TARİH VE KÜLTÜR ŞEHRİ BAYBURT TARİHİ

Mevcut kaynaklara göre Bayburt şehrinin tarihi M.Ö.3000'li yıllara kadar uzanmaktadır. Şehir Azziler tarafından kurulmuştur. M.Ö 770-665 yılları arasında Kimmer ve İskitlerin akınına uğramıştır, İskitlerin (Saka Türkleri) hakimiyetine giren Bayburt 2500 yıllık Türk şehridir. Daha sonra bölge sırasıyla Haldi'ler, Med'ler ve Pers'lerin hakimiyetine girmiştir.

Şehir Merkezi Bayburt

M.Ö. 2. YY.dan itibaren Pontus Krallığına bağlı olan Bayburt M.Ö. 40 yıllarında Roma hakimiyetine girmiştir. Bir müddet Roma İmparatorluğu hakimiyetinde kalan şehir bu imparatorluğun ikiye ayrılması üzerine Doğu Roma toprakları içinde kalmıştır. Bizans İmparatorluğu teşkilatına göre ülke, bugünkü eyaletlere benzer bir takım temalara ayrılmıştı Bayburt Haldia "tema"sına (eyaletine) bağlıydı ve bu eyaleti meydana getiren yedi piskoposluğun dördüncüsünü teşkil etmekteydi. İmparator Justinianus tarafından kalesinin tahkim ve tamir edildiği bilinen Bayburt, Arap fetihleri sırasında Bagrat sülalesinin hakimiyeti altında bulunmaktaydı. M.S.705 yılında Emevilerin eline geçen Bayburt 715 yılında Bizanslılar tarafından geri alınmıştır. 850 yıllarından soma Türklerle Bizanslılar arasında sürekli savaşlara sahne olan Bayburt ve yöresi Türk'lerin Anadolu da ilk yerleştikleri bölgelerdendir. Tuğrul Bey'in Anadolu seferi (1054) sırasında Bayburt, Çoruh nehri ve Karadeniz dağlarına (parhar) kadar uzanan sahalara akınlarda bulunan Selçuklu kuvvetlerinin hücumlarına maruz kaldı ise de fethedilemedi. Kesin Türk hakimiyeti Malazgirt Zaferi'nden sonra gerçekleşti. Şehir, 1072'den 1202'ye kadar bazen Erzurum yöresinde hüküm süren Saltuklular'ın bazen de Danışmendiler'in hakimiyetinde kaldı. Bir ara Trabzon İmparatoru I.Alexis Comnen'in kumandanı Theodore Gabras tarafından işgal edildiyse de kısa süre sema yeniden Danışmendliler hakimiyetine girdi (1098). Selçuklular 1202'de Saltuklu devletine son verince Bayburt'u da ele geçirdiler. Bayburt'un asıl gelişmesi, Süleyman Şahın kardeşi Erzurum Meliki Mugisüddin Tuğrul Şah ve oğlu Cihan Şah (1202-1230) döneminde oldu. Tuğrul Şah Bayburt Kalesi'ni Trabzon İmparatorluğundan gelecek tehlikelere karşı yeniden inşa ve tahkim etti. L Alaaddin Kevkubad zamanında Moğollar'a karşı sınırlar kuvvetlendirilir ve yeni kaleler yaptırırken Bayburt,Erzurum ile birlikte Anadolu Selçuklu Devleti'nin merkezi olan Konya'ya bağlandı. 1243 Kösedağ savaşının ardından Moğulların Anadolu'yu istilası sırasında, şehir yapılan antlaşma gereği Selçuklu idaresinde kaldı. Bu durum 1291 'de burada Il. Gıyaseddin Mesud adına para basılmasından anlaşılmaktadır.


