni çete noktaları kurulmuştu. Yol yaptırmak bahanesiyle toplu halde ***ürülen insanlar Kars kapı ve Yanık dere bölgelerinde, senelerce ekmeğini bölüştüğü Ermeni canileri tarafından şehit edilmişlerdir.
    Sonra Erzurum Garnizonlarında bulunan Ermeni askerleri evlere saldırarak yağma, öldürme, ırza geçme gibi muameleleri yapmaya başlamışlardır. Erzurum'a giren Türk birlikleri şehir içinde 2127 şehit defnetmişler, ayrıca Kars kapıda da 250 ceset bulmuşlardır. Türk-Ermeni ilişkilerini tarihi perspektif içerisinde incelediğimizde, bölgede Türk insanıyla birlikte yaşamış, kapı komşusu olmuş Ermeni'nin ihaneti açıkça ortadadır. Milleti Sadıka diye adlandırılan Ermenilerin Aşkale, Tazegül, Cinis, Alaca, Ilıca, Tepeköy, Erzurum-Merkezde; Yanık dere, Kars kapı, Ezirmikli Osman Ağa ve Mürsel Paşa konakları, Yakutiye Kışla hamamı, Yeşil yayla, Hasankale-Tımar, Köprüköy, Horasan da yaptıkları insanlık dışı katliamlar sonunda Türk Milleti'nin hafızasında "Yerli Gavur" olarak unutulmayacak bir iz bırakmıştır.
    Kazım Karabekir Paşa, 12 Mart sabahım şöyle dile getiriyordu: "Erzurum'da halk göz yaşları içinde kimi babasını, kimi karışım yakılmış yada süngülenmiş buluyor, saçlarım yoluyordu, sokaklarda canlılıktan bir iz bile kalmamıştı. Yerlerde çocuk, kadın ve yaşlılar kanlar içinde yatıyordu." Ermenilerin yalnız son gece (11-12 Mart 1918) 3000 Müslüman Türk'ü öldürdüklerini, Erzurum'daki Rus Yarbayı Twerdo- Khelebof anılarında ifade etmiştir. "Demiryolu istasyonun da sanki bir mezarlık ölülerini dışarıya çıkarmıştı. Cenazeler arasından geçerek feci duruma gözlerimizle şahit olduk. Bilhassa Tahtacılar semtinde karşılıklı yer alan Osman Ağa ve Mürsel Paşa konaklarına doldurulup yakılan ve katledilen Erzurumlular insanı titrediyordu."
    Erzurum'da resmi belgelere göre 9563 yerli Türk ahali Taşnak Ermeni çeteleri tarafından şehit edilmiştir.
    12 Mart 1918 günü Türkün kalbi olan Erzurum'un esaretten hürriyete, ölümden hayata kavuştuğu bir gündür. 12 Mart 1918 de Türk Hükümeti, Doğuda ki güzel toprakları, yüksek dağları mert kanıyla sulayarak, düşmana göğüs geren Erzurum'u karanlık bir günden kurtardığının yıl dönümüdür.
    12 Mart 1918 tarihi Erzurum kalesinin beklediği kutsal sabahtır. 84 yıl önce bir 12 Martta zamanın saygısı altında kalan, hatırladıkça kanayan bir yara içimizi sızlatır, sevincimizi göz yaşlarımızın ıslaklığı, mutluluğu kederimizin hüznü, Hürriyetimizde kanımızın pahası, yaşamımızda Türk olmanın gururu, bayrağımızda varlığımızın manası vardır ve saklıdır, işte 12 Mart kutlu günümüzün bizlere hatırlattıkları bu duygu ve fikirlerdir.

  14. Oltu tasi
    Erzurum kuyumculuğu ve Oltu Taşı işlemeciliği ile ünlüdür. Yarı değerli taş olan Oltu Taşı (kehribar) Erzurum'a özgüdür Altın ve gümüş ile birlikte Oltu Taşından kadınlar için bilezik, gerdanlık, broş, küpe, saç tokası ve tarağı yapılırken, erkekler için tespih, ağızlık, yüzük, vb. eşyalar imal edilmektedir. Bu ürünlerin satıldığı yer Rüstem Paşa Bedesteni'dir. Taşhan olarak ta adlandırılan bu eser Kanuni Sultan Süleyman'ın sadrazamı Rüstem Paşa tarafında yaptırılmıştır. Osmanlı mimarisinin özelliklerini taşıyan iki katlı bina halen çarşı olarak kullanılmaktadır.

    543 - Erzurum Hakkında Genel Bilgiler

  15. 2009-04-19
    Oltu taşından ne de güzel tesbihler yapılır...Bayılırım onların şıkırtısına.Hele de tonton dedelerin elinde koyu bir sohbetin başındayken şıkırdadı mı....
  16. 2009-04-19
    Çok güzel remiler bunlar aso2 memleketim işte. Herşeyi güzel :)
  17. ERZURUM


    267 - Erzurum Hakkında Genel Bilgiler


    268 - Erzurum Hakkında Genel Bilgiler


    269 - Erzurum Hakkında Genel Bilgiler


    270 - Erzurum Hakkında Genel Bilgiler


    271 - Erzurum Hakkında Genel Bilgiler


    272 - Erzurum Hakkında Genel Bilgiler


    273 - Erzurum Hakkında Genel Bilgiler


    274 - Erzurum Hakkında Genel Bilgiler


    275 - Erzurum Hakkında Genel Bilgiler


    276 - Erzurum Hakkında Genel Bilgiler


    277 - Erzurum Hakkında Genel Bilgiler


    278 - Erzurum Hakkında Genel Bilgiler


    279 - Erzurum Hakkında Genel Bilgiler


    91 - Erzurum Hakkında Genel Bilgiler


    280 - Erzurum Hakkında Genel Bilgiler


    281 - Erzurum Hakkında Genel Bilgiler


    92 - Erzurum Hakkında Genel Bilgiler


    282 - Erzurum Hakkında Genel Bilgiler


    283 - Erzurum Hakkında Genel Bilgiler


    284 - Erzurum Hakkında Genel Bilgiler


    285 - Erzurum Hakkında Genel Bilgiler


    286 - Erzurum Hakkında Genel Bilgiler


    287 - Erzurum Hakkında Genel Bilgiler


    288 - Erzurum Hakkında Genel Bilgiler


    109 - Erzurum Hakkında Genel Bilgiler


    289 - Erzurum Hakkında Genel Bilgiler

    Güncelleme : 2010-01-13
  18. eline sağlık
  19. Yemekleri kültürü coğrafyası çok zengin bir ilimizdir. İnsanları çok cana yakındır.
  20. 2015-03-12
    Erzurum'mum dağına taşına kurban çok saol insanlar bilgilenmiş oluyor senin sayende
  Okunma: 19058 - Yorum: 25