Diğer Fıkralar - Delinetciler Portal
+ Hemen Yorum Yap

Diğer Fıkralar

  1. sponsorlu bağlantılar
    Doğanın dengesi

    Temel ormanda ağaç kesiyormuş, o sırada çevreciler de ormanda yürüyüşe çıkmışlar, Temel'i bu vaziyette görünce bir güzel pataklamışlar... Temel üstü başı perişan halde köye dönerken Dursun a rastlamış, Dursun;
    -Ula Temel bu ne hal böyle? diye sormuş, Temel de anlatmış;
    - Ormanda ağaç keseydum, birden kalabaluk pir grup Doğan'ın yengesini bozmişum diye dövdü peni, halbuki ne Doğan'ı taniyruuum, ne de yengesuni


    temelin kaynanası


    Temel bir gün kahveye girmiş. Üstü başı yırtıkmış. Ne oldu diye sormuşlar.
    -Temel: "Kaynanamı gömdük."diye cevap vermiş.
    - Kahvedekiler: "İyi de bu halin ne?"
    -Temel: "Biraz direndi de."

    sponsorlu bağlantılar

     Konuyu Beğendin mi?
  2. 2006-12-04 #2

    BUSH'U YAKALAMIŞLAR

    Amerika'da adamın biri işine giderken birden anormal bir trafiğin içine düşer, ama trafik bir milimetre bile kıpırdamamaktadır. Bir süre sonra arabasının yan camına birisinin tıkladığını görür ve camını açar.
    -Ne var, ne olmuş acaba ozur
    -Teroristler Bush'u yakaladılar.........
    Eğer 1 milyar dolar verilmezse, üstüne benzin dokup yakacaklarmış.
    -Haa şimdi anladım bu trafiği...
    -Ya işte onun için, herkesten biraz yardım topluyoruz
    -insanlar ne kadar veriyor ortalama olarak ?
    -Valla yaklaşık olarak 5 'er litre ...!!

  3. 2007-01-12 #3
    Kim Lan Bu
    Bir gün otururken pamuk prenses demiş ki: - Benim çadırımda sihirli ayna var girip sorayım hala en güzel ben mıyım?
    Çadıra girip çıkan pamuk prenses demiş ki:
    - Aynaya sordum hala en güzel benmişim.
    Bunun üzerine herkul :
    - Bir de ben sorayım hala en kuvvetli ben miyim ?
    Ve çadıra girer. Çadırdan çıkınca derki
    - Hala en kuvvetli benmişim.

    Sıra notre dame'ın kamburuna gelmiştir. Oda
    En çirkin hala ben mıyım sorayım diye çadıra girer.

    Çadırdan on karış suratla çıkan nortedome'ın kamburu sınırlı bir
    şekilde derki;
    - Kim lan bu Reha Muhtar?

  4. 2007-01-12 #4
    Babada Kalacaktır..
    Boşanma davasında kadın, hakime talebini gerekçesi ile açıklamış:
    - "Sayın hakim, çocuğun bende kalmasını istiyorum. Onu dokuz ay karnımda taşıdım."
    Hakim kocaya sormuş:
    - "Karınızı duydunuz. Bir diyeceğiniz var mı?"
    Adam "Var tabii" demiş ve anlatmış:
    - "Sayın hakim. Farzedelim ki canınız bir kutu soğuk kola istedi. Makineye parayı attınız ve kola geldi. Şimdi bu kola makinenin midir, yoksa parayı deliğe atanın mı?"
    Hakim sekreterine dönmüş:
    - "Yaz kızım. Çocuk babada kalacaktır..."

  5. 2007-01-12 #5
    İki Er
    İki general bir cafede oturup konuşuyorlarmış. generalin biri "benim bir erim var çok salak demiş. diğeriyse "hayır, benim bir erim var o daha da salaktır." demiş. tartışma çok büyümeden kimin askerinin daha salak olduğunu anlamak için yarışma gibi bir şey yapmaya karar vermişler. ilk general askerini yanına çağırıp "oğlum, git bana şu 5000 lirayla bir mercedes al gel" demiş. ikinci general de askerini çağırıp "git bak ben ordu evinde miyim?" demiş. iki asker yolda karşılaşmışlar. ilki "ya benim general çok salak. bu günün pazar olduğunu bildiği halde beni araba aldırmaya gönderdi." demiş. ikincisiyse "benim general daha salak. yanında telefon dururken, beni ordu evine gönderdi." demiş

  6. 2007-01-12 #6
    Siz babamı bilmiyorsunuz...
    Öğretmen, matematik sözlüsünde Oğuz`u tahtaya kaldırıp sordu:
    - Oğuz, babandan yüzde 10 faizle 200 milyon borç para alsam, yıl sonunda kendisine kaç para vermem gerekir?
    Oğuz hemen cevap verdi:
    - 400 milyon lira.
    - Nasıl olur oğlum, sen hiç hesap bilmiyor musun?
    - Bilmesine biliyorum ama, siz benim babamın ne büyük faizci olduğunu bilmiyorsunuz.

  7. 2007-01-13 #7
    Zenciler Beyazlastırılır...
    Bir gün Smith ve John adında iki zenci New York sokaklarında dolaşırken bir tabela görürler: "Zenciler beyazlaştırılır. Fiyat 100 dolar." Smith'in 101 doları, John'un ise 99 doları vardır. John, Smith'e: "Sende fazla olan 1 doları bana ver birlikte girelim" der. Smith'se: "Önce ben gireyim. Eğer beyazlaşırsam sen de girersin" der ve içeri girer. Az sonra içerden beyaz bir şekilde çıkar Smith. John: "Smith ne kadar beyazlaşmışsın. Şu 1 doları ver de ben de girip beyazlaşayım." Smith cevap verir: "Defol burdan pis zenci!"

  8. 2007-01-13 #8
    Adam;
    Beyefendi bilmeniz gereken bir mevzu var ki, ben 5 bin
    dolardan aşağı bir ücretle çalışmam
    Patron; aman efendim dert ettiğiniz şeye bakın biz zaten 7500 dolardan
    aşağı maaş vermiyoruz kimseye..
    A: Harika! ancak bir mevzu daha var ki
    bana tahsis edeceğiniz araba iyi
    bir araba olmalı üstelik son model..
    zira başka türlü çalışamam..
    P: hah hah haa hiç merak etmeyin biz zaten bütün calışanlarımıza jip veriyoruz. üstelik chrysler..
    Adam gittikçe hem sevinmeye hem de endişelenmeye başlar, ama
    böyle bir fırsatta ele geçmez deyip devam eder konuşmasını sürdürmeye..
    A: peki yalnız çalıştığım ortam stresli
    olursa ben verimli olamam..
    Bu nedenle sadece benim için çalışacak bir hizmetli ve bir de özel
    asistan ile yardımcı istiyorum..
    Müstakbel patron aynı rahatlıkla cvp verir..: bu konuyu da düşünmeyin
    efendim zaten şirketimizin bir reviri bu revirde istihdam edilmiş her bir
    çalışan için özel hizmet verecek masözlerimiz var...
    Adam artık iyice afallamıştır ve
    dayanamayıp sorar: "Şaka yapıyorsunuz
    herhalde?!"
    Patron cevap verir: Ama önce siz başlattınız...!!

  9. 2007-01-14 #9
    Kadınları anlamak...
    Adamin biri California'da bir kumsalda yururken ayagi eski bir lambaya takilmis, adam lambayi kumlarin icinden cikarmis. Dalgasina "Belki cin cikar" deyip ovalamis lambayi, harbi harbi cin cikmis. adam cok sasirmis, cin baslamis konusmaya "Tamam, tamam.Beni lambadan kurtardin vs..." "Bu, bu ay icinde dorduncu cikarilisim ve bu isten sikilmaya basladim bu yuzden 3 dilegi unut. Sadece 1 dilek hakkin var!" Adam oturmus ve bir
    sure dusunmus ve "Her zaman Hawaii'ye gitmek istedim ama ucaktan korkarim ve deniz beni cok tutar.Benim icin Hawaii'ye bir kopru yap boylece arabayla oraya gidebileyim" demis. Cin gulmus ve "Bu imkansiz. Bu isin lojistigini dusun! Koprunun ayaklari nasil Pasifik'in dibine ulasabilir? Ne kadar beton gerektigini, ne kadar celik gerektigini dusun. Hayir,baska bir dilek dusun" demis. Adam tamam demis ve gercekten guzel bir dilek dusunmeye baslamis. En sonunda, Dort kere evlendim ve bosandim.Butun karilarim her zaman duyarsiz oldugumu ve onunla ilgilenmedigimi soylerdi. Bu yuzden, kadinlari
    anlayabilmeyi diliyorum...Nasil hissettiklerini ve neden agladiklarini,bir sey soylemedikleri zaman gercekten ne istediklerini... onlari nasil gercekten mutlu edebilecegimi bilmek istiyorum..."
    Cin cevap vermis: "Köpru iki şeritli mi olsun dört şeritli mi...???

  10. 2007-01-14 #10
    Gümrük memuru


    amerikada zencinin biri pasaportunu kaybetmiş, aksilik ya, o gün de türkiye'ye
    uçacak.. kara kara düşünürken yolda bi pasaport bulmasın mı.. hemen almış yerden, bi bakmış ki leanardo di caprio'nun pasaportu.. "ne olursa olsun" demiş ve şansını denemeye karar vermiş, çıkarmış leonardo'nun fotoğrafını, kendi fotoğrafını yapıştırmış.. uçmuş Türkiye'ye, atatürk hava limanında görevli gümrük memuru olan Temel'in karşısına geçmiþ.. Temel almış pasaportu, adamın ismine bakmış: "leonardo di caprio", fotoğrafa bakmış, bi zenci, adama bakmış aynı zenci.. bi kaç şaşkın bakıştan sonra öbür masaya seslenmiþ, "Ula Cemal, bu Titanik batmis miydi, yanmis
    miydi????"

    alıntı...

  11. 2007-01-17 #11
    motor calişirken denesene

    --------------------------------------------------------------------------------

    Dünyanın en ünlü kalp doktoru De Bakey'ın arabası bozulmuş, arabasını tamire götürmüş. Tamirci arabasının kaputunu açmış ve De Bakey'e dönerek:
    - "Size birşey soracağım neredeyse ben ve siz aynı işleri yapıyoruz. Mesela ben şimdi itina ile kaputu açacağım bir bakışta problemin nerde olduğunu anlayacağım, kapakçıkları temizleyeceğim, gerekirse kabloları, motor yağını değiştireceğim, hatta çok gerekli ise motoru çıkarıp yerine yenisini takacağım. Söylesenize nasıl oluyorda siz milyon dolarlar kazanıyorsunuz ama ben meteliğe kurşun atıyorum?"
    Bunun üzerine De Bakey tamircinin kulağına eğilmiş ve şöyle demiş:
    - "BUNLARIN HEPSİNİ MOTOR ÇALIŞIYORKEN YAPMAYI DENESENİZE

  12. 2007-01-22 #12
    Tilki ormanda gezmektedir.
    bir ağacın dalında asili bir geyikbudu görür.
    Açtır ama şüphelenir kontrol etmeye baslar ve görür ki bu bir
    tuzak.Geyik budu bir iple bombaya bağlıdır.
    Epeyce uzağa gider ve başını kollarının üzerine koyarak yatar,biraz sonra
    kurt gelir, budu görür ve yatan tilkiyi de tabi... Tilkiye sorar
    "neyapıyorsun dostum"Tilki cevap verir "hiç... yatıyorum" -Burada bir but var Evet var Neden yemedinTilki sakince cevap verir ;
    "BU GÜN ORUCUM"Kurt kendinden emin ;
    "Ben yiyeyim o zaman"Tilki "Buyur afiyet olsun" der.
    Kurt but 'a uzanır uzanmaz bir patlama ortalık toz duman kurt
    yaralı hareketsiz 10 metre uzakta perişan halde yatarken tilki
    sakince budu yemeye baslar.Bunu gören kurt ;
    "LAN SEREFSIZ HANI ORUCTUN"
    Tilki pişkin pişkin ;
    "Biraz önce top patladı duymadın mı ?" der....

  13. 2007-01-31 #13
    >Adamin birisi sehirlerarasi yolcu tasimaciliginda kullanmak üzere
    >>> >Ford minibüs satin alir. Ilk sefere çikacagi gün çok heyecanlidir.
    >>> >Yolculari tepelemeye doldurur ve yola çikar. Fakat minibüsü öyle >hizli
    >>>kullanmaktadir ki minibüsün en arka koltugunda oturan 60 >yaslarinda bir
    >>>ihtiyar amca
    >>> >soföre:
    >>> >-"Yavrum biraz yavas gitsene kaza yapacaksin."
    >>> >deyince soför heyecanla,
    >>> >-"Beybaba sen Ford minibüsü bilir misin?"der.
    >>> >
    >>> >Ihtiyar adam Hayir bilmiyorum" deyince soför " O zaman otur yerinebir
    >>> >daha isime karisma" der.
    >>> >Neyse seyahat bu sekilde devam eder.Ileride keskin bir virajdan 120
    >>> >Km hizla dönünce uçuruma yuvarlanmaktan sonanda kurtulurlar.Bu arada
    >>> >minibüsteki yolculardan orta
    >>>siralarda oturmakta olan orta yasli bir kadin:
    >>> >-"Soför bey rica ederim yavas git, evde çoluk çocugumuz bekliyor"
    >>> >deyince soför kadina "Abla sen Ford minibüsü bilir misin?" deyince
    >>> >kadin "hayir nereden bileyim" der. Soför bunun üzerine" O zaman sus,
    >>> >bana müdahale etme" der. Yola devam ederler.Artik minibüs öyle >süratli
    >>>gitmektedir ki herkesin yüregi agzinda soförün insafa >gelmesini bekler.
    >>>Soförün saginda oturan adam dayanamayip:
    >>> >-"Soför Bey, yavas gitsene canina mi susadin" deyince soför:
    >>>-"Abi sen Ford minibüsü bilir misin?" deyince
    >>> >adam:
    >>> >-"Evet ulan biliyorum ne olacak! der.

    >>> >Bunun üzerine soför heyecan içerisinde

    >>> >-"Iyi o zaman çabuk söyle bunun freni nerede ???

  14. 2007-01-31 #14
    YILDIZLAR

    Kari-koca birlikte tatile çikarlar. Gittikleri yerde kamp kurarlar.
    Tatillerinin ikinci gününün aksami güzel bir yemek yiyip uykuya dalarlar.
    >>>>>>
    Birkac saat sonra kadin uyanir ve kocasini da uyandirir. Adam uyku
    sersemidir; güzel bir rüyadan uyandirildigi icin de biraz kizgindir;

    >>>>>> "Ne oldu? Ne istiyorsun?" diye sorar.
    >>>>>> "Yukariya bak ve bana ne gördügünü söyle."

    >>>>>> Adam gökyüzüne bakar ve cevap verir:
    >>>>>> "Bunun için mi uyandirdin beni?. Baktim iste. Bir sürü yildiz
    görüyorum, isil isil parlayan milyonlarca yildiz."

    >>>>>> Karisi tekrar sorar:
    >>>>>> "Peki, bu sana neyi gösteriyor?"
    Artik iyice uykusu kaçan adam biraz düsünür ve cevap verir:
    >>>>>>"Teolojik olarak Tanrinin kudretini ve kendi acizligimizi görüyorum.
    >>>>>>"Felsefi olarak, evrenin sonsuzlugunu ve onun karsisindaki
    önemsizligimizi görüyorum.

    >>>>>> Astronomik olarak galaksilerin, yildizlarin, gezegenlerin varligini görüyorum. Yildizlarin konumuna bakarak saatin 3 oldugunu,

    >>>>>>Meteorolojik olarak da bugün havanin çok güzel olacagini görüyorum. >>>>>>Niye sordun bunu bana? "

    >>>>>>Kadin dudak büker, küçümseyen bir tavirla sorar :
    >>>>>>"hepsi bu kadar mi ?"

    Iyice kizan adam öfkesini bastirmaya çalisarak :

    >>>>>>"Evet ne olmus, peki sana neyi gösteriyor anlat da bilelim?"

    >>>>>>Kadin gözlerinde inanamayan bakislarla kocasinin yüzüne gürler :

    >>>>>>"Necati, çadirimizi çalmislar !!!!!!"

  15. 2007-02-03 #15
    Bir Amerikali, bir Ingiliz ve bir Iraklikahvede oturmus cay iciyorlar.Amerikali cayini bitirince bardagi havaya firlatmis, silahini cikarip bardaga ates edip parcalamis: 'Bizde bardaklar o kadar ucuzdur ki biz Amerika'da ayni bardakla iki kere cay icmeyiz' Ingiliz de bunun uzerinecayini bitirip bardagi havaya firlatmis ve ates ederek bardagi parcalamis: 'Bizim Ingiliz kumsallarinda bardak yapacak cam icin o kadar cok kumsal vardir ki, ayni bardakla iki kere cay icmeyiz' Bunun uzerine Irakli da cayini bitirmis, bardagi havaya firlatmis, silahini cekip Amerikali ve Ingilizi vurup oldurmus
    'Bagdat'ta bu Ingiliz ve Amerikalilardan o kadar cok var ki, biz ayni adamlarla oturup iki kere cay icmeyiz...'

  16. 2007-02-06 #16
    Baba, ortaokul üçüncü sınıfa giden oğlunun elinde karneyle salona girdiğini görür. "Allah Allah, dönem ne çabuk bitmiş..." diye düşünür ve oğluna seslenir:
    -"Getir bakayım şu karneyi!"
    -"Al baba..."
    Adam karneye bir bakar ki, beden eğitimi ve resim dışındaki tüm dersler zayıf.
    -"Bir dediğini iki etmiyoruz, bilgisayar dedin, bilgisayar aldık, ingilizce kursu dedin ingilizce kursuna gönderdik, gitar kursu, müzik aletleri, ne istersen yapıyoruz. Kız arkadaş uğruna harcadığın çiçek parasının haddi hesabı yok. Ne bu notların hali, rezil şey!"
    -"Baba... O benim karnem değil ki, senin kitaplarını karıştırıyordum, birinin arasında karnelerinden birini bulmuştum..."

  17. 2007-03-12 #17
    Bir kadınla bir adam ayrı ayrı arabalarında giderlerken çarpışırlar. İkisinin de arabası mahvolur ama şans eseri ikisi de hiç yara almadan kurtulur. Arabalarından sürünerek çıkarlar ve kadın adama bakıp:
    "Çok ilginç! Sen erkeksin ben de kadın. Arabalarımız mahvoldu ama ikimize de hiçbir şey olmadı. Bu belki de tanışıp, dost olup, hayatımızın sonuna kadar huzur içinde birlikte yaşamamız için bir işarettir" der.
    Müthiş heyecanlanan adam: "Evet, galiba haklısın" diye cevap verir şaşkınlıkla.
    "Bak, arabam hurdaya döndü ama bir şişe şarap sapasağlam. Bu kesin bir işaret. Bu şarabı içip şansımızı kutlamalıyız" diye devam eden kadın, şarap şişesini adama uzatır. Adam şişeyi alır, açar ve yarısını içip kadına verir. Kadın hemen şişenin mantarını kapatıp adama geri uzatır. Bunun üstüne adam sorar:
    "Sen içmeyecek misin?"
    Kadın cevap verir: "Hayır, ben polisi bekleyeceğim!"

  18. 2007-03-16 #18
    Üç Adam
    Üç adam cennetin kapısında sorgu meleğinin
    karşısında duruyormuş (doğal olarak yeni
    ölmüş adamlar bunlar). İlk adama nasıl öldüğünü
    sormuş melek.
    Adam anlatmış: "Uzun süredir karımın beni
    aldattığından şüpheleniyordum.İş seyahatine
    gitme bahanesiyle evden çıktım ve 2 saat sonra
    haber vermeden döndüm. Karım çıplaktı ve banyodan
    yeni çıktığını söyledi ama ben ona inanmadım çünkü
    saçları kuruydu. Hırsla evi aramaya başladım, kimse
    yoktu, fakat yatak odasının penceresinde iki el
    gördüm. Yarı çıplak ter içinde bir adamdı bu..
    Ellerine vurarak onu aşağı düşürdüm ama çok
    şanslıymış, çiçek tarhının üzerine düştü ve ölmedi.
    Ben de buzdolabını üzerine attım. Adam öldü ama ben
    de kalp krizi geçirdim."
    Sıra ikinci adamdaymış:
    "Şortumu giymiş evimde günlük sporumu yapıyordum.
    Koşu bandını fazla hızlandırmış olmalıyım, birden şerit
    koptu ve beni üzerinden fırlattı, pencereden dışarı
    uçtum. Neyse ki alt katın penceresine tutunabildim.
    Ama manyağın biri beni ellerime vurarak aşağı düşürdü.
    Neyse ki çiçeklerin üzerine düşüp kurtuldum ama sapık
    herif bu sefer de üzerime buzdolabını attı
    ve burdayım işte..."
    sıra üçüncü adamdaymıi:
    "Ben buzdolabının içinde çıplak bir şekilde
    bekliyordum, kendimi burada buldum."

  19. 2007-03-17 #19
    AIDS mi ALZHEİMER mi?

    HASTANEDE TESTLER KARISIR ve ...
    Adamin biri karisinin test sonuçlarini almak üzere doktora gitmis.

    Resepsiyondaki hemsire:
    - Kusura bakmayin beyefendi, ama ufak bir problemimiz var. Karinizin testlerini lab'a gönderdigimizde ayni isimli bir baska bayan da teste gitmis ve hangisi karinizin hangisi diger bayanin emin olamiyoruz maalesef, demis.
    Acik olmak gerekirse sonuçlardan biri kotu digeri ise daha da kotu!

    Adam:
    - "Ne demek istiyorsunuz yani?"
    Hemsire:
    - "Testlerden biri AIDS digeri ise Alzheimer cikti ve hangisi karinizinki birsey söyleyemiyoruz."
    Adam:
    - "Korkunç birsey bu, peki simdi ne yapmaliyim?"
    Hemsire:
    - "Bence, kariniz sehrin göbeginde en kalabalik noktaya birakin...
    Ve eger evin yolunu bulabilirse bir daha da onunla yatmayin..."

  20. 2007-03-18 #20
    Yaşlı ve çirkin bir kadın soluk soluğa karakola gelip şikayetçi olur :

    -Adamın biri beni bir saattir izliyor, kendimi buraya zor attım, galiba sarhoştu memur bey, der.

    Polis çirkin kadını tepeden tırnağa süzüp cevaplar :

    -Galiba değil, besbelli sarhoşmuş, der.

  21. 2007-03-24 #21
    TEMEL BIR YARISMAYA KATILIP KAZANIR, VE KENDISINE BIR
    KITAP HEDIYE EDILIR. KITABIN ADI DA DUZ MANTIK TIR.
    TEMEL HEDIYEYI ALIRKEN SORAR;
    -bu kitapta ne yaziyo?
    -okuyunca ogrenirsin...
    -ben onunla ugrasamam anlat bakiim sen bana?
    -ok bak simdi;senin evinde akvaryum var mi mesela
    -evet var...
    -o zaman icinde su da vardir?
    -evet var...
    -içinde su varsa balik da vardir....
    -evet var...
    -balik varsa hayvanlari da seviyosundur sen?
    -evet....
    -hayvanlari seviyosan insanlari da seversin heralde?
    -evet
    -o zaman senin sevgilin de vardir?
    -evet var
    -yasli gorunuyon o zaman senin karin vardir?
    -evet var..
    -e karin olduguna gore de homoseksuel diilsindir?
    -evet...
    -bak gordun mu?...

    temel cok etkilenir! kitabi alir koltugunun altina eve dogru giderken
    dursun'u gorur... dursun'a sorar;
    -temel o ne?
    -duz mantik kitabi!
    -nasi bisiy bu anlat bakiim...
    -bak simdi;
    -sizin evde akvaryum var mi?
    -yook!
    o zaman sen ****sin........

  22. 2007-04-03 #22
    Tek benmiyim?
    Manevra varmış.Mehmet elde tüfek yerde yatıyormuş.Komutan gelip sormuş :
    -Düşman nden gelirse ne yaparsın?
    Mehmet cevaplamış. Şu yandan, bu yandan, arkadan gelirse, diye tekrar sormuş komutan. Mehmet bunları da cevaplamış.
    Komutan en sonunda :
    -Ya dşman tepeden gelirse? deyince.
    -Bu memleketin tek askeri ben miyim komutanım?

    :bravo:

    Neresinden
    Kore'de Trk Tugayından iki Anadolu'lu asker biraz gezmek için firar ederler.Şehirde bir aşağı bir yukarı dolaşırken inzibat subayı bunları yakalar ve sorar :
    -Hani sizin izin kağıtlarınız?...
    Erler subayı atlatırız umuduyla :
    -Biz Amerikalıyız...diye cevap verirler.Subay durumu anlar, ama hiç bozuntuya vermez :
    -Amerika'nın neresindensiniz? diye sorunca :
    -İçindenik kumandanım!...diye yanıt verirler.

  23. 2007-04-03 #23
    Hakemler Bizde
    Bir devrin tam as ve klas futbolcuları cennette buluşmuş. Cennetin baş meleği de futbol meraklısıymış. Şeytanı çağırtmış :
    -Cennetle cehennem arasında bir maç dzenleyelim ne dersin?
    -Boşuna oynamayalım, biz kazanırız, demiş seytan.
    -Olur mu en iyi futbolcular bizde. Ne kadar da kötü futbolcu varsa sizde.
    Şeytan şeytanca gülümsemiş :
    -Ama bütün hakemler de bizde.
    :bravo:

    Senden Hızlı Koşsam Yeter
    Bir Amerikali ile Japon safari'ye çıkmışlar. Her ikisi de son teknolojik silahlarıda birbirlerine nazire yapmak için yanlarına almışlar. Derken uzakta bir aslan görünmüş. Amerikalı lazer tüfeğini doğrultmuş ve aslana ateş etmiş. Ama karavana. Hemen Japon uydudan yönlendirmeli tüfeğini doğrultup ateş etmiş. Fakat o da karavana. Aslan bizimkileri farkedince üzerlerine doğru gelmeye başlamış. Amerikalı bir yudum viski içip acı sonu beklemeye başlamış. Japon hemen botlarını çıkarıp spor ayakkabılarını giymeye başlamış. Amerikalı sormuş :
    -Ne o, aslandan hizlı mı koşacaksın ?
    -Yoo, senden hızlı koşsam yeter.

  24. 2007-04-06 #24
    KORSAN

    Bir liman barinda bir denizci ve bir korsan sohbet etmekte ve
    karsilikli maceralarini anlatmaktadirlar. Korsanin tahta bacagini, elindeki
    kancayi ve bir gözünü kapatan bandi farkeden denizci sorar:
    "Eee,bacagini nasil kaybettin?"
    Korsan anlatir: "Denzin ortasinda firtinaya yakalanmistik.
    Dev bir dalga beni güverteden aldi götürdü. Adamlarim beni gemiye çekerken
    bir grup köpek baligi ortaya çikti ve aralarindan biri bacagimi
    kopariverdi.."
    "Korkunç..." diye sizlanir denizci "peki o kanca nedir?"
    "Aaa...," diye devam eder korsan, "bir ticaret gemisine aborda olmuştuk
    tabancalar patliyordu, kiliçlar sakirdiyordu. O kargasada elim koptu
    gitti... kimin yaptigini göremedim bile.."
    "Aman Tanrim.. dehset verici bir sey bu.... peki gözünün üstündeki bant
    nedir?"
    "Bir marti geldi ve gözümün üstüne pisledi..." diye cevap verir korsan.
    "Yani gözünü bir kus pisligi mi kör etti demek istiyorsun?" diye merakla
    sorar denizci.. "ama nasil olur?"
    Korsan gayet sakin anlatir: "Kancayi taktiklari ilk gündü, tamam mı..."



