Sana - Duygusal Yazılar - Delinetciler Portal

Sana - Duygusal Yazılar

  1. sponsorlu bağlantılar
    Sen, belki de bu mektubu aslinda sana yazdigimi hic bilmeden okuyacaksin.

    Ben, senin bunu okurken parmaginla yanagina dokundugunu, gözlerini hafifce kistigi, saclarini kulaginin ardina attigini görmeyecegim.

    Elimin uzanamadigi yerlere kelimelerimle sokulmaya calismamin, kirilgan harflerden kurulmus görünmez bir köprüden sana dogru yürürken düsmekten böylesine korkmamin, sana tek bir bakisla anlatabilecegime inandigim ve bir cogunun belki bir ismi bile olmayan bircok duygunun her birine isimler bulmaya ugraşmamin beni nasil yaralayip yordugunu bilmeyeceksin.

    İlerde bir gün bana cok karmasik ve anlasilmaz gözükecek olsalar da su anda bana ,kendime saplamak icin elimde tuttugum celik bir bicak gibi sade ve icmeye hazirlandigim zehirli bir su gibi berrak gözüken duygularimin, keskin ve yakici tadini onlarin üstünü örten sözcüklerin altindan cikarip cikarmamakta duydugum kararsızligi da herhalde sana hic anlatamayacagim.

    Halbuki bütün korkunclugu sadeliginde gizli olan duygularim o kadar acik ki.
    Yalnizim.
    Kendimi yalniz hissediyorum ki, bu yalnizliktanda kötü.
    Benim yalnizligimi ve kendimi yalniz hissetmemin yalnizliktan da kötü
    oldugunu anlayacak senden baska kimse yok.
    Ve sen de yoksun.
    Belkide hic olmayacaksin.


    Sözcüklerden olusturmaya calistigim bir köprüden sana ulasmaya calisacagim.


    Ve biliyor musun, sen bütün bunları okurken, ben yazdiklimi sakaci gülüslerimle reddecegim.


    Beni bir gün görürsen, gördügünün bu satirlari sana yazan adam olduguma inanmayacaksin.
    Duydugum aski, özlemi ve bunlari duymaktan duydugum korkuyu güvenli bir durusun ardina saklanacagim.Yüzümde satirlarımdan bir iz aradigimda, onlar orda ormayacak.Sana nasil yalvardigimi hic isitmeyeceksin, siradan bir 'Nasilsin' sözcügü saklayacak o yalvarisi.
    Ama bütün bunlar, bu sahte kibir, bu sakaci gülüs, bu siradan 'Nasilsin' sözü, bu güvenli durus, icimdeki sesi dindirmeyecek.



    Bütün bunlara hic aldirmadan bana sarilmani bekleyecegim, bazen benden babandan korktugun gibi korktugunu, bazen beni cocugunu oksar gibi oksadigini görmek isteyecegim.



    Aralarinda dolastigim kalabaliklar icinde benim yanlizligimi gören ve kendimi yanliz hissetmemin yanlizliklardanda kötü oldugunu sezen bir tek sen varsin.



    O kadar sade ki duygularim.
    Kirilgan bir köprüden sana dogru yürüyorum.
    Sana ulasamazsam, sesim ve kelimelerim sana degmezse ve sen bana bir daha dokunamazsan, iste o zaman, korkarim sonsuz ve sensiz bir bosluga yapayalniz düsecegim.



    Beni tut, herseye rağmen tut.



    sponsorlu bağlantılar

     Konuyu Beğendin mi?
  2. 2006-11-18 #2
    Bir gün,elbet bende son bulacak,bir hikaye,
    Arasına serpiştirilen küçük öykülerde yaşanan yalnızlıklar.
    Mahrem sayılan düşünceler,dile gelirken,
    Sessizliği kıran anlamlar hayat bulacak yarınlarda.
    Karanlığa dönüşürken,ayrılıklar darboğazında,kelimeler,
    Ben,saflığa adanan,niyetleri ayıklayacağım bir,bir,sayfalardan.
    Bu,sayfalar hayat bulacak,biliyorum,kirletilmiş yüreklerde,
    Tertemiz yazılacak,yeniden,yaşanacak yarınlar.
    Suçumuzu kabul ederken,bir cellat edası olacak,
    Nidalara ayrılmış,karanlık dehlizlerde.
    Özgürlüğün teslimiyeti,kanayan yaralardan ibaret,
    Ruhumun,kırılmış acıları için olacak bu.
    Bir geçmişin,bir de geleceğin,rüyalarına bulaşmış çirkinlikler,
    Sebebiyet verirse aydınlığa,bil ki günahın olacak bu senin.
    Ölmeye hazırken günahlarında,
    Düşüncelerin olacak,inan,celladın.
    Hiç açılmayan kapılardan,gir içeri,
    Kilitleri saklı olan odalarda bul kendini,
    Kilitlenmiş anılarda saklanmış tüm masumiyetinin arkasından,
    Gözyaşlarının güzelliğini esirgeme,kanayan yaralara.

    _________________

  3. 2006-11-21 #3

    Her an aklımdasın. Karşımdaymışsın gibi dokunabiliyorum sana.
    Yaşanabilecek en büyük mutluluksun. Senle başlayan ,seninle devam eden, sensizken son bulan bir hayat yaşadığım. Tüm hayat seninle var oluyor.Sevdalıların mesken tutuğu gece sen, umutlarla yüklü dilekler dilenen yıldızlar sen. Varlığın bana bir armağan, günden güne büyüyen bir hayranlık sana duyduğum.

    Gülümsemen bir güneş, gözlerinde uçsuz bucaksız bir deniz var. Tarifi olmayan, kelimelerin yetersiz kaldığı , yeryüzünde benzetilemessin bir varlığa.Hiç bitmeyen bir serüven.
    Bir sonbaharsın.Sonu olamicak bir bahar. Tenin tenimle ,yüreğim yüreğinle. Kurumuş bir sonbahar yaprağı ağacımızın gövdesinden düşerken rüzgarın ordan, oraya sürükleyip sahip çıktığı bir sevda bizimkisi. Senin gözlerinle görebiliyor, senin ellerinle dokunuyorum, senin rüyalarını paylaşıyor, senin hayallerini kurabiliyorum.Zaman geçmiyor seninle her an bir öncekinden daha da özgür, daha da mutlu, daha da güzel.Anlatılmıyor yaşanıyor.

    Senden öncesi sana ulaşmak için koşulan bir yol, yaşanan herşey sana ulaşabilmek için geçilen bir engel.Geçmişe bakmıyorum aklıma bile gelmiyor seninle başladığım anlar var sadece, bizim için seninle olan ve seninle olucak kocaman bir gelecek var.

    Sensizlikte evim bir mezar, yaşanan lar üstüme örtülen toprak oluyor. Kimse bizi bizden eden zaman, mesafeler kan kusuyorum, nefret yağdırıyorum.. Ben benden korkar oluyorum o zamanlar beni ben bile tanımıyorum.
    Yeşilimden akan bir yağmur ıslatıyor tenimi.Dur durak bilmeyen bir sevda bizimkisi.Adını Sevda ,Aşk ,Sevgi desinler fark etmez.Biz adını içimizde bitmeyen bir masal olarak söyleyelim. En delisinden , en derininden.

    Öğreneceklerim var öğrendiklerimin yanında sana dair. Bildiklerin var bilmediklerin gibi bana dair. Bir de bilinen , öğrenen bir şey var bize dair.

    Bu masal son bulmaz sevdamıza ait….
    <CENTER>
    </CENTER>

  4. 2006-11-21 #4
    Sensiz kalmayı kaldıramıyor yüreğim. Kısa ayrılıklar bile kederimi arttırıyor,hüzün dolu geceler yaşatıyor bana. Seninle birlikte olmanın tadını almışım bir kere,bundan vazgeçemiyorum. Alışkanlık değil bu. Her alışkanlık terk edilebilir bir gün.


    Oysa sen benim yaşam kaynağımsın.İnsan hayatından vazgeçebilir mi?
    Özlüyorum seni, zlemim büyüdükçe büyüyor içimde,durduramıyorum. Kavuşacağımız anı bekleyerek geçiyor zamanım.
    Hiç birşey zevk vermiyor bana sen yokken.
    Sıçrayarak uyanıyorum geceleri,yanıma bakıyorum,yoksun.
    Tekrar gözlerimi kapatıyorum,dönüp duruyorum sabaha kadar.
    Sensizken her güne yorgun uyanıyorum.Tadım yok işte anla.
    Oysa yanımdayken sen,günün tüm yorgunluğunu unutuyorum.
    Sohbetlerimizin keyfi ,dokunmalarının sihri, yaşanan tüm olumsuzlukları silip götürüyor.Huzurla dalıyorum uykuya.
    Seninleyken,sadece bir kaç saatlik uyku bile, ertesi günü ayakata ve sapasağlam geçirmeme yetiyor.
    Sevgilim olduğunu,varolduğunu bilmek yetiyor bana.
    Döneceksin biliyorum da,dayanamıyorum ne yapayım.
    Zamanı seninle,Sadece seninle geçirmek varken,aşkımızı büyütmek,tutkuyla yaşamak varken beklemek çok zor geliyor insana.
    "Şimdi olsa" diyorum, "Çıksam işten,gitsem yanına, yemek yesek birlikte, o gülse,ben baksam,heyecanlı heyecanlıanlatsa yaşadıklarını...
    Sonra güzelliğinden bahsetsem,şımartsam onu,boğazın kıyısında yürüsek birlikte,yamur üzerimize yağsa,üşüsek,sarılsak birbirimize,ısınsak tenimizin ateşiyle..."
    Ama yoksun işte.
    Bu gecede sensiz geçecek ve ben ne birseyler içeceğim, ne yediğim yemekten zevk alacağım.
    Bu gece sevgilim,bir fırsatını bul ve üzerinde şehir ışıklarının dans ettiği denize bak.
    Çünkü ben ne zaman sensiz kalsam,denize bırakıyorum yüreğimi,sana ulaşması için.
    Çünkü seninleyken atıyor yüreğim.
    Haydi sevgilim gel,al yüreğimi öyle gel....
    Ne olur.....

  5. 2006-11-21 #5
    KENDİNE İYİ BAK

    "Kendine iyi bak" bir veda değil,elveda cümlesidir çoğu zaman.O üç kelimeden çok daha fazlasını gizler içinde...

    "Kendine iyi bak" çünkü bundan sonra ben yanında olmayacağım.
    Olamayacağım.
    İstesem de istemesem de.Sevdim bir zamanlar seni,hala seviyorum ve benden sonra da mutlu olmanı istiyorum.Olurda birgün dönersem seni iyi bulmak istiyorum.

    "Kendine iyi bak" çünkü bundan sonra kendinden başkası olmayacak yanında sana bakacak.Ben olmayacağım.Kendine iyi bak ve beni düşünme.Çünkü bende seni düşünmeyeceğim artık.Arama sakın beni,yazma çünkü ben yazmayacağım.

    Sil beni yüreğinden çünkü ben sileceğim.Fakat yaşanılan,paylaşılan güzel şeyler hatırına sana yürekten mutluluklar diliyorum.Ve ben birdaha dönmemek üzere gidiyorum.

    "Kendine iyi bak.Aramızda geçen herşeye rağmen,benden sonra iyi olduğunu bilmneyi tercih ederim.Aslında bilmem çok önemli değil, iyi olduğunu varsayacağım ben.Seni birdaha asla görmemek üzere gidiyorum ben,seni kendinle başbaşa,yapayanlız bırakıyorum ben.Biliyorum kendini bırakacaksın benden sonra, oyüzden iyi bak diyorum.Aslına bakarsan çok da fazla umursamıyorum"

    Kendine iyi bak derler ve giderler.Tutkuyla sevenler bazen birden fazla söylerler bunu.Çünkü onları ayırmak, eti tırnaktan ayırmak gibidir.Kolay kolay yapamaz onlar, süreç çok acı vericidir, yürek parçalayıcıdır.Her seferinde azalan umutlarla geri döner ve yine "Kendine İyi Bak" gözleriyle ayrılırlar.Taa ki umut da sevgi de tükeninceye kadar...
    *Taki son elveda mezar sessizliğine bürününceye kadar*

    Tutkunun ötesinde sevenler, bir kez "Kendine İyi Bak" derler ve giderler.Onlar eti tırnaktan ayırmak yerine ölümü yeğlerler.Onlar bu acıyı bir kezden fazla kaldıramayacaklarını bilirler.
    Kendine iyi bak derler ve giderler.Bu sözlerin içinde ihanet yok.Hiçbir zaman olamaz derler ve giderler.En büyük ihanet değilmidir aslında seni seveni,ihtiyacı olanı yüz üstü bırakıp gitmek.

    Kendine iyi bak, derler ve giderler.Seni suskunluğa mahkum edip giderler.Seni parçalara ayırıp,en büyük parçayı yanlarına alıp giderler.Seni senden alıp giderler.Daha kötüsü suçlayamazsın onları tüm bunlar için.Kendine iyi bak deyip gidenin geçerli bir nedeni vardır elbet.Suçlatmaz kendini.Savaşmadıkları için kızarsın ama suçlayamazsın.Savaşmışlarsa,yenildikleri için kızarsın ama suçlayamazsın.
    *Yenildiğin için kızarsın ama suçlayamazsın*

    Ayrılığın kaçınılmazlığına inandırır seni,kendine iyi bak derler ve giderler.Elinden umutlarını,düşlerini,sevgilerini alıp giderler.Bir tek anıları bırakırlar geride, bir de hatırladıkça gözyaşlarına boğulasın diye unutulmayan nağmeler.Arkalarına bakmadan çekip giderler eğer yanlız kalmışsan, çünkü insafsızlıklarını görmek istemezler.Herşey o saniye orada bitsin, kapansın bu sayfa isterler.
    "Bitti" diyemedikleri için, kendine iyi bak derler.
    "Kırıldım ve affedemiyorum" diyemedikleri için,kendine iyi bak derler.
    "Seni istemiyorum artık, hayatımdan çıkaracağım ama bilki hiç unutöayacağım" diyemedikleri için kendine iyi bak derler.
    "Biliyorum çok kanayacaksın ama daha iyisini yapamıyorum" diyemedikleri için kendine iyi bak derler.

    Vicdanlarını rahatlatmak için kendine iyi bak derler, çünkü o kan uzun süre akcaktır ve o yara asla kapanmayacaktır, bilirler.
    Kendine iyi bak bir noktadır çoğu zaman.Kendine iyi bak deme bana.Sadece kötülükler noktalansın isterim ben.Oysa sen iyisin...
    *Sen gözümdeki ışık, dudağımdaki tebessüm,sen içimdeki sevinçsin.Sen hayatıma renk katan, sen yüreğimdeki çarpıntı, sen hayatımdaki neşesin.Sen yolumu aydınlatan, sen dert ortağım, sen gönül yoldaşım, sen bir tanesin.
    Kendine iyi bak deme bana.Nokta koyma.Keşke böyle yaşanmasaydı bazı şeyler, keşke affedebilsen beni, keşke bende affedebilsem...Keşke döndürebilsek zamanı geriye.Keşke bugünkü aklımızla yaşasak herşeyi baştan.

    Nafile...Ama yine de gitmesen olmazmı? Bitmesek olmazmı? Sen eksikken, ben nasıl tam olurum? Senden kalan boşlıuğu kimlerle doldururum? Savaşsak aramıza giren şeytanla olmazmı? Hani büyük aşklar her türlü engeli aşardı, hani gerçek dostluklar her sınavı geçerdi, hani sevgi eninde sonunda kazanırdı? Hani hayatta hiç kirlenmeyecek değerler vardı? Hani en büyük zaferler en kanlı savaşların ardından kazanılırdı? Bunların hepsi yalan mı?...Sahiden...., gitmesen olmaz mı? Bitmesek olmaz mı? Peki o zaman...Senin istediğin gibi olsun...Öyleyse....Sen de "Kendine İyi Bak."
    <CENTER></CENTER>

  6. 2006-11-21 #6
    NE OLURSA OLSUN GÜZEL VE ÖZEL İNSANA;

    Neydi Sendeki Sır Neydi Anlam Hala Anlamış Değilim…
    Güzeldin,Özeldin Ama Bir Türlü Benim Olamadın…
    Hep Birileri Hep Başkaları Vardı Sende…
    Anlamadın Beni Anlayamadın…
    Kızdım Olmadı Güldüm Olmadı Ağladım Olmadı Öldüm Olmadı…
    Hep Bir Sır Vardı Hep Bir Yalan
    Güvenemedim Bir Türlü
    Anlamadın Ki Sebebini
    Hiç Düşünmedin Kavgalarımız Tek Sebebinin Senin Eskilerinin Olduğunu
    Hep Kıskanç Hep Sert Hep Hırçın Olarak Kabul Ettin Beni
    Ama Hiç Düşündün Mü Hiçbir Kavgamızın Neden Sebebi Ben Yada Benim Çevremden Birinin Yüzünden Olmadığını
    Hep Sen Ve Arkadaşların Yada Sevgililerin
    Neyse Dedik Son Cümleleri Bittik İşte
    Ne Hayaller Ne Umutlar Vardı…
    Sen Benim Korkusuzca Bağıra Bağıra Seni Seviyorum Dediğim Tek İnsan Oldun!
    Nerde Tanıştığımızın Nerde Sevdiğimizi Birbirimizin Hiç Önemsemedim
    Ben Seni olduğun Gibi Sevdim
    Ne Dış Görünüşün Ne Konuşman Ne De Başka Bişeyi Hiç Önemsemedim
    Çünkü Ben Senin Kalbini Sevmiştim
    Ama Ne Yazıkki Kalbin O Kadar Büyükmüş ki Bir Tek Bana Veremedin Onu
    Yapma Dedim Yaptın Ama Ben Senin Yapma Dediğin Hiç Bişeyi Yapmadım
    Hep Senindim Senden Başka Kimseyle Olmadım
    Bu Çok Mu Zordu Da Sen Başaramadın Bunu
    Hep Neden Hayatında Başkaları Daha Önemli Oldu
    Bu Kadar Çok Seviyorsan Beni Neden Bir Bana Veremedin Kalbini
    Yazık Oldu Bize Biz Çok Güzeldik
    Neyse Düşünme Beni Kirletme Eski Güzel Günleri
    İçme Sigara Fazla Zarar Verme Kendine
    İstemem Artık Senden Tek Bir Söz
    Son Yaptığın Bardağı Taşırdı Çünkü
    Yok Ya Sen Nasıl Böyle Değiştin Anlamıyorum
    Nasıl Sana Sadece Senin Bildiğin Ve Kimseye Söylememen Gereken Şeyleri Başkasına Söyleyebildin
    İşte O An Varya Öldüm Ben
    O Zaman Sen Neyse Ya Boş ver…
    Gerek Yok
    Biz Bittik Bu Yasılanların Anlamı Yok Artık
    Seninde Dediğin Gibi Yolun Açık Olsun…
    İyi Bak Kendine Mutlu Ol
    Unut Beni Geçmişi Hayallerimizi
    Çünkü Onlar Benimdi Sadece
    Ve Onları Sadece Hak Eden Bendim
    Bide Ne Acıttı Kalbimi Biliyor musun İki Gün Sonra Başkalarına Aşkım Diyebilmen
    Yani Sende Yazmıssın Bir Göz Kırpışıma Herkes Aldanıyor Diye
    İşte Hep Sorun Buydu Sen Hep Başkalarına Göz Kırptın
    O Gözler Bir Beni Görmedi…
    Seninde Yolun Açık Olsun…
    ELVEDA…

  7. 2006-11-23 #7
    Ne Olur Gel

    Sana karşı bütün hislerim çok güçlü... neden bu denli guven duyuyorum sana bilinmez..ama mutluyum ..inanmak ve teslim olmak..sevgimi sende hissetmek..tam bir güven olduğu için ayrılıklar bile sanki mutlak ihtiyaçmış gibi his veriyor insana..zira, sevgilinin en küçük parçası, en küçük nefreti dahi seven için büyük ihtiyaçtır..

    Sevginin yakın ve uzak her halinde, kendini teslim etme ya da teslim olma arzusu yatar..bu aşikardır..kadın ve erkek ilişkilerinde, bu teslimiyet yanlış manada, mal, servet sahibi olmak gibi algılansa da; duygularını biraz dinleyen bir insanın; gördüğü herşeyin -kadında dahil- bunların varlık olarak güçlü kalmasından öte, iç dünyasının zenginliğine katkı yapması içindir..

    Bu şuna benzerki; cebinde bir altını vardır ama çarşıdan satın aldığı çok az ama verilen hediyeler daha çoktur..zira, verilen hediye 1 altının karşılığı olmasa da, 1 altının satın alabileceği birşey değildir ..

    Şimdi, seni düşünmeden yapamıyorum ..seni görmeyi, konuşmayı, koklamayı çok istiyorum..ama biliniyor ki, sohbahar da aşk; bahar mevsimine benzese de onun yeşilliği yoktur..geriye dönük pişmanlıklar, ilerisi için ümit yerine öfke yeşertir..oysaki sana ümit var olmak düşüyor..seni kızdıran öfkelendiren de bu zaten..ne gelecekte ne geçmişte aradığını bulamamak..

    Ben sana aşık oldum kısacası..ama bu aşk nasıldır..bilmiyorum..unutmak çok zor, zaten unutmak istesen aksine daha çok kendisini ele verir..kopmak çok zor..unutmak daha acı..hatta kopmayı kabul etmek bile başlı başına acı..

    Seni çok özledim..sesin içimde yankı yapıyor.dudaklarındaki tebessümü kıskanıyorum..içimdeki ıslak isteksin sen..kuru dudaklarımin tek şarkısısın..

    Ah geleceğini bilsem, hiç gozumu kırpmadan seni beklerdim son nefesime dek....ne olur gel..

  8. 2006-11-24 #8
    Kim bilir kaçıncı yazışım bu sana..
    Kim bilir kaçıncı seslenişim bu sensizliğe...
    Bağıryorum çağırıyorum sesim gene dönüp dolaşıp bana geliyor...
    Bomboş duvarlar dinliyor sesimi..
    Onların dili olsa da sana anlatsalar...Neler çektiğimi onlara neler anlattığımı....
    Şimdi olsan buz gibi duvarlar olmazdı arkadaşım benim...
    Nerdesin gece gözlüm!!...

    Seni anlatıyorum odamdaki duvarlara...
    Bir ses bir seda bekliyorum ama gelmiyor..
    Yada omzunda sıcak bir el hissetmek istiyorum ama olmuyor
    Üşüyorum korkuyorum karanlıktan...
    Ben alışkın değilm ki soğuğa karanlığa,
    Ve en önemlisi ben sensizliğe alışkın değilim ki...
    Daha önce sensiz kalmamıştım ki ben....
    Söz vermiştin beni sensiz bırakmıyacaktın şimdi nerdesin
    Gece gözlüm!!...

    Evet senden öncesi de vardı...
    O zaman nasıl yaşadıysam şimdi de yaşamalıyım öyle değil mi?
    Ama senden öncesi ve sonrası çok farklı...
    Senden önce sen yoktun ki daha nerden bilebilirdim seni bu kadar sevip
    Gözyaşı akatacağımı ve seni unutamayacağımı...
    Öyle sevdirmişsin kendini usulca taa kanıma işlemişsin benim bile haberim yokken...
    Sen "Kalbim" olmuşsun...
    Ama şimdi de yoksun...Söyle sen kalbim olmuşken şimdi sensiz yaşayabileceğimi nasıl düşünürsün...
    Nerdesin gece gözlüm!...

    Dediğim gibi kaçıncı çağrışım bu seni bilmiyorum...
    Bu sefer seslenmiyorum bağırmıyorum...
    Çünkü beni hiç duymadın duymayacaksın...
    Kendimi dinlemekten bıktım artık...
    Ama sana usulca ve belkide son kez "Dön" desem döner misin?
    Gece gözlüm!!...


  9. 2006-11-28 #9
    SEN VARSIN

    Yattığım her gecede,
    Yaktığım her sigarada,
    Aldığım her nefeste sen varsın!
    Dinlediğim her şarkıda,
    Duyduğum her sözde sen varsın!
    Gizlediğim her damla gözyaşımda,
    Kalbimde hissettiğim her sancıda sen varsın!
    Ömrümce unutamayacağım seni,
    Silemeyeceğim yüreğimden ismini...
    Heves olsan geçer,arzu olsan biterdin içimde
    Ama hala uyandığım her sabahta,
    Bakıp gördüğüm her noktada sen varsın!
    Galiba hayat boyu hep içimde kalacaksın...
    Hiç bilmesen,duymasan,hissetmesende
    Bil ki içimde bir yerlerde gözlerin hep duracak,
    Sözlerin kulaklarımda,
    Anıların ve sevginde kalbimde çınlayacak...


    SEN İÇİMDE BİTMEYECEKSİN


    Bu gece bambaşka bir gece

    Bu gece yokluğunu sindirmeye çalışıyorum...
    Yüreğim kabullenemiyor bir türlü dönmeyeceğini!
    Bu gece içim bir tuhaf,
    Yalnız kaldıkça hissediyorum seni delice sevdiğimi...
    Artık yoruldum sevgilim!
    Herkesten gizlemeye çalışmak,
    Çok zoruma gidiyor artık...
    Oysa ben adını bağırmak istiyorum sokaklarda,
    Herkese anlatmak istiyorum;
    Seni ne çok sevdiğimi...
    Gökyüzüne yazmak istiyorum ikimizin ismini!
    Herkes duysun,görsün istiyorum...
    Kıskansınlar ikimizin sevgisini...
    Tüm Dünya bize özensin istiyorum!
    Oysa bunca delice arzuya rağmen,
    Senden bile saklamak zorundayım sevgimi,
    Sensiz yaşanacak bir tek güne bile
    tahammülüm kalmamasına rağmen
    Koskoca bir ömür nasıl geçecek sensiz?
    Sen içimde hiç bitmeyeceksen,
    Ben bitsem unutabilirmiyim?
    Eğer unutabileceksem hemen ölmeye razıyım..



    İSTEMESEMDE

    Penceremin ömünde duruyorum
    Dışarıya bakarken,
    Yüzüme sensizliğin rüzgarı esiyor
    Bir tokat gibi yüzüme vuruyor
    Saçlarımın arasından geçip gidiyor
    Senin hayatımdan aniden gelip geçtiğin gibi
    Papatyalar var karşımda sarı sarı
    Tıpkı sana benziyorlar
    Sarı saçlarını hatırlatır bana
    Yeşil yaprakları da gözlerini
    Gülüşün geliyor aklıma
    Tatlı tatlı bakışın, ve sen;
    Sen yokettin beni
    Sensizliğin içinde bırakıp gittin
    Sensizlik çok zor, alışamıyorum
    Bu duyguya alışmaya çalışırken
    Karşıma çıkıyor, tekrar bitiyorum
    Bitsin artık bu işkence
    Unutmak kolay olsaydı bu dünyada
    Seni çoktan unutur, hayatımdan silerdim.
    Ama olmuyor birtanem,
    Ben seni unutamıyor ve özleminle yaşıyorum
    Ve sensiz geçececek günlere istemesem de kucak açıyorum

  10. 2006-11-28 #10
    Canım, sana "Canım" diyorum, bir daha hiç demeyeceğim içindir belki... Ayrılmamız neyi değiştirecek, ayrılık yüreğimden silip atabilir mi seni derdin. Kimbilir...



    Bu sana son yazışım. Sözcüklere yüklemeye çalıştığım duygularım, beyaz kağıtların keskin kenarlarıyla nasıl da parçalanıyor böyle... İlk kez yazmak böyle zor, anlatmak bu kadar olanaksız... İçimde çağıldayan herşeyin, sana doğru aktığını duyupta bunu anlatamamak; ne acı... Oysa, seni her düşündüğümde, sesim, zamanın ve mekanın olmadığı görünmeyen ince ipeksi bir yolda ilerleyip kulaklarına akmadı mı?..



    Her düşündüğümde seni, yapmam gereken sadece izlemekti. Ruhumun sana akışı, o hızlı ama bir o kadar yavaş, delice ama bir o kadar sakin, coşkuyla ama nasıl huzurlu bir çağlamaydı onların hepsi... Hemen duyardın; büyük kalabalıklarda, iki kişilik yalnızlıklarda, yada gözlerin maviliklere kilitlenmiş... Duyardın... Hala duyuyorsun... Şimdi, şu an, seninle konuşurken, ruhunda geziniyorum yine... Baktığın yerden uzaklaşan bakışlarını, o kimselere hissettirmediğin bir anlık dalgınlığı, sadece anın yakaladığı o ince sızıyı... Kapa gözlerini... Sen hep duyacak mısın beni, ben hep anlatacak mıyım; bilmiyorum... Ama, madem ayrılanlar hala sevgili, ayrılanlar hala sevdalı, bu ayrılıkta bitmeli...



    Ayrılık... Ne çok korkardık bu sözcüğe yüklenen anlamdan... Oysa şimdi anlıyorum ki, ayrılığın kendisi değil, ayrılmakmış asıl zor olan... Ayrılmayı başarana kadar yaşanılanlar, o kanatan acıtan korkulu bekleyişler... O kopuşu yaşamak, artık başka biri değil, sen olan o varlığı olduğu yerden çıkarmaya çalışmak, ağlamak git artık içimden diyebilmek, ama daha derken pişman olup hayır kal ne olur diye yalvarmak... Ne kadar zordu... Öyle içimdeydin ki, seni ordan çıkarmak kendimi paramparça etmek demekti... Ayrılık... O kanlı zafer... Şimdi paylaştığımız işte bu... İçimizde o boşluğun büyük acısı yüzümüzde birbirimizin kanı var hala...



    Canımmmm, diyorum son kez sana... Bir daha demiyeceğimdendir bu, ve bir daha yazmayacağımdan.

  11. 2006-11-28 #11
    Hep Sana


    Sensizlikte başladım yeni bir güne... Bu nasıl bir şey biliyor musun? Bilemezsin...
    Bilseydin,aynı acıyı sende yaşatsaydın yaşatır mıydın bana bunu...iki gün oldu senle aynı şehirde değiliz.ne kadar tuhaf değil mi? Aynı şehirde olup da seni görmediğim halde sanki uzansam dokunacaktım sana ama burdan asla...
    Gözlerim bir noktaya dalmış öyle; duraksadım bir an...karşımda hayalini hatırlıyor da ne düşündüğümü hiç hatırlamıyorum.
    Geceyi seviyorum ya! ayrı bir güzelliği var karanlık çöktüğünde sanki bütün rezillikleri kapatıyor.
    Offff! Gene yoksun yanımda... seni çok seviyorum ama yazık bunu sen bile bilmiyorsun. Ah sevdiğim yanımda olup da bana sarılmanı nasıl isterdim. Ama olmadı olacak mı dersen, aslaaaaaa......
    Üzülme ama sakın ağlama seni sonsuz bir aşkla seviyorum.
    Üzülme seni hayalinle yaşatmaya devam ediyorum,
    Ne kadar sürer bende bilmiyorum!!!

    Balkondayım şimdi,ya sen nerdesin? Bildiğim bir yerde mi?
    Belki de sen de gittin benden sonra başka bir şehre kim bilir?

    Burayı seviyorum. Denizin dalgasını dinliyor ve kötü değil hep iyi yönünle seni düşünüyorum. Hatalarını hatırlamıyorum,ihanetini unutuyorum.

    Evde de kimse yok(!) resmini aldım karşıma, biraz denizi dinliyor, biraz seni seyrediyorum. Neler neler yaşıyorum. Kendimi dinliyorum da çok kızıyorum kendime.... Sonra elime kalemi alıp yazıyorum...

    ben senden uzaktayım sevgili,
    çok özledim sıcak tenini,
    bir gün dönecek misin geri,
    yoksa ben mi gelip alayım seni,
    sevgili;
    sen benim yüreğimsin,
    ama sen hiç düşünmez bırakıp gidersin,
    seni asla affetmeyeceğim bilirsin....
    of ne zordu bu aşk(!)
    seni sevmediğimi zannedip gidiyorsun,
    aşk değil bu bir sürgün,kaçak
    sakın arkaya dönme,
    sakın sakın,
    çünkü o an anlayacaksın
    sana olan sevgimi,
    seni seviyorum....

  12. 2006-11-28 #12
    Bana Hayatı Öğreten Adam


    Gene aynı yerden yazıyorum sana... Sen aynı yerde misin bilinmez. Sevgilim gidişinin arkasından aylar geçti, yıla döndü. Belki geleceksin diye bekledim. Gelecek misin?
    Giden unutulurmuş bebeğim.. Ben unutamadım, gidişinden sonra çok ağladım, sensizliğe dayanamadım, sensizlikte yandım. Sonra elime kalemimi alıp hep sana yazdım. Kitaplığımda çok şiirlerim var, çok sevdaları anlatan yazılar, hepsi sana...
    Aslında sen unutulursun, gidenlerin hepsi unutulur ama ya yaşananlar... Unutmaya çalışırken hatırlana o anlar.. Sana bunları hatırlatıyorum ben unutmasam da belki sen unutmuşsundur diye... Ağlamıyorum da artık çünkü sen öğrettin bana gülmeyi, sen öğrettin bana hayatla alay etmeyi... Bana o kadar şey öğrettin ki, beni baştan yaratan sen oldun. Şimdi nasıl unutayım, kendime baktıkça hatırlıyorum seni...
    Şimdi seni çok özlüyorum çok...ama biliyorum sende unutmadın beni gittiğin yerlerde...gözünde arkada olmasın sevdiğim beni bıraktığın yerde yaşıyorum seni... Sensizlikte zor çekilmiyor ama bunu bile öğrettin bana... Daha neler neler öğrettin... Tek başıma yaşayabileceğim bir aşk bıraktın bana...
    Sen bana güzelliği, doğruluğu bıraktın ve bir gün beni arasan aynı yolda bulacaksın.
    Senden sonra ayakta durmakta zorluk çektim, farkındasın biliyorum ara sıra yıkıldım. Şimdi ayakta durabiliyorum ama arada seni yanımda istiyorum. Bir arıyor sesini duyuyorum, yüzünü görmesem de rahatlıyorum. Sana bir defa sıkıca sarılmak istediğimi söylüyorum. Dayanamayacağını söylüyorsun. Şimdi sensiz yollardayım,gelmeyeceğini bilsem de beni bulunmayan bir dürüstlükle sevdiğini ve hep seveceğini biliyorum....

  13. 2006-11-29 #13
    Biliyorum

    ....Biliyorum konuşacak birşeyimiz kalmadı, paylaşacak hiç bir şeyimiz yok. Yine de yüreğimden gücümün yettiği yere kadar sana sesleniyorum, seninle konuşuyorum... Bugün sana olan kırgınlığımı rafa kaldırdım, sevgimi aldım avuçlarımın arasına, ona sığınıyorum... Cümlelerimi kısalttım, kelimelerim buruk, gülüşlerim istenmeyen dudaklarımda...

    Bir ihtimal gelişine sığındığımı farkettiysem de, engel olamadım gurursuz ama umutlu hasretine... Bugün gönlümü hoş tutmak istiyorum, imkansız olan her rüyaya inanasım geliyor... Bir çocuk gibi isteklerimi bastıramıyorum... Çalmayan telefonuma elim gidiyor, sana halen bende olduğunu ısrarla yazmaya çalışıyorum... Bende olan seni, hiç kırmadım, değiştirmedim ve hep korudum desem de, sendeki benin nasıl olduğunu, gülüp gülmediğini anlamsız bir sıkıntıyla merak ediyorum...

    Içimdeki güzelliğine inanıp inanmamanı artık umursamıyorum! Üşüyorum, bu üşüme yalnızlığımdan geliyor ve sarıyor her tarafımı... Tutunabileceğim hiçbir güzellik yok, hatırlamaktan usanmayacağım anılarım dışında... Isınabilmek için onlara sarılıyorum... Anlamsız ve cevapsız sorular hınzırca sırıtıyor, ben görmemeye çalışıyorum... Düşler uzak gibi görünüyordu ama yakındı...

    Belki de görmeyi istemek gerekiyordu... Gözlerini aç desem kapatacaksın ama kapatma gözlerini! Kendime bir demet papatya aldım ama bakmadım falıma... Gözlerimi gelişlere verdim, gözlerimdeki hüzün bile seni özlemiş itiraf etti sonunda... Düşüncelerim gururlu, hayallerim ve sevdam değil...
    Gelseydin, kendimi unutup sana koşacaktım, susturacaktım içimdeki isyanı, kavgaların ortasında bir güneş gibi doğup ısıtacaktım yüreğini, sevinçten ağlayacaktım bu defa, mutluyken hemen sarhoş olmuşum gibi, dokunacaktım, sarılacaktım. Ama gelmedin, gelemezdin belki de gelmeye de hiç niyetin yoktu aslında... Kendimi kandırdığımı anladığımda ağlıyordum...

    Eskiden kimi şarkıların ne kadar anlamlı olduğunu düşünürken, şimdi ayrılığın ardından çalınan her şarkı umutsuzluğumu ve sevgimi anlatıyormuş gibi geliyor... Sevdiğim ne çok şarkı varmış, bunu senin gidişin gösterdi bana...
    Her şarkıda sen varsın, her yerde, her gördüğüm insanda, denizde,gecede, uykumda... Nasıl beceriyorsun her yerde olabilmeyi...
    Bu bir marifetse eğer, neden benim yanımda degilsin ki?
    Gözyaşlarım asilliğini yitiriyor ve yenik düşüyorum sevdana...

    Gittin! Belki de hiç gelmemiştin ben, geldiğini sandım... Ayak uyduramadım yorgunluğuna... Dudaklarına düşlerindeki öpüşü konduramadım...

    Kimi zaman bir çocuk oldum gülüşlerinde şımaran, kimi zaman bir kadın; dokunuşlarında kendini bulan... Ama! En çok da imkânsızın oldum...

    Her gelişimde bir kez daha gönderdiğin oldum... Inanamadığın, Yenemediğin, üzerinden atlayamadığın korkuların oldum... Ağladığın, bağırdığın ya da sustuğun isyanın oldum, sessizce boşalan gözyaşların, birikmişliğin oldum... Yüreğindeki kadın ben olmak isterken yüreğine sığınan ve tozlanacak olan bir anı oldum... Haketmediklerin, artık yeter dediklerin ve herşeyin olmak isterken belki de hiçbir şeyin oldum... Söylesene ben gerçekten senin neyin oldum? Sesin hep uzakları çağırıyordu, ben üstüme alındım, sana geldim... Bilseydim, bana ait olmayan bir seslenişi sahiplenir miydim?

    Şimdi bir mevsimlik aşk kaldı avuçlarımda sadece bir mevsim yaşanan ama bir ömür gibi gelen aşk... Kalbime henüz söyleyemedim gittiğini, öğrenirse onun da acı çekmesinden korkuyorum... Seni halen benimle biliyor ve seviyor ama ben kalbime ilk defa yalan söylüyorum... Gittin! Sevdamın yokluğuna alışabilirim belki ama sesinin uzak yolların sonunda olması acıtıyor içimi... Suskunluğun en büyük silahındı, suskunluğunla vurdun beni asıl acı olan, canımı acıtan unutulmak...

    Söylesene unutulmak kime yakışıyor?
    Unutan sen olsan da sana bile yakışmıyor ...

    Merak etme, üstüne giydirmedim bu duyguyu, unutulmayan olmak sende daha güzel duruyor... Görüyorsun işte, aşk'a ve sana ihanet etmiyorum benim kırgınlığım aşk'a... Sen üstüne alındın...



  14. 2006-11-29 #14
    SENINLE ÖLMEYE BILE HAZIRDIM...



    Bu gece konugumsun.

    Karanlik, yirtici düsler ve küçük ölümlerle dolu bir ormandan geldin bana...

    Perdenin araligindan sizan mahcup ay isigi yorgun bedenini oksuyor...

    Yanimda uyuyorsun. Kollarindaki, bacaklarindaki izleri, yaralari seyrediyorum.

    Alimli, uçumlu bedenine, diriligine, büyülü gençligine tutkuyla bagli oldugun adamdan geliyorsun bana...

    Dilsiz sevismelerinden...

    Onu basindan beri hiç saklamadin benden.

    Zaten ben yüzündeki solgunluktan, düs kirikligindan, gözlerinin sik sik bosluga düsmesinden anlamistim hemen.

    Zaten yalanlarla yasayamazsin sen...

    Ama gerçegi anlayinca içimdeki resim darmadagin olmustu bir anda. Resimdeki kirmizi ev yikilmis, çiçekler ezilmis, resimdeki bahçenin kapisi kirilmisti...

    Neden, demistim sana, son bir umutla ve belki bir mucize olur, bana hiç beklemedigim bir gerekçe söylersin diye, tipki ölüm mahkumlarinin son anda bir kurtulus haberi beklemeleri gibi...

    Gözlerime baktin. Evladini terk etmeye hazirlanan bir anne gibi baktin bana. Bir yalan aradin, buldun belki, ama söyleyemedin.

    Yalanlarla yasayamazsin sen...

    Içimdeki resim tutusmaya baslamisti. Resimdeki küçük çelimsiz, siyah önlüklü çocuk agliyordu umutsuzca...

    Içimdeki resim yaniyordu. Çocukluk sevinçleri, düsler inançlar yaniyordu. Resimdeki siyah önlüklü çocuk nereye kaçacagini bilmiyordu...

    Yakana sarildim ve neden? diye bagirdim seni sarsarak: Neden sevistin onunla?..

    Seni sarsmam, yakana sarilmam, sana bagirmam senden güçlü oldugum için degildi. Tam aksine uçuruma düsüyordum, elimi tutup, birakmaman içindi...

    Gözlerin yine bilinmeyen bir bosluga takilmisti. Bir süre sustun. Sonra konustun. Sesin hayat kadar yabanciydi, hayat kadar acimasiz, hayat kadar gerçekti...

    Içimde taniyamadigim bir baska kadin daha var, dedin. Ve o kadin onun çekiciligine karsi koyamiyor... Öylesine büyülü bir yakisikligi, öylesine küstah bir kendini begenmisligi var ki kendime engel olamiyorum...

    Bu gece konugumsun...

    Karanlik, yirtici düsler, küçük ölümlerle dolu bir ormandan geldin yanima...

    Perdenin araligindan sizan mahcup ay isigi yorgun bedenini oksuyor...

    Kollarindaki, bacaklarindaki yaralari, izleri seyrediyorum...

    Yanimda, öylesine masum uyuyorsun ki... Bu masumiyetinin arkasinda nelerin sakli oldugunu, içinde, sana da yabanci olan o kadini bilmeyi öyle çok isterdim ki...

    Sahi, kimdi o kadin? Güçlü, yakisikli, kiskanç, sahiplenen, hatta küstah, seni inciten, üzen ve kendini begenmis erkeklere bu denli çeken neydi onu... O kadini bu parçalanmisliga sürükleyen kirli ve hastalikli merak neydi?..

    Içindeki o bin yillik ezilmislik bu ezilmisligin hastalikli hazzi miydi karsi koyamadigi...

    Kisiligini parçalayan, iradeni felce ugratan, gururunu tamamen teslim alan bu ruhsuz sevismelere onu hangi derin eksiklik çagiriyordu...

    Sahi, kimdi o içindeki senin bile taniyamadigin kadin?...

    Bana çekiciligine karsi koyamadigin bir baskasiyla sevistigini söyledigin günden sonra haftalarca görüsmemistik.

    Askinla çok derinlere gömdügümü sandigim güvensizliklerim, komplekslerim, korkularim gömüldükleri yerden hiç olmadiklari kadar güçlenmis ve acimasiz inatlariyla ortaya çikmislardi yeniden...

    Hakli olmanin, bir suçlu bulup yargilamanin rahatligini hiç tatmamistim ki...

    Ortada bir yikim, bir ihanet, bir suç varsa kimsede degil, hep kendimde arardim ben...

    Günlerce seni degil, kendimi yargilayip durmustum.

    Bedenimi asagilamistim acimasizca.

    Neden ben de içindeki kadini büyüleyen o adam gibi yakisikli, güçlü, gösterisli bir bedene sahip degildim?...

    Neden baglandigin o genç adam gibi seni sinirlayip sahiplenmiyor, üzüp incitmiyor, içindeki o bin yillik ezilmisligi tahrik etmiyordum?...

    Neden benim de dudaklarimin kenarinda kendini begenmis ve küstâh bir gülümseyis yoktu onun gibi...

    O görmüstü de, neden ben seninle onca yil beraber oldugum halde içindeki sana yabanci oldugunu söyledigin kadini görmemistim...

    Saçma, rezil, karanlik düsüncelerdi, ama ne yazik ki gerçekti...

    Ama en çok neyini kiskandim biliyor musun? Onun önünde elbiselerini çikartip soyunmani, sevisirken adeta sayiklar gibi söyledigin ve bana dünyanin en masum sözleri gibi gelen o ayip sözcükleri ona da söylüyor olmani ve bir de onun yaninda uykuya dalisini kiskandim...

    Ama asil aci olan bir gün ansizin seni kiskanmaktan vazgeçisimdi...

    Bir gün ansizin öyle büyük bir yokluga düsmüstüm ki, bu yoklukta her seye olan inancimi yitirmistim...

    Insan ancak birine inaniyorsa onu kiskanirdi...

    Sen yokken her sabah dünyaya gözlerimi açip, etrafima baktigimda, burasi neresi, diyordum, kimim ben, kim bu insanlar, simdi ben bu koca gün ne yapacagim? diye düsünüyordum. Sanki bu hayatla ilgili bildigim her seyi unutmustum...

    Ta ki sen bir gece vakti gözyaslariyla kapimi çalincaya kadar...

    Öylesine baglilikla, öylesine susamislikla sariliyordun ki bana, sanki birden rollerimiz degismisti, simdi sen uçurumun kenarindaydin, seni tutmasi, korumasi gereken annen bendim senin...

    Sana, senin bana sarildigin gibi sarilmasam senin resmin dagilacakti...

    Içindeki kadin sana büyük bir tuzak hazirlamisti. Bedenin, ezilmisligin, karanlik önyargilarla kosullanmis güdülerin doyuyordu, ama ruhun öylesine susuz kalmis, kisiligin öylesine parçalanmisti ki...

    Çünkü yakisikli bedenine vuruldugun, dudaginin kenarindaki o küstah ve kendini begenmis gülüsüne hayran oldugun genç adamla ruhunla, duygularinla ilgili konusacak, paylasacak hiçbir seyin yoktu...

    Bedeninin onu özlüyordu, ruhun beni...

    Içindeki, o yabancin olan kadin, arzuladiginda genç adama, onun iri, gösterisli bedenine, ipeksi, gergin kaslarina, bitip tükenmek bilmeyen cinsel enerjisine, seni küçümseyen, acitan o küstah yakisikliligina gidiyor, susuz kalan ruhun içinse bana geliyordun...

    Peki, beni seninle birlikte olmaya iten neydi? Neden birakip gidemiyordum seni?..

    Askta yasak olana, imkansizliga, mutsuzluga duydugum merak mi çekiyordu simdi seni bana...

    Yoksa ne ondan, ne de benden vazgeçemedigin için yasadigin aciya, parçalanmisliga duydugum merhamet için mi birakamiyordum seni...

    Artik benimle o bir zamanlar tutkuyla baglandigim bedenini paylasamiyordun.

    Artik sevismiyorduk seninle. En azindan dürüsttük bu kadar kendimize ve bir baskasina...

    Ama çiplak bedeninden çok daha mahrem ve sahici olan düslerini, duygularini, acilarini paylasiyordun benimle...

    Çok küçükken, dayinin sana yaptigi cinsel tacizi mesela. Bugüne dek kimselere anlatamamistin bunu...

    Aramizda cinsellik olmayinca artik ben de seninle her seyimi korusuzca konusabiliyordum... Düslerimi, annemi nasil derin bir sevgiyle sevdigimi, rüyalarimda onunla nasil sevistigimi, o büyük utancimi, karanlik iç dünyami, doyumsuzluklarimi hasta, yarali ruhumu...

    Aramizda cinsellik olmayinca artik üzerinde iktidar kurmayi asla düsünmüyor, seni denetlemiyor, seninle gizliden gizliye rekabet etmiyordum...

    Olmadigimiz gibi görünmeye çalismiyor, güvensizlikten kaynaklanan sahte üstünlük duygularimizi tatmin etmek için birbirimize kapris yapmiyorduk.

    Siradanligin o büyülü içtenligini yakalamistik...

    Kendimizle, hayatla, her seyle alay ediyorduk...

    Karanlik ormanindan bana geldigin bir geceydi, hiç unutmuyorum. Yatak odasina girecektim ki, içerden, çocuksu ve adeta mahcup bir sesle: Soyunuyorum, içeri gelme, demistin...

    Önce, böyle deyisine çok sasirmistim. Sen benim yillardir birlikte oldugum bir insandin. Ilk anda mahcubiyetine bir anlam verememistim. Içeri salona geçtim. Sonra bir sigara yakip düsündüm... Düsündüm... Bu mahcubiyetin, soyunuyorum, içeri gelme deyisin, bana çok anlamli geldi birden... Içim sevinçle, umutla doldu... Ve o an seninle her seye yeniden baslamaya karar verdim...

    Buna hazirdim...

    Seninle ölmeye bile hazirdim...

    Soyunuyorum, içeri gelme, deyisin, bir kez daha asik etmisti beni sana... Ilk kez gibi... Ve bütün ilkler gibi sonsuz bir arzuyla...

  15. 2006-12-01 #15
    SEN VARSIN !

    Birşeyler var beni sana bağlayan ,

    senden kaçtıkça sana koşuyorum .Sanki bir labirentin içindeyim , dönüyorum , dönüyorum ... bütün koridorlar sana çıkıyor.Açtığım bütün kapıların ardında SEN VARSIN ...

    Geceleri sana uyuyorum , aslında çoğu zaman uyuyamamışlığımda , uykusuzluğumun bam telinde SEN VARSIN ...

    Sabah beni uyandıran güneşin ilk ışıklarında SEN VARSIN...

    Konuşmak değil susmak istiyorum ... Sustukça dökülen hecelerimde SEN VARSIN ...

    Bazen boğuluyorum , nefesim kesiliyor , kanım donuyor , gözlerim kararıyor... Pencere aralığından , ılık bahar yeli gibi sızan , içime dolup kanımı ısıtan o bir nefeslik havada SEN VARSIN ...

    Kaçamıyorum senden , kaçtıkça sana yakalanıyorum ..

    Kopamıyorum senden , kopmaya çalıştıkça . sana daha çok bağlanıyorum...Uzaklaştıkça sana yakalanıyorum...Yaşam yolumun her kilometre taşında SEN VARSIN ...

