Sevgiliye Mektuplar - Delinetciler Portal

Sevgiliye Mektuplar

  1. sponsorlu bağlantılar
    PLATONİK SEVGİLİYE MEKTUP

    Sana uzaktan bakıyorum. Sana bakmak inanılmaz mutlu ediyor beni. Sen gidince aklım da senin peşinden sürüklenip gidiyor, yüreğim de.. Yanında biri mi var, ona bir şey mi söylüyorsun, onunla gülüyor musun.. içim yanıyor. Ama senden sonra gördüğüm o insan birden senden biri oluyor. Senin baktığın her yer artık güzel, senin konuştuğun her insan, özel oluyor.

    Sen evine şu yollardan gidiyorsun. Ardından yürüyorum. Beni fark etmiyorsun. Önünden geçtiğin evlere, gölgesinde yürüdüğün ağaçlara, her gün bindiğin otobüse bakıyorum. Senin gözünle bakıyorum. Sen yokken de o yollardan defalarca geçiyorum. Senin kokun, senin havan, senin auran sinmiş havaya.. Sanki seni soluyorum.

    Akşamları ne yaparsın acaba? Sofraya oturduğun zaman yanında kimler var? Hangi yemeği severek yersin, neyi sevmezsin? Kitap okur musun? Hangi kitapları seversin? Ne tür filmlerden hoşlanırsın? Televizyon izler misin? Gece sokağa çıkar mısın? Arkadaşlarınla en çok neye gülersin? En çok kim kızdırır seni..Hangi futbol takımını tutarsın?

    Bilmeliyim. Senin hakkındaki bütün ayrıntıları öğrenmeliyim. Çünkü ben de o filmlere gideceğim, ben de o dizileri izleyeceğim, ben de o yemekleri seveceğim ya da nefret edeceğim. Bilmeliyim. Baştan kuruyorum dünyamı. Seninle yaşamaya başlıyorum.

    Onca kalabalığın içinde, karmaşık yaşamın ortasında eğer sen varsan daha seni görmeden bir kuş gibi çırpınmaya başlıyor yüreğim. Bir ışık çarpıyor yüzüme, bir sıcaklık yürüyor göğsümde. Anlıyorum ki sen varsın. Sen ordasın. Sen gelmişsin. Bakmadan, başımı çevirip seni görmeden varlığının farkındayım.

    Ey uzak uzak baktığım.. göz göze gelmeden, saçını okşamadan, değil bir rüyayı bir cümleyi paylaşmadan sevdiğim sevgilim. Bir aşk filiz verdi, fidan verdi, kök saldı içimde. Onu sana göstermek için ömrümü veririm.

    sponsorlu bağlantılar

      Konuyu Beğendin mi?

  2. ÖZLEM MEKTUBU

    Sevgilim

    Sen gideli kaç saat oldu ? Kaç gün geçti, kaç hafta..? Saymadım.. Bana yüzyıllar geçmiş gibi geliyor. Son anda sen giderken gözlerinin buğusunu bıraktın.. Şimdi sis içinde bütün dünya. Çiçekler gözyaşlarımı içti, sen onları kırağı sanırsın, çiy sanırsın.. oysa hepsi benim gözyaşlarımla ıslak..

    Sevgilim özlüyorum seni.. Bir balta indirildi, içimden bir ağaç köküyle devrildi. Gözlerimden akan yaştan belli değil mi, içim kanıyor. Özlem bir bulut gibi sarıyor beni, kuşatıyor . Seni sevmek bir sonsuzluk gibi büyüyor içimde. Haftanın her gününe, geçen her saate senin adını verdim. Senin adınla başlıyor mevsimler, yıllar sen varsan içinde, geçerli...

    Özlem bir yağmur gibi yağıyor üstüme. Damlalar yüreğime vuruyor. Gecenin karanlığında bir başınayım.Uykularım bölük pörçük. Bütün rüyalarımda sen.. gözlerim kapanır kapanmaz gözlerin yaklaşıyor. Sonra bir rüzgar alıp seni, benden uzaklara götürüyor.

    Geceler boyu sabahlayıp uğruna, boşluğa düştüğüm sevdiğim, bir tanem, gözbebeğim.. Yüreğimden mühürlendim sana.. Şiirler havalanıyor kuşlar gibi, şarkılar ağlıyor yokluğuna.. Sevgilim hayatı sende buldum ben, tükenirsem sen tüketirsin beni.

    Yoksun, gittin, tek başına koydun... Bu nasıl bir özlemdir, kendi gövdem ateşten bir gömlek.. yanıyorum..Yetti artık, yetiş n'olur dayanamıyorum.

  3. İHANET ÜZERİNE BİR MEKTUP

    Sana hiçbir şey söylemek istemiyorum. Bütün sözcükler yetersiz.. Hiçbir şey yazmak istemiyorum. Engin denizlerde kulaç attığım, üstüme gökkuşağını kuşandığım bu aşk yalanmış. Şimdi karanlık sularda boğuluyorum. Gökyüzü kurşun gibi ağır. Ne yana dönsem yalan. Gülüşler yalan, vaatler yalan..İnsanlar yalan. Ben seni mi sevdim..Senin gözlerinle mi baktım dünyaya.. senin ellerinle mi çiçek derledim.. sevinçti, aşktı göğsüme bastım. Kocaman bir yalanı seninle mi yaşadım?

    Gözlerine baktığım zaman cennet bahçesine geçerdim.. Bir aldatmacaymış, kötü bir rüya.. Kötülüğün bile bir yüzü vardır, bir görünüşü.. ama en beteri buymuş.. bu aldatmaca. Bir masal olsaydın razıydım, bir şiir olsaydın, alır saklardım.Güzel bir yüz kalırdı senden geriye, hoş bir anı.. kimsenin dokunamıyacağı bir tarih. Ama hiçbir şey kalmadı.. Bir yokluğu varsaymışım. Bir HİÇ’e sarılmışım. Çölde serap bile değilsin. Serabın gizli ışığı vardır. Sen ışığı yutan karanlık.. bir kör kuyu.. Ben kör kuyularda kaynak suyu aramışım.

    Nasıl olsa biterdi bu aşk. Ama unutulmaz bir hatıra, gençliğin en güzel anısı olarak kalsaydı.. Sen hiçbir şeyin değerini bilmedin. Kökün çürük, yaprağın kül, meyvan zehirmiş. Ben seni aşkın yerine koymuş aldanmışım. Kabahat sende değil, ben insan tanımamışım.

    Sana karşı öfke duymuyorum, kırgın değilim, kızgın değilim.. Çünkü sen zaten yokmuşsun. Asıl kızılacak kişi benim.. Küçücük bir toz tanesini bir mücevher sanmışım. Senin ihanetin bana koymadı..Beni kahreden, beni yokeden, beni bin pişman eden tek şey.. bir aşk yaratmış tek başına yaşamışım. Sen zaten yokmuşsun ki.. senin neyine yanayım?

  4. SEVGİLİDEN ÖZÜR DİLEME MEKTUBU
    Sevgilim sana nasıl söyleyeceğim, nasıl yazacağım.. Kelimelerim yetersiz, kalemim tutuk. Sana öyle hasretim ki bütün sözler ifadesiz. Senden önce yaşamamışım, senden önce ben ben değilmişim.Sen gittiğinden beri yine kendimde değilim. Seninle yaşadıklarım yetmiyor, anılar kalbimin acısını dindirmiyor.Ayrılık kapıyı çaldı, seni benden aldı.. artık içeri hiç kimse giremiyor.

    Sevemiyorum kimseyi, gözlerim senden başkasını görmüyor. Ellerim senden başkasına gitmiyor. Dudaklarım senden başkasını öpmüyor. Geceleri bir yorgan gibi çekip üstüme, karanlığı örtüyorum. Uzak yıldızların ışığı bile bu karanlığı delip geçmiyor. Yıldız yok, ay yok, bulut yok.. umut yok sevgilim. Umutsuz yaşanmıyor.

    Sokağa çıksam attığım adımlar boşlukta geziniyor, yağmurlar yağsa damlalar bana seni söylüyor. Çiçeklerin boynu bükük, güneş bitmiş. Dünya benden hesap soruyor. Bu ceza çok ağır sevgilim, bana reva gördüğün bu ceza çekilir gibi değil. Yüreğim sökülüyor.

    Hatamı biliyorum, yanlışın farkındayım. Senden özür dileyecek yüzüm yok. İstersen kapının eşiğinde küçük bir taş olayım itip kaktığın, yeter ki uzaklara fırlatıp atma beni. Pencerende bir kuş olayım, elinin tersiyle uçurma beni. İnce parmaklarında solgun bir çiçek olayım, buruşturup kırma beni..

    Susup gittin, çekip gittin. Bir namlunun ucuna kurşunu sürüp gittin. .Ama öyle kaskatı öyle ağır ki ruhum, can damarım kesilse bir damla kanım akmaz. Gözlerim ufka dikili, bir küçük kızıl ışık bekliyorum senden..Bir aydınlık teli.. Bir umut.. affeder misin beni?

  5. KISKANÇLIK ÜZERİNE BİR MEKTUP


    Sana baktığım zaman gözlerim kamaşıyor. İnce bir rüzgar esiyor saçlarının arasından, bütün denizler deviniyor .. binlerce güneş parlıyor gözbebeklerinde.. senin ışığın öyle parlak ki gökyüzündeki utancından eriyor

    Sana dokunduğum zaman sudan geçer gibi ellerim, senin beyazlığınla arınıyor. Yüreğimin içinden ırmaklar akıyor. Sana dokunduğum zaman nefes alamıyorum, soluğum kesiliyor.Sana dokunduğum zaman boyut değiştiriyorum.. bütün renkler yenileniyor.

    Bir masanın başında oturuyorsun, elinde çay bardağı… Diyelim ki çay içiyorsun. Senin oturduğun masa birden anlam kazanıyor. Çay daha lezzetli, masa daha sevimli, bulunduğun oda huzur veriyor.

    Sen yürüdüğün zaman bastığın kuru toprakta çimen bitiyor, çevrende güller açıyor. Kuşlar havalanıyor sevinçle mavi gökyüzüne. Senin el sürdüğün yerden bereket fışkırıyor.

    Ah sevgilim.. yüreğimin ateşi, başımın dumanlı yüce dağı, dinim kadar imanım kadar güvendiğim ey güzel insan.. seni kimse benim gözlerimle görmüyor. Sana sıradan biriymişsin gibi, yüzüne bile bakmadan bir söz söylüyor, cevabındaki gizemi fark etmiyor. Seninle kurulan cennet umurlarında değil.. Ama senin yüzüne bakıyorlar, onlara gülümsüyorsun, sana uzanıyorlar ses etmiyorsun. Verdiğin nimetin farkında değiller. Ben sana niçin onlarla berabersin diye hesap sormuyorum. Ama onlar senin değerini bilmiyorlar.

    Bunun adı kıskançlıksa evet.. Seni kıskanıyorum.. Ama bu, sana layık olmayanların vurdumduymazlığından kaynaklanıyor. Kimse seni bulunduğun yerden bir santim aşağıda göremez, görmemeli.. İşte o zaman çıldırıyorum. Sana uzanan elleri kırmak, sana bakan gözlere mil çekmek istiyorum.

    Sen burada, benim dünyamda, teksin, ulaşılmazsın. Sana ulaştığını sanan herkese lanet ediyorum. Çünkü onlar seni benim gözümle seni görmüyorlar.

  6. NAZLI SEVGİLİYE MEKTUP

    Biliyorum sen de seviyorsun beni. Gözlerinden okunuyor, uyku gibi, yağmur gibi, duman gibi aşk dökülüyor gözlerinden. Beni sevmediğini söylerken dudaklarının kıvrımında öyle bir işaret görüyorum ki sevdiğini söylüyor. Elini tutuyorum, elimi iterken elin, yanarak titriyor.

    Biliyorum sen de seviyorsun beni. Bazen hiç ses vermiyorum sana, beni çağırıyorsun, adımı sesleniyorsun, yüreğin beni arıyor. Uzaklara giderken beni de alıp götürüyorsun, yoksa bu kadar çınlar mıydı kulaklarım ?. Akşam yıldızına bakarken ben geçiyorum aklından, yıldız birden ışığa kesiyor.

    Beklenmedik bir zamanda, umulmadık bir yerde ansızın karşıma çıkıyorsun, gözlerimiz karşılaşınca yüzünü çeviriyorsun. Benim yanaklarım alev alev..senin dudakların nar çiçeği.. bir rüzgar esiyor aramızdan görmezden geliyorsun. En yaşanacak zamanda saatler boşa akıyor, çileler sarıyorsun.

    Sevgilim, benim nazlı sevgilim.. Neden bu cefa ? Neden susuyorsun? Aramızda niçin bu kadar insan, neden bu kadar engel koyuyorsun ? Sevgilim her şey bahane.. bütün söylediklerin.. Kelebek kanadı kadar ince, yağmur damlası kadar temiz bir aşk bu.. Korkmana, kaçmana gerek yok.

    Sevgilim, biliyorum sen de seviyorsun beni, itiraf etmiyorsun

  7. Ayrılık ne biliyormusun??

    Ne araya yolların girmesi,
    ne kapanan kapılar,
    ne yıldız kayması gecede, ne güz,
    ne ceplerde tren tarifesi,
    ne de turna katarı gökte.
    İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık.
    ipi kopmuş boncuklar gibi yollara
    yollara döktüğü gözlerini, birer damla düş
    kırıklığı olarak toplamaması içine.
    Ardında dünyalar, ışıyan camlar dururken
    duvarlara dalıp dalıp gitmesi.
    Türküsünü söyleyecek kimsenin kalmaması ayrılık.
    Saçına rüzgar, sesine ışık düşürememek kimsenin.
    Parmaklarını sözüne pınar edememek.
    Çicekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun.
    Evlerle sokaklar arasında bir ayrım kalmaması.
    Ayrılık yağmurdan vargeçiş, sudan üşüme , yalnızca gölge vermesi ağaçların.
    Güneşin bir ceza gibi doğması dünyaya.Başını alıp gitmek gibi bir geri dönüş.
    İki adımından bir insanın.
    Şimdi anlıyor musun gidişinin neden ayrılık olmadığını ?

  8. Suçsuzluğumda kendimi yargıladığımı,
    Dilimi her gün kurşunladığımı,
    Darağaçlarında asılı kaldığımı,
    Suskunluğumu,
    Açlığımı,
    Çıplaklığımı,
    Bilemeyeceksin



    Mekan içinde yurtsuzluğumu,
    Kırılgılardaki düşselliğimi,
    Zamansız gidişlerimi,
    Susuzluğumu,
    Çaresizliğimi,
    Yangınlarımı,
    Bilemeyeceksin...



    Ayaklarım gidemezken, koşmayı bilmediğimi,
    Ne beyaz, ne siyah, grilere büründüğümü,
    Sözümle ateşlere yürüdüğümü,
    Kahretmelerimi,
    Bekleyişlerimi,
    Gözyaşlarımı,
    Bilemeyeceksin...



    Öfkeme yenilip denizlerce boğulduğumu,
    Pusulara yenik düştüğümü,
    Son nefesimde dökülen sözlerimi,
    Sancılarımı,
    Yenilgilerimi,
    Suçsuzluğumu,
    Bilemeyeceksin

  9. ѕєηѕizℓiği уαşαякєη нiç αğℓαмαz∂ıм

    Gündüzleri sevmiyorum artık.. Gecelerde yaşıyorum, geceleri seviyorum... Çünkü gündüzler korkutuyor beni... Çünkü gece sadece sen oluyorsun aklımda. Biraz hayal gücü ve seni yanımda buluyorum tam boğulurken. Tüm benliğim senle doluyor ve ben sen oluyorum sen de ben. Dedim ya, geceleri seviyorum ben...

    Her saniye aklım karışıyor sensizken. Her saniye uzaklaşıyorum hayattan. Senden,kendimden. Sensiz oluşum dokunmuyor bana. Bana ağır gelen seni unutmak. Yaşamaya çalışırken seni aklımdan çıkarmak. Pastel renkler siyah olunca kalıcısın aklımda, her gecede, her karanlıkta seninleyim. Bu yüzden geceleri uyumuyorum. Çünkü her gece seninleyim sensizken yatağımda... Dedim ya, geceleri seviyorum ben...

    Senin varlığındı kalbimin kapılarını açan, sendin anahtarı kalbimin. Ne kelimeler yeter anlatmaya, ne de kağıt kabul eder kalemden dökülenleri. Sadece yaşadığım anlardan kalan anılarım yetebilir seni anlatmaya…

    Aşk yok, aşka inanmam dediğim anlarda çıktın karşıma. Önce gülüşündü seni bana çeken, sonrasında o gülüşün altındaki yaralı yüreğin…
    O gün, hani seni gördüğüm ilk gün; tren istasyonunda yağmur altında saatlerce oturduğumuz ilk gün. Sözde tren beklerken onlarcası geçip gitmişti de aldırmamıştık. Yağmur bedenimi ıslatırken, her damlada bir kat daha sana aşık olduğum gün… Yaşama döndüğüm, aşkın varlığının kanıtını gördüğüm gün…

    Ve sonra…. Sonu olmayan bir yaşam içinde asla gecesi olmayan bir gün gibi doğdun hayatıma. Oysa senden once “yağmurlar bile isyan ederdi akıttığım yaşlara onlar bile benim kadar ağlayamazdı”. Ya bu ben değilim, yada zaten ben bende değildim… Hayallerde yaşatılabilirdin, bir rüyada yer alabilirdin, belki de bir masal karamanı olabilirdin ama benim olamazdın...

    Sen gideli iki gün oldu.. Asırlara bedel iki gün.. Ellerim ceplerimde caddelerde yürüyorum. Birlikte dinlediğimiz şarkılar kulağımda. Ya da odama kapıyorum kendimi, görmek istemiyorum senden başkasını. O kadar çok alışmışım ki sana. Senin üzerine kurulmuş tüm hayallerim. Sen gittin, ben bittim, hayallerim yok artık geleceğe dair...
    Bil ki; içimde her zaman sıcacık kanayan bir yara olarak kalacaksın. Sana istediğim zaman söyleyemeyeceğim belki sevgimi ve ulaşamayacak uzattığım ellerim ellerine. Ama ne olursa olsun sana olan sevgim her an artarak yaşayacak bende." ......
    İşte bitti; “Vazgeçtim Senden” ve belki de seninle birlikte kendimden…



  10. 20 - Sevgiliye Mektuplar
    Merhaba Yüreğim
    -seni gördüğümde daha bir başka oluyorum göğü kucaklayıp maviliğinden öpüyorum sen bir deryasın dalgalar boyu ak köpüklerinde güneşin ışıltılarıyla sana akıyorum-

    gelirsin bir kuş kanadında
    yüklenip tüm uçkun rüzgarları
    seninle her an daha iyiyim
    yüreğim bir kuş çırpınışı

    gel bir tanem
    yansın tüm zamanlar bizde
    dayanılmazsın
    bitiyorum her an sende

    yürek sesim bir kuş çığlığı
    gökten toz zerreci gibi düşüyor
    dolaşıyor tüm coğrafyaları

    sana çağlıyorum sende bitiyorum
    öpüşlerin yakıcı sıcaklığında
    parçalanıyor yüreğimin haritası

    tatlı bir heyecan büyür kalbimizde
    yürek sesimiz gittikçe güçlenmekte

    ellerin titremesi bu heyecan fırtınası
    görmenin hazzı bir sevgi sağanağı

    sen duvarı delen arzular sesinde sınırları aşanım
    sen yerçekimli toprağım, medcezirli zamanlarım
    sen yaşamın odak noktasında sevda rüzgarım

    -Bilincimin Düşümün Güzelliği Yürek Sesim Merhaba-

  11. Belki birgün olur olmaz yerde

    Olur olmaz bir günde

    Tesadüf eseri karşılaşırız

    O zaman anlarızki

    Hepsi bir hataymış

    Hepsi bir yalanmış

    Sevgilim

    Söyle yanlışım söyle hepsi bir yalanmıydı

    Hissetmedin bildiğim

    Kaldığım Haramıydı

    Söyle eldeki yabancı

    Söyle kimdi elindeki

    Göğsümde uyurken düşün

    Düğümler içindemiydi…….







    Belki birgün maziyi

    hatırladıkça hatamızı anlayınca

    içimiz burkulup ağlayacağız

    o zman fayda etmez

    iş işten geçer

    ne sen ne de ben olmayacağız

    söyle yanlışım söyle hepsi bir yalanmıydı

    hissetmedin bildiğim

    kandığım haramıydı

    söyle eldeki yabancı

    söyle kimdi elindeki

    göğsümde uyurken düşün

    Düğümler içindemiydi…….

  12. Kendine İyi Bak
    “Kendine iyi bak” bir "veda" değil "elveda" cümlesidir çoğu zaman. O üç kelimeden çok daha fazlasını gizler içinde...

    "Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra ben yanında olmayacağım. Olamayacağım. İstesem de istemesem de. Sevdim bir zamanlar seni, hala seviyorum ve benden sonra da mutlu olmanı istiyorum. Olur da bir gün dönersem seni iyi bulmak istiyorum.“

    “Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra kendinden başkası olmayacak yanında sana bakacak. Ben olmayacağım. Kendine iyi bak ve beni düşünme. Çünkü ben de seni düşünmeyeceğim artık. Arama sakın beni, yazma, çünkü ben yazmayacağım. Sil beni yüreğinden, çünkü ben sileceğim. Fakat, yaşanılan, paylaşılan güzel şeyler hatırına sana yürekten mutluluklar diliyorum. Ve ben bir daha dönmemek üzere gidiyorum.”

    "Kendine iyi bak. Aramızda geçen herşeye rağmen benden sonra iyi olduğunu bilmeyi tercih ederim. Aslında bilmem çok önemli değil, iyi olduğunu varsayacağım ben. Seni bir daha asla görmemek üzere gidiyorum ben, seni kendinle başbaşa, yapayalnız bırakıyorum ben. Biliyorum kendini bırakacaksın benden sonra, o yüzden iyi bak diyorum. Aslına bakarsan, çok da fazla umursamıyorum."

    "Kendine iyi bak" derler ve giderler. Tutkuyla sevenler, bazen birden fazla söylerler bunu. Çünkü onları ayırmak, eti tırnaktan ayırmak gibidir. Kolay kolay kopamaz onlar, süreç çok acı vericidir, yürek parçalıyıcıdır. Her seferinde azalan umutlarla geri döner ve yine “Kendine İyi Bak” gözleriyle ayrılırlar. Ta ki umut da, sevgi de tükeninceye kadar…Ta ki son elveda mezar sessizliğine bürününceye kadar…

    Tutkunun ötesinde sevenler, bir kez “Kendine İyi Bak “ derler ve giderler. Onlar eti tırnaktan ayırmak yerine ölümü yeğlerler. Onlar bu acıyı bir kezden fazla kaldıramayacaklarını bilirler.

    "Kendine iyi bak" derler ve giderler. Bu sözlerin içinde ihanet yok, hiç bir zaman olamaz derler ve giderler. En büyük ihanet değil midir aslında seni seveni, ihtiyacı olanı yüzüstü bırakıp gitmek. "Kendine iyi bak" derler ve giderler. Seni suskunluğa mahkum edip giderler. Seni parçalara ayırıp, en büyük parçayı yanlarına alıp giderler. Seni senden alıp giderler.

    Daha kötüsü suçlayamazsın onları tüm bunlar için. Kendine iyi bak deyip gidenin geçerli bir nedeni vardır elbet. Suçlatmaz kendini. Savaşmadıkları için kızarsın ama suçlayamazsın. Savaşmışlarsa, yenildikleri için kızarsın ama suçlayamazsın. Yenildiğin için kızarsın ama suçlayamazsın… Ayrılığın kaçınılmazlığına inandırır seni, "kendine iyi bak" derler ve giderler. Elinden umutlarını, düşlerini, sevgilerini alıp giderler. Bir tek anıları bırakırlar geride, bir de hatırladıkça gözyaşlarına boğulasın diye
    unutulmayan nağmeler.

    Arkalarına bakmadan çekip giderler eğer yalnız kalmışsan, çünkü insafsızlıklarını görmek istemezler. Herşey o saniye orada bitsin, kapansın bu sayfa isterler. "Bitti" diyemedikleri için, "kendine iyi bak" derler. "Kırıldım ve affedemiyorum" diyemedikleri için "kendine iyi bak" derler. "Seni istemiyorum artık, hayatımdan çıkaracağım ama bil ki hiç unutmayacağım" diyemedikleri için kendine iyi bak derler. "Biliyorum çok kanayacaksın ama daha iyisini yapamıyorum" diyemedikleri için "kendine iyi bak" derler. Vicdanlarını rahatlatmak için kendine iyi bak derler, çünkü o kan uzun süre akacaktır ve o yara asla kapanmayacaktır, bilirler.

    "Kendine iyi bak" bir noktadır çoğu zaman. Kendine iyi bak deme bana, sadece kötülükler noktalansın isterim ben. Oysa sen iyisin… Sen gözümdeki ışık, dudağımdaki tebessüm, sen içimdeki sevinçssin. Sen hayatıma renk katan, sen yüreğimdeki çarpıntı, sen hayatımdaki neşesin. Sen yolumu aydınlatan, sen dert ortağım, sen gönül yoldaşım, sen bir tanesin. "Kendine iyi bak" deme bana. Nokta koyma.

    Keşke böyle yaşanmasaydı bazı şeyler, keşke affedebilsen beni, keşke ben de affedebilsem… Keşke döndürebilsek zamanı geriye. Keşke bugünkü aklımızla yaşasak herşeyi baştan. Nafile... Ama yine de, gitmesen olmaz mı? Bitmesek olmaz mı? Sen eksikken, ben nasıl tam olurum? Senden kalan boşluğu kimlerle doldururum? Savaşsak, aramıza giren şeytanla olmaz mı? Hani büyük aşklar her türlü engeli aşardı, hani gerçek dostluklar her sınavı geçerdi, hani sevgi eninde sonunda kazanırdı? Hani hayatta hiç kirlenmeyecek değerler vardı? Hani en büyük zaferler, en kanlı savaşların ardından kazanılırdı? Bunların hepsi yalan mı? Sahiden..., gitmesen olmaz mı? Bitmesek olmaz mı?……….

    Peki o zaman... Senin istediğin gibi olsun... Öyleyse...Sen de "Kendine İyi Bak."

    "Kendine Iyi Bak" derler, kurşunu kafana sıkıp giderler.

  13. 2006-11-19

    sahipsiz bir mektup!

