Yecüc ve Mecüc (İbranice. גּוֹג וּמָגוֹג; Arapça. يَأْجُوج وَ مَأْجُوج Ye'cûcu we Me'cûc) denilen varlıklardan Kitab-ı Mukaddes'in Yaratılış, Hezekiel, Vahiy kitaplarında ve Kur'an'da bahsedilir. Bu mahluklar, çeşitli mitolojilerde ve kültürlerde insanlar olarak ya da dev, şeytan, milliyetçi

Yahudi-Hıristiyan geleneğinde


Magog, Ulusların Çizelgesinde Tekvin'de 10:02 bir halka veya ulusa adını veren atası olarak görünür:

Yafes oğulları: Gomer, Magog, Maday, Javan, Tubal, Meşeç ve Tiras. Gog ise M.Ö. 5. yüzyılda Eski Ahit'in iki tarih kitabı 5: 3. 4.'de Reuben (İbranice: רְאוּבֵן‎, re'uwên; kökleşik: Rəʾuven; Tiberianca: Rəʾûḇēn patrik Jacob'un en büyük oğlu) bir torunu olarak listelenmiştir. "Gog" ve "Magog" birlikte, Hezekiel (Hizqil)'in Kitabında 38:2-3 görünür:

38:2. Ey! İnsanoğlu, kendi yüzünü Gog'a karşı yönelt, Magog ülkesinden, prens Roş, Meşeç ve Tubal ve onun peygamberliğine karşı,


3. ve sen söyle ki; Yani Rab Tanrı dedi ki: Bakın, ben size karşıyım, Gog, Roş, Tubal ve Meşheç prensi.


Tanah dışında Yahudi geleneği terimleri içinde, "Prens" Gog, Rashi, haham Radak (Davud Kimçi) ve diğerleri tarafından Magog ulus kralı olarak açıklanmış ve Magog, Nuh'un oğlu Yafes'in soyundandır.


Magog Nuh'un torunudur (Tekvin (Yaratılış) 10:02). İsrail'e uzak kuzeyine yerleşen, büyük olasılıkla Avrupa ve kuzey Asya'da Magog'un torunlarıdır (Hezekiel 38:2). Magog genel olarak "kuzey barbarları" değinmek için kullanıldığı görünür, ama büyük olasılıkla da Magog bir kişi ile bağlantısı vardır. Magog halkı yetenekli savaşçılar olarak tanımlanmıştır (Hezekiel 38:15; 39:3-9).

İslam geleneğinde


Yecüc ve Mecüc kavimlerinden, Kur'an'da ve bazı hadislerde bahsedilmektedir. İslamSahih-i Buhari'de geçen bir hadise göre, Yecüc ve Mecüc "Âdemoğulları"dır, yani insandırlar, belirli bir halkın kovulmuş oldukları yıkık bir şehre o halk geri döndükleri zaman Yecüc ve Mecüc salıverileceklerdir. Bazı bilginler bu şehrin Kudüs olduğunu öne sürdüler

Yecüc ve Mecüc kavimlerinin isimleri Kur'an'ın Kehf Suresi ve Enbiya Suresi'nde geçmektedir. Ayetlerde Zülkarneyn, seyahatleri sırasında, hemen hemen hiçbir sözü kavramayan bir kavme rastlar. Kavim Zülkarneyn'e, bozgunculuk yapan Yecüc ve Mecüc kavimlerinden koruyacak bir set yapmasını isteyerek kendisine vergi vermeyi teklif ederler. Zülkarneyn, onların vergi teklifini, kendisinin Allah tarafından güçlü kılındığını belirterek reddeder ve kendisine demir kütleleleri getirmelerini ister. "İki Sed" diye tabir edilen sedlerin arası eşitlenince, demirlerin kaynaştırılmasını ister, iş bittiğinde seddeyn, aşılması güç bir sed hâline gelir. Yecüc ve Mecüc isimli kavimler artık bu seddi aşamazlar. Zülkarneyn kavme "Bu benim Rabbimden bir rahmettir. Rabbimin vaadi gelince onu yerle bir eder. Ve Rabbimin vaadi haktır." der.

