Bilkent Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Fakültesi öğretim görevlisi ve İnternet Teknolojileri Derneği Başkanı Doç Dr. Mustafa Akgül internet yasasını NTVMSNBC'ye değerlendirdi.

Bilkent Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Öğretim görevlisi ve İnternet Teknolojileri Derneği Başkanı Doç. Dr. Mustafa Akgül, Meclis'te görüşülen internet yasası tasarısının ifade özgürlüğüyle bağdaşmayacağını söyledi. Akgül, devletin vatandaşlar adına zararlı içeriği belirlemesinin internetin gelişimine zarar vereceğini savundu.

9-22 Nisan tarihleri arasındaki İnternet Haftası nedeniyle NTVMSNBC'nin sorularını yanıtlayan Doç. Dr. Mustafa Akgül, türkiye'de internetin gelişim süreci ve hazırlanan internet yasası hakkında şunları söyledi:

DEVLET "İNTERNETTE KUŞ UÇURULMASIN" MANTIĞI GÜDÜYOR

Devlet interneti bir medya olarak görüyor ama çoğunlukla "marjinal problemler" dediğimiz çocuk pornosu, müstehcenlik gibi yanlarına yöneliyor. İnternetin demokrasi boyutunu ve bilgi toplumuyla bağlantısını, kişisel gelişim ortamı olmasını henüz algılamamış durumda. İnterneti zabtırapt altına alma, "internette kuş uçurulmasın" mantığı ve sivil toplumu dışlayan, çok hızlı bir şekilde hazırlanmış bir yasa bu. Devlet Planlama Teşkilatı'nın Bilgi Toplumu Dairesi'nde 10 kişi görev yaparken, eğer geçerse internet yasasının uygulanması için 65 kişi çalışacak. İnternetin pozitif yanlarını geliştirmek için 10, marjinal problemlerle ilgilenmek için 65 kişinin çalışması bir algılama problemidir.


YASA DEMOKRATİK HAKLARA UYGUN DEĞİL

Hazırlanan internet yasası aslında dar bir alanda çocuk pornosu, müstehcenlik, porno, kumar ve madde satılmasıyla ilgili bir düzenleme. Bunlar Türk Ceza Kanunu'na suç sayılan unsurlar. Fakat, mahkemeler bu düzenlemeleri zaten yapabiliyordu. İkincisi de, ".tr" adresi dışında olan ya da fiziken yurtdışında olan siteler de tasarıya göre resmen engellenebiliyor, mahkemeye gitme zorunluluğu olmadan. Ayrıca Bilgi Toplumu Dairesi'nde çoğunlukla avukatlar ve iletişimciler var. Sosyolog ya da psikologlar yok. Tasarının maksadı şu: İnternette yapılan her suçun failini ne olursa olsun bulalım. Bu uygulama internetin gelişimini nasıl etkiler, maliyeti ne olur, bunlar düşünülmüyor.

DÜNYA DA BAŞA ÇIKMAYA ÇALIŞIYOR, AMA FARKLI METODLARLA

Bu tip problemlerle bütün dünya başa çıkmaya çalışıyor. Avrupa Birliği bu konuda 1999'da Güvenli İnternet projelerini yarattı. Türkiye 1 sene öncesine kadar böyle bir problemin farkında değildi. Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı bu konuya eğilmeye çalıştı, parlamentoda konu oldu, ve şu anda da gündemde bu yasa var. İnternet uluslararası bir yapı, dolayısıyla bir ülkenin kurallar koyup onu tek başına uygulaması mümkün olamıyor ne yazık ki. ABD'de şimdiye kadar bu tasarıya benzeyen iki kanun çıkarılmak istendi, ikisi de ifade özgürlüğüne aykırı olduğu için yasalaşmadı. Yani bütün dünyada internet düzenlemeleri sıkıntılı ve minimal şekilde yapılmaya çalışılıyor.

KORKARIM SİYASİLERİ ELEŞTİRMEK DE SUÇ SAYILACAK

İnterneti kullanan kişinin zararlı yönlerden korunmasına yönelik bir yasa olsa da müstehcenlik gibi ucu çok açık olan bir konunun da yasa kapsamında değerlendirilecek olması doğru değil. Bu tasarıda son olarak cevap hakkı konusu eklendi. Fakat benim korkum son anda Genel Kurul'da da yeni maddeler, siyasileri eleştirmeyi suç sayan maddeler eklenebilir.

MODERN TOPLUMLARA YAKIŞMAYAN UYGULAMALAR

Bu uygulama ilk değil açıkçası. Çin, İran, Suudi Arabistan da daha önce yaptılar. Belarusya'da seçimler sırasında yapıldı. Fakat gelişmiş ülkeler bunları yapmıyorlar. Aksine çok sesli bir yapı istiyorlar ve vatandaşın neyin zararlı neyin zararsız olduğuna kendisi karar versin istiyorlar. Hiçbir ülkede devlet internet konusunda vatandaşlarını koruma yoluna gitmemiştir. Okullarda, halk kütüphanelerinde filtre uygulanması mantıklı bir karar olabilir, fakat bütün topluma filtre uygulanması hiçbir gelişmiş ülkede görülen bir uygulama değildir. Bu uygulama AB yolundaki Türkiye'nin gidişatına uygun değil. Devlet vatandaş için neyin doğru olduğuna karar vermemeli.

İNTERNETTE YENİLİKLER...

İnternet teknolojileri gelişirken bu kadar büyük olacakları düşünülmemişti. E-posta sistemi bu yüzden Amerikan alfabesine bağlı. Türkiye'de ortalama 9 milyon web adresi var, ve bir sitede 250 bine yakın Türkçe blog bulunuyor. Bu talebi karşılamak için sonradan yapılan düzenlemelerle web adreslerinde artık Türkçe karakterler kullanabiliyorsunuz. Aynı şekilde Arapça ve Çince de mümkün. Sadece e-posta adreslerinde ve kullanıcı adreslerinde standarttan farklı karakter kullanmak mümkün değil. Bütün bunların temelinde bireyi ve bireyin ihtiyaçlarını öne çıkarmak var. Ve bu açıdan internet sanayi devriminden daha büyük bir devrim.