Uğur Arslan - Delinetciler Portal
+ Hemen Yorum Yap

Uğur Arslan

  1. sponsorlu bağlantılar
    Uğur Arslan (1972 - .... )



    3 Aralık 1972 İstanbul'da dünyaya gelen Uğur Arslan, 1978 yılında İstanbul Karagümrük Muallim Naci İlköıretim okuluna başladı. 1982 yılında burayı bitirdikten sonra Özel Ortadoğu Kolejin'de eğitimini devam ettirdi. Özel Ortadoğu Koleji'ni bitirdikten sonra İstanbul Teknik Üniversitesi'ne başladı. Buradan mezun olduktan sonra bir fabrikada çalışmaya başladı fakat kısa bir süre sonra ayrılmak zorunda kaldı. Daha sonra Ak Radyo'da radyoculuk ve hemen ardından, bir yıl sonra Kanal 7'de sunuculuk ve sonrasında program yapımcılığına başladı. Bir yıl sunuculuk, spikerlik eğitimini aldı, ardından da Amerika'da New York Film Akademisi'nde yönetmenlik eğitimi aldı.

    Temmuz 1999'da New York'da ilk kısa filmini çekmeye başlayan sanatçı, bir ay sonra askerlik görevini yapmak üzere Türkiye'ye döndü ve askerliğini İzmir Narlıdere'de yaptı. Daha çok yazdığı ve seslendirdiği şiirleriyle tanınan sanatçı Arslan, Deniz Feneri adlı TV programını sunmakta ve Deniz Feneri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği'nin Yönetim Kurulu Başkanlı'ğını yapmaktadır.







    Sen ve Ben

    herkes dört gözle tatili beklerdi
    bense okulların açılmasını
    çünkü seni görmek vardı koridorlarda
    ve bana güleceğin günü beklemek.

    ben okul bahçesindeki ağaca, başharflerimizi
    sen gönlüme sevdanın adını yazmıştın
    ben sırama isimlerimizi
    sen kalbime ilk aşkı yazmıştın.

    senden sonra sana yazdığım şiirlerden
    haberin bile yok
    ve yağmur yüzüme vuruyor
    ve soğuk.

    okuldan sonra
    her dolma kalem, her lacivert kravat
    her beyaz gömlek ve yakalık
    ve her 12 aralık
    sen gelirsin aklıma
    çocukluk işte, belki de ilk Aşk
    belki de ilk delilik.

    seversin demiştin ya hani bundan sonra da
    inan ki o kadar kimseyi sevemedim
    ve o iki kelimeyi senden sonra kimseye
    ama kimseye söyleyemedim.

    belki hiç olmadın benim için
    belki de azdın
    ama olsun
    ben hep sana şiirler yazdım.

    ceketimi ve kravatımı saklıyorum hala
    birinin üzerinde tebeşir
    birinin üzerinde ayran lekesi
    ve Seni Seviyorum Hala
    elmayı da, havayı da, suyu da

    ve bilmeni istemiyorum hala
    sana şiirler yazdığımı
    ve bilmeni istemiyorum bütün bunları
    çünkü herşey böyleyken güzel
    en dokunulmamış, en yaşanmamış
    ve en tadılmamış haliyle.

    bir sahilde elele dolaşılmamış
    ve bir kafede çay içilmemiş haliyle
    herşey
    böyleyken güzel belki de

    ama sen gönlüme sevdanın adını yazmıştın
    ben aşkına tutulmuş bir deli candım
    sen gönlüme sevdanın adını yazdın
    ben aşkına tutulmuş seni ararım.
    Seni Seviyorum...



    Gözlerin

    ve gözlerin gelir aklıma
    ve sözlerin
    gidişin gitmiyor gözümün önünden
    ve izleri derin
    ilk değilsin bu senin de bildiğin
    ve yine biliyorsun
    sen son sevdiğim
    şimdi uzaklardasın
    ben çamlar arasında bir hastane odasında
    ciğerimde bir ince hastalık
    içimde kapanmak bilmeyen bir yara
    ve sanki elimde inadına bir sigara
    biliyorum dönmeyeceksin
    hatta arkana bile bakmazsın
    gün gelir belki bir yuva kurarsın
    oğlun olsa benim adımı koyar mısın
    gittin
    dağ gibi sevdamı devirip ardında
    gittin
    allahaısmarladık bile demedin
    sazlar çalınır çamlıcanın bahçelerinde
    o şarkıyı bir daha hiç söylemedim
    şimdi elimde bir bardak çay
    ve dudağımda buruk bir tebessüm
    kendi kendimi üzmemeye söz verdim
    ve ben seni hayatımın bir musalla taşına en yakın yerinde sevdim
    ısrar etmedin kendine beni sev diye
    beyaz bulutlar gibi sırtını rüzgarlara verip gittin
    bense durdum ve bekledim
    ve ben seni hayatımın bir musalla taşına en yakın yerinde sevdim

    sponsorlu bağlantılar

     Konuyu Beğendin mi?
  2. 2006-11-18 #2
    Yollar

    I

    yollar
    yorgunum
    rüzgarlı kasabanın çalışı
    çam kokulu dağların rüzgarsız yağmuru
    beni artık durdurun
    yorgunum
    on beş mayıs doksan sekiz
    viran şehire beş kala

    II

    yollar
    yorgunum
    asfalt rengi bir çayın deminde ilerliyorum
    önümde yüzünü benden saklayan bir dağ
    bitkin bir adam dikiz aynasında
    tende biraz solgunum
    yorgunum
    yedi haziran erciyes hala yüzünü saklıyor

    III

    yollar
    yorgunum
    bir anne çığlığı
    enkaz altındaki üç yavruya
    hastane koridorunda
    hınca hınç yığılmış cansız bedenlere
    basmadan ilerliyorum
    acıdan yorgunum
    ne olur beni durdurun
    17 ağustosun ertesi
    şehir ölümü yorgan gibi örtünmüş

    IV

    yollar
    yorgunum
    gri renkli bir ülkeden dönüyorum geriye
    dönüşüm sebepsiz
    bekleyenin yokluğundan belki
    belki de yalnızlığın soğukluğundan
    yollar içimi ısıtıyor
    bende durmak yok
    beni bensiz durdurun
    durmazsam vurdurun
    şunu bilin ki yorgunum
    ondört nisan
    yağmurlu günün öksürüklü sabahı

