Mevlana Sözleri ve Açıklamaları - Delinetciler Portal

Mevlana Sözleri ve Açıklamaları

  1. sponsorlu bağlantılar
    Kâinatın yaratılış sebebi, varlığın mayası, hayatın aslı-özü.

    Hem gönül dünyasının şahı, hem şiirin-edebiyatın başta gelen teması…

    Pek çok kişi, pek çok söz söyleye gelmiştir aşka dair. Ama ondan bahsedenler arasında çok özel bir isim vardır: Mevlâna Celaleddin Rûmî

    Aşkı hem zirvelerde yaşamış, hem de çokça ve güzelce dile getirmiş bir kimsedir.

    Mevlâna'nın aşk üzerine söyledikleri büyük bir çeşitlilik gösterir. Bununla beraber bu sözlerin temel bir ekseni, rotası vardır. Bunu dikkate alarak doğru bir zemine oturtmak gerekir bu sözleri.

    Öte yandan Mevlâna'nın söyleminin tasavvufî bir çerçevesi olduğunun bilinmesi gerekir. Ayrıca Mevlâna tasavvufun sevgi kanadıyla uçmuş, aşkı çok daha güzel bir yol haline getirmiştir. Her şeye aşkın penceresinden bakıp onu her cephesiyle işleyerek adeta bir cadde yapmıştır bu "aşk yolu"nu.

    Biz onun her bir ifadesinde adeta aşkın farklı bir yönünü, rengini buluruz. O, aşkı anlam dünyasının bütün renkleri ve zenginlikleriyle dile getirir. Böylelikle de sema eder gibi bir anafor oluşturur adeta. Üzerinden geçtiği her şeyi içine alıp dönen bir girdap…

    Mevlâna anlatılması çok müşkül olan aşkın pek çok vasıf ve görüntüsünü dile getirir. Onun hemen bütün eserlerinden alarak oluşturduğumuz bu çalışmadaki her bir söz, cümle, mısra, beyit, paragraf bir bakıma Mevlâna'nın "Aşk nedir?" sorusuna vermiş olduğu birer cevaptır.

    sponsorlu bağlantılar

      Konuyu Beğendin mi?

  2. Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez.

    Düşüncen gül ise sen gül bahçesisin, diken ise dikenliksin.

    Komşularından av kapmak aslanlara ayıptır, köpeklere değil.

    dünya alimin kıymetsiz oyuncağı, delinin de değerli salıncağıdır.

    Kargalar ötmeye başlayınca bülbüller susarak, davaya benzer, cefa çekmek te şahide, şahidin yoksa davayı kazanamazsın.

    Aşksız olma ki, ölü olmayasın Aşk ile öl ki, diri kalasın...

    eğer dostun yoksa niçin aramıyorsun. eğer dost buldunsa niçin sevinmiyorsun.

    Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşıdakinin anlayabildiği kadardır.

    Insan yüzlü pek çok seytan var, her ele el vermemek gerek.

    Herkes herkese bir lokma birşey verebilir ama bogaz bagişlamak, ancak Allah'ın işidir.

    Çok insan gördüm, üzerinde elbisesi yok; çok elbise gördüm, içinde insan yok.

    Tatli suyun bası kalabalık olur.

    Putlarin anasi, nefsinizin putudur.

    Ecel verileni almadan önce, verilmesi gereken herşeyi vermek gerekir.

    Nefis üç köseli dikendir, ne türlü koysan batar.

    Kusursuz dost arayan, dostsuz kalir.

    Bir kimseyi tanimak istiyorsan düşüp kalktıgı arkadaşlarına bak.

    Bir şeyi bulunmadigi yerde aramak, Onu aramamak demektir.

    Hiç bir el, gönülden gizli bir iş yapamaz.

    Bir mum diger bir mumu tutusturmakla işigindan birsey kaybetmez.

    Kurdun kuzuyu yemeye niyetlenmesinde sasilacak bir sey yok. Sasilacak olan odur ki, bu kuzu, kurda gönül baglamis, asik olmustur.

    Ne kadar bilirsen bil söylediklerin karsindakinin anlayabildigi kadardir.

    Dogrudan nasihat, kisiyi yaralar.

    Hayatta muvaffak olmak için üç sey lazimdir: Dikkat, intizam, çalisma.

    Her seye dogru demek ahmakliktir, fakat her seye yanlis demek de zorbaliktir.

    Akil, ask ve can! Bu üçü üçgendir. Her derde çare, her yaraya merhemdir.

    Dertli adamin kararsizliklarla, dumanlarla dolu bir evi vardir. Derdini dinlersen o eve bir pencere açmis olursun.

    Güncelleme : 2012-02-16
  3. Ya olduğun gibi görün, yada göründüğün gibi ol.

    **İyi kanunlar, vicdanların yazılmış şekilleridir.

    **Sevgi her zaman karşılık görür, ki de.

    **Fırtınalar insanın denizi sevmesine engel olamaz.

    **Yaşlandığında çocuklarından bekleyeceğin şey, senin babana yaptığındır.

    **Aşağıda olan, düşmekten korkmaz.

    **Hiçbir şeye gülmeyenle, her şeye gülenden sakının.

    **Dünyanın en yoksul insanı, paradan başka hiçbir şeyi olmayandır.*

    **Ne kadar yaşadığımız değil, nasıl yaşadığımız önemlidir.*

    **Tek bir soru bin cevap dan daha güçlü olabilir.

    **Hekimlerin yaptığı en büyük hata, ruhu düşünmeden yalnız bedeni tedaviye teşebbüs etmeleridir.

    **Herkes dünyanın nizama girmesini ister, fakat gayreti başkasından bekler.*

    **İnsanlar önce para kazanmak için sağlıklarını, sonra da sağlıklarını kazanmak için paralarını verirler.

    **İnsanın gözü karanlıkta da iyi görmez, fazla ışıkta da.*

    **Bilginin azı tehlikelidir.*

    **Büyük ve Üstün insan daima memnun ve rahattır. Küçük insan ise daima üzüntü ve telaş içindedir.

    **Elinizde alet olarak sadece çekiç varsa bütün sorunlar gözünüze çivi gibi görünür.

    **Zalimler için yaşasın cehennem

    **Yaşamak bir dağa tırmanmak gibidir. Tırmandıkça yorgunluğunuz artar,

    **nefesiniz daralır ama görüş açınız genişler*

    **Tembellik dünyada en büyük israftır: hayatın israfı…*

    **Duygularınıza sahip olun yoksa onlar sizlere sahip olurlar.

    **Okumasını biliyorsan, her insanın bir kitap olduğunu görebilirsin.

    **Yalanı söküp atmadan gerçeği dikemezsin.

    **Bir şey feda edilmeden, hiçbir şey kazanılmaz.

    **Büyük sahtekarlar küçük ayrıntılarda doğrucudur.

    **Bildiğini bilenin arkasından gidiniz, bildiğini bilmeyeni uyarınız, bilmediğini bilene öğretiniz, bilmediğini bilmeyenden kaçınınız.*

    **Para iyi bir hizmetkar, kötü bir efendidir.

    **Hikmetli sözler taşa işlenen nakışlar gibidir.


  4. İnsan, büyük bir şeydir ve içinde her şey yazılıdır. Fakat karanlıklar ve perdeler bırakmaz ki insan içindeki o ilmi okuyabilsin. Bu perdeler ve karanlıklar; bu dünyadaki türlü türlü meşguliyetler, insanın dünya işlerinde aldığı çeşitli tedbirler ve gönlün sonsuz arzularıdır.

    Hz. Mevlana, yeni bir durumsayış ve yeni bir anlayış:
    “Kendine gel, yepyeni bir söz söyle de dünya yenilensin! Sözün öylesine bir söz olmalı kidünyanında sınırını aşmalı. Sınır nedir, ölçü ne? Bilmemeli!”

    Ya olduğun gibi görün,
    Ya da göründüğün gibi ol.

    Hz. Mevlana’nın kendi bakış açılarını yansıttığı ve amaçlarını açıkladığı sözü:
    “Biz birleştirmek için geldik, ayırmak için değil.”

    Hz. Mevlana’nın evrensel bakış açısını anlatan bir sözü:
    “Tapımızda (yolumuzda) riyazat yok; burada hep lütuf var, bağış var. Hep sevgi, hep gönül alış, hep aşk, hep huzur var burada.”

    Hz. Mevlana sözlerinin şifa ve gıda oluşunun sırrını şu sözlerle açıklaaktadır:
    “Söz söyleyen kemal sahibi olursa, marifet ve hakikat sofrasını serdi mi, o sofrada her türlü yemek bulunur. Herkes orada gıdasını bulur.”

    Güzel söyle de halk, yüzyıllar boyunca okusun.
    Tanrı’nın dokuduğu kumaş ne yıpranır, ne eskir.

    Ben kilitten seslenen bir kapı anahtarı gibiyim sanki.
    Sanır mısın ki benim sözüm sadece bir sözdür.

    Ey oğul, herkesin ölümü kendi rengindendir. Düşmana düşmandır, dosta dost!

    Ayna Türk’e nazaran güzel bir renktedir. Zenciye nazaran o da zencidir.

    Ey can, aklını başına devşir. Ölümden korkup kaçarsın ya; doğrusu sen, kendinden korkmaktasın.

    Gördüğün, ölümün yüzü değil, kendi çirkin yüzün. Canın bir ağaca benzer; ölüm onun yaprağıdır.

    İyiyse de senden yetişmiş, yeşermiştir; kötüyse de. Hoş nahoş.. gönlüne gelen her şey senden, senin varlığından gelir.

    Bizim sözlerimizin hepsi nakit, başkalarınınki nakildir.
    Nakil, nakdin fer’idir.

    Sözünü öyle bir izah et ki havas da avam da istifade etsin.

    Herkesin aklının ereceği, fikrinin anlayacağı bir tarzda anlat.

    Söz söyleyen kemal sahibi olursa, (mağfiret ve hakikat) sofrasını yaydı mı, o sofrada her türlü aş bulunur.

    Hiçbir misafir aç kalmaz, herkes o sofrada kendi gıdasını bulur.

    Güzel üslupla söz söyleyenleriz;
    Mesih’in talebesiyiz; nice ölülere tuttuk da can üfürdük biz.

    Surette kalırsan putperestsin. Her şeyin suretini bırak, manaya bak.
    Hacca giderken hac yoldaşı ara. Ama ha Hintli olmuş, ha Türk, ha Arap.
    Onun şekline, rengine bakma; azmine ve maksadına bak.
    Rengi kara bile olsa değil mi ki seninle aynı maksadı gdüyor, aynı senin rengindedir, sen ona beyaz de.

    Bu dünya zindandır, biz de zindandaki mahkumlarız.
    Zindanı del, kendini kurtar!
    Dünya nedir? Allah’tan gafil olmaktır.
    Kumaş, para, ölçüp tartarak ticaret yapmak ve kadın; dünya değildir.

    İnsaf et, aşk güzel bir iştir!
    Onun bozulması, güzelliğini kaybetmesi, (insanlardaki) tabiatın kötü niyetli oluşundandır.
    Sen, kendi şehvetine ve arzularına aşk adını takmışsın;
    Halbuki şehvetten kurtulup aşka ulaşabilmek için yol çok uzundur.

    Gönlünde Allah sevgisi arttı mı, şüphe yokki Allah seni seviyor.

    Ben,
    İnsanlara faydam dokunsun diye bu dünya zindanında kalmışım.
    (Yoksa) hapishane nerede, ben nerede?
    Kimin malını çalmışım?

    Aynı dili konuşmak, akrabalık ve bağlılıktır.
    İnsan, yabancılarla kalırsamahpusa benzer.
    Nice Hintli, nice Türk vardır ki dildeştirler (aynı dili konuşurlar).
    Nice iki Türk de vardır ki birbirine yabancı gibidirler.
    Şu halde “mahremlik (yakınlık) dili” bambaşka bir dildir.
    Gönül birliği (gönüldaşlık) dil birliğinden daha iyidir.
    Gönülden sözsüz, işaretsiz, yazısız yüz binlerce tercüman zuhur eder.

    Pergel gibiyiz; bir ayağımız sımsıkı şeriata bağlı,
    Diğer ayağımızla yetmiş iki milleti dolaşıyoruz.

    Ey özden habersiz gafil!
    Sen hala kabukla öğünüyorsun!

    Göğsünün içindekini hakiki gönül sanan kimse,
    Hak yolunda iki üç adım attı da her şey oldu bitti sandı.
    Aslında tesbih, seccade, tevbe, sofuluk, günahtan sakınma, bunların hepsi yolun başıdır.
    Hak yolcusu aldandı da bunları varacağı konak sandı.

    Bedenler, ağızları kapalı testilere benzerler.
    Her testide ne var? Sen ona bak.

    Ey Tanrı kitabının nüshası insanoğlu!
    Sen, kainatı yaratan Hakk’ın güzelliğinin bir aynasısın!
    Her şey sensin. Alemde ne varsa, senden dışarıda değil.
    Her ne ararsan, onu kendinden iste, kendinde ara.

    Kimden kaçıyoruz, kendimizden mi? Ne olmayacak şey!
    Kimden kapıp kurtarıyoruz, Hak’tan mı? Ne boş zahmet.

    Yetmiş iki millet kendi sırrını bizden dinler. Biz, bir perde ile yüzlerce ses çıkaran bir ney gibiyiz.

    Hz. Mevlana’ya sormuşlar “aşk nedir?” diye. Ben ol ki bilesin! demiş…

    Hz. Mevlana şöyle seslenmiştir insanlığa:
    “Yine gel, yine gel, her ne olursan ol yine gel
    İster kafir, ateşe tapan, putperest ol yine gel
    Bizim bu dergahımız ümitsizlik dergahı değildir
    Yüz defa tövbeni bozmuş olsun da yine gel.”

    Hz. Mevlana, yeni bir durumsayış ve yeni bir anlayış:
    “Kendine gel, yepyeni bir söz söyle de dünya yenilensin! Sözün öylesine bir söz olmalı kidünyanında sınırını aşmalı. Sınır nedir, ölçü ne? Bilmemeli!”

    Ne olurdu, seninle tatlılaşsaydım; yaşayış zaten acı.
    Ne olurdu, sen razı olsaydın benden de, herkes kızsaydı bana.
    Ne olurdu, seninle aram düzgün olsaydı da, bütün alemlerle aram açılsaydı, dünya yıkılıp yansaydı.
    Sen beni sevdikten sonra malın mülkün değeri mi olur? Zaten toprak üstünde ne varsa hepsi de toprak olacaktır.
    Alem O’nunla kaimdir ve O’nsuz olan hiçbir şey yoktur. O’nun rızası, rahmeti, bereketi ve tecellisi olmayan hiçbir şeyin değeri yoktur.

  5. Aklı bir dalgıç say, aşksa bir denizdir

    Aşk altın değildir, saklanmaz

    Aşığın bütün sırları meydandadır

    Aşk büyüklere baldır,çocuklara süt

    Aşk altın madenine düşmektir

    Aşk, göğe uçmak, her solukta yüzlerce perdeyi yırtmaktır

    Aşık bir başkasının çaldığı davula kulak asmaz bir başkasının çaldığı davul sesiyle uyanmaz

    Aşığın sertliği yumuşaklıktır

    Aşık hastalanır ama ölmez

    Aşk öyle bir varlıktır ki onda doğa kimyası var
    Bir buluttur, onda yüzz binlerce şimşek var

    Aşk söze sığmaz Aşk, bir denizdir ki, dibi görünmez

  6. mevlanadan nasihat,mevlana nasihatları,mevlanadan nasihatlar

    Mevlanadan Nasihat Sözleri



    Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez.

    Düşüncen gül ise sen gül bahçesisin, diken ise dikenliksin.

    Komşularından av kapmak aslanlara ayıptır, köpeklere değil.

    dünya alimin kıymetsiz oyuncağı, delinin de değerli salıncağıdır.

    Kargalar ötmeye başlayınca bülbüller susarak, davaya benzer, cefa çekmek te şahide, şahidin yoksa davayı kazanamazsın.

    Aşksız olma ki, ölü olmayasın Aşk ile öl ki, diri kalasın...

    eğer dostun yoksa niçin aramıyorsun. eğer dost buldunsa niçin sevinmiyorsun.

    Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşıdakinin anlayabildiği kadardır.

    Insan yüzlü pek çok seytan var, her ele el vermemek gerek.

    Herkes herkese bir lokma birşey verebilir ama bogaz bagişlamak, ancak Allah'ın işidir.

    Çok insan gördüm, üzerinde elbisesi yok; çok elbise gördüm, içinde insan yok.

    Tatli suyun bası kalabalık olur.

    Putlarin anasi, nefsinizin putudur.

    Ecel verileni almadan önce, verilmesi gereken herşeyi vermek gerekir.

    Nefis üç köseli dikendir, ne türlü koysan batar.

    Kusursuz dost arayan, dostsuz kalir.

    Bir kimseyi tanimak istiyorsan düşüp kalktıgı arkadaşlarına bak.

    Bir şeyi bulunmadigi yerde aramak, Onu aramamak demektir.

    Hiç bir el, gönülden gizli bir iş yapamaz.

    Bir mum diger bir mumu tutusturmakla işigindan birsey kaybetmez.

    Kurdun kuzuyu yemeye niyetlenmesinde sasilacak bir sey yok. Sasilacak olan odur ki, bu kuzu, kurda gönül baglamis, asik olmustur.

    Ne kadar bilirsen bil söylediklerin karsindakinin anlayabildigi kadardir.

    Dogrudan nasihat, kisiyi yaralar.

    Hayatta muvaffak olmak için üç sey lazimdir: Dikkat, intizam, çalisma.

    Her seye dogru demek ahmakliktir, fakat her seye yanlis demek de zorbaliktir.

    Akil, ask ve can! Bu üçü üçgendir. Her derde çare, her yaraya merhemdir.

    Dertli adamin kararsizliklarla, dumanlarla dolu bir evi vardir. Derdini dinlersen o eve bir pencere açmis olursun.


  7. Tebrizli Şemsin sözleri,Şemsin sözleri,Tebrizli Şems ,Tebrizli Şems felsefesi ,Tebrizli Şems Sözleri

    "Birinci kural: Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet Tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sen de korku ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok eğer, Tanrı dendin mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir."


    İkinci Kural: Hak yolunda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil. Klavuzun daima yüreğin olsun, omzun üstündeki kafan değil. Nefsini bilenlerden ol, silenlerden değil..


    Üçüncü Kural: Kuran dört seviyede okunabilir. İlk seviye zahiri manadır. Sonraki batıni mana. Üçüncü seviye batıninin batınisidir. Dördüncü seviye o kadar derindir ki kelimeler kifayetsiz kalır tarif etmeye."


    Dördüncü Kural: Kainattaki her zerrede Allah'ın sıfarlarını bulabilirsin, çünkü o camide, mescitte, kilisede, havrada değil, heran heryerdedir. Allahı görüp yaşamayan olmadığı gibi, O'nu görüpte ölende yoktur. Kim O'nu bulursa, sonsuza dek O'nda kalır...

    Beşinci Kural: Aklın kimyası ile Aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. "Aman sakın kendini" diye tembihlenir.
    Halbuki AŞK öylemi? Onun tek dediği: "Bırak kendini, ko gitsin!"
    Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!


    Altıncı Kural: Şu dünyadaki çatışma, önyargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır. Sen sen ol, kelimelere fazla takılma. Aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir. Aşık dilsiz olur...

    Yedinci Kural: Şu hayatta tek başına inzivaya kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, Hakikat'i keşfedemezsin. Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin...