    "bu gece bir şeyler değişecek, sen gideceksin, ben biteceğim. ardından isyanlar, isyanlar...

    bu gece bir şeyler bitecek, içimdeki sen, hayalindeki ben gidecek, ve bir daha asla geri gelmeyecek.

    komik! bir an ne kadar da zayıf kalmışım sana karşı. nasıl inanmışım sana. gideceksin ne kadar "kal" desem de. ardında yalnızlığının hediyesini bırakarak gideceksin. sen; beni sevdiğini söyleyeceksin , ben de; "sevgin bensizliğin olsun" diyerek cevap vereceğim
    sana. belki de güzel olabilirdi. belki de çok kötü...

    bir yaşamı daha bitirerek gidiyorsun işte. söz söylemeye cesaretin yok. susuyorsun yine, her zaman olduğu gibi. İçin içini yiyor ve sen yine de konuşmak istemiyorsun biliyorsun ki sende haksızsın en az benim kadar. sen de suçlusun en az benim kadar. Şimdi git,bir daha seni bulamayacağım bir yere, sesini duymayacağım, yüzünü göremeyeceğim uzak bir diyara.hatırlanmayacak kadar uzaklara git, git, git!

    bir yıl sonra...

    dün seni gördüm. Çok değişmişsin deli kız çok değişmişsin. o gülen kıza ne oldu, söylesene? zayıflamışsın iyice, yüzünde eskisi kadar canlı değil ne oldu sana? kim yaptı sana bunu, söylesene kim?

    konuşmadın yine, yine o keçi inadın tuttu. bilirim seni, dediği dediksindir. yapacağım dedikten sonra geri dönüş yoktur senin için. değer miydi sence?

    o sevimli kız nerede?bir gün karşılaşırız diye bekledim.ama bu şekilde olmamalıydı. bende ardından üzüldüm. bende yalnız kaldım, bende küstüm kendime, bende öğrendim gecelerle dost olmayı, bende alıştım soğuk gecelere ve bende...

    Şimdi sen karşımdasın, o kadar gururlusun ki yüzüme bile bakamıyorsun, biraz olsun konuşmaya bile cesaretin yok. suçluluğunu kabulleniyorsun, yine diyecek bir şeyin yok.
    düşündüm hem de çok, defalarca hata kimde diye?
    ne yaptım ki ben sana o kadar değişecek...
    bir rüya gördüm sandım, ama karşımdaydın,en olmadık bir zamanda...

    bir hafta sonra...
    bir telefon çaldı az önce, sevdiğin bir şarkı vardı ya onu dinletti bana arayan....hemen eski rehberleri karıştırdım. telefonunu buldum. evet halen o şarkı çalıyordu o unutulmaz şarkı.

    birkaç gün sonra...

    gazete okuyordum, arkadaşlarımla şakalaşarak.bir an "neyin var" diye haykırdıklarını hatırlıyorum. sonrası... eve getirmişler, bayılmışım
    "olamaz!" diye bağırmışım. sanki çok korkmuş gibi sapsarı kesilmişim oracıkta. sevdiklerim, dostlarım eve kadar yanımda gelmişler. adını sayıklamışım yol boyunca. telefona sarılıp aradım "doğru mu?"
    diyerek. korkunçtu, inanılmazdı. sen yaşamdan vazgeçmiştin, o tatlı kız bir delilik yapmıştı yine.

    neden ben neden? vazgeçmediğin neden ben? deli kız ne yaptın bize?"

  14. 2006-11-19

    Pulsuz dilekçe

    Sevgili Anneciğim, Babacığım,
    Bütün duygu ve düşüncelerimi dile getirebilseydim, size şunları söylemek isterdim:
    Sürekli bir büyüme ve değişme içindeyim. Sizin çocuğunuz olsam da sizden ayrı bir kişilik geliştiriyorum. Beni tanımaya ve anlamaya çalışın.
    Deneme ile öğrenirim. Bana ayak uydurmakta güçlük çekebilirsiniz. Oyunlarda, arkadaşlıkta ve uğraşlarımda özgürlük tanıyın. Beni her yerde, her zaman koruyup kollamayın. Davranışlarımın sonuçlarını kendim görürsem daha iyi öğrenirim.
    Bırakın kendi işimi kendim göreyim. Büyüdüğümü başka nasıl anlarım?
    Büyümeyi çok istiyorsam da ara sıra yaşımdan küçük davranmaktan kendimi alamıyorum. Bunu önemsemeyin. Ama siz beni şımartmayın. Hep çocuk kalmak isterim sonra. Her istediğimi elde edemeyeceğimi biliyorum. Ancak siz verdikçe almadan edemiyorum. Bana yerli yersiz söz de vermeyin. Sözünüzü tutmayınca sizlere güvenim azalıyor. Bana kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin. Yoldan saptığımı görünce beni sınırlayın. Koyduğunuz kurallar ve yasakların hepsini beğendiğimi söyleyemem. Ancak, hiç kısıtlanmayınca ne yapacağımı şaşırıyorum. Tutarsız davrandığınızı görünce hem bocalıyor, hem de bundan yararlanmadan edemiyorum.
    Öğütlerinizden çok davranışlarınızdan etkilendiğimi unutmayın. Beni eğitirken ara sıra yanlışlar yapabilirsiniz. Bunları çabuk unuturum. Ancak birbirinize saygı ve sevginizin azaldığını görmek beni yaralar ve sürekli tedirgin eder.
    Çok konuşup çok bağırmayın. Yüksek sesle söylenenleri pek duymam. Yumuşak ve kesin sözler bende daha iyi iz bırakır. "Ben senin yaşında iken..." diye başlayan söylevleri hep kulak ardına atarım.
    Küçük yanılgılarımı büyük suçmuş gibi başıma kakmayın. Bana yanılma payı bırakın. Beni korkutup sindirerek suçluluk duygusu aşılayarak uslandırmaya çalışmayın. Yaramazlıklarım için beni kötü çocukmuşum gibi yargılamayın.
    Yanlış davranışım üzerinde durup düzeltin. Ceza vermeden önce beni dinleyin. Suçumu aşmadığı sürece cezama katlanabilirim.
    Beni dinleyin. Öğrenmeye en yatkın olduğum anlar, soru sorduğum anlardır. Açıklamalarınız kısa ve özlü olsun. Beni yeteneklerimin üstünde işlere zorlamayın. Ama başarabileceğim işleri yapmamı bekleyin. Bana güvendiğinizi belli edin. Beni destekleyin; hiç değilse çabamı övün. Beni başkalarıyla karşılaştırmayın; umutsuzluğa kapılırım.
    Benden yaşımın üstünde olgunluk beklemeyin. Bütün kuralları birden öğretmeye kalkmayın; bana süre tanıyın. Yüzde yüz dürüst davranmadığımı görünce ürkmeyin. Beni köşeye sıkıştırmayın; yalana sığınmak zorunda kalırım. Sizi çok bunaltsam bile soğukkanlılığınızı yitirmeyin.Kızgınlığınızı haklı görebilirim, ama beni aşağılamayın. Hele başkalarının yanında onurumu kırmayın. Unutmayın ki ben de sizi yabancıların önünde güç durumlara düşürebilirim.
    Bana haksızlık ettiğinizi anlayınca açıklamaktan çekinmeyin. Özür dileyişiniz size olan sevgimi azaltmaz; tersine beni size daha çok yaklaştırır. Aslında ben sizleri olduğunuzdan daha iyi görüyorum. Bana kendinizi yanılmaz ve erişilmez göstermeye çabalamayın. Yanıldığınızı görünce üzüntüm büyük olur.
    Biliyorum ara sıra sizi üzüyor, belki de düş kırıklığına uğratıyorum. Bana verdikleriniz yanında benden istediklerinizin de çok olmadığını da biliyorum. Yukarıda sıraladığım istekler size çok geldiyse bir çoğundan vazgeçebilirim; yeter ki beni ben olarak seveceğinize olan inancım sarsılmasın.
    Benden "Örnek çocuk" olmamı istemezseniz ben de sizden örnek ana-baba olmanızı beklemem. Sevecen ve anlayışlı olmanız yeter.
    Sizin çocuğunuz olarak doğmak elimde değildi. Ama seçme hakkım olsaydı, sizden başka kimsenin çocuğu olmak istemezdim.
    Sevgiler Çocuğunuz

  15. 2006-11-19
    Belki sana belki bir başkasına;

    Bazen şuna dikkat ederim; hayat farklılıklarla dolu. Yaşam bizi sadece kendi arzularını tatmin etmek için besliyor. Sevgileri ve arzuları kendine göre algılıyor ve kararı kendisi veriyor. Bize de arada bir ayrıntılarda mutluluk sahası veriyor. Bizde buraya o eskimez klasik gecekondumuzu konduruyoruz. Ama her zaman olduğu gibi diğer bir acı onu yıkıyor. Ne kadar bağırsak, çağırsak fayda etmiyor. Çünkü hayatın esirliği bizim sesimizi kısıyor. Ağlayamıyoruz ve kendimizi hissedemiyoruz. Gerçeği görüp geçen ve boş şeylerin arkasından bakıp üzülen enderlikleri hapseden ruhumuz bizi eline alıp hayat oyununda rolümüzü okuyor. Yanlış yaptığımız zamanda elimizde barizleşen küçük umutlarımıza da el koyuyor. Acılar; hayatımızın vazgeçilmez yolları ve garip dostları. Bazen aynı şeyleri niçin farklı algıladığımızı sorarız. Çünkü biz farklı acılara sahibiz. Çünkü biz farklı yıkıntılarda yaşıyoruz. Hani o istek hani o arzu. Bize söz verenler nerede? Nerede umutlarımızın gerçek yüzleri. Ve nerede hiç görmediğimiz benliğimiz. Bağırıyorum sesim çıkmıyor. Ağlıyorum yaş gelmiyor. Peki hangisi? Hangisi benim? Yalan olup bazen mutlu olan mı? Yoksa gerçek olup hiç göremediğim mi? Her şeyden uzak ben varım, acı var. O bana gelecek ben ise her zaman ki misafirperverliğimle onu karşılayacağım. O yüzsüzlük de yapsa ben yine ona sahip çıkacağım. Ne zaman kendime gelirim işte o zaman o geri gelir. Bana selamını verir ve her zamanki çalışkanlığıyla işine başlar. Ben ise sessizliği sarmış bir çocuk gibi onu izlerim. Kızmasından korkarım, dövmesinden. Dikkatini dağıtmak istemem. Arkadaşlarını getirmesinden korkarım çünkü...

    O beni hiçbir zaman bırakmayacak. Çünkü o benim sayemde yaşıyor. Ben ise onunla ölüyorum....

  16. 2006-11-19
    Gözlerinin içi gülsün gülerken, bakışların pırıl pırıl olsun ve her zaman nemli kalsın göz pınarların bunu sakın unutma.

    Zamana güven ve onun senin en büyük dostlarından biri olduğuna inan. Acılarının ve felaketlerinin ancak onun koynunda uyuyabileceğini unutma.

    Başına gelenlerin günün birinde kişisel tarihin ayrıntılarından biri olmaya mahkum olacağını unutma. Her çiçek sevgilin olsun, her sevgilin ise bir çiçek.
    Açık tut gönlünü tüm güzelliklere. Aydedenin sihrini gönderdiği gecelerde, uyuyarak çalma hayatından saatlerini. Gecenin içinde yolculuğa çıkmayı unutma.


    İçinde hiç ölmeyecek bir gençlik virüsü yarat ve kaç yaşında olursan ol, her zaman yirmibeş yaşında kalman gerektiğini unutma. Seni sen yapan yanlarından asla taviz verme. Onunla bir yaşam sürebilmen için, şartlar ne olursa olsun direnmeyi sakın unutma.

    İçindeki seni katletmeye kalkma sakın.
    Kendine vuracağın her darbenin seni senden biraz daha uzaklaştıracağını unutma.
    Korkma mahallenin delisi olmaktan. Doğrucular ne kadar çoğalırsa, hayat mutlaka daha iyiye gidecektir, unutma.

    Hatanın affedilmeyecek olanından kaç, ama hata yapmayayım diye de ziyan etme yıllarını. Unutma ki, hiç hata yapmayan bir insan, hayatta yapabileceklerinin en iyisini yapamamış demektir. Korkma insanca korkularından ve korkunun kendisinden çok, onun beklentisinin daha korkutucu olduğunu unutma.

    Bir anlamı olsun kendinle yaptığın kavgaların. Ve hep ileriye taşısın seni. Kendin ile kavgalara attığın adımlardan korkma.

    Açık bırak pencereni ve sabah güneşinin rüzgarı önüne katarak perdelerle yapacağı raksa dönük olsun bakışların.
    Küçücük mutlulukların görkemine inandır kendini ve gülümse.
    Umutların bitmesin asla izin verme....

  17. 2006-11-19

    Şu an 13 şubat akşamı ve dün gece rüyamda yine sen vardın. Saat olmuş gecenin 3’ü, herkes uyumuş, annem, babam, kardeşim, bende uyumuşum ama gönlüm hep ayakta, aşkım hep ayakta, onlar hiç uyumadı ki. Seni tanıdığımdan, sana tapalıdan beri gözüme uyku girmedi aşkımın, sevdamın da. Ne tedaviler aradım, ne ilaçlar kullandım. Çaresi bir mucize bu hastalığın o da sensin.

    Ağlıyorum şu saat, unutma beni ağlatan sensin. Uyutmayan, hayatı zindan eden sensin. Ne hayat tat veriyor, ne o olmazsa olmaz dediğim bilgisayar, ne hava, ne ekmek, ne su,….. sadece ama sadece sensin o tat. Sensin benim hayatım, sensin.
    Benden vazgeçmemi mi istiyorsun? Tamam kabul. Çıksın birisi güneşe yazsın adını (benim yazdığımın yanına) vazgeçerim senden. Ya da sağır bir ressam, toprağa düşen gülün sesini çizsin bir kağıda o zaman vazgeçerim senden. O zaman vazgeçerim anlıyor musun? VAZGEÇMEM SENDEN.
    Benden kalan birkaç gözyaşı var bu kağıtta, sana olan aşkım var. Eğer bir gün ağlarsın olur ya! Bu kağıda ağla. Göz yaşlarımız mutlu olsun sonunda. Onlar kavuşsunlar aşklarına. Biz kavuşamasak da.
    Kalbim uçarsa o kelimelerin arasına okurken yakala onu, iyi bak incitme olur mu? Arkadaş et kendi kalbinle, dost olsunlar, aşık olsunlar birbirlerine, ölesiye hem de, sımsıkı sarılsınlar hiç bırakmasınlar birbirlerini, varsın ben onsuzda yaşarım, yeter ki onlar mutlu olsunlar.
    Senin uğruna vazgeçmeyeceğim şey yok. Gururum hariç. O zaman neden ben değilim, neden başkası, sana başkasının ellerinin dokunmasına dayanamam. Buna dayanamam anlıyor musun beni? Neden ben değilim Allah'ım? Sebebi ne? Neden Allah'ım neden?
    ama olsun be sen sevildigini bil.......beni anla başka bişey istemem...

  18. 2006-11-19
    Bugünden düne mektup

    Uzun zaman oldu ayrılalı, heyecanlı duygularla dolaştığım, o senli tozlu sokaklardan.
    Çok uzaklardayım. Kendimi arıyorum hâlâ, birden buluyorum ve aniden ölüm gibi bir acı özlemlerimi ele alıyor sen aklıma geliyorsun…
    Hatırlasana, henüz çocuk, saf ve temizdik. Sevmeyi öğreniyorduk birbirimizden. O duyguyu dillendirmeden, hisedilen derin bir bakışla birbirimize akıyorduk. Hiç zorlanmadan, taze bir sevgi büyütüyorduk yarınlara…Yarınlar umudumuzdu ve umutlarımız sevgimizdi.

    Hatırlar mısın dünün saklı yarını? Dünden bu güne şekillenen mecburi değişimleri! Hiç unutmadım seni, çok zorladım kendimi, ama bir gizem saklı bende, unutturmamaya yüz tutmuş, bir çözlülmez gizem. Unutmak işime gelmiyor belkide, çözümsüzlüğüm bundandır sanırım.Yollara vuracaktık kendimizi, hayellerimiz rüya gibiydi...
    Hâlâ eskisi gibi gülüyor musun? Ne çok severdim o gülücüklerini, gamzelerine dokunurdum. Hayallerim büyürdü. Ben gülmezdim, hayallerim gülerdi. O gülücüklerin ikimize de yeterdi.
    Biliyor musun? Hep, parmaklarının ucunu öpmek istemiştim, ama öpemedim. İçimde küçük bir yara sevda gibi büyüdü, kocaman bir yara oldu. Farkında değilsin tabii. Nereden bileceksin uzun zaman oldu ayrılalı, ayrılık değiştirdi yarınlarımızı…Bu kaçıncı mektubum sana, bilemezsin, her defasında yırttım anlıyor musun?
    Bir pazar sabayıydı. Sana geliyordum. Mevsim yazdı. Havalar sıcak ve bunalıtıcıydı. Adeta uçuyordum sana, adımlarım hızlıydı. Buluşmak çabası özlemin bende ki teriydi… Düşmüştüm yolda sana koşarken, dizlerim kanamıştı.Yaralarım acıyordu. Gözlerini gördüm sonra ve sonra o ince parmakların dokunmuştu yaralarıma... Sanki öpüyordun acımı, acım sana akmıştı. Birden gülmeye başladık, hatırladın mı? Çok gülmüştük o an, durduramadık kendimizi, ve birden, ansızın, ilk kez seni öpmüştüm. Masum bir öpücüktü. Utanmıştın. Bende utanmıştım. Hesapsız bir bakışın yüzümüze yansıması, bir yaşamın acısı olacağını nereden bilebilirdik değil mi?
    Çok üzülüyorum biliyor musun? Ve de çok mutsuzum! Acılarım en çokta seni düşünmeye başladığım an aklıma geliyor. Keşke ayrılmasaydım. Tozun kendisi olsaydım o sokakların.
    Saçların hâlâ güzel mi? Ne kadar da parlıyorlardı güneşte, hep taramak istemiştim biliyor musun? Ve tararken dokunmak-koklamak… Bir buğday darlası gibi savuruyordu rüzgar saçlarını. Serinliyordum... Mutluluktu saçlarının renginden aşkı tasarlamak. Saçlarına dokunmaktı aşk… Anlıyor musun?
    Ah ah sevdamı yenileyen sen! Seni aramadım.Bulmaktı seni aramak, ama aramadım, sanırım korktum. Sen niye aramadın, bugünümün dünden kalan hayali, neden aramadın? Çok özlüyorum seni şimdi, deli gibiyim…
    Bu uzaklık hâlâ içimi kemiren bir hüsran. Dayanmak ne mümkün, anılar üstüme üstüme geliyor. Hiç andın mı beni? Çok merak ediyorum… Acaba uzandın mı o uzun başbaşa kaldığımız kır gezilerine! Bir keresinde eşekten düşmüştük hatırladın mı? Yine gülmüştük durmak bilmeden. Ve daha çok artmıştı gülmemiz yolda geçen köylü çiftçinin bize küfür savurduğunu duyunca.
    Sonra ne demişti o köylü adam bize hatırlıyor musun? Ben hayal meyal hatılıyorum. “Hadi evinize gidin yaramazlar” demişti sanırım. Biz hâlâ gülüyorduk. Ne kadar da mutluyduk değil mi? Ama şimdi her şey başka, ben bir başka insanım biliyor musun? Peki sen değiştin mi? Çok merak ediyorum, yüreğin eskisi gibi aydınlık mı acaba? Ben seni düşündükçe aydınlanıyorum anlıyor musun?

  19. 2006-11-19
    Sevgilim

    Sen gideli kaç saat oldu ? Kaç gün geçti, kaç hafta..? Saymadım.. Bana yüzyıllar geçmiş gibi geliyor. Son anda sen giderken gözlerinin buğusunu bıraktın.. Şimdi sis içinde bütün dünya. Çiçekler gözyaşlarımı içti, sen onları kırağı sanırsın, çiy sanırsın.. oysa hepsi benim gözyaşlarımla ıslak..

    Sevgilim özlüyorum seni.. Bir balta indirildi, içimden bir ağaç köküyle devrildi. Gözlerimden akan yaştan belli değil mi, içim kanıyor. Özlem bir bulut gibi sarıyor beni, kuşatıyor . Seni sevmek bir sonsuzluk gibi büyüyor içimde. Haftanın her gününe, geçen her saate senin adını verdim. Senin adınla başlıyor mevsimler, yıllar sen varsan içinde, geçerli...

    Özlem bir yağmur gibi yağıyor üstüme. Damlalar yüreğime vuruyor. Gecenin karanlığında bir başınayım.Uykularım bölük pörçük. Bütün rüyalarımda sen.. gözlerim kapanır kapanmaz gözlerin yaklaşıyor. Sonra bir rüzgar alıp seni, benden uzaklara götürüyor.

    Geceler boyu sabahlayıp uğruna, boşluğa düştüğüm sevdiğim, bir tanem, gözbebeğim.. Yüreğimden mühürlendim sana.. Şiirler havalanıyor kuşlar gibi, şarkılar ağlıyor yokluğuna.. Sevgilim hayatı sende buldum ben, tükenirsem sen tüketirsin beni.

    Yoksun, gittin, tek başına koydun... Bu nasıl bir özlemdir, kendi gövdem ateşten bir gömlek.. yanıyorum..Yetti artık, yetiş n'olur dayanamıyorum.

  20. 2006-11-19
    Akması gerektiği için akıyor zaman yada adı zaman olduğu için akıyor sadece ve biz kâh zamanlı yaşanmışlıklarımızla kâh zamansız yalnızlıkların durağanlığıyla akıyoruz yaşamak zorunluluğundan hayatın içine ve hayat akıyor içimize zaman zaman...


    Çalan mı çalınan mı...
    Eksilten mi eksilen mi...
    Kimim ben ? Sen kimsin ?


    Zamanın anlamsız bir diliminde kaybolmuş yaşanmışlıklar...
    Hatıralar... Kırgınlıklar... Kırmalar... Hatalar... Dengeler...Dengesizlikler...
    Tekerrür eden bir yaşamın ortasında kalabalık yalnızlıklar...


    Su gibi akmaktan öte zift gibi yapışkan zaman, kara...
    Akıp gitmesi ve beraberinde her şeyi götürmesi gerektiği halde, üstümüze başımıza bulaşmış tüm hüzün ve mutluluklar zamanla, yalanla, zararla... Kaçıp gitsen neye yarar , bu siyahlık bulaşmış tenimizin en derinine bile. Oysa hayat pamuk şekeri kıvamında ağızda erimeli ve hep pembe olmalıydı... Nerden çıktı bu siyahlık, bu yapışkanlık... Yakamızı bırakmıyor istemesek de zaman... Günler geçiyor ve unutuluyor her şey aslında unutulmuyor da sadece göz yumuluyor...




    Seni yaşadım...
    Masal gibiydin...
    Oysa sürekli bir yalnızlık halinin siyah yakıcılığının bir yapayalnızlık uzantısında...
    Yağmur yağıyor lakin arınamıyoruz bile bu karanlıkta...




    Uzun zaman oldu...


    Neydim ne oldum..Aslında asıl düşündüğüm neydik ne olduk... Ve neler olamadık, neleri kaçırdık, tatsızlaştık... Oysa tek sorunum zamandı... ben çok zamansızdım ve zamansız geldi tüm beklenilenler... Çekiliyorum yavaş yavaş bilmediğim bir yerlere bilinmezler üstüme geldikçe...

    Zaman... Değiyor bir yerden yaralarıma, açılarım daralıyor, yer yer bunalıyorum ve her bunaltan havanın bir muson yağmuru var tropikal iklimimde... Karmaşık her şey. Hangi dakika ne olacağını bilmeden... Kompleks ritim...

    Bazen sadece boşluğa boşluk ekleyerek yaşıyoruz yaşama zorunluluğundan, değersizleşiyor her şey , tüm anlamlar kayboluyor, uzaklık... yakınlık... her şey yok oluyor, hisler bile donuyor, birbirimize teğet bile geçemiyoruz... Düşey asimptot...

    Aynı yine günler... Suskun...Sakin... Yorgun... Ama sanırım mutsuz değil... Yetiyorum kendime zaman zaman ve bazen her şey çok yetersiz anlatmaya kendimi, bilinmezlerimi, içime sinmeyenleri, içime sinip silinmeyenleri, sinmesini istemeyip de zorla içime işleyenleri... Çok zor oyunlarla oynatılmak... Dar geliyor her şey, sıkıyor, geriyor, bunaltıyor, yetmiyor... Standart sapma...

    Yüzeysel her şey ve çok içerde gizli aslında bütün gerçekler ben iniyorum ama kimsenin peşimden gelmesine izin vermiyorum, saklıyorum, saklanıyorum. Kör bir kuyu gibi benliğim... Derin...Bazen gücüm yetmiyor... Güçsüzlüğüme rağmen yine de hala aynaya bakabilmenin haklı gururu yüzümde...


    Uzun zaman oldu.. Konuşamıyorum... Eziliyor kelimelerim haksızlıkların haksız galibiyetiyle.

  21. 2006-11-21
    Sen gittin.. 81 - Sevgiliye Mektuplar 81 - Sevgiliye Mektuplar 81 - Sevgiliye Mektuplar
    Bir zifiri karanlık, bir zından yalnızlığı, ağır bir boşluk bıraktın geride. Gittin ve dönmeyeceksin bir daha. Haklısın gidişinde, bu aşkı bitirmekte haklısın. Tek söz söyleyemedim. Yüzüne bakamadım. Karşında ağlamadım. Eridim, tükendim, bittim. Sonsuzlukta bir insan nasıl olur.. sesi soluğu nasıl duyulur?

    Elveda aşkım.. Elveda sevgilim. Sen kendini hiç böyle gereksiz, böyle değersiz, böyle yapayalnız hissettin mi? Ayrılık ölüm kadar acı ve soğuk.Aynalara bakıyorum. Aynada gördüğüm ben değilim. Gözlerim cehennem ateşi.. dudaklarım mühürlenmiş. Ellerim titriyor. Yüreğim kızgın demirlerle dağlandı. Yokluğunun bedeli çok ağır sevgilim.

    Sevinçlerim, hayallerim, umutlarım, renkli dünyam elveda.. Elveda yaşamak.. Yaşamın anlamı elveda. Kimse farkında değil yokluğunun. Sensiz ne hallerde olduğumu kimse bilmiyor. Anlamıyor yitip giden bir aşkın kederini.

    Düne kadar en yücesini yaşadım mutluluğun, ayaklarımın altından kayıp gidiyordu toprak, denizlerin ovaların üstünde uçuyordum. Güneş kadar yakındı bana aşk. Güneş kadar sıcak ve parlak. Bıraktın birdenbire, kanatlarım kesildi. Hızla çakıldım yere, boşluğun içindeyim, şimdi hiçbir şeyim.Oysa dünyanın en zenginiydim. Bütün çiçekler bizim için açardı, bizim için ballanırdı meyveler, ekinler bizim için bereketli, sular bizim için çağlardı. Şimdi toz duman içinde kızgın bir çöldeyim. Yönümü yolumu şaşırdım. Sam rüzgarlarına bıraktım gövdemi, sürüklenmekteyim.

    Sen bensiz nasılsın, bilmiyorum. Rahat mısın, mutlu musun, bu kadar çabuk beni unutur musun?.. Nasıl birden mazi olursun?

    Düne kadar gözlerinden aşkı içtiğim, dudaklarında yüreğimi erittiğim, uğruna bıçaklar çekip dünyaya meydan okuduğum ey sevgili nerdesin? Kimlesin?.. kimlerlesin?.. Kimlerle oynaşır gönül eğlersin? Ben burada, terk edip gittiğin yerdeyim.