  3. 2006-11-18 #3
    Kavuşursak Biteriz Biz



    Kavuşursak biteriz biz,
    Biz mutlu sonlar katiliyiz.
    Kavuşursak biteriz biz.
    Sevgiyle bakan gözleri kör ederiz.
    Herkesin bildiği bir aşk,
    Herkesin attığı bir imza
    Herkes gibi değiliz biz.
    Belki biraz serseri,
    Belki biraz deliyiz,
    Ama kavuşursak biteriz biz.
    Pervane böceğinin mum alevine sevdası
    Ateş böceğinin susuzluğuyuz biz
    Yanar ama su içmeyiz
    Etrafında döner, alevle dansederiz.
    Bize kimseden zarar gelmez,
    Biz zararı ancak kendi kendimize veririz.
    Severiz, özleriz, aşktan ölsek kimseye söylemeyiz.
    Biz artık biz değiliz.
    Ruhlar kavuşur ve konuşur gökyüzünde bir yerde
    Ama bedenen kavuşursak biteriz biz.
    Melekler bize ağlar, biz halimize güleriz.
    Onu bilir, onu söyleriz,
    Kavuşursak biteriz biz.
    İki sınır ülkenin dikenli telleriyiz,
    Dokunursak kanar ellerimiz.
    Kimselere söylemez gizli gizli severiz
    Ama kavuşursak biteriz biz.
    Bir kor var içimizde yanan,
    Onu küllendiremeyiz.
    Görüşemeyiz, konuşamayız ve sevişemeyiz.
    Bir aşk var bizi biz yapan,
    Kavuşursak biteriz biz.
    Biz herkes gibi değiliz.
    İstadeğimiz zaman gelip,
    İstediğimizde gidemeyiz.
    Kahve içip, gülüp, konuşup, başbaşa yemek yiyemeyiz.
    Ne bir filmdeki mutlu son,
    Ne de göz yumulacak bir kaçamak değiliz biz.
    Sadece özlemle severiz,
    Ve kavuşursak biteriz biz.
    Sevda iki kişinin birbirine aşkı değil artık.
    Artık her aşk her ağızda sakız.
    Biz birbirimize aslında her aşıktan daha yakınız.
    Belki ayrı şehirlerdeyiz,
    Ama her gece aynı mehtapta buluşur,
    Yağmur yağarsa, çıkar,
    Aynı yağmurun altında ıslanırız.
    Bu aşkı ancak biz biliriz.
    Şiirleri güvercinlerin kulağına fısıldar,
    Mektupları suya yazarız.
    Biz belki ayrıyız,
    Ama her gün aynı geceyi sabahlarız.
    Melekler bize ağlar, biz halimize güleriz.
    Onu bilir onu söyleriz.
    Kavuşursak biteriz biz.


    Uğur Arslan

  4. 2006-11-18 #4
    Deniz Feneri

    Sen Deniz Feneri
    Hüzünlü bir kış günü başladı yolculuğun
    Çocukluğun yıkık kentlerde
    Ve kesme kaya caddeli ahşap evlerde geçti.
    Okuma yazmayı öğrendiğin
    Gazetelerdeki terör sayfaları
    Ve Haliç tersanelerinde korsanlar
    Evden çıkarken vedalaşırdı babalarla evlatlar...

    Her sokağın başında anaların isyanı dururdu
    Ve günler kısa ama geceler uzun olurdu.
    Bir kurşun bir liraya
    Ve bir hayat bir kurşuna mal olur,
    Senin doğduğun yerlerde
    İnsanlar can evinden vurulurdu.

    Sen Deniz Feneri
    Sarayburnu'nun dimdik delikanlısı
    Yavuz zırhlısında deniz piyade eri
    Yetmişikiye dört çakı gibi asker
    Arkadaşının kaza kurşunu izini sırtında taşıyan
    Ve giderken bıraktığı sevdiğini döndüğünde bulamayan...

    Yıkar mı bizi bu sevda!
    Bir aşk delikanlıyı bozar mı be adam?

    Hadi kalk!
    Eski günlerde olduğu gibi
    Karanlığa yine ışık yak!

    Arka bahçedeki mahalle kavgalarında
    Kaşına sapan taşı geldiği günden beri
    Hani kanına kanımı sürdüğüm o günden beri
    Can dostum ve kan dostum
    İster kalbine gömdüğün sevdamın aşkına
    İster Allah'ın aşkına

    Kalk bir ışık yak ve bir kor düşür yüreğimize
    Savaşmak ne güzel bir şey uğruna
    Ve yeniden âşık olmak...

    Ve Sen Deniz Feneri
    Sarayburnu'nun dürüst delikanlısı
    Kalbine gömdüğün aşkın
    Gönlündeki sevdan ve aydınlık gözlerinle
    Senin işin karanlığa korkuturcasına bakmaktı
    Ve sana en yakışmayan şey ağlamaktı.

    Deniz Feneri
    Unutmadık o günleri
    Sevdamız yüreğimizde gizli kalır
    Ve mahallenin kızına âşık olmak
    Ayıp sayılırdı
    Bir kıza âşık olmak bir de parkayı çıkarmak haramdı
    Ve dünya dedikleri şey yalandı...

    Paranın geçmediği günler vardı gençliğimizde
    Ve namerdin yıkamadığı mertliğimiz
    Silah çekmek ve tesbih sallamak değildi delikanlılık

    Tesbihi çekmek, silahı saklamaktı
    Yazık...
    Gün geldi delikanlılık kabadayılığa yenildi
    Sonra üç kuruşa satılan sevdalar ve ucuz aşklar
    Artık senin işin değildi...

    Sen Deniz Feneri
    Sarayburnu'nun dik ve yitik delikanlısı
    Ne geçmişten yükselen ağıtlar anlıyor seni
    Ne de geleceğe satılan aşklar

    Sen doğarken bir ölüm şaşkınlığıyla
    Gökyüzüne uzanmış düşmanlık türküleri
    Suçüstü yakalanırken en güzel umutların
    Gözlerini bir ihanet anında açmışlığın
    Ve yakmışlığın gecenin karanlığına en derin aydınlığını

    Hey Deniz Feneri!
    Parayla satın alınamayacak aşkların sevdalısı
    Çektiğin çileleri özenle saklıyorsun seyir defterinde
    Sarayburnu'nun dimdik ve yakışıklı delikanlısı...