    Sekizinci Kural: Başına ne gelirse gelsin, Karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile, çaldım , sonunda O sana kimsenin bilmediği gizli bir patika açar. Sen şu anda görmesende dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var. Şükret! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır.
    Sufi, dileği gerçekleşmediğinde de şükredebilendir...

    Dokuzuncu Kural: Sabretmek öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah aşıkları sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder. Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir.


    Onuncu Kural: Ne yöne gidersen git, -Doğu, Batı, Kuzey ya da Güney- çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi sonunda arzı dolaşır..

    On Birinci Kural: Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana rahminden bebeğe yol açılmaz. Senden yepyeni ve taptaze bir "sen" zuhur edebilmesi için zorlıkla, sancılara hazır olman gerekir.


    On İkinci Kural: Aşk bir seferdir. Bu sefere çıkan her yolcu istesede istemese de tepeden tırnağa değişir. Bu yollara dalıpta değişen yoktur.

    On Üçüncü Kural: Şu dünyada semadaki yıldızlardan daha fazla sayıda sahte hacı hoca şeyh şıh var. Hakiki mürşit seni kendi içinde bakmaya ve nefsini aşıp kendindeki güzellikleri bir bir keşfetmeye yönlendirir. Tutup da ona hayran olmaya değil.

    On Dördüncü Kural: Hakk'ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın. "Düzenim bozulur hayatım altı üstüne gelir" diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?

    On Beşinci Kural: 'Allah, içte ve dışta her an hepimizi tamama erdirmekle meşguldur. Tek tek herbirimiz tamamlanmamış sanat eseriyiz. Yaşadığımız her hadise, atlattığımız her badire eksiklerimizi gidermemiz için tasarlanmıştır. Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uğraşır çünkü beşeriyet denen eser, kusursuzluğu hedefler...

    'On Altıncı Kural: Kusursuzdur ya Allah, O'nu sevmek kolaydır. Zor olan hatasıyla sevabıyla fani insanları sevmektir. Unutma ki kişi bir şeyi ancak sevdiği ölçüde bilebilir. Demek ki hakikaten kucaklamadan ötekini, Yaradan'dan ötürü yaratılanı sevmeden, ne lâyıkıyla bilebilir, ne lâyıkıyla sevebilirsin.'

    'On Yedinci Kural: Esas kirlilik, dışta değil içte, kisvede değil kalpta olur. Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır. Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir.'

    'On Sekizinci Kural: Tüm kainat olanca katmanları ve karmaşasıyla insanın içinde gizlenmiştir. Şeytan, dışımızda bizi ayartmayı bekleyen korkunç bir mahluk değil, bizzat içimizde bir sestir. Şeytanı kendinde ara; dışında, başkalarında değil. Ve unutma ki nefsini bilen Rabbini bilir. Başkalarıyla değil, sadece kendiyle uğraşan insan, sonunda mükafat olarak Yaradan'ı tanır.'

    On Dokuzuncu Kural: Başkalarından saygı, ilgi ya da sevgi bekliyorsan, önce sırasıyla kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı, sevin. Yakında gül yollayacak demektir.


    Yirminci Kural: Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.


    Yirmi Birinci Kural: Hepimiz farklı sıfatlarla sıfatlandırıldık. Şayet Allah herkesin tıpatıp aynı olmasını isteseydi, hiç şüphesiz öyle yapardı. Farklılıklara saygı göstermemek, kendi doğrularını başkalarına dayatmaya kalkmak, Hak'ın mukaddes nizamına saygısızlık etmektir.


    Yirmi İkinci Kural: Hakiki Allah Aşığı bir meyhaneye girdi mi orası ona namazgah olur. Ama bekri aynı namazgaha girdi mi orası ona meyhane olur. Şu hayatta ne yaparsak yapalım, niyetimzdir farkı yaratan, suret ile yaftalar değil.

    Yirmi Üçüncü Kural:
    Yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş rengarenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret. Kimisi oyuncağı o kadar ciddiye alır ki ağlar, perişan olur onun için. Kimisi eline alır almaz şöyle bir kurcalar oyuncağı, kırar ve atar. Ya aşırı kıymet verir, ya kıymet bilmeyiz.
    Aşırılıktan uzak dur. Sufi ne ifrattadır ne tefritte. Sufi daima orta yerde...


    Yirmi Dördüncü Kural: Madem ki insan eşref-i mahlukattır, yani varlıkların en şereflisi, attığı her adımda Allah'ın yeryüzündeki halifesi olduğunu hatırlayarak, buna yakışır soylulukta hareket etmelidir. İnsan yoksul düşse, iftiraya uğrasa, hapse girse, hatta esir olsa bile, gene de başı dik, gözü pek, gönlü emin bir halife gibi davranmaktan vazgeçmemelidir.


    Yirmi Beşinci Kural:
    Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama. İkisi de şu an burada mevcut. Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeyi başarsak, cennetteyiz aslında. Ne vakit birileryle kavgaya tutuşsak; nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme düşüveririz...

    Yirmi Altıncı Kural: Kainat yekvücut, tek varlıktır. Her şey ve herkes görünmez iplerle birbirine bağlıdır. Sakın kimsenin ahını alma; bir başkasının, hele hele senden zayıf olanın canını yakma. Unutma ki dünyanın öte ucunda tek bir insanın kederi, tüm insanlığı mutsuz edebilir. Ve bir kişinin saadeti, herkesin yüzünü güldürebilir.


    Yirmi Yedinci Kural: Şu dünya bir dağ gibidir, ona nasıl seslenirsen o da sana sesleri öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır. Şer çıkarsa, sana gerisin geri şer yankılanır.
    Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece sadece güzel sözler et. Kırk gün sonunda göreceksin her şey değişmiş olacak. Senin gönlün değişirse, dünya değişir.



    Kural Yirmi Sekiz:
    Geçmiş, zihinlerimizi kaplayan bir sis bulutundan ibaret. Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi. Ne geleceğimizi bilebilir, ne geçmişimizi değiştirebiliriz. Sufi daima şu an'ın hakikatini yaşar.


    yirmidokuzuncu kural:Kader, hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten, 'ne yapalım kaderimiz böyle' deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolucuya aittir. Öyleyse ne hayatının hakimisin, ne de hayat karşısında çaresizsin. Bunu anlatır Yirmi Dokuzuncu Kural...

    Otuzuncu Kural:
    Hakiki Sufi öyle birdir ki başkaları tarafından kınansa, ayıplansa, dedikodusu yapılsa, hatta iftiraya uğrasa bile, o ağzını açıp da kimse hakkında tek kelime kötü laf etmez.
    Sufi kusur görmez. Kusur örter.


    Otuz Birinci Kural:
    Hakk'a yakınlaşabilmek için kadife gibi bir kalbe sahip olmalı. Her insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir. Kimi bir kaza geçirir, kimi ölümcül bir hastalık; kimi ayrılık acısı çeker, kimi maddi kayıp... Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız. Ama kimimiz bundaki hikmeti anlar ve yumuşa; kimimiz ise, ne yazık ki daha da sertleşerek çıkar.


    Otuz İkinci Kural: Aranızdaki bütün perdeleri tek tek kaldır ki, Tanrı'ya saf bir aşkla bağlanabilesin. Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma. Bilhassa putlardan uzak dur, dost. Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma! İnancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama!


    Otuz Üçüncü Kural:
    Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken, sen HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl ki çömleği tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil, hiçlik bilincidir.


    Otuz Dördüncü Kural:
    Hakk'a teslimiyet ne zayıflık ne edilgenlik demektir. Tam tersine, böylesi bir teslimiyet son derece güçlü olmayı gerektirir. Teslim olman insan çalkantılı ve girdaplı sulardan debelenmeyi bırakır; emin bir beldede yaşar.


    Otuz Altıncı Kural: Hileden, desiseden endişe etme. Eğer birileri sana tuzak kuruyor, zarar vermek istiyorsa, Tanrı da onlara tuzak kuruyordur. Çukur kazanlar o çukura kendileri düşer. Bu sistem karşılıklar esasına göre işler. Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne bir katre şer.
    O'nun bilgisi dışında yaprak bile kıpırdamaz. Sen sadece buna inan!


    Otuz Yedinci Kural:
    Tanrı kılı kırk yararak titizlikle çalışan bir saat ustasıdır. O kadar dakiktir ki sayesinde her şey tam zamanında olur. Ne bir saniye erken, ne bir saniye geç. Her insan için bir aşık olma zamanı vardır, bir de ölmek zamanı.


    Otuz Sekizinci Kural: 'Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım?' diye sormak için hiçbir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün.
    Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa, yazık. Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.


    Otuz Dokuzuncu Kural: Noktalar sürekli değişse de bütün aynıdır. Bu dünyadan giden her hırsız için bir hırsız daha doğar. Ölen her dürüst insanın yerini bir dürüst insan alır. Hem bütün hiçbir zaman bozulmaz, her şey yerli yerinde kalır, merkezinde... Hem de bir günden bir güne hiçbir şey aynı olmaz.
    Ölen her Sufi için bir Sufi daha doğar.


    Kırkıncı Kural: Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peçesinde mi koşmalıyım mecazi mi, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani mi diye sorma! Ayrımlar ayrımları doğurur. AŞK'ın ise hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur. Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde, ya da dışındasındır,hasretinde...

  8. Mevlanadan aşk sözleri
    Mevlananın aşk üzerine sözleri


    Ben dostlarımı ne aklımla ne kalbimle severim
    Olur ya kalp durur...
    Akıl unutur...
    Ben dostlarımı ruhumla severim
    O ne durur,nede unutur...



    Hz. Mevlana'ya sormuşlar "aşk nedir?" diye. Ben ol ki bilesin! demiş…



    "Biz birleştirmek için geldik, ayırmak için değil."



    "Tapımızda (yolumuzda) riyazat yok; burada hep lütuf var, bağış var. Hep sevgi, hep gönül alış, hep aşk, hep huzur var burada."



    Ey oğul, herkesin ölümü kendi rengindendir. Düşmana düşmandır, dosta dost!



    İnsaf et, aşk güzel bir iştir!
    Onun bozulması, güzelliğini kaybetmesi, (insanlardaki) tabiatın kötü niyetli oluşundandır.
    Sen, kendi şehvetine ve arzularına aşk adını takmışsın;
    Halbuki şehvetten kurtulup aşka ulaşabilmek için yol çok uzundur.

  9. Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol, tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.

    Şu dünyada yüzlerce ahmak, etek dolusu altın verir de, şeytandan dert satın alır.

    Vazifesini tam yerine getirmemiş olanın vicdan yarasına ne mazaretin devası ne ilacın şifası deva getirmiş..

    Aşk altın değildir, saklanmaz. Aşıkın bütün sırları meydandadır..

    Yeşillerden, çiçeklerden meydana gelen bahçe geçici, fakat akıllardan meydana gelen gül bahçesi hep yeşil ve güzeldir..

    Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.

    Aşk, davaya benzer, cefa çekmek de şahide: Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki..

    Sen diri oldukça ölü yıkayıcı seni yıkar mı hiç?

    İsa'nın eşeğinden şeker esirgenmez ama eşek yaratılışı bakımından otu beğenir.

    Dert, insanı yokluğa götüren rahvan attır.

    Ehil olmayanlara sabretmek ehil olanları parlatır.

    Leş, bize göre rezildir ama, domuza, köpeğe şekerdir,helvadır.

    Kuzgun, bağda kuzgunca bağırır. Ama bülbül, kuzgun bağırıyor diye güzelim sesini keser mi hiç?

    Pisler, pisliklerini yapar ama sular da temizlemeye çalışır.

    Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür. Selviyi hür bir halde yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir.

    Nasıl olur da deniz, köpeğin ağzından pislenir, nasıl olur da güneş üflemekle söner?

    Akıl padişahı kafesi kırdı mı, kuşların her biri bir yöne uçar

    Tövbe bineği, şaşılacak bir binektir. Bir solukta aşağılık dünyadan göğe sıçrayıverir.

    O beden testisi ab-ı hayatla dopdolu, bu beden testisi ise ölüm zehiri ile. İçindekine bakarsan padişahsın, kabına
    bakarsan yolu yitirdin.

    Genişlik, sabırdan doğar.

    Korkunç bir kurban bayramı olan kıyamet günü, inananlara bayram günüdür, öküzlere ölüm günü.

    Kim daha güzelse kıskançlığı daha fazla olur. Kıskançlık ateşten meydana gelir.

    Dünya tuzaktır. Yemi de istek. İstek tuzaklarından kaçının.

    Irmak suyunu tümden içmenin imkanı yok ama susuzluğu giderecek kadar içmemenin de imkanı yok.

    Gürzü kendine vur. Benliğini, varlığımı kır gitsin. Çünkü bu ten gözü, kulağa tıkanmış pamuğa benzer.

    Ey altın sırmalarla süslü elbiseler giymeye, kemer takmaya alışmış kişi. Sonunda sana da dikişsiz elbiseyi giydirecekler.

    Eşeğe, katır boncuğuyla inci birdir. Zaten o eşek, inciyle denizin varlığından da şüphe eder.

    Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir.

    Oruç tutmak güçtür, çetindir ama Allah'ın kulu kendisinden uzaklaştırmasından, bir derde uğratmasından daha iyidir.

    Ayın, geceye sabretmesi, onu apaydın eder. Gülün, dikene sabretmesi, güle güzel bir koku verir. Arslanın, sabredip
    pislik içinde beklemesi, onu deve yavrusu ile doyurur.

    Zahidin kıblesi, lütuf, kerem sahibi Allah'tır. Tamahkarın kıblesi ise altın torbası.

    Allah ile olduktan sonra ölüm de, ömür de hoştur..

    Sarhoş, cinayeti yapar da sonra "özrüm vardı, kendimde değildim"der. Kendinde olmayış, kendiliğinden gelmedi sana,
    onu sen çağırdın.

    İnsan gözdür, görüştür, gerisi ettir. İnsanın gözü neyi görüyorsa, değeri o kadardır.

    Birinin başına toprak saçsan başı yarılmaz. Suyu başına döksen, başı kırılmaz. Toprakla, suyla baş yarmak istiyorsan, toprağı suya karıştırıp kerpiç yapman gerek.

    Yoldaki bir tepecik seni bunaltmış,oysa önünde yüzlerce dağ var

    Kabuğu kırılan sedef üzüntü vermesin sana, içinde inci vardır.

    Adalet nedir? Her şeyi yerine koymak. Zulüm nedir? Bir şeyi yerine koymamak,başka yere koymak.

    Hiçbir kafire hor gözle bakmayın. Müslüman olarak ölmesi umulur çünkü.

    Şu deredeki su,kaç kere değişti,yıldızların akisleri hep yerinde.

    Yol kesenler olmadıkça ,lanetlenmiş şeytan bulunmadıkça,sabırlılar ,gerçek erler,yoksulları doyuranlar nasıl belirir,anlaşılır?

    Oyun ,görünüşte akla uymaz ama çocuk oyunla akıllanır.

    Anlayış,edep şehirlilerdedir. Ziyafet,garip konaklamak da köylülerde.

    Resimler ister haberleri olsun,ister olmasın,hepsi de ressamın elindedir,o elden çıkar.

    Alışsan güvercin sallanan kamıştan kaçar mı hiç?O kamıştan göklere uçan yere alışmamış olan güvercin ürker,kaçar.

    Mal, sadakalar vermekle hiç eksilmez. Hayırlarda bulunmak,malı yitmekten korur.

    Çalınmış kumaş,devamlı kalmaz insanda. Hırsızı da darağacına götürür.

    Ağlayışın,feryat edişin bir sesi,sureti vardır. Zararınsa sureti yoktur. Zararda insan elini dişler ama zararın eli yoktur.

    Her korkuda binlerce eminlik vardır,göz karasında onca aydınlık mevcut.

    Verdiğini geri alan kişi, köpek gibi kusmuğunu yemiş olur.

    Şarap kadehtedir ama kadehten meydana gelmemiştir ki. Ağzını,şarabı verene aç.

    Ekme günü gizlemek toprağa tohumu saçmak günüdür. Devşirme günüyse tohumun bittiği gündür,karşılığını bulma günüdür.

    Bilgi, sınırı olmayan bir denizdir. Bilgi dileyense denizlere dalan bir dalgıçtır.

    Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?

    Bülbüllerin güzel sesleri beğenilir de bu yüzden kafes çeker onları. Ama kuzgunla baykuşu kim kor kafese?

    Meyve ekşi bile olsa, olmadıkça ona ham derler

    Çayırlıktan, çimenlikten esip gelen yel, külhandan gelen yelden ayırt edilir.

    Dünya malı, bedene tapanlara helaldir.

    Gerçek kokusuyla, ahmağı kandıran yalan sözün kokusu, miskle sarımsak kokusu gibi, söz söyleyenin soluğundan anlaşılır.

    Her dil, gönlün perdesidir. Perde kımıldadı mı, sırlara ulaşılır.

    Ahlaksızların bağırışıyla, yürekli yiğitlerin naraları, tilkiyle arslanın sesi gibi meydandadır.

    Kötü nefis, yırtıcı kuştur.

    Hırsın yemdir, cehennemse tuzak.

    Doğan, avdan av getirir, fakat kendi kanadıyla uçar da avlanır. Padişah da bu yüzden onu keklikle, çil kuşuyla besler.

    Dil, tencerenin kapağına benzer. Kıpırdadı da kokusu duyuldu mu ne pişiyor anlarsın.

    Yemekle dolu karın, şeytanın pazarıdır.

    Sözle anlatılan şey, yalan bile olsa, kokusu, gerçek olduğunu da haber verir, yalan olduğunu da.

    Canım bedenimde oldukça, kulum, köleyim, seçilmiş Muhammet'in yolunun toprağıyım. Birisi sözlerimden bundan başka söz
    naklederse, o kişiden de bezmişim ben, o sözden de.

    Sevgiden, tortulu bulanık sular arı-duru bir hale gelir. Sevgiden, dertler şifa bulur. Sevgiden, ölüler dirilir. Sevgiden, padişahlar
    kul olur. Bu sevgi de bilgi neticesidir.

    Mumundur karanlık veren sana. Anlatırdım bunu ama, gönlünün beli kırılıverir. Gönül şişesini kırarsan artık, yaşamak fayda vermez.

    Rüşvet alan para pul padişahı değiliz. Paramparça olmuş gönül hırkalarını diker, yamarız biz.

    Aşıkların gönüllerinin yanışıyla gözyaşları olmasaydı, dünyada su da olmazdı, ateş de.

    İki parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey görebiliyor musun dünyadan? Sen göremiyorsun diye bu alem yok değildir.
    Görememek ayıbı, göstermemek kusuru, uğursuz nefsin parmağına ait işte.

    İnsan, gözden ibarettir aslında, geri kalan cesettir. Göz ise ancak dostu görene denir.

    A kardeş, keskin kılıcın üzerine atılmadasın, tövbe ve kulluk kalkanını almadan gitme.

    Bir gömlek derdine düşeceksin ama belki o gömlek kefen olacaktır sana.

    Dün geçti gitti. Dün gibi, dünün sözü de geçti. Bugün yepyeni bir söz söylemek gerek.

    Saman çöpü gibi her yelden titrersin. Dağ bile olsan, bir saman çöpüne değmezsin.

    O dağa bir kuş kondu, sonra da uçup gitti. Bak da gör, o dağda ne bir fazlalık var ne bir eksilme.

    Altın ne oluyor, can ne oluyor, inci, mercan da nedir bir sevgiye harcanmadıktan, bir sevgiliye feda edilmedikten sonra

    Gördün ya beni gamdan başka kimse hatırlamıyor, gama binlerce defa aferin.

    Nefsin, üzüm ve hurma gibi tatlı şeylerin sarhoşu oldukça, ruhunun üzüm salkımını görebilir misin ki?

