Temel İhtiyaçlarımız Nelerdir? - Delinetciler Portal

Temel İhtiyaçlarımız Nelerdir?

  1. sponsorlu bağlantılar
    Temel İhtiyaçlar

    Yemek yemeden, su içmeden yaşayamayız. Tehlikelerden, soğuktan, sıcaktan korunmak için bir eve ihtiyacımız vardır. Çıplak gezemeyiz, giyinme ihtiyacı duyarız. Beslenme, barınma ve giyinme tüm insanların temel ihtiyaçlarındandır. Temel ihtiyaçlarımız karşılanmadığı zaman yaşantımızı sürdüremeyiz.


    Temel ihtiyaçlarımız bunlarla sınırlı değildir. Okula giden bir öğrencinin kitap, defter, kalem, silgi, çanta gibi okul gereçleri de temel ihtiyaçlarıdır.

    Sosyal İhtiyaçlar
    Can, babasından kendisine bisiklet, Gül gitar, Samet ise ayakkabı almasını istiyor. Bu kişilerden hangisinin isteği daha önce yerine getirilmelidir?


    Temel İhtiyaçlarımız Nelerdir?
    Barınma
    Temel İhtiyaçlarımız Nelerdir?
    Yeme-İçme
    Temel İhtiyaçlarımız Nelerdir?
    Uyku-Dinlenme

    Bu kişilerden Samet'in isteği daha önce yerine getirilmelidir. Çünkü Samet için ayakkabı istek değil, ihtiyaçtır. Ayakkabısı yırtılmış ya da küçülmüş olabilir. Yağmurlu havalarda yırtık ayakkabı giyerse ayakları ıslanıp hastalanır. Küçük ayakkabılar ayağını sıkıp yara açılmasına neden olur. Oysa bisiklet ve gitar birer istektir. Bu istekler karşılanmasa da Can ve Gül'ün yaşamında güçlük çıkmaz.

    İhtiyaçlar Karşılanırken Nelere Dikkat Edilmelidir?
    İhtiyaçlarımızı karşılarken onları önem sırasına koymamız gerekir. İhtiyaçlarımızı önem sırasına koyarken de bütçemizi göz önünde bulundurmalıyız. Her ailenin belli bir geliri vardır. İhtiyaçlarımızı satın alabilmek için yeterli paramızın olması gerekir. Paramız yeterli değilse borçlanabiliriz. O zaman da temel ihtiyaçlarımızı karşılayamayız.

    Para ve Paranın Tarihi
    Para, bir ürün ya da hizmetin değerini karşılayan devletçe bastırılan kağıt ya da metalden yapılmış ödeme aracıdır. Para ilk kez Lidyalılar tarafından kullanılmıştır.

    sponsorlu bağlantılar

      Konuyu Beğendin mi?
  2. #2
    temel düşünce hatası siz bi benimkisine bakın:


    Olası en olumsuz temayı senaryolaştırma:

    Çok ufak bir durumun sonucunda kişinin o olayın bir felaketle sonlanıp, olası bir facia haline getirmesidir Kişi bu nedenle yakınlarından birinin başına gelen bir sorunun, kendisi ile benzerliği olmasa da kendi başına geleceğini düşünebilir Normal vücutsal belirtiler bile bir kanser habercisi olarak düşünülebilir Ekonomik olarak sıkıntıya düşen birisi, eşi ve çocuklarının kendisini terk edeceği ve kimsesiz olarak bir köprü altında yaşayacağını umutsuzluk içinde hayal edebilir Bir kaza geçirebileceği korkusu ile hayatını kısıtlayabilir Bu kişilerin konuşma içerikleri “eğer , ya…”gibi sözcüklerle doludur

    Kişiselleştirme- sorumluluk sahibi hissetme:

    Çevrenizdekilerin söylediklerinden ya da yaptıklarından kendinize yönelik uygunsuz anlamlar çıkarmanız söz konusudur Bu yapıyı kullanan kişiler sürekli olarak, kendilerini çevrelerindekilerle kıyaslarlar “ben arkadaşlarım kadar para kazanmadığım için eşim bana böyle davranıyor” şeklinde düşünüp huzursuz hissedebilirler Bu kişilerin kendilerine güvenleri yeterince kuvvetli olmadığından, devamlı olarak kendilerini olumsuz anlamda başkaları ile kıyaslayıp, olaylardan sorumlu hissederler Çevreden gelen her bir uyaranı ( bakış, söz, davranış vb) kendinize verdiğiniz değerin bir ölçütü olarak görürsünüz

    Kontrol odağınızın durumu:

