Dilimize Giren Yabancı Kelimeler ve Anlamları

 Dilimize Giren Yabancı Kelimeler ve Anlamları

  Okunma: 6633 - Yorum: 1
  1. #1
    sponsorlu bağlantılar
    absürt : Fransızca absurde (saçma, zırva, anlamsız). Kelimenin karşılıkları dilimizde zaten vardır: saçma, anlamsız. Örnek: Modacılar bu anlamsız (saçma) tasarımlardan para kazanmayı beklemiyorlar.

    absürt komedi : saçma komedi.

    adaptör : Fransızca adapteur. Uzun zamandan beri dilimizde kullanılan bu kelime Türkçe Sözlük’te “Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı” şeklinde tanımlanmıştır. Kurulumuz bu kelime için uyarlayıcı karşılığının benimsenmesine karar vermiştir. Örnek: Firmanın yeni ürettiği uyarlayıcı, araç çakmağına takılarak cep telefonu, el bilgisayarı gibi elektronik cihazların şarj edilmesini sağlıyor.

    ad hoc group : İngilizce ad hoc “özel, uygun”, group “kurul”. Dilimizde ekonomi alanında “kısa süreli ve tek bir görev için oluşturulan kurul” anlamında kullanılan bu kelime için Kurulumuz, özel kurul karşılığını teklif etmektedir. Örnek: Karşı düşürüm konusundaki sıkıntıları aşmak için Türkiye ile AB uzmanlarından oluşan bir “karşı düşürüm özel kurulu” oluşturulmalı.

    adisyon : Fransızca addition (ekleme; hesap). "Lokanta, otel vb. yerlerdeki hesap" anlamında kullanılan adisyon için bizim de teklif ettiğimiz kelime aynıdır: hesap. Örnek: Garson hesabı getiriyor.

    agreman : Fransızca agrément (hoşluk; izin, rıza; tat; süs). Dilimizde, diplomasideki anlamıyla kullanılan agreman kavramı için teklif ettiğimiz karşılık: uygunluk. Örnek: Fransa hükûmeti, büyük elçimiz için uygunluk vermişti.

    agresif : Fransızca agressif. Dilimizde bir psikoloji terimi olarak "saldırgan, mütecaviz" anlamlarında kullanılan agresif kelimesine karşılık olarak Kurulumuz, saldırgan sözünün uygun olduğuna karar vermiştir. Ayrıca yerine göre mütecaviz, girişken ve yırtıcı sözleri de kullanılabilir.

    air-conditioned : Havalandırma cihazı bulunan. Teklif edilen karşılık: havalandırmalı. Örnek: Havalandırmalı arabalar yazın çok rahat oluyor.

    air-conditioner : Havayı düzenleyen, sıcaklığı ayar eden alet. Teklif edilen karşılık: havalandırma. Örnek: Bu arabada havalandırma olmadığı anlaşılıyor.

    ajitasyon : Fransızca agitation (tahrik etme, kışkırtma). Kelimenin karşılığı dilimizde zaten vardır: kışkırtma. Örnek: Bu olayın, kışkırtma olduğunu ileri sürdüler.

    Kelimenin tıp alanındaki kullanımı da dikkate alınarak kışkırtma karşılığının yanı sıra çırpıntı sözünün de kullanılması gerektiği konusunda görüş birliğine varılmıştır.

    ajitatör : kışkırtıcı.

    ajite etmek : kışkırtmak.

    ajite olmak : çırpıntıya uğramak.

    akreditasyon : Fransızca accreditation. Dilimizde “doğrulamak, güven belgesi vermek” anlamlarında kullanılan bu kelime için Kurulumuz, denklik (belgesi) ve denklik (kuruluşu) karşılıklarını teklif etmektedir. Örnek: Türkiye Denklik Konseyi (TÜDEK)’nin kuruluş ve görevleri hakkındaki kanun teklifi gündemin ön sıralarına alındı.

    akreditif : Fransızca accréditif, "bir bankanın başka bir bankaya biri için verdiği ödeme emri" anlamında kullanılır. Bu söz için önerimiz güven yazısı veya güven hesabı'dır. Örnek: Güven yazısında gerektiğinde bazı notlar bulunabilir. Akreditif yanında aynı köke dayanan akredite sözü de vardır. Genellikle Türkçe "olmak" fiiliyle birlikte kullanılmaktadır. Bu söz yerine önerimiz güvenirliği onaylanmış olmak'tır. Örnek: Biz orada güvenirliği onaylanmış bir firmayız ve Rus kanunlarına bağlıyız.

    akualand : Fransızca **ualand. Lâtince "su" an-lamındaki **ua sözü ile, "kara, toprak, yer, memleket" anlamındaki land sözünden yapılmış birleşik bir kelimedir. Bir tür havuz anlamındadır. Kurulumuz, bu kelime için su bahçesi karşılığının kullanılmasını önermektedir. Örnek: Sıcaktan bunalınca kendisini su bahçesine atan bir turist, Pamukkale görüntüsündeki havuzda serinlerken âdeta ken-dinden geçmiş.

    akustik : Fransızca acoustique. "Fizik biliminin konusu ses olan kolu; kapalı bir yerde seslerin dağılım biçimi" anlamlarında olan bu kelime için Kurulumuz, kullanım yerlerine göre yankı bilimi veya yankılanım karşılıklarının uygun olduğu görüşündedir. Örnek: Denizli'de nikâh salonunun gerekli yankılanım düzeni sağlanarak oda tiyatrosu hâline getirilmesinden sonra Nisan ayı başında da 3500 kişilik bir açık hava tiyatrosu tamamlanarak hizmete girdi.

    alâkart : Fransızca à la carte (listeye göre). Karşılığı: seçmeli yemek. Örnek: Seçmeli yemek usulünde istediğiniz yemeği yiyebiliyorsunuz.

    alan markajı : alan tutma. bk. markaj.

    alivre : Fransızca aa livré. Fransızcadan Türkçeye geçmiş bir bankacılık terimidir. Genel olarak sonradan teslim veya vadeli satış anlamlarındadır. Anlaşmanın yapıldığı sırada bulunmayan fakat teslim zamanında sağlanması mümkün olan her türlü mal üzerine yapılan satış işlemi diye de tanımlanır. Türkçe Sözlük’te bu söz "Ürün daha tarladayken yetiştiği zaman teslim edilmek üzere önceden pey verilerek yapılan satış" olarak tanımlanmıştır. Kurulumuz bu söz için önceden satış karşılığını önermektedir. Örnek: Tüketici finans şirketleri kurulmaya başlandı. Aralıktan itibaren önceden satış ve kredili hisse senedi alım ve satımına izin verildi.

    almanak : Fransızca almanache. Bu kelimenin anlamı, "yılın gün, hafta, ay gibi bölümlerinden başka, bayram, yıl dönümü gibi belli günleri ve birtakım astronomi, meteoroloji, istatistik bilgilerini gösteren kitap biçimindeki takvim"dir. Bu söz için dilimizde kullanılmakta olan yıllık kelimesi Kurulumuzca da benimsenmiştir.

    ambiyans : Fransızca ambiance “çevre, muhit, hava, ortam”. Son yıllarda özellikle gazetelerin magazin sayfalarında sıkça rastladığımız bu kelimeye karşılık olarak Kurulumuz, dilimizde zaten kullanılmakta olan hava sözünü benimsemiştir. Örnek: Televizyon kanalının yöneticileri yarışma gecesinde fevkalâde bir hava yaratmışlardı.

    amblem : Fransızca emblème (soyut bir şeyin, bir kavramın sembolü olan varlık veya eşya, belirtke). Kurulumuz bu söze karşılık olarak belirtke sözünü benimsemiştir. Örnek: İki partinin ortak kurultayında parti adı ve belirtke sorunu ele alınacak.

    amortisman : Fransızca amortissement. Türkçe Sözlük'te yer alan "taşınmaz malların aşınmalarına karşılık olarak yıllık kârdan ayrılan belirli pay" anlamındaki amortisman için aşınma payı veya yıpranma payı karşılıkları önerilmiştir. Örnek: Uçakların aşınma (yıpranma) payları büyük meblâğlara ulaşıyor.

    ampirik : Fransızca empirique. "Bir kurama değil de yalnızca deneye, gözleme dayanan" anlamında sıfat olarak kullanılan bu söze karşılık olarak Kurulumuz, deneye dayalı kelimesini önermektedir. Ampirik kelimesiyle kökteş olan ampirist ve ampirizm sözleri de dilimizde zaman zaman kullanılmaktadır. Kurulumuz, bu sözlerden ampirist için deneyci, ampirizm sözü için de deneycilik kelimelerinin uygun birer karşılık olduğu görüşündedir. Örnekler: Eldeki deneye dayalı belgeler iki grupta toplanabilir. Bu alandaki deneye dayalı araştırmalar bir hayli az.

    anakronizm : Fransızca anachronisme. Bu söz "tarihe aykırılık, çağa uymama" anlamlarında dilimizde kullanılmaktadır. Kurulumuz bu kelimeye karşılık olarak tarih yanılgısı sözünü önermektedir.

    anchorman : İngilizceden dilimize giren bu terim "ana haber sunucusu" anlamındadır. Kurulumuz bu sözün yabancı dildeki karşılığı olan ana haber sunucusu teriminin aynen kullanılmasını uygun bulmuştur. Örnek: Kanal 7 Ana Haber Bültenleri "Sekiz Yıl Ana Haber Bültenleri” olarak devam ediyor. Bu arada Ahmet Hakan da "yılmaz savunucu" olarak ana haber sunucusu görevini başarı ile sürdürüyor.

    anekdot : Fransızca anecdote. "Kısa, özlü anlatımı olan güldürücü hikâye, fıkra" şeklinde tanımladığımız bu söz de dilimizde bir süreden beri kullanılan bir edebiyat terimidir. Kurulumuz, anekdot için fıkra ve hikâyecik sözlerinin uygun birer karşılık olduğu görüşünde birleşmiştir. Örnekler: İngilizlerin dilinden düşmeyen BBC ile ilgili bir fıkra vardır. Dün geceki eğlenceyle ilgili bir hikâyeciğiniz var mı?

    angaje : bağlanmış.

    angaje etmek : bağlamak.

    angaje olmak : bağlanmak, üstlenmek.

    angajman : Fransızca engagement (rehin; taahhüt; anlaşma; bağlantı). Bu kelime için dilimizde güzel bir karşılık vardır: bağlantı. Örnek: Şimdiden hiçbir seçim tarihi için bağlantıya girmeyelim.

    animasyon : Fransızca animation (canlanma; çizgi film). İkinci anlam için teklifimiz: canlandırma. Örnek: Törendeki canlandırma gösterileri büyük ilgi topladı.

    animatör : Fransızca animateur (canlandırıcı; sunucu; çizgi film yapımcısı). Teklifimiz: canlandırıcı. Örnek: Japon canlandırıcıları film pazarını tuttular.

    ankesörlü telefon sözünde geçen ankesör Fransızcadan dilimize geçmiştir. Fransızca encaisseur sözü "para alıcı, tahsildar, mutemet" anlamındadır. Bu kelimenin fiil biçimi olan encaisser ise "sandıklamak, kasaya koymak" anlamlarındadır. Bu söz için Kurulumuz, kutulu telefon karşılığını önermektedir. Örnekler: PTT Genel Müdürlüğü, konut ve iş yerlerinde yapılan görüşmelerle kutulu telefonlardan yapılan görüşmelerin fiyatlarını artırdı. Kutulu telefonla yapılan görüşmelerde kullanılan küçük jetonun fiyatı bin lira olarak belirlendi.

    anomali : Fransızca olan bu söz dilimizde genel anlamda "belli bir ölçüye, belli bir kurala uymama durumu", psikolojide ise "hastalık niteliğinde olmamakla birlikte normalden, belirgin ölçüde sapma gösterme" anlamındadır. Bu söz için Kurulumuz aykırılık karşılığını önermektedir.

    ansambl : Fransızca ensemble (bütün, bütünlük, topluluk). Eski Sovyetler Birliği'nde ve Türk cumhuriyetlerinde müzik ve oyun toplulukları için kullanılan ansambl için teklif ettiğimiz karşılık: topluluk. Örnek: Kırım oyun ve müzik topluluğu, izleyicilerin büyük takdirini kazandı.

    antagonist : Fransızca antagoniste sözü "hasım, vuruşan, karşıt, çatışan" anlamlarındadır. Bu söz için önerimiz düşmanca veya hasımca kelimeleridir. Aynı köke dayanan antagonizm sözüne ise düşmanlık, hasımlık karşılıklarını öneriyoruz. Örnek: Onun değerlendirmesiyle insan toplumu sınıflar arası düşmanca çatışmadan kurtuluyor.

    antet : Fransızca en-tête. "Kâğıt veya zarf üzerine basılmış ad, adres, başlık" anlamında olan bu söze karşılık olarak zaten kullanılmakta olan başlık sözü Kurulumuzca da benimsenmiştir. Dilimizde antetli ve antetsiz biçimlerinde de geçen bu kelimenin yerine başlıklı ve başlıksız karşılıkları kullanılmalıdır.

    anti-damping : Teklif ettiğimiz karşılık: karşı düşürüm. Örnek: Avrupa Birliği karşı düşürümü bırakmalıdır.

    antikite : Fransızca antiqutié. “Tarihte ilk çağ, antik devir” anlamıyla dilimizde yaygın olarak kullanılan bu kelime için Kurulumuz da ilk çağ karşılığını kabul etmiştir. Kelimenin soyut anlamındaki kullanımına karşılık olarak ise eskilik sözü uygundur. Örnek: Yüz yıldan beri Orta Doğu’da ve Mısır’da yürütülen kazılar, tarihî ufkumuzu genişletmiş ve ilk çağın sınırlarını binlerce yıl geriye çekmiştir.

    antipati : Fransızca antipathie (sevimsizlik, soğukluk, ısınamama). Bu kavram için de dilimizde güzel karşılıklar vardır: iticilik, sevimsizlik, soğukluk. Örnekler: Bu adama karşı içimde inanılmaz bir soğukluk doğmuştu. Etrafına tuhaf bir iticilik (sevimsizlik, soğukluk) yayıyordu.

    antipati duymak : kanı kaynamamak.

    antipatik : Fransızca antipathique (sevimsiz, soğuk). Teklif ettiğimiz karşılıklar: sevimsiz, itici, soğuk. Örnek: Bu davranışlarınla çok sevimsiz (itici, soğuk) görünüyorsun.

    antre : Fransızca entrée (giriş). Bu kelime için dilimizde güzel bir karşılık vardır: giriş. Örnek: Evin girişi çok geniş tutulmuş.

    aperitif : Fransızca apéritif. Dilimizde “İştahı açmak için yemekten önce içilen içki” anlamında kullanılan bu kelimeye karşılık olarak Kurulumuz, ön içki sözünü önermektedir. Örnek: Öğle yemeğinden önce birer ön içki alsak daha iyi olmaz mı?