    Gidiyorsun belki Deniz Feneri
    Sana "kal" diyemem giderken
    Sevmek kadar ölmek de kader
    Ama giderken bile ışığın yol göstersin kayıp gemilere
    Gözlerin gökyüzünü aydınlığa bürüsün
    Ve sen ölsen bile bir gün
    Nâmın yürüsün
    Ve sen ölsen bile bir gün
    Nâmın yürüsün...

  5. 2006-11-25 #5
    küçüğüm


    Aynı sokakta oturuyorduk, adı esrarengiz
    Herkes onun hakkında farklı şeyler söylerdi
    Hepsi nedensiz, hepsi sebepsiz
    Kirli sakalları vardı, kahverengi gözlüğü, kumraldı
    Ben nefret ederdim ama mahallenin bütün kızları ona hayrandı
    Bir gün onunla yolda karşılaştık, çok güzel bir yüzü vardı
    O an kalbimi söküp atasım geldi, çünkü deli gönlüm o an onun aşkıyla alevlendi
    Artık uyumak yerine sürekli onun evini izliyordum
    Onunla karşılaşabilmek için akşam saatlerce kapılarda duruyordum
    Bir akşam onu yolda gördüm, bi dakika bakarmısın dedim
    Acelem var küçüğüm dedi. Sanki bana aramızdaki yaş farkını hatırlattı
    Eve gidip ağladım.
    Ertesi gün eve girdiğini gördüm
    Hemen gittim ve kapıyı çaldım
    Açtı, ne var küçüğüm dedi
    Adımı bile söyleyemedim, sadece seni seviyorum dedim
    Gülümsedi cevap bile vermedi, evet dedim
    Ne evet dedi, konuşmadım ve koşarak dışarı çıktım
    Daha sonrada bir ay boyunca evden çıkmadım
    Bir gün arkadaşlarla evde otururken, mahalleye sirenler içinde bir ambulans geldi
    O günü hiç unutmam, ambulanstan alel acele inenler hızla onun evine girdi
    Bütün mahalle aşağı indik ve seyre daldık
    Bir kaç dakika sonra onu sedyeyle dışarı çıkardılar
    Önümden geçerken ben de seni küçüğüm dedi ve gözleini yumdu.
    Donup kaldım çünkü herkes bana bakıyordu
    Eve doğru koşmaya başladım, göz yaşlarım durmadan akıyordu
    Eve vardım, annemler ondan bahsediyordu.
    Ailesi yokmus, kendi gayretiyle bu yaşa gelmis, okumuş
    Sevdiği bir kız varmış, ailesi vermeyince kız kaçmış
    Ama kaçtığı gün ölmüş
    Bir süre sonra yine sevmiş, ama ne yazık o da ölmüş
    Kimi sevdiyse ölüm ayırmış, sanki onun sevgisi azrailin ölüm fermanıymış
    Bazan hiç nedensiz, durup dururken ağlıyormuş
    Uyurken baş ucunda bir kağıt, bir kalem, birde fotoğraf duruyormuş
    Bir an önce ölebilmek için sanki dua ediyormuş
    İntihar edip hastaneyi aramış
    Polisler evinin duvarında küçüğüm yazısını bulmuşlar x 2
    Küçüğüm sende ölme, küçüğüm sende ölme yazıyormuş

    uğur arslan

  6. 2006-11-25 #6
    er mektubu


    O elinde tuttuğun zarf
    Bir ihanet anında örülmüştür
    Ve zarfın içindeki kağıt
    ER mektubudur görülmüştür
    Doğum günüm bu gün 3 Aralık
    Ve şafak karanlık
    Bu mektubu sana yazıyorum anne
    Dün sevdiğimle ayrıldık
    Son mektubuymuş bana yazdığı
    Bir daha yazmayacakmış
    Demek sevda ayrılığa bir ay dayanırmış
    Ve asker ocağında terkedilmek de varmış

    Bu mektubu sana yazıyorum anne
    Bu gün doğum günüm 3 Aralık
    Ve şafak karanlık

    3-5 nöbetindeydim dün gece
    Bir şarjörün boşluğunda içtim son sigaramı
    Ve yorgan gibi üstümü örttü kar siperde
    Sabaha karşı biraz içim geçmiş
    Hayalin gözümün önüne geldi anne
    Kızkardeşimi de verdiğinden beri sevdiğine
    Bir ben bir de sen kaldın geriye

    Üzülme anne üşümüyorum
    Bekliyorum elim tetikte
    Bekliyorum memleketi ve seni
    Ve artık beklemiyorum beni beklemeyen sevdiğimi
    Beklemiyorum yüreğimi ve aşkımı
    Soğuk siperde yalnız bırakan sevgiyi
    Ve bekliyorum anne elim tetikte
    Eğer girerse menzile vurup öldüreceğim
    Hem aşkı hem sevgiyi

    Geçen gece karakolu bastılar
    Kurşunlar yağmur gibi yağdı üzerimize
    Garip gelecek belki sana ama
    Ortalık bayram yeri gibi oldu anne
    Biliyormusun o an hiç korkmuyorsun
    Herkes kendini bir sipere atıyor
    Ve gecenin karanlığında kurşun yerine
    Işıl ışıl yıldızlar yağıyor sanki üzerimize
    Ve ölüm aklımıza bile gelmiyor anne
    Yıldızlar yagıyor üzerimize
    Ve kurşundan yagmurlar
    Ama sadece şehitler ıslanıyor anne
    Canlar canlar gidiyor
    Canlarkimbilir ne zaman bahar