    MÜHENDİS-YÖNETİCİ

    Buyuk bir sirketin ust duzey yoneticilerinden biri bir gun Newyork
    uzerinde balonla dolasmaya cikar. Aksilik bu ya kaybolur ve pusulasi da yoktur.
    Inmek icin uygun bir yer ararken bir gokdelenin uzerinde bir adam gorur ve
    alcalarak sorar.
    Pardon! Ben su an neredeyim?

    Adam:
    Yerden 500 feet yukseklikte ve bir balonun icindesin!
    Istedigi cevabi alamayan Yonetici sinirlenerek sorar:
    Sen bir muhendissin degil mi!

    Adam:
    Evet dogru! Nereden bildin?
    Yonetici:

    Cunku basim belada ve sana bir soru soruyorum. Verdigin cevap 100%
    dogru fakat hic bir isime yaramiyor.
    Bunun uzerine Adam:

    Sen de bir yoneticisin degil mi?
    Yonetici:

    Evet! sen nereden bildin?
    Adam:

    Cunku ayaklarin yerden 500 feet yukseklikte, bir balonun icindesin.
    Pusulan yok,kaybolmussun ve berbat bir durumdasin.

    Fakat simdi bu benim sucum oluyor!



    BAKAN

    Bir ülkede bir bakan, kendisini gazetecilere hiç sevdirememisti. Neyapsa
    makbule geçmiyor, basin hergün kendisiyle ugrasiyordu.Nihayet :
    -Öyle bir sey yapayim ki, gazeteciler mat olsun, diye düsündü ve
    ilan etti:
    -Pazar günü saat 10'da bakan denizin üzerinden yürüyerek geçecegim.
    Pazar sabahi saat 10'da tüm basin mensuplari toplandilar orada.
    Bakan geldi ve elinde bastonuyla denizin üzerinde yürümeye
    basladi. Karsi kiyiya kadar da yürüdü geçti.Herkesin gözleri dehsetle açilmisti.
    Fakat ertesi günü tüm gazetelerde su baslik okundu :

    -Bakan yüzme bilmiyor!

    SAY
    Bizim küçük Temel, Okuldan bir türlü mezun olamıyor. En sonunda öğretmen:
    -Oğlum seni imtihan edeceğim. Bilirsen seni mezun edeceğim.
    Temel sevinir, sözlüye kalkar... Hoca:
    -Söyle bakayım Temel, İngiltere'yle Fransa kaç kez savaştılar?
    Küçük Temel:
    -Alti defa savaştiler öğretmenum.
    Hoca:
    -Aferin sana Temel, tebrik ederum, der.
    Küçük Temel, mezun oldum sevinciyle hocaya bakarken, hoca:
    -Peki say bakalım, demez mi?
    Küçük Temel:
    -Bir... İki... Üç... Dört... Beş... Alti.


    TEMEL'İN OĞLU
    Temel'in oğlu küçük Temel, okula gittiğinde öğretmeni sorar:
    -Temel, baban nasıl iyi mi?
    Küçük Temel:
    -Öğretmenum, babam dün akşam banyo küvetine girdi, uyudi kaldi oriya...
    Öğretmen şaşkın:
    -Uyudu mu? Desene sular evi bastı, ev mahvoldu...
    Küçük Temel sakin:
    -Yooo öğretmenum öyle olmadi, çünki babam ağzı açuk uyur...

  25. 2007-04-06 #25
    saga sola laf atan bi denyo , bisIkletli cok guzel bir kiz
    gorur.bu denyo laf atacak ya...
    -bak teker donuyo.
    -(kiz durur ve) o cark sana girse sende donerdin!!!



    bir telefoncuya giren cocuk nakia 3310'lari incelemektedir.
    gulen bir yuzle onu izleyen kasiyere doner ve sorar:
    -abi bunun sarji bi hafta gider mi?
    -sirtinda bi akuyle dolasirsan gider


    galatasaray lisesi'nin senliginde okulda tuvalette bir
    istanbul erkek liseli ile bir galatasaray liseli pisuvarda
    isemektedirler.isleri bittiktensonra galatasarayli lavaboda elini yikarken direk
    cikip gitmeye yonelen istanbul erkekli'ye alayci bir tavirla:
    -sizin okulda isedikten sonra elinizi yikamayi ogretmiyorlar mi?
    istanbul erkekli : -hayir, bizim okulda elimizi degdirmeden
    isemeyi ogretiyorlar



    muhafazakar insanlarin ugradiklari,tellerle cevrili bir
    plaja bikini ile girmek isteyen bir bayani, plajin girisinde bekleyen gorevli
    durdurur ve soyle der bekci: hanfendi bu plaja 2 parcali mayo ile girmek
    yasaktir!!!
    kadin: peki o zaman hangisini cikarayim?
    bekci:........!!!



    iyi gunler 60 saniye icinde finans bank kartina sahip olmak istermisiniz?
    -abi 18 i doldurmadim ben
    -biz doldururuz..

  26. 2007-04-06 #26
    hadi kes l*n!
    - tamam l*n kesiyorum! alllaaaahekbeeeeeeeerr!
    - naapıyosun olm?! ne dedin sen?!
    - allah söyletti l*n! kesemicem ben! böhüüü...
    - l*n defol! g..t lalesi!
    - allah seni bildiği gibi yapsın pis imansız! beynamaz köpek!
    - iyice uçtu bu!...
    - la havle...

    __________________________________________________ _________

    -dur olum kesmiyelim
    -hani kesecektik
    -ne bilim olum bilmiyorum kötü oldum işte kesmiyelim
    -l*n nepçim satanistsin
    -yok abicim ben kesemicem
    -böle olacağını bilseydim gelmezdim senle
    -daha iyi bir fikrim var olum kesince hemen ölüyo o yüzden kötü oldum.en iyisi yakmak.
    -hei?!...

    __________________________________________________ ______

    Bak oğlum ne dicem
    -ne dicen?
    -senin hatun varya onla seni çiftleştirek aYinde
    -nasıl yani
    -oğlum siz sevişin bizde kutlayalım sonra olay bitince kedi kanı içersiniz.
    -la bi si... git ben yapmam öyle herkesin karşısında
    -olm bizbizeyiz bişi olmaz yaw
    -olmaz oğlum benimki işlemez kalabalıkta
    -puhahaha amma yaptın l*n abaza sen deilmisin hatun bi kere bile vermedi diye senin içinde fırsat olur işte.
    -hmm aslında doğru haa
    -hem çocuk olursa onu kurban ederiz.
    -ne diyon oğlum sen ben çocuğumu kestirmem allah korusun şeytan kulana kurşun
    -abi ne diyon ya dinden çıkacan
    -hadi be ne dedim l*n ben

  27. 2007-04-06 #27
    Bu mektubu sana Köşe den yazıyorum.. Seni ne kadar sevdiğimi bilemezsin.Eski günlerimizi
    unutamıyorum.Seninleyken dinlediğimiz Arabada beş evde onbeş şarkısı çalıyor ve ben şuan da o şarkıyı
    dinliyorum.Mazimiz geliyor aklıma.Çok üzülüyorum sevgilim.. Bana verdiğin sözler,ettiğin yeminler,bir türlü
    çıkmıyor aklımdan.. Hani bana söylediğin kaptüsüm lafı var ya,işte o benim hayatımı değiştirdi.Seninle
    geçirdiğim günler geliyor aklıma. 21 yıldır boş yaşamışım. Bana hayatımın en güzel günlerini yaşattın.
    Farkında mısın sevgilim? Bugün beni terk edişinin 5. günü.Sana nalçak diyeceğim ama dilim varmıyor.. Diyemiyorum..
    Bir gün kahvaltı yaparken kafana şeker kasesini fırlatmıştım.Sen de ani bir
    refleksle eğilerek tehlikeyi bertaraf etmiştin ve bana adisin olm sen demiştin.Ama arkasından gelen reçel
    kavanozunu hiç hesaba katmamıştın sevgilim.Yüzünden süzülen reçel ile çok tatlıydın

    Seni her zaman çok sevdim ve sevmeye devam edeceğim.Seni hiçbir zaman unutmayacağım
    Ben yalnızca sana bağlı kalacağım (sen başkasının olsan bile) Beni terk ettiğin gün İşkenbe çorbası almıştım.
    Üzerinde 30 gün içerisinde tüketin yazıyordu.Bugün 55 gün oldu ve ben o İşkenbe çorbası i yedim sevgilim.
    Gerisi Allah'a kalmış.. .Ölürsem seni çok sevdiğimi,senin için Hiç birşeyimi bile feda edeceğimi unutma.
    Bu arada sakın mezarıma gelme!!!

    Son olarak; Bana uzak Allah'a yakın ol ...

  28. 2007-04-06 #28
    Öldüm gümekten )))

    -Dikkat!.. Meteor düşebilir.

    - Lütfen uzaya tükürmeyiniz.

    - Buraya uranyum döken eşektir.

    - Türbeye chip, süper iletken materyal, fiber optik kablo bağlamayınız.

    - Silikon bazlı, display özellikli kaldırırm taşlarının değismesinden dolayı verdigimiz rahatsizliktan ötürü özür dileriz.(Çemişgezek Büyükşehir Belediyesi)

    - Galaktik yol, indirme bindirme yapılmaz.

    - Oy kullananlar lütfen parmaklarınızı radyasyonlu sıvıya istenmeden batırınız.

    - Galaktik yolculuklarda lütfen ışın silahınızı görevli androidlere veriniz.

    - Bina içi ışınlama kabini 4 kişiliktir. 12 yaşından küçüklerin yanlız binmesi yasaktır.

    - Işınlanırken burun karıştırmak bünye kısa devresine yol açabilir.

    - Süpersonik atomik lazer güç üniteli testereyle odun kesilir.

    - Lütfen yerlere chip atmayınız.

    - Seyir halindeyken flymobil tuvalet deposunu boşaltmak yasaktır.

    - Van kedisi ve Sivas kangal köpeğinin klon cihazına sokulması yasaktır.

    - Telepati hattında frekansların sağlıklı işlemesi için yüksek sesle konuşmayınız, geğirmeyiniz

    - Işınlanma odasına evcil hayvanla girmek yasaktır.

    - Buraya çöp döken mutanttır.

    - Galaksi hava boşluğunda sollama yapmayınız.

    - Dikkat azami hız 30 ışık yılı.

    - Trafik uyarı simgelerini ışın tabancasıyla yakmayınız.

    - Lütfen jupiter ayılarına kabuklu yemiş atmayın.

    - Bu bölümde sanal sigara içebilirsiniz.

    - Kapalı yerlerde uranyum ve uranyum ürünlerinin kullanılması TCK xyzkl numaralı yasası gereği yasaktır.

    - Lütfen androide pasonuzu istemeden gösteriniz.

    - Seyahat esnasında güneşe yakın bölgelerde gaz çıkarmamaya özen gösteriniz.

    - Dikkat ! uzay gemisi çıkabilir.

    - Rabotlara hidrolik yağ ikram etmeyiniz.

    - Galaktik yolculuk sırasında insan ve androidlerin ikramlarından almayınız

  29. 2007-04-06 #29
    Belgrad Ormanları'ında bir akşam üstü

    Nihahahah boşuna kıpraşma yavrum.Elimden kurtulamazsın..
    +Bağırmakta fayda etmez. Bu ormanda seni kimseler duyamaz. Sen iyisi mi
    meşhur sözü hatırla ve rahatla.Tecavüz kaçınılmazsa uzan keyfine
    bak..Heheheheh..

    -Sen şimdi bana tecavüz mü edeceksin?

    +Yok nasihat edicem.Tabii ki tecavüz edicem.

    -Eminsin yani.

    +Tabii eminim,artık tecavüz etmek suç bile değil güzelim.Tecavüzü
    ediyorsun,sonra tecavüze uğrayan kız çaresiz seninle evlenmek zorunda
    kalıyor,sen yırtıyorsun.

    -Demek yırtıyorsun? O zaman gel yırt bakalım.Hatta
    sen zahmet etme,ben yırtıyım üstümü başımı.Nasıl olsa yenisini sen
    alacaksın.

    +Ne diyon sen bacım?
    -Bu ayakkabıları da parçalayabilir myiim? Bıktım kaç senedir giymekten.
    +Ohoooo.Amma konuştun ya.
    -Evet ben biraz fazla konuşurum.Şimdiden alışan iyi olur.Malum bir ömür aynı evi paylaşıcaz.Haa bi de unutmadan söyliyim,ben uyurken dişlerimi
    gıcırdatırım,sonra söylemedin deme.
    +Anlaşıldı,sen beni lafa tutup kaçmayı planlıyon ama yemezler.
    -Kim kaçacak?Ben mi ? Bence birazdan sen kaçıcan, müstakbel kocacığım. Önce şunu söyliyim,bizde nişanıda düğünüde erkek tarafı yapar bilesin.Nişanda 3 burma bilezik,bir altın saat,5 metrede altın kordon
    +Ohaaaaa

    -Bence oha joker hakkını hemen kullanma.Çünkü daha düğünde isteyeceklerimi sıralamadım.
    +Ne düğünü ya?
    -Aaaa düğünsüz hayatta evlenmem.Özel gelinlik isterim,ayrıca ablamların o gece giyeceği tuvaletler de bizzat ellerinden öper
    +Ablanlar mı ?
    -Evet bizde adetler böyle.Sen sormadan söyliyim,benim 4 ablam var.Sonra düğün salonda olucak.Havayi fişek gösterisi isterim.5 bilezik isterim,tek taş pırlanta yüzük isterin,yurt dışında balayı isterim,kirada oturmam ev isterim,Italyan mobilya isterim.

    +Yeteeeeerrrrrrr.Bacım ne yaptın ya ?Ben mi sana tecavüz ediyom,sen
    mi bana tecavüz ediyon karıştırdım ha!!Ne bu be ?
    -Valla canın isterse kocacığım.
    +Ne kocası be?

    -Tecavüz edicen ya o bakımdan
    +Tövbe ..Vazgeçtim.Ben aklımı peynir ekmekle yemedim.Tecavüzün cezası kalkmamış aksine artmış. Bundan ala ceza mı olur?! Şu dakikadan itibaren dünya ahiret bacımsın.Kalk yürü eve bırakayım seni.Ulan bi tecavüz etme zevkimiz vardı,onunda içine ettiler, iyi mi ?

  30. 2007-04-06 #30
    yorum yapan herkese rep vermeye calısacam

    yildiz tilbe- seni o sanmistim
    hande yener - uzgunum o kadin ben degilim
    celik - afedersin
    izel - eyvallah


    berksan - opuselim mi
    petek dincoz- git isine
    kenan dogulu- bir kereden hicbirsey olmaz
    gulben ergen- kandiramazsin beni


    celik - benimle evlenir misin
    kayahan - neden olmasin
    gulben ergen- tesekkur ederim
    tan - rica ederim


    bomb - sen hic sevdin mi
    hulya avsar - sevdim
    tarkan - kimdi
    kutsi - sana ne
    i. tatlises - haydi soyle
    sezen aksu - adI bende saklI
    ebru gundes - erkeksen soyle
    seda sayan - o kendini biliyor
    ozcan deniz - yalvaririm


    i . tatlises - sabuha
    a. nur yengi- ay inanmiyorum
    ajda pekkan - o benim dunyam
    petek dincoz- zevksiz sende

  31. 2007-04-06 #31
    Fatih Terim başka birşey temem!


    Adamın biri yarın ölücem demiş. Yarmışlar ölmüş.
    Muhahahauha.


    Seni "engin" sordu, geçen gün.
    - Hangi Engin?
    - Pezevengin
    hahahaa...


    Oğlum hayırlı olsun. Araba almışsın.
    - Evet aldık.
    - Peki niye araba aldın? Kendine alsaydın ya !..


    Adamın biri yerde elli bin lira bulmuş, ayaklı bin lira bulamamış.
    Hohhhhoho....


    A Şık oldum
    B Şık olmadım
    C Hiçbiri... (bu harbi iğrenç!!)


    Berber:
    -"Oğlum sana çok yakışıyor, gel sana güzel bir AMERİKAN KESİM yapalım!"
    -"Yok be hacı! Bir değişiklik olsun, sen en iyisi bana bir KIBRIS RUM KESİMİ
    yap..."
    ehu ehu..


    Abü, duydun mu, 50 kişiyi taramışlar.
    - Yapma ya, nerde?
    - Marketin karşısındaki berberde ehüehü...


    Köfte! yle möfte arasında ne fark vardır?
    cevap: Biri kıymadan yapılır diğeri mıymadan


    Emel'in selamı var!
    - Hangi Emel?
    - HTML

  32. 2007-04-06 #32
    hatce kız kışlıkları çıkardın mı
    +yok bey yazlıklar yeter bize fakir fukara bulup kışlıkları dağıtalım
    -niye gız dellendin mi
    +yok bey televizyon küresel ısınma var diyor heryer ısınıyormuş buzullar bile erimiş.


    +abi küresel ısınma var ya o yalanmış
    -hadi len kim dedi
    +olum bizim fizk profesörü söyledi aslında karesel ısınma varmış


    +abi deli uykum geldi ben biraz uzanayım
    -o zaman küresel ısınma falan yalan
    +ne alaka lan
    - e sen uyayacaksın bide ayılar küresel ısınma yüzünden uyuyamaz diyorlar.


    + küresel ısınma hakkında ne düşünüyorsun?
    - bırak yaa sobanın yerini tutmuyor...


    + evet ayşe, say bakalım mevsimleri.
    - ilkyaz, yaz, sonyaz, yazımsı.
    +afferim evladım. otur beş.


    + abi dondum yaa hava cok soguk, biraz daha odun atsak sobaya.
    - ne odun atması lan ac su camları.
    + abi sacmalama icerisi zaten soguk
    - ac dedim sana
    + tamam acıyorum, actım
    - kapat simdi
    - bi de kuresel ısınma hızını arttırmis diyo bneler
    + abi boşver et gokten altın yagsa bizim basımıza armut duser
    - sorma gitsin kapının onunde meyva kasaları olacaktı kap gel

  33. 2007-04-06 #33
    AY TUTULMASI

    Albay, binbaşıya :
    -Yarın güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir şey değildir. Erleri talim elbiseleri ile talim meydanına getirin de olayı görsünler. Bende orada bulunup kendilerine gerekli bilgiyi verecegim. Şayet yağmur yağarsa, tabii bir şey göremeyiz .O zaman erleri, üstü kapalı talimgaha götürürsün.
    Binbaşı, yüzbaşıya :
    -Albayın emri ile yarın sabah saat dokuzzda güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir olay değildir. Şayet hava kapalı olursa bir şey görülemeyecektir. Bu durumda tutulma, kapalı talimgahta gerekli talim elbisesiyle yapılacaktır.
    Yüzbaşı, teğmene :
    -Albayın emri ile yarın sabah dokuzda taalim elbisesi ile güneş tutulmasının açılış merasimi yapılacaktır. Şayet yağmur yağarsa ki bu durum pek görülen bir olay değildir, Albay kapalı talimgahta gerekli bilgiyi verecektir.
    Teğmen, başçavuşa :
    -Yarın sabah dokuzda hava güzel olursa, talim kiyafeti ile albay tutulacak. Kapalı talimgahta yağmur yağarsa, alayın meydanında manevra yapılacak. Çünkü bu her zaman görülen bir olay değildir.
    Basçavuş, askere :
    -Yarın sabah saat dokuzda kapalı talimgaahta Albayı tutacağız. Sabah hepiniz talim techizat ile hazır olun.
    Askerler kendi aralarında :
    -Yarın sabah bizim basçavus Albayı tutukklayacakmış.

  34. 2007-04-06 #34
    İ Alıştıra Alıştıra

    - Sedat abi baban elmeş..
    - Ne?
    - Baban elmüş
    - Ne diyon be?
    - Baban ölmüş
    - Manyak mısın oğlum, doğru düzgün söylesene
    - Alıştıra Alıştıra söyleyim dedim..
    - s.. tir git lan
    - Alıştın mı?...


    Bayan profesör, solunum olayını sormak amacıyla, sigarasından bir nefes
    çekip öğrencisinin yüzüne üfledi:
    - Söyle bakalım, bu nedir?
    - Terbiyesizliktir efendim...


    Yaşlı bir öğretmen, Fen Bilgisi dersinde kasları anlatıyordu. Bir ara
    öğrencilerden birine şu soruyu sordu:
    - Şimdi ben boks yapsam hangi kaslar çalışır?
    Çocuk sakin sakin cevap verdi :
    - İzleyenlerin gülme kasları öğretmenim!


    Hemsire Doktora,
    "Ne zaman tansiyonuna bakmak için egilsem hastanin nabzi hizlaniyor, tansiyonu yükseliyor.
    Ne yapsam Doktor Bey?"
    "Bu sagliklilik belirtisi Hemsire Hanim. Yakanizi iliklemeniz yeterli."


    Derste hoca sorar:
    _ çocuklarım Allaha günahlarımızı affettirmek için ne yapmalyz?
    uzun bir sessizlikten sonra çocuklardan biri:
    _ ne mi yapmalyız? ilk önce günah işlemeliyiz


    Kadin apandisitten ameliyat olmak üzeredir.
    - Doktor bey, ameliyattan sonra herkes benim yara izimi görecek mi? diye
    sorunca
    Doktor hemen ciddi takir tavinarak,
    - Size bagli efendim.


    şöför çarptığı yayayı teselli eder:
    - şansınız varmış, size çarptığım yer tam doktorun muayenehanesinin karşısı.
    - Yerdeki inleyerek cevaplar:
    - o doktor benim.
    :bravo:

  35. 2007-04-08 #35
    Beşiktaş ekibi istanbula gelir, maç saatine yakın stata girerler.. stata
    takımdan ayrı gelen SERGEN, takımın motivasonunun çok düşük olduğunu
    görür, suratlar asıktır, - Ne oldu neden yüzünüz gülmüyor diye
    sorar. Takım arkadaşlarından biri,
    - Ne olsun böyle bir takımla oynamak zorunda kaldığımız için
    canımız sıkkın, der..
    bunun üzerine SERGEN:
    -Pekala çocuklar, hadi siz gidin kadıköy'ü gezin, ben tek başıma
    sahaya çıkar oynarım, der.. Ve takım çocuklar gibi sevinerek stattan
    çıkıp kadıköyü gezmeye giderler.. Maç başladıktan 10 dk sonra BEŞİKTAŞ
    takımı stata döner, skor; BEŞİKTAŞ 1-Fenerbahçe 0.. e tabi bu durumda
    daha da bir keyiflenirler ve tekrar dışarı çıkar gezmeye başlarlar..
    Maç bittikten sonra stata döndüklerinde, maçın 1-1 bittiğini görürler, FB
    adına Ortega, 85. dakikada bir gol atmıştır.. Takım arkadaşları hemen
    SERGEN E koşarlar ve onu coşkuyla tebrik ederler..
    Ama SERGEN üzgündür. - Özür dilerim arkadaşlar, sizi mahçup ettim, der.
    - olur mu öyle şey, der BEŞİKTAŞ takımı, sen koskoca bir takımla tek
    başına oynayıp yenilmedin, daha ne olsun..
    - Ama, der SERGEN, 12. dakikada kırmızı kart görmüş olmam gerçekten benim

    için utanç vericiydi.

    mysterio tarafından tekrara DÜZENLEMİŞTİR..

  36. 2007-04-08 #36
    Hakim sanığa sormuş:
    -Uluslararası kaçakçılık suçu ile suçlanıyorsun. Tüm deliller aleyhine. Söyleyecek bir şeyin var mı?
    Sanık boynunu bükmüş ve,
    -Aman hakim bey, demiş.. Ben Fenerbahçeliyim. Uluslararası ne gibi bir faaliyetim olabilir ki?

  37. 2007-04-08 #37
    Bir müfettiş,İlköğretim okulu 2. sınıflardan birine teftiş için girer.Arka sıralarda oturan mahçup bir öğrenci müfettişin dikkatini çeker.
    -Kalk bakalım evladım.Alfabemizde kaç harf var söyler misin?
    -Öğrenci 25 der ve başlar harflerin adını söylemeye.Yalnız 4 harfi söylemeden geçer.
    -Müfettiş olmadı,29 harf olması lazım der ve harfleri yeniden söylemesini ister.
    -Öğrenci harfleri tekrar söyler ,sonuç yine aynı.......25...
    -Bu sırada uyanık bir öğrenci söz alır.
    -Öğretmenim o Fenerlidir....U.E.F.A yı bilemez

  38. 2007-04-08 #38
    Un imalatı yapan değirmenci kesinlikle veresiye vermeyeceğim diye kendi kendine karar alıyor. Yanında çalışan işçileri de toplayıp benden habersiz kesinlikle veresiye vermeyin diye uyarmış.
    Bizim uyanık bayan kuaför, beş torba un alarak çalışan işçilere arabaya yükletiyor. Unu arabaya yükledikten sonra, param yok deftere yazın gelecek ay vereceğim demiş.
    İşçiler değirmenci dayıdan korktukları için kesinlikle olmaz deyip, arabanın önüne geçmişler. İlk etapta kaçış yolu bulamayan uyanık kuaför eğirmenci dayınızı çağırın demiş. değirmeci dayıya bir yanda yalvarıyor bir yanda da çarpma senaryosu düşünüyor.
    Yalvarmayla olmayacağını anlayan kuaför kararınıza saygılıyım. Benim araba taksitimin günü yakındı. Taksiti ödedikten sonra aslında borcumu ödeyecektim. O zaman yanıma bir işçinizi verin, unu eve yıkalım birikmiş taksit paramla unun bedelini ödeyeyim. Taksiti ödemenin de çaresine bakarız demiş. Yanına değirmenci dayı işçisini de alarak evine gelmiş. İşçi un torbalarını sırtına alarak kuaförün istediği yere indiriyor. Unun yerini sağlama alan kuaför, veresiyemiz yokmuş! haydi koçum, defolup gidiyor musun; yoksa İmdat sapık var diye bağırayım mı? Der demez garibanım arkasına bakmadan değirmenin yolunu tutuyor.

  39. 2007-04-09 #39
    Hocanın Final Sorusu
    Dört üniversite öğrencisi sabahleyin uyanamayarak matematik finalini
    kaçırırlar, sınav ertesinde hocalarını yakalayıp, zar zor bindikleri
    arabanın lastiği patladığı için sınavı kaçırdıklarına ikna ederler.
    Kadın, yalvarmalarına dayanamayarak, bu dört arkadaşa sınavı 3 gün
    sonra yapacağını söyler.
    sınav günü geldiğinde, matematik hocası bizim dörtlüyü sınıfın dört
    köşesine oturtur. Finali geçmek için de en az 50 almak lazımdır, sınavda da 5 soru vardır. Sayfanın önündeki 4 matematik sorusu basit sorulardır ve her biri 10 puanlıktır.
    Kağıdın arkasındaki soru ise 60 puanlıktır ve de soru aynen şöyledir
    Hangi lastik patladı ??

  40. 2007-05-01 #40
    Adamın biri erkek çocuğun birini görmüş ve demiş ki;"Senin adın ne?Çok tatlı bi çocuksun.Dur dur sen söyleme ben tahmin edeyim ama baş harfini söyle demiş"
    Çocuk ta "Y" demiş.
    Adam başlamış Y ile başlayan isimleri söylemeye çocuğa sordukca çocuk kafasını sağa, sola sallıyormuş adam erkek isimleri saymayı bitirmiş kız isimlerini saymaya başlamış adam soruyor çocuk kafasını sağa,sola sallıyormuş adam sonunda dayanamamış oğlum yeter senin adın ne?demiş.
    Çocukta "yamazan"demiş.

