Ulabat köyüne gitmenizi öneririm Uluabat gölünün güneş batarken manzarası çok süper oluyor

Uluabat ( Apolyont ) gölü

Koordinatlar : 400 10' Kuzey

280 35' Doğu

Rakım : 9.00 m.

Ortalama göl alanı : 5.700 hektar


İdari olarak Bursa ilinin Karacabey ve Mustafa Kemalpaşa ilçeleri içersinde yeralmaktadır. Bursa kent merkezine 34 km, Balıkesir iline ise 90 km mesafede olan göl, Bursa Karacabey karayolunun hemen güneyindedir.

Uluabat Gölü, Marmara Denizi'nin güneyinde, doğu-batı doğrultusunda uzanan tektonik kökenli Yenişehir-Bursa-Gönen çöküntü alanında oluşmuştur. Aynı çöküntü alanındaki Kuş Gölü'nden alçak bir eşikle ayrılmaktadır.

Gölün oluşumu hakkında değişik yorumlar yapılmıştır. A.PHİLİPPSON ve E.LAHN Neojende Bursa-Gönen depresyonu çöküntü alanında büyük bir tatlısu gölünün oluştuğunu; Neojen sonu veya Kuvaternerde meydana gelen hareketler sonucu, bu göl alanında 4 adet küçük küvetin oluştuğunu diğer iki küvetin (Bursa ve Gönen) alüvyonlarla dolduğunu ve geriye Uluabat ve Kuş Göllerinin kaldığını bildirmektedirler. Emre ve Kazancı ile arkadaşları ise (1997) Pliyosende tektonizmaya bağlı olarak meydana gelen Bursa-Gönen çöküntü alanının başlangıçtan Kuvaternerin sonlarına kadar karasal halde iken, daha sonra yöredeki menderesli akarsuların taşıdıkları alüvyonlarla yataklarını tıkamaları sonucunda Uluabat ve Kuş Göllerinin oluştuğunu; her iki gölün de tipik birer alüvyon-set gölü olduklarını kabul etmişlerdir.

Her iki görüş de değerlendirildiğinde göllerin tektonik çöküntü alanında oluştuğu ve biçimlenmelerinde yöredeki akarsuların etkisinin büyük olduğu görülmektedir.

Deniz seviyesinden 8-9 m. Yükseklikte bulunan gölün, kuzeyinde fazla yüksek olmayan ve yumuşak bir eğimle alçalan Neojende oluşmuş tepeler, güneyinde ise Paleozolojik zamana ait dik yamaçlı dağlık alanlar bulunmaktadır.

Kabaca üçgen biçimli olan gölün doğu-batı yönünde uzunluğu 23-24 km., genişliği ise 12 km. kadardır. Göl alanı yıllara ve mevsimlere göre değişiklik göstermektedir. Göl alanı için bugüne kadar verilmiş en yüksek değer 24.000 hektar, en düşük değer 13.500 hektardır. Gölün güney-batı kıyıları 1993 yılında yapılan seddelerle çevrilmiş ve gölün bu kesimi tarıma açılarak geçmişte olduğu gibi geniş alanlara yayılması engellenmiştir.

Gölün ortalama derinliği 2.5 metredir. Büyük bir bölümü oldukça sığ olup, bu kesimlerdeki derinlik 1-2 metre arasında değişmektedir. En derin yeri Halilbey Adasındaki 10 metreyi bulan çukurluktur.

Gölün kuzey kıyıları diğer kesimlere göre nispeten giritili çıkıntılıdır. Kuzeyde kalker yapılı iki yarımada (Eskikaraağaç ve Gölyazı ) bulunmaktadır. Yine göl içerisinde yapılarında kalkerlerin egemen olduğu 7 adet ada bulunmaktadır. Bu adaların en büyüğü Halilbey adasıdır.

Göl suyu kolloidal kil ihtiva ettiği için devamlı bulanıktır. Göldeki fitoplanktonların baskın durumuna göre göl suyuna bazen yeşilimsi-sarı, bazen de grimsi-sarı renkler hakim olmaktadır. Göl suyunun bulanık olmasından dolayı ışık geçirgenliği çok azdır. İlkbaharda göle giren süspanse maddelerin artışına bağlı olarak ışık geçirgenliği 22 cm'ye kadar düşebilmektedir.