    Doğum günüm 3 aralık
    Hiç saymadım kaç günüm kaldı ana
    Daha şafak karanlık
    Yeni yeni bitmeye başladı dede torun muhabbetleri
    Ve yeni yeni öğrendim tokat yememeyi
    Biliyormusun anne zamanla herşeye alışıyor insan
    Akşam postalları boyayıp yatmaya
    Sabah iştimaya kalkmaya
    Barut kokusuna,tüfege,havai fişege,nohuta ve kara şimşeğe
    İnsan herşeye alışıyor anne
    Hele birde olmasa şu çarşı izni
    Doyasıya yemek yemek ve eşe dosta telefon etmek bir deolmasa
    Herşeye alıştımda bir
    Alışamadım sevdiğimin başkasına gitmesine
    Benden saklama anne
    Sende biliyorsun 1 haftaya kadar
    Nikah masasına oturacağını
    Kızma ama anne
    Bu terk ediliş ya firara gebe yada bir daha hiç dönmemeye
    Sitemimm sana deil anne
    Ama bu terk ediliş ya firara gebe yada bir daha hiçdönmemeye
    Geçen gece gene karakolu bastılar
    Kurşunlar yine yagmur gibi yagdı üzerimize
    Belki garip gelecek sana ama
    Ortalık bayram yeri gibi oldu anne
    Biliyorumusun o an hiç korkmuyosun
    Herkes kendini bir ispere atıyor
    Ve gecenin karanlığında
    Kurşun yerine ışıl ışıl yıldızlar yapıyor sanki üzerimize
    Ve ölüm aklına bile gelmiyor anne
    Yıldızlar yağıyor üzerimize
    Ve kurşundan yağmurlar
    Ama sadece şehitler ıslanıyor anne
    Canlar canlar ne zaman bahar
    Canlar canlar ne zaman bahar

    uğur arslan

  7. 2006-11-25 #7
    günahsız aşk



    Zamansız gözlerini ufka dikişin var ya
    Beni benden edişin
    Hesap vermeden
    Sormadan
    Söylemeden sevişin
    Buğulu gözlerinde
    Bakışların beni bırakır gider ya
    Sadece
    Sadece sen yokken kendime gelişim
    Umulmadık bir yerinde hayatın
    Ciğerlerini söküp atarcasına
    Kalbindekileri haykıracakmış gibi
    Karşımda duruşun
    Ve bir kelime bile etmeden
    Çekip gidişin
    Ve susuşun var ya...

    Şakağıma dayanmış bir namlunun
    Tetiğini çekmeyişin
    Oluk oluk cana hayat veren kanı
    Şahdamarda kesişin
    Ve beni benden edişin
    En yaşanacak zamanında
    yaşanmamışlıkların
    Çekip gidişin
    Ve aşktan ölürken dahi
    Sevmiyorum deyişin
    Ve günahsız gidişin
    Beni günaha sokar ya...




    uğur arslan

  8. 2006-11-25 #8
    beni şimdi vurun



    Beni vurun
    Onun yeşil gözlerinden ölmek olsun sonum
    Beni vurun
    Bu sevdayı ansızın durdurun
    Beni vurun
    Bitsin bu tek kişilik oyun
    Yoksa ölmekten beter olurum

    Bu yıkık adam ben değilim
    Asırlardan beri ben böyle değildim
    Şimdi ne yediğim ne içtiğim
    Fayda vermiyor sadece bakar oldu gözlerim
    Ben eskiden böyle değildim
    Düşünce anlıyor insan
    Deliler gibi seviyorum diyenlere gülerdim
    Ben eskiden böyle değildim
    Şimdi beni sabahsız geceler paklar
    Nerede akşam orada sabahlar
    Düşünce anlıyor insan
    Meğer kara sevda adamı ummadığı anda haklar
    Şimdi beni isimsiz sokaklarda bulun
    Tarifsiz adreslerde Adımı sorun
    Beni şimdi vurun
    Belki bu aşka başka bir dünyada karşılık bulurum

    Şimdi beni vurun bitsin bu tek kişilik oyun
    Bu aşkı bitirecek kadar güçlü değilim
    Ve ona tekrar gidemeyecek kadar yorgun
    Beni vurun bu aşka bir nokta koyun
    Beni vurun yoksa ölmekten beter olurum
    Beni vurun onun yeşil gözlerinde ölmek olsun sonum

    Sahipsiz bir aşk benimkisi
    Bir yere gitmeyen bir yol, isimsiz bir sokak
    Bir sokak kedisi biraz ıslak, biraz da korkak
    Ansız bir aşk, çaresiz bir hastalık
    Ve zamansız duran bir kalp
    Bütün demirleri atıyorum
    Ve gemileri bu limanda yakıyorum
    Artık yolculuk yok günbatımında başka limanlara
    Ve sabahları başka kokularda uyanmak
    Bütün demirleri atıyorum
    Ve gemileri bu limanda yakıyorum
    Artık yolculuk yok günbatımında başka limanlara
    Ve sabahları başka kokularda uyanmak
    Gemileri yakıyorum
    Ve onun okyanus yeşili gözlerinde batıyorum

    uğur arslan

  9. 2006-11-25 #9
    son hıçkırık



    ilk mektup tadinda yazilmali bir askin son satirlari sana ilk mektubum saydim belki seni cok özleyeceğim ama bil ki seni hep cok sevdim ve herzaman sevecegim

    seni çok seviyorum herzaman sevecegim bin kalbim olsa sana hepsini verecegim bir gun kaparsak gozlerimizi son hiçkirik göklerde bulusturacak bizi

    sana bu kez okeyden çaldigimiz taslari degil yüzünün kiblesine okuyamadigim dualari yazdim ne ezberleyip unuttuğumuz hicaz sarkilari nede zulada söndürdügümüz sigaralari beyaz yalanlarimizin ince hesaplarinida degil yillardir içimden sayikladiklarimi yazdim sana idamimi son dilegine tasiyamadigim itiraflarimi çaldigin yillarimi yazdim bu kez sana içimin en iç yanigi sakin aglama sen yoklugumuda at pencereden simdi ve okudugun her satirda yirt beni duvarlara astigin her asi sitemini tak pesimede gönder hadi içimin aciyan yüzü sakin aglama sen agzimdan her kaçani ezberle sadece ve soyleyemedigim diyer yalanlari bu mektup allahin emriyle bu mektup sana tüm hasretimi

    seni çok seviyorum herzaman sevecegim bir kalbim olsa sana hepsini verecegim bir gün kaparsak gözlerimizi son hiçkirik göklerde bulusturacak bizi

    tipki gözlerinin renginde mürekebim satirlarin bahtimin karaliginda kaybedilmis bütün savaslarim adina yenilmisligimin mahçup cesaretine siginipta sensizlige ve hep sezsizlige biriktirdiklerimi içimde daglari deviren izleri yazdim sana bir gün bu hikayeninde bitecegi aslinda hep aklimda sana veremedigim bütün sözler artik son satirlarimda içimin en iç yanigi bendeki bir enkaz yigini senin terk etmenin bile baskaydi tadi sana hasretlenmek zaten bana bir baht baksana bu ayrilik ikimizede çok yakisti içimin aciyan yüzü sakin aglama sen bende ki bir ayriligin hüznü sende kaybetmisligin aci telasi inan seninki cabuk gecer ama benim ayriligim kim bilir kim bilir kac ömür sürer

    bir gün kaparsak gozlerimizi son hickirik göklerde bulusturacak bizi

    uğur arslan

  10. 2006-11-25 #10
    YILDIZ GÖZLÜM
    Bu kez alnından öpüyorum
    Gidiyorum iki gözüm
    Neden diye sormazsın biliyorum
    Seni bu yüzden seviyorum

