sponsorlu bağlantılar
Halkla ilişkiler dendiğinde herkesin kafasında birşeyler oluşmaktadır. Ayrıca Halkla ilişkiler kavramıda ayni pazarlama gibi herkesin çok iyi bildiği daha doğrusu bildigini sandığı kavramlardan biridir. Böyle olması belki isminden kaynaklanmaktadır. Halk ve ilişki; hepimizin günlük yaşamda bol miktarda kullandığımız kelimeler. Bundan dolayı Halkla ilişkileri hepimiz çok iyi biliyor olabilir miyiz?

Halkla ilişkiler, öyle görüldüğü gibi basit ve herkesin bilebilecegi bir kavram değildir. Halkla ilişkilerin böyle algılanmasının en önemli nedeni her konuda olduğu gibi bu konudaki bilgisizlikten kaynaklanmaktadır. Öncelikle bu bilgisizliği yok etmek için Halkla ilişkilerin ne olduğuna bakmakta yarar var.

1995 yılında göreve gelen ve ilk Türk IPRA Başkanı ünvanını taşıyan Betül Mardin’in yaptığı tanıma göre Halkla ilişkiler: “Kamuya ya da özel ait kurulusların olumlu bir imaja sahip olmaları için gerekli tanitim politikasının saptanması, kuruluşların bu dogrultuda yönlendirilmesi, insan grupları ve kuruluşlar arasında bilgi akışının sağlanması ve bu bilgi akımının gerekli etkinliği kazanarak amaçlanan sonuca ulaşmasi için yapılan planlı faaliyetlerdir.”

Halkla ilişkiler konusunun her işletme için gerekli ve kaçınılmaz olduğunun anlaşılması gibi gelismelerin ardından Halkla ilişkiler kavramı, kurum ile kamuoyu arasındaki iletisimi saglayan Kurumsal Halkla ilişkiler (CPR) ve kurumun pazarlama çalismalarina destek olan Pazarlama Yönlü Halkla ilişkiler (MPR) olmak üzere iki parçaya ayrilmistir.

Halkla İlişkilerde Etik ve işin Ahlak Yönü

Örgütlü bir toplumsal etkilikle ilgili etik kurallari ve mormlarinin çoklugu, o etkinlikte ahlakla, dürüstlükle, dogrulukla, samimilikle, sosyal sorumlulukla, insancillikla, insanlikla ve kültürüyle ilgili ciddi sorunlar oldugunu ima eder. Doktorlarin hipokrat yemininin varliginin önemli bir nedeni de budur. Halkla ilişkiler alaninda, Halkla ilişkiler cemiyetlerinin kurulmasi ve bu cemiyetlerin code of ethic standartlariyla gelmeleri ayni nedendendir. Halkla ilişkiler cemiyetleri, toplantilari, okullardaki bölümleri sürekli olarak etik konusunu islerler.

Bir yönetimsel etkinlik olarak Halkla ilişkiler baslangicindan beri etik sorunlariyla yüzyüze gelmistir veya getirilmistir. Basin ajanligi döneminde, Halkla ilişkilerciler istediklerini arzu ettikleri sekilde herhangibir engel olmaksizin yapmislardir. Bu uzmanlarin çogu Sirk promosyoncusu Phineas Taylor Barnum’ un “birak halk kandirilsin” sözünü dictum takip ettiler . Elbette, Halkla ilişkiler pratiginin dogasi genel is yapis pratiklerinden farkli bir sekilde degildi. O sirada is kültüründe gizlilik ve yaygin düzenbazlik egemendi ve gazetecilikte muckracking önemli bir yer aliyordu.

Günümuzde Halkla ilişkilerin imaj yönetimini daha çok Halkla ilişkiler cemiyetleri yapmaktadir. Bu amacla her Halkla ilişkiler cemiyetinin veya birliginin “etik prensipleri” vardir ve bu oldukça görünur yapilir. Etik kurallarina uymayan sirketler adi altinda listeler bile yayinlanir.


Etik ile ilgili bir diger konu da “evrensel etik” kurallarının özellikle Halkla ilişkiler cemiyetleri tarafından gelistirilmeye çalışmasi olmaktadir (Zupko, 1994).

