Ataol Behramoğlu Şiirleri - Delinetciler Portal

Ataol Behramoğlu Şiirleri

  1. sponsorlu bağlantılar
    AKŞAMÜSTÜ BİR KAHVEDE

    Akşamüstü bir kahvede
    Bira içtim birkaç bardak
    Gazeteden yoruldukça
    Gelip geçene bakarak

    Kahvenin müşterileri
    İçerdeydi daha fazla
    Camlı terasta idim ben
    Çıkıntı yapan sokağa

    Sevimsiz bir kocakarı
    Torununu azarladı
    Bir köpek geldi içerden
    Camdan dışarıya baktı

    Salınarak geçip gitti
    Genç bir anne çocuğuyla
    Kasketli iki müşteri
    Bir şey konuştu patronla

    Biraz sonra geldi köpek
    Baktı yine aynı yere
    Tıraş edilmiş yüzünde
    Kederle ve ciddiyetle

    Kocakarı torununu
    Azarladı bir kez daha
    Karıştı iki kasketli
    Akşamın ıssızlığına

    Köpek yine gelip baktı
    Camdan ve hep aynı yere
    Yüzünde aynı ciddiyet
    Ve gözlerinde kederle

    Kocakarı içkisini
    Bitirmiş olmalıydı ki
    Çıkıp gitti torunuyla
    Biri bir kahve söyledi

    Az önceki anne çocuk
    Döndüler elde ekmekle
    Köpek yine gelip baktı
    Camdan ve hep aynı yere

    Bakıyor birkaç saniye
    İçeriye dönüyor ve
    Geliyordu çok geçmeden
    Bakmak için aynı yere

    Koyulaşırken gitgide
    Usul ve yumuşak akşam
    Eğildim ben de yavaşça
    Baktım köpeğin ardından

    Uzuyordu bomboş sokak
    Gelip giden azalmıştı
    Parketmiş birkaç araba
    Ve akşamın ıssızlığı

    Eğilip bir daha baktım
    Belirgin hiçbir şey yoktu
    Köpek ise arada bir
    Gelip bakıp dönüyordu

    Ben de bu notları aldım
    Bir şiir yazarım diye
    Yaşamın anlamsızlığı
    Ve ciddiyeti üstüne

    sponsorlu bağlantılar

      Konuyu Beğendin mi?

  2. AŞK

    Hayatın hızıyla yaşadık o aşkı
    Her şey bir anda başladı
    Yaşandı
    Ve bitti...

    Yan yana gidip de bir süre
    Ayrı yönlerde uzaklaşan
    İki tren gibi...

  3. BİR ERMENİ GENERAL

    Usanıp sevişmekten bir ermeni general
    Atıvermiş kendini senmişel kulesinden
    Bir çocuk ki öperken uzanır annesinden
    O çocuğu boynundan asıvermeli derhal

    Çünkü sığmıyor çocuk koskocaman adama
    Çünkü tuhaftır biraz, çocuk olmak eskiden
    Sahi, civcivler vardı-bazen anlatır annem
    Ne güzel bükermişim boyunlarını ama

    Ve ben o dar büyücü -upuzun kara şapkam
    Yeniden doğururken alışkın bir tavşanı
    Kendime iğretiyim-yani bir kasabalı

    Yani her direnişi çağda kızla sonlanan
    En yeni senaryoda en eski esas oğlan
    Bir ermeni general -yakası madalyalı

  4. HÜZÜNLÜ PAZAR

    Hüzünlü pazar, beyaz meleklerin ilahiler söylediği
    Aşkın güzelce yıkandığı, sımsıkı kefenlendiği

    Yaz geçmiş, gelip çatmış bağbozumu vakti
    Genç kızların mutluluğu bir mevsim daha ertelediği

    Hüzünlü pazar, geçmiş pazarların anısıyla kavuniçi
    Çocukların hep kursaklarında kalan sevinci

  5. LİMANDA İKİNCİ UYKUSUZ ADAM

    Örneğin bir tohum yeşerdi ansızın
    Büyüdü erkin ortamlarda bir fidan
    Sonra bir rüzgar esti, amanın
    Silindi tomurcuk yaşamdan

