sponsorlu bağlantılar
Kitabın adı: Sodom ve Gomore
Kitabın Yazarı: Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Sayfa Sayısı: 391

Konu: İmparatorlukların çöküşü ve kurtuluş savaşı arasındaki İstanbul anlatılmaktadır. Esasında Yakup Kadri Karaosmanoğlu İstanbulun bir kısmını ele alıp tüm İstanbula lanet okuyor Yurt işgal altındayken, Anadoluda büyük zorluklar içerisinde yaşam savaşı veren halk İstanbulda yaşayan yüksek sosyetenin yaşamının büyük bir bölümünü oluşturan eğlence, eğlence sırasında yaşanan ahlaksızlıklar ve bunun sonucunda gelişen karmaşık olaylarla büyük bir tezat oluşturmaktadır.Kısacası ülkenin bir kısmı ağlarken diğer bir kısmı gayet rahat bir şekilde gülebilmektedir. Bu olay Leyla Nejdet arasındaki ilişki ve çevredeki insanların yaşamlarıyla anlatılmaktadır.
Yayınevi: İletişim Yayınları - İstanbul - 1984 - 6. basım

KARAKTERLER:
Captain Gerald Jackson Read: Captain Read sarı saçlı, uzun boylu, yakışıklı bir ingiliz komutanıdır. Aşk ve gönül işlerinden nasibini almiş, görenleri kendine hayran bırakan birisidir. Ama o birçok kişinin arasından bir türk kızı olan leylayı seçmiştir.

Leyla: Bir türk ailesinin Esmer kadife tenli kızı olan Leyla Nejdetle nişanlıdır. Duyguları gittikçe degişen Leyla, Nejdetle Captain arasında bir ikilemde kalmiş sonunda ikisini de kaybetmiştir.

Nejdet: Bir ingiliz düşmanı olan Nejdet leylanın nişanlısıdır. Esasında Leylanın akrabasıdır. Bu da bu dönemdeki geriliği yansıtmaktadır. İlk kısımda bir ingiliz düşmanı olan Najdet ilerleyen bölümlerde tam bir milliyetçiye dönuyor. Bu isteği dışında olan Leylaya olan sinirinden doğan bişeydi.

Sami Bey: Düyunu Umumiye'nin eski yüksek memurlarından olan Sami bey alafranga bir emekli tipi idi. Leylanın babası olan Sami Bey etraftaki ingilizlerden şikayetçi değil memnundu.

Major Will: Major Will neyaptığı şehirdeki kimse tarafından bilinmeyenama şehrin neresine gidilse karşılaşılan süflizevkleri olan sapkındır.

Madam Jimson: Captain read in ilk gözağrısı olan koyu ela gözlü levent bir kadındır. Küstah bır sekilde boyalı dudaklarının arasındaki iri beyaz dişlerini göstermek için durmadan güler.

Captain Marlow: Kapakları bir parça şiş mahmur gözleri, ince dudakları ile sevimlibir ifadeye sahipti. Captain Marlow'un hiç anlamadığı şey genç bir kızla flört etmektir. Bir eşcinsel olan Marlow narin bir insandı.

Azize Hanım: Hangi cinsten hangi renkten olursa olsun bir aşkın ortaya çıkması için dört gözle bekleyen bir kadın. Azize Hanım Atıf Bey'in karısıydı.

Atıf Bey:azize hanımın eşi olan Atıf Bey çalışmaktansa arkadaşlarıyla oturup yeyip içmeyi sever.

Diğer karakterler:
Makbule Hanım
Nermin Hanım
Hayri Bey
Orhan Bey
Dr. Jean Prade
Miss Fanny Moore
Nuriye Hanım
Cemil Kami
Levend
Colonel


YAZAR HAKKINDA BİLGİ:

YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU (1889 - 1974)