  41. 2007-05-10 #41
    Yaşlı kadın oldukça dini bütün bir insanmış. Her sabah kapısının önüne çıkar ve bağıra bağıra dua edermiş.

    "Allah'ım bize verdiklerin için Sana şükürler olsun." ve ardından her seferinde de yan komşusunun sesi duyulurmuş:

    - "Allah yok kadıııınn Allah yok!!!"

    Yaşlı teyze ne kadar sinirlense de yine her sabah dua edermiş, öteki komşu da inadından her seferinde ona öyle bağırırmış. Neyse bir akşam, komşusu yaşlı teyzeye bir oyun oynamaya kalkmış. Markete gidip bir sürü meyve, sebze, ekmek vs, alıp torbalara doldurmuş, yaşlı teyzenin kapısının önüne bırakmış... Ertesi sabah teyze kapıyı açıp da yiyecekleri görünce çok şaşırmış ve sevinçle bağırmış:

    - "Sana şükürler olsun Allah'ım, bu gönderdiğin yiyecekler için Sana şükürler olsun!"

    Ve ağacın arkasından onu seyreden komşusu seslenmiş:

    - "Allah yok kadıııınnn Allah yok!!! O yiyecekleri ben aldıııımmm!!!"

    Yaşlı teyze hiç istifini bozmamış:

    - "Yüce Allah'ım Sana ne kadar şükretsem azdır!!! Hem bu yiyecekleri göndermişsin hem de parasını şeytana ödetmişsin!!!"

  42. 2007-05-10 #42
    Dünya Türklere Kalacak


    Dünyanın meşhur "think-tank"ları bir araya gelirler. Araştırma konuları önümüzdeki asırda dünyanın hakimi kim olacaktır. Dünya kime kalacaktır. Bilgisayara bütün ülkelerin nüfus yapısından, ekonomiye, eğitimden sağlığa ve siyasetten askeriyeye kadar bütün bilgiler yüklenir. Uzmanlar "Dünya kime kalacak" diye sorularını yazarlar ve "enter"e basarlar. 1 dakika sonra ekranda büyük harflerle cevap görünür:

    "Dünya Türklere kalacak."

    Uzmanlar şoktadır. En nihayet birisi şaşkınlıktan kurtulup, "neden" diye yazar ve "enter" e basar. Bilgisayardan hemen cevap gelir:

    "Bütün milletler uzaya gidecek, böylece dünya Türklere kalacak."

  43. 2007-05-21 #43
    Büyük şirketlerden birinin patronu, bilgisayar sistemleriyle ilgili önemli bir arızanın acilen giderilmesi için bilgisayar mühendislerinden birinin evine telefon etmesi gerekir.
    Adamın evine telefon eder ve karşı taraftan fısıldayan bir çocuk sesi "Alo" der.
    Patron sorar "Baban evde mi?"
    Çocuk fısıldayarak cevap verir "Evet"
    Patron sorar "Onunla konuşabilirmiyim?"
    Çocuk fısıldayarak cevap verir "Hayır"
    Patron şaşırarak "Peki annen evde mi?"
    Çocuk fısıldayarak "Evet"
    Patron , "Peki onunla konuşabilirmiyim?"
    Çocuk yine fısıldayarak "Hayır"
    Patron çocuğun cevapları karşısında şaşırır ve en iyisinin bir büyükle konuşmak olacağını düşünerek sorar,
    "Orada başka kimse var mı?"
    "Evet" der çocuk fısıldayarak , "Bir polis memuru var"
    Mühendislerinden birinin evinde polisin ne işi olduğuna anlam veremeyen adam sorar
    "Memur beyle konuşabilir miyim?"
    "Hayır" der ufaklık, "Şu anda meşgul"
    İyice meraklanan patron: "Neyle meşgul?"
    Çocuk fısıldayarak cevaplar: " Annemle babamla ve itfaiyeci amcalarla konuşuyor"
    Meraklanan ve endişelenen patron , telefondan gittikçe artan bir gürültü duyar "Bu ses de ne? Diye sorar.
    "Bir helikopter" der çocuk, hala fısıldayarak.
    Panikleyen patron: "Neler oluyor orada" diye sorar
    Çocuk hala fısıldayarak: "Arama kurtarma timi geldi"
    Patron endişeli ve neler olduğunu bilmemenin kızgınlığı içinde: "İyide neyi arıyorlar"
    Küçük çocuk hala fısıldayarak ve kıkırdayarak cevap verir "Beniiiii

  44. 2007-05-23 #44
    Tabi çoğunun ruh halini araştırmak lazım nie yaptı bunu belkide annesi babası onunla hiç ilgilenmiyordu oda acıların çocuğu garibim bi saklanıyım da bakıyım neler oluyor dedi:D
  45. 2007-05-23 #45
    Coq Guseldi saoalsın..!

    Arkadasın da deDiği gibi PsikolOjik bunalım Olabılır

  46. 2007-05-24 #46
    Alıntı:
    playmanters Nickli Üyeden Alıntı
    Coq Guseldi saoalsın..!

    Arkadasın da deDiği gibi PsikolOjik bunalım Olabılır


    çocuklar bunalıma girmes..
    biyolojik yapıları böyle bişiyle bağdaşmas..(blug çağı sendrmuna kadr yane) dikkat çekmek amaçlıdır belki.. süper bi fıkraydı ama :D:D
    bende 16 sene evin tek çocuğu olduktan sonra üçüz kardeşlerimn olcağını öğrendiğimde bu tip şeyler düşünmüştüm:D:D

  47. 2007-05-29 #47
    Uğursuz Kadın :D
    Cafer komadadır. Yanında ise karısı... Cafer'in gözleri nemli, kısık sesiyle karısına doğru bakar ve konuşmaya başlar:
    "İlk işten kovulduğum zaman yanımda idin. İflas ettiğim gün oradaydın. Vurulduğum zaman ilk gözümü açtığımda seni gördüm. Trafik kazası geçirdiğimde hastanede hep başucumdaydın...
    Karısı takdir edilmenin mutluluğunda tabi.
    "Şimdi komadayım yine başucumdasın. Sonunda anladım ama, çok geç oldu; yahu sen ne uğursuz karısın"



    Annem Gel Dedi..


    İlkokul öğretmeni sınıfta Cennet'e gitmek isteyenlerin ellerini kaldırmalarını ister. Yalnız Temel'cik elini kaldırmayınca merak eder ve sorar,
    - Sen gitmek istemiyor musun?
    - İster idum ama anacığım okuldan sonra hemen eve gel dedü..


    Temel Millet Vekili :D


    ßirgün bizim temel millet vekilleri ile uçağa biner başlarlar birşey sallamaya birinci millet vekili şurdan on milyon atsam biri bulur ve bir kişiyi sevindiririm ikinci millet vekili ben yirmi milyon atsam iki kişi bulur ve ikikişiyi sevindirimiş olurum üçüncü dördüncü derken hepsi birşey sallar sıra temele gelir temel düşünür ve ULAN BEN BURDAN HEPİNİZİ ATSAM YETMİŞ MİLYON SEVİNİR NEDİYORSUNUZ LAN

    Güncelleme : 2007-05-29
  48. 2007-06-03 #48
    Gelin kaynana karşı karşıya oturmuşlar, kaynana "gelin sen daha yenisin

    birbirimizin huyunu suyunu oturup konuşarak anlayalım" demiş.

    Gelin:

    - Tabii anne, konuşalım.

    Kaynana "aman kızım, benim üç halim vardır, dikkat et" demiş:

    - Saçıma gül takmışsam; neşeli olurum. Her yola gelirim. Kulağımın arkasına gül

    takmışsam havamda olmam. Çok ısrarcı olma. Eğer ki yakama gül takmışsam

    sakın etrafımda dolaşma, çok sinirli olurum.

    Gelin, kaynanası lafını bitirince "bak anne" demiş:

    - Benim halim malim yoktur. Bacak bacak üstüne atarım, sigaramı yakarım, sen

    gülü nerene takarsan tak, ben keyfime bakarım!


    ehuehuehu.. bu tam benlik bi fıkraymış beh :D:D

  49. 2007-06-03 #49
    Fare bir peynir kokusu duyup, kafasını dışarı uzatmıştı. Fakat bunun kedinin bir

    tuzağı olabileceğini düşünüp dışarı çıkmadı. Bekledi ve biraz sonra "miyav" diye

    bir ses duydu. Ertesi gün de peynir kokusunu aldı ve "miyav" sesini duydu,

    yerinden çıkmadı.

    Sonraki gün "havhav" diye bir ses duydu ve kedinin ortalarda olmadığını

    anlayarak dışarı çıktı. Çıkmasıyla pençe yemesi bir oldu. Kedinin tuzağına

    düşmüştü. Kedi yerde baygın yatan fareyi yanındaki yavrusuna gösterip açıklama

    yaptı:

    "Bak yavrum, sana dememiş miydim, ikinci dil gibisi yok diye..

  50. 2007-06-03 #50
    çok aklıllı bu gelin.kaynana bundan sonra çiçekleri hep yakasına takar :D:D:D
  51. 2007-06-04 #51
    Adamın biri, bir gün ağacın altında namaz kılıyormuş. Ağaçta bulunan başka biri de onu izliyormuş. Namazını bitiren adam daha sonra namazının kabul olması için Allah'a dua etmeye başlamış. - "Allahım sen namazımı kabul et." Ağaçtaki adam: - "Etmem", diye cevap vermiş. Adam şaşırmış. Tekrarlamış: - "Allahım sen kıldığım namazı kabul et." - "Etmem." Adamın şaşkınlığı iyice artmış. Yine: - "Allahım sen namazımı kabul et", demiş. Ağaçtaki adam tekrar: - "Etmem", deyince adam sinirlenmiş. - "Etmezsen etme. Zaten abdestsiz kılmıştım."
  52. 2007-06-10 #52
    Erimeyen şey

    Evvel zaman içinde bir Kral yaşarmış ve Kralın güzeller güzeli bir kızı varmış... Prenses

    Ancak ortada ciddi bir sorun varmış

    Prensesin dokunduğu herşey eriyormuş.
    Her ne olursa olsun;
    metal,
    tahta,
    plastik
    her dokunduğu şey eriyormuş.

    Bundan dolayı bütün erkekler ondan korkar, hiçkimse onunla evlenmek istemezmiş.
    Kral çaresizmiş.
    Kızına nasıl yardımcı olacağını bilemiyormuş?

    Ülkenin bütün kahin ve sihirbazlarını bir araya toplayım soruna çözüm getirmelerini istemiş.
    Kahinlerden bir tanesi Krala,

    "Kralım , kızınız elinde erimeyecek bir şeye dokunacak olursa bu lanetten kurtulacaktır." demiş

    Kral bu habere çok sevinmiş.

    Ertesi gün tüm ülkede bir müsabaka ilan edildi.
    Her kim, prensesin elinde erimeyek bir nesne getirir ise, o prenses ile evlenecek ve Kralın bütün servetinin varisi olacaktır.

    Sadece üç genç Prens meydan okuma cesaretini göstermiş.

    Birinci Prens Titanyumdan yapılmış çok sert bir kalkan getirmiş. Nafile, Prenses dokunur dokunma eriyivermiş.

    Prens üzgün bir şekilde ordan ayrılmış.

    İkinci Prens, elmasın dünyadaki en sert nesne olduğunu ve erimeyeceğini düşünerekten devasa bir elmas getirmiş. Yine nafile, Prensesin bir dokunuşu ile eriyip gitmiş. Oda boynu bükük ve hayata küskün ayrılmış ordan.

    Üçüncüsü Prensese yaklaşıp, "Elinizi cebime sokup içinde ne olduğunu hissedin demiş." Prenses söyleneni yapmış, kıpkırmızı olmuş. Hissettiği şey çok sertti. Elinde tutuyordu ve.... erimemişti!!!

    Kral çok mutlu olmuştu.
    Krallığındaki herkes çok mutlu olmuştu.
    Böylelikle üçüncü Prens Prenses ile evlendi ve hayatlarının sonuna kadar mutlu olarak yaşadılar.



    Soru:
    Prensin pantolonundaki nesne ne idi?

    (cevap için aşşağıya bakın)
































    Tabii ki M&M's çikolataları idi. Onlar ağızda erir, elde değil.


    Sen ne düşünmüştün?:D

  53. 2007-07-04 #53
    Kutsal Şeyler

    İki sevgili oturmus konusuyorlardi. Genç kiz,
    - Inan bana sevgilim, sen hayatimdaki ilk ve son erkeksin. Erkek, kizin saçlarini oksayarak cevap verdi,
    - Beni buna inandirmak senin elinde.
    Kiz biraz düsündü, sonra heyecanli sekilde anlatmaya devam etti,
    - Bak, hayatimin en kutsal seyi üzerine yemin ederim ki, söylediklerim dogrudur.
    Adam meraklandi,
    - Peki hayatinin en kutsal iki seyi nedir sevgilim?
    Kiz ayni hizla cevap verdi,
    -Çocuklarim tabii ki...

  54. 2007-07-04 #54
    GÜRÜLTÜ
    nasrettin hocanın komşusu bir gün hocaya gelmiş :ya hoca dün sizin evden çok gürültü geliyordu hayırdır demiş.hocada: bizim hanımla biraz tartıştık .oda kaftanımı merdivenlerden aşağı yuvarladı demiş.komşusu şaşırmış:ya hoca hiiç kaftan okadar ses çıkarır mı ama çok gürültü vardı demiş.hocada :ee o kaftanın içinde bende vardım demiş

  55. 2007-07-24 #55
    sibel kekilli annesine:Anne beni isteyen olmadı mı hiç?demiş Annesi de :seni ne mühendisler,ne doktorlar,ne avukatlar istedi de ben vermedim. demiş. sibel de annesine:korkma anne ben hepsine verdim:D
  56. 2007-07-24 #56
    hepsi çok komik buda benden
    Karne



    Baba, ortaokul üçüncü sınıfa giden oğlunun elinde karneyle salona girdiğini görür. "Allah allah, dönem ne çabuk bitmiş..." diye düşünür ve oğluna seslenir:
    -"Getir bakayım şu karneyi!"
    -"Al baba..."
    Adam karneye bir bakar ki, beden eğitimi ve resim dışındaki tüm dersler zayıf.
    -"Bir dediğini iki etmiyoruz, bilgisayar dedin, bilgisayar aldık, ingilizce kursu dedin ingilizce kursuna gönderdik, gitar kursu, müzik aletleri, ne istersen yapıyoruz. Kız arkadaş uğruna harcadığın çiçek parasının haddi hesabı yok. Ne bu notların hali, rezil şey!"
    -"Baba... O benim karnem değil ki, senin kitaplarını karıştırıyordum, birinin arasında karnelerinden birini bulmuştum..."

  57. 2007-07-24 #57
    Bir müfettiş akıl hastanesini geziyormuş. Bahçeye gelince delilerin ağaçta asıldığını ama birinin yere yattığını görünce yatana sormuş .
    -Neden ağaca çıktılar, demiş. o da :
    -Armut sanıyorlar kendilerini, demiş.
    Müfettiş :
    -Sen armut değil misin?, demiş. o da hayır ben olgunlaşıp yere düştüm demiş.

  58. 2007-07-25 #58
    Ekonomik kriz yüzünden büyük para problemi
    olan Temel, çocuk kaçirip fidye istemeye karar vermis. Sehrin büyük bir parkinda çocugun birini gözüne kestirmis Önce bir not yazmis : Çocugunu kaçirdim. Bunu yaptigim için üzgünüm ama kusura bakma
    çünkü gerçekten paraya ihtiyacim var.
    Yarin sabah saat 7'de
    falanca parktaki filanca agacin altina bir siyah çantada 5 milyar getir
    Imza: Laz
    Çocugun yanina gitmis, notu çocugun ceketinin iç cebine koyup, dogruca
    evine gitmesini ve notu babasina göstermesini söylemis.. Ertesi sabah
    parka geldiginde söyledigi agacin altinda,söyledigi renkteki çantada
    içinde 5 milyar olan emaneti bulmus.
    Paralarin yaninda bir de not varmis :
    'Paran purada ama bir Laz hemsehrisine nasil peyle bir sey yapar inanamayrum.' inanamayrum.'

  59. 2007-08-21 #59
    Matematik profesörü esine bir faks göndermis:

    > > > >"Sevgili karicigim; 54 yasina geldin, bildigin gibi bazi
    > > ihtiyaclarimi artik karsilayamiyorsun. Esim olarak seninle mutluyum ve
    > > sana hic yalan söylemedim. Bunu da sana anlatinca anlayisla
    > > karsilayacağindan eminim. Bu gece 18 yasindaki asistanimla Büyük Otelde
    > > kalacagim. Gece yarisindan
    > > >evvel
    > > > >gelirim.
    > > > >KOCAN"
    > > > >
    > > > >Adam eve dönünce yemek masasinin üzerinde bir not bulmus:
    > > "Sevgili kocacigim; Sen de 54 yasindasin . Bu notu aldiginda ben de
    >Deniz
    > > Otelde
    > > >18
    > > > >yasinda bir delikanliyla birlikte olacagim. Sen ki matematikcisin
    > > bu isi cok iyi bilirsin. 18, 54 ün icinde üc kere ama; 54, 18 in icinde
    > > kac kere???.
    > > > >Bilmem anlatabildim mi? Onun icin sen bu gece beni bekleme yarin
    > > görüşürüz.
    > > > >KARIN''

  60. 2007-08-25 #60
    Azrail temelin yanına gelir ve kardeş vaktin tamam hadi gidelim der.

    Temel de uyanık ya yalvarır bana 5 yıl süre ver ondan sonra gel al canımı azrail tamam der temel de kendi kendine pilot olursam beni havada yakalayamaz derken 5yıl sonunda azrail pilot temelin yanına gelir ve vakit doldu gidelim der

    temelde şimdi canımı alsan arkada 300 yolcu var onlar ne olacak der

    azrail : oglum hepinizi bir araya getirene kadar anam ağladı zaten

  61. 2007-08-25 #61
    CIA ve MİT hangi istihbarat örgütünün daha iyi olduğu konusunda bahse girmişler. kurallar belirlenmiş. ormana bi zürafa salınacak, saklanması için iki gün süre verilecek , bu sürenin sonunda zürafayı en kısa sürede bulup yakalayan taraf bahsi kazanmış olacak.

    herşey hazırlanır, zürafa ormana bırakılır, iki gün sonra önce cia ajanları aramaya başlar. uydu fotoğrafları, termal kameralar, ormandaki ajanlar vs vs derken iki saat içinde zürafa elleri kolları bağlı , paket şeklinde tutuklanarak getirilir.

    sıra mit'e gelmiştir. zürafa tekrar ormana bırakılır, iki gün sonra mit ajanları aramaya başlarlar. bir sat geçer, iki saat geçer, beş saat geçer ses yok. bir gün olur ses yok. ikinci günün sonunda karga tulumba vaziyette ağzı gözü patlamış, kafası kolu kırılmış, hertarafı mosmor bir fil jürinin karşısına getirilir.
    "işte zürafayı yakaladık" der mit ajanı.
    jüri şaşırır.
    "bunun neresi zürafa yahu, basbayağı fil bu" der.
    fil bunu duyar duymaz ağlamaya başlar ve.
    "abi ne alakası var ne fili , anam avradım olsun zürafayım ben" der

  62. 2007-08-28 #62
    Kadının birisi bir gün yolda yürürken azraille karşılaşmış.
    Korkup hemen yalvarmaya başlamış: Ne olursun benim canımı alma daha çok gencim.
    Azrail de demiş ki: Korkma ben senin canını almaya gelmedim. Senin canını 50 yıl sonra alacağım.
    Bunun üzerine kadın çok sevinmiş ve soluğu bir güzellik salonunda almış orasını burası yaptırmış,minileri çekmiş saçlarını boyatmış bambaşka bier afet olmuş hemen kendini sokağa atmış.
    tam karşıya geçerken bir araba çarpmış ve kadın ölmüş
    kadın azraili karşısında görünce hemen sormuş:Hani benim canımı 50 yıl sonra alacaktın?
    Azrail: aaaaaaaaaa o senmiydin vallahi tanıyamadım demiş.

    Güncelleme : 2007-08-28
  63. 2007-08-29 #63
    KIRIK FİDAN

    Şanlıurfa'nın bir kazasında belediye, ilçe merkezine fidanlar diker. Ertesi gün, bazı fidanların kırıldığı görülür. Ve belediye hoparlöründen söyle bir anons yapılır:
    "Dikkat!.. Dikkat!.."
    -Belediyemizin diktiği ağaç fidanlarını kıran, heyvansa, zaten heyvandır. Çocuksa, heyvan çocugidir. "Yok Eger büyükse, heyvan ogli heyvandir."

  64. 2007-08-29 #64
    İŞLETMECİ Mİ ? MÜHENDİS Mİ ?

    Üç işletmeci ve üç mühendisin iş icabı trenle bir seyahate çıkmaları gerekir. Tren garına giderler. Üç işletmeci 3 bilet aldığı halde mühendisler tek bilet alır. İşletmeciler bunun sebebini sorduklarında mühendisler, "bekleyin ve görün," derler. Trene binerler ve tren hareket ettikten bir süre sonra üç mühendis kalkıp hep beraber trenin tuvaletine girerler. Biraz sonra kondüktör gelir ve üç işletmeciden üç bileti alır.
    Tuvaletin önünden geçerken kapıyı tıklatıp, "bilet lütfen," der. Kapı açılır ve bir el bileti uzatır. İşletmeciler bunu görürler. Taktiği kapmışlardır. Dönüş yolculuğu için yine gara giderler. İsletmeciler bu sefer tek bilet almışlardır. Mühendisler ise hiç bilet almaz. İsletmeciler yine şaşırıp sebebini sorduklarında mühendisler yine bekleyip görmelerini söylerler. Bir süre sonra yolculuk başlar.
    Önce işletmeciler kalkıp bir tuvalete girer. Ardından da mühendisler karşısındaki tuvalete. Kondüktörün gelmesine yakın bir mühendis çıkıp karşı kapıyı tıklar ve "bilet lütfen," der.
    Açılan kapıdan bir el bileti uzatır. Bileti alan mühendis diğer tuvalete geri girer

  65. 2007-08-29 #65
    KUNDURAMA KUM DOLDU

    Hakimin biri evine giderken inşaatın yanından geçiyordu. İnşaat kumu fazla yayılmıştı ve üzerinden yürürken ayakkabısına kum dolduğunu far ketti. Kumu boşaltmak için oradaki elektrik direğine elini dayayarak ayakkabısını çıkardı ve kumu boşaltmak amacıyla sallamaya başladı. Bu arada inşaatı terk etmek üzere olan inşaat işçisi direğe dayanmış titreyen adamı görünce elektrik çarptığını sandı ve yardım etmek istedi; fakat insan vücudu iletken olduğundan onu da çarpacağını düşündü ve eline bir kürek geçirerek adamı elektrik direğinden ayırmak için küreği beline indirdi.
    Sonuç: Kırık-çıkık, vs.

  66. 2007-08-29 #66
    SAĞIRIN HASTA ZİYARETİ
    İyi kalpli sağır adam, bir gün komşusunun hasta olduğunu öğrenir. Kendi kendine komşum hastalanmış onun ziyaretini yapmam, hal ve hatırını sormam lazım. Ama ben sağı bir adamım, ada hasta sesi çıkmaz. Zaten hastaya malum şeyler sorulur, malum cevaplar alınır. Ben nasılsın diyeceğim, o iyiyim teşekkürler diyecek. Ne yiyorsun desem, elbet de bir yemek ismi söyleyecek, bende afiyet olsun derim. Doktorlar dan kim geliyor diye sorarsam bir doktor adı verecek, bende iyi doktor derim olur biter, diye düşünür ve birkaç gün sonra hastayı ziyarete gider. Baş ucuna oturur.
    - Nasılsınız ? diye soru sorar. Hasta inleyerek;
    - Ölüyorum ! der. Sağır adam;
    - Oh, oh çok memnun oldum diye karşılık verir, hasta;
    - Bu ne demek adam ölümüme memnun oluyorsun diye kızar tekrar sağır adam sorar;
    - Ne yiyip içiyorsunuz ? hasta kızgınlıkla;
    - Zehir der. Sağır onun bir yemek istediğini sorarak;
    - Afiyet olsun diye karşılık verir, hasta büsbütün çileden çıkmıştır. Sağır adam sormaya devam eder;
    - Tedavi için doktorlardan kim geliyor ? hasta;
    - Hadi be defol Azrail geliyor diye cevap veriri. Sağır;
    - Çok bilgin, tecrübeli bir doktor. İnşallah yakında bir çaresini bulur, deyince dayanamaz;
    - Kahrol diye bağırır. Sağır adam ise komşuluk hakkını yerine getirdiği için çok memnun ayrılır.

    Güncelleme : 2007-08-29
  67. 2007-08-31 #67
    Albay, binbaşıya: -Yarın güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir şey değildir. Erleri talim elbiseleri ile talim meydanına getirin de olayı görsünler. Ben de orada bulunup kendilerine gerekli bilgiyi vereceğim. Şayet yağmur yağarsa, tabii bir şey göremeyiz. O zaman erleri, üstü kapalı talimgaha götürürsün. Binbaşı, yüzbaşıya: -Albayın emri ile yarın sabah saat dokuzda güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir olay değildir. Şayet hava kapalı olursa bir şey görülemeyecektir. Bu durumda tutulma, kapalı talimgahta gerekli talim elbisesiyle yapılacaktır. Yüzbaşı, teğmene: -Albayın emri ile yarın sabah dokuzda talim elbisesi ile güneş tutulmasının açılış merasimi yapılacaktır. Şayet yağmur yağarsa ki bu durum pek görülen bir olay değildir, Albay kapalı talimgahta gerekli bilgiyi verecektir. Teğmen, başçavuşa: -Yarın sabah dokuzda hava güzel olursa, talim kıyafeti ile albay tutulacak. Kapalı talimgahta yağmur yağarsa, alayın meydanında manevra yapılacak. Çünkü bu her zaman görülen bir olay değildir. Basçavuş, askere: -Yarın sabah saat dokuzda kapalı talimgahta Albayı tutacağız. Sabah hepiniz talim teçhizat ile hazır olun. Askerler kendi aralarında: -Yarın sabah bizim başçavus Albayı tutuklayacakmış.
  68. 2007-08-31 #68
    Üç adam ölür ve cennete giderler. Sorgu meleği birincisine sorar, "Seni cennete yollamadan önce sana bir sorum var: Karına karşı sadık oldun mu?" Adam yanıtlar; "Evet, asla bir başka kadına bakmadım." Sorgu meleği, "Şuradaki Rolls-Royce'u görüyor musun? O senindir. Cennetteyken kullanabilirsin.." Sorgu meleği ikinci adama da aynı soruyu sorar ve şu cevabı alır; "Bir kez karımı aldattım ama bunu ona itiraf ettim. Beni bağışladı ve mutlu yuvamızı kurtardık." Bunun üzerine sorgu meleği, "Şuradaki Mercedes'i görüyor musun? Cennetteyken onu kullanacaksın.." der ve üçüncü adama da sorar, "Karını hiç aldattın mı?" Adam yutkunur ve şöyle der; "itiraf edeyim ki; bulduğum her kıza asıldım ve her fırsatta onlarla yattım, birçoğu ile beraber oldum. Üzgünüm." Sorgu meleği; "Ehh" der, "Ama temelde iyi bir adamsın. Şuradaki eski vosvos'u görüyor musun? Cennette onu kullanacaksın." Bunun üzerine üç adam vedalaşır, arabalarına atlar ve kendi yollarına giderler. Birkaç hafta sonra ikinci ve üçüncü adam birlikte gezerlerken barın önünde birinci adamın Rolls-Royce'unu görürler. Bara girdiklerinde adamın perişan bir halde, etrafındaki boş şişelerin arasında salya sümük oturduğunu görürler ve şaşırırlar. "Heyy! ne oldu sana?" der ikinci adam, "Cennettesin, altında bir Rolls-Royce var, hersey mükemmel ama sen niye bu haldesin?" "Bugün karımı gördüm!" der birinci adam. Diğerleri; "Aaaa! ne kadar güzel, peki derdin nedir?" diye sorarlar. Adam içini çekerek konuşur, "Kaykay'la dolaşıyordu..."
  69. 2007-08-31 #69
    Bir devrin tüm as ve klas futbolcuları cennette buluşmuş. Cennetin baş meleği de futbol meraklısıymış. Şeytanı çağırtmış: -"Cennetle cehennem arasında bir maç düzenleyelim ne dersin?" -"Boşuna oynamayalım, biz kazanırız", demiş şeytan. -"Olur mu en iyi futbolcular bizde, ne kadar da kötü futbolcu varsa sizde..." Şeytan şeytanca gülümsemiş: -"Ama bütün hakemler de bizde..."
  70. 2007-08-31 #70
    Bir gün yolda yaya giden bir bektaşinin önüne bir atlı çıktı: - "Baba" dedi, "bir müşkülüm var. Beni aydınlatır mısın?" Bektaşi yanıt verdi: - Elimden gelen bir şeyse, hay hay oğlum. - Şunu öğrenmek istiyorum: Şu anda Allah ne yapıyor? Sualin münasebetsizliğine içerleyen derviş, hiç belli etmemiş: - Yanıt veririm ama bir şartla, sen o attan in, ben bineyim. - Neden? - Böyle yüksek bir suale yüksekten yanıt vermek gerekir de ondan! Adam attan inmiş, Bektaşi binmiş. Adam: - "Hadi" demiş "söyle bakalım. Allah şimdi ne yapiyor?" Bektaşi: - "Ne yapacak" demiş, "atı senin gibi bir budalanın elinden alıp, benim gibi bir akıllıya veriyor". Ve çalakamçı uzaklaşmış.
  71. 2007-09-02 #71
    5 yolcu 4 paraşüt

    Bir gün bir uçakta 5 yolcu seyahat ediyorlarmış. uçak birden düşmeye başlamış. yolcular panik içinde paraşütlere koşmuşlar ama uçakta 4 paraşüt varmış.

    ilk yolcu ben Ronaldoyum. dünyanın en iyi futbolcusuyum. dünya futbolunun bana ihtiyacı var ve bu kadar hayranım varken ölmemeliyim demiş ve ilk paraşütü almış ve atlamış.

    ikinci yolcu ben Hilary Clinton. ben amerikanın eski başkanının karısıyım. new york senatörüyüm ve gelecekte başkan olma yolunda çok şanslıyım benim de ölmemem gerekiyor demiş ve ikinci paraşütü alıp atlamış.