    Gece uyurken açık olmasın üstün
    Ayaza meydan okuma kalın giyin
    Kendi gider hatırası kalır
    Evladiyelik değil aşk dediğin

    Kirli sakallarımı sevdiğin günden beri
    Hasat mevsimi gelmedi yüzüme
    Ayrılık ensemizden hiç inmedi
    Ellerim başka ele değmedi

    Sana benden yalan yok bilirsin
    Alnım açık gül yüzlüm
    Hadi sil göz yaşlarını
    Ve hakkını helal et yıldız gözlüm

    Yar Yar
    Benim için ağlama
    Bana o koyar
    Gördüğümüz günler
    Gezdiğimiz yollar
    Yakama yapışırda hesap sorar...

    ...

  11. 2006-11-25 #11
    Seni Yağmurdan Sonra Seveceğim



    Şimdi git..
    Say ki, seninle içinden sevda geçen bir türkü söylemedik.. Say ki, gece mektuplarını, en güzel aşk şiirlerini beraber ezberlemedik..
    Say ki, sevda trenini kaçırdığım durakta bir süre beraber beklemedik..
    Sen git..
    Ben gelemem bu yürekle..
    Ya da kal..
    Eylül yağmurlarını bekle..

    Seni yağmurdan sonra seveceğim..
    Saçlarıma ak düşmemiş halimle..
    Sen yaşlardayken..
    Onsekizimde, yirmimde..
    Seni yağmurdan sonra seveceğim..
    Kaldırımların ıslak ve temiz haliyle..
    Yaşlı yüzüm delikanlı yüreğimle..
    Seni yağmurdan sonra seveceğim..
    Aşksız geçen onca yılı yakacağım..
    Sevda alevinde kendi ellerimle...

    Şimdi git..
    Say ki, seninle sahildeki çardakta hiç dondurma yemedik..
    Say ki, oturup konuştuğun yaşlı ve yabancı bir adamdı..
    Ve sevdadan hiç söz etmedik..
    Say ki, hiç gülmedik..
    Aynı şeyleri sevmedik..
    Ve yağmurdan sonra beraber yürümedik..
    Seni yağmurdan sonra seveceğim..
    Kimse bilmeyecek, herkesten gizleyeceğim..
    Yağmurdan sonraki toprak kokusu olacak havada..
    Seninle gökkuşağının altından geçeceğim..
    Seni yağmurdan sonra seveceğim..
    Ve seni sevdiğimi kimseye söylemeyeceğim..
    Belki bu dünya gözüyle gördüğüm son yağmur olacak..
    Islak kaldırımlarda sırılsıklam yürüyeceğim..
    Ben seni yağmurdan sonra seveceğim..
    Ve bir gün ölürsem yeşil gözlerinde öleceğim.....

    Uğur Arslan



  12. 2006-11-25 #12


    Korkuyla Umut Arası



    Bilinmeyene yürümek garipti
    Hayat belki de
    Bilinmeyene yürümekten ibaretti
    Bir sonraki
    Atılıp atılamayacağı
    bilinmeyen bir adımın
    Götürüp götüremeyeceği
    bilinmeyen bir yolun
    Sonundaki bilinmeyenlerden
    oluşuyordu herşey
    Ve hiçbirşeyi önceden bilmek
    mümkün değildi
    Aslında yürütülmekti
    sonunu bilmeden yürümek
    cesur atılmalıydı adımlar
    korkuyla umut arasında
    Güneş açar
    ya da yağmur yağardı.
    Deprem ne zaman nereyi yıkar
    belli olmazdı
    En iyisi hazırlıklı olmaktı herşeye
    Umudu ve korkuyu elden bırakmadan...
    Kimin ne zaman, nerede, ne kadar olacağı
    belli olmadan.
    Önemli olan
    bir yerlerde olduğumuz sürece
    oranın hakkını vermek
    ve geride birşeyler bırakmaktı.
    Bir iş, bir eser ya da bir iyilik,
    Belki de kıyamet
    son iyilik yapıldıktan sonra kopacaktı.

    Uğur Arslan




  13. 2006-11-25 #13


    Bir Çiçek Aldım



    Dün gece yine yalnızdım
    Sokağa çıktım
    Ve kendime bir çiçek aldım
    Kendim almamış gibi yürüdüm sokaklarda
    Ve yalnız değilmişim gibi düşündüm
    Ama her gece gibi
    Dün gece de yalnızdım
    Ve kendime bir çiçek aldım
    Bir saat geri alınmış saatler
    Ben geri almadım
    Ve bir saat daha yalnız kalmadım
    Bir masaya oturdum
    İki çay ısmarladım
    Ben içtim
    sen soğuttun
    sana söyleyeceğim her şeyi yuttum
    çok dert etmedim
    çünkü yoktun
    dün gece yine yalnızdım
    rahat ağladım
    yokluğundan gizlemedim gözyaşlarımı
    ve lambaları hiç karartmadım
    dün gece
    her gece gibi yalnızdım
    sokağa çıktım
    ve kendime bir çiçek aldım
    sen sandım
    Koklamadım

    Uğur Arslan



  14. 2006-11-25 #14
    Beni Tanırsın Sen



    Çok zamansız zamanlardan geçtim
    Samanı mayalanmadan saklanmış zamanlardan.

    Beni tanırsın sen!
    Vaatlerin yanar döner hiçliğini,
    Dağları ateşe veren arzuların kalleşliğini,
    Masumiyetin can yakan dönekliğin bilmişliğim de
    Aynı zamanlardan...

    Çocukluğumdan da uzak şimdi
    Sevdaya hasretliğim
    Aşkta kaybetmeyi marifet bilmişim
    Ve yüreğimin limanına sokulan her kadını
    Seve seve kaybetmişim.
    Ben bana gelene değilde
    Nedense hep benden geçene yeltendim
    Bir yanım günaha
    Bir yanım acıya öykünürdü
    Aklıma hep düşende
    Düşünüm gül yüzüydü...