Türk, romancı ve yazar. Romanlarında Türk toplumunun Tanzimat'tan bu yana çeşitli dönemlerdeki toplumsal gerçekliğini sergilemiştir.
27 Mart 1889'da Kahire'de doğdu. 13 Aralık 1974'te Ankara'da öldü. İlköğrenimine ailesiyle birlikte gittiği Manisa'da başladı. 1903'te İzmir İdadisi'ne girdi. Babasının ölümünden sonra annesiyle yine Mısır'a döndü, öğrenimini İskenderiye'deki bir Fransız okulunda tamamladı. 1908'de başladığı İstanbul Hukuk Mektebi'ni bitirmedi. 1909'da arkadaşı Şehabettin Süleyman aracılığıyla Fecr-i Âti topluluğuna katıldı. 1916'da tedavi olmak için gittiği İsviçre'de üç yıl kadar kaldı. Mütareke yıllarında İkdam gazetesindeki yazılarıyla Kurtuluş Savaşı'nı destekledi. 1921'de Ankara'ya çağrıldı ve bazı görevler verildi. 1923'te Mardin, 1931'de Manisa milletvekili oldu. Bir yandan da gazeteciliğini ve roman yazarlığını sürdürdü. 1932'de Vedat Nedim Tör, Şevket Süreyya Aydemir, Burhan Asaf Belge ve İsmail Hüsrev Tökin ile birlikte Kadro dergisinin kurucuları arasında yer aldı. Savunduğu bazı görüşler aşırı bulunduğu için Kadro dergisinin 1934'te yayımına son vermek zorunda kalmasından sonra Tiran elçiliğine atandı. Daha sonra 1935'te Prag, 1939'da La Haye, 1942'de Bern, 1949'da Tahran ve 1951'de yine Bern elçiliklerine getirildi. 27 Mayıs 1960'tan sonra Kurucu Meclis üyeliğine seçildi. Siyasal yaşamının son görevi 1961-1965 arasındaki Manisa milletvekilliği oldu.

Karaosmanoğlu yazarlığa Ümit, Servet-i Fünun, Resimli Kitap gibi dergilerde başladı. Fecr-i Âticiler'in "sanat şahsî ve muhteremdir" görüşünü paylaştığı ve "sanat için sanat" yaptığı bu ilk döneminde Nirvana adlı bir oyun, makaleler, denemeler, düzyazı şiirler ve öyküler yazdı. Balkan Savaşı ve I. Dünya Savaşı sırasında ülkenin durumu, sanat anlayışını değiştirmesine yol açtı. Türk toplumunun çeşitli dönemlerdeki gerçekliğini sergilemek istediği için bir ikisi dışında yapıtlarında belli tarihsel dönemleri ele aldı. Kiralık Konak I. Dünya Savaşı öncesinin, Hüküm Gecesi II. Meşrutiyet'in, Sodom ve Gomore Mütareke döneminin, Yaban Kurtuluş Savaşı yıllarının, Ankara Cumhuriyet'in ilk on yılının, Bir Sürgün II. Abdülhamid döneminin işlendiği romanlardır.

Panorama 1923-1952 yıllarını kapsar. Karaosmanoğlu 1920'lerden sonra iyimser bir devrimci örünümündeyken,
sonra umutlarını yitirerek romancılığını devrimci yönde kullanmaktan vazgeçmiştir. 1955'ten sonra da anı kitaplarından başka bir şey yazmamıştır. Romanları arasında en önemli ve ünlüleri Nur Baba, Kiralık Konak ve Yaban'dır.
1942'de CHP Roman Armağanı'nda ikinciliği kazanmış olan Yaban, Karaosmanoğlu'nun en başarılı romanı sayılır.

YAPITLAR
(başlıca): Roman: Kiralık Konak, 1922; Nur Baba, 1922; Hüküm Gecesi, 1927; Sodom ve Gomore, 1928; Yaban, 1932; Ankara, 1934; Bir Sürgün, 1937; Panaroma, 2 cilt, 1953-1954; Hep O Şarkı, 1956. Öykü: Bir Serencam, 1913; Rahmet, 1923; Milli Savaş Hikâyeleri, 1947. Anı: Zoraki Diplomat, 1955; Anamın Kitabı, 1957; Vatan Yolunda, 1958; Politikada 45 Yıl, 1968; Gençlik ve Edebiyat Hatıraları, 1969. Çeşitli: Bütün Eserleri (bibliyografya içerir), ilk 15 cilt, (ö.s.), A.Öskırımlı (yay.), 1977-1984.


ÖZET:
Captain Gerald Jackson Read bir gün, luzumundan fazla zengin bir sofradan kalkmış ve kendini yatağa atmıştı. Üç saat sonra uyandığında içtıği içkiden dolayı kendini nasıl yatağa attığını hatırlamıyordu. Ve aniden bir türk evine davetli olduğunu hatırladı. Bu sırada kapı çalındı. İçeriye önceden çağırdığı manikürcü kız girdi.bu kız da ona hayran kalmıştı. Ama captain gerald aklında başkası ılduğu için ona yüz vermemişti. Sonunda hazırdı gideceği evin sahibinin adını hatırlamamasına rağmen leylanın adını dilinden düşürmüyordu. Oraya gidip güzel bir çay ziyafeti çektikten sonra samimi birkaç dost baş başa kalmıştı. Yemek vakti gelip herkes sofraya oturduğunda Sami Beyin eşi Necdet'in de davetli olduğunu söyledi. Bu arada Captain Gerald eve gitmek üzere ayrılmıştı.