    a posteriori : A priori kelimesinin zıddı olan bu kavram için teklif edilen karşılık: soncul. Örnek: Deney yoluyla elde edilen bilgiler soncul bilgilerdir.

    a priori : Lâtince a priori (denemeye dayanmadan, akıl yoluyla önceden kabul edilen). Teklif edilen karşılık: öncül. Örnekler: Öncül bilgiler insanı yanıltabilir. Zaman ve mekân kavramları Kant felsefesinde öncül kavramlar olarak kabul edilir.

    aranje etmek : Türkçe "etmek" yardımcı fiiliyle Fransızca aranje kelimelerinden oluşan bu birleşik fiil düzenlemek, düzenlenmek fiilleriyle karşılanır. Örnek: Finale kalan eserler TRT tarafından yeniden düzenlendi.

    aranjman : Fransızca arrangement (belirli sesler, çalgılar veya topluluklar için yazılmış bir eserin, başka sesler, çalgılar veya topluluklar tarafından söylenip çalınabilmesi için o eserde yapılan değişiklik). Kurulumuz bu kelime için düzenleme teriminin uygun olduğunu tespit etmiştir. Örnek: Düzenlemesini dünyaca ünlü bir müzik ustası yapmıştı.

    aranjör : Fransızca arrangeur. Bu söz için de düzenlemeci uygun bir karşılıktır. Örnek: Kasetin düzenlemeciliğini onlar üstlenmişti.

    arbitraj : Fransızca arbitrage. Ticarî bir terim olarak dilimize geçen bu kelime "hisse senedi, tahvil, döviz gibi değerli kâğıt ve paraları daha kârlı görülen başka kâğıt ve paralarla değiştirme işi" anlamında kullanılmaktadır. Bu söze Kurulumuz, ara kazanç karşılığını önermektedir. Örnekler: Ara kazanç, çeşitli piyasalardaki fiyat farklarından yararlanmak için malın bir ülkeden alınıp bir başka ülkeye satılmasıdır. Ara kazanç, ekonomik hayatta para işlerinden en kârlı biçimde yararlanma şekli olarak kullanılmaya başlandı.

    arboretum : Lâtince. "Örnek olabilecek çeşitli ağaçların ve bitkilerin bilimsel amaçlarla yetiştirildiği alan" anlamında dilimizde de kullanılan bu söz için Kurulumuz, ağaç parkı kelimesinin uygun bir karşılık olduğunda birleşmiştir.

    argüman : Fransızca argument (kanıt, delil). Bu kelimenin dilimizde zaten karşılıkları vardır: kanıt, delil. Örnek: Dosyada yer alan kanıtların (delillerin) hukukî dayanaktan yoksun olduğu anlaşılmıştır.

    arkeolog : kazı bilimci.

    arkeoloji : Fr. archéologie. “Tarih öncesi ve eski çağlardan kalma eserleri tarih ve sanat bakımından inceleyen bilim” anlamında Türkçede kullanılan bu kelime için Kurulumuz, daha önceden teklif edilmiş olan kazı bilimi sözünün uygun bir karşılık olduğunda görüş birliğine varmıştır. Örnek: Kazı bilimi tekniğinde üzerinde durulması gereken dört nokta vardır: Keşif, çalışma sırasında bulunan bütün verilerin kaydı, eşyanın yapım tarihi yönünden incelenmesi, kalıntıların ve bulunan eşyaların korunması.

    arketip : Fransızca archetype. İlk örnek, asıl numune, özgün model. Bu söz sanatın çeşitli kollarında da kullanılır. “İleriki dönemlerde geliştiği bilinen bir mimarî ögenin henüz en yetkin biçimine ulaşmamış ilk örneği” anlamında da dilimizde geçmektedir. Bu söz için Kurulumuz, ilk örnek kelimesinin uygun bir karşılık olduğu kanaatindedir. Örnek: Ancak iyi bir öykü kurmak için bir tek ilk örneğin ele alınması, bunun geliştirilmesi yeterlidir.

    aroma : Fransızca aroma. "Bitki özlerinden veya yağlarından elde edilen hoş koku." Dilimizde bu söze yakın anlamda "rayiha" kelimesi de vardır. Kurulumuz, aroma için hoş koku sözünün uygun bir karşılık olduğunda birleşmiştir. Aynı kelimeye dayanan aromatik için de sıfat tamlaması biçiminde olan hoş kokulu sözü kullanılmalıdır. Örnekler: Hoş kokulu suyla doldurulan bir kap, mum alevinin üzerine yerleştiriliyor. Hoş kokulu buharı soluyan kişi, yepyeni bir insan olarak ayağa kalkıyor.

    arometrapi : Fransızca kökenli olan bu kelime aroma (güzel koku) ve thérapie (tedavi) kelimelerinden oluşmaktadır. Daha önce thalassotherapie kelimesine deniz tedavisi karşılığını teklif eden Kurulumuz, arometrapi için de koku tedavisi kelimesini önermektedir. Örnek: Firma, günlük cilt bakım ürünlerinden, onarım ve yenileme setlerine; koku tedavisi ürünlerinden renkli kozmetik ürünlerine varıncaya kadar geniş bir ürün yelpazesine sahip.

    artikülâsyon : Fransızca articulation. Dil biliminde kullanılan bu terim için Kurulumuz, bazı dilcilerin de benimsediği boğumlanma kelimesinin uygun bir karşılık olduğunda görüş birliğine varmıştır. Örnek: Güzel konuşma derslerinde ses bilgisine ağırlık verilmekte boğumlanma konuları üzerinde durulmaktadır.

    asist : İngilizce assist (yardım etmek). Sporda hem yardım, hem yardımcı anlamında kullanılmaktadır. Teklif ettiğimiz karşılıklar: yardım, yardımcı.

    asist (asiste) etmek : yardım etmek.

    asisti : yardımcısı.

    asistlik : yardımcılık.

    asparagas : "Makaraya sarmak, çapraz iki sırığa germek, eziyet etmek" anlamlarına gelen İspanyolca aspar kelimesine dayanan bu söze Kurulumuz, dilimizde kullanılan örnek cümleleri de göz önüne alarak şişirme haber kar-şılığını önermiştir.

    aşağılık kompleksi : aşağılık duygusu. Örnek: Aşağılık duygusuna kapılmalarına gerek yok.

    aut : İngilizce out (dışarı, dışarıda). Topun, karşı takım oyuncularınca köşe ile kale arasındaki çizgiden veya kale üstünden alan dışına çıkarılması. Karşılığı: dış.

    auta atmak : dışa atmak.

    auta çıkmak (gitmek) : dışa çıkmak.

    aut atışı (yapmak) : dış atışı (yapmak).

    aut çizgisi : dış çizgisi.

    Örnekler: Nielsen'in sert vuruşu, kale üstünden dışa çıktı. Hakan mutlak bir golü, topu dışa atarak harcadı. Top yandan dışa çıktı.

    avangart : Fransızca avant-garde. "Bir hareketi, bir düşünce akımını başlatan, kendisinden sonra gelenlere öğretisi ile yol gösteren kimse" anlamındaki bu sözün yerine Kurulumuz, öncü kelimesini önermektedir. Örnekler: Sanatçının sürekli öncü konumunda yer alma gereği, yaratıcılığın sınırlarını zorluyor. 1985 yılında Pekin'de yasaklanan, daha sonra sınırlı bir biçimde sergilenen öncülerin ürünleri, Çin'in batıya dönüşünün bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

    avans : Fransızca avance. “Alacağına sayılmak üzere önceden yapılan ödeme” anlamıyla dilimizde kullanılmaktadır. Kurulumuz, avans için öndelik sözünün uygun bir karşılık olduğunu kararlaştırmıştır. Örnek: Müfettişlere göreve gitmeden önce bir miktar öndelik verildi.

    avans çekmek : öndelik çekmek.

    avans vermek : öndelik vermek.

    background : İngilizce back ground (arka plân, zemin, fon). Teklif ettiğimiz karşılıklar: arka plân (mekân için), geçmiş (zaman için). Örnekler: Şarkıcının arka plânında bulutlar görünüyordu. Nobel kazanan romancının geçmişinde bir edebiyat ortamı vardı.

    badminton : İngilizceden dilimize bir spor terimi olarak geçen bu söz, "bir kortta, iki kişi veya ikişer kişilik iki takım arasında özel olarak yapılmış bir topu ağın üzerinden aşırarak raketle oynanan oyun" anlamındadır. Kurulumuz, bu söz için tüylü top kelimesini önermektedir.

    bandrol : Fransızca banderole. Bu söz dilimizde birkaç anlamda kullanılmaktadır: 1.Devletçe verginin kesildiğini gösteren etiket. 2.Paket veya şişelerin ağzına konulan şerit veya etiket. 3.Bayrak direğinin tepesine süs olarak konulan uzun, kumaş şerit. Daha çok vergilendirme işlemi ile ilgili olarak kullanılan bu söz için Kurulumuz, denetim pulu veya denetim bağı karşılıklarını önermiştir.

    banner : İngilizce “bayrak, sancak, manşet” Son yıllarda özellikle bilgisayar alanında sıkça rastladığımız bu kelimeye karşılık olarak Kurulumuz, reklâm bandı, reklâmlık ve duyurmalık karşılıklarını teklif etmektedir. Örnek: Duyurmalıklar (reklâm bantları, reklâmlıklar) zaman zaman sayfanın yüklenmesini yavaşlatsalar da web yayıncılığında oldukça önemli bir yere sahipler.

    bariyer : Fransızca barriére. Dilimizde "herhangi bir yolu kapamak için yapılmış engel; yol kenarlarındaki korumalık" anlamlarına gelen bu söze karşılık olarak Kurulumuz da engel kelimesini kabul etmiştir. Örnekler: Kapıya geldim, yoldan bahçeye geçecek bir engel yoktu. Araç engellere çarptıktan sonra durdu.

    bar-kot : Fransızca barre (dikey çizgi) + Fransızca code. "Bir ürünün paketi üzerine basılmış bulunan ve ürün hakkındaki çeşitli bilgileri gösteren dikey çizgiler" anlamıyla dilimizde çok yeni olarak kullanılmaya başlayan bar-kot için teklif ettiğimiz karşılık: çizgi im. Örnek: Mağazalardaki optik okuyucular, çizgi imlerden malın fiyatını çıkarıyor.

    baz : Fransızca base (temel; temel ilke; üs). Teklif edilen karşılıklar: temel, taban. Örnek: Altın fiyatlarını temel (taban) olarak alırsak daha sağlam sonuçlara ulaşırız.

    bearish : İngilizceden Türkçeye geçen bir ekonomi terimidir. Bu kelime "ayı" anlamına gelen bear kelimesinden türetilmiştir. Borsada "fiyat indirilmesine sebep olacak eğilim, fiyat düşürücü özellik" anlamlarında kullanılmaktadır. Bearish sözü ile birlikte bullish sözü de geçmektedir. Bearish satış ağırlıklı piyasa bullish alıcı ağırlıklı piyasa için kullanılmaktadır.

    Kurulumuz bearish için düşen (piyasa), bullish için de yükselen (piyasa) karşılıklarını önermektedir.

    benchmarking : İngilizce benchmarking. Bu sözü ilk kullanan gazetecilerden biri verdiği haberde şöyle tanımlıyor: "Şirketler eskiden sır gibi sakladıkları bilgileri artık rakipleriyle paylaşmakta sakınca görmüyorlar. Hatta bir şirketin bilgilerini diğer şirkete ulaştırmak yeni bir iş alanı olmuş. Yapılan işin adı da benchmarking." Özgün imlâsıyla da kullanılmaya başlanan bu söz, bizde yerleştirilmeye çalışılan bu anlamıyla "bilgi satmak" genel kavramını taşımaktadır. Kurulumuzun bu söz için bulduğu karşılık bilsat'tır. Bunun yanında bilgileşim sözü de yeri geldiğinde kullanılmalıdır. Örnekler: Hatta bilgileşim yapacağınız şirketin kendi faaliyet alanınızda olması gerekmiyor. Amerika'da yedi sekiz kişilik jet uçakları üreten bir şirket, satışlarını nasıl artıracağını düşünürken bir lokanta zinciriyle bilsat yapmış ve kısa sürede elli iki uçak satmış.

    best-seller : İngilizce best (en iyi) + seller (satıcı). "En çok satan, satış rekoru kıran (kitap)" anlamında kullanılan bu kavram için teklifimiz: çoksatar. Örnek: "Umut Eşiğinde" adlı eser çoksatar listelerinde ilk sırada yer alıyor. Bu ayın çoksatarı Yeni Hayat.

    bienal : Fransızca biennal (iki yılda bir olan). "İki yılda bir tekrarlanan yarışma, şölen, sergi vb. olaylar" için kullanılan bienal sözüne karşılık olarak teklif ettiğimiz kelime: yılaşırı (şenlik, şölen, sergi vb.). Örnek: Kasım ayında yapılacak olan Dördüncü Yılaşırı Resim Sergisi'ne Türk ressamları da katılacak.

    bilboard : İngilizce billboard (ilân tahtası). Teklif ettiğimiz karşılıklar: duyuru tahtası, ilân tahtası. Örnek: Belediye duyuru (ilân) tahtalarının kira ücretlerini yeniden belirledi.

    birth travma : doğum incinmesi.

    black top : İngilizcede "asfalt, asfalt yol, asfalt ile kaplamak" anlamında geçer. Son zamanlarda bir spor dalına verilen bu ad için Kurulumuz, sokak basketbolu kelimesinin uygun bir karşılık olduğunu kararlaştırmıştır. Örnek: Üç yıl önce Amerika'da başlayan ve şu ana kadar bir milyon kişinin yer aldığı sokak basketbolu üçe üç Açık Hava Basketbol Turnuvası, Almanya, İtalya, İspanya, Yunanistan ve Fransa'dan sonra 26-28 Haziran tarihleri arasında Türkiye'de ilk kez oynanacak.

    blender : İngilizce blender. Dilimizde "değişik malzemelerin birbirine karıştırılmasına, kesilip ufalanmasına yarayan alet" anlamında kullanılan bu söze karşılık olarak Kurulumuz karıştırıcı kelimesini önermektedir. Örnek: Ka-rıştırıcı, besinleri doğrayan, parçalayan, karıştıran mutfaktaki üçüncü elinizdir.

    blokaj : Fransızca blocage (dondurma, belirli bir noktada tutma). Daha çok askerlik, bankacılık ve futbol alanlarında kullanılan blokaj ve bloke etmek kelimeleri için tekliflerimiz: tutmak, durdurmak. Örnekler: Kaleci uçarak topu tuttu. Bankadaki hesabımızla ilgili işlemler durduruldu.

