Türk Tiyatro Sanatçıları - Delinetciler Portal
+ Hemen Yorum Yap

Türk Tiyatro Sanatçıları

  1. sponsorlu bağlantılar
    Cüneyt Gökçer

    (Hani tarihi filmlerde hep iyi adam rolünde çıkan sanatçımız vardı )

    1920 Malatya doğumludur.

    1942 yılında Devlet Konservatuvarı Tiyatro Yüksek Bölümü`nden mezun oldu. Cari Ebert tarafından bölüme asistan olarak atandı. 1940`da Tatbikat Sahnesi`nde başlayan sahne yaşamı, 1947`de Ankara Devlet Tiyatrosu`nda aktör rejisör olarak devam etti. 1958-82 yılları arasında Devlet Tiyatroları Genel Müdürü olarak hizmet verdi. Cüneyt Gökçen aktör, rejisör ve hoca olarak sanat kariyerini sürdürmektedir.

    1076 - Türk Tiyatro Sanatçıları

    Sanatçının rol aldığı oyunlar ve yönettiği operalardan bazıları şunlardır: Rol aldığı oyunlar : "Gülünç Kibarlar", "Otelci Kadın", "Antigone", "Julius Caesar", "Kral Oidipus", "Kibarlık Budalası", "Yanlışlıklar Komedyası", "Faust", "Paydos", "Onikinci Gece", "Hamlet", "My Fair Lady", "Ruhlar Gelirse", "Damdaki Kemancı", "Beckett Yahut Tanrının Şerefi", "Hastalık Hastası", "Kral Lear"... Yönettiği Operalar : "Gılgamış", "Van Gogh", "Nasreddin Hoca", "IV. Murat", "Yusuf ile Züleyha", "Midas`ın Kulakları", "Gülbahar" (Ağrı Dağı Efsanesi], "Romeo ve Juliet", "Salome", "La Boheme", "Madam Butterfly"... Gökçer yurtdışında, 1963`de Yunanistan Krallığı`nın l. Georges nişanının Oficcier rütbesiyle, 1970`de italya Cumhurbaşkanlığı`nca Commandatore nişanıyla ve daha sonra Polonya kültür nişanıyla ödüllendirildi. Yurtiçinde kazandığı sayısız ödül arasında en anlamlı olanı, ülkesinin kendisine verdiği "Devlet Sanatçısı" unvanıdır.

    sponsorlu bağlantılar

     Konuyu Beğendin mi?
  2. 2006-11-30 #2
    AYTEN GÖKÇER

    1077 - Türk Tiyatro Sanatçıları

    1940 Ankara doğumlu. Gerçek adı Ayten Kaçmaz'dır. Ankara Devlet Konservatuvarı Bale ve Tiyatro bölümlerinde okudu. Devlet Tiyatrosu Çocuk Bölümü'nde sanat yaşamına başladı. Aynı tiyatroda uzun yıllar sahneye çıktı. 1965'te "Taçsız Kral" filmiyle sinema oyunculuğuna başladı. "Yedi Kocalı Hürmüz" müzikalinde rol aldı. TV reklam filmlerinde oynadı. Hala televizyon dizilerinde oynamaktadır. Cüneyt Gökçer ile evlidir. "Taçsız Kral", "İçli Kız Funda", "501 Nolu Hücre" gibi filmleri vardır.

    Ödülleri [değiştir]1966 - 1967 Sanat Sevenler Derneği Yılın En İyi Kadın Oyuncusu ödülü
    1970 - 1971 Sanat Sevenler Derneği Yılın En İyi Kadın Oyuncusu ödülü
    1974 Gazeteciler Derneği En İyi Sanatçı ödülü
    1975 Gazeteciler Derneği En İyi Kadın Sanatçı ödülü
    1976 Tercüman gazetesi okuyucu oyları ile Yılın Sanatçısı ödülü
    1982 Ses Mecmuası Yılın En İyi Kadın sanatçısı ödülü
    1989 Türk Basın Birliği'nin Yılın En Başarılı Kadın Sanatçısı ödülü
    1990 Türk Basın Birliği'nin Yılın En Başarılı Kadın Sanatçısı ödülü
    1992 Kültür Bakanlığı Büyük Ödülü
    1997 Türk İş Kadınları derneği En İyi Sanatçı ödülü
    1998 CHP Gençlik Kolları En İyi Sanatçı ödülü.

    Görev Aldığı Oyunlar
    Hafta Başı, Aşk Acısı, Evlat Evlattır, Hortlaklar, Bernarda Alba'nın Evi, Woyzeck, Don Juan, Leonce İle Lena, Klinik Bir Vak'a, Öp Beni Kate, Andorra, Onikinci Gece, Vanya Dayı, Kaktüs Çiçeği, My Fair Lady, IV: Henry, Cadı Kazanı, Lysistrata, Mançalı Don Kişot, Hastalık Hastası, Bağdat Hatun, Tarla Kuşuydu Jıliette, Yedi Kocalı Hürmüz, Kim Korkar Hain Kurttan, Zülfiye Zülfü, Yılın Kadını, Ustalar Sınıfı. Sanatçı ayrıca 1999 sezonunda Balerin adlı oyunu sahneye koydu.