Gölü besleyen en önemli su kaynağı Mustafa Kemalpaşa Çayı'dır. Göl dibindeki ve çevresindeki karst kaynakları ile yağışlı dönemlerde göle ulaşan küçük dereler gölün beslenmesine katkı sağlamaktadır. Ayrıca, gölün güneybatısındaki tarım alanlarının drenaj suları da göle verilmektedir. Göle giren su miktarı mevsimlere ve yıllara göre büyük değişiklik göstermektedir. Gölün fazla suları gölün batısındaki Uluabat Deresiyle Susurluk Çayı'na ve bu çay vasıtasıyla da Marmara Denizi'ne boşalmaktadır. Ancak, göl su seviyesi Uluabat Deresinin altına düştüğünde dere göle doğru akışa geçerek gölü beslemektedir. Ayrıca, göden pompalarla su çekilmekte ve göl çevresindeki 6350 hektar tarım arazisi sulanmaktadır.

İşlev ve Değerleri

Göller yeraltı suyunu reşarj ve deşarj ederek, taşkınların yokedici etkisini azaltarak, taban suyunu dengeleyerek bulundukları bölgenin su rejimini düzenlerler. Yine bulundukları çevrenin nem oranını yükseltererek başta yağış ve sıcaklık olmak üzere yerel iklim elemanları üzerinde olumlu etki yaparlar. Tortuları, besin maddelerini ve zehirli maddeleri alıkoyarak su kalitesini yükseltirler. Sulak alanlar aynı zamanda tropik ormanlarla birlikte yeryüzünün en fazla biyolojik üretim yapan ekosistemleridir. Bu nedenle, gerek ekolojik değeri, gerekse ticari değeri yüksek değişik türden binlerce canlının yaşamına olanak sağalamaktadırlar.

Uluabat Gölü, ekolojik yönden bol gıdalı bir göldür. Uygun iklim koşullarının yanısıra geniş sazlık alanların varlığı, açık su yüzeyleri ve besin maddesi bakımından da çok zengin bir yapıya sahip olması, değişik türden yüz binlerce su kuşuna beslenme ve barınma olanağı sağlamaktadır.

Uluabat Gölü plankton ve dip canlıları bakımından ülkemizin en zengin göllerinden biridir. Gölde, 21 değişik balık türünün varlığı bu zenginliğin en önemli göstergelerindendir.

Bütün bu özellikleri itibarıyla göller, tarih boyunca bulundukları bölgenen ekonomik, kültürel ve sosyal yaşamında önemli roller oynamışlardır. Göl kıyılarında yaşayan topluluklar, gölün doğal döngüsünü takip ederek, kendilerine, değişen su seviyelerine göre ayarlamışlardır. Hemen hemen tüm göl ekosistemlerinde insanlar, ihtiyaçlarını karşılamak veya satmak için göllerin kaynaklarından yararlanmışlar ve göllere bağımlı olarak yaşamışlardır.

Göle isimini veren Uluabat Köyü'nün İÖ.12.yüzyılda kurulduğu belirtilmektedir. Yine, göle ismini veren başka bir köy olan Apolyont (Gölyası Köyü) Köyü ile Halilbey Adasında eski yerleşimlerin izlerini taşıyan eserler (tarihleri hakkında bilgi bulunamamıştır.) bulunmuştur. Tüm bunlar göstermektedir ki bugün olduğu gibi yüzyıllar boyunca da binlerce insan gölle iç içe yaşamış ve Uluabat Gölü, bu insanların beslenmesine ve geçimlerine önemli katkılar sağlamıştır.

Flora ve Vejetasyon

Uluabat Gölü, sucul bitkiler yönünden ülkemizin en zengin sulak alanlarından biridir. Gölün hemen hemen bütün kıyıları geniş sazlıklarla, sığ kesimleri ise su içi bitkileri ile kaplıdır.

Bütün sulak alanlarda olduğu gibi, Uluabata Gölü'nde de en yaygın bitki grubu kamış ve sazdır. Pharagmites australis'in hakim olduğu yerlerde yem kanyaşı, su sandalye sazı ve Stachys palustris görülmektedir. Gölün kuzeybatısındaki geniş sulak çayırlıklarda, deniz sandalye sazı hakimdir. Alanda görülen diğer türler, bataklık sandalye sazı, Agrostis stohonifea ve mızraklı kaşık otudur.

Uluabat Gölü, Türkiye'nin en geniş nilüfer yataklarına sahiptir. Beyaz nilüfer gölün kuzeydoğu kıyılarında ve Mustafakemalpaşa Çayı'nın göle giriş ağzında çok geniş alanları kaplamaktadır. Nilüferlerin bulunduğu alanlarda tilki kuyruğu, kıvırcık su sümbülü ile su sandalye sazı görülmektedir. Gölün kuzeydoğusunda ise, nilüferlerle birlikte dik sığır sazı ve Paspalum paspolodes bulunmaktadır.