Necdet içeriye girdiğinde bu odada ingiliz kokusu var diyerek azarlar gibi konuşuyordu fakat Sami Bey anlamazlıktan geliyordu. Derken telefon çaldı, leyla hemen atılıp telefonu aldı necdet birşeylerden şüphelenmeye başlamiştı fakat ingilizce konuşulduğundan pek birşey anlamamıştı. Konuşma fazla uzayınca necdet Leyla dışındaki herkesi selamlayıp çok sınirli bir yüz ifadesiyle herşey bitti diye söylenerek Captain Gerald'ın evinin önüne gitmek üzere ayrıldı. Captain Gerald'ın evinin önüne vardığında kapının önünde bekleyen şöföre sorgularcasına sorular soruyor, Captain Gerald'ı beklediğini öğrenince de daha fazla sinirleniyor ve onu tersleyip genelde ingiliz zabitlerine karşılaştığı için çekinerek gittiği barlardan birine gidiyordu. İçtikten sonra sarhoş olamayınca bardan çıkıp gidiyordu.

Daha sonra Captain Gerald ve birkaç samimi arkadaşı konuşurken içlerinden biri Leylanın nişanlısı Necdet'in bar bar gezip içtiğini söyluyordu buna karşı Captain Gerald Necdetin Leylanın sadece akraba oldukalarını söyluyor. Fakat arkadaşı onların nişanlı oldukları konusunda ısrar ediyor.
Birgün Nermin Hanım, Azize Hanım ve birkaç ingiliz yeyip içip eğleniyorlardı. Leyla, Necdet ve Captain Gerald da bu ortamda bulunuyordu. Bir süre sonra Major Will ortalarında görünmüyordü. Fanny Moore Nermin hanımı alıp üst kata çıkardığının kimse farkında değildi. Ayrıca Captain Gerald, Leyla ve Necdet'de yoktu. Bahçe kapısı açıldığında üçü birden içeriye girdi. Necdet'in yüzü soluktu, kanı çekilmiş gibiydi ve eline aldığı içki bardağı titriyordu. Herkes bunun sorumlusunun Leyla ve Captain Gerald olduğunu düşünüyordu.

Ertesi gün necdet'İn kapısı çalıyor, Leyla ağaçtan koparılmış bir dal gibi önüne yığılıyordu. Necdet onu defetmesine rağmen o yerde yatmaya devam eder. VE aniden birbirleriyle tekme tokat kavga etmeye başlarlar. Necdet'in bildiği tek şey bu dövüşmenin ardında bir ateşli barışma olduğudur. Leyla Captain Geralddan ümidini tamamen kesmiştir.

Bu arada Captain Marlow ve Atıf Bey iyi arkadaş olmuş ve Azize Hanımın evde olmadığı bir gece evde eğlenmeye karar vermişlerdi. Fakat ev gittiklerinde Azize Hanımın evde olduğunu görünce şaşırırlar. Ama Azize Hanım onları terslemek yerine onlara bir sofra hazırlamayı tercih eder. Bir sure sonra Azize Hanım onlların kulaktan kulağa gizli konuştuklarını farkedince sinirlenir. Vebunu onlara söyler. Onlarda bir süre sonra kalkıp giderler.
Bu esnada Captain Gerald ve Leyla arada buluşup dertleşiyorlardı. Captain Gerald bu sıralar Şehnaz Sultan diye biriyle beraberdi bunu bilmeyen yoktu.

Bir gün Leyla Necdet'e bu nereye kadar sürecek evlenip kurtulalım diyor ama kesin bir yargı koyup evlenelim demiyordu. Daha sonra Leyla'nın bır Amerikalıyla düşüp kalktığı duyuldu ve onunla avrupaya gidip geldi. Eve döndüğunde gözler Necdet'i arar gibiydi. Daha sonra onunla milli anma gününde karşılaştılar. Leyla Necdet ile ilgilenmesine ragmen Leyla'nın bu acınacak haline Necdet hiç acımıyor karşısında bir heykel gibi duruyordu. Leyla onu yanına çağırdığında beklemesini soyluyor. Geldiğindeyse Leyla'nın eski günlerden bahsetmesine aldırmıyor bile ve ona bir taksi çağırıyor. Leyla onu öpmeye çalışıyor fakat Necdet karşısında bir heykel gibi durup aniden arkasını dönüp çıkıyor bu da Leyla'nın yıkılışı oluyor.

SONUÇ:
Kurtuluş savaşının iyiye gitmesi ile hayatı iyiye giden nejdet leyladan soğur. Hayat İstanbul ve Nejdet için iyiye leyla için ise kötüye gider.

sponsorlu bağlantılar