    Ağzını kapa ve altın dolu avucunu aç. Ceset cimriliğini bırak da cömertliği seç.

    İnanmışsan, tatlı bir hale gelmişsen, ölüm de inanmıştır, tatlılaşmıştır. Kafirsen, acılaşmışsan, ölüm de kafirleşir, acılaşır sana.

    Doğruluk, Musa'nın asası gibidir. Eğrilik ise sihirbazların sihrine benzer. Doğruluk ortaya çıkınca, bütün eğrilikleri yutar.

    Bir kötülük yaptıktan sonra pişmanlık hissetmek Allah'ın inayet ve muhabbetine mazhar olmanın delilidir.

    Sıkıntı ve huzursuzluk mutlaka bir günahın cezası, huzur ise bir ibadetin karşılığıdır.

    Üzerinde pek çok meyveler bulunan bir dalı, meyvalar aşağı doğru çeker. Meyvasız bir dalın ucu ise, servi ağacı gibi
    havada olur.

    Topluluk bizim yanımıza geliyor. Susacak olsak, incinirler. Bir şey söyleyecek olsak, onlara göre söylemek lazım geldiğinden o zaman da biz inciniriz

    Ümit, güvenlik yolunun başıdır.

    Kuş seslerini öğrenen kimse, kuş olmadığı gibi aynı zamanda kuşların düşmanı ve avcısıdır.

    Dert, insana yol gösterir.

    İman, namazdan daha iyidir. Çünkü namaz beş vakitte, iman ise her zaman farzdır.

    İki canlı kuşu birbirine bağlasan, dört kanatlı oldukları halde uçamazlar, çünkü ikilik mevcuttur.

    Sokak köpeğine ister altın, ister yünden tasma tak, yine sokak köpeği olmaktan kurtulamaz.

    Cübbe ve sarık ile alimlik olmaz. Alimlik, insanın zatında bulunan bir hünerdir.

    Değil mi ki gönül mutfağında yemekler tabak tabak, peki ne diye aşağılık kişilerin mutfağına kase tutacakmışım?

    Hangi tohum yere ekildi de bitmedi, ne diye insan tohumunda böyle bir şüpheye düşüyorsun?

    Testi taştan korkar ama o taş çeşme oldu mu, testiler her an ona gelmeye can atar.

    Sus artık yeter! Sır perdelerini pek o kadar yırtma. Çünkü bize, kırıkları sarıp onarmak, sırları örtmek yaraşır.

    Altın aramıyorum, altın olmaya yeteneği olan bakır nerede?

    Varlık peteğini ören arıdır. Arıyı vücuda getiren mum ve petek değildir. Arı biziz. Şekil sadece bizim imal ettiğimiz mumdur

    Dünya köpüktür. Tanrı sıfatlarıysa denize benzer. Fakat şu cihan köpüğü, denizin arılığına, duruluğuna perdedir.

    Sözün içini elde etmek için harf kabuğunu yar. Saçlar da sevgilinin yüzünü, gözünü örter.

    Burnuna sarımsak tıkamışsın, gül kokusu arıyorsun.

    Biz, tulumla, küple, testilerle tatmin olmayız. Bizi çekip ırmağınıza götürün.

    Dünyaya demir atmış Karun'u, yer çekti, yuttu. Ulular ulusu İsa'yı gökyüzü çekti, yüceltti.

    Ekmek, beden hapishanesinin mimarıdır.

    Gübre olup bostanın gönlüne giren pislik, yok olur gider de pislikten kurtulur, kavunun, karpuzun lezzetini arttırır.

    Avlanmak istedik mi uçup gittiğimiz yer Kafdağı'dır. Akbaba gibi leş avlamayız biz.

    Bir köpeğin önüne bir çuval şeker koysan bile, onun gönlü yine leş peşindedir. Şekerden ne anlar o?

    Allah ile birleşmek demek, senin varlığının O'nunla birleşmesi demek değildir. Senin yok olmandır.

    Küfürle iman, yumurtanın akıyla sarısına benzer. Onları ayıran bir berzah var, birbirine karışmazlar.

    Köpekler gibi kızmayı bırak, arslanların gazabına bak. Arslanların gazabını görünce de var, bir yaşına girmiş koyun gibi
    yavaş ol.

    Din evinde haset faresi bir delik açar ama kedinin bir miyavlaması ile ürker kaçar.

    Kadınlar, aklı olanlara, gönül sahiplerine pek üstün olurlar. Cahillere gelince, onlar, kadına üstündür. Çünkü tabiatlarında
    hayvanlık vardır. Sevgi ve acımak, insanlık vasıflarıdır. Hiddet ve şehvet ise hayvanlık vasıfları.

    Mümin bir kopuza benzer. Madem ki inanan kişi feryat edip ağlamada kopuzdur, kopuz kendisine mızrap vuran
    olmadıkça feryat etmez.

    Madem ki, akıl babandır beden de anan, oğulsan babanın yüzüne bak.

    Yeryüzü ile dağda aşk olsaydı, gönüllerinde bir ot bile bitmezdi.

    Kuş, kafeste kaldıkça başkasının buyruğu altındadır. Kafes kırıldı da kuş uçtu mu, nerede ona geçecek buyruklar?

    Bal çanağının ağzı kapalı. Sen ise, üstünü, yanını yalayıp duruyorsun. Çanağı yere çal,

    İnsana bütün korku içinden gelir fakat insanın aklı daima dışarıdadır.

    Dil, anlamlara bir oluktur adeta, fakat nereden sığacak oluğa deniz?

    O kadar çok koşmayın, o kadar yorulmayın, şu yerin altında çırak ne olmuşsa usta da o olmuştur.

    Bir lağımın pis kokusunu koklamak, ruhu kokuşmuş zenginlerle sohbetten yüz misli iyidir.

    Sen, yeni bir çocuk doğurmadıkça, kan tatlı süt haline gelmez.

    Hırsızlara, kötülere, alçaklara acımak, zayıfları kırıp geçirmektir.

    Aşk, davaya benzer. Cefa çekmek de şahide. Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki.

    Tohum yerde gizlenir de, o gizlenmesi bağın, bahçenin yeşermesine sebep olur.

    Yazı yazılırken eli görmeyen kişi, yazı kalemin oynamasıyla yazılıyor sanır.

    Gül solup, gül bahçesi harap olduktan sonra gülün kokusunu nereden duyabiliriz? Gülsuyundan!

    Firavun, yüzbinlerce çocuk öldürttü, aradığıysa evinin içindeydi.

    Geminin içindeki su, gemiyi batırır. Geminin altındaki suysa, gemiye arka olur.

    Aynanın berraklığını yüzüne karşı söylersen, ayna hemen buğulanır, seni göstermez olur.

    Eşek, suyun kadrini bilseydi, ayak yerine baş koyardı ırmağa.

    Aklın deveciye benzer, sense devesin. Aklın seni ram eder, ister istemez dilediği yere çeker götürür.

    Eğer parça buçukta bütünle beraberdir, ondan ayrılmaz diyorsan, diken ye, diken de gülle beraberdir.

    Gümüşün dışı aktır, berraktır ama onun yüzünden el de kararır, elbise de.

    Ateşin kıvılcımlarıyla al al bir yüzü vardır. Ama yaptığı kötü işe bak, karanlığı seyret.

    Yoksul, cömertliğin aynasıdır.

    Peygamberler insanları Allah'a ulaştırmak için gelmişlerdir. İnsanların hepsi bir bedense, kulla Allah birleşmişse kimi kime ulaştıracaklar?

    Bir mumdan yakılan mumu gören, gerçekten de asıl mumu görmüştür. Düşünenlerin düşündürdükleri…

    Sabır, genişliğin anahtarıdır.

    Gündüz gibi ışıyıp durmayı istiyorsan, geceye benzeyen varlığını yaka dur.

    Ana karnındaki çocuğa doğmak, dünyadan göçmektir

    Somuna benzer bir şey düzsen, emdin mi, şeker gelir ondan, ekmek tadı değil.

    Terazide arpa altınla yoldaş olur ama bu, arpanın da altın gibi değerli olmasından değildir.

    Koruktaki su ekşidir ama koruk üzüm olunca tatlılaşır, güzelleşir. Derken küpte yine acır, haram olur fakat sirke olunca
    ne güzel katıktır.

    Ay, yıldızlardan utanır ama yine de cömertliği yüzünden yıldızların arasında bulunur.

    İnanan, inananın aynasıdır.

    Sen şekillerde kalırsan puta tapıyorsun demektir. Her şeyin şeklini bırak, manasına bak

    Rengi kara bile olsa, bir kişi seninle aynı maksadı güdüyorsa, ona ak de, senin rengindedir.

    Hacca gideceksen, bir hac yoldaşı ara. İster Hint'li olsun, ister Türk, ister Arap. Şekline, rengine bakma, maksadı ne,
    ona bak.

    Yokluk, varlığın aynasıdır.

    Arslanın boynunda zincir bile olsa, bütün zincir yapanlara beydir arslan.

    Zıddı meydana çıkaran, onun zıddı olan şeydir. Bal, sirkeyle belirir.

    Kasırga pek çok ağaçlar yıkar fakat yeşermiş bir ota ihsanlarda bulunur.

    Dostların ziyaretine eli boş gelmek, değirmene buğdaysız gitmektir.

    Herkes güneşi görebilseydi, güneşin ışıklarına delalet eden yıldızlara ne ihtiyaç vardı?

    Hiç köpeğin havlaması, ayın kulağına değer mi?

    Huzurunda bulunmayanlara bile böyle elbiseler, böyle yiyecekler verirse, kim bilir konuğun önüne ne nimetler koyar.

    Hıristiyanların bilgisizliğine bak ki, asılmış Tanrı'dan medet umuyorlar.

    Resim, ressama, beni kusurlu yaptın diye söz mü söyleyebilir?

    İnsanoğlu, dilinin altında gizlidir. Dil, can kapısının perdesidir. Yel, perdeyi kaldırdı mı ne var, belirir bize.

    Sen de sağ eline bir sopa aldın ama senin elin nerede, Musa'nın eli nerede

    Akıllı birisinden gelen cefa, bilgisizlerin vefasından iyidir.

    Kara odun ateşe eş oldu mu, karalığı gider, tümden ışık kesilir.

    Bağış, kine merhemdir.

    Tahta içinde yaşayan kurt, o tahtanın fidan olduğu vakit ki halini bilir mi hiç?

    Madem ki hırsızsın, bari o güzelim inciyi çal, madem ki gebe kalıyorsun, bari yüce bir çocuğa gebe kal.

    Korukla üzüm birbirine zıttır ama, koruk olgunlaştı mı güzel bir dost olur.

    Tanrı yüzünü çirkin yaratmışsa, kendine gel de, hem çirkin yüzlü hem çirkin huylu olma bari.

    Aynada bir şekil görürsün hani, senin şeklindir o, aynanın değil.

    Satrançta piyon yola çıkar da, sonunda yüce vezir olur.

    Kibir kokusu, hırs kokusu, tamah kokusu, söz söylerken soğan gibi kokar.

    Sonsuzun iki yanı da yoktur, ortası nasıl olabilir?

    Dosttan, yakınlardan gelen bir cefa, düşmanın üçyüzbin cefasına bedeldir.

    Bal yiyen arısından gocunmaz..

    Güneşin ışığı pisliğe vursa bile pislenmez, ışıktır o.

    Başın ırmağın suyuna daldı mı, suyun rengini nasıl görebilirsin?

    Davud'un elinde mum oluyor, senin elindeyse mum, demire dönüyor.

    Sabır, insanı maksadına en tez ulaştıran kılavuzdur.

    Yılan yumurtası da serçe yumurtasına benzer ama aralarında ne kadar fark var.

    Bilginin, iki kanadı vardır, şüphenin tek.

    İkiyüz batman bala, bir okka sirke döksen, balın içinde erir, gider. Balı tattın mı sirkenin tadını bulamazsın fakat tartarsan bir okka fazla gelir. Demek ki sirke, hem yok olmuştur, hem vardır.

    Bir kuyudan her gün toprak çeker, her gün orayı kazar, eşersen, sonunda arı duru suya ulaşırsın.

    Denizden bile yerine su koymadan devamlı su alsan, bu işin denizleri çöle çevirir.

    Sen, yerdeki yeşillik gibisin, ayağın bağlı. Bir yel esti mi, tam inanca ulaşmadan başını sallarsın.

    Oltandaki et lokması, balık avlamak içindir. Öyle lokma ne bağıştır ne cömertlik.

    Sözün eğri olsa da, anlamı doğru bulunsa, sözdeki o eğrilik, Tanrı'ya makbuldür.

    İçen akıllıysa, aklının parlaklığı daha da artar, fakat kötü huyluysa daha beter olur. Ama halkın çoğu kötü olduğundan,

    beğenilmez huylara sahip bulunduğundan, içki herkese haram edilmiştir.

    Eşeğin ardını öpmekte bir tat, tuz yoktur. Faydasız yere, sakalını, bıyığını kokutur.

    Pirlik, saçın sakalın ağarması ile elde edilmez. İblisten daha ihtiyar kim var?

    Tavus kuşu gibi sadece kanadını görme, ayağını da gör.

    İnci de denizin dibinde, taşlarla beraberdir. Övünçte, ayıpların arasındadır.

    Pirenin ısırışından meydana gelen yanış, seni yılan soktu mu yok olur gider.

    Öküz, ansızın Bağdat'a gelir, şehri bir baştan öte gezip, dolaşır. Bütün o zevki, hoşluğu, tadı, tuzu görmez de göre göre
    karpuz kabuğunu görür.

    Hani bir hayvan vardır, porsuktur adı. Dayak yedikçe semirir, büyür, köteği yedikçe daha iyileşir, sopa vuruldukça
    semirir, insan da gerçekte porsuktur, çünkü o da dert, mihnet sopasıyla büyür, semizleşir.

    Uçan kuş, yeryüzünde kalsa tasalanır, derde düşse ağlayıp inlemeye koyulur. Fakat ev kuşu, kümes hayvanı, yeryüzünde
    sevinçle yürür, yem toplar, neşeyle koşar durur.

    Ölülerle savaşıp gazilik elde edilmez.

    Hoş, güzel ömür, yakınlık aleminde can beslemektir. Kuzgunun ömrü ise fışkı yemeye yarar.

    Kin, sapıklığın da aslıdır, kafirliğin de.

    Kuru duayı bırak, ağaç isteyen tohum eker.

    İnciyi sedefin içinde ara, hüneri de sanat ehlinden iste.

    İnsan bir ağaca benzer, kökü, ahdinde durmaktır.

    Susmakla canın özü, yüzlerce gelişmeye ulaşır. Ama söz, dile geldi mi, öz harcanır.

    Ömür de Allah'la hoştur, ölüm de. Allah'a kavuşmadıktan sonra, ab-i hayat bile ateştir. ALLAH

    Hiç ay, yeryüzünde ev sahibi olur mu?

    Hırs, çirkinlikleri bile güzel gösterir.

    Padişahın adamlarından biri, zindanın burcunu yıksa, zindancının gönlü bu yüzden kırılır mı hiç?

    Hiçbir şeyden haberi olmayan cansızlardan, gelişip boy atan bitkiye, bitkiden yaşayış, derde uğrayış varlığına, sonra
    güzelim akıl, fikir, ayırt ediş varlığına geldin.

    Yol afetleri içinde şehvetten beteri yoktur.

    Demirciliği bilmiyorsan, demirci ocağından geçerken sakalın da yanar, saçın da.

    Taş, taşlıktan çıkıp yok olmadıkça, mücevher olup yüzüğe takılır mı hiç?

    Padişah, töhmet altına alınanı Karun'a çevirir. Artık suçsuzu ne hale kor, onu sen düşün.

    Eğri ayağın gölgesi de eğridir.

    Tam inanç aynası kesilen kişi, kendini görse bile, Tanrı'yı görmüş olur.

    Bilgiye ulaştı mı ayak, kanat olur.

    Göz olgunlaştı mı, temeli, özü görür. Ama kişi şaşı oldu mu parça buçuğu görür ancak.

    Sınama, deneme yolunda bilgi, tam inançtan aşağıdır, zindansa yukarı.

    Can, doğan kuşuna benzer, beden ona bir tuzak

  10. Resimli Mevlana aşk sözleri,
    Mevlananın resimli aşk sözleri



    Gönlümü, belanın geçtiği yola koydum.
    Yalnız senin arkandan koşsun diye, gönlün ayak bağını çözdüm...
    Bugün rüzgar, bana senin güzel kokunu getirdi,
    Ben de teşekkür için ona gönlümü verdim.


    610 - Mevlana Sözleri ve Açıklamaları



    611 - Mevlana Sözleri ve Açıklamaları

  11. mevlananın altın sözleri
    Mevlana Sözleri
    mevlananın meşhur sözleri
    Mevlananın önemli sözleri,
    Mevlananın ünlü sözleri



    "Ya oldugun gibi görün
    Ya göründügün gibi ol"
    Hz Mevlana


    "Biz güzeliz sende güzelles, bizim huyumuzla
    huylan, baskalarinin huyunu birak
    Cevher madeni olmak istiyorsan, gönlünü aç,
    gögsünü deniz haline getir"
    Hz Mevlana


    "Gene gel! gene gel! her ne isen gene gel!
    Kafirsen, atese tapiyorsan, puta tapiyorsan da, gene gel,
    Bu bizim dergahimiz umutsuzluk dergahi degil,
    Yüz kere tövbeni bozmussan da gene gel!"
    Hz Mevlana


    "Cömertlik ve yardim etmede akarsu gibi ol,
    Sefkat ve merhamette günes gibi ol,
    Baskalarinin kusurunu örtmede gece gibi ol,
    Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol,
    Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol,
    Hosgörülükte deniz gibi ol,
    Ya oldugun gibi görün, ya göründügün gibi ol"
    Hz Mevlana


    "Gönül güzelligi geçmez güzelliktir
    O güzelligin devleti Ab-i Hayatin sakisidir"
    Hz Mevlana

  12. Kadınlar ile ilgili mevlana sözleri
    mevlana Celaleddin Rumi'nin kadınlar hakkındaki sözleri


    Kadınlar, aklı olanlara, gönül sahiplerine pek üstün olurlar. Cahillere gelince, onlar, kadına üstündür. Çünkü tabiatlarında hayvanlık vardır. Sevgi ve acımak, insanlık vasıflarıdır. Hiddet ve şehvet ise hayvanlık vasıfları.

    Kadınları daima erkekten aşağı gören ortodoks düşünceye teması, ancak bir gelenekten, herkesin söylediği sözü icap ettiği için tekrarlamaktan başka bir şey değildir.

    Her ne kadar su ateşe galip ve baskın ise de, bir kabın içindeyken ateş o suyu kaynatır.
    Ne vakit bir kap ikisinin arasına girse (ateş) o suyu havaya çevirip yok eder.Zâhiren su ateşe galip olduğu gibi, sen de kadına hâkim isen de bâtınen kadına hem mağlûp hem de tâlipsin!

    Kadın Hakk"ın nûrudur, sâdece sevgili değil, sanki hâliktır, mahlûk değil.

    Âlemde her cüz" muhakkak kendi çiftini ister. Kehrüba nasıl saman çöpünü çekerse her cüz" muhakkak kendi

  13. Mevlana Celaleddin Rumi'nin kalp işe ilgili sözleri
    Mevlana'dan kalp ile ilgili sözler
    Mevlana kalp hakkında sözleri


    Kalp huzuru olmadan namaz tamam olmaz

    Duydum ki kapıma gelmiş, tokmak olmadığı için kapıya vurmadan geri dönmüşsün. Bilmez misin, kalp kapısının tokmağa ihtiyacı yoktur; o ancak içeriden açılır

    kalp Vardir ölüdür.kalp Vardir Hastadir.kalp Vardir Gafildir.kalp Vardir Mühürlüdür.kalp Vardir Sapasağlamdir.