  3. 2006-12-07 #3
    Müjdat GEZEN

    436 - Türk Tiyatro Sanatçıları

    29 Ekim 1943 yılında İstanbul Fatih' te doğdu. Sahneye ilk kez 1953 yılında bir ilkokul piyesinde çıktı. Ve aynı yıl Doğan Kardeş çocuk dergisinde şiirleri yayımlandı. Yine bu yıllarda İstanbul Radyosu Çocuk Kulübü'nde mikrofonla tanıştı. 1956-57 yıllarında çeşitli amatör tiyatro topluluklarında rol aldı ve 1960 yılında İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları' nda profesyonel oldu. 1961 yılında İstanbul Belediyesi Konservatuvarları Tiyatro Bölümü' ne girdi. 1962 yılında ilk filmini çevirdi. 1963 yılında ilk özel tiyatro çalışmaalrını yaptı. Münir Özkul ve Muammer Karaca Tiyatrolarına girdi. 1963-64 yıllarında sanat dergilerinde şiirleri çıktı. 1964-66 askerlik yılları ve oyun yazma denemeleri.

    1966 yılında Ulvi Uraz Tiyatrosu'na girdi. 1967 yılında arkadaşlarıyla birlikte Halk Oyuncularını kurdu. 1968 yılında ilk kez kendi özel tiyatrosunu açtı ve aynı sezon istanbul Tiyatrosu' da çalıştı. 1970 yılında sahne çalışmaları ve film çalışmaları, TV çalışmaları. Aynı yıl Elif adlı kızı dünyaya geldi. Gazete ve dergilerde yazdı. 1975 yılında ilk kitabı yayımlandı. 1999 yılı itibariyle 28 yayımlanmış kitabı var. Ayrıca, ilkokul Türkçe kitaplarında yazıları mevcut. 1982 yılında bir yayınevi kurdu. Yine aynı yıl İstanbul B.Konservatuvarı ve sonradan İ.Ü. Devlet Konservatuvarı' nda Türk Tiyatrosu öğretmeliği yaptı. Aynı yıl, yazar arkadaşı Kandemir Konduk'la birlikte "Güldürü Üretim Merkezi'ni kurdu ve büyük gazetelerde mizah sayfası yönetti. 1991 yılında MSM'yi kurdu. 1992 yılında "MSM" Ormanı'nı kurdu. 1995 yılında Hamlet Efendi adlı oyunu ödül aldı ve Devlet Tiyatroları' nda oynandı. 1996-98 Cumhuriyet gazetesinde yazdı. 1997 Devlet Tiyatroları' nda oyun yönetti. Aynı yıl Babam adlı oyunu ödül aldı. 1998 yılında ilk kez adını taşıyan tiyatrosunu kurdu. Yüz civarında filmde, elli civarında oyunda, binden fazla radyo ve TV Skecinde rol aldı, bunların bir bölümünü yazdı ve yönetti .

  4. 2006-12-07 #4
    440 - Türk Tiyatro Sanatçıları


    Konservatuar Tiyatro Bölümü mezunu. Şehir Tiyatrolarında başladı. Dormen Tiyatrosunda Kenterlerde Ulvi Uraz Tiyatrosunda, Gülriz Sururi-Engin Cezzar tiyatrosunda oynadı. 1972 yılında Ali Poyrazoğlu Tiyatrosunu kurdu ve hala sürdürüyor. Kendi tiyatrosunda türk yazarlarından ve önemli yabancı çağdaş yazarlardan 50 oyunu sahneye koydu başrollerini oynadı. Son iki oyunu: Kobay D.Keyes-Ali Poyrazoğlu (Flowers For Algernon), Ödünç Yaşamlar-Ali Poyrazoğlu. Sinemada hiçbir ortak yapımda çalışmadı. Tiyatroda Newyork'ta Lark Theare Company'nin Broadway'de sahnelediği (Second Stage'da) Pera adlı oyunda İngilizce başrol oynadı.

    Ödülleri

    Tiyatroda ve Sinemada 20 Kez
    En İyi Erkek Oyuncu
    En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu
    En İyi Yönetmen Ödülleri


    Sinema Filmleri ve Yönetmenleri
    Arkadaşım Şeytan (Atıf Yılmaz)
    Tavukgöğsü Kazandibi (Atıf Yılmaz)
    Dokuz (Ümit Ünal)


    TV Yapımları ve Yönetmenleri
    Kim Bunlar (Ali Poyrazoğlu)
    İnsanlık Hali (Ali Poyrazoğlu)
    Ali Uyanık (Aydoğan Ergezen-Ali Poyrazoğlu)
    Aile Bağları (Levent Kazak)
    Oğlum Çiçek Açtı (Ali Poyrazoğlu)
    Babam 9 Doğurdu (Ali Poyrazoğlu)

  5. 2006-12-17 #5
    Ferhan Şensoy

    1951 yılının 26 Şubat günü Samsun'un Çarşamba ilçesinde doğan Ferhan Şensoy'un annesi Müjgan Şensoy ilkokul öğretmeni; babası Yusuf Cemil Şensoy ise tüccar ve o dönem Çarşamba Belediye Başkanıdır.

    İlk öykü ve şiirleri Yeni Ufuklar ve Soyut dergilerinde 1969 yılında yayımlanan Şensoy'un, yazdığı skeçler de Devekuşu Kabare'de 1970 yılında oynanmaya başladı.

    Galatasaray Lisesi'nde de bir süre okuyan Şensoy, 1970 yılında Çarşamba Lisesi'nden mezun oldu.

    1971 yılında Grup Oyuncuları çatısında ilk profesyonel oyunculuk deneyimini yaşayan Şensoy, 1972-1975yılları arasında Fransa ve Kanada'da tiyatro eğitimine ve çalışmalarına Jerome Savary, Andre-Louis Perinetti gibi isimlerle devam ederken Montreal'de Ce Fou De Gogol adlı oyunuyla 1975'te En İyi Yabancı Yazar ödülünü aldı. Aynı yıl Türkiye'ye döndü.