    Ne zaman kalemi alsam elime , yazdığım her dizede SEN VARSIN ...Şiirlerimin kafiyesinde , ezgilerimin melodisinde , öykülerimin her kelimesinde SEN VARSIN...

    Sen üzerinde yaşadığım , bana can veren topraksın ,

    sen soluduğum havasın , sen içimi ısıtan , günümü aydınlatansın ...Ateşsin yakan... Yağmursun ıslatan ...Nefessin beni yaşatan...

    Anlamı varsa hayatın , o anlamın içinde SEN VARSIN...

    Sevdan acı veriyorsa ,o acıyı tatlandıran AŞK ta da SEN VARSIN...

    Ve ..

    Ben sende hiç olmayan . olamayanım ...

    Sen bende her zaman varolacaksın ...

    Kimbilir belki de zamanın ıssız bir anında SENİ NE ÇOK SEVDİĞİMİ anlayacaksın...

    ...SEVGİM IŞIK OLSUN YOLUN

  16. 2006-12-01 #16
    Herkes ki bir zaman,

    Zaman ki hep an,

    Anlar ki herkes içinde bir an

    An ki gözü ilk açışta,an ki adım adışta

    An ki tebessümde dudaklar,an ki umutta

    An ki yanışta gönül,an ki Dua'da…Yakarışta…

    Günahlarla iç içe kul,O an ki tevbe kapısında…

    Secdede tevazu sahibi alınlar,O an ki yalvarışta…



    Bir damla süzülür tende yavaşça.O an ki ağlayışta…

    Hatrına gelir anılar ard arda,

    O an ki pişmanlıkta…

    Debdebeli hayat,o an ki işte

    Rızık arar eller mecali az,O an ki aşta



    Yürek sızısı bu derin…eritir içini sahibinin,

    O an ki AŞK ta



    An ki ayrılışta ,An ki hasrette gönül

    O an ki vuslatta…

    An ki dolmakta defter tıka basa

    Yazmada hafaza durmadan her An da

    Tükenmekte An lar hızla



    O an ki derin bakışta…

    İnkarda gördüklerini,An ki gözler kaçışta…

    İşitmekte insan, acıtan çook acıtan sözleri

    Korkuda … tedirgin….

    An ki sığınmakta RABBE umarsıca



    Hayat hep An…

    Başkadır herkese aynı An

    Kimi ağlamakta ,kimi mutlulukta…

    Kimi umutta… kimi korkuda…

    Hepsi aslında o An da



    Anlar tükenir tek bir An da

    Dürülür artık zaman…An ki defter kapanmakta…

    Azrail görünür elinde son nefes,

    İşte 'SON' O 'AN' DA

    ...
    yaprak yaprak açtırır ,
    soldurur ,
    soluklara karısır
    ve bekletirsin zaman !...


    ...
    zaman senden ayrı ,
    kavramın dısında devam etmek istiyorum
    müsaade varsa !


    ...
    Her dakika ,
    her saat
    ve her günden münezzeh beklemek istiyorum!



    ...
    Az
    ne kadar az...
    biliyorum !
    Yarınımdan bile emin degilken ,
    neyi ne ile beklemeliyim..??!
    Peki ya karsılarken geri dönenleri..!!



    ...
    Ama bilmedigim
    ama tahayyül edemedigim
    bir an sonraki halim ugruna
    tüm zamanlardan ayrı beklemek istiyorum!...
    __________________


    İsrafil'in Sur'unu ruhunda duymaktır aşk,

    Suyu suyla yumak gibi aşka inanmaktır aşk.

  17. 2006-12-01 #17
    Yoruldu bu yürek....

    Yoruldu bu yürek artık
    Seni sevmekten, umut etmekten
    Senin varlıqının olmadıqı bu şehirde varmışsın gibi yapmaktan
    Uzaklarda olduqunu bile bile sevmekten, yoruldum
    Kaç mevsim geçti seni seveli,
    Kaç yazım Kış oldu biliyor musun?
    Hep belki demekten hayatı erteledim.
    Her yaqmur yaqdıqında milyonlarca damlanın
    Sen olduqunu düşünerek kaç kere ıslandım biliyor musun
    Varlıqını içimde hissetmek seninle ıslanmak için
    Ne takvimler eskittim, ne çizgiler çektim günlere
    Sana kavuşamayacaqımı bile bile
    Aynaya baktıqımda tanımadıqım 1 ben var artık
    Bilmediğim 1 yansıma
    Farklı 1 soluk,Duyduğum ses ben deqil
    Sana elveda derken kopan bir ben vardı sanki
    Yabancıyım kendime, bu kente
    Şimdi sensiz buralar sessiz
    Yaqmurlar farklı, güneş farklı
    Karanlıklarda kalmışım gel desem gelir misin.
    Güneşimi, ayımı, yıldızlarımı
    Ve en önemlisi SENİ bana verir misin...?

    Güneş'in doğuşu gibi doğuyorsun dünyama. Doğuşuyla ısıttığı yüreğimin buz sarkıkları damla damla çözülmeye başlayıp, Her bir damlanın çoğalarak birleştiği, sevgiyle taşan bir şelaleyi andırıyor adeta. Ay'ın dünyamızı aydınlattığı gibi, Zifiri karanlıklardan çıkarıp, ışıklarını saçıyorsun etrafıma. Öyle büyülü bir ışık ki bu, hayallerin gerçekleşmesi gibi, adını koyamadığım düşünceler gibi, kapımı her an çalacak beklenen biri gibi ..
    Hayır, hayır, sen aşkın ta kendisi olmalısın; Seni beklemek, açılan her kapının ardında seni aramak... Çalan her telefona sen diyerek koşmak, yine aramadı diyerek meraklanmak.. Beklenmedik anlarda seni karşımda bulup, mutlulukların en güzelini hissetmek.. En hüzünlü anlarında, hüznünü kalbimde yaşamak, sevincini sevincim, derdini derdim bilmek.. Doğan her yeni güne, senin için hayır duaları ile başlayıp, günaydın; diyen sesini duymak için, uykuların en tatlısından uyanmanın sevincini yaşamak.. Bana bunları hissettirdiğin için.. Bu duyguları yaşattığın için, adını aşk koydum senin, Sen aşkın ta kendisisin... Telefonum her çaldığında içim titreyerek, o arıyor; diyorsam.. Her ne kadar ses tonumu ayarlamaya çalışıp, Hala bunu başaramıyor ve yinede sesimin titremesine engel olamıyorsam;.. Bana baktığında, saç diplerimdeki fırtınalara dur diyemiyorsam,
    Gözlerine bakarak, denizlerin en derinlerine dalıyor ve bir türlü çıkamıyorsam....
    Ellerimi, titrek ve bir kor gibi yakıyorsa tenin.. Yüreğimde alaboralar kopuyorsa eğer....
    Bunu başaran sen misin? . Yoksa sen aşk mısın? ... Bana bu duyguları yaşattığın ve hayatıma girdiğin için.. Aşkı yalnız sana yakıştırdığım için Adını aşk koydum senin....

    Güncelleme : 2006-12-06
  18. 2006-12-02 #18
    her şey yapılabilir
    bir beyaz kağıtla
    uçak örneğin uçurtma mesela
    altına konulabilir
    bir ayağı ötekinden kısa olduğu için
    sallanan bir masanın
    veya şiir yazılabilir
    süresi ötekilerden kısa
    bir ömür üzerine.

    bir beyaz kağıda
    her şey yazılabilir
    senin dışında
    güzelliğine benzetme bulmak zor
    sen iyisi mi sana benzemeye çalışan
    her şeyden
    bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor
    belki tabiattadır çaresi
    senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin
    ve benim
    bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim
    anlarım bitkiden filan
    ama anlatamam
    toprağın güneşle konuşmasını
    sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla

    sen bana ışık ver yeter
    bende filiz çok
    köklerim içimde gizlidir
    gelen giden açan soran bere budak yok
    bir şiir istersin
    "içinde benzetmeler olan"
    kusura bakma sevgilim
    heybemde sana benzeyecek kadar
    güzel bir şey yok

    uzun bir yoldan gelen
    tedariksiz katıksız bir yolcuyum
    yaralı yarasız sevdalardan geçtim
    koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
    her şeyi anlattım
    olan olmayan acıtan sancıtan
    bilsem ki sana varmak içindi
    bütün mola sancıları
    bütün stabilize arkadaşlıklar
    daha hızlı koşardım
    severadım gelirdim
    gözlerinin mercan maviliğine

    sana bakmak
    suya bakmaktır
    sana bakmak
    bir mucizeyi anlamaktır

    sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
    aşk sorgusunda şahanem
    yalnız kelepçeler sanıktır
    ne yazsam olmuyor
    çünkü bilenler hatırlar
    hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar
    bahçıvanlar değil tüccarlardır
    sen öyle göz
    sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
    sen teninde cennet kayganlığı iken
    sana şiir yazmak ahmaklıktır

    bir tek söz kalır
    dişlerimin arasından
    ben sana gülüm derim
    gülün ömrü uzamaya başlar

    verdiğim bütün sözler
    sende kalsın isterim
    ben sana gülüm derim
    gül sana benzediği için ölümsüz
    yazdığım bütün şiirler
    sana başlayan bir kitap için önsöz

    sana bakmak
    bir beyaz kağıda bakmaktır
    her şey olmaya hazır
    sana bakmak
    suya bakmaktır
    gördüğün suretten utanmak
    sana bakmak
    bütün rastlantıları reddedip
    bir mucizeyi anlamaktır
    sana bakmak
    ALLAH'a inanmaktır

  19. 2006-12-02 #19
    Gözlerim Gözlerinde


    Mavilerin en koyulaştığı yerde
    Aydınlatmak istedim seninle geceyi.

    Gözlerin gözlerime değdiğinde
    Kar tanesi misali eriyip gidecektim dudaklarında
    Çırım çıplak dalacaktım İspirto rengi düşlere.

    İşte o zaman dinerdi tenimi saran sızılar
    Başlardı titremeye yüreğim.
    Sevda sınırlarında.

    Gözlerinin uçurumuna kollarını açıp
    İçine dökülür giderdim denizlerinin..
    Gözlerimin gözlerinde,
    Soluklandığı zaman…

    Umudum Olur musun?

    Ben, sen gibiyim. Ya sen, ben olur musun?

    Ben, durulmak istemeyen bir nehir.

    Sen, üzerimdeki virane sal olur musun?

    Açsam diyorum, yüregimin

    Tüm kapılarını sana.

    Sen, içeri süzülen sevdam olur musun?

    Darbe üstüne bir büyügü daha!

    Ama ben uslanmadım.

    Ben, sen gibi karanlıkta gün'ü yasadım.

    Bir dilenci misali soruyorum: Gün'ümdeki

    karanlıgı yırtan umudum olur musun?

  20. 2006-12-03 #20
    Karsilastigim bilge birine, "Dunyadaki en buyuk zenginlik nedir?" diye
    sormak geldi aklima. Sordum; "Umut." diye cevap verdi.
    Acikcasi bu tek kelimelik cevap beni biraz sasirtmisti. "Neden ve
    nasil?" diye sordum. "Zenginlik" dedi, "bizi aslinda baska seylere
    ulastiran bir kaynaktir. Paran varsa bir arabaya ulasabilirsin; sevgin
    varsa insanlara ulasabilirsin, bilgin varsa sonuclara ulasabilirsin.
    Tanidiklarin varsa islere ulasabilirsin; yetkin varsa ordularin, polis
    gucunun yonetme hakkina ulasabilirsin. Sagligin varsa vucudunu
    istediklerine dogru harekete gecirip onlara ulastirabilirsin.
    Ingilizce reach (ulasmak) kelimesi ile rich (zengin) kelimesi de ayni
    kokten geliyor olabilir. Ne kadar cok seye ulasabiliyorsan, o kadar
    zenginsin. Bir ulkenin en zengin insani ise, basbakan sayilabilir.
    Cunku baskan ve basbakanlarin ulkenin tum saraylarina,
    helikopterlerine, muzelerine, bilgilerine, ulasim / erisim imkani
    vardir. Bunlarla birlikte bilgi, saglik, sevgi, para ve yetkiye hic
    sahip olmasa da insan zengin olabilir ya da bunlara sahip olduktan
    sonra hepsini kaybetse de zengin olabilir."
    Daha bir merakla sordum: "Oyleyse nedir zenginligin kaynagi?" Bilge
    adam, ilk cevabina geri dondu: "Umut." Umide sahip olan, bilgiye de,
    sevgiye de, paraya da ulasmak icin harekete gecebilir. Umidi olmayan
    ise kilini bile kipirdatmaz, yasama enerjisi kalmamistir. Hicbir sey
    yapmaz. Yarin icin bir beklentisi olmayan dunyanin ekonomik acidan en
    zengin adami olmus sayilabilir. Bununla birlikte 1 milyar dolar borcu
    olan, ama yarin icin umudu olan insan, hâlâ buyuk bir enerjiyle
    yasiyordur ve bu enerji onu yarina ulastiracaktir. Hicbir seyi
    olmayan, fakat obur dunyada cennete gitmeye umudu olan bir insan
    dunyanin en zengin insani sayilabilir. Cunku bu umut onu dogru yoldaki
    nimetlere ulastiracaktir. Iki kolunu, iki bacagini bir kazada
    kaybetmis bir insan dusun. Kimse boyle bir duruma dusmek istemez. Bu
    kisinin yarin icin umudu varsa, yeni dostlar edinmek, sohbet etmek,
    konusarak yazi yazabilen bir cihaz almak, kitap sayfalarini gozle
    cevirmek gibi bir umudu varsa o kisi hâlâ zengindir."
    "Umudunu kaybedenler ya da umudu zayiflamis insanlar icin bir tavsiyen
    var mi?" diye sordum. Dedi ki: "Umudun uc kardesi vardir: Caba,
    denemek ve israr etmek. Hicbir caba gostermeden sadece olmasini
    beklemek, umut etmek, istisnai birkac durumun disinda hicbir ise
    yaramaz. Hic calismadan universite sinavini kazanmayi umanlar, hayal
    kirikligina ugrayacaktir. Hicbir kadina evlenme teklifi yapmayi
    denemeyenler, evlenemeyecektir. Israr etmek ya da kararli olmak,
    taleplerimize karsilik aldigimiz ret cevaplarina ragmen devam etmeyi
    icerir. Baskalarini inceledigimiz zaman, israrli ve kararli insanlarin
    umut ettiklerine ulastiklarini goruyoruz. Bu insanlar, karsilastiklari
    ret cevaplarina ragmen, umutlarini kaybetmeden yollarina devam
    ediyorlar. Umutlari zayiflayanlar, umut ettiklerine ulasanlara
    baksinlar. Bu onlara umut edilene ulasilabildigini gosterecek ve
    zayiflayan umutlarini pekistirecektir. Ev alma umudu olan ve bir ev
    alabilen bir kisiyi goren baska bir ailenin kendilerinin de bir gun
    bunu basarabileceklerine olan inanclari artabilir. Ornek almak ve
    dusunmek uzere baska insanlarin yasamlarini incelemek yararli bir
    aliskanlik olabilir."

  21. 2006-12-03 #21
    Birine hiç vazgeçilmezimsin dediniz mi? Ya da her şeyden vazgeçerim ama senden asla? Henüz demediyseniz çok şey kaybediyorsunuz demektir.

    İnsanın içine işleyen bir ayaza ev sahipliği yapan kış baharında seni düşündüğümde içime yayılan sıcaklığın, dışarıdaki iki metre karı bile eritebileceğini düşünüyorsam...

    Uykudan yüzümde mutlu bir gülümseme ile kalkıp benimle birlikte uyanan güne senin adını veriyorsam...

    Evimin bütün duvarlarında senin yüzünü görüp,bana baktığını hissediyorsam...

    Ve bu beni her gün hep aynı şekilde heyecanlandırıyorsa...

    İçtiğim çayın şekeri ,sigaramın dumanı,kahvaltımın her lokması sen oluyorsan....

    Sokakta bana bakan her insan,yüzümdeki tarifsiz sevinci görüp hayrete düşüyorsa....

    Sevdiğin şarkıyı defalarca başa alıp bıkmadan defalarca dinleyebiliyorsam...

    Yüzlerce kişinin arasında bile kadehimi yalnızca senin şerefime kaldırıyorsam...

    Başımı döndüren şeyin aslında içki değil, sana olan aşkım olduğunu biliyorsam...

    Yorucu bir günün sonunda ufacık bir sözünle, bir gülüşünle uzun bir tatilden dönmüş gibi enerji doluyorsam...
    Gün boyu saatleri dakikakaları sayıp 'Neden geçmiyor bunlar' diye hayıflanıyorsam...

    Ve hep seninle buluşacağımı anı bekliyorsam kitap okurken seni düşünmekten kendimi alamayıp aynı satırı defalarca tekrar ediyorsam...

    Sonra sana bunu anlattığımda birlikte ne kadar güleceğimizi düşünüp keyifleniyorsam...

    Seninle ilgili planlar yapıyorsam....

    Sadece varsayımlara dayalı olsa bile o planları mükemmelleştirmek için her ayrıntıda dakikalarca düşünüyorsam...

    İzlediğim filmdeki baş rol oyuncularını yerine kendimizi koyup '' Biz olsaydık böyle yapardık'' diyorsam...

    Yüzyıllardır sevgililerin kullandıkları klasik sözcüklerin benim duygularımı anlatmaya yetmediğine fark diyorsam ...

    Yine de bunları söylemekten hiç ama hiç bıkmıyorsam...

    Aşkımın coşkusunu sana yansıttığımda seninde bana aynı coşkuyla karşılık vereceğini biliyorsam...
    Kahkahanın en güzelini seninle atacağımı, yemeğin en güzelini seninle yiyeceğimi, içkininen keyiflisini seninle içeceğimi düşünüyorsam...

    ' Hayatın en anlamlı şeyi ne ' diye sorduklarında tereddüt bile etmeden senin adını verebiliyorsam...

    Sen benim için vazgeçilmez olmuşsun demektir.

    Hayatta 3 Yanlışım Oldu.
    Tanıdım, İnandım , Güvendim.
    1 Tek Dogrum Oldu
    :icon_kalp: "Sevdim" :icon_kalp:
    Hemde Ölesiye Sevdim...
    Ama 3 Yanlış 1 dogruyu Götürüyomuş:72adfg:

    Güncelleme : 2006-12-06
  22. 2006-12-06 #22
    Yine o cekilmez, bitmez, tükenmez, anlamisiz günlerden biri…
    Ve yine ben, ve yine gözlerimde yas, ve yine SEN…
    Askini icimde bitiremedigim sen…
    o güzel gözlerini birkez daha görebilmek icin canimi feda edebilecegim sen…
    Ve beni yokluguyla mahfeden sen…
    Sana kac defadir anlatmaya calisiyorum gidisinin ardindaki duygularimi... Ama ne var biliyomusun Güzelgözlüm? Sen beni anlayamazsinki...
    Ben ne kadar anlatsam, yazsam sen beni anlayamazsin...
    Beni anlayabilmen icin benim kadar sevmen gerekir...
    Sen hic sevmedinki, sen hic özlemedinki, sen hic birinin yoklugu yüzünden yasarken ölmedinki...
    Tam hayata küsmüsken, seni hayata baglayan kisinin seni kahpece birakip gitmenin sana verdigi aciyi ,
    Sevdiginin sirf bir gülüsü icin yasamanin ne demek oldugunu,
    bitmez tükenmez gecelerde sevdiginin resmi elinde sabaha kadar aglamanin,
    her ismi aklina gelisinde sanki kalbine bir hancer saplanmis gibi hissetmenin ne demek oldugunu... bilemezsin gözümün nuru bilemezsin... Ben ögrendim bitanem bunlarin hepsini senin sayende...
    Isallah sende birgün benim kadar seversin...
    Isallah o sevdigin kisi seni, senin bana yaptigin gibi, acimazisca terk edip gider...
    Ve isallah sende benim kadar aci cekersin...
    O zaman beni hatirla! Sevdigin bi kisiyi kaybetmenin verdini aciyi ilk tattigin anda beni hatirla...
    Senin o bir anlik duygun, benim bundan sonra ömrümce tadicagim duygu! Sen benim hayatimi mahfettin, diri diri topraga gömdün...
    Senide diri diri topraga gömecek biri cikacak, sende agliyacaksin, sende hayata lanet etmeyi ögreneceksin...
    Iste o zaman anliyacaksin beni...

  23. 2006-12-06 #23
    Sana nasıl hitap edeceğimi kestiremedim, Anlamalıydım ben üzüldüğümde kılını kıpırdatmamandan, sadece işin düştüğünde aramandan, naber nasılsın lafının arkasına, bir görüşelim mi? ekleyememenden, anlamalıydım sevgisizliğini..... Ben seni görmek için sınırlarımı zorlarken, senin umursamamandan, alaycı konuşmalarından, yada senden vazgeçerim diye korkup, önüme bir parça yem atmandan anlamalıydım.... Ben hayatta hiç kimseye bu kadar sabırlı bu kadar uysal davranmamıştım oysaki, severdim özgürlüğümü, asi olmayı, bir bardak suda fırtınalar koparmayı, kimseye hesap vermemeyi..... bir bunları severdim birde seni sevdim.... Sevgilin değil sevdiğin olmayı istedim.... İlk defa biri benden hesap sorsun istedim, bir açıklama beklesin .... bu biraz açık değil mi? yada hayır biryere gitmiyorsun evde oturuyorsun..Bunlardan başka bir şeydi bu.... beni sorgula, duygularımı sorgula istedim, olmadı..... Ne kadar da kolaydım senin için, ne kadar da zahmetsiz.... Tabii ki bocalardın, emindin düzgün insan olduğumdan, hayatında hiç karşına çıkmamış kadar düzgün, emindin seni çok sevdiğimden ve düşündüğümden; öyle olmasaydı her probleminde ilk beni ararmıydın..... Nedenleri, niyeleri merak etmedim hiç inan etmedim.... Bu kadar sevgisizliğinde seni nasıl bu kadar sevdim onu merak ettim..... Benim için ne düşündüğünü, beni nasıl gördüğünü, sendeki beni merak ettim.... Artık hayal kurmuyorum, geçmişe bu kadar bağlı olmamın sebebi o zaman çok mutlu olmam bunu biliyorum.... Şimdi tekrar başlasakta, yalnızlığı paylaşsakta sana gönlümü açabilir, gözüm kapalı güvenebilirmiyim sanıyorsun..... Şimdi artık tek başımayım..... hiç değilse hakkını veriyorum yalnızlığın.... iki kişilik kocaman bir boşluktansa kendimi ve yalnızlığını yeğlerim.... Artık kendimi görmemek için aynalara bakmıyorum, üşürüm diye kazağını giymiyorum, ağlarım diye türkü dinlemiyorum, Belki de sen haklısın artık ben bile kendimi sevmiyorum...

  24. 2006-12-06 #24
    Ne lüks arabalar ne sporlar...
    Sadece bisiklete binmek istiyorum seninle, neşeli çığlıklarını duyarak ha düştük ha düşeceğiz diye...
    Ünlü bir şarkıcı olup, herkesin beni dinlemesini değil,taşlı bir kıyıda, ateşin önünde, fısıldamak istiyorum şarkımı sana makamlı makamsız..
    Lüks lokantalar, vitrinde yemek gibi geliyor bana.İnan arabesk değil, yarim ekmek kaşar üstü kola paylaşmak
    istiyorum seninle...
    Tüm kitapları okuyup, yazarlarıyla tartışmak değil, Gece yatağımızda sarmaş dolaş, okuyup tartışmak bir kitabı. Senin fikirlerinle benimkilerle yoğurmak, benimkilerle seninkileri...
    Bir sır vereyim sana, insanlar bilmiyorlar ama; ruh sevişir bedenden önce.
    Geceler bizim.Ne su yatağı, ne mobilya, yatak odasında aşk ...
    Yer yatağı sıcak gelir hep bana, ve çiçek, aldırma odayı oksijensiz bırakır çiçek diyenlere.
    Onlarca yastık istiyorum aşk, yatak odamıza rengarenk, aldırma zevksiz olur diyenlere, Zevkli, içten duygu anlatımıysa, herhangi bir konuda; zevksiz bir şey yapamayız...
    O kadar yoğunki duygularım sana....
    Ne lüks villalar istiyorum onlarca odalı, ne dev malikane, ne yalı Duvarı olsun yeter metrekaresi önemli değil...
    Bak bir sır daha sana, Eşlerin mutluluklarını, huzursuzluklarını, karakterlerini,geçmişlerini bir evin duvarı anlatır.
    Bomboşsa duvarlar, ruh yoktur ikisinde de... Sadece yetmiş seksen yıl yasayacaklardır zaten.
    Bizim, fotoğraflarımız olacak en sevgili anlarımızda çekilmiş,mutlaka gülerken.
    En güzel aşk şiirleri sana olacak
    Duvarlarımız yalan söylemeyecek, buram buram yaşam sevgisi kokacak...
    İnsanlar mutsuzlar sevgili, her şeye açlar ve doyumsuzlar...
    Bense, bir tek seni istiyorum, bir tek seni..

    <!-- / message --><!-- sig -->

  25. 2006-12-07 #25
    Seni Yazacaktım


    seni yazacaktım
    şiir olacaktın
    fırında sen kokacaktın o şiirden sonra
    buluttan sen yağacaktın tüm cephaneliklere
    öğretmen seni takacaktı
    gözüne çiçek tozu kaçanların yakasına

    seni yazacaktım
    şiir olacaktın
    kim sevgilisini bir dizenin ucunda öpse
    sen ürperecektin
    ve asker kaçakları çoğalacaktı
    şiirde büyüdükçe sevme zamanı

    seni yazacaktım
    şiir olacaktın
    diyelim çin'de bir kız sarı nehr'e bir mektup attı
    senin yüreğin kopacaktı
    afrika'da aç bir bebek meme arasa
    senin memen akacaktı
    anneleri vuran mermilerin barutuna

    seni yazacaktım
    şiir olacaktın
    bir huzurevinde
    yosun tutmuş yanakları öpünce bir vefalı
    sen yerinde duramayacaktın
    şiir kısa gelmesin diye hayata
    gecelerce saçlarından mavi mavi akacaktın

    seni yazacaktım
    şiir olacaktın
    süresiz tatil edilecekti genelevler
    ve asker kaçakları vardı hani
    cephaneliklerde baca tutturacaklardı
    utanmadan alınsın diye fırınlarda ekmek

    seni yazacaktım
    yeryüzü senin yüzün olana dek

  26. 2006-12-07 #26
    Korkunun olduğu yerde aşk yoktur. Cesarettir sevmek. Düzenlere,oyunlara,kötülüklere meydan okumaktır. Sevmek; uzaklaşmaktır yalandan,bencilliği hiçe saymaktır. Bir başka açıdan da inanmaktır sevmek.Gerçekten inanmaktır, tümden inanmaktır. İnsan sevince; sevdiğine bütünvarlığı ile teslim olmamışsa, yeteri derecede sevmemiş demektir. Ve ona kayıtsız şartsız inanmıyorsa, sevgiden bahsetmeye bile hakkı yoktur.

    Kıskançlık; inancımızın bütünlüğü ölçüsünde besler aşkı. Şüpheyse öldürür.Şüphenin olduğu yerde inancın yeri olmaz. Sevgiden bahsedilemez orada.Kıskançlıksa; kutsal bir duadır, dudağında sevenlerin.

    Sevmek; var olmaktır bir bakıma,derinden bakılınca yokluğa benzer.Sevmek bütünlenmektir. Çok seven eksildiğini zanneder,oysa artmaktır sevmek, çoğalmaktır. Çevrenin gözlerimizden silinmesi, önce bir eksilme hissi verir insana. Fakat o her şeyimizi varlığı ile doldurdukça arttığımızı anlarız. O bir tek kazanç, bütün kayıplarımıza bedeldir.

    Bir an gelir; her şeyi onunla değerlendirmeye başlarız. O bugün mutluysa yaşamak güzeldir. Kabımıza sığmayız. Şarkılar söylemek gelir içimizden. O kederliyse, gözlerimizde herşey kederlidir artık. Bütün güzellikler bir bir yitirirler anlamlarını. O anlarda ölümü düşünür de, yine ölemeyiz kurtulamamak için.

    Yanmaktır, tutuşmaktır sevmek ve yaşadıkça hiç sönmemektir. Dinle, sana sevmenin ne olmadığını söyleyeceğim önce. Ne olduğunu sonra anlayacaksın.

    Dinle, sevmek alışveriş değildir. Geometri değildir, aritmetik değildir. En değerli şeydir belki, ama karşılığında hiçbir şey alınmaz. Karşılıksız bir çeke atılmış kuru bir imza değildir sevmek. İskambil kağıdı değildir, zar değildir, bir dilim değildir, hesap pusulası değildir sevmek.

    Sevginin bedeli yine sevgiyle ödenir, altınla değil. Sevilmekse; sevmenin mükafatıdır ancak, karşılığı değil. Bir sevgiye eş bir başka sevgi olamaz. Çünkü her sevgi birbirinden büyüktür. Sevgi tartılamaz, sevgi ölçülemez. Sevgi; gram değildir, mesafe değildir. Derinlik sanırsınız, yüksekliktir o. Sevgi; dudak değildir, göz değildir, saç değildir. Sandalye değildir sevgi, yatak değildir, çarşaf değildir. İçki değildir, içemezsiniz fakat herşeyden güzeldir sarhoşluğu. Geçip karşısına seyredemezsiniz, manzara değildir, tablo değildir, heykel değildir. Okuyamazsınız kitap değildir. Bilmece değildir, çözemezsiniz. İsteseniz de içinizden atamazsınız. Kan değildir, kesip damarınızı akıtamazsınız. Siz ağladıkca o güçlenir içinizde. Akmaz, gözyaşı değildir. Kuş değildir uçmaz, çiçek değildir koklanmaz. Bitmez çile değildir. Ne desen o değildir sevmek.


  27. 2006-12-12 #27
    HATIRLARMISIN SEVGİLİNDEN AYRILDIĞIN GÜNÜ.
    HATIRLARMISIN TERKEDİLDİĞİN O İLK GECEYİ,
    KALBİN YERİNDEN FIRLAYACAKMIŞ GİBİ,
    HERŞEYE İSYAN EDEN TAVRIYLA ATARKEN,
    GERİ DÖNMESİ İÇİN,AYAKLARINA KAPANACAK KADAR KÜÇÜLMÜŞKEN,
    HATTA DAHA İLERİ GİDİP ,
    ONUN GEÇTİĞİ YOLLARI ÖPMEK İSTEDİĞİN O ANLARI HATIRLA.
    SEVİLMEDEN SEVDİĞİN O GÜNLERİ,
    AKLINDAN BİR BİR SİLİP ATMAK İSTEDİĞİNİ,YENİ BİR AŞKA KOLLARINI YIRTILANA
    KADAR AÇMAK İSTEDİĞİNİ,VE BU AŞKTA YAŞAYAMADIKLARINI YAŞAMAK,
    UMUTLARINA KAVUŞMAK VE YAŞANAN TÜM ACILARI UNUTMAK İSTEDİĞİNİ,
    ŞİMDİ AŞIK OLMUŞKEN ONU KAYBETMEK İSTEMEDİĞİNİ,
    MAVİ DÜŞLERE DALMIŞKEN UYANMAK İSTEMEDİĞİNİ,
    ARTIK BEKLEMEK İSTEMEDİĞİNİ,
    İŞTİ TAM BUNLARI BULMUŞKEN,
    VE BUNLARI KAYBETMEMEK İÇİN
    ŞİMDİ HAYKIR
    SENİ SEVİYORUM,
    VE HAYKIRIYORUM
    AŞKI YARATAN BENİM SEVGİLİM....

  28. 2006-12-12 #28
    Sensiz içiyorum bu aksam,sensiz içiyorum.
    İki kadeh koydum masama,
    Biri senin için,biri benim için,
    Bir ondan bir bundan içiyorum..
    Seni çok seviyorum..
    Resmine her baktigimda,
    Sevdigim ah içim aciyor,
    Varsin acisin içim,
    Ben seni çok seviyorum.
    Seninle gelen tüm acilara
    Buyrun hosgeldiniz diyorum.
    Daglarin arkasinda yâr
    Önündeyse ayrilik var…

  29. 2006-12-13 #29
    Sana dair isteklerim oluyor. Kimi zaman derin ah' larım oluyorsun bir Sezen Aksu şarkısını dinlerken.

    Sen; içinde baharı gizleyen kışımsın benim. Ve biliyorum, o baharın güneşinde tenim esmer olmayacak hiç. Bana susmak düşecek, payıma kilitlenmiş bir yürek kalacak. Kaderi önceden belirlenmiş konuşmalar, paylaşmalar, bakışmalar olacak. Bir yerde aykırılığım tutup sarılsam da içimde Sana, sen bunu hiçbir zaman bilemeyeceksin.

    Tabansız sevdalardan kopup Sana sığınıyorum çoğu zaman. Soluk soluğa varıyorum yanına, ter kokarak tenim. Anne sütüne aşık bir bebek gibi duruluyorum sonra.

    Git diyorum sana, kalma yüreğimde, bu kadar özleteceksen kendini. Bir bakış; gözüm gözüne değiyor; hissediyorum... Gitme diyorum. Kal geldiğin yerde.
    Ne gitmelerin bitiyor; ne de benim sana kal demelerim.

    Sonra; kötü şansla başlayan ilklerimi hatırlıyorum. 8 yaşında en samimi arkadaşımla aynı çocuğu sevişim, çocuktum işte lolipop şekerli bir sevdaydı, ilk sinemaya gidişimde elektriklerin kesilişi, ilk kavgamdaki o göremediğim çukur, ilk konsere gidişimde biletimi kaybedişim ve ilk aşık oluşumun asla mümkün olmayışı...
    Yani Senin mümkün olmayışın.

    Hangi aralıkta girmiştin içime anlamadım. Tüy gibi hafif, usul usul inivermiştin yüreğime. Kabullenemedim önce. kocaman yalanlar söyledim kendime. Ben dışımda tutmaya çalışırken seni, meğer içerde hakimiyetin çoktan başlamıştı. Kuşatmıştın dört yanımı; ve kendim için çok geçti... Yerle bir olmuştu her şey.
    Olmazsa olmazlarım... ilkelerim... yargılarım...

    Kabullenmek zor sanıyordum; acemi ama mükemmel bir aşkı taşıyabilmeyi...
    Ve en az acıyla kurtulmakmış gerçekten bizi bekleyen yalnızlıktan, bir başınalığın mecburiyeti ile mucizelere umut bağlamakmış zor olan...
    Belli bir yerden sonra, bazı şeyleri aşmış olmanın olgunluğu ve kabullenme meziyetiyle üstesinden geliyorsun umutsuzluğunun...
    Yani imkansızı mümkün kılmanın zor olduğunu biliyorsun. Çünkü biliyorsun, o arada bir yol var ve bu yol uzun da olsa bir yere gidiyor. O bir susma türü sadece, o bir yaşam şekli. Ve her yalnız yaşamak ölmenin diğer yüzü. Bu yol öyle, öylece durur.

    Seni aklıma getiren, yüreğime düşüren bu yol değil, kötü şansla başlayan bir ilkin, iyi şansı sadece. Düşüme düşüşün zamandan değil, düşlerin gafı.

    Nasıl bir şeydi, bu beni böyle yağmalayan. Şimdi karşı durmuyorum Sana, nasılsa buluyorsun bir yolunu ve sarmalıyorsun içimi dışımı. Ayak seslerini duyuyorum hangi yöne gittiğini bilemeden. Ben yaşanmış bir aşkta eski yaralarıma yanıyorum, Sen yaralarına benden sevda sürüyorsun.
    "Belki"lerden, "ihtimal"lerden, "keşke"lerden medet umuyorum, Senin belki de yabancısı olduğun düşler büyüterek...
    Ben, suretine değil, aslına dokunma ihtimallerinde mutlu oluyordum.
    Ben seninle, aynı coğrafyada yaşayabilme ihtimalinden huzur buluyordum.

    Şimdi, bilinci küflerinden kurtulmuş bir yürekle, süresi diğer aşklardan çok daha uzun olacak bir aşkın ömrünü anlatıyorum, Sana dair yazılanlarda.

    Şimdi, bir sayfa dolusu cümlelerle; bir imkansızlığın mucizeye dönüşünü anlatıyorum…

    Şimdi, bozgun sonrası imkansız bir zafer kazanan bir orduyum, bir yenilgide zafer ne kadar anlam taşıyorsa o kadar anlamlaşıyorum…

    Şimdi ben, dağıldıkça kurulan yeni düşlerde Sana bakıyorum…

    Umut; hep var olacak çünkü

  30. 2006-12-15 #30
    Anlattıkça kış vuruyor satırlarıma

    Anlattıkça üşüyor, anlattıkça ısınıyor yüreğim.

    Bugün sardunyalarım da açmadı
    Belki de küskün renklere
    Ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım
    Sensiz soluyorum anlayacağın
    Mavi mavi ölüyorum
    Duyuyor musun, orada mısın,
    Var mısın, yok musun?
    Bir tek şeyi unutma!

    Seni sevdim ben.

    Yanarak, yıkılarak

    Aklıma her geldiğinde ağlayarak....

  31. 2006-12-16 #31
    Sen Yalnız Sen


    Bir şey var sende bir şey,bulamıyorum. Beni bu hale nasıl getirdin anlamıyorum. Yüzümde bir gülücük içimde bitmek bilmez bir enerjiyle güne keyif içinde başlayıp bitiriyorum. Aşka küskün yüreğimde yeniden kelebekler uçuşuyor. Neredeyse sonbahar bitip karakış başlamak üzere oysa ben seninle hala baharı yaşamaktayım.
    Bir şey var adını koyamadığım tıpkı ünlü bir şairin dediği gibi dilimin ucunda ama söyleyemiyorum. Nereye baksam seni görüyor,kiminle konuşsam sen oluyorsun konuştuğum. Sen olunca , başka hiç ama hiç birey umurumda olmuyor. İsmin dilimden düşmüyor, yanımdasın veya yoksun inan hiç fark etmiyor. Ben her anımda seni yaşıyorum. Bir şey var sende nedir inan bilmiyorum. Seninleyken bile seni özlüyorum Yollarım daima sana çıkıyor ve ben daima sana yürüyorum. En güzel çiçekleri seninle paylaşmak, birlikte papatya fallarına bakmayı istiyorum. Gökkubbenin en hoş sesi olup tüm evrene sadece sana olan sevdamın adını haykırmak, sana duyduğum sevgiyi anlatmak istiyorum. Bir şey var sende, hala anlayamadığım, çözemediğim. Kimbilir belki de çözebilseydim seni hala bu kadar sevebilir miydim??
    Uçsuz bucaksız bir ummansın sanki ve ben yüzlerce kasırgayla savaşmış yorgun bir gemi gibi kıyılarına sığınıyorum. Maviyi bir tek sana yakıştırıyorum. Çünkü mavi umudun, sevdanın rengidir diye...Sessizlik dağılıyor, sesin kulaklarımdan yüreğimeakıyor ve ben yeryüzünde aşka dair ne kadar şarkı varsa hepsini sana armağan ediyorum. Bir şey var sende dilimin ucuna kadar gelip de söyleyemediğim Yalnız gecelerime inat şimdi karanlığı milyonlarca yıldızla aydınlatıyorum. Her yıldız sensin oysa... Gecemin yıldızı, yüreğimin yıldızı, sevdamın yıldızı, ömrümün yıldızı....
    Yoksan yanımda gözlerimi semaya kaldırıp senden milyonlarcasına görüyor, her gece onlara sarılıp uyuyorum. Bir şey var sende soramıyorum. Seni kimseler görmesin,bilmesin istiyor ''yalnızca bana kal, benim ol'' diye adaklar adayıp Yalancı aşkları,bitip tükenen sevda masallarını kendi tarihimin sayfalarına sessiz bir seremoniyle gömerek yeni bir defter açıp içine bir tek seni yazıyorum. Yazıldıkça yazılası bir öykü oluyorsun satırlarımda....
    Bir şey var sende ,tanımlayamamamda işte ben oNU arıyorum. Seni nefes nefese gecelere, deli sevişmelere, sevdaya uyanan sabahlara, bitimsiz gecelere davet ediyorum. Gel sevdiceğim gel benimle, aşkın da sevdanın da tutkunun da en koyusunu,en derinini yaşayalım. Bir yüreği var etmenin hazzını anımsayalım. bir tende erimeyi öğret bana. Menzilimiz olmadan nereye varacağımızı bilmeden,sormadan aşkın kılavuz olduğu bir yolculuğa çıkalım. Burada ,yolun başındayım.....

  32. 2006-12-18 #32


    SEN;
    Yüreğimden bile kıskandığım,
    Kimseyle paylaşmaya kıyamadığım,
    Ve doyamadığım hislerimsin...
    Gelip, geçerken caddelerden,
    Haykırmak isteyipte, haykıramadığım,
    Söyleyemediğim,
    Boğazımda düğümlenen,
    Sözcüklerimsin...

    Bir duygusun,
    Gözümde bir yaş....
    Yüreğimin tek sahibisin, SEN...
    Bazen hayellerim,
    Bazen gerçeğim...
    Neşem, sevgim, hasretimsin...

    SEN;
    Rüyalarımı süsleyip,
    Sonradan, apansızca giden...
    Her geceyarısı uykularımı bölensin...
    Sabahları, araladığımda penceremi,
    Yedi tepeli şehrimin üzerine,
    Gün gibi, güneş gibi,
    Doğan şeysin...

    SEN;
    Seni sevdiğimden bile habersiz,
    Başka hayellerle yaşayan...
    Bir gülün peşinden koşarken,
    Ezipte geçtiğn beni,
    Tanımayan kimsesin...
    Dahası,
    Gözlerime bakmaktan bile çekinen,
    Baksan bile,
    Sana olan nice sevgimi görmezden gelen,
    Beni, deli edensin...

    Sensizliği bile,
    Seni bana hatırlatıyor diye,
    Sevebildğimsin, SEN...
    Bu kirli şehirde, Bir an için de olsa,
    Seni hissedebilmek için,
    Senin kokuna varabilmek için,
    Soluduğum nefessin...

    SEN;
    Beni gözyaşlarımla tanıştıran,
    Yüreğime, binlerce dert,
    Binlerce acı veren...
    Beni yok eden,
    Sebebimsin

    SEN;
    Gecelerin neden,
    Seni özletmeye yetecek kadar, uzun...
    Neden,
    Seni sığdıramayacak kadar, kısa olduğunu,
    Anlayamayacak kadar,
    Bencilsin...

    Ama, yinede
    Her an aklımda olduğunu...
    Seni sevmeyi, kendime ibadet bildiğimi...
    Senden başka kimseyi...
    Ama kimseyi,
    Düşünemediğimi bilmeli,
    Sende beni,
    Benim seni sevdiğim gibi,
    Sevmelisin...

    Seni artık, ne yüreğimden,
    Ne de düşlerimden söküp atabilirim, inan...
    Çünkü, sen benim,
    Bitmek tükenmek bilmeyen efsanemsin...
    Çünkü SEN;
    Gökkuşağındaki yedinci renksin...
    Çünkü SEN;
    SEN var ya SEN...
    SEN, kısacası,
    Benim
    Biricik
    SEVGİLİMSİN

  33. 2006-12-19 #33
    Hiç aklıma gelmezdi,..

    Uyurken,çalışırken seyrederdim seni… Geçen gün izlediğim bir filmde vardı.Öyle bir sahne…

    O cennet dakikaları geldi aklıma… Uyuduğun ve seni izlediğim ya da uyandığım ve seni o dünya güzeli gözlerinle beni izlerken bulduğum anlar…

    Hiç aklıma gelmezdi zaten… ama özellikle sabahları hiç gelmezdi bir gün çekip gidebileceğin… Bir sabah geldiğim yer de masanı boş bulacağım o yeryüzü cenneti sabahlarda asla aklıma gelmezdi…

    Sen sevdiğim dünyanın en güzel günleriydin… Sen sevdiğim evrende tınlayan en güzel sestin… Sen sevdiğim…

    Hala öylesin…

    Çay içiyorum sabahları deminde sen varsın…Yürüyorum yollarda adımlarımın arasında sen… Etrafta herkes… sen…

    Çok özlüyorum ben seni… çok seviyorum…Yokluğuna alışamıyorum yıllardır…

    Sen gidince bulutlarımı çaldılar,yağmur artık yağmıyor… Hep güneş, yakan kavuran içimi kurutan güneş…Kimse bu şehirden nefret ettiğimi,kimse yağmurları sevdiğimi,kimse sensizliğin iliklerimi kemirdiğini anlamıyor…

    Filmler izliyorum…İstiyorum ki başını yasladığın da omzuma, küçük bir busecik de olsa saçından ve alnından öpmeyi…

    O güzel saçlarının arasında ellerimi dolaştırmayı… ya da ellerinle oynamayı…

    İstiyorum ki elimi tut heyecanlanınca… Filmin istenmeyen sahnelerinde gözlerimi kapat o dünyanın o güzel elleri ile…

    Sinemanın büyülü karanlığında senin o büyülü varlığınla buluşmayı hayal ediyorum yine…

    Hiç aklıma gelmezdi bir gün bir yeryüzü meleği ile beraber olacağım ve yine hiç aklıma gelmezdi o meleğin bir gün beraberinde cenneti de götürerek gideceğini…

    Adının her harfi için ömrümden bir yıl alsalar,,,Aldıkları o yıllara karşılık bana sarılıp beni tutacağın 4 kısacık dakika verseler olmaz mı?

    Her gün seyrederdim seni çalışırken,eve giderken veya gezerken… Şimdi bana kimseler inanmıyor "ben cenneti gördüm" dediğimde…

    Şimdi cennetsiz yaşıyorum,tabii yaşamak denirse…

  34. 2006-12-20 #34
    SeN uNuTuLMaYaNSıN!!!

    Yaşamdı bir bakıma beraberliğimiz;
    İnişleri çıkışları olan;
    Bittikçe yeniden canlanan...
    Seviyorsun demiştin de gülmüştüm sana,
    Beni benden iyi tanırsın bilirsin...
    Savruluyor yaprakları hatıralarımızın,
    Tutamıyorum!
    Tutamıyorum, çünkü gücüm yok,
    İnan, ağlamak bile anlamsız geliyor artık
    Birşeyler yapamıyorum sana ulaşmak için...
    Giderken "Hayatımı değiştirdin" demiştin,
    Gülmüştüm sana...
    Değiştiren bendim ya çarkın yönünü
    Ayrılığa dönmeye başladı tüm saatler
    Ayrılık ki dert!
    Ayrılık ki hata!
    Ayrılık ki pişmanlık!
    Gelemezsin artık, gelemem
    Koca koca acılar kapladı aramızı ,
    Devrilmez silinmez...
    Unutamazsın demiştin ya;
    Haklısın!
    Seviyorsun demiştin ya;
    Haklısın!
    Ne unuttum, ne de sevmekten vazgeçebildim...
    Biliyorum ki bir yerlerde,
    Düşünüp düşünüp gülüyorsundur bana;
    Vah koca ahmak!
    Vah kendini bilmez!
    Sen benden ayrılabilirmiydin ki diye!
    Gül, anlat bakalım halimi herkese
    Beni böylesine benden çalabildiğin için;
    Beni sen yaptığın için;
    Sevdiğimi bile bile;
    Gitmeme izin verdiğin için;
    Asıl ahmak sensin bilesin.........

    <!-- / message -->

  35. 2006-12-21 #35
    SANA YİNE.....

    YAKLAŞMA,
    yoksa sana dokunurum...
    dudaklarına konar,
    gözlerini esir alırım, kölem olursun,
    geceler boyu...
    didik didik ederim hayatını,
    Benden başkasına yaşatmam seni,
    tarihini vurur,
    anılarını asarım..
    yüreğine saplarım kendimi,
    bedeninde yatıya kalırım,
    teninde beklerim geleceğimi....
    YAKLAŞMA,
    seni alırım
    senin olurum
    Özgürlüğüm yoldaş olur yanına,
    sensiz düşüncelerim toprak olur,
    Taparım sana, yatağına tapınak derim,
    yüzünde güneşler beklerim
    Gitmezsen sana dokunurum, sahiplenirim seni
    SANA AŞKI YAŞATIRIM...
    daha küçük aşklara katlanamazsın ...
    BENİMLE ÖLÜRSÜN...

  36. 2006-12-21 #36
    Ben sana beni sevmenin imkansızlığını nasıl anlatayım ki?
    Kendi yarasını kendi öpen bir çocuğum ben..
    Kendi acısını kendi örten bir çocuk..
    Yaz çiçeğidir tutunduğum dallar,
    çabucacık çürür ölümüne,
    Güz gelir ağlarım..
    Kış bastırır ürkerim..
    Yüreğimin gurbetine giderim bir başıma,
    Günümü sevda ederim..
    Sevdamı hasret....

    Ben sana,
    Beni sevmenin imkansızlığını nasıl anlatayım ki...
    Kendi düşünü,kendi kuran bir çocuğum ben..
    Kendi yaşını kendi kurutan bir çocuk...
    Ölüme yakınım nicedir...
    Gel gör ki,büyülü bir şey bu hayat,
    Kandırılmışlığımı denize alar mesela...
    Toprağın üzerine uzanmışken,
    Nasıl diyebilirim ki,
    Kimim kimsem yok diye...
    Bir sızı kalır işte acemice işlenmiş,
    Atsam atılmaz,satsam satılmaz...

    Ben sana,
    Beni sevmenin imkansızlığını nasıl anlatayım ki...
    Kendi ninnisini,kendi söyleyen bir çocuğum ben...
    Kendi şiirini kendi ezberleyen bir çocuk...
    Anne kokulu mendiller saklarım,
    Baba gülüşlü resimler yaparım boyuna...
    Her günüm bayram olur,
    Her bayram şekersiz,çukulatasız...
    Olur olmaz heveslerim inatlaşmaktandır.
    Adanmışlıktandır küçücük sevinçlerim,
    Sevindirmelerim evrene karşı...

    Ben sana,
    Beni sevmenin imkansızlığını nasıl anlatayım ki..
    Kendi elini kendi tutan bir çocuğum ben...
    Kendi yüreğini,
    Kendi bilen bir çocuk....

  37. 2006-12-26 #37
    O`na tek duamsın...

    Sen göklerden gelen çağrısın bana ,
    Yıllar süren susuzluğumu gideren ,
    Gökten inmiş rahmet pınarısın sen...
    Çöllenmiş kalbime atılmış aşk tohumusun .
    Kulağıma okunan ilk ezansın .