    Beş Türlü Kalp Vardir.
    -kalp Vardir ölüdür.
    -kalp Vardir Hastadir
    -kalp Vardir Gafildir
    -kalp Vardir Mühürlüdür
    -kalp Vardir Sapasağlamdir.

    -kafirin Kalbi ölüdür.
    -günahkarin Kalbi Hastadir.
    -nasipsizin Kalbi Gafildir.
    -kalbimizde Perde Vardir Diyerek Fena Iş Yapanin Kalbi De Mühürlüdür.
    -Allah Teala'dan Korkup Daima Ibadette Bulunan Kimsenin Kalbi De Sağlam Olan Kalptir..


    Kalp duru berrak bir su gibidir; gayb âlemindeki hakikatlere ve esrara bir aynadır. Bu ilâhi sırlar, kalbin parlaklığı nispetinde ona akseder. Herkes, görüşü nispetinde gaybı, hayrı ve şerri bilir. Kim gönlünü daha çok cilâlamışsa, daha çok görür.

    Ölümümüzden sonra türbemizi yerde arama. Bizim mezarımız âriflerin gönlündedir

  14. Mevlana'nın kardeşlik ile ilgili sözleri
    mevlana Celaleddin Rumi'nin kardeşlik hakkında sözleri
    Kardeşlik ile ilgili mevlana sözleri


    Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol, tevazuda toprak gibi ol,öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.

    A kardeş, keskin kılıcın üzerine atılmadasın, tövbe ve kulluk kalkanını almadan gitme.

  15. Mevlananın aşk üzerine sözleri
    Mevlanadan aşk üzerine güzel sözler


    Sen beni sevdikten sonra malın mülkün değeri mi olur? Zaten toprak üstünde ne varsa hepsi de toprak olacaktır.

    Ne olurdu, seninle tatlılaşsaydım; yaşayış zaten acı.
    Ne olurdu, sen razı olsaydın benden de, herkes kızsaydı bana.
    Ne olurdu, seninle aram düzgün olsaydı da, bütün alemlerle aram açılsaydı, dünya yıkılıp yansaydı.

    Hz. Mevlana'ya sormuşlar "aşk nedir?" diye. Ben ol ki bilesin! demiş…

    İnsaf et, aşk güzel bir iştir!
    Onun bozulması, güzelliğini kaybetmesi, (insanlardaki) tabiatın kötü niyetli oluşundandır.
    Sen, kendi şehvetine ve arzularına aşk adını takmışsın;
    Halbuki şehvetten kurtulup aşka ulaşabilmek için yol çok uzundur.

  16. Aşk Rubaileri Mevlana

    Aklın gücü, cennetteki sırlarla ulu:
    Aşktan deliren, akıllıdır, sağduyulu.
    Sevdaya kapılmış yüreğin zorlu yolu,
    Görkemli yabancılıkla, özlemle dolu.

    *******

    Gitsin, güzelim, hepsi de, tek sen gitme.
    Ey dost, ey gam ortağı-bizden gitme.
    Ey gülbeşeker, şarap koy, iç, doldur, gül.
    Dünya süsü saki, allasen gitme.

    *******

    Bir gün şu çiçekli dal, dolar meyvayla;
    Bir gün döner istek adlı şahin, avla...
    Aşk imgesi, şimdi, bir gelip gitse bile,
    Bir gün gelir... artık hiç gitmez-asla!

    *******

    Bir tane canım var ama, yüz bin bedenim.
    Can neymiş? Neymiş ki beden? İşte ben'im.
    Bir başkası var ya: işte ben, ben! O, beni
    Sevsin diye bir başkası oldum kendim.

    *******

    Cennet gelecek, derler, içersin bade,
    Çevrende gülüp oynar huriler de...
    Madem sonumuz bu, şimdiden hem içeriz,
    Hem ellerimiz sevgilinin üzerinde.

    *******

    Biz aşkta reziliz: Bize hep yanlışlar,
    Sarhoşluk, cinnet ve günah yazmışlar.
    Sensin yaşamak, amaç, zaman sen-bu budur;
    Ey dost, madem sen varsın, her şey var.

    *******

    Ben aşıkım aşka; aşk da sevdalı bana.
    Aşık tene can-ten ise sevdalı cana.
    Bazen dolarım boynuna ben kollarımı,
    Bazen de sürükler beni canan yanına.

    *******

    Ben, işte dağım: sesim sözüm sevglimin.
    Ben, işte resim: ressamı sensin resmin.
    Benden geliyor sanma bu sözler-asla:
    Ses, işte, anahtarla açılmış kilidin.

    *******

    Aşk, özge ateştir: ısınır onda ayaz;
    Yandıkça o, taşlar yumuşar, sert kalamaz.
    Varsın aşık günaha girsin, hoş gör:
    Sevda şarabından içmiş-arlanmaz.

    *******

    Dön aşkın çevresinde: gün işte bu gün.
    Dön. Dön. Çılgın kalbini yermez dönüşün.
    Yangınla sınav-ölüm kalım-özge savaş:
    Vuslat bu, kucaklaşma, zifaf, mutlu düğün.

  17. Anlamlı Mevlana sözleri
    Mevlananın sözleri anlamlı güzel sözler


    · Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi
    ol, tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.

    · Şu dünyada yüzlerce ahmak, etek dolusu altın verir de, şeytandan dert satın alır.

    . Vazifesini tam yerine getirmemiş olanın vicdan yarasına ne mazaretin devası ne ilacın şifası deva getirmiş..

    . Aşk altın değildir, saklanmaz. Aşıkın bütün sırları meydandadır..

    . Yeşillerden, çiçeklerden meydana gelen bahçe geçici, fakat akıllardan meydana gelen gül bahçesi hep yeşil ve güzeldir..

    · Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.

    . Aşk, davaya benzer, cefa çekmek de şahide: Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki..
    · Sen diri oldukça ölü yıkayıcı seni yıkar mı hiç?

    · İsa'nın eşeğinden şeker esirgenmez ama eşek yaratılışı bakımından otu beğenir.

    · Dert, insanı yokluğa ***üren rahvan attır.

    · Ehil olmayanlara sabretmek ehil olanları parlatır.

    · Leş, bize göre rezildir ama, domuza, köpeğe şekerdir,helvadır.

    · Kuzgun, bağda kuzgunca bağırır. Ama bülbül, kuzgun bağırıyor diye güzelim sesini keser mi hiç?

    · Pisler, pisliklerini yapar ama sular da temizlemeye çalışır.

    · Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür. Selviyi hür bir halde yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir.

    · Korkunç bir kurban bayramı olan kıyamet günü, inananlara bayram günüdür, öküzlere ölüm günü.

    · Kim daha güzelse kıskançlığı daha fazla olur. Kıskançlık ateşten meydana gelir.

    · Dünya tuzaktır. Yemi de istek. İstek tuzaklarından kaçının.

    · Irmak suyunu tümden içmenin imkanı yok ama susuzluğu giderecek kadar içmemenin de imkanı yok.

    · Gürzü kendine vur. Benliğini, varlığımı kır gitsin. Çünkü bu ten gözü, kulağa tıkanmış pamuğa benzer.

    · Ey altın sırmalarla süslü elbiseler giymeye, kemer takmaya alışmış kişi. Sonunda sana da dikişsiz elbiseyi giydirecekler.

    · Eşeğe, katır boncuğuyla inci birdir. Zaten o eşek, inciyle denizin varlığından da şüphe eder.

    · Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir.

  18. mevlananın müzik ile ilgili sözleri,
    mevlananın müzikle ilgili sözler,
    mevlana müzikle ilgili sözler


    Sema; Tasavvufta ''dinlemek, güzel ses dinlemek'' anlamına gelir.

    MEVLANA'NIN SEMA İLE İLGİLİ SÖZLERİ

    ''Sema 'diri' olanın canına huzur verir,

    Bunu, ancak canında 'can' olanlar bilir

    Gül bahçesinde yatan, Gülistan'da uyanır

    Zindandaki ise, kalksa bile yine zindandadır.


    Sema düğün yerinde olur; yas olan yerde değil!

    Yas yeri ancak feryat-figan yeridir.

    Kendindeki cevheri göremeyenler yok mu;

    Bu insanlara müzik ne yapsın, def ne yapsın!


    Sema, gönüller alan Sevgili'yle buluşmak içindir.

    Yüzlerini kıbleye dönmüş kişiler,

    Bu dünyada da Sema'dadır, o dünyada da;

    Hele hele Sema edenlerin ortasında bir de Kabe olursa…

    Bir parmak şeker istersin belki amma;

    Gel, şeker madeni var burada, hem de bedava.

    (Mevlana, Gazel No: 339 - Nuri Şimşekler tercümesi)

  19. mevlana namaz sözleri,
    mevlananın namaz ile ilgili sözleri


    Mevlananın dilinden Dua, Namaz ve Menkıbeleri

    Yâ Rabbî!
    Bizim hâlimize bakarak muâmele etme Kendi ikrâm ve ihsânına göre bize muâmele eyle

    Yâ Rabbî!
    Kerem ve lütfunla hidâyet ettiğin kalbi tekrar dalâlete, sapıklığa meylettirme Belâları bizden sarf eyle, çevir ve değiştir Ey affı çok olan, günahları örten Rabbim!
    O günahlar dolayısı ile bizden intikam alma Bize azâb etme

    Yâ Rabbî!
    Biz nefis ile şeytana köpek gibi tâbi olduksa da sen, azab arslanını bize saldırtma

    Ey Hayy, ebedî diri olan Rabbim!
    Taleb ve duâ üzerine nasıl olur da kerem etmezsin Sen kerem sâhibisinEy mahlûkâtın, yaratıkların canlıların ihtiyâcını gideren Rabbim! Sen varken hiç bir kimseyi hatırlamak ve ondan bir şey ummak lâyık değildir

    Yâ Rabbî!
    Rûhumda bir ilim katresi var İlâhî onu hevâ rüzgarıyla ten toprağından muhâfaza eyle
    Ey ihsânı çok olan Rabbim!
    Cefâ içinde geçip giden ömre merhamet et
    Ey affetmeyi seven Rabbim!
    Bizi affeyle İsyân derdimize çâre eyle
    Ey yardım isteyenlerin yardımcısı!
    Bizi hidâyete çıkar

    Yâ Rabbî!
    Duâ ve yakarışlarımızda sana lâyık olmayan sözleri bilmeyerek söyleyip hatâlarda bulunmuş isek, o kelimeleri sen ıslâh et ve duâmızı kabul buyur
    Çünkü sözlerin hâkimi ve sultanı ancak sensin

    Ey âlemin yaratıcısı!
    Kasvetli, kararmış, katılaşmış âdetâ taş gibi olmuş olan kalbimizi mum gibi yumuşat, feryâdımızı, âh u vâhımızı, hoş eyle ki rahmetini celbetsin, çeksin
    Bizi köle gibi kullanan bu serkeş nefisten bizi satın al
    O nefis bıçağı kemiğe dayandı (zulmü canımıza yetti)

    Yâ Rabbî! Sana ne arz edeyim Çünkü sen gizli ve açık her şeyi bilirsin"

    Hz Mevlâna son demlerinde iken, dostu Siraceddin Tatari´yi yanına çagırarak, kendisine su duayı ögretmis ve sıkıntılı zamanlarında okumasını tavsiye etmistir:

    "Ya Rabbi!
    Bana ne senin zikrini unutturacak,
    sana şevkimi söndürecek, seni tesbih ederken duyduğum lezzeti kesecek bir hastalık; ne de beni azdıracak, şer ve kötülüğümü artıracak bir sıhhat ver"
    Ey Merhamet edenlerin merhametlisi!
    Merhametinle bu duamı kabul et

  20. mevlana nasihatleri - mevlananın nasihatleri - mevlananın nasihatı - mevlanadan nasihatlar



    Aşksız olma ki, ölü olmayasın Aşk ile öl ki, diri kalasın...

    Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşıdakinin anlayabildiği kadardır.


    Önce farenin şerrini defet, sonra bugday biriktirmeye çalış.

    Insan yüzlü pek çok seytan var, her ele el vermemek gerek.

    Herkes herkese bir lokma birşey verebilir ama bogaz bagişlamak, ancak Allah'ın işidir.

    Çok insan gördüm, üzerinde elbisesi yok; çok elbise gördüm, içinde insan yok.

    Tatli suyun bası kalabalık olur.

    Putlarin anasi, nefsinizin putudur.

    Ecel verileni almadan önce, verilmesi gereken herşeyi vermek gerekir.

    Nefis üç köseli dikendir, ne türlü koysan batar.

    Kusursuz dost arayan, dostsuz kalir.

    Bir kimseyi tanimak istiyorsan düşüp kalktıgı arkadaşlarına bak.

    Bir şeyi bulunmadigi yerde aramak, Onu aramamak demektir.

    Hiç bir el, gönülden gizli bir iş yapamaz.

    Bir mum diger bir mumu tutusturmakla işigindan birsey kaybetmez.

    Kurdun kuzuyu yemeye niyetlenmesinde sasilacak bir sey yok. Sasilacak olan odur ki, bu kuzu, kurda gönül baglamis, asik olmustur.

    Ne kadar bilirsen bil söylediklerin karsindakinin anlayabildigi kadardir.

    Dogrudan nasihat, kisiyi yaralar.

    Hayatta muvaffak olmak için üç sey lazimdir: Dikkat, intizam, çalisma.

    Her seye dogru demek ahmakliktir, fakat her seye yanlis demek de zorbaliktir.

    Akil, ask ve can! Bu üçü üçgendir. Her derde çare, her yaraya merhemdir.

    Dertli adamin kararsizliklarla, dumanlarla dolu bir evi vardir. Derdini dinlersen o eve bir pencere açmis olursun.

    Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez.

    Düşüncen gül ise sen gül bahçesisin, diken ise dikenliksin.

    Komşularından av kapmak aslanlara ayıptır, köpeklere değil.

    dünya alimin kıymetsiz oyuncağı, delinin de değerli salıncağıdır.

    Kargalar ötmeye başlayınca bülbüller susarak, davaya benzer, cefa çekmek te şahide, şahidin yoksa davayı kazanamazsın.

  21. 608 - Mevlana Sözleri ve Açıklamaları

    Gel, gel, ne olursan ol yine gel,
    ister kafir, ister mecusi,
    ister puta tapan ol yine gel,
    bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir,
    yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel...

    Şu toprağa sevgiden başka bir tohum ekmeliyiz,
    Şu tertemiz tarlaya başka bir tohum ekmeliyiz biz...
    Beri gel, beri ! Daha da beri ! Niceye şu yol vuruculuk ?
    Madem ki sen bensin, ben de senim, niceye şu senlik benlik...
    Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız!
    Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir.

  22. Hz. Mevlana aşk sözleri,
    Mevlana Celaleddin-i Rumi aşk sözleri


    "Aşk o şuledir ki, parladı mı sevgiliden başka ne varsa hepsini yakar.

    Aşk, kimseye niyazı ve ihtiyacı olamayan Allah'ın vasıflarındandır. Ondan başkasına aşık olma, geçici bir hevestir."

    Ey bizim kibir ve azametimizin ilacı, ey bizim Efaltun'umuz! Ey bizim Calinu'sumuz! Toprak beden, aşktan göklere çıktı; dağ oynamaya başladı, çevikleşti.

    Ey aşık! Aşk; Tur'un canı oldu. Tur sarhoş, Musa da düşüp bayılmış... Kimin aşka meyli yoksa o kanatsız bir kuş gibidir, vah ona!"

    Aklı bir dalgıç say, aşksa bir denizdir
    Mevlana'nın aşk ile ilgili sözleri
    Aşk altın değildir, saklanmaz
    Aşığın bütün sırları meydandadır

    Aşk büyüklere baldır,çocuklara süt

    Aşk altın madenine düşmektir

    Aşk, gğe uçmak, her solukta yüzlerce perdeyi yırtmaktır

    Aşık bir başkasının çaldığı davula kulak asmaz bir başkasının çaldığı davul sesiyle uyanmaz

    Aşığın sertliği yumuşaklıktır

    Aşık hastalanır ama ölmez

    Aşk öyle bir varlıktır ki onda doğa kimyası var
    Bir buluttur, onda yüzz binlerce şimşek var

    Aşk söze sığmaz Aşk, bir denizdir ki, dibi görünmez

  23. Aşkla ilgili Mevlana sözleri,
    Hz. Mevlananın aşkla ilgili güzel sözleri


    Kim daha güzelse kıskançlığı daha fazla olur. Kıskançlık ateşten meydana gelir.

    Aşk altın değildir, saklanmaz. Aşıkın bütün sırları meydandadır..

    Aşk, davaya benzer, cefa çekmek de şahide: Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki..

    Akıl padişahı kafesi kırdı mı, kuşların her biri bir yöne uçar·

    Sevgiden, tortulu bulanık sular arı-duru bir hale gelir. Sevgiden, dertler şifa bulur. Sevgiden, ölüler dirilir. Sevgiden, padişahlar kul olur. Bu sevgi de bilgi neticesidir.

    · Mumundur karanlık veren sana. Anlatırdım bunu ama, gönlünün beli kırılıverir. Gönül şişesini kırarsan artık, yaşamak fayda vermez.

    · Aşıkların gönüllerinin yanışıyla gözyaşları olmasaydı, dünyada su da olmazdı, ateş de.

    · İnsan, gözden ibarettir aslında, geri kalan cesettir. Göz ise ancak dostu görene denir.

    · Değil mi ki gönül mutfağında yemekler tabak tabak, peki ne diye aşağılık kişilerin mutfağına kase tutacakmışım?

    · Kadınlar, aklı olanlara, gönül sahiplerine pek üstün olurlar. Cahillere gelince, onlar, kadına üstündür. Çünkü tabiatlarında hayvanlık vardır. Sevgi ve acımak, insanlık vasıflarıdır. Hiddet ve şehvet ise hayvanlık vasıfları.