    1976'da ilk televizyon skeçlerini yazdı, bu skeçlerde bir garson rolüyle ilk kez televizyona çıktı. 1978'de, yazdığı Bizim Sınıf adlı televizyon dizisi ikinci bölümden sonra öğretmenlerin manevi şahsiyatını tezyif ettiği gerekçesiyle TRT'de yasaklandı, oyuncu olarak katıldığı diğer televizyon dizileri de yayından kaldırıldı; 1979'de Sizin Dershane dizisini hazırladı.

    2005 yılında sayıları 15'i bulan kitaplarının ilki olan Kazancı Yokuşu 1977 yılında yayımlanan Şensoy, 1980 yılında Ortaoyuncular'ı kurdu. Bugüne dek 38 oyunun oynandığı Ortaoyuncular bünyesinde Nöbetçi Oyuncular adlı bir gençlik grubu kurarak yeni tiyatro sanatçılarının yetiştirilmesine katkıda bulunan Şensoy, 1989 yılında Münir Özkul'dan Kel Hasan Efendi'nin Ortaoyuncuları Kavuğunu devraldı. 1990'da Küçük Sahne'ye taşınan Ortaoyuncular, 1989'da Şensoy'un tarihi SES tiyatrosunu onartmasından sonra SES-1885 tiyatrosuna taşındı.

    1977'de ilk filmi Kızını Dövmeyen Dizini Döver'i çekti. 1986'da Parasız Yaşamak Pahalı oyununu film senaryosu olarak yeniden yazdı ve yönetmen olarak filmi çekti; Bir Bilen filminin senaryosunu yazdı, filmde oynadı ve yönetti. 1990'da Sezen Aksu ile Büyük Yalnızlık filminde oynadı.

    1987'de yazıp yönettiği Muzır Müzikal adlı müzikal, gerici kesimin tepkisi ile karşılaştı. 7 Şubat 1987 günü oyunun 77. gösterisinden sonra sahnelendiği Şan Tiyatrosu şüpheli bir biçimde yandı; Şensoy 21 gün hapis cezasına çarptırıldı. Aynı yıl yazıp sahnelediği Ferhangi Şeyler adlı tek kişilik gösterisi 2004'te 1530. gösterime ulaştı.


    sponsorlu bağlantılar
  6. 2006-12-20 #6
    Suna Pekuysal (1933 - .... )

    Asıl adı Suna Belener olan Suna Pekuysal, 24 Ekim 1933 yılında İstanbul'da doğdu. Pekuysal, İstanbul Belediye Konservatuvarı Şan ve Bale Bölümü'nde öğrenim görürken, 1949 yılında İstanbul Şehir Tiyatrosu'nun çocuk bölümünde Kadri Ögelman'ın "Artist Aranıyor" adlı oyunuyla ilk kez sahneye çıktı. Aradan üç yıl geçtikten sonra, 1952 yılında, İstanbul Şehir Tiyatrosu dram bölümü kadrosuna geçti. 1964 yılında tiyatro sanatçısı Ergun Köknar ile evlendi. 1973 doğumlu Sait Ali isimli bir oğlu olan sanatçı, tiyatronun yanı sıra televizyon ve sinema filmlerinde de rol aldı.

    1984 yılında İstanbul Şehir Tiyatrosu'nda sahnelenmeye başlanan, Ekrem Reşit Rey'in 1933 yılında kaleme aldığı, Cemal Reşit Rey'in bestelerini yaptığı ve Haldun Dormen'in sahneye Koyduğu "Lüküs Hayat" operetindeki rolünü Zihni Göktay ile birlikte 14 yıl süreyle aralıksız oynadı. "Büyük bir başarı kazanan ve yediden yetmişe her yaştan seyirciye nostalji yaşatan "Lüküs Hayat"ın ardından emekli olan sanatçı, Şehir Tiyatroları'nda Joseph Kesselring'in yazdığı ve Çetin İpekkaya'nın yönettiği "Ahududu" adlı oyunda konuk sanatçı olarak rol aldı.

    Adı her zaman Türk tiyatrosunun en iyileri arasında anılan sanatçı, 1979 yalında Fakir Baykurt'un uyarlaması olan "Tırpan" daki rolüyle 1980 Avni Dilligil ve Ulvi Uraz ödüllerini, "Lüküs Hayat"taki rolüyle de 1986 Sanat Kurumu ve 1987 İsmail Dümbüllü ödüllerini kazandı.

    Birçok televizyon reklam ve dizilerinde, müzikallerde sanatçılık başarısını gösteren Pekuysal, 54 yıl Şehir Tiyatroları'nda görev yaptıktan sonra, 24 Ekim 1998 yılında Şehir Tiyatroları'ndan emekli oldu. Yarım asırdan fazla süredir devam eden sanat yaşamı boyunca 250'den fazla oyunda, 100'e yakın da sinema filminde rol aldı. Halen dizilerde ve tiyatroda rol almaktadır.

    "Sanatçının emeklisi olmaz" ve "Sahnede ölmek istiyorum!" sözleriyle tiyatroya ve sanata olan sevgisini belirten sanatçı, halen dizilerde ve tiyatro oyunlarında rol almaktadır.



  7. 2006-12-27 #7
    Altan ERKEKLİ



    625 - Türk Tiyatro Sanatçıları

    1955'te İstanbul'da doğan Erkekli, 1975 yılında Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü'ne girdi. AST sanat yaşamı da aynı yıl başladı. 1985-1989 yılları arasında Devlet Tiyatroları Çocuk ve Gençlik Tiyatroları bölümünde çalışan sanatçı, 1989 yılında yeniden AST'a döndü.1982 ve 1996 yıllarında Sanat Kurumu En İyi Erkek Oyuncu Ödülleri'ni kazandı.