    Ölümsüz ne var kahrolası evrende
    Limanda ikinci uykusuz adam elleri gemili
    Korsan şarkıları kadınlı bıçaklı gecede
    Bir duvar ördü ağlamadan

    Oysa seviler vardı görkemli, tutkular vardı
    Büyüdü nedenli bakışlar göksel karanlığa
    Düşünceler kopuk parmaklar gibiydi
    Anılar çığlık çığlığa

    Filmler yarım, öyküler yarım, bitse de
    Limanda ikinci uykusuz adam elleri gemili
    Korsan şarkıları kadınlı bıçaklı gecede
    Demir attı şaraplı yalnızlığa

    Demek bu göğü, doğayı, yıldızları
    Kişinin alınyazısını o yarattı
    Peki İsa’yı çarmıha geren kim
    Yusuf’u kuyuya kim attı

    Ve peki neden bütün suç Kabil’de
    Limanda ikinci uykusuz adam elleri gemili
    Korsan şarkıları kadınlı bıçaklı gecede
    Kalbini koparıp denize fırlattı.

  6. İŞTE BİR ŞİİR

    Bir akşamüstüne doğrunun melankolisini sonsuzlaştırmak istiyorum
    yaşadığıma tanık olun
    Bu bireysel çırpınışları asmak istiyorum, tanık olun
    Ama bir aralıkta yaşıyoruz sanki,
    yeryüzü ayaklarımızın altından kayıyor ve kimse bunun
    farkında değil

    Heryerde benciller ve ukalalar kendi ölçülerine zorluyorlar hayatı
    Ve hiç kimse denizin nasıl büyük ve derin birşey olduğunun
    farkında değil

    Ve hiç kimse bir karpuz kabuğundaki çıldırtıcı, taze ve derin
    yeşilliğin farkında değil
    Ve hiç kimse çocukların neden mahzun olduğunun farkında değil
    Ve onları nasıl bir dünyaya hazırladığımızın
    Hafifçe başım ağrıyor, bir çocuk ağlayışı, geçen bir tren,
    vakitsiz bir horoz
    Birazdan televizyon sesi yükselir, hayatımızı karartmak
    ve zapt u rapt altına almak için
    Hiçbir şairi kıskanmıyorum ve hiçbir şaire özenmiyorum, istiyorum ki
    kendi çırpınışları, kendi savruk davranışları içinde
    bir disiplin yaratsın şiirim
    İşte durup dururken uzak semtlerinde Ankara'nın geniş ve soğuk
    bir gecekondu akşamının izlenimi geliyor aklıma
    Ve tereddütsüz geçiyorum şiirime bunu
    Mutlu olmayı bir kez yitirdim sonsuzca belki de
    Üzüntüyle ayrılıyorum bu şiirden

  7. O KADAR GÜZEL BİR YÜZDÜ Kİ

    O kadar güzel bir yüzdü ki
    Gelip geçici olamazdı
    Ya da bir resimdi çizilmiş yastığıma


    Onunla hep
    Bir uçurum kıyısında gibi seviştik
    Kanatlanıp
    Birbirimizin uçurumuna


    Sevişmek bir şiir
    Bir uçurum dengesidir
    Yer çekiminin
    Ve akıl çekiminin dışında

  8. MELANKOLİ

    Ey sokaklarında yıllarca avare dolaştığım
    İçinde ilk aşkımı yaşadığım küçük şehir
    Umutsuz akamlarımda sesini duyduğum lir
    Sihrinde ilk acıyı tattığım

    Ey sarhoş akşamlarımın biricik tesellisi
    İlk şiirlerimdeki biricik dert ortağım fener
    Soğuk kış geceleri ısındığım kalorifer
    Gitgide uzaklaşan tren sesi

    ey en masum arzularımı gizleyen oda
    Yıldızlarla dost eden küçük pencere
    Her akşam gönlümün dilediği yere
    Götüren sihirli araba

    Ey en içli en yanık türkülerimi duymayan
    rüzgarı saçlarımı dağıtan sokak
    Ve ey saçı ak gönlü ak
    Anneciğim pencerede ağlayan

    Ah biliorum güç gelecek sizlere
    Ama artık gitmek geliyor içimden
    Bir sabah masmavi bir bulutun peşinden
    Dönüşü olmayan yerlere