  24. Mevlana sözleri,Mevlananın anlamlı sözleri,Mevlanadan sözler,Mevlanadan özlü sözler,Mevlanadan güzel sözler,Mevlanadan öğütler


    · O beden testisi ab-ı hayatla dopdolu, bu beden testisi ise ölüm zehiri ile. İçindekine bakarsan padişahsın, kabına bakarsan yolu yitirdin.
    · Genişlik, sabırdan doğar.
    · Korkunç bir kurban bayramı olan kıyamet günü, inananlara bayram günüdür, öküzlere ölüm günü.
    · Kim daha güzelse kıskançlığı daha fazla olur. Kıskançlık ateşten meydana gelir.
    · Dünya tuzaktır. Yemi de istek. İstek tuzaklarından kaçının.
    · Irmak suyunu tümden içmenin imkanı yok ama susuzluğu giderecek kadar içmemenin de imkanı yok.
    · Gürzü kendine vur. Benliğini, varlığımı kır gitsin. Çünkü bu ten gözü, kulağa tıkanmış pamuğa benzer.
    · Ey altın sırmalarla süslü elbiseler giymeye, kemer takmaya alışmış kişi. Sonunda sana da dikişsiz elbiseyi giydirecekler.
    · Eşeğe, katır boncuğuyla inci birdir. Zaten o eşek, inciyle denizin varlığından da şüphe eder.
    · Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir.
    · Oruç tutmak güçtür, çetindir ama Allah'ın kulu kendisinden uzaklaştırmasından, bir derde uğratmasından daha iyidir.
    · Ayın, geceye sabretmesi, onu apaydın eder. Gülün, dikene sabretmesi, güle güzel bir koku verir. Arslanın, sabredip pislik içinde beklemesi, onu deve yavrusu ile doyurur.
    · Zahidin kıblesi, lütuf, kerem sahibi Allah'tır. Tamahkarın kıblesi ise altın torbası.
    . Allah ile olduktan sonra ölüm de, ömür de hoştur..
    · Sarhoş, cinayeti yapar da sonra "özrüm vardı, kendimde değildim"der. Kendinde olmayış,kendiliğinden gelmedi sana,onu sen çağırdın.
    · İnsan gözdür, görüştür, gerisi ettir. İnsanın gözü neyi görüyorsa, değeri o kadardır.
    · Birinin başına toprak saçsan başı yarılmaz. Suyu başına döksen, başı kırılmaz. Toprakla, suyla baş yarmak istiyorsan, toprağı suya karıştırıp kerpiç yapman gerek.
    · Yoldaki bir tepecik seni bunaltmış,oysa önünde yüzlerce dağ var
    · Kabuğu kırılan sedef üzüntü vermesin sana, içinde inci vardır.
    · Adalet nedir? Her şeyi yerine koymak. Zulüm nedir? Bir şeyi yerine koymamak,başka yere koymak.
    · Hiçbir kafire hor gözle bakmayın. Müslüman olarak ölmesi umulur çünkü.
    · Şu deredeki su,kaç kere değişti,yıldızların akisleri hep yerinde.
    · Yol kesenler olmadıkça ,lanetlenmiş şeytan bulunmadıkça,sabırlılar ,gerçek erler,yoksulları doyuranlar nasıl belirir,anlaşılır?
    · Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi
    ol, tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.
    · Şu dünyada yüzlerce ahmak, etek dolusu altın verir de, şeytandan dert satın alır.
    . Vazifesini tam yerine getirmemiş olanın vicdan yarasına ne mazaretin devası ne ilacın şifası deva getirmiş..
    . Aşk altın değildir, saklanmaz. Aşıkın bütün sırları meydandadır..
    . Yeşillerden, çiçeklerden meydana gelen bahçe geçici, fakat akıllardan meydana gelen gül bahçesi hep yeşil ve güzeldir..
    · Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.
    . Aşk, davaya benzer, cefa çekmek de şahide: Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki..
    · Sen diri oldukça ölü yıkayıcı seni yıkar mı hiç?
    · İsa'nın eşeğinden şeker esirgenmez ama eşek yaratılışı bakımından otu beğenir.
    · Dert, insanı yokluğa ***üren rahvan attır.
    · Ehil olmayanlara sabretmek ehil olanları parlatır.
    · Leş, bize göre rezildir ama, domuza, köpeğe şekerdir,helvadır.
    · Kuzgun, bağda kuzgunca bağırır. Ama bülbül, kuzgun bağırıyor diye güzelim sesini keser mi hiç?
    · Pisler, pisliklerini yapar ama sular da temizlemeye çalışır.
    · Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür. Selviyi hür bir halde yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir.
    · Nasıl olur da deniz, köpeğin ağzından pislenir, nasıl olur da güneş üflemekle söner?
    · Akıl padişahı kafesi kırdı mı, kuşların her biri bir yöne uçar
    · Tövbe bineği, şaşılacak bir binektir. Bir solukta aşağılık dünyadan göğe sıçrayıverir.
    .Oyun ,görünüşte akla uymaz ama çocuk oyunla akıllanır.
    · Anlayış,edep şehirlilerdedir. Ziyafet,garip konaklamak da köylülerde.
    · Resimler ister haberleri olsun,ister olmasın,hepsi de ressamın elindedir,o elden çıkar.
    · Alışsan güvercin sallanan kamıştan kaçar mı hiç?O kamıştan göklere uçan yere alışmamış olan güvercin ürker,kaçar.
    · Mal, sadakalar vermekle hiç eksilmez. Hayırlarda bulunmak,malı yitmekten korur.
    · Çalınmış kumaş,devamlı kalmaz insanda. Hırsızı da darağacına ***ürür.
    · Ağlayışın,feryat edişin bir sesi,sureti vardır. Zararınsa sureti yoktur. Zararda insan elini dişler ama zararın eli yoktur.
    · Her korkuda binlerce eminlik vardır,göz karasında onca aydınlık mevcut.
    · Şarap kadehtedir ama kadehten meydana gelmemiştir ki. Ağzını,şarabı verene aç.
    · Ekme günü gizlemek toprağa tohumu saçmak günüdür. Devşirme günüyse tohumun bittiği gündür,karşılığını bulma günüdür.
    · Bilgi, sınırı olmayan bir denizdir. Bilgi dileyense denizlere dalan bir dalgıçtır.
    · Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?
    · Bülbüllerin güzel sesleri beğenilir de bu yüzden kafes çeker onları. Ama kuzgunla baykuşu kim kor kafese?
    · Meyve ekşi bile olsa, olmadıkça ona ham derler
    · Çayırlıktan, çimenlikten esip gelen yel, külhandan gelen yelden ayırt edilir.
    · Dünya malı, bedene tapanlara helaldir.
    · Gerçek kokusuyla, ahmağı kandıran yalan sözün kokusu, miskle sarımsak kokusu gibi, söz söyleyenin soluğundan anlaşılır.
    · Her dil, gönlün perdesidir. Perde kımıldadı mı, sırlara ulaşılır.
    · Ahlaksızların bağırışıyla, yürekli yiğitlerin naraları, tilkiyle arslanın sesi gibi meydandadır.
    · Kötü nefis, yırtıcı kuştur.
    · Hırsın yemdir, cehennemse tuzak.
    · Doğan, avdan av getirir, fakat kendi kanadıyla uçar da avlanır. Padişah da bu yüzden onu keklikle, çil kuşuyla besler.
    · Dil, tencerenin kapağına benzer. Kıpırdadı da kokusu duyuldu mu ne pişiyor anlarsın.
    · Yemekle dolu karın, şeytanın pazarıdır.
    · Sözle anlatılan şey, yalan bile olsa, kokusu, gerçek olduğunu da haber verir, yalan olduğunu da.
    · Canım bedenimde oldukça, kulum, köleyim, seçilmiş Muhammet'in yolunun toprağıyım. Birisi sözlerimden bundan başka söz naklederse, o kişiden de bezmişim ben, o sözden de.
    · Sevgiden, tortulu bulanık sular arı-duru bir hale gelir. Sevgiden, dertler şifa bulur. Sevgiden, ölüler dirilir. Sevgiden, padişahlar kul olur. Bu sevgi de bilgi neticesidir.
    · Mumundur karanlık veren sana. Anlatırdım bunu ama, gönlünün beli kırılıverir. Gönül şişesini kırarsan artık, yaşamak fayda vermez.
    · Rüşvet alan para pul padişahı değiliz. Paramparça olmuş gönül hırkalarını diker, yamarız biz.
    · Aşıkların gönüllerinin yanışıyla gözyaşları olmasaydı, dünyada su da olmazdı, ateş de.
    · İki parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey görebiliyor musun dünyadan? Sen göremiyorsun diye bu alem yok değildir. Görememek ayıbı, göstermemek kusuru, uğursuz nefsin parmağına ait işte.
    · İnsan, gözden ibarettir aslında, geri kalan cesettir. Göz ise ancak dostu görene denir.
    · A kardeş, keskin kılıcın üzerine atılmadasın, tövbe ve kulluk kalkanını almadan gitme.
    · Bir gömlek derdine düşeceksin ama belki o gömlek kefen olacaktır sana.
    · Dün geçti gitti. Dün gibi, dünün sözü de geçti. Bugün yepyeni bir söz söylemek gerek.
    · Saman çöpü gibi her yelden titrersin. Dağ bile olsan, bir saman çöpüne değmezsin.
    · O dağa bir kuş kondu, sonra da uçup gitti. Bak da gör, o dağda ne bir fazlalık var ne bir eksilme.
    · Altın ne oluyor, can ne oluyor, inci, mercan da nedir bir sevgiye harcanmadıktan, bir sevgiliye feda edilmedikten sonra
    · Gördün ya beni gamdan başka kimse hatırlamıyor, gama binlerce defa aferin.
    · Nefsin, üzüm ve hurma gibi tatlı şeylerin sarhoşu oldukça, ruhunun üzüm salkımını görebilir misin ki?
    · Ağzını kapa ve altın dolu avucunu aç. Ceset cimriliğini bırak da cömertliği seç.
    · İnanmışsan, tatlı bir hale gelmişsen, ölüm de inanmıştır, tatlılaşmıştır. Kafirsen, acılaşmışsan, ölüm de kafirleşir, acılaşır sana.
    · Doğruluk, Musa'nın asası gibidir. Eğrilik ise sihirbazların sihrine benzer. Doğruluk ortaya çıkınca, bütün eğrilikleri yutar.
    · Bir kötülük yaptıktan sonra pişmanlık hissetmek Allah'ın inayet ve muhabbetine mazhar olmanın delilidir.
    · Sıkıntı ve huzursuzluk mutlaka bir günahın cezası, huzur ise bir ibadetin karşılığıdır.
    · Üzerinde pek çok meyveler bulunan bir dalı, meyvalar aşağı doğru çeker. Meyvasız bir dalın ucu ise, servi ağacı gibi havada olur.

  25. mevlananın gül hakkında sözleri
    mevlananın gül sözleri
    mevlananın sözleri gül ile ilgili

    607 - Mevlana Sözleri ve Açıklamaları
    Her diken gül vermez.

    Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür. Selviyi hür bir halde yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir.


    Ayın, geceye sabretmesi, onu apaydın eder. Gülün, dikene sabretmesi, güle güzel bir koku verir. Arslanın, sabredip pislik içinde beklemesi, onu deve yavrusu ile doyurur.

    Gül solup, gül bahçesi harap olduktan sonra gülün kokusunu nereden duyabiliriz? Gülsuyundan!


    Gülün dostu dikendir

    Hz.Mevlana

  26. okumakla ilgili sözleri mevlana,
    mevlananın okumakla ilgili sözleri


    "İlim ilim bilmektir ilim kendin bilmektir;
    Sen kendini bilmezsin ya nice okumaktır.

    Okumaktan mana ne kişi Hakk'ı bilmektir ;
    Çün okudun bilmezsin ha bir kuru ekmektir.

    Vecizi ifadelerinin sahibi Yunus Emre ve diğer mutasavvıflarla aynı düşünceleri taşır. Onun için bilgi gaye değil insanı Hakk'a görünen vasıtadır. Bu görevi üstlenmeyen ilim; insanın yakinini arttırmaz aksine şüphe ile sürçmesine sebep olur. İnsanı yücelten batın ilimleridir:
    "Deryaya ait hikmet seraba zan ve şüphedir. Dini hikmet ise gökleri bile kıskandırır. "
    ( Mesnevi II/3233)

    "Nefsini bilen Rabbini bilir" hükmünce ; asıl olan insanın nereden gelip nereye gideceğini idrak etmesidir.

    "Alim de nice binlerce ilim bilir ama o zalim kendi nefsini bilmez.
    Her cevherin hususiyetini bilir de kendi cevherini bilmede eşek kesilir.
    Seçkin ilmiyle caiz olanı caiz olmayanı bilir ama ; kendisi cehlinde bunağın ta kendisidir bunu bilmez.
    Gerçi caizi caiz olmayanı bildin ama nefsin acaba hangi vech üzere (nefsin caiz mi değil mi ?)
    Her meta'nın kıymetini bilirsin de kendi kıymetinin bilmezsen ahmaksın.
    Uğurlu uğursuz yıldızları biliyorsun ama kendi uğurluluğunu veya uğursuzluğunu biliyor musun ?
    Bütün ilimlerin aslı canı bu. Mahşerde ne olacağını düşün .
    Gerçi dinin usullerini bildin ama güzel olanı kendi aslını da araştırıp bilmendir.
    Onun aslına eriştin ama asıl usul ; kendi aslını bilmektir. " (Mesnevi III/2660-68)

    Mevlana; insanı aslına ulaştırmayan yaratıcısına itaati öğretmeyen ilmi zahmet ve yorgunluk olarak niteler (Ariflerin Menkıbeleri II/83). İlim ; sahibine yar olandır bar (yük) değil der. Gönüldeki ilimi sahibine dost ; zahirdekileri ise yük olarak söyler. Böyle zahiri ilim sahipleri "Kendilerine Tevrat yükletilen eşekler" (Cum'a 62/5) gibidir (Mesnevi I/ 3552-54)

  27. mevlananın öğütler - mevlananın öğütleri - mevlananın öğüt verici sözleri

    HZ. Mevlana'nın öğütleri

    Paranı ver, gönlünü ver, selam ver ama; sırrını verme.

    Günleri say, senedini say, büyüklerini say ama; yerinde sayma.

    Emek ver, kulak ver, bilgi ver ama; hiç bir zaman baş veme.

    Sarıcı ol, bakıcı ol, kalıcı ol ama; bölücü olma.

    Fidan büyüt, çocuk doyur, çocuk besle ama; kin besleme.

    Eşini beğen, işini beğen, aşıgını beğen ama; kendini beğenme.

    Davet et, hayret et, affet, töğbe et ama; ihanet etme.

    Hedefe koş, cihanda koş, yardıma koş ama; ortak koşma.

    Elini aç, kapını aç, gözünü aç ama; ağzını açma.

    Okumaktan zarar gelmez, oku ama; lanet okuma.


    Rakibini geç, sınıfını geç ama; gülüp geçme.

    Ev al, araba al, abdest al ama; beddua alma.

    Zulmü devir, nesri devir ama; çam devirme.

    Yaklaş, konuş, tanış ama; uzaklaşma.

    Doğrul, devril ama; eğilme.

    Seslen, uslan ama; yaslanma.

    itil, atıl ama; satılma.

    HZ. MEVLANA

  28. Mevlananın Özlü Sözleri
    Gene gel.. gene gel..her ne isen gene gel! kafirsen, ateşe tapıyorsan, puta tapıyorsan da, gene gel,
    Bu bizim dergahımız umutsuzluk dergahı değil,
    Yüz kere tövbeni bozmuşsan da gene gel!" Hz. Mevlana

    "Ya olduğun gibi görün
    Ya göründüğün gibi ol" Hz. Mevlana


    "Biz güzeliz sende güzelleş, bizim huyumuzla
    huylan, başkalarının huyunu bırak.
    Cevher madeni olmak istiyorsan, gönlünü aç,
    gögsünü deniz haline getir." Hz. Mevlana

    "Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol,
    Sefkat ve merhamette güneş gibi ol,
    Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol,
    Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol,
    Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol,
    Hoşgörülükte deniz gibi ol,
    Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol." Hz. Mevlana

    "Gönül güzelligi geçmez güzelliktir.
    O güzelligin devleti Ab-i Hayatin sakisidir." Hz. Mevlana

    .Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi
    ol, tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol

    · Şu dünyada yüzlerce ahmak, etek dolusu altın verir de, şeytandan dert satın alır
    Vazifesini tam yerine getirmemiş olanın vicdan yarasına ne mazaretin devası ne ilacın şifası deva getirmiş

    Aşk altın değildir, saklanmaz Aşıkın bütün sırları meydandadır

    Yeşillerden, çiçeklerden meydana gelen bahçe geçici, fakat akıllardan meydana gelen gül bahçesi hep yeşil ve güzeldir

    · Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok

    Aşk, davaya benzer, cefa çekmek de şahide: Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki

    · Sen diri oldukça ölü yıkayıcı seni yıkar mı hiç?

    · İsa'nın eşeğinden şeker esirgenmez ama eşek yaratılışı bakımından otu beğenir

    · Dert, insanı yokluğa qötüren rahvan attır

    · Ehil olmayanlara sabretmek ehil olanları parlatır

    · Leş, bize göre rezildir ama, domuza, köpeğe şekerdir,helvadır

    · Kuzgun, bağda kuzgunca bağırır Ama bülbül, kuzgun bağırıyor diye güzelim sesini keser mi hiç?

    · Pisler, pisliklerini yapar ama sular da temizlemeye çalışır

    · Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür Selviyi hür bir halde yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir

    · Nasıl olur da deniz, köpeğin ağzından pislenir, nasıl olur da güneş üflemekle söner?

    · Akıl padişahı kafesi kırdı mı, kuşların her biri bir yöne uçar

    · Tövbe bineği, şaşılacak bir binektir Bir solukta aşağılık dünyadan göğe sıçrayıverir.
    Hz. Mevlana

  29. mevlana özdeyişleri,
    mevlananın özdeyişleri ve anlamları,
    mevlanadan özdeyişler


    Bir mum başka mumu tutuşturmakla işiğindan bir şey kaybetmez.

    Kimde bir güzellik varsa bilsin ki ödünçtür.

    Dünya Tuzaktır, yemi de isteklerdir; İstek tuzaklardan kaçının.

    Hırsı bırak, kendini boş yere harcama! Şu toprak altında çırak tabir, usta da ...

    İhtirasların göz testisi dolmaz. Sedef, kanaatkar olmadıkça inciye
    dolmaz.

    Güçlük ve darlık içindeysen sabret; Sabır, gönül ferahlığının anahtarıdır.

    Kim demiş; gül, yaşar dikenin himayesinde? Dikenin itibarı ancak gül sayesinde ...

    Aynan niçin yansıtmıyor, biliyormusun? Çünkü yüzünden pas temizlenmemiş.

    Dostumun ışığı, önümde ve arkamda bulunmazsa önümden, arkamdan nasıl haberdar olurum ben?..

    Bileklerindeki zincirleri çöz, hür ol. Ne zamana kadar altının, gümüşün esiri olacaksın .


    HZ MEVLANA

  30. Birlikle ilgili Mevlana Sözleri
    Birlik hakkında Mevlana Sözleri


    "Sen bakmasını bil de dikende gül gör, dikensiz gülü herkes görür."
    "Zaten iyilik aradı mı insanda kötülük kalmaz ki"
    "Ayıpsız dost arayan dostsuz kalır."
    Gel, gel, ne olursan ol yine gel İster kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel Bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel"
    "Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol, tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol"
    "Her gün bir yerden bir yere göçmek ne iyi Her gün bir yere konmak ne güzel Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş Dünle beraber gitti cancağızım, ne kadar söz varsa düne ait Şimdi yeni şeyler söylemek lazım"

  31. mevlananın hoşgörü ile ilgili sözleri
    mevlananın hoşgörü hakkında sözleri
    mevlananın hoşgörü sözleri
    Hoşgörü ile ilgili sözler




    Gel, gel, ne olursan ol yine gel İster kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel Bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel"

    "Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol, tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol"

    "Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok"

    "Her gün bir yerden bir yere göçmek ne iyi Her gün bir yere konmak ne güzel Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş Dünle beraber gitti cancağızım, ne kadar söz varsa düne ait Şimdi yeni şeyler söylemek lazım"

    "Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız! Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir"

    Hz Mevlana der: Beni benden alan gözlerin nerde Yurdumu saran çiçeklerin nerde Onca memleketler gezdim Beni ahirete ***üren yolun nerde Hz Mevlana söyler herkes onu dinler İşte derler: Gözlerimizi açan çiçek burda


    Aslında bu güzel eserleri her gün kapıdan cıkmadan önce okumak lazım ki dünyada artık iyi şeyler olsun kötülükler çirkinlikler kalksındua edelim hepberaber İnşaAllah

    130 - Mevlana Sözleri ve Açıklamaları

  32. mevlananın ingilizce sözleri ve tercümeleri
    ingilizce mevlana sözleri
    ingilizce mevlanadan sözler

    606 - Mevlana Sözleri ve Açıklamaları

    Hz. Mevlana'nın yedi öğüdü

    Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol…

    Şefkat ve merhamette güneş gibi ol…

    Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol…

    Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol…

    Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol…

    Hoşgörülükte deniz gibi ol…

    Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol….