    Beni içinde bulunduğum nefsin karanlıklarından,
    Aydınlığa çıkaransın,
    Sen öyle bir nursun ki bir tanem ;
    Dünyanın tüm hüzünleri yüreğime çökse senin bir bakışın ,
    Bir tebessümün , o hüzünleri çekip alır inan ,



    Sen , sevginin merhametle ,
    Şefkatin sadakatle buluştuğu yersin,
    Sevgi senin kalbinde dinlenir ,
    Sen aşkın yaralarını saran şifalı elsin,
    Gözyaşların tüm alemleri hüzne dönüştürür;
    Tebessümün kışları bahara döndürür...

    Kalemimin ucundaki mürekkepsin sen ,
    Yazdıran da sensin , yazılan da...
    Mecnun`un ilhamı senden , çiçeğin açması senden.
    Seni bozan bir çocuğun gülümsemesinde ,
    Bir gülün boyun büküşünde görürüm ,

    Sen beni Allah`a götüren nursun,
    Yolumu senin bakışında bulurum,
    Sen O`ndan bana armağan ,
    Benden O`na tek duamsın...

  38. 2006-12-27 #38
    Aralıksız batan sözcüklerinin, an be an yüzünü ölüme çevirdiği yerden yazıyorum sana. Dinleme.

    Ne bundan önce söylediklerimi ne de bundan sonra söyleyeceklerimi…

    Bu defa dinleme!




    Attığım her adımda bir parça daha yıkılan duvarların altında kalmaktan, ayıramadığın dakikaların geceler boyunca sinirini taşımaktan yoruldu ruhum. Ben çabuk yoruldum. Hiç bir masalın kahramanı olamayacak kadar uykum var. Sesinden esirgediğin yüreğin gibisin. Varlığının bir anlamı olsun derken, sen en çok da anlamsızlığa yakıştın nedense. Oysa bu değildi sana dair başlattığım yolculuğun sonu. Böyle olmamalıydı.



    Adresimi de sil adımlarından;sanırım bundan böyle evde olmayacağım.


    Nefesimle çoğalacakken, nefesimi tıkadın sen! Geçen her günde, soyunurken tüm kelimelerim yavaş yavaş sana, sen, durdurak tanımadan yeni bir kıyafetle çıktın karşıma.

    Parmak uçlarımda kaybediyorum sıcaklığını. Yazdıkça uzaklaşıyorum sesinden, teninden ve bakışlarından


    Seni unutmak istiyor kalbim çok acıyor.Susuyorum ağlamıyorum sensizliğe alışıyorum artık kan yaşları akıtıyorum.

    hava kararmaya başlayınca, daha çok arıyorum sanki seni. soğuktan mı korkum, karanlıktan mı, sensizlikten mi, yalnızlıktan mı, nöbetlerimden mi, çaresizlğimden mi...



    27 - Sana - Duygusal Yazılar




    bil(m)iyorum....____________kahırdan


    artık hissetmiyorum... unutmaya başladım; kokunu, sevdiğin şeyleri, söylediğin şarkayı, bana bakışını, sevişini, sarılışını...

    yaşadık mı sahi senle?

    gülüyordum galiba. sen yüzüme çok yakıştığını söylüyordun gülmenin. ben gülünce sen gülüyorfun. sen gülünce denizler duruluyordu gözlerinde. şimdi fırtına var.

    gülmek bana yakışmıyor (mu) !!!

    edebiyatı seviyor(d)um. sana olan aşkımı yüreğimden sonra en iyi o anlatıyordu. ben de hep yaıyordum. bak yine yazıyorm...

    küstüm,
    gel____(me) artık.
    aşk acı çekmekse
    sev____(me) artık.
    kara gecelerde ben bulurum yoldaş kendime,
    kork____(ma)
    çekmem fiini hayatın!!!
    yoruldum,
    kuramıyorum artık.
    nolur,
    gel_____(me)!!!

    bunların bi hayal olduğunu kimseye söyleme. herkes ben gelmeni istemiyorum bilsin.
    ne olur gel be!!!



  39. 2007-01-02 #39

    Artik sana siir yazmayacagim
    Insanin insana hasret oldugu cag bu
    Dort yanimiz yalnizlik
    Ve cigerimizdeki hava kadar kirli
    Bellegimizdeki ani
    Yuregimizdeki aci
    Kirliligin icimize isledigi cag bu
    Adam olma cabasinin para kazanma hirsina yenildigi
    Araclarin amac oldugu
    Baris diye bagirip da savasanlarin kazandigi
    Oldurmenin madalya takip dolandigi
    Kardesin kardese dusman oldugu cag bu
    Umut, bomba gurultulerinden sessiz
    Sevgi, kavgalardan, yalnizliktan ,acliktan yorgun
    Nezaket bir kosede kirgin
    Maddenin fethettigi, maneviyatin cile cektigi cag bu
    Artik sana siir yazmayacagim
    Kendimle barismadan
    Savaslar durmadan
    Aclar doymadan,
    Acilar dinmeden
    Artik yazmayacagim dunyam temizlenmeden
    Nasil kayitsiz yasatabilirim ki askini
    Artik sana siir yazmayacagim


  40. 2007-01-09 #40
    Beyaz,Aralık,on,iki,sen
    Aralık,on,iki,sen

    on,iki,sen
    İki,sen
    Sen!
    Duvar,fotoğraf,yastık,kuğu,sen
    Fotoğraf,yastık,kuğu,sen
    Yastık,kuğu,sen
    Kuğu,sen
    Sen!
    Siyah,park,aralık,gece,sen
    Park,aralık,gece,sen
    Aralık,gece,sen
    gece,sen
    Sen!
    Terk ediliş,şarap,kağıt,uyku,sen
    Şarap,kağıt,uyku,sen
    Kağıt,uyku,sen
    Uyku,sen
    Sen!
    Mutluluk,kiraz ağacı,ayrılık,yalnızlık,sen
    Kiraz ağacı,ayrılık,yalnızlık,sen
    Ayrılık,yalnızlık,sen
    Yalnızlık,sen
    Sen!
    Bir daha olmayacaksan da,yine sen,
    Yine sen,
    Sen!


  41. 2007-01-11 #41
    329 - Sana - Duygusal Yazılar

  42. 2007-01-13 #42
    371 - Sana - Duygusal Yazılar

    sevginin bittiği yerde sarıl bana

    sevginin bittiği yerde sarıl bana
    heyecanların tükendiği
    ve artık yapacak hiçbir şeyin kalmadığı bir anda
    çek kolumdan../..gözlerimi daya gözlerine
    bir anda dalıp git bana

    ismini anmaktan usanmayan dudaklarımı öp..

    düşlerimizin yorulduğu yerde tutun bana
    beni çağıramayacak kadar uzakta ol
    ve ben gelemeyecek kadar koşayım sana
    imkansızı iste
    mesela "unut", de
    dudaklarım değil gözlerim boşalsın o dakika
    giderken unutamadığım yerden dönüp bakayım sana

    özlemlerine gebe kalan bedenimi öp..

    üşümeye başladığın yerde ısın bana
    gözlerim ağlamaktan şişmiş olabilir../..aldırma
    her halimle güzel bul beni
    her halimle karış bana
    bir demet papatyayla bile kandırabilirsin beni
    sakın unutma sende tutunduğum yer kadar yüreğimi öp.
    alıntı

  43. 2007-01-13 #43
    Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?

    Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.

    Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?

    ''Seni seviyorum'' sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.

    Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?

    Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek...

    Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?

    Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak. Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.

    Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?

    Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana... Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte. Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek... Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.

    Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?

    Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak... Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak.

    Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?

    Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek. Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak. Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.

    Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?

    Nereden bileceksin?

    Sen benimle hiç olmadın ki. Olsaydın avuçlarım terlemezdi... Isırmazdım dilimin ucunu... Özlemezdim seni yanımdayken.Kıskanmazdım

    Korkmazdım yollarda yürümekten. Islanmazdım yağmurlarda... Yıldızlara aya dert yanmaz, böyle her şarkıda serhoş olmazdım.

    Korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize... Ve her kulaçta haykırırdım seni..

    Ama sen hiç benimle olmadın ki...
    YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YA YÜREĞİN...

    Can YÜCEL

  44. 2007-01-13 #44
    Okuyor(mu) sun , Biliyor(mu) sun, Anlıyor(mu) sun.....

    Deli dolu akan nehirlerden tas tas sular içtik.Öyle ateşlerle doluydu yüreklerimiz öyle tutkundu.Karlı dağların serinliğinde uyurduk geceleri .Deniz fenerinin ışığında yıkanırdık.Köpükten bir çalkantıydı içimizde zaman.Ne yana baksak denizdi maviydi ışıktı.Sonra bir çaresizlikti zifir.Akıntıya kapılmış gemiler gibiydik ..
    Bir org çalınır gibi yanıbaşımızda.Öyle kendinden geçmiş öyle başıboş.Öyle derin duygular içindeydik anlatılmaz.Sarhoş rüzgarlara bıraktık kendimizi.Aldığını geri vermez dalgalara.Görmediğimiz ülkeler gördük gün doğusunda.Tatmadığımız yemişlerden tattık günahkar olduk.Alevden bir tasta eridi günler.Bir cehennem ateşiydi aşk içimizde.Hiç sönmeyecekmiş gibi yanıyorduk..
    Tutsaklığımız nasıl başladı bilinmez.Paslı demir kapılar kapandı üstümüze.Taş duvarlarda kayboldu boğuk seslerimiz.Çaresizliğimizi bize aynalar söyledi inanmadık.Kuşatıldık ansızın kederle ayrılıkla.Aman vermez karanlıklar sardı dört yanımızı.Yalnızlık bir ağrı gibi çöktü başımıza.Uyuduk bir daha uyanamadık.
    Şimdi bir kutup var sana çeker beni.Bir kutup var senden öteye.Ben onun için böyle ortalıklarda kaldım.dağ yollarında caddelerde sokaklarda.Onun için bulup bulup yitirdim seni.Hangi kapıyı çaldıysam sen açtın bana.Hangi gözümü yumduysam seni gördüm.Zamandın zamandan öte bir şeydin.Yıllarca bir meşale gibi yandın uzaklarda
    Bu manyetik alanda boğulmam senin yüzünden.Bu zincirleri sen vurdun ellerime.Sen getirdin bunca karanlıkları.
    Al şunu mum yak
    Korkuyorum
    Bir taş aldım attım denize
    Günahlarımdan kurtuldum
    Alfabenin yirmisekizinci harfindeyim
    Öteye gidemem
    İtme beni
    Benim de bir insan tarafım vardı.Bakma böyle kötü olduğuma.Benim de dileklerim vardı.Benim de bir beklediğim vardı yaşamaktan.Yeter artık vurma yüzüme çirkinliğimi.Hergün bir kadın ağlar benim yüzümde.Büyük dertler için benim ellerim.
    Anlamıyor musun
    Sen sevildiğin için güzelsin bu kadar
    Ben sevilmediğimden böyle çirkinim
    Bütün kötü yerlerde ben korkarım.Biliyorum.Bir hayvan leşiyim öleli kırk gün olmuş.Fabrika bacalarında bir kara dumanım.Zehirim akrep kuyruklarında.Kötüyüm sevemediğin kadar.Öyle fenayım.Kapanmış bıçak yaralarında.Bu pis çöp tenekelerinde unut beni.Unut artık.
    Bayat bir ekmek gibi
    Çürümüş bir elma gibi

    Sarı badanalı evlerde kazanlar kaynar
    Sarı badanalı evlerde günahlar işlenir her gece
    Sarı badanalı evlerde ölüler yıkanır
    Sarı badanalı evleri sev biraz
    Bu evlerde zaman benim akşamlarımdır yitirilmiş
    Bu kazanlarda benim gözbebeklerimdir kaynayan
    Bu sarılarda benim yüreğim bir ölür bir dirilir
    Anladım
    Bu dünyada benden başka kimse yok beni anlayan

    Kalbimi yardım
    Bir damla kan aktı
    Kutuplara kar yağıyordu
    Üşüdüm
    Dur gitme
    Beş kuruşum vardı kaybettim
    Dur gitme
    Isırgan otlarından kurtar beni
    Deniz analarının gözlerini çaldım.Sana bakmak için.Güneşi üçe böldüm.Al biri senin olsun.Yüzümde beş bıçak yarası var.Bir de sen vur.Barut kokusunu severim.Bir portakalı dilim dilim soy..
    Acıktım
    Tut ki ben yoğum artık yeryüzünde
    Tut ki bir marul yaprağıydım
    Öldüm

    Al şu serçe parmağım sende kalsın.Ben kötüyüm.Korkunç çirkinim.Ben seksensekizinci tul dairesiyim.Sağ gözümün üç kirpiğini kestim.
    Al
    Ben lanetlendim

    Cenaze marşı çalınıyor.Ölüler ayağa kalktı.Görüyor musun.Şu soldan ikinci benim.Senin yüzünden öldüm.Şimdi seni getiriyorlar karanlığıma.
    Ağlıyorum
    Biraz sev beni
    Gül biraz
    Yaklaş biraz
    Seni affediyorum

    Kuşkonmaz dallarına astım kendimi.Sedir ağaçlarına gül yapraklarına.Başımı taşlara vurdum.Gözbebeklerimde büyük camlar parçalandı.Tanrısal duygular içindeydim.Bütün tanrısızlığımdan uzakta.Bir kemiklerinin sertliğini aldım.Bir teninin aklığını.Sonra sıcaklığını dudaklarının..
    Gel bak
    SANA BİR TANRI GETİRDİM
    Gel bak
    BİR TANRI YARATTIM SENDEN.

  45. 2007-01-14 #45
    Hangi &#254;iire ba&#254;lasam suskunum sana
    Da&#240; gö&#240;sünde bir kaya diliyle suskun
    Güne&#254;te kavrulan bir kum tanesi
    Çatlayan dudaklar&#253;m oluyor her gece
    Ya&#240;mura suskun ya&#254;amaya suskun
    Hayk&#253;rabilsem
    Belki bir nehir köpürebilir sesimde
    Silinebilir kurakl&#253;&#240;&#253;n bütün izleri
    Upuzun çöller vadile&#254;ebilir içimde

    Hangi güzelli&#240;i özlesem suskunum sana
    Yürek bo&#254;lu&#240;unda bir of kadar suskun
    Özlüyorum seni masmavi
    Ko&#254;uyorum sana bembeyaz
    Ve kahroluyorum bir anda kapkara
    Ah oluyorum
    Of oluyorum
    Ve susuyorum
    Oysa hayk&#253;rabilsem
    I&#254;&#253;k yuma&#240;&#253; bir p&#253;nar olur solu&#240;um

    Hangi türküye uzansam suskunum sana
    A&#240;&#253;t a&#240;&#253;t, özlem özlem suskun
    Tut ki vurulmu&#254;um
    A&#254;ktan ve kandan bir damla olmu&#254;um
    Bir saçlar&#253;n&#253;n rüzgar&#253;na
    Bir de a&#240;z&#253;n&#253;n k&#253;y&#253;lar&#253;na konmu&#254;um
    Hangi dalga silebilir beni senden
    Hangi kas&#253;rga koparabilir
    Ben saç tellerinde bir ezgi olmu&#254;um
    Co&#254;kular&#253;n her &#254;ahlan&#253;&#254;&#253;nda
    Sana deprem deprem susmu&#254;um
    Ve sana susmaktan inan ki yorulmu&#254;um

    Yeter olsun gözlerinde &#253;&#254;&#253;k f&#253;rt&#253;nas&#253;
    Sözlerinde bask&#253; yasas&#253; yeter
    Hangi kavgay&#253; özlesem suskunum sana
    Zafer sabahlar&#253;nda gece kadar
    Bayram sabahlar&#253;nda yas kadar suskun
    Böyle güzelliklere de
    Böyle suskunluklara da lanet olsun
    Al bu suskunlu&#240;umu al


  46. 2007-01-18 #46
    yüreğinde yer var mı?....

    Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni?
    Hisset!
    Hisset, parmaklarına değen kağıdın içinde
    Dolaşan damarlarımı...
    Hisset damarlarımın, kanımın
    Seni aramak için
    Deliler gibi dolaşmasını...

    Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni?
    Dinle; duyuyor musun yüreğimin ritmini?
    Gönlümde esen rüzgârları dinle...
    Nefesimi tutmasam
    Gözlerindeki derin ovalarda titreyen
    Bütün yeşillikler kül olur,
    Sazlar büyür simsiyah,
    Kuruyan gözpınarlarında...

    Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni?
    Yazık! mekanlar durduruyorsa seni.
    Ve yazık, kendini bağladıysan maddelere...
    İpsiz bir uçurtmayım ben... ve kuyruksuz
    Saçlarının çizgilerinde süzülen...
    Rüzgârım sensin.
    Susma ve sakın gözlerini kapatma, düşerim!
    Yüreğinde yer var mı?

    Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni?
    Ve bir kaynak suyundan oluşan derenin
    Üzerine düşen yaprak gibi;
    Düşürüyor musun gülüşlerini
    Ve öpüşlerini sesimin üstüne?
    Akıyor musun benimle beraber,
    Akıyor musun yıldızlara doğru?
    Yıldızlar... yıldızlar neden böylesine vefasız?
    Neden her üşüyüşümde
    Lapa lapa yağıyorlar avuçlarıma,
    Neden eriyip kayboluyorlar?

    Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni?
    Bilmiyorum. bilmek istemiyorum...
    Ama parmaklarının ucunda şu an ne olur hisset beni...
    Hisset!
    Hisset, damarlarımdaki kanımın,
    Seni aramak için deliler gibi dolaşmasını...
    Söylemiştim değil mi?
    İpsiz bir uçurtmayım ben...ve kuyruksuz...
    Saçlarının çizgilerinde süzülen...
    Rüzgarım sensin.
    Susma ve sakın gözlerini kapatma, düşerim.
    Yüreğinde yer var mı?

  47. 2007-01-20 #47
    ...tüm ışıklarını söndürdüm gözlerimde şehrin!

    Siyahını çekmiştim üç-beş nöbetlerinin karşı kıyıya, hemen hemen her gece yaparım bunu. Günü teslim ettikçe düne, pembeleri solar çocukluğumun. Dibinde kırılganlıklarıyla birikir, yalnızlığımın cam askerleri.

    Asılı kalır gözlerim yıldızlara... kaydıkça bilirim ki, izinde yaldızlanıp dağılır bir çaresizin daha sessiz harfleri.

    Büyüdükçe, beyaz düşler bıraktı içimdeki çocuk. Açıldıkça saçlarının örgüsü, kör düğüm oldu heveslerim. Tüm inandıklarım soluksuz!

    Kalpten yağmur damlaları ve isminle gökkuşağını çizmiştim beyaz kağıtlara! Toprağa düştükçe ıslak renkleri, şiirler açardı yüreğimin arka bahçesinde.... rengarenk olurdu yaşam.

    Oysa şimdi !

    Katili oldum papatyaların. Her yaprağında ayrılığın kan izleri kirletti mavi düş tarlamı. Sular çekildi gözlerimden. Sere serpe ölü çiçekler.

    Teninin ateşine daldırıp kirpiklerimi, resmini çizerdim kızıl dokunuşlarının. Sen mi yanardın bende, yoksa ben mi kül olurdum teninde bilmiyorum. Renkleri yoktu bedenlerin, duvardaki sevişmelerde.

    Öğrendim ki, renk körüymüş aşk!

    ne hayalleri beyaz,
    düşleri pembe..
    ne umutları mavi,
    huzuru yeşil!
    arzuları da kırmızı değilmiş ki!
    beyazda başlayıp siyahta bitermiş aşk...
    belki de bu yüzdendir,
    anılardaki fotoğrafların çabuk solması...

    Babamın kucağında oturduğum zamanlar ne olduğunu bilmediğim her şeye - "baba mu ne? mu ne? mu? mu? ..." ve hangi rengi sorarlarsa sorsunlar, hepsine - "layvicert" derdim. layvicert saçlı kız, layvicert ayakkabı, layvicert elma şekeri... tadını aldıkça kızardı dilim, ayaklarım tozlandı, layvicert saçlarını boyadım bebeklerimin banyo dolabındaki çamaşır suyuyla ve... bakıyorum da bilmediğim ne kadar az şey kalmış yaşanmışlıklarda.

    Renkler, bana bakın! büyüyorum siz iç içe girdikçe... alacanızda yine de tutunuyorum hayata.

    Sezen'in sarı odalarında hüzün şarkılarını yakıyorum mum diplerinde... seni düşünüyorum, yine özledim!... yine, yine, yine!

    Sen ki sakıncalı sevdam, sen ki yasaklım. Büyümemin en ağır cezasısın belki de,... razıyım. Sus!
    Çocuk ol yanımda, çığlıklarım zaten senden de, benden de büyük. Haykırmayacağım adını. Dokuz boğum yutkunarak koklamalıyım tenindeki yasak çiçekleri ve uyumalıyım.

    ...uyumalıyım da,
    Kaçıncı uykusuzluğumdayım, bilmiyorum!

    Karanlık, eflatun şalını çıkarmaya başladı el ele dolaştığımız sahilde. Ardın sıra kırılan ışıkları topladı ellerim gümüş tepsiye. Yaldız yaldız yalnızlık, yıldız yıldızdı gece... ve bittim.

    Siyahla beyazın farkı olmadığı saatlerde, kırmızı kostümünü çıkarıp aşkın, efkarımı tütsülemek için yaktım karanlığı. Eski bir tangonun ritmiyle, dört duvarın dipsiz köşelerinde ağını örüyorum yalnızlığın... An ile anılar arasında, her defasında, bir öncekini unutup başka sözler yazıyorum bu müziklere.... aşk şarkılarım, şiirlerim ve suskun hayalin kaldı bende.

    Mülteci kampındaki ölümle özgürlük arası çizgide sıkışandan farkım yok aslında. Çizgiyi geçerse ölüm, geçersem sensizlik... kalırsa işkence, kalırsam da sensizlik. İkisi de ölüm be... yokluğun ölüm.


    ...uzak ülkelerde olmak isterdim şimdi, hiç bilmediğim insanlar arasında, avazım çıktığı kadar bağırmak seni sevdiğimi... kimsenin anlamadığı dilde. Sonra hırsız bir rüzgar yürütmeli sesimi, sabaha karşı pencerenden içeri bırakmalı... unuttuğun ninnileri mırıldanmalıyım sana güneşin sızlayan ışığında. Bugün göğsümde uyanır mısın? saçlarımdan toplar mısın yıldızları ?

    Ne çok şey sığdırdım ismine. Ne çok sevda, özlem ve onca kavga. Her şey sensin aslında. Ah bu şehir, bu sahil... her parmağının dokunuşu dipsiz kuyular açar da atar beni maviye. Saçlarımın dalgasında havalanır beyaz kelebekler. Tut, tut ki bahar sende kalsın, ben sende.

    Sabaha çıkıyorum düşlerin yorgun renkleriyle. Yine yarım kalmış şiirler var yarına, yine sen dolu yaprakları dökecek zaman. Birikeceksin bende.

    Karanlık gibi sarsam seni. Serilsem, sarılsam, sevişsem dizelerle, öyle bir şiir yazsam ki, hani o herkesin yazıp da yetmediği seni seviyorum'lar var ya, o bile şaşırsın. O kadar çok kullandık ki aslında, ondan mı yetmiyor sanki?

    Kirpik altındaki kimsesiz sahillere bırakıyorum yaşlarımı. Esen onca mavisin bende, onca umut. Ah! bir de çıkmaza gitmese yollar. Hani akan suların toplansa coğrafyamın bakir kuyularında... konuşamıyorum!

    Yorgunum!

    Tüm sesleri kesildi, sesini kulağımda hissettiğimde.
    Bak! bir geldin arapsaçına döndü düşlerim. Ben alışkın değilim ki -seni seviyorum- diyen adamların gerçekliğine! Sen gerçeğimsin! belki de burada yanıltıyor beni aşk.

    Hafıza kaydımda ne varsa sildim, kim varsa zaten kendini sildi gittiğinde. Şimdi kaydını tutuyorum öpüşlerinin ve fısıldadığın şiirlerin. Söndürdün şehrin tüm ışıklarını, göz kapaklarımda! ...İşte şimdi yanımdasın. Bak, çekilirken gece, portakal çiçekleri koktu güneş. Duyuyor musun?


    Renklerim, düşlerim yorgun
    Beyazdan çaldım gecemi
    Söylesene, senin ismin ne renkti?..
    tüm ışıklarını söndürdüm gözlerimde şehrin!

    ...Karanlıktayım.
    :crying:

  48. 2007-01-21 #48
    ---------SEVDAMA-----------


    Şimdi gir bilinmezliklere
    Sen zaten hep öyle yapmadın mı?
    Sen farklıydın,
    Hep bunu söylerdim dostlarıma,
    Yine yüzümü çıkarttın kara!

    Senden ne beklenirdi ki başka,
    Sen kalbimde yok olmayan bir acı oldun!
    Sen, elele tutuşan bir sevgili gördüğümde;
    Biz yapamadık dediğim
    Bana acıdan öte acı verem oldun!

    Sen çok zehirliydin,
    Zehrini bana akıttın...
    Şimdi git uzaklara,
    Uzaklardayken aşığım sana,
    Sen de bana!

    Nasıl da özlem bitti derken
    Bıraktın beni yolda
    Hani bırakmam demiştin ya;
    Sen de yaptın sonunda...

    Ağlama derken
    Bu ayrılık bitecek derken,
    Üzülüyorsun diye kendimi harap ederken,
    Gittin, gittin de neyse anlamazsın ki..
    <!-- / message --><!-- sig -->

  49. 2007-01-21 #49
    Sana sımsıkı sarılmak istiyordum... Ah bir görsem, bitirsem içimdeki özlemini bu kadar zor gelmeyecekti senden, sevginden vazgeçmek... Nasıl olsa alışkınım ya seni görmemeye, galiba böyle de başarabilirim...

    Neler yazmak istiyorum sana bir bilsen, tek yapabildigim yazmak oldugundan yine yazıyorum işte! Seni daha önce de yazmıştım ama bu kez bir daha yazmamak üzere, seni beynimde, içimde bitirerek yaziyorum, yada bitirmek isteyerek... Ne kadar sürer bilmiyorum ama ben senden, sevginden vazgeçmek istiyorum.

    Dünyaları etrafında döndürmek isteyen bir kalbi bilerek isteyemezdim. Kendimden ve senden habersiz "bir tanemmm" olmuştun sen... Öyle ya; Sen bir taneydin; Eşin benzerin yoktu yeryüzünde, Yoktu Sen Kadar Güzel Güleni!

    Ne kadar gerçeksen o kadar yalandın... Ve ben her seferinde en baştan başladım... Yeniden bir sondayım ama bu kez yeniden başlayacak gücüm yok... Ben senden vazgeçmek istiyorum!

    Herkes gibi biri olmanı yada hiç kimse olmanı istiyorum... Sesini duymak için telefonlara sarılmaktan vazgeçmek, ismini duydugumda içimin titreyip,gözlerimin dolmasından kurtulmak istiyorum... Senin benim için herhangi biri olman ne kadar zor bir bilsen... Zaten kolay olan ne vardı ki benim için; Sanki seni öldürmemle sevmem arasında hiçbir fark yoktu.... Ve ben hep sevgim yüzünden cezalıydım...Hiç sonu olmayan bir yolda seninle yürümek,yeni çıkan filmleri birlikte izlemek, saatlerce sana sarılı kalmak,sadece ama sadece bir kez olsun sana sarılıp uyumak, bir sabah gözlerimi açtıgımda yanımda seni bulmak isterken, sen sevgimle utanmamı sagladıgın için galiba gerçekten "bir taneydin"!

    Işte bu yüzden imkansızlıgına hep inandım!
    Ben yalnız kalıp seni düşünmeyi deli gibi sever oldugumda, sen benim her şeyim oldugunda ben senin için hiç yoktum... Bu yüzden yalnızlıklarım, aglamalarım, özlemlerim canını hiç acıtmadı.Benim tarafımdan sevilmek belki de hayatında önemseyecegin en son şeydi...

    Keşke kendi dünyamda bir zamanlar seni sevdigimden hiç bahsetmeseydim
    Sen beni hiç sevmedin!
    Ben Seni Seviyorum dedigimde Seni Seviyordum!
    Ben Seni Özlüyorum dedigimde Seni Özlüyordum.
    Ben Senin Için Ölürüm Dedigimde ben senin özleminden zaten ölüyordum...

    Ve Ben Simdi Senin Hayatından Gidiyorum!

    Ben Kaybettim...
    Sen Kazandın!
    Artık sesimi duymayacaksın...

    Sana sımsıkı sarılmak istiyordum, kokunu içime yıllarca bana yetecek kadar çekerek, sana sımsıkı sarılmak istiyordum.... Gelmedin!

    Gelsen yapabilir miydim bilmiyorum...Ben artık gidiyorum..

    <!-- / message --><!-- sig -->

  50. 2007-01-23 #50
    SENİ BENDE UNUTTUN !!!."

    Bir akşamüstü bir rüzgâr yapıştı belime, içtik beraber.
    Sarhoşluk daha çok acıtır dedi, gözleri yaşararak.
    Önce inanmadım.
    Sonra kudurdu, kudurdu.
    Başım döndü, bağırdım...

    "Sen, giderken gülüm izlerini silmeyi unuttun.
    Sen, giderken bitanem, bende bıraktıklarını almayı unuttun.
    Sen, giderken aşkım, sen hâlâ bendeydin.

    Çalan bir müzik parçasının sözlerinde unuttun kendini.
    Bir ağustos akşamında unuttun beni ve seni.
    Süzülen damlaların sıcaklığında,
    Sensiz bir gecenin sabahındaki hıçkırıklarda unuttun seni.
    Terasda içilen bir bardak çayda
    ya da bir bardak birada unuttun.

    Bir mangal ateşinin sonrasında, yanmış közlerde unuttun.
    Gölcük'ün o pislik sokaklarında,
    O ıssız kalabalıkda unuttun kendini.
    Söylenen yalanlarda, 'iyi ki varsın'larda unuttun seni ve beni.
    Geceleri baktığımız o yıldızlarda unuttun bizi.

    Bir daha birlikde gidemeyeceğimiz sahildeki
    çay bahcesinde, Papatya'da unuttun bizi.
    Adını bir türlü koyamadığın
    gelecekdeki güzel günlerimizde unuttun.
    Beraber yakılan sigaralarda unuttun bizi.
    Sen giderken bitanem,
    SENİ BENDE UNUTTUN !!!."

  51. 2007-01-27 #51
    Büyük büyük harflerle terk etmiştin ya beni,
    ondan bu imla hataları.....


    640 - Sana - Duygusal Yazılar


    İkna hatalarım da vardı biliyorsun, inandıramamıştım seni bir başkası olduğuma, üçüncü tekil bir fiildim yol alıyorum içimdeki sezgi ile…
    Halatlarım da vardı, hayata sıkı sıkıya bağlı "bir bakış mesafesinde" değil bu sefer unut o mısrayı bir bakış nefesiyle kes.
    Hatalarımda vardı, konuşmak ve yazmak üzerine hatalar, hatırla daha yeni, yaşamak ve susmak üstüne, küsmek ve kaçmak üstüne, daha yeni yeni alışıyorken, aşıyorken sesini.

    Küçük küçük sev beni.

    Gidişin acıtmasın gibi…


    641 - Sana - Duygusal Yazılar

    Alışıyorum, bilmiyorsun bile. Alışıyorum.

    Kalbin Kudüs kadar dayandı demiştim sana, o tövbe dilimde bulaşma, kalbin Kudüs kadar dayandı tamam ellerin bu yüzden Filistinli bir çocuğun sesi, ne vakit dokunsam çığlık çığlığa bakıyorsun.
    Bakıyor ve yine akıyorsun.
    Anladım, anladım ki suların boğmayacak tenimi, temizlemeyecek ganj kadar mübarek yüreğin bu yüzden sıyırdım eteğimi kanıyorum. Kapa gözlerini sana bulaşmadan.

    Kör bir baykuşun kederi var.

    Hemen omuzlarında…


    642 - Sana - Duygusal Yazılar

    Sorduğun bütün sorularda birde cevap vardı. Ben soruya cevap verirken sen cevaplarına soru arıyordun. Karışık. Kırışık çarşaflarda karışınca bütün sorularda cevaplarda… Bu yüzden kestin beklide bileklerini kırık aynalarla. Kendi kendime akarım dediğinde ne kadar aptalmışım. Kendi kendine aktın. Kaldım gülümse şimdi, kaldım ben.
    Gidişimin senin kalışın olduğunu bilseydim deme, kaldım.
    Her gün diğer bütün günlere bir kere gebe kalıyorum. Her gün diğer bütün günler için doğuyorum kendimi. Kaldım onun için katlanıyorum.


    643 - Sana - Duygusal Yazılar

    Seni bırakıp gidersem eğer

    Unutma! Utanma


    644 - Sana - Duygusal Yazılar

    Senden başka hiçbir senle konuşmadım.

    Konuştuğun bütün benler bu yüzden dilsiz!!!!!!


    645 - Sana - Duygusal Yazılar

  52. 2007-01-30 #52
    SEVGİLİM BEN ŞİMDİ

    Sevgilim ben şimdi büyük bir kentte seni düşünmekteyim
    Elimde uçuk mavi bir kalem cebimde iki paket sigara
    Hayatımız geçiyor gözlerimin önünden
    Çıkıp gitmelerimiz, su içmelerimiz, öpüştüklerimiz
    "Ağlarım aklıma geldikçe gülüştüklerimiz".
    Çiçekler, çiçekler, su verdim bu sabah çiçeklere
    O gülün yüzü gülmüyor sensiz
    O köklensin diye pencerede suya koyduğun devetabanı
    Hepten hüzünlü bu günlerde
    Gür ve çoşkun bir günışığı dadanmış pencereye
    Masada tabaklar neşesiz
    Koridor ıssız
    Banyoda havlular yalnız
    Mutfak dersen - derbeder ve pis
    Çiti orda duruyor, ekmek kutusu boş
    Vantilatör soluksuz
    Halılar tozlu
    Giysilerim gardropda ve şurda burda
    Memo'nun oyuncak sepeti uykularda
    Mavi gece lambası hevessiz
    Kapı diyor ki açın beni kapayın beni
    Perdeler gömlek değiştiren yılanlar gibi
    Radyo desen sessiz
    Tabure sandalyalardan çekiniyor
    Küçük oda karanlık ve ıssız
    Her şey seni bekliyor her şey gelmeni
    İçeri girmeni
    Senin elinin değmesini
    Gözünün dokunmasını
    Ve her şey tekrarlıyor
    Seni nice sevdiğimi

  53. 2007-01-30 #53
    Nerde bir köşede bir gariban görsem
    Benimdir o başkasına bakma
    Nerde bir köşede zavallı görsem
    O benimdir başkasını arama
    Ben seni bunun içinmi sevdim
    Sana ben bunun içinmi yandım
    Şimdi sen de beni terk edesin diyemi
    Sana ben ömrümü vermiştim
    Yollarına umutlar ekmiştim
    Şİmdi sende beni unutasın diyemi

    ...Ve Sen gittin
    Anlamsızcabeni terketin
    Neler yaşamıştık seninle neler görmüştük
    Hani ekmeğimizi yüreğimize katık etmiştik
    Ah.. dedim ya yazık ki ben seni sana bıraktım gurban
    Sana gülden evleri kalpten kaleleri yapmışken
    Hançeiri sırtıma vurmuşken
    Ahh.. dedim ya yazık ki ben seni sana bıraktım gurban
    Sana cennette meleklerin
    Cehennemde şeytanın tahtı
    Dünya üzerinde varolacak
    Tüm güzellikleri

    San kalbimin sevgimin
    Yüreğimin tahtını verdim
    Ya sen ya sen bana ne verdin
    Üzüntüden kederden yürekte ölümden başka
    Ahh.. dedim ya ben seni sana bıraktım gurban
    Ben seni sana bıraktım gurban

  54. 2007-01-31 #54
    BİR GÜN KAPINA GELSEM



    Bir karanlık geliyor yokluğunun ardından
    Ne zaman güneş batsa bu son gecem diyorum.
    Vazgeç yalan dünyanın köhne saltanatından
    Yetişir bunca keder, bunca elem diyorum.

    Her şey sağır içimde, ne şiir, ne musiki
    Dünyadan bezginliğim dünyalar kadar eski.
    Öylesine çözülmüş, öyle dağılmışım ki
    Bu ne bitmez ayrılık, bu ne özlem diyorum.

    Beni çağırdığını bir defa duyabilsem.
    Avuçlarımda ateş, yorgun gözlerimde nem
    Aşarak denizleri bir gün kapına gelsem
    Başımı duvarlara vurup ölsem diyorum.

  55. 2007-01-31 #55
    BİR RESİM, BİR ŞİİR



    Bir resim yaptım dün gece

    Bilirsin hiç sevmem resim yapmayı

    Ama o kadar doldum ki

    İçimde o kadar büyük bir volkan patladı ki

    Dayanamadım!

    Seni çizdim kocaman bir kağıda

    Yanına da kendimi çizecektim

    Çizemedim!

    Fırlattım kalemi yere, birden maziyi hatırladım

    Seninle geçen anılarım geldi aklıma

    Çizemedim kendimi, senin yanına...



    Şiir yazdım kendime de

    Senin için resim yaptım,

    Kendim için şiir yazdım

    Bir başka oldu bu şiir benim gözümde

    Sana yazdıklarım gibi olmadı

    Sana yazdıklarım gibi olamazdı zaten!

    Onlar çok özel...

    Bin bir dünya gizli onların içinde

    Bin bir türlü anı gizli onların içinde

    BÜTÜN BUNLARI SEN BİLMESEN BİLE!!!


  56. 2007-02-02 #56
    Anlamı Yok

    Bir akşam üstü pencerede oturmuş nazlı bir edayla batmakta olan güneşi izlerken sen geliverdin yine zamansız aklıma..Zamansız dediysemde sakın yalnış anlama..Zaten hep aklımdaydında söylemek çok zor oluyor işte...Batan güneşin ardından bir hayale dalmışım..İçinde SEN ve BEN olan tatlı ve bir o kadarda yalan olan hayale...Üşüdüğümü hissettim anlamsız bir titreme sardı bütün bedenimi..Sensizlik acı olduğu kadar fırtınalı kışlar kadar soğukmuş meğer..Öyle ağlamak istiyordum ki tüm dünya gözyaşlarıma boğulsun,hıçkırıklarımı duymayan tek bir canlı bile kalmasın...Yüreğimin en derinlerine gömdüğüm,kimseye diyemediğim sedalarımı haykırmak istiyordum...Bu öyle bir haykırış olmalıydıki hiç kimse beni ve yüreğimin derinlerinden parçalanarak çıkan tek bir cümleyi dahi unutmamalıydı...Derin bir iz bırakmalaydı...Sende bırakamadığım o derin izi başkaları bulmalıydı...Bir kinim vardı sana adını bile daha belirleyemediğim..Bir çocuk masumiyetinde saf ve temiz, yağmur kadar berrak ve duru, Gündüz kadar açık ve net, gece kadar gizemli ve karanlık...Biliyorum kin tutmasını hiç beceremiyorum...Oysa o kadarda çabalıyorum bunun için fakat nafile...Sabahlara kavuşmanın bir manası kalmadı artık...Güzel gözlerinle uyanamadıktan sonra sabahlar neyler beni..Nasıl avutabilir ki...Gecenin gelmesini hiç istemiyorum artık..Çünkü bir hüzün sarıyor dört bir yanımı anlamsızca...Bir korku kaplıyor sensiz çarpan bu yüreğimi...Uyumanın bir faydası yok..Rüyalarımda seni göremiyorum çünkü...Görsemde uzak yollarda takılıp kalıyor bana gelemiyorsun..Düşlerime dahi ulaşamıyorsun...Karabasanlı kabuslarıma ortak bile olamıyorsun...Dinlediğim her şarkıda seni bulmak istesemde nafile..Bizi anlatan bir şarı bile yok...SEN ve BEN dediğim bir melodi bile kulaklarımda çınlamıyor...Hatıraları canlandırmak boşuna...Giden geri gelmedikten sonra...Senden sonra gelen hiç bir derdin,elemin,kederin tadı bile yok...Tıpkı seninle hiç gezemediğim bu yollarda bir başıma savrulduğum gibi...Kapının çalması dahi bir anlam ifade etmiyor...Ardında sen olmadıktan sonra...Açılan kapıdan içeri güneş gibi doğmadıktan sonra..Varsın delice çalsın...Okyanusun kokusunu hissedemiyorum artık içtiğim suda...Buğday başaklarının esintisi kalmamış yediğim ekmekte...Artık eskisi gibi şiirde yazamıyorum...Boğazımda düğümleniyor mısralar...Ne kadar zorlasamda eskisi gibi yazamıyorum artık...Mavi gökyüzünün bir anlamı yok artık benim için...Bulutların ihtişamlı gösterileri hiç birşey ifade etmiyor artık...Yağan yağmurda ıslanmanın hiç bir zevki yok...Sadece saçlarımdan akan damlalar var...Senin hiç okşayamadığın saçlarım...Bahar gelmiş, ağaçlar çiçek açmış kimin umurunda....Sensiz baharı neyler bu hazan mevsimindeki deli gönlüm...Şehre ayrı bir güzellik gelmiş banane...Benim yüreğimdeki güzellikleri ayak altına alıp ezip gittikten sonra deli sevdam...Nefes alıp vermek çok anlamsız...Sadece yaşamak için aldığım ve vermekten korkmadığım son nefesimi sabırla beklemek gibi...Ölümün bir anlamı yok artık...Sensizlki zaten ölümden daha ağır bana..Konuşmaların getirisi yok artık...Seni bana getiremediği gibi...Yazmanın da bir anlamı olsaydı Sen yazarken titremezdi elimdeki kalem...Gülüşler sahte tıpkı verilen sözler gibi...Ziyanı yok...Nasıl olsa taş-duvar oldu duygularım...Gülmeyi unutmakla çok şey kaybetmiş sayılmam...Ama ağlamanın çok anlamı var biliyor musun? Ah birde delice ağlayabilsem daha iyi olacak ama olsun...Akan göz yaşlarımda seni bulabiliyorum çünkü...Süzülüp giderken senin gidişin geliyor aklıma....Bana seni hatırlatıyor her akan damlada...Bu yazdıklarımın da bir manası yok aslında...Sen okuyamadıktan sonra....Hissedemedikten sonra...Bana gelemedikten sonra...Benim kadar yürekli olup benim kadar sevemedikten sonra...

  57. 2007-02-02 #57

  58. 2007-02-03 #58
    Sevgilinize onu çok sevdiğinizi belli etmeyeceksiniz. İlişkinizin selameti açısından. Hani sevildiğinden artık emin olduğu an çeker gider ya insan... A, bilmiyor musunuz? Vallahi öyledir, dikkat edin bakın.

    Onun için bendini çiğneyip aşsa bile sevginiz, belli etmeyeceksiniz. Hepten gizleyin demiyorum tabii, bir miktar göstereceksiniz, yoksa yine çeker gider.

    ***

    İşyerinizde çok çalışkan olmayacaksınız. Her işi yıkarlar üzerinize. E, tembel de olmayacaksınız. Kapıya konmayacak fakat tez günde hurdaya da çıkmayacak, orta yolu bulacaksınız.

    ***

    Arkadaşlıklarınızda ne habire verecek, ne habire alacaksınız.

    ***

    Ne tokatınız ensesinde olacak çocuklarınızın, ne de enseye tokat şeye parmak durumunda olacaksınız. Bir ölçek ana baba, bir ölçek arkadaşlık.

    ***

    Çok akıllı olmayacaksınız. Gerçi insanın elinde değil ama belli etmeyeceksiniz. Kimse kendinden akıllı olanı sevmez. Fakat akılsızı da sevmezler. Bilmiyorum ne yapacaksınız.

    ***

    Çok güzel olmayacaksınız. El&#225;lemi çatlatıp düşman kazanmanın size bir faydası olmaz. Fakat sizi yok sayacakları kadar çirkin de olmayacaksınız. İkisinin ortasında bir yerde olmanız hem sizi hem arkadaşlarınızı mutlu eder.

    ***

    Çok zengin olmayacaksınız. Herkesin gözü kalır, güle güle harcayamazsınız. Hele bizim memlekette... Korumasız pencereden bile bakamazsınız vallahi. ''Parasız adam lüzumsuz adam'' inanışının muhatabı da olmayacaksınız. En iyisi zengine yakın orta halli olmak.

    ***

    Çok iyi olmayacaksınız. Tepenize binerler. Çok kötü de olmayacaksınız. Korkutur, saydırırsınız ama sevdiremezsiniz kendinizi. Bu hususta pek zorlanacağınızı sanmıyorum, herkes biraz iyi biraz kötüdür zaten.

    ***

    Çok başarılı olmayacaksınız. Gerçi olsanız da tez günde alaşağı ederler ama yine de siz ''az kuru'' misali ''az başarı''yı tercih etmek suretiyle insanlara iş çıkarmayacak bir yerde dursanız iyi olur.

    ***

    Çok yemeyeceksiniz. Obez olursunuz. Fakat az yerseniz de bunca nimete yazık, günah, ayıp olur. Neyse ki ne kadar yiyeceğimiz hususunda kafa patlatan dev uzman kadrosu 24 saat işbaşında.

    ***

    Uzatmayayım, her şeyin bir dozu var. Ne altında kalacak, ne üstüne çıkacaksınız. Velhasıl ömrünüz doz ayarıyla geçecek. Kısaca ''Hayat ilaç gibidir'' de diyebiliriz.


    Pakize SUDA

  59. 2007-02-05 #59
    İşte Yine Sana Yazıyorum...

    Deli fırtınalardan sonra sığındığım tek limanımsın...Ne kadar yol alsamda bu hayat koşuşturmasında yine sadece sana sığınıyor ve yine sana dertleniyorum...Bazen bir yudum su oluyorsun susuz kalan yüreğime,bazende sıcak bir el oluyorsun saçlarımı okşayan...Tesellilerin en güzelini sende buluyorum...Yalnız geçen gecelerime ortaksın...Uykusuz saatlerimde bir tek sen varsın düşüncelerime ortak...

    İşte Yine Sana Yazıyorum...

    Yağmurlu bir gecenin ardından yine sana uyandım...Oysa sen çoktan gitmiştin...Yüreğimdeki sıcaklık senin gidişinle buz kesmişti...Her sabah aynı rüyadan büyük bir hayal kırıklığı ile uyanmak ince bir sızı oldu artık yüreğimde...Alışamadım...Belkide alışmak istemedim...Kimbilir...Alışmak kabullenmektir..Gittiğini kabul edemedim belkide....

    İşte Yine Sana Yazıyorum....

    Mücadelemdeki başarısızlıkları bir tek sana anlatıyorum...Kendime bile itiraf edemediğim gerçekleri...Yorgunluğumu ve umutsuzluklarımı...Belkide çaresizlikler içindeki çarelerimi arayışımı...Uzak yollardaki bekleyişlerimi...Kalabalıklar içerisindeki yalnızlığımı...Başımı omzuna dayadıklarımın aslında bir yabancı olduklarını...Elimi tutan ellerin,yüreğime dokunan sözlerin aslında hiç var olmadıklarını...Her zamankinden daha yalnız olduğumu sadece sana söylüyorum...


    İşte Yine Sana Yazıyorum...Sadece Sana Sığınıyorum...Ne Olur Sende Beni Yalnız Bırakma.....

  60. 2007-02-05 #60
    SENİ SEVİYORDUM
    Seni seviyordum ve senin haberin yoktu.

    Saçlarını izliyordum uzaktan, kulağının arkasına
    düşüşü ve burnun herkesten başkaydı işte.
    Güldüğün zaman yukarıya bakardın. Yukarı kalkan
    başın ve gülen gözlerin vardı, ne güzeldiler...

    Sen bilmiyordun, ben seni seviyordum.

    Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler. Duvarlara,
    vitrin camlarına kaldırımlara çarpıyordu. Geri dönüyordu
    çoğalarak. Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum
    herşeyi, her şeyi erteleyişim oluyordun. Kalp ağrısı
    oluyordun, birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun.
    Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk. Dönemeçler geçiyor,
    köprüler göze alıyor ve bazen tekin olmayan suların
    üzerinden atlıyorduk. Cesurduk... Ufuk çizgisi maviydi,
    gün batımı hep turuncu ve kırmızıydı bütün karanfiller.

    Ben seni seviyordum, bilmiyordun.

    Sevinçlerim oluyordun arasıra, sen hiç bilmiyordun.
    Sonra herhangi biri oldun. Bütün sevinçlerim bittikten
    sonra yağmurlar yağdı serin haziran akşamları...
    Sonra bir gün uzaktan gördüm seni. Saçların
    bana inat, başın her şeye meydan okuyarak.
    İşte yine aynı... Kalbimi acıttın. Her zamanki gibi.
    Değiştik sanıyordum.

    Ve sen yine bilmiyordun.



    İclal Aydın

  61. 2007-02-06 #61
    Benim Kırgınlığım Aşka...Sen Üstüne Alınma


    Biliyorum konuşacak birşeyimiz kalmadı, paylaşacak hiç birşeyimiz yok.Yine de yüreğimden gücümün yettiği yere kadar sana sesleniyorum, seninle konuşuyorum...Bugün sana olan kırgınlığımı rafa kaldırdım.,sevgimi aldım avuçlarımın arasına,ona sığınıyorum...

    Cümlelerimi kısalttım hayata karşı hep kısa cümleler kuruyorum bir sen sözkonusu olunca uzayıp gidiyor cümlelerim.Kelimelerim buruk,dudaklarımda istenmeyen eğreti duran gülüşlerim yarım...

    Bir ihtimal gelişine sığındığımı farkettiysem de engel olamadım gurursuz ama umutlu hasretine...Bugün gönlümü hoş tutmak istiyorum,imkansız olan her rüyaya inanasım geliyor...Bir çocuk gibi isteklerimi bastıramıyorum...Çalmayan telefonuma elim gidiyor.

    Sana halen bende olduğunu ısrarla yazmaya çalışıyorum...Bende olan seni, hiç kırmadım,değiştirmedim ve hep korudum desem de, sendeki benin nasıl olduğunu, gülüp gülmediğini anlamsız bir sıkıntıyla merak ediyorum...

    İçimdeki güzelliğine inanıp inanmamanı artık umursamıyorum! Üşüyorum, bu üşüme yalnızlığımdan geliyor ve sarıyor her tarafımı...Tutunabileceğim hiç bir güzellik yok,hatırlamaktan usanmayacağım anılarım dışında...Isınabilmek için onlara sarılıyorum.Anlamsız ve cevapsız sorular hınzırca sırıtıyor,ben görmemeye çalışıyorum...Düşler uzak gibi görünüyordu ama yakındı...Belki de görmeyi istemek gerekiyordu...Gözlerini aç desem kapatacaksın ama kapatma gözlerini!

