Kategori

Telefon
Samsung – Google İttifakı ve Büyük Savaş

Son birkaç yıldır daha önce hiç görülmemiş bir teknoloji savaşına şahit oluyoruz. Hamleler o kadar hızlı yapılıyor ki, artık takip etmekte bile zorlanıyoruz. Bahsettiğim bu savaş Samsung ve Google’un ortak ürünü olan Samsung Galaxy serisi telefonlar ile Apple’ın iPhone arasında yaşanmakta…

Teknolojiyi hiç takip etmeyen kişilerin bile farkına vardığı bu savaş, Samsung’un Galaxy S5 telefonunu piyasaya sürmesiyle iyice çığırından çıktı. Öyle ki, Samsung’un bu hamlesi telefon kavramını bile değiştirecek nitelikte. Yakın zaman önce raflarda ki yerini alan Galaxy S5’ler o kadar çok özelliğe sahip ki, artık bu telefona telefon demek bile anlamsız bir hal almaya başladı. Böyle gitmeye devam ederse, bir kaç senedir hayatımıza giren “Akıllı Telefon” kavramı bile yerini başka bir kavrama bırakmak zorunda kalacak.

2200 TL’ye satışa sunulan Galaxy S5’ler hemen hemen teknolojinin bütün nimetlerinden yararlanılarak üretilmişler. Bu telefon o kadar çok fonksiyona sahip ki, çözmek için ciddi ciddi mesai harcamak gerekiyor. Samsung, Google’un Apple’a rakip olabilmek için geliştirdiği Android işletim sisteminin tüm kabiliyetlerini, teknolojik bir araca çevirmekte hiç zaman kaybetmiyor. Doğal olarak da bu çabalarının sonucunu “en çok satılan telefonlar” listesinin en tepesine yerleşerek alıyorlar.

samsung_galaxy_s5_vs_iphone_6

Peki, bu büyük teknoloji savaşanın diğer ucunda bulunan Apple neler yapıyor?

Galaxy serisi telefonlar her defasında büyük değişikliklerle ve inanılmaz etkileyici yetenekleri ile karşımıza çıkarken, iPhone telefonlar da bunun tam tersi olarak olağanüstü sadelik ve hemen hemen hiçbir değişiklik yapılmadan kullanıcıya sunuluyor. Örnek vermek gerekirse; iPhone 4S ve iPhone 5S verebiliriz. Bu iki telefon arasında hemen hemen hiçbir değişiklik yok desek abartmış olmayız. iPhone 5S kullanan bir kişi hiçbir zorluk çekmeden tekrar iPhone 4S’e dönüş yapabilir. Hatta birçok kişi iPhone 4S’in daha kullanışlı olduğunu iddia etmektedir. Yani Apple, karşısında bu kadar güçlü bir ittifak varken oldukça rahat hareket ediyor. Yoksa bu güçlü ittifakın karşısında duramayacağını mı düşüyor. Savaşı kaybettiği için mi ses getirebilecek adımlar atmıyor?

Durumu kabaca değerlendirdiğimizde karşımıza bu manzara çıkıyor.

Peki, bu manzara gerçekleri tam olarak yansıyor mu?.

Kesinlikle hayır. Görünüş olarak Apple köşeye sıkışmış gibi görünüyor fakat durumun böyle olmadığı ben ve benim gibi düşünenler açıkça görebiliyoruz.

Şimdi, Apple’in bu stratejinin arkasında ne olduğunu biraz inceleyerek, bu teknoloji savaşanın ne durumda olduğu anlamaya çalışalım.

Bir kere şunu açıkça söyleyebilirim. Köşeye sıkışmış bir taraf varsa o da “Samsung+Google” ittifakı. Bu sıkışmışlıktan dolayı Galaxy serisi telefon ve iPadlari sürekli olarak yeniliyorlar. Samsung firması hiç durmadan Galaxy serisi telefonlarının donanım gücünü arttırıyor. Diğer yandan da Goolge, Android işletim sistemini geliştirerek yeni fonksiyonlar ekliyor. Çok kısa aralıklarla yapılan bu geliştirmeler ve yenilikler, bu teknoloji devlerinin zor durumda olduklarının açık bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor.

Neden mi?

Teknoloji dünyasının geçmişine ve bu gününe bakarsanız, firmaların teknoloji ürünlerini bu sık yenilemediklerini görürsünüz. Öyle ki, teknolojik açıdan yapılan bir yeniliğin yıllar sonra kullanıcıya ulaştığına birçok kez şahit olduk. Teknoloji üreten firmalar, ürünlerindeki yenilikleri zamana yayarak kullanıcılarına sunmayı tercih ederler. Bunun en önemli sebebi devamlılığı sağlayamama endişesidir. Yani, bir teknoloji firması olarak elinizde bulunan kozların tümünü bir seferde ortaya koyamazsınız. Ürününüz deki teknolojik gelişmeleri zamana ve piyasaya uygun olarak, her defasında kullanıcılarınızı memnun edebileceğiniz düzeyde tutmalısınız. Basamakları teker teker çıkan ürünlerin ömürlerinin çok daha fazla olduğuna pek çok örnek verebiliriz. Mesela Nokia telefonları ele alabiliriz. Bir zamanların en popüler telefonları olan Nokia telefonlar, şimdilerde 3. seçenek olarak değerlendiriliyorlar. Nokia firması 2000’li yıllarda o kadar fazla çeşit telefon üretiyordu ki, kendileri bile hesabını tutamıyorlardı. Sonuç olarak bir yerde tıkandılar ve iflasa kadar sürüklendiler. İşte Samsung firması da buna benzer bir yol izliyor. Telefonlarını çok hızlı bir şekilde yeniliyor ve değiştiriyorlar. Galaxy S5’i gören kullanıcı “acaba S6 nasıl olacak” diye soruyor. Aralarında sadece 1 yıl olan iki telefonunuz arasındaki uçurumun bu kadar büyük olması, daha sonra çıkaracağınız telefonların büyük beklentilere sebep olamasına neden oluyor. İşte bu durum teknoloji firmalarının düşebileceği en kötü durumlardan biridir.