    üçüncü yolcu ben George Bushtum. amerikanın başkanıyım ve dünyanın sorumluluğunu taşıyorum. bunun yanısıra amerikanın gelmiş geçmiş en zeki başkanıyım ve ölümümle vatandaşlarımın geleceğini tehlikeye atamam demiş ve üçüncü paraşütü sırtlayıp atlamış.

    dördüncü yolcu Papaymış ve beşinci yolcu olan küçük çocuğa şöyle demiş. ben çok yaşlıyım. hayatım boyunca iyi bir insan ve iyi bir rahip olarak geçirdim. son paraşütü sana vermeliyim ki hayatının geri kalanını yaşayasın demiş.

    çocuk cevap vermiş. telaşlanma yaşlı adam ikimize de paraşüt var. amerikanın en zeki başkanı paraşüt yerine benim okul çantamı aldı.


  72. 2007-09-12 #72
    Sevgili arkadaşlar,
    Mübarek Ramazan geldi, hoş geldi, sefalar getirdi… Sadece mide orucu değil, yani sadece açlıktan ibaret değil, gönüllerimizi, gözlerimizi, dillerimizi ve diğer bütün azalarımızı dinlendirip, gönüllere huzur, kalplere sürur veren, bedenimizi her bakımdan revizyona sokup büyük oranda yenileyen Ramazan ayının bütün delinetçiler.net üyelerine hayırlar getirip, sağlıklı ve sıhhatli bir şekilde Ramazan Bayramına eriştirmesini yüce Allah'tan niyaz ediyorum…
    Bu sözleri söyledikten sonra da birazcık tebessüm ettirebilmek adına bir Bektaşi fıkrası gönderiyorum…
    Hayırlı Ramazanlar…

    Dinin Kıymeti

    Ramazanda oruç nedir bilmeyen Bektaşi ye etrafında bulunan ahali sitem kar bir şekilde konuşarak gururunu incitme noktasına kadar götürürler işi. Derler ki;
    -Ya hu bunca yaşın adamı oldun, saçın sakalın bembeyaz oldu hiç Allah'tan korkmaz mısın sen? Seni Allah'tan korkmaz, kuldan utanmaz… Yuh sana…
    Bu duruma çok içerleyen Bektaşi tenha bir yerde kendi kendine kızar, "adamlar haklı be, koskoca adam olan ben, bu yaşıma kadar oruç tutmadım, etrafıma da kötü örnek oluyorum… En iyisi bu gece sahura kalkıp niyetleneyim…" Diye karar verir ve gece sahura kalkıp oruca niyetlenir… Sabah kalkar uykudan ama midesinin açlıktan kazındığını şimdiden hissetmeye başlamıştır. Aç karnına uyuyamaz da. Çıkıp biraz hava alayım hem de vakit geçsin diyerek İstanbul sokaklarında gezmeye başlar. Açlık son noktasına kadar gelmiş, adeta midesi kemiklerine yapışmıştır, ki Sultanahmet meydanında gözüne bir şeyler ilişir. Emin olmak için iyice dikkatli bakar, yanılmamıştır. Bir ağaç gölgesinde dört tane adam yere yaydıkları yaygının üzerine koydukları mevsim sebze ve meyvelerini o kadar iştahla yemektedirler ki…Birden gözü döner ve hışımla yanlarına gidip;
    - Bre zındıklar! Hepiniz koca koca adamlarsınız, bu kadar kimse oruçlu iken siz ne halt etmeye buraya oturup mübarek Ramazan günü herkesin içinde utanmadan yemek yiyorsunuz?
    Utanmadınız mı hiç ha?
    Bektaşi nin bu çıkışına hayretli bakışlarla bakan adamlardan biri;
    - Bak hemşerim, der. Bir kere burası göz önünden uzak bir yer ve özellikle görmek istemeyenlerin dışında herkes göremez… İkincisi de biz Hıristiyan'ız, size farz olan otuz Ramazan orucu bize farz değil, o yüzden oruçlu değiliz, bilmem anlaşıldı mı?

    Bektaşi bu duruma o kadar şaşırır o kadar şaşırır ki, ne diyeceğini bulamaz bir türlü… Özür dilese olmayacak, kızmasa olmayacak… Karnı zaten zil çalıyor, iftara daha bir sürü saat var. Güneş cayır cayır yakıyor, susuzluktan dili damağına yapışmış, öfkeyle elini kaldırıp güzel bir nasihat eder;
    - Ulan hemşerim, dininizin kıymetini bilin be!...

  73. 2007-09-13 #73
    Adam ÖlÜr Ve ÖbÜr DÜnyada Sorgusu BaŞlar :

    - HİÇ İÇkİ İÇtİn Mİ ?
    - Aman Efendİm ...
    - Kumar Oynadin Mi?
    - Aman Efendİm...
    - Kadinlarla Aran Nasildi?
    - Aman Efendİm Ben Kİm Çapkinlik Kİm..

    Cebraİl Ordan DÖnÜp BaĞirir :

    - Ordan Bİr Çİft Kanat Getİrİn!

    Adam Çok Sevİnİr:

    - Melek Oluyorum DeĞİlmİ Efendİm ? Der.

    Cebraİl Cevaplar :

    - Hayir Kaz Oluyorsun !

  74. 2007-09-13 #74
    Bir karpuz tarlası olan çiftçi her akşam tarlasına çocukların dadandığını ve birkaç karpuzun eksildiğini fark etti. Bir süre düşündükten sonra, tarlaya bir uyarı levhası koymaya karar verdi;
    - ''Dikkat! karpuzlardan birine siyanür enjekte edildi''.
    Ertesi akşam çiftçi karpuz yiyemeden kaçan çocukları keyifle izledi. Bir hafta sonra, çiftçi tarlasında geziyordu. Karpuzlarını denetleyerek eksik olmadığını düşünürken gözü kendi levhasının yanına konan bir levhaya ilişti;
    - ''Şimdi o karpuzlardan iki tane var!''...

  75. 2007-09-16 #75
    Mehmet ile Handan ögrenci olup, ayni evi paylasmaktadirlar.
    Bir gün Handan ve Mehmet,Mehmetin annesini yemege davet
    ederler.Mehmetin annesi aksam yemegi süresince Handani uzun uzun süzer ve aslinda Handanin çok alimli ve güzel bir kiz olduğunu acaba aralarinda ev arkadasligindan daha ileri bir boyutta bir iliskinin mevcut olup, olmadigini merak eder. Aklini okumusçasina Mehmet annesine der ki: Ne düsündügünü biliyorum
    ama emin ol ki sadece ev arkadasiyiz, ötesi yok.Aksam yemeginden sonra Mehmetin annesi evine döner.Aradan bir iki gün sonra Handan der ki: Mehmet,
    annen bize yemege geldiginden beri gümüs çorba kasesini bulamiyorum. Mehmet yanitlar: Annemin almis olabilecegini tahmin etmiyorum ama ben yine de kendisine bir mektup yazayım.Oturur ve yazar: Annecigim, Gümüs çorba kasesini sen aldin demiyorum,ama almadin da demiyorum. Fakat konu su ki: sen bize yemeğe geldiginden beri gümüs çorba kasesi kayıp.sevgiler oglun Mehmet. Bir hafta sonra Mehmetin annesinden mektup gelir:Sevgili oglum: Handanla uyuyorsun demiyorum, ama uyumuyorsun da demiyorum.Fakat konu su ki:Handan kendi yataginda uyuyor olsaydi, gümüş çorba kasesini çoktan bulmuş olurdu.Sevgiler annen.

  76. 2007-09-21 #76
    Bir Gün Fazla Tutarsam...

    Ramazanın ortalarından sonra, oruca iyice alışan hanım, ikide birde özellikle sigara konusunda çok bunalan ve susuzluğa hiç dayanamayan kocasının duyacağı bir şekilde;

    - Ahhhh, ah! Ramazan az aslında, hemde çok az... Bir aylık oruç nedir ki canım, aslında bir ay durup, bir ay oruç olmalı... Yok, yok... Altı ay falan oruç olmalı... Gerçi hergün oruç olsa daha iyi olur ama...

    Gibi, kocasının beyninde adeta bomba gibi patlayan sözlerle iğneli iğneli konuşurmuş...
    Herifte içinden durmadan "La Havle" çeker, Ramazana mı sabretsin, hanıma mı sabretsin bocalar dururmuş...

    Sayılı gün tabi, ömrü olana gelip geçecek... Ramazan da bitmiş...
    Herif sabahleyin kalkmış, bir güzel abdest almış, temiz bayramlık elbiselerini giyip Bayram namazına gitmiş...
    Namazdan sonra evine dönerken, karısının söyledikleri aklına gelmiş ve şuna bir oyun yapayım demiş...
    Kapıdan hışımla içeri girmiş... Kaşlarını çatıp sert bakışlarla hanımına öyle bir bakmış ki... Sonra da sert bir ifadeyle;

    -Al bakalım! İstediğin oldu, demiş...Hesabı yanlış yapmışlar, hilali yanlış gözetlemişler, tam onbeşgün daha Ramazan mış... Onbeşgün daha oruçluymuşuz!... Mutlu oldunmu şimdi?

    Kadın kocasının yüzüne aynı sertlikle bakıp;

    -Benim hiç kabahatim yok... Ben otuz gün tuttum... Eğer bir gün fazla tutarsam ne olayım...
    Doğru hesaplasalardı!...

    Kaynak: Rahmetlik Dedem...

    Hayırlı Ramazanlar...

  77. 2007-09-21 #77
    İŞ İNADA BİNDİ...

    Oğluyla beraber akşam üzeri tarladan dönen beynamaz bir adam, köy meydanında okunan ezanı duyunca içi bir tuhaf olur, içinden gelir ve oğluna der ki;

    -Oğlum be, sen şurada arabanın üzerinde otur, atlar başıboş kalmasın, ben de camide namazımı kılıp geleyim...

    Şaşkın şaşkın babasına bakan evlat, "tamam" der... Adam hemen iner, caminin şadırvanında yalan yanlış bir abdest alır ve ezanı bitmesiyle başlayacak olan namaza yetişir. Zaten caminin içine girince içine giren ferahlık, sonrasında huşu ile kılınan namaz adamı sevinçlere garkeder ve çok ulvi duygularla namaz bitimi camiden çıkar... Yürüyüşü bile değişmiştir kendine göre... Eve gelir hanımına anlatır, namazın faziletlerini...

    Aradan biraz zaman geçer, yine bir tarla dönüşüdür. Geç kalmanın telaşıyla atları koşturan köylü yine köy meydanında müezzinin yanık sesiyle irkilir. Geçen kıldığı namazdan beri namaz kılmamıştır. İçinden gelir yine. Yorgun bedeni için abdestin de iyi geleceğini düşünerek;

    -Oğlum be, ben yine bir namazımı kılıvereyim zaten kısa sürüyor, azıcık bekle he mi.. Der ve çocuk ta yine "tamam baba" der. Yine alel acele abdestini alır ve cemaate yetişir.

    Gönlünü yine bir hoşluk kaplamıştır, huşu ile namaza durur. İmam efendi sureleri biraz hızlı tempoyla okumaktadır geçen sefere göre. Birazcık içerler doğrusu ve "herhalde namazdan sonra acele bir işi var" diye içinden geçirir.

    Namazın geçen seferkine göre biraz değişikte olsa rükünleri bitmiş ve imam selam vermiştir, tam kalkıp gidecekken herkes ayağa kalkar ve imam efendi yeniden niyetlenir...
    Cemaate uymak zorunda kalır ve o da niyetlenir.
    Tekrar selam verilir ve işte bu sefer bitti derken, imam yeniden; "-Allahuekber..." diye tekbir alıp niyetlenir.
    Çaresiz kalmıştır, oda tekrar niyetlenir.
    Tekrar selam verilir, "-aha bu sefer" diyecek olur...
    Yok çaresiz...
    Yeniden cemaat niyet etmiştir imamın tekbiriyle...
    Biter, tekrar, biter tekrar...
    Meğerse Ramazan ayının girdiğinden bi haberdir bizim ki...
    Cemaatte Teravih namazı kılıyordur...
    Geçen sefer kıldığı da akşam namazıdır ve topu topu beş rekattır...
    Her namazı akşam namazı gibi zannettiği için yirmi rekatlık Teravih namazına (ve yatsıyla beraber otuzüç) bir anlam veremez... Her selam verişten sonra kalkıp namaza durmak ta doğrusu bayağı dokunmaya başlamıştır. Neredeyse beş dakikada biten bir namaz onbeş dakika olduğu halde bir türlü bitmek bilmemektedir.

    Bir taraftan namazı kılarken gönlündeki ferahlık yerini endişeye bırakmıştır. Dışarıda oğlu beklemektedir, zaten hava zifiri karanlıktır, hanım evde beklemektedir...

    İşte tam beyninde bu düşünceler doludizgin at sürerken imam yeniden cemaate selam verdirir... Bir boşluk oluşmuştur ve herkes değişik bir şekilde koro halinde bir şeyler söylemektedirler... o bilmemek tedir ama Teravih namazı bitmiş, cemmat Vitir namazı öncesi Salavat getirmektedir.

    Bu durumu fırsat bilen bizimki, hışım gibi ayağa kalkar, yıldırım gibi kapıya koşar ve at arabalarının üzerinde oturan oğluna cemaatin, özellikle imamın da duyacağı bir şekilde yüksek bir sesle bağırır;

    -Atın ağzına torbayı bağla, bu iş inada bindi!... Bakalım kim kimi yıldıracak!... Sabaha kadar buradayız haberin olsun!...


    Hayırlı Ramazanlar...

  78. 2007-09-22 #78
    kel kör ve topal birgün yolda kel kör ve topal caddede yürüyorlarmış.caddeden hızlı bir araba geçmiş.kel demiş ulan saçlarımı bozdun.topal demiş dur ben yakalayım onu.kör de demiş durun durun ben çoktan pilakayı aldım demiş...
  79. 2007-09-30 #79
    Elazığ'da adamın biri kahveye girer ve oyun oynayanlara hitaben:

    "Hop abeler, bi dakka. Hanımından gorhanlar ayağa gahsın."

    Ani bir gürültü, haydaaa herkes ayakta. Bir kişi hariç.

    Kahvenin tamamı hayretler içinde.

    Soruyu soran adam, oturan adama yaklaşır ve:

    "Abe helal olsun be, deliganlı adam mışsın.

    Harbiden sen hanımından korkmaz mısın?"

    Adam nefes nefesedir. Heyecanı biraz geçince:

    "Yav gardaşım ele bi laf ettin ki, dizlerim bağı çözüldü, galhamadım." der.

  80. 2007-10-05 #80
    Aldatma

    Uluslararasi ölçekte bir kadin arastirmasi yapan sosyolog, dünyanin çesitli ülkelerinde kadinlara bir soru sormus.
    Kocanizi baska bir kadinla yakalarsaniz ne yaparsiniz???
    Soruya ülkelere göre verilen yanitlar ise söyle olmus:
    Isveçli : Neyimi begenmedigini sorarim.
    Rus : Evi terk ederim.
    Fransiz : Sesimi çikarmam, sevgilime gider beni teselli etmesini isterim.
    Italyan : Kadini vururum.
    Ispanyol: Kocami vururum.
    Yunanli : Her ikisini de vururum.
    Türk : Benim kocam yapmaz! Demiş.


    ***************************



    Anne Melekler Uçarmı ?

    Anne kız konuşurlar. Küçük kız annesine sorar:
    - Anne melekler uçar mi?
    - Uçar.
    - Bütün melekler mi?
    - Evet.
    - Peki bizim hizmetçi kız neden uçmuyor?
    Annesi şaşırır:
    - Hizmetçi neden uçacakmış kızım?
    - Babam konusurken ona hep "Melegim!" diyor da.
    Anne öfkeyle fırlar:
    - Ya öyle mi, o halde az sonra hemen uçar.



    ******************************


    Bu Geceki Suratsız

    Roger agir sartlar altinda calisan bir iscidir. Bos zamanlarini hep bowling ve voleybol oynayarak gecirmektedir. Karisi bu duruma uzulur ve bir hafta sonu onu striptiz kulubune goturmeye karar verir. O aksam beraberce kulube giderler. Kapidaki bodyguard,
    "Hey Roger! Seni gormek ne guzel!" der.
    Karisi sasirir,
    "Daha once buraya gelmismiydin Roger?"
    Roger,
    "Hayir hayir o adami bowlingten taniyorum..."
    Iceri girerler ve bir masaya otururlar.
    Garson gelir,
    "Iyi aksamlar Roger! Herzamanki gibi Cin tonik degil mi?"
    Karisi,
    "Roger bana bak sen buraya daha once geldin degil mi?"
    Hafif hafif ofkelenmeye baslayan karisini sakinlestirmek zordur.
    Roger,
    "Ne alakasi var! Voleyboldan tanirim onu bir iki tek icmisligimiz var ordan yani..."
    Karisi pek tatmin olmamistir ama susar. Derken stiriptizci hatunlardan biri masaya gelir, stritipzci,
    "Selam Roger! Yine ozel masa sovundan mi istersin?"
    Roger iyice batmistir... Karisi hisimla yerinden kalkar ve kulubu terk eder, Roger pesinden kosar, Kadin bir taksiye biner ve taksi kalkmadan Roger da yetisir, Karisi ofkeden patlayacak gibidir...
    O sirada sofor arkaya doner ve soyle der,
    "Bu geceki cok suratsizmis Roger!" der

    Güncelleme : 2007-10-05
  81. 2007-10-16 #81
    Anne Babaların Saçları Neden Beyazlar

    Büyük şirketlerden birinin patronu, bilgisayar sistemleriyle ilgili önemli bir arızanın acilen giderilmesi için bilgisayar mühendislerinden birinin evine telefon etmesi gerekir.
    Adamın evine telefon eder ve karşı taraftan fısıldayan bir çocuk sesi "Alo" der.
    Patron: "Baban evde mi?"

    Çocuk fısıldayarak cevap verir "Evet"

    Patron sorar "Onunla konuşabilirmiyim?"

    Çocuk fısıldayarak cevap verir "Hayır"

    Patron şaşırarak "Peki annen evde mi?"

    Çocuk fısıldayarak "Evet"

    Patron , "Peki onunla konuşabilirmiyim?"

    Çocuk yine fısıldayarak "Hayır"

    Patron çocuğun cevapları karşısında şaşırır ve en iyisinin bir büyükle konuşmak olacağını düşünerek sorar,
    "Orada başka kimse var mı?"

    "Evet" der çocuk fısıldayarak , "Bir polis memuru var"

    Mühendislerinden birinin evinde polisin ne işi olduğuna anlam veremeyen adam sorar
    "Memur beyle konuşabilir miyim?"
    "Hayır" der ufaklık, "Şu anda meşgul"

    İyice meraklanan patron: "Neyle meşgul?"

    Çocuk fısıldayarak cevaplar: " Annemle babamla ve itfaiyeci amcalarla konuşuyor"

    Meraklanan ve endişelenen patron , telefondan gittikçe artan bir gürültü duyar "Bu ses de ne? Diye sorar.

    "Bir helikopter" der çocuk, hala fısıldayarak.

    Panikleyen patron: "Neler oluyor orada" diye sorar

    Çocuk hala fısıldayarak: "Arama kurtarma timi geldi"

    Patron endişeli ve neler olduğunu bilmemenin kızgınlığı içinde: "İyide neyi arıyorlar"

    Küçük çocuk hala fısıldayarak ve kıkırdayarak cevap verir "Beniiiii"

  82. 2007-10-30 #82
    Maymun birgün ormanda yürürken hayvanların can havliyle kaçıştıklarını görür. Neler olduğunu sorar. Kaçışanlardan biri: "Ormana maliyeci gelmiş, herkes variyeti, yani zenginliği kadar vergi verecekmiş" der. Bunun üzerine maymun, karşısına çıkan ayıya neden kaçtığını sorar. Ayı şöyle der: "Yahu bende kürk, hanımda kürk, çocukta kürk! Ben kaçmayayım da kim kaçsın!" Maymun biraz daha yürüyünce karşısına kaplumbağa çıkar. "Kaplumbağa kardeş, sen niye kaçıyorsun?" diye sorar maymun. Kaplumbağanın cevabı şöyle olur: "Bende ev, hanımda ev, çocukta ev! Nasıl kaçmayayım?" Bunu duyan maymun da kaçmaya başlar. Epey bir koştuktan sonra birden durur: "Ulan benim kıçım açık, hanımın kıçı açık, çocuğun kıçı açık! Ben niye kaçıyorum!"
  83. 2007-10-30 #83
    müthiç bişey bu yaa koptumm isy11isy11
  84. 2007-11-03 #84
    Birgun karadenizde bir yarisma yapilir; yarismada kucuk bir odada cok pis kokan bir koc varmis kim bu odada kokuya uzun sure dayanabilirse odul alacakmis giren yarismacilar tek tek bayilip cikiyormus. sira temele gelmis bir turlu cikmak bilmemis herkes icerde bayilmistir gidip getirelim demis.iceri girmisler ki temel ayakkabisini cikarmis uzaniyor koc ise temelin corap kokusundan bayilmis.
  85. 2007-11-04 #85
    Başkan Bush'un yeni talimatı:
    - Üzerinde resmim olan pul bastırdım, bundan böyle başkanlığın bütün mektuplarında bu pullar kullanılacak.
    Bir süre sonra görülmüş ki pullar zarfa bir türlü yapışmıyor.
    Başkan Bush küplere binmiş ve yetkilileri çağırıp sormuş;
    - Üstünde resmim olan pullar yapışmıyor, arkalarına zamk sürmediniz mi?
    - Sürdük efendim, demiş yetkili ve eklemiş;
    - Yapışmamasının nedeni, ................



    herkesin pulun arka yüzüne değil de ön yüzüne tükürmesi efendim..." :ebr:

  86. 2007-11-06 #86
    Üç arkadas tren istasyonuna gitmisler. Içlerinden biri giseye yaklasip bilet almis ve trenin kalkmasina ne kadar zaman oldugunu sormus.
    - Bir saat on bes dakika...
    Arkadaslarina dönmüs:
    - Daha çok var, hadi gidip su karsiki kafede çay içelim...
    Oradan buradan derken lâf lâfi açmis... Birden tren düdügüyle kendilerine gelmisler. Kosarak disari firlamislar ama, nafile... Tren kaçmis.. Sormuslar:
    - Sonraki tren ne zaman?
    - Bir buçuk saat sonra...
    Yine dönmüsler kafeye. Yine çay, yine lâf ve derken yine düdük sesi... Kosmuslar ama bu defa da treni kaçirmislar. Bir saat sonra bir tren daha varmis. Dönmüsler kafeye... Ama bu kez uyanik duruyorlar. Trenin sesini duyar duymaz kalkmislar ve kosmaya baslamislar. Içlerinden ikisi;biri bir vagona, digeri baska vagona zar zor yetismis... Üçüncü ise geride kalmis ve yetisememis... Bir süre dövündükten sonra baslamis katila katila gülmeye. Durumu gören istasyon memuru dayanamayip sormus:
    - Hem treni kaçirdin hem gülüyorsun!
    - Nasil gülmeyeyim!... Onlar beni ugurlamaya gelmisti.

  87. 2007-11-12 #87
    Çok Özel Bir Gün!!!

    Sabah kahvaltıda kadın; "Eminim sen bugünün ne olduğunu hatırlamıyorsun bile!" dedi.

    "Tabii ki hatırlıyorum! Ah hah!" dedi adam ve çıktı, gitti.

    Ögleye doğru kapı çalındı. Çiçekçi çocuk harika bir kırmızı gül buketi bıraktı.

    Az sonra kapı tekrar çalındı; bu defa köşedeki pastanenin çırağıydı gelen... Kocaman bir çikolata kutusu bıraktı, gitti.

    Ögleden sonra gelen kutudan da, olağanüstü güzel bir elbise çıktı!

    Kadın kocasının dönmesini zor bekledi ve daha kapıda boynuna sarıldı, bağırarak şöyle dedi:

    - Önce çiçekler, sonra çikolata ve sonra da elbise! Seni çok seviyorum hayatım! Bu hayatımdaki en güzel Cumhuriyet Bayramı!.."