    bloke para : tutulmuş para.

    boarding cart : İngilizce boarding cart. Hava alanlarında kullanılan bu ulaşım terimi için Kurulumuz, uçuş kartı sözünün uygun bir karşılık olduğunda birleşmiştir. Örnek: Yolcular uçağa binerken uçuş kartlarını ilgililere göstermek zorundadır.

    bodyguard : İngilizce bodyguard. Dilimizde "muhafız, fedaî, korumacı" anlamında yabancıyabancı dil bilen üniversiteli genç kızlar arasında korumalık gözde mesleklerden biri hâline geldi.

    bounspas : İngilizce bounce (sıçratmak, sektirmek) + pass (pas). Basketbolde topu sektirerek verilen pas. Teklif edilen karşılık: sektirme pas. Örnek: Kendisine gelen sektirme pası, güzel bir hareketle sayıya çevirdi.

    branç : İngilizce brunch (sabahla öğle arasında yenen ve her iki öğün yerine geçen yemek). Teklif ettiğimiz karşılık: kuşluk yemeği. Örnek: Bazı oteller, tatil günlerinde kuşluk yemeği veriyorlar.

    brand extention : İngilizce brand (marka) + extention (yayılma, genişleme) Dilimizde "herhangi bir alanda çok tanınan bir markanın farklı alanlarda ürünler ortaya koyması” anlamında kullanılan bu söze karşılık olarak Kurulumuz marka türlemesi ve marka yayılımı karşılıklarını önermektedir. Örnek: Tütün dünyasının dev markası Camel'in ismini taşıyan botlar marka türlemesi (marka yayılımı)nin bir örneği.

    branş : Fransızca branche (dal). Bu kelime için dilimizde güzel karşılıklar vardır: dal, şube, kol. Örnekler: Yeni Türk Edebiyatı bilim dalı. Türk dilinin çeşitli kolları vardır.

    brick game : İngilizceden dilimize geçen ve bir tür oyun adı olan bu kelime için Kurulumuz, tuğla oyunu sözünü karşılık olarak önermektedir. Örnek: Elektronik eşya pazarlama şirketleri, müşterilerine cep televizyonu yerine sadece tıraş makinesi ve tuğla oyunu cihazları gönderiyorlar.

    brifing : İngilizce briefing (özetlemek). "Bir konuda bilgilendirme maksadıyla yapılan toplantı" anlamında kullanılan brifing için teklifimiz: bilgilendirme. Örnek: Aylık ekonomi bilgilendirmesi bugün yapılacak.

    brifing almak : bilgilendirilmek, bilgi almak.

    brifing vermek : bilgilendirmek, bilgi vermek.

    brokır : İngilizce broker (simsar, komisyoncu). Dilimizde bu kelimenin karşılığı zaten vardır: simsar. Örnek: Ev bulmak için simsarlara başvurmaktan başka yol kalmadı.

    browser : İngilizceden dilimize özgün imlâsıyla geçen ve son yıllarda bilgisayar alanında sıkça duymaya başladığımız bu kelimeye karşılık olarak Kurulumuz açar sözünü önermektedir. Örnek: Açar,100 milyondan fazla genel ağ kullanıcısının sanal dünyaya girmek için kullandığı kapı anlamına geliyor.

    bungee-jumping : bancii (Maldiv dilinde geçen ses yansımalı kelime) + İngilizce jumping (atlama). Ülkemizde son yıllarda yaygınlaşan bir spor türü olan bungee-jumping için Kurulumuzun teklif ettiği karşılık zıpzıp atlama’dır.

    business class : İngilizce business (iş; meslek; ticaret) + class (sınıf, zümre; mevki). Teklifimiz: işlik orun. Örnek: Sanayiciler çoğunlukla işlik orunda seyahat ediyorlar.

    by-pass : İngilizce by-pass (atlama). Tıptaki by-pass için teklif ettiğimiz karşılık: damar aktarma. Örnek: Kardeşim dün damar aktarma ameliyatı geçirdi. Siyasette kullanılan by-pass için teklif ettiğimiz karşılık: devre dışı bırakmak. Örnek: Yetki yasasıyla Meclisin devre dışı bırakıldığı ileri sürüldü.

    call center : İngilizce call (çağırma) + center (merkez). Daha önce center için merkez karşılığını önermiştik. Kurulumuz bu söz için de çağrı merkezi karşılığını benimsemektedir. Örnek: Alman firmasının çağrı merkezi genel müdürü bir Türk.

    cash cart : İngilizceden dilimize geçen bu kelime bankacılık alanında kullanılmaktadır. “Nakit, peşin para almak için, para çekmek için kullanılan kart” demektir. Kurulumuz bu söz için nakit kartı karşılığını önermektedir. Örnek: Yapı Kredi ve diğer üç banka nakit kartları piyasaya sürmek için bizimle iş birliği yapmayı kabul etti.

    casting : İngilizce casting. Türkçede sinema alanında kullanılan ve “bir filmdeki karakterleri canlandıracak oyuncuları seçme işi” anlamına gelen casting için Kurulumuz, oyuncu seçimi ve deneme çekimi karşılıklarını önermektedir. Örnekler: Ağır Roman Türk sineması açısından beklentileri karşılayacak düzeyde değil. Özellikle oyuncu seçimi hatalı. Ünlü manken Paris’te Metropolitan Ajans’ın deneme çekimlerine katılacak.

    catering: İngilizce catering (yiyecek tedarik etme, yemeklerin hazırlanmasını ve hizmetini üstüne alma). Bu anlam için teklif ettiğimiz karşılık: yemek hizmeti. Örnek: Büyük şehirlerde gözde lokantaların yanında yemek hizmeti veren kuruluşlar da çoğalmaya başladı.

    center : İngilizce center (merkez). Dilimizde merkez kelimesi bulunmasına rağmen son zamanlarda center kelimesi çeşitli kurum ve kuruluşların isimlerinin arkasına eklenmektedir. Bunların başlıcaları, teklif ettiğimiz karşılıkları ile birlikte şunlardır. Media center: iletişim merkezi; check up center: tam bakım merkezi; trade center: ticaret merkezi; flower center: çiçek pazarı.

    change : Fransızca change (değişme, değiştirme). Fransızca change, İngilizce exchange kelimeleri özellikle banka ve döviz bürolarında para değişimi için kullanılmaktadır. Teklif ettiğimiz karşılıklar: para değişimi, para alım satımı. Örnek: Para değişimi (para alım satımı) yapan bürolar çoğaldı.

    charter : İngilizce charter. Lâtince kökenli olan ve çeşitli anlamlarda kullanılan bu kelime Türkçeye bir ulaşım terimi olarak geçmiştir. Kurulumuz bu söz için dolmuş veya dolmuş uçak kelimelerinin uygun karşılıklar olduğunu tespit etmiştir. Örnek: Türk Hava Yolları yetkilileri, talep olduğu takdirde dolmuş uçak seferlerine başlanabileceğini bildirdi.

    chat : İngilizce chat (gevezelik etmek, hoşbeş etmek). Bilgisayar alanında “sohbet etmek” anlamına gelen bu kelimenin kullanımı son yıllarda çok yaygınlaşmıştır. Dilimizde bu söze karşılık olarak zaten sohbet, yârenlik, hoşbeş, gevezelik ve bunların etmek fiiliyle kurulmuş şekilleri vardır. Örnek: Genel ağdaki sohbetlerin tüm dünyada yaygınlaşması, şüphesiz sinemacıların ilgisini çekmiş durumda.

    check-in : İngilizceden dilimize girmiş olan bu söz, "otel veya uçak defterine kaydolmak" anlamındadır. Kurulumuz, bu söz için giriş işlemi karşılığının uygun olacağı görüşündedir. Gene bu alanda kullanılmakta olan check-out için de çıkış işlemi karşılığını önermektedir. Örnek: Anneanne ve torun saat 06.05’teki TK 203 sefer sayılı THY uçağına binmek üzere Dalaman Hava Limanına geldiler ve giriş işlemi yaptırdılar.

    check-list : İngilizceden özgün imlâsıyla dilimize geçen bu kelimeye karşılık olarak Kurulumuz denetim çizelgesi sözünü teklif etmektedir.

    check-point : İmlâsı ve telâffuzu ile İngilizceden alınıp Türkçeye yerleştirilmeye çalışılan sözlerden biri de check-point'tir. "Kontrol yapılan, denetleme yapılan yer" anlamındaki bu kelime için Kurulumuz, denetim noktası sözünün uygun bir karşılık olduğunda birleşmiştir. Örnek: Birleşmiş Milletler gücüne ait denetim noktasında yığıldılar.

    check-up : İngilizce check up on (soruşturmak, araştırmak). Dilimizde genel sağlık kontrolü için kullanılmaktadır. Teklif ettiğimiz karşılık: tam bakım.

    check-up yaptırmak : Check-up kelimesi son zamanlarda daha çok "yaptırmak" fiiliyle bir arada kullanılıp yaygınlaşmaktadır. Bunun için teklif ettiğimiz karşılık: tam bakım yaptırmak. Örnek: Bugün hastahaneye giderek tam bakım yaptırdım.

    cheese cake : İngilizce cheese cake. Kurulumuz, “peynirli kek” anlamındaki bu İngilizce kelimenin Türkçede de yine peynirli kek sözüyle karşılanmasının uygun olduğu görüşündedir. Örnek: Bu pastahanenin peynirli keki oldukça lezzetli.

    clip, clip kart : İngilizceden Türkçeye geçen bu kelimede yer alan clip "kırpmak uçlarını kesmek, kısa kesmek" anlamlarına gelen bir fiildir. İsim olarak da kullanılan bu söz "kesme işi" demektir. Bu söz şimdi de kart kelimesiyle birlikte bir bankacılık terimi olarak karşımıza çıkmaktadır. Kişiyle ilgili birçok bilgileri de taşıyan bu kart için Kurulumuz varlık kartı karşılığını önermektedir. Örnekler: Ödeme sistemlerinde bir devrime yol açacak varlık kartları teknolojinin yeni bir ürünü olacaktır. Varlık kartına pasaport, nüfus cüzdanı gibi kimlikle ilgili bilgiler de yüklenebilecektir.

    coffe shop: İngilizce imlâsı ve telâffuzu ile dilimize yerleştirilmeye çalışılan bu kelime için teklif ettiğimiz karşılık: kahve evi. Örnek: Etiler ve Bağdat Caddesi’nde kahve evi açacaklar.

    cohabitation : Fransızcadan dilimize giren bu söz "birlikte oturma, bir arada yaşama" anlamlarını taşımaktadır. Kurulumuz bu kelimeye birlikte yaşama karşılığını uygun görmektedir. Örnek: Türkiye bu iki siyasetçiden de sonuna kadar yararlanmak zorunda. Yapabilecekleri en iyi şey, bir birlikte yaşama protokolü yapıp, işlerine devam etmeleridir.

    colorist : Fransızca coloriste. "Resimleme sanatında ışığı gölgeyi ve biçimleri renk yoluyla veren ressam, renkçi" anlamında olan ve tekstil alanında kullanılan bu kelimeye karşılık olarak Kurulumuz, renk uzmanı sözünü önermektedir. Örnek: Çerkezköy'deki yeni kurulan kumaş boya ve baskı fabrikamızın Araştırma ve Geliştirme Bölümünde çalıştırılmak üzere renk uzmanları alınacaktır.

    corner : İngilizce kökenli olan bu kelime dilimize korner biçiminde köşe anlamıyla daha çok bir spor terimi olarak girmişti. Bu sefer de bayi anlamıyla ve corner imlâsıyla dilimize mal edilmeye çalışılıyor. Kurulumuz, Türkçede yaygın olarak kullanılan bayi sözünün söz konusu corner kelimesini karşılayabileceği görüşündedir.

    Bu kelime, ayrıca corner vermek biçiminde de çeşitli yayınlarda geçmektedir. Bu durumda da Kurulumuzun önerisi bayilik vermek şeklindedir. Örnek: Günlük üretim kapasitelerinin on bin çift olduğunu belirten firma yetkilisi, şu ana kadar 80 bayilik verdiklerini ve bu yılın sonuna kadar Türkiye genelinde 150'nin üzerinde bayilik vermeyi hedeflediklerini söyledi.

    cracker : İngilizce cracker. “Zevk için bilgisayar sistemlerine zarar veren kişi” anlamında kullanılan bu kelimeye karşılık olarak Kurulumuz, çökertici sözünü teklif etmektedir.

    crash-test : İngilizce crash-test. Otomobil sanayiinin gelişmesiyle ortaya çıkan yeni terimlerden biridir. "Çarpmayı denemek" anlamında kullanılan bu söz için Kurulumuz, çarpmak ve sınamak fiillerinin birleşmesiyle oluşturulmuş çarpsına kelimesini önermiştir. Örnek: Avrupa'nın tanınmış otomobil dergilerinden birinin düzenlediği çarp-sınada en güvenilir otomobil olma unvanını Mercedes'in yeni E serisi 320 modeli aldı.
    çek etmek : İngilizce check (durdurmak; engel olmak; kontrol etmek). Son zamanlarda "kontrol etmek, tahkik etmek" anlamıyla dilimizde yaygınlaştığı gözlenmektedir. Teklif ettiğimiz karşılıklar: yoklamak, denetim-lemek. Örnek: Son bir kez yokladıktan (denetimledikten) sonra kesin kararı verelim.

