Kategori

Psikoloji
Takıntı ( Vesvese) Nedir?

Kişinin mantıksız olduğunu bildiği halde zihninden atamadığı düşünce olarak tanımlanan takıntı, kültürümüzde ‘vesvese’ olarak isimlendiriliyor. 

Hastalık ortalama 20 yaş civarlarında başlıyor. Her 1000 kişiden 25’i, hayatında en az bir dönem takıntı hastalığı geçirmiş veya geçirmekte. Tıpta kısaca obsesyon olarak adlandırılan takıntının birçok insanı ve aileyi zor durumlara soktuğu biliniyor. Takıntının istenmeden gelerek, insanlara sıkıntı verdiğini ve kafadan kısa bir süre atılsa bile tekrar tekrar beyne hücum ettiğini belirten Memory Center Nöropsikiyatri doktorlarından Uzman Dr. Oğuz Tan, “Takıntının insana acı veren bir hastalık olduğunu” söyledi. Beyin kimyasındaki bir bozukluktan kaynaklanan takıntının günümüzde geliştirilen bazı ilaçlarla büyük ölçüde önüne geçildiğini ifade eden Dr. Tan, sorumluluk duygusu yüksek olan, çabuk endişeye kapılan, gergin, karamsar, içe dönük, mükemmeliyetçi, kılı kırk yaran, ayrıntıcı insanların takıntı hastalığına daha yatkın olduklarını belirtti. 

En sık görülen takıntı türü olarak karşımıza temizlik takıntıları çıkıyor. Bu takıntıya Amerikalı meşhur film Takinti Vesveseyapımcısı Howard Hughes’i örnek olarak gösteren Dr. Oğuz Tan, şöyle konuştu: “Hughes, bu takıntı yüzünden belli bir yaştan sonra kendisine tecrit edilmiş bir hayat kurmuştu. Las Vegas’ta lüks bir otele çekilmiş, parası sayesinde kimseyi yanına yaklaştırmadan yaşayabiliyordu. Hayatını da temizlik takıntıları yüzünden kaybetti. Bizde de Abdülhak Şinasi Hisar, Hüseyin Rahmi Gürpınar (daktilosunu eldivenle kullandığı söylenir) temizlik takıntısı olan ünlü kişilerdir.” 

Ülkemizde sık sık haber programlarında izlediğimiz çöp evler konusuna da değinen Tan, ‘Çöp ev’ dediğimiz evler, pislik sevdalıları tarafından değil, biriktirme takıntıları olan kişiler tarafından oluşturulur.” dedi. Takıntıyla mücadele etmenin en başarılı yolu, üstüne gitmek ve takıntıya ‘hadi gel’ demek olduğunu anlatan Tan, “Takıntı” isimli kitabında takıntı hastalığının bütün özelliklerini işlediğini hatırlarak şöyle konuştu. “Kişi kendisini rahatsız eden fikri kafasından atmaya çalışırsa, takıntı azalmaz tam tersine şiddetlenir.” dedi. Takıntının emrettiği şeyleri kesinlikle yapmaması gerektiğini hatırlatan Tan, “Ellerini tekrar yıkamak, olmadı deyip abdesti tekrarlamak, namazı tekrarlamak, kapıyı üçüncü defa kontrol etmek gibi istekler kişinin içinden geliyorsa, bunu kesinlikle yapmamalıdır. Bu elbette kolay değildir, zaten onun için çoğu takıntılı kişi tıbbi yardım için bizlere başvurur.” dedi. 

Biyolojik Sebep Etkili 

Genetik ve çevresel faktörlerin hastalıkta rolü olduğunu söyleyen Tan, takıntıların ispat edilmiş en önemli sebeplerinin biyolojik olduğuna işaret ederek, bazı kişilik özelliklerine sahip insanların da takıntı hastalığına yatkın olduğunun ileri sürüldüğünü belirterek şöyle konuştu: “Çocuklarını çok eleştiren, suçlayan, onlardan kusursuzluk bekleyen, ayıp ve günah gibi kavramları abartılı biçimde aşılayan, katı biçimde formel ahlakçı, şekilci ailelerde takıntı hastalığının daha yaygın olduğu ileri sürülmüştür. Avrupa’da yapılan bir çalışmada takıntı hastalığının en sık görüldüğü grubun Katolikler olduğu tespit edilmiştir. Bunda Katolik inancının katı ve cezalandırıcı yaklaşımının rolü olabilir. Takıntı hastası abdeste özen göstermekle yetinmez, 10 kere abdesti tekrarlar. Bu titizlik değil, dini terimi kullanırsak vesvesedir. Her titiz insan elbette takıntı hastası değildir. Titizlik iyi bir meziyettir, ancak aşırıya vardığında kişinin kimseyle geçinememesine yol açar.

Yorum Yap