Tilki kuyruğu ve su sümbülleri gölde yaygın olarak görülen diğer bitki türleridir. Tilki kuyruğu gölün güneybatı ucunda ve Mustafakemalpaşa Çayı'nın döküldüğü yerlerde saf topluluklar oluşturmaktadır.

Gölün güneybatı kesimlerinde ılgınlar, tuzcul karakterli Salicornia üyeleri, Artemisia santericum, Hordeum marinum ve Bromus hordeaceus yaygındır. Yine Mustafakemalpaşa Çayı'nın döküldüğü yerde söğüt ve ılgınlardan oluşan bitki toplulukları bulunmaktadır.

Fauna ve Ornitolojik Önemi

Uluabat Gölü, biyolojik üretim yönünden eutrophic (bol gıdalı) göllerimizden biridir. Planktonlar ve dip canlıları bakımından zengin oluşu, değıişik türden cok miktarda canlının üremesi ve beslanmesi için ideal bir ortam oluşturmuştur. Göldeki yüzbinlerce kuşun varlığı bunun en önemli göstergesidir. Gölde 21 değişik balık türü saptanmıştır. Diğer göller ile karşılatrılıdığında bu sayı oldukça yüksektir. Zengin bir faunaya sahip olan göl çevresinde görülen başlıca memeli türleri; su samuru, çakal, tilki, porsuk ve tavşandır.

Ornitolojik Önemi

Uluabat Gölü, kuş varlığı yönünden sadece ülkemizin değil, Avrupa ve Ortadoğu'nun da en önemli sulak alanlarından biridir.

Anadolu'ya kuzeybatıdan giren kuş göç yolu üzerinde yer alması, önemli kuş alanlarından Kuş Gölü'ne çok yakın mesafede (35 km) bulunması, besin maddelerince oldukça zengin olması ve uygun iklim koşullarının var oluşu değişik türden kalabalık kuş gruplarının alanda beslenmesine, kışlamasına ve üremesine olanak sağlamıştır.

Uluabat Gölü, dünya çapında yok olma tehlikesi altında olan kuş türlerinden küçük karabatağın ülkemizdeki en önemli üreme alanıdır. Türkiye'deki toplam kuluçka populasyonu 1500 çift olarak tahmin edilen türün, 300 çifti alanda kuluçkaya yatmaktadır. Gölde üreme dönemi dışında da önemli sayıda küçük karabatak barınmaktadır. 1995 yılı Ocak ayında türün 1.75 bireyi alanda kaydedilmiştir. Uluabat Gölü yine dünya çapında yok olma tehlikesi ile altında olan tepeli pelikanın da önemli bezlenme ve kışlama alanlarından biri olup, Ekim 1994'de gölde 136 bireylik populasyonu kaydedelmiştir.

Gölde, kuluçkaya yatan diğer önemli türler;Alaca balıkçıl, kaşıkçı,küçük ak balıkçıl, ve çeltikçi, küçük balaban, gece balıkçılı, ergüvani balıkçıl, saz delicesi, bataklık kırlangıcı, mahmuzlu kız kuşu , bıyıklı sumru, kara sumru gölde kuluçkaya yatan diğer kuş türleridir.

Tarihi ve Kültürel Değerler

Yapılan araştırmalar, yörenin İ.Ö. 4000'lerden beri çeşitli yerleşimlere sahne olduğunu ortaya çıkarmıştır. Ancak ilk kesin bilgiler İ.Ö. 1200'lere aittir. Yöredeki en eski yerleşimlerin Miletepolis (Karacabey) ile Uluabat Gölü kıyısındaki Lapadion (Uluabat Köyü) olduğu bilinmektedir. İ.Ö. 1200'lerden Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna kadar yörede Bithynia, Lydia, Pers, Roma, Bizans ve Osmanlı egemenliği yaşanmıştır.

Antik Miletepolis kentinde yapılan araştırmalarda Roma dönemine ait çanak ve çömlekler, su küngü kalıntıları ile bir tunç Apollon heykeli bulunmuştur. Ayrıca aynı döneme ait sikkeler, hamam ve tapınak kalıntılarına rastlanmıştır.