    çip : Fransızca chip. Bilgisayar alanında kullanılan bu söz için Kurulumuzun önerisi yonga'dır. Örnek: Robert Rice'in son zamanlardaki en başarılı girişimi, bilgisayar yongaları üreten Inter firmasıyla sözleşme imzalamasıdır.

    damping : İngilizce dumping (indirme, düşürme, tenzilât). Ekonomi terimi olarak damping, "indirim (tenzilât) ve ucuzluk" kavramlarından daha kapsamlı bir fiyat düşürmeyi anlatmaktadır. Bu anlam için teklif ettiğimiz karşılık: düşürüm. Örnek: Birinci Dünya Savaşı'ndan önce Almanlar düşürüm yaparak, çelik ürünlerini İngilizlere, Alman müşterilerden iki kat ucuza sattılar.

    dansing : İngilizce dancing. Türkçe Sözlük’te “dans etmek için gidilen halka açık yer” şeklinde tanımlanan bu kelime için Kurulumuz, danslık karşılığını teklif etmektedir. Örnek: Çeşme’nin Ayayorgi Koyu’nda kurulan Fly Inn, beş bin kişilik danslığıyla gençlerin sevdiği bir mekân.

    dart : İngilizce dart. Türkçede “saat tahtası adı verilen bir hedefe belirli bir uzaklıktan küçük oklarla nişan alarak isabetli vuruş yapmaya dayanan eğlence amaçlı bir oyun” anlamında kullanılmaktadır. Kurulumuz, oyun adı olarak oklama, bu oyunda kullanılan hedef tahtası için de oklama tahtası karşılıklarını önermektedir. Örnekler: Biraz ileride iki kişi oklama oynuyor. Oklama tahtasının üzerinde çeşitli resimler göze çarpıyor.

    dead line : İngilizce. "Herhangi bir şeyin yapılması veya tamamlanması için en son zaman" anlamında kullanılan bu terime karşılık olarak teklif ettiğimiz kelimeler: süre sonu, zaman sınırı. Örnek: Kitapların ciltlenmiş olarak teslimi için tespit edilen süre sonu (zaman sınırı), 31 Aralık 1994'tür.

    dealer : Bu söz de İngilizceden dilimize geçmiştir. Dealing örneğine bakarak bu kelimeye de Kurulumuz satımcı karşılığını önermiştir. Örnekler: Tahtakale bilmecesini çözmek için bir satımcı ile ahbaplık kuruyorum. Merkez Bankasının satımcıları telefona sarılmışlardı.

    dealing : İngilizce olan bu kelime "iş, alışveriş, muamele" anlamlarına gelir. Bir bankacılık terimi olarak "para piyasalarında alım satım yapma işi" anlamındadır. Kurulumuz bu söz için satım sözünü önermektedir.

    dealing room : İngilizceden Türkçeye geçen bu sözün dealing kısmı daha önce ele alınmıştı. Kurulumuz, bu kelime için satış odası veya satış işlem odası karşılıklarını önermektedir. Örnek: Fon Yönetimi Müdürlüğüne bağlı olarak hizmet veren satış işlem odası banka şubeleriyle en çok haberleşen birimdir.

    deep-freeze : İngilizce deep freeze. "Bozulma ihtimali olabilecek yiyecekleri çok düşük derecelerde dondurarak uzun süre saklamak için kullanılan bir tür buzdolabı" anlamında dilimize geçen bu söz için Kurulumuz, derin dondurucu sözünün uygun bir karşılık olduğuna karar vermiştir. Örnek: Hazırladığım köfteleri ihtiyaca göre derin dondurucudan çıkarıp çıkarıp pişiriyorum.

    de fakto : Lâtince de facto (bilfiil, fiilen). "Hukukî tanınmadan önceki fiilî tanınma, fiilî durum" anlamında kullanılan bu terim için teklif ettiğimiz karşılıklar: edimli, edimli olarak. Örnek: Kuzey Irak'ta edimli bir durum olduğu ileri sürülmektedir.

    defans : Fransızca défense (savunma). Savunma kelimesi dilimize yerleşmiş güzel bir Türkçe kelimedir. Sporda da defansın yerini alması dileğimizdir. Örnek: Savunmaya çekilen takım, anî akınlarla sonuç almayı başardı.

    defansif : Karşılığı: savunmaya dayalı. Örnek: Ev sahibi takım savunmaya dayalı bir oyun çıkardı.

    deflâsyon : Fransızca déflation (para durgunluğu, para darlığı; piyasada bulunan para miktarının azaltılması, para şişkinliğinin giderilmesi). Bu söz için Kurulumuz durgunluk ve para kısıtlaması kelimelerini önermiştir. Örnekler: Para kısıtlamasına fiyatları sabit tutmak veya düşürmek için başvurulur. Durgunluk, tedavüldeki paranın azaltılması, ekonomik daralma ve satın alma gücünün artmasıdır.

    deflâtör : Teklifimiz: para kısıtlayıcı veya doğrudan kısıtlayıcı. Örnek: Para kısıtlayıcı rakamlara bakıldığında öngörülen vergi hedeflerinin biraz iyimser olduğu göze çarpıyor.

    dejenerasyon : Fransızca dégénération. "Soysuzlaşma, soyunun özelliklerini kaybetme" anlamlarında dilimizde kullanılan bu söz için Kurulumuz, yozlaşma kelimesinin uygun bir karşılık olduğu görüşündedir. Buna bağlı olarak dilimizde kullanılan dejenere için yozlaşmış, dejenere etmek için yozlaştırmak, dejenere olmak, dejenerasyona uğramak içinse yozlaşmak sözleri rahatlıkla kullanılabilir. Örnek: Yüzyıllar boyunca gittikçe yozlaşan ve millî olmaktan uzaklaşan değerlerimiz, artık özüne, aslına kavuşmalıdır.

    deklârasyon : Fransızca déclaration. "Bildirme, duyurma, ilân etme" anlamında Türkçede kullanılan bu söz, "kamuoyuna yapılan açıklama, bildiri" anlamıyla da geçmektedir. Bu söz için Kurulumuzun önerdiği karşılık bildirge'dir. Deklârasyon sözü yanında aynı kökten deklâre etmek ve deklâre edilmek kelimeleri de bulunmaktadır. Bunlardan deklâre etmek için bildirmek, açıklamak, deklâre edilmek için bildirilmek, açıklanmak fiilleri kullanılmalıdır. Örnekler: Gazete, bundan bir ay önce yayımladığı bildirgede, bundan böyle doğru haber vereceğini, kavgalardan uzak kalacağını ilân etti. Bu husus, yetkili kimselerin ağızlarından resmen bildirilmedi. Hükûmet, bütün tedbirleri içeren orta ve uzun vadeli yeni bir paket ile kamuoyu önüne çıkmalı, neyi ne zaman yapacağını bildirmeli.

    dekoder : Fransızca decodeur. "Şifre çözücü" anlamındaki bu kelime için Kurulumuz, çözücü kelimesinin uygun bir karşılık olduğu kararına varmıştır. Örnek: Çözücülerinizi Karum'daki Bosch bayiinden alabilirsiniz.

    dekolte : Fransızcadan dilimize geçen decolleté kelimesi Türkçe Sözlük’te, "1.Kollarının, göğüs ve sırtının bir kısmı açık kadın giysisi. 2.Açık." şeklinde anlamlandırılmıştır. Kurulumuz bu söz için açık veya açık giysi kelimelerinin uygun birer karşılık olduğunda birleşmiştir. Örnek: Baloda türbanlı hanımların yanı sıra açık giysili hanımlar da vardı.

    dekont : Fransızca décompte. Dilimizde sık kullanılan bu söz, "ödenmiş veya ödenecek olan hesapların dökümü, kapatılan bir hesaptan yapılacak indirme" anlamlarında geçer. Kurulumuz, hesap belgesi sözünün dekont yerine kullanılabilecek uygun bir karşılık olduğunda birleşmiştir. Örnek: Ödemeyi yaptıktan sonra hesap belgesini bankadan almayı unutmayın.

    demagog : lâf ebesi, lâfazan. Örnek: Dün yapılan iktisat toplantısını özellikle lâf ebelerinin (lâfazanların) izlemesi gerekirdi.

    demagoji : Fransızca démagogie (halk avcılığı, lâf ebeliği). "Mugalâta" kelimesiyle de karşıladığımız demagoji için teklif ettiğimiz karşılıklar: lâf ebeliği, lâfazanlık. Örnek: Konuyu ciddî olarak tartışmak yerine lâf ebeliğini (lâfazanlığı) tercih ediyor.

    demarke durum : boşta olma durumu.

    demarke olmak : Fransızca démarqué (işareti, markası kaldırılmış; sporda markajdan kurtarılmış). "Boşta olmak veya rakip oyuncuların tutmasından (gölgelemesinden) kurtulmuş olmak" anlamında kullanılan bu söz için teklif edilen karşılıklar: boşta olmak, sıyrılmak. Örnek: Ali, rakip oyuncuların gölgelemesinden sıyrıldı.

    demonstrasyon : Fransızca démonstration. Bunun için Türkçe Sözlük'te de önerildiği gibi gösteri sözünün kullanılması teklif edilmiştir. Örnek: Karşı görüşte olanlar işi gösteriye dönüştürdüler.

    depar : Fransızca départ (yola çıkma, hareket, k). "Yarışın başlama anı" anlamında kullanılan bu söz için teklif ettiğimiz karşılık: çıkış. Ancak bu kelimenin birleşik fiiller içinde farklı kullanılışları vardır. Onların karşılıkları da aşağıda gösterilmiştir.

    depara kalkmak : hıza kalkmak.

    depar atmak : hızlanmak.

    depar hakemi : çıkış hakemi.

    deparı atmak : hızlanış yapmak.

    Örnekler: Arif, o öldürücü hızlanışlarını yapamadı. Yücel, son dakikalarda hızlandı (hıza kalktı).

    departman : Fransızca département (bölüm; eyalet; bakanlık). Dilimizde mağazaların ve fakültelerin bölümleri için bazı kimselerce kullanılmaktadır. Oysa bu anlamda bölüm kelimesi Türkçenin güzel kelimelerinden biridir. Örnekler: Fakültemizin Tarih bölümü; kadın giyimi bölümü; pazarlama bölümü; satış bölümü.

    deplâse olmak : yer değiştirmek.

    deplâsman : Fransızca déplacement (yer değiştirme). 1. Takımın başka bir şehir veya ülkede oynaması. 2. Oyun sırasında oyuncunun yer değiştirmesi. Birinci anlam için teklif edilen karşılık: yabancı saha. Örnek: Yabancı sahada oynamamıza rağmen başarı kazandık.

    deplâsmana çıkmak (gitmek) : yabancı sahaya çıkmak (gitmek).

    İkinci anlam için karşılık: yer değiştirme.

    depresyon : Fransızca dépression "çökme, göçme, çukurlanma, kuvvetten düşme" anlamlarındadır. Bu söz için önerimiz, çöküntü veya ruh çöküntüsü'dür. Örnek: Ekonomide yaşanan çöküntü haziran sonu bilânçolarına yansıdı.

    destinasyon : Fransızcadan dilimize geçen, "gidilecek yer; gönderilen yer, hedef" anlamındaki bu kelimenin iki ayrı kullanımı için Kurulumuz (biletlerde) varış yeri ve (ticarette) hedef karşılıklarının kullanılmasını uygun bulmuştur.

    determinist : gerekirci. Örnek: Gerekirci felsefede tesadüflere yer yoktur.

    determinizm : Fransızca déterminisme (gerekircilik). "Aynı şartlarda aynı sebeplerin aynı sonuçları doğurması" anlamında bir felsefe terimi olan determinizm için daha önce uygun bir karşılık bulunmuştu: gerekircilik. Örnek: Sıfır derecede suyun donması gerekirciliğin güzel bir örneğidir.

    detone (olmak) : Fransızca (patlamak, infilâk etmek; falso yapmak, perdeyi şaşırmak). Mecazen "aykırı düşmek" anlamına da gelir. Bizde daha çok müzik alanında kullanılan bu kelime için önerimiz perdesizleşmek veya perdesi bozulmak'tır. İsim olarak bu söz "patlama, falso yapma, aykırı düşme" anlamındadır. Bu kullanım için perdesiz karşılığı uygun görülmüştür. Örnekler: Son zamanlarda ünlü tenor Pavorotti'nin bazı aryaları söylerken sesinin perdesizleştiği gözleniyor. Sanatçının sesi bu hafta kelimenin tam anlamıyla perdesizdi.

    devalüasyon : Fransızca dévaluation (bir ülkenin parasının yabancı bir paraya göre değerinin düşürülmesi, satın alma gücünün azalması). Bu kelimeye karşılık olarak değer düşürme kelimesi benimsenmiştir. Örnek: İhracatı artırmak için değer düşürmeye başvurmak ilke olarak yasaklanmıştır.

    Aynı köke dayanan devalüe olmak, devalüe etmek biçimindeki kullanımlar ise, değer düşürmek sözüyle karşılanabilir. Örnekler: Hafta içinde yaklaşık yüzde on değeri düşürülen para. Banka yetkilisi, döviz kurunun 6-8 oranında değerinin düşürüldüğünü belirtti.

    dezenformasyon : Lâtince desinformation. Dilimize “kasten yanlış haber yayarak gerilim yaratma yöntemi, tahrikçilik” anlamlarında Fransızcadan giren bu söze Kurulumuz, yanıltma haber ve bilgi çarpıtma karşılıklarını teklif etmektedir. Örnek: Bazı siyasîler günümüzün moda sözü olan bilgi çarpıtma yöntemiyle göz boyama taktiğini sürdürmektedirler.

    diaspora : Fransızca diaspora. "Sürgünden sonra Yahudilerin dünyanın çeşitli yerlerine yayılması" anlamına gelen bu söz günümüzde başka tehcir ve göç olayları için de kullanılmaktadır. Kurulumuz, bu söz için kopuntu karşılığını önermektedir. Örnekler: Yahudilerden Çinlilere kadar dünya, sayısız kopuntu gruplarını barındırır. Bütün kopuntuların ortak özelliği ise, terk edilen yurdun efsaneye dönüştürülmesinde odaklaşır.

    dijital : İngilizce digital (on esaslı numara sistemine ait.). Daha çok bilgisayar alanında kullanılan dijital için türetilen sayısal kelimesi artık dilimize yerleşmiştir. Kurulumuz da bu kelime için sayısal karşılığının kullanılmasının uygun olacağı görüşündedir.

    dinamo : Fransızca dynamo (mekanik enerjiyi elektrik enerjisine çeviren alet). Sporda, mecazî olarak "sürükleyici oyuncu, güç kaynağı" anlamlarında kullanılmaktadır. Bu anlamlar için tekliflerimiz: sürükleyici, güç kaynağı. Örnekler: Suat takımın sürükleyicisi idi. Bir güç kaynağı gibi oyunu ***ürdü.

    discount : İngilizce discount. "İndirim yapmak, tenzilât” anlamında ve özgün imlâsıyla dilimizde kullanılmaya başlanan bu kelime için Kurulumuz, indirimci mağaza ve ucuzcu mağaza karşılıklarını önermektedir. Örnek: Türkiye’de indirimci mağazalar (ucuzcu mağazalar) arasındaki rekabet giderek artıyor.

    disk : Fransızca disque (disk; plâk). Spor, müzik vb. alanlarda dairevî, yassı cisimler için kullanılan bu kavrama bütün alanlarda şu karşılık uygun düşmektedir: teker.

    disk atmak : teker atmak. Örnek: Sporcumuz teker atmada rekor kırdı.

    disket : tekercik. Örnek: Bilgisayar tekerciklerini saklamak çok daha rahat oluyor.

    diskjokey : İngilizceden Türkçeye geçen bu kelime disk-player kelimesine verilen karşılık örnek alınarak tekerçalarcı diye karşılanmıştır (kısaltması: TÇ). Örnek: Sunucumuz tekerçalarcılık görevini de birlikte yürütüyor.

    disk-player : İngilizce disk (yassı, dairesel cisim) + player (çalan, çalmak için kullanılan cihaz). Kurulumuz bu söz için tekerçalar karşılığını önermektedir. Örnek: Arçelik yeni müzik seti ve tekerçalarlarını büyük bir reklâm kampanyasıyla tanıttı.