    Kendime bir demet papatya aldım ama bakmadım falıma...Gözlerimi gelişlere verdim, gözlerimdeki hüzün bile seni özlemiş itiraf etti sonunda...Düşüncelerim gururlu,hayallerim ve sevdam değil...Gelseydin kendimi unutup sana koşacaktım, susturacaktım içimdeki isyanı,kavgaların ortasında bir güneş gibi doğup ısıtacaktım yüreğini, sevinçten ağlayacaktım bu defa,mutluyken hemen sarhoş olmuşum gibi dokunacaktım,sarılacaktım. Ama gelmedin,gelemezdin belki de gelmeye de hiç niyetin yoktu aslında...Kendimi kandırdığımı anladığımda ağlıyordum

  62. 2007-02-07 #62
    hiç düşünme güncel suçlarımı
    endişelenme yağmuru severek
    damla damla ağaran çile benim
    yıllarımı sensiz sıkıntıya sokarak
    an be an çoğalan sıla benim

    içinde olmaya alıştığımız evler gibidir
    sevmek yılları bir çırpıda sayarak
    kuğu boyunlu çocuklar aklıma bıraktığın dildir
    kapına düşmüş üşüşmüş ve korkarak
    acıyı aşkla yoğuran yurtsuz göçebe benim

    bırakılmış ülke ertelenmiş ömür sen
    bilmezdim nasıl sevilir bir ömrü erteleyerek
    nasıl bırakılır yeryüzü bir uçtan bir uca tüm
    hayatı geçiştiriyorum yalnız seni seni severek
    gözlerimde yuvalanan kendine bir ev kuran
    damarlarımda atan bu asit yağmuru sen

    yağmalanır yürek bilirim yığınla ansızlık
    o bir hayalin yeşermiş imkansızlığı sen
    nerde bir çocuk ağlasa hep aynı sonrasızlık
    sarayları yıkılmış kralın sararmış çaresizliği sen
    dağılmış ordular gibi ayrılık içimde ezik
    boynu bükük diyarların anlatılmamış öyküsü sen

    bunu bu boşluğu ateşler mi doldurmalıydı
    sancılı yapayalnız sonbaharlar gibi yitik
    boşalmış sahnelerin sahte oyuncusu perdeleri örtük
    arkamdan bakakalan akşamın kimsesiz karanlığı o sen
    önceliklerimi bıraktım önümde sonralarımın uyumsuzluğu
    dünümden bugünümden yarınımdan artakalan
    aşklarıyla yağmalanmış bir tanrının uykusuzluğu
    o sen

  63. 2007-02-07 #63
    Ne Olacak Halim..
    Sen bu satırları okurken ben cok uzaklarda olacağım...
    Böyle başlardı bütün bildiğimiz mektuplar,
    Biliyormusun? Bu ikimizin hikayesi,
    Şu anda nerdesin, ne yapmaktasın;
    Bildiğim yerlerdemisin yoksa hiç görmediğim bir evin penceresinde mi,
    Sevdiklerin özlemi sardımı nicedir kalbini,
    Pişman mısın başlamadıkların için, iç cekiyorsundur şimdi
    Düşünüpte yazmadığın yazıpta yollamadığın mektupları saklıyormusun hala,
    Kafanda hep aynı cümle biliyorum ne olacak halim,
    Ah, biriktirdiğimiz bütün hevesler nasılda hızla tükendiler.
    En çok kimi özledin, en çok neyi bekledin?
    Şimdi düşlediklerimin neresindesin...
    Dedim ya.
    Bu ikimizin hikayesi...
    Islandımız bütün yağmurları, dudak kanatan kalpli sızı aşklarımızı,
    Bizi buluşturan kaldırımları,
    İşte bütün bunları bütün bunları yazıyorum.
    Ben unutmadım diye
    Hatırlıyormusun sonunu değiştirmediğimiz filmleri
    Hayatın gerceğidir sandığımız kabullenilmiş yenikliği
    Bir ağızdan söylediğimiz en kahraman cenkliği,
    Büyürken vazgectiklerimizi yada vazgeçittirdikleri seyleri,
    Ne Olacak Halim...
    Çabuk mu büyüdük dersin
    Biliyorum..
    NE Olacak Halim...
    Sen bu satırları okurken, ben nerde olacağım kim bilir.
    Neleri bırakmış olacağım birde,
    Ne aşkları
    Ne başlangıçları
    Ne ayrılıkları tıpkı senin gibi.
    Biliyormusun...
    Tek sorum var kendimle şimdi
    Ne Olacak Şimdi Halim....
    İclal Aydın

  64. 2007-02-08 #64
    Öldürecektim seni bende

    kendimde o gücü bulabilseydim eğer...
    Sindiremeyecektim senden kalanları benden uzak mezarlara koymaya!!!

    Diyar diyar dolaşıp yine içime gömecektim seni en sonunda...
    "Ben demiştim"diyenlere, üzüntümü belli etmemek için kuşandığım

    mekanik tebessümlerimin ardındaki yaşlarla sulayacaktım taze mezar toprağına ektiğim çiçekleri...

    Ama ben seni içimde öldürmeye kıyamadım....


    Başarabilseydim incitecektim seni...

    incinmişliğimin verdiği cahil cesaretle...
    Ne var ne yok sayıp dökecektim karşına geçip...

    Kendimi hayrete düşürürcesine birer tokat gibi vuracaktım hiç kullanmadığım o ağır lafları...


    Kıracaktım seni binbir parçaya ayırana kadar...

    Duvardan duvara fırlatacaktım sevgi diye önüme sunduğun hastalıklı duygularını...

    Ama ben seni incitmeye de kıyamadım...



    Elimden gelseydi unutacaktım seni...
    Gözlerimden silecektim hayalini ve dilimden adını...

    Duman duman atacaktım seni bu şehirdeki tüm bacalardan;

    ama soluduğum havaya karışıp yine dolacaktın ciğerlerime...
    Onlarca damla döküp göz pınarlarımdan akıtacaktım seni sevgimin atığı diye

    ama ıslaklığın kalacaktı elmacık kemiklerimde...
    Bu kez de tenimin tuzuna karışacaktın...

    "Sözümü tutacağım ,adını anmayacağım"nağmelerini dinleyip neyi unutacağımı unutacaktım seni unutayım derken...

    Zaten ben seni unutmaya da kıyamadım...


    Ne kadar çabuk geldi ayrılık...

    Oysa daha yeni başlamıştık birbirimize ayak uydurmaya,

    daha doğrusu ayak uyduramamaya...

    Nedensizliklerin iç çekişlerini dinlerken vedalar bozdu suskunluğumuzu...

    Bana mıydı kızgınlığın yoksa kendine mi anlamadım...

    Kaçar gibi veda ettin...
    Oysa ben seni sevmelere doyamadım!!!

    Öldürecektim seni...
    İncitecektim seni...
    Unutacaktım seni....

    Ama lanet olsun!!!

    kı-ya-ma-dım!!!

    Oysa ben seni sevmelere doyamadım!!!

  65. 2007-02-09 #65
    Deli - divaneyim

    Aşkımızın hiç bir günahı yok sevgilim
    Seninde yok, bütün günahlar benim
    Şunu bilmeni istiyorum ki; Ben seni ölürcesine sevdim
    Bu gün sevgililer günü her şeyimle, tenimle senin olmak isterdim...

    Dinle sevgilim

    Gönlümün sana yazdığı aşk şarkımızın ilk dizeleriyle seni ısıtmak istedim.

    Kalbimden dökülen kırmızı yaşlar vuruyor yanaklarımın kıyılarına. Topluyor hasretini çekiyor içine hırçın dalgaları gönlüm. Serildanlar tütüyor damarlarımda. Kendime isyankarım, dünya ya, aşka isyankarım beste beste şiirlerde şarkılarda ve bu sevgililer gününde gözlerimin aynasına yansıyor serabın. Bir çılgınım. Hep kapalı yakamoz yeşili gözlerimin perdesi. Açamıyorum. Parçalanıyor içim. Ben seni özlüyorum papatyam.

    Bu gün acının bir boşluğu çekiyor beni. Bu gün sensizliğin girdabı sürüklüyor param parça. Bu gün zalim hasretinin idam sehpasındayım. Yağıyor sel gibi kırmızı yaşlarım kalbimin vadilerine. Çok ıslandım, üşüyorum. Bir şey söylesem, korkarım çığ düşücek dudaklarıma. Kapalı dil yolllarım. Konuşamıyorum. Kelimeler tıpkı yüreğim gibi donuyor havada. Ben sım sıcak senin sözlerine ve gözlerine hasret kaldım. Ben seni çok özlüyorum papatyam.

    Hasretin koparıyor sarı bir lale gibi kalbimi dalından. Hasretin kokusu kaplı dört bir yanım. Esir düştüm hasretine, artık tutsağım. Vur beni kahpe felek şakağımdan da hiç bir şey duymayayım, acıyor çok şu canım. Koptum seni sevmekten. Koptum sevdanın yolunda. Alev alev kanıyorda, yanıyorda şu canım. Tükür yüzüme azrail. Ben cehennem kazanlarına yana yana yıkılayım. Ben seni çok özledim papatyam.

    Bu gün sevgililer günü, bu gün senin günün, bu gün benim günüm. Bu gün ikimizin, aşkımızın günü gül gözlüm. Lakin ben kara zindanlarda kilitli kaldım. Gerilmişim şeytanın çarmıhına. O vurdukça elem sızısı bağrıma. Dudağımdan ismin dökülür. Dudağımdan sen dökülürsün. Dudağımdan sana sarkan aşkım dökülür, tutamam, tutunamam, doyamam, yaşamayam n'olur inan buna. Şu sana dökülen aşkımı duyan üç beş kişiyi geçmez. Anlayansa bir kaç kişidir sadece. Bir tek sen anlasan buda yeter bana. Ben seni çok özlüyorum papatyam.

    Şiirlerle geldim sana, şarkılarla geldim. Türkülerle, çiçeklerle geldim. Yollarına düştümde geldim. Her şeyi aştımda geldim. Şu yüreğimde taşıdığım sana aşkımla geldim. Tutundum sevdayla sarı saçlarının tellerine. Yıkandım gözlerinin yağmurlarında. Ankara gibi kaşına, gözüne, yüzüne vuruldum. Bir kuştan aldığın ismine. Kadife tenine. Vuruldum senin bir tek saç teline. Ben sana dörtbinbeşyüz volt elektrikle tutuldum. Temizlendim itiraflarla. Sana mis kokulu gerçeklerle aklandım. Yanlış yaptım sana çok üzgünüm, çok pişmanım ve senden yürekten özür diliyorum. Dün akşam seni düşünürken tıpkı önceki geceler gibi yine uyuyamadım. Öksüz düştü gözlerim uykuya. Ben seni çok özlüyorum papatyam.

    Şimdi kırık kanatlı bir martıyım. Rotamsız, sen pusulamsız hayat denizinde nereye olduğunu bilmeden yol almaktayım. Tanrıdan istediğim tek bir şey var. '' Tanrım içimde tüten sevdamın ateşini aşkımada göster. Görsün gözlerimden süzülen kırmızı yaşı. Duysun içime düşen sancıyı ve hep sonsuza kadar benim olsun.'' '' Tanrım o melek bakışlı, kristal sözlü, beni kederlerden kederlere bulayıpta dizlerimin üzerine çökerten, beni sana böyle acıyla yalvartan sevdiğim kadında anlasın beni. '' '' Dostlarım anlasın tanrım, sana yalvarırım. '' '' Ben hiç bir zaman sana ve kimseye sende biliyorsun asla hiç bir kötülük yapmadım ve böyle yalvarmadım ve şimdi sana yalvarıyorum Allahım.'' '' Sana erkek gibi, hayatı boyunca yaptığı her şeyde cesur olmuş, tüm kararlarını sonu ne olursa olsun cesurca almış bir erkek gibi yalvarıyorum. '' '' Papatyamı çok özlüyorum Allahım. ''

    Hayatımda hiç kimseye yalvarmadığımı bir Allah biliyor. Hiç bir zaman hiç bir şeyden korkmadım. Yaşam kitabımda korkunun adı bile yok. Yaşam kitabımda korkuya yer yok. Yaparsam bir şeyi yaparım. Karar ve uygulam bu benim hayat sentezim. Cesur kararlar aldım ve cesurca uyguladım. Acı çektim, ağladım, yanlız kaldım, süründüm de ama yinede kimseye eyvallah etmedim. Bunları ve her şeyi sana anlatmamın bir sebebi var ve asla duygu sömürüsü değildir. Anlatmak zorundaydım, dillendirmek zorundaydım ve gerçekten beni seven bir kadınla karşı karşıya olduğum için ve bu sen olduğun için anlattım, seninle paylaştım. Ben şimdi seni çok özlüyorum papatyam.

    Hiç kolay değildi, hiç bir şey. Duyan vurulurda, ya anlatan ölmez mi? Ben anlatırken kendi şakağıma kurşun sıkmaktan, ölmekten bin beter oldum. İşte o an elimde bir doçka uçak savarı olsaydı boğaz köprüsünün üstünde uçan tüm martıları tek tek indirirde vururdum soyumuzun kökünü kazımak için. Çünkü hayatımdan, canımdan bile çok sevdiğim insanı, seni çok inciteceğimi biliyordum. Keşke elimde sihirli bir değnek olsaydıda üç gün için geçmişe dönebilseydim. Hani bir pire için yorgan yaktığımın öncesine. Hani çok önceye. Ah keşke dönebilseydim. Kendim içinde istiyorsam şerefsizim. Tek senin için sevgilim. Ah keşke üç günün sonunda varsın son nefesim olsun ben buna seve seve uğrunda razıyım. Yeter ki gözlerindeki yaşı görmeyeyim. Yeter ki beynine acı düşürmeyeyim. Yeter ki ömrünü dolduran bir arı gibi gözlerinin gülüşünde son nefesimi vereyim. Bu dileği namusum ve her şeyim üzerine. Hayatta onlardan başka hiç kimsem olmayan anamın ve babamın üzerine yemin ederim ki her şeyden çok gerçekleşmesini istedim. Allahtan gözlerini gülümsetebilmek için bunu istedim ama olmuyor, olmuyor olmadı. Sensiz yaşanmıyor böyle. Ben seni çok özledim papatyam.

    Bir gurursa seni böyle peşi sıra sürükleyen, bir gurursa ardında yol aldığın. Bilemem sen bilirsin, sürüklen istersen. Ama beni de, aşkımızıda, daha da önemlisi mutluluğuda hem bana, hemde kendine kaybettiriyorsun. Kendini başka bedenlere sunmaya çırpınışların benim kararım değil tamamen senin kendi seçtiğin yolun. Şunu bil ki; Asla şu yüreğimin ve tenimin sana olan ateşini başka tenlerde bulamayacaksın. Ben üzülsemde karar senin sevgilim. Ne beni, nede başka hiç kimseyi dinleme, dinleyeceğin tek şey kendi kalbin olsun. Kimse seni benim kadar sevemez. Ben seni çok özlüyorum papatyam.

    Bu gün sevgililer günü. Param yok ki sana lüks hediyeler alabileyim. Param yok ki seni armağanlara boğup mutlu edeyim. Param yok ki dünyayı ayaklarının altına bir halı gibi sereyim. Şu sana sevdasıyla zengin yüreğim senin için ne ifade ediyorsa bilemiyorum ama bir kaç dize yoksul şiir yazabiliyor sadece ve bu sana gerçek sevgim. Hiç bir erkek seni benim kadar sevemez. Bunu ben biliyorum ve sende bil sevgilim. Sana gönlümden sen içinde olduğun için çoştukça çoşupta gelen bu dizelerimi sevgililer günü armağanı olarak sunuyorum. Ben seni çok özlüyorum papatyam.

    Şimdi geceler çok soğuk ve bir o kadarda anlamsız. Hüzün tükürüyor ellerime, gözlerime, tenime. Şimdi acının derinlerindeyim. Şimdi kanatlarım kırık. Umutlarım sönük. Acı yüklü her yerim. Özlem kokuyor burnuma. Hasretinin kölesiyim. Şimdi bu ben, ben değilim. İstediğin bu mu canım? Yürek yanıyor, kalbim kanıyor, canım sıkılıyor. Bir ben, bir ben olup ağlıyorum sensizliğin kucağında. Seni özlüyorum sevgilim. Bana bakışlarını, gönlüme doluşlarını, tenime dokunuşlarını, dalga olupta içime vuran öpüşlerini özlüyorum. Seni özlüyorum canım. Her yerini. Seni özlüyorum canım. Hani bana evli olmasakta KOCACIĞIM deyişlerini. Seni özlüyorum canım. Sana KARICIĞIM deyişlerimi. Ben bir tek şu hayatta seni istiyorum aşkım. Başka ne bir şey biliyorum. Nede söyleyebiliyorum. Bildiğim bir tek şey var.

    '' BEN SENİ CANIMDAN ÇOK SEVİYORUM ''

    Dinle sevgilim

    Yakan dokunuşların elindeyim,acının denizinde
    Sensizliğin içindeyim, kalbinin gözlerinde
    Sen öl de uğruna öleyim, Hiç olmaz bu umurumda bile
    Seveceğim seni dünya döndükçe, Sen hisset aşkımı kalbinin içinde

    Ah ben seni çok özlüyorum papatyam
    Sevgililer günün kutlu olsun
    Ben seni çok özlüyorum papatyam
    Sevgililer günümüz kutlu olsun
    Ben seni çok özlüyorum papatyam
    Gel desen senin için;
    Karıda, kışıda, yollarıda uçar yanında olurum bir günde
    Ben seni çok özlüyorum KARICIĞIM,
    Ben seni çok özlüyorum
    Çoook ooofffffffffffffffffff
    Of


  66. 2007-02-11 #66
    İnsanın içine işleyen bir ayaza ev sahipliği yapan kış sabahında, seni düşündüğümde içime yayılan sıcaklığın, dışarıdaki iki metre karı bile eritebileceğini düşünüyorsam...

    Uykudan yüzümde mutlu bir gülümseme ile kalkıp benimle birlikte uyanan güne senin adını veriyorsam...

    Evimin bütün duvarlarında senin yüzünü görüp, bana baktığını hissediyorsam...

    Ve bu beni her gün hep aynı şekilde heyecanlandırıyorsa...

    İçtiğim çayın şekeri, sigaramın dumanı, kahvaltımın her lokması sen oluyorsan...

    Sokakta bana bakan her insan, yüzümdeki tarifsiz sevinci görüp hayrete düşüyorsa...

    Sevdiğin şarkıyı defalarca başa alıp bıkmadan defalarca dinleyebiliyorsam...

    O şarkının her sözüne seninle ilgili ayrı bir anlam yüklüyorsam...

    Yüzlerce kişinin arasında bile kadehimi sadece senin şerefine kaldırıyorsam...

    Başımı döndüren şeyin aslında içki değil, sana olan aşkım olduğunu biliyorsam...

    Yorucu bir günün sonunda ufacık bir sözünle, bir gülüşünle uzun bir tatilden dönmüş gibi enerji doluyorsam...

    Ve o enerjiyle hiç uyumadan günlerce çalışabileceğimi duyumsuyorsam...

    Gün boyu saatleri, dakikaları sayıp 'Neden geçmiyor bunlar' diye hayıflanıyorsam...

    Ve hep seninle buluşacağımız anı bekliyorsam...

    Kitap okurken seni düşünmekten kendimi alamayıp aynı satırı defalarca tekrar ediyorsam...

    Sonra sana bunu anlattığımda birlikte ne kadar güleceğimizi düşünüp keyifleniyorsam...

    Seninle ilgili planlar yapıyorsam...

    Sadece varsayımlara dayalı olsa bile o planları mükemmelleştirmek için her ayrıntının üzerinde dakikalarca düşünüyorsam...

    İzlediğim filmdeki başrol oyuncularının yerine kendimizi koyup 'Biz olsaydık böyle yapardık' diyorsam...

    Yüzyıllardır sevgililerin kullandıkları klasik sözcüklerin benim duygularımı anlatmaya yetmediğini fark ediyorsam...

    Yine de bunları söylemekten hiç ama hiç bıkmıyorsam...

    Aşkımın coşkusunu sana yansıttığımda senin de bana aynı coşkuyla karşılık vereceğini biliyorsam...

    Kahkahanın en güzelini seninle atacağımı, yemeğin en güzelini seninle yiyeceğimi, içkinin en keyiflisini seninle içeceğimi düşünüyorsam...

    'Hayatının en anlamlı şeyi ne' diye sorduklarında tereddüt bile etmeden senin adını verebiliyorsam...

    Sen benim için vazgeçilmez olmuşsun demektir...

    Mehmet COŞKUNDENİZ

  67. 2007-02-12 #67
    Şu kahrolası dünyada bir ben vardım zaten sana inanan, güvenen, seven ve her zaman her şartta destek olan. Ama sen sana inanmayanları haklı çıkardın ve beni terk ettin.
    Seninle birlikte kurduğum dünyayı yerle bir edip gitmene ne sebep oldu bilmiyorum. Ben yalnızca sana aşık değildim sen benim en iyi dostumdun. Neler yapacaksam danışırdık birbirimize, hayatımızı paylaşırdık. Ağlamaktan korkmazdım. Biliyordum ki ağladığımda sen yanımda olup göz yaşlarımı silerdin. Artık ağlamıyorum bile. Seninle ilgili her hatıra acıtıyor yüreğimi. Gecen gün markette senin o çok sevdiğin acı biberlerden alacaktım . birden aklıma geldin ve ben boğulacağımı sandım. Tıkandım. Nefes alamadım. Ağlayamadım. Patates böreği yemiyorum. Ebru Gündeş'i dinlemiyorum. Bütün resimlerimizi kaldırdım. Kimsenin senin hakkında konuşmasına izin vermiyorum. Ve günde bir paket sigara içiyorum. Hayatta en nefret ettiğin şeyi yapıyorum yani. Artık uzun yıllar yaşamanın pek anlamı yok öyle değil mi?Ne için yaşayacağım ki!
    Seninle birlikte hayallerimi de kaybettim ben.Tek katlı bahçeli ve bahçesinde köpekleri olan bir evim olmayacak artık. Domates, biber, sebze yetiştirmeyi de öğrenemeyeceğim. salonumuzun tavanını balıkçı ağıyla süsleyemeyeceğiz.Sana sürpriz yapacaktım,yatak odamızın duvarlarını sana yazdığım aşk mektuplarıyla ve en güzel fotoğraflarımızla süsleyecektim. Bütün hayallerime evime çocuklarımıza, mutlu geleceğimize emin olduğum geleceğimize veda etmek kolay mı olacak sanıyorsun. Seni aramıyorum diye, bu kez peşinden gelmedim diye unuttuğumu zannetme. Her zamankinden daha çok seviyorum seni. Şu an şu saniye uğrunda ölebilecek kadar çok seviyorum. Öfkem de aşkımda dinmek bilmiyor.

    Senden sonra ben nasıl yaşarım bilmiyorum, ama senin hep mutlu olmanı isterim. Birlikte geçirdiğimiz yıllar içinde seninle yaşadığım her an özeldi, her anı doyasıya yaşadım. Beni çok mutlu ettin. Zaman içinde kızgınlığım geçince seni hep o güzel günlerimizdeki hatıralarla anacağım. Yıllar sonra ben eğer aklına gelirsem bil ki pencerenin önünde en sevdiğin şarkıyı mırıldanıyorumdur yıldızlara "Dün akşam yine benim yollarıma bakmışsın..."


  68. 2007-02-12 #68
    Biliyorum konuşacak birşeyimiz kalmadı, paylaşacak hiç bir şeyimiz yok.
    Yine de yüreğimden gücümün yettiği yere kadar sana sesleniyorum,
    seninle konuşuyorum... Bugün sana olan kırgınlığımı rafa kaldırdım,
    sevgimi aldım avuçlarımın arasına, ona sığınıyorum... Cümlelerimi kısalttım,
    kelimelerim buruk, gülüşlerim istenmeyen dudaklarımda...

    Bir ihtimal gelişine sığındığımı farkettiysem de, engel olamadım gurursuz
    ama umutlu hasretine... Bugün gönlümü hoş tutmak istiyorum,
    imkansız olan her rüyaya inanasım geliyor... Bir çocuk gibi
    isteklerimi bastıramıyorum... Çalmayan telefonuma elim gidiyor,
    sana halen bende olduğunu ısrarla yazmaya çalışıyorum... Bende olan seni,
    hiç kırmadım, değiştirmedim ve hep korudum desem de, sendeki benin
    nasıl olduğunu, gülüp gülmediğini anlamsız bir sıkıntıyla merak ediyorum...

    İçimdeki güzelliğine inanıp inanmamanı artık umursamıyorum!
    Üşüyorum, bu üşüme yalnızlığımdan geliyor ve sarıyor her tarafımı...
    Tutunabileceğim hiçbir güzellik yok, hatırlamaktan usanmayacağım
    anılarım dışında... Isınabilmek için onlara sarılıyorum...
    Anlamsız ve cevapsız sorular hınzırca sırıtıyor, ben görmemeye
    çalışıyorum... Düşler uzak gibi görünüyordu ama yakındı...

    Belki de görmeyi istemek gerekiyordu... Gözlerini aç desem kapatacaksın
    ama kapatma gözlerini! Kendime bir demet papatya aldım ama bakmadım
    falıma... Gözlerimi gelişlere verdim, gözlerimdeki hüzün bile seni özlemiş
    itiraf etti sonunda... Düşüncelerim gururlu, hayallerim ve sevdam değil...
    Gelseydin, kendimi unutup sana koşacaktım, susturacaktım içimdeki isyanı,
    kavgaların ortasında bir güneş gibi doğup ısıtacaktım yüreğini,
    sevinçten ağlayacaktım bu defa, mutluyken hemen sarhoş olmuşum gibi,
    dokunacaktım, sarılacaktım. Ama gelmedin, gelemezdin belki de gelmeye de
    hiç niyetin yoktu aslında...
    Eskiden kimi şarkıların ne kadar anlamlı olduğunu düşünürken, şimdi
    ayrılığın ardından çalınan her şarkı umutsuzluğumu ve sevgimi anlatıyormuş
    gibi geliyor... Sevdiğim ne çok şarkı varmış, bunu senin gidişin gösterdi bana...
    Her şarkıda sen varsın, her yerde, her gördüğüm insanda, denizde,
    gecede, uykumda... Nasıl beceriyorsun her yerde olabilmeyi...
    Bu bir marifetse eğer, neden benim yanımda degilsin ki?
    Gözyaşlarım asilliğini yitiriyor ve yenik düşüyorum sevdana...

    Gittin! Belki de hiç gelmemiştin ben, geldiğini sandım... Ayak uyduramadım
    yorgunluğuna... Dudaklarına düşlerindeki öpüşü konduramadım...

    Kimi zaman bir çocuk oldum gülüşlerinde şımaran, kimi zaman bir aşık
    dokunuşlarında kendini bulan... Ama! En çok da imkânsızın oldum...

    Her gelişimde bir kez daha gönderdiğin oldum... İnanamadığın, Yenemediğin,
    üzerinden atlayamadığın korkuların oldum... Ağladığın, bağırdığın ya da
    sustuğun isyanın oldum, sessizce boşalan gözyaşların, birikmişliğin oldum...
    Yüreğindeki kız ben olmak isterken yüreğine sığınan ve tozlanacak olan
    bir anı oldum... Haketmediklerin, artık yeter dediklerin ve herşeyin olmak isterken
    belki de hiçbir şeyin oldum... Söylesene ben gerçekten senin neyin oldum?
    Sesin hep uzakları çağırıyordu, ben üstüme alındım, sana geldim...
    Bilseydim, bana ait olmayan bir seslenişi sahiplenir miydim?

    Şimdi bir mevsimlik aşk kaldı avuçlarımda sadece bir mevsim yaşanan
    ama bir ömür gibi gelen aşk... Kalbime henüz söyleyemedim gittiğini,
    öğrenirse onun da acı çekmesinden korkuyorum... Seni halen
    benimle biliyor ve seviyor ama ben kalbime ilk defa yalan söylüyorum...
    Gittin! Sevdamın yokluğuna alışabilirim belki ama sesinin uzak yolların
    sonunda olması acıtıyor içimi... Suskunluğun en büyük silahındı,
    suskunluğunla vurdun beni asıl acı olan, canımı acıtan unutulmak...

    Söylesene unutulmak kime yakışıyor?
    Unutan sen olsan da sana bile yakışmıyor ...

    Merak etme, üstüne giydirmedim bu duyguyu, unutulmayan olmak
    sende daha güzel duruyor... Görüyorsun işte, aşk'a ve sana ihanet etmiyorum
    benim kırgınlığım aşk'a... Sen üstüne alınma...

  69. 2007-02-13 #69
    Sana Seni YazıyOrum
    Güneşin başka iklimleri aydınlatmaya,başka gönülleri ısıtmaya gittiği şu saatlerde kağıdı,kalemi elime alıp,seninle dertleşmek,yalnızca sana yazmak ve yalnızca seni özlemek geliyor içimden.Sana yazmak.''Sana seni Yazmak''
    Seni ve yüreğimde anlam bulan duyguları...Sana ait yüreğimin derinliklerinden kopup gelen artçı şokları anlatmak ve toprağı alnından öperken yağmur taneleri,tüm banliğimle sana yağmak istiyorum...

    Bu gece dudaklarımdan dökülen her kelimede sen varsın ve yine sen varsın yarım kalan sevdamın eksik taraflarında.Bomboş ve sessiz kaldırımlarda yürürken seni haykırıyorum sensizliğin inadına! Bu sensizlik gecesinde sevdamın en ücra köşelerine seni yazıyorum.

    Bu gece gene yağmur yağıyor.Yağmur yağıyor gönlümün sensizlikle yanan her yerine.Yağsın,yağsın ki saklasın sensizliğimde döktüğüm gözyaşlarımı!Ve yine saklasın sensiz geçen bomboş hayatı...

    İşte seni haykırıyorum sensizliğe alışamamış yüreğime,işte seni yazıyorum!!!
    Bu gece gene yağmur yağıyor.Senyoksun oysa biliyorum ve üşüyorum sensiz kaldığım saatlerde. Gözyaşlarımı efkarıma kattım bu gece. Sevdamı,umudumu ve seni kızgın bir sel gibi kalbime akıttım.

    Bu gece yağmurla beraber gözyaşlarım yağıyor ve ismini yazıyor sensizliğin acısı ile kıvranan kaldırımlara.Süzülen her damlada sen vardın ve yine sen vardın gecenin en karanlık anında. o,doya doya bakamadığım gözlerin,gözlerimin içine bir kez daha değseydi ve tebessümünden bir gül açsaydı yanaklarında,yetmez miydi? Bir bakışın bir ömüre değmez miydi?
    İsmini kazıdığım kaldırımlara sanki sen yağıyorsun yağmurla birlikte ve sevgin yağıyor yüreğime...Yalnız ve bomboş odamda sen varsın hala.Hala sensizliğim duruyor yanı başımda...

    Bu gece gözyaşlarım yağıyor sensizliğimle birlikte kaldırımlara.Seni arıyorum,erimekteyim...Karanlık geceye inat ay gökyüzünde...

    Ve gökyüzü yüreğimde.......
    Mehemet Çoşkundeniz

  70. 2007-03-05 #70
    Gitmeliyim Buralardan Seninle

    yanıma alarak incinen tabutları
    duyguların mıknatıslı şehrini
    cam renkli cenazeleri
    paslanan çekiçleri
    gitmeliyim buralardan seninle

    giderken buralardan seninle
    yanımda hüzün olmalı
    ocağımda işaret biriktiren ellerin
    bir de yüzün olmalı

    tabut bir elbise gibi üstümde
    dökerken anlamsız kuşkularını
    sunacak ağrıyan hücrelerime
    mıknatıslı şehir muştularını
    cam renkli cenazelerden
    yüreğim bir orduyu diriltirken yeniden
    arlıksız okşayıp paslanan çekiçleri
    birer birer dikeceğim bahçeme
    masalarda kalan, kutsanan çiçekleri

    ağlamaklı gülmekte
    lezzetini yitirmiş kuru ekmekte
    ihanete uğrayan bir yürekte
    gideceğim buralardan seninle

    şarap kahrından yıllanabilir
    aceze fotoğraflarda büyüyen
    yangın küllenebilir
    asil bir soy kütüğü taşıyan akreplerin
    katlettiği kelebekler
    mercan dudaklarda dillenebilir

    şarkıları artık duyamıyorum
    kırılan yayın yerine
    hilal kaşlarını koyamıyorum
    öyle tutkunum ki denizlere
    uzaktan bakmaya kıyamıyorum

    yıkarak köprüleri, yakarak gemileri
    mütavazı ellerin, kınalı gözlerinle
    ardımdan ağlatarak kabartma resimleri
    gideceğim buralardan seninle

    Nurullah Genç

  71. 2007-03-29 #71
    Seni, Sana yazdım..



    Her şeyi sana yazdım...Seni de her şeye... Kalemler tükettim, tükenmeyen hasretle...ucundan dökülen aşkla, umutla, çığlıkla...
    Belki de nefretle... Her umuda avuc açtım... Seni dilendim... Aşktan harap bir dilenci şimdi yüreğim... Her şeyi sana yazdım... Seni de her şeye...
    Hayallerimin paragraf başlarına... Umutlarımın parantez içlerine...
    Kalemler tükettim tükenmeyen hasretle... Her şeyi sana yazdım,seni de herşeye... Binlerce kez okudum her gün bir ilkokul defterinden...
    Binlerce kez okudum Seçebilmek için seni soru işaretlerinden...
    Seni ezberledim hergün karmakarış yazılar içinden...

    Sana da kendimi yazdım...
    Bana ait harflerle...
    Farklı alfabelerle...

    Herşeyi sana yazdım...
    Herşeye seni yazdım...

  72. 2007-03-30 #72
    262 - Sana - Duygusal Yazılar

    kim özlerdi avuç içlerinin kokusunu
    O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
    arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar
    bırakılmasaydı eğer.


    Dayanılması o kadar da zor değildir,
    büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

    Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
    yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.

    Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
    çalınan birinin kalbiyse eğer.

    Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
    insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

    O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
    hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

    Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
    kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

    Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
    öylesine delice bakmasalardı eğer.

    Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı
    belki de,
    kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

    Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece
    sohbetlerinin,
    son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

    Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
    meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır
    yaralamasaydı eğer.

    Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
    beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

    Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
    tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

    O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
    yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

    O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
    son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

    Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
    her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

    Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
    dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

    Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
    namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

    Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
    dokunulası ipekten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

    Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
    sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

    Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
    kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

    İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir
    ayrılık gizlendiğine
    belki de, kartvizitinde "onca ayrılığın birinci
    dereceden failidir"
    denmeseydi eğer.

    Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
    ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

    Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
    kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle
    avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

    Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
    Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini
    tutmak isterse...

    Evet Sevgili,
    Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu, kim
    uzanmak isterdi ince parmaklarına,
    mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık
    etmiş olmasalardı eğer!!

  73. 2007-03-31 #73
    Bahar Yağmuru



    Yağmur yağıyordu bir bahar akşamında.
    Ve ben seni düşlüyordum..
    Balkondan uzattığım bedenim ıslandıkça,
    Ağlıyordum, çünkü seni hatırlatıyordu yağmur..

    Sokağa çıktım, şemsiye almadan,
    Islanıyordum, şehrimin dar sokaklarında..
    Gidiyordum, nereye gittiğimi bilmeden,
    Ama biliyordum sana ulaşacağımı, umuyordum...

    Yağmur güzel değildi belki, senin kadar,
    Ama seviyordum, sebepsiz bir şekilde..
    Tıpkı seni sevdiğim gibi...
    Gökyüzüne baktım o an, göremedim yıldızları..
    Kaybettim onlarıda senin gibi..

    Ağlıyordum, bir bahar akşamında,
    Sebebini bilmeden ağlıyordum...
    Rahatlatıyordu çünkü ağlamak beni,
    Tıpkı seni gördüğüm anki gibi..

    Yağmuru dinliyordum, bir bahar akşamında,
    Ağzından çıkan her sözü dinlemem gibi...
    Huzur veriyordu çünkü bana,
    Sebepsiz ve nedensiz dinliyordum..

    Yağmura benzetiyordum seni, herşeyinle..
    Yağmurla gelen herşeyi veriyordun bana,
    Yalnızca birşeyi veremiyordun, yağmur gibi,
    Bir benim olmayı beceremiyordun....

  74. 2007-04-04 #74
    197 - Sana - Duygusal Yazılar

    Seni Sevmek

    Seni sevmek...
    Bir tutam nergiz kokusuydu,saçlarından dağılan,
    Dudaklarınla dudaklarımın arasında sıkışıp kalan.
    Seviyor... sevmiyor diye koparmaya kıyamadığım,
    Baharın ilk uyanışındaki papatya yaprağıydı!
    Ya da uç uç böceğinin kendi dünyasında,
    Aklı sıra kocaman açtığı küçücük kanatlarıydı.

    Seni sevmek...
    Güneşin engin denizlerde çırılçıplak kalmış haliydi,
    Baktığında yakan, uzaklaşıldığında üşütüp titreten.
    Şımarık dalgaların, sahillere tokat gibi inen vuruşları,
    Ve her vuruşunun ardından ağlattığı kum taneleriydi!
    Kimi zamanda arsız bir rüzgarın sürüklediği,
    Toprağa tutunmaya çalışan, çaresiz çiçek tohumlarıydı.

    Seni sevmek...
    Uçsuz bucaksız gökyüzünü minicik yüreğe döşemek!
    Yağmur damlalarını, kar tanelerini avuç avuç bölüşmek.
    Bozkırlarda gelincik, dağbaşlarında kardelen olmak,
    Öylesine kızıl ve narin, öylesine beyaz ve mağrur!
    Kelebeklerin uçuşu kadar hafif, sel taşkını kadar coşkulu;
    Tarifi kelimelerle anlatılmayacak kadar tuhaf bir duygu.

    Seni sevmek...
    Temmuz akşamlarının güzelliğidir çoğu kere,
    Yıldızları ve ışıltılarını gözlerinde seyretmektir.
    Bazende ay ışığının suya yansıyan gümüş rengiydi,
    Aktıkça baştan aşağıya; gizli gizli rakseden!
    Ya da sabaha yakın vakitlerde, çöken ürpertiydi,
    Seni sevmek var ya! o kadar güzelki anlatamam inan

  75. 2007-04-08 #75
    Sana Anlatamadım
    Sana diyemedim gülüm
    Sana diyemedim,
    Öfkemin kızıl rengini
    Sana anlatamadım
    Hüznümün tebessümüyle
    Sana gülemedim
    Pembe hayallere dalamadım
    Elimde değil,
    Seni ne kadar sevdiğimi
    Sana anlatamadım.

    Sana diyemedim gülüm
    Sana diyemedim,
    Maviyi kıskandım günden
    Sana anlatamadım
    Çöllerde susuz kaldım mecnun misali
    Sana kanamadım
    Bir dilim ekmeği bölüştüm seninle
    Ağzıma bir lokma koyamadım
    Bulutları dağıttım gökyüzünden
    Sensizliği sana anlatamadım
    Ne çare,
    Köşe başının eşkıya karanlıklarını
    Sana anlatamadım.

    Sana diyemedim gülüm
    Sana diyemedim,
    Söğüt gölgesindeki ürpertimi
    Sana anlatamadım
    Rüzgara verdim adını
    Beni duyamadın
    Bütün sabahlar üşüdüm
    Sana sokulamadım
    Böyle ansızın çekip gittin
    Nafile,
    Hüznü döktüm içime
    Sana anlatamadım.

    Sana diyemedim gülüm
    Sana diyemedim,
    Kaldırım tenhasındaki yalnızlığımı
    Sana anlatamadım
    Alevler içinde kaldı sevdam
    Sana veremedim
    Ağlayan her sevda şarkısında
    Seni yazdım yüreğime
    Ne yapayım,
    Yine de seni sevdiğimi
    Sana anlatamadım.

    Sana diyemedim gülüm
    Sana diyemedim.
    Adını unuttuğum her türküde
    Sen olduğunu anlatamadım
    Kara bulutumun yağmuru olduğunu
    Sana söyleyemedim
    Yakamozlara buladım sevgimi
    İçinden bir tekini bile veremedim
    Bağırdım yıldızlara, güneşe
    Nafile,
    Seni sevdiğimi
    Sana anlatamadım.

    Sana diyemedim gülüm
    Sana diyemedim,
    Sevgi köprümden geçtim
    İnatla, ihanetle
    Sensiz vaktin acısını
    Sana anlatamadım
    Bir volkan gibi patladım
    Ateşimi saçamadım
    Aldım yıldızları ayaklarımın altına
    Avuçlarımda kaldı bir yıkık sevda
    Yalnızlığıma dokundu bir rüya
    Elimde değil,
    Seni ne kadar sevdiğimi
    Sana anlatamadım.

  76. 2007-04-08 #76
    Hep Sana,

    Sensizlikte başladım yeni bir güne... Bu nasıl bir şey biliyor musun? Bilemezsin...
    Bilseydin,aynı acıyı sende yaşatsaydın yaşatır mıydın bana bunu...iki gün oldu senle aynı şehirde değiliz.ne kadar tuhaf değil mi? Aynı şehirde olup da seni görmediğim halde sanki uzansam dokunacaktım sana ama burdan asla...
    Gözlerim bir noktaya dalmış öyle; duraksadım bir an...karşımda hayalini hatırlıyor da ne düşündüğümü hiç hatırlamıyorum.
    Geceyi seviyorum ya! ayrı bir güzelliği var karanlık çöktüğünde sanki bütün rezillikleri kapatıyor.
    Offff! Gene yoksun yanımda... seni çok seviyorum ama yazık bunu sen bile bilmiyorsun. Ah sevdiğim yanımda olup da bana sarılmanı nasıl isterdim. Ama olmadı olacak mı dersen, aslaaaaaa......
    Üzülme ama sakın ağlama seni sonsuz bir aşkla seviyorum.
    Üzülme seni hayalinle yaşatmaya devam ediyorum,
    Ne kadar sürer bende bilmiyorum!!!

    Balkondayım şimdi,ya sen nerdesin? Bildiğim bir yerde mi?
    Belki de sen de gittin benden sonra başka bir şehre kim bilir?

    Burayı seviyorum. Denizin dalgasını dinliyor ve kötü değil hep iyi yönünle seni düşünüyorum. Hatalarını hatırlamıyorum,ihanetini unutuyorum.

    Evde de kimse yok(!) resmini aldım karşıma, biraz denizi dinliyor, biraz seni seyrediyorum. Neler neler yaşıyorum. Kendimi dinliyorum da çok kızıyorum kendime.... Sonra elime kalemi alıp yazıyorum...

    ben senden uzaktayım sevgili,
    çok özledim sıcak tenini,
    bir gün dönecek misin geri,
    yoksa ben mi gelip alayım seni,
    sevgili;
    sen benim yüreğimsin,
    ama sen hiç düşünmez bırakıp gidersin,
    seni asla affetmeyeceğim bilirsin....
    of ne zordu bu aşk(!)
    seni sevmediğimi zannedip gidiyorsun,
    aşk değil bu bir sürgün,kaçak
    sakın arkaya dönme,
    sakın sakın,
    çünkü o an anlayacaksın
    sana olan sevgimi,
    seni seviyorum....


  77. 2007-04-09 #77
    Ah bir gelsen!
    Avucumun içinde saklarım seni
    Kimselere göstermem, dokundurtmam
    Ben bile bakmaya kıyamam gelsen.
    Sarıp sarmalarım seni üşütmem
    İçimdeki alevin yanına oturturum
    Gönlümün en güzel, en sessiz yerine
    Ta derinliklerimde ağırlarım seni...

    Ah bir gelsen!
    Gelsen de gözlerini görsem
    Baktırmam karasına, bir damla yaş akıtmam
    Bendeki ışıkla beslerim, söndürmem gelsen
    Şarkı söylerim, şiir yazarım, ilham alırım
    Bir bebek görürüm orada, şevkatle sarılırım
    Deli olurum bir baksan benim gibi
    Suç, ceza hepsini ben çekerim razıyım...

    Ah bir gelsen!
    Hayatıma alırım seni bırakmam
    Hep yanında huzur, arkanda dağ olurum
    Göğsünde yarin, içinde sevgilin belkide, gelsen
    Ağlarım dizlerinde, kollarında uyurum
    Kaderime yazarım seni, gül dalına bülbül kondururum
    Sabah güneşinde, akşam serinliğinde, gece yıldızında
    Susuz bırakmam seni, çağlayan olurum, sel olurum

    Ah bir gelsen be canım!
    Bir gelsen de görsen beni, sensiz ne haldeyim
    Göz yaşlarım kurudu, bak soluyor kara çiçeğim
    Zifiri karanlığındayım yine sevdanın, yapayalnızım
    Kurşunlar yağıyor üzerime, kaçmıyorum
    Ayaklarım bağlı, gözüm kapalı, sesim kısık
    Seni dilemekten bıkmıyorum
    Gelsen diyorum artık, ölmeden dayanamıyorum...

  78. 2007-04-12 #78
    Canımı acıtıyorsun
    Lütfen lütfen yapma bunu bana
    Bu ayrılık ikimiz içinde en güzeli
    En hayırlısı
    Lütfen anla bunu artık

    Sanıyormusun ki sensiz mutluyum
    Sanıyormusun ki sensiz yüzüm gülüyor
    Sanıyormusun ki sensiz hayat geçip gidiyor...

    Evet yaşamaya çalışıyorum
    Ama hep bir yanım eksik yaşayarak...
    Hep o güzel günlerimizi hatırlayarak yaşıyorum...
    Hep sanki yeniden yaşayacağımızı umut ederek...

    Ey arkasına bile bakmadan giden sevgili,
    Gidişinle yarattığın acıdan solan yüzümü
    Sana inat yeşerteceğim
    Sana inat güleceğim...

    Ey sevgili!
    Tek dileğim beni en güzel anılarla hatırla
    Tek dileğim bensiz mutlu ol
    Tek dileğim adımı andığında yaşanılan güzellikler gelsin aklına

    Beni unutma
    Beni unutma
    Beni unutma

  79. 2007-04-15 #79
    Ne olsam tükettin beni…

    Ben ateş oldum sen su
    Külleri yanıyor içimde artık
    Ben hıçkırık oldum sen avuntu
    Gözyaşı donuyor gözümde artık

    Ne kadar gerçeksen o kadar yalandın
    Kendini hep imkansızlığına inandırdın
    Sen zamana ihtiyacın olduğunu söylerken
    Benim sana muhtaçlığımı çiğneyip gittin
    Beni sevdasız zamanlara mahkum ettin
    Ben aşk oldum, sen tükettin…

    Ne olsam tükettin beni…

    Sen benim her şeyim olmuşken
    Ben senin için hiç yoktum
    Benliğim ayak izlerinde kaybolmuşken
    Sen bana bir adım atmaya korktun
    Korkunun bedelini hep ben ödedim
    Her saniye biraz daha yalnız kalan aşkımı
    Paslanmış bıçakla yüreğime işledim
    Ve sen hep uzaktan seyrettin
    Ben biz oldum, sen tükettin…

    Ne olsam tükettin beni…

    Hayatta olmakla olmamak arasındayım
    Yüzümü kayıp ilanlarında ara
    Yaşamla ölümün ortasındayım
    Bil ki kapanmayacak açtığın yara
    Beni senin olan her şeyden mahrum ettin
    Ellerin…saçların…gözlerin…
    Ve beni sığdıramadığın taş yüreğinle
    Ben sen oldum, sen tükettin…

  80. 2007-04-19 #80
    binmediğim hiçbir otobüs
    beklemediğim hiçbir durak kalmadı bu şehirde
    gittikçe azalıyor hayat
    neyi erken yaşadıysam
    hep ona geç kalıyorum

    sana göçüyorum her sonbahar
    yolların çıkmıyor aşkıma
    unuttuğun yağmurların adı saklımda
    seni içimden terk ediyorum

    susmaktan yoruldum
    kuşlar ve şarkılar bu şehri terk edeli beri
    efkar demliyorum gözlerimde
    yaşlarımı yanağıma varmadan öldürüyorum
    tam sancağımdan yaralıyorum kendimi
    alnını yüreğime dayadığın güne bakıp
    seni içimden terk ediyorum

    ne unutacak kadar nefret ettin
    ne hatırlayacak kadar sevdin
    yıkık bir duvar kadar bile pişman değilsin
    biliyorum
    beni hep bulmamak için aradın
    yanılgımdın
    yandığımdın
    yangındın

    sensizliğe yenilmek
    sana yenilmekten zor olsa da
    ardımda bir sürü belkiler bırakarak
    seni içimden terk ediyorum

    şimdi
    içimizde öldürülecek bir anı bile bulamayan
    iki yarım kaldık
    tamamlayamadık bizi
    elimden tutmadın yalnızlığımın
    saçlarımı da uzaklarına gömdün
    içimin mavisi senin okyanusundandı
    al geri veriyorum
    kilitleri hep yanlış kapılara vurdun
    devrilmiş vagonlara dönerken gözlerim
    sana bensizliği terk ediyorum

    yarime uzanmayan bütün dallarım kırılsın demiştin
    aşk içinde doğmuşsa nereye kaçabilirdi

    ne tuhaf değil mi
    içimi acıtanda sendin
    acımı dindirecek olanda
    ya öldür beni dedim
    ya da git benden
    içi bulanık bir sevdanın ucunda seni kaybettim

    aldırmadın aldırmalarıma
    bir gecede yakıp yarini
    şafaklara sattın ihanetini
    külüme basanlar bile utandı yaptığından

    işte soluk bir ömrün
    son nefesi
    benden
    içimden
    terk ediyorum

  81. 2007-04-21 #81
    SANA BU ŞİİRİM
    Bilinmez Bu Hayatin Yolu
    Nerde Olursan Ol Dert Dolu
    Bilmem ki Ne Olacak Sonu
    Sen Beni öLdürdünde Gittin

    Herseyi Denedim Senden Sonra
    Kacdefa Lanet Ettim Sensiz Sabahlara
    Sessizce Gidisin Çok Dokundu Bana
    Sen Beni Mezara Gömdünde Gittin

    İçimdeki Fırtınan Hiç Dinmedi
    Kim Geldiyse Gönlüm Yerini Vermedi
    Hep Yarınlara Kaldı Küçücük Umudum
    Sen Beni Meçhullere Kattinda Gittin

    Simdi Mutlu musun Bilmem
    Ben Yemin Ettim Yerine Sevmem
    Ömrüm Gittikçe Senden Vazgeçmem
    Sen Beni Hiçe Saydinda Gittin

    Sensiz Yarınlara Küskünüm
    Umrundamiki Ben Üzülmüşüm
    Ben Bu Sevdaya Canimi Koymuşum
    Sen Beni Acılarla Bas basa Biraktinda Gittin Hiç Bir Zamanda Beni Sevmedin !!