    Elveda aşkım.. Elveda birtanem.. Elveda sevgilim! Elveda sana..

    <CENTER>
    </CENTER>

  22. 2006-11-21
    Acıyı görmek mi istiyorsun?
    Gözlerime bak!
    Dudaklarımda söyleyemediğim sana ait duyguları,
    Bana her fırsatta bıraktığın yokluğunun acısını fark edeceksin.
    O zaman anlayacaksın acının sende ne kadar masum durduğunu.

    Ayrı yetişmiş güllerin birbirine hasreti gibi,
    Umutla kurudum sensiz.
    Ve sen hiç gözlerime bakıp beni sevdiğini söyleyemedin.
    Oysa sırf bu kelime için kurduğum hayallerdi beni hayatta tutan
    Bir boşluktan içeri girdim her gece,
    Senli düşlerden sensiz karanlıklara süzülür gibi.

    Ellerin nasıldı? Küçük müydüler? ve parmakların ince uzun mu?
    Parmaklarını parmaklarımın arasında hissedip,
    Seninle sahil boyu denizi hiç fark etmeden bir birimize bakıp yürüyemedik.
    Gözlerinin yeşilinde geleceğe dair hayaller kuramadan,
    sadece umut ettim gözlerini görebilmeyi.
    Ve o gözlerinde ki ışıltıyla karanlık gecelerime yol göstermeni istedim.

    Acıyı görmek mi istiyorsun.
    Gözlerime bak!
    Ve yaşanmamış boşa geçen anların hüznünün şiirlerini oku,
    kirpiklerinden sıyrılıp yanaklarına düşen dizelerimde.

    Bensiz yattığın o yataklarda benli hayaller kurma artık.
    Sabahlara merhaba derken beni seven bir şair var deyip gurur duy sadece.
    Ve hiç bilme o şairin senin için her gün defalarca öldüğünü.
    Ve bil ki insan sevdiğiyle beraber olacak mahşerde.
    Tek umudum bu şimdilik.

    Dünyada olamadığım anları mahşere bıraktım ben,
    Ben seni bu dünyalık mı sevdim sandın?
    Ölüm müş,terk edilişmiş umurumda değil gelme istersen.
    Nasılsa bir gün hayat biletimi kestiğinde,
    Kavuşma vakti olacak benim için ölüm.
    Dudaklarımda ki acı tat?
    Yoksa acı bir tebessüm mü olacak sana ulaşmayı beklemek?
    Ne yazık hiç bilemeyeceğim.

    Acıyı görmek mi istiyorsun?
    Gözlerime bak!
    Sen uzakta çok uzakta
    Bensiz bir yaşamın anlamsız günlerini yaşamaktasın,
    Benim gibi.

    Seni seviyorum,
    Gerçeğin ta kendisi bu iki kelime,
    Sırf dudaklardan çıkması istenen değil de
    İçimde taa içimde senin için atan bir kalbin feryadı,
    Haykırışı bu sevdiğim.
    Sana ulaşamasam da,
    Biliyorum ki zavallı kalbim
    Sana ait her şeyi saklıyor en gizli yerlerinde
    Kanlı ve uykusuz gözyaşlarımın
    Her gece aynalardan süzülmesi gibi acı veriyor uzaklarda oluşun.

    Biliyorum beni sevdiğini
    Acıyı tattığını da benden uzaklarda
    Ama hiç bana sana ait bir şeyi vermedin?
    Acı tek taraflı olsaydı,
    Ne yürek dayanırdı ne yaşamın bir anlamı olurdu.
    Ama yokluk kötü sevdiğim.
    Bir beden olmak isteyen yüreklerde ayrı ayrı yaşamak kötü.

    Sana her fırsatta koşmak isterken beni durdurmaların,
    Yüzüne hasret kaldığım günlerde
    Beni ısrarla kırışlarını hiç anlamış değilim.
    Eminim yine okuyunca bu şiirimi büzeceksin dudaklarını
    Ve eminim ağlayacaksın.
    Ağlamak seni ben yapar sevdiğim
    Ve beni sen yapanda içimde senin için yanan bir kalple yaşamak.
    Her gün Üsküdar’da oturup kendimi dinlerim
    Oysa konuşan sendin hep benimle,
    Ne martıların vapurlara takılışı,
    Ne işportacıların bağırışıydı fark ettiğim.
    Ben denizi seyrederken gözlerinde boğulmayı sevdim.
    Yosun tuttu gözyaşlarım sensizliğin dalgalarında.
    Gözlerim ve ben her Üsküdar’a inişimizde
    Bir gün seninle bir bankta oturup
    Sadece ve sadece hiç konuşmadan gözlerine bakmak istedik.

    Kaç zamandır bir hüzün dolaşıyor odamda.
    Duvarlar bir şeyler söylüyor sanki
    Adım adım yok oluşumu izliyorum
    Her batan güneşin karanlığı getirmesiyle.
    Sabahlara kadar uykusuz gözlerimle uzaklara,
    karanlıklara bakıyorum mütemediyen
    Ve kayan her yıldızda tek bir şey diliyorum?
    Ve Senin için yalvardığım namazlarda secdeye kapanıp
    Rabbime ettiğim dualarım,
    Tuttuğum dilekle aynı olması ve sonra umudumu yitirmeden
    Rabbimin bir bildiği var deyip
    Kabul olmadığında dualarımın
    Tekrar yalvarmalarımı.

    Seni okyanusların diplerinde
    Bir midyenin içinde ki
    İnciyi görme ihtimalimin olmadığı gibi kabul ettim aşkım
    Ve seni hiç ulaşılamayacak dağların zirvesinde
    Koklayamayacağım bir çiçek olduğunu fark ettiğimde
    Tek bir şey düşündüm?

    Dokunamadan tenine,
    Öpemeden öpülesi dudaklarını mahşere erteledim vuslatı.
    Ben o kargaşada ne yaparım bilmem ama
    İnsan mahşerde sevdiğiyle beraberdir derler
    Seni seviyorum meleğim.

    Acımasız olan ne sensin ne de ben,
    Bize gümüş tepsiyle sunulan hüzünlü bir hayat sadece
    Ve kabul etmesi zor olan bu ayrılıklara katlanmak sanırım.
    İnsan yaşamın değerini
    Yüzü ve kalbi güldüğünde anlıyor
    Anlıyor ki ölüm sadece toprağa girmek değil
    Ve nefesi kesilene kadar yaşadığı her şeyin
    Gözlerinin önünden geçmesi değil.
    Ölüm sensizliğin sadece yaşarken verilen cezası sevdiğim.

    Seni bulduğumda sevgi anlam kazandı
    Her anımsadığımda yaşamamım oldu gülüşlerin
    Hiç tükenmedi içimde senin için yanan ateş
    Ve ben o ateşle yanmayı,
    Sırf seni sevmek olduğu için
    İnan bana çok sevdim.

    ..,..,1...6
    Oysa
    Doğum günüme sadece 10 gün kalmıştı
    Eğer yanımda olsaydın
    Yaşama daha bir sıkı sarılacaktım..
    Şimdi ölüm ne anlam taşıyor?
    Yaşamak ne anlam?
    Hiç anlayamayacağım
    Sensiz bedenim toprağa girmedikçe
    <CENTER>
    </CENTER>

  23. 2006-11-21
    Ben SEN'sizlikte tutuklu kaldım


    Bu nasıl bir aşktır ki; görmeden sevdasına düştüğüm, dokunmadan dokunmuşluğun özlemiyle tutuştuğum,senden önce sensizlikle buluştuğum,gözlerimi ufuklara, sabrımı günlere aylara döşeyip beklediğim, umudum, geleceğim, herşeyim... Bu ne sensiz bir aşk !
    İşte yine sensiz, sessiz geçmek bilmeyen geceye doldurduğum senli hayallerle avutuyorum kendimi. Avunuyormuyum acaba? Diyorum ya avuntu işte, yalnızlığıma teselli arıyorum.Bir şair, <yalnızlık gittiğin yoldan gelir> diyordu sevdiğine. Peki ya benim yalnızlığım,o nereden gelmişti? Ortada ne gelinen ne de gidilen bir yol bile yokken !
    Hayat bazılarının söylediği gibi bir film ise eğer benim filmimde, figüranı bol gündüz sahneleri şöyle böyle geçiyor da sahnede yalnız kaldığım geceler uzadıkça uzuyor, bitmek tükenmek bilmiyor. Dekordaki hayallerin de olmasa hiç çekilmiyor. Her gece yeniden gözden geçirip bazen yenilerini ekliyorum onlara. Sensizliğe katlanabilmenin başka bir yolunu bulamadım henüz. Dört elle onlara sarılıyorum, ışıkların bir bir sönüp karanlığın koyusu üzerime çökmeye başladığında. Çünkü sahnemin ışığı, renkleri herşeyi onlar...
    Uzaklarda aramıyorum seni geceleri, kalbimdeki tahtında otururken buluyorum çoğu zaman. Göz göze verip bütün fizik kanunlarını alt üst ederek başka bir aleme geçiyoruz birlikte. Hani derler ya, cennette yenilip içilmez bakarak doyulur, gözlerle alınırmış o eşsiz tatlar ve lezzetler. Bizde bunu yaşıyoruz orada,kendi alemimizde. Büyülenmiş gözlerle bakarken alıyorum bende , sana dokunmanın sarılmanın doyumsuz tadını ve hazzını. Gözlerden kalbe ordanda bütün hücrelerime yayılıyor bu tarifsiz duygu. Yine de bazen dayanamayıp daha fazlasını istiyor, ellerimi uzatıyorum sana. İşte o an tılsım bozuluyor. Sana dokunmak için uzanan ellerim havada kalırken, avuçlarıma dolan boşluğun sükutu hayaliyle tekrar o sensiz gecenin içinde buluyorum kendimi. Cennetinden sürülen Havva misali ama onunkinden daha ağır bir cezayla, yapayalnız!
    Yine yeni bir teselli ararken bazen bir şarkı takılıyor dilime aşkımı anlatan. Mırıldanıyorum. Bazende bir ses bozuyor sessizliği. Bir kelime yada bir cümle senin sesinden kulağıma takılıp kalan. Onu dinliyorum bu defa, yüzlerce kez başa alıp yeniden. Bazende yolculuğa çıkıyorum mazilerin en güzeline. Ne bulursam alıp getiriyorum senli anılardan sensiz geceye. Uzayan gecelerin geçmeyen vakitlerini öldürebildiğim en etkili silahlarımdan biride onlar. Öyle büyük bir hazine ki hiç eli boş dönmüyorum ve o kadar değerliler ki her baktığımda bir başka güzellik buluyorum. Bir şeyi çok iyi öğrendim bu seyahatlerimde, baktığında gördüğün değil, gördüğüne nasıl baktığınmış önemli olan! Yeni bir şeyi keşfetmek güzel ama daha güzeli var olanı yeniden yeniden keşfedebilmek ve her bakıldığında yeni bir güzelliğinin keşfedilebildiği değerlere sahip olabilmekmiş. İşte bu yüzden eskimiyor paylaştığımız hiçbir şey, bu yüzden anılarımız hep dipdiri, capcanlı yaşıyor bizimle birlikte. Ne ben eskiyorum sende, ne de sen bende...
    Gece uzun sabaha çoook var daha. Zamanla mücadelemde yorulduğumu hissettiği an yine üzerime çörekleniyor sensizlik ve her pençesine aldığında beni biraz daha sıkıp eziyor, canımı yakıyor. Özlemin en ağulusunu dayayıp dudaklarıma, içiriyor acısı saç uçlarımdan çıkıncaya kadar.
    Varsın bildiği her eziyeti yapsın. Sen nefes aldıkça, umutlarım nefeslerinde yaşadıkça ağlamıyorum ağlamayacağım da. Sen'li sevinçlerimin konfetileri olsun o damlalar, mutluluğumun imzası olsun, sensizliğin acılığında düştüğü yeri yakan zehir taneleri değil.
    Yazı müjdeleyen baharın ılık tatlı nisan yağmuru olsun, bereketi olsun bir ömür sürecek sen`li yaz`ımın. Şimdi baharımı bekliyorum. Biliyorum ki gecenin en karanlık anı şafağa, kışın en çetin zamanı bahara yakın olanıdır ve inanıyorum ki bu karlar eriyip ortadan kalkacak, dağılan sislerin arasından güneşim bana ulaştığında cemresi çoktan düşmüş umutlarım birer birer çiçek açacak.
    Biliyorum, inanıyorum, bekliyorum...


  24. Şimdi nerelerdesin? Bu sefer yazdıklarımın, yüreğimin acısının adresi yok! Satırları yazmakta bile zorlanıyorum. Sen gideli kelime haznem daraldı. Tek başıma kaldım buralarda...
    Ansızın dalıyorum, sürekli yollara bakıyorum ve işin acı tarafı gelmeyeceğini de çok iyi biliyorum. Ah Sevgili! Çok hayallerimiz vardı. Hayata dair, aşka dair, ikimizin kaybettiklerine dair. Yazık! Hayallerimiz yarıda bile kalmadı.. Şimdi de mi kadere atılacak suç? "Kaderde var mı?" diyerek!

    Sen yoksun ama ben gene sana yazıyorum her günün ardından(!)
    Gözyaşlarımı, aşkımı, özlemimi yazıyorum ve sevgili her zamanki gibi seni özlemle bekliyorum. Bensiz üzülme olduğun yerlerde; çünkü ben seni yüreğimde taşıyorum, sensizken bile...

    Kimseye söylemiyorum seni sevdiğimi sana bile (!) Çünkü içimde yaşıyorum seni, sen de beni... Bizim aşkımızın kuralı da bu, baştan beri belli..

    Ah Sevgili(!) Özledim be seni.. Geleceksin biliyorum ve sabırla bekliyorum. Çünkü seni ölümsüz bir aşkla seviyorum.


  25. Gecenin karanlığı bana o kadar şey düşündürüyor ki; anlatamam. Hatalarım, pişmanlıklarım, düşünceler içinde savaş veriyorum. Bir de özlemlerim var tabi.. Benim özlemim geleceğim ve geleceğimin içindeki sen. Ama farklı şeyler yazıyoruz. (Sen ve Ben)

    Evet bana göre çok büyük bir aşk yaşıyoruz. Fakat beraberinde korkular var. Hani çok değer verdiğim bir şey olur ve sen ona özen gösterirsin. Adeta varlığın, bütün huzurun ona bağlıdır. Bir süre sonra ona bir şey olduğunda ise artık hayatının bittiğini düşünürsün. Ben daha önce yaşadım bunları sevgili! Acısı çok büyük... Seni kaybetmeyi düşürdüğümde de aynı acıyı çekiyorum. Artık anladın mı seni ne kadar büyük bir aşkla sevdiğimi?

    Baksana bu sessizlik, bu karanlık, bir de sensizlik neler yazdırıyor bana.. Öyle şeyler var ki içimde.. Bunu ben bile bilmiyorum. İçimde bir şeyler korkutuyor belki de beni.. Beynimi tırmalıyor artık yaşadıklarım. Dünya böyle bütün hızıyla dönüyor. Ne kadar bize yavaş gelse de..


  26. Sabah kalktığımda ilk aklıma gelensin. Ağladığım, güldüğüm ve sevgilim sen benim tek sevdiğim, aşık olduğum adamsın... Sen karanlıklar arasında kaldığımda tek ışığımsın. Ne ayrılıklar yaşadık seninle... Çok düşündüm neden diye(!)
    Her ayrılıkta dönmeyeceğim desem de, döndüm dayanamadım sensizliğe! Senden sonrası yok bilirim. Sen benim ilk sevdiğim,gizlice buluştuğumsun... Her gideceğini duyduğumda yüreğim benden önce ağlıyor. "Gitmeeee" olmaz diyor, başkasını değil, tek seni istiyor. Senin sevginden başkası ona yetmiyor. Sensizlikte her gün bitiyor. Her sensizlikte ölüyor ama sevgilim gören olmuyor.
    Bu kalp seni hep sevdi ve sonsuza kadar sevecek!!! Seni yanındayken bile özlüyor. Bak gene bu türkü çalıyor:
    "sana sevdiğim diyemem
    yalan yalan yalan
    sen karasevdamsın benim
    duman duman
    ah leyar yar
    yine başımda sevdan
    ah leyar yar.."

  27. 2006-11-29
    Gözlerine İhtiyacım Var

    Yine bir aksam ustu... Ve ben yine bulutlarla beraber cay iciyorum... Az sekerli. Aylardan ekim. Uc gun sonra dolunay cikacak. Hava birazcik serin gibi. Senin yanimda olmani istedigim aksamlardan birisi iste. Her aksamki gibi yine bos ve yine sabaha gebe.

    Sanki kar yagacakmis saniyorum. Birazcik serin dedim ya iste bu serinlik sadece bu aksama ozgu bir serinlik degil. Temmuz dada boyleydi hava benim icin. Seni ariyorum.

    Belki biraz sana sarilir isitirim kendimi diye dusunuyorum. Sen yanimda olsan belki subat ta bile yalinayak gezebilirim. Subat bile usutmez beni yanimda olsan. Hatta mart bile bir sey yapamaz.

    Eminim. Sen yanimda olsan deniz kenarina bile giderim seninle. Deniz donmus bile olsa sen yanimda olunca bana bir sey olmaz bilirim. Ben kardan adam yapmaya bayilirim. Ama kardan adam yaparken hic sabir edemem. Biran evvel olsun da bitsin diye acele ederim. Hele o en son havucu burun olarak takmak yok mu iste o bitiriyor beni. Komur ile goz ve dudak yapip ona gulumsemeyi ogretmek bir baska haz benim icin.

    Tabi birde boynumdaki kaskolu usumesin diye onun boynuna dolamak sanki birisine buyuk bir iyilik yapmisim hissini verir bana hep. Iste sadece o zamanlar sevmem ben gunesi. Zaten ben usumesin diye ona kaskolumu vermistim niye doguyorsun aptal gunes.Sen yanimda olsan seninle de kardan adam yapardik.

    Ama o zaman ben hic acele etmezdim. Ne kadar uzun surerse sursun beklerdim. Isterse hic bitmesin. Beklerdim. Bir daha ki kisi bile beklerdim sen yanimda olsan. Sen yanimda olsan bu sefer havucu kardan adamin burnuna takmazdim. Seninle beraber oturur kitir kitir yerdik. Bize okulda ogrettiler. Havuc gozlere cok iyi gelirmis. Hep oyle derdi zahide ogretmen. Zaten benim de senin gozlerine ihtiyacim var. Onlara iyi bakmam lazim. Her gun bir havuc yerdik seninle.

    Sirf gozlerine iyi gelsin diye. Biliyorsun benim senin gozlerine ihtiyacim var. Sonra kardan adamin gozlerini ve dudaklarini yapardik. Ben gozlerini yapardim sende dudaklarini yapardin.

    Dudaklarini sen yaptigin icinde gulumsemeyi ogretmek sana duserdi. Eminim ona cok iyi ogretirdin gulumsemeyi. Ayni senin gulusun gibi simsicak gulerdi biliyorum. Iyi ogretirdin.

    Sen yanimda olsan kaskolumu sana verirdim. Nasil olsa kardan adam gulumsemeyi ogrendi ya usumez artik. Artik gunes bile ciksa uzulmem ben.Sen yanimdasin ya bir tane kardan adam daha yapariz gunes batinca. Gunes dogunca yine eritir onu. Biz bir tane daha yapariz.

    Sen yanimda olsan bu kez bulutlara hic yuz vermem. Cayimi seninle icerim. Uc sekerli. Sen yanimda olsan beraber kiz kulesine gideriz. Yok yok gitmeyiz. Uskudar da bir rihtim turu yapariz. Sonra kiz kulesini uzaktan uzaga soyle bir suzeriz. Tam karsisina oturup uzun uzun bakariz. Yok yok uzun uzun bakmayiz. Uzun uzun bakarsak gozlerimiz yorulur. Biliyorsun benim senin gozlerine ihtiyacim var ya onlari fazla yormayiz. Zaten daha cok gezecek yer var.

    Sonra ....

    Sonra nereye gidelim ? Sonrasina sen karar ver canim. Biliyorsun sende soylemistin ya nereye gittigin onemli degil kiminle gittigin onemli diye... Sen yanimda olsan nereye olursa oraya giderdim....



  28. Şu an parmaklarım sadece seni yazmak istiyor… Kalbimin seni istediği gibi..
    Seni yazmak ne kadar güzelse..bir o kadar da zor…Bir bilsen bu aralar ne kadar uzaksın bana..
    Sana daha yakın olmak için ..Durmadan seni hayal ediyorum.. Seni..!!

    Hayaller kuruyorum seninle ilgili..Hani olsaya diyorum;..
    Her sabah senin kokunla açsam gözlerimi güne.. ve her sabah sana dokunsam gözlerim kapalıyken henüz… Tüm gece sıcaklığında dalsam uykuya, ve bütün gün seni görmenin heyecanıyla beklesem akşamı...
    Gecelerden korkuyorum şimdi sensiz geçtikleri için..
    O gün gelse…her geceyi öyle basarim ki bağrıma sen gibi!..…Ama.. ama sen yoksun …

    Şu an çok güzel bir aşk şarkısı çalıyor.. Aynı şarkıyı defalarda baştan baştan dinliyorum, öyle bir an geliyorki huzuru hissediyorum ve duruyorum onu sadece hissediyorum… bir an içindeyim sanıyorum ama aslında baktığım bir resim bu… Şarkı hala çalmaya devam ediyor kim bilir belki onuncu kere dinliyorum ve hala hissetmeye devam ediyorum. …İçine girmek istiyorum bu güzel şarkının bir notası olmak istiyorum... Gücümün yetmediği şeyleri istiyorum bir notanın içinde erimek, duyulmak, sevilmek, dinlenmek sonrada tekrar çalınıncaya dek susmak kaybolmak istiyorum...

    Şarkı hala çalıyor ve ben orda olamıyorum içine giremiyorum ruhum notalarında eriyip yok olmuyor. Sadece dünyadan kopuyorum bir kaç saniyeliğine..Sonra gerçeğe dönüyorum..

    Senin için varolduğunu bildiğin, senin için nefes aldığının farkında olduğun bir yürekten zorunlu olarak ayrı kalmak ne zor…
    Çok uzakta bir sen görürüm hayalimde, koşarım kavuşmak, koklamak, sarılmak için sana; Sonra uyanırım..her tarafım uçurum..Sanki bir adım atsam sensizlikte yok olup gidecekmişim gibi.. İşte o an ölürüm..Gözlerimden bir damla sen düşer, ağlamaklı olurum. Gecenin karanlığı korkutur, göz yaşlarım boğar beni.

    İnan ki bir fısıltı gibisin karanlıkta kulaklarımda çınlayan, ruhumu, duygularımı okşayan ve kanımda damla damla akan.
    Seni bekliyorum her güneş ışığında ve her gün doğuşunda.
    Her kızıllığında akşamın, içime bir ok giriyor tüm bedenimi tarıyor sanki... İçim kanlanıyor, akışı yavaşlıyor…
    Her akşam ümidimi kendime gömüp tutuyorum evin yolunu... O yalnız yatak, sensiz sesler ve boş içim. Sen olmadığından mı bu yabanilik diyorum bazen... Öyle evet... Senin olduğunu anımsıyorum..
    Gülümserdim ben... Gülerdi yüzüm, gözlerim. Sana bakmak, bakmasam da seni hissetmek yeterdi bana… Yine hissediyorum ben seni ama ellerim havada... Boşluğu tutuyorum… Boslukta geziyor gozlerim…Ey adına ömrümü adadığım nerdesin?. Gelsen…Çok şey de istemiyorum aslında sadece son bir kez gelsen..Yumaşacık teninle sarsan beni..derin derin çeksem kokunu son bir kez içime..Çekeyim ki; bir daha gitsen de kokun kalsın üzerimde…
    Bilirsin ben en çok geceleri paylaşırım sevgimi seninle... Gözyüzündeki bir yıldıza bakacağım bu gece ve bu bizim yıldızımız deyip gülümseyeceğim gecenin karanlığında.. Yüreğimi yüreğine katmış koşuyorum yine sana...Savunmasız, sakınmasız, sınırsız sevgimi haykırıyorum sana... Evet..Seni hala..ama hala Çok Seviyorum..

  29. 2006-12-03
    Yine sessiz bir kış seheri, odamın perdeleri açık, kar usul usul yağıyor şehrime. Dört tane duvar , yaylı yatağım , yatağımın baş ucunda duran ahşap sehpa ve üzerindeki içi boş vazo; geçen sene vardı içinde bir şeyler ama zamana, birazda susuzluğa yenik düştüler. Kocaman dev blokları olan dillere destan bir konağın arkasına saklanmış küçük ,ahşap bir evdeyim işte. Kimim kimsem yok, annemi hiç görmedim , babam; bir yaz akşamıydı iyi hatırlıyorum , sofada oturmuş gümüş kabzalı tabancasını temizliyordu, ben yan odada elimi kafese daldırmış babamın kanaryasını tutmaya uğraşıyordum . Babam sinirli adamdı kızdığı zaman eline ne geçerse fırlatır, yeri göğü inletirdi, bana hiç kızmamıştı belki o silah patlamasaydı bir gün bana da sinirlenecek belki bir tokat patlatacaktı yanağıma . Silah sesini duydum öyle bir irkildim ki masadaki kafes yere yığılı verdi , bir an kuşun delicesine çırpınışını gördüm, içim korkuyla dolmuştu hemen sofaya koştum babam yerde öylesine yatıyordu ki korkudan yaklaşamadım bile . küçük kanaryamda ölmüştü babam da, artık hiç kimsem yoktu. İlk başlarda böyle olmadığını sanıyordum baba tarafımdan akrabalarım vardı, iki üç yıl sonra kendimi sokaklarda buldum . Ne babam vardı ne de bir yakınım. Yirmilerimde bir kız sevdim! İşte şimdi bu küçük kasabadayım yalnızlığımda pek bir değişiklik yok ama biraz yaşlandık galiba gelecek ay elliyi devireceğim. Neyse ağır ağır çıkmak gerek rahat musalla taşından, eh şimdilik rahat tabi arkamıza cemaat gelirde Allahuekber denilince sırtımız ya rahatta olur yada azapta. Adamın çıkası da gelmiyor sıcacık yorganın altından, şimdi sen tut buz gibi havada kalk işe git olacak iş mi yahu! “Tak tak “ , ha! sen kimsin be seher bülbülü sabahın köründe? “geldim geldim” ses soluk yok gitti mi acaba? Ceketim nerede yahu bulamıyorum, hay aksi , yerlerde buz kesmiş .Eee neredesin seher bülbülü? Öyle geçerken ihtiyarı yatağından kaldırayım diye mi uğradın? Yoksa yuvanı mı şaşırdın?
    Buda nesi be eski toprak! Aman, aman şaka maka iyice yaşlandın eski toprak baksana yerden bir kağıdı bile alamıyorsun, tamamdır işte sabahları hep böyle olur cıvatalar soğuktan sıkılaşıyor eğilemiyorsun ,eğilirsen doğrulamıyorsun.
    “Sen benim kadar sevebilir misin? “ hah ha haaaa ne bu eski toprak? Bizim bilmediğimiz bir gizli hayranın mı var? Baksana sabahın altısında kapıya bırakılan pembe bir mektup hem isimsiz, hem aşklı meşkli. Neyse bu arada iliklerim dondu gir içeri ne demeye kapının önünde alık alık bekliyorsun sanki bırakan geri dönecekmiş gibi,! Şöyle sıcak bir çay iyi gider yediğimiz bu soğuğun üstüne, bu arada da şu alacalı bulacalı mektubu rahat rahat okuruz.
    Ohhh içim ısındı ciğerlerimiz cana geldi be eski toprak. Ne diyor bizim seher bülbülü bir bakalım. Hah tamam! Bohça sarar gibi sarmış mübarek kat kat, adam mektubu açarken yoruluyor inşallah içindekiler bizi bu kadar yormaz.