  9. SEVGİLİMSİN

    Sevgilimsin, kim olduğunu düşünmeye vaktin yok, yapacak
    işleri düşünmekten
    Kalabalığın içinde kalabalıktan biri
    Gecenin içinde bir yıldız, yitip gitmiş çocukluk gibi
    Sevgilimsin, ak dişlerini öpüyorum, aralarında bir mısra gizli
    Dün geceki tamamlanmamış sevişmeden

    Sevgilimsin, boğuk aşkım, kanayan gençliğim
    Uçuruyorum seni çocukluğuna doğru
    Kanatların yorulur, ter içinde kalıyorsun
    Gece yanıbaşımda bağırarak uyanıyorsun
    Her sabah el sallıyorum metalle karışmana

    Sevgilimsin, arasıra bir kağıt koyup erteliyoruz aşkı
    Otobüslerde ve trende kaçamak yaşanan
    Ve bedenlerimiz kana kana kanayamadan yan yana

  10. ÖĞRENDİM Kİ

    Öğrendim ki...
    Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız.
    Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz,
    Gerisini karşı tarafa bırakırsınız.

    Öğrendim ki...
    Güveni geliştirmek yıllar alıyor,
    Yıkmak bir dakika.


    Öğrendim ki...
    Hayatında nelere sahip olduğun değil
    Kiminle olduğun önemli.

    Öğrendim ki...
    Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün
    Ama sonrası için bir şeyler bilmek gerek.

    Öğrendim ki...
    Kendini en iyilerle kıyaslamak değil
    Kendi en iyinle kıyaslamak sonuç getirir.

    Öğrendim ki...
    İnsanların başına ne geldiği değil
    O durumda ne yaptıkları önemli.

    Öğrendim ki...
    Ne kadar küçük dilimlersen dilimle
    Her işin iki yüzü var.

    Öğrendim ki...
    Olmak istediğim insan olabilmem
    Çok vakit alıyor.

    Öğrendim ki...
    Karşılık vermek
    Düşünmekten çok daha basit.

    Öğrendim ki...
    Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek
    Hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun.

    Öğrendim ki...
    'Bittim' dediğin andan itibaren
    Pilinin bitmesine daha çok var.

    Öğrendim ki...
    Sen tepkilerini kontrol edemezsen
    Tepkilerin hayatını kontrol eder.

    Öğrendim ki...
    Kahraman dediğimiz insanlar
    Bir şey yapılması gerektiğinde
    Yapılması gerekeni
    Şartlar ne olursa olsun yapanlar.

    Öğrendim ki...
    Affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor.

    Öğrendim ki...
    Bazı insanlar sizi çok seviyor
    Ama bunu nasıl göstereceğini bilemiyor.

    Öğrendim ki...
    Ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz
    Bazıları hiç karşılık vermiyor.

    Öğrendim ki...
    Para ucuz bir başarı.

    Öğrendim ki...
    En iyi arkadaşla sıkıcı an olmaz.

    Öğrendim ki...
    Düştüğün anda seni tekmeleyeceğini düşündüklerinden bazıları
    Kaldırmak için elini uzatır.

    Öğrendim ki...
    İki insan aynı şeye bakıp
    Tamamen farklı şeyler görebilir.

    Öğrendim ki...
    Aşık olmanın ve aşkı yaşamanın çok çeşidi vardır.

    Öğrendim ki...
    Her şartta kendisiyle dürüst kalanlar
    Daha uzun yol yürüyor.


    Öğrendim ki...
    Hiç tanımadığın insanlar,
    iki saat içinde,
    senin hayatını değiştirir.

    Öğrendim ki...
    Anlatmak ve yazmak ruhu rahatlatır.

    Öğrendim ki...
    Duvarda asılı diplomalar
    İnsanı insan yapmaya yetmez.

    Öğrendim ki...
    Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa, anlam yükü o kadar azalır.

    Öğrendim ki...
    Karşısındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin
    nereden geçtiğini bulmak zor.

    Öğrendim ki...
    Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez.
    Gerçek aşkların da!

    Öğrendim ki...
    Tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla ilgisi yok,
    Ne tür deneyimler yaşadığınızla var.

