İşte bu (Kuran) uyarılıp korkutulsunlar,gerçekten Onun yalnızca bir tek İlah olduğunu bilsinler ve temiz akıl sahipleri iyice öğüt alıp düşünsünler diye bir bildirip-duyurmadır. (İbrahim Suresi,52)

YAPMAYACAĞI ŞEYİ SÖYLEMEMEK

Ey iman edenler, yapmayacağınız şeyi neden söylersiniz? Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allah Katında bir gazab (konusu olması) bakımından büyüdü (büyük bir suç teşkil etti). (Saff Suresi, 2-3)

Yapmayacakları şeyleri söylemeleri, Kuran ahlakını yaşamayan, bu üstün ahlaktan habersiz olan insanların ortak karakter özelliklerindendir. Bu kimseler kendilerini olduklarından üstün ve önemli göstermek, ilgi çekmek gibi boş amaçlarla yapmayacakları şeyleri söyler, altından kalkamayacakları işlerden bahsederler. Geçici çıkar ve menfaatler elde etmek için aslında yapmaya hiç niyetlerinin olmadığı vaatlerde bulunurlar. Bu samimiyetsiz davranış, toplum içinde fazla yadırganmayan ve önemsenmeyen, alışılmış bir tutumdur. Oysaki insanların yapmayacakları halde çeşitli konularda vaatlerde bulunmaları Allah Katında sevilmeyen ve suç olarak nitelendirilen bir davranış bozukluğudur.

Bu davranış, yalancılık, ikiyüzlülük ve samimiyetsizlik gibi, Kuran ahlakına uygun olmayan birçok kötü özelliği de içinde barındırmaktadır. Kuran'da bildirilen güzel ahlakı en mükemmel şekilde yaşamayı kendilerine ilke edinen müminler, Allah Katında beğenilmeyen bu tavırdan titizlikle kaçınırlar.


DİN AHLAKININ BİR HÜKMÜNÜ YERİNE GETİRMEYİ, TİCARET VEYA EĞLENCEYE TERCİH ETMEMEK

Oysa onlar (kendilerini tümüyle Allah'a ve İslam'a teslim etmeyenler) bir ticaret ya da bir eğlence gördükleri zaman, (hemen) ona sökün ettiler ve seni ayakta bıraktılar. De ki: "Allah'ın Katında bulunan, eğlenceden ve ticaretten daha hayırlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır." (Cuma Suresi, 11)
Bu ayette Allah Katında kazanılacak mükafatın, eğlenceden ve ticaretten daha hayırlı olduğu bildirilmektedir. Dünyanın en güzel evleri, arabaları, manzaraları, kıyafetleri, sanat eserleri veya mücevherleri cennetteki zenginliğin yanında son derece köhne ve basit kalacaktır. Dünyanın eğlencesi ise her zaman eksik ve kusurludur. Ancak eğlencenin, coşkunun ve mutluluğun gerçek yeri Allah'ın bir şölen yeri olarak tarif ettiği cennettir.
Dolayısıyla bu önemli gerçeğin bilincinde olan Müslümanlar hiçbir zaman din ahlakının herhangi bir hükmünü ticaret veya eğlence için gözardı etmez ve ertelemezler.




İSRAF ETMEMEK


... İsraf ederek saçıp-savurma. Çünkü saçıp-savuranlar, şeytanın kardeşleri olmuşlardır; şeytan ise Rabbine karşı nankördür. (İsra Suresi, 26-27)

Allah'ın verdiği nimetin değerini takdir edememek, verilen nimetleri kullanırken veya sarf ederken bilinçsizce hareket etmek israfa neden olur. Bu nedenle nimetin değerini bilmeyen ve dolayısıyla gerektiği şekilde kullanmayan insanlar, Allah'ın lütuf ve ikramına karşı nankörlük etmiş ve Onun kadrini ve rahmetini hakkıyla takdir edememiş olurlar. Bu da ahirette Yüce Allah'ın cennetinden, rahmetinden ve nimetlerinden uzak kalmaya neden olur.
Cennete layık olabilmek için öncelikle dünya hayatında bu üstün ahlakı kazanabilmek gerekmektedir. Ufak bir miktar olduğunu düşünerek israf yapmak, nimeti hor kullanmak, ziyan olmasına, zarar görmesine sebep olmak, bildiği halde zararı engelleyici tedbirleri ilk anda almamak gibi hareketler de yine nimete nankörlük anlamına gelir. Müminin en çok, bu tür dikkatten kaçabilecek israflara karşı titiz olması ve Allah'a karşı nankörlük edip gerektiği şekilde şükrünü yerine getirememekten sakınması gerekir.