    Rol aldığı oyunlardan bazıları; "Ana", "Zengin Mutfağı", "Sakıncalı Piyade", "Küçük Adam", "Ne Oldu Sana", "Komün Günleri", "Yaz Misafirleri", "Galile", "Rumuz Goncagül", "Ayak Takımı Arasında", "Mefisto Yolcu", "Salpa", "Ay Karmela", "Yer Demir Gök Bakır", "Bir Ceza Avukatının Anıları","Pazar Keyfi", "Kardeş Sofrası" dır. Ayrıca "Dolap Beygiri", "Mavi Sürgün", "Deniz Gurbetçileri" ve "Kurtuluş" adlı yapımlarda rol aldı. 1996/1997 döneminde "İnadına Yaşamak" ile Altan Erbulak ve Tiyatro Eleştirmenleri Birliği ödüllerini aldı.

    Sanatçı DTCF Tiyatro Oyunculuğu Bölümü Ana Sanat Dalı'nda öğretim görevlisi olarak çalıştı. BKM Oyuncuları arasına AST'daki görevine veda ederek katılan Erkekli, "Bir Demet Tiyatro" adlı dizide de rol alıyor. "Sen Hiç Ateş Böceği Gördün mü" adlı tiyatro oyununda vefat eden Gürdal Tosun'un rollerini üstlenen sanatçı, "Vizontele" adlı sinema filminde de Yılmaz Erdoğan ve Demet Akbağ'la baş rolü paylaştı.

  8. 2006-12-27 #8
    Nejat Uygur (10 Ağustos 1927 - ), Türk tiyatrocu.

    Profesyonel olarak 60 yıldan bu yana tiyatroya eşi ve çocuklarıyla birlikte hizmet eden Nejat Uygur, hem gülmeyi, hem de insanları güldürmeyi seviyor. Hayatında en saygı duyduğu kişi ise eşi Necla Uygur...

    Hayatı

    Nejat Uygur 1927 yılında Kilis'te dünyaya geldi. Öğretmen bir annenin ve subay bir babanın üç oğlundan ortancası olan Uygur, eğitimini Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde tamamladı. İlkokulu Siirt, Ezine ve İntepe'de okudu ve bu dönemde tiyatroya müsamerelerle başladı. Sarıyer, Çanakkale ve Manisa'da ortaokulu tamamladıktan sonra Güzel Sanatlar Akademisi'nin Heykel Bölümü'ne girdi ama mezun olamadı. Tiyatroya profesyonel olarak 1949 yılında "Nejat Uygur Tiyatrosu" ile adım attı. Nejat Uygur, düşündüğü ilk mesleğin tiyatro olmadığını belirtti:

    "Benim düşündüğüm ilk meslek pilotluktu. Çocukluğumda pilot olacağımı düşünürdüm. Hatta hiç unutmam Manisa'da olduğumuz yıllarda, yatak çarşaflarını alıp yüksek bir yerden aşağı atlamayı planlamıştım. Tecrübe pilotu olarak önce ağabeyim atladı ve ayağını kırdı. Ağabeyim Zeki Ayhan Uygur, Amerika'da ünlü bir beyin cerrahı şimdi. Onunla gurur duyuyorum. Ağabeyim burada deniz albayıydı, ordudan ayrıldı sonra."
    Gençlik yıllarında Amerika'ya ulaşmak isteğiyle gemici oldu:

    "Benim gençliğimde herkeste Amerika'ya gitmek gibi çok yoğun bir istek vardı. Bu yüzden liman cüzdanı çıkarttım ve gemici oldum. Hiç unutmam, bir Panama şilebinde çalıştım. Gemide kimsenin canı sıkılmazdı. Onlara fıkralar anlatır, taklitler yapardım. Herkes çok gülerdi. Sonra askere gittim, orada da arkadaşlarımı çok güldürürdüm. Giderek insanların yüzünü güldürmek bende tutku oldu. Sonra da tiyatro başladı zaten."

    1943 yılında Sarıyer Halkevi'nde başladığı ***sla beraber spora karşı ilgisi arttı. Atletizm ve su topu yanısıra iyi bir at binicisidir.
    1952 yılında eşi Nejla ile hayatını birleştirdi. 13 yıl süren Anadolu turneleri sürecinde sırasıyla Süheyl, Süha, Ahmet, Kemal ve Behzat adlı beş erkek çocukları dünyaya geldi. Süheyl ve Behzat babalarının deyimiyle "armut ağacının dibine düştüler" ve tiyatrocu oldular.

    T.C. Kültür Bakanlığı tarafından 1998 yılında devlet sanatçısı seçildi.

    Ödülleri

    2006 - Kemal Sunal Kültür Sanat Ödülü "En İyi Tiyatrocu"
    1999 - 22. Avni Dilligil Tiyatro Ödülleri "Belkıs Dilligil Onur Ödülü"


    Filmografi

    2004 - Vizontele Tuuba (Hacı Zübeyir)
    1974 - Cafer'in Nargilesi
    1971 - Cafer Bey İyi, Fakir Ve Kibar
    1970 - Cafer Bey

  9. 2006-12-29 #9
    Mehmet Akan


    Ülkemizin sanat alanının önde gelen emekçilerinden birini Mehmet Akan'ı yitirdik. Uzun süredir boğuştuğu kanser hastalığı, birikimiyle, duruşuyla mücadelesiyle örnek olmuş bir sanat insanını aramızdan aldı. Mehmet Akan 60'lı yıllarda okul sıralarında, sokaklarda başladığı sanat yaşamını ürettikleriyle, paylaştıklarıyla önemli bir zirveye taşıyabilmiş ender sanat insanlarımızdan biriydi.

    Onun yaptıklarını sıralarken oyuncu, yazar, yönetmen ve koreograf tanımlamalarını yaparken her birini de ustalıkla kotarmış bir sanatçıdan söz edebiliriz.