  82. 2007-05-01 #82
    Seni düşünüyorum yine,
    Bir güneşin karanlığında,
    Ömrümün en kısa yolunda,
    En uzun yolculuğu yaparken,
    Seni düşünüyorum yine,

    Seni düşünüyorum yine,
    Doğacak güneşi umutsuzca beklerken ve ölü,
    Yatağımın baş ucunda düşüncelerim;
    Seni ve sevdamızı ararken,
    Seni düşünüyorum yine,

    Seni düşünüyorum yine,
    Ben ve sadece umutlarım,
    Hiç sonu olmayan bir yolda,
    Sana ulaşamayacağımı bile bile,
    Seni düşünüyorum yine,

    Seni düşünüyorum yine,
    Umutlarımı çorak topraklarda,
    Onları duygularımla sularken,
    Yeşermeyeceğini bile bile
    Seni düşünüyorum yine,

    Seni düşünüyorum yine,
    Çünkü sen ben yaşadıkça varsın,
    Sen var oldukça ben düşüneceğim,
    Ben düşündükçe seni seveceğim,
    Seni düşünüyorum yine.

  83. 2007-05-03 #83
    Deli dolu akan nehirlerden tas tas sular içtik.Öyle ateşlerle doluydu yüreklerimiz öyle tutkundu.Karlı dağların serinliğinde uyurduk geceleri .Deniz fenerinin ışığında yıkanırdık.Köpükten bir çalkantıydı içimizde zaman.Ne yana baksak denizdi maviydi ışıktı.Sonra bir çaresizlikti zifir.Akıntıya kapılmış gemiler gibiydik ..
    Bir org çalınır gibi yanıbaşımızda.Öyle kendinden geçmiş öyle başıboş.Öyle derin duygular içindeydik anlatılmaz.Sarhoş rüzgarlara bıraktık kendimizi.Aldığını geri vermez dalgalara.Görmediğimiz ülkeler gördük gün doğusunda.Tatmadığımız yemişlerden tattık günahkar olduk.Alevden bir tasta eridi günler.Bir cehennem ateşiydi aşk içimizde.Hiç sönmeyecekmiş gibi yanıyorduk..
    Tutsaklığımız nasıl başladı bilinmez.Paslı demir kapılar kapandı üstümüze.Taş duvarlarda kayboldu boğuk seslerimiz.Çaresizliğimizi bize aynalar söyledi inanmadık.Kuşatıldık ansızın kederle ayrılıkla.Aman vermez karanlıklar sardı dört yanımızı.Yalnızlık bir ağrı gibi çöktü başımıza.Uyuduk bir daha uyanamadık.
    Şimdi bir kutup var sana çeker beni.Bir kutup var senden öteye.Ben onun için böyle ortalıklarda kaldım.Dağ yollarında caddelerde sokaklarda.Onun için bulup bulup yitirdim seni.Hangi kapıyı çaldıysam sen açtın bana.Hangi gözümü yumduysam seni gördüm.Zamandın zamandan öte bir şeydin.Yıllarca bir meşale gibi yandın uzaklarda
    Bu manyetik alanda boğulmam senin yüzünden.Bu zincirleri sen vurdun ellerime.Sen getirdin bunca karanlıkları.
    Al şunu mum yak
    Korkuyorum
    Bir taş aldım attım denize
    Günahlarımdan kurtuldum
    Alfabenin yirmisekizinci harfindeyim
    Öteye gidemem
    İtme beni
    Benim de bir insan tarafım vardı.Bakma böyle kötü olduğuma.Benim de dileklerim vardı.Benim de bir beklediğim vardı yaşamaktan.Yeter artık vurma yüzüme çirkinliğimi.Hergün bir kadın ağlar benim yüzümde.Büyük dertler için benim ellerim.
    Anlamıyor musun
    Sen sevildiğin için güzelsin bu kadar
    Ben sevilmediğimden böyle çirkinim
    Bütün kötü yerlerde ben korkarım.Biliyorum.Bir hayvan leşiyim öleli kırk gün olmuş.Fabrika bacalarında bir kara dumanım.Zehirim akrep kuyruklarında.Kötüyüm sevemediğin kadar.Öyle fenayım.Kapanmış bıçak yaralarında.Bu pis çöp tenekelerinde unut beni.Unut artık.
    Bayat bir ekmek gibi
    Çürümüş bir elma gibi

    Sarı badanalı evlerde kazanlar kaynar
    Sarı badanalı evlerde günahlar işlenir her gece
    Sarı badanalı evlerde ölüler yıkanır
    Sarı badanalı evleri sev biraz
    Bu evlerde zaman benim akşamlarımdır yitirilmiş
    Bu kazanlarda benim gözbebeklerimdir kaynayan
    Bu sarılarda benim yüreğim bir ölür bir dirilir
    Anladım
    Bu dünyada benden başka kimse yok beni anlayan

    Kalbimi yardım
    Bir damla kan aktı
    Kutuplara kar yağıyordu
    Üşüdüm
    Dur gitme
    Beş kuruşum vardı kaybettim
    Dur gitme
    Isırgan otlarından kurtar beni
    Deniz analarının gözlerini çaldım.Sana bakmak için.Güneşi üçe böldüm.Al biri senin olsun.Yüzümde beş bıçak yarası var.Bir de sen vur.Barut kokusunu severim.Bir portakalı dilim dilim soy..
    Acıktım
    Tut ki ben yoğum artık yeryüzünde
    Tut ki bir marul yaprağıydım
    Öldüm

    Al şu serçe parmağım sende kalsın.Ben kötüyüm.Korkunç çirkinim.Ben seksensekizinci tul dairesiyim.Sağ gözümün üç kirpiğini kestim.
    Al
    Ben lanetlendim

    Cenaze marşı çalınıyor.Ölüler ayağa kalktı.Görüyor musun.Şu soldan ikinci benim.Senin yüzünden öldüm.Şimdi seni getiriyorlar karanlığıma.
    Ağlıyorum
    Biraz sev beni
    Gül biraz
    Yaklaş biraz
    Seni affediyorum

    Kuşkonmaz dallarına astım kendimi.Sedir ağaçlarına gül yapraklarına.Başımı taşlara vurdum.Gözbebeklerimde büyük camlar parçalandı.Tanrısal duygular içindeydim.Bütün tanrısızlığımdan uzakta.Bir kemiklerinin sertliğini aldım.Bir teninin aklığını.Sonra sıcaklığını dudaklarının..
    Gel bak
    SANA BİR TANRI GETİRDİM
    Gel bak
    BİR TANRI YARATTIM SENDEN

  84. 2007-05-03 #84
    Şurada bir kapı olmalı senin ölümsüzlüğüne açılan.Bir kapı olmalı şurada bulabilsem.Kollarımın bütün gücüyle vuracağım.Er geç sesimi duyuracağım sana.Başımı soğuk demirlere dayayıp adını söyleyeceğim mahşer gününe kadar.Dağlara taşlara güzelliğini haykıracağım.Ve bütün yaratıklara rüzgarın söylediği bir masal gibi seni anlatacağım.
    Dünyaya ilk gelişimiz değil bu.Birde taş devrinde gelmiştik.Senin için vahşi hayvanlar vurmuştum o zaman.Pars dişlerinden bir gergedanlık yapmıştım boynuna.Nice mağara duvarlarına güzelliğini kazımıştım.Nasıl hatırlamazsın nasıl?O zamanda gökyüzü bu kadar mavi ormanlar yemyeşildi.O zamanda yalnız karanlıktan korkar güneşi tanrı bilirdik.Bunca yüzyıldır inan hiç bir şey değişmedi yeryüzünde.Belki biz değiştik.Sevgilerimizi söyleyemez olduk göremez olduk nice güzellikleri.Yalanı öğrendik,unutmayı öğrendik.İnandık sonraları bütün yaratıklardan üstün oldugumuza.Büyük zekamız önce kafesi,zinciri,zulmü icat etti.İyilik güzellik ve doğruluk adına hiç bir şey kalmadı inandıgımız.Aradan bin yıllar geçip atom parçalanıncaya kadar,.zaten paramparça olmuştu insanlığımız.
    Böylece bir karanlığa düştük.Karanlık bizi bir başka karanlığa götürdü.Sarnıçlardan dehlizlerden girdaplardan geçtik.Dallarından gün ışığı geçmeyen ormanlara düştük.Aramızda demir kapı hiç açılmayacak belki..Senin ışıgını görmeden kapanacak gözlerim.Karanlık aman vermiyor.
    Hangi kapıyı aralasak gece.
    Hangi kapıyı aralasak çaresizlik.
    Kokunu getiren rüzgarda olmasa bir manası kalmayacak yaşamanın.
    Şimdi hiç değilse hayaliyle avunmadayız.Zaman içinde bir başka zamanı...
    İnsan çırındıkça bir bataklığa saplanıyor,yaşadıkça ölüme.Çaresiz kalmak bir şey değilde çaresizliğini kabullenmek zor geliyor insana.
    Aynaya bakıyorum bir boşluk.Hani benim yüzüm hani?dudaklarım ellerim hani?Halbuki gözlerimde görüyor kör değilim.Fakat sen varsın içimde.Yakan,kör eden bir karanlığın var senin.Kahrolası zamanın ortasında büyük bir fırın yanıyor besbelli.Alevler asırlık çınarlar gibi.Büyük bir fırın yanıyor görüyormusun?
    Şimdi bütün ihtirasların sustugu saatteyiz.Elini sürdüğün herşey yok olabilir.Herşey eriyebilir şu anda.Bu varlığın yokluğa yaklaştıgı andır.Senin ellerin bu anda bütün yaratıklardan daha güçlü.Şu anda senin gözlerinde her şey yüce.
    Ne insanlar fani
    Nede dünya ölümlü..
    Al beni de erit ateşinde gözbebeklerin.
    Erit beni.Ruhumu aşkının potasında yak.
    Kahrolsun bu karanlıklar bu mesafeler bu zaman..
    Ben seni istiyorum..
    Ya seninle yaşamak.
    Yada sende yok olmak..

  85. 2007-05-03 #85
    Sen giderken gözlerim dopdoluydu
    Ve yağan yağmurla caddeler ıslak
    Yokluğundan bir rüzgar esti hazin
    Teselliler döküldü yaprak yaprak

    Gökyüzünde bir bir söndü yıldızlar
    Bir karanlık geldi gittiğin yerden
    Ümitlerim vardı tesbih misali
    Sen giderken dağılıverdiler birden.

  86. 2007-05-03 #86
    I
    yaban
    ve asi
    dağlara dağılan taylar gibi
    ve yangın
    gençliğinin alazında

    Adana'da yollara dizilmiş garlarla
    çığlık çığlığa peronlarda
    çocuklar gibiydi gözleri

    /adı nevin
    şarap içer, rüzgar giyerdi geceleyin/

    II
    o, kanadı kırık bir kustu
    beyaza vurulmuştu
    kimseler görmedi bir başka renk sevdiğini
    kimseler
    görmedi kimseler kirlendiğini

    /adı nevin
    hüzün kokar ve korkardı geceleyin/

    III
    'kendini martılarla bir tutma' derdim; 'senin kanatların
    yok . düşersin, yorulursun. beni koyup koyup gitme
    ne olursun!'
    *
    o, kanadı kırık bir kustu
    gülümserken vurulmuştu
    kimseler görmedi uçtuğunu
    kimseler,
    görmedi kimseler öpüştüğünü

    /adı nevin
    özlem tüter ve ç(ağlardı) geceleyin/

    IV
    ışığın diyordu: kırılıp düştüğü yerlerden geliyorum;
    karanlık kördü ve acımasız... ellerimle kırdım ben de
    kalan kanatlarımı.
    kanatlarımı kanatmaktan geliyorum...

    V
    o bir yenik serçeydi sıkılınca ağlamaya çıkardı. sonra da
    çift çıkardık. kar yağardı, biz dinlemez, çıkardık! o kentte
    bütün sokaklar biz yan yana yürümeyelim diye dar
    yapılmıştı; insanlar dar yapılmıştı; çıkardık! kar durmazdı,
    üşüşürdü saçlarına ve hep bir şeylere ağlardı o karlı
    havalarda. avurtlarına çarpan kar taneleri gözyaşlarının
    sıcaklığına çarpıp erirdi...
    ve acıyan kanat yerleri erirdi... erirdi...
    biz yan yana, yana yana! yana yana!

    /o bir yenik serçeydi sıkılınca ağlamaya çıkardı
    ben yürüsem bütün yollar ona çıkardı/


    VI
    gitti... kanatları yüreğimdeydi
    kalan
    elimde minyatür bir kus simdi
    yitirdim o askın kimliğini
    h ü k ü m s ü z d ü r

    /adı nevin,
    ihaneti tutuşturduk bir sabahleyin!/

  87. 2007-05-03 #87
    O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
    arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

    Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
    en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

    Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
    yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer

    Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
    çalınan birinin kalbiyse eğer.

    Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
    insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

    O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
    hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

    Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
    kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

    Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
    öylesine delice bakmasalardı eğer.

    Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de
    kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

    Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
    son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

    Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
    meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.

    Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
    beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

    Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
    tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

    O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
    yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

    O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
    son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

    Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
    her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

    Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
    dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

    Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
    namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

    Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
    dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

    Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
    sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

    Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
    kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

    İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık
    gizlendiğine belki de,
    kartvizitinde 'onca ayrılığın birinci dereceden
    failidir' denmeseydi eğer.

    Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
    ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

    Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
    Kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle
    avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

    Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
    Yalnız kalmaktan korkmuyorum da,
    ya canım ellerini tutmak isterse...

    Evet Sevgili,
    Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
    kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
    mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!

  88. 2007-05-03 #88
    Ne seni unutabiliyorum, ne senden kalanları. Başımın içinde bir kanser tümörü gibi büyüyor büyüyorsun... Seni unutamamanın verdiği acılara dayanamıyorum artık. Unutamamanın bu kadar kahredici, çıldırtıcı olduğunu bilmezdim. Her yerde, her zaman benimle birliktesin, işin kötüsü her şey seni hatırlatıyor. Kalabalıkta gelişi güzel söylenmış bir söz bile yetiyor seni düşünmeme. Yalnızlığımda ise sesin kulaklarımda çınlıyor. avuçlarının serinliğini hissediyorum alnımda. Yaşanmış zamanlar bir film şeridi gibi geçiyor hafızamdan. Anılarımızı en küçük noktasına kadar birer birer hatırlıyorum. İşte o zaman; bu seni unutamayan başı, duvarlara vura vura parçalamak geliyor içimden.

    Renklerin, kokuların, seslerin ve ışığın bile seni hatırlattığı bir dünyada yaşamak, harikulade bir şey olurdu belki. Ama sen de unutmasaydın... Beni unutmadığını sevdiğini bilsem her şeye katlanırdım. Unutamamamın biriktirdiği o dayanılmaz acılar, unutulmamanın vereceği eşsiz mutluluğun içinde erir, kaybolurdu.

    Sevmek bir bakıma unutamamaya mahkum olmaktır. Sevilmemişsek; bir de unutulmaya mahkum oluşumuz var en hazini. İnsan, unutabildiği kadar güçlüyse, unutamadığı ölçüde yıkık ve ezik kalıyor.

    Beni sev demeyeceğim, ama onu da sevmemeliydin. İkimiz de olduğun yerden çok uzağız. Güzelliğinin, büyüklüğünün yanında biz neyiz ki? Unutulmak; ikimize de aynı kadehlerden tattıracağın bir içki olmalıydı. O içkinin sefil sarhoşluğu içinde seni düşünmeli, hep seni özlemeliydik. Gitgide işleyen, büyüyen bir yara olmalıydı tenimizde. Unuttuğunu her ikimizde bilmeli, fakat seni hiç unutmamalıydık. Oysa şimdi unutulan da benim, unutamayan da...

    Ancak, bir kurşun atımı uzaktasın benden, biliyorum ve ciğerlerime saplanmış bir kurşun gibisin hala. Seni çıkarıp atmak da elimde değil, sana gelmek de... Gelebilsem ne değişecekti ki? Beni hatırlacak mıydın? Hatırlasan da sevinecek miydin gelişimden? Gözlerinin içi gülcek miydi? Hiç konuşmadan "Ben de seni özledim" diyebilecek miydi ellerin? Hayir, değil mi? Öyleyse hiç gelmeyeceğim sana. Böylesi daha iyi.

    Gün oluyor: seni unutabilmek için bu şehirden çok uzaklara gitmek istiyorum. Sokaklar, evler, caddeler, vitrinler seni hatırlatmasın diye.

    Gün oluyor; anlıyorum senden ve bu şehirden kaçmanın faydasızlığını... Çünkü; biliyorum nereye gitsem benimle geleceksin, ya da gittiğim her yerde senden bir şey olacak.

    Sen unuttun fakat unutulmadın. Bense unutulduğumu biliyor, fakat unutamıyorum. İnan, unutabildiğim gün seni yeniden ve daha çok sevmeye başlayacağım...

  89. 2007-05-03 #89
    Olaki yürürüm bir başka aşka
    Yada yürürüm mavi olmayan bir gülüşe
    Unutma ki tek aşk olduğum sensin
    Aşık olduğum değil.

    Karanlıkla süzülüyor içime yıkım.Dur diyorum yıkılıyorum.Uçurumları baş ucuma koyuyorum sonra,okşuyorum rüzgarda saçlarını.Sıcak ılık bir koku siniyor yüreğime.
    Gitme diyorum düşüyorum.
    Sonra beni soruyorlar bana.Tanımıyorum diyorum,daha hiç karşılaşmadık.Aynı çizgide bilge sus umu dinliyorlar.Ben sustukca.Yazık,bir çığlığın doğuşu gibi ölüyorlar.
    Önce bir bir, sonra hepsi.
    Sonra bir uçurumlar kalıyor birde yıkımlar.Verilen herşey borçmus gibi alınıyor.
    Önce bir bir sonra hepsi.
    Sonra bir ben kalıyorum, birde yalnızlık.Uçurumlar, yıkımlar, ben ve yalnızlık.Zorlu bir savaşın unutulmuş cesetleri gibi.Yatıyoruz yan yana.Öpüşüyoruz, sevişiyoruz da hatta....Her şey oyun yasaklarına uygun.Bir günah oluyor sonra.Tek umudumuzu göğe gelin ediyoruz.Telli, kanlı düğün iste.Üşüyor saçların biliyorum dargın mısın?
    Bu baharda mayısa bıraktığım gibi misin hala?
    Vurulmuş çocuk gibi büyümemiş yüreğindeki hüzün.Hala kaçıyor musun zamansız gözlerini bırakarak birilerinden.Hala ellerinden tutup sevgileri.Hala öyle soğuk bir gök.
    Hala öyle yerini yurdunu bulamamış bir mavi.Dipsiz kuyuya salıyor musun ağlıyarak.
    Küçücük bir dokunuşla son sevilen olabiliyor musun?

    Kendin kadar aklımdasın
    Ve aşkını saşırmış bir tanrı
    Çoğalan sızısıyla mutlu bir yara
    Öyle bıraktığım gibimisin
    Gerçeği yakmada hala ustamısın
    Yoksa çırakmı yanarken yollarda
    Saçlarıma dolanan aydınlığımsın
    Somutlaştıramadığım tek imgemsin
    şiirde anlattıkça eksilen tek anlam
    Hala bıraktığım gibimisin
    Yoksa beni bıraktığın gibi mi
    Kaç mevsimsiz kar düştü toprağıma
    Kaç mevsimsiz kar düştü toprağıma

    Hala bıraktığım gibi misin?

  90. 2007-05-03 #90
    Seni kıskanıyorum.
    İçimde gururdan eser yok artık. Kıskançlığımın başladığı yerde yüreğim tertemiz oldu, aydınlandı, pırıl pırıl şimdi. Gururum, zaman zaman benliğimi saran kendini beğenmişliğim, güvenim ve inançlarım; hep seninle yaptığım savaşta yenildiler. Bir kıskançlık hissi kaldı içimde dipdiri ve her zamankinden daha güçlü. Kazandığın savaş onu da yenebildiğin anda bir zafer olacak, ancak o zaman "Kazandım" diyebileceksin.
    Fakat ben o duygunun, bende fethedemediği son kalenin o son kalenin asla düşmeyeceğine inanıyorum. Bütün çabaların boşa gidecek, seni sevdikçe kıskanacağım. Bir gün beni sevmemen bile bu savaşa tesir etmeyecek. O zaman asıl büyük yenilgiye doğru sen gideceksin. Sevgimi karşılıksız bırakman bana attığın son kurşun olacak. Açacağın büyük yaraya rağmen yıkılmayacağım, ölmeyeceğim anlıyor musun? Yine seni sevmeye, yine seni kıskanmaya devam edeceğim.
    Beni tanımadan önce yaşadığın yıllar var ya; onları da kıskanıyorum. Düşün bensiz yaşayacağın bir dakikaya bile tahammülüm yok artık. Bir gün güzel bileğindeki küçük saati parçalayabilirim, bensiz bir zamanı sana bildirdiği için. Mümkün olsa bütün o dakikaları, o günleri sana yeniden yaşatmak isterdim.
    Sana kıskanılmış zamanlar, mesafeler ötesinden seslenmek ne acı bilemezsin. Seni gören, güzelliğini arzulu bakışlarla seyreden insanların da bu dünyada yaşadığını düşünmek ne korkunç bir şey anlayamazsın. Hele seni başkalarının da sevdiğini ve seveceğini bilmek ne türlü bir ölümdür düşünemezsin.
    Kıskançlığım bir hayvanın dişisini kıskanması değil. Mayamızda olan arzunun ötesinde bir şey bu. Ebediyyen sahip olmak hissinin çok üzerinde bir ölümsüzlük çabası, bir sonsuzluk duygusu...
    Seni kıskanıyorum. Verdiğin huzursuzluğa rağmen bir kadını kıskanmanın büyük huzuru içindeyim. Oysa ben seni tanıyıncaya kadar kıskançlığı daima ilkel bir duygu olarak düşünür, reddederdim. Bu davranış belki de o güne kadar kıskanılmaya senin kadar değer bir insanı tanımamış olmanın verdiği eziklikten gelirdi.
    Şimdi o ezikliğin yerine bir kabına sığamamak var içimde, taşmak var. Sevginle tamamlandımsa verdiğin kıskançlıkla bütünlendim.
    Hep böyle kıskançlığımı besleyecek kadar güzel kal...

  91. 2007-05-03 #91
    Ölmedim işte. Ölmedim. Demek ki yaşamam gerekliydi. Bir gizli kuvvet olmalı bizi yaşatan. Yaşamakla ölmek arasındaki maceramızı düzenleyen, Çaresizliğimizi her yerde yüzümüze tokat gibi indiren bir kuvvet olmalı.
    Şimdi seni daha çok seviyorum. Meğer ölüm senin kadar güzel değilmiş. Şimdi güzelliğin daha yakıcı, daha alımlı. Bütün neden'ler senin için yaşamayı gerektiyor şimdi.
    Nasıldım nasıldım o gece, o gün bilemezsin? Eski, taş binalar üstüme yıkılıyordu, başımda parçalanıyordu vitrinlerin camları. Her taşıt beni ezip geçiyordu yanımdan. İnsanlar anlımda yürüyordu çamurlu, pis ayaklarıyla. Rüzgar gırtlağıma yapışmış bir el gibiydi. Kitaplar dergiler, gördüm boyalı dükkanlarda. Hepsi ölmek diyordu. Yalnız ölümdü gördüğüm kaldırımlarda.
    Artık her şey boştu, yalındı.
    Kirli bir çamaşırdı üzerimde yaşamak. Umutlarımı yitirmiştin. Arayıp bulacak gücüm kalmamıştı. Öyleyse yorgundum, bitkindim. Ellerimi sevmiyordum, gözlerim utanç veriyordu gözlerime. Damarlarımdaki kan rahatsız ediyordu beni. Ölmek, gitgide bir umut haline geliyordu içimde. Büyüyor, büyüyordu.
    Boşlukta bir tel gerilemeye başladı... Gerildi, gerildi. Sonra kan rengi bir karanlığa düştüm. duvarlar kırmızıydı. yerler, masalar, sokaklar, insanlar hep kırmızıydı. Ama karanlıktı yine, korkunç bir karanlıktı. Kırmızı sisler içimdeydi. Dört yanım denizdi, kıpkızıldı.
    Sonra rengi değişti çevremin. Bulutlar dağılmaya başladı. İlk gün ışığı merhaba dedi pencereden, Yeşil yapraklar el salladı. Bir adam uzun öksürdü.
    İlk ellerimi buldum vücudumda, derken ayaklarımı, gözlerimi dudaklarımı, saçlarımı buldum.
    Ve seni düşündüm. İşte o zaman yaşadığımı anladım, utandım.

  92. 2007-05-04 #92
    Bugün ölümünün 6. senesi bitti...Sensiz herşey biraz yarım...Geride bıraktığın meleğin yorgun...Elinden geldiğince üzülmemeye çalışsa da üzüyorlar meleğini...Oysa burda olsaydın kucağına yatırır dertlerimi dinlerdin...Ardından kolumdan tutar koşar adımlarla terasa çıkarır HERŞEYİ UNUTTUM BİR ÇİZİK ÇEKTİM dedirtirdin bağırarak...Herşey tamam da meleğim ya sen...

    sabah mezarına bıraktığım laleleri beğendin mi?Hı hı en sevdiklerin biliyorum...Senin için en kırmızılarını seçtim...Güllerin kurumuş ama onlara çok sıkıldı canım...Ama neyse ben toprağını kardım suladım da güllerini...Annem de selam söledi sana...Bugün o en çok sevdiğin patlıcan oturtmasını yapıcakmış senin için...Ben istiyorum yapmıyor zaten kıskanmaya başladım seni...


    Dün gece rüyama geldin ya...Sabah gün daha bir aydın geldi yüzüme...Gülme ama çay bile daha tatlıydı...Yok yok mavi t-shirtim üstümde meraklanma senden kalan tekşey o bana...Nasıl olur da giymem...Tabi geçen 6 seneden sonra epey kısaldı...

    Hangi şarkı çalıyor tahmin et...Evet doğru cvp...

    "Düşlerde sevdim seni söyleyemedim
    Sessiz öptüm nefesini söyleyemedim

    Sana ben şiirler sözler büyüttüm
    Sana ben baharlar yazlar büyüttüm
    Sana ben hummalı gizler büyüttüm
    Söyleyemedim

    Şarkılar yazdım sana okuyamadım
    Hep yanımdaydın oysa dokunamadım

    Sana ben hayaller düşler büyüttüm
    Sana ben gözümde yaşlar büyüttüm
    Sana ben hummalı aşklar büyüttüm
    Söyleyemedim "


    Meleğim seni çok özledim...Ama olsun bulutlardaki gülümsemen bile yetiyor...

    Aşkların En Güzeli...Seni Asla Unutmayacağım...Aynen gözlerini yumarken söylediğin son cümledeki gibi...Allahıma emanetsin...Rahat Uyu...

    MELEKLERİM SENİNLE...

  93. 2007-05-08 #93
    özlemek daha da sevdiriyo seni bana..
    kaçamak bakışlarındaki o sıcaklık hissettiriyo duyguların
    gerçekliğini..
    yaşıyorum seninle en büyük sevgiyi..
    aşk senin adın benim lugatımda!!
    yok başka tasvirin..
    aşk senin adın benim yüreğimde
    bir de sevgin benimle en derinliklerimde...
    öyle seviyorum ki seni hiç ummadığım ve ummayacağım kadar..
    hiç bitmesin istiyorum

  94. 2007-05-11 #94
    sana seni yazıyorum


    Güneşin başka iklimleri aydınlatmaya,başka gönülleri ısıtmaya gittiği şu saatlerde kağıdı,kalemi elime alıp,seninle dertleşmek,yalnızca sana yazmak ve yalnızca seni özlemek geliyor içimden.Sana yazmak.''Sana seni Yazmak''
    Seni ve yüreğimde anlam bulan duyguları...Sana ait yüreğimin derinliklerinden kopup gelen artçı şokları anlatmak ve toprağı alnından öperken yağmur taneleri,tüm banliğimle sana yağmak istiyorum...

    Bu gece dudaklarımdan dökülen her kelimede sen varsın ve yine sen varsın yarım kalan sevdamın eksik taraflarında.Bomboş ve sessiz kaldırımlarda yürürken seni haykırıyorum sensizliğin inadına! Bu sensizlik gecesinde sevdamın en ücra köşelerine seni yazıyorum.

    Bu gece gene yağmur yağıyor.Yağmur yağıyor gönlümün sensizlikle yanan her yerine.Yağsın,yağsın ki saklasın sensizliğimde döktüğüm gözyaşlarımı!Ve yine saklasın sensiz geçen bomboş hayatı...

    İşte seni haykırıyorum sensizliğe alışamamış yüreğime,işte seni yazıyorum!!!
    Bu gece gene yağmur yağıyor.Senyoksun oysa biliyorum ve üşüyorum sensiz kaldığım saatlerde. Gözyaşlarımı efkarıma kattım bu gece. Sevdamı,umudumu ve seni kızgın bir sel gibi kalbime akıttım.

    Bu gece yağmurla beraber gözyaşlarım yağıyor ve ismini yazıyor sensizliğin acısı ile kıvranan kaldırımlara.Süzülen her damlada sen vardın ve yine sen vardın gecenin en karanlık anında. o,doya doya bakamadığım gözlerin,gözlerimin içine bir kez daha değseydi ve tebessümünden bir gül açsaydı yanaklarında,yetmez miydi? Bir bakışın bir ömüre değmez miydi?
    İsmini kazıdığım kaldırımlara sanki sen yağıyorsun yağmurla birlikte ve sevgin yağıyor yüreğime...Yalnız ve bomboş odamda sen varsın hala.Hala sensizliğim duruyor yanı başımda...

    Bu gece gözyaşlarım yağıyor sensizliğimle birlikte kaldırımlara.Seni arıyorum,erimekteyim...Karanlık geceye inat ay gökyüzünde...

    Ve gökyüzü yüreğimde.......

  95. 2007-05-11 #95
    160 - Sana - Duygusal Yazılar

    Gel

    sen yoksun
    bütün sokaklarına kar yağıyor ömrümün
    nefesim
    üşüyen bir gelincik ayazı
    bütün geceler aysız
    durmadan bir ezgi savruluyor dudaklarında gecelerin
    hüznün uzayan saçlarında kimsesizliğim kanıyor
    yağmalanmıs bir ömrün ortasından sızarak
    yaralı gönlümün ırmaklarına doluyor
    gel
    her gece bır deprem oluyor
    ey çağlayan bir suda yittirdiğim menekşe gözlü kız
    seslen bana nerdesin, hangi uzak şehirdesin
    bir rüzgârın kanatlarına vursam duyulur mu sesim
    gel
    erişilmez uçurum diplerinde kaldı özleyişler
    yaralı ceylanlar sekiyor bakışlarımda
    tomurcuklar öksüz, serçeler dilsiz
    her durakta boynu bükük bir çocuk üşüyor
    ve ben bu yağmurlar dolusu yalnızlığımla
    bütün bulutlardan sana koşuyorum gel
    yürekler boş, bakışlar anlamıyor beni
    her akşam vakti,
    el ayak sesleri çekilirken caddelerden
    vurup yüreğimi narlı sevdalara
    yıldızlara ağladığımı kimse bilmiyor
    kimse bilmiyor, her gece
    dudağımda bir şiirin kanadığını
    ey yavru bir kuş gibi
    düşlerimin arasından uçup giden uçarı kız
    yaşım on beş idi, yüz oldu, binyüz oldu
    yaşlandım yaşamadan aşkı ve baharı
    farkında değilim şimdi,
    geçen günlerin değişen mevsimlerin
    yağan karlar altında kaldı kalbim
    gel
    geçmiş bahar sokaklarına çıkar beni
    bahçesi tarumar bir çiçeğin kirpiğindeyim
    bir kar çölünün ortasında
    bir insan mahşerinin içinde
    yapayalnız
    her bakışta bir hüzün,
    her hüzünde bir bakış kanamada
    bir sonsuz rüzgar başladı gittiğin yerde
    gel
    gel
    bahar sokaklarına çıkar beni
    yıldızları sönmüş bir gecenin sayfalarında ışıksızım
    özlemler damıtıyorum durmadan karanlığın yapraklarına
    kalbimin üstüne üstüne yağıyor kar,
    göçüp gitti kuşlar çoktan ve ben
    bölüp iklimlere o sevda tılsımı türküleri
    işleyip alnımın çizgilerine tel tel
    kalbimi sana rehin tutuyorum
    gel
    hasret ki yolları kanamalı ağır bir hüzündür
    geçip giden günlerin terkisinde
    rüzgâr koyaklarını yitirdi, sözcükler büyüsünü
    her mısrada çığlık çığlık yüreğim
    gel
    ömrümün bütün sokaklarına kar yağıyor şimdi.
    __________________

  96. 2007-05-12 #96
    622 - Sana - Duygusal Yazılar
    YÜREĞİMDEN HERKESE YÜREĞİMİN SESİ Hayatı Iskalama Lüksün Yok

    Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır. Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan,´Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?´ diye bir soruyla bile karşılaşabilirsin.

    İki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz. Sen,´Ama senin için şunu yaptım´ derken o,´Şunu yapmadın´ diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka hiç getirmediğin bir iddiayla karşılaşacaksındır.

    Üzülme, sen aşkı yaşaması gerektiği gibi yaşadın. Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. ´Peki, o ne yaptı?´ deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Senin hayatı ıskalama lüksün yok. Onun varsa bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.

    Her zamanki gibi yaşayacaksın sen.´Acılara tutunarak´ yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor. Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç girmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana. Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası....

    Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun ki aslolan YÜREKTİR. Yürek sesini bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yaşadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler.Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil,güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini....

    Güncelleme : 2007-05-12
  97. 2007-05-12 #97
    623 - Sana - Duygusal Yazılar
    Ben,senden önce yaşamamışım sanki...
    Günler geçmemiş yıllar olmamış sanki hayatımda
    Doğmuşum ve zaman durmuş sanki!Ne ağlamışım acıya NE de hayata inat gülmüşüm!!!
    GÜLEMEDİĞİM anlarda uçurum yamaçlarında boşuna durmuşum..
    Çok zaman geçti o yamaçta!!!Direndim inadına şu hayata
    Bir yerlerde diğer yarım vardı,biliyordum bunu!!!

    SABRET dedim kendi kendime...SABRET!

    Her canım yandığın da sığındığım tapınağım,beni karanlıkta bırakmayan ay ışığımdı...
    Saatlerce ona bakar,diğer yarım nerdesin derdim!!!
    Dualar eder "ALLAHIM BİR MUCİZE" diye beklerdim.Yıldızlardan dilek diler,bir tek seni isterdim...

    Biliyorum,bir yerlerde diğer yarım vardı.Saniyeler yıl olsada sabretmeli,beklemeliydim GECE GÖZLÜMÜ!!!

    Evet sevdiğim...Bekledim ben seni tanımadan,tanımadan diledim seni Allahtan!!!SEN,canım diğer yarım HOŞGELDİN hayatıma...Hayattaki tek MUCİZEM hoşgeldin!!!

    Sevgilim,güzel gözlüm,derinliklerde ışık ol bana!Şuana dek hep ay ışığı yardım etti,bundan sonra hep sen ol yanımda.Yürüdüğüm bu dikenli yollarda hep yalnızdım,artık kol kola gidelim o yolda...Batan her diken,çıkan her engel yıpratmasın beraberken BİZİ...

    Canım,diğer yarım,artık seninle bir bütünüm,gitme ki eksik kalmasın BU YÜREK.Acı ile dolmasın.Gülmeyi bilmeyen bu gözler seninleyken güldü,ağlamayıda sende görmesin...

    YÜREĞİM,herkes bilsin ki,bundan sonra sen bensin,bende sen...
    SENİ ÇOOOK SEVİYORUM...
    TEKRAR HOŞGELDİN HAYATIMA...

  98. 2007-05-12 #98
    a$k duası..
    Rabbim
    Bir insan koy kalbime
    Ama o insan senin de
    sevdigin olsun


    Ve bana öyle bir insan sevdir ki
    O insanin kalbi Seninle sevisen bir mabed olsun.
    Beni öyle bir insanla bulustur ki benden önce
    Onunla bulusmus olan sen olasin


    Onunla el ele tutustugumuzda
    Ikimizin uzerinde Senin elin olsun


    Bana öyle gözler göster ki
    Ben o gözlerden sana bakayim
    Bana öyle bir sevgili ver ki
    O gözler cennete acilan iki pencere olsun


    Onunla oyle bir yolda yürüyelim ki
    Kilavuzumuz sen olasin ey Rabbim


    Oyle bir sevgili verki bana
    Ona sarildigimda kainat bize baksin
    Birbirine sarilsin
    Sevgimiz kurtla kuzulari baristirsin
    Bize bakip seytan Adem'e secde etsin
    Günah sevap ugruna kendini feda etsin
    Olüler birer birer uyansin sevgimizle


    Bize öyle bir sevgili ver ki Rabbim!
    Sevgimizde Muhammed sevilsin
    Oyle sevelimki birbirimizi
    Hz. Hatice göklerden bize seslensin
    Ve desin ki;


    "Bak ya Muhammed bak su sevgililere onlar bizde... bizde onlardayiz.
    Bak Askimiz birkez daha yasaniyor yer yüzünde..
    Allah Askimizi öyLe cok seviyorki binlerce insana yasatiyor...

    ALLAH HERKESE BÖYLE AŞK VERSİN.AMİN


  99. 2007-05-12 #99
    624 - Sana - Duygusal Yazılar

    AŞK, iyi geceler öpücüğünü uzun tutmaktır. BEKLENTİDİR.

    AŞK, delicesine flört ederken yanındakinin hiçbirşey
    yapmama hakkını teslim etmektir. SAYGIDIR.

    AŞK, zaaflarınızın olduğunu
    ortaya çıkarır. KABULLENMEKTİR.

    AŞK, şimdi zamanı değil diye
    beklemeyi bilmektir. SABIRDIR.

    AŞK, saçlarda başlayıp,
    topuklarda biten bir gezintidir. KEŞİFTİR.

    AŞK, "Sevişelim" demeden sevişmek, yanındakinin
    ne istediğini bilmektir. ANLAŞMAKTIR.

    AŞK, bağlandığını sandığında, karşındakine
    "Hayır" deme şansını tanımaktır. İNCELİKTİR.

    AŞK, korumaktır. SORUMLULUKTUR.

    AŞK, ciddi bir tokalaşmayı
    kıkırdamaya dönüştürmektir. MİZAHTIR.

    AŞK, evinizdeki her şeyin yerinin
    değiştirilmesini kabullenmektir. TESLİMİYETTİR.

    AŞK, saatin kaç olduğunu
    bilip aldırmamaktır. NEŞ'EDİR.

    AŞK, sizi kucaklayan kolların gittikçe
    daha çok sarılmasıdır. MUTLULUKTUR.

    AŞK, gecenin bir vaktinde "Sen uyu, benim gitmem gerek"
    dediğinizde, "Uyanık kalıp seni biraz daha görmeyi
    tercih ederim" cevabını almaktır. SICAKLIKTIR.

    AŞK, tanıdığınızı zannettiğiniz insanın
    yeni yanlarını keşfetmektir. TAZELİKTİR.

    AŞK, uyandığınızda rüyanızı yanınızda bulmanızdır.
    DÜŞLERİN GERÇEK OLMASIDIR.

    AŞK, kocaman yatağın
    üçte birine sığışmaktır.YAKINLIKTIR.

    AŞK, evin anahtarlarından bir kopya daha
    yaptırmaktır. GÜVENDİR.

    AŞK, "Hoşçakal" dedikten sonra tekrar
    karşılaşacağını bilmektir. KADERDİR.

    AŞK, "Gerindiğinizde sızlayan vücut"
    lafının anlamını bilmektir. DERSTİR.

    AŞK, ecza dolabını açtığında, diş macunu kapağını
    kapatılmamış bulmaktır. UYUMDUR.

    AŞK, pencereden dışarıya baktığında
    kiminle olduğunu hatırlamaktır. DÜŞÜNCEDİR.

    AŞK, rüzgârın ağıçların arasında dolaşırken
    çıkardığı sesi dinleyip sevgilisinin yanında olmadığına
    hayıflanmaktır. YALNIZLIKTIR.

    AŞK, asla anlatılmayacak hikayelerdir.ÖZELDİR...

  100. 2007-05-12 #100
    Bir küfür gibi kara
    kayış dilini ver
    Binlerce kez açıklasam da
    dilini çözemediğim ihanet...
    Gel bir daha bende dene kendini
    Ne sen öldürebiliyorsun beni bu cenkte
    Ne ben yenebiliyorum seni
    Yazıldığın mevsime çok su ver kendi izinden
    Giden yolları,suçlarından arındır.
    Arkanda kaldı seni ilerde bekleyenler
    unutkan şiirler, kopmuş alıntılar....
    Hiçbir zaman kullanamadığın hatıralarla
    kendine yazdığın yaşam öyküsü!
    Ah, bu kadar aşk herkesi yanıltır
    gelme üstüme...
    Boşalmış yeminlerin bileği;
    ben sandığın sözcüklere vuran aksimdir

    Ödünç hançer öldürmez beni!

    Ya başka bir silah seç kendine
    ya bırak başkasının ellerine.
    ölüm aşkın işidir...
    kork benden sevgilim.
    Ahretin olurum senin.
    Bu kadar çok seven öldürmesini de bilir
    Ben seni çok yanılmış kalplerin sağlamlığıyla sevdim
    Gücümdü güçsüzlüğüm.
    Ey, izini sürdüğüm ruhumdaki kara gölge,
    Büyüttüğüm oğullarımı bir bir elimden alan hayat
    yanıltma beni, beni bana yakıştır.
    Son darbeden önce ilk sözü söyleyemeyen!
    kolay değil ödenmiş hayatın katili olmak...
    Kör eder hançerini içimin gücü
    Ölümü göze alan yaşamasını da bilir

  101. 2007-05-14 #101
    Ve gitti,
    Her intihar gibi bu yasak umutta bitti.
    Artık ne volkan dudaklarında can verebilirim
    Nede kurşun gözlerinden ölüm tadabilirim,
    İlk defa delicesine ölmek isterken böyle,
    Yalnızlığa mahkum edip bir vefasız,
    Ömrüme serap olup gitti....
    Ve gitti,
    Bitirdi sevgi adına ne varsa yüreğinde,
    Bir damla yaş miras bırakıp gözlerime,
    Pimini çekip yaşanmamış sevdaların,
    Anasını satıp bütün acıların
    İlklerime son olup gitti...
    Ve gitti,
    Artık azrail alacağı candan kararsız,
    Sevda uğruna dökülen yaşlar vefasız,
    Ve verilen onca vaatlere inat,
    Tüm umutlarımı katıp ardına,
    Kanıp kahpe bir yalana,
    Yarınımı dün edip gitti...
    Ve gitti,
    Son bir vedayı bile çok görüp,
    Hastası olduğum pembe rujunu son kez sürüp,
    Akıp damarlarımdan tarifsiz sancıyla,
    Yüreğimin defterini dürüp insafsızca,
    Baharda güz olup gitti...

    Ve gitti,
    Artık yeni bir liman mı bulur bu gönül?
    Acıklı bir türkümü tutturur?
    Yoksa küfredip topuna sevdaların,
    Gecenin acısını mı unutturur?
    Ama kuraldır pınar yüzlüm!
    Aşkta da hesap sorulur,
    Satılmış yüreklere pusu kurulur,
    Her gidenin ardından ağıtlar yakılsa da,
    Bu sevdaya da darağacı kurulur,
    Ki o an ne kıralı çakar dümeni,
    Ne de bu infazın tutar fireni,
    Yüreğim kabrin olsa ne yazar gözüm,
    Sancının kıskacındayken bu ihanet yemini...
    Hani her gece sevişirken unutma derdin ya beni,
    Ne seni unutabildim hala,nede tenini,
    Şimdi sende unutma bu sözlerimi,
    Aşk her şeyi affetmez,bilirsin
    Tanırsın dönekliğin bedelini...
    Nasıl bir ihtiras ki bu aşkı bitirmeye yetti,
    İşte öyle her intihar gibi bu yasak umutta bitti,
    Katıp beni toza dumana,
    Döndürüp bahtsız mecnuna,
    Hasret yoluna gittin...
    Ve gitti,
    Bir sosyete düşkününün
    Şişelere meze olma hayali
    İŞTE BÖYLE BİTTİ...

  102. 2007-05-16 #102
    Herşey Sensin


    Şimdi senden Vaz mı geçmeli?
    Masal olup yola devam mı etmeli?
    Ben kalpten sorumlu,
    Aşka zorunluydum,
    Anladım, herşey sensin!

    Sen söyle şimdi...
    Öyle çekip giderken ne yapmalı ardından? Nedensiz gidişinden, korkularınla yüzleşmeden kaçışından sonra öyle durup vaz mı geçmeli senden? Bu kadar basit mi olmalı sonun? Üstelik hayatımın en karışığıyken sen... Yağan yağmurda buğulu camlardan kayboluşunu mu seyretmeliyim?..

    Hadi söyle şimdi...
    Yokmuşsun, hiç olmamışsın gibi mi yapmalıyım? Bir hayal, bir masal, bir rüya olarak mı görmeliyim seni? Bunları yapabilmeyi ne çok isterdim bir bilsen! O zaman için acımazdı böyle... Hayatta, bende devam ederdik yolumuza... Ama hiç biri değilsin beni yarı yolda bırakandan başka!..

    Ben zaten sorunluydum... Sorunlu kalbimden sorumluydum... Aşka zorunluydum bu yüzden! Sen aydınlatandın karanlığı... Dünyada ne varsa sendin sevdiren, herşey seninle güzeldi. Kalbim kırıktı... Parçalandı... "Aşk yok!" dediğim zamanlarda, var ettin varlığınla ama şimdi alıp gittin yokluğunla!.. Benim anladığımı hiç anlamadın sen! Öyle yitip giden herşey gibi gelip geçtin ömrümden... Korktum... Korktuğum başıma geldi...
    Ve ben;

    Anladım...
    Herşey sensin!!!

  103. 2007-05-17 #103
    Benden, seni anlatmamı isteselerdi, bir yürek anlatırdım içinde koskacaman bir dünya, dünyada kocaman bir fener ve sevgi yolu aydınlatan.

    Deselerdi yaz onu; yazardım en güzel şiirleri dilsiz istekleri dipsiz kuyu sarınçlarında yuvarlanan aşkları. Yazardım parmaklarım morarıncaya kadar yazardım, yüreğim yorulup duruluncaya kadar.

    Deselerdi çiz onu; çizerdim dünyayı, dünya her tarafı yedi veren gülleri yedi renk açan en mevsimsiz çiçeklerin açtığı nakışlı oyalı özenli bir dünya ve korkardım kendi çizdiğim dünyaya dokunmaya, korkardım çiçeklerin yaprakların solmasından.

    Deselerdi kim O ?
    O derdim O işte yüreğinde deryaları taşıyıpta tek bir dünyalıya konuşamayan, o sınırsız sevgi deryasında yelken açıp giderken sevgisini utangaç kişiliğine gömen biri idi.

    Ve O derdim ;
    Beni sabahlara kadar kendisini düşünmek zorunda bırakan insafsız biri O konuşsa yüreğindeki allı tebessümlerde kaybolurdum, konuşsa yanmadan yıkılmadan söndürürdü beni derdim. Sigaram kadar tiryakisi olduğum içkim kadar başımı döndüren, görmediğim kadar özlediğim, özlediğim kadar dokunamadığım, dokunamadığım kadar ürkek...

    Ve O derdim
    Yaşayıpta yitirdiğim değil yaşamayıpta bilmek istediğim, konuşmasını beklediğim kızıl dudaklarına hasretlendiğim hasreti ile eridiğim, yanımda iken bile özlediğim gittiği yolu kıskandığım aydınlık günlerimi aradığım.

    O derdim...

  104. 2007-05-17 #104
    "Bu Sana Son Yazışım...
    Bu sana son yazışım..." diye başlayan bir mektup var şu an karşımda.

    "Bu sana son sözüm" dermiş gibi bakan. Simsiyah harflerle kirletilmiş, bembeyaz bir sayfa. Neresinden bakılsa acı, hangi satırından başlansa hüzün, hangi kelimesi okunsa güvensizlik.

    Oysa ki benim; batan güneşin ardından sarıldığım, tepeden aşağı inerken, çakıl taşlarıyla birlikte yuvarlandığımda düşündüğüm biri var

    "Bu sana son yazışım..." Bir ayrılığın ilanı gibi, ölünün üzerine son kürek toprak, gözdeki son damla, son kez el sallamak gibi...

    Oysa ki benim; Kışın soğuğunda, dalgaların kayaları dövdüğü anlarda, fırtınalarda savrulurken sığındığım biri var...

    "Bu sana son yazışım..." düşündüklerinin, hissettiklerinin ve yaşadıklarının benim için zerre kadar önemi yok demek değilse ne bu? Sen istediğini söyle, senin söylediklerinin hiç bir anlamı yok demek değilse ne bu?

    Oysa ki benim; derinlerde soluksuz kaldığımda ve nefesimin bana ait olmadığını sandığımda, sonsuz gibi görünen karanlığın ortasında, umudumun tükendiği anlarda düşündüğüm biri var...

    "Bu sana son yazışım..." diye başlayan ve sana hiç inanmadım, sana hiç güvenmedim diye devam eden satırar bunlar. Üstelik inanmam ve güvenmem için yaptığın herşey boşa kürek çekmek, yetersiz, yersiz ve saçma çabalardan başka hiç birşey değil bunlar.

    Oysa ki benim; burnumda yağmur kokusu varken, bulutlar hızla akıp geçerken, ve çocuklar ağladığında, perdeler uçuştuğunda düşündüğüm biri var...

    "Bu sana son yazışım..." ben bunları hak ettmedim... Ama sen herşeye müstehaksın, üzülmelisin, kırılmalısın, parçalanmalısın, yok olup gitmelisin... Senin söylediklerinden daha değerli başkalarının ne dediği, senden daha değerli başkalarının ne düşündüğü demek bu.

    Oysa ki benim; elimi uzattığımda ve saatin her çalışında, yanımdayken özlediğim ve uzaklaşınca her an düşündüğüm biri var...

    "Bu sana son yazışım..." Açıkca dilediğini yap, ben istediğim kadar daha yanındayım. Kendimi hazır hissedince girdiğim gibi çıkacağım hayatından demek bu...

    Oysa ki; Aklımın kıyısında dolaşan ve dilimin ucundayken yanarcasına düşündüğüm, deniz gözlerinde dolaşırken yemyeşil ormanlarda yok olup gittiğim biri var...