    disponibilite : Fransızca disponibilité (kullanılabilirlik; elde bulunan ve kullanılabilecek durumda olan para; tasarruf; açığa çıkarılmış, bakanlık emrine alınmış). Dilimizde bankacılıktaki anlamıyla kullanılan disponibilite sözü için teklif ettiğimiz karşılık: hazır para. Örnek: Bankaların hazır para yükümlülüklerinin artırılması, Merkez Bankasının işini kolaylaştıracak.

    disponibl değer : hazır değer.

    distribütör : Fransızca distributeur (dağıtıcı). Bu kelime için dilimizde zaten dağıtıcı sözü vardır. Örnekler: Şirketimizin Anadolu'nun çeşitli illerinde yüzden fazla dağıtıcısı bulunmaktadır. Otomobilin elektrik donanımında bir arıza var, galiba dağıtıcısı değişecek.

    diyetisyen : Fr. diéticien. Türkçede “diyet bilimi üzerine uzmanlaşmış kimse” anlamında kullanılan bu söze karşılık olarak Kurulumuz, beslenme uzmanı ve perhiz uzmanı kelimelerinin kullanılması gerektiği görüşündedir. Örnek: Fransız beslenme (perhiz) uzmanının yöntemi, yağlarla karbonhidratları birbirine karıştırmamaya dayanıyor.

    dizayn : İngilizce design (plân, taslak, proje; gaye, amaç; fikir). Son zamanlarda, üretilecek, şekil verilecek alet ve nesnelerin çizimini anlatmak üzere sıkça kullanılan bu kelime için Kurulumuz çizim kelimesini teklif etmişti. Ancak grafik tasarımcısı İlhan Bilge'den aldığımız ve Türk Dili dergisinin Ağustos 1995 sayısında yayımladığımız mektupta, dizaynın karşılığı olarak "tasarım" sözünün yaygın olduğu ifade edilmektedir. Sayın Bilge'nin uyarısı doğrultusunda dizayn için teklif edilen karşılık: tasarım. Örnek: Yarışmaya katılacak tasarımcılar, yeni tasarımlar geliştirecekler.

    dizayn edilmek : tasarımlanmak.

    dizayn etmek : tasarımlamak.

    dizaynır : tasarımcı.

    done, data : Fransızca donnée, İngilizce data (veri, muta). Osmanlıcası, uzun hecelerle muta olan bu kavram için güzel bir karşılık bulunmuş ve bu karşılık yerleşmiştir: veri. Örnek: Bütün bilgiler veri bantlarına kaydedildi.

    doping : İngilizce doping. Bir spor yarışması sırasında, vücuda üstün hareket ve enerji sağlamak için kullanılan uyarıcı ilâç. Doping kelimesi için teklifimiz uyarıcı'dır. Örnekler: Karşılaşmadan önce uyarıcı kontrolü yapılıyor. Sporculara uyarıcı testi uygulandı.

    double bed : ikili yatak.




    sponsorlu bağlantılar
  2. #2
    double team : İngilizce double (iki kat, çift) + team (takım). İki oyuncu tarafından baskı altına alınma. Teklif ettiğimiz karşılık: çifte kıskaç. Örnek: Erman, Necati ve Levent tarafından çifte kıskaca alındı.

    double trap : çift uçurvur.

    dripling : İngilizce dribbling. Bu söz, sözlüklerde "topu yavaş yavaş vurarak ileri ***ürmek" anlamındadır. Bu spor terimine karşılık olarak Kurulumuz, top sürme ve sürüş sözlerini önermiştir. Örnek: Arif çok çalıştı, sahada âdeta mekik gibiydi. Özellikle yaptığı top sürmelerle (sürüşlerle) puan topladı.

    duayen : Fransızca doyen (en yaşlı, en kıdemli; dekan; baş papaz). Dilimizde birinci anlamıyla kullanılmaktadır. Bu anlam için şu karşılıkları teklif ediyoruz: kıdemli, aksakal. Hemen hemen bütün Türk lehçelerinde "yaşlı, kıdemli, kendisine danışılan kişi" anlamında "aksakal" kelimesi kullanılmaktadır. Örnekler: Kendisine "Sen artık bürokratların kıdemlisi (aksakalı) oldun" dedim. İş dünyasının aksakalı (kıdemlisi) Vehbi Koç, dün güzel bir konuşma yaptı.

    dublâj : Fransızca doublage. Daha çok bir sinema terimi olarak dilimize geçen bu söz, "çekilmiş bir filmi sonradan seslendirme, yabancı dilde çekilmiş bir filmi yerli dile çevirme" anlamlarında kullanılır. Kurulumuz, bu kelime için seslendirme sözünün uygun bir karşılık olduğu görüşündedir. Dublâj yanında dilimizde aynı köke dayanan dublâjcı ve dublâjcılık kelimeleri de vardır. Bu sözler de seslendirme önerisine bağlı olarak seslendirici ve seslendiricilik şeklinde karşılanmalıdır.

    duble : Fransızca double (iki kat, çift, çifte, katmerli). Bu kelime için önerimiz çift'tir. İçecek şeylerde ise duble sözü, iki ölçü sözüyle karşılanır.

    economy class : İngilizce economy (ekonomi) + class (sınıf, zümre; mevki). Teklifimiz: hesaplı orun. Örnek: Yolcuların çoğu hesaplı orunu tercih ediyor.

    editör : Fransızca éditeur. “Bir kitabı basım evine gidecek bir biçimde hazırlayan kimse, yayıma hazırlayan” anlamında dilimize geçen bu kelime için Kurulumuz, yayımlayan ve yayımcı kelimelerinin uygun birer karşılık olduğunda birleşmiştir. Örnek: Bir derginin maksada uygun bir biçimde çıkarılmasında yayımcının (yayımlayanın) rolü büyüktür.

    efekt : İngilizce effect (radyo ve televizyon yayınlarında, tiyatro oyunlarında veya film seslendirmelerinde hareketleri izlemesi gereken seslerin tabiî kaynakların dışında optik, mekanik, kimyasal yöntemlerle gerçekleştirilmesi). Bu söz için Kurulumuzun önerdiği karşılıklar, sesleme veya etkileme'dir. Örnek: Bu kısa film, birtakım özel seslemelerle seyircinin ilgisini topluyor. Görsel efekt biçiminde çok geçen bu kullanımda ise görsel etkileme karşılığı daha uygun düşmektedir. Örnek: Film, çarpıcı görsel etkilemeleri ile türünün klâsikleri arasına girmiş bir eser.

    efor : Fransızca effort (çaba, gayret; güç). Teklif ettiğimiz karşılıklar: çaba, gayret, güç. Örnek: İnsan belirli iklim şartlarında belirli bir çaba (gayret, güç) sarf eder.

    egale etmek : Fransızca égale. "Etmek" yardımcı fiiliyle birlikte "eşitleme, derecesine ulaşma, eşit duruma getirme" anlamında kullanılan bu sözün Kurulumuz, eşitlemek fiiliyle karşılanabileceğini düşünmektedir. Örnek: Atatürk Stadı Atletizm Salonu’nda yapılan yarışmaların son gününde 50 metre (B) yıldızlarda Şehnaz Taş kendisine ait olan 6.8'lik rekoru bir kez daha eşitledi.

    ekarte etmek : Fransızca écarté sözü "ayırma, uzaklaştırma, sapa, ücra" gibi anlamlara gelir. Dilimizde en fazla spor dalında kullanılır. Türkçe "etmek" fiiliyle çekime girer. Ekarte etmek kelimesine karşılık olarak dilimizde elemek ve saf dışı bırakmak sözleri vardır. Örnek: Galatasaray Manchester'i eleyince (saf dışı bırakınca) yaptığımız çılgınlık ve çocuklukları düşünün bir kere.

    ekipman : Fransızca équipement (donatma, donatım; gereç, malzeme). Ekipman kelimesi için teklif ettiğimiz karşılıklar: takım, donanım. Örnekler: Banka, inşaat aşamasında donanım desteği yapıyor. Yeni otomobil modellerimizde bundan sonra fabrikamızın ürettiği lâstikleri orijinal takımlar olarak göreceksiniz.

    ekoloji : Yunanca oikia (ev, konut) + logos (konu). Fransızca écologie. "Canlıların aralarındaki bağlantıları ve ortamlarıyla olan ilişkilerini inceleyen biyoloji dalı" anlamında kullanılan ekoloji sözü için zaten dilimizde var olan bir kelimeyi teklif ediyoruz: çevre bilimi. Örnek: Çevre bilimi alanında uzmanlara ihtiyacımız var.
    ekolojik : çevreyle ilgili, çevre bilimiyle ilgili.

    ekolojik denge : çevre dengesi. Örnek: Termik santrallerin kirliliğe yol açarak, çevre dengesini bozduğunu biliyoruz.

    ekolojik felâket : çevre felâketi, çevre yıkımı. Örnek: Orman yangını, bizim için bir çevre felâketidir.

    eksantrik : Fransızca excentrique. Dilimizde yaygın olarak “alışılagelmiş eğilimlere, töre ve davranışlara aykırı tutumu olan acayip, garip” anlamlarında kullanılan bu söz için Kurulumuz, genel anlamda uçrak kelimesini önermektedir. İnsanın genel niteliklerini anlatmak için dilimizde var olan tuhaf, garip, acayip kelimelerinin duruma göre eksantrik sözü yerine kullanılabileceği unutulmamalıdır.

    ekspedisyon : Fransızcadan dilimize giren ve "gezi, gezinti, sefer" anlamındaki bu kelimeye karşılık olarak Kurulumuz, dilimizde zaten var olan sefer kelimesinin kullanılması gerektiği görüşündedir. Örnek: Balıkesir-İstan-bul Dağcılık Kulübü tarafından düzenlenen Kazdağı seferi, geçtiğimiz hafta sonu yapıldı.

    eksper : Fransızca ekspert. “Belirli bir konudan veya alandan iyi anlayan, iyiyi, kaliteliyi seçebilen uzman” anlamında dilimizde kullanılan bu kelime tütün eksperi, sigorta eksperi biçimlerinde sıkça kullanılır. Bu söz için Kurulumuz, uzman sözünü kabul etmiştir. Örnek: Gazetenin sigortadan para almasını sağlayan raporun altında uzman olarak onun imzası bulunuyordu.

    ekspertiz : Fransızca ekspertise. “Uzmanlarca (eksperlerce) yapılan inceleme, keşif, muayene” anlamında ticarî hayatta kullanılan bu kelimeye karşılık olarak Kurulumuz uzman incelemesi sözünü önermektedir.

    ekspertiz raporu tamlamasında da bu söz yer almaktadır. Bunun içinse önerimiz uzman raporu'dur. Örnek: Uzman raporlarında hasarın kısmî olduğu, hatta bazı makinelerde hiç hasar bulunmadığı belirtiliyordu.

    eksperyans : Fransızca expérience (deney; deneme; deneyim, tecrübe). Bu kelimenin karşılıkları dilimizde zaten vardır: deneme, deneyim, tecrübe. Örnek: Benim için güzel bir deneme (deneyim, tecrübe) oldu.

    ekspozisyon : Fransızca exposition (serme, sergileme; sergi). Son zamanlarda basında sıkça görmeye başladığımız bu kelimeye hiç ihtiyacımız yoktur; çünkü bu kavram için dilimizde çok güzel karşılıklar vardır: sergileme, sergi. Örnek: Dört gün devam edecek sergiye ilgi hayli fazla.

    ekspozisyon günleri : sergileme günleri.

    ekstre : Fransızca ekstrait (öz, ruh, hülâsa; seçme parçalar, seçmeler; suret, kopya). Bankacılık faaliyetlerinin yoğunlaşmasıyla birlikte yaygınlaşmaya başlayan bu söze Kurulumuz, genel anlamda öz, ekonomide geçen anlamıyla özet ve hesap özeti karşılıklarının uygun olacağını kararlaştırmıştır. Örnek: Bankadan 7500 dolar tutarında bize ait olmayan alışverişlerle dolu bir hesap özeti geldi.

    ekstrem : Fransızca extréme. Bu Fransızca kelime dilimizde uzun zamandan beri kullanılagelmektedir. Kurulumuz ekstrem sözü yerine, aşırı veya uç kelimelerinin uygun birer karşılık olduğu görüşündedir.

    eliminasyon : Fransızca élimination (eleme, çıkarma, dışarıda bırakma). Bu sözün dilimizde zaten karşılığı vardır: eleme. Örnek: Takımlar iki ayrı grupta tek maçlık eleme sistemi ile karşı karşıya gelecek.

    elimine etmek : elemek.

    elimine olmak : elenmek.

    e-mail : İngilizce electronic mail. “Bilgisayarlar veya bir ağ içindeki belli gönderim merkezleri arasında elektronik bilgi iletişimi” anlamındaki bu kelime için basın yayın organlarında bir kısım yazarlar e-posta terimini kullanmaktadırlar. Kurulumuz bu kelime için elektronik mektup’tan kısaltılan elmek sözünün uygun bir karşılık olduğu görüşündedir. Örnek: Geliştirilen bu sistemle otomobil kendi yönünü kendisi bulmakla kalmayıp sürücüsüne gelen elmekleri sesli olarak okuyor.

    emisyon : Fransızca émission (piyasaya çıkarma; dışarı çıkarma; yayma). "Kâğıt para, tahvil, bono vb. menkul değerlerin piyasaya sürülmesi" anlamında kullanılan bu terim için teklif ettiğimiz karşılık: sürüm. Örnek: Dengeyi tutturabilmek için faizlerin yüksek, sürümün sınırlı tutulması gerekmektedir.

    emisyon primi: sürüm primi (hisse senetlerinde).

    empati : İngilizce empathy. "Bir başkasının duygularını anlayabilme" anlamında kullanılan bu kelime için teklif ettiğimiz karşılık: duygudaşlık. Örnek: Derneğimiz bir duygudaşlık olma yolunda.

    empoze : Karşılığı: dayatılmış. Örnek: Dayatılmış fikirlerle sağlıklı bir sonuca ulaşılamaz.

    empoze etmek : Fransızca imposer (zorla kabul ettirmek). Son zamanlarda bazı yazarlarımızca kullanılan dayatmak bizce de uygun bir karşılıktır. Örnek: Yukarıdan dayatılan bu kararları kabul etmemiz mümkün değildir.

    emprovizasyon : Fransızca improvisation. “Şiir veya müzikte hazırlanıp düşünmeden, birdenbire, içe doğduğu gibi söyleme veya çalma” anlamında kullanılan bu kelime için dilimizde zaten doğaçlama karşılığı vardır ve kullanılmaktadır. Kurulumuz ayrıca emprovizasyona karşılık olarak doğmaca sözünü de önermektedir.