    Öğrendim ki...
    Aile hep insanın yanında olmuyor.
    Akrabanız olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz.
    Aile her zaman biyolojik değil.

    Öğrendim ki...
    Ne kadar yakın olursa olsunlar
    En iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir.
    Onları affetmek gerekir.

    Öğrendim ki...
    Bazen başkalarını affetmek yetmiyor.
    Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.

    Öğrendim ki...
    Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın
    Dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.

    Öğrendim ki...
    Şartlar ve olaylar,
    Kim olduğumuzu etkilemiş olabilir.
    Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.

    Öğrendim ki...
    İki kişi münakaşa ediyorsa,
    Bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez.
    Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.

    Öğrendim ki...
    Her problem kendi içinde bir fırsat saklar.
    Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır.

    Öğrendim ki...
    Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor.

  11. YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİR ŞEY VAR

    Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
    Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
    Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
    Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

    İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
    Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
    Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
    Kopmaz kökler salmaktır oraya

    Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
    Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
    Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
    Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

    İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
    Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
    İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
    Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

    Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
    Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
    Değişmemelisin hiçbir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
    Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

    Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
    Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
    Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
    Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

    Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
    Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
    Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
    Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.

  12. SIRADAN AKŞAMLAR

    Her gündüze uyandığımda
    Yeni bir hayat derdim içimden
    Gece ölümün soğukluğu
    Ve bende acının korkusu
    Sözler verdim... Tutamadım.
    Bir zaman sonra ben oldum
    Gündüze bakıp ağlayan
    Gecenin karanlığında
    Dünyayı sarmalayan.

  13. TÜRKİYE; ÜZGÜN YURDUM, GÜZEL YURDUM

    Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
    Boynu bükük ay çiçeği
    Şiirin ve aşkın geleceği

    Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
    Dağ rüzgarı, portakal balı
    Alçak gönüllü, hünerli, sevdalı

    Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
    Yazgısı kara yazılmış gelin
    Kurumuş sütü memelerinin

    Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
    Harlı bir ateş gibi derinde yanan
    Haramilerin elinde bulunan

    Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
    Güngörmüş, bilge toprağım
    Yunus, Pir Sultan ve Nazım

    Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
    Bozlat, ağıt, halay ve zeybek
    Dumanı üstünde ekmek

    Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
    Yüzü kırış kırış anam
    Ağlayan narım, gülen ayvam

    Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
    Asmaların üstünde gün ışığı
    En güzel geleceğin yakışığı

    Türkiye, üzgün yurdum, güzel yurdum
    Zinciri altında kımıldayan
    Bitecek sanıldığı yerde başlayan

  14. YIKILMA SAKIN

    Kötü şey uzakta olmak
    Dostlarından, sevdiğin kadından
    Yasaklanmak bütün yaşantılara
    Seni tamamlayan, arındıran
    Kapatıldığın dört duvar arasında
    Sağlıklı, genç bir adam olarak

    Neler gelmez ki insanın aklına
    Sevinçli, özgür günlere dair
    Kalmıştır yüzlerce yıl uzakta
    Onunla ilk kez öpüştüğün şehir
    Acı, zehir zemberek bir hüzün
    Kalbinden gırtlağına doğru yükselir

    Görüyorsun işte küçük adamları
    Köhnemiş silahlarıyla saldıran sana
    Kimi tutsak düşmüş kendi dünyasına
    Kimisi düpedüz halk düşmanı
    Diren öyleyse, diren, yılma
    Yürüt daha bir inatla kavganı

    Babeuf'u hatırla, Nazım Hikmet'i
    Bir umut ateşi gibi parlayan zindanlarda
    Hatırla Danko'nun tutuşan kalbini
    Karanlıkları yırtmak arzusuyla
    Ve faşizme karşı, zulme, zorbalığa
    Düşün acılar içinde vuruşan kardeşleri

    Kötü şey uzakta olmak
    Dostlarından, sevdiğin kadından
    Yasaklanmak bütün yaşantılara
    Seni tamamlayan, arındıran
    Ama bir devrimciyi haklı kılan
    Biraz da acılardır unutma

    Yıkılma sakın geçerken günler
    Yaralayarak gençliğini
    Onurlu, güzel geleceklerin
    Biziz habercileri düşün ki
    Ve halkın bağrında bir inci gibi
    Büyüyüp gelişmektedir zafer.

