Kategori

Çok İyi
Zekice Verilmiş Hazır Cevaplar

Bu yazımda sizlerle, çok hoşuma diyalogları paylaşmak istiyorum.  Bu eğlenceli diyaloglarda o kadar zekice cevaplar veriliyor ki, hem çok güldürüyor hem de düşündürüyor. İleri ki zamanlarda tarihe geçmiş hazır cevaplara yenileri ekleyeceğim. Bakalım bu cevapları sizde beğenecek misiniz?

 Sokrates ölüme mahkum edilir, akabinde eşi

– Haksız yere öldürülüyorsun, diye ağlamaya başlar..

Socrates’te:

– Ne yani,haklı yere mi öldürülseydim! dîye cevap verir.

 Zekice Verilmiş Hazır Cevaplar

Necip Fazıl Kısakürek,vapurla Kadıköy’e geçerken, yanına biri yaklaşıp:

-Üstad, diye sormuş. Peygamberlere ne diye gerek duyuldu?
Biz yolumuzu bulabilirdik.

Necip Fazıl, okuduğu kitaptan başını kaldırmadan:
-Ne diye vapura bindin ki, cevabını vermiş.
Yüzerek karşıya geçebilirdin.

Sultan Alparslan 27 bin askeriyle Bizans topraklarında ilerlerken, keşfe gönderdiği askerlerden biri huzuruna gelip telaşla:
– 300 bin kişilik düşman ordusu bize doğru yaklaşıyor, der.
Alparslan hiç önemsemeyerek şöyle der
– Biz de onlara yaklaşıyoruz.

 

Kulakları normalden büyük olan ünlü bilgin Galileo Galilei’ye geveze bir adam
“Üstad kulaklarınız bir insan için fazlaca büyük değil mi?” diye sorar.
Galileo yaptığı işten başını kaldırarak adamı süzdükten sonra şöyle der:

Evet, benim kulaklarım bir insan için biraz fazlaca büyük; ama seninkiler de bir eşek
için fazlaca küçük sayılmaz mı?

 

Bernard Shaw ile Churchill hiç geçinemez ve sık sık birbirlerini iğnelermiş. Bernard Shaw, bir oyununun ilk gecesine, Churchil’i davet etmiş ve davetiyeye de bir pusula iliştirmiş:

-“Size iki kişilik davetiye gönderiyorum. Bir dostunuzu alıp gelebilirsiniz.
Tabii dostunuz varsa.”
Churchill, hemen cevap göndermiş:

– ‘Maalesef o gece başka bir yere söz verdiğim için oyununuz seyretmeye gelemeyeceğim. İkinci gece gelebilirim, tab, oyununuz ikinci gece de oynarsa.

 

Bir toplantıda Eflatun’a sorarlar:
“İnsanlarda gözlemlediğiniz ve sizi en çok şaşırtan davranışlar nelerdir” ?
Eflatun şöyle yanıtlar:

“Çocukluktan sıkılırlar, büyümek için acele ederler; sonra çocukluklarını özlerler…
Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler, ardından sağlıklarını geri almak için para öderler…

Yarından endişe ederken bugünü unuturlar, dolayısıyla ne bugünü ne de yarını yaşarlar.
Böylece hiç ölmeyecek gibi yaşarlar; ama hiç yaşamamış gibi ölürler.”

 

İspanya Kralı, Napoleon Bonaparte karşısında yenilmiş ve esir düşmüştü. Her şeyini yitiren kralın gururu da incinmişti . Fakat kral bunu belli etmeme gayretiyle

Napoleon’a şöyle der:

“Siz yalnızca para, altın ve toprak elde etmek için savaşırsınız. Oysa biz onur ve namus için savaşırız.”

Kralın içinde bulunduğu durumu anlayan Napoleon şu yanıtı verir:

“Doğru söylüyorsunuz, kimin neye gereksinimi varsa onun için savaşır.”