Bayburt Kaleden


İlhanlılar devrinde Tebriz -Trabzon yolu üzerinde bulunması dolayısıyla daha da gelişen Bayburt, Ceneviz ve Venedik kervanlarının konakladığı bir yerdi. Moğolistan'a giderken buraya uğrayan Marko Polo şehirde zengin Gümüş madenlerinin bulunduğunu belirtir. Hatta ilhanlılar buradan yüklü bir vergi geliri (21.300 dinar) temin ediyorlardı. Bu dönemde Diirül CeHil unvanı ile anılan ve iktisadi bakımdan canlılık kazanan şehir aynı zamanda küçük bir kültür merkezi durumundaydı. Burada Mahmudiye ve Yakudiye medreseleri kurulmuş, Mevlevilik gelişme göstermiş, ayrıca Ahilik teşkilatı oldukça yayılmıştı. Son ilhanlı hükümdarı Ebu Said Bahadır Han'ın ölümünden sonra (1334) Bayburt Eretnaoğulları'nın eline geçti. Eretnalılar döneminde zaman zaman Erzincan emirlerinin hücumlarına maruz kalan ve onlar tarafından zapt edilen şehir daha sonra Mutahharten in idaresine girdi. Fakat çok geçmeden Kadı Burhaneddin zamanında Akkoyunlu beylerinden Kutlu Beyoğlu Ahmet Bey'in yardımı ile alındı ve ardından Kadı Burhaneddin tarafından Ahmet Bey'e ikta edildi. Bir ara Karakoyunlu hükümdarı Kara Yusuf tarafından zapt edildiyse de kısa bir zaman sonra Akkoyunlu Karayülük Osman Bey bu bölgeyi yeniden ele geçirdi ve şehri kardeşinin oğlu Kutlu Bey'e verdi. Bundan sonra uzun süre Akkoyunluların elinde kalan Bayburt ve yöresi 1501' de Safeviler tarafından alındı. O sıralarda Trabzon sancak beyi olan Şahzede Selim bu bölgeye akınlarda bulundu (1507), tahta çıktıktan sonra da İran seferine giderken bir kısım kuvvetleri Bayburt üzerine gönderdi. Yanya sancak beyi Mustafa Bey ile Trabzon sancak beyi Bıyıklı Mehmed Bey (paşa) idaresindeki Osmanlı kuvvetleri, Sah İsmail'in emirlerinden Kara Maksud-i sultan'nın müdafaa ettiği Bayburt'u aldılar (Ekim 1514). Bayburt Erzincan ile birlikte Trabzon Beyi Bıyıklı Mehmed Paşa'ya verildi ve bir sancak merkezi haline getirildi. Osmanlı idaresinde Bayburt doğu sınırına yakın bir kale şehir olarak stratejik önemini bir süre korudu. Kanuni'nin İran seferi sırasında önemi daha da artan Bayburt kalesi 1541' de esaslı bir tamir gördü. 1553'te Şah Tahmasb'ın akınlarına maruz kalan şehir XIX. Yüzyıla kadar önemli bir olaya şahit olmadı.

1828-1829 Osmanlı-Rus savaşı sırasında Rus birliklerinin işgaline uğradı. 1878 ve 19l6'da Ruslar tarafından işgal edilen Bayburt bu işgaller sırasında geniş ölçüde tahrip edildi. Osmanlılar zamanında bir sancak merkezi durumunda olan Bayburt fethedildikten hemen sonra Erzincan ile birlikte sancak statüsü kazanmıştır. Sancak Beyi daima Bayburt'ta otururdu. Sancak, Erzurum beylerbeyliği kurulana kadar zaman zaman Diyarbekir'e zaman zaman da Rum beylerbeyliğine bağlandı. lrakeyn seferi sırasında (1534) Kemah ve Bayburt Sancakları birleştirilerek Dulkadiroğulları'n dan Alaüddevle'nin torunu ve Şahruh'un oğlu Mehmed Han'a verildi. Sefer dönüşü Erzurum beylerbeyliği kurulup Mehmed Han'a verilince (1534) Bayburt ve Kemah sancakları da Paşa sancağı haline geldi. Erzurum o sırada harap bir halde bulunduğu için l548'e kadar buraya tayin edilen ilk beylerbeyi Bayburt'ta otururlardı. 1551'den sonra sancak statüsünü kaybeden Bayburt Erzurum'un bir kazası oldu. 1631 de yeniden adı geçen eyaletin livası haline geIdiyse de daha sonra yine bir kaza olarak Erzurum'a Bağlandı. 1878 Berlin antlaşması ile Kars ve Ardahan Ruslara verilince Çıldır sancağının merkezi oldu, fakat idari zorluk yüzünden sancak merkezi 1888'de tekrar Erzurum'a nakledildi 1516-1518'de Bayburt sancağı Bayburt, Kelkit, Sadak, Kovans, Tercan-ı Ulya, Tercan-ı Süfla nahiyelerinden meydana geliyordu. 1520-1530 döneminde sancağın sınırları genişledi. Bağlı kaza ve nahiye sayısı artırıldı. Bu sırada sancağa Şoğayn, Erzurum, İspir, Tekman, Yağmurdere de bağlı bulunuyordu. Ancak muhtemelen 1535 ten sonra Erzurum ve İspir'in ayrı sancak olması sınırların daralmasına yol açtı ve Bayburt, Kelkit, Kovans ve Tercan nahiyelerinden oluşan küçük bir sancak haline geldi. 1551 'den sonra kaza durumuna getirilince Kelkit, Kovans ve Yağmurdere nahiyeleri buraya bağlandı. 1927 'ye kadar Erzurum'a bağlı olan Bayburt bu tarihte Gümüşhane'ye bağlandı. 21.06.1989 tarihinden itibaren 3578 sayılı yasa ile il statüsüne kavuştu.

COĞRAFYA

Bayburt ili 40 derece 37 dakika Kuzey Enlemi ile 40 derece 45 dakika Doğu boylamı, 39 derece 52 dakika Güney enlemi ile 39 derece 37 dakika ban boylamları arasında yer alır. Doğusunda Erzurum. batısında Gümüşhane, kuzeyinde Trabzon ve Rize, güneyinde Erzincan illeri ile çevrili Anadolu'nun kuzey doğusunda Çoruh Nehri kenarında ve denizden 1550 m. yükseklikte kurulmuş 3652 km2 yüzölçümlü bir ildir.