    “ Bu mektubu sana hem çok uzaklardan hem de çok yakınından yazıyorum sevdiğim!

    Hep birini sevmek istemiştim, yitikte olsa yalanda olsa , yanımda olmasa da sevmeyi delicesine ve sen çıktın karşıma..
    Ben Leyla isem benim sevdiğim Mecnun olsun isterim , yan yana olmasak da , beden toprağa kavuşsa da ruhlarımız hiç ayrılmasın isterim. Sen böyle sevebilir misin? Ben severim diyorum kendi kendime en az ölüm kadar gerçek. Keşke şimdi yanımda olsaydın, ama yoksun! Olsun diyorum, ben seni öylesine sevmedim ki! Ben seni sıcak tenin içinde sevmedim , ben seni ruhunla sevdim. Ben seni! Ben seni zifiri bir karanlıkta sevdim .
    Sevdim mi acaba? Gerçek sevgi bu mu? İçimi cayır cayır yakan bu ateşin adı aşk mı? Yoksa ,yoksa her şeyin yapmacık olduğu şu küçücük dünyada daha da küçülen insanların adını aşk koydukları bir heyecan mı sadece? Eğer bu gerçek aşk değilse gerçeğini hayal bile etmek istemem. Şu an hissettiklerim bile beni ağır ağır boşluğa çekiyor bundan fazlasını ne hislerim ne yüreğim ne de ruhum kaldırır. Sadece bir tek cevap ver. Ben senin kalbinde hiç olmasam <!-- / message --><!-- sig -->

  30. VEFASIZA...

    Aşksa:
    sağır da olsa dile döner seslenir..
    Düşse:
    eni sonu suya düşer ıslanır..

    Aşktan öte başka hangi tohum yeşerir
    hangi dal sürgün verir ezildiği yerinden?

    (... Dolunaydı ...Dağların buğulandığı,
    toprağın yoncalandığı aydı... Öpsem,
    yaralanır sandığım
    çiçekler kadar körpeydi bahar..
    Bir yanım sazınca külhan,
    yağız, civan, atmaca;
    bir yanım nazınca uslu,
    suskun, ıssız, utangaç,
    savrulup savrulup sokaklara
    söylediğim şarkılar
    süsüydü ömrümüzün,
    yitince bulunmaz zenginliğimiz..
    Ne güzel günlerdi ah
    ne güzeldin gençliğim;
    gönlümü tarih düşüp
    ömrümce yol gözledim,
    yazık ki sen beklemedin... )

    İki derde yenik düştüm ne çare:
    biri aşk
    biri düşten düşe sızım sızım yüreğim...

    Taşa çaldım derdimi,
    taş çatladı kıvrım kıvrım kök verdim;
    güle sardım kendimi,
    gül kurudu derdim azdı yürüdü...

    İnsan ki hasreti kadar:
    belki bin sevda bin ayrılık
    fakat
    bir aşk bir intihar
    bir ömre ancak sığar.

  31. 2006-12-08
    SEVGİ NEDİR

    Bazen bir şarkıya dalar hüzünleniriz. Bazen eski bir anıya..
    Bazen tatlı bir gülümseme gelir aklımıza bazen tatlı bir buse...
    Hepsinde sevginin izleri vardır, geçmişte kalan ama hala yaşanan...
    Şimdi herşeyi bir kenara bırakın! Ve geçmişte kalan tatlı bir anınızı
    düşünün. Düşünün hadi.. Tamam.. Şimdi o anınıza geri dönün
    ve yine aynı şeyleri yaşamaya çalışın.. Mutlu oluyorsunuz, değil mi?
    İşte bunun sebebi, içinizdeki o sevgi pınarıdır. Bazen geçmişte yaşanan
    acı olaylar gelir aklımıza. Düşünürüz! Acı ile dolar yüreğimiz.
    Ama yine de mutlu olmaya çalışırız. Çünkü yüreğimizde hala sevgi
    kıpırtıları vardır. İşte, bu sevgi yener geçmişte yaşadığımız acı izleri.
    Çoğu zaman haksızlıklarla karşılaşırız, kötülüklerle, yalanlarla, acılarla..

    Ve bir an içimizdeki o sevgi bile zaptedemez bizi. Karşılık vermek
    isteriz yapılan haksızlığa, kötülüğe. Bu dünyada,arkamızdan övgüyle
    söz edilecek bir olay varsa, o da sevgi adına yaptığımız bir olay olacaktır.

    Çünkü herşey bu dünyada kalır. Hiç kimse çok sevdiği bir
    şeyi beraberinde götüremez. Ancak, yaptığı ve yapacağı kalıcı şeyler,
    ona çok şey kazandırır. Sevgi adına yapılan kalıcı şeyler ne olabilir?
    Bu soruya aslında bir çok cevap verilebilir. İnsanları sevmek,onlarla
    iyi geçinmek, sevgiye inanarak yaşamak bile, sevgi adına yapılmış
    kalıcı şeylerdir. Tabi sevgiyi, sadece hissetmek yerine, bunu uygulamaya
    geçirmek daha kalıcı olur.Sevgiyi uygulamaya geçirmek, sevgiyi
    hissederek yaşamaktır. Sevgiyi yoğun olarak yaşayan biri, zaten sevgi
    adına iyi birşeyler yapıyor demektir. Elimizden geldiğince sevgiyi doya
    doya yaşayalım! Sevgiyi yaşadıkça, yaşam daha da renklenir. Kişinin mutlu
    olabileceği bir kozu olur elinde. Sevgi bir umuttur, sevgi mutluluktur...
    Sevgiyi ifade etmek çok basittir. Annemize sarılmak bile
    bir sevgidir... Sıcak bir gülümseme, bir sevgi ifadesidir.
    Bunları yapmak çok mu zor? Sevgiye inanan için hiç te zor değil.
    Sevgide ayıp olmaz. Bırakın çıksın içinizdeki duygular.
    Göstersin kendini insanlara. Onlar da mutlu olsun, sizin mutlu olduğunuz
    gibi. Unutmayın ki; Sevgi öğrenilmez.. Sevgi öğretilmez... O, zaten
    insanın içinde var olan bir duygudur. Ama o duyguların dışa
    vurulabilmesi için yardımcı olunur. O duyguların herkese aşılanması için...
    Bazen bir çocuk görürüz.. Yapayanlız, soğukta, aç ve çaresiz...
    Hüzünleniriz, gitmek isteriz yanına, kucaklamak, okşamak gelir içimizden
    çocuğu. Yardım etmek isteriz ona. Kimsesizdir, sevgiye muhtaçtır diye..
    Ama çoğu zaman gidemeyiz yanına. Birşey engeller bizi. İçimizde ona karşı
    yoğun duygular hissederiz ama bunu harekete geçiremeyiz. Sanki
    'mutlaka başka biri yardım eder' düşüncesine kapılırız. Ama o an
    düşünemeyiz, o 'başka biri' nin biz olmamız gerektiğini. Sevgiyi
    uygulamaya geçirmek , 'başka biri' nin yapacağı şeyi, bizim yapmamızdır.
    Sevgi, bu şekilde aşılanır.. Sevgi ancak o 'başka biri' nin yapacağı
    şeyi, kendimizin yapmasıyla gerçekleşir, 'başka biri' ni beklemeyin...
    Çünkü 'başka biri 'de, 'bir başka biri' ni bekleyecektir..
    Ve o çocuk, hep 'birilerinin' sevgisine hasret yaşamaya mahkum
    olacaktır.. Sevginizi göstermek için geç kalmayın...
    Unutmayın !
    Sevgi öğrenilmez... Sevgi öğretilmez...
    Sevginizi paylaşın... Herkes ortak olsun sevginize...
    Sevgi paylaşılınca kutsallaşır...

  32. giden sevgilinin ardından...

    Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.
    Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin.
    Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz. Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır.
    Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın. Her zamanki gibi yaşayacaksın sen.
    "Acılara tutunarak" yaşamayı Öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil.
    Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.Yine içeceksin rakını balığın yanında.
    Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası....
    Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir.Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte.
    Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet
    bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve
    minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini....

  33. Sen Gidince…..



    Üzerimde ayrılırken verdiğin hırkan var sevdiğim…Uzun süre geçmesine rağmen hala sen kokuyor, hala senden izler taşıyor üzerinde...Hala seni hissediyorum giydiğim zaman ve hala eskiyi hatırlatıyor bana üşürken verdiğin bu hırka...
    Hatırlıyorum da otobüse binip veda etmeden önce üşüyorum diye vermiştin bana...Halbuki üşüyenin bedenim değil yüreğim olduğunu fark edememiştin...Ve ben ilk o zaman anlamıştım aslında bir gün tamamen kopacağımızı, ben o an anlamıştım aslında kalbindeki beni iyice küçülttüğünü ve yerime başka birini yerleştirdiğini..Bunlara rağmen üstelemedim; sevdamıza bu lekeyi yakıştıramadım ilkim... Şoför otobüsü çalıştırdığında, gözlerine baktım son kez doya doya, bir daha bakamayacağımı bildiğim ela gözlerine sevdiğimi söyledim seni... Sonra sarıldık birbirimize deli gibi, sende hatırlarsın o dakikaları bilirim...Alnımdan öptün beni ve çok yakında ziyaretime geleceğini söyleyip bindin, bizi birbirimizden ayırmayı başaran otobüse... Koltuğuna oturduğun vakit otobüsün, gerçekten gittiğini anlamıştın sende... Sende engel olamamıştın göz yaşlarına... Fark ettirmeden silmeye çalıştın ama; ben fark ettim gözünden süzülen damlaları...Sen gizlemeye çalışırken nemli gözlerini bense artık son kez pencereden gördüğüm sana gitme diyemiyor, sadece ağlıyordum... Üzerimdeki hırkaya sarılmıştım sıkı sıkı belki gitmezsin ümidiyle...Sen üşüdün iyice git işaretleri yapıyordun elinle... Yine anlamamıştın yüreğimi işte, yine üşüyenin ben değil yarım kalan ruhum olduğunu fark edememiştin... Derken otobüs hareket etti ve ben el salladım sana gene kavuşma ümidiyle beraber... Sen gözyaşını sildin, gülümsedin el sallarken bana... Mutlu görünmeye çalışıyordun çünkü biliyordun... Biliyordun ki sen mutlu olursan ben de mutlu olurdum... Bu yüzden gülümsüyordun el sallarken bana... Ben kalbimi elime alıp üfledim sana doğru... Sen aldın, öptün ve yüreğinin yanına koydun... Sonra otobüs hareket etti ve uzaklaştı ağır ağır ayrılıklar kokan İzmir garajından... Ben peronda kalakaldım öylece... Seni geçirmeye gelen herkes gitmişti... Ben kalmıştım... Yerimden kıpırdayamıyor, belki yolda iner dönersin diye ümit ediyordum... Ama döndüğünde ilk kızacak kişinin ben olduğumu da biliyordum...Bu yüzden sen o otobüsten inmeyecek ve gözünde biriken damlalarla beraber merhaba diyecektin seni bekleyen geleceğine... Yüreğimi yanında götürerek, beni arkanda yapayalnız bırakarak yeni bir hayata adım atacaktın sevdiğim... İşte ben tüm bunları düşünerek gelmeyeceğini bildiğim halde ayrılamıyordum perondan... Otobüslerin biri geliyor biri gidiyordu...Ve ben hala üzerimdeki hırkana sarılıp sıkı sıkı, ağlayarak duruyordum öylece... Sen gitmiştin...Hayallerim gitmişti... Diğer yarım sonsuza kadar gitmişti biliyordum....
    Eve döndüğümde sana sürekli mesaj çekmeye başladım... Sırf yalnız olmadığını anla diye... Sırf yüreğimin yanında olduğunu bil diye....Gecenin geç saatlerinde uykuya dalabildim yaşlı gözlerle..
    Uyandığımda biraz toparlayabilmiştim kendimi ama uyanıp ta seni göremeyince gene yandı içim... Gene yaşardı gözlerim...Derken telefon çaldı, baktım büyük bir umutla..Evet sendin arayan,varmıştın gideceğin yere..Ama ağlıyordun..Bir çocuk gibi ağlıyordun ve bu yüzden konuşamıyordun sevdiğim..Ben ağlamaktan şişmiş gözlerimi ovuşturarak….
    'Ağlama gözbebeğim dayanamam...Kıyamam ağlama ne olur..Yüreğimi yangın yerine çevirme ağlama..'
    Dedim ümitsizce.. Sen…
    'O zaman sende ağlama.'
    Dedin iç çekerek... Yol boyunca fotoğrafıma baktığını anlattın... Neden gitmek zorunda kalmıştın ki sanki ve ben neden zorlamıştım seni bu kadar... Hesap soruyordun şimdi bana, ağlamana engel olamadan... Ben sessizce seni dinliyordum... Sonra sen sustun ben başladım konuşmaya..Önce koca bir iç çektim derinden..
    'Doğuda...Oralarda o kadar çok çocuk muhtaç ki sana... Hepsi senin bilgine ihtiyaç duyarken ve büyümek isterken bilinçlice...Ben sadece kendim için, sadece ikimiz için, sadece sevdamız için onları hiçe sayamazdım... İşte bu yüzden izin verdim aşkım...Bu yüzden dayanıyorum sensizliğe... Ve biliyorum bir gün sende anlayacak ve affedeceksin beni...Çünkü biliyorum sende en az benim kadar seviyorsun, sende en az benim kadar bağlısın aşkımıza...'
    Sözlerim üzerine kesildi hıçkırıkların,
    'haklısın.'
    Dedin kendin bile inanmayarak...Ve o günkü konuşmamızı sonlandırdın sevgi sözcükleriyle...
    Daha sonraki konuşmalarımızda, daha şen geliyordu sesin ve ben mutlu oluyordum bu duruma... Ama garip bir şekilde korkuyordum... Bir şeylerin ters gideceğini hissediyordum ve bunun olması korkutuyordu beni... Tamamen sensiz kalmak yıkardı beni biliyordum...Bu yüzden korkuyordum sensizlikten... Tüm bunlara rağmense düşünmemeye çalışıyor ve sana hiçbir şey aksettirmiyordum...Ta ki sen telefon açıp ta…
    'Başkasını seviyorum.'
    Diyene kadar kandırdım kendimi... Ben hiçbir şey söyleyemedim bu sözüne karşılık...
    'Senin üzülmeni istemiyorum.'
    Diyerek devam ettin sen; ama bunun içinde bir çaba sarf etmedin ve üzdün...Yaktın... Yıktın beni iki dakikalık telefon konuşmamızda...
    'Beş sene boyunca yaşattığın tüm güzellikler için teşekkür ederim.Hayatımda senin kadar iyi birini tanımamıştım, şimdi tanıdım.ödeyemediğim hakkını helal et.'
    Dedin ve… 'Ama şunu da bil seni hiç affetmedim.' Diyerek kapattın telefonu... Şaşırdım..Birden bire nasılda değişmiştin anlayamadım.. Telefon kulağımda kalakaldım... Ahizeden sadece meşgul sesi geliyordu... Sen çoktan gitmiştin...
    Telefonu kapattım, bana verdiğin hırkaya sarıldım yine sıkı sıkı... Gene ümit ettim belki ararsın, şaka yaptığını söylersin diye... Ama aramadın, şaka da yapmamıştın üstelik... Gitmiştin sonunda işte... Yolların ayırdığı yüreklerimizi, kırıcı kelimelerinle tamamen ayırmıştın ve ben geride kalan anılarla baş başa kalmıştım.... Otobüse binerken verdiğim yüreğimi de iade etmemiş, bırakmıştın çaresiz... Kalmıştım bir başıma, sıkı sıkı sarıldığım ve üşümeyeyim diye verdiğin hırkanla....

    sen gidince buralardan sessizce
    buralar gitmiş peşinden gizlice
    bazen bir his yada bakış
    tenin hala tenimde
    dünümdün düşüm oldun
    kurtar beni....

  34. Sahipsi Aşk Mektubu


    Biliyorum okumayacaksın, ama yine de yazıyorum.

    Okumayacaksın, çünkü göndermeyeceğim.

    Belki masamın çekmecesinde, belki giymediğim bir gömleğin cebinde bulacaklar yıllar sonra.

    Kimi aşk mektubu diyecek, kimi umut dolu bir mektup... Kimi cümlelerin içtenliğine bağlanacak, kimi soruların sertliğiyle irkilecek... Eski bir kâğıt olacak şu an elimde tuttuğum kâğıt şüphesiz. Bazı harfler okunmayacak, bazı soru işaretleri de öyle. Kimi sorularım yargı gibi anlaşılacak. Kimi noktalarım da silinecek. Bitmemiş cümleler kalacak yıllar sonra, bugün bitirdiğimi sandığım pek çok hatıradan geriye...

    Seni mutlaka merak edecekler. Seni suçlayanlar çoğunlukta olacak. Benim kendimi suçlayan ifadelerimden bile bana acıyan çıkacak. Senin güzel olduğuna hükmedecekler hemen. Güzel değilsen bile alımlı olduğunda hemfikir kalacaklar. Seni sevdiğimi tartışmayacaklar bile. Ama senin beni sevip sevmediğin konusunda birbirlerine girecekler.

    Sen okumayacaksın, ama okuyacakmışsın gibi yazıyorum yine de.
    Okumayacaksın, çünkü göndermeyeceğim.

    Yazdıktan sonra yırtıp atmayı da düşünmüyor değilim. Yakmak, aklımdaki bir başka çözüm. Ama hayır, saklayacağım. Okumayacak olsan da kelimelerimi sevdiğini biliyorum. Sevdiğin için, benim sana bir şeyler yazdığımı hissedeceğini biliyorum. Ben yazarken içinin ürperdiğini, gülen yüzünün hüzünlendiğini, konuşan dilinin suskunlaştığını, aklının karıştığını, kalbinin küt küt attığını hissediyorum. Belki sırf bu yüzden yazıyorum. Yazmıyorum da sanki sana dokunuyorum. Sanki kâğıdı katlamıyor, sana sarılıyorum. Mektubu saklamıyorum da sanki seni unutmaya çalışıyorum.

    Hayır, okumayacaksın. Okumayacaksın çünkü göndermeyeceğim.

    Göndermeyeceğim, çünkü adresin yok. Belki postacıya tarif etsem bulur seni. Ama önce beni çok iyi tanıması gerek. Benim de onu. Tanıması yetmez anlaması da şart. Benim de onu. Benim için senin ne anlam ifade ettiğini iyi bellemesi gerek. Bellemeli ki seni bulabilsin. Bellemeli ki seni bulmak ayaklarını yormasın, aklını usandırmasın. Ama göndermeyeceğim bu mektubu. Okumayacaksın.

    Bu mektubu göndermeyeceğim. Çünkü sahibini bilmiyorum. Seni seviyorum ama kimsin bilmiyorum. Ne yüzünün şekli, ne sesinin tonu, ne oturduğun evin manzarası. Hangi vurguyla çıkar ağzından sevgin ve öfken? Hangi renkleri seversin? Yemek önüne gelince elin gayri ihtiyari tuzluğa gider mi? Bulmaca çözerken en çok hangi soruda takılırsın? Büyüyünce ne olacağını söylemiştin küçükken? Telefon gelince koşar mısın? Mektup alınca ne hissedersin? Seni korkutan bir kapı zilinin sebebi olmak istemem.

    Hayır göndermeyeceğim. Bu mektubu okumayacaksın.

    Çünkü ben ne istediğini bilmeyen biriyim. Ayaklarım yere sağlam basmaz asla. Kararlılıklarım yoktur, asla ama asla diyeceğim prensiplerim de. Kalabalıklar içerisinde kolay seçilmem. Kütüphanelerin en dikkat çekmez kitabıyımdır. Bazen öyle korkak, bazen öyle sıradan, bazen öyle ufak tefeğimdir ki... fark edemezsin beni.

    Bu mektubu göndermeyeceğim. Çünkü ben yokum.

    Göndermeyeceğim... Çünkü sen de yoksun

  35. 2006-12-17
    SEBEBİ SENSİN

    Merhaba Sevdigim
    Bugece Anlatmak Istediklerim Var Sana
    Aslinda Bildigin Seyler Bunlarda.
    Yalniz Soylemek Haykirmak Istiyorum
    Altini Cizdigim ve Tirnak Icine Aldigim Cumleleri...
    Bu zamana kadar beklediysem
    Tercihimi susmaktan yana kullandiysam
    Sebebi sensin..


    Tadim tuzum kalmadi bu gunlerde
    Hayatta bana dair kalan tek anlamda sendin aslında.
    Cekip gitme istegi bu kadar buyumusken icimde
    Yutuyorsam soylenmesi gerekenleri
    Hala nefes alabiliyorsam
    Yaşamak için direniyorsam
    Sebebi sensin..


    Dudagimda avare bir ıslık dolasıyorum bu kentin ıslak sokaklarında
    Aklimda sen icimde sana duydugum hasretten baska birsey yok yanimda
    Ha unutmadan birde resmin var cuzdanimda
    Bakip bakıp agladıgım kucuk eski bir resim
    Senden son kalanda bu bana..
    Tum bunlara ragmen gulumsemek hala cazip geliyorsa
    Esirgemiyorsam bu hayata bir tebessumu
    Sebebi sensin..


    Sana Dair Ne Varsa Hayatimda
    Satir Satir Hece Hece Hepsi Aklımda.
    Kalbimde kalan ufak tefek acılarıda sildim gecenlerde
    Ara sıra sızlasada bu yurek
    Seni sevmemek icin hayatının sonuna kadar direnecek..
    Bu kadar cabuk cikarmak istiyorsam seni hayatimdan
    Silmek istiyorsam gozlerimden hayalini
    Sebebi Sensin..

    Iste boyle sevdigim
    Bizimkiside tipki digerleri gibi bir ask oyunu
    Hep farkli oldugunu savunurdun ya
    Goruyorsun sonu yine husran
    Hic farkimiz kalmadi uc gunluk sevdalardan
    Merak ediyordun neden boyle oldugumuzu
    Ayrılıga bu kadar cabuk boyun bukdugumuzu
    Cevabi basit aslinda
    Hala bir neden ariyorsan bosa ugrasma
    Cunku ne yasiyorsak suan
    "Sebebi Sensin.."

    Sensiz yaşarım sanma bu dunyada
    Ölüme yaklaştıysam bu kadar
    Sebebim Sensin..
    Sayılı nefesimide bu siirle tüketirken
    Hala seni düsünüyorsam
    Son nefesimde soylenmesi gerekenin
    “Seni seviyorum” oldugunu dusunuyorsam
    Biliyorsun..
    Sebebi Sensin..

  36. ..... satırlarından geldim

    Satırlarından geldim birkaç saat önce...Uzun zamandır okumadığım ve özlediğim satırlarından.Sessizliğin fazlasıyla konuşkandı. Beni bir zamanlar anladığına inandığım satırlarından geldim, yürekli sevginden...Okudum seni, hasretle ve sevgiyle..Ama ben senin, artık hiç yazışmayacağımızı bilen satırlarından geldim. Düşlerin nerede sevgili, düşlerini göremediğim satırlarından geldim. Korkuların ne zaman bitecek sevgili..? Düşlerin ne zaman gün ışığına çıkacak..? Ve sen nereye yerleştirdin sana verdiğim güzel sevgimi..? Ört üstünü ne olur, üşümesin ve gösterme kimseye. Özenip, beğenip almaya kalkmasın. Bari sevgim sende kalsın. Çünkü ben senin, artık beni istemeyen satırlarından geldim. Beni aramayan, merak etmeyen ve özlemeyen satırlarından. Gülüşlerim sende kaldı demiştim, doğruymuş. Seni okurken birden gülmeye başladım. Tekrardan yanıma almak istedim, size ihtiyacım var dedim, gelmediler. Ve ben senin, gülüşlerimi alıkoyan satırlarından geldim. Görüyorsun işte, sadece ben sevmemişim seni. Bana ait her bir güzellik seni seçti, senin yanında kaldı.Bana sadece ben kaldım gibi. Artık biliyorum, belki de seni kimsenin çözmesini ve tanımasını istemedin diye, o kapalı kutu gibi kapattığın yüreğini kimse anlamasın diye bıraktın beni. Sen aşk adamısın, sen her mevsim aşık olmalısın, bu yüzden, daha fazla yakınlaşmak adına korktun. Birine tekrardan yakın olmaktan..Bu yüzden bana bir ayrılık hediye ettin, beni bana bıraktın, sen sana kaldın. Ben senin, sana kalan satırlarından geldim sevgili. Sadece sana ait olan satırlarından...
    Biliyor musun, hiçbir zaman çözmeye çalışmamıştım seni. Konuşmalarının arasına sıkıştırdığın cümleleri aldım sadece senden. Her görüşmemizde "benden yana hiçbir zaman kuşkun ve korkun olmasın" diye başlayan cümlelerini aldım. Korkuyorum derdim ama sen sürekli sana inanmamı ve güvenmemi isterdin ve biz oturup saatlerce konuşurduk özlemlerimiz üzerine. Oturup saatlerce konuşur ve gülerdik. Gülerken yüreğim kayardı sana doğru ama sende beni yalnız bırakmaz, bana yüreğini açar, bu küçük sevgi oyunlarına benimle beraber katılırdın. Ve bu sevda sözlerin beni öyle çok etkilerdi ki, her telefonu kapatışımızda sana doyamadan sesinden uzaklaşırdım. Sen görmezdin, ben yanardım. Sen görmezdin, ben hep yanardım. Her konuşmamızın bitişinde, ben yüzünü çizmeye çalışır, kilometreler ötesine taşırdım. Belki de sen başından beri biliyordun sevgili, kısa bir zaman sonra çekip gideceğini. Benden sana inanmamı istiyordun ama biliyordun. Herkes biliyordu..arkadaşlar, dostlar, hayallerim, umutlarım..Bir ben bilmiyordum. Dile kolaydı, insanlara kolaydı, sana kolaydı, bir bana kolay değildi sevgili. Ben senin, bütün bunları bilen ama unutan satırlarından geldim. Beni her gün biraz daha geleceğimize hazırlayan ama o gelecekten sinsice uzaklaşan satırlarından. Böylesi bir bitiş yakışmamıştı bize, sana..İşte bu yüzden ben senin, bu bitişe yakışmayan veda satırlarından geldim sevgili.