  88. 2007-11-12 #88
    Genç adam heyecanla eve gelmiş annesinin yanına giderek;
    "Anneciğim, evlenmeye karar verdim ve hayalimdeki kadını buldum. Ancak senin de aynı fikirde olup olmayacağını merak ediyorum. Eğlence olsun diye yarın sana üç tane hanım arkadaşımı getireceğim. Bakalım hangisi ile evleneceğimi bulabilecek misin?"
    Anne merakla kabul etmiş, getir bakalım, demiş.
    Ertesi gün, genç adam yanında üç tane güzel hanımla eve gelmiş. Hep beraber oturmuşlar, sohbet etmeye baslamışlar.
    Bu arada anne çay, pasta servisi yaparken, sorular soruyormuş.
    Akşam olunca hanımlar izin isteyip, kalkmışlar.
    Genç, annesine dönerek; "Tahmin et bakalım. Hangisiyle evleneceğim?"
    Anne, büyük bir kararlılıkla; "Kızıl saçlı olanla evleneceksin"
    Genç çok şaşırmış; "Nasıl olur, nasıl tahmin ettin? Tam isabet"
    "İçlerinden bir tek onu sevmedim"

  89. 2007-11-16 #89
    İki sevgili bir ağacın gölgesinde oturmaktadırlar.
    Delikanlının tatlı sözleri arasında, kız bir ara
    sevgilisinin kulağına fısıldar:
    -"Sevgilim, sana apandisit ameliyatı olduğum yeri
    göstereyim mi?"
    Delikanlının gözleri parlar:
    -"Göster hayatım, göster!"
    Kız eliyle uzakta bir yeri gösterir:
    -"Bak şu ilerde görünen sarı bina var ya, onun üçüncü
    katı sevgilim..."

  90. 2007-11-17 #90
    Koca eve zil zurna sarhoş girer ve karısına bakarak
    --- Ne kadar çirkin olduğunu biliyor musun?
    --- Sen'de pis ve sarhoşsun diye cevap verir karisi.
    --- İyi de benimki sabah'a geçecek !...

    Kadın Kocasına
    --- Uzun zamandan beri bana sıcak bir kelime söylemedin.
    --- Cehennem'de yan..!



    Yeni evli çift balayından dönerler ve kadın kocasına:
    --- 3 tane nur topu gibi evladımız olacak der.
    --- İyi de nerden biliyorsun.
    --- Kendileri annemin evinde bekliyorlar..

    Soru: Başarılı erkek kimdir?
    Cevap: Karisinin harcayabildiğinden fazla kazanabilen erkektir,
    Soru: Başarili Kadın kimdir? Cevap: Böyle bir erkek bulabilendir.

    İki erkek bir lokantada oturmuş pencereden bakıyorlar, biri :
    --- Karşıdan karşıya gecen şu iki kadını görüyor musun; biri karim
    diğeri
    ise metresimdir.
    --- Benden uzun yaşayacaksın, simdi ben de aynısını söyleyecektim.

    Kadın aynada çıplak vücudunu seyrediyor. Eşine: ''görüntümü iğrenç
    buluyorum, sarkmış, buruşuk. Bir iltifata ihtiyacım var.."
    Eşi: -''gözlerin iyi görüyor''

    ''Yarın 30. evlilik yıldönümümüz,bunu kutlamak için domuzu
    kesebiliriz.''Niçin?diye sorar eşi ''Onun suçu değil ki.....''
    ''

    ''Sadakatın tanımı????''
    ''Fırsat yokluğu.''

    Adam yanında oturan kadına fısıldar:
    ''Şampanya sizi güzelleştiriyor''
    ''Bir kadeh dahi içmedim.''
    ''Ama ben onuncu kadehimdeyim


    Kadın Kocasına
    --- Uzun zamandan beri bana sıcak bir kelime söylemedin.
    --- Cehennem'de yan..!

    Eve zamanından erken dönen koca karisini yatakta en iyi
    arkadaşlarından biri ile yakalar. Adam hiç bozuntuya vermeden
    ve soğukkanlılıkla silahını çeker ve arkadaşını vurur. Kadın
    yatakta şöyle bir doğrulur:
    --- Bak bu şekilde davranmaya devam edersen hiç arkadaşın
    kalmayacak.

    Yeni evli çift balayından dönerler ve kadın kocasına:
    --- 3 tane nur topu gibi evladımız olacak der.
    --- İyi de nerden biliyorsun.
    --- Kendileri annemin evinde bekliyorlar..

    Koca eve zil zurna sarhoş girer ve karısına bakarak
    --- Ne kadar çirkin olduğunu biliyor musun?
    --- Sen'de pis ve sarhoşsun diye cevap verir karisi.
    --- İyi de benimki sabah'a geçecek !...

    Kadın Kocasına
    --- Uzun zamandan beri bana sıcak bir kelime söylemedin.
    --- Cehennem'de yan..!

    Eve zamanından erken dönen koca karisini yatakta en iyi
    arkadaşlarından biri ile yakalar. Adam hiç bozuntuya vermeden
    ve soğukkanlılıkla silahını çeker ve arkadaşını vurur. Kadın
    yatakta şöyle bir doğrulur:
    --- Bak bu şekilde davranmaya devam edersen hiç arkadaşın
    kalmayacak.

    Yeni evli çift balayından dönerler ve kadın kocasına:
    --- 3 tane nur topu gibi evladımız olacak der.
    --- İyi de nerden biliyorsun.
    --- Kendileri annemin evinde bekliyorlar..

    Soru: Başarılı erkek kimdir?
    Cevap: Karisinin harcayabildiğinden fazla kazanabilen erkektir,
    Soru: Başarili Kadın kimdir? Cevap: Böyle bir erkek bulabilendir.

    İki erkek bir lokantada oturmuş pencereden bakıyorlar, biri :
    --- Karşıdan karşıya gecen şu iki kadını görüyor musun; biri karim
    diğeri
    ise metresimdir.
    --- Benden uzun yaşayacaksın, simdi ben de aynısını söyleyecektim.

    Kadın aynada çıplak vücudunu seyrediyor. Eşine: ''görüntümü iğrenç
    buluyorum, sarkmış, buruşuk. Bir iltifata ihtiyacım var.."
    Eşi: -''gözlerin iyi görüyor''

    ''Yarın 30. evlilik yıldönümümüz,bunu kutlamak için domuzu
    kesebiliriz.''Niçin?diye sorar eşi ''Onun suçu değil ki.....''
    ''

    ''Sadakatın tanımı????''
    ''Fırsat yokluğu.''

    Adam yanında oturan kadına fısıldar:
    ''Şampanya sizi güzelleştiriyor''
    ''Bir kadeh dahi içmedim.''
    ''Ama ben onuncu kadehimdeyim


    Soru: Başarılı erkek kimdir?
    Cevap: Karisinin harcayabildiğinden fazla kazanabilen erkektir,
    Soru: Başarili Kadın kimdir? Cevap: Böyle bir erkek bulabilendir.

    İki erkek bir lokantada oturmuş pencereden bakıyorlar, biri :
    --- Karşıdan karşıya gecen şu iki kadını görüyor musun; biri karim
    diğeri
    ise metresimdir.
    --- Benden uzun yaşayacaksın, simdi ben de aynısını söyleyecektim.

    Kadın aynada çıplak vücudunu seyrediyor. Eşine: ''görüntümü iğrenç
    buluyorum, sarkmış, buruşuk. Bir iltifata ihtiyacım var.."
    Eşi: -''gözlerin iyi görüyor''

    ''Yarın 30. evlilik yıldönümümüz,bunu kutlamak için domuzu
    kesebiliriz.''Niçin?diye sorar eşi ''Onun suçu değil ki.....''
    ''

    ''Sadakatın tanımı????''
    ''Fırsat yokluğu.''

    Güncelleme : 2007-11-17
  91. 2007-11-17 #91
    Kadın Kocasına
    --- Uzun zamandan beri bana sıcak bir kelime söylemedin.
    --- Cehennem'de yan..!

    Harika ya:)

  92. 2007-11-19 #92
    Diktatör bir akşam meyhaneden içeri girer.Tezgahtara yaklaşır.Hafif içkili bir sarhoşun yanına çöker.Oradan buradan konuşurlarken sorar :
    -Böyle hergün içmek için ne kadar kazanıyorsun?
    Sarhoş :
    -Günde 2 bin lira.
    -Peki kemerleri biraz sıkalım diye ücretleri azaltıp, koşulları ağırlaştırsak, ne kadar kazanırsın?
    Sarhoş :
    - 4 bın lira.
    -Peki biraz daha sıkarsak kemerleri?
    -O zaman 5 bin liraya para demem.
    Diktatör kızar :
    -Bu ne biçim iş.Köküne kadar sıkarsak?
    -O zaman muhakkak 10 bin lira kazanırım.
    Diktatör şaşırmıştır.Adamın ne iş yaptığını çok merak etmiştir.Sorar :
    -Şeytan mısın, nesin.Ne iş yapıyorsun?
    -Mezarcıyım!







    Adamin birini kirmizi isikta gectigi icin polis durdurmus, adamdan
    ehliyet ruhsat istemis. Adam da "Yanimda yok, arkadasin evinde
    iciyorduk, sanirim fazla kacirdim, biraz sarhosum orada unutmus olmam
    lazım" demis.. Polis dumur olmus tabii..Kirmizi isik, alkol, ehliyet ruhsat yok...Gitmis komiserine durumu anlatmis...
    Komiser gelmis adama ehliyet ruhsat sormus, adam cikartip uzatmis hemen.Komiser sasirmis tabiii...
    Alkolmetreyi cikarip ufletmis, adamda zerre alkol yok...
    Sasirmis tabi..
    "Yaw memur bana sizin alkollu oldugunuzu ve ehliyetinizin yaninizda
    olmadigini soyledi" demis.
    Bizim uyanik donmus komisere..
    "Siz ona aldirmayin, pek iyi degil galiba.. Birazdan size kirmizi isikta
    gectigimi filan da soyleyebilir"

  93. 2007-11-19 #93
    Harika ya:)
  94. 2007-11-19 #94
    bı komutanla bı er asker daga cıkıolarmıs yolun yarısına gelmısler asker demıskı komutanım bı sey dıyebılırmıyım komutanda demıskı hayır tepeye cıkalım o zaman dersın demıs neyse bunlar tepeye cıkmıslar sımdı sole demıs komutanım cadırı assagıda unuttum demıs neyse bunlar tekrar assagıya ınıyolarmıs er olan asker tekrar demıs komutanım bı sey dıyebılırmıyım komutanda demıskı hayr assagıya ınelım orda dersın bunlar ınmısler sımdı sole demıs ER DEMISKI KOMUTANIM CADIR YANIMDAYDI BEN SANA SAKA YAPMISTIM :-)
  95. 2007-11-19 #95
    Üç Amerikan askeri Iraklı bir amcanın bakkalına girerler alış veriş yaparken
    'kahrolsun Amerika'diye ses duyarlar. Etrafa bakınırlar ve sesin bir
    papağandan geldiğini görürler.

    Bunun uzerine Iraklı bakkal amcaya 'bu papağanı buradan yok et yarın
    geldiğimizde görürsek seni mahvederiz'derler.

    Askerler gittikten sonra bakkal amca kara kara düşünmeye başlar çünkü
    papağan kuşunu çok sevmektedir. Derken aklına cami imamlarının papağanı
    gelir. Hemen imamın yanına koşar başından geçenleri anlatır ve 'Hocam eğer
    sakıncası yoksa papağanları değişelim'der Hoca kabul eder ve değişim
    gerçekleşir. Ertesi gün işgalci Amerikan askerleri gelir, papağanı görürler
    ve kızarak :'biz sana bunu yok edeceksin demedikmi? '
    Amca bu papağan o değil desede inandıramaz.
    Sivri zekalı askerin biri ben şimdi anlarım bunun dünkü papağan olup
    olmadığını der ve papağanın tekrarlamasını umarak bağırır:
    'Kahrosun Amerika!!
    ses çıkmyınca bakkal amca dahil hep birlikte bağırmalarını söyler:
    -Kahrolsun Amerika!
    (ses yok)
    -Kahrolsun Amerika!
    (ses yok)
    -Kahrolsun Amerika!

    papağan dile gelir
    -Amin evlatlarım..


  96. 2007-11-19 #96
    İki sarhoş yolda tartışıyorlarmış. Birisi ayı göstererek bu aydır
    öbürüde güneştir diyomuş. Bunları gören Temel bulaşmadan sıyrılmak
    istemiş ama nafile. Adamlar Temel'i tartaklayarak sormuş:
    -Söyle lan bu ay mıdır güneş midir?
    temel cevaplamış:
    -Valla abi ben buranın yabancısıyım.

  97. 2007-12-04 #97
    Küçük bir çocuk, hamile bir kadının karnına dokunarak:
    -Ne var sizin karnınızda teyze,
    Kadın:
    -Çocuğum var evladım, diye cevap verir.
    -Sizin çocuğunuz mu?
    -Evet
    -Onu seviyor musunuz?
    -Evet
    -Çok mu seviyorsunuz?
    -Evet evladım.
    -Öyleyse neden yediniz?

  98. 2007-12-14 #98


    TUVALET GÖRÜŞMESİ

    Recep, İstanbul ' dan Ankara ' ya otobüs ile giderken, Bolu dağında
    verilen molada hemen tuvalete koşturdu. Korkunç sıkışmıştı.
    Şansına bos kabin bulup kendini oraya attı..
    Tam oturmuştu ki yan kabinden bir ses " Merhaba" dedi.
    Recep şaşkın şaşkın "Merhaba" diye cevap verdi..
    Ses devam etti "Nasılsın?"
    Recep yine şaşkın şaşkın cevap verdi "Sağ ol iyiyim. Sen nasılsın?"
    Ses sordu "Ne yapıyorsun?" Recep bir an tereddüt geçirdi. Adam onun
    tuvalette
    olduğunu bildiği için mutlaka ne yaptığını da biliyordu.
    Başka bir şey anlatmak istedi ve "Ben" dedi "İstanbul ' dan gelip,
    Ankara ' ya gidiyorum. Sen nereye gidiyorsun?" Adamın
    sonraki cümlesi bu muhabbeti sona erdirdi.
    "Hayatim, telefonu kapatıyorum. Yandaki tuvalette bir geri zekalı var.
    Sana sorduğum sorulara cevap verip duruyor. Ben seni daha sonra
    ararım."

  99. 2007-12-26 #99
    BEŞİKTAŞ


    Beşiktaş ekibi istanbula gelir, maç saatine yakın stata girerler.. stata
    takımdan ayrı gelen SERGEN, takımın motivasonunun çok düşük olduğunu
    görür, suratlar asıktır, - Ne oldu neden yüzünüz gülmüyor diye
    sorar. Takım arkadaşlarından biri,
    - Ne olsun böyle bir takımla oynamak zorunda kaldığımız için
    canımız sıkkın, der..
    bunun üzerine SERGEN:
    -Pekala çocuklar, hadi siz gidin kadıköy ü gezin, ben tek başıma
    sahaya çıkar oynarım, der.. Ve takım çocuklar gibi sevinerek stattan
    çıkıp kadıköyü gezmeye giderler.. Maç başladıktan 10 dk sonra BEŞİKTAŞ
    takımı stata döner, skor; BEŞİKTAŞ 1-Fenerbahçe 0.. e tabi bu durumda
    daha da bir keyiflenirler ve tekrar dışarı çıkar gezmeye başlarlar..
    Maç bittikten sonra stata döndüklerinde, maçın 1-1 bittiğini görürler, FB
    adına Ortega, 85. dakikada bir gol atmıştır.. Takım arkadaşları hemen
    SERGEN E koşarlar ve onu coşkuyla tebrik ederler..
    Ama SERGEN üzgündür. - Özür dilerim arkadaşlar, sizi mahçup ettim, der.
    - olur mu öyle şey, der BEŞİKTAŞ takımı, sen koskoca bir takımla tek
    başına oynayıp yenilmedin, daha ne olsun..
    - Ama, der SERGEN, 12. dakikada kırmızı kart görmüş olmam gerçekten benim

    için utanç vericiydi.


    FENERBAHÇELİYİ SIRTIMA BAĞLAYIN


    Bir GS';;;;;;li, bir FENERLİ ve BJK';;;;;;li Arabistanda yasak olmasına rağmen bir otelde içki içerken yakalanırlar.... Mahkemeye çıkarılırlar... karar İDAM... itiraz ederler ve karar ömür boyu hapis cezasına çevrilir. Ama o gün bayrama denk geldiği için Prens Hazretleri cezayı kaldırıp hepsine 20 kırbaç ceza verir. Bizimkileri sempatik bulduğu içinde bi kıyak daha yapıp herkese cezasını hafifletmek için bir istek hakkı tanır...
    BJK';;;;;;li: "Sırtıma bir yastık bağlayın" der. 10 kırbaçtan sonra yastık paramparça olur ve pek fayda etmez.
    Uyanık FENERLİ bunu görünce "Sırtıma iki yastık bağlayın " der. Ama iki yastık bile 10 kırbaca dayanamaz.
    Sıra GALATASARAYlıya gelince Prens Hazretleri: "Bak GALATASARAYLI sana acıdım. Süper Ligi kaçırdınız 100';;;;;;üncü senenizde başarısız oldunuz,hekemlerden çektiniz. Bu yüzden sana iki istek hakkı veriyorum"
    Peki der GALATASARAYLI:"O zaman bana 40 kırbaç vurulsun". Herkes şaşkına döner.
    Prens Hazretleri:"peki ikinci isteğin nedir?" diye sorar...
    GALATASARAYLI pis pis sırıtarak " FENERBAHÇELİYİ sırtıma bağlayın" der...




  100. 2007-12-27 #100

    Abimiz deri, yarım bot ve koyu kahverengi ayakkabıyı alıp kasaya yanaşıyor... Kasadaki bayan botları poşete koyarken, sayın Abimiz de soruyor;
    - 43 lira değil mi?...
    - Kız, "Ne münasebet" der gibi bakıyor ve "Bunlar orijinal deri...İndirimli fiyatı 180 lira..." Abi'mizin bitiş cümleleri, kızcağızın kopuş anına denk geliyor;
    -Olur mu hanımefendi, altında 'Size 43' yazıyor.

  101. 2007-12-27 #101

    Erzurum'a bilgisayarın daha yeni yeni gelmeye başladığı zamanlara ait bir anıyı Erzurum Kültür Kurumu İlköğretim Okulu'ndan Mansır Bey anlatıyor... Bir işyerine bilgisayar ve stok programı satılır. Teknik servis elemanı bilgisayarı işyerine kurduktan sonra stok programının kullanımı ile ilgili bilgi verir ve ayrılır. Aradan bir iki saat geçer, işyerinden telefon:
    - "Kardeşim sizin anlattıgınız kimi yapirem fegat program düzgün çalışmiir." Teknik servis elemanı sorar:
    - "Nasıl yapıyorsunuz?"
    - "Senin anlattıgın kimi."
    - "Hata ne?"
    - "Yazdıgım bilgiler kaydetmeme ragmen saklanmiir."
    - "İşlem basamaklarını tek tek anlatır mısınız?."
    - "Tamam" diyor ve başlıyor, anlatmaya.
    - "Programı açirem. Malın adı bölümüne adını, adedi bölümüne adedini, birim fiyatını vb. yazirem. Hepsini yazdıhtan sonra senin anlattıgın kimi kayıt bölümüne basirem. Ekrana bir yazı geliir: Kaydetmek ister misiniz? E / H yazısı çıkir. Ben de diyirem Hee.

  102. 2007-12-29 #102
    Bir gün adamın biri evden işe döner posta kutusuna bir bakar normal halinden 4 kat fazla fatura merak eder telefon şirketini arar bir sorun olamadığını söylerler adam der çaresiz ödeyecez sonra gece yarısı kalkar bir bakar papağanı telefonu açmış konuşuyor çok kızar ve papağanı kanatlarından duvara çiviler 1 hafta boyunca orada kalacağını söyler 15-20 dakika geçer canı sıkılır orada asılı duran hz.isanın haça girilmiş heykelini görür der
    - Eeee, birader sen ne zamandır burdasın
    heykel der
    - Ben 2000 yıldır buradayım
    papağan,
    - Ohaaa nereyi aradın lan öyle

  103. 2008-01-05 #103
    Amerikalı sadece paraya ve maddiyata dayalı hayatından bıkıp usanınca herşeyini satıp savmış, Hindistan'a gitmiş. Memleketin kuş uçmaz kervan geçmez bir köşesinde yaşayan, şöhretini duyduğu bir Guru' nun kapısına dayanmış. Yalvarmış, yakarmış ve sonunda eşiği aşmayı başarmış.
    Guru, otlardan, samanlardan yapılma bir kulübe göstermiş Amerikali'ya. 'Burada inzivaya çekileceksin' demiş. 'Kimseyle görüşmeyeceksin, kimseyle konuşmayacaksın, su ve ekmekle yetinip tefekküre dalacaksın!..'
    On sene geçmiş. Gürü, on sene sonra bir gün Amerikali'yi yanına çağırtmış: "3 kelime söyleme hakkin var. Seni dinliyorum!"
    Zar zor konuşmuş Amerikalı: - Karnım çok aç!
    "Günlük yemeğini biraz artırın!" demiş Guru ve kulübesine geri göndermiş.
    Bir on sene daha geçmiş. Tekrar yanına çağırtmış: "3 kelime söyleme hakkın var. Dinliyorum!"
    - Yatak çok sert!
    "Altına biraz daha saman ilave edin!" demiş, kulübesine geri göndermiş.
    Bir on sene daha geçmiş, Guru, bir kez daha yanına getirtmiş Amerikali'yi. "3 kelime hakkin var. Dinliyorum!"
    - Evime gitmek istiyorum!
    - Defol git ulan nereye gideceksen ! Zaten geldiğinden beri vır vır vır, devamlı şikayet...

  104. 2008-01-05 #104
    Medeniyet
    Gümrük kapısından bir İngiliz, bir Fransız, bir Türk geçmek için
    bekliyorlarmış. Gümrük görevlileri valizlerini kontrol etmeye başlamış. Önce
    İngiliz'in valizine bakmışlar. İçinden 7 adet don çıkmış. "Niye 7
    tane?" diye İngiliz'e sormuşlar. O da "Haftanın yedi gün var. Hepsi için bir
    tane. Pazartesi, Salı, Çarşamba..." demiş. "Vay be! Helal olsun
    medeniyete, temizliğe bak adamlardaki." Sıra Fransız'ın valizine gelmiş.
    açmışlar bakmışlar 8 tane don. "7'yi anladık da niye 8?" diye sormuşlar.
    Fransız "Pazartesi, Salı, Çarşamba... Hergün için bir tane, bir tane de ne
    olur ne olmaz diye yedek aldım" demiş. "Vay be! Adamlardaki temizliğe
    medeniyete bak!" demiş görevliler. Sıra Temel'e gelince açmışlar
    bakmışlar tam 12 adet don. "Vay be! Ne varsa bizim insanımızda var. Şu
    medeniyete, şu temizliğe bak!" Sormuşlar "Neden 12 adet?" Bizimki cevap
    vermiş "Ocak, Şubat, Mart,......"

  105. 2008-01-05 #105
    İngiliz, Alman ve bizim Temel birlikte tren seyahatı yapacaklar.Bir Japon yolcunun oturduğu kompartmana girmişler. Derken aralarındaki muhabbet ilerlemiş ve karete konuşmalarına başlanmış. Japon kendinden gayet emin karete uzmanı olarak konuşmaları hep burnu havada yönetiyormuş. Derken bizimkiler onu dövebilecekleri konusunda iddiaya girmişler. Önce Alman atlamış: "Bırakın, şu ufaklığı bi haklayım!" Kompartmandan çıkmışlar. "Pat, küt, pat! sesleri derken Alman ağzı burnu dağılmış olarak içeri girmiş. "Nasıl yaptın bunu?" demişler, "Hoitonun Kotitosu" demiş Japon... Kullandığı tekniği kastederek.. Ardından İngiliz bu işi bitirmeye karar vermiş ve hışımla kalkıp Japon'u dışarı çağırmış, çıkmışlar. Dışarıdan yine "Pat, küt, pat!" sesleri gelmiş. Derken İngiliz de ağzı burnu dağılmış olarak içeri girmiş. Japon'a sormuşlar: "Bu neydi peki?" Japon gayet sakin cevap vermiş: "Moitonun Kitorosu." Nihayet bizim Temel istemeye istemeye ayağa kalkmış ve sıranın kendisine geldiğini bildiği için yavaş adımlarla çıkmış dışarıya, arkasından da Japon... Yine "Pat, küt, pat!" sesleri dışarıdan... Ve Japon diğerlerinin şaşkın bakışları arasında ağzı burnu dağılmış olarak içeri girmiş. Temel diğerlerine dönüp elindekini göstererek cevaplamış: "TOYATANIN KRİKOSU."
  106. 2008-01-05 #106

    saol paylaşım için....

  107. 2008-01-05 #107


    bu gerçekten çok komikti yaa.....

  108. 2008-01-05 #108


    hindistanlıda çok acımasızmış yaaaaa...

  109. 2008-01-11 #109
    Hitler üç esir yakalamış, İngiliz, Fransız ve bir Yahudi.


    - "Size soru soracağım, bilirseniz sizi bırakacağım" demiş.


    İngiliz'e sormuş


    - "Titanik kaç yılında battı?"


    İngiliz hemen cevap vermiş


    - "1912" diye.


    Hitler göndermiş İngiliz'i. Fransız'a sormuş bu kez:


    - "Titanik'te kaç kişi öldü?"


    Fransız cevap vermiş


    - "1050".


    - "Tamam, sen de gidebilirsin" diye özgür bırakmış.


    Ve Yahudi'ye dönmüş;


    - "Say lan isimlerini!"

  110. 2008-01-17 #110
    Of'lu hoca Cuma namazında içki içenleri fena azarlıyordu:

    -"Paranızı sokağa atıyorsunuz! Kazanan kim? Meyhaneci...

    En büyük dükkan kimin? Meyhanecinin...

    En güzel ev kimin? Meyhanecinin...

    Ya en güzel araba? Meyhanecinin.

    Bu paralary veren kim? Ha sizin gibi kafasızlar..."

    Aradan 2 hafta geçer, bir adam koşarak hocanın yanına gelir ve ellerine sarılıp öperek:

    -"Allah razy olsun hocam, senin verdiğin içki vaazı sayesinde hayatım kurtuldu.."

    Hoca memnun:

    -"Aferin, içkiyi bırakmanın mükafatlarını ahirette de göreceksin oğlum." der. Adam düzeltir:

    -"İçkiyi bırakmadım hocam, meyhane açtım!

  111. 2008-01-21 #111
    Pijama
    Temel ve Fadime arkadaşının evine gitmiş. Geç saatlere kadar oturmuşlar ve çok kötü bir yağmur başlamış. Ev sahibi Temel'e:
    -Bu gece bizde yatın yarın gidersiniz demiş.
    Temelin yatağını hazırlamışlar. Fakat Temel gözden kaybolmuş. Sonra kapı çalmış Temel'i sırılsıklam gören ev sahibi nereye gittin demiş. Temel sakin bir şekilde:
    -Eve ciddum pijamamı aldım ve celdum demiş.

  112. 2008-01-22 #112
    çok güzel ellerine sağlık...
  113. 2008-01-22 #113
    hihihihi güselmiş.
  114. 2008-01-22 #114
    bayıldım sanırım bir yerde dymuştum ,,
  115. 2008-01-22 #115
    valla ne diyem züperrrr
  116. 2008-01-22 #116
    Temel askere gitmiş.Bir gün asker de sabah iştimasında bir gölgelikte dinlenirken komutanı bunu yakalamış. Hemen komutan bir soru sormuş:
    - Temel sen iş yapıyorsun, demiş.
    Temel:
    - İnşaatlarda işçi başuyum komitanum.
    Komutan:
    - peki,Temel işçilerinden biri çalışma vaktinde böle dinlenirse sen ne yaparsın?
    Temel hazır olda cevabı yapıştırır:
    - Hemen işine son verirum komitanum, der

    (Sakın askerden kaçıp yada gitmemezlik yapmayın )

    Güncelleme : 2008-01-22
  117. 2008-01-23 #117
    emeğina sağlık güseldi...
  118. 2008-01-24 #118
    Agop ile Eleni evlenirler ve cicim aylari bittikten Sonra Agop eve gelip koltuguna kurulur kurulmaz,gazeteyi
    yüzüne çekip, Eleni''yle hiç ilgilenmez olmus.Günlerden bir gün Eleni Agop''tan ilgi beklentisi ile;

    --"Bre Agoppp! Mutfagin penceresi bozuldu, yaparsiinn?"