Kehf sûresi


Kuran'da, Kehf Suresi 93.-99. ayetlerde seddin yapımı şöyle anlatılır:
93 - Nihayet iki dağ arasına ulaştığında, onların önünde, hemen hemen hiç söz anlamayan bir millet buldu. 94 - "Ey Zülkarneyn!" dediler, "Ye'cüc ve Me'cüc bu ülkede bozgunculuk yapıyorlar. Bizimle onlar arasında bir sed yapman için sana bir vergi vermeyi teklif ediyoruz, ne dersin?" 95 - O da şöyle cevap verdi: "Rabbimin bana verdiği imkânlar, sizin vereceğinizden daha hayırlıdır. Siz bana beden gücüyle yardımcı olun da sizinle onlar arasında sağlam bir sed yapayım." 96 - "Demir kütleleri getirin bana!" Zülkarneyn iki dağın arasını demir kütleleriyle doldurtup dağlarla aynı seviyeye getirince: "Körükleyin!" dedi. Tam onu bir ateş haline getirince, "Bana erimiş bakır getirin de üzerine dökeyim." dedi. 97 - Artık o Ye'cüc ve Me'cüc'ün, ne seddi aşmaya, ne de onda delik açmaya güçleri yetmedi. 98 - Zülkarneyn: "Bu, Rabbimden bir rahmettir, bir lütuftur, dedi. Rabbimin tayin ettiği vakit gelince, bunu yerle bir eder. Rabbimin vâdi mutlaka gerçekleşir." 99 - O gün, yani kıyamet günü onlar deniz dalgaları gibi birbirine çarparak çalkalanırlar. Sûr'a da üfürülür, insanların hepsini bir araya toplarız.
Enbiya sûresi

Kuran'da, Enbiya Suresi 96.-97. ayetlerde seddin yıkılması meâlen şöyle anlatılır:
Nihayet Ye'cüc ve Me'cüc'ün sedleri açılıp her tepeden dünyaya akın etmeye başladıkları, doğru vaadin vaktinin yaklaştığı sıra, işte o zaman, kâfirlerin gözleri birden donakalır. "Eyvah, bizlere! Biz bundan tam bir gaflet içinde idik, daha doğrusu kendimize zulmettik!" diyecekler.
Hadîslerde Yecüc ve Mecüc

İslam Peygamberinin bazı hadislerinde Yecüc ve Mecüc, kıyamet alametlerinden birisi olarak geçer. Bu kavmin çıkışı Mehdi aleyhisselamın çıkışından ve İsa Mesih'in sahte mesih Deccal'i öldürmesinden sonra gerçekleşecektir. Yecüc ve Mecüc, Allah'ın kendilerine musallat edeceği bir tür ile helak edileceklerdir.

Diğer İslami kaynaklar


İbn Hordadbeh, dokuzuncu Abbasi halifesi el-Vâsık zamanında (842-847) halifenin elçisi ve çevirmen Sallam'ın Orta Asya üzerinden Yecüc ve Mecüc seddine kadar yolculuğuna bir eserinde değinmiştir. . El-Vâsık rüyasında seddin yıkıldığını görür ve Sallam'a gidip Yecüc ve Mecüc kavimlerinin durumunu araştırmasını ister, Sallam gidip Sedd'i yerinde görür ve istilacı kavmin seddin diğer tarafında olduğunu halifeye bildirir. Her iki kaynakta kastedilen Yecüc Mecüc Seddi, Çin Seddi'dir.


Kâşgarlı Mahmud tarafından Bağdat'ta 1072 - 1074 yılları arasında yazılan Divânu Lügati't-Türk'te bulunan bir haritanın en doğusunda yarım daire görünümlü kalın bir kırmızı şeritle ayrılmış "Ye'cûc ve Me'cûc ülkesi" (Ar. Arz-ı Ye'cüc ve Me'cüc) ve hemen yanına "Sedd-i Zü'l-Karneyn" yazılmıştır.


14. yy'da Müslüman gezgin İbn Battuta, Çin'e gitti ve Zeytun (Çince: 泉州, Quánzhōu) kentinde müslüman tüccarlardan oluşan büyük bir topluluk ile karşılaştı. Seyahatnâmesinde, Zeytun ile Yecüc ve Mecüc Seddi arasında altmış günlük yolculuk olduğunu belirtir. . İbn Battuta seyahat günlüğü notlarında, Zü'l-Karneyn Seddi (veya Yecüc ve Mecüc Seddi) ile Çin Seddi'ni kastetmektedir .


Ali Şîr Nevaî, Hamse eserindeki Sedd-i İskenderî bölümünde Sedd-i Zülkarneyn'i, İskender'e atfeder.