    Mehmet Akan 50'li yılların sonlarında amatör tiyatro alanında kolları sıvıyor. Yeni bir tiyatro, yeni bir sahne -izleyici ilişkisi düşleriyle, hedefiyle sanatını sokaktaki insana taşımaya çalışıyor. Tiyatroyu kollektif özünden koparıp çıkmaza sürükleyenlere karşı "elbirlikçi çalışma" modelini ortaya koyan Akan, toplu yazım, toplum yönetim modelleri geliştiriyor.

    Gülriz Sururi- Engin Cezzar ve Ulvi Uraz topluluklarında "Ferhat ile Şirin" den "Keşanlı Ali Destanı'na dek bir dolu önemli çalışmaya katılıyor. Yoz batı taklitçisi tiyatroya karşı, ulusal ve ilerici bir sahne yaratmanın yollarını arıyor.

    60'lı yılların sonunda geçmiş yıllarda birlikte amatör tiyatro ürettiği arkadaşlarıyla toplumcu sanat alanında yüz akı olmuş bir topluluğu; Dostlar Tiyatrosu'nu var ederken görüyoruz onu.

    60'lı yılların anti-emperyalist coşkusuyla kurulmuş, her türden gericiliğe karşı aydınlığı, eşit ve özgür dünyayı savunan bir topluluğun temel taşlarından biri oluyor Akan. Bu toplulukta oyuncu olarak Abdülcanbaz'dan, Alpagut Olayı'na, Şili'de Av'dan Büyük Dümen'e görkemli örnekler ortaya koyuyor..

    Yönetmen Mehmet Akan'ın sahneledikleri içindeyse Hikaye-i Mahmud Beddrettin'i ayrı bir yere koymak gerekir. Şeyh Bedrettin olayına farklı bir bakış, farklı bir üslupla yaklaşan Akan'ın oyun yönetiminde ulusal tiyatromuza ışık saçan buluşları görmek mümkün. Bilgesu Erenus'tan "Misafir" de aynı çizgide başarılı bir sahnelemesidir.

    Oyunlar da yazıyor Mehmet Akan. İlk oyunu " Kiraz Çiçek Açıyor Aykırı Dal Üstünde" dir. " Feleknaz Hatunla Gülizar Kızın Analık" davası ünlü Alman yazar Brecht'in "Kafkas Tebeşir Dairesi"nden bir uyarlamadır. Midirfillik Oyunu (Ham Hum Şaralop) ve Hikaye-i Mahmud Bedreddin oyunları gelenekselle evrenseli özenle yoğurmuş çalışmalardır.

    Dans alanında önceleri tiyatro sahnesinde gerçekleştirdiği denemelerini 70'lerin ortasında Dostlar Tiyatrosu bünyesinde oluşturduğu HASAD; Çağdaş Halk Oyunları topluluğunda olgunlaştırdı. Bu toplulukla "İş Halayı", "Savaş oyunu" "Börklüce Semahı" ve "Ruhi Su Semahları" adlı dans gösterilerini üretti. Özellikle 1976 yılı işçi bayramı için hazırladığı "1 Mayıs Halayı" caddelerden geçen kortejin içinde parlayan ve kitleleri coşturan bir çalışmaydı.

    80'li yıllarda "Ah Belinda", "Teyzem", "Asiye Nasıl Kurtulur", "Bez Bebek", "Kadının Adı Yok" vb. bir dolu filmde rol aldı. Kitlelerce yoğun bir biçimde tanınması ise Umur Bugay'ın televizyon dizisi "Bizimkiler'de oynadığı apartman yöneticisi Sabri bey rolüyle oldu.

    112 Eylül sonrası Dostlar Tiyatrosu yeniden perdelerini açarken eski topluluktan iki deneyimli oyuncusu Mehmet Akan ve Macit Koper de çok önemli yorumlarıyla sahnedeydiler. Özellikle Galile oyununda Akan, papa rolüyle bir zirveyi , Macit Koper de engizisyon kardinalindeki yorumuyla bir başka zirveyi zorluyordu.

    Mehmet Akan'ın bir başka önemli yorumunu da Edward Bond'un "Yaz" adlı oyununda sergilediği "Alman" rolünde izledik. Sahnede Akan ve Güler Ökten tadına doyulmaz birer oyunculuk örneği ortaya koyuyorlardı.

    2005 yılında Nazım Hikmet Kültür Merkezi kendisine sanat alanındaki 40 yıllık çabasından ötürü bir Nazım heykelciği sundu.

    Yaşamının son günlerinde bir oyun çalışması içindeydi. Ama belindeki bir acı onu durduruyordu. Çok da özen göstermediği sağlık sorununu sahnedeki üretimini sürdürebilmek için çözmeye girişti ama onu aramızdan alacak süreç hızlanmıştı. Son anına dek üretti. Yaptığı her işi büyük bir özenle var etti. Toplumcu sanat için kolları sıvayacaklara başarılması zor bir model bıraktı...

  10. 2007-01-11 #10
    Bedia MUVAHHİT

    1897 yılında İstanbul'da doğdu. İstinaf Mahkemesi Müddet-i Umumi'lerinden Şekip Bey'in kızıdır. Moda'da Dame de Sion Mektebi'nde ve Kadıköy'deki Terakki Lisesi'nde okudu. 1921'de Erenköy Kız Lisesi'nde Fransızca öğretmenliğine başladı. Sanat yaşamına 1908'de atıldı. 1914'te yeni kurulan Darülbedayi'ye girdi. 1923'te "Ateşten Gömlek" filminde "Ayşe" rolünü oynayarak, Türk sinemasının Neyyire Ertuğrul'la birlikte gözüken ilk kadın oyuncu oldu. 1918'de Ahmet Muvvahhit'le evlendi. 1937'de eşi ölünce, Ferdi İtatzer ile evlendi. Uzun süre Şehir Tiyatroları'nda çalıştı. Tiyatronun yanı sıra sinema oyunculuğunu da sürdürdü.