Şimdi gelelim en önemli soruya; Google ve Samsung bu durumun farkında değiller mi?

Kesinlikle farkındalar.

Peki o zaman neden böyle bir strateji uyguluyorlar?

Kesin bir cevap verebilmek zor. Ellerinde uzun yıllar yetecek teknolojik yenilik olabilir. Bu ihtimallerden biri. Diğer ihtimal ise içine düştükleri çaresizlik. Ben ikinci ihtimalin daha güçlü olduğunu düşünüyorum.

Peki nasıl bir çaresizlik yaşıyor olabilirler?

Yaşadıkları çaresizliğin iki boyutunun olduğunu düşünüyorum. Bu iki boyuttan biri donanımsal diğeri ise yazılımsal sorunlar. Google, Android işletim sistemini bir türlü IOS kalite seviyesine çekemedi. Biliyor musun bilmiyorum, android işletim sistemi IOS işletim sisteminin taklididir. IOS varken Android yoktu. Zamanında IOS herkesin kullanamadığı oldukça pahalı bir üründü. Bunu fırsat bilen Google, Androidi geliştirerek hem Apple’a rakip çıkarmayı hem de IOS’a ulaşamayan kullanıcıları kendi safına çekmeyi istedi. Ve kısa sürede de bu amacına ulaştı. Sonuç olarak elit kesimin kullanabildiği bir telefonun hemen hemen bütün yeteneklerine sahip bir işletim sistemi yani bir telefon ortaya çıktı. Bu başarı Google’un iştahı kabarttı ve “neden piyasanın tümüne sahip olmayalım” arzusunu körükledi. Sonuç olarak da bu büyük teknoloji savaşı başladı. Apple kalelerini vermeme savaşına başlarken, Google tüm kaleleri alma savaşına başladı. 

Google, Android işletim sistemi ile tüm ceplere girebileceğini düşünüyordu fakat yanıldı. Çünkü, ilk başta Apple’ın iPhone’nunu ceplerden çıkarması gerekiyordu. Bunu nasıl başarabilirsiniz?. Tabii ki hem IOS’u hem de iPhone’nu teknoloji ve yetenek olarak geçerek. Peki geçebildi mi?. Kesinlikle hayır. Ne telefon olarak ne de yazılım olarak iPhone’nu geçmeyi başaramadılar. Sonuç ne oldu peki?. Bu kadar kısa zamanda bu kadar büyük bir hedef belirlemenin büyük bir faturası oldu. İşte yazının başında bahsettiğim sıkışmışlıkta, bu faturanın ta kendisi oluyor. 

Google, Androidi yeteri kadar geliştirmeden bu savaşa başladı. Android harika bir işletim sistemi olmakla beraber büyük bir sorunla yoluna devam ediyor. Kullanıcıların büyük bir kesimi sorun olduğunu düşünmese de, Android işletim sisteminin büyük bir “yığılma” sorunu var. Bu sorun öyle böyle bir sorun değil. En karizmatik telefonu bile birden gözden düşürebiliyor. Bahsettiğim bu yığılma sorunun ne olduğunu bilmeyen arkadaşlar için hemen açıklayayım; Android işletim sistemi henüz çözüme kavuşamamış bir yapısal sorunla karşı karşıya. Telefonun donanım gücü ne kadar fazla olursa olsun, Android işletim sisteminin yükünü kaldıramıyor. Hangi telefon olursa olsun bir süre sonra ağırlaşmaya başlıyor. Sadece ağırlaşma da değil. Büyük bir ısınma ve şarj problemini de yayında getiriyor. Android yüklü akıllı telefonlarını değiştiren kullanıcıların büyük bir bölümü ağırlık sorunu nedeni ile telefonunu değiştiriyor. Sorunun telefondan kaynaklandığını zannediliyor. Fakat sorun tamamen yazılımsal. Android tam bir donanım canavarı. İşin kötü tarafı, telefonu çalıştırır çalıştırmaz bu yığılma sorunu başlıyor. Sonuç olarak da, bu ağır yükün altına giren telefonların da ömürleri çok olmuyor. 

Sorunun bu kadar olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Galaxy serisi telefonlar, sağlamlık ve kasa olarak da iPhone’nu yakalayamıyorlar. Propaganda amaçlı yayınlanan sağlamlık testlerine bakmayın. Bir iPhone, üç tane rakip telefonun ömrünü tüketecek kadar sağlam bir telefon. Çevrenize bakarak bunu çok rahat bir şekilde anlayabilirsiniz. Durumun böyle olduğunu düşündüğümden dolayı Apple’ın rahatlığını anlayabiliyorum. Tabi ki zamanın neleri getirip neleri götüreceğini bilemiyoruz. Apple’ın arkasından esen bu rüzgar, bir gün rakiplerinin arkasına da geçebilir. Ama şuan durumun Google ve Samsung için çok iç açıcı olduğunu düşünmüyorum. 

İşin açıkçası, Apple’ın asıl rakibinin Nokia+Microsoft ortak yapımı olan Nokia Lumia telefonlar olduğunu düşünüyorum. Önümüzde ki yıllarda aktörlerin değişeceğine kesin gözüyle bakıyorum ve yazımı burada bitiyorum. Şimdi söz Apple’da. iPhone 6S’i sabırsızlıkla bekliyoruz…

Yorum Yap