    Artık o kadar çok yoksun ki, ben de ne kadar varolduğunu karıştırıyorum bazen. Yokluğun varlığını geçti. Benim varlığım ise tarihi eskimiş mektuplarda kaldı nedense. Basit birer mektup değildi onlar. Sakın öyle düşünme. Senin gördüklerinden de fazla, benim gördüğüm; heyecanlar, kalp atışları, kavuşmaların şehveti, birikmiş hasretler ve aşk vardı tabi ki..Bu yüzdendir ki asla yırtıp atmaya kıyamadım, seni içimden çıkarmaya kıyamadığım gibi. Ben senin, beni içinden çıkarmaya kıydığın satırlarından geldim...

    Yalancı bir bahardayız. Bense bu yalancı baharda, yalancı gülüşler dağıtıyorum etrafa ve gariptir hiç umut kalmadığı halde gelme ihtimalini hesaplıyorum, kağıt kaleme gerek duymadan. Gözlerimi kapatınca kurduğum hayaller rotasını şaşırdı zaten sevgili. Olur olmadık zamanlarda, olur olmadık bir şekilde karşıma çıkıp, geldim diyebilme ihtimalini düşünüyorum. Sakın ha, bu, okullardaki havuz problemlerine benzemez. Ben senin, bir nehir gibi bana akabilme olasılığına düştüm. Bir aşkın bitişi, bir nehrin kuruyuşuna benzermiş. Ben senin, o nehri kuruttuğun satırlarından geldim sevgili...

    Aklıma düşüyor deli dolu, sevgi dolu mesajlaşmalarımız. "Tatlısın yine yüreği aşk kokan ama aşktan korkan kadınım"..demiştin..O kadın şu an nerede bilmiyorum ama artık aşktan daha fazla korkuyor. İnancını ve güvenini yitirdi, bana her zaman güven diyen bir adamın, uzayın boşluğunda kaybolan sesinde. Oysa ki sürekli, benim çekip gitmemden korkardın, "içimdesin, kimse alamaz sen gitmedikçe" dediğinde bile biliyordun aslında hiçbir yere gitmeyeceğimi. Gitmedim...gitmeyecektim..gitmeyi hiç düşünmedim..peki bana gitme diyen adam nerede..? hani kimse alamazdı beni senden ben gitmedikçe..? Tüm sorular, tüm mesajlar ve tüm resimler bir film karesinden çıkmışçasına donuk ve anlamsız..Film bitti ve dağıldı oyuncular.Yönetmen karlı bir iş yapmanın sevincinde, seyirciler finalin hüznünde, baş roldeki sen ünlü bir oyuncusun artık...Ve ben senin dillendirdiğin bütün replikleri unutan satırlarından geldim sevgili..söylediğin bütün replikleri unutan satırlarından...

    Gözlerinden biraz hüzün içmeme izin verir misin...? Bitmiş olsa bile aşkın, geceleri maskesini çıkartıp da yatan bir ben kalsam da yalnızlığımda, bana biraz umut ve anlayış verir misin..? Kendim için bir şey istiyorsam namerdim ama içimdeki çocukluğu güldürmek için bana rengarenk balonlar alır mısın..? Ağladığım ve korkularımı yenemediğim zamanlar oluyor bazen. Sesimi uzaklardan da olsa duyup gelerek, bana biraz sabır ve gülüş verir misin sevgili..? Ben senin, bu sorulara cevap vermeyen satırlarından geldim. İçindeki beni bir kurşun hızı kadar çabuk unutan satırlarından. Her konuşmamızın arasına karışarak, bana hep "girit rüzgarım" dediğin satırlarının içinden geldim. Girit rüzgarını sevildiğim zamanlarda bırakarak..

    Alkol kokularının arasında sıkışıyor yalnızlığım. Seninle beraber gezdiğimiz sahil kasabalarını, deniz kenarlarını, köy sokaklarını özlüyorum. Dinlediğimiz ve söylediğimiz şarkılarda bıraktığımız içten sarılmalarımızı. Seni özlüyorum..Kendime daha fazla ne kadar yalan söyleyebilirim bilmiyorum ama o zamanlardaki seni çok özlüyorum. Yalanlarla aram çok iyi şu sıralar. "Sus artık" diye başlayan mesajlar gönderirken, ayağımı yerden kaldırıyor, parmaklarımı üst üste getiriyorum. Sana söylediğim yalanlara da alıştım, kendimi kandırmayı bile seviyorum. Ben senin, benim bu yalanlarıma inanmayan satırlarından geldim sevgili. Bu yalanlarıma hiç inanmayan satırlarından..

    Hayatın acılarıyla ve sorunlarıyla uğraşıyorum her gün. Ve her sabah, bugünü de atlatabilecek miyim düşüncesiyle geçiyor vapur saatleri. Yorulduğumu ve bittiğimi hissettiğim, tökezleyip tam yere düşeceğimi fark ettiğim anlarda, gözlerimi kapatıp, beni bir yabancı gibi ortada bırakışını aklıma getiriyor, yüreğimdeki sahipsiz sevginden, inanamayacağın bir şekilde güç alıyorum. Yine de, benden ayrı olsan da, hala yaşadığını ve uzaklarda da olsa, bir yerlerde nefes aldığını bilmek; küçük şeylerden mutlu olan Polyanna misali ısıtıyor içimi. Yokluğunda varlığın gibi sevgili. Hiç fark yok. Ve ben yokluğunu da varlığını sevdiğim gibi seviyorum. Çünkü ben sevgime kırgınlığımı bulaştırmadım sevgili, söylemedim ona beni ne kadar üzdüğünü. Bu yüzden, cinsiyeti ve şehri belli olmayan bir sevgi taşıyorum içimde. Ve ben senin, artık bu sevgide bir sorumluluğun olmayan satırlarından geldim sevgili.

    Yalnız olduğumu düşünme sakın...Hiç olmadığım kadar kalabalığım belki..Beni gerçekten sevildiğime inandıran hayat ve şiir dostlarım, daha gidecek çok yolum, söylenmiş ve söylenmeyi bekleyen şarkılarım, hınzırca gülümseyen yavrukurt sessizliğim, henüz içinde dans edemesem de deli yağmurlarım, nasıl çoğaldığını hiçbir zaman anlayamadığım sabrım ve gücüm ve ne istediğini bilen düşlerim var..Verdiğin sözleri tutamadığın için üzülme sakın, hayat herkesi farklı şekilde büyütüyor ve ben hayatın bir şiir olmadığını biliyorum sevgili, mutluluğun sallandığımız bir salıncak olmadığını bildiğim kadar...Bu yüzden benim sevdam da bir şiir değildi. Ve ben senin, bu sevdanın bir şiir olduğunu düşünen satırlarından geldim sevgili, sevdayı bir şiir gibi yaşayan satırlarından..

    Artık gidiyorum desem de, nereye gidebileceğimi ben de bilmiyorum ya da bildiklerimi senden gizlemeyi tercih ediyorum. Senden uzaklaştıkça sana daha da yakın olduğumu hissetmem, gidebilecek hiçbir şehir ve yön bırakmıyor bana. Bir uçağın sesini duyuyorum, çok yakınlarımdan geçiyor. Üç dört saat sonra, senin yaşadığın şehrin içinden de geçebilir belki. Sen de aynı sesi duyar mısın acaba..? Bir tek beni duymuyorsun, beni işitmiyorsun gibi. İşte bu yüzden, ben senin, artık beni duymayan satırlarından geldim sevgili. Beni artık hiç duymayan satırlarından..

    Biliyor musun, ben sana kavuşmayı değil, sana kavuşmayı düşlemeyi sevdim..Bu yüzden de ben senin bu düşleri kanattığın satırlarından geldim sevgili, bu düşleri delik deşik yaptığın satırlarından..

    Gülüşlerinle alkışla beni, yeter..Çünkü seni sevdiğimi bilen ve bilecek olan satırlarından geldim..şimdi de seni, dahası bizi, o satırlarda bırakarak gidiyorum...

    Ama sen ne olur, ne olur gülüşlerinle alkışla beni..seni yürekten sevmiş olduğumu bilen satırlarından geldim..!


    ''Mucizeler ancak onlara inananlarca yaşanır ve AŞK bir mucizedir''

  37. 2006-12-27
    Sen Gittin Ben Yokum

    Evet günler geceler geçiyor sen yoksun;

    Yokluğun acıtmaz demiştim ilk günkü kadar daha da canımı yakıyor.. Soğuk taş duvarlarla konuşuyorum geceleri ismini verdiğim ..Sen yoksun.. Ben ağlıyorum Sen yoksun..
    Ben istemedim böyle olsun oysa defalarca söylemiştim sana .. Bitecek gideceğim diye inanmadın gidemem sandın.. Ben kendimi öldüreceğimi bilerek gittim sırf senin canın yansın seni üzeyim diye nerden bilirdim bukadar canım yanacağını bu kadar kahrolacağımı bir kez ölmek belki iyi de böyle her gün ölünce yaşayamıyor insan gülerek....


  38. BANA BU AYRILIĞI YAŞATMA AŞKIM


    68 - Sevgiliye Mektuplar

    Ayrılıktan söz etme ne oluR alda git gideceksen canımı... Gitme dur ne olur bırakma ellerimi ne olur söyle hiçmi sevmedin beni yokolur kırılır bu kalbim sensiz şimdi ne olur gitme aşkımız bitmesin böyle ...
    her sabahki gibi gelmiştim sana her sabahki gibi uyandım ve yüregime seni doldurdum tertemiz kalbimle güsel güsel giyinip gelmiştim sana ama yoktun...bi saat bekledim evimizde ama yoktun sonra kardeşin söyledi o kadar zorlandıki bana senin gittigini söylemeye o kadar zorlandıki yenge üzülme sakın ama abim gitti dedi ...GİTTİİ...kalbim söküldü o anda kalbim sanki parçalandı bi yandan peşinden koşsam yetişirmiyim dedim bi yandan gittiyse dönmesinide kendi bilsin dedim ... ama sonradan ögrendim bilerek gitmemişti bilerek degildi hiçbirşey götürmüşlerdi onu o benim hergün öpmeden durmadıgımm hergün tutup gezdigim ellerine bileklerine kelepçeyi takıp götürmüşlerdii....
    Neden biz dedim neden herşey bizi buluyor.suçumuz sevmekmiydi dedim suçumuz delice baglanmakmıydı...herkez imrenirdi bizi herkez kıskanırdı aşkımızı,sevdamızı...ama artık herkez ALLAH kimseye vermesin diyor aşkım neden vermesin neden biz yaşadık bunları...bugün geldim sana cezaevine geldim...almadılar aşkım yüregimi hem benden kopardılar hemde sonra hiçbişey yapmamışlar gibi göstermiyolar bile seni bana...insan kalpsiz yaşabilir mi acaba ben nasıl yaşıyorum nasıl nasılll....sesine yüzüne yüregine bakışlarına ellerine hasretim şimdi yaşıyosun ama dersen yaşamıyorum...hani derlerya yaşayan bir ölüyüm şimdi işte bende aynen öyleyim...yaşasamda yaşamasamda farketmezzz...sen yoksan kalbim olmuş olmamış farketmezz...sen yoksan bende olmuycam sen yoksan ben zaten bitmişim sen benim NEFESİMMİŞSİN... karanlık heryer baksana suskun sokaklara sorsana halimi yıldızsız geceler mavi olurmu artık acaba gökyüüzü haydi kandıralım satalım gökyüzünü .... yeterrrrrr.... herkez neler söyledi aşkım hayal kurma dediler senin için ... yinede sana laf söyletmedim mavilim... siz ne anlarsınız dedim...aşktan ne anlarsınız dedim.siz hiç sevdinizmi dedim hiç yandınızmı hiç ayrılık yaşadınızmı dedim hiç severek ayırdılarmı sizi dedim.hiç kalbinizin bi yarısını koparıdılarmı? cevap veremediler aşkım çünkü hiç sevmemişlerdi... dönüceksin demi aşkım dönüp eskisi gibi olucaz demi? hani birlikte KURAN_I KERİME el basmıştık bidaha ayrılmıycaz die...ayrılmıycaz demi? beni bırakmıycaksın demi? bu çocugu sen büyüttün sen sevgiyi ögrettin şimdi bi anda terkettin geri dönüceksin demi? :agla: dööönnnn DÖNNN NOLURRRR YAŞATMA BANA BU ACILARI yaşatma bana BU AYRILIGI YAŞATMA BANA HER GECE GÖZYAŞLARINI .... sen bari anla halimi ömrümde zaten tek sen anladın beni ne olur sen anla ve geri dönn .... bırakma ellerimi küçücük kızı bırakma sensiz her gece aglamaktan annesini kaybetmiş küçücük bir bebek gibi bırakma benii... kalbim herşeyim yaşamam sebebim döneceksin demi? BEN biliyorum sen beni bırakmassın sen söz verdinmi sözünden caymassın... bütün umutlarımı yıktın sevgiliii sen döneceksin belkide BU KÜÇÜK KIZ büyüdü artık bu küçük kız kalbi çok kırıldı be bitanem sen dönünce acaba kalbi hala sana şefkatle bakıcakmı acaba hala seni tertemiz kalbiyle hiç bir acı gütmeden sevebilecek Mİ?

    boşver be aşkım sen DÖN o bana yeter sen o pis kuyudan çık o bana yeter ben belki sensiz dimdik ayakta kalmayı beceremedim ama sen çıktıgnda bensiz dimdik ayakta kalıcaksın... ÇÜNKÜ ben artık olmicamm...

  39. Bir sır vereyim mi sana…

    Bekle…

    Harflerimi güçsüzleştirip geliyorum yanına..
    Güçsüzleşsinler ki duymasın senden başka kimse,ve anlatamasın benden başkası…

    Çok mu merak ediyorsun ne diyeceğim,öyle kulak kesilmiş bekliyorsun sesimi..
    Ne söyleyecek acaba,acaba nereden başlayacak beni sevmeyeler mi dolşıyor beyninde..

    Bencil sende….

    Tamam kızma hadi..

    Pşşşttt…
    Sana bir sır vereyim mi…

    Bekle…

    Harflerimi havalardan toplamalıyım önce,
    Gidişinin ardından pek bir dağıldılar,
    Gidişinin ardından pek bir konuştular ya..
    Seslerini kısayım önce..

    Bekle dedim..

    Harflerimi güçsüzleştirip geliyorum yanına..
    Güçsüzleşsinler ki duymasın senden başka kimse,ve anlatamasın benden başkası…
    Ne çok sevmiştim değil mi seni,
    Ve ne çok sevmiştin beni..

    PeH..
    Palavraları bırak da dinle beni..
    Bir kere de olsa sus..
    Sus Allah aşkına..
    Bak bir sır vereceğim sana..
    Harflerimi güçsüzleştirdikten sonra…

    Belki de katlederim daha sonra onları ,bir daha yazamasınlar diye sana…

    Pşşttt..
    Sana bir sır vereyim mi?

    Bekle…

    Hayatımın huzuruydun ya hani,en büyük huzursuzluğum oldun şimdi..İçtiğim sigara gibi işledin ya hani ciğerlerime sebepsiz ve nedensiz öksürükler dayadın ya boğazıma…

    Tamam patlama..
    Söylüyorum,söyleyeceğim..
    Biraz daha güçsüzleşsinler..

    Kimse duymasın senden başka…

    Güçsüzleşsinler ki kimse kullanamasın benden başka..
    Ve sonra da katletmesi,kan kırmızıya boyamak kolay olsun tüm kelimeler…

    Hani mizli hayallerle dolaşıyorduk ya gökyüzünde, her sigara da biraz daha işliyordun ya içime..

    Pştt..
    Dağılma hemen…
    Bekle…
    Hem bir sır vereyim mi sana sevgili…

    Ben ..
    Evet ben sigarayı bıraktım…
    Tıpkı senin gibi…

    Not:şimdi katli vacip oldu kelimelerim..
    Senli cümleler kurmamaları için asla…

    Bir sır vereyim mi sana…

    Bekle…

    Harflerimi güçsüzleştirip geliyorum yanına..
    Güçsüzleşsinler ki duymasın senden başka kimse,ve anlatamasın benden başkası…

    Yada boş ver..
    Ben dikeyim harflerin çıktığı dilimi, o da yetmez tamamen kapatayım çenemi…

    :crying:

  40. Canım sevdiğim ben avuçlarında aşk kaldım sensiz....Ama özlendikçe değil,ben özledikçe yaşıyorum sanki.... Ben sende ne baharlar yaşadım bir anlatabilsem.. Yüreğimde sana okunmamış nice yazılarımı,sevdamı taşıyorum..Yemin ediyorum zorlanmadım bugüne kadar hiçbir şeyde,seni nasıl sevdiğimi anlatmakta zorlandığım kadar.Biliyorum yine kızgınsın bana..Ama asla anlamayacaksın ama sensizliği,senden iyi tanıyorum....Sense bensizliği daha bilmiyorsun ..
    Bu gece karamsarlığım üstümde gülmeyi deniyorum olmuyor..Çünkü biliyorum acıya karşı en korunmasız olduğum zamanın... Sevdiğim zaman olduğunu. Hem de çok iyi biliyorum.. Benim için çok önemlisin,tahmin ettiğinden de çok...neye kızdığını bilmiyorum ama aramamanın sence mantıklı bir sebebi vardır sanırım..Ama bende karşılaştığım her hayal kırıklığının beni üzmesine izin verseydim, şu an yerimde sayıyor olurdum diye düşünüyorum...İnşallah ben yanlış anlamışımdır..
    Herhangi biri değil; biri olmak istiyorum senin hayatında.. Ben bedeninin içinde taşıdığın o ruhu ve yüreği sevdim..Ve şimdi yalnızlığın ortasında yokluğunu hissettiğim duygular ile konuşuyorum fısıltılı kelimelerle.Hayalinin ortasında umutsuzluk tadında bir hüzün var .Birtanem bana kırılmış herhalde ,aramıyor beni.. Sen olsan yanımda. Gözlerin ile yaşasan anlarımda... Yüreğine girsem özlediğim bedenine sarılsam... Yoksun ki.. Uzaklardaki sana beni gönderiyorum...Seni seven beni..
    Ne yaptım ben ne yaptım? Söyle bana birtanem, çok mu kırgınsın bana. Çok mu zor affettirmek kendimi. Sen varken her yer sen, her yer de mutluluk var. Sen yokken de yokluk ile özlemin kesişmiş parçalanmış duyguları var bende. Seni özlüyorum, özlüyorum. Ben sana sarılmak senin teninde olmak isterken yokluğun verdiği hüznü taşıyorum. Benim olduğun geceleri yaşamak istiyorum. Çünkü seni seviyorum. Özlem, özlemek . Daha önce yaşanmamış iki sözcüktü benim için.. Ayaz vuran yüreğimi senin sıcaklığının ısıttığını bilmez misin deli karam.... Uzaklarda olduğunu bilip, kokunu düşünerek ölüyorum buralarda…Yatağımda yalnızlığına ve hayaline değil; sımsıcak bedenine sarılmış uyanmak istiyorum artık… Kaybolmak istiyorum sende.Ben bu kadar sendeyken bana kızma.. Ilık bir dokunuşa bu kadar hasretken bu yaptığın gücüme gidiyor.. Hararetli bir gecenin sonunda, içimde büyüttüğüm sevgileri, öperken kulağına fısıldadığım kimse olmadı senden başka. Çaresizim, seni kendimden uzak tutmayı başaramıyorum. Beynimi, düşüncelerimi senden uzak tutabilmek için her yolu denedim.Seni seviyorum.. Yüreğimdekiler dışında hiç bir şeyi duyamıyor, göremiyor ve dokunamıyorum...İşte onun için gücüme gidiyor aramaman..Herşeye rağmen yine de seviyorum seni..

  41. Öyle içimdesin ki. Yanağımda dolaşan rüzgardan daha gerçek dokunuşların.
    Küçük, ürkek, kesik dokunuşlarınla, belki de her zamankinden daha yanımdasın...
    Yani öylesine, o kadar bensin ki...Ah nasıl anlatsam...

    Boşuna bu çabalarım, doğru kelimeleri aramalarım.
    Ne kitaplar yazıyor, ne de sözlüklerde karşılığı var.
    Yalnızca hissediyor insan,yaşıyor.

    Kelimeler eksik, kelimeler yaralı. Kelimeler cılız.
    Taşımıyor, anlatmıyor, tanımlamıyor bu duyguyu. Ben de...
    Çok başka bir şey. Sevginin ortasında, derin acılar hisseder mi insan?
    Aydınlık gülümsemelerin içine, hüznü yerleştirir mi durup dururken?
    Gözlerine buğu,diline sitem, yüreğine burukluk, çöreklenir kalır mı asırlarca?
    Gelmeyeceğini bildiği mektup için, posta kutusunu hep aynı heyecanla açar mı?
    Dedim ya, başka bir şey bu. Ne kadar yalnızsam, o kadar seninleyim şu günlerde.
    Belki de en başta, tutup seni en derinlere koydum diye oldu bunlar.
    Kimseler ulaşmasın diye, kimselerin bilmediği, bulamayacağı yollara götürdüm seni.

    En derinlerde tuttum. Bana sakladım. Derine, hep daha derine...
    Seni yapayalnız, bir tek bana bıraktım.
    Paylaşamadım Yanlış yaptım.
    Sana ulaşan yolları kaybettim diye bütün bu şaşkınlıklar.
    Kendimi oradan oraya vurmam. Sağımda, solumda, ne zaman dikildiğini bilmediğim
    duvarlara çarpmam, hiç görmediğim çukurlarla boğuşmam.
    Denizlerin, gürültüyle gelip vurduğu dehlizlerin, acılı duvarları gibiyim.
    Duvarlarım yosunlu, duvarlarım kaygan, duvarlarımdan hiç tükenmeyen sular sızıyor.

    Tutunamıyorum. Renklerim, gün içinde değişiyor.
    Soluyorum, soğuyorum. Güneş ulaşmıyor içerilerime.
    Küfleniyorum, yaşlanıyorum.
    Yalnızlıklar peşimde. Dokunduğum her ıslak duvardan,
    pis kokulu bir yalnızlık bulaşıyor üstüme.
    Yapış yapış, vıcık vıcık bir yalnızlık bu.
    Biliyorum, bütün bunlar, hep benim suçum.
    Seni sakladığım yere ulaşamaz oldum. Yollar, gitgide uzadı ve karıştı.
    Ümidimi ısıtacak, parlatacak, kımıldatacak bir şeylere ihtiyacım var.
    Ah onun ne olduğunu biliyorum. Sonu sana geliyor her cümlenin.
    Her şeyin başında, içinde ve sonundasın. Bu değişmiyor.
    Öyle içimsin ki. Birden aklıma geldi, tuttum sana bir mektup yazdım dün.
    Çok mutluydum... Gün içinde neler yaptığımı, nelere kızıp,
    nelerle mutlu olduğumu,tek tek anlattım.
    Mevsimlerin ve insanların nasıl karışık ve beklenmedik olduklarını yazdım.
    “Yine zamansız yağmurlar” dedim, “Daha önce, hiç bu kadar zayıf değildi güneş ışınları” dedim, “Gerçekten buradaki şarkıları hiç öğrenmeyecek, bilmeyecek, söylemeyecek misin?” dedim.
    Çok uzun bir mektup oldu Başından sonuna kadar okudum da.
    Neler yazmışım diye merakımdan.
    Sonra çekmecemden bir zarf çıkarıp, adını yazdım.
    Büyük harflerle, yalnızca adını.
    Adresini bilsem gönderir miydim, bilmiyorum.
    Mektup cebimde. Cebim yüreğime yakın.
    Yüreğim sende. Sen yüreğime yakın.
    Öyleyse mektup sende.
    Bu kadar içimsin işte.

  42. Varlığınla yokluğun arasında kalmayacağım artık, sadece olmayacaksın. Sensiz kalma ihtimali olmayacak aleyhine kurulmuş cümlelerimin sonunda. Belki birkaç satır arasında unutulacaksın bir müddet sonra. İçimden olmayacak, boş bir kağıdın gölgesine sığınmayacak sana sitemlerim. Hani hep kızardın ya “Konuş konuş konuş” derdin, haykırabilir miyim şimdi korkaklığını. Bıraktığın bu mavi düşleriyle avunan yalnızlığı, artık sahiplenilmeyecek olmanın burukluğunu yaşarken, haykırabilir miyim dersin, susar mıyım, gülüp geçer miyim yoksa …?
    Aslında alıştırmalıyım kendimi hiç dönmeyecekmişsin, dönülmeyecek bir yerdeymişsin gibi farzetmeli, unutmalı. Seni hiç tanımamış gibi yaşamımı sürdürmeliyim. Var olduğum her yer aşk(ın) şehri olmalı artık, yeniden sevmenin, sevilebilmenin yeri her yer, zamanı yaşanan ve gelecek tüm zamanlar olmalı benim için. Evet, sayfalardan koparıp bir bir savurmalıyım seni yaşanmış tüm zamanlara, uzaklaşan her adımımla hapsetmeliyim bu anılar sokağına. Kopan takvim yaprakları sensiz geçen günleri saymamalı, bende yokluğunun güncesini tutmayı artık bırakmalıyım. Her yeni güne seni getirmedi diye isyan etmemeliyim. Kabullenebilmeli, hazmedebilmeli, aldırmamalı hatta sana hak verebilmeliyim. Bu satırlarla büyümeye başlamalıyım, sırf seni ve çocuklaşan bir aşkı kolayca unutabilmek için. Zira yoksun. Sanki benim hiç senim olmamış, sanki bizi hiç yaşamamışız, sanki aşk denen o hoyrat şarkıyı mırıldanmış ve sonra yarım bırakmışız gibi. Artık yeni bir şarkı söylemenin vakti, Yaşanmışlığına, yitikliğime hiç aldırmadan,
    Sanki benim hiç senim olmamış gibi…

    :a200:

  43. 2007-02-03
    Gecenin bir yarısı ve ben dertli yüreğimin sefil şairini dinliyorum. Sen en derin uykularındayken, ben o şairin mısralarında sensizliğe gizlediği hasretine hayran bir ruhla seni düşlüyorum. Cümlelerim çok karışık geliyor belki sana, ruhuna ağır geldi ki bu sevda, arayıp sormaz oldun beni, hayalin yine kayıplara karıştı sevgili.



    Sen ne düşünüyorsun; ne düşlüyorsun bilemiyorum. Seni düşlemem; senin içinde olduğun bir dünyayı arzulamam ve beklide sana delice bağlanıp, seni ölümsüz bir aşkla sevmem, senin yanında en büyük hata değil mi? Çok ısrar ettim seni sevmekte… Senin hata olarak gördüğün bu sevdadan dolayı kendimi iflah olmaz bir günahkarmışım gibi hissediyorum. Haklısın, ben günahkarım; seni bir defa görebilmek uğruna saatin beşi vurmasını bekleyen, senden habersiz, uzaktan dahi de olsa görebilmek adına yollarda dolanan, her gün bugün beni anlar belki, saat kaçı vurursa vursun çıkar gelir diye umutla güne başlayan ve hüzünle akşamı eden, ıstırap dolu gecelerde seni yaşayan bir günahkarım.