    Tek kişilik dünyamda ölçülü adımlarla yürüyorum. Boshver dim ve ben artık kendi MaSaL ıma dönüyorum. Sana geliyorum. Aylardan Nisan, sabahın erken saatleri ve bahar...

  105. 2007-05-17 #105
    Balçık çamur içinde
    Paçalarımda isimlendiremediğim hüzünler,
    Hergele gülüşünün ardında
    Duman kokulu izlerle
    Uyandım sabaha seninle
    Gece gözlü adamım
    Papatya beyazı yanım...

    Sabaha serseri bakışınla uyandım bu gün
    Gece düşlerim sana kaçtı
    Aç bir bebeğin anne memesine yapışması gibi
    Yapışıp kaldım gece mavilerinde,
    Kirpiklerim sımsıkı kapalı,
    Kanımda kan kırmızı adın
    Bekledim düş sokaklarının kapısı
    Özlemine açılır diye...
    ---Gün doğdu,
    ----------Gece soldu
    -----Uyandım
    ----------Kaçtın...

    Platon girdi sabahıma,
    Androjen bir varlığa dönüştüm usul usul
    Gövdem tekti, boynum tek
    Ama iki ayrı yüzüm vardı
    Biri sen biri ben...
    Sarmaşık gibi dolanıp
    İsim anası olmuştuk aşka
    -----Derken
    Zalim Zeus
    Fırlattı kara fırtınalarda sakladığı şimşeğini,
    ------Bölündük
    Lime lime doğrandık
    ------Parçalandık...
    Öbür yanı eksik ben,
    Kadını olmayan sen
    Yarım kaldık şimşek hızıyla...

    Aynalarda yarımdı yüzüm,
    Sol tarafım mavi, sağ yanım hüzün...
    Öptüm bir yanı kırık camı
    ------Kanadı,
    Bembeyaz dudağımın kan kırmızı yanı.
    Tek elim olmasa kucaklar
    Sımsıkı sarar
    İçime katar, tenimde uyuturdum seni...
    Parmaklarımın beşi emanetken bedeninde
    Olmadı gece gözlü adamım...

    Kaygan zemin üstünde
    Bıçak sırtı yaramla
    Karıştım
    İçinde kaybolduğum hayata
    Arzulu bakan gözlere
    Bir çizik atıp kanatmak geldi içimden...
    "Senin gibi bir kadınım olmadı" dediğin gün,
    Cicili bicili fiyonklarla paket yapmadan
    Hediye ettim sana kadın yanımı
    Adın yakarken dudağımı
    Tadın değdi tenime
    İki deli borandık biz
    Maviye bulanan gecede...

    Sana uyandım bu sabah,
    Boz bulanık sulardan atlayıp
    Kanat taktım yüreğime
    Sana uyandım sevgili
    Temmuz sıcağı kıvamında
    Mavi bezeli yatağımda
    Dudağımda gözyaşımın tadı tuz,
    ------Sana uyandım...

  106. 2007-05-17 #106
    Bana seni yazdıran yarım kalmışlığındır..


    Neden azalmıyorsun bende?
    Neden gidişin dün gibi?
    Neden sana yazdığım her yazı, hep aynı yerde tıkanıyor? Ben bugüne kadar kimseyi yokluğunda bu kadar önemsemedim... Kimseyi yokluğunda bu kadar özlemedim... ve şuna emin ol; hiç kimse, yok'ken bu kadar sevilmedi... Benim karşıma "aşk" diye bu sonucu çıkaran, yarım kalmış'lıktan başka bir şey değil, bunun farkındayım...Ama iyi ama kötü, bitmeli her hikaye! Sen bitmedin..... Bitmeyensin... Ayrılığın adını koyamadık sevgilim. İşte bu yüzden kopamadık birbirimizden bir türlü...... Ben yarım kalan ve adı konmayan hiç birşeyi unutmam... unutamam..... içimde sızısı kalır.

    Ya herşey yaşanacağı yere kadar yaşanıp sona ermeli ya da ayrılık sözkonusu olduğunda bir daha kimsenin çıtı çıkmamalı! Biz bunu başaramadık, ayrılamadık! Sen yaşanıp da bitseydin eğer hatrıma gelmezdin. Seni bu kadar yazılası yapan, yarım kalmışlığındır...O gecenin sabahında, ayrılığın aklına nerden geldiğini biliyorum... Anlamıştın benim soyut' a tutkun olduğumu... O yüzden gittin kim bilir... Sevilmek için, güzel hatırlanmak için, kayıplara karışmayı tercih ettin... haklıydın belki de... Olağan hiç birşeyi sevemedim ben hayatım boyunca..... Herkesin, her an yaşadığı hiç birşeyi benimsemedim...

    Ben yaşadığım hiçbir aşkı hayatın akışına bırakmadım. Bunu yapanlar her zaman kaybeder... Zaman denilen kavram düşmanıdır aşkın... eğer ortada aşk denen bir şey varsa, ne yapıp edip zamanı durdurmalı. Biz bunu başaramadık.... oysa bu o kadar zor bir şey değildi sevgili... Farklı bir dokunuş, ağızdan çıkan ve bugüne kadar kullanılmamış bir söz yeterdi zamanı durdurmaya..... Ben, aşktan söz açıldığında zamanı durduramayan kimseyi sevemedim... Ondandır belki de varlığında sevemediğim insanları, yokluğunda düşlemek.... Belki de onandır, yanındaylen yüreğinin gurbetine düştüğüm bir sevgiliyi, sılasında özlemek...
    Yokluğun hiç de adil değil... beni yok ediyor, seni var ediyor sevdiğim.....

    Evet seviyorum seni varlığına rağmen! Üç mevsim değişti bu şehirde ama ben varlığınla-yokluğunun tezatını çözemedim... seni yaşamak istemiyorum! .... öyle bir sen yarattım ki sen yokken, yaşanıldığı an yitirir anlamını... sen yokken yarattığım sen, yasakladı sana dokunmamı... Sana düşman bir sen var içimde.... seni senle savaştıryorum, olan bana oluyor... Tam olarak hatırlamıyorum ama uzun zaman önce bir yerden duymuştum bu sözü, "HANİ RUHLARIMIZ ÖPÜŞÜR YA? BAŞKASINDAYKEN AĞZIMIZ..." şu an varlığınla yokluğunun tezatını bu şekilde tanımlıyorum, seni senle savaştırırken mağlup olan yüreğime... Birkaç ay geçtikten sonra, daha anlaşılır bir tanım bulabilirim elbet ama şimdi gerçek olan bu; RUHLARIMIZ ÖPÜŞÜYOR SEVGİLİM...

    Gidişin beni yaralamadı, aksine daha bir sevilir hale geldin... Varlığındaki seni, yokluğundaki sen kadar sevemezdim... "Keşke sen yanımda oslaydın, keşke bir şeyler yapıp da seninle zamanı durdursaydık" diye hayıflanmıyorum artık..... Her ne kadar adı konmasa da bir kopuşun, her ne kadar vazgeçmeyi beceremesek de, ayrılık ihtiyaçtandı bu hikayede..Yazık! son sözü zaman söyleyecek..Yazık!bu sefer hayatın acımasız akışına bıraktık aşkı...

    Ben senden kalan ayrılığa bile yas tutamıyorum adam gibi! Bunu engelleyen senin varlığın... ben bunca zaman yokluğundaki senle hayatı paylaşsaydım ve böyle bir senle ayrılığı yaşasaydım, hiçbir şiir kolay kolay hayata döndüremezdi beni... işte bu kadar güzeldir senin yokluğun... işte bu kadar ayrılğına üzülmemi engelliyor varlığın.....


    VARLIĞININ CANI CEHENNEME, YOKLUĞUNU ALMA BARİ..

  107. 2007-05-19 #107
    Güneş çoktan gösterdi yüzünü tam tepede. Şimdi nerdesin napıyosun bilmiyorum ama çoktan uyanmış olmalısın.Yüzünü yıkarken şöyle bir bakıp aynaya ismimi hecelediğini hissettim, sol yanım sızladı çünkü…Biz ayrılmadık bu durumda sadece beklemekteyiz, gelecek gün neyi gösterir diye zamana bırakılmış bir sevdayı yaşıyoruz, hasretini çekiyoruz birbirimizin…

    Acı çekmekten zevk alır oldum…Hüzünler yüzümü sarartmış olsa da kendimi iyi hissediyorum çünkü ben seni özlüyorum…

    Seni bu denli özlememiş olsaydım bu kadar sevemezdim…

    Hayatta her şey bekleyiş değilmidir doğumdan ölüme kadar…Beklemekte bazen iyi geliyor bana yitirdiğimi sandığım umutlarımın aslında kırıntılarını taşıdığımı anlıyorum…Umutla bekliyorum döneceğin günü…Tek korkum ya geç kalırsan…

    Sonra birlikte çektirdiğimiz fotoğraflara bakıyorum,kelepçelenmiş ellerimiz biz ayrılmayız dercesine…Zaten biz ayrılmadık ki sadece bu bizim yalanımız…

    Seni bu kadar özlememiş olsaydım bakamazdım o fotoğraflara ve bu kadar sevemezdim…

    Bazen çok zor geliyor sensizlik… Sonra diyorum ki yaşamasaydım öğrenemezdim, bilemezdim, anlayamazdım…

    Seni bu kadar özlememiş olsaydım bu kadar sevemezdim

  108. 2007-05-19 #108
    Sana

    Sana mülteci geliyorum uyruğunu ver

    Yüreğim sevda, yüreğim sen tutuşur, yüreğim ağlamaya tutulur, ağlama sakın. Saat gece yarısı gözümde iki damla yaş, aklımda hep sen varsın. Ağlarken gülümsüyorsam eğer bir hayalim vardır, ondandır direnmelerim.

    Kurduğum her hayal bir yol, bütün yollar sende bitmeli.

    Sana sesleniyorum yüreğimin en aşık yerinden ve yüreğimdir yüreğinin en ulaşılmaz dağlarından sana yol bulan.

    Ben seni bunca seviyorum… Ya sen …

    Nereye gitsem hep sende kalıyorum. Yıldızların gökyüzünde kaldığı gibi. Ve içinden bir dilek tut denildiğinde seni tutmak.

    Sizin orda kar yağıyor, burda ben üşüyorum. Şarkılar söyleyerek ısınıyorum, sana uzanan soğuk yollarda. Yollar kaygan, yollar uçurum, yollar derin. Son durağım oluyor sende biten. Kış kapına dayandı üşüyen benim ellerim, uzanır mı ellerime ellerin!

    Sen yüreğimin merkezi, içimde bütün sevgililer yörüngende döner. Terk edersen yerini bütün umutlarım ölüme gider.

    Yabancı sokakların soğuk yalnızlığı… upuzun bir yolculuktur sana vaad edilen.

    Bir kalbim var uzansan tutabileceğin. Tutulacaksa bu yürek sende tutulmalı… Ne kötüdür bir duyguyu sadece yaşayanın bilmesi. Oyuncağı elinden alınmış çocuğun gözyaşlarıdır yanaklarımdan süzülen ve boğazımda düğümlenen birkaç hıçkırık.

    Sevmek bir şey değil, sevilmekte… Bir meleğe aşık olmak… Anlatamıyorum. Susuyorum… Ya sende susarsan.

    Senden kalan, içimde koca bir yara…

    Biliyor musun, çocukken her düştüğümde ellerim kanar, ağlardım. Annemin öpmesiyle akan kan durur, acısı geçerdi ellerimin. Ve yeniden koşardım hiç durmadan. Ah anne şimdi yüreğimde kanayan bir yara, ve sen de yoksun.

    Ey yüreği yaşamak olan melek, bilmezsin göz aldıklarımın içinde ölüm de var. Ama bedelsiz düştüm ölüme. Bitmez bir suçlamayla ödüllendirildim

    Bir su damlası gibi gözlerimden kayıp da gitme sakın, yazma adımı yanında silgisi duran ömre.

    Bir ayrılık şarkısıdır kulaklarımda çınlanan gecenin bir vaktinde… Davetsiz bir misafirdir kapımı çalan. Ve senin ömründe bir kere düşündüğün,dilimde her gün söylenen bir şarkıdır.ZAMAN ALIŞMAYI ÖĞRETİR,UNUTMAYI ASLA…

    Ben başlamadan biten aşklardan anladım, mevsim sonbahar.

    Yalnızlık sonbaharda düşen son yaprak.

    Şimdi söz sırası kahır ve kaybedilmişliğindir.

    Tek bir kelime ile yaşama döndürülebileceğin bu gönlü harabeye döndürüp gittin. Olsun arkadaş yine de ben seni seviyorum. Sevgiler ayrılıkta bile bitmemeli.

    Bu ayrılığı da benim hesabıma yaz… Ben ödemeliyim bedelini. Sen sonbahardan bahara uzan. Gir yangınsız yüreklerin irem bağlarına, topla gülle nergizi. Tak saçlarına solmamış bütün gülleri, sana bıraktım güzelliklerin hepsini… Sen mutlu ol yeter. Çünkü senin o eşsiz yüreğin tüm bunlara değer.

  109. 2007-05-19 #109
    bende son kez canım demek isterdim ama diyemeden bitti
    bu yazılarda acılarıma tuzbiber oldu
    ama yüreğinize sağlık gerçekten yürekten ve yoğun duygular

  110. 2007-05-20 #110
    Dönsen de tanımaz yüreğim yüreğini



    Sözlerim kesildi aniden,konuşamaz,yazamaz oldum…
    Oysa vardı söyleyeceklerim sana dair…
    Ama bulamadım hangi kelime anlatır beni sana?

    Bulmak isterdim,bulup söylemek..
    Belki…anlardın beni.

    Sanki her söz eksik biraz seni anlatmaya,şaşırdım,nasıl olur da konuşamaz insan bu kadar anlatacak şeyi varken…

    Uzun zaman oldu karalayamadım iki satır.oysa anlatmak isterdim seni kıta kıta…olsun isterdim,olmadı…

    Oldurmak isterdim,
    Belki…o zaman anlardın beni.

    Sen gittin aşk bana kaldı,aşk yakışanda kalırmış.
    Ardından siyah geceler kol gezdi yüreğimde,


    Ben sol yanımı öldürdüm de Siyah'a büründüm.Kimse girmesin diye yüreğime,aşka küstüm.

    Yazamıyordum demiştim ya işte yazdım…acaba hiç yazmasamıydım?
    Ben seni aşk sanmıştım,yanılmışım…öyle olsan yanımda kalırdın.

    Şimdi,
    seni sevdiğimi unut,
    Vazgectim seni sevmekten
    Dönsen de tanımaz yüreğim yüreğini,en iyisi unutmalı bu yalan olmuş ikiliyi.

  111. 2007-05-21 #111
    Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
    Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
    Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
    Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

    İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
    Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
    Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
    Kopmaz kökler salmaktır oraya

    Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
    Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
    Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
    Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

    İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
    Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
    İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
    Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

    Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
    Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
    Değişmemelisin hiçbir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
    Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

    Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
    Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
    Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
    Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

    Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
    Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
    Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
    Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.

  112. 2007-05-21 #112
    Yıllar yılı acı çekmiştin, istemediğin bir ortamdaydın ve sana ters düştüğü halde yanlış şeyler yapmıştın. Acına, yaşam mücadelene ortak olup, yüreğimi yüreğine, ömrümü ömrüne katıp seni mutlu edecektim. Ben senden sadece sana verdiğim sevgiyi kabullenip, bu sevgiyi yaşamanı istemiştim. Yalnız seni istiyordum… Ama o kadar ters davranıyordun ki bana… Çok sevilmek bu kadar kötü müydü? Gerçekten böylesine ağır mıydı ki?

    Sevgiye hasretim dediğini düşünüyorum da... Hayatıma bilmediğim anlamlar getirmiştin. Gözüm kapalı hayatımı ortaya koyduğum bir kumar oynamıştım. Ya seni kazanacaktım, ya da kendimden VAZGEÇECEKTİM. Hem seni kaybettim, hem de kendimden VAZGEÇTİM.

    Var mıydı böyle kimsesiz darmadağın olmak, biçare kalmak, var mıydı? Keşke beni böyle ödüllendireceğine, hiç ödül vermeseydin. Onca yüreği senin yüreğine feda ettiğim halde, yüreğin kocaman sevdamı alabilecek kadar büyümedi…

    Ben de sana büyük bir sevgiyi vermekte diretiyordum. Bu kadar direttiğim için beni bağışla…

    Beni kırgınlıklarla, çelişkilerle, cevabı sende olan bir sürü soruyla ve bitmek tükenmek bilmeyen "keşke"lerle bıraktın, bana onca acı verdin ama yüreğim düşmanın olamıyor. Her gün alabildiğine yanıyor, istesem de istemesem de seni özlüyor, seni istiyor.

    Yüreğimi koparıp atmak mümkün olsaydı hiç düşünmeden koparıp atardım. Ama artık kendime sözüm geçmiyor.

    Başımı ellerimin arasına ne ilk ne de son alışım. İlk acım değil ama en büyükacımsın.

    Bir limandayım ve senin bindiğin gemi çoktan uzaklaşıp gitti. Bunu kabullenemiyorum, zoruma gidiyor, canımı acıtıyor.

    Sen yüreğimdeki hasret! Yarım kalmışlığım, unutulmazımsın…

  113. 2007-05-23 #113
    gözlerde yaş kaldım

    --------------------------------------------------------------------------------

    Biliyordum...
    Suskunluğuna öyle alışmış ki zemheri yüreğim,
    Sen söylemesen de,getirmesen de dile ve anlam getiremesem de;buralara ait olmadığını kabullenebiliyorum...

    Kimlere uzanıyordu ellerin?
    Benimkilere dokunmama nedenine nasıl da uzaktı gözlerim...
    Oysa tenim bir nefes uzağındaydı,
    Sense sadece soluksuzluğunu verirdin bana...

    Cayır cayır sana yanan ve bir o kadar susuz,
    Bir o kadar ıssız,
    Sana,varlığına,bana kattıklarına ve belki daha da fazla aldıklarına rağmen hâlâ masum bir bekleyiştir bu...

    Ekmekle katık edecek kadar bile değildir umudum
    Olsun da...doyurmasa da olur
    Bir bak yeter...konuşmasan da olur

    Karmakarışık,derbeder bir yerlerdeyim ben
    Kendimi kaybettim,bulamıyorum...(Bulsana beni...)

    Sonu gelmeyen bekleyişlerden,gecelerin bitimsizliğinden,içimdeki sancıların canımı yakmasından öyle yoruldum ki...
    Ve sıkıldım...
    Bunları tek başıma aşacak gücü kendimde bulamamak çok koyuyor bana

    Yokluğun vurdu zayıflığımın ortasındayken ben,
    Yediremedim gururuma...dudaklarda sus kaldım
    Yağmurlar yağdırdım gittiğin şehre,
    Sen olmayınca...gözlerde yaş kaldım....

  114. 2007-05-24 #114
    1164 - Sana - Duygusal Yazılar
    Her şeyi sana yazdım...
    Seni de her şeye...

    Kalemler tükettim, tükenmeyen hasretle...
    Ucundan dökülen aşkla, umutla, çığlıkla...
    Belki de nefretle...

    Her umuda avuc açtım...
    Sen dilendim...
    Aşktan harap bir dilenci şimdi yüreğim...

    Her şeyi sana yazdım...
    Seni de her şeye...
    Hayallerimin paragraf başlarına...
    Umutlarımın parantez içlerine...
    Kalemler tükettim tükenmeyen hasretle...

    Her şeyi sana yazdım,seni de herşeye...
    Binlerce kez okudum her gün bir ilkokul defterinden...
    Binlerce kez okudum
    Seçebilmek için seni soru işaretlerinden...
    Seni ezberledim hergün karmakarış yazılar içinden...

    Sana da kendimi yazdım...
    Bana ait harflerle...
    Farklı alfabelerle...

    Herşeyi sana yazdım...
    Herşeye seni yazdım...

  115. 2007-06-02 #115
    Kelimelerim kan revan içinde.
    Yüreğim yorgun, gözlerim solgun.
    Notaları öksüz bir şarkı gibi
    Ağlıyorum bulutların koynunda..
    Ve kimseler görmesin diye,
    Gözyaşlarımı kaldırımlara siliyorum..
    Mürekkebimle yıkamıyorum
    Hasretinin karanlık duvarlarını...

    Gözlerimi kapattım geceye.
    Şiirlerimi hecelerinden vurup
    Toprağın beyaz sayfalarına uzanıyorum.

    Bulanık sularda yıkıyorum
    Kan çanağı olmuş gözlerimi.
    Hasretin düşerken avuçlarıma,
    Mor tonları giydiriyorum
    Acıyı emen dudaklarıma.
    Sessizliğe bürünmüşken sevda,
    Baharlarda filizlenen taze dallardan
    Darağaçları sunuyorum yüreğime.
    Yokluğunu öperken dudaklarından
    Pusular kuruyorum aldığım her nefese..


    Oysa umuda gülümseyen bu adam
    Boyun eğer miydi kanlı pusulara ?
    Diz çöker miydim karakışlara ?
    Ama yokluğunda
    Vuslatları öper gibi,
    Karanlıkları öpüyorum
    Adını ezberlettiğim dudaklarımla.

    ismail sarıgene

  116. 2007-06-03 #116
    DAYANAMIYORUM......

    Dayanamıyorum Ey Sevgili...
    Direniyorum..Ama Dayanamıyorum...

    "Hep Sana Doğru koşuyorum... Başını ve sonunu bilmediğim tüm yollarımda sen varsın .. Bense bütün karanLığıma rağmen hep Sana Doğru geliyorum.." dedikçe kaçtın benden..

    Oysa bu karanLık ve ürpertici yoLcuLukta tek istediğim sarıLmaktı sana doya doya...
    Sıcak bir kâLbin aynasında şımarmaktı bir nefes..
    BeLkide bir soLukLuk dinlenmekti yanı başında..
    Ya da konakLamaktı seviLdiğim sürece sıcak yüreğinde..

    Aşka kapattım tüm kapıLarımı ...
    Hep Sana Doğru Koşmuyorum artık..
    Koşarken takıLan ayakLarım şimdi daha sağLam yere basıyor..
    Acı yok..
    Keder yok..
    Bir gün dönersin diye BekLemek yok..
    ÖzLemLerin Yakmıyor içimi...

    Yaşamdan bir parça vicdan diLeniyorum..
    Ya adam gibi vaz geçersin nefesimi kesmekten..
    Ya da sökerim insafını yerinden ....!!


    Kapattım tüm sayfaLarı,YazıLanların şahitLiğinde...
    Kimse ; ama hiç kimse , Artık Benim neden ağLadığımı ve neden öfkeLendiğimi biLmeyecek..

    BiR Kendim..

    Birde Yüreğim yazacak..


    ÖLüm Senaryosunu ...

  117. 2007-06-05 #117
    EY SEVGİLİ ; seni sevip sevmediğimi söylemeyeceğim ama sevgiyi öğretebildim sana sanırım.....(ne kadar öğretilebiliniyorsa ).....


    dilerim kalbine kalbimden verdiğim şey yüreğinde yeşerip meyve verir.. o zaman , böylece ne sen bende kaybolacaksın ,, ne de ben sende ,,sen beni kendin de ,,ben seni kendimde bulmuş olacağım...o zaman hiç ayrılmayacağız....


    sakın seni sevgimle tuzağa düşürdüğümü sanma ...sevgi hayatın hem çekirdeği hemde meyvesidir....bir ağaç seni kendine çağırıyorsa , bu bir aldatmaca sayılmaz ..unutma ki ağaç meyvesine çağırır kendisine değil.....


    ey sevgili : sen bir sığınak arıyorsun,,,ama ben durulmaz bir fırtınayım....sen kendinin sakini olmak istiyorsun,ama ben evrenin sakini olmak istiyorum..........sen olmayacak bir barış arıyorsun ,,,,,,,bense tüm kötülüklerle savaşmak istiyorum.....sen küçük bir çocuksun ,,,ama ben küçükken çok büyüdüm.......sen aydınlığa kaçmak istiyorsun,,,,,ben karanlıkları aydınlatmak istiyorum.......sen bir ağacın gölgesinde yaşamak istiyorsun,,,,,,ey sevgili seni gerçekten sevmişim.....





    seni kaybetmek istemiyorum .....sen susuyorsun ,,bense haykırıyorum.....KALBİM PAYLAŞILAMAYACAK KADAR SENİNDİR SENİNLE BİLE ......

    ama bilmiyorum sen bukadar bendemisin......?

  118. 2007-06-05 #118
    Zamansiz gözlerini ufka dikisin var ya
    Beni benden edisin
    Hesap vermeden,
    Sormadan,
    Söylemeden sevişin...
    Bugulu gözlerinde bakişlarin beni birakir gider ya
    Sadece sadece sen yokken kendime gelişim
    Umulmadik bir yerinde hayatin
    Cigerlerini söküp atarcasina
    Kalbindekileri haykiracakmis gibi karsimda durusun
    Ve bir kelime bile etmeden
    Çekip gidisin,
    Susuşun var ya

  119. 2007-06-06 #119
    GÜNAYDINIM' sın...

    Fecri aydınlatan sözlerimsin sen...Karanlığın odalarına süzme ışıktır gözlerin..Ceplerinde hüzün taşıyan adamın avuçlarında sakladığı mavi bilyelerin içinde yaşayan can...Sen perdelerime düşen günaydınımsın..Sen yarım yamalak sözlerimin tamamlandığı yersin...Durma oralarda, gecemi gündüze çeviren kadın..Günebakan çiçekleri gibi yüzünü bana çevir..Soluğunu rüzgar, suskunluğunu bahar yaptım kendime..Gözlerinin sağnaklarındayım bulut bulut düşüyorum Yeşil Cennetin kuruyan topraklara...Kalem oluyorsun yüreğimde demlenen...Kahverengi gözlerim gibi kahve gözlerinle ısık dağıtıyorsun şehrime..Alnıma vuran ışıksın..Cünkü sen günaydınım, sen benim yaşamımsın sabahıma kanatlanan...

    AYDINLIĞIM'sın....

    Cemaline sinen nurlu gözlerine esir düşüm ben..Esrik bir rüyayım karanlıktan aydınlığına saçılan..Tut sevgili..Mihrabına al beni..Gökyüzüne kanatlandır beni.Kutsa beni yüreğinle..Kutsal mabedinde yaşamama izin ver...Duam olsun nefesin..Nefesim olsun gözlerin..Katılaşmış karanlığımı erit yüzünde soluklanan güneşle..İlmekle beni ışığına..Kollarına al cocuksu sevinçlerımi...Ört üzerimi ışığınla...Saçlarımın köklerinde doğsun gözlerin..Alnı pak sevdalara kazılsın adın..Tıpkı karanlıklarıma bırakılan aydınlık gibi...Sen hep burada kal.Gecemin sabaha gebe kalan aydınlığı ol...Kuşluk vaktim olsun sözlerin..Perdelerim seninle gülümsesin...Şehrim seninle ısınsın..Sen geleceğe yürüdüğüm yollara mevzilenmiş çiçeklerin gökyüzüne bakan yanısın...Sen pencerelerime süzülmüş apaydınlığımsın....


    YOLLARIM'sın....

    Umutsuzlukta kaybettiğim yılların geleceğe giden zamanısın sen..Tozlu yollarımsın sana uzanan...Adımlarımsın bastığım her izinde adını sayıklayan...Rüzgar koynumda sana geliyorum..Dudaklarımda senin en sevdiğin şarkı....Bir de bohçamda sevgi azığım...Kilitledim geçmişimi karanlığa...Ben sana koşuyorum..Hem de yalınayak...Bilirim ki yollardaki dikenlerin çıplak ayaklarımın kanamasından korkarsın sen...Dudaklarınla öpme sakın yollarıma serilmiş dikenleri..Bırak kanasın ayaklarım....Yollarımsın bâd- ı saba ile yıkanmış..Bulut bulut gölgelerinde ilerlediğim varlığının bayram arifesindeyim.. Sana kavuşmak, bir bayram sabahı... Toprak yağmuru sağarken dudaklarıyla sen benim vuslatımsın hasretin omuzlarına vurulmuş...Sen benim yollarımsın adınla onurlandırılmış..Gözlerini mavi ufuklara çevir..Toz bulutuyla sana gelmekteyim...Ellerimde mavi bilyelerim nefes nefese sana koşuyorum .Bekle beni..Daraldı zaman..Yaz yağmuru kadar mesafem kaldı sana..Geliyorum....Kaybolan yılların cilasız zamanlarından senin için yollara koyuldum..Zamansızlığın patikalarını geçmişken bir dağ kaldı aramızda...Üzüm bağlarından geliyorum sana..Az kaldı sevgili..Yollarımsın, adımlarıma ömür diye sunulmuş...


    SABRIM' sın..

    Acıya minnet eden bir cocuğun ellerine tutuşturulmuş ekmek gibi bereketli yüzün..Su gibi aziz, hayat kadar elzem ve nefes kadar sonsuz bir cansın sen...Akşam kuytularında yalnızlığın ayak dibinde düşmüş benliğimin gözlerinde tekrar hayatı kazanmasıydı..Takâtim, dayanağım, sabrımsın sen..Soğuk ve yapay cocuklarla bastırılmamış cocuksu düşlerimin yeniden sabırla örülüşüydü yüzündeki tebessümler..Ezberimsin. evvelim , ezelim ve ebedimsin...Sebebim, nefesim ve ahirim..Sen, çaresizliğin ayak uçunda demlenen yüreğime armağan edilen sonsuzluk hediyesi..Sen, göğsümde taşıdığım eşsiz paye...Sen benim acıya dayanma gücüm, sen benim yüreğime işlenmiş sabrımsın...


    HAYATIM'sın...

    Şeceresi hüzün olan adamın buzdan kalbine düşen hayatsın..Canıma can diye süzülen canânsın. Kanadında mutluluk olan baharlarsın sen...Gonca güllerle süslenmiş sabahların gülümsediği cansın sen.. Kaybettiklerimin ardından tek kazandığımsın..Bedeli ödenmiş acılarımı dudaklarındaki nefesle gideren şifâsın sen.. Bağrı yanmış ve susuzluktan yüreğimi kurumuş kıyılarıma dolan ve benliğimden aşıp yüreğimde çoğalan bitmez deryâsın sen..Yaralarıma kendi yarası gibi bakıp sökük yüreğimi Eyyubvâri sabırla mutluluk ekleyen, çöllerimdeki serabın tükendiğini bilip dudaklarındaki ab- ı hayat ile menzile giren Leylasın sen...Göğsümde her zaman övünç abidesi diye saklayacağım ömrü vefasın sen..Sen susuzluğuma düşen hayatsın..Bak çöllerim yeşeriyor..Dokun toprağa..Zamanın göğsünde elenmiş topraktan " sen " fışkırıyor bak..Dua dua filizleniyor kuru yapraklar..İçinde büyüttüğüm kız çocuğunu vakitsiz gömen adamın kuru dudaklarına sunulmuş ab- ı hayatsın...Sen benim gözlerindeki kendimi gördüğüm hayatımsın...Soluklandığımsın, nefes aldığımsın....

    ----------------------

    Velhasıl; sen benim evvelim,
    Ezberim, ezelim, ebedimsin...
    Sen benim herşeyimsin...

    " Sen dünden daha büyüksün içimde sevgili....."


  120. 2007-06-06 #120
    Bİldİklerİn Sana YettİĞİ Anda Ben Yokum Demektİr...
    Bİldİklerİn Sana YettİĞİ Anda Ben Yokum Demektİr...

    Sana Sevgİyİ ÖĞretemem
    Senle Bİrlİkte ÖĞrenmelİyİz...
    Yenİden Çarpmali YÜreĞİm...
    Yerİnden Firlayacak Gİbİ.

    --------.....................ama Yİnede.......................
    ---bİldİklerİn Sana YettİĞİ Anda Ben ----------------------------------------------------------yokum Demektİr...

    Elerİmİ Tutmalisin
    Yenİ DoĞan Bİr Bebenİn Ellerİnİ Tutar Gİbİİ
    Simsiki Sarmalisin YanlizliĞimi...
    Bİrdaha Birakmayacak Gİbİ.

    .....................ama Yİnede.......................
    ..-----------bİldİklerİn Sana YettİĞİ Anda Ben ----------------------------------------------------------yokum Demektİr...



    Hİssetmelİyİm...gÖzlerİnde...
    Benİ SevdİĞİnİ...
    Hİssettİrmelİsİn...

    Öpmelİsİn YÜreĞİmİn
    Sana Gelen O Çilgin Sesİnİ......
    .
    ....................ama Yİnede.......................
    -----------bİldİklerİn Sana YettİĞİ Anda Ben ----------------------------------------------------------yokum Demektİr...



    Ve...
    Mutluluk GÖzyaŞlari DÖkebİlmelİyİz Bİrlİkte...
    Senİ Sevİyorum Dİye Utanmadan
    Haykirmaliyiz Gecenİn SessİzlİĞİnde...
    .
    ....................ama Yİnede.......................
    .-----------bİldİklerİn Sana YettİĞİ Anda Ben ----------------------------------------------------------yokum Demektİr...

  121. 2007-06-09 #121
    SeN - SEN - sen ...

    İnsanın içine işleyen bir ayaza ev sahipliği yapan kış sabahında,
    seni düşündüğümde içime yayılan sıcaklığın,dışarıdaki iki metre karı bile eritebileceğini düşünüyorsam…
    Uykudan yüzümde mutlu bir gülümseme ile kalkıp benimle birlikte
    uyanan güne senin adını veriyorsam…
    Evimin bütün duvarlarında senin yüzünü görüp,bana baktığını hissediyorsam…
    Ve bu beni her gün hep aynı şekilde heyecanlandırıyorsa…
    İçtiğim çayın şekeri,sigaramın dumanı,kahvaltımın her lokması sen oluyorsan…
    Sokakta bana bakan her insan,yüzümdeki tarifsiz sevinci görüp hayrete düşüyorsa…
    Sevdiğin şarkıyı defalarca başa alıp bıkmadan defalarca dinleyebiliyorsam…
    O şarkının her sözüne seninle ilgili ayrı bir anlam yüklüyorsam…
    Yorucu bir günün sonunda ufacık bir sözünle,bir gülüşünle uzun bir tatilden
    dönmüş gibi enerji doluyorsam…
    Ve o enerjiyle günlerce hiç durmadan çalışabileceğimi duyumsuyorsam…
    Gün boyu saatleri,dakikaları sayıp 'neden geçmiyor bunlar' diye hayıflanıyorsam…
    Ve hep seninle buluşacağımız anı bekliyorsam…
    Kitap okurken seni düşünmekten kendimi alamayıp aynı satırı
    defalarca tekrar ediyorsam…
    Sonra sana bunu anlattığımda birlikte ne kadar güleceğimizi düşünüyorsam…
    Seninle ilgili planlar yapıyorsam…
    Sadece varsayımlara dayalı olsa bile o planları mükemmelleştirmek için
    her ayrıntının üzeride dakikalarca düşünüyorsam…
    Yıllardır sevgililerin kullandığı klasik sözcüklerin benim duygularımı
    anlatmaya yetmediğini fark ediyorsam…
    Yinede bunları söylemekten hiç ama hiç bıkmıyorsam…
    Sevgimin coşkusunu sana yansıttığımda senin de bana aynı coşkuyla
    karşılık vereceğini biliyorsam…
    Kahkahanın en güzelini seninle atacağımı,yemeğin en güzelini seninle yiyeceğimi,
    seninle düşünüyorsam…
    'hayatının en anlamlı şeyi ne' diye sorduklarında tereddüt bile etmeden senin adını verebiliyorsam…

    Sen benim için VAZGEÇİLMEZ olmuşsun demektir!!!

  122. 2007-06-09 #122

    Hadi susmasana!
    Nerelerdeyken sen, ben nerelerdeyim!
    Hadi susmasana!
    Kim daha çok sevmiş! ?

    Bugün sen oralardayken. sen mutluyken...
    Ben sadece sonsuza kadar uyumak istiyorum! ...

    Hadi söylesene!
    Söylesene kim aşıkmış, kim en çok yanmış? ! ..

    Uzaklardasın...
    Uzaklarındayım...

    Gitmek istiyorum çok daha uzaklara artık! ...
    Ellerinin, hayalinin gelemeyeceği,yetişemeyeceği bana...
    Gideceğim senin gittiğinden çok daha uzaklara! ! !
    Hadi şimdi sen yetiş! ...

  123. 2007-06-18 #123
    SENI ARAMAK

    Her gün,her an
    dalip dalip geliyorum sana
    Tam uzanmis tutacakken
    kaçiriyorsun ellerini.
    Her gün,her an
    dalip dalip geliyorum sana
    Çöllerde buluyorum bazen,
    birakip gidiyorsun beni,
    aç-susuz yine düsüyorum pesine.
    Bir deniz kenarinda ariyorum seni,
    kumsallarda buluyorum
    ayak izlerini.
    sen siliyor,kaçiyorsun yine.
    rüzgarlara tutunup geliyorum,
    yetisemiyorum.
    Bir köye variyorum,
    aksam üstü,
    yorgun argin.
    Seni soruyorum
    "-Henüz gitti" diyorlar
    Tekrar kosuyorum
    ayaklarim parça parça,
    kaniyor.
    Bir dag kulübesinde
    duyuyorum kokunu,
    Kar baslamis,firtinasi bir yandan.
    Seni bulamamanin korkusu,
    yüregimde çirpinirken,
    atiyorum kendimi içeri,
    bagiriyorum ismini...ses yok.
    Söminede sönmekte bir ates,
    Bir pencere çarpip duruyor pervaza,
    kosup bakiyorum;
    Pencerenin önünde
    ayak izlerin yine,
    Yine benden uzaga götürmüs seni.
    Kosarak çikiyorum disari,
    Izlerini takip ede ede
    bir uçuruma variyorum.
    Sen geçmissindir diye,
    geçmek istiyorum
    ...basaramiyorum
    kayiyor ayaklarim,ellerim
    düsüyorum...düsüyorum...
    Düsüyorum;ismini haykirarak.
    Uçurumun dibinde görüyorum seni,
    kavustuguma sevinemeden
    ...ölüyorum

  124. 2007-06-19 #124
    aşk acıtır...


    ...gunler gecmek bilmez,geceler gunduzlerden hep daha uzun gelir…
    yataginda uyuyamazsin,o aklina gelir..gozlerini kapadigin an yaslar akar..actigin zaman yine…
    ayriligin ertesi gunu en kotu zamandir…kalkarsin yerinden , gozlerin nasil da acir,uyuyali bikac saat olmustur ve deli gibi aglamissindir,radyo hala acik…sonra telefonuna gider elin…
    hatirlarsin, ayni hizla cekersin elini…,yaslar yine bosalir gozlerinden….onsuzsun…
    artik ona ait diyilsin,onsuzlugunun ilk gunu hic gecmek bilmez…gozun bi yandan hep telefonda,hep hep…ama hicbirsey yok…
    kafani dagitmak icin cikarsin disari belki hatirlamam diye, iyi gibisindir…sonra bir sarki calar..allah kahretsin nerden cikti simdi bu sarki…
    goz yaslari….odana gelirsin…
    aci cekmek hosuna gidermiscesine acarsin sarkinizi dinlersin, teker teker dusunursu onunla oldugun zamanlari…
    iste gunler boyle gecip gider…birkac ay olmustur..sabahlari aglamiyosun artik…sadece geceleri, resimlerle yetinirsin…
    sonra bikac hafta daha…geceleri hala agliyosun, radyo hala caliyo…
    ama mesajlari silicek gucu buldun kendinde..
    resimleri de…bikac hafta daha…
    aglamiyosun artik.radyoyu da kapadin..i
    yisin galiba…gozlerin doluyo sadece o kadar…
    sabahlari kalkarken gozlerin acimiyo…
    mutlusun bile denebilir..
    biraz kendine bakmaya basliyosun yine,kuafore gidiyosun,saclarini kestiriyorsun,o kdr uzun zaman olmus ki…
    bir gece ic cekerek yatiyosun..
    ertesi gunu kalktin, yuzunde garip bi gulumseme,hayirdir…banyoya gidiyosun.. muslugu aciyosun…basini kaldirip aynaya bakiyosun……..
    O nu gordun ruyanda…
    evet, onu gordun, bitaneni gordun...
    elini tuttun, sarildin, optun, saclarini oksadin, eskisi gibi….
    Goz yaslari…akti akti akti….
    odana gittin…
    radyonun dugmesine bastin, yine acikli kanal…acimasiz sarkilar…iste o geceler yine basladi, gecmeyen uzun geceler…
    resmini ariyosun bulamiyosun…
    1 tane varmiydi acaba, evet vardi bilgisayarinda sadece 1 tane…acip bakiyosun…
    aslinda sen onu hic unutmadin…
    a$iksan yokedemezsin,yangin soner….
    kulleri kalir…,icin acimaya devam eder…,
    onun icin akittigin herdamlaya deger diye dusunursun, onun icin agladigin hicbir geceye hicbir gune hicbir saniyeye pisman olmadin ki sen..yine aglayabilirsin o yuzden o hissetmese de....
    _________________

  125. 2007-06-19 #125
    Her sabah günes dogarken,
    Seninde günesle beraber dogmani beklemek...
    Yillar önce alnima bugün yazilmis,
    Sana hasret kalip, seni sevmek...
    Benden uzakta, sende agliyorsundur belki simdi,
    Hasretin dogar her gece ay gibi kalbime,
    Mehtabin deler gecer, içimdeki sonsuz özlemini,
    Seni özlemek gelir cöker sensiz kalbime..
    Sensizlik insani yikan bir aci, sensizlik soguk,
    Her sensiz oldugum gece, titrer üsürüm,
    Hayalin uzak, sanki hic yokmusun gibi,
    Sensiz kaldigim her
    gece ölümü düsünürüm...

  126. 2007-06-19 #126
    Ayrılık ne zormuş anladım
    Gittiğine inanmadım
    Gidemezdin çünkü sen
    Bana haber vermeden
    Ayrılık ne zormuş anladım
    Anladım da geç kaldım

  127. 2007-06-19 #127
    Malum ben yine sensizlikte,
    Seninle birlikteyken bile,
    Hissettiğim bu duygu,
    Hala hüküm sürmekte.
    Bir duygu karmaşası bu yaşadığım,
    Hayatı yok saydığım,
    Yağmurları gözyaşın sandığım,
    Ve hepsini üstüme akıtmaya çalıştığım.
    Anlatmak zor,
    Kabullenmekte öyle,
    Uyanmak her sabah sensizliğe,
    Ve alışmak...
    İnan sigarayı bırakmak kadar zor.
    Bir şişe votka etkisindeymiş yaşananlar,
    Uyanınca kıvrandığım,
    Ve ben hala o komada,
    Seni içimden atamadığım...

  128. 2007-06-19 #128
    Acıyı görmek mi istiyorsun?
    Gözlerime bak!
    Dudaklarımda söyleyemediğim sana ait duyguları,
    Bana her fırsatta bıraktığın yokluğunun acısını fark edeceksin.
    O zaman anlayacaksın acının sende ne kadar masum durduğunu.

    Ayrı yetişmiş güllerin birbirine hasreti gibi,
    Umutla kurudum sensiz.
    Ve sen hiç gözlerime bakıp beni sevdiğini söyleyemedin.
    Oysa sırf bu kelime için kurduğum hayallerdi beni hayatta tutan
    Bir boşluktan içeri girdim her gece,
    Senli düşlerden sensiz karanlıklara süzülür gibi.

    Ellerin nasıldı? Küçük müydüler? ve parmakların ince uzun mu?
    Parmaklarını parmaklarımın arasında hissedip,
    Seninle sahil boyu denizi hiç fark etmeden bir birimize bakıp yürüyemedik.
    Gözlerinin yeşilinde geleceğe dair hayaller kuramadan,
    sadece umut ettim gözlerini görebilmeyi.
    Ve o gözlerinde ki ışıltıyla karanlık gecelerime yol göstermeni istedim.

    Acıyı görmek mi istiyorsun.
    Gözlerime bak!
    Ve yaşanmamış boşa geçen anların hüzünlü şiir'ini oku,
    Kirpiklerinden sıyrılıp yanaklarına düşen dizelerimde.

    Bensiz yattığın o yataklarda benli hayaller kurma artık.
    Sabahlara merhaba derken beni seven bir şair var deyip gurur duy sadece.
    Ve hiç bilme o şairin senin için her gün defalarca öldüğünü.
    Ve bil ki insan sevdiğiyle beraber olacak mahşerde.
    Tek avuntum bu şimdilik.

    Dünyada olamadığım anları mahşere bıraktım ben,
    Ben seni bu dünyalık mı sevdim sandın?
    Ölüm'müş,terk edilişmiş umurumda değil,gelme istersen.
    Nasılsa bir gün hayat biletimi kestiğinde,
    Kavuşma vakti olacak benim için ölüm.
    Dudaklarımda ki acı tat?
    Yoksa acı bir tebessüm mü olacak sana ulaşmayı beklemek?
    Ne yazık hiç bilemeyeceğim.

    Acıyı görmek mi istiyorsun?
    Gözlerime bak!
    Sen uzakta çok uzakta
    Bensiz bir yaşamın anlamsız günlerini yaşamaktasın,
    Benim gibi.

    Seni seviyorum,
    Gerçeğin ta kendisi bu iki kelime,
    Sırf dudaklardan çıkması istenen değil de
    İçimde taa içimde senin için atan bir kalbin feryadı,
    Haykırışı bu sevdiğim.
    Sana ulaşamasam da,
    Biliyorum ki zavallı kalbim
    Sana ait her şeyi saklıyor en gizli yerlerinde
    Kanlı ve uykusuz gözyaşlarımın
    Her gece aynalardan süzülmesi gibi acı veriyor uzaklarda oluşun.

    Biliyorum beni sevdiğini
    Acıyı tattığını da benden uzaklarda
    Ama hiç bana sana ait bir şeyi vermedin?
    Acı tek taraflı olsaydı,
    Ne yürek dayanırdı ne yaşamın bir anlamı olurdu.
    Ama yokluk kötü sevdiğim.
    Bir beden olmak isteyen yüreklerde ayrı ayrı yaşamak kötü.

    Sana her fırsatta koşmak isterken beni durdurmaların,
    Yüzüne hasret kaldığım günlerde
    Beni ısrarla kırışlarını hiç anlamış değilim.
    Eminim yine okuyunca bu şiirimi büzeceksin dudaklarını
    Ve eminim ağlayacaksın.
    Ağlamak seni ben yapar sevdiğim
    Ve beni sen yapanda içimde senin için yanan bir kalple yaşamak.
    Her gün Üsküdar'da oturup kendimi dinlerim
    Oysa konuşan sendin hep benimle,
    Ne martıların vapurlara takılışı,
    Ne işportacıların bağırışıydı fark ettiğim.
    Ben denizi seyrederken gözlerinde boğulmayı sevdim.
    Yosun tuttu gözyaşlarım sensizliğin dalgalarında.
    Gözlerim ve ben her Üsküdar'a inişimizde
    Bir gün seninle bir bankta oturup
    Sadece ve sadece hiç konuşmadan gözlerine bakmak istedik.

    Kaç zamandır bir hüzün dolaşıyor odamda.
    Duvarlar bir şeyler söylüyor sanki
    Adım adım yok oluşumu izliyorum
    Her batan güneşin karanlığı getirmesiyle.
    Sabahlara kadar uykusuz gözlerimle uzaklara,
    karanlıklara bakıyorum mütemediyen
    Kayan her yıldızda tek bir şey diliyorum?
    Ve Senin için yalvardığım namazlarda secdeye kapanıp
    Rabbime ettiğim dualarım,
    Tuttuğum dilekle aynı olması ve sonra umudumu yitirmeden
    Rabbimin bir bildiği var deyip
    Kabul olmadığında dualarımın
    Tekrar tekrar yalvarmalarım.

    Seni okyanusların diplerinde
    Bir midyenin içinde ki
    İnciyi görme ihtimalimin olmadığı gibi kabul ettim aşkım
    Ve seni hiç ulaşılamayacak dağların zirvesinde
    Koklayamayacağım bir çiçek olduğunu fark ettiğimde
    Tek bir şey düşündüm?

    Dokunamadan tenine,
    Öpemeden öpülesi dudaklarını mahşere erteledim vuslatı.
    Ben o kargaşada ne yaparım bilmem ama
    İnsan mahşerde sevdiğiyle beraberdir derler
    Seni seviyorum meleğim.

    Acımasız olan ne sensin ne de ben,
    Bize gümüş tepsiyle sunulan hüzünlü bir hayat sadece
    Ve kabul etmesi zor olan bu ayrılıklara katlanmak sanırım.
    İnsan yaşamın değerini
    Yüzü ve kalbi güldüğünde anlıyor
    Anlıyor ki ölüm sadece toprağa girmek değil
    Ve nefesi kesilene kadar yaşadığı her şeyin
    Gözlerinin önünden geçmesi değil.
    Ölüm sensizliğin sadece yaşarken verilen cezası sevdiğim.

    Seni bulduğumda sevgi anlam kazandı
    Her anımsadığımda yaşamamım oldu gülüşlerin
    Hiç tükenmedi içimde senin için yanan ateş
    Ve ben o ateşle yanmayı,
    Sırf seni sevmek olduğu için
    İnan bana çok sevdim.

  129. 2007-06-21 #129
    Bekledim,
    Aylarca,günlerce
    Yorumsuzca.
    Bekledim,
    Yanlışıyla,doğrusuyla
    Korkusuzca.
    Bekledim,
    Yanlızlıkla,boşluklarda
    Duyarsızca.
    Bekledim,
    Ama gelmedin.
    Belki de gelemedin.
    Ben hala yine beklerim.
    Ya sen, sen gelirmisin

  130. 2007-06-21 #130
    SEN VURDUN DA BEN öLMEDİM Mİ?
    RÜzgarda hasretinle ne atesi yaktım da
    bir seni yakamadım,beni yaktıgın gibi
    mapusta gÜn,çölde su,oruçta ekmek gibi bekledim seni
    sense araya korkular koydun,yasaklar koydun
    bitmez tÜkenmez engeller koydun
    ''Şimdi nerdesin?''diye sakın sorma bana
    sen çagırdın da ben gelmedim mi?
    sen varken darılmazdım çiçeksiz baharlara
    bu kasvetli aksamlara,
    Ağlamazdım gidenlerin ardından
    ÜzÜlmezdim ayrılanlara
    bakıp iclenmezdim tren istasyonlarına,
    Usluydum masum çocuklar gibi
    Delirmezdim,savrulmazdım,kÜfretmezdim
    Hele ölmeyi hic dÜsÜnmezdim!
    Şimdi soruyorum sana
    Adı ''SEVDA''ysa bu cehennemin
    Sen yaktında benyanmadım mı?
    Biliyorsun bÜtÜn korkularına arka çıktım olmadı
    Haziran da kar olup yağdım avuclarına olmada
    daglara merdiven dayadım olmadı
    sevdim olmadı
    taptım olmadı
    artık benden pes
    bu askın biletini istedigin gibi kes
    nasılsa gidiyorsun
    arkanda aglayan bir çift göz
    yıkılmış bir dağ paramparca görmek istiyorsan
    cek silahı daya alnıma
    SEN VURDUNDA BEN OöLMEDİM Mİ?..

