Nazım Hikmet Şiirleri - Delinetciler Portal

Nazım Hikmet Şiirleri

  1. sponsorlu bağlantılar
    Nazım Hikmet Şiirleri


    KARIMA MEKTUP

    11-11-1933
    Bursa
    Hapishanesi

    Bir tanem!
    Son mektubunda:
    'Başım sızlıyor yüreğim sersem! ' diyorsun.
    'Seni asarlarsa seni kaybedersem;
    diyorsun;
    'yaşıyamam! '
    Yaşarsın karıcığım,
    kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgarda; yaşarsın kalbimin
    kızıl saçlı bacısı
    en fazla bir yıl sürer
    yirminci asırlılarda
    ölüm acısı.
    Ölüm
    bir ipte sallanan bir ölü.
    Bu ölüme bir türlü
    razı olmuyor gönlüm.
    Fakat
    emin ol ki sevgilim;
    zavallı bir çingenenin
    kıllı, siyah bir örümceğe benzeyen eli
    geçirecekse eğer
    ipi boğazıma,
    mavi gözlerimde korkuyu görmek için
    boşuna bakacaklar
    Nazıma!

    Ben,
    alaca karanlığında son sabahımın
    dostlarımı ve seni göreceğim,
    ve yalnız
    yarı kalmış bir şarkının acısını
    toprağa götüreceğim...

    Karım benim!
    İyi yürekli
    altın renkli,
    gözleri baldan tatlı arım benim:
    ne diye yazdım sana
    istendiğini idamımın,
    daha dava ilk adımında
    ve bir şalgam gibi koparmıyorlar
    kellesini adamın.

    Haydi bunlara boş ver.
    Bunlar uzak bir ihtimal.
    Paran varsa eğer
    bana fanila bir don al,
    tuttu bacağımın siyatik ağrısı,
    Ve unutma ki
    daima iyi şeyler düşünmeli
    bir mahpusun karısı.
    sponsorlu bağlantılar

      Konuyu Beğendin mi?

  2. SEVİYORUM SENİ

    Seviyorum seni
    ekmeği tuza banıp yer gibi
    Geceleyin ateşler içinde uyanarak
    ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi
    Ağır posta paketini
    neyin nesi belirsiz
    telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi
    Seviyorum seni
    denizi ilk defa uçakla geçer gibi
    İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık
    içimde kımıldayan birşeyler gibi
    Seviyorum seni
    Yaşıyoruz çok şükür der gibi.

  3. SENİ DÜŞÜNÜRÜM

    Seni düşünürüm
    Anamın kokusu gelir burnuma
    Dünya güzeli anamın

    Binmişsin atlıkarıncasına içimdeki bayramın
    Fırdönersin eteklerinle saçların uçuşur
    Bir yitirip bir bulurum al al olmuş yüzünü

    Sebebi ne
    Seni bir bıçak yarası gibi hatırlamamın
    Sen böyle uzakken senin sesini duyup
    Yerimden fırlamamın sebebi ne?

    Diz çöküp bakarım ellerine
    Ellerine dokunmak isterim
    Dokunamam
    Arkasından camın
    Ben bir şaşkın seyircisiyim gülüm
    Alaca karanlığımda oynadığım dramın

  4. MAZİ

    Kalbimde maziden bugün izler var
    Her siyah saatım bu izle erir
    Ruhumu geçmişin hicranı sarar
    Doğanlar ölür ölen dirilir

    Anladım hayatmış mazinin adı
    Yıllara karışan her şey ses verir
    Hasretle doludur geçmişin yadı
    Mazinin elemi bile tatlıdır.

  5. HOŞGELDİN...

    Hoş geldin!
    Kesilmiş bir kol gibi
    omuz başımızdaydı boşluğun...
    Hoş geldin!
    Ayrılık uzun sürdü.
    Özledik.
    Gözledik...
    Hoş geldin!
    Biz
    bıraktığın gibiyiz.
    Ustalaştık biraz daha
    taşı kırmakta,
    dostu düşmandan ayırmakta...
    Hoş geldin.
    Yerin hazır.
    Hoş geldin.
    Dinleyip diyecek çok.
    Fakat uzun söze vaktimiz yok.
    YÜRÜYELİM.....

  6. CEVİZ AĞACI

    Başım köpük köpük bulut,
    içim dışım deniz,
    ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında,
    budak budak, serham serham ihtiyar bir ceviz.
    Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.

    Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında,
    Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl.
    Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril.
    Koparıver, gözlerinin, gülüm, yaşını sil
    Yapraklarım ellerimdir tam yüz bin elim var,
    Yüz bin elle dokunurum sana, Istanbul'a.
    Yapraklarım gözlerimdir.Şaşarak bakarım.
    Yüz bin gözle seyrederim seni, Istanbul'u.
    Yüz bin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım.

    Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında,
    Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında

  7. Zafere Dair

    Korkunç ellerinle bastırıp yaranı
    dudaklarını kanatarak
    dayanılmakta ağrıya.
    Şimdi çıplak ve merhametsiz
    bir çığlık oldu ümid...
    Ve zafer
    artık hiçbir şeyi affetmeyecek kadar
    tırnakla sökülüp koparılacaktır...

    Günler ağır.
    ..........
    ..........