    Aslına bakarsan, hak veriyorum hayalinin terk edip gidişine; daha önünde nice yıllar var ve bu yılların içinde alacağın nice uzun yollar, kim bilir bu yolda yürürken senin önüne servetini dökecek ve zenginliği tartışılmaz nice şehzadeler çıkacak karşına, nice yakışıklı siluet sana sevdiğini söyleyecek kim bilir ki? Sırf bu yüzden, sorgusuz sualsiz terk etti beni hayalin… özür dilesem senden; beni istemediğini göremeyip bu aşkta ısrarcı olduğum için ve seni gözümden bile sakınırken, kaybetmekten korkarken, seni bu derece sevdiğim için özür dilesem, döner mi hayalin bana geri?



    Ne yapsam boş! Keşke hayaline “Canımı bile ortaya koydum, yalnız değilsin.” demeseydim. Nereden bilebilirdim ki, hayalinin bu sözlerden korkacağını ve bir anda çekip gideceğini nereden bilebilirdim ki… Tamam sen nasıl istersen öyle olsun, bundan sonra “acaba gelir mi?” diyerek gözüm yollarda olmayacak, “belki telefon eder” diyerek kulağım telefon zilinin sesinde olmayacak ve sana söz veriyorum, sen istemiyorsan seni bu kadar sevmeyeceğim, yemin ederim. Bu aşkta bu kadar ısrarcı olduğum için binlerce defa özür diliyorum ama ne olur haber sal hayaline, geri dönsün bana, ruhun bulup getirsin peşinde Mecnun olan ruhumu… Yalvarıyorum; beni hayalinsiz bırakma, sensizliğe zaten alışığım sevgili bunu da unutma!



    Çok çaresiz hissediyorum kendimi… Arayıp sormayışından anlamalıydım, beklemelerimin sonunda gelmeyişinden, kuşlarla selam göndermeyişinden anlamalıydım sevmediğini… Bu sevda oyununda payıma; hayatın boyunca mutluluklar dilemekten başka bir şey düşmüyor gözbebeğim. Kalbimin kapısına kilit vurdum. Seni her şeye rağmen seviyorum.

  44. Soruyorum,susuyorsun.Ben sukutun bu kadar anlamlı olduğunu bilmezdim.Bütün sorularımın cevabını bir bakışla veriyorsun,kah bir gülüşle.Zaman zaman gözlerinin içinde eriyip kaybolduğumu hissediyorum.Yanımda olmadığın günler,geleceğin güne hazırlıyor beni.Yokluğuna böyle dayanabiliyorum.Karanlıklar içinde her dakika gözlerinin aydınlık bakışlarıyla doluyor içim.Aradığım her şey orada.Cevapsız kalmış bütün soruları gün ışığına çıkarıyor gözlerin.
    Bekliyorum,geliyorsun.İşte diyorum yaşamak bu.Sevmek seni sevmekten başka bir şey değil.Hiç kimseyi bu kadar özlemle beklemedim.Bu kadar inanmadım hiç kimsenin geleceğine.Onun için bir gün gelmeyeceğinin korkusu kahrediyor beni.Geleceğin mutlu ana yaklaşan her dakika yaşamaktan güzel,geçen her dakika ölümden acı....
    Fakat gelişin her şeyi unutturuyor.Sıkıntılı öğle sonları günün en yaşanmaya değer saatleri oluyor sen gelince.Kızgın bir güneş altında bana karlı dağ yamaçlarının serinliğini getiriyor ellerin.
    İstiyorum veriyorsun.Verdiklerin bir bakıma iflası oluyor saadet anlayışımın.Böylesine büyük hazların hayal bile edilemediği bir dünya üzerinde özlenecek başka saadetin kalmadığını düşünüyorum.O zaman her şey siliniyor gözlerimden.Sensiz bir yarının değersizliğini,çekilmezliğini daha iyi anlıyorum.Huzur seninle kayboluyor,bütün sevinçler seninle gidiyor,sensiz bir kanlı gömlek gibi giyiyorum üzerime yaşamayı.Çaresizlik hiçbir zaman sen yanımda olduğun anlardaki kadar kötü ve merhametsiz olmuyor.Yine de her öpüşümde bana ilahlara has bir güç,bir büyük huzur veriyor dudakların.
    Ağlıyorum,gidiyorsun.Ama sen gözyaşlarımı görmüyorsun ki!Ayrıldığımız yerde başlıyor yıkıntım.Kalabalık bir caddede,vapur iskelesinde ya da bir kapı önünde;nerede olursa olsun ayrılığın bir tokat gibi iniyor yüzüme,kocaman,sivri bıçaklar gibi delik deşik ediyor vücudumu.Her yer kan oluyor.Artık dayanamıyorum,artık dayanamıyorum.Ağlamak bile kar etmiyor.Ben bu acılara,ben bu sürekli ölümlere önceden razı oldum.Şikayete hakkım yok,biliyorum.İsyan etmem faydasız.Kendi kaderinin çizdiği yolda yürüyor ayakların.
    Yazıyorum,okuyorsun.Kim bilir ne dayanılmaz acılar içindesin sen de ?Nasıl her yerini,orada bir sigara söndürülmüşcesine yakan özlemler içindesin."Mümkün olsa hep yanında kalırdım"diyorsun."Hiç senden ayrılmazdım,hep senin olurdum"diyorsun.İşte onun için sana hiç kızamıyorum ya!Bütün isyanım çaresizliklere,bu kahpe imkansızlıklara,bu mesafelere,bu zamana ve bu bizi çeğçevre kuşatan insanlara,onların pis kurallarına.
    O demir parmaklıklara,ağır kapılara,kalın zincirlere,o merhametsiz,çirkin gardiyanlara rağmen seni seviyorum.Anlatamıyorum....

  45. GÖNDERİLMEMİŞ MEKTUPLAR

    Biliyorsun, gayem sana zarar vermek, seni incitmek, kırıp dökmek değildi. Yılar yılı açı çekmiştim, istemediğin bir ortamdaydın ve sana ters düştüğü halde yanlış şeyler yapmıştın. Acına, yaşam mücadelene ortak olup yüreğimi yüreğine, ömrümü ömrüne katip seni mutlu edecektimBen senden sadece sana verdiğim sevgiyi kabullenip ,bu sevgiyi yaşamanı istemiştim Yüreğim tahtı da tacı da sana vermişti. Yalnız seni istiyordu.Yüreğimde kalıp saltanat sürmek varken beni sıradan bir şeymişim gibi elinin tersiyle ettin. Çok sevilmek bu kadar kötü müydü?Gerçekten böylesine ağır mıydı ki?
    Sevgiye hasretim dediğini düşünüyorum da,kocaman bir iğrenç oyu oynamışsın. Hayatıma bilmediğim anlamlar getirmişsin .Gözüm kapalı hayatimi ortaya koyduğum bir kumar oynamıştım.Yasini seni kazanacaktım,ya da kendimden ya geçecektim .
    Hem seni kaybettim ,hem de kendimden vazgeçecektim. Var miydi böyle kimsesiz darmadağın olmak biçare kalmak ,var miydi?Keşke beni böyle ödüllendireceğine,hiç ödül vermeseydin. Onca yüreği senin yüreğine feda ettiğim halde yüreğin kocaman sevdamı alabilecek kadar büyümedi.
    Ben de sana büyük bir sevgiyi vermekte diretiyordum. Bu kadar direttiğim için beni bağışla... sevmek ölümüne cesaret, buzdan değil ateşten yürek ister. Adı üzerinde sevdaydı bendeki, zorda sevdayı büyütmek kolay değildi elbet. Bütün güzellikleri bütün kainatı seni sevmesi için birine verseydin, yine de bu kadar sevilemezdin. Hiç kimsenin yüreği benim ki kadar büyük ve deli olamaz.
    Beni kırgınlıklarla çelişkilerle, cevabı sende olan bir sürü soruyla ve bitmek tükenmek bilmeyen ‘’ keşke’’ lerle bıraktın. Bana onca acı verdin ama yüreğim düşman olamıyor. Her gün alabildiğine yanıyor, istesem de istemesem de seni özlüyor seni istiyor.
    Yüreğimi koparıp atmak mümkün olsaydı hiç düşünmeden koparıp atardım. Sevdan beni divane etti, beni asileştirdi, kendime sözüm geçmiyor artık. Başımı ellerimin arasına ne ilk ne de son alışım. İlk açım değil ama en büyük açımsın. Bir limandayım ve senin bindiğin gemi çoktan uzaklaşıp gitti. Bunu kabullenemiyorum, zoruma gidiyor canımı acıtıyor. Sen yüreğimde bir hasret en büyük ve hiç kapanmayacak bir yara olarak kalacaksın. Yarım kalmışlığım, unutulmazımsın. Yüreğimin sarayından seni kovmuyor, tacı da tahtı da sensiz bırakmıyor.

  46. Gecenin karanlığı bana o kadar şey düşündürüyor ki; anlatamam. Hatalarım, pişmanlıklarım, düşünceler içinde savaş veriyorum. Bir de özlemlerim var tabi.. Benim özlemim geleceğim ve geleceğimin içindeki sen. Ama farklı şeyler yazıyoruz. (Sen ve Ben)

    Evet bana göre çok büyük bir aşk yaşıyoruz. Fakat beraberinde korkular var. Hani çok değer verdiğim bir şey olur ve sen ona özen gösterirsin. Adeta varlığın, bütün huzurun ona bağlıdır. Bir süre sonra ona bir şey olduğunda ise artık hayatının bittiğini düşünürsün. Ben daha önce yaşadım bunları sevgili! Acısı çok büyük... Seni kaybetmeyi düşürdüğümde de aynı acıyı çekiyorum. Artık anladın mı seni ne kadar büyük bir aşkla sevdiğimi?

    Baksana bu sessizlik, bu karanlık, bir de sensizlik neler yazdırıyor bana.. Öyle şeyler var ki içimde.. Bunu ben bile bilmiyorum. İçimde bir şeyler korkutuyor belki de beni.. Beynimi tırmalıyor artık yaşadıklarım. Dünya böyle bütün hızıyla dönüyor. Ne kadar bize yavaş gelse de..

  47. Sevgilim..

    Hayat bizi tesadüflerle bir araya getirdi.Ben şuan hiç bilmediğim bir şehirin soğuk sokağında oturmuş senin okuyamıyancağını bile bile sana mektup yazıyorum.

    Buralar cok soğuk.Ama ben senin aşkınla yanıyor içimi ısıtıyorum.

    Ölsem bile senin sıcaklığın bedenimde öleceğim yüzüm gülümsüyor olacak emin ol.

    Sadece bir mektubumu okuyabildiğini hatırlıyorum.Kendimi yollara attığımda sen mektubu okudun.

    Bunların hiç bir önemi yok şuan.Seni gördüm.Ellerin başka bir kızın ellerinde beni kavuran yaz sıcağının altında yürüyor arada beni öptüğün gibi öpüyordun onu.

    Ne zaman gecenin soğuna sarılsam ağlasam kan geliyor ellerimden kalbimden dudaklarımdan.


    Artık sona geldim biliyorum öleceğim.Bana çok kızardın hep derdin ya “ gözlerin durdurur bu zamanı” diye.Ben sana söleyemedim birşeyi söliyeyim “ ellerin bağlar tüm yolları” Artık o eller yoksa bende yokum yollarda yok ..


    Bitti,sakın beni televizyonda gördünde üzülme,şaşırma..Sevgile sarıl ve anı yaşa.

    Bileklerim kanıyor,uyuyacağım ve gözlerimi açtığımda artık sonda olcağım.


    Başım dik ağlamaklıyım sadece..Sen kirlettin aşkımızı ben değil özlüyorum şuan seni ama yeminin sihirin bozuldu artık gece soğuklunu benle paylasyor dengesizlikler senfonisi yazı bile bana kış gibi yaşatıryor..

    Mektubumun son satırlarını yazıyorum şunu bil ki seni cok sevdim seveceğm ve sevginle öleceğim..

    Elveda biricik sevgilim..

