Ana Menü

Sağlık Haberleri Hasta Değil, Bilinçli Hasta Olun!

Bilincli Hasta 1Bu yazımda Türkiye’nin kanayan bir yarasına birazcık olsun değinmek istiyorum.Son zamanlarda haberlerde sıkça duymaya başladığımız doktor ve sağlık personellerinin darp edilme vakalarını kınayarak yazıma başlamak istiyorum. Umarım bu cahiliyet ve şiddet döneminden kısa sürede çıkar ve bu üzücü olaylara bir daha ne şahit olur nede duyarız.

Benim üzerinde durmak istediğim konu, hastanelerde hastalarla yeteri kadar ilgilenilmemesi ve bunun sonucu olarak da bir çok kişiye yanlış tanı konulması ve yanlış tedavi yöntemlerinin uygulaması. 

Bu zamana kadar bu konularla ilgili bir çok söylenti kulağıma gelmişti. Ameliyatta yanlış organın alınmasından tutun, alakasız hastalıklara alakasız ilaç tedavilerinin uygulanmasına kadar insanı tedirgin eden bir çok söylenti…

Fakat bu söylentileri, insanlarımıza yani doktorlarımıza yakıştıramadığım ve bu tür olayların olma ihtimallerini düşük gördüğüm için hiç ciddiye almıyordum. Yakın zamana kadar hastahanelerle pek işi olmayan biriydim. Bundan dolayı hastanelerde yaşanan olaylarla ilgili haberlerde gördüklerimin dışında pek bir bilgiye sahip değildim. Fakat 2 senedir hastanelere yolum çok düşmeye başladı. Ya hasta olarak ya da hasta yakını olarak hastanelere gidip gelmeye başladım. İşte o zaman gördüm ki söylentiler boş yere çıkmıyormuş. 

Oyun Oynayan MemurHemen hemen her meslek dalında işini ciddiyetle yapmayan insanları görebilirsiniz. Devlet kurumlarına sık sık işiniz düşüyorsanız bu dediğim olayın yani ciddiyetsizliğin alasını bile görebilirsiniz. İstenmeyen nahoş bir durum. Geçen gün internette bir fotoğraf gördüm. Bir vezne, veznenin başında bir bilgisayar ve bilgisayarın başında bir bayan görevli. Millet sıraya girmiş işini yaptırmaya çalışıyor. İşin ilerlemeyişinden şüphelenen bir kişi çaktırmadan veznenin arkasına geçmiş ve bu bahsettiğim fotoğrafı çekmiş. Bayan veznedar bilgisayarda ne yapıyor dersiniz?. Acı ama gerçek, oyun oynuyor.

Peki, iş sağlık sektörüne geldiğinde durum nasıl?

Sağlık sektöründeki sorun bu kadar basit değil. Sorun çok ama çok daha büyük ve tehlikeli. Hangisinden başlayacağımı bilemiyorum. Bıçak parası altında vatandaştan alınan yüklü miktardaki paralar mı, kıdem almak için yapılan gereksiz ameliyatlar mı, yanlış teşhisler mi, yanlış tedaviler mi vs.

Konuşulacak konu çok fakat, bu konuların hepsini değinecek bilgim olmadığı için sadece bir konu üzerinde durmaya çalışacağım. 

Doktorlar hastalarla yeteri kadar ilgileniyorlar mı?

İşte, benim canımı sıkan ve bizzat şahit olduğum konu bu. Doktorların hastalara yeteri kadar değer verdiklerini düşünmüyorum. Tabi ki bütün doktorları aynı kefeye koymuyorum ama bu sayısının çok ciddi büyüklükte olduğunu düşünüyorum. Bu kanıya varmak için yıllarca gözlem yapmanıza gerek olmadığını da söylemek istiyorum.