    Beni tanırsın sen!
    Acının tadını sigarayla sevdim
    Sigarasız acılar çekemedim
    İçinde yar olmayan şarkıları ezberlemedim
    'Sigaramın dumanı, yoktur yarin imanı'
    Bütün hüzzam sözleri sanki ben besteledim.
    Ud oldum, kanun oldum
    Sadece ve ancak tellerime vuruldukça inledim
    Unutamadığım en güzel şarkıydı keza
    Bana ağladığın efkarlı sesin...
    Bak gülüm!
    Sen bilirsin
    Mardin'de unuttuğum gençliğim
    Mardin'de yandığım cehennemim
    Gözünü sevdiğim, gamlı yarim
    Mardin'in yasında son nefesim

    Beni tanırsın sen!
    Küfür ederken de utanmadım
    Ciğerlerimi patlatıp ağlarken de
    Bir, seni seviyorum derken kızarırdı cemalim
    Hala da içimden sevmeyi tercih ederim.

    Beni bilirsin sen!
    Ne param kaldı ne anam kaldı yitirmediğim
    Hep söylerim, benim kaybetmişliğim doğuştan
    Ne dostlarım, ne şen mahalle
    Sadece biri vardı mazide
    Bileceksin adını sende
    Bilecek adını herkes
    İnan hiç kimse değil
    Bir o kaldı geçmişin içinde
    24 yıl yaslı Mardin'e uğramadım
    Ayrılıkların anasını belledim
    Adam gibi bir ayrılık daha görmedim.

    Çok zamansız zamanlardan geçtim
    Samanı mayalanmadan saklanmış zamanları bildim
    Yangınım aşkların anasını satmışlığımdı benim

    Bak gülüm!
    İnanma sakın! !
    Zaman her derde derman değil
    İçinden zaman geçmeyen yaralar var
    Zamanın uğramadığı diyarlar.

    Uğur Arslan



  15. 2006-11-25 #15


    Satılık Aşk



    Deniz gözleri
    Ebrulu bakışlı
    Sevdayı kendine esir eden
    Omuzu şallı kız.
    Söyle! Aşkını kaça sattın?
    Kaç kere görücüye çıktı
    Uzun saçların
    Kaç pazarlığa teslim oldun
    Söyle
    Kaç kere gerçekten aşık oldun
    Zaten herşey para olmuş
    Ve para pul
    Bir de sen aşkı satsan ne yazar.
    Çünkü para
    En kral delikanlıyı bile bozar

    Uğur Arslan



  16. 2006-11-29 #16
    YILDIZ GÖZLÜM

    Bu kez alnından öpüyorum
    Gidiyorum iki gözüm
    neden diye sormazsın biliyorum
    Seni bu yüzden seviyorum
    Gece uyurken açık olmasın üstün
    Ayaza meydan okuma kalın giyin.
    Kendi gider hatırası kalır
    Evladiyelik değil aik dediğin
    Kirli sakallarımı sevdiğin günden beri
    Hasat mevsimi gelmedi yüzüme
    Ayrılık ensemizden hiç inmedi.
    Ellerimse başka ele deymedi.
    Sana benden yalan yok bilirsin,
    Alnım açık gülyüzlüm
    Hadi sil gözyaşlarını
    Ve hakkını helal et yıldız gözlüm.
    Ne bir ölüm ayırıyor bizi nede bir celse sadece gidiyorum
    Onurum elimde gururum cebimde
    Ve seni şimdiden özlüyorum
    Sen şimdi bensiz akşamları sineye çekersin
    Gizli gizli ağlarsın biliyorum
    Kimseye yokluğumu belli ettirmezsin
    Seni bu yüzden seviyorum.
    Paramız olacaktı ve boy boy çocuklarımız,
    Şimdiyse gidiyorum
    Zenginlik hayallerimi fukaralara
    Baba olabilme özlemlerimi yetimlere bırakıyorum.
    Bunlar hem vasiyetim hem son sözüm.
    Anlım açık gülyüzlüm
    Hadi sende sil gözyaşalrını ve hakkını helal et yıldız gözlüm.

    Uğur Arslan


  17. 2006-12-01 #17
    Urfalı

    urfanın etrafı dumanlı dağlar
    yüreğim yanıyor aney
    içerim ağlar
    urfanın etrafı dumanlı dağlar
    o dumanlar içimi kaplar
    gezme ceylan bu dağlarda
    seni vururlar
    seni vuran kurşun benim yüreğim dağlar
    ve sevdam karalar bağlar
    urfalı
    ayağı kabaralı kunduralı
    benim sevdiğim başkasının gelini
    bu değildir sevdamın bedeli
    ağa kızı paşa kızı
    beni hor mu görürsün
    kır atının üstünde gurbete mi yürürsün
    yakışmadı ihanet edişin
    yakışmadı ihanet edişin ve gidişin
    bir yiğidi bırakıyorsun ardında giderken
    yaralı bir yiğidi
    can çekişen kır at gibi
    bu yiğidi vurmalı
    keremi aslı yaktı
    beni de sen urfalı
    göresim gelir kör olduğumu ve ölesim
    dumanlı dağlarda vurasım gelir kendimi
    yada mecnun olasım
    ağa kızı paşa kızı
    ele gelin giderken bu yiğidi vurmalı
    ferhatı şirin yaktı
    beni de sen urfalı
    urfalı
    ayağı kabaralı kunduralı
    benim sevdiğim başkasının gelini
    bu değildir sevdamın bedeli
    ibrahimi yakan ateşler var içimde
    fıratın suyu az gelir
    urfanın etrafı dumanlı dağlar
    o dumanlar içimi kaplar
    durma ceylan bu dağlarda durma seni vururlar
    seni vuran kurşun benim yüreğim dağlar
    ve sevdam karalar bağlar
    yakışmadı ihanet edişin
    yakışmadı ihanet edişin ve gidişin
    bir yiğidi bırakıyorsun ardında giderken
    yaralı bir yiğidi
    keremi aslı yaktı beni de sen urfalı
    urfalı
    başında al duvağı
    ayağı kabaralı kunduralı
    gel vur gitmeden
    gitmeden bu yiğidi vurmalı
    ferhatı şirin yaktı
    beni de sen beni de sen urfalı