Halkla ilişkilerde etik daima tartisma konusu olmustur. Halkla ilişkilerde iyi ve kotü örnekler oldukça çoktur. Sinemaci Leni Riefenstahl’in nazilere övgüsu “Triumph of the will” moral anlamda kötü bir tanitimdir. Kitle katliamini estetiklestirme ve erotiklestirme kotü tanitimdir (Ewen, 1996). insan dignity’sinin kutlanmasi ve insanlar arasındaki dayanismanin vurgulanmasi iyi Halkla ilişkilerdir. Bunlar kullanilarak sahte imajlar yaratilmasi ve bazi egemenliklerin saglanmasi kötü tanitimdir.

Kapitalist ülkelerde Halkla ilişkiler, isim olarak biraklimakta, fakat pratik olarak yayginlasmis sosyal bir gerçek ve kültürel doku (fabric) olmustur ve Turkiyede’ de bu yolda hizla ilerlemektedir.

Kapitalist ideolojinin kontrollu alternatif tutma ve gundem hazirlama ve yönetmede en basarili oldugu alanlardan biri de “etik” konusu olmustur. Burjuva sosyal bilimi “etik” konusunu oldukça yaygin ve ayrintili bir sekilde ele alir ve inceler. Etik konusunda oldukça farkli ve elestirel degerlendirmeler ortaya çikmistir. Halkla ilişkiler baglaminda, etik konusunu öne çikaertarak, sanki Halkla ilişkilerin en önemli ve tek sorunu etki sorunuymus gibi sunulur. Iletisimsizlik ve iletisim çökmesi gibi kavramlarin gördugü fonksiyona benzer sekilde, “Etiksizlik” veya “etik yoksunlugu” gibi kavramlar ortaya atilir. “Etiksizlik” olabilmesi için ideal veya standart bir etigin olması gerekir.

Ideal veya standard etik, tanimlanmis bir is kültürünü (neyin nasil yapildigini) ima eder. Diger is kültürlerinin pratikleri bu ideal kültürel yapiya göre degerlendirilir. Bu ideal, Halkla ilişkilerde oldugu gibi Halkla ilişkiler cemiyetlerinin betimledigi “etik prensipleri” olabilir. Bunun anlami oldukça açik: Etiksizlik olmaz; is kültürü (is yapis biçimleri) farklari ve bu farklarin altini çizdigi etik farklari olur. Bana on bir liralik bir sigortayi yüz bin liraya satan ticari kültürün etigini belirleyen bu pratiktir. Bu da etiksizlik degil, tam aksine o ticari külturün etigidir. “Satilan mali kosulsuz geri getirebilirsiniz” ticari külturünün etigi, “Satilan mal geri alinmaz” ticari ilişkisinin etiginden üstün olarak nitelenemez. Birincisinin Yüksek etige sahip oldugu, digerinin etiksiz oldugu ileri sürülemez. Ikisi de, farkli ticari kultürel yapilarin veya ilişkilerin etiğidir.

Aslında, Halkla ilişkilerle ilgili olarak on plana getirilmesi gereken etik konusu değil, is yapış biçiminin kendisi olmalidir.

Ön plana getirilmesi gereken bir diger konu da insanlarin özü ortadan kaldiran veya biçimle ilgili stratejilerle özü biçimlendiren stratejilerin farkina varilmasini saglayan bir egitimin varligini veya gelistirilmesinin gerekliliginin tartisilmasi gerekir. Bunun için de elestirel bilinci gelistiren bir egitim olması gerekir ki bu da resmi egitimden beklenemez. Imajlarin dilini inceleme egitim müfredatinda yoktur. Halkla ilişkiler bölumlerinde eger imajla ilgili dersler varsa, bu dersler elestirel bilinci yaratmaya degil basarili bir sekilde imaj yapilandirmaya yönelik olmaktadir.

Estetik alan ciddi tartisma ve inceleme alani olarak görülmemektedir. Herseyin belli amaçlar çerçevesinde estetiklestirildigi bir dünyada yasanmasina ragmen, egitimde gençler estetigin dili ve sosyal degerler hakkinda düsünmeleri tesvik edilmemektedir. Onun yerine, pazar dili ve degerleri, egemenlikleri nedeniyle hayatin gerçekleri olarak görülmekte ve ögretilmektedir. Ögretilmezse, “faydasiz dersler ve egitim” sikayetleri gelmektedir.

sponsorlu bağlantılar