    Agop, gazeteyi yüzünden indirmis, gayet sinirli bir sekilde;

    --" Niye, ben pencereciiii?"

    Ertesi gün Eleni yine ilgi görmek umuduyla,

    --" Bre Agoppp, mutfakin muslugu bozuldu,yaparsiinnn?"

    Agop;-- " Niye, ben muslukçiii?"

    Bir sonraki gün " Bre Agoppp, tuvaletin sifoni bozuldu, yaparsiinn?"

    --"Niye, ben pokçii?"

    Ertesi gün eve gelen Agop bi bakar hersey tamir edilmis,

    --" Kuzum,Eleni bunlari sen yaptinn?"

    --"Yoo.."

    -- "E, peki kim yapti?"

    --- "E, bilirisin, kapici Abdurrezzek''in bende gözi vardir,yaparsin?dedim,oda dedi
    yaparim, ama bi sartla..."

    Agop merak icinde sorar,

    " Neymis?"

    Elen-- " E, dedi bana , ya benimle yatarsin, ya da bi pasta yaparsin."

    Agop rahatlar, " Peki kuzim, ne pastasi yaptin?"

    Eleni sinirlenir; "Niye ben pastaciii?"

  119. 2008-01-24 #119
    John sabah kalktığında vakit çok geçtir. Ve acele ile giyinip hemen bir taksiye atlayıp işe gider. Fakat işe geldiğinde patronu onu her zaman geç kaldığı için isten kovar. İşten kovulan John üzgün bir şekilde eve döner. Eve geldiğinde yatak odasında Karısını bir Zenci ile yatarken bulur. Ve kadın artık kendisini sevmediğini, evini ve arabasını aldığını söyleyip John'u evden kovar. İyice çaresiz kalan John sokaklarda dolaşırken kendini köprüden atıp ölmeyi düşünür. Tam köprüden atlarken bir Noel Baba gelir. Noel Baba niçin ölmek istediğini sorar. John başından geçenleri anlatır.
    - Noel Baba " Şöyle 20 yaşında sarışın bir kadının olsun ister mi sin?
    -John " Elbette"
    -Noel Baba " Şöyle kendi işin, Porche ve muhteşem bir villan olmasını ister mi sin?"
    -John tereddütsüz "Tabi elbette isterim."
    -Noel Baba "Ama bir şartım var."
    -John " Nedir şartın?"
    -Noel Baba " Bir kere yapacağım!!!!" John düşünür, biraz sabredeceğim ve muhteşem şeyler kazanacağım der. Tamam der. John soyunmaya başlar ve bu işi yaparken
    -Noel Baba sorar. " John kaç yaşındansın?"
    -John "41"
    -Noel Baba "John 41 yaşındasın ama hala Noel Baba'lara inanıyorsun!!!!!"

  120. 2008-01-24 #120
    Üniversite son sinif ögrencisi yazili sinavindan kalinca dogru
    hocasina gider..
    -Siz beni sinifta birakarak hayata atilmami önlüyor ve
    cezalandiriyorsunuz.Isin bu yanini hiç düsündünüz mü?
    -Tabii düsündüm.Hocanin
    görevi bilgiyi ölçmek,yeterli olmayani
    sinifta birakmak degil mi?
    -Iyi.. O zaman size bir teklifim var. Bir soruda ben size
    soracagim.Dogru cevabi verirseniz, ben kötü notumu kabul edip
    sinifta kalacagim. Bilemezseniz,notumu düzeltecek ve sinifi
    geçirteceksiniz.
    Hocanin keyfi yerinde..Teklifi kabul eder ve ögrenci sorar
    -Yasal olup, mantikli olmayan nedir? Mantikli olup, yasal olmayan
    nedir? Ve de ne mantikli ne de yasal olmayan nedir?
    Hoca uzun uzun düsünür ama cevabi bulamaz.
    Iddia geregi ögrencisine iyi not vererek sinifi geçirir.. Ama akli
    da soruda kalir..
    Sonunda sinifin en iyi ögrencisini çagirir, olayi anlatir ve sorunun
    yanitini bilip bilmedigini sorar. Ögrenci hemen cevap verir
    -Siz 65 yasindasiniz ve 23 yasinda bir kadinla evlisiniz.Bu yasal
    ama mantikli degil.
    Karinizin 25 yasinda bir sevgilisi
    var. Bu mantikli ama yasal degil.
    Siz karinizin sevgilisini, zayif alip
    sinifta kalmasi gerekirken iyi not verip mezun ediyorsunuz.Bu ise ne
    mantikli,ne de yasal.

  121. 2008-01-24 #121
    Ferdinand Porsche, rahmetli oluyor ve öbür dünyada melekler
    > Tarafından
    > karşılanıyor. Melekler kendisinin olaganüstü otomobil tasarımından
    > dolayı
    > bir dilek hak ettiğini söyleyerek, isteğini soruyor... Porsche Tanrı
    > ile
    > 1
    > saat konuşmak isterdim." diyor. Melek derhal istegini yerine getirmek
    > üzere
    > Ferdinand Porsche'yi birsalona alıyor
    > Porsche Tanrıya soruyor: " Kadını yaratırken düşüncelerin
    >
    > nerdeydi?"
    >
    > Tanrı : " Ne demek istiyorsun?"
    >
    > Porsche: " çok hatalı yaratmışsın

    > 1.Ön taraf aerodinamik değil.
    >
    > 2.çok ses yapıyor.
    >
    > 3.Bakım masrafları yüksek.
    >
    > 4.Ayda 5-6 gün tamamen kullanılmaz durumda.
    >
    > 5.Arka taraf çok sarkık duruyor.
    >
    > 6.Sürekli boyanması ve yenilenmesi gerekiyor.
    >
    > 7.Egsoz, emisyona çok yakın.
    >
    > 8.Farlar genellikle küçük.
    > 9.Yakıt da son derece pahalı.
    >
    > Tanrı kısaca düşündükten sonra cevap veryor:
    >
    > Ferdinand, bunların hepsi doğru olabilir ama istatistiklere göre bir
    > çok
    > erkek benim icadıma senin icadından daha fazla biniyor!!.

  122. 2008-01-24 #122
    Adamın biri misafirliğe gitmiş. Akşam olunca haliyle sormuşlar :

    -Pardon arkadaş, demişler karı-koca.

    -Bizim odada mı yatarsın, bebeğin odasında mı, yoksa boş bir odada mı?

    Adam düşünmüş :

    -Karı-koca nın yanında yatılmaz, bebekte uyanır ağlarsa uykusu kaçacak, ben boş odada yatarım, demiş.

    Sabah olunca adam elini yüzünü yıkamış, bir de bakmış çok güzel bir kız adama havlu tutuyor.

    Adam:

    -Kızım senin ismin ne? diye sormuş.

    Kız :

    -Bebek amcacığım ya sizin isminiz?...

    Adam :

    -Eşek kızım eşşşeeek...

  123. 2008-01-24 #123
    Temel 20 senedir Almanya'da yaşıyormuş. Bir gün göçmen bürosuna gidip Almanya'dan kesin dönüş yapacağını söylemiş. Göçmen bürosundaki Almanlar Temel'i tanıyorlar, seviyorlarmış. Sormuşlar ; "Niye dönüyorsun" diye.

    Temel "homoseksüeller yüzünden" demiş.

    Bürodakiler şaşırmış; "Seni rahatsız filan ediyorlarsa hemen bir şikayette bulun, gereğini yaparız. Buradan bu yüzden ayrılmana değmez" demişler.

    Temel "beni rahatsız etmiyorlar" demiş.

    Bürodakiler yine şaşırmış: "Peki neden gidiyorsun?"

    Temel cevaplamış: "Burada 20 yıl önce homoseksüellik yasaktı, 10 yıl önce serbest oldu, 5 yıl önce de evlenmelerine izin çıktı. Homoseksüellik zorunlu olmadan dönmek istiyorum."

  124. 2008-01-24 #124
    Temel duş almaya girer, şampuanı saçlarına boşaltıp ovalamaya başlar.
    Sırtını keselemeye gelen annesi sorar :
    - Oğlum kafanı ıslatmayacak mısın ?..
    - Temel cevap verir : " Yok anne bu şampuan kuru saçlar içinmiş...!!

  125. 2008-01-24 #125
    Ünlü diş hekimi Sam ve eşi 50. Evlilik yıldönümlerini
    kutluyorlardı.


    > Sam birden eşine bir soru sordu :

    > -'Sevgilim, bu elli yıl içinde beni hiç aldattın mı?'

    > -'O da nerden çıktı?' diye sinirlendi eşi, cevabı öğrenmek istemezsin

    > herhalde' dedi.

    > -'İsterim' dedi Sam. 'Lütfen anlat..'

    > -'Madem öğrenmek istiyorsun, evet, seni üç kez aldattım diye cevap Verdi

    > eşi.

    > -'Kimlerdi bunlar?' diye sordu Sam.

    >

    > -'İlki' diye anlatmaya başladı eşi.

    > -'Hani sen 30 yaşındaydın ve kendi kliniğini kurmak istiyordun da

    > hiçbir banka sana kredi açmıyordu. Sonra bir banka müdürü eve geldi;

    > hiçbir şey sormadan tüm

    > kağıtları imzaladı ve sen en modern aletlerle kliniğini açabildin....'

    > -'Canım benim. Benim için kendini feda ettin demek. Benim sevgili

    > karıcığım' dedi Sam.

    >

    > 'Peki ikincisi?'

    > -Hani 50 yaşında kalp krizi geçirmiştin ya, kritik bir by-pass

    > ameliyatı olman gerekiyordu, hiçbir doktor o cesareti gösteremiyordu.

    > Her an ölebilirdin. Dr. Halery onca yoldan kalktı geldi, ameliyatını

    > yaptı. Sen hayata döndün' dedi eşi.

    > -'Ah benim sevgili karım. Hayatımı kurtarmak için kendini bir kez

    > daha feda ettin, öyle MI??

    >

    > Peki üçüncü aldatışın?'

    > -'Hatırlıyor musun, yıllar önce diş hekimleri odası başkanı olmak

    > istemiştin de 247 oy eksikti...'

    > - OOOHAAAAA....!!!

  126. 2008-01-24 #126
    Adamcagiz hayli alkollü ve de bitkin üstelik gecenin saat üçünde evine
    gelir. Karisi son derece zinde, duruma kesinlikle hakim, kocasini
    sorgulamaya başlar.
    - Söyle bakalim Süpermeeen. Neler yaptin bu aksam?
    - Valla karicim, patronla beraber müsterileri yemege çikarttik.
    - Eeee, sonra ne yaptiniz süpermen?
    - Oradan gece klubüne gittiiik... Ben sadece oturdum.
    - Yani sen bisiyler yapmadin degil mi, süpermen ??!!!
    - Ben hiç bisicikler yapmadim, ama sen niye bana ikidebir süpermen
    diyorsun?
    - Valla, ben bir seni bir de süpermeni gördüm donunu pantolonunun üstüne
    giyen !!!

  127. 2008-01-24 #127
    Uzun cabalar sonucunda Fransız vatandaşlığına kabul edilen bir Türk genç, babasına sürpriz yapmak için sevinç içinde eve koşmuş:

    - "Babaaa, bak Fransız vatandaşıyım artık..."

    Birinci kuşak milliyetçilerden olan baba çok sinirlenir:
    - "Ulan soysuz, hangi yüzle gider de Fransız vatandaşı olursun", diye gürlerken oğlunun suratına bir de Osmanlı tokadı atar..

    Kosa kosa geri dönen oğlan bir yandan da söyle söylenir:

    - "Su hale bak yaa, Fransız vatandaşı olalı bir saat geçmedi, Türklerle başım belaya girdi .."

  128. 2008-01-24 #128
    Kayseri'nin bir köyünde imece yöntemiyle yol yapılıyor. Bunun için de eşekten yararlanılıyor. Eşek hangi yolu izlerse, orası genişletip araba yoluna dönüştürülüyor... Köye gelmiş olan Amerikalı Barış Gönüllüsü, ne olup bittiğini kavrayamadığı için sorar :

    - "Ne yapıyorsunuz böyle?"
    - "Yol yapıyoruz."
    - "Bu eşek ne için?"
    - "O, yolun mühendizi. Yola uygun geçeneği o gösterir."

    Barış Gönüllüsü katıla katıla güler :

    - "Ya eşek bulamasaydınız?

    - "İşte o zaman Amerika'dan mühendis getirirdik!"

  129. 2008-01-24 #129
    Kor bir adam yanlislikla Bayanlar Barina girer. Bara dogru ilerler ve bir icki ismarlar. Biraz oturup, ickisini yudumladiktan sonra barmene seslenir:

    Hey, bir sarisin fikrasi duymak ister misin? Birden bar, bomba dusmus gibi sessizlesir. Kor adamin yaninda oturan kadin, tok bir sesle:

    Hey bayim, der bu fikrayi anlatmadan once bilmeniz gereken bes sey var.

    Birincisi, barmen sarisin bir kiz.
    Ikincisi kapi gorevlisi sarisin bir kadin.
    Ucuncusu, ben 1.90 boyunda karatede siyah kusakli bir sarisinim.
    Dorducusu, saginizda oturan kadin profesyonel bir halterci ve sarisin.
    Besincisi, benim yanimda oturan kadin profesyonel guresci ve sarisin. Yine de bu fikrayi anlatmak istiyor musunuz?

    Kor adam bir kac saniye dusunur, sonra basini sallar:
    Hayir, hic sanmiyorum. Bes defa anlatamam.

  130. 2008-01-24 #130
    Bir Amerikali, bir Ingiliz ve bir Irakli kahvede oturmus cay iciyorlar. Amerikali cayini bitirince bardagi havaya firlatmis, silahini cikarip bardaga ates edip parcalamis: 'Bizde bardaklar o kadar ucuzdur ki biz Amerika'da ayni bardakla iki kere cay icmeyiz' demiş.
    Ingiliz de bunun uzerine cayini bitirip bardagi havaya firlatmis ve ates
    ederek bardagi parcalamis: 'Bizim Ingiliz kumsallarinda bardak
    yapacak cam icin o kadar cok kumsal vardir ki, ayni bardakla iki
    kere cay icmeyiz' demis.
    Bunun uzerine Irakli da cayini bitirmis, bardagi havaya firlatmis, silahini cekip Amerikali ve Ingilizi vurup oldurmus... 'Bagdat'ta bu Ingiliz ve Amerikalilardan o kadar cok var ki,
    biz ayni adamlarla oturup iki kere cay icmeyiz...' demiş.

  131. 2008-01-25 #131
    Harika bunlar harika hemde harika abarttım sanırım -
  132. 2008-01-29 #132
    PADİŞAH VE VEZİR


    Padişah ile Vezir tartışmaya başlamış. Padişah, vezire, "En büyük ve
    en güçlü benim. Sen benim emrimdesin" demiş.Vezir, "Hayır ben büyüğüm.
    Ordunun başında ben savaşıyorum, sen sadece mühür basıyorsun" diye
    itiraz etmiş.
    Tartışma uzayınca Padişah'la vezir, bir çobanın yanına gitmiş ve
    konuya direkt girmemek için çobana sormuşlar;
    -Senin koyunun mu büyük ineğin mi ?
    Çoban "İnek" demiş,
    -Keçin mi büyük, öküzün mü ?
    Çoban "Öküzüm tabii ki" deyince, kilit soruyu yöneltmişler çobana;
    -Söyle bakalım "Padişah mı büyük, vezir mi?"..
    Çoban hiç düşünmeden yanıtlamış.
    -Vallahi ben bu hayvanları tanımıyorum...

  133. 2008-01-29 #133
    çocuk annesine sorar: anneciğim ben dünyaya nasıl geldim?
    anne: gece babanla yatarken aramıza şeker koyduk, sabah bi baktık sen olmuşsun...
    bunun üzerine çocuk yatarken yanına şekerleri koyar ve sabah kalaktığında yatağın üstünde karıncaları görür ve:
    - şimdi hepinizi kovmayı bilirdim ama baba yüreği dayanmıyor işte!!! der

  134. 2008-02-04 #134
    Istiklal´in oralarda, 9-10 yaslarinda, buyuk olasilikla tinerci, iki cocukla konusuyor polis. Birisine sordu, "Nerede oturuyorsun sen, evin nerede senin?".
    Cocuk: "Evim filan yok, orada burada uyuyorum".
    Polis oburune dondu: "Peki sen?".
    Ikinci cocuk: "Komsuyuz!" :)

  135. 2008-02-07 #135
    AZRAIL

    Kadinin biri, 46 yasindayken kalp krizi geciriyor ve
    hastaneye kaldiriliyor. Ameliyat masasindayken, olume yakin, birden bir
    Hayal goruyor.
    Azraili goruyor ve soruyor: 'Benim saatim geldimi?'
    Azrail cevap veriyor:
    'Hayir, senin daha 43 sene, 2 ay vede 8 gunun var'.
    Narkozdan uyandiginda, estetik yaptirmaya karar veriyor.
    Yuzunu gerdirttiriyor, dudaklarini doldurtturuyor vede
    Gogunslerini duzelttiriyor.
    Kisacasi: 'Yeniden dogmus gibi'
    Daha uzun bir sure yasiyacagini bildigi icin simdi, o kadar >>
    ameliyatin degdigini dusunuyor. Son ameliyattan sonra,
    hastaneden tamamen yeni bir insan gibi cikiyor.
    Tam karsidan karsiya geciyor ki, ambulans carpiyor. Oluyor. >>
    Cenette Azrail'e soruyor: '40 seneden daha fazla yasiyacagimi
    saniyordum! Neden o zaman bana o ambulansin carpmasini saglayip,
    Beni oldurttun?'
    Azrail cevap veriyor:
    'Kiz, allah canini almasin ben seni taniyamadim...:ebr:

  136. 2008-02-07 #136
    Büyük şirketlerden birinin patronu, bilgisayar
    sistemleriyle ilgili önemli bir arızanın acilen
    giderilmesi için bilgisayar mühendislerinden
    birinin evine telefon eder.

    Karşı taraftan fısıldayan bir çocuk sesi

    - "Alo" der.

    Patron sorar:

    - "Baban evde mi?

    Çocuk fısıldayarak cevap verir:

    - "Evet".

    Patron sorar:

    - "Onunla konuşabilir miyim?"

    Çocuk fısıldayarak cevap verir:

    - "Hayır".

    Patron şaşırarak:

    - "Peki annen evde mi?".

    Çocuk fısıldayarak:

    - "Evet".

    Patron:

    - "Peki onunla konuşabilir miyim?".

    Çocuk yine fısıldayarak:

    - "Hayır".

    Patron şaşkın:

    - "Orada başka kimse var mı?"

    - "Evet" der çocuk fısıldayarak."Bir polis memuru var".

    Mühendislerinden birinin evinde polisin ne işi olduğuna
    anlam veremeyen adam sorar:

    - "Memur beyle konuşabilir miyim?"

    - "Hayır" der ufaklık, şu anda meşgul".

    İyice meraklanan patron:

    - "Neyle meşgul?"

    Çocuk fısıldayarak cevaplar:

    - " Annem babam ve itfaiyeci amcalarla konuşuyor"

    Meraklanan ve endişelenen patron, telefondan
    gittikçe artan bir gürültü duyar:

    - "Bu ses de ne?.." diye sorar.

    - "Helikopter" der çocuk, hala fısıldayarak.

    Panikleyen patron:

    - "Neler oluyor orada" diye sorar.

    Çocuk hala fısıldayarak:

    - "Arama kurtarma timi geldi".

    Patron endişeli ve neler olduğunu bilememenin
    kızgınlığı içinde:

    - "İyi de neyi arıyorlar...?".


    Küçük çocuk hala fısıldayarak ve kıkırdayarak
    cevap verir...




    - "BENİİİ..."

  137. 2008-02-07 #137
    Alıntı:
    Karayipler Nickli Üyeden Alıntı
    yorum yapan herkese rep vermeye calısacam

    yildiz tilbe- seni o sanmistim
    hande yener - uzgunum o kadin ben degilim
    celik - afedersin
    izel - eyvallah
    berksan - opuselim mi
    petek dincoz- git isine
    kenan dogulu- bir kereden hicbirsey olmaz
    gulben ergen- kandiramazsin beni
    celik - benimle evlenir misin
    kayahan - neden olmasin
    gulben ergen- tesekkur ederim
    tan - rica ederim
    bomb - sen hic sevdin mi
    hulya avsar - sevdim
    tarkan - kimdi
    kutsi - sana ne
    i. tatlises - haydi soyle
    sezen aksu - adI bende saklI
    ebru gundes - erkeksen soyle
    seda sayan - o kendini biliyor
    ozcan deniz - yalvaririm
    i . tatlises - sabuha
    a. nur yengi- ay inanmiyorum
    ajda pekkan - o benim dunyam
    petek dincoz- zevksiz sende



    Güzel olmuş

  138. 2008-02-07 #138
    Ben de bu fıkrayı şöyle biliyorum.


    Kadının birisi bir gün yolda giderken Azrail ile karşılaşmış. Kadın çok korkmuş ağlaya ağlaya azraile yalvarıyormuş.

    --Ne olursun benim canımı alma, daha çok gencim yaşayacak güzel günlerim var. Ne olursun alma canımı

    Azrail:korkma korkma, ben senin canını almaya gelmedim. Senin canını 50 yıl sonra alacağım. Demiş


    Kadın çok sevinmiş bu duruma ve hemen güzellik merkezine gitmiş orasını burası gerdirmiş, saçını başını yaptırmış makyaj falan ve çekmiş minileri çıkmış sokağa.
    Kadın bambaşka bir afet olmuş.

    Tam yolun karşısına geçerken bir araba kadına çarpmış, kadın ölmüş. Tabi bir bakıyor azrail karşısında


    Kadın:--Hani benim canımı 50 yıl sonra alacaktıııın? demiş

    Azrail:-- AAAAAAAAA O SEN MİYDİİİİN? VALLAHİİ TANIYAMADIM demiş

    Güncelleme : 2008-02-07
  139. 2008-02-08 #139
    Iki komsu kadin hafta sonu kocalari olmadan yemege cikmislar. Yemekten sonra bara falan derken sabaha dogru iyice sarhos eve yurumeye baslamislar. tuvalet ihtiyaclari gelmis ve yer aramislar, bulamamislar, mezarligin yanindan gecerken biri "hadi surda yapalim kimse gormeden" demis, baska care de yok,
    korka korka girip bir kenarda islerini bitirmisler.
    Temizlenmek icin birsey bulamadiklarindan biri kilotunu cikarip kullanmis, digeri eve boyle donsuz donemem diye oradaki celenklerden dusmus bir bandi alip kullanmis. Sabah kocalardan biri uyanip karisini donsuz ve sizmis olarak gorunce telefona sarilip otekini aramis.
    - Yahu biz fena boynuzlandik galiba. Karim eve sabaha karsi ve donsuz olarak gelmis...
    - Sen gene iyisin , bizimkinin kicina "seni asla unutmayacagiz" diye
    bir de kart yapistirmislar..

  140. 2008-02-10 #140
    çok cüzel fıkralar bunlar harika harika ve yine harika .... :)))
    Güncelleme : 2008-02-10
  141. 2008-02-10 #141
    BUDA BENDEN okuyun pls:D

    [/Amerika da bir asker, arkadasi ile yolda giderken elindeki çakisi ile parmagini
    kesti. Biraz ötede bir dispanser vardi. Asker :
    - Ben surada pansuman yaptirayim, dedi.
    Içeri girince karsisina iki kapi çikti. Birinde -Hastaliklar-, ötekinde-Yaralar-
    yazili idi. -Yaralar- kapisindan girdi. Yine önünde iki kapi. Birinde -Et-, ötekinde
    -Kemik- yaziyordu. -Et- kapisindan girdi. Yine iki kapi. Birinde -Önemli-,
    ötekinde -Önemsiz- yazilari vardi. -Önemsiz- kapisindan girince kendini
    sokakta buldu. Arkadasi sordu :
    - Nasil iyi baktilar mi?
    - Hayir; ama teskilat dehset!..:D:D:D

  142. 2008-02-14 #142
    Osmanlı zamanında, Bizans donanması ile Osmanlı donanması savaşacaklar. Bizans 10 gemilik muhteşem bir donanma hazırlar ve denize açılır. Donanmanın başında Andropolos vardır. Andropolos en öndeki geminin burcunda elleri göğsünde heybetli bir heykel gibi durmaktadır ve hemen arkasında yaverleri vardır. Hep birlikte Osmanlı donanmasını beklemektedirler. Yukarıdan gözcü bağırır:
    "Komutanım, Osmanlı donanması 3 gemiyle göründü".
    Komutan yaverine döner ve:
    "Bana kırmızı gömleğimi getirin eğer savaşta yaralanırsam kanım belli olup da askerlerin morali bozulmasın."der.
    Hemen kırmızı gömleği giyer ve aynı ihtişamıyla yerinde durur. Gözcü yine bağırır:
    "Komutanım, o 3 geminin ardından 30 gemi daha göründü."
    Andropolos tekrar yaverine döner ve hafifçe mırıldanır :
    "Bana kahverengi pantolonumu getirin."

  143. 2008-02-18 #143
    Diktatör bir akşam meyhaneden içeri girer.Tezgahtara yaklaşır.Hafif içkili bir sarhoşun yanına çöker.Oradan buradan konuşurlarken sorar :
    -Böyle hergün içmek için ne kadar kazanıyorsun?
    Sarhoş :
    -Günde 2 bin lira.
    -Peki kemerleri biraz sıkalım diye ücretleri azaltıp, koşulları ağırlaştırsak, ne kadar kazanırsın?
    Sarhoş :
    - 4 bın lira.
    -Peki biraz daha sıkarsak kemerleri?
    -O zaman 5 bin liraya para demem.
    Diktatör kızar :
    -Bu ne biçim iş.Köküne kadar sıkarsak?
    -O zaman muhakkak 10 bin lira kazanırım.
    Diktatör şaşırmıştır.Adamın ne iş yaptığını çok merak etmiştir.Sorar :
    -Şeytan mısın, nesin.Ne iş yapıyorsun?
    -Mezarcıyım!


  144. 2008-02-22 #144
    Adam müftüye sormuş:
    "Yav, hakikaten biz cennete gittiğimizde huri alacak mıyız?"
    Müftü:"Namazını kılar, orucunu tutar, zekatını verirsen Huri alacaksın
    tabii..."
    Adam düşünceli tekrar sorar:
    Peki bizim hanım yada başka hanımlar cennete gidince ne olacak?"
    Müftü yanıtlar:
    "Onlara da Nuriler var."
    Adam şaşkın, biraz da sinirlidir...Kös kös evine döner...Bakmış karısı namaz kılıyor.Basmış tekmeyi:
    "kalk kız kalkk nuriler için mi kılıyosun namazı..."