  18. 2006-12-04 #18

    Beni Þimdi Vurun - Uður Arslan

    Beni vurunOnun ye&thorn;il gözlerinden ölmek olsun sonumBeni vurunBu sevday&yacute; ans&yacute;z&yacute;n durdurunBeni vurunBitsin bu tek ki&thorn;ilik oyunYoksa ölmekten beter olurumBu y&yacute;k&yacute;k adam ben de&eth;ilimAs&yacute;rlardan beri ben böyle de&eth;ildim&THORN;imdi ne yedi&eth;im ne içti&eth;imFayda vermiyor sadece bakar oldu gözlerimBen eskiden böyle de&eth;ildimDü&thorn;ünce anl&yacute;yor insanDeliler gibi seviyorum diyenlere gülerdimBen eskiden böyle de&eth;ildim&THORN;imdi beni sabahs&yacute;z geceler paklarNerede ak&thorn;am orada sabahlarDü&thorn;ünce anl&yacute;yor insanMe&eth;er kara sevda adam&yacute; ummad&yacute;&eth;&yacute; anda haklar&THORN;imdi beni isimsiz sokaklarda bulunTarifsiz adreslerde Ad&yacute;m&yacute; sorunBeni &thorn;imdi vurunBelki bu a&thorn;ka ba&thorn;ka bir dünyada kar&thorn;&yacute;l&yacute;k bulurum&THORN;imdi beni vurun bitsin bu tek ki&thorn;ilik oyunBu a&thorn;k&yacute; bitirecek kadar güçlü de&eth;ilimVe ona tekrar gidemeyecek kadar yorgunBeni vurun bu a&thorn;ka bir nokta koyunBeni vurun yoksa ölmekten beter olurumBeni vurun onun ye&thorn;il gözlerinde ölmek olsun sonumSahipsiz bir a&thorn;k benimkisiBir yere gitmeyen bir yol, isimsiz bir sokakBir sokak kedisi biraz &yacute;slak, biraz da korkakAns&yacute;z bir a&thorn;k, çaresiz bir hastal&yacute;kVe zamans&yacute;z duran bir kalpBütün demirleri at&yacute;yorumVe gemileri bu limanda yak&yacute;yorumArt&yacute;k yolculuk yok günbat&yacute;m&yacute;nda ba&thorn;ka limanlaraVe sabahlar&yacute; ba&thorn;ka kokularda uyanmakBütün demirleri at&yacute;yorumVe gemileri bu limanda yak&yacute;yorumArt&yacute;k yolculuk yok günbat&yacute;m&yacute;nda ba&thorn;ka limanlaraVe sabahlar&yacute; ba&thorn;ka kokularda uyanmakGemileri yak&yacute;yorumVe onun okyanus ye&thorn;ili gözlerinde bat&yacute;yorum</PRE>

  19. 2006-12-07 #19
    434 - Uğur Arslan


    Er Mektubu...
    O elinde tuttuğun zarf

    bir ihanet anında örülmüştür
    Ve zarfın içindeki kağıt
    er mektubudur görülmüştür
    Doğum günüm bu gün 3 Aralık
    Ve şafak karanlık
    Bu mektubu sana yazıyorum anne
    Dün sevdiğimle ayrıldık
    Son mektubuymuş bana yazdığı
    Bir daha yazmayacakmış
    Demek sevda ayrılığa bir ay dayanırmış
    Ve asker ocağında terkedilmek de varmış

    Bu mektubu sana yazıyorum anne
    Bu gün doğum günüm 3 Aralık
    Ve şafak karanlık

    3-5 nöbetindeydim dün gece
    Bir şarjörün boşluğunda içtim son sigaramı
    Ve yorgan gibi üstümü örttü kar siperde
    Sabaha karşı biraz içim geçmiş
    Hayalin gözümün önüne geldi anne
    Kızkardeşimi de verdiğinden beri sevdiğine
    Bir ben bir de sen kaldın geriye

    Üzülme anne üşümüyorum
    Bekliyorum elim tetikte
    Bekliyorum memleketi ve seni
    Ve artık beklemiyorum beni beklemeyen sevdiğimi
    Beklemiyorum yüreğimi ve aşkımı
    Soğuk siperde yalnız bırakan sevgiyi
    Ve bekliyorum anne elim tetikte
    Eğer girerse menzile vurup öldüreceğim
    Hem aşkı hem sevgiyi

    Geçen gece karakolu bastılar
    Kurşunlar yağmur gibi yağdı üzerimize
    Garip gelecek belki sana ama
    Ortalık bayram yeri gibi oldu anne
    Biliyormusun o an hiç korkmuyorsun
    Herkes kendini bir sipere atıyor
    Ve gecenin karanlığında kurşun yerine
    Işıl ışıl yıldızlar yağıyor sanki üzerimize
    Ve ölüm bile aklımıza gelmiyor anne
    Canlar canlar gidiyor
    Gidiyor canlar
    Ve kimbilir ne zaman bahar

  20. 2007-02-01 #20
    Gölgeli Adam

    Şehrin yakamozları
    Fakir bir yansımayla
    Denizin dalgaları arasında
    Saklambaç oynamaya başladı
    Kıyıda gölgeli bir adam
    Dalgaları tutmaya,
    Yakamozları bulmaya çalışıyor
    Ve ağlıyor
    Balıkçı motorları geçiyor açıktan
    O,gözyaşlarını saklıyor
    Ve belli etmiyor
    Yenilmişliğini son lodosa
    Ve hırpalanmışlığını gece yağmurlarında

    Kıyıda gölgeli bir adam
    Öylece duruyor...
    Bir sigara yakıyor gölgesinden gizli
    Ve nemden tutuşmayan kibriti
    Yüzünü aydınlatıyor
    Kimsenin göremediği
    Dönüp de bakılmayan
    Ve balıkçı ağlarına takılmayan
    Kıyıda gölgeli bir adam
    Öylece duruyor
    Ve gözleri seni soruyor

  21. 2007-03-28 #21
    O elinde tuttuğun zarf bir ihanet anında örülmüştür
    Ve zarfın içindeki kağıt er mektubudur
    Görülmüştür

    Doğum günüm
    Bugün 3 Aralık
    Ve şafak kanlık
    Bu mektubu sana yazıyorum anne
    Dün sevgilimle ayrıldık

    Son mektubuymuş bana yazdığı
    Bir daha yazmayacakmış
    Demek sevda ayrılığa bir ay dayanırmış
    Ve asker ocağında terk edilmekte varmış

