sponsorlu bağlantılar
Dünyaya gözümüzü açtığımız andan itibaren birer tüketiciyiz. İhtiyaçlarımız tükenmek bilmeyecek. Bu nedenle bilinçli tüketici olmak zorundayız. Bilinçli tüketici, haklarını bilen tüketicidir. Tüketiciliğimizin sınırlarını da ihtiyaçlarımız çizmelidir.

Bana danışan insanların çoğu faydalanabileceği bir tüketici yasasının varlığından haberdar. Ancak bu yasanın içeriğini, haklarının ne olduğunu ve bu hakları nasıl kullanacağını bilmiyor. Diğer yandan, her gün biraz daha renklenen ve çeşitlenen bir piyasa var. Tüketicinin bu piyasadaki malları hiç düşünmeden satın almasını sağlayacak yöntemler de hızla ilerliyor.


Tüketiciler tarafından varlığı bilinen ama içeriği bilinmeyen 4077 sayılı yasa ile satım ve hizmet sözleşmeleri, kapıdan sözleşmeler, mesafeli sözleşmeler (internet, faks, telefon ya da katalog yoluyla yaptıklarımız), taksitli sözleşmeler, devre tatil, paket tur, kampanyalı satışlar, banka sözleşmeleri, kredi kartları, bireysel tüketici kredisi, tüketici lehine koruma altına alınmıştır.

Satım sözleşmesi dediğimizde aklımıza gelen ilk şey ev, araba almak olabilir. Oysa gün boyunca alım satım işlemi yaparız. Bir şişe su almak, bir tane ekmek almak, bir şişe süt almak, gazete almak… Önemsemediğimiz, neredeyse her gün alışkanlıkla yaptığımız tüm bu işlemler birer alım satım sözleşmesi konusudur. Yaptığımız her işlemin neticesinde ayrı ayrı borçlarımız ve haklarımız devreye girer. Bir malı satın almaya karar veren tüketicinin borcu, malın bedelini ödemektir. Satıcı ise bu bedel karşılığında, alım satım işleminin konusu olan malı ayıpsız yani eksiksiz, kusursuz bir şekilde tüketiciye teslim etmek yükümlülüğü altındadır.



Tüketicilerin çoğu, satın alınan her malın istenirse aynen iade edilebileceğine, iade için bir sebebe ihtiyaç bulunmadığına inanırlar. Bu kesinlikle doğru değildir. Satın alınan malda bir ayıp bulunmadıkça iade edilmesi söz konusu değildir. Burada özellikle karıştırılan şey malın ayıplı çıkması halinde kullanılabilecek olan iade hakkı ile baskı altında imzalanmış bazı sözleşmelerden dolayı kullanılabilen cayma - dönme hakkıdır. İkisi birbirinden çok farklı kavramlardır ve kullanılmaları için yasa ile getirilmiş şartlar bulunmaktadır. Yine yasa ile bağlanmış sonuçları farklıdır. Yani karşılaşabileceğimiz sorunlardan biri, satın aldığımız malın ya da hizmetin ayıplı çıkmasıdır. Diğeri ise gerçekte hiç almayacağımız bir malı ya da hizmeti satın almış olmak ve sonrasında pişmanlık yaşamaktır.


Tüketici olarak öncelikle bilmemiz gereken; 4077 sayılı TKHK kapsamında, ayıplı olmayan malın ya da hizmetin iadesi mümkün değildir. İade hakkı sadece malın ayıplı yani eksik ve kusurlu olması halinde kullanılabilecek seçeneklerden sadece biridir. Tüketicinin bir mağazaya girerek, bakıp beğenip satın aldığı şeyleri, malda ayıp bulunmadıkça artık iade edebilmesi imkanı yoktur. Ayıplı malı iade etmek ile sözleşmeden dönme - cayma - hakkını kullanabilmek arasındaki ayrıma dikkat etmek ve alışveriş yaparken keyfimizce iade hakkımızın bulunmadığını bilmek hem sağlıklı alışverişler yapabilmek, hem de gerçek haklarımızı zamanında kullanabilmek adına çok önemlidir.


Avukat Nuray Karakiya


KAYNAK:
sponsorlu bağlantılar