    Kendinizi eğer çevresel şartların, etrafınızdakilerin kontrolüne, olayların akışına bırakıyorsanız, etrafınızdakilerin yörüngesine ,onların dümen suyuna giriyorsanız kendiniz güçsüz hissedeceksinizdir Bu durumda hayatınızda herhangi bir değişim yapamayacağınızı düşünebilecek ve aciz hissedeceksiniz Etrafınızdakileri ve dışınızdaki dünyayı da bu durumda göreceksiniz Sonuçta olumsuz durumlara düştüğünüzde , bundan başkalarını sorumlu addedip, onları suçlayacaksınız Aşırı bir kadercilik düşüncesi ile bu durumlarla karşılaştığınız için her şeyi sineye çekip, çözüm yolları aramaya da çalışmayacaksınız Dolayısı ile kendinizi kurban olarak algılayacaksınız ve ‘ilahlar kurban istedi’ şeklinde düşünüp, hayal kırıklığına uğrayacaksınız Oysa ki hayatınızın dümeninizi elinize alarak, yaşamınızın tek sorumlusu siz olduğunuzu idrak ederek, kendi kararlarınızı almakta aktif olsanız hayattan daha çok aaaif alabilirsiniz Yanlış da yapsanız, deneme yanılma en iyi öğrenme yolu olduğundan, bu deneyim size çok şeyler öğretecektir

    Bu durumun tam tersinin olması, kontrol odağınızın aşırı derecede sizde toplanması halidir Kendiniz aşırı güçlerle donanmış hissedebileceğiniz için etrafınızdakilerin eylemlerinden kendinizi sorumlu tutar hale gelebileceksiniz Kendinizi mitolojideki tüm dünyayı omuzları üzerinde taşıyan ‘Atlas’ gibi hissedeceksiniz Bu tarz bir hissediş, etrafınızdakilerin gereksinimlerine aşırı duyarlı olma şeklinde bir sınırsızlık hali, her türlü gereksinimleri giderebilecek kadar kendini adeta tanrı gibi hissetme durumu ve bu ihtiyaçların karşılanması sorumluluğunun başkasına değil de kendinize ait hissetmenizden kaynaklanmaktadır Bu şekilde etrafınızdakileri size muhtaç ve korunması, desteklenmesi, beslenmesi gereken kişiler olarak algılayacak, onların yapmaları gereken sorumlulukları üstlenecek, adeta ağır işçilik yapar hale geleceksiniz Dolayısı ile etrafınızdakilerin mutluluk, dert ve sorunlarından kendinizi sorumlu tutacaksınız Bunların hepsini yapmaya çalıştığınızda çok yorulup kendi hayatınızı yaşayamayacaksınız Asıl yapmanız gerekenleri yapamayıp, ulaşabileceğiniz başarıları göremeyeceksiniz Bu kadar bölündüğünüz için, yakınlarınızdan kişi başına ayırdığınız vakit de azaldığından, yaptıklarınızın yeterli görülmediğini anlayıp, boşa kürek çekmiş hissedebileceksiniz Bu kadar koşuşturma içinde bunları elinizden gelebildiği kadar yaptığınızda mutlu olabilecek , sıklıkla da doğal olarak yetişemediğinizde kendinizi suçlu ve mutsuz hissedebileceksiniz Bir arkeolojik kazı bölgesinde şöyle bir yazı ile karşılaşılmış “kendini bil, kendini tanı, sen sadece bir insansın”

    -Bireysel adalet algısı :

    Bireysel ilişkilerinizde size özel, sizin başkalarına ya da başkalarının size yönelik yapılması gerektiğinizi düşündüğünüz, çok da objektif olamayabilecek bir takım kural ve yönetmelikleriniz vardır Eğer sevgiliniz sizi sevseydi, hep yanınızda olurdu; arkadaşınız gerçek bir dost olsaydı, size istediğiniz miktarda borç verir hatta hibe ederdi; benim bu iş yerimde çalışmamı gerçekten isteseler ve bana değer verselerdi, en yüksek zammı bana verirlerdi, hayat ve insanlar yeterince adil olsalardı… gibi düşünceler kişinin etrafına yönelik hipoaaaler üretmesi, kişiyi mutsuzluğa sürükler Mutlaka sizin bakış açınız başkalarının bakış açısından farklıdır Suyun üzerinden suya bakacak olursanız dibi çok yakın görürsünüz, oysa gerçek çok farklıdır, suya daldığınızda yakın gibi gözüken dibi bulamayabilirsiniz Bu şekilde düşünerek hareket etmek, kendinizi mutsuz hissettireceği gibi,kişiler arası sorunlar yaşamanıza da yol açabilir

    Duygularınızın doğruluğundan taviz vermemek:

    Burada sözü edilen şey, duygularınız neyi söylüyorsa ona körü körüne inanmanızdır Eğer kendinizi suçlu, başarısız, değersiz hissediyorsanız mutlaka öylesinizdir, o tür bir davranış yapmışsınızdır şeklindeki düşünüş tarzı sizi çökkün hissettirecektir Kendinizi kızgın hissediyorsanız muhakkak çevrenizdekiler sizi kızdıracak bir şey yapmıştır şeklindeki gene bu tarz bir düşünce de etrafınızdakilerle daha da olumsuz şeyler yaşamanıza yol açabilir duygularımız düşüncelerimizle el ele dolaşmaktadır Eğer herhangi bir şekilde düşünceleriniz mantık çerçevesinden, gerçeklik ve objektiflikten uzaklaşıyor ise, buna uygun şekilde hissedersiniz Sadece mantık ya da sadece duygulara dayanan ilişki ve evliliklerin yürümeyeceği gibi mantık ve duygular bir arada yaşamalıdır

    Kendinizi değil, çevrenizdekileri değiştirme düşüncesi:

    Etrafınızdakilerin hareket ya da düşüncelerini değiştirebilirseniz, insanlar sizin mutluluğunuza hizmet edebilir hale gelirler şeklinde komik olacak ama biraz emperyalist bir bakış açısı insanlarla aranıza aşılması güç Berlin duvarları örebilir Benzer bir şekilde bulunduğunuz yeri değiştirirseniz sorunlardan kurtulabileceğiniz düşüncesidir Aslında değiştirmeniz gereken ve değiştirebileceğiniz şey sadece sizin kendi düşünüş ve davranış şekillerinizdir ‘İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır’ diyen atasözünde olduğu gibi, önce biz kendimizi düzeltmeliyiz Başkalarını kendi kafamızdaki şekle uydurmak için baskı, şiddet, tehdit, ısrar, duygu sömürüsü elbette ki geri tepecektir Bu davranışları gören kişi yeterince kuvvetli olmasa bile, Gandi gibi pasif direnişle kendi haklılığını gösterecektir Tüm ilgi odağınız bu tarz bir düşünüş yapısı ile, çevrenizdekilere yönelecek dolayısı ile kendi kişiliğinizi geliştiremeyecek ve bilgeliğe giden yolda kazalar yapmanıza yol açacaktır Unutmayın mutluluğunuz sadece size bağlıdır, başkalarının davranışlarına değil

    Önyargı ile çevrenizdekileri sınıflamak:

    İnsanların sizi rahatsız eden bir özelliği nedeniyle onları yaftalamak onlarla ilişkileriniz bozacaktır Sizinle tanışmamış bir kimsenin sizinle konuşmaması onu soğuk bir kişi yapmaz Aynı şekilde iş yerinizdeki bir üstünüz işinde titiz bir insansa, bu onun insafsız, acımasız bir insan olduğunu da göstermez İnsanları yeterince tanımadan, kendinizi onların yerine koyarak empati yapamadan davranırsanız, hatalı sonuçlara ulaşırsınız Elbette ki, bu görüşlerinizin bir bölümünde haklı olabilirsiniz ancak her insanın olumlu yönleri olabildiği gibi olumsuz yönleri de vardır Bunları göremezseniz onları sevebilme ve yakın hissedebilme olanaklarınızı harcamış olursunuz Bu da sonuçta ilişki çemberinizin daralıp, yalnız kalmanıza ve bir takım güzel şeyleri paylaşarak mutlu olmanıza engel olacaktır Bir patron “ bana çalışırken kahkaha atacak adam bulun” demiş Çalıştığınız yerden mutlu olmaya çalışırsanız verimli olursunuz

    İnsanları günah keçisi haline getirip, suçlu aramak:

    Kişiler eğer kendi sorumluluklarını yerine getirmez ve sonuçları nedeniyle sıkıntı yaşarlarsa kolayca suçlanacak birisi olduğunu bilmek onları kısa bir süre için rahatlatabilir Bu şekilde kendi sorumluluğunuzda olan bazı şeyleri hatası olmayan kişilere yıkarak, ilk planda rahatlayabilirken, uzun erimde etrafındakilerle ilişkilerinin bozulmasına sebep olduğundan mutsuz olacaktır Siz üzerinize düşen incelemeyi yapmadan, gerekli seçme şanslarınızı kullanmadan, istekleriniz yeterince dile getirmeden, yeri geldiğinde hayır demeden bir takım davranışlarda bulunursanız, bunu izleyerek karşınıza çıkan olumsuz sonuçlar nedeniyle çevrenizdekilerin size kötülük yaptığını, düşmanca davrandığını, haksızlık yaptığını düşünebilirsiniz Bazı durumlarda sorumluluk almamak için yorgun ,bitkin hissettiğini öne sürebilirler Bu durumlarının fark edilmeyerek kendilerinden sorumluluklarını yerine getirmeleri istendiğinde, çevrelerini durumlarını anlamamakla öfkelenerek suçlayabilirler Halk arasında “hem suçlu, hem güçlü” denen tarzda bir davranış şekli ile zeytinyağı gibi üste çıkabilirler Alışveriş yapan kişi, aldığı malı kendisi seçmektedir Aldığı mallar arasında bozuğu ayıklamaz, ayırmazsa suçun büyük bölümü kendine aittir Temelde yatan şey sorumluluk alıp, bu sorumluluğu yürütebilecek kararlı, dengeli özgüvene sahip olamamaktır Unutmayınız ki her zaman haklı olamazsınız