  131. 2007-06-22 #131
    Bu Şiir Sana

    gülüşüme yüzün düşmüş
    aynalarda suretin saklı
    gidersen, kırılır sırça kristal
    kopar kolları sarmaşıkların
    ay sürgün, yıldızlar pul olur
    gök boşalır, kuşlar ölür
    bu deli gönül viran olur
    vatansız kalırım gidersen

    bu şiir sana şair
    gidersen, mabetler yakılır
    tapınaklar kilit vurur kapılarına
    sığmaz olurum kitaplara
    bu ilk kaçışım canhıraş
    alıcı kuşlar düştü izime
    bu ilk yağmur deli sağanak
    gökler yarılır, bulutlar yırtılır
    yaklaşan selin ayak sesleri gökgürlemeleri
    yıldırımlar düşer gidersen

    bu şiir sana
    damlalar imge döküyor
    halka halka nakışlanmış su yüzünde nehir
    gidersen, bentler yıkılır
    bu şehrin damarlarından kan çekilir
    kurtlar sofrasına düşer serçeler
    bahara erişemem gidersen

    bu şiir sana
    şebnem süzüyor kirpiklerim
    bu ilk deniz, ilk fırtına
    buralardan geçmemiş yolun
    im'lerini süremem
    dikenler tutmaz ayak izlerimi
    ilk çiçek çöl gülü yüzüm
    sakla, sende kalsın
    kimseler bilmesin gizlerimi
    rüsva olurum gidersen

    bu şiir sana
    ufuklar karaya dönmüş
    ilk gün sökümünü beklerim
    çok uzaklarda bir şair mısra diziyor bozkırdan
    kanayan geceme şavkı vurur gülüşlerinin
    durup dururken bu asi yüzüme
    şimdi bu hüzün niye düşmüş?
    Öksüz kalır ağlarım gidersen

    bu şiir sana şair
    öpüşündeki çiğdemler ben'im
    bu ilk gülüşüm /otuziki diş
    ben sevdim çok
    ya sen sevilmedin mi
    bu kovgu, bu sürgün
    seni benden, aşkı yüreğimden
    söküp alabilir mi gidersen? ...

  132. 2007-06-22 #132
    al bir simetri oluşturdu suskunluğum
    şehvete yenik düşen bir sen sonrası gecede
    kapılar kapanırken yüzüme bir bir…sürgün sevdana



    kucağına düşen o sonbahar yaprağının sarısındayım
    aldanışlarımda hoyrat bir saplantı gözlerinin buğusu
    pembe bir düş dönümü söylenen perili bir masal aşk
    ılık sıcağında kaybolduğum yumuşak bir okşama
    yastığımın altında sakladığım her şiir sana
    ıraklarda bir kuş uçar yüreğimin baharına türkü türkü



    bin bir gece anlatılan masalların anlatıcısına verdim öykümüzü
    İkarus'un kanadından damladı kan yatağa
    Rus ruletini oynayan son kumarbazda patladı sevda…yüreğinde öldüm



    kızılca kıyamette yürek her yeni gün
    esrik şarkıların tümü dilimde bugün yine
    rüyalar çaldı bütün renkleri…bir sen kaldın bana
    ey kırmızım! tadın bunca zamandır içimde



    çisil yağan yağmurun ıslaklığında güneş
    açık kapımı çalmaya da gerek yok
    limanımda yanan gemiler yeniden demir atmış
    aşk
    ritüeller düzenledim senin için/bir kez daha



    aşk kapıyı bir kere çalar
    ve asla unutulmaz dokunuşu

    ALINTI

  133. 2007-06-29 #133
    Gitgide alışıyorum sana.... Hiçbir alışkanlık bu kadar güzel olamaz .... Ellerin ellerimden uzaksa nasıl güçsüzüm bilemezsin.... Yanımda olduğun zamanlar ; sigara dumanı gibi ciğerlerime doluyor , alkol gibi damarlarıma yayılıyorsun.... Durmadan başım dönüyor verdiğin hazdan... Alışkanlıklar daima korkutur beni... düşün ki ben yaşamaya bile alışkın değilim.... Kendimi kendime alıştıramadım yıllardır... Fakat şimdi sana alışıyorum.... Alıştıkça özlemim artıyor , daha yoğunlaşıyor. Yalnız içimde garip bir korku var. Sana tüm alışmaktan değil seni kendime alıştırmaktan korkuyorum... Bir gün sana şimdi verdiklerimden daha güzelini daha değerlisini verememekten korkuyorum... Bir gün ansızın ölmekten , ve seni bana olan alışkanlığınla yapayalnız bırakmaktan korkuyorum... Oysaki her zaman ve günün her saatinde yanında olmalıyım senin... Bana alışmış olmaktan pişmanlık duyacağın bir dakikan bile olmamalı... Bütün zamanlarını zamanlarımla karıştırıp emsalsiz bir zaman bileşiminde yaşatmalıyım seni...Uykularda bile aynı rüyayı görmeliyiz. Her şeyin ve her zevkin yarısı senin olmalı , yarısı benim...

    "Bana alış" demiyeceğim... Nasıl olsa alışacaksın bir gün... Şimdi çirkinliğimde güzellikler bulan gözlerin , o zaman en güzeli görecek bende! Alışkanlığınla , sevginle yepyeni bir "ben" yaratacaksın benden! İlk defa sevilmenin ürpertileri içindeyim inan. Sevgimle mukayese edebileceğim tek şeyi beni sevmende buldum... Ömrümde kimse bana sevmenin gerekliliğini öğretmedi. Kimseden sevgisini istemedim , verdiler almadım. Bencildim bir zamanlar , sevmek benim hakkım diyordum. Oysaki şimdi bir zamanlar hiç sevmemiş olduğumu kendi kendime biraz da utanarak itiraf ediyorum. Asıl büyük sevgiyi seni sevmekte buldum ve sevgim senin sevginle değerleniyor , ayrı bir anlam kazanıyor... Sevgin olmasaydı değersiz bir cam parçasıydım. Sevginle bir aynayım şimdi. Bana bakanlar baştanbaşa seni görecekler içimde...

    Bir zincirin iki halkasıyız seninle anlıyor musun? Aynı kadehte karışmış iki içkiyiz. İki kelimeyiz seninle birbirini tamamlayan. Her yerde iki olduğumuz için bir bütün haline geliyoruz durmadan...

    Alışkanlığım devamlı sana çekiyor beni... Durup durup dudaklarını öpmek geliyor içimden... Saçlarını okşamak geliyor , ellerini tutmak geliyor... Kokunun tenime sindiğini hissediyorum geceleri... Teninin dudaklarımda eridiğini hissediyorum... Boynunun en güzel yerini benden başkası bilemez artık... Seni kimse benim kadar benimle bir bütün olduğuna inandıramaz....
    Gitgide bu alışkanlığın içinde kaybolduğumu hissediyorum... Beni yaşadığım zamanın dışına çıkarıyorsun. Bir gün tarih öncesinde yaşıyoruz , bir gün bulutların üstünde... Uzun süren bir baygınlık sonrasının o anlatılmaz baş dönmesi içindeyim... Bütün merdivenler birbirine eklendiği zaman seninle vardığım yüksekliğe erişemez... Açılmış bütün kuyuların derinliği içimde seni bulduğum yer kadar derin değil...

    Alışkanlık kozasını ören bir ipekböceği gibi gitgide tamamlıyor bizi. Emsalsiz bir oluşun içinde yuvarlanıyoruz. Korkunç bir yangın başladı yüreklerimizde. Özlem , kıskançlık , arzu ne varsa içimizde hepsi birdenbire tutuştu. Alev almayan bir yerimiz kalmadı. Alevlerimiz muhteşem bir kızıllığın içinde yıldızlara kadar uzanıyor. Hiç bir su , bu ateşi söndüremez artık. Nehirler , denizler boşalsa üstümüze hiç sönmeyeceğimizi biliyorum. Bu yangın biz birer kor haline gelinceye kadar sürecek.

    Önce bakışlarımız alıştı birbirine , sonra parmak uçlarımız... Bu oluş tamamlandığı anda yeryüzünde bizden güçlüsü olmayacak! En mutlu olduğumuz yerde en güçlü de olacağız seninle..... Bu bir sonun değil bir varoluşun başlangıcıdır. Geçmişteki tüm alışkanlıkların bana alışmanı önleyemez artık...............


    Mihriban'a Mektuplar
    Ümit Yaşar OĞUZCAN

  134. 2007-06-30 #134
    Sana rağmen sana... yürüyorum
    Gözlerinden kadehime düşen yaşlarını,
    Sana! .......... içiyorum,
    Ve sana içtiğim her kadehin buğusunda,
    Yıkıyorum alnımın yazısını,

    Bana tokluğunda, sana açlığımı görüyorum,
    Oysa senden bile gizlemeliyim sensizliğimi,
    Bu yüzden İçimde dürüyorum yokluğunu, anlasana! ...
    Anlasana! .. Sana rağmen, sana..... yürüyorum,

    Anlayacaksın da! ... bari geç olmasa! ...
    Bari geç kalmasa yüreğin, yoksa! ...
    Ağır hasta gururum, yaralı aşkım, ve ben
    Saat saat ölüyorum...

  135. 2007-06-30 #135
    Hoşça kal
    Solgun ay ışığında
    Kaldırımlarında şehveti taşıyan şehir.



    Hoşça kal
    Karanlık ve uzak gecelerde
    Soğuğun öfkesini soluduğu nehir.



    Hoşça kal
    Tamamlayıp kendini akmaya çalışan damlam
    Bilki, sen kurumadan ben asla kurumam




    Hoşça kal
    Bir kibrit çakımı mutluluğum
    Hoşça kal
    Uçması yasaklanmış kuşum.
    Hoşça kal
    Yanımdayken hasretini duyduğum
    Hoşça kal
    Gözyaşlarında kaybolduğum.
    Hoşça kal rüyalarına dalıpta uyuduğum
    Hoşça kal
    Soğuk gecelerde camlardaki buğum
    Hoşça kal
    İçimdeki boşluğum
    Hoşça kal
    Ayrılığı içine sindiremeyen yüreğim
    Sevda dalgınlığım
    Kalbimin sahibi
    Ve her şeyim
    Hoşça kal
    Hoşça kal
    Kendisine kendimi verdiğim...



    Nasıl anlatılır
    Kalbinin böylesine çılgınca vuruşu
    Sen giderken,
    Gelişin gibi...
    Kimse yalnızlıklara tutsak edemez seni
    Sen dipsiz uçurumlarda bırak beni
    Çiçekli dal uçlarında kal...
    Sen içinde bir daha duyma
    Terkedilmiş yüreklerin çığlığını
    Hoşça kal
    İlk gözağrım
    Sana hoşça kal

  136. 2007-07-12 #136
    Seni neden bu kadar çok sevmişim diye soruyorum yüreğime?Düşünmeden,sonunun ayrılık olduğunu bilerek hem de.Susuyor yüreğim,cevap yok...İmkansızlığını görerek sonuna dek kapılarını neden açmış bu yürek?Belki de cevap senin imkansızlığında gizli...
    Belki de imkansız olduğundan bu kadar değerliydin.Yüreğim bir rüya görüyormuş seninle.Her mutlu uyandığı sabahta yanında seni bulduğunu sanıyordu ya.Aslında her gün başka bir rüyaya uyanıyormuş,içinde sen olan.Zaten gerçeğe hiç açmadı ki gözlerini...Gönül gözüyle sevmek bu işte..Gözlerinle uyurken gerçekleri göremezsin.Gönül gözün açıktır onu kapatman imkansız olduğundan sevdikçe seversin işte.Ne seni dinler,ne gerçek dediklerini..Ve bir gün sen zamansız uyandırınca...Yanımda ve elimde sadece yüreğimdeki gerçek sevgiyle kalakaldım işte.Başka da gerçek olan birşey yokmuş ki...Ortada sana olan duygularıyla dolu kırık bir kalp ve yokluğundan kalan koskoca bir boşluk...Benim gerçeğim bu oldu işte..
    Bitti.. Gördüğüm senli rüyalar,mutluluklar,seninle ilgili tüm umutlar bitti...İstediğin buydu bitti...
    Sevgim gerçek olduğu kadar çaresiz ve yanlızdı bitti...Rüyalar bitince yürek acılarla karşılaştı ve bitti...Kızamıyorum artık sana.Sen başka yüreklerde yaşamak istedin sadece,başka baharları özledin belki de.Bunu gören yüreğim kendini korumak zorundaydı bitti...Ağlayıp çırpınmanın da çözüm olmadığını biliyor şimdi.O yüzden hiç sesi çıkmıyor.Çıkmayacak ta çünkü hatasını biliyor.Karşılıksızlığını ,imkansızlığını bile bile sevdiği için suçlu olduğunu biliyor...


  137. 2007-07-17 #137
    SEN NE BİLECEKSİN

    Sen aşk nedir bilmezsin,
    Hiç âşık olmadın ki!
    Düşsün bakalım,
    Sevda ateşi gönlüne,
    Aşk nedir,
    O zaman bileceksin!

    Sen ayrılık nedir bilmezsin,
    Hiç ayrı kalmadın ki!
    Ayrılsın bakalım,
    Et tırnaktan,
    Ayrılık nedir,
    O zaman bileceksin!

    Sen özlem nedir bilmezsin,
    Hiç sevmedin ki,
    Gitsin bakalım,
    Sevdiğin yad ellere,
    Özlemek nedir,
    O zaman bileceksin!

    Sen ateş nedir bilmezsin,
    Alev alev yanmadın ki…
    Giy bakalım,
    Ayrılık gömleğini,
    Ateş nedir,
    O zaman bileceksin!

    Sen alev nedir bilmezsin,
    Hiç uykusuz kalmadın ki!
    Kaçsın bakalım,
    Gecenin bir yerinde uykuların,
    Alev nedir,
    O zaman bileceksin!

    Sen kor nedir bilmezsin,
    Hiç kıskanmadın ki!
    Düşsün bakalım,
    Bir kurt yüreğine,
    Kor nedir,
    O zaman bileceksin!

    Sen kül nedir bilmezsin,
    Kül olup uçmadın ki…
    Kavrulsun bakalım,
    Yüreğin kor ateşlerde,
    Kül olup uçmak nedir,
    O zaman bileceksin!

    Sen kıskançlık nedir bilmezsin,
    Hiç sevmedin ki!
    Gitsin bakalım,
    Sevdiğin uzaklara,
    Kıskançlık nedir,
    O zaman bileceksin!

    Sen beni sevmezsin,
    Beni hiç tanımadın ki!
    Gir bakalım kalbime,
    Ben kimim,
    Sen kimsin,
    O zaman bileceksin!

    Mehmet KIYAK

  138. 2007-07-18 #138
    Geceler **

    Geceler uzuyor,
    Geceler bitmek bilmiyorlarsa eğer
    Soğuk heceleri çözmüyor şafak,
    Güneş doğmuyorsa nefret üstüne
    .......Yâni; bu sevdâya yürek dar ise

    Bir de özlediğimiz değilse aynı güzel,
    Gözlerimiz olsa da aynı ufka çivili,
    Neye yarar?
    Beni senden daha iyi anlatıyor şarkılar,
    Seninle sâdece bir kavlimiz var
    .......Canevime seni salan yâr ise
    .......Böyle bir sevdâya yürek dar ise...

    O halde dokunma ellerime,
    Bırak kırsın dallarımı çoban nefesinden bir ağıt
    Sonra,
    Sana,
    Seni anlatsın söğüt:
    .......Gönülden gönüle bir yol var ise,
    .......Canevime seni salan yâr ise,
    .......Böyle bir sevdâya yürek dar ise...

    Dağlarda esmiyorsa artık seher yelleri,
    Demiyorsa çocuklar; ebemsin, sobe
    Gizlemiyorsa mavi gök güzelleri
    Ve bestelenmiyorsa şarkılar sabâ,
    Hoş geldin...
    Hoş geldin kabrimize ey hüzün
    Merhabâ:

    Gönülden gönüle bir yol var ise,
    Canevime seni salan, yâr ise,
    Böyle bir sevdâya yürek dar ise
    ......Her sevdâ, gönlüme âhuzâr benim
    ......Bu gönülle çok yaşamam zor benim

  139. 2007-08-01 #139

    Artık gururumu dinlemeden sesleniyorum sana



    Artık gururumu dinlemeden, sesleniyorum sana. Sesim çıkmıyor. Yalnızca kalemim yazıyor...

    Biliyorum kalemler, kağıtlar tükensede olmayacak bu sevda... Ama sen anlamasanda, sen beni hiçe saysan da ben direniyorum. Bir yandan da tükeniyorum.

    Öyle bir tükeniş ki bu, benden bir çok şeyi götürmesine rağmen, senden vazgeçiremiyor.

    Böyle körkütük aşık olup, karşılık bulamamak öylesine acı ki... Öylesine derin yaralar açıyor ki yüreğimde... Benim her gece, hatta her an yüreğim ağlıyor. Senin hiç yüreğin ağladı mı? Ağlarken yüreğinden bütün vücuduna yayılan, her süzülüşünde içini parçalayan o yürek yaşını hissettin mi sen? Ben hissettim sevdiğim. Her damlayı, tek tek süzülüşünü hissettim.

    Hasretin sonu hiç bildiğim gibi değilmiş... Çok farklıymış... İnsanı yıkarmış, tüketirmiş. Sayende karanlık düşlere daldım. Bir türlü kurtulamadığım düşler... Korkuyorum... Yalnızım... Sensizim... Sana ihtiyacım var. Ne istedim ben senden? Yine benim olmanı, yine elini tutmayı, yine dudaklarının o sıcak dokunuşunu istedim. Yine benim olmanı istedim... Yine beraber olmayı... Ve beni terketmemeni, yanımda olmanı istedim...

    Acı çektiriyosun... Seni düşünmekten o kadar yorgun düştüm ki... Senin yokluğun o kadar koyuyor ki... Çok yalnızım... Sensizlik kabus gibi... Gözümü açmaktan korkuyorum. Senin olmadığını bildiğim sabahlarda uyanmaktan korkuyorum. Çünkü yine sensiz bir gün başlayacak.

    Yine herşey seni hatırlatacak... Yine ellerim bomboş... Yine yüreğim firarda olacak... Yine sensiz kalıcam... Sana bakıcam uzaktan. Başkalarının her şeyi paylaştığı canımın gün gelecek belki yanına bile yaklaşamayacağım. Şimdi okulda da yoksun. Senin varlığını bildiğim için koşa koşa gittiğim bu okula gitmek için bir sebep bulsaydın bari...

    Seni seviyorum..

    Ama sen bunu bildiğin halde bir kez olsun, bir kez olsun düştüğüm yangınlardan kurtarma he mi!... Buradayım yanıyorum... Etimle kemiğimle, herşeyimle, seninle...
    Bir yanardağın orta yerindeyim.
    Durmadan yanıyorum. Tenim yanıyor, yüreğim yanıyor, içim yanıyor... Gecenin kaçı bilmiyorum, yani takvimin, yani zamanın kaçı gösterdiğini bilmiyorum. Sensiz zamanın ne önemi varki.. Ben seninle varım.

    Senden sonra bu okulun hiçbir anına, hiçbir yerine alışamıyacağım. Veba gelecek bu okula, hastalık bulaşacak. Hiç kimse gelmeyecek senin gibi...
    Ve, ben ve gözlerim yürüdüğün tüm yollarda gidişini arayacak... Arayacak ; ama hüsranla son bulacak bakışlarım, arayışlarım.. Kahretsin, oysa ben, ben böyle olsun istememiştim. Ben gözyaşlarıma teslim etmemiştim şu kırılası yüreğimi. Hani belki ararsın diye telefonla yatar oldum.

    Aramayacağını bildiğim halde... Zaten senden sonra hep anlamsız şeylerden medet umar oldum. Bu da onlardan biriydi yalnızca...

    Belki de her şey yanlış zaman, belki de bunlar hep aldatmaca. Ama ben her günümü intihar kıvamında geçirirken zamanın yanlış, bunların aldatmaca olmasının ne önemi var?
    Sen yoksun artık...

  140. 2007-08-06 #140

    sen.....


    İnsanlar gördüm kendilerine yabancı kendilerine garip kendilerine uzak. Hiç bitmeyecek bir yolun yolcusu gibiydiler. Ne dinlenebilecekleri bir mola yeri ve nede zaten varabilecekleri bir yer vardı. Ruhlarındaki kabullenmişlik çirkin yüzlerine yansımıştı. Birbirlerinin kopyası bu insanlar arasında bir yabancıydım ben. Beni aralarına hiç almadılar, zaten hiç girmek istemediğimi bilmediler ki. Tek kelime konuşmadım onlarla. Yine de onlarla aynı adımları atıyordum bilinçsizce. O hiç bitmeyecek sandığım yola çıkmıştım onlarla birlikte bir kere.

    Koyu gri bir havanın hakim olduğu o yolda ne bir tek yıldız gördüm nede bir tek yağmur damlası düştü yola. Ne sıcak vardı ne soğuk. Kara, kirli bir toprağın üzerinde atıyorduk adımlarımızı. O uzanıp giden yolda ne bir yeşil, ne de mavi yoktu. Görünen sadece uzayıp giden sonsuz bir grilikti. Yol uzayıp gittikçe, binlerce kişi katılıyordu bize. Amaçsız kalabalığa katıldıkça katılıyordu insanlar.

    Ses yoktu, gülüş yoktu, heyecan yoktu, sadece nefes almaya odaklanmış bir insan güruhu vardı. Bense içimde çoğalttığım sesimi, bir mutlu yüze sakladığım gülüşümü, bir sıcak yüreğe sakladığım sevgimi dışarı vurabilmek için çırpınıyordum. Ama hiç bir yüz, hiç bir ses bu cesareti vermiyordu bana. Bu bıktırıcı, bu tekdüze, bu amaçsız adımların atıldığı yolda bir başka seçenek olmalıydı. Hissediyordum, ben bu yola bu insan kalabalığına ait değildim. Aynı şeyleri hisseden benden başkaları da olmalıydı.

    Sonra hiç varılmayacakmış kadar uzakta bir kuşun havalandığını gördüm. Bir umut yakalamıştım sonunda. Adımlarımı hızlandırdım. Sıyrıldım kalabalıktan. Koşmaya başladım. Kuşa yaklaştıkça gri hava dağılıyor, güneşin ısısını hissediyor, gökyüzünün maviliği çiçeklerin her rengini görüyordum. Ve en sonunda seni gördüm. Ordaydın. Küçücük ama yemyeşil bir çayırın ortasında, gelincikler içinde öylece oturuyordun. Senin az ötende hava kurşun gibi griyken. Senin başındaki gök masmaviydi. Ve sen gözlerini o maviliğe dikmiş uzaktan gelecek birini bekler gibiydin. Ben gördüklerim hissettiklerimin karşısında donmuş ve öylece kalakalmıştım. Yüzüme bakıp sadece "HOŞGELDİN" dedin. Ve o ses yeniden hayata döndürdü beni. İçimdeki bastırılmış gülümseme yansıdı yüzüme önce. Yüreğimin atışı hızlandı, tenim ısındı sonra. Az önce terk ettiğim o kalabalık yanımızdan geçip giderken biz senle el ele gülümsüyorduk onların şaşkınlığına.

    Artık senle bir sevdanın iki ortağıydık. Şimdi içimde çoğalttığım sesimle haykırıyordum herkes duysun diye...

    Hiç kimse sevdama senin kadar yakışmadı ve sevdam hiç kimseyi senin kadar yaşatmadı yüreğimde...

    Ne oldu? nasıl oldu? anlamadım
    Birden birden karşıma çıktın
    Sonra hayallerimi süsleyen rüyalarıma giren TaTLı BiR TeLaŞıM oldun..
    Ve yine ne olduğunu anlamadan ansızın hayatımdan çıkıp gittin..
    Kıyamet kopsun ne çıkar
    Yeterki yeterki senli baharlar bitmesin.
    Ben seni ben seni çok sevdim TaTLı TeLaŞıM
    Ama sen sana olan aşkımı hep başka baharlara erteledin
    Bense sana olan aşkımı sevgimi benliğimi ve sende kaybolmuş bu yüreğimi ıssız bir adada kimsenin bulamayacağı bir kutunun içine kilitledim..
    Şimdide sana yalvarıyorum
    Ne olur ne olur TaTLı TeLaŞıM
    Yine bir bahar rüzgarıyla gelde
    Sana olan aşkımı sevgimi benliğimi ve sende kaybolmuş yüreğimi saklıdığım kutunun kilidini kır..
    Çünkü ben sensiz ölmek istemiyorum...

  141. 2007-08-11 #141

    Geçemediğim tek ders Sensin ..


    Sözlerim vardı benim, dilimden düşmeyen,
    Her bakışına boyun eğen.
    Cümlelerimin öznesiydin sen
    Yüklemlerim hep istek kipiyle çekimlenirdi
    Her kelimenin anlamı sendin.
    Ülkelerim vardı benim, anlatıp anlatıp bitiremediğim.
    Her bakışında başka bir kıtada bulurdum kendimi.
    Okyanusların med-cezirini göstermek isterdim sana


    ama sen....


    İstemezdin.


    Denklemlerim vardı benim, x ve y'leri eşitlemeye çalışırdım
    Tıpkı seninle ben gibi.
    Ama hiç eşitlenmezdi.
    Baştan verirdi sorular x eşit değil y diye,
    Ben olasılığını hesaplardım eşitlensin diye


    ama olasılık...


    Sıfır çıkardı.


    İsyanlarım vardı benim, buram buram sitem kokardı,
    Her ayaklanmamı bastırıdın kendi içimizde.
    Çoktan gerileme dönemine girmişti aşkımız.
    Ben her ay yeniden fethetsemde seni,
    Yinede tamamen sahip olamazdım sana.
    Düşüncelerim vardı benim, kimselere anlatamadığım,
    Sorularla cevabını bulmaya çalıştığım,
    Ama her soruda başka cevap aldığım.
    'Düşüncelerimin kaynağı neydi' sorusuna verilen
    Cevabımdın sen.
    Sen benim hayatta öğrendiğim
    ve sen benim hayatta bir türlü geçemediğim


    Tek derstin SEVGİLİM.

  142. 2007-08-13 #142

    Sen ve Sensizlik

    Hayat nedir? biz neresindeyiz diye çırpınırken aslında birçok şeyin bizden çok uzaklarda bizi sallamayarak acımasızca bizi sadece yalnızlığa ittiğini farkettim bugün.bu daha önceleri aklıma gelen birşeydi aslına bakarsan.ama gerçeklerin tokat gibi yüze vurulmasından sonra çıkıyormuş duyguların acısı..



    Herşeyin aslında yolunda gittiğine inandığımız noktada birşeyler çekiyormuş bizi kenara ve öğütler veriyormuş..sıkılarak da olsa dinliyormuşuz onların sözlerini.ama kulağımızda öğütler, yüreğimizde sıkıntılar 'nasılsa denesem de olmayacak' diyerek devam ediyormuşuz o karanlık sokaktaki yürüyüşümüze.



    Bunlar olurken kalbimiz acılar çekiyormuş.aklımız fırtınalarda savruluyormuş. gözümüz birçok şeyi görmekten aciz olmuş..zamanla anlıyoruz hayatın değil kendi benliğimizin neresinde olduğumuzu..onu anlarken de acı çekiyoruz.



    Bilmek her zaman huzur vermiyor insana.fikirleri, davranışları en çok etkileyen şeymiş bilmek.duygulardan kurnazmış bilgi.bazen bilmek ölmek demekmiş.



    Sonra sonra anlıyoruz neler yapabileceğimizi. nasıl davranacağımızı. neyin -doğru değil- bizi daha mutlu edebileceğini.meğerse ben yeteneksizmişim çoğuna göre.insanlarla paylaşınca anladım bunu.



    Şimdi öyle bir noktasındayımki hayatımın..bir adım atsam düşecek gibiyim.önümdeki yolun sonu uçurum değil.ama hiç de kolay değil.bir sürü dar yol ve çakıllarla dolu.ayağımda ayakkabım yok ama.



    En çok aklımı kurcalayan ise sensin.seni tanıdıktan sonra anlıyorum sensizliğin ne demek olduğunu. işte en çok bu dokunuyor yüreğime..

  143. 2007-08-16 #143

    Bir derin gönül yarasıdır aslında tüm yaşamışlığımız

    Her renk karnavalının resmi geçit yaptığı limanları seçmene hiç alışamadım. Barışık olmadığın iklimlerle yanaşık durmanın o kadar çok anlamsızlığı var ki; bir derin gönül yarasıdır aslında tüm yaşamışlığımız..
    Ne zaman nar rengi bir karışıklıkta bulsam seni bahaneler arıyorsun. Yeşil gözlerinle dalıp gitmiş buluyorum seni denizlere.Ve en çok sert lodosların uğuldadığı akılsız günlere de...O yeşil gözlerinde alev billurları oluşuyor ve avuçlarıma dökülüyor her seferinde.Dalgalar çekilmeyince sen çekilmiyorsun pencere önünden.Ne götürdü ki bu dalgalar getirmesini bekliyorsun anlamadım. Bir koparılmışlık beliriyor yüreklerimizde, bir hıçkırık. Ne zaman seni sevdiğimi söylemek için doğrulsam,dalgalar kıyıya vurmuş oluyor. Şaşkınlığın geçiyor, ağlaman bitiyor. Uzak bir ülkenin atlıları gibi duruyorsun,pencere önünde;her an gidebilmenin hesapları içinde. Seni ne kadar çok sevdiğimi biliyorsun. Sürgünlere, katıksız günlere ve hürriyetsiz ülkelere alıştım; oysa senin gitme temayüllerinin hiçbir zaman olgunlaşamamasına dayanamıyorum. Kurtarılmış övgülerin,sevilmiş yılların ve arkada bıraktığımız erguvan tadındaki sevdaların ne zaman çığlık çığlığa kıyılara döküldüğünü görsen ağlıyorsun. Omuzlarındaki zarif ürkeklik, dudaklarındaki biçimsiz terkedilmişlik ve göz kenarlarındaki hayale karışan kırışıklıklar zamanın önüne geçilemeyeceğinin anlatsa ve ağlamanı yenemesen de farkındayım yüreğin bir yanında olmamın derinden kuşatılmış s&#251;ruru içinde oldukça şen!
    Dalgaların köpükleri eriyip yere yapışınca sende pencere kenarına yapışmış omuzlarını ordan kurtarıp dağınık saçlarının kolayca saklayabildiği zayıf boynunla birlikte bana geliyorsun. Belki umutların zülfünden, dalgaların köpüklerinden arta kalmayan yeni şeyler bende olabilir çoskusuyla kedi gibi bana sokuluyorsun.
    Ve herşeyde tam burada bitiyor. Ben yılların içimde tutamadığı kaçkın aşkların arkasından gitmenin yorgunluğunun verdiği ilk usançla senden çok uzaklarda olmuş oluyorum. Senin olmak yeni bir yürek ağrısını çekmenin sadece bana düştüğü bir ortaklık halini alacağından senin olamıyorum.
    Ama asla başkalarının da olmayacağım.

  144. 2007-08-17 #144
    Gözlerin ufkumda bir nur inanki,
    En umutsuz karanlık gecelerde,
    Seninle kördüğüm gibiyim sanki,
    Çözülmek bilmeyen bilmecelerde.

    Seni sevipte unutmak ne mümkün,
    Kalbime vurulan mühür gibisin,
    Ben deli divane hayata küskün,
    Sen daha taptaze ömür gibisin.

    Sen bir leyla isen bende mecnunum,
    Hangi çölde olsan arar bulurum,
    Sensiz yaşayamam anlıyor musun,
    Hava gibi su gibi sana mecburum.

    Sensin içli sevdam nazlı çiçeğim,
    Benim tatlı hülyam haklı gerçeğim,
    Bu can bu bedende var oldukça,
    Seni ölümüm gibi bekleyeceğim...

  145. 2007-08-24 #145
    Senin İçin ..:

    Bir sabah minik bir kuş olur
    Konarım pencerenin kenarına
    Seyrederim senin uyanışını
    Sonra da sessizce uçup giderim
    Belki bir yağmur damlası olur
    Yağar üzerine ıslatırım saçlarını
    Süzülürken saçlarından yüzüne
    Öperim usulca yanağından...

    Kırlarda gezinirken sen
    Bir küçük papatya olurum ben
    Beni fark etmeni beklerken
    Yanımdan sessizce gelip geçersin
    Gökyüzünde gezinen bir bulut olur
    Sevgimi yağdırırım damla damla üzerine
    Geceleri parlayan bir yıldız olur
    Göz kırparım sana çok uzaklardan
    Sonra da beni görmen için
    Kayar giderim gökyüzünden sonsuzluğa

    Bahçende açan bir gül olur
    Seyrederim seni doyasıya
    Esen rüzgarlarla kokumu savurup
    Sevdamı anlatırım sana
    Bazende ılık esen bir meltem olur
    Eser durur dokunurum saçlarına
    Fısıldarım sessizce sevgimi kulağına
    Senin beni duymayacağını bilerek...

  146. 2007-08-29 #146
    En Son Sinavim Sensİn


    Bütün sorularda tek şık, ama ben boş bırakıyorum bütün soruları.Vazgeçiyorum bütün sorulardan.Vazgeçiyorum senden.Tek seçenekli bir hayatta, ben bile bile sensizliği seçiyorum. Hayatta boş bıraktığım tek kare, cevabını bildiğim halde yazamadığım tek isim.Sen...

    Çoktan seçmeli zamanlarımda ben yanlış olduğunu bildiğim halde seni seçtim. İnat ettim bildiğim doğrularda. Bütün cevap kağıdını adının baş harfiyle doldurdum. Tek sıra, tek düze, sınav, ya da hayat. Adımı yazmadım hiçbir sınav kağıdına. Kimse bilsin istemedim. Gözyaşlarımı kondurdum imza diye, kırmızıya boyadım bütün cevapları, aşkıma buladım hayatımı.

    Ama olmadı, hiç bir zaman geçemedim ben bu sınavdan. Direndim, tekrar tekrar aldım aynı dersleri. Tekrar kaldım. Tekrar denedim. Tekrar tekrar adını haykırdım yalnız kaldığımda. ama hiç olmadı. Her defasında disiplin cezalarına çarptırıldım. Bekledim aylarca. Bekleyişler sardı dört bir yanımı, yılmadım.

    Şimdi yine önümde sorular. Bütün sorular tek şık ama ben cevap vermeye korkuyorum. adını yazmaya korkuyorum. Bu kez yalnızca adımı yazıyorum. Gözyaşlarımı tükettim. İmzamı atamıyorum. Ama içim parçalanıyor. Kendimi en iyi bildiğim dersten, senden bile bile kalıyorum. Bu kez yazmıyorum adını. Bu kez boş bırakıyorum ben bu hayatı.

  147. 2007-09-01 #147
    Kalbinde hala saklıyormusun sevgini,


    Yitirdiğimiz kaybolan benliğimizi.


    Kaybolup giden büyüsünü taşıyormusun,


    Ak sandığımız o kara yazımızı.



    Aklından geçen bin düşünce,


    İnanmazsın bende binbir düşünce.


    Kaybolan sevgimizdi sence,


    Yok olan bizdik bence.



    Şimdi git ama ardına bile bakma,


    Yok olan günümüze ve kadere.


    Kaybolan dünmü? sence,


    Yaşanamayan yarındı bence.



    Hep deme sakın sende,


    Bende suçluyum ama hata sende.


    Sevgimizi tutamayan kimdi? sence,


    Yıkamadığın gururdu bence.



    Akılında hala durur bitmez düşünce,


    Dağılıp gitmez bir türlü sende.


    Biten sevgimizmi? sence,


    Yıkılan gururumuzdu bence.



    Anlamazsın sen beni bende,


    Anlasaydın bitmezdi bence.


    Ama sakın üzülme hata bende,


    Yoksa sen dökmezdin, göz yaşını bende.



    Yere yıkılan sen olma karar bende,


    Sen veremedin hata bende.


    Bekledin durdun hep beni bende,


    Yollarımız ayrıldı cevabı bende.



    Ne mi olacak! benimkini bilmem,


    Yarın hiç olmadı zaten bende.


    Sen şanslısın biri sen olur sende,


    Kader bana, bensiz yazıldı bende.



    Benle beni, bende bırak kalsın,


    Kopsun ipler, adı ayrılık olsun.


    Ne sen yaşadın bir rüya olsun,


    Nede ben yaşadım adı ayrılık olsun...



    Elveda sonsuz teşekkür sevgime,


    Elveda kısa hayatta bu güzel rüyaya.


    Olmasada her son gibi bir son daha,


    Yaşanması bile bir lütuftu bu zamana...



  148. 2007-09-02 #148

    Sana hiçlerimi yazıyorum


    sana hiç…..birsey; yazıyorum şimdi…..
    hiçbiyere gidiyorum ..kocaman sensızlıklerı olan…..
    uzgunum sonu yasaklı heveslere kurban ettım seni….
    sana hiçlerimi yazıyorum……
    dünlerimden gelip vıcdanımın sessızlıgınde sancıyan leş kokulu umutların yakarışlarına inat….
    sıgınagım ….bır ısyan, bır sızı …..
    ya sen olmalıydın yada hıcbırsey….
    gözlerini keşfediyorum yenıden yagmur içlerinde ağlamaklı sevişirken
    ve sen …..sen….adımı koy sevgılı………yalan cumlelerıne katmadan benımı….
    dilleri muhurlu haykırısların vakıtsız ıntaharları saklı hep ben yanımda
    sagır sevdaların vurdumduymaz yakarısları sensız bır ruzgar solugumda..
    sana hıclerımı yazıyorum……
    tabırı bır sevda ……bıleklerımı kestım sana aktı huzun yüklü gece …
    sen sevmeyı bılırmısın……….
    ……………………………………
    anlıyorum …yok artık bizim için….
    kendını başkalarına adamışken ……sen ….
    bana aşkı fısıldamıyor artık senı senlıgınle gerceklıgınle …..oyle ıhtıyacım varkı ..keşke …keşke….
    gittin ……
    sarhoşum…….
    bir zamanlar diye başlıyorum söze…..
    senın ıcın bırseyler yazmaya …hıcbır yere gıdıyorum kocaman sessızlıklerı olan….
    toparlayamıyorum…….
    soyleyecek söz yok,
    cumleler devrık, manasız serzenıslere gebe gece…..
    agır agır terkedıyorum yuregının cevapsız yıkıntılarını
    cunku bılırsın kı;
    yaktıgım tüm ateslerı sen söndürdün….
    adımı koyamadan sevdamı öldürdün….
    sana hiçbirsey yazıyorum şimdi……i
    sana hiçlerimi yazıyorum sevgili…..
    yineden uzaklastıramıyorum kendımı…
    acınası sevdandan …….
    kendımden …..
    görüyorsun işte…
    sımdı sana acık kollarım…..
    kapama kapılarını ….ne olur?
    hersey için geç olmadan gel……

  149. 2007-09-03 #149
    [B]

    Düşlerde sevdim seni,SöyLeyemedimm

    Düşlerde sevdim seni söyleyemedim
    Sessiz öptüm nefesini söyleyemedim

    İnsanın içini en çok yakan şey söylenemeyen sözlermiş meğer. Sana söyleyemediğim her söz acı bir yumruk gibi boğazımda. Sana her baktığımda kalbimi avucuna alıyorsun, sesini her duyduğumda biraz daha sıkıyorsun avucunu, yüreğim sıkışıyor sesini duyduğumda. Kaçmak istiyorum senden, senin sesinden, senin gözlerinden kaçmak istiyorum, bırakmıyorsun. Bilmeden tutuyorsun beni. Bilmeden sevdiriyorsun. Bilmeden acılar veriyorsun yüreğime. Bilmeden' Öldürüyorsun.

    Sana ben hayaller düşler büyüttüm
    Sana ben gözümde yaşlar büyüttüm
    Sana ben hummalı aşklar büyüttüm
    Söyleyemedim


    Yanı başında olabilmek isterken delice, sana bakmak isterken, seninle konuşmak isterken, sana dokunmak isterken, sana yakarken yüreğimi, sana baktıkça acı çekiyorum. Gözlerin ölümüm oluyor.

    Sana baktıkça yıkıla yıkıla ölüyorum. Sen bilmesen de, ben biliyorum.

    Şarkılar yazdım sana okuyamadım.

    Şarkılar yazdım sana okuyamadım
    Hep yanımdaydın oysa dokunamadım.

    Hep yanımdaydın oysa dokunamadım

    Bir gün sen de bileceksin, biliyorum. Bir gün söyleyemediğim bütün sözler yol bulacak yüreğimden gözlerine. Yüreğim yol bulacak yüreğine. Biliyorum, bir gün uzattığım ellerim buluşacak ellerinle. Bilmekle yetiniyorum. Sensizlikte seni sevmek yüreğime yetmese de, gözlerinde yabancı olmak gözlerime yetmese de, uzandığım boşlukta seni hissetmek ellerime yetmese de yetiriyorum. Seni sevmekten vazgeçmemek için kendimi bitiriyorum. Yokluğunda seni var etmeye çalışırken, varlığımda yok oluyorum. Bitiriyorum kendimi bizi başlatmak için. Seni çok seversem duyarsın sanıyorum. Yüreğimin çığlıklarından kendimi duyamıyorum.

    Sana yüreğimi duyuramıyorum.

    Sen bilmesen de ben biliyorum.

    Sana ben hayaller düşler büyüttüm
    Sana ben gözümde yaşlar büyüttüm
    Sana ben hummalı aşklar büyüttüm
    Söyleyemedim

    Sana ben hayaller düşler büyüttüm
    Sana ben gözümde yaşlar büyüttüm
    Sana ben hummalı aşklar büyüttüm
    Söyleyemedim


    Gözlerimden gitmiyor bakışın. Gülüşüne bakarken gülüşünü özlüyorum. Bana gülmeni istiyorum sadece. Benim için gülmeni. Gülümserken küçülen gözlerine aşık oluyorum durup durup. Durup durup seni seviyorum.

    Sen bilmesen de ben biliyorum. Sen sevmeden de ben seviyorum.

    Sana ben şiirler sözler büyüttüm
    Sana ben baharlar yazlar büyüttüm
    Sana ben hummalı gizler büyüttüm
    Söyleyemedim

    Sana ben hayaller düşler büyüttüm
    Sana ben gözümde yaşlar büyüttüm
    Sana ben hummalı aşklar büyüttüm
    Söyleyemedim
    [/B]

  150. 2007-09-07 #150
    Sen! nakarat haykırışlarımın en güzeli...
    Seni bende unuttun;
    Beni alıp giderken.
    Sen; hasret kokan sevgilim.
    Sen; ben.
    Yine de olmuyor yokken; sen yanım
    Yetişmiyor çığlığım.
    Duyulmuyor.

    Neden sonra gülüşün takılıveriyor düşlerime.
    Bir ürperti geliyor ansızın.
    Ansızın alıyor seni benden.
    Sorgusuz sualsiz.
    Sahi!
    Sen rüyaydın değil mi?
    Sahi!
    Hep düşlesen, düşlerine hapsetsen
    Yasak elmalı bahçelerden toplasan beni.
    Ahh! kısık bir elveda... elveda.

    Sonunu nerede görebilmişki insan?
    Tadına ne zaman doyabilmiş.
    Bu kanlı düğün kimin fikriymiş?
    Kim kırabilmiş göğsünün kafesini söyle!
    Tutkunum sana.
    İçine dökülen bir kurşun misali vurgun.
    gitme! seviyorum diyemedim.


    Gündüze gebeyken her gece;
    Sensizliğin ertesi yine mutsuz sona gidişte.
    Bir uyumak seni bana getirişte,
    Bir de aynı şarkı...
    Seviyorum ben.
    Bakışlarım ne söylediyse sana
    inan;
    Buğusunda kaldığında
    usulca sil.
    öp!
    öp ki feri kaçmıştır canlansın.
    senin gözlerinse bir mücevher gibi takılmış gecenin koynuna.
    Kutsallık şart koşulmuş sana.
    Sanki;
    Seneler sonra birden; yeniden...
    Tuz bastın yarama; giderken.
    En güzel şarkım oldun, en güzel baharım.
    Bak;
    gülüşün kaldı emanet; anılarımda...
    oysa;
    Ellerimde özledi;
    Yüzünü, ipeksi dokunuşunu.
    Şimdi aklımda;
    Bir vapur iskelesi var,
    Birde öpüşün...

  151. 2007-09-08 #151
    Her Yagmur SeN Olursun Yüregimde



    Her ıslandığımda içimdeki sokaklarını hüzün kaplar, sel basar
    Ve ben …
    Ağlamalarım gözükmesin diye yağmurda buğulanır gözlerim
    Zihnim boş bakışlarım öteleri solukluyor



    Ayrılığın boğazımda bin düğüm.
    Gönlümde hazan iklimleri
    Bir eylül sabahı gibi yalnızlığım.


    şimdi neden yaşıyorum bilemiyorum.
    Sensizlik boğazıma geçmiş ip gibi
    içimde sızı..
    Gözlerimde ayrılığın acıları
    Titreyen ellerime sözüm geçmiyor artık
    Titreyen kalbime teskin olamıyor hiçbir ümit şarkısı
    Oysa hiçbir acıda kalbim bu kadar ağırlaşmamıştı Hiç bu kadar koymamıştı


    Sessizliğim çığlık olur okyanus ötesi sevdama
    Yaslandığım yüreğin yok yüreğimde
    Senden bana bir ızdırap kaldı ki tarifsiz
    Zemheri bir fırtınaya gebe gelecek günlerim
    Yaktığım resimlerin değil,kalbim
    Yüreğim üşüyor,canım yanıyor
    Ne yalan söyleyeyim sensizlik bana çok koyuyor.


    Senden sonra…



    içimdeki ağaçlar yıkıldı
    Yapraklar düştü
    Anlıma acı diye ayrılık yazıldı.
    Kapattı tüm baharlar kapılarını
    Gönlüme kalın kalın kilitler düştü
    Zaman sustu
    Yaşananlar bir düştü
    Kalemim ayırılıklara küstü


    Senden sonra…

  152. 2007-09-09 #152
    Düşlerimin ortasında sadece sana ağlıyorsam...


    Her nefes alışımda
    Ciğerlerime özlemini çekiyorum
    Her sigara yakışımda
    Hasretinin kor ateşinde bende yanıyorum

    Anla artık;
    Sensiz gecen her bir anda
    Gözlerindeki ışıktan yoksun her karanlıkta
    Yüreğim sızlıyor içten içe
    Ve canım acıyor...

    Duvarlar pembe düşlerime el koymuşsa
    Yalnızlık son restini çekip kalbimi rehin almışsa
    Sana koşan ayaklarıma kör zincirler vurulmuşsa

    Anla işte;
    Düşündükçe yokluğunu, andıkça ismini
    Hasretine sarılıp hatırladıkça o masum gözlerini
    Yüreğim ağlıyor içten içe
    Ve canım acıyor...

    Gece yarısı yokluğunun kâbuslarından
    korkuyla uyanıyorsam
    Yetim kalmışçasına
    Düşlerimin ortasında sadece sana ağlıyorsam

    Anla işte;
    Ağladıkça hasretine, gözyaşlarım süzüldükçe toprağa
    Bir gün sensiz bitip bir sayfa daha
    ekliyorsam yalnızlığıma
    Yüreğim sızlıyor içten içe
    Ve canım acıyor...

    Bastığım her kaldırımda senden bir şeyler ararken
    Şehrin tam ortasında dizlerim artık yorgun düşüyorsa
    Sensizliğin içinde ruhum yavaş
    yavaş kayboluyorsa

    Anla artık;
    Şehrin her ışığında hatırladıkça gözbebeklerini

    Anımsadıkça son gidişini
    Yüreğim sızlıyor içten içe
    Ve canım acıyor...

  153. 2007-09-14 #153
    BU SÖzLERI ASLA UNUTMA
    NERDEN GELDIGINI BILMEYEN BIR AVUC INSAN NEYIN PESINDE KOSMAYA CALIŞIYORSA DAHA EMEKLEMEDEN.
    ASK BILE EMEKLER.
    KOKUSUNU ALDIGINDA YAVRUSUNUN KOSAR YUREK YALIN AYAK.
    SENDE BIL HAYAT HICDE KOLAY DEGIL.
    KIRLENMIS DUNYA, SILINMIS VUCUTLAR BERABERINDE ..
    RUHLAR SATIN ALINMAYACAK ASLA.. ASKLAR BENIM TARAFIMDAN KAHPECE ZİNCİRE VURULMAYACAK.
    YA SEN SEN OL ÖYLE GEL BANA YADA GIT GIDECEKSEN SENDE ONLARIN YANINA. AMA ADAM OL EN SONUNDA...

  154. 2007-09-14 #154
    Sensiz kalmayı kaldıramıyor yüreğim.
    Kısa ayrılıklar bile kederimi arttırıyor,hüzün dolu geceler yaşatıyor bana.
    Seninle birlikte olmanın tadını almışım bir kere,bundan vazgeçemiyorum.
    Alışkanlık değil bu. Her alışkanlık terk edilebilir bir gün.
    Oysa sen benim yaşam kaynağımsın.İnsan hayatından vazgeçebilir mi?
    Özlüyorum seni, özlemim büyüdükçe büyüyor içimde,durduramıyorum.
    Kavuşacağımız anı bekleyerek geçiyor zamanım.
    Hiç birşey zevk vermiyor bana sen yokken.
    Sıçrayarak uyanıyorum geceleri,yanıma bakıyorum,yoksun.
    Tekrar gözlerimi kapatıyorum,dönüp duruyorum sabaha kadar.
    Sensizken her güne yorgun uyanıyorum.Tadım yok işte anla.
    Oysa yanımdayken sen,günün tüm yorgunluğunu unutuyorum.
    Sohbetlerimizin keyfi ,dokunmalarının sihri, yaşanan tüm olumsuzlukları silip gotürüyor.
    Huzurla dalıyorum uykuya.
    Seninleyken,sadece bir kaç saatlik uyku bile, ertesi günü ayakta ve sapasağlam geçirmeme yetiyor.
    Sevgilim olduğunu,varolduğunu bilmek yetiyor bana.
    Döneceksin biliyorum da,dayanamıyorum ne yapayım.
    Zamanı seninle,
    Sadece seninle geçirmek varken,aşkımızı büyütmek,
    tutkuyla yaşamak varken beklemek çok zor geliyor insana.
    "Şimdi olsa" diyorum, "Çıksam işten,gitsem yanına,
    yemek yesek birlikte, bir,iki kadeh şarap içsek,
    o gülse,ben baksam,heyecanlı heyecanlı anlatsa yaşadıklarını...
    Sonra güzelliğinden bahsetsem,
    şımartsam onu,boğazın kıyısında yürüsek birlikte,
    yağmur üzerimize yağsa,üşüsek,sarılsak birbirimize,ısınsak tenimizin ateşiyle..."
    Ama yoksun işte.
    Bu gecede sensiz geçecek ve ben ne şarap içeceğim, ne yediğim yemekten zevk alacağım.
    Bu gece sevgilim,bir fırsatını bul ve üzerinde şehir ışıklarının dans ettiği denize bak.
    Çünkü ben ne zaman sensiz kalsam,denize bırakıyorum yüreğimi,sana ulaşması için.
    Çünkü seninleyken atıyor yüreğim.
    Haydi sevgilim gel,al yüreğimi öyle gel....
    Ne olur....