  15. TOPRAĞA DÜŞEN

    Ona 'Haydi
    Savaşa' dediler
    Başkaca birşey
    Söylemediler

    Aldılar köyünden
    Davulla zurnayla
    Geride üç çocuk
    Bir eş ve bir ana

    Eline bir silah
    Tutuşturdular
    Ve karşılaştı
    Düşman ordular

    Vurulup düştü
    İlk çatışmada
    Göğsünde bir oyuk
    Üç delik alnında

    'Ey bu topraklar için
    Toprağa düşen'
    Bir karış toprağın
    Var mıydı yaşarken?

  16. ŞU YOKSUL, IŞIKSIZ SOKAKLARDAN

    Şu yoksul ,ışıksız sokaklardan geçerken akşamüstleri
    Elimde yiyecek filesi,evime doğru
    Siliniyor sanki zihnimin yorgunluğu
    Isıtıyor halkımın ozanı olmak duygusu içimi

    Yıpranmış ellerinde bir sokak çiçekçisinin
    Bir kırmızı gül gibi..

  17. UNUTTUM NASILDI ANNEMİN YÜZÜ

    Unuttum, nasıldı annemin yüzü
    Unuttum, sesi nasıldı annemin.
    Gece bir örtü olsun anılardan
    Kara yüreğime örtüneyim.

    Unuttum, nasıldı annemin gülüşü
    Unuttum, nasıldı ağlarken annem.
    Yaşam sallasın kollarında beni
    Küçücük oğluyum onun ben.

    Unuttum, elleri nasıldı annemin
    Unuttum, gözleri nasıldı bakarken.
    Kuru ot kokusu getirsin rüzgar
    Yağmur usulcacık yağarken.

  18. NİCEDİR ÖZLEMİŞİM

    Nicedir özlemişim
    Bu rüzgarı
    Hani Doğu'da eser
    Bahar akşamları

    Nicedir özlemişim
    Bir elma ağacının
    Dibine oturmayı

    Nicedir özlemişim
    Şoseleri,dağları

    Nicedir özlemişim
    Bir dosta sarılıp
    Ağlamayı

  19. KUŞATMADA

    Kuşatma altında vermem gerekiyor
    Ömrümü etkileyecek kararları.
    Kuytu bahçelerde değil
    Sarsak odalarda yaşıyorum aşkı.

    En güzel dizeyi buluyorum derken
    Bozuyor düşümü bir klakson sesi
    Aklımda hayatım üstüne düşünceler
    Ve pantolonumdaki yağ lekesi.

    Sırıtkan, sırnaşık bir reklam spotu
    Ekleniyor sonuna duygulu bir filmin
    Sevgi yitiriyor anlamını
    Kaypaklaşıyor kin.

    Bir çocuk ölüsüyle yan yana
    Yaşıyor içimde gülen çocuk.
    Katıksız sevinç duymayı
    Ve üzülmeyi artık unuttuk.

    Gök diye bir şey vardı bir zaman
    Sonsuz, engin, mavi
    Şimdi sünepe bulutların
    Hasta köpekler gibi gezindiği

    Ve dalgakıranlarla zincirlenmiş deniz
    Gitgide çürüyen bir su olmada artık
    Akıtmada zehrini doğaya
    İçimizdeki bataklık...

    Kuşatma altında vermem gerekiyor
    Ömrümü etkileyecek kararları,
    Fakat hiçbir sey kurutamayacak
    Çorak topraklarda yeşerttiğim aşkı…

  20. KARŞILIKLAR

    -Yaşıyor muyum,yoksa öldüm mü
    Diye sordu biri ötekine
    -Ben neden yaşadığımı sormaktayım
    Yıllardır kendime

    -Beni gerçekten seviyor musun
    Diye sordu ilk yaz kırlangıca
    -Bir gün kendimi öldüreceğim
    Dedi adam yargıca

    -Öğleye ne yemek pişireyim
    Diye sordu kadın kocasına
    -Tüm okyanuslarda yüzmek isterdim
    Kahrolası sınırlar olmasa

    -Adamı neden öldürdünüz
    Diye sordu yargıç katillere
    -Seviyorum seni ey yaşam
    Bütün hücrelerimle..