    Bu mektubu sana yazıyorum anne
    Bugün doğum günüm 3 Aralık ve şafak karanlık

    3-5 nöbetindeydim dün gece
    Bir şarjörün boşluğunda içtim son sigaramı
    Ve yorgan gibi örttü üstümü kar, siperde

    Sabaha karşı biraz içim geçmiş
    Hayalın gözümün önüne geldi anne.
    Kız kardeşimi de verdiğinden beri sevdiğine
    Bir ben bir sen kaldın geriye

    Üzülme anne! Üşümüyorum
    Bekliyorum elim tetikte
    Bekliyorum memleketi ve seni
    Ve artık beklemiyorum beni beklemeyen sevdiğimi
    Beklemiyorum yüreğimi ve aşkımı
    Soğuk bir siperde yalnız bırakan sevgiyi

    Ve bekliyorum anne elim tetikte
    Eğer girerse menzile vurup öldüreceğim
    Hem aşkı hem sevgiyi

    Geçen gece karakolu bastılar
    Kurşunlar yağmur gibi yağdı üzerimize
    Garip gelecek belki sana ama
    Ortalık bayram yeri gibi oldu anne

    Biliyor musun o an hiç korkmuyorsun
    Herkes kendini bir sipere atıyor
    Ve gecenin karanlığında kurşun yerine
    Işıl ışıl yıldız yağıyor sanki üzerimize
    Ve ölüm aklımıza bile gelmiyor anne

    Canlar canlar gidiyor anne
    Gidiyor canlar ve kim bilir ne zaman bahar

    Bugün doğum günüm 3 Aralık
    Hiç saymadım kaç günüm kaldığını
    Daha şafak karanlık

    Yeni yeni bitmeye başladı dede, torun muhabbetleri
    Ve yeni yeni öğrendim tokat yemeyi
    Zamanla her şeye alışıyor insan
    Akşam postalları boyayıp yatmaya
    Sabah içtimaya kalkmaya

    Barut kokusuna tüfeğe havai fişeğe
    Nohuta ve kara şimşeğe
    İnsan her şeye alışıyor anne

    Hele bir de olmasa şu çarşı izni
    Doyasıya yemek yemek
    Ve eşe dosta telefon etmek

    Her şeye alıştım da bir alışamadım sevdiğimin
    Başkasına gidişine
    Benden saklama anne

    Sende biliyorsun bir haftaya kadar
    Nikah masasına oturacağını
    Kızma ama anne
    Bu terk ediliş ya firara gebe
    Yada bir daha hiç dönmemeye
    Sitemim sana değil anne
    Ama bu terk ediliş
    Ya firara gebe
    Yada hiç dönmemeye.

    Geçen gece yine karakolu bastılar
    Kurşunlar yine kurşun gibi
    Yağdı üzerimize,
    Garip gelecek belki sana ama
    Ortalık bayram yeri gibi oldu yine anne

    Biliyor musun?
    O an hiç kokmuyorsun
    Herkes kendini bir sipere atıyor
    Ve gecenin karanlığında
    Kurşun yerine ışıl ışıl yıldızlar yağıyor üzerimize
    Ve ölüm
    Akılına bile gelmiyor anne.

    Yıldızlar yağıyor üzerimize
    Ve kurşundan yağmurlar
    Ama ben değil onlar
    Sadece
    Şehitler ıslanıyor anne

    Ben değil
    Onlar.
    Onlar canlar
    Kim bilir
    Onlar için
    Ne zaman bahar.
    . . .

    UĞUR ARSLAN

    Güncelleme : 2007-04-07
  22. 2007-03-29 #22
    Yedi zılgıt tadında duydum acının ağıt yakışını.
    Gözyaşlarına gözümü yumdum
    Ölüm denilen şey ayrılık olsaydı susardım
    Ve bir gün
    Tekrar dönüşüne, gülüşüne susardım.

    Yedi zılgıt tadında duydum ölümü.
    Alnında hala lirası
    Ve boynunda yüz görümü

    Yedi zılgıt tadında sevdim ölümü.
    Ekmeği bölmeyi
    Azrail'e gülmeyi
    Ölmeyi
    Ve bir gün tekrar dirilmeyi
    Ölüme bile giderken
    Göğsüm dik, başım ilerde
    Ardımdan yedi zılgıt duymayı sevdim.

    Toprak damlarına yıldızlar yağar memleketimin.
    Dilek tutasın diye yıldızlar kayar
    Elazığ'ın camları Harput'a bakar
    Sadece kayısı değil,
    Malatya'dan delikanlı da çıkar
    Munzur'la dertleşir gençleri Tunceli'nin
    Kızlarıda ağıt yakar.
    Uzun hava Urfa'dan
    Türkücü Adıyaman'dan çıkar.

    Yedi zılgıt tadında sevdim memleketi.
    Yollara düşmeyi
    Karlı dağlardan geçmeyi
    Çeşmeden su içmeyi
    Kaybolmuş bir izin peşine düşmeyi
    Odun taşıyan analarla selamlaşmayı
    Çocuklarla gülüşmeyi sevdim.
    Beni memlekete gömün
    Doğarken memlekete gömülmeyi sevdim.

  23. 2007-12-05 #23
    Sultaniyegah Sirto
    Hayatın merdivenleri
    yüksek ve dardı çoğu zaman
    Kendinizi her salışınızda
    biraz daha aşağı iner
    Ve dibe hızla yaklaşırdınız
    İnmek çıkmaktan daha kolay olurdu
    Tıpkı yaşlanmanın
    genç kalmaktan kolay olduğu gibi
    Belki de hayat merdiven çıkmaktan
    ve merdiven inmekten ibaretti
    Bir yaşa kadar
    Büyük bir yaşam savaşıyla çıktığımız
    merdivenler bir yaştan sonra iniş oluverir
    Ve sizi ömrün bittiği yere yönlerdirirdi

    Son nefeste yanında olmak istediğimiz
    Belki ana belki evlat, belki de yardı
    Daha yapacağım çok şey vardı belki yarın
    Ama her şey buraya kadardı
    Ve ömür denilen şey deli gönüle dardı
    Seçme şansımız olsa seçerdik elbet
    Çünkü ölümün bile güzeli vardı.
    Uğur Arslan

  Okunma: 4462 - Yorum: 22 - Amp