    endeks : Fransızca index. Dilimize önceleri indeks şeklinde ve sadece "dizin" anlamıyla girmiş bulunan bu söz son zamanlarda endeks söyleniş ve yazılışıyla ve çeşitli türevleriyle başka anlamlarda da yaygınlaşmaya başlamıştır. "Alfabetik liste" anlamındaki dizin kelimesi, dilimize

    endeksleme, endekslenme : Teklif ettiğimiz karşılıklar: ayarlama, ayarlanma. Örnek: Bütün politikalar yerel seçimlere ayarlanmış görünüyor.

    endeksli : Son zamanlarda bu kelime, ekonomide veya başka konuların ekonomik ifadeyle anlatılmasında "ayarlı, bağlı" anlamlarında sık sık kullanılmaktadır. Dilimizdeki ayarlı, bağlı kelimeleri bu kavramı rahatça karşılayabilir. Örnekler: Dolara ayarlı, dolara bağlı, ayarlı tahvil. Her şey seçimlere bağlı.

    endirekt (atış) : Fransızca indirect (dolaşık; dolaylı). Kasıtlı olmayan bir hata için verilen, ancak gol olabilmesi için topun ikinci bir oyuncuya daha dokunması gereken ceza (vuruşu). Karşılığı: çift vuruş. Örnek: Kemal'in hatası çift vuruşla cezalandırıldı.

    endoskop : Fransızca endoscope. Tıp alanında “İnsan vücudunun herhangi bir boşluğunu muayeneyi kolaylaştırmak için aydınlatıp görünür hâle getiren alet” anlamında kullanılan bu kelimeye Kurulumuz, içgörür karşılığını teklif etmektedir.

    endoskopi : iç görüm. Örnek: Ülser teşhisinde iç görüm ile mideden doku örneği alınıyor.

    endoskopik : iç görümlü.

    enfeksiyon : Fransızca infection. Dilimizde tıp alanında kullanılan bu terim, “organizmada hastalığa yol açan bir mikrobun genel veya yerel gelişmesi, yayılması” anlamındadır. Kurulumuz enfeksiyon için tarihî metinlerimizde geçen yangı sözünü karşılık olarak teklif etmektedir. Ayrıca yerine göre iltihap ve bulaşma kelimeleri de kullanılabilir. Örnek: Radyasyon, kan üreticisi olan kemik iliğini tahrip ederek vücudun yangı (iltihap, bulaşma) ve kanamalar karşısındaki direncini kırar.

    enflâsyon : Fransızca inflation (piyasadaki para miktarı ile malların ve satın alınabilir hizmetlerin toplamı arasındaki açığın büyümesinden ortaya çıkan ve fiyatların toptan yükselmesi, para değerinin düşmesi biçiminde kendini gösteren ekonomik süreç, para şişkinliği). Bu kelimenin Türkçe Sözlük'te de belirtildiği gibi para şişkinliği sözüyle karşılanması uygun görülmüştür. Para şişkinliği bazı kullanımlarda yalnızca şişkinlik olarak da enflâsyon sözünü karşılamaktadır. Örnekler: Ağustos ayının şişkinlik rakamları bugün açıklanıyor. Gelişmiş ülkelerde yıllık para şişkinliği olarak yüksek bulunacak rakamlar, bizde aylık para şişkinliğini ifade ettiği zaman bir bayram yapmadığımız kalıyor.

    enformasyon : Fransızca information. “Danışma, tanıtma, haber alma, haberleşme” anlamlarında Türkçede kullanılan bu kelimeye Kurulumuz, bilgilendirme karşılığını teklif etmektedir. Örnek: Türkiye Internet bilgilendirmesinde oldukça ileri bir seviyede.

    enjeksiyon : Fransızca injection. Tıp alanında "iğne yapma, iğne vurma" anlamına gelen bu söz, dilimizde "sokma, sürme, akıtma, katma" gibi değişik anlamlarda da kullanılmaktadır. Kurulumuz, bu sözün ekonomideki anlamı için akıtma karşılığını önermektedir. Bunun dışında tıptaki kullanım zaten iğne yapma, iğne vurma biçiminde karşılanmış ve dile yerleşmiştir. Örnekler: Borsanın gerilemeye başladığı ortamda, piyasaya önemli ölçüde para akıtması yapıldı. Piyasalara bu hafta yaklaşık 30 trilyon lira akıtılacak.

    enstalâsyon : Fransızca installation. Dilimizde son zamanlarda sık kullanılmaya başlayan bu söz daha çok "tesis etme, döşeme, yerleştirme" anlamıyla geçmektedir. Kurulumuz bu söz için yerleştirme karşılığını önermiştir. Örnek: Sanatçı, 1968'den bu yana yerleştirme tekniği ile çalışmalar üretmeye başladı.

    enstantane : Fransızca instantané (bir anlık; ansızın). Bir anlık görünüşü, durumu anlatmak üzere dilimizde kullanılan enstantane için teklifimiz: anlık (görünüş). Örnekler: İlham anlık bir olaydır. Biraz önce izlediğimiz anlık görünüşün hemen fotoğraflanması gerekirdi.

    enstrüman : Fransızca instrument (alet, makine, cihaz; çalgı, saz; senet, evrak). Bu kelime dilimizde son zamanlara kadar daha çok çalgı aleti anlamıyla kullanılmıştır. Bir müzik terimi olarak Türkçeye yerleşen bu söz, ekonomi alanında da kullanılmaya başlanmıştır. Bu anlamı için Kurulumuz, malî belge sözünü önermektedir. Örnek: Riski sevmeyenlerin ilgi odağı olan yatırım fonları, 1993 yılında en çok talep gören malî belgelerden biri oldu.

    enstrümantal : sözsüz.

    ent : İngilizce hand (el). Futbolda, kaleci dışındaki oyuncuların topa el ve kol ile müdahale etmesi. Karşılığı: elle oynama.

    ent var : el var.

    ent yapmak : elle oynamak.

    Örnek: Küçük Ahmet elle oynayınca, hakem düdüğünü çalarak "el var" dedi.

    entegrasyon : Fransızca integration. Son zamanlarda insanların bir toplumla bütünleşmesini, uyumunu anlatmak için sık kullanılan bu söz için teklif edilen karşılıklar: bütünleşme, uyum. Örnek: Türk işçilerinin Alman toplumuyla bütünleşmesi (uyumu) kolay olmuyor.

    entegre : Sanayi, teknoloji ve plânlama alanında birçok sıfat tamlamaları kuran entegre sözü için teklif ettiğimiz karşılık: bütünleşmiş. Örnekler: Bütünleşmiş sanayi, bütün-leşmiş tesis, bütünleşmiş devre, bütünleşmiş plân.

    entegre olmak : Karşılığı: bütünleşmek, uyum sağlamak. Örnek: Portekizliler Ortak Pazar ülkeleriyle tamamen bütünleştiler.

    enterkonnekte : İngilizce interconnect (bir elektrik veya makine güçleri taşıyanlar arasında bağ kuran şebeke). Kurulumuz bu kelime için bağlaşımlı karşılığını önermiştir. Örnek: Avrupa'ya gaz ileten bir bağlaşımlı gaz hattından Türkiye'nin beslenmesi kararlaştırıldı.

    entertaiment : İngilizce entertaintment (eğlence). Türkçede zaten eğlence sözüyle karşılanan bu kavramın kullanılmasına hiç gerek yoktur. Kurulumuz da bu söze karşılık önermek yerine eğlence sözünün hatırlatılmasını ve kullanılmasını uygun bulmaktadır.

    envanter : Fransızca inventaire (1.Bir ticaret kuruluşunun para, mal ve diğer varlıklarıyla genel olarak borçlu ve alacaklı durumlarını nicelikleri ve değerleriyle ayrıntılı olarak gösterme. 2.Bu durumu gösteren çizelge.) Kurulumuz, bu kelime için döküm sözünü önermiştir. Örnek: Bu uçakların aşınma (yıpranma) payları sıfır olsa bile dökümleri yüksek meblâğlara ulaşmaktadır.

    epikriz : İngilizce epicrisis. Tıp alanında kullanılan bir terim olan bu kelime için Kurulumuz, çıkış özeti karşılığının kullanılmasını önermektedir. Örnek: Nöroloji servisi Şefi Prof. Dr. H. Forta’nın da imzasının bulunduğu çıkış özetinde, yüzünün sağ tarafı ile sağ bacağındaki uyuşma nedeniyle servise yatırılan sanatçının gırtlak kanseri tedavisi gördüğü de belirtiliyor.

    episot : Fransızca épisode. "Bir roman veya hikâyede ikinci derecede bir olay" anlamında dilimizde kullanılan bu söze karşılık olarak Kurulumuz, dilim kelimesini önermiştir. Örnek: Oyunun dokuzuncu dilimindeki konuşmaları daha canlı bir biçimde değiştirmiş.

    ergonomi : Fransızca ergonomie (iş bilimi). "Verimliliği artırmak için; çalışanların, yerin, zamanın ve araçların en iyi şekilde kullanılması yöntemlerini araştıran bilim dalı" anlamındaki ergonomi terimi için teklifimiz: iş bilimi. Örnek: İş biliminin özünde, ürün ve insan ilişkilerinin en yüksek seviyede uyumlu bir bütün oluşturması ilkesi vardır.

    ergonomik : işe yarar, işe uygun. Örnek: Mobilyalarımız, özgün tasarımları ve işe uygun yapıları ile iş yerinizdeki rahatınız için üretildi. Aynı kavram için elverişli sözü de kullanılabilir.

    eskalâsyon : Fransızca escalation. Türkçede daha çok “fiyatlarla ilgili olarak yükseltme, artırma” anlamlarında kullanılan bu söz için Kurulumuz, tırmanış karşılığını önermektedir.

    eskort : Fransızca escort. Bu söz "koruma, muhafız takımı" anlamındadır. Dilimizde ise daha çok "güvenlik amacıyla ilgiliyi takip eden araç" anlamında kullanılmaktadır. Kurulumuz bu söze karşılık olarak koruma aracı kelimesini önermektedir. Örnek: Tören alanına hareket eden başbakana koruma araçları eşlik etti.

    esoterik : İngilizce esoteric. Daha çok astroloji alanında kullanılan bu kelime belirli bir grup tarafından anlaşılan veya onlara hitap eden "özel, anlaşılması zor, gizli her türlü bilgi" anlamındadır. Kurulumuz, bu sözün sıfat ve isim olarak kullanıldığını göz önünde bulundurarak, isim durumunda (bir akımı, bir dalgayı ifade edecekse) gizlem, sıfat durumunda ise gizlemli kelimelerini önermektedir. Örnekler: İnsanların doğumunda yıldızların çizdiği tabloyu esas alarak hayatı yorumlayan astroloji, insanların en yakından takip ettiği gizlem dalıdır. Batı insanının Uzak Doğu'nun gücünü doğadan alan gizleme yani sihirli yöntemlere olan merakının gün geçtikçe arttığı belirlendi.

    espionnage : Batı dillerinden dilimize geçen ve arada bir kullanılmaya başlanan bu söz yerine Kurulumuz, casusluk veya çaşıtlık kelimelerinin uygun birer karşılık olduğu görüşündedir.

    Dilimizde bu sözün yanında bir de kontrespiyonaj kelimesi bulunmaktadır. Bu söze karşılık olarak ise karşı casusluk kelimesi kullanılmalıdır. Örnek: Onun, örgütün müsteşar yardımcılığına veya Karşı Casusluk Dairesi Başkanlığına atanacağı öğrenildi.

    establishment : İngilizce establishment (kurum, müessese, mağaza; ileri gelenler). Gazetelerde sıkça rastladığımız establishment, her ne kadar kurum, ileri gelenler, seçkinler, egemen güçler, kodamanlar anlamlarının hepsini içeriyorsa da bazı yazarların kelimeyi tam olarak hangi anlamıyla kullandıkları anlaşılamamaktadır. Dolayısıyla hangi anlam kastediliyorsa o kelime söylenmelidir.

    estamp : Fransızca estampe. "[bubirreklamdirdikkatealmayiniz.][bubirreklamdirdikkatealmayiniz.][bubirreklamdirdikkatealmayiniz.][bubirreklamdirdikkatealmayiniz.]l, tahta vb. maddeler üzerine kazıldıktan sonra basılan resim" anlamına gelen bu kelime için Kurulumuzun önerisi oyma baskı'dır. Örnek: Oyma baskı tekniği, XV. yüzyılın başında tahta ve bakır üzerine gravür şeklinde ortaya çıkmıştır.

    eşelmobil : Fransızca échell mobille. Dilimizde "üretilen mal ve değerlerin iniş çıkışına göre tespit edilen ücret ödeme sistemi" anlamında kullanılan bu söze karşılık olarak Kurulumuz, değişken ölçü karşılığını önermektedir. Örnek: Bu yılın bütçesinin denk bir bütçe olacağını ileri süren bakan, çalışanların maaşlarının dolar üzerinden sabit olarak değişken ölçü sistemiyle ödeneceğini bildirdi.

    etap : Fransızca étape. "Bir yarışın belirli bir uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri" anlamına gelen bu söze karşılık olarak Kurulumuz, kullanım yerine göre adım, basamak, sporda ise konak kelimelerini teklif etmektedir.