  48. Yalanlar bitmez dudaklar susmaıynca sevgi olmaz gözler ışıl ışıl bakmaıynca Güller içinde geçse de ömrüm, senin üstüne gül koklamam Gülüm, seni koklamaksa ölüm sen buna değersin Gülüm.
    Bir ıyldız seç kendin için gökyüzünden gözlerin gibi parlak, senin gibi tatlı olsun, bir ıyldız da bana seç, parlaklığı önemli değil yeter ki sana yakın olsun.
    Bana seni seviyorum dediğin zaman bu yalan bile olsa bu yalanı dünyanın bütün gerçeklerine değişmeye hazırım.
    Aşk insanın hem dostu hem de düşmanıdır. ınsanı önün gibi ıykan, onun gibi sevindiren bir şey daha yoktur hayatta.
    Dün de bugün de yarın da yüreğinde yüreğin kadar yanındaıym kendini yalnız hissettiğinde elini yüreğine köy ben hep ordaıym.
    Aıyşçığının aydınlattığı bir kumsala küçük bir dal parçacıyla seni seviyorum yazmak isterdim ama sen hırçın bir dalga olup silersin diye yazmaktan korktum!
    Mevsim ağlıyor bugün, özlüyor o aydınlık günlerini, ayrılıyor yapraklar ağaçlardan bir hasret rüzgarıyla. Bana Eylül'ü yaşatma ey sevgili!
    Buruk bir duygu yüklenirse yüreğine, gözlerin zaman zaman dalarsa uzaklara, kulakların zamansız deli gibi çınlarsa, bilki bir yerlerde deli gibi özlenmişsindir.
    ıyldızlar gökyüzünde kayarken, melekler ise oynaşırken, sen ise dalıp beni düşünürken, seni daima kalbimin derinliklerinde izleyeceğim
    Bir umut kuşu çiz yüreğime beyaz olsun tüyleri kalbin kadar temiz olsun. Bir kanadı senin için diğer kanadı da sevdiğin için çırpsın.
    Aşkların en soylusu birken birçok olandır sevginin en güzeli paylaşılan emektir, Aşkların en soylusu birken birçok olandır çıkarsız ve sınırsız paylaşılan yürektir.
    Deli bir yağmur olsam seni yağdığım yerler kadar severdim. Deli bir rüzgar olsam seni estiğim yerler kadar severdim. Ama ben sadece deliyim ve seni aldığım her nefes kadar çok seviyorum.
    Duyuyorum sana dokunmanın ezikliğini ve düşünüyorum aşık olmanın rezilliğini inan yanındayken çekiyorum en çok hasretini.
    Aşkım var dağlar bilemez, sevgim var kimsenin aklı alamaz, birde sen varsın ya bir tanem dünyada kimse böyle sevemez...
    Bir ilk gibi yaşayacağım içimde, kalan son sevgi parçasını seninle, sakın ayrılmayalım aşkım ölsem bile ellerinde...
    Ne olurdu bir yaprağın daha olsa, bak sevmiyor işte hain papatya.
    Sevdiğim insanlara kızabilirdim. Eğer sevmek bana mahzun durmaıy öğretmeseydi.
    Bak gözlerime gözbebeklerim eridi, bak ellerime ellerim çürüdü, bak yüreğime yüreğim eskidi, bak günlerce sardığın bana bak tükendi bitti.. Yetti bu acı beni öldürmeye, sonum oldu son bir bakışın canıma yetti..
    Küçükken çikolata için ağlıyordum şimdi ise senin için.
    Duyguları açığa veren gözler olmasa kalp hislerin mezar taşı olurdu.
    Soğuk kalpten sıcak söz çıkmaz.
    Bazı aşklar okyanus gibidir. Görmesen de sonunun bir yerde bittiğini bilirsin, şimdi okyanuslar bile kıskanır sana olan sevgimi, görmesem de biliyorum sonunu sonsuza dek bitmeyecek.
    Gözlerin gözlerimde, ellerin ellerimde, kalbin içimde ve ruhun bedenimde olduğu sürece seni sonsuza kadar seveceğim.
    Ağırdır sevmelerim her yürek taşıyamaz, büyüktür umutlarım her omuz kaldıramaz, her şey olurda şu gönlüm birtek aşık olamaz.
    ömrüm seni beklemekle geçecekse ve ölüm seni beklerken gelecekse bil ki seni ordada bekleyeceğim.
    Seni çok özledim. Seni her özlediğimde kalbime bir ıyldız çizdim. Seni ne kadar özlediğimi bilmek ister misin? Sayende bir gökyüzüne sahibim canım.
    Uzaklıklar küçük sevgileri yok eder büyükleri ise yüceltir. Tıpkı rüzgarın mumu söndürüp ateşi yükselttiği gibi.
    Güneşin bile buz tuttuğu yerde eğer bir ışık görürsen, bil ki o benim sana yanan kalbimdir.
    Sevgi değer vermesini bilmektir. Sevgi birliktelikten sevinç duymaktır. Sevgi bilinçtir.
    Hadi gökyüzünden senin için tuttuğum, üzerine tüm duygularımı yüklediğim ıyldızı al.
    Yüreğimden yüreğine yollar var, hadi benim için uzaklardan bir tebessüm yolla.
    Dünyada iki tane Gül olsun. Biri beyaz biri kırmızı. Kırmızı seni sevmediğim zaman solsun. Beyaz beni sevmediğinde kefenim olsun.
    Bir deniz düşün, susuz. Bir insan düşün, mutsuz. Bir gece düşün, uykusuz. Bir bahar düşün, çiçeksiz. Bir gönül düşün, sevgisiz. Bir de beni düşün, sensiz.
    Duygular vardır anlatılmayan sevgiler vardır kelimelere sığmayan bakışlar vardır insanı ağlatan insanlar vardır kı asla unutulmayan, işte sen de onlardansın.
    Bulutlara yükledim özlemimi rüzgarlarla yolladım sevgimi yağmurlar yağdırdım gözyaşlarımla. Küçük melekler gönderdim seni öpmeye geldiler mi?
    ınsanlar tanıdım ıyldızlar gibiydiler. Hepsi gökteydi. Hepsi parlıyordu, ama ben seni güneşim seçtim ve bir güneş için bin ıyldızdan vazgeçtim.
    Seni ıyldızlara benzetiyorum ıyldızlar kadar parlak, ıyldızlar kadar ulaşılması zorsun, ama ıyldızlar milyonlarca sen bitanesin.
    Bir gün güneşe buz ile adını yazan birisi olursa bilki seni benden daha çok seviyor.
    Benim için insanlar ikiye ayrılır sevdiklerim ve diğerleri. Sevdiğim insanlar da ikiye ayrılır çok sevdiklerim ve diğerleri. Çok sevdiğim insanlar da ikiye ayrılır. SEN ve diğerleri.
    Gözlerinden süzülen bir damla yaş olmak isterdim. gözlerinden doğup, yanaklarından süzülüp, dudaklarında ölmek için...
    Bu gül sana vereceğim son hediyem malesef ben sana bu gülü verecek kadar alçağım; ama yine biliyorum ki sen bu gülü alacak kadar alçak gönüllüsün.
    Sen herzaman nerede olursam olaıym ne düşünürsem düşünüyüm her an kalbimdesin seni ne kadar sevdiğimi kelimeler ile anlatamam ama şunu bil : Seni Seviyorum
    Düşünüyorum da, düşüncelerin en güzeli, senin beni düşünüp düşünmediğini düşünürken, düşündüğünü düşünmek olsa gerek diye düşünüyorum.
    Çok çekti yüreğimiz hep olsun dedik. Ama kalbimizdeki sevdaıy biz yenemedik. Hep beraberliğimizde uzak durup içimizi yedik. Sevdaıy böyle mi bildik biz...
    Sen var ya sen sigaram gibisin dumanı saçların alevi gözlerin yalnız bir fark var ben sigara yaktıkça sen beni yakıyorsun.
    Bir pınarsın içilen ama hiç kanılmayan, seveni yanıltmayan, sevince yanılmayan, özlenen sen, özleyen sen, özleten sen. Varken doyulmayansın, yokken dayanılmayansın.
    Bir telefon bekliyorum 'sevgilim' diye başlayan 'seni seviyorum' diye biten bir telefon bekliyorum dün gelmesi gereken bugün hala gelmeyen.
    Gözlerine bakınca dalar giderim uzaklara. Uzaklara bir yere yalnız ikimizin yaşadığı doyasıya kanmak isterim sana. Sana aşığım bebek kokulu yarim.
    Küçük kelebeğin tül kanatlarının pırıltılı tozları parmak uçlarıma karıştı. Onlar oradan ne zaman uçarlar sen yüreğimden o zaman?
    Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar, ben sana onuncu köyden sesleniyorum. Seni çok ama çok seviyorum.
    Aşkın gözyaşları denize düştüğünde sahile şu imzaıy atar: Seni seviyorum.
    Eğer geceler seni düşündüğüm kadar uzun olsaydı asla sabah olmazdı.
    Sen bana bakma, ben senin baktığın yerde olurum.
    Gözlerinde doğmak, yanaklarında yaşamak, dudaklarında ölmek için Gözyaşın olmak isterdim.
    Aşkımı dağlara yazacaktım ama aşkımdan büyük dağ bulamadım...
    Senin olan herseli sensizliği bile seni hatırlattığı için seviyorum.
    Başını göğsüme yasladığın zaman tek düşmanım akıp giden zamandır.
    En sonunda bir gün seni gözlerime hapsedip sevgimle boğacağım, sonra seni kalbime gömüp Azraile hadi al canımı diyeceğim, sensiz bu dünyaıy asla terk etmeyeceğim.
    Kalbimde 3 çiçek yetiştirdim. Sevmek, sevilmek ve beklemek. Sen bunlardan ikisini kopardın. Bana sadece biri kaldı, beklemek.
    Ağırdır sevmelerim her yürek taşıyamaz, büyüktür umutlarım her omuz kaldıramaz.
    Güzelsin, şirinsin, şahanesin. Çektiğim çileme tek bahanesin. Melek mi, şeytan mi bilmem ki nesin. Tuzaktan tuzağa atsan da olur, ben seni seviyorum, sen sevmesen de olur.
    Eller bana kalpsizsin diyor, doğru çünkü kalbimin sende olduğunu bilmiyorlar. Seni Seviyorum Aşkım.
    Duyuyorum sana dokunmanın ezikliğini ve düsünüyorum aşık olmanın rezilliğini. Inan yanındayken çekiyorum en çok hasretini.
    Nasıl doldurduysan hayatımı varlığınla, ben de yazmak isterim adımı defalarca dudaklarımla dudaklarına.
    Aramızdaki mesafeler ne kadar uzun olursa olsun sonsuzluğa giden tüm yollara adını yazdım. Hangi yoldan geçersen geç seni sevdiğimi okuyacaksın.
    Aşkım var dağlar bilemez, sevgim var kimsenin akli alamaz, bir de sen varsın ya Birtanem dünyada kimse böyle sevemez.
    Bir ilk gibi yasayacağım içimde, kalan son sevgi parçasını seninle, Sakın ayrılmayalım aşkım ölsem bile ellerinde.
    Aşk, Gülü dikeniyle avuçlamaya benzer. Ellerin kan içinde kalır ama dikenlerin hesabını gülden soramazsın.
    Bir gün dudakların kurursa okyanusu getiririm sana. Akşam ayazında titrersen güneşi getiririm sana. Eğer gönlün bir sevgi ararsa kalbimi söküp getiririm sana.
    Gözlerin gözlerime değdiğinde felaketim olurdu ağlardım.
    Ne zaman ayrılık saati gelse, içimdeki güllerin boynu bükük bir zaman kalırım öylece. Neden sonra gittiğini anlarım içimde güller ağlar ben ağlarım..
    Bir soluk kadar yakın, ıyldızlar kadar uzak derler sevgi için. Uzanırsın yetişemezsin, yetişirsin dokunamazsın, dokunursun vazgeçemezsin, vazgeçersin ama unutamazsın.
    Senin için yazdığım şiirlerin birinde bir mısrada gizlenen bir kelime olsam ve sen şiiri okurken beni söylediğinde tatlı dudaklarına konan öpücük olsam.
    Yağmurlu bir günde sana koşar gelirsem ıslak saçlarımı düzelt, başımı omuzuna yasla nemli dudaklarımı dudaklarına ansızın değdir.
    Masum ve üzgün bir çocuk gibi konuşursam, anla sana muhtacım ver ellerini ellerime yalanda olsa "Seni seviyorum" de.
    Hadi gökyüzünden senin için tuttuğum, üzerine tüm duygularımı yüklediğim ıyldızı al, yüreğimden yüreğine yollar var, hadi benim için uzaklardan bir tebessüm yolla.
    Duygular vardır anlatılmayan, sevgiler vardır kelimelere sığmayan, bakışlar vardır insanı ağlatan, insanlar vardır ki asla unutulmayan, işte sen de onlardansın.
    Yaprak döken gençliğimin satır aralarında altı kırmızıyla çizilmiş ve tırnak içine alınmış suskunluğumun baş harflerisin.
    En büyük felaketler içinde dahi ümidini kaybetme , unutma ki en yumuşak ilik en sert kemiğin içinden çıkar. Gülmek senin için bir tutku olsun, olur da birgün ağlarsan o da mutluluktan olsun.
    Kaplanla göz göze gelmiş bir ceylan gibi ürkek bakışlarımda sensizlik, ıskalanmış hayallerimde gençliğim, eremediğim vuslatlarda ümidin.
    Meleklerin saçları salkım salkım, havada dondurmadan kaleler ve her yerde kuş tüyü vadiler, bulutlara öyle baktım. Ama şimdi yalnızca güneşin önünü kesiyorlar, yağmur ve karla kaplıyorlar her yeri. Çok şey var yapabileceğim, bulutlar çıkmasa yoluma...
    Ben, bir insanı sevme cesareti gösterdim; sen ise, bir insan olma cesaretini bile gösteremedin.
    Kapının önünde aşk yapma aşkın gözü kördür ama komşularınki asla.
    Kalbimde arama eski yerini sen gözümden akan sele karıştın.
    Bir eski dost gibi hatırla beni bir selam ver yeter zahmet olmazsa unutmuş olsan da eski günleri adımı an yeter zahmet olmazsa.
    Seni sordum sokak lambalarına bekleme boşa gelmez dediler boynumu büküp de baktım onlara halime acııyp zavallı dediler.
    Buruk hasret dolu geceleri öldüreceğim birgün bu ayrılık şarkılarını kurşuna dizeceğim ve seni benden aıyrdığı için kaderimi mahkemeye vereceğim.
    Güller anlatsın sana olan sevgimi güller anlatsın yalnızlığımı çaresizliğimi yavaş yavaş eriyen yüreğimi güller anlatsın ben anlatamadım güller anlatsın.
    Korkma sevgiden çekme ellerini bırak yaşasın yüreğin dizgin yakışmaz dörtnala bozkırlarda kısrağın. Unutma Gülün dikeni olmasa hiç bu kadar sevilir miydi.
    Kurak çökse de, denizlerine gönlünün inan gözyaşlarımla sulardım seni sonuna değin ömrümün.
    Ağlaıyşım terk edip gidişine değil. Ben sensizken, senden diye sensizliğini de sevmiştim. Sen, seninle, senide sensizliğini de alıp gittin.
    Beni şair ettin, beni adam ettin, bana yazık oldu.
    Aşkımızı istemeyenler bizi çekemeyenler, ayrılın artık diyenler, hey siz! siz kazandınız.!
    Bahar gözlerine bakınca dalarım tutamam kendimi ağlarım
    Git dediğin yerler mi uzak yoksa sen mi?
    Acılarımın prangası vermez ellerimi hüzünlerimin darağacına aştım kendimi.
    Seni dün sevmedim dünler bitti seni bugünde sevmeyeceğim bu günlerde bitecek seni yarın seveceğim çünkü bebeğim yarınlar hiç bitmeyecek.
    Seni her özlediğimde kalbime bir ıyldız çiziyorum. Seni ne kadarmı özledim? Artık kalbimde bir gökyüzüm var. Çünkü seni seviyorum.
    ıyllardır sevgimin öyle çok muhafızı ve düşmanı oldu ki inan bana seninle onları aştı. Ve inanki seni seviyor olmak bile büyük nimet benim için.
    Kuyruklu ıyldızlar vardır, dünyaya yetmiş ıylda bir gelirler, insanlar onu hayatları boyunca ya birkez yada hiç görmezler. Ben gördüm. O da sensin birtanem...
    Aşkım var dağlar bilemez, sevgim var kimsenin aklı alamaz, birde sen varsın ya Birtanem dünyada kimse böyle sevemez.
    En güzel deniz gidilmemiş olandır, en güzel çocuk daha büyümedi, en güzel günlerim seninledir ve sana söylemek istediğim en güzel söz daha söylenmemiş olandır. Seni seviyorum.
    Beni sana kavuşturacak tek şeyin ölüm olduğunu bilseydim, Azrailin gelmesini beklemezdim. Bugünü yaşıyorsam eğer, gelecek güzel günlerin seni getireceğine inandığım içindir.
    Ben sende imkansızlıklarını sevdim. Fakat asla umutsuzluklarını değil. Birgün biri çıkıpta bir çırpıda güneşe adını buzla yazarsa bil ki o seni benden daha çok seviyordur.
    Sana en muhtaç olduğum şu anda gel! Yaşamak olsanda gel ölüm olsanda gel!
    Gidenler yokluklarıyla değil giderken söyleyemedikleri sözler yüzünden hüzün verirler.
    Güneşi seviyorum diyorsun güneş açınca gölgeye kaçiyorsun. Yağmuru seviyorum diyorsun yağmur yağınca şemsiyeni açiyorsun. Korkuyorum sevgilim çünkü beni sevdiğini söylüyorsun.
    Sana şarap vereceğim, iç ama sarhoş olma. sana bir gül vereceğim, kokla ama soldurma. sana kalbimi vereceğim, sev ama incitme!
    Maviler giyer bulut ölürüm, yeşiller giyer bahar olurum bakarşın birgün beyazlar giyer senin olurum.
    Bir sen varsın dünyamda beni anlayan birde sevmek var içimde sıcaklığınla yanan.
    Sevilmeye laıyk olan ancak sevmesini bilendir.
    üzüntülerin kumsaldaki ayak izleri kadar hafif sevinçlerin okyanuslar kadar derin olsun.
    Hep beni kimse sevmiyor ki derdin. Usulcacık sokulup yüreğine "ben" demek isterdim.
    Bir ömür boyu seninleyim desen de istemem artık. Çünkü sen rüzgarın çoşturduğu bir toz bulutusun bugün bana esersin yarın ellere.
    Hep kalanlara gidenleri kattım. Birgün yerine geçemediler. O kalanlara gidenleri kattım yine bir tane sen edemediler.
    önceleri hasreti hıç tatmadım yarımdan hiç ayrı kalmadım biter diye takvimlere baktım. Zor geldi ayrılık alışamadım.
    An gelir insan gülerken ağlarmış. Gözyaşları sel olup kalbine akarmış kahkaha bir maske derler bilir misin? ınsan sevdiğinden ayrılınca bu maskeyi takarmış.
    Bana dünya yuvarlaktır dedin, dediğin döğruysa neden geri dönmedin.
    Gençliğine güvenip erken derken, belki elveda bile diyemezsin giderken.
    Allah gücü erkeğe güzelliği kadına vermiş ne var ki her şeyi yenen güç güzelliğe yenilmiş. Hayatta hiçbir şey ilk aşkın yerini tutamaz insan sevse bile o ilk aşk hiç unutulmaz.
    ılk aşkin ilk hatırası zihinlerden silinmez.
    Her seven adsız bir kahramandır ve insan sevebildiği kadar insandır.
    Sana sevgimi ıyldızlara benzetiyorum. Seni ne kadar mı seviyorum artık benimde yüreğimde bir gökyüzüm var.
    ınsanlar tanıdım ıyldızlar gibiydiler. Hepsi de gökyüzündeydi. Ama ben güneşi yani seni şeçtim senin için bin ıyldızdan vazgeçtim.
    Sanma ki ismini bir başkası silecek seninle başladım seninle bitecek.
    ıçine düşen her hüzün damlası sana seni ne kadar çok sevdiğimi hatırlatsın.
    Artık bulutlara yazıyorum hasretimi yağmur yağınca anlarşın seni ne çok özlediğimi.
    Bu akşam içimde tuhaf bir sıkıntı var dünyada sanki bir ben kalmışım sanki herkes nerde keder varsa bırakmış ben nerde bulduysam toplamış almışım önümde söğüt ağacı herzamanki haliyle, çaresiz havuz şu rahat, insanlar susmuş sessiz bir yağmur gibi başladı bende konuşmak ihtiyacı.
    Hasretin öldürdü beni. Şimdi geceler çaresiz, geceler sensiz, bir öpüşten daha sıcak şimdi yağmur damlası gelip konar dudaklarıma sessiz. Söylemiş miydim hasretin öldürdü beni hiç sebepsiz.
    Yardım etmek mi istiyorsun? O zaman dinle; Yaşama sevinci getir bana çokça olsun çabuk tükenmeyenlerinden ihtiyacım var bu ara unutmak üzereyim mutluluğu, unuttum sıcak bir çaıyn tadini, esen rüzgarın serinliğini, hadi durma öyle hatıralarımı canlandır, iyi olanları.
    Uçurumun kenarında da olsan sırf hayata gıcıklık olsun diye gülümse.
    Allah'ın sana vereceği en büyük ceza mutluluk olsun ağlamak iste fakat gözyaşların içine aksın.
    Bir ömür ki ellerimizden masumca kaıyp gidiyor sevdiklerimize bile yetmeden.
    Allah'ın bana verdiği en kutsal hediye sevgi dolu bir kalp; yalnız, bunun bana acı vereceğini hiç hesaba katmamış olsa gerek.
    Eğer birgün buluşacağımız yere gelemezsem. Dünyanın bütün renklerinden oluşan bir demet çiçek yaptır. Çünkü beni senden aıyracak olan tek kuvvet ölüm beni yakalamış demektir.
    Seni benim kadar sevenler sana benim kadar hasret kalsın.
    Bir düşmanı affetmek, bir dostu affetmekten daha kolaydır.
    ölümden değil de ölümlerden korkarım, çünkü ilkinde ben varım ikincisinde sevdiklerim.
    ınsanlar aya benzer çünkü kimseye göstermedikleri bir karanlık yüzleri daha vardır.
    Bugün senin için bir başkasını terkeden yarın bir başkası için seni terkeder.
    Bir şeyi sevmenin yolu, onun kaybolabileceğini bilmektir.
    Denizi içerken maviler takıldı boğazıma, karaya vuran balık gibi çırpınıyorum.bu derin uçurumun önünde hangi yazgı tutukladı beni. Yanağına düşen kar tanesi eriyip dudaklarına indiğinde ve o bir damla serinliği biriyle paylaşmak istediğinde yüzünü rüzgara dön ordaıym.
    Yapraklar sararıp dökülürken yere, yaşlı gözlerini çevirip göklere, hergün istemem ıylda bir kere adımı anmaıy sakın unutma!
    Bir erkekle mutlu olmak için onu çokça anlaıyp az da olsa sevmek; bir kadınla mutlu olmak içinse onu çokça sevip anlamaya hiç çalışmamak gerekir.
    Birgün sevgilim sordu aşk nedir diye biraz zaman istedim düşüneyim diye ertesi gün gördüm onu bir başkası ile kulağına fısıldadım aşk ızdıraptır diye.
    Seni seviyorum diyen sözlere değil, senin için ağlayan gözlere inan.
    Seni ben değil gözlerim şeçti onlar sevdi onlar beğendi sen benim değil onlarınsın, gittiysen bana ne onlar ağlasın.
    Gözleriyle gözlerine göz koyanın gözlerimle gözlerini oyarım, gözlerini gözlerden sakın gözlerin gözlerime lazım.
    Ne yeminler bozdum geceler büyürken sensiz ne yeminler bozdum ıyllar geçerken sitemsiz ne yeminler bozdum tarifi bile imkansız, senin içın ey Gülüm.
    Nasıl uzaktaki ıyldız parlak geliyorsa insana uzakta olduğun için tutkunum sana hani en güzel aşklar imkansız gelir ya insana imkansız olduğun için aşığım sana!
    Yeryüzünde biten her aşk için gökyüzünde bir melek ağlar.
    Unuturum desem de inanma sakın ömrümce kalbimden silinmez adın bir sizi içimde senden de yakın kalbimin sesini dinler bulurum seni.
    Beni bir dakika değil bir saniye değıl bir saniyenin onda biri kadar sev. Bir ıyl değil on ıyl değıl bin ıyl mesut ölürüm.
    ınsanlar gelmeleriyle yanlızlıklarını dağıtanları severler gitmeleriyle kendilerini yalnız bırakanlara aşık olurlar.
    Yarı dalgalı olmamalı deniz, ya durmalı ya kudurmalı; ya girmeli hançer sonuna kadar ya da kınından hiç çıkmamalı; yarı gönül vermemeli sevgili sonunda sevmeyecekse hele yarı dudak hiç doyasıya öpmeyecekse.
    Onun güzelliğını herkes görüyorsa o bence az güzeldir. Herkes biliyorsa o bence hıç güzel değildir. Onun güzelliğini yalnız ben görüyorsam bu sevgidir. Onün güzelliğini yalnız ben biliyorsam bu aşktır. Hiç kimse bilmiyorsa bu yanlızlıktır.
    Hayat yaşandığı kadar vardır. Gerisi ya hafızalardaki hatıra ya hayallerdeki ümittir. Hüsranı ise birtek yerde kabul ediyorum. Yaşamak varken yaşayamamış olmak da.
    Uçsuz bucaksız gökyüzünde kanat çırpan martıların sonsuz huzuru anlatan denizin maviliğinde gördükleri kendi yansımaları kadar eşsız hayat. Gülümsedikçe ve umut ettikçe yaşamaya değer.
    Kimsesizim hışmım da yok hasmımda. Görünmezim cismim de yok resmim de, dil üzmezim, tek hece var ismimde barınağim gönül denen yer benim, benim adım aşk.
    Ben seni deli gibi sevdim, sen beni deliyim diye sevmedin.
    Yarınlar hep güzel olacak derler oysa bügünlerde dünlerin yarını değil mi.
    Bir aptalın sizi öpmesine izin verin ama bir öpücüğün sizi aptal etmesine asla!
    Sevgi basittir, karmaşık olan bizleriz. Sevgi güzen verir insanlar aldatır. Sevgiye herzaman güvenilir insanlara asla!
    Sana en muhtaç olduğum şu anda gel! Yaşamak olsan da gel ölüm olsan da gel!
    Gidenler yokluklarıyla değıl giderken söyleyemedikleri sözler yüzünden hüzün verirler.
    ıçine düşen her hüzün damlası sana seni ne kadar çok sevdiğimi hatırlatsın.
    Bizim orda ıyldız kaydığı zaman biri öldü derler. Sizin ordaysa dilekleriniz kabul olur. Yani anliyacağın güzelim sizin dileklerinizin kabul olması için bizden birinin ölmesi lazim.
    Kavgaıy bir ağacın yaprağına yazmak isterdim, sonbahar gelsın, yaprak kurusun diye. öfkeyi bir bulutun üstüne yazmak isterdim, yagmur yağsın, bulut yok olsun diye. Nefreti karların üstüne yazmak isterdim, günes açsın, karlar erisin diye. Ve dostuğu ve sevgiyi yeni dogmus bebegin üstüne yazmak isterdim, onLar büyüsün ve tüm dünyayi sarsin diye.
    Gözlerin gökte olsaydı, ıyldızlar da senin yüzünde. Utandırırdı ıyldızları yanaklarının parlaklığı, tıpkı gün ışığının kandili utandırdığı gibi.
    Dostlar ırmak gibidir, kiminin suyu az, kiminin çok. Kiminde ellerin ıslanır, yalnızca kiminde ruhun ıykanır boydan boya.
    ıyldız kümelerini ilk kefedip ad veren aşıklardır.
    Sen dünyaya sürgün bir meleksin ve ben seni o kadar çok sevecegim ki bir daha cennetine dönemeyeceksin.
    Gerçek sevgi kötülük gördüğünde azalmaıyp iyilik gördüğünde artmayandır.
    Sesini duysam da her an yüzünü görmek gibi degil, özlediğimi bil her an hiçbir sey seni sevmek degil.
    Yatağını gül yapraklarıyla rüyalarını papatyalarla süsledim. üzerini sevgimle örttüm tüm kabuslarini da ben aldim ki sen rahat uyu Bitanem.
    Aşkım yatağın, sevgim yorganın, yüregim yastığın olsun iyi uyu Bitanem.
    Sen seni seveni görmeyecek kadar körsen, o da sana sevgisini söylemeyecek kadar gururludur.
    Sesin gökyüzüne akan ulu bir çavlan. Susma, zamanın durağı yok. Yok tarihin molası. Bırak sesin gökyüzüne aksın, ıykasın ıyldızları. Kapama şarkını, şarkını kapama, durma öyle kendine uzak.
    Bir yağmur damlası seni seviyorum anlamını taşısaydı ve sen bana seni ne kadar sevdiğimi soracak olsaydın inan ki Birtanem her gün yağmur yağardı.
    Seni unutmak için and içtim. Gözlerin geldi aklima vazgeçtim.
    Hadi uyandır beni, söyle gördüğüm zamansız düş mü? Hadi git uzaklaş yokluğuna inandır beni gerçekten yoruldum her bulduğum yerde seni kaybetmekten.
    Gözlerin nehir, kirpiklerin köprü olsa ben üzerinden geçerken ipler kopsa ve düştüğüm yer dudakların olsa.
    Ne seni unutmak gibi bir çabam var içimde, ne de aşkımı körükleyen bir rüzgar. Ne seni görmeden durabilecek kadar güçlüyüm ne de görmeye dayanacak kadar kalbim var.
    Gözlerin gözlerime değdiğinde felaket olurdu ben hep ağlardım.
    En sevdiğin bile seni anlamıyorsa, senden ve sevdadan uzaksa eğer, üzülme Küçüğüm. Sevmek öylesine güzeldir ki; seveni yüceltir, sevileni değil. Seni anlatamıyorsa sözlerin, gözlerinde anlamsız kalıyorsa renkler, sen yine de sev güzelim. Unutma ki dağlar ve tepeler yüce olmasına yücedir, fakat yüce olan tek sey sevebilen yürektir.
    Yanağina düşen kar tanesi eriyip dudaklarına indiğinde ve o bir damla serinliği biriyle paylaşmak istediğinde yüzünü rüzgara dön oradaıym.
    Artık bulutlara yazıyorum hasretimi yağmur yağınca anlarşın seni ne çok özlediğimi!
    Bana öyle bir mektup yazki sevgilim açar açmaz duyaıym kökünü sevda eşsin başak saçlarında sesin yüzümü rüzgarla bulsun bana öyle bir mektup yazki sevgilim gelsin beni en köyü zulamda bulsun ve öyle bir mektup yazki varşın ölümüm olsun.
    Hasretin öldürdü beni ! Şimdi geceler çaresiz, geceler sensiz, bir öpüşten daha sıcak şimdi yağmur damlası gelip konar dudaklarıma sessiz. Şöylemiş miydim hasretin öldürdü beni hıç sebepsiz.
    Uçurumun kenarında da olsan sırf hayata gıcıklık olsun diye gülümse.
    Tahammülüm kalmadı seni böyle severken sensizliğe!
    Yağan yağmurun ardından doğan güneşin güzelliği gibi isterdim seni kollarıma alıp ölmeyi.
    Biliyorum günün birinde ne kadar büyük bir hata yaptığini anlayacaksın. Ama maalesef sen geldiğinde sevgimi haketmiş biriyle olmanın mutluluğunu tadıyor olacağım.
    Affetmek en büyük intikamdır..
    Sevilmeye laıyk olan ancak sevmesini bilendir.
    Sen çölde açan bir gül olsaydın inan seni soldurmamak için gözyaşlarımla sulardım.
    Hiç kimsenin yağmurun bile böyle küçük elleri yoktur.
    Hasret kapımda nöbetler tutuyor sevgilim uzak bir şehirde gözlerim onu arıyor. Bir kuş olup gitsem aşsam şu enginleri, varsam senin yanına öpsem doyasıya koklasam.
    Hani o gün beni anlayan sen gitmiştin ya seni başkalarında aradım ama yoktu beni senin kadar anlayan, yine de üzülme çünkü ben seni sensiz de sevebiliyorum.
    Aşka meyli olmayan kanatsız kuş gibidir. Vah ona!
    Güzelsin şirinsin, şahanesin. Çektiğim çileye tek bahanesin. Melek mi şeytan mı bilmem ki nesin. Tuzaktan tuzağa atsan da olur. Ben seni seviyorum. Sen sevmesen de olur.
    Sen en büyük sevgiyi hakedecek kadar mükemmel ama herkesin sevmeyi hakedemeyeceği kadar özelsin.
    Bir gün güneş doğmaıy, ay batmaıy unutursa ben de seni unutacağım...
    Bugün seni dünden çok yarından az seveceğim.
    Seni günde bir defa düşünüyorum o da 24 saatime maloluyor.
    Sanma ki ismini bir başkası silecek seninle başladım seninle bitecek.
    Bu akşam içimde tuhaf bir sıkıntı var dünyada sanki bir ben kalmışim sanki herkes nerde keder varsa bırakmış ben nerde bulduysam toplamiş almışim önümde söğüt ağacı herzamanki haliyle, çaresiz havuz şu rahat, insanlar susmuş sessiz bir yağmur gibi başladı bende konuşmak ihtiyacı.
    Ben seni unutmak için sevmedim ama ne için sevdiğimi unuttum..!

  49. Sevgiliye

    Şimdi gidiyorum.Onca direnmenin ardından koca bir yenilgiyle gidiyorum.Sana tek kelime etmedim,oysa öyle çok şey vardıki onca yıl içimde;söylemek istediğim ve söyleyemediğim.

    Şimdide boşver dediğim nasıl olsa bu bir veda. Sitemimde, hüznümde sakladığım yerlerinde kalsınlar nasıl olsa gidiyorum.

    Sen yoksun. Bunu düşünmek beni nasıl sarsıyor bir bilsen. Ömrümün sonuna kadar sensiz olmak nasıl bir yoksulluk bilsen. Beni anlamayacağını biliyorum, yokluğum senin için korku verici olsaydı gitmeme neden olmazdın biliyorum. Bu kaçınılmaz bir sondu. Günlerce kendimi teselli etmek için söylediğim söz. Ama olmuyor. içimde kıyım kıyım kıyılan bir yer var ve ben bunu durduramıyorum. Uyusam-uyansam, yürüsem-otursam, dost muhabbetlerine katılsam da ayrılık acısı bırakmıyor beni. Ve ben gene acı çekiyorum. Bu doğanın bir kanunumuydu? Üzülmemek için sevmemeliymiş insan. Yaşamayınca anlamsız geliyor ama yaşadığında doğruluğunu biliyorsun bu sözün. Sevmenin bedeli büyükmüş, terketsende!! kalsanda!! hep acı veriyormuş sevgili. Ve sen sessiz çığlıklarınla isyan bayraklarını çeksende olduğun yerde sayıyorsun sadece. Yeniden yeniden defalarca kaçışlar ve tekrarlar sonra koca bir yılgınlık ve hayal kırıklığı ;gelde savaş bu duygularla zaten o kadar yeniksindir ki aslında.

    Şimdi ey sevgili; geceleri uyuyamıyorum! Sen beni zehirleyen bir örümcekmişsin ve ben bunu yeni yeni anlıyorum fakat genede etrafıma ördüğün ağlardan kurtulamıyorum. Ağlasamda-gülsemde içinde gene sen varsın. Adın dönüyor gene ortalarda ve ben seni unutmaya çalışıyorum. Etrafımda çabuk çabuk seven insanları gördükçe kendimden nefret ediyorum. Neden hiç haketmeyen birini böyle derin sevdim ve sevmekten vazgeçemiyorum diye.

    Hislerim ne olursa olsun dilerim Allahtan yolumuz birdaha kesişmez. Yalancı gözlerin değmez gözlerime birdaha ve dilerim senden çok severim de bir başkasını ve bunu duyarsın acı bir haber gibi. Sonsuza kadar seni sevemeyeceğimi görür ve bir dahada benim gibi kimse sevmez seni ömrünün sonuna kadar DİLERİM !!!!!!

  50. sen sonsuzluk musun sevgilim ?

    Bazen öyle geliyordu ki bana; yaşam büyük bir oyun... Bazen insanlar oyun oynamak zorunda kalıyor... Bazen öyle geliyordu ki, hiç bir şey gerçek değil... Büyük bir yanılgının, belki bir rüyanın, belki de bir masalın içinde yaşıyoruz....

    Bazen diyordum ki alıp mavilerimi gitsem, bir yer bulsam, apayrı bir yer. İçimdeki tüm huzuru kendi içinde barındıran, korkuya ve hataya dair bir iz taşımayan, bambaşka bir yer... Yıllardır süregelen cennet tanımlarındaki gibi...

    O yer sen misin sevgilim? O cennet sende mi saklı? Yoksa ben nasıl bu kadar çok sevebilirdim ki seni...

    Yıllarca korktuğum, kaçtığım, utandığım, sakındığım ne varsa o kadar uzak ki sana... Sen bir masalın kahramanı olabilecek kadar masum ve sıcaksın, sen bir masalı anlatacak kadar huzurlu ve sakin...

    Sen bir masal mısın sevgilim?

    Çaba gerektirecek hiç bir şey yok senin yanındayken, üzülmeyi gerektirecek, savaşmayı gerektirecek hiç bir şey yok... Sen yanılgılardan öyle uzaksın ki, sen gerçeğin öyle içindesin ve o kadar uzaktasın ki gerçeğin çirkinliğinden ve sertliğinden, ancak bir masal olabilirsin zaten...

    Bazen diyordum ki, yaşamaya yetmeyecek mavilerim... Öyle şeyler yaşıyordum ki, tükeniyordu gözümün önünde, eriyordum, eriyordu mavilerim... Ve ben diyordum ki, “mavilerim bittiğinde öleceğim”... Öylesine hızlı kaybediyordum ki yaşamın içinde mavilerimi, sanıyordum ki, çok kısa sürecek bir yaşamın içindeyim... Bir kelebek gibi, kozamdan çıktığımda öleceğim...

    Benim kozam rengimdi. Mavim bittiğinde, bitecekti yaşamım...

    Sen mavimisin sevgilim?

    Çünkü artık kaybetmek yerine kazanıyorum mavilerimi... Gün geçtikçe çoğalıyor mavim, gün geçtikçe yaşama bağlanıyor bir yanım, gün geçtikçe uzaklaşıyor o beklediğim son benden...

    Sen sonsuzluk musun sevgilim? Onun için mi çoğalıyor yanında mavim

  51. Sesin Olsaydı Eğer..
    Belki gereksiz bulacaksın..
    ..bütün..bu hislerimi ve davranışlarımı
    Olsun..
    Bende göze aldım zaten!
    Dün gece,resmini alıp karşıma,..
    ..uzun...uzun baktım
    O beni,bende sigaramı yaktım.
    .................................................. .....
    Gözlerinde,bana dair birşeyler ararken..
    ..hüznün deryasına daldım
    Ve; yapayalnızdım! ..
    Birde o sonsuzlukta..fon olsaydı sesin..
    ..birde yüzüme vursaydı..
    ..ılık ve yumuşak nefesin
    Korkmazdım,..
    ......................ağlamazdım.
    Bu soğuk kış gecesinde..unutup paltomu,
    kendimi sokaklarda yürüyor bulmazdım
    Dökülen yapraklarına,arabesk şarkılar okuyan..
    ..titreyen...ve inleyen ağaçla konuşmazdım
    Onun kederini seyrederken,..
    ...gülümsediğimi gören,üçbeş garibandan utanıp,..
    .ağzımı tutmazdım.
    Sesin,olsaydı eğer

    Islak banklara çömelip,..
    ..kağıt mendillere şiirler yazıp,..yazıp,
    buruşturup atmazdım.
    Rengini bahane ederek,otuz yıllık dostlarımı,..
    ..ortasından kırmazdım.
    Yürüyüp sokak,sokak,..
    ...adressiz çıkmazlardan..
    ve; nemli...
    ...ve; küflü,
    ve; isli..
    ...ve; hisli gecenin matemine..
    birde; ..hasret kokan rengine kaptırıp kendimi..
    ..pusulamı şaşırmazdım
    Sesin,olsaydı eğer

    Bir aklım,bir kalbim,bir ben!
    Dönerken sabahın çiğ saatlerinde,..
    ..yalnızlık kokan suskun hücreme,..
    ..yine resminin karşısına geçip,esas duruşta..
    ..yine o deryaya..çırılçıplak ruhumla...
    çaresiz...tam bir teslimiyet... ve tarifsiz...bir huzurla dalıp,
    .................................................. ..................................uyumazdım!
    Ve; .Hayatın ertesinde,yapayalnız uyanmazdım.
    Sesin! ..Olsaydı eğer

    İşte gülüm,
    Dün dediğim,o günden beri..
    sensiz her günüm,..
    ..yazdığım gibi..böyle başlıyor ve..
    ..yavaş...yavaş böyle bitiyor...