    Kalıplaşmış mutlaka-asla düşünce yapısı:

    Bu düşünce yapısında aşırı derecede, olması ya da olmaması gereken belirli hareketler ve kurallar silsilesi vardır Bu kurallar Hammurabi kanunları gibi kesin nitelikler taşır ve tartışılamaz Duygularımı daima kontrol etmeliyim, asla yanlış yapmamalıyım, adeta bir granit gibi sürekli güçlü olmalıyım gibiBunlardan en ufak bir taviz bile verilmemesi gereklidir o kişiye göre Bu nedenle sizin kurallarınız, düşünüş, giyim tarzınız vb özelliklerinizin dışında hareket eden kişiler tahammül edilemez, sıkıntı uyandıran kişiler haline gelir Onlar size göre ötekidir, yabancıdır, zarar vericidir Bu düşünce tarzına göre her şey tek tip , bir örnek olmalıdır Çok sesliliğe tahammül yoktur Böyle düşünerek hayatınızı kısıtlarsınız, başkalarından bir şeyler öğrenemezsiniz Sürekli olarak yapmalı-yapmamalı,olmalı-olmamalı dersiniz Kendinizi geliştiremez ve kendinizi sevemezsiniz, her şeyi görev haline getirirsiniz Kendinizden çok fazla şeyler bekleyerek, rahat edemezsiniz Etrafınıza karşı hoşgörünüz azaldığı gibi, kendi hareket serbestinizi de kısıtladığınız için mutsuzluğa giden yolunuzu kendiniz açarsınız

    Kendini doğruluk abidesi olarak görme:

    Devamlı olarak, kendi fikirleri ve hareket tarzının haklılığını, doğruluğunu, gerekliliğini ispata yönelik bir savunma davranışı içinde olmanızdır konu edilen düşünce şeması Farklı görüşler sizi ilgilendirmemekte, sizin için önemli olan şey, fikirlerinizi değiştirilemez şekilde koruyup, çevreye ifade etmeye çalışmaktır Hata yapmadığınıza inanırsınız ve bu nedenle farklı bakışları onların yanlışıdır aslında

    Halk arasında “sabit fikirlilik” olarak bilinen bu durum, esnek olmayan bir düşünce yapısıdır ve kişinin gelişime kapalı olması sonucunu getirir Görüşleri babadan oğula geçen bir tarzda ,onlarla benzer kalıplar şeklindedir Bireysel düşüncelerinize uymayan , diğerlerinin daha mantıklı olan savlarını destekleyen bulgular yok sayılıp, hesaba katılmaz Başkalarının düşünce, his ve davranışlarını objektif olarak tartamadan, kişinin kendisinin hep bir şeylere hakkı olduğu şeklindeki algıları çevreleri ile sorunlar yaşamalarına neden olur Kişiler daima kendilerini merkez alır, hep “nalıncı keseri” gibi düşünsel açıdan durumları kendi taraflarına yontarlar “haklıyım çünkü…; bu benim en doğal hakkım” şeklinde konuşurlar

    Ödüllendirilme beklentisi:

    Bu düşünce şeklinde insanlara ve çevreye karşı öylesine özverili olacaksınız ki, insanların gözünde çok yükseklere çıkacaksınızdır Sürekli gerekli gereksiz fedakarlıklarda bulunurlar Bu şekilde hareket edip, daha iyi bir karşılık bulma , daha çok sevilme ve ilgi görme beklentisinde olan kişiler yüksek beklentilerine uygun bir karşılık göremediklerinde hayal kırıklığına uğrarlar ve insanları nankör, soğuk kişiler olarak görebilirler Bu tür ödüllendirilme beklentisi ile hareket etmek kişilerde başkaları üzerinde bir takım haklar sahibi oldukları yönünde haksız bir bakış açısına sokabilir Bu da kişinin çevresi ile ilişkilerinde sorunlar yaşayıp, mutsuz olmasını getirmektedir.

  Okunma: 137891 - Yorum: 1
Kullanıcı Değerlendirmesi
3.3 - 5 (764 oy)