İnsan Aktiviteleri

Tarım

Bölge uygun iklim koşulları ve nitelikli topraklarıyla ülkemizin en verimli tarım alanlarına sahip yörelerinden biridir. Yöre halkı geçimini genellikle tarım ve tarım ürünlerinin ticaretinden sağlamaktadır. Yaygın olarak yetiştirilen başlıca ürünler; soğan, patates, şekerpancarı, mısır, fasulye, buğday,ve arpadır. Meyvecilikte yöre tarımında önemli yer tutmaktadır.

Hayvancılık

Hayvancılık her iki ilçede de yaygın olup, önemli bir gelir kaynağıdır. Yöre, merinos koyunu ve nitelikli sığır besiciliği ile tanınmıştır. Karacabey ilçesi Mihaliç peyniri ile ünlüdür.

Karacabey'de bulunan Tarım İşletmeinin geçmişi Osmanlı Devleti'nin ilk yıllarına dayanır. Saray ve ordunun haycansal ürün ve at gereksinimini karşılamak için kurulmuştur İşletme, başta haycancılık olmak üzere, ülkemiz tarımının gelişmesine önemli katkılar sağlamıştır.

Balıkçılık

Gölde yapılan çalışmalar neticesinde 21 tür balık tespit edilmiştir. Ülkemisdeki diğer göllerle kıyaslandığında bu sayının oldukça yüksek olduğu görülmektedir. Bu türler içerisinde ticari amaçlı avlananlardan başlıcaları ; turna ve sazandır. Az miktarda da olsa yayın, tatlı su kefali, ringa balığı ve kızıl kanat balıkları da avlanmaktadır. Eskiden yılan bağlığının gölde bol miktarda bulunduğu, ancak son 25 yıldır nadiren rastlandığı belirtilmektedir.

Gölde en fazla avlanan balık türü turna ve sazandır. Avlanan diğer türlerin yıllık toplamı 15-20 ton arasında değişmektedir.

Göldeki en önemli su ürünlerinden biri de kerevittir.Geçmiş yılda ortlama 700 ton kerevit avlanmakta iken, 1986 yılındaki mantar hastalığı nediniyle kerevit üretimi tamamen bitmiştir. Yöredeki balıkçılar son bir kaz yıldır hastalığın etkisinin ordan kalkmaya başladığını ve avlanan kerevit miktarında artışlar oldiuğunu belirtmektedirler. Avlanan kerevitlerin tamamı yurtdışına ihraç edilmektedir.

Gölde su ürünleri ile ilgili 5 kooperatif faaliyet göstermektedir. Toplam üye sayıları 1108'dir. Bu kooperatiflerden en büyüğü 590 üyeli Gölyazı Balıkçılık İstihsal ve Satış Kooperatifidir.

Sanayi

Yöredeki sanayi daha çok tarıma ayalı küçük ölçekli işletmeleri kapamaktadır. Bunlar: konserve fabrikaları, deri işletme tesisleri, mandıralar, bitkisel sıvı yağ tesisleri ve su ürünleri işletme tesisleridir. Bu tesislerin hemen hepsi üretimleri dolayısıyla kirletici vasfı yüksek tesislerdir. Pek çoğunda arıtma tesisi bulunmadığı veya yeterli olmadığı için gölde kirlenmeye neden olmaktadırlar. Ayrıca, yörede metal eşya ve imalat kollarında faaliyet gösteren çok sayıda atölye bulunmaktadır.

Mustafakemalpaşa ilçesinde bulunan Etibanka ait Kestelek Bor Madenleri İşletmeleri Mustafakemalpaşa Çayı vasıtasıyla göle atık veren en önemli tesislerden biridir.

Koruma ve Yönetim


Uluabat Gölü'ndeki koruma çalışmaları Çevre Bakanlığı tarafından yürütülmektedir. Bursa İl Çevre Müdürlüğü elemanları zaman zaman göl alanında incelemeler yaparak gerekli önlemleri almaktadır.

Sulak alan ekosisteminin tamamı ile sistemle ilişkili doğal karakteri korunmuş habitatları da kapsayan sınırlar dahilindeki bölge, 1998 yılında Ramsar Sözleşmesi listesine dahil edilerek alanın doğal yapısının ve ekolojik karakterinin korunması uluslararası düzeyde taahhüt edilmiştir.

Gölün doğal yapısının ve ekolojik karkterinin korunabilmesi için göl yönetim planı hazırlanmalı: ayrıca etkin bir izleme ve denetim sağlanabilmesi için yerel, kurumsal yapı oluşturulmalıdır.