Türkiye’de yaşıyorsanız ve hastalığınız çok belirgin bir hastalıksa, tahlil ve filmlerde direk görünüyorsa çok şanslı bir insansınız demektir. Çünkü hastanelerde o kadar yüzeysel kontrol ediliyoruz ki, isterseniz ağrılardan ciyak ciyak bağırın, doktor filmde bir şey göremezse “hiç bir sorun yok” deyip eve gönderebiliyor. 22 yaşında bir genç kızın kolunun felç olduğunu bir ay önce gördüm. Basit tendon yırtılmasını sonucu olarak kolu felç olmuş. Düşme sonucu kol ağrısıyla gittiği hastanede kolu alçılanıp gönderilmiş. Sonuç olarak kol felç.

Bilincli Hasta
Yakınım olan birini bel fıtığı şüphesiyle hastaneye götürüyoruz. Doktorun söylediklerinden tatmin olmayıp başka bir hastaneye daha götürüyoruz. Daha sonra bir arkadaşımız bir doktor önerisinde bulunuyor ve en son olarak ona da gidiyoruz.

İkisi aynı kuruma bağlı üç farklı hastanede üç farklı tanı olur mu ya.

İlk iki hastanede ki doktorlar ufak bir fıtık tanısı koydular. Tedavi olarak fizik tedavisi dediler. İki doktorda aynı tanıyı koyunca ikinci hastanede fizik tedavisine başladık. Fizik tedavi uzmanının filmleri kontrol edip “bir şeyin yok, 1 haftada düzelirsin” dediğini kendi kulaklarımla duydum. Fakat hastamızın yürüyememeye başlaması beni iyi şüphelendirmeye başladı. Tam o sırada da bir arkadaşım başka bir hastanede çalışan bir doktoru tavsiye etti. Hiç zaman kaybetmeden o doktora gittik. 

Sonuç;

Büyük bir fıtık ve bel kayması tanısı konuldu. Acil ameliyat olunması ve omuriliğe platin takılması teşhisiyle ameliyat günü alarak hastaneden ayrıldık.

Ve işin çok ama çok garip tarafı, ikinci hastane ile üçünce hastane aynı kurumun. Son tanıyı koyan doktora bu durumu anlattığımda acı bir şekilde güldü. O gülüşün ne anlama geldiğini ben anladım, umarım sizde anlamışsınızdır.

Bu durumun bir benzerini bende yaşadım. Yine aynı şehirde başka bir hastanede. Boyun ağrısı için gittiğim doktor, boynundan omuriliğinin içine bir ilaç enjekte edeceğiz ve bu ağrılardan kurtulacaksın dedi. Korkarak ta olsa kabul ettim. İki aşamadan oluşan bu tedavi yöntemiyle boyun omurlarımın içinde bahsi geçen bu ilacı enjekte ettiler. Bu işlem öyle böyle bir işlem değilmiş. Hayatım boyunca böyle bir acı hissetmemiştim. Fakat rahatsızlığımdan kurtulma ümidiyle kabul etmiştim bir kere. Doktor, bir hafta on gün içinde ağrıların geçecek dedi ve beni gönderdi. 10 gün sonra tekrar doktorun yanına gittim. Ağrılarım devam ediyordu. Biraz daha bekleyelim dedi. Biraz daha bekledim yine gittim. Fakat doktorda bir gariplik hissettim. Sanki benimle görüşmek istemiyor gibiydi. Hissettiklerim doğru olduğunu da kısa süre anladım. Beni fark etmeyen doktor, görevli hemşiresine gönder gitsin hareketi yaptı. Sinirlerime hakim olamasaydım büyük bir ihtimalle bende haberlere konu olacaktım. Allah’tan böyle kötü bir davranış içine girmedim. Anlayacağınız boşu boşuna o kadar acıyı çektim ve iyi bir meblağ para kaybettim. 

Bu örneklere bakıp da bir yere varmak tabi ki doğru değil. Fakat başımdan geçen bu olaylar hoş olmayan durumların yaşandığı ihtimalini güçlendiriyor. Umarım benim başıma gelenler olaylar bir talihsizlikten ileri değildir. Fakat yine de şu söyleme ihtiyacı duyuyorum. Hasta değil, bilinçli hasta olun…

Yorum Yap