  145. 2008-02-23 #145
    süper yha koptum walla
    hiç gülesim yoktuu

  146. 2008-02-23 #146
    din kulturu hocamdan duymustum bu fikrayi...kulaklari cinlasin(; cok komik...
  147. 2008-03-05 #147
    baskilli birgün bir eşşeğe aşık olmuş. Annesine sormuş oğlum sen manyak mısın (yoksa baskiilli mi?:) hiç hayvanla evlenirmi diye dursun ama baskiillii abayı yakmıs evlenmısler ve doktora gıtmısler evlılıklerı ıle ılgılı doktor her ay geleceklerınıde solemıs ılk ay doktor raporları bekliyormus. VE DOKTOR RAPORA BAKARAK;
    1. DERECE AKRABA EVLİLİĞİ demıs:D:D:D:D:D:D:D:D:D:D:D

    yorum ıstıyorummm

    Güncelleme : 2008-03-05
  148. 2008-03-07 #148
    yani işte... eh!!! :))
  149. 2008-03-18 #149
    hiç bir siyasetçi ile yanyana durma denilen adam aksini yapmış eve gittiğinde hanımı bey bey ne bu halin diyince ne var halimde secim yatırımı yaptım kötümü oldu demiş ! hanımıda yoooo kötü olurmu zor ütülenen pantolonundan kurtuldum ohhhh olsun demiş....
  150. 2008-03-24 #150
    TEBRİK KARTLARI XD
    Sene 1965. Bir genel müdürlükte özel kalem müdürü yardımcısıyım.. Bayrama 10 gün var.. Benim müdür hastalandı.. Ben ise işe gireli 2 hafta olmus, olmamış.

    Genel Müdür bey beni çağırttı:

    - Tebrik kartları hazır mı?.. Şaşırdım:

    - Anlamadım! Hangi kartlar efendim?

    - Aman evladim, Şükrü Bey sana söylemedi mi? Bayram geldi, tebrik kartları şimdiye kadar hazır olmalıydı.. Tüh tüh.. Eyvah...

    - Çabuk hemen hazırlayı verin.

    - Emredersiniz efendim! dedim. Ancak sabaha kadar 3 bin kartı nasıl yazacağım?

    Genel müdür bey, bütün kartları çini mürekkebiyle ve en güzel yazımla yazmamı istedi. 3 bin karttan 2 bin tanesini kendisinden makamca alt'takilere şu sekilde yazacaktım:

    "Bayramını kutlar, gözlerinden öperim"

    1.000 tanesi de üst makamdakilere olacaktı ve onlarda da şu ifade yer alacaktı:

    "Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim." Sabaha kadar 3 bin kart, düşünebiliyor musunuz?!?..

    Ne yapalım? Çaresiz mecburen kolları sıvadım ve başladım öncelikli 2000 karta:

    "Bayramını kutlar, gözlerinden öperim",

    "Bayramını kutlar, gözlerinden öperim",

    "Bayramını kutlar, gözlerinden öperim"

    ...

    1, 5, 10, 18, 28, 58, 108, 188, 558.. Yazıyorum, yazıyorum bitmiyor!.. Nasıl sıkıntı bastı bir bilseniz!... 738, 918..

    2,5 paket Samsun'u bu arada bitirmişim. Öyle işkence çekiyorum ki, ekmek parası olmasa bırakıp kaçacağım. Sıra 2000. karta geldiğinde şafak söküyordu. Ben de bitmişim ama önümde hala yığınla kart duruyor!

    Şimdi de 1.000 tane de üst makamlara yazılması gerekenler var. 4. Paket sigarayla birlikte "Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim"e başladım..

    Boyuna yazıyorum, göz kapaklarim iyice ağırlaştı, takoz koysam gene de kapanacak.

    209, 529, 689.. Yaz babam yaz.. Ama artık kalemi parmaklarımın arasında tutamaz oldum. Ben kaleme değil, kalem bana hakim:

    "Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim."

    "Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim."

    "Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim."

    ...

    Ve bir müddet sonra gerisini nasıl yazmışım hiç hatırlamıyorum:

    "Niyaz ederim başarılı günler sizinle eşinizin bayramını kutlarken.."

    "Kutlarken eşinizin bayramını saygıyla sıhhatli günler diler Niyazi ile beraber ederim.."

    "Sizin, niyazi ile eşiniz birlikte bayramınızı sıhhat dilerim, tebrikle beraber."

    "Niyazi ile birlikte sizin ve eşinizin bayramını kutlarken ayrıca sıhhatle ederim.."

    "Önce bayramınızı başarılı eder, sonra eşinizle Niyazi'ye tebrikli günler dilerim.."

    "Sizin de eşinizin de Niyazi'nin de bayramını saygıyla eder, sıhhatli tebrik dilerim.."

    "Bayramınız niyazi ile sıhhat bulsun, eşiniz ile birlikte tebrik olsun"

    "Sıhhatli eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, Niyazi'ye başarılar diler aynı zamanda ederim.."

    "Bayramınıza etmeden önce eşinizi saygıyla kutlar Niyazi'nin gözlerinden öperim.."

    "Sizin de, eşinizin de, Niyazi'nin de, bayramini da, tatilini de, gemlisini de, geçmisini de bayramını beklerim.. Saygiyla tebrik ederken.."

    "Önce niyazi bayramı tebrik etsin, yok öyle yağma, ben size ve eşinize sıhhat dilerim sonra"

    "Bayram günü eşiniz ve niyaziye dikkat edin, size de daha bayram gelebilir."

    "Niyazi bey bayram günü eşiniz ile birlikte sizi sıhhat ile tebrik etsin"

    "Tebrik ederim niyaziyi, eşiniz ile birlikte sizin bayram sabahı sıhhatinizi dilemiş"

    Sabah tam mesai saatinde, gözlerim kan çanağı bir halde kartları yetiştirdim.. Genel müdür bir-ikisine şöyle bir baktı: "Aferin" dedi.

    "Güzel yazmışsın. Hemen postalayın!" Bizde HEMEN POSTALADIK!..

    3 gün sonra da önce bizim genel müdürü, sonra da tahmin ettiğiniz gibi bendenizi postaladılar!..

  151. 2008-03-24 #151
    öğretmeni çocuğa ödev vermiştir;"politika nedir?" diye...çocuk eve gelir babasına sorar
    -babacığım politika ne demektir?
    -bak evladım şimdi sana bi kaç kavramdan bahsedeceğim.bunları iyice ezberle.sabah politikanın ne olduğunu anlatırım sana
    -peki babacığım.
    -şimdi, ben eve para getiriyorum buna KAPİTALİZM diyelim.parayı annen değerlendiriyor buna HÜKÜMET diyelim.aslında tüm bunları senin için yapıyoruz buna HALK diyelim.senin 6 aylık kardeşin var buna GELECEK diyelim..kardeşinin bir dadası var buna da İŞÇİ SINIFI diyelim.şimdi sen bunları ezberle,der
    Akşam olur herkes yatar.çocuk kardeşinin ağlama sesiyle uyanır.bi bakar kardeşi altına yapmış.annesinin yanına gider.annesi uyuyor bir türlü uyandıramaz.dadısının odasına gider..bi bakar babasıyla dadısı aynı yatakta
    -aman be! der çocuk vurur kafayı yatar
    Sabah olur.kahvaltıda çocuk babasına derki
    -babacığım sen zahmet etme ben politikanın ne demek olduğunu öğrendim.
    -neymiş evladım
    -babacığım,şimdi,KAPİTALİZM İŞÇİ SINIFINI beceriyor.bu sırada HÜKÜMET uyuyyor.HALK kimsenin umrunda değil.ve GELECEK bok içinde......

  152. 2008-03-27 #152
    Afacan cocugun dogum gunudur ve annesinden bir kirmizi bisiklet ister. Annesi de ona bisikleti hak etmedigini ve hazreti İsa'ya gunahlarini itiraf ettigi bir mektup yazmasini soyler.

    Cocuk odasina gider ve başlar yazmaya...

    'Mukaddes isa hazretleri, hep yalan soyledigim icin affedin.

    Soz veriyorum bir daha olmayacak.

    Bugun benim dogum gunum ve sizden bir kirmizi bisiklet istiyorum'.

    Cocuk yazmayi birakir ve sonra mektubu yirtar atar.

    Cunku gunahlari o kadarcik degildir,

    Ikinci mektubu yazmaya karar verir.

    'Mukaddes İsa hep yalan soyledigim ve annemi dinlemedigim icin beni affedin.

    Bu bir daha olmayacak. Soz veriyorum.

    Bu gun benim dogum gunum. Sizden bir kirmizi bisiklet istiyorum.'

    Ve bu mektubu DA yirtar, cunku bunlarda işledigi butun gunahlar degildir.

    Ve başlar ucuncu mektuba.

    Yine olmaz ve afacan cocuk başka bir yol denemek icin annesinden izin alir ve kiliseye gider.

    Bunu goren annesi cok sevinir ve yaramaz oglunun akillandigini sanar.

    Kucuk cocuk kilisede kucuk Meryem Ana heykelinin yanina gider ve saga sola baktiktan sonra onu cantasina koyar ve eve goturur.

    Evde yine odasina cikar ve İsa'ya son mektubunu yazar,

    'Bana kirmizi bisikleti al. Anan elimde rehin.'

    Güncelleme : 2008-03-28
  153. 2008-03-27 #153
    Küçük bir kız öğretmeni ile balinalar hakkında konuşuyordu.
    >
    > Öğretmen bir balinanın insanı yutmasının fiziksel olarak imkansız
    >olduğunu söyledi, çünkü balinaların boğazı çok küçüktü.
    >
    > Küçük kız Jonah'ı (Yunus peygamber) bir balinanın yuttuğunu söyledi,

    >sinirlenen öğretmen balinanın insanı yutamayacağını tekrarladı, bu
    >imkansızdı.
    >
    > Küçük kız şöyle dedi, "Cennete gittiğim zaman Jonah'a soracağım"
    >
    > Öğretmen "Ya Jonah cehenneme gittiyse?" diye yanıtladı.
    >
    > Küçük kız " O zaman sen sorarsın" dedi

  154. 2008-03-27 #154
    puhahaha çocuklar kadar zeki varlık yok
  155. 2008-03-28 #155
    süper yha ): koptum valla zuahahahhahaha
  156. 2008-03-28 #156
    :) ASKER N'APMAZ?
    Komutan içkiyi yasakladı ve duvara "Alkol öldürür" diye yazdırdı.
    Ertesi sabah, bu yazının altına bir cümle eklenmişti: "Asker ölümden korkmaz". :)))

  157. 2008-03-28 #157
    :) AYNADAKİ ADAM!


    Temel aynalı sigaralığından bir tane sigara çıkarmış, o anda gözü aynaya takılmış;
    - ula dursun demiş,
    - Ha bu aynadaki adam baa tanıdık geliy demiş.
    Dursun aynayı temelden almış, şöyle bir bakmış,
    - ula salak demiş
    - tabi tanıdık gelir bu benim ............




    :) DENENMİŞ İLAÇLAR

    Doktor, hastasına telefon etti:
    - Size verdiğim reçetedeki ilaçları kullanmaya başladınız mı?
    - Başladım, doktor.
    - İyileşmeye de başladınız mı?
    - Daha iyiceyim. İlginize teşekkür ederim. Daha önce böyle telefonla sormazdınız...
    - Ben de aynı hastalığa tutuldum. İlaçları kullanmadan önce emin olmak istedim de..

  158. 2008-03-28 #158
    çok ii yaaaa
  159. 2008-04-01 #159
    perfect ;) emeğine sağlık vuslat abla
  160. 2008-04-01 #160
    Alıntı:
    bambam94 Nickli Üyeden Alıntı
    perfect ;) emeğine sağlık vuslat abla
    konuyu açan vuslat değil sessiz peri dikkatinizi çekerim

  161. 2008-04-01 #161
    Hiç güleceğim yoktu doğrusu, fıkradan daha fazla güldüm. Vuslat abla
  162. 2008-04-04 #162
    Alıntı:
    bambam94 Nickli Üyeden Alıntı
    perfect ;) emeğine sağlık vuslat abla
    çook pardon görmedim tam o nu yazarken arkadaş yanımdaydı arkadaş şiir manyağı olduğndan ikide bir 'vuslat' adlı bi şiir arıyodu burda var dedim o arada da oraya vuslat yazmışım emeğine sağlık sessiz_peri

  163. 2008-04-04 #163
    walla sınıftakilerin yaptığı espirilere bu kada gülmüyorum
  164. 2008-04-04 #164
    walla sınıftakilerin yaptığı espirilere bu kada gülmüyorum
  165. 2008-04-05 #165
    Genç bir çocuk heyecanla annesine gelir ve asik oldugunu,evlenmek istedigini ve kizi tanistirmak istedigini söyler. Ama sadece eglence olsun diye eve 3 kiz getirecegini ve annesinin evlenecegi kizi tahmin etmesini
    ister.
    Ertesi gün 3 güzel kizla eve gelir. Otururlar, bir süre sohbet ederler.Sonra çocuk heyecanla annesine sorar "Tahmin ettin mi"diye. Anne duraksamadan cevap verir: Ortadaki kizilsaçlı."Oglan hayretle annesine sorar:
    "Inanilmaz, nasil bildin?"
    Anne cevap verir:
    Bir tek ondan hoşlanmadım.."

  166. 2008-04-05 #166
    Mehmet ile Handan öğrenci olup, aynı evi paylaşmaktadırlar.
    Bir gün Handan ve Mehmet, Mehmetin annesini yemeğe davet
    ederler,Mehmetin annesi akşam yemeği süresince Handanı uzun uzun süzer ve aslında Handanın çok alımlı ve güzel bir kız olduğunu , acaba
    aralarında ev arkadaşlığından daha ileri bir boyutta bir ilişkinin
    mevcut olup, olmadığını merak eder.
    Aklını okumuşçasına Mehmet annesine der ki: Ne düşündüğünü biliyorum
    ama emin ol ki sadece ev arkadaşıyız, ötesi yok.
    Akşam yemeğinden sonra Mehmetin annesi evine döner.
    Aradan bir iki gün sonra Handan der ki: Mehmet,annen bize yemeğe
    geldiğinden beri gümüş çorba kasesini bulamıyorum.
    Mehmet yanıtlar: Annemin almış olabileceğini tahmin etmiyorum ama ben
    yine de kendisine bir mektup yazayım.Oturur ve yazar:
    Anneciğim,Gümüş çorba kasesini sen aldın demiyorum, ama almadın da
    demiyorum.Fakatkonu şu ki: sen bize yemeğe geldiğinden beri gümüş
    çorba kasesi kayıp. sevgiler oğlun Mehmet.

    Bir hafta sonra Mehmetin annesinden mektup gelir:
    Sevgili oğlum: Handanla yatıyorsun demiyorum, ama yatmıyorsun da
    demiyorum. Fakat konu şuki: Handan kendi yatağında yatıyor olsaydı,
    gümüş çorba kasesini çoktan bulmuş olurdu.
    Sevgiler annen. :)))))

  167. 2008-04-05 #167
    MASAL KİTABI:

    Adamın biri kitapçıya girer,
    tezgahtara;
    "Evin reisi erkektir" adlı kitap varmı ? diye sorar
    tezgahtar cevap verir;
    "Maalesef beyefendi burada masal kitabı satmıyoruz."

  168. 2008-04-05 #168
    Temel yolda yürürken iki tabutun arkasında metrelerce uzanan bi kalabalık görür ve merakla tabutlardan birini sırtlayan adama
    - Kardeş başınız sağolsun
    der.
    Adam
    - Sağol eşimle kayınvalidem
    der. Tabutları göstererek Temel
    - Hayırdır nasıl oldu
    der.
    Adam
    - Bizim köpek karıma saldırmış kayınvalidem de yardıma koşmuş fakat köpek ikisinide öldürmüş
    der.
    Temel çekinerek,
    - Pardon beyefendi köpeğinizi ödünç alabilir miyim?
    diye sorar.
    Adam da
    - Geç kuyruğun sonuna millet sırada görmüyor musun
    der.

  169. 2008-04-05 #169
    Akıl hastanesine yeni atanan müdür hastaneyi dolaşmaya karar vermiş. dolaşırken hastanesinin dışarıya bakan duvarının dibinde bir grup akıl hastasının tek sıra olup duvardaki bir delikten baktıklarını görmüş. merak içinde yanlarına giderek :
    -yahu hepiniz toplanmış burada ne yapıyorsunuz.
    -hiçbir şey yapmıyoruz sadece bu delikten dışarı bakıyoruz...
    Bunun üzerine müdür hastaları kenara iterek :
    -durun birde ben bakayım, demiş ve delikten dışarıya doğru bakmış. birde ne görsün delik kapalı ve hiçbir şey görünmüyor. hiddetle akıl hastalarına dönerek :
    -yahu, demiş, ben baktım bu delikten dışarı bir şey görünmüyor peki siz ne görüyorsunuz :
    -deliler hep bir ağızdan müdür bey, demiş. biz yıllardan beri bakıyoruz bir şey göremedik siz bir bakışta nasıl göreceksiniz ki.

  170. 2008-04-05 #170
    walla süper bişi yaw kaynana olası geldi
  171. 2008-04-05 #171
    harbiden bu akıl hastaları ammada akıllıymış bea
  172. 2008-04-05 #172
    walla uzatmaya gerenk yok işi temel de alsın bir köpek kurtulsun kaynana ve eşinden
  173. 2008-04-05 #173
    nedense şu reislik çok tartışılıyo yaw emeğine sağlık elif1925 çok cüzel yazmışsın sayende gülme krizine grdim
  174. 2008-04-05 #174
    walla ne olursa olsun çok güzel bir fıkra krize girdim
  175. 2008-04-06 #175
    heheheheheh cok komıkmıs ya cıdden :D
  176. 2008-04-10 #176
    Bir kadının bir süreliğine is seyahati için İngiltere ye gitmesi gerekmektedir. Kadının kocası esini havaalanına kadar ***ürür. Karisi: - "Teşekkür ederim kocacığım, senin için İngiltere den ne getirmemi istersin?" diye sorar. Adam güler ve yanıtlar: - "Bir İngiliz kızı istiyorum hayatim..." Kadın sessiz bir şekilde kocasından ayrılır ve yola çıkar. 2 hafta sonra adam karisini tekrar hava alanından almaya gider ve sorar: - "Hayatim gezin nasıldı?" Karisi: - "Teşekkür ederim hayatim çok güzeldi." Adam: - "Peki hediyem nerde?" Kadın: - "Ne hediyesi?" Adam: - "Hani bir İngiliz kız istemiştim ya..." Kadın: - "Haa hatırladım, evet elimden geleni yaptım, simdi biraz beklememiz lazım kız olup olmayacağını görmek için... !!!!"


  177. 2008-04-10 #177
    Karadeniz'i gezen bir adam yolda aniden önüne çıkan tavuğu ezmiş. Hayvanı ezdiği için üzüntü duymuş ve gidip sahibine en azından parasını vermek istemiş. Almış tavuğu ve hemen oradaki köye gitmiş. Elindeki tavukla kahveden içeri girmiş ve :
    - Afedersiniz; ben hemen köy dışında bu tavuğu ezdim. Sahibini arıyorum, en azından parasını vereyim diye. Acaba bu tavuğun sahibi kim ? Bunun üzerine hep beraber tavuğa bakan Lazlar :
    - Hemşerim sen yanlış geldin. Bizim köyde böyle yassı tavuk bulunmaz.


    :d

  178. 2008-04-10 #178
    ahahaaa akıllıar :Pp
  179. 2008-04-13 #179
    heheheheheh krıze gırdım yaaa cıdden supermıs karnıma ağrılar gırdıı offf :))
  180. 2008-04-13 #180
    ooooo cok kötü tuzağa düşmüşler ya helal olsun o anneyede ne zeka varmıs yaw
  181. 2008-04-17 #181
    Başbakan Erdoğan, dış
    destek aramak için
    İngiltereye
    ziyarete gitmiş.

    Ziyareti sırasında Kraliçe tarafından çay içmeye
    davet edilen Erdoğan,
    Kraliçeye kendi liderlik felsefesinin ne olduğunu
    sormuş. Kraliçe de

    'çevremi akıllı insanlarla doldurmak' cevabını
    vermis.
    Erdoğan bunun üzerine kraliçeye çevresindeki
    insanların akıllı olup olmadiklarını nasıl
    ayırt ettiğini sormuş.

    Kraliçe, 'onlara doğru soruları sorarak ayırt
    ediyorum' diye yanıtlamış ve

    'izin verin göstereyim' demiş.

    Kralice hemen Tony Blair'i aramış ve: ' Sayin
    Başbakan, lütfen bu soruya cevap verin :

    Annenizin bir çocuğu var, babanızın bir çocuğu var
    ve bu çocuk sizin
    ne kız ne de erkek kardeşiniz. Kimdir bu ? diye
    sormuş.

    Tony Blair : ' Bu, benim majesteleri ' diye
    yanıtlamış.
    Kraliçe: ' Doğru. Teşekkürler. İyi çalışmalar
    Blair
    ' demiş ve Erdoğan'a dönerek :
    ' Gördünüz mü sayın Erdoğan ? '

    Erdoğan ; ' Evet majesteleri, çok teşekkür ederim,
    bu metodunuzu kesinlikle
    kullanacağım ' diyerek oradan ayrılmış.
    Yurda dönüp hemen Unakıtan'ı yanına çağıran
    Erdoğan,

    ' Kemal abi sana soracağım bir soruyu cevaplamanı
    istiyorum ' demiş
    Unakitan : ' Tabii efendim, nedir ? '
    Erdoğan : 'Annenin bir çocuğu var, babanın bir
    çocuğu var, ve bu çocuk senin ne kız

    ne de erkek kardeşin. Kimdir bu ? '

    Unakıtan sağa bakmış , sola bakmış düşünmüş
    taşınmış ve en sonunda :
    'Efendim bunu biraz düşünüp sonra size cevap
    versem
    ? ' demiş.
    Erdoğan kabul etmiş ve Unakıtan oradan ayrılmış,
    vakit kaybetmeden
    danışmanlarını toplantıya çağırmış, saatlerce bu
    soru üzerinde düşünmüşler,
    ama kimse bir cevap bulamamış.
    En sonunda Kemal Unakıtan Kemal Derviş'i aramış ve
    durumu açıkladıktan sonra :

    'Annenizin bir çocuğu var, babanızın bir çocuğu
    var,
    ve bu çocuk sizin ne kız

    ne de erkek kardeşiniz. Kimdir bu ? ' diye
    sormuş.
    Derviş: ' Bunda bilemeyecek ne var, tabii ki benim
    ' diye yanıtlamış.
    Cevabi alan Unakıtan hemen Erdoğan'ı arayarak : '
    Cevabı buldum efendim, kim olduğunu biliyorum.
    Cevabım : Sayin Kemal Derviş ' demiş.

    Erdoğan büyük bir hayal kırıklığıyla cevap vermiş:

    ' Yanlış cevap Kemal Abi, doğru cevap Tony Blair
    idi

  182. 2008-04-17 #182
    heheheheh erdoğanda akıllı değılmıs yaaa cok komıkmıs paylasım ıcın sağol :)))
  183. 2008-04-19 #183
    Trafik polisi temel' in kullandıgı aracı durdurur ve gülerek-müjde verir : Sizi tebrik ederim beyefendi bugünkü kontrollerimizde emniyet kemeri takan tek sürücü sizsiniz, bu yüzden size 500 milyon lira ödül verece iz. Bu parayla ne yapmayı düşünüyorsunuz ?
    -temel cevap vermiş : Hemen cidip bir ehliyet alacagum...
    - Polis,
    -ne..... senin ehliyetin yokmu, demeye kalmadan yandan fadime söze girmiş :
    - Siz ona bakmayun memur bey içince hep böyle sapitiy.
    - Polis iyice sinirlenmeye başlamış tam bu arada arka koltukta
    oturan Dursun atlamış : Ula ben size demedim mi çaluntu arabayla
    yola çıkmayalum, başımıza bir iş celur diye. Trafik polisi iyice zivanadan çıkmak üzereymiş ki bagajdan İdris' in sesi gelmiş :
    - Ne oldu uşaklar geçtik mi sınırı ?...

  184. 2008-04-24 #184
    supermıs yaa kemerı takmasada olurmus hıcteyse yakalanmıcaktı akıllı
  185. 2008-04-24 #185
    kız allah canını almasın o senmıydın tanıyamadım azraılın boyle bı laf soyledığını dusundumde bı anda koptum ya
  186. 2008-04-24 #186
    masal evın reısı kadınlar sız bızız dıyıp masalmı okuyosunuz gıbı bı laf soylemıs kadın adama resmen helal
  187. 2008-05-05 #187
    Alıntı:
    bambam94 Nickli Üyeden Alıntı
    perfect ;) emeğine sağlık vuslat abla
    Alıntı:
    bambam94 Nickli Üyeden Alıntı
    çook pardon görmedim tam o nu yazarken arkadaş yanımdaydı arkadaş şiir manyağı olduğndan ikide bir 'vuslat' adlı bi şiir arıyodu burda var dedim o arada da oraya vuslat yazmışım emeğine sağlık sessiz_peri

    Önemli değil kardeş, olur bazen böyle karışıklıklar.

  188. 2008-05-05 #188
    çok komikmiş ya :)))
  189. 2008-05-05 #189
    ŞEYTAN VE DOSTLARI Bir gün Şeytan, dünya çapında konvansiyonel bir toplantı için tüm dostlarını çağırmış.Açılış konuşmasında demiş ki: Müslümanların Camilere gitmesini engell eyemiyoruz. Kur'an okumalarını ve gerçekleri öğrenmelerini de engelleyemiyoruz. Allah ve elçisi ile sağlam ilişkiler kurmalarını da engelleyemiyoruz.Allah ile bir kere bağlantı kurduklarında üzerlerindeki gücümüz kırılıyor. Dostları demiş ki: Gerçekten zor bir durum, peki ne yapalım? Şeytan demiş ki: Bırakın Camilere gitsinler. Fakat zamanlarınıçalın, böylece Allah ve elçisi ile bağlantı kuramasınlar..Sizden isteğim budur. Şeytan devam etmiş: Dikkatlerini dağıtın, böylece gün boyunca Allah ile hayati öneme sahip bağlantıyı kuramasınlar.Dostları şaşırmış: Bunu nasıl başaracağız?Şeytan:Hayatın önemsiz ayrıntılarıyla zihinlerini sürekli meşgul et! Müslümanların kulaklarına şunu fısılda: Harca, harca, harca.. Borç al, borç al, borç al..'Kadınlarını işe girip uzun saatler boyunca çalışmaları için ikna et ! Erkeklerin haftada 6-7 gün, günde 10-12 saatçalışmalarını ve böylece hayatlarında boşluk kalm aması için planlar yap! Çocukları ile zaman geçirmelerini engelle! Evleri ferahladıkları bir yer olmaktan çıkacaktır! Zihinlerini o kadar meşgul et ki kendi iç seslerini (oto kritik, nefismuhasebesi) dinleyemesinler!Böylece kafaları karışacak, Allah ve elçisi ile zihinsel beraberlikleri kopacaktır. Bravooo, mükemmel fikir, diye alkışlamış dostları. Durun, daha bitmedi, diye devam etmiş Şeytan:Kahvehanelerde, doktor muayenehanelerinde, kafe'lerde masaları gazete ve dergilerle doldur! Zihinlerini 24 saat haber bombarıdmanına tut! Araba kullanma esnasında tefekkür etmelerini, İnternete girenlerinin mailboxlarını, junk maillerle, sipariş katalogları ile, bahislerle, çekilişlerle, promosyon ürünleri ile ve boş umutlarla doldur!Gazete ve TV'leri ince yapılı güzel modellerle doldur ki kocaları dış güzelliğin önemli olduğuna inansınlar ve hanımlarından hoşlanmasınlar!Kadınların, akşamları kocalarıyla ilgilenemeyecek kadar çok yorulmasını sağla!Eğer kadınlar, erkeklerin ihtiyacı olan sevgiyi ve remezlerse,erkekler bu sevgiyi başka yerlerdearayacaklardır!Çocuklarına namazın önemini anlatmalarını engellemek için hikaye kitaplarını tavsiye et!Doğaya çıkıp Allahın yaratma sıfatını görmelerini engellemek için onları çok meşgul et, eğlence parklarına,fuarlara, spor karşılaşmalarına, oyunlara,konserlere, sinemalara vs ***ür! Oralarda kavga çıkarıpbirbirlerini vurmaları sağla! Bizim işimiz fitne çıkarmaktır, bunu unutma! İslami dostluklar ve sohbetler yerine, taraftar-partidostluklarını ve dedikoduları teşvik et!İşte plan bu! Futbol, hayatlarının odağı olsun. Futbolcuların isimlerini çocuklarına ezberletmeyi marifet saysınlar! Ancak İslamın şartlarını merak bile etmesinler! Kurnazca plan için dostları şeytanıçılgınca alkışlamışlar ve ülkelere dağılırken Müslümanları daha fazla meşgul edeceklerine, telaş içinde orayaburaya koşuşturacaklarına, Allah'a, Elçisine ve ailelerine daha az zaman ayırtacaklarına söz vermişler.
  190. 2008-05-22 #190
    Hatırlamıyorum

    Genç adam yaşlı karı-kocanın evlerine misafir olur. 75 yaşındaki

    amca karısından bir fincan daha çay isterken "Çiçeğim, bir bardak

    daha verirmisin?" der.Sonra da "peteğim, hiç şekersiz lütfen" diye ekler

    65 yaşındaki tatlı karısının getirdiği tavşan kanı çayı

    alırken de "bebeğim, sana çok zahmet oldu" diye ekler.Genç adam, yaşlı

    amcanın karısına kullanıdığı sevgi sözcüklerinden çok etkilenir

    "Amcacığım, kaç yıllık evlisiniz?" diye sorar.Yaşlı ama dinç adam,"40

    seneyi geçtik evladım"der.