 

Kuantum fiziğiyle ilgili çok iddialı bir şekilde “Tanrı zar atmaz” diyen Albert’e Niels Bohr’un yanıtı bir hayli ilginç olmuştur. “Tanrının işine karışma Albert”.

 

Bir zamanlar fikirlerine duyulan saygıdan ötürü sık sık konuşmalara davet edilen bir haham varmış. Teolojik konularda konuşmak üzere Doğu Avrupa ve Rusya’da çokça seyahet edermiş…

Birgün bir konuşmaya giderken şoförü kenara çekmiş ve:
“Efendim, uzun zamandır siz konuşmanızı yaparken ben de arka sıralarda oturup sizi dinliyorum ve neredeyse söyleyeceğiniz her şeyi kelimesi kelimesine biliyorum…

Bana bir iyilik yapın; ben sizin yerinize geçeyim siz de benim şoförümmüş gibi davranın.” demiş. Fikir bilge hahamın çok hoşuna gitmiş; yer değiştirmişler.

Ancak haham şoförünü dikkatli olması konusunda uyarmış:

“Eğer Tanrı’nın yasaları hakkında bir soru sorarlarsa dikkatli ol, yakalanma!” Şoför, gerçekten çok şahane ve başarılı bir konuşma yapmış ve sorula bütün soruları doğru cevaplamış. Tam yerine oturacağı sırada konu hakkında bilgili, azıcık ta ukala bir haham, o güne kadar konferansta  sorulmamış ağır bir teoloji sorusu sormuş…

Şoför, hiç duraksamadan soruyu soran kişiye dönüp:”Bu kadar bilgili bir haham olarak bu soruyu nasıl soruyorsunuz! O kadar kolay ki yanıtı şoförüm bile yanıtlayabilir. Şoför buraya gel ve bu alakasız adamlara Tanrı’nın yasaları açıkla!”

 

Amerikalı iş adamı, bir Çinliye alay ederek sormuş:
-Ölüleriniz, mezarlarına koyduğunuz pirinçleri ne zaman yiyecek? Çinli başını kaldırmadan cevap vermiş:
-Sizin ölüleriniz, koyduğunuz çiçekleri kokladığı zaman.

 

Zamane gençlerinden biri;bir toplantıda Akif’i küçük düşürmeye çalışıp:
– Siz veterinerdiniz, değil mi? Demiş.
Akif, istifini bozmadan şu cevabı vermiş:
-Evet, bir yeriniz mi ağrıyordu?

 

Tanıdıklardan biri, yazdığı romanın müsveddelerini Neyzen Tevfike göstererek fikrini sorar:
Neyzen beğenmediğini ifade edince, adam:
– İyi ama, der. Siz hiç roman yazmadınız ki!

 

Neyzen Tevfik şu cevabı verir:
-Ben yumurtanın tazesini bayatını iyi anlarım. Ama bu güne kadar hiç yumurtlamadım.

 

Sokrates ve eşi bir türlü iyi geçirlemezlermiş. Bir gün eşi Sokrates’e verip veriştirmiş, ağzına geleni söylemiş.Bakmış kocası hiç bir tepki göstermiyor; bir kova suyu alıp başından aşağı boşaltmış. Sokrates, gayet sakin:

– “Bu kadar gök gürültüsünden sonra bir sağanak zaten bekliyordum” demiş.

 

Hâkim, kaza yaparak birkaç kişinin ölümüne yol açan bir şoförün ehliyetini iptal edince, şoför:
-Aman hakim bey, diye sızlanmış. Benim yaşayabilmem, şoförlük yapmama bağlı. Hâkim cevap vermiş:
-Başkalarının yaşaması da sizin şoförlük yapmamanıza bağlı.

 

Fatihe sorarlar
– İstanbul’u niçin fethettin?
Cevap verir:
– Önce o benim gönlümü fethettiği için!

Yorum Yap