    Filmleri arasında Ateşten Gömlek, İstanbul Sokaklarında, Karım Beni Aldatırsa, Söz Bir Allah Bir, Beklenen Şarkı, Paydos, Gülmeyen Gözler, Son Beste, Yaşlı Gözler, Cumbadan Rumbaya, Çapkınlar, Belalı Torun, Bir Gecelik Gelin, Gönül Ferman Dinlemez, Erkek Fatma Evleniyor, Kötü Tohum, Sıralardaki Heyecan, Barut Fıçısı, Halk Çocuğu, İstanbul Kaldırımları, Bozuk Düzen, Hep O Şarkı, Sokak Kızı, Üvey Ana bulunuyor.

    sponsorlu bağlantılar
  11. 2007-02-06 #11
    Gazanfer ÖZCAN

    217 - Türk Tiyatro Sanatçıları

    1931 yılında İstanbul'da doğdu. İlkokulu Cihangir Firuzağa İlkokulu'nda, ortaokulu Beyoğlu Ortaokulunda, liseyi Beyoğlu Taksim Erkek Lisesi'nde tamamladı. Lisedeyken oynadığı "Hisse-i Şayia" adlı oyundaki Bican Efendi rolüyle tiyatroyla tanıştı. İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları'nın Çocuk Bölümü'nde 1962 yılına kadar çalıştı. 1962 yılında Gönül Ülkü ile evlendi ve Gönül Ülkü-Gazanfer Özcan Tiyatrosu'nu kurdu.

  12. 2007-02-07 #12
    Gerçek Adı: Metin Akpınar

    Doğum Yeri: Aksaray, İstanbul

    Doğum Tarihi: 02.11.1942

    Onu Ünlü Yapan Ne?

    Devekuşu Kabare Tiyatrosu'nun kurucuları arasındaydı (1967), daha sonra sinemaya adım attı ve Zeki Alasya ile birlikte rol aldığı sosyal içerikli filmlerle tanındı..

    Birliktelikleri:
    Eşi: Göksel Özdoğdu, 17 Şubat 1961'de evlendiler, (Ayrıldılar)

    Ailesi:
    Annesi: Nadide Hanım
    Babası: Mustafa Bey

    Ödüllerinden Bazıları: -
    Eğitim:
    - Pertevniyal Lisesi, Aksaray, İstanbul


    Meraklısına...
    1962'de Türk Talebe Birliği'nde amatör olarak tiyatroya başladı.
    İki yıl sonra ilk kez profesyonel bir oyunda yer aldı ve bu tarihten sonra önemli tiyatro yapımlarında rol aldı.
    1967'de Türkiye'nin ilk Kabare Tiyatrosu olan Devekuşu Kabare Tiyatrosu'nun kurucuları arasındaydı
    1972'de Tatlı Dillim filmiyle sinemaya adım atan Akpınar, Zeki Alasya ile ayrılmaz bir ikili oluşturmuşlar ve yıllarca tiyatroda, sinemada ve televizyon birlikte rol almışlardı.
    Bir söyleşide; dayısı Mevlanakapılı Kaşıkçı Ahmet'in ünlü bir kabadayı olduğunu söyleyen Akpınar, annesi engel olmasa kendisinin de kabadayı olacağını söylemişti.
    Daha önce küs olduğu Kemal Sunal ile Propoganda filminde, aynı şekilde Zeki Alasya ile de Güle Güle filminin çekimlerinde yeniden barışmıştı
    Propaganda filmiyle yeni bir sayfa açtığını belirten Akpınar artık farklı karakterleri canlandırmaya başlayacağını söylemişti.
    Yemeğe olan düşkünlüğü ile tanınıyor.
    Sıklıkla telif hakları ile ilgili şikayetlerde bulunan Akpınar, kazandığı paralar yatırım yapmasını bilen bir aktör. Zira, Zeki Alasya ile kavgalı oldukları dönemde çıkan tartışmalarda, Zeki Alasya'nın kazandığı paraları yatırıma dönüştürmediğini kendisinin ise farklı davrandığını söylemişti.

  13. 2007-02-19 #13
    Demet AKBAĞ


    Belediye Konservatuarı Tiyatro Bölümünü bitirdi. 1983 yılında Gönül Ülkü-Gazanfer Özcan Tiyatrosu' nda profesyonel oldu. Sırasıyla Kent Oyuncuları, Hadi Çaman Yeditepe Oyuncuları, Devekuşu Kabare, Dormen Tiyatrosu ve Ortaoyuncular gibi özel tiyatro topluluklarında, 1987 yılından başlayarak da çeşitli TV programlarında çalıştı.

    Aynı yıl Magazin Gazetecileri Derneği tarafından yılın televizyon yıldızı seçildi. 1993 yılında Antalya Film Festivali'nde, " Tersine Dünya " adlı filmindeki rolüyle Altın Portakal Ödülü'nü aldı. 1995 yılında İsmail Dümbüllü, 1996, 1997, 1998 ve 2000'de Altın
    Kelebek, Yılın Komedi Sanatçısı ve 1996, 1997 yıllarında da Magazin Gazetecileri Derneği Komedi Sanatçısı ödüllerini aldı. Kuruluşundan ( 1995 ) bu yana " BKM Oyuncuları "ndaki oyunculuk görevini sürdürmektedir.