BİTKİ ÖRTÜSÜ

Bayburt Bitki Örtüsü

Bitki örtüsü açısından çeşitlilik göstermesine rağmen, zengin değildir. İl arazisinin % 27si ekilebilir arazi, % 2'si çayır, % 3'ü Orman, % 49'u Mera ve yayla, % 19'u ise kayalık ve bozlardır.

ORMANLAR :Çok eski yıllarda çamlık olduğu bilinen bu yörede, bilinçsiz kesim, yangın ve teknolojik hareketler sonun da bu gün orman yok denecek kadar azdır. Çoruh vadisi bölümlerinde meşenin hakim olduğu dağınık ağaç toplulukları mevcuttur. Yer yer kızıl çam, ardıç, gürgen, yabani armut (ahlat) ve bodur dağ kavaklarına rastlanmaktadır. Su kaynakları boyunca kavak ve söğüt ağacı varlığı da önemli yer tutmaktadır. Son yıllarda ağaçlandırma çalışmalarına hız verilmiş olup, bu çalışmalara katkı sağlayan Bayburt Orman Fidanlık Müdürlüğü 1948 yılında Ağaçlandırma ve Fidanlık Şefliği, 1964 Yılından itibaren de fidanlık sahası genişletilerek "Orman Fidanlık Müdürlüğü" olarak faaliyetlerini devam ettirmektedir. 535.780 m2'lik fidanlık alanına sahip olan Müdürlükte üretilen ağaç çeşitleri: Çıplak köklü, tüplü ve tenekede sarıçam, Y. Karakavak, Y.Akasya, A.Akçaağaç, Dağ Akçaağaç'ı, İğde, Dişbudak, Kuşburnu, Meşe, Ceviz, S. Söğüt ve Huş türleridir.

AĞAÇLANDIRMA ÇALIŞMALARI : Bayburt Valiliğince 1995 Yılında projelendirilerek uygulamaya konulan Aslan dağı Vilayet Ormanı ağaçlandırma sahasında; 6921 hektar alan kamulaştırılarak 1996, 1997, 1998 yıllarında toplam .438 adet Sarıçam, Akasya, Aylantus,S.Söğüt, N.Söğüt, Süs ağacı, Akçaağaç, Y.Akasya türlerinde ağaçlar dikilmiş, halen 12.000 Hektarlık projenin çalışmaları devam etmektedir. Eski bir ormanlık olan alanın korumaya alınmasıyla bölgede çok fazla sayıda Kuşburnu ve Ardıç fidesi filizlemiştir.

1994 yılında Ağaçlandırma ve Erozyon kontrol Genel Müdürlüğünün birimi olarak kurulan Bayburt AGM Başmühendisliği tarafından 1998 yılında Erozyondan koruma olarak ağaçlandırmaya ayrılan Aslan dağı vilayet ormanındaki 100 hektar alanın tümüne 145.000 adet ağaç dikimi yapılmış, bunların 92.000 adeti Enso tipi tüplü Sarıçam, 20.000 adeti tüplü Sarıçam, 10.000 adeti çıplak köklü Sarıçam ve 23.000 adeti yapraklı (Y.Akasya-Akçaağaç) fidandır.
Bayburt Belediyesince 1995, 1996, 1997, 1998 ,2000,2001,2002,2003,2004 yıllarında Bayburt'u güzelleştirmek ve yeşil bir örtüyle kaplamak amacıyla "yeşil kuşak "projesi doğrultusunda Çam, Dişbudak, Karaağaç, Huş, Çınar, Ladin, Asma söğüt, Sedir, Ateş dikeni, Mazı; Meyve ağaçları, Ligustrum vb çeşitlerde olmak üzere toplam 200 000 adet yetişkin fidan dikilmiştir. Aynı proje kapsamında ağaçlandırma çalışmaları devam etmektedir.

BAYBURT'TA KULLANILAN BAZI MAHALLİ SÖZCÜKLER DEN ÖRNEKLER

Aba : Ana-Anne
Ağartı : Süt, yoğurt gibi maddelerin genel adı
Ağırşak : Teşinin üstündeki yuvarlak parça İşte
Anık : Yeterince mayalanmamış ekmek hamuru
Bedura : Su kabı, kovaBibi : HalaBıldır : Geçen yıl
Cameş: Manda
Cılcıbıl : Çıplak
Cıcık: Güzel
Cırnak : Kuşların ayak parmak ucu
Cücük : Küçük yavru civciv
Çar : Bir tür bez çarşaf
Çit : Kadın BaşörtüsüDadağ : Yemek
Damcı : Damla
Debbe : Bakır su kabı
Eğiş : Demir, tandır karıştırıcı
Eşgere : Açık,alenen
Eze : Teyze
Hereklemek: Bir şeyi tandırda veya güneş altında kurumaya bırakmak
Hetircek : Tandırın üzerine yemek pişirrnek için konan demirden araç
Kahan : Çapa yapma, tarlayı yabancı otlardan temizleme
Kelem: Lahana
Kom : Küçük baş hayvan ahırı
Lüle : Musluk
Lengel : Geniş yayvan bakır kap
Pahar : Çeşme
Piliçüklü : HavuçYoşa : Kırmızı toprak, duvarların alt kısmına sürülür