Sağlıklı bir alışveriş ortamı, bir malın tek üretici ve satıcının eline bırakılmadığı, rekabetin ön planda tutulduğu piyasaların oluşturulmasıyla sağlanır. Yediden yetmişe tüketiciden oluşan kocaman bir kitle karşısında, mevcut olasılıkların içinden kendi malını beğendirmek ve pazarda bir pay sahibi olmak isteyen satıcıların varlığıyla piyasada dengenin sağlanacağı ve tüketiciler lehine sonuçlar doğacağı kuşkusuzdur. Alışverişin iki tarafı olan tüketici ile üretici/satıcı arasındaki menfaat dengesinin sağlanması ve korunması, aynı zamanda oluşan faydaların sağlıklı, bilinçli ve doğru kullanımını da sağlayacaktır.

Tüketici hukukunun gelişimi ve amaçları incelendiğinde güçlüye karşı güçsüzü koruma çabası açıkça görülür. 1985 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda "temel tüketici hakları" başlıklı sekiz madde açıklanmış ve bu tarihten sonra düzenlenen tüm kanunlar da bunlar temel alınarak düzenlenmiştir. Bilinçli tüketiciyi oluşturmak ve haklarını korumak üzere belirlenmiş bu sekiz madde;

  • Sağlık ve güvenliğinin korunması hakkı,
  • Bilgi edinme hakkı,
  • Mal ve hizmetlerin serbestçe seçilmesi hakkı,
  • Temsil edilme hakkı,
  • Tazmin edilme hakkı,
  • Eğitim hakkı,
  • Sağlıklı bir çevrede yaşama hakkından ibarettir.

Türkiye'de 1995 yılına kadar "tüketiciyi koruma" adı altında özel bir yasa bulunmamaktadır. Medeni Kanun, Borçlar kanunu, Türk Ticaret kanunu, icra iflas kanununun konuyla ilgili maddeleri uygulanmak suretiyle tüketici korunmaya çalışılmıştır. 23.02.1995 tarihinde, 4077 sayılı "Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) " oluşturulmuş ve tüketiciler açısından çok daha geniş kapsamlı bir koruyuculuk getirilmiştir. TKHK'nun kapsamına tüketicinin taraf olduğu tüm hukuki işlemler girmektedir. Kanunla birlikte kurulan tüketici mahkemeleri ve tüketici sorunları hakem heyetleri, tüketici sorunlarına çözüm getirmektedirler.

TKHK madde 3 tüketiciyi tanımlarken, "bir mal veya hizmeti, ticari ve mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek veya tüzel kişidir," ifadesini kullanmıştır. Tüketici kimdir sorusuna verilebilecek en basit yanıt mal ve hizmeti para karşılığı satın alan kişidir. Gerçek tüketiciden bahsedebilmek için satın alan kişinin ihtiyaç sahibi kişi olması önemli unsurdur. "Tüketici" satın aldığı malı ya da hizmeti bizzat kullanan; yeniden satarak kâr elde etmeyen ya da başka bir üretimde kullanmayan kişidir. Yani bu mal ya da hizmeti almak için harcamış olduğu ekonomik değer artık bir daha o kişiye dönmemeli, ticari bir faaliyete konu olmamalıdır. Tüketici, malın ya da hizmetin ulaştığı son el olmalıdır, aksi halde bu yasanın korumasından faydalanamayacaktır.

Tüketicinin karşısında bulunan taraf satıcı-sağlayıcı, ticari meslekleri ve faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal ve hizmet sunan ve bunu mesleği olduğu için yapan gerçek ve tüzel kişilerdir. Bu konumda bulunan kişilerin tacir, esnaf veya serbest meslek mensubu olmasının bir önemi bulunmamaktadır.

Kanun tarafından korunan ve tüketicinin tarafı olduğu hukuki işlemler, tüketiciye arz edilen mal ve hizmetlerle ilgili tüm sözleşmelerdir. 3. maddede getirilen düzenlemeye göre; tüketici tarafından satın alınan mal denildiğinde "mal" kavramı alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları, elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayrı maddi malları kapsamaktadır. "Hizmet" kavramı, bir ücret karşılığında yapılan ve mal sağlamak dışında kalan tüm faaliyetleri içine almaktadır.

Alışveriş, göründüğünden daha karmaşık bir iştir. Markete gidip bir kutu konserve alındığında, kanunla tanımlanmış kişiler olarak (tüketici ve satıcı), yine kanunla belirlenmiş hakları ve yükümlülükleri karşılıklı kabul etmiş ve bir hukuki işlemin tarafı haline gelmiş oluruz. Eğer bir tüketici olarak kanunla belirlenen haklarımızı ve yükümlülüklerimizi bilmez ve umursamazsak, kendimizi koruyamayız.

Avukat Nuray Karakiya