    Sanatçı, Zeki Ökten' in " Davacı " ve Ersin Pertan' ın " Tersine Dünya " filmlerinde rol aldıktan sonra, son olarak Yılmaz Erdoğan' ın " Vizontele " isimli filminde rol almıştır.




  14. 2007-02-25 #14
    Genco ERKAL


    Tiyatro, sinema sanatçısı Genco Erkal 1938 yılında İstanbul'da doğdu. Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü'nden mezun oldu. Sanat yaşamına Robert Koleji'nde amatör olarak başladı. 1957'de Genç Oyuncular, 1959'da Kenterler, daha sonra Arena, Gülriz Sururi-Ergin Cezzar, AST ve İstanbul Tiyatrosu'nda sahneye çıktı.
    1969'da Dostlar Tiyatrosu'nu kurdu. "Çöl Faresi", "Nalınlar", "Midas'ın Kulakları", "Keşanlı Ali Destanı", "Bir Delinin Hatıra Defteri", "Rosenbergler Ölmemeli" ve daha birçok oyunda rol aldı. 1981'de Ali Habib Özgentürk'ün yönettiği "At" filmiyle ilk kez sinema oyunculuğunu denedi. Başlıca filmleri arasında "Hakkari'de Bir Mevsim" ve "Faize Hücum" var.


  15. 2007-03-10 #15
    Haldun DORMEN

    1928 yılında Mersinde doğan Haldun Dormen Yale Üniversitesinin tiyatro bölümünden masters derecesi ile mezun olduktan sonra çeşitli yaz tiyatrolarında çalıştı. 1954 yılında İstanbul'a dönerek Muhsin Ertuğrul yönetimindeki küçük sahneye girdi ve "Cinayet Var" adlı oyunla ilk kez Türk seyircisinin karşısına çıktı bu arada amatörlerle cep tiyatrosu çalışmalarını sürdürdü.

    1955 yılında Papaz Kaçtı komedisi ile Dormen Tiyatrosunu kurdu. Bugüne kadar yüzün üstünde rol alan Dormen, çeşitli tiyatrolarda 32'si müzikal 140 oyun sahneye koydu. Sürç-i Lisan Ettikse ve Antrakt adlı iki otobiyografik kitap ve aralarında Hisseli Harikalar Kumpanyası, Geceye Selam, Şen Sazın Bülbülleri, Yolun Yarısı, Günaydın Mr. Weill, Amphytrion 2000 ve Bir Kış Öyküsü gibi yapıtlar bulunan dokuz müzikal yazdı. Şehir tiyatrolarında onaltı yıldır oynanan "Lüküs Hayat" ve İstanbul Operasında "Kral ve Ben" müzikallerini sahneye koydu.

    1966'da sinemaya geçti ve yalnızca iki film yönetti. Bozuk Düzen (1966). Güzel Bir Gün İçin (1967) Hacettepe Üniversitesinden Onursal Bilim Doktoru belgesi alan ve Devlet sanatçısı olan Haldun Dormen halen Yapı Kredi Sigorta ve Yayla Sanat merkezinin Sanat danışmanıdır. Ellinin üstünde ödülü olan sanatçının bir oğlu ve bir torunu vardır.

    sponsorlu bağlantılar
  16. 2007-04-20 #16
    Zeliha Berksoy

    Oyuncu - Yönetmen

    "Almanların bir lafı vardır." diyor Zeliha Berksoy, kendini anlatırken: "Doğduğu oda" Tiyatro ve oyunculuğu, onun doğuşu ile yakından ilgili. Opera artisti olan Semiha Berksoy, annesi çünkü. Anne Berksoy, sıradışı bir insandır. Berlin'deki Yüksek Müzik Akademisi'ni bitmiştir. Zeliha'yı dünyaya getirdiğinde ise 35 yaşındadır. Yıl 1946'dır ve doğuma kadar Semiha Berksoy yalnızca kariyeri ile ilgilenmiştir. Böylesi bir müzik ortamına doğan bir bebek için de kaçınılmaz olan tek şey vardır: müzik dinlemek. Zeliha'nın çocukluğu operalar, Devlet Tiyatrosu kulisleri, turneler, yurt dışı gezileri arasında geçer. Hatta Viyana'da Devlet Operası'nda 'Tanrıların Çöküşü"nü izlediğinde üç buçuk yaşındadır henüz. "Tanrıların Çöküşü'nü gayet iyi biliyorum." diyor. "Hatırlıyorum değil, biliyorum. Çünkü oradaki bir sahneyi defalarca oynadım. Yani bana anlatılmadı bu; ben oynadım."Devlet Tiyatrosu'nda küçük çocuk rollerine çıkar sonra. Kararlıdır. Devlet sanatçısı olacaktır mutlaka.

    Normal eğitimin ardından Ankara Devlet Konservatuarı'nın tiyatro bölümüne girer. Beş yıllık eğitimden sonra Ankara Devlet Tiyatrosu ailesine katılmıştır artık. Yıl 1965'tir. Bu arada tiyatro üzerine yurt dışında eğitim görmeye karar verir. Eğitim için Berlin seçilir, çünkü Alman tiyatrosu ve Almanya'daki reji sanatı dünyada çok önemli bir boyut ve denek taşıdır ve Berlin'in Zeliha Berksoy'un kariyerinde de önemli bir yeri vardır. Böylece tiyatrodan destekli olarak Berlin'in sanat dünyasına doğru yol alır Zeliha Berksoy.