    Euro : Avrupa Birliği’nin ortak para birimi. Kurulumuz bu kelimenin Türkçe telâffuzunda ortaya çıkacak olan sorunları göz önüne alarak Avro söyleyişini benimsemiştir.

    exhibition center : İngilizce exhibition (sergi) ve center (merkez) sözlerinden oluşan bu birleşik kelime için Kurulumuz sergi merkezi ve sergi sarayı karşılıklarının benimsenmesini kararlaştırmıştır.

    extranet : dış ağ.

    eyeliner : İngilizce eye-liner. Göz ve hat anlamlarına gelen ve iki sözden oluşan bu birleşik kelime bir kozmetik terimi olarak dilimize girmiştir. Kurulumuz, bu yabancı kelimenin göz kalemi sözüyle karşılanmasını önermektedir.

    factoring : İngilizce factoring. “İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği.” Kurulumuz factoring sözüne karşılık olarak kullanım yerine göre aracı (kurum veya şirket) ve aracılık sözlerini önermektedir. Örnekler: Bankanın sahibi, aracılık alanında faaliyet gösteren 10 milyar lira sermayeli bir şirket kurdu. Banka, aracı şirketlerin hesaplarına müdahale edemiyor.

    fair-play : İngilizce fair (güzel; zarif; dürüst) + play (oyun). Sporda "dürüst oyun" anlamında kullanılan bu terim için biz de dürüst oyun karşılığını teklif ediyoruz. Örnek: Stutgart'ta pazar akşamı bir dürüst oyun ödülü verilecek.

    faks : Fransızca fac-similé (tıpkı basım) sözlerinden kısaltma. "Yazı, resim vb. belgelerin kopyasını uzaktaki bir yere aktaran makine" anlamında kullanılan faks için teklif ettiğimiz karşılık: belgegeçer. (kısaltması: belgeç) Örnek: Belgegeçer makineleri son günlerde çok pahalandı.

    fakslamak : belgegeçerle göndermek. Örnek: Sabahın altısında belgegeçerle gönderilen yazıları aldım.

    farmakolog : ilâç bilimci. Örnek: 1998 Nobel Tıp ödülünü kalp ve damar hastalıklarıyla ilgili araştırmalar yapan üç ilâç bilimci kazandı.

    farmakoloji : Fr. pharmacologie. “İlâçların etkisini ve kullanılışını inceleyen bilim dalı” anlamında kullanılan bu kelime için Kurulumuz dilimizde zaten var olan ilâç bilimi sözünü benimsemiştir.

    fast break : İngilizce fast (çabuk, tez, hızlı) + break (kırma, parçalama, bozma). Basketbolda, karşı tarafın toparlanmasına fırsat vermeden yapılan hızlı hücum. Teklif edilen karşılıklar: hızlı akın, hızlı hücum. Örnek: Takımımız, hızlı akınlarla (hücumlarla) rakibini bunalttı.

    fastfood : İngilizce fast (çabuk, tez; hızla) + food (yemek, yiyecek, besin). Dilimizde son zamanlarda "ayaküstü yemek, atıştırmak" için kullanılmaktadır. Teklif ettiğimiz karşılık: ayaküstü (yemek, yiyip içmek, atıştırmak). Örnek: Ayaküstü bir şeyler yiyip hemen gidelim. Bu tür lokantalara da ayaküstü denebilir. Örnek: Şu ayaküstü lokantasında bir şeyler atıştırıp işimize bakalım. Ayrıca yeni açılan büyük mağazalarda fastfood bölümleri bulunmaktadır. Bunun için teklif ettiğimiz karşılık: hazır yemek (bölümü).

    faul : İngilizce fault (hata, kusur, kabahat). Sporda kurallara aykırı hareket. Teklif ettiğimiz karşılık: hata.

    faul vuruşu : hata vuruşu. Örnek: Hata vuruşunu İlker yapıyor.

    fauna : Lâtince. "Belirli bir bölgede yetişen her türlü hayvanın hepsi" anlamında kullanılan bu söz için daha önce "direy" sözü önerilmiş, ancak tutunamamıştır. Kurulumuz, bu ayki toplantısında fauna sözüne karşılık olarak hayvan varlığı kelimesini önermiştir. Örnek: Van Gölü çevresinin hayvan varlığı çeşitlilik gösterir.

    fenomen: Fransızca phénomène (olay; şaşılacak şey; görüngü). Yunanca "phainomena"dan. Felsefede "somut, algılanabilir ve denenebilir olay ve nesne" anlamında kullanılan fenomenin bu anlamı için güzel bir karşılık daha önce teklif edilmişti: görüngü. Örnek: Kant'a göre biz ancak görüngüleri bilebiliriz.

    fenomenizm: görüngücülük. Örnek: Görüngücülük, bilgi alanının görüngülerle sınırlı olduğunu kabul eder.

    Fenomen kelimesi felsefî anlamı dışında günlük dilde de yaygın biçimde kullanılmaktadır. Bu kullanılış için teklifimiz: (şaşılacak) olay. Örnekler: Hayretten titretecek bir olay karşısında bulunuyoruz. Adam, olay hâline geldi.

    fermantasyon : Fransızca fermantation sözü "mayalanma" demektir. Organik maddelerin bazı mik-roorganizmalarca salgılanan enzimler etkisiyle uğradığı değişikliktir. Bu söz için Kurulumuz, dilimizde zaten var olan mayalanma sözünün kullanılmasını önermektedir. Örnek: Yoğurtta bulunan süt şekerinin, midede mayalanmaya uğramadan bağırsaklara geçtiği ve kokuşma yapan mikroorganizmaların gelişmesini engelleyerek insan ömrünü uzattığı bildirildi.

    figürasyon : Fransızca figuration. "Bir şeyi belirli bir şekle sokma, hareketi figürlerle sunma, sembollerle anlatma" anlamlarında olan bu kelime için Kurulumuz, biçimleme karşılığını önermiştir.

    fiks mönü : Fransızca fix (sabit) + menu. Karşılığı: tek liste. Örnek: Gideceğimiz aş evinde tek liste uyguluyorlar.

    fikstür : İngilizce fixture (sabit şey). Yarışmaların zaman ve sırasını belirleyen çizelge. Teklif edilen karşılık: karşılaşma takvimi, takvim. Örnekler: Takımımızın büyük bir takvim avantajı var. Karşılaşma takvimi henüz belirlenmedi.

    fikşın : İngilizce fiction (hayalî olay ve kahramanlardan oluşan eser, kurmaca eser). Teklif edilen karşılık: kurgu. Örnek: Roman, hikâye, masal, film ... bunların hepsi birer kurgudur. Science-fiction için bilim-kurgu karşılığı dilimizde zaten yaygınlaşmıştır.

    fiktif : Fransızca fictif, İngilizce fictive (hayalî, uydurma, sahte). Teklif edilen karşılık: kurmaca. Örnek: Roman kurmaca bir yapıya sahiptir.

    filibustering : Bir politika terimi olan ve İngilizceden dilimize giren fılibuster, "bir kanunun kabul edilmesini önlemek için, konuyla hiç ilgisi olmayan konuşmalar yaparak kürsüyü işgal etmek" anlamını taşımaktadır. Dilimizde bu tür davranışlar için engelleme kelimesi kullanılmaktadır. Kurulumuz, engelleme karşılığının uygun olacağı görüşündedir. Örnek: ABD Senatosunun en meşhur engelleme örneklerinden ilki 1935 yılında Franklin Roosevelt’in başkanlığı sırasında yaşanmış.

    filtre : Fransızca filtre. "Karışmış hâlde bulunan maddeleri birbirinden ayırmaya yarayan alet, süzgeç veya objektifin önüne takılan ve renk tonlarını ayarlamaya yarayan cam" anlamındaki bu söz için Kurulumuzun önerisi, süzek'tir. Örnekler: Çay makinemiz üstün Swiss Gold süzeği ile son derece ekonomik ve kullanışlıdır. Baca bağlantısı olmayan evler için karbon süzek takabilme imkânı vardır.

    final : Fransızca finale (son karşılaşma). Final ve onunla ilgili kullanışlar için şu karşılıkları teklif ediyoruz. Final: sonuç, sonuç karşılaşması; final maçı: sonuç karşılaşması (maçı); yarı final: yarı sonuç; çeyrek final: çeyrek sonuç; finale kalmak: sonuca kalmak; yarı finale kalmak: yarı sonuca kalmak; finalist: sonuç oyuncusu, sonuç takımı, sonuç yarışması. Örnekler: Anadolu Lisesi yarı sonuçta Ankara'yı temsil edecek. Millî takımımız çeyrek sonuca kaldı. Karşı takımı 4-3 yenerek sonuç takımı olmaya hak kazandı.

    final four : İngilizce final (son) + four (dört). Elemeli oyunlar sisteminde son dört takım(a girmek). Teklif ettiğimiz karşılık: son dört. Örnek: Takımımız, önce üst küme, sonra da son dört hakkını elde edecektir.

    finansman : Fransızca financement. Ekonomi alanında kullanılan bu söz, "bir girişimin işleyebilmesi, üretilebilmesi için gerekli olan para ve krediyi sağlama işi" olarak tanımlanır. Kurulumuz bu söz için, para desteği karşılığını önermiştir. Ancak bu alanda finansman sözünden başka finans, finansör, finansal, finanse etmek, finanse edilmek gibi başka kullanımlar da vardır. Kurulumuz, bu sözler için de aşağıdaki karşılıkları önermektedir:

    finans : maliye, malî işler, para işleri.

    finansal : malî.

    finanse edilmek : parayla (paraca) desteklenmek.

    finanse etmek : parayla (paraca) desteklemek.

    finansör : para destekçisi, malî destekçi.

    Örnekler: Türkiye'nin sorumlulukları söz konusu olduğunda projelerin para desteği aksatılmadan karşılanacaktır. Yabancı şirket 3 milyarı bulan para desteğini temin etti. Biz şirketin en büyük para destekçisiydik.

    finiş : İngilizce finish (bitme, bitirme). Yarışın bitmesi; yarışın bittiği yer veya çizgi anlamlarında kullanılan bu söz için teklif ettiğimiz karşılık: varış. Örnek: Koşucular varışa iyice yaklaştılar.

    finişe kalkmak : varış için hızlanmak.

    firmware : İngilizce firmware. Bu söz için Kurulumuz, bellenim karşılığını kabul etmiştir.

    first-class : İngilizce first (birinci, ilk) + İngilizce class (sınıf, zümre; mevki). Uçaklarda birinci mevki için kullanılmaktadır. Bu terim için çeşitli Türk lehçelerinde "yer, mevki, makam" anlamına gelen "orun" kelimesini kullanarak şu karşılığı teklif ediyoruz: birinci orun. Örnek: Birinci orunlu ilk uçuşlar salı günü başlıyor.

    first lady: İngilizce first (ilk, birinci, baş) + lady (hanım, hanımefendi). Son zamanlarda basınımızda "cumhurbaşkanının hanımı" anlamında kullanılan bu terim için teklifimiz: başhanımefendi. Örnek: Başhanımefendinin bazı demeçleri eleştiriliyor.

    fitness center : İngilizce fitness (liyakat; uygun ve yerinde oluş; sıhhatte oluş) + center (merkez). Kurulumuz bunun yerine sağlıklı yaşam merkezi sözünün kullanılmasını önermiştir. Örnek: Boğaziçi Üniversitesinin Boğaz manzaralı havuzundan sonra sağlıklı yaşam merkezi de hizmete girdi.

    fizibilite : İngilizce feasybility (yapılabilirlik, uygulanabilirlik). "Herhangi bir girişimin işletme ve ekonomi yönlerinden durumunu önceden tespit etme" anlamında kullanılan fizibilite için teklif ettiğimiz karşılık: uygulanabilirlik. Örnekler: Ülkemizde milyarların harcanması için kararlar alınırken, uygulanabilirlik, çoğunlukla ikinci plânda kalıyor. Yatırım projeleri uygulanabilirlik hesaplarına dayanır.

    fizyoterapi : Fransızcadan dilimize giren, "hastalıkları su, ışık, ısı, hava ve elektrik gibi fıziksel yöntemlerle tedavi" anlamındaki fizyoterapi için Komisyonumuz fizik tedavi karşılığının kullanılmasını uygun bulmaktadır.

    fizyoterapist : fizik tedavi uzmanı.

    flâş : İngilizce flash (fotoğraf lâmbası; fotoğraf lâmbasının ışığı; önceliği olan çarpıcı haber veya müzik parçası). Her kavram için ayrı ayrı terimler kullanılması uygun bulunmuştur.

    Fotoğraf lâmbası için: çakar. Örnek: Fotoğraf makinesinin çakarı yanmadı.

    Fotoğraf lâmbasının ışığı için: çakıntı. Örnek: Fotoğrafı çakıntı ile çekersek daha net görüntü elde edebiliriz.

    Çarpıcı müzik parçası ve haber için: çarpıcı, gözde. Örnekler: Petrol anlaşmasıyla ilgili haber, günün en çarpıcı haberiydi. Son yılların gözde ismi; son yılların gözde parçası.

    flash-back : İngilizceden imlâsı ve telâffuzu ile dilimize mal edilmeye çalışılan ve "geçmişteki bir olayı, gösterilen olay arasında yeniden veren sinema çekimi" anlamına gelen bu kelime için Kurulumuz, geriye dönüş sözünü önermektedir ve bunun flash-back'ı karşılayacağı kanaatindedir. Örnek: Önceki gün ekranda şu “Yukarıdakiler”i izlerken birden zihnimde bir geriye dönüş olayı yaşadım.

    flora : Lâtince. "Belirli bir bölgede yetişen bitkilerin hepsi, bitki örtüsü" anlamında kullanılan bu söz için daha önce "bitey" kelimesi önerilmiş, ancak tutunamamıştır. Kurulumuz, flora için bitki varlığı sözünün uygun bir karşılık olduğunda birleşmiştir. Örnek: Türkiye'deki dağların bitki varlığı üzerinde çeşitli araştırmalar yapılmış, büyük bir bölümü de yayımlanmıştır.

    forex : İngilizce "for an exchange" sözünün kısaltılmış şekli olan bu kelime "yabancı para" anlamındadır. Forex şeklinde kullanılması dilimize aykırıdır. Türkçemizde zaten döviz ve yabancı para karşılıkları bulunmaktadır.

    formasyon : Fransızca formation (meydana getirme, oluşturma; kurma, kurulma). Dilimizde "şekil alma" anlamında kullanılan bu kelime için teklifimiz: biçimlenme. Örnek: Oyuncular, biçimlenmelerini tamamlamış, yetenekli oyuncular.

    format : İngilizce format. “Boyut, ölçü, kitap boyutu” anlamında dilimizde kullanılan bu söz için Kurulumuz, boyut veya çokluk ekiyle boyutlar kelimelerini önermektedir. Örnekler: Masrafı ve maliyeti düşünerek daha ucuz boyutları seçiyorlar. Gazetenin bu boyutlarla çıkması ek masraflar gerektiriyor.

    formel-enformel : Fransızcadan dilimize giren ve genellikle eğitim alanında kullanılan bu kelimelerden formel, "resmî, usule uygun; biçimsel, şeklî" anlamını taşımaktadır. Kurulumuz bu söz için biçimsel veya şeklî karşılığının uygun olacağı görüşündedir. “en-" ön ekiyle kurulmuş olan "enformel" içinse biçimsel (veya şeklî) olmayan ve eğitim alanındaki kullanımı için de resmî olmayan eğitim karşılıklarında görüş birliğine varılmıştır. Örnekler: Bilim Merkezi bir müze değil, biçimsel anlamda okul da değil; ama gerçek anlamda bir öğrenme merkezi. Günümüzde okul dışı resmî olmayan eğitim giderek daha fazla önem kazanıyor.

    forvet: İngilizce forward (ileride olan, öndeki; ön, ileri). "Takımın ileri hattında görevlendirilmiş olan oyuncu" anlamı için ileri uç oyuncusu, hücum oyuncusu karşılıkları teklif edilmektedir. Örnek: İleri uç oyuncuları (hücum oyuncuları) başarılı olamadı. "İleri uç oyuncularından oluşan hücum hattı" anlamı için teklif ettiğimiz karşılık: ileri uç. Örnek: İleri uçta yer alan oyuncuların hava hâkimiyeti çok iyiydi.