    Hz. MEVLANA


    Seven advices of MEVLANA
    In generosity and helping others,

    be like a river…
    In compassion and grace,

    be like sun…
    In concealing others' faults,

    be like night…
    In anger and fury,

    be like dead…
    In modesty and humility,

    be like earth…
    In tolerance,

    be like a sea…

    Either exist as you are,

    or be as you look.
    Mawlana Jelaleddin RUMI


    105 - Mevlana Sözleri ve Açıklamaları

    Come, Come again !
    Whatever you are...
    Whether you are infidel,
    idolater or fireworshipper.
    Whether you have broken your vows
    of repentance a hundred times
    This is not the gate of despair,
    This is the gate of hope.
    Come, come again...
    Mawlana Jelaleddin RUMI

    "Gel, Gel, ne olursan ol, gel!
    İster kâfir, ister mecûsî, ister puta tapan ol, gel!
    Bizim dergâhımız ümitsizlik dergâhı değildir.
    Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel!"
    Mevlana Celaleddin RUMİ

  33. Mevlanadan meşhur sözler
    Mevlananın ünlü sözleri
    Mevlananın güzel sözleri


    "Yine gel, yine gel, her ne olursan ol yine gel
    İster kafir, ateşe tapan, putperest ol yine gel
    Bizim bu dergahımız ümitsizlik dergahı değildir
    Yüz defa tövbeni bozmuş olsun da yine gel."


    Sevgide güneş gibi ol,
    Dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol,
    Hataları örtmede gece gibi ol,
    Tevazuda toprak gibi ol,
    Öfkede ölü gibi ol,
    Her ne olursan ol,
    Ya olduğun gibi görün,
    Ya da göründüğün gibi ol.

    · Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi
    ol, tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.

    · Şu dünyada yüzlerce ahmak, etek dolusu altın verir de, şeytandan dert satın alır.

    . Vazifesini tam yerine getirmemiş olanın vicdan yarasına ne mazaretin devası ne ilacın şifası deva getirmiş..

    . Aşk altın değildir, saklanmaz. Aşıkın bütün sırları meydandadır..

    . Yeşillerden, çiçeklerden meydana gelen bahçe geçici, fakat akıllardan meydana gelen gül bahçesi hep yeşil ve güzeldir..

    · Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.

    . Aşk, davaya benzer, cefa çekmek de şahide: Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki..

    · Sen diri oldukça ölü yıkayıcı seni yıkar mı hiç?

    · İsa'nın eşeğinden şeker esirgenmez ama eşek yaratılışı bakımından otu beğenir.

    · Dert, insanı yokluğa ***üren rahvan attır.

    · Ehil olmayanlara sabretmek ehil olanları parlatır.

    · Leş, bize göre rezildir ama, domuza, köpeğe şekerdir,helvadır.

    · Kuzgun, bağda kuzgunca bağırır. Ama bülbül, kuzgun bağırıyor diye güzelim sesini keser mi hiç?

    · Pisler, pisliklerini yapar ama sular da temizlemeye çalışır.

    · Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür. Selviyi hür bir halde yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir.

  34. mevlananın ilim hakkında sözleri
    mevlanın ilim sözleri

    605 - Mevlana Sözleri ve Açıklamaları

    "İlim ilim bilmektir ilim kendin bilmektir;
    Sen kendini bilmezsin ya nice okumaktır.

    Okumaktan mana ne kişi Hakk'ı bilmektir ;
    Çün okudun bilmezsin ha bir kuru ekmektir.


    Vecizi ifadelerinin sahibi Yunus Emre ve diğer mutasavvıflarla aynı düşünceleri taşır. Onun için bilgi gaye değil insanı Hakk'a görünen vasıtadır. Bu görevi üstlenmeyen ilim; insanın yakinini arttırmaz aksine şüphe ile sürçmesine sebep olur. İnsanı yücelten batın ilimleridir:
    "Deryaya ait hikmet seraba zan ve şüphedir. Dini hikmet ise gökleri bile kıskandırır. "
    ( Mesnevi II/3233)

    "Nefsini bilen Rabbini bilir" hükmünce ; asıl olan insanın nereden gelip nereye gideceğini idrak etmesidir.


    "Alim de nice binlerce ilim bilir ama o zalim kendi nefsini bilmez.
    Her cevherin hususiyetini bilir de kendi cevherini bilmede eşek kesilir.
    Seçkin ilmiyle caiz olanı caiz olmayanı bilir ama ; kendisi cehlinde bunağın ta kendisidir bunu bilmez.
    Gerçi caizi caiz olmayanı bildin ama nefsin acaba hangi vech üzere (nefsin caiz mi değil mi ?)
    Her meta'nın kıymetini bilirsin de kendi kıymetinin bilmezsen ahmaksın.
    Uğurlu uğursuz yıldızları biliyorsun ama kendi uğurluluğunu veya uğursuzluğunu biliyor musun ?
    Bütün ilimlerin aslı canı bu. Mahşerde ne olacağını düşün .
    Gerçi dinin usullerini bildin ama güzel olanı kendi aslını da araştırıp bilmendir.
    Onun aslına eriştin ama asıl usul ; kendi aslını bilmektir. " (Mesnevi III/2660-68)

    Mevlana; insanı aslına ulaştırmayan yaratıcısına itaati öğretmeyen ilmi zahmet ve yorgunluk olarak niteler (Ariflerin Menkıbeleri II/83). İlim ; sahibine yar olandır bar (yük) değil der. Gönüldeki ilimi sahibine dost ; zahirdekileri ise yük olarak söyler. Böyle zahiri ilim sahipleri "Kendilerine Tevrat yükletilen eşekler" (Cum'a 62/5) gibidir (Mesnevi I/ 3552-54)



  35. mevlana pişmanlık sözleri,
    pişmanlıkla ilgili sözler mevlana


    Pişman olmayı kendine âdet edinirsen boyuna pişman olur durursun! Nihayet bu pişmanlığa da daha ziyade pişman olusursun! Ömrünün yarısı perişanlıkla geçer, öbür yarısı da pişmanlıkla heder olur gider! Bu fikri, bu pişmanlığı terket de, daha iyi bir hâl, daha iyi bir dost ve daha iyi bir iş ara!

    Hz. Mevlana

  36. Mevlananın insan sevgisi ile ilgili özlü sözleri
    Mevlananın insan sevgisi hakkında sözleri
    İnsan sevgisi ile ilgili mevlana sözleri



    Hayatı boyunca, bir gönül eğitimcisi olarak; insanlara sevgiyi, gerçek aşkı, Hak ve hakikat yolunda örnek şahsiyet olmayı ve güzel ahlâkı bizzat yaşayarak ilâhî aşkı tattırmış ve Hakk'm varlığında yücelmeyi öğretmiş Mevlana'nın, bütün insanları sevgiyle kucaklayan şu sözleri evrensel niteliktedir:

    "Gel, gel, ne olursan ol yine gel. İster kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel. Bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir. Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel... "

    Ayrılık içinde insanın gözünü açıp kapayıncaya kadar geçen zaman yıl gibi gelir.

    Bir işe beraber girdiğin insanlara, O işi kendi işleri olarak benimsetmezsen,O insanlardan hayır bekleme.

    İki parmağını gözünün ucuna koy bir şey görebiliyor musun bu dünyadan sen göremiyorsun diye bu alem yok değildir insan gözden ibarettir aslında, geri kalan cesettir göz ise ancak gerçek dostu görendir insan gözdür, görüştür, gerisi ettir

    insanın gözü neyi görüyorsa değeri o kadardır

    insan dediğin gözden görüşten ibarettir. Nasıl bakarsın öyle görürsün.

    insan, içi oyulmadıkça ötmeyen kamışa benzer.

    insana aradığı şeye bakarak değer biçilir.

    insana kimse gözü gibi lalalık edemez.

    insanları iyi tanıyın, her insanı fena bilip kötülemeyin, her insanı da iyi bilip övmeyin

  37. mevlananın peygamberimizle ilgili sözleri

    Mevlâna'nın Peygamberimiz Hz. Muhammed'e karşı beslediği sevgi ve aşk eserlerinin her yerinde mevcuttur.

    Ey dostum, ey dostum, ey başka sığınağa gerek duymayan dostum, ey dilberim, ey gönül bağım olan dostum, ey mahrem ve sığınağım. Ey yeryüzünde bize ay olan, ey gece yarılarında bize seher olan, ey tehlikede bize siper olan, ey şekerler dolu bulutumuz.

    Ruhumda çok güzel yol alıp yer edindin sen, derdime çok güzel ilâçsın sen ey din ve imanım, ey cevherler dolu okyanusum.

    Ey karanlık gecelerin aydınlık ışığı, ey yolunu şaşırmışların yol göstericisi, ey her kafilenin kıblesi, ey kervanımın klavuzu.

    Sen bana Musa'nın Tur'usun, sen bana İsa'nın sıkıntıları giderenisin, hem nurumun nurunun nurusun, hem Ahmed-i Muhtar'ımsın sen

    Mesnevî'de yer alan şu beyitler Hz. Muhammed (SAV) için yazılmış en güzel övgülerden olup hem günümüzde O'na saldıranlar için hem de sevenleri için bir işarettir:

    Bu nedenle Peygamber'e "Ey korkup örtüye bürünen, örtünün altından çık." diye seslenildi.

    Başına örtüyü çekme, yüzünü örtme. Çünkü dünya şaşkın bir cisimdir, sense akılsın.

    İddiacıdan utanıp gizlenme sakın. Çünkü sen, parlayan vahiy mumunu taşıyorsun.

    Haydi, geceleyin kalk. Çünkü sen mumsun ey sultan; geceleyin mum ayakta durur.

    Senin nurun olmadıkça aydınlık gündüzde bile gecedir. Sana sığınmadıkça, aslan tavşana esirdir!

    Ey Mustafa! Bu safa denizinde kaptanlık et! Çünkü sen, ikinci Nuh'sun.

    Her yolda, özellikle deniz yolunda, akıl sahibi bir kılavuz gerekli.

    Kalk da bak yol yorgunu kervana. Bak her bir yanda kaptan olmuş bir guiyabani.

    Zaman'ın Hızır'ı sensin. Her geminin kurtuluşu sendedir. Ruhullah (İsa) gibi yalnız yürüme.

    Bu topluluğun önünde gökyüzündeki ışık gibisin, güneşe benziyorsun. Halktan kopmayı, köşene çekilmeyi bırak.

    Ey peygamber, hidayet, Kaf Dağına benzer, sen iseAnkâsın. İnziva zamanı değil, gir topluma.

    Dolunay, geceleyin yürür göğün zirvesine. Köpeklerin sesinden çekinip bırakmaz yürüyüşünü.

    Kınayanlar, senin dolunayına ve zirveye yürüyüşüne, tıpkı köpekler gibi havlayıp dururlar.

    Bu köpekler, sağırdır "susun" emrine. Senin dolunayına karşı akılsızca havlayıp dururlar.

    Terk etme hastayı, ey şifa. Sağıra kızıp da körü bastonsuz bırakma.

    Sen dememiş miydin, köre yolda yardım eden, Allah'tan yüz sevap ve ecir kazanır, diye?

    Kim körün kırk adım yürümesine yardım ederse, bağışlanmış ve doğru yola ulaşmış olur, dememiş miydin?

    Öyleyse bu fani dünyada, bölük bölük alıp ***ür körleri. 5

    Dr. Hasan Almaz
    4) Divan-i Kebir. 1/1798, s.630
    5) Mesnevi, IV/1453-74

  38. mevlananın ibretlik özlü sözleri
    Mevlananın etkileyici sözleri
    mevlananın ibretlik güzel sözleri
    mevlana hayata dair sözleri

    604 - Mevlana Sözleri ve Açıklamaları

    Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol, tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.

    Kim daha güzelse kıskançlığı daha fazla olur. Kıskançlık ateşten meydana gelir.

    Dünya tuzaktır. Yemi de istek. İstek tuzaklarından kaçının.

    Irmak suyunu tümden içmenin imkanı yok ama susuzluğu giderecek kadar içmemenin de imkanı yok.

    Gürzü kendine vur. Benliğini, varlığımı kır gitsin. Çünkü bu ten gözü, kulağa tıkanmış pamuğa benzer.

    Ey altın sırmalarla süslü elbiseler giymeye, kemer takmaya alışmış kişi. Sonunda sana da dikişsiz elbiseyi giydirecekler.

    Eşeğe, katır boncuğuyla inci birdir. Zaten o eşek, inciyle denizin varlığından da şüphe eder.

    Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir.

    Oruç tutmak güçtür, çetindir ama Allah'ın kulu kendisinden uzaklaştırmasından, bir derde uğratmasından daha iyidir.

    Ayın, geceye sabretmesi, onu apaydın eder. Gülün, dikene sabretmesi, güle güzel bir koku verir. Arslanın, sabredip pislik içinde beklemesi, onu deve yavrusu ile doyurur.
    Zahidin kıblesi, lütuf, kerem sahibi Allah'tır. Tamahkarın kıblesi ise altın torbası.


    Allah ile olduktan sonra ölüm de, ömür de hoştur..

    Sarhoş, cinayeti yapar da sonra "özrüm vardı, kendimde değildim"der. Kendinde olmayış,kendiliğinden gelmedi sana,onu sen çağırdın.

    İnsan gözdür, görüştür, gerisi ettir. İnsanın gözü neyi görüyorsa, değeri o kadardır.

    Birinin başına toprak saçsan başı yarılmaz. Suyu başına döksen, başı kırılmaz. Toprakla, suyla baş yarmak istiyorsan, toprağı suya karıştırıp kerpiç yapman gerek.


    Yoldaki bir tepecik seni bunaltmış,oysa önünde yüzlerce dağ var

    Kabuğu kırılan sedef üzüntü vermesin sana, içinde inci vardır.

    Adalet nedir? Her şeyi yerine koymak. Zulüm nedir? Bir şeyi yerine koymamak,başka yere koymak.

    Hiçbir kafire hor gözle bakmayın. Müslüman olarak ölmesi umulur çünkü.

    Şu deredeki su,kaç kere değişti,yıldızların akisleri hep yerinde.

    Yol kesenler olmadıkça ,lanetlenmiş şeytan bulunmadıkça,sabırlılar ,gerçek erler,yoksulları doyuranlar nasıl belirir,anlaşılır?

    Şu dünyada yüzlerce ahmak, etek dolusu altın verir de, şeytandan dert satın alır.

    Vazifesini tam yerine getirmemiş olanın vicdan yarasına ne mazaretin devası ne ilacın şifası deva getirmiş..

  39. Mevlananın yedi öğüdü ve anlamı
    Mevlananın 7 öğüdünün açıklaması


    Cömertlik ve Yardım Etmede Akarsu Gibi Ol

    Burada ele alacağımız, Mevlana'nın yedi öğüdünden ilki cömertlik ile ilgili olandır. Cömertlik sözlükte; "Para ve malını esirgemeden veren, eli açık, selek, semih, ahi, bonkör" olarak tarif edilmektedir.

    Cömertlik insanın, sahip olduğu imkânlardan, muhtaçlara meşrû ölçüler dahilinde, ve Allah rızasından başka hiç bir gaye gütmeden, ihsan ve yardımda bulunmasını sağlayan üstün bir ahlâk kuralıdır. Tüm kutsal dinlerde emredilen sabır, fedakarlık, cömertlik gibi duygular hayatın acı ve ızdırablarını hafifleten, yaşam gücünü besleyen motive edici güçler olarak kişiyi psikolojik olarak koruyabilmekte ve bireyde mesuliyet duygusunu geliştirerek şahsiyet bütünlüğü sağlanmasına yol açmaktadır.

    Cömertlik Kur'an ve Peygamber tarafından övüldüğü gibi pek çok düşünce insanı tarafından da taktir edilen bir davranıştır. İslam dini zekat ibadeti ile insanın manevi dünya ile irtibatını kesen ve onu en çok gaflete düşüren önemli faktörlerden birisi olan mal-biriktirme sevdasını disipline ederek, inanan insanın Kutsal ile kesintisiz irtibatını sağlamış olur.

    Cömertlik duygusu insanları, muhtaç olanlara vermeye, ihsanda bulunmaya sevkeder. Bu duyguya sahip olan kişi, hem bireysel anlamda gerçek mutluluğa ulaşır hem de toplumsal alanda lüzumlu olan her konuda ihtiyaç sahiplerine yardım edebilme hasletine sahip olur. Aşağıdaki gerçek yaşamdan alınmış anektot bunun açık bir şekilde ortaya koymaktadır:

    "Özel okulda okuyan bir öğrenci mutsuzluktan şikayet ediyordu. Mutlu değil misin? Hiç mutlu olduğun bir anın yok mu? Veya mutlu olmak için ne yapıyorsun? diye sorulduğunda, mutlu olmak için, canım sıkıldığında bazen gider bir simit alır ve o simidi sokak çocukları diye ifade edilen çocuklarla paylaşır, onlarla sohbet ederim. Ve o zaman çok mutlu olurum. Bir başka dünya, bir başka ruh haline bürünürüm, dedi." İşte mutluluk vermektir. Verirsen mutlu olursun. Karşı tarafa tebessüm verirseniz, güler yüz verirseniz, iyi niyet verirseniz, yüreğinizden gelen sevgiyi verirseniz onlar da size verecek ve mutlu olacaksınız.

    Cömertliğin zıttı cimrilik tutum içgüdüsünün bir bozulmasıdır ve sözlükte; "Elindeki parayı harcamaya kıyamayan, bitli, eli sıkı, ekti, hasis, kısmık, kibritçi, mıhsıçtı, nekes, pinti, sıkı, varyemez." şeklinde tarif edilmektedir. Cömertliğin zıttına cimrilik istenmeyen bir kişilik özelliğidir ve Kur'an, Hadis ve pek çok düşünce insanı tarafından yerilen bir davranıştır.

    Laurance Bold'un dediği gibi; Para bize yaşamımızdaki bazı şeyleri daha dolu olarak değerlendirecek zamanı verebilir. Ancak bunu yapmak için gereken saf ruhu ve merakı vermez. Para, bize yeteneklerimizi geliştirecek zamanı verebilir ancak bunu yapacak cesareti ve disiplini veremez. Para bize ilişkilerimizi geliştirecek ve beslemek için zaman verebilir; ancak bunu yapmak için gerekli sevgi ve özeni veremez. Para bizi kolaylıkla bıkkın, korkak, bencil ve yalnız biri haline getirebilir. Kısacası para kendisini ne için istediğimize ve onunla ne yapacağımıza bağlı olarak bize, özgürleşmemizde yada köleleşmemizde yardım edebilir. Bu açıdan Harge'in şu sözü manidardır: "Zenginlik, kendisine sahip olana ya hizmet eder ya da hükmeder."

    Ünlü psikolog Alfred Adler ise, cimrilik konusunda şöyle der: "Hasetle yakın bir akrabalığı bulunan, çokluk buna bağlı olarak görülen bir karakter özelliği de cimriliktir. Cimrilik deyince yalnız para toplayıp biriktirmekten oluşan dar anlamda bir cimriliği değil, genel anlamda bir cimriliği anlıyoruz. Böyle bir cimriliğin de başlıca dışavurum biçimi, cimri kimsenin başka birini sevindirmeye bir türlü yanaşmaması, yani tümüyle topluma ya da toplumun bireylerine karşı yakınlık göstermekte cimriliğe kaçması, çevresine bir duvar örerek kendisine ait sözde o değerli hazineleri güven altına almak istemesidir. Buradan da cimriliğin, bir yandan aç gözlülük ve kendini beğenmişlik, öte yandan da hasetle yakından ilişkili olduğu kolaylıkla görülür. Bütün bu saydığımız karakter özelliklerinin bir insanda aynı zamanda var olacağını söylersek, pek aşırılığa kaçmış sayılmayız. Dolayısıyla, ilgili özelliklerden birini bir insanda saptayan kimse aynı insanda sözü geçen karakter özelliklerinin de varlığını ileri sürüyorsa, bunu asla bir kehanet gibi karşılamamak gerekir."