  8. SEN YOKTUN

    Kar kesti yolu sen yoktun.
    Oturdum karşına diz üstü
    seyrettim yüzünü
    gözlerim kapalı.
    Gemiler geçmiyor, uçaklar uçmuyor.
    Karşında duvara dayanmıştım
    Konuştum , konuştum , konuştum
    ağzımı açmadım.
    Sen yoktun...
    Ellerimle dokundum sana
    ellerim yüzümdeydi.



    Nazım HİKMET


    Dosttuk,
    dostluğu yitirdin.
    Sanma ki artık düşmanımsın.
    Sen benim düşmanım dahi
    olamazsın...


    N.Hikmet

    Güncelleme : 2007-04-07
  9. MAVİ GÖZLÜ DEV, MİNNACIK KADIN VE HANIMELLERİ

    O mavi gözlü bir devdi.
    Minnacık bir kadın sevdi.
    Kadının hayali minnacık bir evdi,
    bahçesinde ebruliii
    hanımeli
    açan bir ev.

    Bir dev gibi seviyordu dev.
    Ve elleri öyle büyük işler için
    hazırlanmıştı ki devin,
    yapamazdı yapısını,
    çalamazdı kapısını
    bahçesinde ebruliiii
    hanımeli
    açan evin.

    O mavi gözlü bir devdi.
    Minnacık bir kadın sevdi.
    Mini minnacıktı kadın.
    Rahata acıktı kadın
    yoruldu devin büyük yolunda.
    Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
    girdi zengin bir cücenin kolunda
    bahçesinde ebruliiii
    hanımeli
    açan eve.

    Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
    dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
    bahçesinde ebruliiiii
    hanımeli
    açan ev...


    N. Hikmet

  10. Dosttuk,
    dostluğu yitirdin.
    Sanma ki artık düşmanımsın.
    Sen benim düşmanım dahi
    olamazsın...


    N.Hikmet

  11. TAHİRLE ZÜHRE MESELESİ

    Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
    hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
    bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte
    yani yürekte.

    Meselâ bir barikatta dövüşerek
    meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken
    meselâ denerken damarlarında bir serumu
    ölmek ayıp olur mu?

    Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
    hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

    Seversin dünyayı doludizgin
    ama o bunun farkında değildir
    ayrılmak istemezsin dünyadan
    ama o senden ayrılacak
    yani sen elmayı seviyorsun diye
    elmanın da seni sevmesi şart mı?
    Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık
    yahut hiç sevmeseydi
    Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?

    Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
    hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

    Nazim Hikmet

  12. Basit yaşayacaksın.

    Mesela susayınca su içecek kadar basit.
    Dört çıkacak, ikiyi ikiyle çarptığında.

    Tek düğmesi olacak elindeki cihazın;
    tekbir düğme, tek bir cümle gibi;
    Sevince lafı dolandırmadan söylediğin
    'seni seviyorum' gibi.

    Basit bir öpücük yetecek sana;
    basit sıcak bir öpücük
    ve o öpücükle dolacak tüm günlerin, tüm düşlerin.
    o öpücük için yapacaksın hayatının kavgasını,
    o öpücük için yiyeceksin hayatının dayağını.
    Kabak çekirdeği vermeyecek sana
    rakamların veremediği mutluluğu.

    El yazısıylayazılmış eğri büğrü bir mektup olacak
    en değerli kağıdın;
    hep yanında taşıdığın,
    atmaya kıyamadığın.

    İki harekette giyiniverecek,
    iki harekette soyunuvereceksin.
    Kısacık olacak uyanman
    ve yola çıkman arasında gecen süre;
    kısacık olacak
    sıcacık kollara dolanman
    ve yollara cıkman arasında gecen süre.

    Kendin bile anlayabileceksin yaznıklarını;
    bakısların bile anlatabilecek kendini.

    beklentilerinde basit olacak.
    Kaf dağı'nın önünde bekleyecek mutluluklar.
    Bir ıslıkta bulabileceksin en uzun dostluk romanını;
    ya da bir damla gözyaşı yatacak sana
    en ucuz aşk romanını.

    Bir kaşarlı tost olacak aradığın
    nasıl oturacığını bilmediğin sofrada;
    parmakların olacak en kıymetli çatalın.
    Yine, aynı parmaklar çözecek en karmaşık denklemleri.
    İskender'in kılıcı duracak avukat rehberinin yanında.

    Bir flarmoni orkestrası veremeyecek sana
    kontrplak bir gitarda, doğru basılmış bir
    'fa diyez'in mutluluğunu.

    Makyajın ilk 'a' sına kadar bilmen yetecek.
    Temizlik kokacak en pahalı parfumun

    'Bilmiyorum' diyebileceksin bilmediğinde
    ve çok normal olacak onu da bilmeyişin.
    Tek dereden su getirmen yetecek,
    bir 'istemiyorum' diyebilme.

    Ne durduğu farketmeyecek abanın altında.

    Saatin, sadece saati gösterecek;
    Telefonunu sadece telefon etmek için kullanacaksın.
    Küçük bir not defteri olacak bilgini en hızlı sayan.

    Basit yaşayacaksın, basit.
    Sanki yaşamın bir gün sona erecekmiş gibi
    basit...

    Büyük Usta: NAZIM HİKMET RAN
    [/SIZE][/COLOR][/B][/FONT][/CENTER]

  Okunma: 4731 - Yorum: 11