  21. İLKBAHAR

    Yüzümü bulutlara kaldırıp
    Dua eder gibi mırıldanıyorum
    Kuşlarla, otlarla yıkanıyorum
    Rüzgarla, ilkbaharla

    Güneş gözkapaklarımı ısıtıyor
    Ah! Güvenilmez ilkbahar güneşi
    Rüyada mıyım, gerçek mi bu
    Hem var gibiyim, hem yok gibi

    Bir güney kentinde, bir kıyı kahvesinde
    Başakların sonsuz salınışı
    Burada, kendimle başbaşa
    Ömrümü böylece tamamlayabilirim

    Bir kuşu dilinden hiç öpmedim
    Belki bir gün öpebilirim
    Belki bir gün rüzgar olurum ben de
    Eserim başakların üzerinden
    Kalbim bir yaz gününe karışsın isterim
    Bir kuş cıvıltısında doğmak için yeniden

  22. İNSANLAR...

    İnsanlar da ülkelere benziyor
    Sınırları var, yüzölçümleri
    Yasaları var
    Bayrakları, ilkeleri
    Kimi dağlık bir arazidir.
    Kimi kıraç
    Kimi bereketli
    Kimi dardır
    Kimi engin gözalabildiğince
    Kiminin sınırlarından sıkı pasaport denetimiyle girilebilir.
    Elini kolunu sallayarak girersin kiminden içeri
    Sonuçta ne küçümse insanları kızım
    Ne de önemse gereğinden çok
    Ama anlamaya çalış
    Nedir ve ne kadar genişleyebilir yüzölçümleri

  23. GÖRE..

    Gözlerimiz birbirine göre
    Ellerimiz, dudaklarımız
    Ve aşk bize göredir

    Gece tam aşka göre
    Rüzgar geceye göre
    Ve yağmur rüzgara göredir

    Öpüşmelerimiz yağmura göre
    Odamız öpüşlerimize göre
    Ve dünya odamıza göredir

    Ve biz dünyaya göreyiz

  24. GİZLİCE SEVGİLİM

    Rüyalar bile geceleri bekler
    Gizlice görünmek için
    Yüreğimdesin, saklısında içimin
    Gizlice sevgilim

    Kimse bilmesin üzgünlüğümü
    Taşırım ölümüm gibi bu duyguyu
    En gizli kuytularında ömrümün
    Bir yer var gizlice sevgilimin uyuduğu

    Gizlice sevgilim, yaşam kadar acı
    Canımı tutuşturan özlem gibi
    Özlüyorum derin yokoluşta
    Gizlice sevgilimi

  25. BU AŞK BURADA BİTER

    Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
    Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver
    Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
    Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider

    Bir hatıradır şimdi dalgın uyuyan şehir
    Solarken albümlerde çocuklar ve askerler
    Yüzün bir kır çiçeği gibi usulca söner
    Uyku ve unutkanlık gittikçe derinleşir

    Yanyana uzanırdık ve ıslaktı çimenler
    Ne kadar güzeldin sen! nasıl eşsiz bir yazdı!
    Bunu anlattılar hep, yani yiten bir aşkı
    Geçerek bu dünyadan bütün ölü şairler

    Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
    Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver
    Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
    Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider

  26. ÇOK SEVDİM BİR ZAMANLAR

    Çok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de
    Alıp başımı gitmeyi yollar boyunca
    Seyretmek bir bozkır akşamını camından bir otobüsün
    Masal şehirlerini geçerken hızla

    Çok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de
    Ürpertili, sımsıcak tenini kadınların
    Salmak serin sulara gövdemi
    Düşüp gitmek ardına şiirin ve aşkın

    Çok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de
    Varolduğumu düşünmeyi, ürpererek...
    Karanlık bir odada küçük bir çocuk gibi
    Yağmurdan ve yalnızlıktan ürkek

    Çok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de
    Düşüncemi geniş ve sonsuz olanla birleştirmeyi
    Hırçın ve ele geçmezce atılgan
    Uysal ve usulcacık benim olan şeyi...

    Çok sevdim birzamanlar, seviyorum yine de
    Ve hep seveceğim beynim ve tenim varoldukça bu dünyada
    Pırıl pırıl olanı, her zaman bir güz diriliğinde
    Değişmez ve değişken olanı sonsuzca...