    Cömertlik ferdin kendisiyle barışık olmasını, kendisine güven duymasını ve topluma güven telkin ettiği için hoşgörülürken, cimrilik hem ferde hem de topluma pek çok zararı dokunduğu, kişinin kendisine ve topluma olan güvenini zedelediği için bu şekilde çeşitli kültürlerde yerilmiş, hatta çeşitli roman ve tiyatrolara konu olmuştur.

    Olumsuz bir kişilik özelliği olan cimrilik aslında kişinin topluma karşı duyduğu güvensizliğin bir yansımasıdır. Kişi başına bir hal geldiğinde kimsenin kendisine yardım etmeyeceğini, kendisinin tek dostunun yine kendisi olduğuna inanarak parasına kıyamamakta ve onu biriktirmektedir.

    Herhangi bir biçimde ödüllendirilme beklentisi (belki iyi bir şey yapmış olmanın verdiği duygu dışında) olmaksızın bir başkasına yardım etmek olan özgeci davranış (yardım etme) da evrensel değer ilkelerinden biridir. Dayanışma, yaşamın bütünlüğünden kaynaklanır. Hiçbir öğe kendi başına yalıtılmış bir varoluş gösteremez. Yaşamın her öğesi anlamını diğer öğelerle kurmuş olduğu ilişkiden alır. Bu ilişkileri umursamamak, görmemezlikten gelmek yaşamı tıkar. Birey kendisini ailesinden, çalışmış olduğu işyerinden, ulusundan ayrı ve bağımsız olarak değerlendirip böyle bir anlayış içinde yaşamını sürdürdüğünde, onun yaşamında bir çok yüzeysellikler, anlamsızlıklar ve aksaklıklar olacaktır. Böyle bir kişi sürekli suyun akıntısına ters yüzmeye çalışan birinin yaşadığı zorlukları yaşayacaktır.

    Şefkat ve Merhamette Güneş Gibi Ol


    Mevlana'nın bir diğer öğüdü ise şefkat ve merhametli olmaktır.

    Birçok psikolog şefkat itkisinin, bebeklerin doğdukları andan itibaren kucağa alınmaya karşılık vermeleri ve başkalarını okşama yetisini kazanır kazanmaz sevgisini dile getirmeleri nedeniyle, doğuştan geldiğini kabul etmektedir. Soğuk ve mekanik davranışa maruz kalan çocuklar genellikle mutsuzluk, hatta acı çekme belirtileri gösterirler. Son zamanda yapılan araştırmalarda sarılacak bir annesi veya anneye benzer yumuşak bir anne ikamesi (yapay anne) bulamayan maymun yavrularında ağır depresyon belirtileri gözlenmiştir. Ayrıca sevgi yetersizliği ile büyüyen çocuk aşağılık duygusuna sahip olur. Kendine güveni olmaz. Başkalarının yönlendirmesiyle hareket eder. Arkadaşlarının ve çevresindeki kişilerin sevgisini kazanabilmek için suç da olsa her davranışı yapmaya hazırdır. İçedönüklük ve saldırganlık gibi olumsuz davranışlar gösterir.

    Şefkat ve merhamet, insanlara karşı sevgi beslemekten geçer, sevgi ise Mevlana düşüncesinin merkezidir. Daha önce de belirttiğimiz gibi Mevlana' nın sevgisi evrenseldir, ırk, din, dil ayrımı yapmadan tüm insanları kapsar. Mevlana'nın sevgisi, O'ndan yüzyıllar sonra Dr. Masumi Toyotome'de ifadesini bulan "Her Şeye Rağmen" rağmen sevgisidir.

    Mevlana'nın düşüncesinin hala güncelliğini koruyor olmasının bir sebebi de, boyutları gezegenler ötesine ulaşan bir insanlık sevgisi ortaya koymuş olmasıdır.26

    Toplumda sevgi tek başına yeterli değildir. Sevginin yanında insanlar birbirine saygı da göstermelidir. İnsanlar birbirlerini severse her zaman diğerlerine yardım etmek ister. Bu sayede birinin bir sıkıntısı olduğu zaman bütün toplum o kişiye yardım eder. O kişinin acısını paylaşır ve sıkıntısını azaltır.

    Saygı ve sevginin bir arada bulunduğu toplumlar uzun ömürlü olur ve hiçbir zaman kargaşa içine düşmez. O toplumda saygı ve sevgi ne zaman kaybolur ise o zaman o toplum çöker.

    Saygıyı ve sevgiyi insanlar çocuk yaşta öğrenir. Büyüdükçe de geliştirir bu yüzden çocukların eğitimi ailede başlar. Ailede bir çocuğa insanlara karşı sevgi duyması öğretildiyse bu çocuk hayatı boyunca insanlara sevgiyle ve saygılı davranır. Fakat ailede çocuğa iyi bir eğitim verilmediyse bu çocuk hiçbir zaman insanlara sevgi duyamaz. Ayrıca çocuk annesinden, babasından yakın ve uzak çevresinden ilgi ve sevgi bekler. Beklentisine karşılık bulursa onlara duyduğu güven artar, bulamazsa azalır.

    Gerek günümüz psikologları gerekse Mevlana insanın mutlu olabilmesi için sevgi dolu mutlu bir ortamda yetişmesini öngörmektedir.28 Nitekim aile içinde sevgi gören bir çocuk topluma da sevgi verir. Toplumda sevgi insanlar arasında barışı sağlar. İnsanlar birbirlerine sevgi ve saygı duyarsa birbirlerinin hakkını da gözetir. Bu da insanların birbirleriyle uyum içinde yaşamasını sağlar. O toplum gelişir ve ilerler. Diğer toplumlarda daha üstün bir durum kazanır.

    Ayrıca sevgi önem vermeyi gerektirir. Biz karşımızdakine önem verirsek, karşımızdaki de bize önem verir.


    Başkalarının Kusurlarını Örtmede Gece Gibi Ol

    Mevlana'nın çağlar ötesinden günümüze ulaşan çok değerli öğütlerinden bir diğeri de başkalarının kusurlarını araştırmamaktır. Başkalarının kusurlarını araştıran, kendisini başkalarına odaklayan kimse kendi hata ve kusurlarını göremez.

    Kusurların örtülmesi çeşitli açılardan olmaktadır. Bize bir kötülük yapmış olan insanın bu kötü davranışı karşısında ona karşı iyi davranmak suretiyle onun bu kusurunu örtmek şeklinde olabileceği gibi, bir kişinin yanlışını ifşa ederek onu toplum içinde küçük düşürmekten sakınmak şeklinde de olmaktadır.

    Gerçekte bize haksızlık etmiş, yanlış yapmış, bizi üzmüş, ezmiş ve bir insanı affetmek, onun hata ve kusurlarını görmemezlikten gelmek insana çok ağır gelen bir meziyettir. Ama güzel huyların en asaletli olanlarından biridir. Çünkü iyilikle, kötülük bir olmaz. Kötülüğü iyilikle karşılayacağız ki, aramızda düşmanlık bulunan kimse candan bir dost olsun.

    Lincoln'e: "Düşmanlarına niçin bu kadar iyilikte bulunuyor, elinde güç ve imkan varken onları yok etmiyorsun?" dediklerinde, "Ben onlara iyi davranarak, onlarla güzel geçinerek zaten onları yok etmiş olmuyor muyum?" der.

    İnsanların kusurlarını yüzlerine vurduğumuz zaman, kendilerini savunmaya geçecekleri için onların hatalarını görmelerini de engellemiş oluruz. Fakat bize karşı göstermiş olduğu kötülük karşısında, iyilikle karşılık verdiğimizde Lincoln'in de ifade ettiği gibi onun bu kötü davranışını fark etmesine ve kendisini düzeltmesine daha çok katkı sağlamış ve böylece hem kendisine hem de başkalarına zarar vermesini önlemiş oluruz.

    Kusur örtmenin bir başka türü ise, başkalarının yanında ifade edildiğinde rahatsız olacağı bir yönünü gizleyerek o kişiyi toplum içinde mahcup etmemek şeklinde olabilir. Herkesin zaafları, hoş olmayan yönleri olabilir. Fakat bazı kimseler kendilerini bırakıp, başkalarının kusurlarını, zaaflarını, eksiklerini araştırıp onların dedikodusunu yapmayı adeta kendilerine meslek edinmişlerdir.

    Dedikodu, gerçek olup olmadığı bilinmeden başkalarına kara çalmak, insanları kötülemek, kınamak, suçlamak amacıyla yapılan konuşmalar olup, sözlü saldırının günlük yaşantıda yer alan en etkin ve yaygın biçimidir.

    Ev toplantılarında kadınların, komşuların, işyerinde çalışanların birbirlerini çekiştirmesi, kendilerince kötü yönlerini döküp sayması dedikodunun toplumsal yaşantıdaki yerini gösterir.

    Başkalarının kusurlarını ortaya koymanın bir başka nedeni de bir kimsenin iyi durumda olmasını istememek olan kıskançlıktır. Kişi bir özelliğinden dolayı kıskandığı diğer kişinin eksik ve kusurlarını ortaya koyarak adeta ondan intikam almak istemektedir.

    Hiddet Ve Asabiyette Ölü Gibi Ol


    Mevlana'nın bu tebliğimizde ele alacağımız bir diğer önemli öğüdü ise öfkemize hakim olmamızla ilgilidir. Öfkeyi ihtiyaçlarımız veya arzularımız engellendiğinde, incinme, tehdit vb durumlarda gösterdiğimiz kızgınlık veya saldırganlık olarak tanımlayabiliriz. İnsan öfke ile yapılacak işin yarar yerine zarar getireceğini düşünerek öfkelenmemeğe kendisini alıştırmalıdır.

    Dr. Akil Muhtar Özden, İlim Bakımından Ahlâk isimli eserinde hiddetle ilgili olarak şunları söylemektedir:

    "İnsanlar için hiddeti, geçici bir delilik gibi telakki ederlerdi. Kızgın insan kendine sahip olmaz. Düşünce kabiliyeti bozulur. Söz söylemek güçleşir. Bütün ahlâki hisler ve terbiye kaideleri karanlıkta kalır. Bir çok fizyolojik değişiklikler olur. Çok defa yüz kızarıyor, gözler parlıyor, kan basıncı çoğalıyor. Hiddet edenler hareketlerinin kontrolünü kaybederler. Manasız şeyler yaparlar. Tabii halde iken akıllarından geçmeyecek kadar fena sözleri söyler, kavga edebilirler.

    Kızgınlıkla yapılan hareketler ve işler umumiyetle muzırdır. Hiddete galebe çalmayı bilmeli, çabuk geçirmeli, her halde ona tabi olarak her hangi bir şey yapmaktan çekinmelidir.

    Hiddet getiren hadiseler muhteliftir. İnsanları, maddi yaralardan ziyade, izzetinefislerine dokunan hareket, istihza gibi muameleler hiddetlendirir.

    İslâm hekimleri hiddet getiren sebepleri iyi tetkik etmişlerdir. Bunların bir kısmı hiddet edenin şahsına aittir. Kendini çok beğenmek, kendinde olmayan kemalle iftihare alışmak, küçük sebeplerden dolayı kavgayı itiyat edinmek, sık hiddetlenmeyi mucip olur. Başkalarından gelen hiddetlenme, sebepleri arasında da istihza, yoksuz tenkit, zulum ve gadir, kibir azamet, birini aciz gördüğünü hissettirme, bazı eşyayı başkalarından kıskanma, zem, iftira etme, haksız hareketlerde bulunmayı zikrederler.

    Hiddetin başka başka şekilleri vardır. Bir nev'i karşısındakine tecavüze sevketmez, çabuk geçer. Diğeri az çok devamlı olur, kin uyandırır. Üçüncü bir nev'i hemen mücadeleye sevkeder.

    Hiddetin neticeleri arasında, felç, kalp krizleri, kanamalar, hazım bozuklukları, hastalıklara karşı vücudun mukavemetinin azalması gibi, uzvi mazaratlar vardır. Hiddetlenme, kin adavet ve intikam hisleri doğurur. Dostların muhabbetlerini azaltır, görenlerin istihzalarını celbeder ve nihayet insanda nedamet ve elem gibi ızdıraplar bırakır.

    İnsan kendi hiddetini yenmeye çalışır ve bunu itiyat haline getirebilir ise, bir çok beyhude küçüklüklerden, elemlerden kaçınabilir. Her halde hiddetin emrettiği hiçbir hareketi yapmamalıdır. Evolüsyon insanları hiddete galebeye doğru sevkediyor. Bazı iptidai kavimlerde bile bu galebe kabiliyetini büyümüş görüyoruz. Dr. Boas'ın, Kolombia yerlileri hakkında yazdığı şu sözler bunun bir misalidir. Bu yerliler hiddet ederler ise hemen yere oturur veya yatarlarmış. Böylece uzun zaman bir şey söylemeden ve hiç bir şey yemeden kalırlarmış. Kalkdıkları zaman rakiplerine karşı bu suretle üstünlük gösterdiklerinden büyük bir sevinç duyarmış.

    Hiddeti yenmeğe alışmak katiyetle lazımdır. İzzeti nefse ilgili yüksek hisleri kuvvetlendirmek suretiyle bu yapılabilir. Hakaret gören, faziletini çoğaltarak benliğini memnun etmeyi öğrenmelidir. Haksız tenkitlere ehemmiyet vermek manasızdır. Bunlara daha mükemmel iş görmek, daha iyi bir eser meydana getirmekle cevap vermek büyüklük olur. Her bakımdan güzel, her cihetten faydalı olan bu kemali, bir ülkü gibi takip edenler muvaffak olur. İyi bir terbiye, doğru düşünme, bu zihni kazancı kolaylaştırır. İnsan her bir hissini mukabil hissi kuvvetlendirerek alt edebiliyor."

    İnsanın hiddet ve asabiyetini yenmesi ve sabır göstermesi Peygamber efendimiz tarafından da tavsiye edilmiş bir davranıştır. Mevlana'da yaşama sanatı "sabırla" başlar. Sabır, dayanabilmek, güçlüklere dayanabilmek sanatıdır.

    Bir gün bir adam gelmiş:

    "Oğlumu evlendirmek istiyorum. Nasıl bir kız alsam?" diye sormuş.

    Mevlana: "Fakir bir adamın kızını al." diye öğüt vermiş.

    Bir gün de bir adam gelmiş:

    "Kızımı evlendirmek istiyorum. Nasıl bir damat seçmeliyim?" diye sormuş: Ona da Mevlana:

    "Fakir bir adamın oğlunu tercih et." diye cevap vermiş.

    Bu fakirlik, nice bir fakirliktir? Nice bir fakirliktir ki Peygamberimiz: "Fakirlik benim iftiharımdır" diye buyurmuşlardı. Bu fakirlikten sorulunca, Peygamberimiz: "Bu fakirlik, sabırdır." demişti.

    Asabiyet karşısında sabretmek ayrıca kişiyi "affetmeye" yöneltir ki bu da yaşam sanatının bir başka becerisidir38 ve mutluluğun anahtarlarından biridir.39

    Tevazu Ve Alçak Gönüllülükte Toprak Gibi Ol

    "Tevazu, makam, servet, şöhret gibi gelip geçici şeylere gereğinden fazla önem vermemek, bunları yararlanma, insanlara hizmet ve yardım etmek için ir vasıta saymaktır.

    Mütevazi insan, hayatın türlü aşamalarını düşünerek kendi acizliğini unutmaz. Bütün hareketlerinde aklını kullanır. Basit duygularına esir olmaz. Sık sık kendini kontrol ederek hatalarını bulmaya ve bunları düzeltmeğe çalışır.

    İnsandaki benlik duygusu irade ve aklın kontrolünden kurtularak azgınlaşırsa büyüklük hastalığı başlar. Fakat bu duygu gelişmez de şahsiyeti tamamen öldürülürse o zaman da aşağılık duygusu baş gösterir. Aşağılık duygusuna kapılan kimsede irade zayıflar, korkak, beceriksiz ve çekingen olur. Tevazu bir bakıma aşağılık duygusuna benzerse de ondan çok farklıdır. Tevazuda irade ve akıl vardır. Mütevazi insan düşünerek ve şuuruyla, bencil arzularını, isteklerini yener, kendinden bir takım meziyetler ve üstünlükler hayal etmez.

    Ancak tevazuun da bir sınırı vardır. Tevazuu miskinlik, uyuşukluk derecesine indirmek de hatadır. Mütevazi olmak demek hakaretlere katlanmak, haysiyet ve şereften yoksun olmak değildir. İnsan mütevazi olmakla beraber, vakar ve şahsiyetini korumasını da bilmelidir."

    Mevlana'ya göre büyüklenmemek, gururlanmamak, kibri bir tarafa bırakıp alçak gönüllü olmak, gönül kırmamak, edepli olmanın birer işaretidir ve tüm irfan sahiplerine göre her şey ancak edep ile güzelleşir, düzenlenir.

    Hz. Mevlana'yı görmek için Konya'ya gelen büyük bir papaz maiyeti ile yolda giderken ona rast geliyor. Hürmet ederek huzurunda eğiliyor. Mevlana da aynı hürmetle mukabele ediyor. Papaz, her başını kaldırdığı zaman, Mevlana'yı aynı ihtiram vaziyetinde görüyor. Nihayet bu tevazu karşısında hayran kalıp Müslüman oluyor. Mevlana eve döndüğü zaman oğlu Sultan Veled'e şöyle diyor:

    "Bir papaz, tevazu faziletini elimizden almak, o yolda bize galip gelmek istedi. Allah'a şükür biz onu mağlup ettik. Çünkü tevazu ve hilim Müslümanların şiarıdır."

    Hoşgörülülükte Deniz Gibi Ol

    Mevlana'nın yedi öğüdünden altıncısı hoşgörülü olmakla ilgilidir.

    Hoşgörü, insanı, insanlığı anlamak, bilmek, saygı duymaktır. İnsanların birbirinden farklı duygu, düşünce, davranış, tutum, eylem biçimleri olduğunu kabul etmektir.

    Çağımızda hoşgörüye her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulmaktadır. Çünkü dünyamızda bir taraftan kültürel değişim ve küreselleşme hareketi yaşanırken, diğer taraftan da milliyetçilik, radikalizm, ****** ve yabancılara karşı ayrımcılık ve nefret duyguları yaşanmakta ve tecrübe edilmektedir. Bu sebeple çağdaş bir insanda gelişmesi gereken en değerli yeteneklerden biris hoşgörü alışkanlığıdır.

    Ruhbilim açısından hoşgörü, insanın kendisini başkalarının yerine koyması, onu anlamaya çalışması demek olan duygu sezgisiyle kazanılır. Önümüzdeki yıllarda bütün dünya ülkeleri ve ülkemiz, insan haklarının egemen olduğu, bireysel özgürlük ve toplumsal sorumluluk sınırlarının belirlendiği ekonomik, siyasal, kültürel bütünleşme arayışını sürdürecektir. Düşünce, karar verme gibi soyut kavramlardan, günlük uygulamaya kadar, anlayış ve Mevlana'dan bize miras kalan fakat şu anda varlığını neredeyse unutmuş olduğumuz hoşgörü gerçekleşmesi zorunlu bir kavram, çağdaş, geçerli, güncel bir ilişki, iletişim biçimi olacaktır.