    forward : İngilizce forward. Bankacılıkta "vadeli işlemler için uygulanacak olan döviz kuru" anlamına gelen bu kelime için Kurulumuz, vadeli döviz ticareti sözünü önermektedir. Örnekler: Vadeli döviz ticareti konusunda çok şey söylendi ve yazıldı. Merkez Bankasının vadeli döviz ticareti işlemlerine başlaması, piyasadaki kurlar üzerinde baskıyı azalttı.

    fotokopi : Fransızca photocopie. Bu söz, Türkçe Sözlük'te "bir yazı, kitap veya biçimin fotoğraf yoluyla kopyasını çıkarma, tıpkıçekim" şeklinde tanımlanmıştır. Kurulumuz bu söz için daha önce önerilmiş olan tıpkıçekim kelimesinin uygun bir karşılık olduğu görüşündedir.

    fragman : Fransızca fragment. Bir sinema terimi olan bu kelimeyi Türkçe Sözlük, “bir sinemada bir sonraki programı, filmi tanıtmak için o programdaki filmden gösterilen örnek parçalar, tanıtma filmi” şeklinde tanımlamaktadır. Kurulumuz, bu kelimeye karşılık olarak günlük konuşma dilinde de sıkça geçen parça sözünün kullanılmasına karar vermiştir. Örnek: Seyirci parçaya bakarak gelecek film hakkında bilgi sahibi olur.

    fraksiyon : Fransızca fraction (bir siyasî partinin politikasını parlâmentoda, yerel yönetimlerde yürütmek için teşkilâtlanmış grup, bölüntü, bölüngü). Fraksiyon kelimesine iki karşılık önerilmiştir: hizip ve bölüntü. Örnek: Tespit edebildiğimiz kadarıyla partide birkaç bölüntü (hizip) var.

    frame : İngilizce “çerçeve”. Dilimizde bilgisayar alanında kullanılan ve “grafik ve masa üstü yazılımlarında içinde metin ya da grafik yer alabilen dikdörtgen alan” anlamına gelen bu kelime için Kurulumuz da çerçeve karşılığını benimsemiştir.

    franchising: İngilizce franchising (oy verme hakkı; imtiyaz; muafiyet; bir şirketin mallarını satma yetkisi). Kelime, son anlamıyla basında kullanılmaya başlamıştır. Özellikle yabancı

    free-shop : İngilizce free shop. Özgün imlâsıyla dilimize giren bu söz için Kurulumuz, gümrüksüz mağaza karşılığını önermektedir. Örnek: Esenboğa Hava Limanındaki gümrüksüz mağazalardan dostlarıma çeşitli hediyeler aldım.

    frikik : İngilizce free (serbest) + kick (tekme). Bu terim için güzel bir karşılık zaten kullanılmaktadır: serbest vuruş.

    fuaye : İngilizce foyer. Dilimizde uzun zamandan beri kullanılan bu kelime, Türkçe Sözlük’te ”Bir gösteri veya toplantı binasında, temsil veya toplantı aralarında kullanılan dinlenme yeri” şeklinde tanımlanmıştır. Kurulumuz bu kelime için dinlenmelik sözünün kullanılmasının uygun olduğu görüşündedir.

    full-time: İngilizce full (dolu; meşgul; tam) + time (zaman). "Kanunî olarak kabul edilmiş iş günü" anlamı için de dilimizde güzel bir karşılık daha önce teklif edilmişti: tam gün. Örnek: Tam gün çalışan öğretim üyeleri tazminatlardan da yararlanıyorlar.

    fundamentalist : İngilizce fundamentalist. Teklif ettiğimiz karşılık: köktendinci. Örnek: Son zamanlarda köktencilerin etkisi artmaktadır.

    fundamentalizm : İngilizce fundamentalism (Protestanlıkta aşırı muhafazakârlık, Kitab-ı Mukaddes'i harfe göre tefsir etme). Dilimizde, dinin başlangıçtaki naslarını temel alan ve bunu bir devlet sistemi olarak uygulamak isteyen görüşler için kullanılmaktadır. Teklif ettiğimiz karşılık: köktendincilik. Örnek: İran'da köktencilik yaygın bir akımdır.

    fütürist : Fransızca futuriste (gelecekçilik yanlısı). Bu kelimenin Türkçe Sözlük'te de belirtildiği gibi gelecekçi sözüyle karşılanması uygun görülmüştür. Örnek: Bakan, 2000'li yılların Türkiye'sine ilişkin gelecekçi çeşitlemeler yapıyor.

    Kök bakımından ortak olan fütürizm sözünün gene Türkçe Sözlük'te belirtildiği gibi gelecekçilik, fütüroloji'nin ise gelecek bilimi olarak karşılanmasında görüş birliğine varılmıştır.

    gala : İtalyancadan dilimize geçen bu kelime Türkçe Sözlük’te “Genellikle resmî giysilerle gidilen bir temsilin ilk oynanışı veya bir filmin ilk gösterilişi” şeklinde tanımlanmıştır. Kurulumuz bu kelimeye karşılık olarak ön gösterim sözünü teklif etmektedir. Örnek: Güney'in"Sürü" filmi, önceki gün Beyoğlu Sineması'nda yapılan ön gösterimle yeniden Türk sinemaseverlere sunuldu

    gardıfren : Fransızca garde-frein. Fransızcadan dilimize geçmiş ulaşımla ilgili bir sözdür. "Trenlerde vagon frenlerini işleten kimse" anlamına gelen bu söze karşılık olarak Kurulumuz, fren görevlisi veya frenci kelimelerini önermektedir.

    garnitür : Fransızca garniture. Uzun zamandan beri dilimizde varlığını sürdüren garnitür sözü, yalnız et ve balık gibi asıl yemeğin yanını süslemek veya tamamlamak için eklenen sebze, patates gibi yiyecekler anlamına gelmez. Bu söz, herhangi bir şeyi ona uygun nitelikte tamamlayan nesneler için de kullanılır.

    Kurulumuz, bu söz için iki karşılık önermektedir: Yiyecek söz konusu olduğunda yanlık, giyecek ve benzeri şeyler söz konusu olduğunda bezenti. Örnekler: Özellikle yaz aylarında yanlıkların çabuk bozulduğunu unutmayalım. Şu yemeğe biraz da yanlık katalım.

    gastroskop : Fr. gastroscope. Tıp alanında çok sık geçen bu kelime Türkçe Sözlük’te, “Yutma borusu, mide ve onikiparmak bağırsağının gözle görülmesini sağlayan hastaya ağız yoluyla uygulanan fiberoptik alet” şeklinde tanımlanmıştır. Kurulumuz bu kelimeye karşılık olarak midegörür sözünü önermektedir.

    gastroskopi : mide görüm. Örnek: Midemde uzun zamandan beri yanma ve ekşime olduğunu söyleyince doktor mide görüm yaptırmamı önerdi.

    global : Fransızca global. "Bütün dünya ölçüsünde, geniş bir bakış açısıyla" anlamlarında son zamanlarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu kelime için küresel, dünya çapında karşılıkları uygun bulunmuştur. Örnekler: Konuyu küresel bir bakışla ele almak. Bunlar dünya çapında değişmelerdir.

    globalleşmek : Karşılığı: küreselleşmek. Örnek: Programın hedefi dünya ile bütünleşmek ve küreselleşmektir.

    global olarak : Teklif edilen karşılık: yuvarlak olarak.

    go-kart : İngilizce go-kart. “1.Çocuğu yürümeye alıştırmak için kullanılan tekerlekli sandalye. 2.Önde iki küçük, arkada iki büyük tekerleği bulunan ufak motorlu bir tür yarış arabası.” Dilimizde birinci anlama karşılık olarak yürüteç kelimesi zaten vardır ve yaygın olarak kullanılmaktadır. Go-kart’ın motor sporları alanında kullanılan anlamına karşılık olarak ise Kurulumuz, sürsür kelimesini önermektedir.

    grado : İtalyancadan dilimize giren bu kelimeyi Türkçe Sözlük şu şekilde tanımlamaktadır: 1. kim. Bir sıvının içindeki alkol derecesi. 2. mec. Derece. Kurulumuz bu kelimenin kimya alanındaki kullanımı için derece; mecazî anlamdaki kullanımı için de düzey, seviye karşılıklarının uygun olacağı görüşünde birleşmiştir. Örnek: Uran, başkentteki eylemin anlamını vurguluyor. Bu uran aynı zamanda sekiz yıllık temel eğitime karşı çıkan kafanın düzeyini de vurguluyor.

    grafiker : Dilimizde reklâmcılık alanında kullanılan ve “çizim yapan sanatçı” anlamına gelen bu kelime için Kurulumuzun önerisi grafikçi’dir. Örnek: Fransa’da çeşitli ödüller alan grafikçi, bu akşamki programın konuğu olacak.

    guard : İngilizce guard (muhafız, nöbetçi). Daha çok basketbolde "oyun kurucu" anlamında kullanılan terim için biz de oyun kurucu karşılığını teklif ediyoruz. Örnek: A takımı formasını giyen genç oyun kurucu, başarılı oyunuyla göz doldurdu.

    gurme : Fransızca gourmet. “Yemekten ve içkiden anlayan, bunların tadına varabilen kimse” anlamında dilimizde kullanılan bu kelimeye karşılık olarak Kurulumuz tatbilir sözünü benimsemiştir. Örnek: Etap Marmara Otelinde düzenlenen yemekte ünlü tatbilir ustaları bir araya geldiler.

    gusto : İtalyanca gusto (tat, tatma; zevk; istek). Son zamanlarda dilimizde "zevk" anlamında kullanıldığı gibi, bir gazetemizin de sayfa başlığı olarak kullanılmaktadır. Kelimenin karşılığı dilimizde zaten vardır: zevk. Örnek: Klâsikler, bir kültür, bir zevk, bir seviye ölçütüdür.

    hacker : İngilizce hacker. “Bilgisayar ve haberleşme teknolojileri konusunda bilgi sahibi olan, bilgisayar programlama alanında standardın üzerinde beceriye sahip bulunan ve böylece ileri düzeyde yazılımlar geliştiren kişi” anlamında kullanılan bu kelime için Kurulumuz, kırıcı sözünü önermektedir. Örnek: Kırıcı, kullanmakta olduğu bilgisayar veya iletişim ağı ile ilgili bir güvenlik açığını veya gizli bir şifreyi ortaya çıkardığında o ortamın yetkililerini gereken tedbiri almaları için uyarır.

    hacking : kırma.

    hakem triosu : "Hakem üçlüsü" anlamına gelen bu terimin kullanılması doğru değildir. Çünkü karşılaşmada "üç hakem" değil, "hakem ve yardımcı hakemler" söz konusudur. Bu bakımdan kavramın doğru karşılığı olarak hakem ve yardımcı hakemler kullanılmalıdır. Örnek: Hakem ve yardımcı hakemler çok başarılıydılar.

    halüsinasyon : Fransızca hallucination (sanrı, kuruntu). Psikolojide “1.Daha çok şizofreni, paranoya gibi rahatsızlığı olan hastalarda görülen ve alıcılar uyarılmaksızın ortaya çıkan duygusal yaşantı; olmayan bir şeyi varmış sanma. 2. Gerçekte olmayan şeyleri varmış gibi algılama biçiminde ortaya çıkan bir algı yanılması.” anlamına gelen bu kelime için Kurulumuz sanrı, varsanım ve var sanma karşılıklarını önermektedir. Örnek: Havacılık uzmanları, uçuş sırasında pilotların sanrı (varsanım) görebildiklerini söylüyorlar.

    handikap : İngilizce handicap (engel). Bu kelime için dilimizde zaten engel sözü vardır. Örnek: İlk yarıda rüzgâra karşı oynayan takım, bu engele rağmen güzel bir gol kazandı.

    handling : İngilizceden dilimize geçen bu söz daha çok havacılık alanında kullanılmaktadır. Kurulumuz handling kelimesine karşılık olarak dilimizde kullanılmakta olan yer hizmetleri sözünün kabul edilmesini kararlaştırmıştır. Örnek: Hava şirketi, müşterilerine daha iyi hizmet verebilmek için bu yılın Mart ayından itibaren Atatürk Hava Alanında yer hizmetlerini kendi bünyesinde yapmaya başlayacak.

    hands free: İngilizce hands (eller) + free (özgür). Son zamanlarda cep telefonlarının yaygınlaşmasıyla dilimizde kullanılmaya başlanan bu kavram “cep telefonuna bağlı bir kulaklık yardımıyla tek tuşa basılarak telefon elde tutulmadan konuşma yapılması” anlamındadır. Kurulumuz bu kelime için el boş ve dokunmasız karşılıklarını teklif etmektedir. Örnek: El boş (dokunmasız) olarak telefon etmek insanlara büyük kolaylık sağlıyor.

    happening : İngilizce happening “olay, vak’a”. Tiyatro alanında “kısmen ve irticalen sahneye konan, seyircilerin oyuna katılımını sağlamak ve onları şaşırtmak amacını taşıyan eğlendirici nitelikteki oyun” anlamına gelen bu kelime için Kurulumuz katılmaca (oyun) karşılığını teklif etmektedir. Örnek: Seyircilerin sahneyle kaynaşması katılmaca oyunu tiyatrodan ayıran özelliklerden biridir.

    happy-hour : İngilizce happy (mutlu, neşeli) ve hour (saat) sözlerinden oluşan bu birleşik kelime Türkçede “çeşitli mağazalarda ve barlarda günün belirli saatlerinde yapılan fiyat indirimi” anlamında kullanılmaktadır. Kurulumuz bu söz için indirim saatleri karşılığını teklif etmektedir.

    hat-trick : İngilizce hat-trick. Bir spor terimi olarak kullanılan ve "bir maçta üç gol" anlamına gelen bu söz için Kurulumuz, üçleme kelimesini önermektedir. Örnek: Adana Demirspor takımına karşı ortaya konulan gol gösterisinde Küçük Orhan üçleme yaparken Ogün, Hami ve Ünal diğer gollere imza atan oyunculardı.


    haute-couture : Fransızca haute (yüksek tabaka), couture (dikiş). Daha çok moda alanında kullanılan bu kelime için Kurulumuz, has makas karşılığını önermektedir. Örnek: Şatafatlı has makas tasarımlarından gündelik giysilere kadar her yerde dantel var.


    hedging : İngilizce hedge fiilinden türetilmiş olan bu kelime bir bankacılık terimi olarak kullanılmaktadır. Bu söz "bir malda veya bir menkulde gelecekte ortaya çıkacak fiyat değişikliklerine karşı korunmak amacıyla vadeli bir sözleşme yapılması" anlamındadır. Kurulumuz hedging için dilimizde var olan koruma kelimesinin kullanılmasını önermektedir. Örnekler: Beliren herhangi bir riski düşürmek için bir başka araca yatırım yapma bir tür korumadır. Seminerin konularını, en uygun döviz yöntemi politikasının oluşturulması, döviz devri ve koruma oluşturacaktır.