  52. İşte yine bir pazar akşamı. Adı diğer pazarlardan farklı değil aslında ama ne ben o eski pazarlardayım nede bu pazar onlardan biri...
    Pamuk tanesi kar serpintisini görünce atıverdim kendimi dışarı sahil boyu yürürken hani film şeridimi derler? Öyle geçiverdi pek çok sahne…
    Stradivarius yapımı bir kemandan çıkan nağmeler eşliğinde. Uzaktan gördüm çınarın kollarını yaklaştıkça daha bir büyüdü hani bazen uzaktan bakıp gözünüzde büyüttüğünüz bir şeyi yaklaşıp tanıyınca büyüklüğünden eser kalmaz bu çınar tam tersi yaklaştıkça büyüdü, büyüdü....
    Denizden esen sert,soğuk rüzgar dallarında kar bırakmamış bugün. Gerçi görmeyeli çok uzun zaman olmadı ama daha bir ağırlaşmış gördüm heybetli vücudunu. tam dallarının altında ki bankla nasılda özdeşleşmiş sanki o bank orda olmasa çınarda olmayacak ya tersi. Ah! bugün geç kalmışım bankın üstünde tek el olmuş iki çift el, omuzlara yaslanmış iki baş çınarın kolları altında seyr-i endam etmekte…
    Aylar öncesi geldi yine aklıma, o zaman mekan aynı mekan saat sanki bu sıralar ama figüranlar farklıydı. Uzaktan göz kırptım çınara dallarını hafifçe eğerek anladım der gibiydi. Çayımı yudumlarken boğazımda kısa süre bir şeyler düğümledi. Sigaradan olsa gerek zaman zaman içiyorum işte. çayla birleşince de bir başka oluyor meret.
    Çınar dallarını hafif hafif sallayarak üzerindeki karları çiftin üzerine indirmek üzereydi. Nede olsa onlar bana göre yabancıydı çınara, yada sadece biri... Bardağı bankın üzerine bırakırken elim bir şeye dokundu, irkildim. Sonra bakınca gördüm bizim küçük çiçekçi çocukmuş. Usulca yanıma oturuvermiş elinde yine kırmızı gülleriyle… Üşümüş ellerinin tekini cebine sokmuş yanaklar ve burnu kızarmış aynı şekilde. Birden hızla kalkıp çifte doğru yöneldi yeni görmüştü sanırım, sadece gülleri uzattı sessizce, ama eli havada kaldı erkek elinin tersiyle git işareti yaparken o çoktan dönmüştü geriye. Alışıktı bunlara…
    Gel diyerek işaret ettim sonra yanıma geldi bir bana birde çifte baktı dikkatle bir daha, bir daha.. Kurtarıp kendisini soru işaretlerinden elindeki kırmızı güllere bakarak koşarak uzaklaştı az sonra nefes nefese elinde bu sefer bir beyaz gülle geldi bakıştık, gözlerimi kaçırdım gözlerinden. Gidip çiftin yanına hiçbir şey demeden gülü bayanın kucağına bırakıp hızla uzaklaştı. Ne bana baktı nede başka bir yere…
    Önce bir şeyler karaladım bir parça kağıda sonra sordum kendime cesaretin var mı yazdıklarımı okumaya? Ama şimdi değil...
    Keman çaldı ben yürüdüm. Nereye mi? Bilmem.....

  53. belki sevgiliye en güzel mektup kendi cümlelerimizden oluşur ama hakkaten bikaçını okumama degecek türden bu mektuplar da
  54. Uzun zaman oldu ayrılalı, heyecanlı duygularla dolaştığım, o senli tozlu sokaklardan.
    Çok uzaklardayım. Kendimi arıyorum hâlâ, birden buluyorum ve aniden ölüm gibi bir acı özlemlerimi ele alıyor sen aklıma geliyorsun…
    Hatırlasana, henüz çocuk, saf ve temizdik. Sevmeyi öğreniyorduk birbirimizden. O duyguyu dillendirmeden, hisedilen derin bir bakışla birbirimize akıyorduk. Hiç zorlanmadan, taze bir sevgi büyütüyorduk yarınlara…Yarınlar umudumuzdu ve umutlarımız sevgimizdi.

    Hatırlar mısın dünün saklı yarını? Dünden bu güne şekillenen mecburi değişimleri! Hiç unutmadım seni, çok zorladım kendimi, ama bir gizem saklı bende, unutturmamaya yüz tutmuş, bir çözlülmez gizem. Unutmak işime gelmiyor belkide, çözümsüzlüğüm bundandır sanırım.Yollara vuracaktık kendimizi, hayellerimiz rüya gibiydi...
    Hâlâ eskisi gibi gülüyor musun? Ne çok severdim o gülücüklerini, gamzelerine dokunurdum. Hayallerim büyürdü. Ben gülmezdim, hayallerim gülerdi. O gülücüklerin ikimize de yeterdi.
    Biliyor musun? Hep, parmaklarının ucunu öpmek istemiştim, ama öpemedim. İçimde küçük bir yara sevda gibi büyüdü, kocaman bir yara oldu. Farkında değilsin tabii. Nereden bileceksin uzun zaman oldu ayrılalı, ayrılık değiştirdi yarınlarımızı…Bu kaçıncı mektubum sana, bilemezsin, her defasında yırttım anlıyor musun?
    Bir pazar sabayıydı. Sana geliyordum. Mevsim yazdı. Havalar sıcak ve bunalıtıcıydı. Adeta uçuyordum sana, adımlarım hızlıydı. Buluşmak çabası özlemin bende ki teriydi… Düşmüştüm yolda sana koşarken, dizlerim kanamıştı.Yaralarım acıyordu. Gözlerini gördüm sonra ve sonra o ince parmakların dokunmuştu yaralarıma... Sanki öpüyordun acımı, acım sana akmıştı. Birden gülmeye başladık, hatırladın mı? Çok gülmüştük o an, durduramadık kendimizi, ve birden, ansızın, ilk kez seni öpmüştüm. Masum bir öpücüktü. Utanmıştın. Bende utanmıştım. Hesapsız bir bakışın yüzümüze yansıması, bir yaşamın acısı olacağını nereden bilebilirdik değil mi?
    Çok üzülüyorum biliyor musun? Ve de çok mutsuzum! Acılarım en çokta seni düşünmeye başladığım an aklıma geliyor. Keşke ayrılmasaydım. Tozun kendisi olsaydım o sokakların.
    Saçların hâlâ güzel mi? Ne kadar da parlıyorlardı güneşte, hep taramak istemiştim biliyor musun? Ve tararken dokunmak-koklamak… Bir buğday darlası gibi savuruyordu rüzgar saçlarını. Serinliyordum... Mutluluktu saçlarının renginden aşkı tasarlamak. Saçlarına dokunmaktı aşk… Anlıyor musun?
    Ah ah sevdamı yenileyen sen! Seni aramadım.Bulmaktı seni aramak, ama aramadım, sanırım korktum. Sen niye aramadın, bugünümün dünden kalan hayali, neden aramadın? Çok özlüyorum seni şimdi, deli gibiyim…
    Bu uzaklık hâlâ içimi kemiren bir hüsran. Dayanmak ne mümkün, anılar üstüme üstüme geliyor. Hiç andın mı beni? Çok merak ediyorum… Acaba uzandın mı o uzun başbaşa kaldığımız kır gezilerine! Bir keresinde eşekten düşmüştük hatırladın mı? Yine gülmüştük durmak bilmeden. Ve daha çok artmıştı gülmemiz yolda geçen köylü çiftçinin bize küfür savurduğunu duyunca.
    Sonra ne demişti o köylü adam bize hatırlıyor musun? Ben hayal meyal hatılıyorum. “Hadi evinize gidin yaramazlar” demişti sanırım. Biz hâlâ gülüyorduk. Ne kadar da mutluyduk değil mi? Ama şimdi her şey başka, ben bir başka insanım biliyor musun? Peki sen değiştin mi? Çok merak ediyorum, yüreğin eskisi gibi aydınlık mı acaba? Ben seni düşündükçe aydınlanıyorum anlıyor musun?

  55. Sevgilim

    Sen gideli kaç saat oldu ? Kaç gün geçti, kaç hafta..? Saymadım.. Bana yüzyıllar geçmiş gibi geliyor. Son anda sen giderken gözlerinin buğusunu bıraktın.. Şimdi sis içinde bütün dünya. Çiçekler gözyaşlarımı içti, sen onları kırağı sanırsın, çiy sanırsın.. oysa hepsi benim gözyaşlarımla ıslak..

    Sevgilim özlüyorum seni.. Bir balta indirildi, içimden bir ağaç köküyle devrildi. Gözlerimden akan yaştan belli değil mi, içim kanıyor. Özlem bir bulut gibi sarıyor beni, kuşatıyor . Seni sevmek bir sonsuzluk gibi büyüyor içimde. Haftanın her gününe, geçen her saate senin adını verdim. Senin adınla başlıyor mevsimler, yıllar sen varsan içinde, geçerli...

    Özlem bir yağmur gibi yağıyor üstüme. Damlalar yüreğime vuruyor. Gecenin karanlığında bir başınayım.Uykularım bölük pörçük. Bütün rüyalarımda sen.. gözlerim kapanır kapanmaz gözlerin yaklaşıyor. Sonra bir rüzgar alıp seni, benden uzaklara götürüyor.

    Geceler boyu sabahlayıp uğruna, boşluğa düştüğüm sevdiğim, bir tanem, gözbebeğim.. Yüreğimden mühürlendim sana.. Şiirler havalanıyor kuşlar gibi, şarkılar ağlıyor yokluğuna.. Sevgilim hayatı sende buldum ben, tükenirsem sen tüketirsin beni.

    Yoksun, gittin, tek başına koydun... Bu nasıl bir özlemdir, kendi gövdem ateşten bir gömlek.. yanıyorum..Yetti artık, yetiş n'olur dayanamıyorum.

  56. 2007-07-12
    TÜM GİDENLERE YAZILIR BAZEN BİR ÖĞLE VAKTİ
    NE BİR MEKTUP KOYABİLİRSİN ADINI NEDE BİR SİTEM
    YAZILIR VE KALIR , NE OKUYAN ANLAR BİR SEFERDE , NEDE YAZAN UNUTUR BİR ÖMÜRDE


    Gidenlerin kalanlara sürprizidir acı ,Bekleyenlerin Kahramanıdır zaman
    Ve ben seni herkesten çok acıtırım içimde zaman zaman
    Ne zaman gittiğini anlamayacak , neden gittiğini hatırlamayacak kadar uzak kaldık kendimize , ama neden gelmeyeceğini bilecek kadarda biz olduk kendimizde , birken ,birden ,biz olduk sizli bizli kaldı sevgiler resmiyete döküldü
    Şimdi eski resimleri boyuyorum siyahla beyaza , beklerken solmuyor rengi fotofrafların
    Ben hala aynı deli adam , güneşe sövüyor , geceye küsüyorum , kendimle kalıyorum sık sık , amaçsız düşüyorum yollara ,konuşuyorum durmadan ama bilerek lafın gittiği adresi , kendimi sensizliklere anlatıyorum.
    İnsanlar tanıyorum yeni yeni , Yeni yeni seviyorum dostları ,sonra aşklar görüyorum , güneşli , parçalı bulutlu , sağanak
    aşklar görüyorum sırılsıklam, yanaklarda tuzu kalan ayrılıklar örüyorum kendime şubatlarda içimi ısıtsın diye...
    Birde yazmaya başladım yeniden , bir şarkı duyuyorum , içleniyorum sonra oturuyor yazıyorum , okumasanda , anlamasanda hatta bilmesende olur , o kadar geçtiki üstünden sevginin zaman
    Bu saatten sonra sen değil , sensizliği yazarım ..
    zaten ben sana değil hem senin bensizliğine ağladım....

  57. --------------------------------------------------------------------------------

    sen yoktun be aşkımmmm((((
    Günler güz yaprakları gibi birer birer dökülürken ayaklarımın dibine,
    ben her gece karanlığa dikip gözlerimi senin aydınlığını bekledim.
    Sen yoktun...
    Binlerce adım attım bu kentin sokaklarında. Her köşeyi,
    her parkı, her ağacı ezberledim. Sevdaya bulanmış
    her kaldırım taşında senin adını aradım.
    Sen yoktun...
    Evlerin duvarları birer birer üzerime yıkıldı.
    Her bir hücremin acısını ta yüreğimde hissederken
    beni enkazın altından çekip alacak elini aradım.
    Sen yoktun...
    Özlem şarkılarını ezberledim. Kimini bağıra bağıra,
    kimini fısıltıyla söyledim. Karanlığa haykırdım hasretimi.
    Sesimi duyacaksın diye bekledim.
    Sen yoktun...
    Senden gelecek bir tek haberi bekledim. Saatler asırlar gibi geldi,
    geçmedi. Çalan her telefonu yüreğimin deli bir çağlayana dönen
    atışlarıyla açtım. Senden başka duyduğum her seste hep aynı
    hayâl kırıklığını yaşadım. Onlar beni duymak istiyordu, bense seni.
    Sen yoktun...
    Seni aramaktan yorgun düşmüş bedenimi karanlığın kucağına
    uzattım her gece. Bir an önce sabah olsun diye uykunun
    beni çekip almasını istedim. Olmadı.
    Kaç gece sabahı ettim gözlerimi kapamadan, kaç gece
    merdivendeki ayak seslerini dinledim gelen sensindir diye.
    Sen yoktun...
    Her yağmurla birlikte hüzün de yağdı bu kentin üzerine. Bulutlar
    yalnızlığın işaretiydi benim için. Beni ıslatan yağmur olmadı.
    Ben senin özleminle sırılsıklamdım her mevsim.
    Hayat; merhaba dedi bahara çiçek çiçek. Uzun kıştan sonra
    gelmez dediğim göçmen kuşların dönüşünü gördüm.
    Sen yoktun...
    Her istasyon her otogar adresim oldu. Bir trenden inersin sandım.
    Otobüslerdeki her yolcuya sensin diye baktım. Ya da yolculuklara
    vurdum kendimi. Kimsenin uğramadığı köylere, adı duyulmamış
    kasabalara gittim. Senden bir iz aradım.
    Sen yoktun...
    Denizin sonsuz maviliğine umut bağladım. Kıyılarda tükettim
    bekleyişlerimi. Hep sensiz gemiler geçti limanlardan.
    Ben gemicilerin hasret türkülerine eşlik ettim.
    Sen yoktun...
    Gözümden bir tek damla yaş akmadı. Onlar sana aitti, sana
    kalmalıydı. Kimselere söyleyemedim acılarımı, bekleyişimin
    öyküsünü kimselere anlatamadım.
    Nice fırtınalar koptu yüreğimde. Dalgalar dövdü hayallerimi.
    Sığınacak bir liman, yaslanacak bir omuz aradım.
    İçimi dökecek bir insan aradım.
    Sen yoktun...
    Her gece ay paramparça oldu. Her gece yıldızlar birer
    birer düştü sokaklara. Yıldızları saçına takıp gelmeni bekledim.
    Ayı avucunda bana getirmeni bekledim. Ve bir güneş gibi doğup
    aydınlatmanı bekledim bu kapkara dünyamı. Ama.
    Sen yoktun...

  58. Birde Yüreğim Yazacak... öLüm Senaryosunu...




    Dayanamıyorum Ey Sevgili...
    Direniyorum..Ama Dayanamıyorum...

    "Hep Sana Doğru koşuyorum... Başını ve sonunu bilmediğim tüm yollarımda sen varsın .. Bense bütün karanLığıma rağmen hep Sana Doğru geliyorum.." dedikçe kaçtın benden..

    Oysa bu karanLık ve ürpertici yoLcuLukta tek istediğim sarıLmaktı sana doya doya...
    Sıcak bir kâLbin aynasında şımarmaktı bir nefes..
    BeLkide bir soLukLuk dinlenmekti yanı başında..
    Ya da konakLamaktı seviLdiğim sürece sıcak yüreğinde..

    Aşka kapattım tüm kapıLarımı ...
    Hep Sana Doğru Koşmuyorum artık..
    Koşarken takıLan ayakLarım şimdi daha sağLam yere basıyor..
    Acı yok..
    Keder yok..
    Bir gün dönersin diye BekLemek yok..
    ÖzLemLerin Yakmıyor içimi...

    Yaşamdan bir parça vicdan diLeniyorum..
    Ya adam gibi vaz geçersin nefesimi kesmekten..
    Ya da sökerim insafını yerinden ....!!

    Kapattım tüm sayfaLarı,YazıLanların şahitLiğinde...
    Kimse ; ama hiç kimse , Artık Benim neden ağLadığımı ve neden öfkeLendiğimi biLmeyecek..

    BiR Kendim..


    Birde Yüreğim yazacak..ÖLüm Senaryosunu..

  59. ♥ Bilemedim Sevgili ♥


    Sevgili

    **Sevgi nedir sevgili? Sevgi nedir?
    Bana içindeki sevgiyi yaşatabilir misin,haykırabilir misin yüzüme karşı?
    Düşünebilir misin hayatla beni birarada? **derdim hani.
    Sevgi nedir dedim hep,sevgi nedir?
    Bazan düşünüyorumda sevgili,bu soru rastladığım en zor soru oldu hep.Cevaplayamadığım,yaşadığım,bildiğim ama bir türlü cevaplayamadığım çook zor bir soru...
    Nedir sevgi?
    Sen mi,ben mi?
    Yoksa biz mi demeliydim sevgili,biz mi?
    Ama,ama hangi biz?
    Her gece yıldızlar altında oturup,bakışlarımızla birbirimizi ısıttığımız biz mi?
    Yağmurlar altında ıslanarak hasta olan,karşı karşıya oturarak,ayaklarımızı sıcak suya koyup,sırtımızda birer battaniyeyle birbirimize bakıp bakıp manasızca gülen biz mi?
    Birbirimize poz vermekten,elele tutuşmaktan,kahve içerken ses çıkarmaktan çekinen biz mi?
    Her sabaha seninle ve benimle başlayan,her geceyi seninle ve benimle bitiren,her rüyayı seninle ve benimle paylaşan biz mi?
    Hangi biz sevgili,söyle hangi biz?
    Ya da anlamsız bir **ELVEDA** ile ayrılan,bunu ne sen nede ben istemeyen biz mi?
    Ama artık ne sen nede ben biz değilizki sevgili,değilizki...
    Şimdi sen bensiz ve bende sensizim işte...
    Ayrılmayı hiç istemedik ki sevgili,ayrılmayı hiç düşünmedik ki biz...
    Peki hangi ayrılığın kulağını çınlattık bilmeden,hangi ayrılığa**MERHABA**dedik istemeden?
    Hangi ayrılık öpücüğü attı seni ve beni bir kenara?
    Biz bütün bunları ne zaman düşündük sevgili,ne zaman yaşadık biz bu kadar şeyi?
    Hangi arada çağırdık biz ayrılığı,açtık kapıları ardına kadar? ..
    Bütün bu hangilerin,bütün bu ne zamanların cevabını bilmiyorum.
    Bilmiyorum ama bildiğim tek birşey var; artık ne senden nede benden bir biz kaldı,artık ne sende nede bende bir biz kaldı...
    Ama şunu bil sevgili; ben hiç bilmedim ayrılığı,hiç düşünmedim,hiç düşlemedim...
    Belki sen hep bildin,hep düşündün bunu.Biliyordun belki birgün çekip gideceğini...
    Beni her saniye geleceğine hazırlarken,beni her saniye kendine biraz daha bağlarken biliyordun aslında geleceğinde hiç olmayacağımı.
    Biliyordun günün birinde sende bir ben bırakmayacağını,sendeki beni bir gün söküp atacağını...

    Ben seni yalansız yalnışsız,hep gerçekten,hep sahiden sevdim sevgili.
    Sen nasıl istediysen ben hep öyle sevdim seni.
    Ben hep okadar sevdim,okadar alıştım,okadar büyük ve erişilmez gördüm seni,sen benimken...
    Belki,belki hep bu yüzden,hep gideceğini bildiğinden sustun.Ve belkide ben hep sustuğun için seni erişilmez gördüm...
    Aslında,aslında belkide sen bana herşeyi söylemiştin sevgili,herşeyi anlatmıştın bir bir,hiç olmadığını,hiç olmayacağını tek tek söylemiştin bana.
    Ama ne yazık,ne yazık,ben bunu hiiiç anlamadım...
    Çünkü; ben yalnızca senin sevginle,senin o kocaman sevginle adım adım büyümeye çalışan küçük bir çocuktum sevgili,yalnızca küçük bir çocuk...
    Sense büyütemeden bıraktın beni,...Peki ben şimdi sensiz,ben şimdi sevginsiz nasıl büyürüm sevgili,söyle nasıl büyürüm? ? ?
    Keşke şimdi konuşsan sevgili.Neden,neden susuyosun söylesene...
    Yoksa,artık senin dilinden anlayabildiğim için mi? Artık beni uyandırdığın için mi? Yada beni büyütemediğin için hep pişmanlık duyduğun ve bunu bana söylemekten çekindiğin için mi?
    Korkma sevgili,korkma.Büyürüm ben merak etme.Ama,ama sakın sanmaki bunu istediğim için yaparım,sanmaki bunu seni unutmak için yaparım,sanmaki bunu bir başkasının sevgisiyle denerim...
    Bunu seninle yaşadığım kadar,seni anladığım kadar,seni tanıdığım kadar ve sevgini taşıyabildiğim kadar yapacağım sevgili...
    Ben seninle,sevginle büyüyeceğim sevgili...
    Sana hiç dokunmadan,teninin kokusunu hiç duymadan,sıcaklığını hiç hissetmeden,seninle hiç konuşmadan ama seni yaşayarak ve seni yaşatarak büyüyeceğim ben sevgili...
    Sevginle yaşayarak ve sevgini yaşatarak büyüyeceğim ben sevgili...
    Seni hiç unutmam ben,unutamam
    Belki çok acı çekiyorum ama inan sevgili inan bana bunu hiç hissetmiyorum ben...
    Çünkü; çünkü sen bana okadar çok güzel şeyler verdin ki sevgili,beni o kadar mutlu ettin ki,şimdi bana sunduğun bu acı bütün bu güzellikleri unutturmaya yetmiyor...
    Bak gördün mü.işte söyledim; verdim ben cevabımı,sevgiyi anlattım sana,sevebilmeyi...
    Yine bir **işte**sen okadar iyisinki sevgili,yokluğunda bile bana birşeyler vermeyi başarıyosun...
    Birde; **Bensiz nasıl büyürsün** demiş,üzülmüştün.Korkmuştun büyüyemem diye.Gördün mü bak,ne de güzel büyüyorum ben,seninle...sevginle.
    Bana beni sunduğun için,bana yokluğunda bile,sensizlikte bile seni verdiğin için sana çook teşekkürederim sevgili ÇOK TEŞEKKÜREDERİM...

  60. sevgili




    Sevgiliden gelen her şey sevgilidir.”





    Sevgili, biraz sendir ve sen biraz sevgili

    Sevgili, eksilmeden paylaşılan ömür olmalı

    Sevgili, kan-ter içinde uyandığın kabus sonrası

    Başucunda bulduğun bir bardak su olmalı.

    Sevgili, ateşlenmiş başında ıslak tülbent olmalı.

    Sevgili, gecenin beşiğinde uyuttuğun masal olmalı

    Sevgili, uykusuzluğun en güzel sebebi,

    Yanında uzanmış melek,her gece yatağında yangın olmalı

    Sevgili,”günaydın” ve “iyi geceler” sözcüklerinin

    Arasındaki hasret olmalı

    Sevgili,her gün yeniden çözdüğün bilmece olmalı

    Sevgili, kara günde kara zeytine

    Kara gözlerinin akını akıtıp bal yapmalı

    Sevgili,hem öfkenin fırtınalı denizi hem limanı olmalı

    Sevgiyi beslemeli öfkeyi unutmalı.

    Sevgili, muhabbette en güzel söz

    Kavgada suskunluğun olmalı

    Sevgili,ölçülemez sevginin derinliği olmalı

    Sevgili, yüreğinin mahzeninde yıllanmış şarap olmalı

    Sevgili,aşkla düellonda boş silahın olmalı

    Sevgili,acında gözünde ki yaş

    Sevincin de dudağında gülüş olmalı

    Sevgili,sinemada izlenememiş filmler sonrası

    Dudağında kalan tuzlu mısır tadındaki öpüş olmalı

    Sevgili, “kara sevda” derdinin muadilsiz ilacı olmalı

    Sevgili, aşkın sözlüğünde tek isim olmalı

    Sevgili, sevmese de futbolu “maç kaç kaç bitti?” diye sormalı

    Sevgili, en sevdiğin yemeği en güzel yapan aşçı olmalı

    Sevgili sofrandaki çorbanın tadı tuzu olmalı

    Sevgili, aşkın körlüğünde elindeki beyaz baston olmalı

    Sevgili, “gel” deyince kanat takmalı

    “Git” deyince gitmemeli kalmalı

    Sevgili, yalan dünyada yalansız cennet olmalı

    Sevgili, hem yüreğinin konuğu hem sahibi olmalı

    Sevgili, yanındayken zamanı durdurmalı

    Ve zaman durduğu yerde kımıldamadan su gibi akmalı

    Sevgili, kıskançlığın,bencilliğin,aptallığın olmalı

    Tüm kötü huyların onda anlam bulmalı


    Sevgili, sevginin hem yolu hem yoldaşı olmalı

    Sevgili, her gün yeni bir mısra yazdığın şiir olmalı

    Sevgili, ilkbaharda menekşe,yazın papatya

    Sonbaharda kasımpatı , kışın kardelen olmalı

    Sevgili her iklimde bahar olmalı

    Sevgili, haziran sıcağında buzlu çay

    Aralık ayazında boynunda ördüğü yeşil atkı olmalı

    Sevgili, dar’a gitmeden son sigaran olmalı

    Sevgili, son gününde elini tutmalı

    Son günüyse onla gitmek için dilinde ki dua olmalı

    Sevgili,biraz anne biraz kardeş biraz arkadaş

    Hepsinden birer parça ve hepsinden farklı bambaşka olmalı

    Sevgili, içinde taşıdığın onur,kolunda taşıdığın gurur olmalı

    Sevgili ,uğrunda her şeyden vazgeçeceğin vazgeçilmez olmalı.

    Ve insan sevdiğinin sevgilisi olmalı!..



  61. İlk ve son sevgiliye


    Yüreğinde saklı kalan anılarla,hayatın taşlı tokaçlı yollarında devam etmek zor gelir insana ...
    Yaşananlar anı defterinde yerlerini alır sessizce, bekler sayfalar açılacağı günleri bu günden …
    Verilen sözler unutulur belki, belki de unutulmuş zannedilir kıyılarda köşelerde…
    Dinlediğiniz bir müzik alır götürür ta eskilere …neler geçer o anda aklınızdan siz de şaşarsınız kendinize.Hani unutmuştunuz hani gömmüştünüz, bir daha gün yüzüne çıkmayacaktı? Kandırmayın kendinizi, unutulmaz unutamazsınız yaşananları…
    Bütün anlar yürek kilimine ilmik ilmik işlenmiştir,sökseniz de ilmikleri ,elinize dökülür geriye kalan iplikleri…
    Dokumak istersiniz yeniden sevda kilimini lakin bulamazsınız aynı desenleri…
    Köprü altından akıp geçen zaman suyu insaflı davranmaz, alıp götürür sonsuzluk denizine
    gençliğinizi, boğar en derinlerde…
    Buruşmuş hayatı ütüleyemezsiniz şimdilerde,derin bir ah çeker yüreğiniz,dillerden dökülür sözcükler keşke keşke…
    Son sözler, son bakışlar miras kalır ...
    İlk ve son sevgiliye…

  Okunma: 22339 - Yorum: 60