  155. 2007-09-14 #155

    Bİr Ben... Bİr Sen... Bİrde Kalbim Vardi....


    HAYATIMDA BİR BEN... BİR SEN... BİRDE KALBIM VARDI....



    BAZEN SAHİLLERE CİZDİM KALBİMİ........ DALGALAR BİR GÜN ALIP GÖTÜRÜR MÜ DİYE....




    BAZEN HIÇ KORKMADAN ATEŞLERE ATTIM... KÜL OLUR... YOK OLUR... UNUTUR DİYE........



    BAZEN KİLİTLEDİM KALBİMİN KAPILARINI... KİMSELER GÖRMESİN.. KİMSELER GİRMESİN... KİMSE KENDİNE YER EDİNMESİN DİYE......



    BAZEN BOŞ DUVARLARA YAZDIM... SOĞUK VE KARANLIK DUVARLARA....



    BAZEN PARAMPARCA KIRDIM KALBİMİ.. AMA HER BİR PARÇASINDAKİ SENİ YİNE ÇIKARAMADIM İÇİNDEN.....



    BAZEN SADECE UZAKTAN BAKMAKLA YETİNDİM... UZAK KALMAK İSTEDİM.. AMA OLMADI.... YİNE YAPAMADIM.....



    BAZEN KARANLIKLARDA YALNIZLIĞA MAHKUM ETTİM.... YALNIZLIĞI SEVER.. ALIŞIR BİR GÜN BELKİ DİYE....



    BAZEN UZAK DİYARLARA GÖNDERDİM.. BELKİ SAHİBİNİ BULUR DİYE... BELKİ SENİ BULUR DİYE.... AMA HER DEFASINDA .... YİNE YALNIZDI......



    GİDERKEN BANA BIRAKMIŞTIN KALBİMİ.. GÖRDÜĞÜN GİBİ HİÇ ANLAŞAMADIM ONLA.... UYUŞAMADIK BİR TÜRLÜ..... AMA NEDENİNİ ŞİMDİ ANLIYORUM....



    KALP BENİM... BENİM İÇİMDE.... BANA AİT... AMA ÖĞRENDİMKİ O YALNIZ SENİN ELLERİNDE ATIYOR... SEN VARSAN YAŞIYOR..... SEN SEVERSEN HAYAT BULUYOR...


    ŞİMDİ ARAMIZ NASIL DİYE SORACAKSAN EĞER... BİZ YOLLARIMIZI AYIRALI ÇOK OLDU SEVDİĞİM..... BİR DAHA ASLA SENİ PAYLAŞMAMAK ADINA.... SONSUZLUĞA................

  156. 2007-10-01 #156
    sana seni yazıyorum!



    Güneşin başka iklimleri aydınlatmaya,başka gönülleri ısıtmaya gittiği şu saatlerde kağıdı,kalemi elime alıp,seninle dertleşmek,yalnızca sana yazmak ve yalnızca seni özlemek geliyor içimden.Sana yazmak.''Sana seni Yazmak''
    Seni ve yüreğimde anlam bulan duyguları...Sana ait yüreğimin derinliklerinden kopup gelen artçı şokları anlatmak ve toprağı alnından öperken yağmur taneleri,tüm banliğimle sana yağmak istiyorum...

    Bu gece dudaklarımdan dökülen her kelimede sen varsın ve yine sen varsın yarım kalan sevdamın eksik taraflarında.Bomboş ve sessiz kaldırımlarda yürürken seni haykırıyorum sensizliğin inadına! Bu sensizlik gecesinde sevdamın en ücra köşelerine seni yazıyorum.

    Bu gece gene yağmur yağıyor.Yağmur yağıyor gönlümün sensizlikle yanan her yerine.Yağsın,yağsın ki saklasın sensizliğimde döktüğüm gözyaşlarımı!Ve yine saklasın sensiz geçen bomboş hayatı...

    İşte seni haykırıyorum sensizliğe alışamamış yüreğime,işte seni yazıyorum!!!
    Bu gece gene yağmur yağıyor.Senyoksun oysa biliyorum ve üşüyorum sensiz kaldığım saatlerde. Gözyaşlarımı efkarıma kattım bu gece. Sevdamı,umudumu ve seni kızgın bir sel gibi kalbime akıttım.

    Bu gece yağmurla beraber gözyaşlarım yağıyor ve ismini yazıyor sensizliğin acısı ile kıvranan kaldırımlara.Süzülen her damlada sen vardın ve yine sen vardın gecenin en karanlık anında. o,doya doya bakamadığım gözlerin,gözlerimin içine bir kez daha değseydi ve tebessümünden bir gül açsaydı yanaklarında,yetmez miydi? Bir bakışın bir ömüre değmez miydi?
    İsmini kazıdığım kaldırımlara sanki sen yağıyorsun yağmurla birlikte ve sevgin yağıyor yüreğime...Yalnız ve bomboş odamda sen varsın hala.Hala sensizliğim duruyor yanı başımda...

    Bu gece gözyaşlarım yağıyor sensizliğimle birlikte kaldırımlara.Seni arıyorum,erimekteyim...Karanlık geceye inat ay gökyüzünde...

    Ve gökyüzü yüreğimde.......

  157. 2007-10-02 #157
    SERSERİME

    Elime son kez aldim kagit kalemi,
    Bu sana son mektubum.
    Postaci son bir kez haber getirecek
    Benden sana.
    Canim bilirim aldirmazsin hiçbirseye,
    Ne sevgiye ne de hislere.
    Simdi elimde bir sigara var,
    Bugün çok içtim.
    Bilirim kizacaksin, "Içme demistim" diyeceksin,
    Ama ben yine ayni cevabi verecegim: Dertliyim.
    Son kez bu kalp derdinle dolu.
    Bu mektubumda
    Seni ne kadar sevdigimi
    Özledigimi yazmayacagim.
    Artik degistim ben.
    Senin umursamaz tavirlarindan biktim SERSERIM.
    Takmiyorum artik ben de seni.
    Hani bende bir resmin varya,
    Arkadasima verdim SERSERIM.
    Çok begenmis seni,
    "Al senin olsun" dedim
    Ama dikkat etmesini de söyledim,
    Olur ya çikarsaniz "Boynuzlamasin seni" dedim.
    Yüzünün seklini görmeni isterdim SERSERIM.
    Bu mektup digerine benzemiyr degil mi?
    Dün gece yiktin, öldürdün beni SERSERIM.
    Dilindeki hece bir kursun gibi saplandi yüregime.
    Tüm gece kanadi durmadan,
    Gözlerim doldu aglayamadim.
    Yataklara düstüm ne zamandir.
    Ama iyi oldu aslinda
    Seni umursamiyorum artik,
    Sen ne demistin SERSERIM.
    "Üzülme!"
    Üzülmüyorum zaten gülüyorum,
    Bu acilarin getirdigi mutsuzlugu seviyorum.
    Lanet olsun sana SERSERIM.
    Bu kadar degersiz miydi sevgim?
    Biliyorsun ben seni çok sevdim.
    Bu sana son mektubum SERSERIM.
    Yak istersen,istersen baskalarina okut.
    Ya da evet
    Içip içip agla,
    Ama sunu bil ki bu sana son mektubum.
    Bundan sonra hain yazar mezar tasinda
    Bir ölüsün artik sen hatiralarimda....

    SERSERIDEN CEVAP
    Bugün hiç beklemedigim bir anda,
    Mektubunu aldim GÜZELIM.
    Son mektubum demissin, inanmam
    Sen dayanamazsin bensizlige,
    Erirsin,bitersin günden güne.
    Bak ne diyorum GÜZELIM
    Gönlün olsun,birkaç gün daha çikalim
    Sevinirsin belki.
    Hediye olur ya da bir elma sekeri.
    Sen bensiz yapamazsin GÜZELIM.
    Seni öptügüm o ilk ani hatirla,
    Nasil da çocuklar gibiydin,
    Bayilacaksin diye korkmustum GÜZELIM.
    Ben senin gibi neler geçirdim elimden,
    Bilirim haberim yok sevmeden, sevilmeden.
    Sen beni gerçekten sevdin mi GÜZELIM?
    Sana bu mektubu meyhaneden yaziyorum,
    Biraz önce birkaç çocuk dövdük GÜZELIM,
    Onlarin serefine içiyoruz.
    Bak GÜZELIM!Ben sana ne demistim hatirlamiyorum
    "Üzülme" yazmissin
    Sahiden dedim mi?
    Içkiliyken herhalde, bilirsin.
    "Yiktin" yazmissin
    Sahiden yikildin mi?
    Umursamazsin sanmistim
    Takmazsin diye ummustum,
    Ama madem beni umuttun,
    Bu sana son sözüm olsun
    Ben de seni sevdim haberin olsun GÜZELIM.

    KIZIN ARKADASINDAN SERSERIYE
    Seni tanimiyorum serseri,
    Ama arkadasim seni çok sevdi.
    "Son mektup" demisti dogru,
    Hem o seni çoktan unuttu.
    Seni çok begendim be serseri,
    Belki seversin, belki de...
    "Güzelim" demissin bizimkine,
    Ben de seni zevkli bilirdim.
    Ben ondan daha güzelim.
    Bak serseri!
    Ben seni ondan daha çok severim.
    Telefon numarami yaziyorum,arkada,
    Onu aradigin gibi beni de ara.
    Ayrica senin güzel gariplesti bu ara
    "Kalbim agriyor" diyor,
    Doktor bir teshis koyamiyor.
    Aman canim o da bir baska,
    Aglasa da gülüyorum der etrafa
    Sakin unutma beni ara.

    SERSERIDEN ARKADASA
    Bak kizim ben seni sevmedim daha en basta,
    Ben güzelimi sevdim herseyden çok.
    O bana "serserim" derdi canindan koparcasina,
    Sen ise "serseri" diyorsun sokakta kalmisçasina.
    Senin gibi arkadas olmaz olsun.
    Güzellige gelince,kimse yarisamaz benim GÜZELIMLE.
    Simdi birak bunlari "son mektup" derken yalan sanmistim
    Daha beter içer oldum,
    Her gece sarhosum.
    Bir daha ki mektupta güzelimden bahset bana.
    Simdi gerçekten mutlu mu?
    Yoksa baskasini mi seviyor?
    Hasta demistin,kalbinden hasta
    Yoksa bu ask hastaligimi?
    Benden baskasi ile...
    Çabuk yaz arkadas
    Herseyi arkadas, herseyi anlat bana.
    Anladim ki yasayamam ben onsuz bu dünyada.

    ARKADASTAN SERSERIYE
    Afedersin serseri yanlis yapmisim ben,
    O seni gerçekten çok sevmis.
    Son nefesinde bile adini söyledi,
    Yüregim parçalandi,anlayamazsin.
    éSERSERIM" deyisini duysaydin gözleri kapanirken.
    Askin öyle sarmis ki bedenini
    Kaybedince, yasayamadi öldü iste.
    Son mektunda ne yaptin?
    Içip içip agliyor musun?
    O simdi mezarinda huzurlu yatarken,
    Yilanlara bile seni anlatir süphen olmasin.
    Zaten mezar tasinda
    "SENI SEVMISTIM SERSERI"
    Yazisini görünce anlarsin.
    Belki bir umut vardi yasamasinda,
    Ama senin de ciddi olmandi.
    "Birkaç gün çikalim" demissin ona.
    "Elma sakari olur" demissin.
    Iste o vurdu senin güzelini,
    Indi zavallicigin yüregine.
    Simdi mezarinda derin bir uykuda,
    Sevgisi de sonsuzlasti onunla.
    Aslinda o hiç istemedi öldügünü bilmeni
    Ama dayanamadim yazdim iste.
    Simdi ne yaparsan yap

  158. 2007-10-07 #158
    Senden Uyanamam Ki..


    Geriye dönüp bakıyorum, her şeyi uzun süre önce kaybettiğimi, içimi sızlatan, başımı iki yana sallatan, buz kestiren sözlerini, tutamadığım ellerini düşününce, bir şimşek çakıyorum içimde, yıldırımdan kaçıyorum, bir kanadın altına sığınıyorum.

    "Teselli"m seni bekliyorum. Çabamı neye harcadığımı bilmiyorum.

    Tükenen o kadar şey var ki. Bugün kısa bir yürüyüşte şunları duydum "Sen sevdiğinde ruhunu verirsin" iki ruhla yaşaman zor olmalı, her gece ruhumu çağırıyorum, kimseye vermediysen, onu geri istiyorum.

    Sessizce, kimseye belli etmeden içimdekileri yaşamam gerek. Özledim ya, diye yüksek sesle söylenen her düşüncede, imkansız mı diye soruyorlar.

    Ben bütün kahkahalarımı kaybettim. Farkında olmadığımdan değil bu tükenmeyen duygular. İçimi titreten gerçeklere tahammül edemiyorum..

    Senin için cümleler kurmaya, sonra silmeye devam edeceğim.Ama sadece senin için. Sessizce bir köşeye oturup aynı soruyu tekrarladım kendime, neden şikayet ediyorum, itirazlarım kime. Çok tövbe etmem gerek, biliyorum…

    İçimde saklı tuttuğum büyük buluşmanın küllerini savuruyorum, olup biten ne varsa anlam aramadan yaşamaya çalışıyorum. Bu benim gibi her şeyde anlam arayan biri için çok zor oluyor. Seni hatırlatan en küçük sesi duyduğumda, bu ses hücrelerimde sakladığım sana ait anıyla buluştuğunda eskisi gibi iç çekmiyorum. Aksine uzun zamandır bekliyormuş gibi karşılıyorum onu, hiç bırakmamak üzere sarılıyorum ona. Sana sarılamadım ama taze anılara sarılıyorum.

    Rüyalarımda tutuyorum senin temiz ellerini,Onu da çok görme ne olur, aşka buz kesen ellerime ...
    Bir rüya gördüm diyorum senle,karıştırsam ne var onu da bitmeyen hayallerime ...
    Rüyalarımda tutuyorum senin temiz ellerini ...

    Aslında ;Rüyada diyemem, senden uyanamam ki...


  159. 2007-10-10 #159


    Bir kutu dolusu yasam gönderiyorum sana


    Bir kutu dolusu yasam gönderiyorum sana, sade bir kurdeleyle süslenmis.
    Çöz kurdeleyi ve kaldir yavasça kutunun kapagini...

    Mavi bir gül koydum içine
    Ebedi sevgiyi gör yasa ve hisset diye...

    Kocaman bir firça ve bin renk koydum kutuya
    Bir cennet resmi yapip içine gir diye...

    19 yapraklı papatyalar yerleştirdim
    Falında şansa yer bırakma diye...

    Düsler serpistirdim gizlice, düs kurmayi unutma diye.
    Bir tanede elma sekeri yerlestirdim, içindeki çocugu yeniden tadabil diye...

    Boğazın kokusunu, çayın sıcaklığını ve taze simidin tadını koydum içine
    İstanbul sevgisini yaşatalım diye..

    Günesin batisini, billur suyun sesini, kirmiziyi gelinciklerin safligini, taze ekmegin kokusunu ve bir gülümsemenin sicakligini da sigdirdim.
    Ruhlarimiz aç kalmasin diye...

    Kutuya biraz da sevecenlik koydum, güçlü ol diye, çünkü acimasiz olan güçsüzdür.
    Beyaz bir güvercin uçup kendi kondu kutuya, barisi ve özgürlügü sunmak için....
    Kısa dünya hayatında kavgaya yer yok diye...

    Bir buket sevgi, bir yudum ask ve yarim bir elma da koymadan edemedim.
    Paylasmayi animsayalim diye...

    Sevdiklerimize onlari sevdigimizi söylemek için yarini beklemeyelim.
    Hemen simdi bunu yapalim diye...

    Içtenligi, umudu neseyi, bagislayiciligi, hosgörüyü, saygiyi özgüveni ve açik yürekliligi unutmadim, "Ben" in disina çikip bize ulasabilelim diye...

    Son olarak da bir kart ilistirdim kutuya bak bu kartta neler yaziyor.

    "Bu kutunun kapagini her kaldirisinda yasamla ilgili yepyeni seyler kesfedeceksin. Yasamak için yarini bekleme, al yasami kollarinin arasina ve simsiki saril yasamdan yalnizca almak yerine ona bir seyler ver.
    Kisacasi bütünüyle "Insan" ol.
    Unutma yasam dokumasi henüz tamamlanmamis, olaganüstü güzellikte bir duvar halisidir ve sana ait olan boslugu yalniz sen doldurabilirsin. Kimseyi kirmamak ve üzmemek sartiyla istedigin her seyi dene
    Bir gün sonsuzlugun bulutlarina oturdugunda ne aklin kalsin geride ne de kirik bir yürek "

    Artik kaldir bu kutunu kapagini.....
    Gör gerçekleri ve sevgimi...

    Ben hemen aşık olmam bilirsin
    Önce dolmam gerek Sevgiyle
    Paylaşmak gerek iyi ve kötü günleri

    Yıldırım aşkı değildir bu
    Bu bir "dolma süreci" dir
    Yıldırım gibi başlayan şey
    Yıldırım gibi bitmez mi?

    O zaman ....

    Bırak duygularını serbest kalsın
    Sevgi ırmagına set çekmek niye?
    Sevgi bir sonsuzluktur
    Kullanıldıkça artan, paylaşıldıkça katlanan
    Bırak onun muslugunu aksın
    Kazanan sen olacaksın
    Doldur yaralı kalbimi
    Fazlası bırak taşsın
    Taşan sudan bırak digerleride faydalansın
    Bunlarla mavi,kırmızı ve rengarenk güllerin yer aldığı
    Bir "sevgi bahçesi" yapalım seninle
    Belki 7 renkli gülüde burada yetiştiririz
    Her zamanki gibi "Sevgiyle"

  160. 2007-10-12 #160
    Cennetim Olurmusun

    Elini tutsam, dünyanın öbür ucuna benimle birlikte gelir misin? bekle desem, dünyanın bir ucunda beni bekler misin?

    Denizimde fırtınalar çıktığında limanım olur musun? karanlık bastırdığında deniz fenerim, hava açınca yıldızlarım olur musun; bulutlar göğü kapladığında pusulam?

    Mihengim, turnusol kağıdım olur musun? yüreğimin suyu bulandıkça onu durultacak iksirim?

    Kapılar kapandığında kapım, yollar aşındığı vakit yolum, saklanmak istesem duvarım olur musun? özgürlüğüm ve mapusanem?

    Üşürsem evim olur musun? yorganım, ana kucağım? çölümde vaha olur musun? vahamda hurma ağacım?

    Dağın tavşanı, çölün ceylanı, gecenin hayalleri bağrına bastığı gibi beni bağrına basar mısın? şak şak yarılsa bile gökten umudunu kesmeyen kıraç tarlalar gibi umut bağlar mısın bana? gitmek istersem kanatlarım olur musun? kalmak istersem ayağımda prangam?

    Hurilerim olur musun? kudret helvam ve bıldırcınım? soğanda sarımsakta gözüm yok, tih çölü sürgününde gözüm yok. ateş almaya gidersem, kırk vakit sonra dönsem bile aynı yerde beni bekliyor olur musun?

    Kavmim beni terk ederse ve ben kavmimden kaçarsam, bir kez arkana bakmadan arkamdan gelir misin?

    Ot bitmeyen bir vadide yalnızca Allah (c.c)'a emanet edip gidersem, sen de beni kınamaksızın O'na güvenir ve sa'y eder misin?

    Ümidimi kaybettiğim anda ümidim, neş'emi kaybettiğim zamanlarda coşkum, kalbim işgale uğrarsa halaskârım ve rehberim olur musun?

    Arkadaşım, yoldaşım, sırdaşım, enîsim, huzûrum, sürûrum, nûrum, zînetim, nîmetim, cennetim olur musun?

    alıntıdır

  161. 2007-10-14 #161

    Sen Başkasın...


    Belki de anlamak zor geliyor beni sana,
    Aramızda olanları kavramayı bir denesen,
    Hayat ne kadar acı olsa da paylaşılacakların olabildiğini,
    Ağlarken insanın bir anda gülebileceğini
    Rüzgar esintisinde birbirlerini hissedebileceklerini....

    Sen bir başkasın!
    En Derin hisleri tattıran,
    Nasıl oldu da geç tanıdım dedirten...

    Belki şuan anlayamıyorsun beni,
    içinde korku var, titreksin...

    Bil ki mutluluk senin bana verdiğinden öte bişey değil şuan...
    Ağzımdan dökülen sözler de sen den ötesine...
    Şairimsi bir kaç kelime...
    Kalpten bir iki esinti...
    Anlık olmaktan öte bir duygu...
    Sonuç: SeN
    Izdıraptan uzak ve mutlu bir hayat için olmalısın..
    Ne olursa olsun sen bir başkasın....

  162. 2007-10-19 #162
    Sen Bilme


    İçim acıyor...Ne tarif edilmez bir duygu bu...Yerini belli edemiyorum..."Sol yanım" diyemiyorum mesela...İçim işte...Her zerrem, her nefesim...İçim acıyor, dayanamıyorum..Nasıl tarif edilir bilmem ki... Hem tarif etmeye gerek var mı ki.. "İçi acıyan" anlar ancak bendeki bu hali...

    Gökyüzüne bakıyorum...Hilal çıkmış bu akşam...Ama her zaman karşısındaki yıldızı kollarıyla sarar gibi duran hilal, bugün sırtını dönmüş yıldıza...Hilal küskün, yıldız üzgün...Sanki onlar bile beni anlatıyor,onlar bile halime tercuman...Bu ıssızlık, bu yalnızlık ne yaman!...Ne çöle benzer halim, ne okyanusa...Hani okyanus çöle yağsa belki çiçek açar da, bir ot bile yeşermez gönlümün umut dağında...

    Bitişleri içiyorum yudum yudum...Elimden gelse, becerebilsem, bir gün boyu uyurdum...Uyur ve unuturdum...Lakin olmuyor, uykular firari...Geceler,bitmek bilmez karanlık, bir ânı asır misâli...Sabah olsun diye yalvarıp duruyorum...Hayallerimi gecenin bağrına dolduruyorum ve şafak sökmeden hepsini vuruyorum...Güneş doğuyor ,lakin gönlüme değil...

    Kalemi elime almışım farkında olmadan...Bakıyorum ki yazmaya başlamışım...İstemiyorum...Hele sana yazmayı hiç istemiyorum...

    Kendi ırmaklarım, kendi içime çağlasın artık

    Kendi bendlerimi yıkayım

    Hasretlerim yaralarımı dağlasın

    Kendi gözlerime bakayım

    Ve gözlerim halime ağlasın

    Kendi şehirlerim viran olsun

    Kendi kendime öleyim

    Kalemim kendimce sussun...

    Ve sen bilme....

    Sen bilme depremlerimi

    Görme içimde çöken viraneleri

    Harap bahçelerimde baykuşlar öter şimdi

    Cemreler düşmez yüreğime

    Kışın hükmü sürer ebedi

    Sen bilme iç acılarımı...

    Bilme gönül sancılarımı...

    Ve sen görme gözyaşlarımı...

    Sen üzülme..

  163. 2007-10-21 #163
    Gece Nöbeti

    Daha az seviyorum seni..
    Giderek daha az..
    Unutur gibi seviyorum..
    Azala azala..
    Aramızdaki uzaklığın karanlığında..

    Geceler kısalıp..gündüzler uzuyor öyle olunca..
    Daha az seviyorum seni..
    Kendini iyileştiren bir yara gibi..
    Daha az..
    Ve zamanla..

    Sen geceyi tutuyorsun..ben nöbetini..
    Uzak dağ kışlalarında..
    Görmüyoruz birbirimizi..
    Usul usul sis iniyor..
    Kopmuş yollara..
    Işığı hafif..uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin..
    Bir çığ gibi büyüyorsun rüyalarımda..
    Sevgilim sevgilim
    Yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin
    Nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da..

    Artık daha az seviyorum seni..
    Unutur gibi..ölür gibi daha az..
    Yeniden ödetiyorum kendime
    Onca aşkın öğretemediğini..
    Kolay değildi..
    Yalnızca sevgilimi değil..evladımı da kaybettim ben..
    Kaç acı birden imtihan etti beni..
    Bir tek gece vardır insanın hayatında..
    Ömür boyu sürer nöbeti..
    Bu da öyleydi..
    İyi ol..
    Sağ ol..
    Uzak ol..
    Ama bir daha görme beni..

    Murathan Mungan

  164. 2007-10-25 #164
    sana son satırlarım

    Kar yağıyor.. gözlerim tek bir taneciğini bile kaçırmıyor..
    Sen düşüyorsun o an yine aklıma.. Hani hiç unutmuyorum ama.. Yine de düşünmekten alıkoyamıyorum kendimi...

    Yüzümü çevirip semaya kapıyorum gözlerimi.. Her bir taneciğin yüzüme düşüşü
    ayrı bir ürperti oluşturuyor içimde. Her bir tanecik yüzüme çarpıp gelen sözlerin sanki..
    Beni acıtan, kanatan sözlerin..

    Benden kaçışlarındaki anlamı yakalasam herşey dinginliğe kavuşacak.. biliyorum..

    Beni sevmekten korktuğun kadar ben de korkuyorum seni sevmekten.. Ölüm gibidir sevgi.. Geleceğini bilirsin ama kaçış yoktur.. nereye kaçsan bulacaktır seni.. Gözlerini kaparsın görmemek için, ama taa içlerde hissedersin geldiğini.. kaçamazsın.. zamanı gelmiştir..

    Geçmişin hoyratlığına duyulan kin gerilerde kalmıştır. Gözlerin hala kapalı olduğundan göremezsin.. Ama açma gözlerini, boşver.. Açsan beni göreceksin karşında, baktığın her yerde.. O an canın yanacak.. Can yangınıyla, gittiğin hızla geri dönecek, beni yine yine yine kıracaksın.. Tüketeceksin beni.. oysaki ben olmayan umudumu tükettim seninle..

    Herbir gidiş, yeniden bana gelişlerine gebe.. ama bilmezsin, her gidişinle beni kanattığını..
    Kabuk bağlayan yaralarım senin gelişlerinle yeniden kanar.. gelişin de acıtır gidişlerin gibi.. bilmezsin..

    "Herşey sevgi demek değil" demiştin bana.. Oysa nefretin bile kaynağı sevgidir. Ne kadar inkar etsen bile sevgi heryerde, sevgi içimizde..

    Bırak.. seni seveyim. Ölüm gibi, umutsuzluk gibi nefret gibi... bırak seveyim seni...
    Sen kaçışlarına gizlen yine.. Ama gelme bu sefer.. Bırak seni sensiz seveyim..



    ''Sen istedin ben yazdım..
    Bu bir sevgi dilencisinin sana son satırları hayalden ibaret sevdam..
    Umarım satırlarım ayna olabilmiştir sana..
    Acıtan sözlerine, kanatan gelişlerine rağmen sevdim seni..
    Belki bir gün seversin sen de..
    Ama beni değil..
    Artık biliyorum..''

  165. 2007-10-31 #165

    Sen Vardın...


    Tutunacak yeri kalmadı hayatımın, kendime tutunuyorum, savruluyorum düşlerimin içinde, kahroluyorum. Çekip gitmek istiyorum buralardan, nereye varacağımı bilmediğim uzun bir yolda, yanıma hiç birşey almadan, ardımda hiç kimseyi bırakmadan, yol almak istiyorum, hiç bir yere varmadan.
    Bir zamanlar sen vardın.Sanaydı tüm yolculuklarım.


    Kendi kendimin prensesiyim ben. Kendi yalnızlığıma buyuruyorum her şeyi.Yalnızlığımın krallığında,yalnızlığımı yönetiyorum. Yüksek duvarlar örmeliyim ülkeme. Kimseyi içeri almamalıyım. Kimsesiz kalırsa insan, ancak o zaman kurtulur yaralanmaktan.
    Bir zamanlar sen vardın. Senden aldığım bütün yaralarım.

    Kaçmalıyım biliyorum.Acılarımın sonu gelene kadar kaçmalıyım. Bomboş odalarda ağlamalıyım. Güçlü görünmeliyim tüm insanlara. Kendimi korumalıyım. Oyunlar oynamalıyım. Yıkılmazmışım gibi, kırılmazmışım gibi, güçlü ve sakin olmalıyım. Sığınmalıyım kendi krallığıma, savaşlarımı kendi içimde yaşamalıyım
    Bir zamanlar sen vardın. Tüketti beni oyunların.

    Kimseler bilmemeli, görmemeli tükendiğimi.Bir seçim zannetmeli. Sebebinin sen olduğu bilinmemeli yalnızlığımın. İçimde kalan "sen"imin güzelliğini korumaya çalıştığımı görmemeli.
    Bir zamanlar sen vardın.Gerçektin. Yanımdaydın.

    Şimdi yoksun, varlığım can çekişiyor.Kimsenin bilmediği, görmediği bir acıyı yaşıyorum kendimi hapsettiğim yalnızlıkta. Gelsen. Tutsan ellerimden, can versen içimde bir türlü bitiremediğim varlığına. Kaçışlarıma bir son versen.Yıksan bütün duvarlarımı, yeniden hayata döndürsen.Hayata tutunmayı öğretsen. Savrulmasam, yok olmasam, yaralanmasam.
    Bir zamanlar sen vardın.Yoksun, ölmekten beter.

    Sadece gelsen. Zannettiğim gibi güzel olmayacak olsa da,gelsen,

    Bu bile yeter.

  166. 2007-11-06 #166
    Ellerimi teslim ettim klavyenin tuşlarına..

    Yüreğim, nereye hangi harfi koyarsa; ellerim takipçisi olacak bu yazının..içimden geldi ve asla geriye dönüp değişiklik yapmayacağım..Uzun süredir inime çekilmiştim..

    yazacak o kadar şey varken bir süre ara vermeyi daha doğru buldu yüreğim. Bir tür feragat anlaşması sanırım.
    Gölgelerin peşinden koşarken, aslımı nerede kaybettiğimi bilmiyorum.Kim bilir, birinin gölgesidir belki; Uçurumun kıyısına itildiğim grileşen anlarım da oldu ama siyaha boyanmadan sıyrılmayı bildim..ve eğer renkler konuştu ise aldım beyaz kalemi elime..

    beyaz olmasaydı, anlamların buzlaşan kalıplarının ağır yükünü taşıyamazdım.Şimdi mutluyum işte..

    Sevdamı boyadım, çırpınan bir yürek kalmıştı geride, dakikada kaç kere attığını sayamadığım koca bir yürek..üzüntüleri sığdıramadığım günlerin ardında, lekelemeden yaşatmaya çalıştığım yüreğim..

    Öyle yorulmuştu ki son atışların heyecanı vardı.
    KIYAMADIM.

    Boyadım seni de sevdam bu sana son güzelliğim!.

    Bugüne kadar hiç, alçak kapıların güzelliği tercihim olmadı ki..'Sevdan uğruna kapıları yumruklamaz mısın?diye sormuştun.Gümbürdeyen davul seslerinden bir haber bir sağıra yumruk sesleri ne fayda..

    Sonra, düşündüm, ben yumrukladıkça alçaldı altın sırmalı kapılar; demir parçasına döndü tokmaklarıyla..

    KIYAMADIM..

    Bembeyaz bir fona yerleştirdim bu sevdayı, beyaz kalemlerle üstünden geçtim.Resim mi yaptım, yazı mı yazdım, yoksa yazgıma mı baktım bilmiyorum;

    tek bildiğim silmeyip sadece beyaza boyadığım...

  167. 2007-11-06 #167
    çok güsel ark.lar ellerinize sağlık
  168. 2007-11-06 #168


    Ne cok sevmisim seni bu deli gönlümde..


    Seni özledim desem bir gece yıldızları toplayıp gelir misin yüregime
    Ellerimi acıp mutluluklarını istesem gülüşlerinle düser misin gözbebeklerime
    Rüyalarımda sana bir yer ayırsam mutluluklarınla girer misin kara gecelerime

    Aglarsam bir gece yarısı bir tutam umut verir misin gelecegime
    Yaşam boyunca seni sevecegim desem sevgi olup yerlesir misin düşlerime

    Sen; yasama sevincimsin yarınlarımda
    En güzel mutluluklarını yolla nefes bileyim bu canımda
    Ne güzelmis meger seni severken beklemek; beklerken daha cok sevmek

    Bulutların arasından süzülen damlalarda senin gözyasların mı var yoksa
    Emsalsiz tarifsiz bir duyguymus seni sevmek oysa
    Nadide bir cicek olsan keske tüm baharlar senin gibi mis koksa
    İsmini yüregime, gözbebeklerini ise yıldızlara yazdım
    Mutluluklarını ise hayatımın en güzel kösesine bıraktım..

    Beklerken bile yeniden asık oluyorum sana
    Ellerimi actım gül yüzünden bir gülüs yolla bana
    Bazen aglarım gözbebeklerimi siler misin nazenin ellerinle
    En güzel mutlulukları yasıyorum bu deli sevginle
    Gercegin ta kendiydi bu ask; rüya degildi bu yaşadıklarımız
    İmkansız askların en güzeliydi bu deli sevdamız
    Mutlulukların sevgi dolu nefesinde yasıyorum senden sonra
    Senin dizlerinde uyurken nefesim son bulsa
    İnan her satırında senin özlemini bulabilirsin tüm siirlerimde
    Ne cok sevmisim seni bu deli gönlümde..


  169. 2007-11-07 #169




    497 - Sana - Duygusal Yazılar
    Hangi güneşle doğdun sen sabaha
    Hangi rüzgarla estin sen geceye
    Hangi dalgayla vurdun sen sahile
    Hangi yıldızla baktın sen gökyüzüne


    497 - Sana - Duygusal Yazılar

    Söyle hangi sabah yaktın beni.Hanrüzgarla vurdun sen yüzüme...
    Herzaman varmış ilkler ve sonlar sen hangisiydin.ilkimmi,sonummu söyle...
    Yada dur ben söyleyeyim...Ben çok ilkler gördüm,ama hiçbiri bu kadar acıtmamıştı...Hiç bu kadar yakmamıştı ve hiç bu kadar sızlatmamıştı yüreğimi...


    497 - Sana - Duygusal Yazılar
    Sen hangi seferin fırtınasısınki;


    aşamıyorum,yenemiyorum seni...
    Tıkanıyor yollarım fırtınandan şiddetinde parçalanıyorum...


    497 - Sana - Duygusal Yazılar

    Hangi yağmurla yağdın sen üzerime
    Hangi karla düştün sen saçlarıma
    Hangi ateşle yaktın sen yüreğimi
    Hangi nemle kaldın sen gözlerimde


    497 - Sana - Duygusal Yazılar

    Söyle nasıl ıslattınki beni kuruyamıyorum...Nasıl düştünki üstüme bu beyazlardan kurtulamıyorum...Nasıl bir gidiştiki bu sendeki gidiş ben hala titriyorum...
    Nasıl baktınki bana o gözlerinle,ben hala ağlıyorum..hayalin düşmeyi versin aklıma
    ben heran tükeniyorum.Nasıl bir ateşsinki sen bir kartanesi gibi eriyorum...


    497 - Sana - Duygusal Yazılar

    Sahi söylesene sen hangi fırtınanın seferisin...


    497 - Sana - Duygusal Yazılar

  170. 2007-11-12 #170
    Hayat ve "S"en

    Unutmuştum sevmeyi, sevilmeyi, aşık olmayı. Kalbimi kapatmıştım aşka ve bir sürü asker yerleştirmiştim kalbimin kapısına. Aşkın, sevginin içeri girmesini istemiyordum. Unutmuştum seni seviyorum cümlesinin anlamını çünkü ben o cümleyi hoyratça kullananlardan duymuştum hep. Yalan sevdaları gerçek sanmıştım. Binlerce yalanların içinde aşkı yaşadığımı sanmıştım...

    Karanlıklarımda yalnızlığın koynuna bırakırken kendimi sen geldin hayatıma. Katran karası gecelerime bir ışık oldun sen. Hayatımdaki bütün siyah renkler seninle birlikte canlı renklere dönüşüverdi. Hiç beklemezken aşkı, sevgiyi usulca bıraktın yüreğimin kapısının aralık kalmış yerinden. Sen varken dış dünyayla bütün bağlarımı koparıyordum ben. Yüreğime sevgini, aşkını kısacası seni işliyordum ben. Çünkü hayatta sendin artık aşkta...

    Kendimi hiç bitmesini istemediğim bir rüyanın ortasın buldum. Sanki herşey birer düştü; yaşananlar, hissedilenler...
    Tarifini bilmediğim bir korku sardı tüm benliğimi. sanki uyanıcaktım ve herşey bir yalandan ibaretmiş gibi tokat gibi suratıma çarpıcaktı tüm gerçekler ama yanıldım. Uyandığımda bitmesini beklediğim herşeyin aslında birer gerçek olduğunu yüreğime inen tokatla anladım. Sen gerçektin, aşk gerçekti ve sen artık hayatımın merkezi aşkın ta kendisiydin...

    Aşkın en saf halini yaşıyorum şimdi seninle. Gerçekleşmesini beklediğim hayallerim var şimdilerde. Biliyorumki onlarda bir gün tıpkı bugün olduğu gibi tüm gerçekliğiyle hayatımıza yerleşecek...

    Hayatımın anlamı hoşgeldin yüreğime. Merkezi sen olan bir hayatım var artık ve herşeyden önemlisi SEN varsın. Seni seviyorum gerçeğim

  171. 2007-11-14 #171
    1060 - Sana - Duygusal Yazılar
    "Sen" merkezli bir dünyam var benim...
    Varlığında hayat bulan, yokluğunda yok olan bir dünya... Karış karış, milim milim sen dolu bir dünya...
    Gece yarısı kaçıyorsa uykularım, sabahta göremiyorsam güneşi, doğsada aydınlanmıyorsa odamın penceresi dilimde yine aynı kelime...

    "Mutluluk dışarıda değil, senin yüreğinde..."
    Mutluluk senin yüreğinin, benimse dünyamın taaa içinde... Dışarda ki ne mi? Bunu sorma bana. O, sadece senin yüreğinin, benimse "Sen" merkezli dünyamın aynası.
    Yeni güne her uyandığımda söylediğim bir şey var bugünlerde...
    Yaşantı, ne dışımız ne de içimiz.
    Yaşantı her ikimiz!
    Senle ben dünya ediyoruz.
    Senle ben "biz" ediyoruz.
    Senle ben "1" ediyoruz.
    Senle beni topluyorum, senden beni çıkarıyorum, senle beni çarpıyorum ve seni bana bölüyorum. Değişen bir şey yok.
    Senle ben "1" iz.
    Senle ben her şeyiz.
    "Ben" merkezli bir dünyan var senin!
    "Sen" merkezli bir dünyam ver benim!
    A$K!
    Bir başka dünya...
    Bir başka mantık...
    Bir başka müzik...
    Bir başka ben...
    Aşk sayesinde "Sen" merkezli bir dünyam oldu benim.
    Hadi! Durma dünyam, sonsuza dek dön. Seni bana, beni sana savur!

  172. 2007-11-14 #172
    Sakın Elimi Bırakma

    Ilık rüzgarla gelen bir müzik sesiyle dalıverdim uzaklara; "Aşık olmak günahsa ben bir günahkarım, pişman değilim tanrım;" diyordu yumuşak bir ses; bir sızı saplandı ilk önce kalbime; sensizlik yüreğimi yakıyordu, sana hasrettim; sarı kurumuş yapraklar arasında yürürken rüzgarın yüzüme vurmasıyla kokunu duydum sank; yalnızdım; mutsuzdum, sen yoktun; ebediyen gitmiştin;
    Şimdi yanımda olsaydın kollarınla beni sarar, yüzüme dağılan saçlarımı parmaklarınla düzeltirdin.. iki taraftan kulaklarımın arkasına sıkıştırır, "Böyle daha güzel aşkım"derdin; yüzüme düşen saçlarıma tuzlu gözyaşlarım karışıyor şimdi. "Sakın ha ağlama, seni birgün bile ağlarken görmek istemiyorum" derdin bana; şimdi bir yerlerden bakıyorsa gözlerin üzülüyorsundur; ama gözyaşlarıma söz geçiremiyorum sevgilim...

    Hani biz sonsuza kadar mutlu olacaktık? Hani birbirimizi terketmiyecektik? Neden beni tek başıma bırakıp gittin aşkım.? Kaza haberin geldiğinde inanamadım; evimizden nasıl çıktığımı bile hatırlamıyorum; hastanede seni öyle kanların içinde baygın bir şekilde görünce dünya başıma yıkıldı; elini tuttum ve sen gözlerini açtın "Sakın ha! Sakın elimi bırakma" dediğin zaman bile "Gözlerindeki ormanda yağmur yağmasın" dedin; yanaklarımdan süzülen sicim gibi yaşlar yüzüne döküldüğünün farkında bile değildim.. ameliyathanenin kapısına kadar elini hiç bırakmadım ve mecburen elini ayırdılar benden; saatlerce o odada kaldın; çıktığın zaman komadaydın; doktorlar ümitsizce gözlerime bakıyordu; seni odana götürdüler.. neydi, neden o makinaları vücuduna bağlamışlardı.? Sen yaşayacaktın.. beni bırakmayacaktın yemin etmiştin..yavaşça elimi elinin üzerine koydum.. hiç kıpırdamıyordun; günlerce başucunda bekledim; farkında bile değildin; hep uyuyordun; yanında seni beklerken; geçirdiğimiz günler bir film şeridi gibi gözlerimden geçti; beni kızdırmaların, sinirletmelerin ve ondan sonra gönlümü almak için bütün evi ben yokken çiçek bahçesine çevirmen&; doğumgünlerimizde birbirimize aldığımız müzik kutuları; hani son doğumgününde sana mavi bir kazak almıştım da hemen giyip mankenlik yapmıştın ya ve ben seninle dalga geçmiştim sen de pastayı alıp yüzüme yapıştırmıştın ve sonra da bütün evi pastayla alt üst etmiştik; ne kadar deliymişiz, ne kadar aşıkmışız&; mavi kazağını son gördüğümde kanlar içindeydi.. kaza günü onu giyiyormuşsun meğer; çok sinirlettin beni, nasıl çıkacak şimdi kazaktaki kan lekeleri? Olmadı şimdi, iyileşir iyileşmez kazağını sen yıkayacaksın.. onu sana ben aldım atmak olmaz ki

    Hala uyanmadın; bir hafta geçti hiç bir kıpırtı yok;doktorların biri gidiyor biri geliyor.. söyledikleri hiçbirşeyi artık anlamıyorum.. bu arada o yağmurlu gün geldi aklıma.. bisikletlerle yarış yaptığımız o gün.. hani ani bir yağmur başlamıştı da eve zor yetişmiştik.. balkonda durup yağmuru izlerken bir gün bebeğimiz olursa ismini Yağmur koyalım demiştik; bizim yağmurumuz yaz yağmuru olsun demiştik;

    1222 - Sana - Duygusal Yazılar

    Ve bir gün daha geçti işte, yanında sen o yatakta hareketsiz yatarken bir gün daha geçti; elim elinde.. ve başım yatağın yanında, kendimden geçmişim.. ve aniden elin elimde kıpırdadı.. aniden kırmızı, şiş gözlerimi sana çevirdim; ve gözlerini açtın; o halinle bile gülümsüyordun bana; dudaklarına küçücük bir öpücük kondururken sessizce gözlerimden yine bilinçsizce tuzlu gözyaşlarım dudaklarına düştü; kızar gibi yine baktın bana; "Tamam" dedim "Ağlamıyacağım;"
    Gözlerime baktın buğulu; hiç beklemediğim bir anda dudakların kıpırdamaya başladı "Affet beni" dedin, "Birbirimizi terketmiyecektik, hala daha da seni terketmedim ama;." dedin ve gerisini duymak bile istemiyordum, parmaklarımla dudaklarını kapattım, "Konuşma, yorulma, sonra konuşuruz" dedim ama başınla "Şimdi" dercesine işaret ettin; "Şehre inmiştim, yıldönümümüz için beğendiğin tek taşlı pırlanta yüzüğü alacaktım, aldım da; yanında 25 tane gül vardı, arabanın torpido gözünde yüzüğün, koltukta da güllerin vardı" dedin; ve devam ettin "Hayatımda geçirdiğim en güzel yılları seninle paylaştım, gözlerim, kalbim hep yanında olacak, arabadan emanetlerini almayı unutma" dedin bana; gözlerimdeki yaşları artık durduramıyordum; "Bir dahaki sonbahara yürüdüğümüz yolda yanlız yürüyeceksin ve çok güçlü olacaksın, beni affet aşkım seni bensiz bırakıyorum, seni canımdan çok seviyorum, son bir öpücük ver bana" dedin ve bir elim elinde bir elimle alnını okşarken istediğini yaptım dudakların sıcaktı ve aniden makineden ince bir ses geldi, elin elimden kopuverdi;. Gözlerin yavaşca kapandı;. Doktorlar koşup geldiler; öylece orda kalıverdim hareketsiz kaldım, donmuştum, sen yoktun artık; doktorlar seni götürdüler; artık sen yoktun, yanlızdım..

    Ve şimdi sensiz geçen ilk sonbahardayım; yürüdüğümüz yolda kurumuş yaprakların arasında tek başınayım. Arabadan bana getirdikleri emanetlerimin biri evde diğeri parmağımda; yüzüğünü yaşadığımı sürece parmağımdan, güllerini yatağımın yanından hiç ayırmayacağım; mavi kazağını yıkadım, temizledim; yastığının üzerinde duruyor..

    Hazan mevisimi, hüzün mevsimi; aşk mevisimi.. ayrılık mevsimi;
    Kulağımda bana söylediğin şarkıyla yürüyorum tek başıma söz verdiğimiz gibi sarı yapraklı yolda....

    "SANA RÜYA DİYEMEM, SENDEN UYANAMAM Kİ
    NEREDE OLURSAN OL, SENİNLEYİM BEN SANKİ
    BULUTLU GÜNEŞİMSİN, SEVGİLİMSİN BENİMSİN
    YAZ YAĞMURUM, KIŞ GÜLÜM, NEŞEMSİN KEDERİMSİN
    SENİNLE DOLU DÜNYAM, GÜNDÜZÜM GECEM SENSİN
    ÖLSEMDE AYRILAMAM, BENLİĞİM RUHUM SENSİN..."

    Biliyorum her an her saniye benimlesin, beni izliyorsun. İyi ki şarkılar var ve şiirler. Sen sözünü tutmadın, beni bırakıp gittin. Ben de tutamıyorum ve dışıma değilse de içime hiç durmadan ağlıyorum.


    Belki birgün aşkım... Bu yağmurlar diner ve biz yine birlikte oluruz hiç ayrılmamacasına.

    "HER YERDE HATIRAN VAR, HERŞEY SENİNLE DOLU
    HERŞEYDE SENİN İZİN, BU YOL AŞKININ YOLU
    ALAMAZ BİN SEVGİLİ KALBİMDEKİ YERİNİ
    SANKİ İÇİMDE AÇAR BU SARMAŞIK GÜLLERİ.... "

    Güncelleme : 2007-11-14
  173. 2007-12-13 #173
    Neden yağmurlara benzettim ki seni?


    Hüzün yıldızları parlıyor yine gecemde, ne tarafa çevirsem başımı,
    bir SEN bakıyor bana…

    Ne zaman kahretse yüreğim, ağlamaya susasa ve ne zaman iki damla belirse göz bebeklerimde, bir SEN akıyorsun, sessiz çığlıklarıyla şehri uyandıran kaldırımlara…

    ' Ne zaman seni düşünsem' desem yalan olur… Hep aklımdasın ya! Her saniye bir SEN daha çakılıyor aklıma…

    Ellerimi her uzatışımda maviye umut dilenmek için, SEN batıyorsun avuçlarıma…

    SEN bakıyorsun bir çocuğun gözlerinde, bir bebeğin kokusunda SEN kokuyorsun, bir SEN seviliyorsun onca yüreğin arasından…

    Her şey SEN oluyorsun da, o kadar SEN, bir BEN olamıyorsun sevdiğim.. Bir benim gibi sevmeyi beceremiyorsun…

    Her tohum ekişimde toprağa, birkaç gün sonra SEN filiz veriyorsun. Gittiğinde bir asma ekmiştim evimin önüne, gün geçtikçe büyüdü, çardak yaptım kendi kendime.. Şimdi kapımın tam önüne düşen bir dalı var, sanırım onu kesmeliyim. Çünkü kapımdan dışarı her adım attığımda bir SEN çarpıyor yüzüme…

    Neden yağmurlara benzettim ki seni?
    Şimdi her yağmurda, SEN yağıyorsun bu koca kente…

    Sana güneşim demeseydim keşke… Her sabah yatağıma SEN vuruyorsun penceremden…

    Lanet olsun! Keşke Kalbim demeseydim sana… Şimdi her an SEN atıyorsun içimde…

    SEN den kurtulmanın bir yolu yok mu yar? SEN imkansızsın… BEN imkansızlıklar denizinde cılız kulaçlar atıyorum hayata dair, boğuluyorum arada bir… Yine de kıyamıyorum sana…

    Keşke, 'Bu can seninle yaşıyor' demeseydim sana. Şimdi her boğuluşumda SEN dirhem dirhem ölüyorsun, öldürüyorsun!

    Yani her şey SEN oluyorsun da, o kadar SEN, bir BEN olamıyorsun sevgili… olamıyorsun!

    Yaşayabilmen için benden gitmen lazım…
    Yaşayabilmem için benle olman lazım.


  Okunma: 22836 - Yorum: 172 - Amp