    Hoşgörülü olmak ailede kazandırılması gereken bir haslettir. Fakat çocuklar yaptıkları ufak tefek hatalardan dolayı bile çoğu kez cezalandırılırlar. Bağışlanmayan çocuklar ise ileride yetişkin olduklarında "bağışlayamayan" ve "hoşgörüsüz" insanlar olurlar. İnsanlarla iletişimlerinde katı olurlar ve bunun rahatsızlığını iç dünyalarında bir ömür boyu çekerler. Oysa nefret, kin tutma, bağışlayamama ve katılık, duygusal bir tükenmedir. Yıkıcıdır, insanın kendi kendini bozguna uğratan duygulardır. Çocukları bilemediğinden, istemeden yaptıkları konusunda bağışlamayan bir tutum izlemek, onları kendilerine karşı katı olmalarını ve kendileriyle barışık olmamalarını körükler. Bu sebeple onların davranışlarına göre onları şımartmayacak bir biçimde bir hoşgörü yaklaşımı sergilemek gerekir.

    Mevlana'nın hoşgörüsü sevgi anlayışının bir uzantısı olarak dil, din ve ırk farkı gözetmeyen bir hoşgörüdür. Çünkü O yaşamın, insanlığın olmazsa olmazı olarak gördüğü hoşgörünün, her insanda bulunması gerektiğine inanmaktadır. Bu niteliği tüm dinlere, inançlara, düşüncelere, görüşlere de açık tutar. Çünkü Mevlana'ya göre ilk yaratılan aşktır. Her yaratık bir aşk kıvılcımı taşımaktadır ve bütün varlıklar yüceler yücesi olan Tanrı'ya doğru bir vuslat özlemi içindedir. Hoşgörüyü "Yüceltilmiş Davranış"ın vazgeçilmezi sayar. Çünkü hoşgörü, özellikle de Mevlana hoşgörüsü içinde; insana saygı vardır, sevgi vardır, aşk vardır. Yoksa insandaki bu nitelik oluşamaz.

    Öteden beri olgun sanılan insanlarda bile kendini ve kendi düşüncelerini beğenmek, kendisininkinden başkalarını düşünce ve inançlarına hiç olmazsa şüphe ve küçümseme ile bakmak adeti vardır. Etrafındakilere gerçekten değer veren insanlar da pek azdır. Çocuğun bencilliğinden başlayarak yetişkin insanların kendilerini beğenmişliklerine ve gururlarına kadar bin bir şekil alan bu huy, tarihin birçok kanlı olaylarına sebep olduğu gibi, büyük uygarlık eserlerinin de doğmasına hizmet etmiştir. Birinci olaylar, affedememek, dayanamamak, kıskanmak, kavrayamamak, gibi ruhun pek zayıf ve küçük düşmüş olmasının sonucu olan hoşgörmezliğin (taassup) ürünüdür; ikincisi, yani uygarlık eserleri, kendine güvenmek, bilgisine emin olmak, insanlığı sevmek gibi bir ruh yüceliğinin ürünüdür. İkisi de bencillik gibi görünen bu hallerden birincisi, dar kafalı ve körelmiş, kıskanç, bu yüzden de ilerleyeni göremeyen manevi körlüklerin sonucudur; ikincisi ise, geniş ve sınırsız bir zekanın aydın ve üstün tutkuların eseridir. Bu itibarla birincisi kısır olduğu kadar da geri, ikincisi ise, verimliliği kadar da ileri bir karakterdir. Hangi türden olursa olsun, uygarlığı ve insan mutluluğunu ikinci ruhlara borçluyuz. Zira bunlar bağışlamasını bilir, karşısındakini dinlemek irade ve inancına maliktir; kendi düşüncelerini başkalarınınki ile mukayese edebilir ve bencilliğinden hiç olmazsa, karşısındakilerin fark edemeyecekleri bir manevra ile vazgeçebilir. Doğruyu ve iyiyi, tereddütsüzce benimser, beğenir, hiç olmazsa onları dinlemek ve suçlandırmamak büyüklüğünü gösterir. Vaktiyle Voltaire bir yazısında, "Senin fikirlerini beğenmiyorum, fakat onları savunmana engel olacak kimselerle ölesiye savaşmaya hazırım." demiştir ki bu hoşgörünün pek yüce ve asil bir ifadesidir.

    Yine Voltaire'nin şu ifadeleri oldukça manidardır; "Ey Tanrım! İnsanlar artık birbirlerinin kardeşi olduklarını hatırlayabilsinler ve barışçı bir emek ve endüstrinin verimlerini zorla çalmak isteyen eşkiyalığa karşı nasıl nefret ediyorlarsa, ruhlar üzerine istibdat yapmaktan da öyle dehşet duysunlar! Eğer savaşlardan çekinmek imkanı yoksa, hiç olmazsa barış için iken birbirimizden tiksinmeyelim, birbirimizi parçalamayalım!"

    Kaynağını Kur'an ve Hz. Peygamber'in uygulamalarından alan Mevlana'nın hoşgörüsünü en güzel ifade eden ve adeta hoşgörünün sembolü haline gelmiş olan şu beyiti burada zikretmeden geçemeyeceğim:

    Gel yine gel, her ne olursan ol yine gel

    Eğer kafir, Mecusi veya Putperest isen yine gel.

    Bizim dergahımız ümitsizlik dergahı değildir

    Yüz defa tövbeni bozmuş olsan yine gel.


    Ya Olduğun Gibi Görün, Ya Göründüğün Gibi Ol

    Mevlana'nın burada ele alacağımız son öğüdü olduğun gibi görünmektir.

    Genel anlamıyla kişinin başkalarından ayrı bir insan olarak kendi sosyal kimliğinin farkında olması psikolojide öz-bilinç kavramıyla ifade edilmektedir. Psikolojik anlamda sağlıklı insanlar ne olduklarının ve ne olmadıklarının farkındadırlar.

    Mevlana'nın burada ifade etmek istediği husus insanın özüyle, sözüyle bir olması, yanar döner, bir öyle bir böyle davranmamasıdır. Mevlana'nın yaşadığı dönemde, yönetici konumundaki insanların etraflarında onlara gerçek yüzlerini göstermeden dalkavukluk yapan insanlar olduğu gibi, Mevlana'nın kendi çevresinde de O'na başka türlü etrafa başka türlü davranan insanlar olmuştur ve O bu durumun hoş olmadığını bu veciz sözleriyle ifade etmişlerdir.

    Tarihin her döneminde, dünyanın her tarafında birçok insanların alışkın olduğu, birçoğunun hoşlandığı dalkavukluk belki diğer bazı insancıl kusurlar gibi suç eğilimli bir davranış değildir, fakat bazı hallerde zararlar yaratabilen bir karakter bozukluğudur. Dalkavukluk açık yürekliliğin ve samimiliğin tamamıyla tersi olan bir davranıştır. Samimilik kendine olduğu kadar başkalarını da aldatmamak, medeni cesurlukla konuşmak, doğru bildiği şeyi sakınmadan söyleyebilmektir.

    Dalkavukluk çoğu kez bir aşağılık duygusunun, kişiliklerini kabul ettirme zorunluluğunun baskısı altında olarak ancak başkasının koltuğu ve korunması altında yaşamak ihtiyacından ortaya çıkabilmektedir.

    Özellikle evlilik öncesi tarafların birbirlerini olduklarından daha olumlu kişilermiş gibi göstermeleri, olumsuz yönlerini gizleyerek hep olumlu yönlerini ortaya çıkarmaları yaşanan bir realitedir. Bu ise daha sonra mutsuz evliliklerin yaşanmasına sebep vermektedir. Çünkü taraflar birbirlerine karşı ne oldukları gibi davranmış, ne de davrandıkları gibi olabilmektedirler.

    Olduğu gibi davranmayan insanlar çevreleri tarafından, bu yapmacık tavırlarından dolayı güvensiz kişiler olarak görülür ve kendilerine ona göre tavır alınır. Çevreden dışlandığını hisseden bu kişiler ise mutsuzluğa ve yalnızlığa mahkum olurlar.

  40. Mevlana'nın 7 öğüdü,Mevlananın 7 sözü,Mevlananın 7 altın öğüdü,Mevlananın 7 altın sözü


    1.Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol

    2.Sevkat ve merhamette güneş gibi ol

    3.Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol

    4.Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol

    5.Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol

    6.Hoşgörürlükte deniz gibi ol

    7.Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol

    (Mevlana)

  41. Mevlananın 7 öğüdü ingilizce
    İngilizce Mevlananın yedi öğüdü
    Mevlananın yedi öğüdü ingilizce


    MEVLANA'NIN YEDİ ÖĞÜDÜ
    SEVEN ADVICE OF MEVLANA


    1) Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol.
    In generosity and helping others be like a river

    2) Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.
    In compassion and grace be like sun.

    3) Başkalarının kusurunu örtmekte gece gibi ol.
    In concealing others' faults be like night

    4) Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol.
    In anger and fury be like dead


    5) Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol.
    In modesty and humility be like earth

    6) Hoşgörüde deniz gibi ol.
    In tolerance be like a sea

    7) Ya olduğum gibi görün,ya göründüğün gibi ol
    Either exist as you as you are or be as you look

  42. Mevlananın dünya görüşünü anlatan sözleri
    Hz. Mevlananın dünya görüşü


    "Yine gel, yine gel, her ne olursan ol yine gel
    İster kafir, ateşe tapan, putperest ol yine gel
    Bizim bu dergahımız ümitsizlik dergahı değildir
    Yüz defa tövbeni bozmuş olsun da yine gel."


    Kendine gel, yepyeni bir söz söyle de dünya yenilensin! Sözün öylesine bir söz olmalı kidünyanında sınırını aşmalı. Sınır nedir, ölçü ne? Bilmemeli!"


    "Biz birleştirmek için geldik, ayırmak için değil."


    "Tapımızda (yolumuzda) riyazat yok; burada hep lütuf var, bağış var. Hep sevgi, hep gönül alış, hep aşk, hep huzur var burada."


    "Söz söyleyen kemal sahibi olursa, marifet ve hakikat sofrasını serdi mi, o sofrada her türlü yemek bulunur. Herkes orada gıdasını bulur."


    Ey oğul, herkesin ölümü kendi rengindendir. Düşmana düşmandır, dosta dost!
    Ayna Türk'e nazaran güzel bir renktedir. Zenciye nazaran o da zencidir.
    Ey can, aklını başına devşir. Ölümden korkup kaçarsın ya; doğrusu sen, kendinden korkmaktasın.
    Gördüğün, ölümün yüzü değil, kendi çirkin yüzün. Canın bir ağaca benzer; ölüm onun yaprağıdır.
    İyiyse de senden yetişmiş, yeşermiştir; kötüyse de. Hoş nahoş.. gönlüne gelen her şey senden, senin varlığından gelir.

  43. mevlananın uzaklık sözleri
    mevlananın uzaklık hakkında sözleri

    603 - Mevlana Sözleri ve Açıklamaları

    Uzaklik deyip dert ettigin nedir ki sevgili..?..
    Biz Yaradani görmeden sevmedik mi..?

  44. mevlananın güzel vecizeleri
    mevlananın sözleri
    mevlananın vecizeleri ve sözleri



    "Yine gel, yine gel, her ne olursan ol yine gel
    İster kafir, ateşe tapan, putperest ol yine gel
    Bizim bu dergahımız ümitsizlik dergahı değildir
    Yüz defa tövbeni bozmuş olsun da yine gel."


    "Kendine gel, yepyeni bir söz söyle de dünya yenilensin! Sözün öylesine bir söz olmalı kidünyanında sınırını aşmalı. Sınır nedir, ölçü ne? Bilmemeli!"

    "Biz birleştirmek için geldik, ayırmak için değil."

    Güzel söyle de halk, yüzyıllar boyunca okusun.
    Tanrı'nın dokuduğu kumaş ne yıpranır, ne eskir.

    Ben kilitten seslenen bir kapı anahtarı gibiyim sanki.
    Sanır mısın ki benim sözüm sadece bir sözdür

  45. Hz. Mevlananın dostluk üzerine söylediği sözler
    Mevlanadan dostluk üzerine güzel sözler


    Sohbet vardır, keskin bir kılıca benzer; bostanı, ekini kış gibi kesip biçer.
    Sohbet vardır, ilkbahar gibidir. Her tarafı yapar, sayısız meyveler verir.
    İhtiyat ve tedbir ona derler ki, "kötü zannı gideresin, kaçıp kötülüklerden kurtulasın."


    Seni dostundan ayıran sözü dinleme. O sözde ziyan vardır, ziyan!


    Kim benlikten kurtulursa bütün benlikler onun olur.
    Kendisine dost olmadığı için herkese dost kesilir.

    Nakışsız bir ayna haline gelir, değer kazanır.
    Çünkü bütün nakışları aksettirir


    İyilik, hoşluk zamanında hepsi dosttur, eştir.
    Fakat dert ve gam zamanı Allah'tan başka kim sana dost?


    Dost nasıl dosttur?
    Rey ve tedbir bakımından merdivene benzeyen, seni aklıyla her an irşat edip yücelten dost.

  46. mevlananın adalet sözleri
    mevlananın adalet hakkında sözleri
    mevlana adalet sözleri

    602 - Mevlana Sözleri ve Açıklamaları

    Adalet nedir? Ağaçlara su vermek. Zulüm nedir? Dikeni sulamak.

    Adalet, bir nimeti yerine koymaktır, her su isteyen tohumu sulamak değil.

    Zulmedersen kötüsün, gerisin geriye gittin. Adalette bulunursan saadete erersin, kalem bunu yazdı; mürekkebi bile kurudu.

  47. mevlananın affetmekle hakkında sözleri
    mevlananın affetmek sözleri

    104 - Mevlana Sözleri ve Açıklamaları

    Yâ Rabbî!
    Rûhumda bir ilim katresi var İlâhî onu hevâ rüzgarıyla ten toprağından muhâfaza eyle
    Ey ihsânı çok olan Rabbim!
    Cefâ içinde geçip giden ömre merhamet et
    Ey affetmeyi seven Rabbim!
    Bizi affeyle İsyân derdimize çâre eyle
    Ey yardım isteyenlerin yardımcısı!
    Bizi hidâyete çıkar

  48. mevlananın ahlakla ilgili sözleri
    mevlananın ahlak hakkında sözleri
    mevlana ahlak sözler

    601 - Mevlana Sözleri ve Açıklamaları

    "Yine gel, yine gel, her ne olursan ol yine gel
    İster kafir, ateşe tapan, putperest ol yine gel
    Bizim bu dergahımız ümitsizlik dergahı değildir
    Yüz defa tövbeni bozmuş olsun da yine gel."

    Sevgide güneş gibi ol,
    Dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol,
    Hataları örtmede gece gibi ol,
    Tevazuda toprak gibi ol,
    Öfkede ölü gibi ol,
    Her ne olursan ol,
    Ya olduğun gibi görün,
    Ya da göründüğün gibi ol




    Sen, değerinle ve düşüncenle iki aleme bedelsin.
    Ama ne yapayım ki kendi değerini blmiyorsun.
    Kendini ucuza satma, çünkü değerin yüksektir.

  49. Mevlana'dan Aklı Kullanmakla İlgili Sözler
    mevlananın akıl hakkında sözleri
    mevlananın akıl sözleri


    600 - Mevlana Sözleri ve Açıklamaları

    Akıl diyarında nice âlemler vardır! Bu akıl denizi ne kadar engindir!

    İnsan akılla (adam) olur; saçı sakalı ağarmakla değil! O talihe, o devlete ümit kılı sığmaz; o devlet, umutla ricayla bulunmaz.

    Gemsiz ve serkeş ata pek yaklaşma. Kendine aklı ve dini kılavuz et, onlara uy vesselâm!
    Peygamber: "Kim ahmaksa düşmanımızdır; yol kesen gulyabanidir.

    Bil ki Hak sana bir akıl cilası vermiştir... Onunla gönül yaprağı arınır, aydınlanır.

    Akıl vardır, güneş gibi... Bazı akıllar ise, Zühre yıldızından da aşağıdır, yıldız akmasından da.

    Akıl ve gönüller, şüphe yok ki arşa mensuptur, hicap içinde olarak arş nurundan doğarlar.

  50. mevlanadan altın öğütler
    mevlananın altın sözleri

    599 - Mevlana Sözleri ve Açıklamaları

    Cömertlikte ve yardım etmede akarsu gibi ol

    Şefkat ve merhamette güneş gibi ol

    Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol

    Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol

    Tevazu ve alçakgönüllükte toprak gibi ol

    Hoşgörülülükte deniz gibi ol

    Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol. (Sy. 35)



    Her gün bir yerden göçmek ne iyi

    Her gün bir yere konmak ne güzel

    Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş

    Dünle beraber gitti cancağızım,

    Ne kadar söz varsa düne ait,

    Şimdi yeni şeyler söylemek lazım. (Sy. 36)




    Gel, gel, gel, ne olursan ol yine gel!

    İster kâfir, ister putperest, ister mecusi ol, gel

    Bizim dergâhımız

    Ümitsizlik dergâhı değildir.

    Yüzbin kere tövbeni bozmuş olsan da

    Yine gel…(Sy. 36)



    Mümkün mü bu, olsun ruhumuz ilgisiz?

    Sen bende ve ben sende doğar, gizleniriz.

    Sen ben deyişim anlatabilmek için,

    Sen ben aramızda yok ki gerçekte biriz.

    Her ne istiyorsan kendinde ara!

    Senin canının içinde bir can var, o canı ara!

    Senin dağının içinde bir hazine var, o hazineyi ara!

    Eğer yürüyen dervişi arıyorsan;

    ONU SENDEN DIŞARIDA DEĞİL,

    KENDİ NEFSİNDE ARA! (Sy. 38)



    ‘Ayran kâsem önümde oldukça, vallahi kimsenin balını düşünmem bile. Azıksızlık, ölümle kulağımı bursa bile,
    HÜRRİYETİ KULLUĞA SATMAM BEN!' (Sy. 40)

    ‘Denizi gören göz başka, köpüğü gören göz başka…Köpüğü bırak da denizin gözüyle bak sen! Köpükler, gece gündüz denizden meydana gelir, onları deniz harekete geçirir. Fakat ne şaşılacak şey ki
    SEN KÖPÜĞÜ GÖRÜYORSUN DA DENİZİ GÖRMÜYORSUN.'(Sy. 46)



  51. mevlananın yardımlaşma sözleri
    mevlananın yardımlaşma hakkında sözleri

    598 - Mevlana Sözleri ve Açıklamaları

    cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol.
    şefkat ve merhamette güneş gibi ol
    başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol
    hiddet ve asbiyette ölü gibi ol
    tevazu ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol
    hoşgörürlülükte deniz gibi ol
    ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol...
    "Ya oldugun gibi görün
    Ya göründügün gibi ol"



    "Biz güzeliz sende güzelleş, bizim huyumuzla
    huylan, başkalarinin huyunu birak.
    Cevher madeni olmak istiyorsan, gönlünü aç,
    göğsünü deniz haline getir."

  52. Mevlananın yalan hakkında sözleri
    mevlananın yalan üzerine sözleri

    Mevlananın yalanla ilgili sözleri

    598 - Mevlana Sözleri ve Açıklamaları

    · Gerçek kokusuyla, ahmağı kandıran yalan sözün kokusu, miskle sarımsak kokusu gibi, söz söyleyenin soluğundan anlaşılır.

    Sözle anlatılan şey, yalan bile olsa, kokusu, gerçek olduğunu da haber verir, yalan olduğunu da.

  53. 2013-04-28
    Ben açıklamasını istiyorum siz özlü söz yazıyorsunuz
  Okunma: 56493 - Yorum: 52