    Genç adam: "Vallahi maşallah, Allah muhabbetinizi arttırsın.

    Sürekli çiçeğim, peteğim, bebeğim gibi güzel sözlerle hitap ediyorsunuz

    galiba" Yanakları pembeleşmiş teyze "Doğru, bir kaç yıldır hep bana

    böyle hitap ediyor" deyip mutfağa doğru yöneldiğinde yaşlı amca genç adamın

    kullağına doğru eğilerek:

    "Şiişşt, çaktırma, 2 sene önce adını unuttum, hala hatırlayamıyorum.

  191. 2008-05-23 #191
    xD

    Ayakları çok fena kokardı. Bir gün bir arkadaşına, birlikte tiyatroya gitmelerini teklif etti.



    - Hay hay, dedi arkadaşı. Ama eve git, ayaklarını yıka ve temiz bir çorap giy. Söz mü?



    - Söz...



    Tiyatroya gittiler. Yerlerine oturdular. Aradan beş on dakika geçmeden etrafındakiler mendillerini burunlarına ***ürmeye başladı.



    - Hani söz vermiştin, dedi arkadaşı.



    - Vallahi değiştirdim, dedi ve ekledi:



    İnanmazsan diye kirlileri de cebime koydum. İşte burada!...

  192. 2008-06-05 #192
    HİÇ
    Adam günün yorgunluğu üzerinde, perişan bir vaziyette İETT durağında otobüs beklemektedir. Nihayet uzun bir zaman sonra beklediği güzergâhın aracı gelir ve biletini attıktan sonra arka taraflara doğru ilerlemeye başlar. Bir, iki adım ilerisindeki çift kişilik koltuğun boş olanına doğru ilerler; tam oturacağı sırada engelleyici bir ses tonu onu durdurur:
    - Buraya oturamazsın! Ben kimim biliyor musun?
    - Kim olduğunuzu bilmeli miyim?
    - Ben Yrd. Doç. falan kişiyim.
    - Evet?
    - Benim gibi kıdemli birinin yanına oturamazsın!
    - Size bir soru sormak istiyorum. Siz Yrd. Doçentlik ünvanınızdan sonra ne olacaksınız?
    - Doçent.
    - Peki sonra?
    - Şayet başımıza bir şey gelmezse Profesör.
    - Daha sonra?
    - Belki zor ama, Ordünaryus Profesör.
    - Evet... Peki bu dereceden sonra?
    - Hiiç...
    - Ben şimdiden 'hiç'im; lütfen müsade edin yanınıza oturayım...
    - !!?

  193. 2008-06-06 #193
    Biyoloji dersinden yapılacak sınav için sınıftaki herkes acayip çalışmış, notlar fotokopiler havada uçuşmuş. Daha sonra sınavın yapılacağı gün gitmişler bir de bakmışlar, ortada kağıt kalem yok sadece sıra sıra mikroskoplar. Hocada başlarında bekliyorken demiş ki, "Bu mikroskoplarda lam'da bir böceğin bacağı var, sınavınız bacağından böceği tanımak" Tabi hemen itirazlar, ama fayda etmemiş, hoca dediği dedik. Öğrenciler mikroskopların başına geçmiş. Ama bir şey yapamıyorlar. En sonunda biri dayanamamış, kapıyı çarpıp çıkmış. Hoca arkasından seslenmiş :

    ''Kimsin ulan sen, kapıyı çarpıp çıkıyorsun?" Kapı hafifçe aralanmış ve bir bacak uzanmış :
    "Tanısana hadi, tanısana kim olduğumu"

  194. 2008-07-16 #194
    Torun çiftliğinde yaşayan dedesini ziyarete gitmiş haftasonu.Sabah kahvaltıda dedesi ona sahanda yumurta yapmış.Torun bakmış tabakta yağ ve yumurta dışında başka şeyler de var. ''Dede''demiş,''Bu tabak temiz mi?'' ''Soğuksu bu kadar temizler!'' demiş dedesi, ''Otur da kahvaltını yap.''
    Öğleyin dedesi mangalda et yaparken yine bakmış,tabakta siyah lekeler... Sormuş: ''Dede! Bu tabağın temiz olduğundan emin misin?'' ''Soğuksu bu kadar temizler!'' demiş dedesi, ''İki de bir bana bunu sorup durma.''
    Akşam yemeğe oturmuşlar.Torun tabağa bakmış yine,tam ağzını açacakken yutkunmuş,susmuş.Yemi ş yemeğini.
    Gece yarısına doğru dedesine veda edip yola çıkmak isterken kapının önünde uyuklamakta olan köpek takılmış ayağına.Yolunu kesmiş ve dişlerini göstererek hırlamaya başlamış.Torun seslenmiş: ''Dede! Köpeğin beni bırakmıyor!''
    Televizyonda futbol maçı seyreden dede kafasını bile çevirmeden bağırmış:

    '' Soğuksu! Gel oğlum gel!!! ''

  195. 2008-07-23 #195
    90 yasındaki Fatma nine, balıkçıya sorar
    -Oğlum bu balıklar taze mi? Balıkçı; teyzenin gözlerinin iyi görmediğini düşünerek elindeki balığı sallar ve;
    -Teyze balıklar canlı canlı bak der
    -Oğlum balıklar taze mi diye sordum der Fatma nine, balıkçı kızmaya başlar
    -Yahu anacığım, bunlar canlı dedik ya
    -Oğlum, evladım ben taze balık istiyorum deyince balıkçı çıldırır
    -Yaaa anacığım canlı canlı dedik ya git başımdan der ve Fatma nine meşhur lafını söyler
    -Evladım ben canlıyım 90 yaşındayım, taze miyim…!?

  196. 2008-07-30 #196

    Bir sarışının para sıkıntısı varmış. Çaresiz, bir çocuk kaçırıp fidye istemeye karar vermiş.
    Parkta bir çocuğu yakalayıp;
    - ''seni kaçırıyorum'' demiş ve bir fidye notu yazmış;
    - ''Çocuğunuzu kaçırdım, onu tekrar görmek istiyorsanız, bir kesekağıdına 10 bin dolar koyup oyun
    parkının kuzey tarafındaki kayın ağacının kovuğuna bırakın''.
    İmza: Bir sarışın.

    Sonra da, yazdığı notu bir iğne ile çocuğun sırtına iliştirdikten sonra;
    - ''git bu notu anne babana göster'' diyerek çocuğu evine yollamış.
    Ertesi gün sarışın parka gidip, ağacın kovuğuna bakmış, gerçekten'de bir kese kağıdı ve içinde de 10
    bin dolar var.
    Bir de not;
    - ''Teessüf ederim. Bir sarışın, böyle bir şeyi başka bir sarışının oğluna nasıl yapar?''...

  197. 2008-07-31 #197
    Oniki yaşındaki oğlan ondört yaşındaki amcaoğluna soruyor:
    - Abi ablam nişanlanıyor biliyorsun...Yaz sonu nikah varmış, bizim evde de konuşuyorlardı.Ben sana bir şey sormak istiyorum...
    - Söyle...
    - Bu nişan dedikleri ne? Evde sordum, 'Eh evlenecekler işte' diyorlar ama nişanlanınca ne oluyor, onu anlayabilmiş değilim.
    - Hıııım... Zor soru, bak ben sana bir örnekle anlatayım...
    - Dinliyorum.
    - Diyelim ki Şubat'ta yarıyıl karnesini aldın,hepsi pekiyi getirdin. Sana bir bisiklet alıyorlar ve 'Haziran'da bütün dersleri pekiyi getir, sınıfı geç, bu bisiklet senin' diyorlar. İşte Şubat ile Haziran arasındaki o süre var ya, bisiklet senin ama binemiyorsun; o süreye 'nişanlılık dönemi' deniyor.
    - Haa şimdi anladım, bisikletin var, evde duruyor; sen ona bakıyorsun o sana bakıyor; ama binemiyorsun ta ki sınıfı geçene kadar.
    - Peki dokunmaya izin var mı?
    - Vallahi onu ben de tam bilemiyorum; binmek kesinkes yasak da galiba ziliyle oynayabiliyorsun!..

  198. 2008-08-02 #198
    Avukat
    Avukat jüri üyelerinin oturduğu bölüme doğru ilerleyip 'Sayın jüri üyeleri..' demiş, 'Müvekkilim anne ve babasına son derece saygılı, küçükleri seven, hayatta hiçbir kötülük yapmamış, altın kurallarla yaşamış, bir onur, bir dürüstlük ve centilmenlik abidesidir.. Onu herkes sever ve...'
    Sanık, yanındaki diğer sanığın kulağına eğilip, 'Rezaleti görüyor musun? ..' demiş, 'Adama çuvalla para verdik, herif gidip bir başkasını savunmaya başladı! ..'

    ***********
    Rüya
    Temel sabahın köründe uyandığı gibi arkadaşı Dursun u arar.
    -' Dursun, dün gece rüyama cirdun, bana çok önemli şeyler anlattun.'
    -'Eee hayirdur inşallah.' -'Hayirmidur, şermidur pilmiyrum, çünkü neler anlattiğuni hatirlamayrum, sen hatirlaymisun diye arayrum da..'..
    ***********
    Köpek
    Adamın biri deniz kenarındaki otelde yer ayırmak için bir e-posta atmış ve 'Köpeğimi de getirmek isterim acaba mümkün mü? İzin verir misiniz? ..' diye bir not eklemiş..
    Otel sahibinden acele 'Yıllardan beri bu oteli işletirim..' diye başlayan bir cevap gelmiş.. 'Bu süre zarfında otelimde kalan hiçbir köpek havlu, çarşaf, kültablası çalmadı, Duvarlardaki tabloları söküp ***ürmedi.. Gece yarısı sarhoş bir şekilde lobi'ye girip misafirlerimi rahatsız etmedi.. Hesabı ödemeden kaçmadı.. Köpeğinizi sevgiyle bekliyorum.. Yanında sizi de getirirse siz de hoş geldiniz..! '

    ***********
    Aşka bak!
    Aşkım.. Birlikte bir dere kenarında ve otlarla dolu suyun içindeyiz. Etrafımızda uçuşan sürüyle sinekler..
    Güzelliği düşünebiliyor musun? ..
    (Kurbağa Kermit ve Sevgilisi! .)
    ***********
    Pisi pisi..
    Kadın, 'polis imdat'ı arayıp papağanının kaybolduğunu ihbar etmiş..
    'Size yardımcı olamam efendim..' demiş görevli, 'Bu telefon acil durumlar içindir..! ' Kadının ısrarı üzerine
    'Merak etmeyin efendim..' demiş görevli, 'Bu tür kuşlar geri döner genelde..'
    'Anlamıyorsunuz..' demiş kadın ağlayarak, 'Bu kuşun tek bildiği laf 'Gel pisi pisi'..! '

    ***********
    Son kez..
    Adamın biri şirkteki boş aslan terbiyeci kadrosu için müracaat etmiş, sirk sahibi kendisine
    ' Tecrübeniz var mı? ..' diye sorunca,
    ' Evet..' demiş adam, 'Babam, Dünyaca ünlü bir aslan terbiyecisi idi.. Bildiği her şeyi bana öğretti..'
    'Gerçekten mi? ..' demiş patron,
    'Aslan'ı yanan bir çemberden atlatmasını öğretti mi? ..'
    'Evet öğretti..'
    'Sana 6 aslanı üst üste bindirerek piramit yapmasını? ..'
    'Tabii..'
    'Pekii, başını aslanın ağzının içine sokmasını? ..
    'Hayır efendim, öğretmedi.. Ama sadece bir kere ben kendim yaptım..'
    'Neden bir kere? .. Neden kendiniz? ..'
    'Babama son bir kere daha bakmak için...'
    ***********
    Hastalık bu..
    Profesör, öğrencileri ile birlikte Karadenizli hastanın yatağının
    başına gitmiş.. Onlara yeni bir hastalığın belirtilerini öğretecek..
    Yatakta bitkin, kendinden yari geçmiş vaziyetteki hastayı göstererek
    konuşmaya başlamış:
    'Bakin yüz rengi sarıya yakin..'
    'Gözler içeriye doğru çökmüş, o yüzden burun daha sivri görünüyor..' 'En
    fazla değişik kas yüzümüzdedir.. Bakin kaslar tepki vermediğinden ifade
    anlamsız.. Çene aşağıya sarkmış duruyor..'
    Hasta da öğrenciler gibi dikkat kesilmiş dinliyor..Profesör bu bir 'batin
    sendromu' belirtisidir diyecek, yerinden zorlukla dikilmeye çalışan hasta
    fırsat vermemiş.. Zor bela mırıldanmış:
    'Sen sançi dünya cuzelisun..'

    ***********
    Umurunda olmamak..
    Aşırı ishalden şikayetçi biri Cerrahpaşa'ya gider hemen.. ama bürokrasiden dolayı belgeleri karışır ve kahramanımızı yanlışlıkla psikiyatri servisine havale ederler..
    15 gün suren tedaviden sonra, taburcu olacağı gün, bir arkadaşı karşılamaya gelir
    - 'Ne oldu geçti mi ishal? '
    - 'Hayır geçmedi ama artik hiiiç umursamıyorum…'
    ***********
    Çimse yok mii?
    Temel, bir gün tarlasından eve dönmektedir. Karadeniz bölgesinin sarp arazisindeki patikada ilerlerken, birden ayağı kayar ve yüzlerce metre derinlikteki uçuruma yuvarlanır. Can havliyle, uçurumdaki bir ağacın dalına tutunur. Aşağıya bakar, metrelerce derinlikte ve dibinde de sivri kayalar. Belki duyan olur da kurtarmaya gelir diye avazı çıktığı kadar bağırır:
    -Çimse yok miiii!
    Bir kaç kere daha bağırır. Sonunda, ta yukarılardan, gökten bir ses duyar:
    -Ey kulum Temel! Düşüp ölsen ne var ki? Seni cennetime koyarım. Eğer emirlerimi yaptıysan, yasaklarımdan kaçındıysan, kul hakkı yemediysen hiç korkma!
    Temel şöyle bi düşünür, emirlerden hemen hiçbirini yapmamış, yasakların neredeyse tamamını yapmış, kul hakkı desen sadece Fadime'nin hakkını ödeyemez. Başını kaldırıp, tekrar bağırır:
    -Başka çimse yok miiii!

    ***********
    O haa..
    Adam ördeğini 'Yem yemiyor' şikayeti ile veterinere ***ürmüş.. 'Zamanla ördeklerin üst gagaları uzayıp alt gaganın üzerine çıkar, bu da onların yiyeceklerini yerden almalarını zorlaştırır..' demiş veteriner, 'Üst gagayı çok dikkatli olarak bir eğe yardımı ile törpülemeli ve alt gagayla eşit olmasını sağlamalısınız.. Ama dikkat edin, çok törpülerseniz su içerken üst gagada bulunan burun deliklerine su kaçar ve hayvan ölebilir..'
    Aradan bir hafta geçince veteriner ördeğin sahibini yolda görmüş ve sormuş 'Ördek nasıl? ' diye..
    'Öldü..! ' demiş adam..
    'Tüh..! Size üst gagayı çok fazla törpülemeyin diye tembih etmiştim..'
    'Yok, yok doktor, ondan değil doktor..' demiş adam, 'Ördeği atölyede mengeneden söktüğümde zaten ölmüştü..! '
    ***********
    Vah babalara..
    Babalar Günü'nde babama ne hediye alacağımı bilemedim.. Ondan özür dileyip kendisine para verdim, 'Canım babacığım..' dedim, 'Bunu hayatını kolaylaştıracak bir şeye harcamanı istiyorum..'
    Zavallı Babam.. Gidip anneme bir hediye almış..!

    ***********
    Allah bilir..
    Temel seçimlerde aday olmuş, büyük kalabalığa karşı konuşma yapacak, hazırlanmış, kürsüye cıkmış. Cebindeki kağıdı aramış bulamamış. Bunun üzerine seçmenlere şöyle seslenmiş:
    - Sevgili hemşehrularim, puraya celirkeen neler soyleyecegimu pir Allah pir de pen pileydum, simdi ise sadece Allah piliy.
    ***********
    Pirelidur..
    Temel ve köpeği Karabaş trene binerler. Aynı kompartımandaki yolculardan biri Temel'e:
    -Köpeğinize dikkat edin lütfen, şu anda kocaman bir pirenin vücudumda dolaştığını hissediyorum.
    Temel gayet sakin:
    -Uy karabaşum dikkat edesun, bu adamda pire vardur,sana ta geçebulur.

    ***********
    Sırrı tutabilmek..
    Ülkeler arasında bir ``sır tutabilme´´ yarışması düzenlenmiş. Bu yarışmaya Temel de katılmış. Temel'e, bir Amerikan'a ve bir İngiliz'e birer sır vermişler.
    Amerikalıya işkence yapmaya başlamışlar, üç günden fazla dayanamamış, sırrını söylemiş.
    İngiliz'e işkence yapmaya başlamışlar, bir iki hafta sonra o da söylemiş sırrını.
    Sıra Temel'e gelmiş; günler haftalar geçmiş ama nafile. Söylememiş sırrını ve kazanmış yarışmayı.
    Birkaç dakika sonra Temel başlamış kafasını duvara vurmaya:
    Haturla oni da!... Haturla onii…

    Mutlu hafta sonları hep sizlerle olsun..
    Yüzünüzden gülücükler eksik olmasın..
    Selam ve sevgilerimle..

  199. 2008-08-02 #199
    Çok güzellerdi teşekkür ederim. Hala gülüyorum
  200. 2008-08-02 #200
    paylaşimlar çok harıka olmuş
    sagolunn...

  201. 2008-08-07 #201
    Karmakarışık

    Öğretmen Ali ye sordu,
    - Oğlum dünyanın şekli nasıldır? Daire mi? Elips mi?
    - Valla o kadarını bilmiyorum ama babam dünyanın karmakarışık olduğunu söylemişti hocam...


    25 Lira

    Çok cimri olan adam benzin istasyonlarından birinin önünde durdu:
    "Arabaya iki litre benzin koy," dedi.
    Benzinci bir yandan arabaya benzin koyarken, bir yandan gülümseyerek:
    "Siz eski fiyattan benzin alacak son müşterimizsiniz." Der.
    "Öyleyse kırk litre koy," dedi cimri. Depo dolduktan sonra ekledi: "Yarın fiyat ne olacak? "
    Benzinci:
    "25 lira daha ucuz efendim."


    Hesap

    Emrah kalktı, elinde bir listeyle bakkal Murat a gitti:
    - Bakkal amca, dedi, kilosu 525 liradan 7 kilo şeker, 630 liradan 11 kilo pirinç,
    280 liradan 9 kilo un kaç lira eder?
    - O senin dedigin fiyatlardan satmıyoruz pirinci, unu. Hem sen okadar ağır
    yükü nasıl ***üreceksin?
    - Sen ağırlıklarına bakma amca, fiyatlarının toplamını söyle. Bu benim matematik ödevim...



    Üşütük
    Yolcu gemisi okyanusta ıssız bir adanın yanından geçerken yolcular uzun sakallı üstü başı yırtık sıska bir adamı fark etmişler.. Adamcağız sahilde oradan oraya koşuyor, çılgın gibi ellerini sallıyor, zıplıyor, bağırıp çağırıyormuş..
    Yolculardan biri 'Kim bu kaptan? ' diye sormuş..
    'Bilmem..' demiş Kaptan 'Her sene buradan geçeriz, her seferinde de bu manyak bizi görünce böyle kafayı üşütür..'


    Ucuz

    Kayserili lüks bir mağazaya girmişti. Tezgâhtar kıza,

    — Bana bu dükkândaki en ucuz elbiseyi gösterin lütfen! dedi.

    Tezgahtar hiç tereddütsüz:

    — Üzerinizdeki efendim!


    Kayseri`li ve Terzi

    Kayseri`li Ali`ye babası hayat dersi veriyormuş oğlum senden ne kadar isterlerse istesinler yarısından fazla verme.
    Ali bir gün terziye takım elbise diktirmiş.
    Kayseri`li sormuş borcum nedir?
    Terzi cevap vermiş 6 milyon
    Kayseri`li mümkün değil 3 milyon demiş.
    Terzi kurtarmaz 4 milyon demiş.
    Kayseri`li mümkün değil 2 milyondan fazla vermem demiş.
    Terzi lanet olsun tamam demiş.
    Bu sefer Kayseri`li 1 milyondan fazla vermem demiş.
    Terzi sinirlenmiş para falan istemiyorum al elbiseni defol demiş.
    Kayseri`li bir takım elbise daha dikmezsen şuradan şuraya gitmem demiş.


  202. 2008-09-19 #202
    Roma'da dünyaca ünlü San Pietro Kilisesi'nde büyük bir pazar ayini... Görkemli bir dinsel tören.. Papa bile katılıyor. Koskoca meydan mahşer yeri gibi. Kilisenin içi de dışı da tıklım tıklım. Bu arada kilise kapısında iki adam özellikle dikkati çekiyor. Ikisinin de boynunda kocaman birer levha asılı. Birinde "Ben koyu bir Hristiyanım, lütfen bana yardım ediniz" yazılı. Ötekinde ise sadece "Ben koyu bir Yahudiyim" yazıyor. Tabii ki kiliseden çıkanlar Hristiyan olduğunu ifade eden adama yanaşıyorlar ve ellerini ceplerine atıp cömertçe bir şeyler veriyorlar. Yahudi olduğunu ifade eden adamda ise siftah yok. Bu arada kiliseden çıkan iyi niyetli biri "Yahudiyim" yazısı taşıyana sokuluyor. "Bana bak kardeş" diyor, "..dürüstlük iyi bir şey, ama binlerce Hristiyan kiliseden çıkarken, senin Yahudi olduğunu böyle aleni olarak ifade etmen kanımca hiç de akıllıca bir hareket değil. Bak kimse sana para da vermiyor zaten.. Bence çıkar o yazıyı boynundan, sen de şu Hristiyan gibi..." deyince; boynunda "Yahudiyim" yazılı adam "Hristiyanım" yazılı olana dönüp sesleniyor: - Heey! Salamon! Herife bak be! Gelmiş bize ticaret öğretiyor..
  203. 2008-09-30 #203
    Çocukların Dilinden Nişan Dönemi

    --------------------------------------------------------------------------------

    Çocukların Dilinden Nişan Dönemi
    Oniki yaşındaki oğlan ondört yaşındaki amcaoğluna soruyor: - Abi ablam nişanlanıyor biliyorsun...
    - Yaz sonu nikah varmış, bizim evde de konuşuyorlardı.
    - Ben sana bir şey sormak istiyorum...
    - Söyle...
    - Bu nişan dedikleri ne? Evde sordum, 'Eh evlenecekler işte' diyorlar ama nişanlanınca ne oluyor, onu anlayabilmiş değilim.
    - Hıııım... Zor soru, bak ben sana bir örnekle anlatayım...
    - Dinliyorum.
    - Diyelim ki Şubat'ta yarıyıl karnesini aldın, hepsini pekiyi getirdin. Sana bir bisiklet alıyorlar ve 'Haziran'da bütün dersleri pekiyi getir, sınıfı geç, bu bisiklet senin' diyorlar. İşte Şubat ile Haziran arasındaki o süre var ya, bisiklet senin ama binemiyorsun; o süreye 'nişanlılık dönemi' deniyor.
    - Haa şimdi anladım, bisikletin var, evde duruyor; sen ona bakıyorsun o sana bakıyor; ama binemiyorsun ta ki sınıfı geçene kadar. Peki dokunmaya izin var mı?
    - Vallahi onu ben de tam bilemiyorum; binmek kesinkes yasak da, galiba ziliyle oynayabiliyorsun!..

  204. 2008-09-30 #204
    Arabasini park edip lokantaya giren adam, çiktiginda arabasini akordeona dönmüs bir halde bulur. Cam sileceginin altinda bir kagit vardir. Kagidi açtiginda, su satirlarla karsilasir :
    - Ön vitesle geri vitesi karistirip arabaniza sert bir sekilde çarptim. Arabanizda gördügünüz gibi çok büyük hasar var. Olayi gören kimseler de su an, ben bu satirlari yazarken çevremde toplanmis bulunuyorlar ve bu kagida adimi ve adresimi yazdigmi saniyorlar. Ne halin varsa gör, o kadar enayi degilim!

  205. 2008-09-30 #205
    hepsi çok komik sqağol
  206. 2011-02-01 #206
    Cennette yer kalmadi..

    Bir gün padişah vezirlerine.
    gidin bana hoca yı çağırın demiş..
    nasrettin hoca gelmiş.
    padişah:ben cennetemi yoksa cehennememi gitcem demiş.
    hoca: cehenneme
    padişah:neden demiş
    hoca:boş yere öldürrüğünüz insanların hepsi cennete gitti cennette yer kalmadı.

  207. 2011-02-07 #207
    Nasıl gülmiyeyyim ?:))
    Üç arkadas tren istasyonuna gitmisler. Içlerinden biri giseye yaklasip bilet almis ve trenin kalkmasina ne kadar zaman oldu sormus.
    Bir saat on bes dakika...Arkadaslarina dönmüş daha çok var hadi gidip su karsiki kafede çay içelim... Oradan buradan derken lâf
    lâfi açmis...Birden tren düdügüyle kendilerine gelmisler. Kosarak disari firlamislar amanafile...
    Tren kaçmis..
    Sormuslar: - Sonraki tren ne zaman?Bir buçuk saat sonra...
    Yine dönmüsler kafeye. Yine çay yine lâf ve derken yine düdük sesi. Kosmuslar ama bu defa da treni kaçirmislar.Bir saat sonra bir tren
    daha varmis.
    Dönmüsler kafeye... Ama bu kez uyanik duruyorlar.
    Trenin sesini duyar duymaz kalkmislar ve kosmaya baslamislar. Içlerinden ikisi; biri bir vagona digeri baska vagona zar zor yetismis... Üçüncü ise geride kalmis ve yetisememis...
    Bir süre dövündükten sonra baslamis katila katila gülmeye.
    Durumu gören istasyon memuru dayanamayip sormus:Hem treni kaçirdin hem gülüyorsun!
    Nasil gülmeyeyim!... Onlar beni ugurlamaya gelmişlerdi..

  208. 2012-11-26 #208
    çoğuna güldüm güzeldi :D
  Okunma: 24000 - Yorum: 207 - Amp