  27. DÜŞMEK

    "Uçak şimdi
    Düşüyor"
    Dedi yanımdaki.
    Düşmenin bilmesem
    İnmek olduğunu
    Azerice'de
    Herhalde o saat
    Yüreğime inerdi.

  28. BEN ÖLÜRSEM AKŞAMÜSTÜ ÖLÜRÜM

    Ben ölürsem akşamüstü ölürüm
    Şehre simsiyah bir kar yağar
    Yollar kalbimle örtülür
    Parmaklarımın arasından
    Gecenin geldiğini görürüm

    Ben ölürsem akşamüstü ölürüm
    Çocuklar sinemaya gider
    Yüzümü bir çiçeğe gömüp
    Ağlamak gibi isterim
    Derinden bir tren geçer

    Ben ölürsem akşamüstü ölürüm
    Alıp başımı gitmek isterim
    Bir akam bir kente girerim
    Kayısı ağaçları arasından
    Gidip denize bakarım
    Bir tiyatro seyrederim

    Ben ölürsem akşamüstü ölürüm
    Uzaktan bir bulut geçer
    Karanlık bir çocukluk bulutu
    Gerçeküstü bir ressam
    Dünyayı değiştirmeye başlar
    Kuş sesleri, haykırışlar
    Denizin ve kırların
    Rengi birdenbire karışır

    Sana bir şiir getiririm
    Sözler rüyamdan fışkırır
    Dünya bölümlere ayrılır
    Birinde bir pazar sabahı
    Birinde sararmış yapraklar
    Birinde bir adam
    Her şeye yeniden başlar

  29. HAYATI
    Bir Ziraat Yüksek mühendisinin oğlu. Ortaöğrenimini Çankırı Lisesinde yaptı (1960) , DTCF Rus Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi (1966) .

    Bir süre çevirmenlikle uğraştı, askerliğini yaptıktan sonra da bu uğraşını sürdürdü.1970'den sonra üç yıl yurt dışında çeşitli ülkelerde bulundu, sıkıyönetimce arandığı için 1974 Af Yasası'ndan sonra yurda döndü, İstanbul Şehir Tiyatrolarına dönen Muhsin Ertuğrul tarafından damaturgut olarak görevlendirildi.

    Çankırı'da öğrenciyken mahalli gazete ve dergilerde ilk denemelerini Ataol Gürus imzasıyla yayımlayan Behramoğlu, Varlık (1960) , Yelken, Devinim 60, Yapraklar gibi dergilerde çıkan şiirleriyle tanındı, DTCF'ndeki bir şiir yarışmasında da birincilik kazandı (1964) .

    Halkın Dostları dergilerindeki şiirleriyle (1965'ten sonra) toplumcu özü öne alan bir şair olarak göründü. İmgeci şiirden yalın ve toplumcu şiire geçerek siyasal düşüncenin şiirde eritilmesini amaçladı.


    ESERLERİ
    Şiir kitapları: Bir Ermeni General (1965) , Bir Gün Mutlaka (1970) , Yolculuk Özlem Cesaret ve Kavga Şiirleri (1974) , Ne Yağmur... Ne Şiirler (1976) , Kuşatmada (1978) , Mustafa Suphi Destanı (1979) , Dörtlükler (19890) , İyi Bir Yurttaş Aranıyor (1983) , Eski Nisan (1987) , Türkiye Üzgün Yurdum, Güzel Yurdum (1985) , Kızıma Mektuplar (1985)

  30. Yıkılma Sakın

    Kötü şey uzakta olmak
    Dostlarından, sevdiğin kadından
    Yasaklanmak bütün yaşantılara
    Seni tamamlayan, arındıran
    Kapatıldığın dört duvar arasında
    Sağlıklı, genç bir adam olarak

    Neler gelmez ki insanın aklına
    Sevinçli, özgür günlere dair
    Kalmıştır yüzlerce yıl uzakta
    Onunla ilk kez öpüştüğün şehir
    Acı, zehir zemberek bir hüzün
    Kalbinden gırtlağına doğru yükselir

    Görüyorsun işte küçük adamları
    ..........
    ..........

  Okunma: 3227 - Yorum: 29