    "Berlin'e gittiğim zaman şehir ikiye bölünmüştü; Batı ve Doğu Berlin. Batı Berlin, Doğu Almanya'nın içinde küçük bir adaydı. Ancak gece treni ya da uçakla gidilebiliyordu. Gündüz kara yolu ile geçmek yasaktı. Aslında tiyatro sanatçısı olmak benim için bir şanstı. Böylece Doğu ve Batı'daki sanatı aynı anda izleyebiliyordum." Shiller Theatre o zaman Berlin Devlet tiyatrosu gibidir. İçinde çok önemli rejisör ve oyuncuları barındırır. Zeliha Berksoy'un reji asistanlığına başladığı tiyatroda Shiller'dir. Asistanlık görevini yaparken Berlin'deki bütün sanat hareketlerini de büyük bir merakla izlemeye devam eder. Müzeler ve özellikle modern sanat galerileri, tiyatrolar ve operalar sık sık ziyaret ettiği yerlerdir.

    "Berlin Asamble'ye de gidip gelmeye başlamıştım. İlk önceleri oyunları izleyip çıkıyordum. Bir ekoldür orası. Her tiyatroda bulunmayan çok ciddi ve geniş bir arşivi vardır. Brecht'e ait en küçük notların bile saklandığı, değerlendirildiği, oyunlarının hepsinin fotoğraflarının bulunduğu, reji defterlerinin ve Brecht'in yöntemleri ile hazırlanmış kitapların saklandığı bir arşiv. Orada Brehct zamanında yapılmış herşeyi bulabilir, hem oyunları izleyebilir hem de bu arşivden faydalanabilirsiniz. Provaları izlemeye gelenler arasında benim gibi yabancı insanlar da vardı. Böylece ben Berlin Asambleye gidip, gelmeye başladım. O tarihlerde Brecht"in karısı hayattaydı. Kendisinden izin aldım ve belli başlı yönetmenlerin provalarını izlemeye başladım. Asamble, başlı başına bir okuldu benim için. Bir yıl devam ettim. Bu bir yıl meslek hayatımda çok şeyi değiştirdi.

    Türkiye'ye döndüğümde başka bir insan olmuştum artık." Berlin'de kaldığı bir yıl boyunca tiyatro yapmayı hiç düşünmez Zeliha Berksoy. Esas meselesi, öğrenebileceği herşeyi öğrenip, kariyerine Türkiye'de devam etmektir. Hatta Shiller Theatre'dan oyunculuk üzerine teklif alır. Bir Alman gibi konuşmaya çalıştığı Almancasının da bunda etkisi büyüktür. Böylece kendini tam tiyatrocu olarak donatıp, Türkiye'ye döner."Ben Türkiye'ye döndüğümde 70'li yıllardı. Devlet Tiyatrolarında yine tutarlı, güzel oyunlar oynanıyordu. Birçok özel tiyatro vardı. Fakat politik olaylardan ötürü bazıları prop tiyatro yapıyordu. Bir bölüm de politik tiyatroydu. Tanınan tiyatrolar arasında Ankara Sanat Tiyatrosu, Dostlar Tiyatrosu ve Halk Oyuncuları, Dormen tiyatrosu gibi dramatik oyunlar ya da bulvar oynayan gruplar vardı. Türkiye'ye geldiğimde amacım bir daha geri dönmemekti. Fakat Devlet Tiyatrosu'na yabancılaşmıştım. Yani, buradan giden aynı kişi değildim döndüğümde... Bunu çok hızlı idrak ettim ve Devlet Tiyatrosu'ndan ayrıldım. Berlin'de bir süre daha kalmaya ve oyunculuğu denemeye karar verdim. Gidecektim ve Shiller Tiater'da bir sahne hazırlayıp, oynayacaktım."

    "Asiye Nasıl Kurtulur?" Zeliha Berksoy'un yaşantısına yeni bir yön çizer. Oyun, Vasif Öngören'e aittir ve yazar oyunda Asiye'yi, ısrarla Zeliha Hanım'ın oynamasını ister. Asiye'nin annesi olan Zehra'yı da Semiha Berksoy oynar. Böylece Ankara Birlik Tiytarosu, "Asiye Nasıl Kurtulur?"un provalarına başlar. İki buçuk ay süren provaların ardından perde açılır ve Zeliha Berksoy'un deyimiyle Ankara'da tam bir zelzele yaşanır. "Oyun, Türkiye çapında patlamıştı. Öyle ki iki, üç ayda bitecek gibi değildi. 'Asiye'yi iki yıl oynadım. Tabii iki yıl geçtikten sonra insanın hayatında pekçok şey değişiyor." Tüm bunlar Zeliha Berksoy'u tekrar Berlin'e dönmekten vazgeçirir. Ardından meslek hayatına Dostlar Tiyatrosu'nda devam eder.

    Şehir Tiyatroları'nda konuk oyuncu olur. 'Kafkas Tebeşir Dairesi', Ferhan Şensoy'la 'Yedi Ölüm Günahı', 'Keşanlı Ali Destanı', tiyatro kariyerine önemli oyunlar olarak geçer. Yavuz Özkan'ın "Film Bitti" ve İrfan Tözüm'ün 'İkili Oyun'u, sanatçının 1989 tarihli iki film çalışmasıdır. Bakırköy Belediye Tiyatrosu 1974-75 yılları tiyatro ve opera sahne öğretim üyeliği yaptığı yıllardır sanatçının. 1980'de üniversiteye geçer. Bakırköy Belediye Tiyatrosu bünyesinde kurulan Yunus Emre Tiyatrosu'nun yönetimde Zeliha Berksoy da vardır. Sanatçı, Türkiye'nin üçüncü ödenekli tiyatrosu olan Bakırköy Belediye Tiyatroları'nın kuruluşunda Genel Sanat Yönetmeni olarak görev alır. "Bakırköy'de 5 yıl boyunca seçme repertuarlar sunduk. O dönem Bakırköy Belediye Belediye Başkanı Ali Talip Özdemir'di. Yerel yönetimlerin politikacılarla uzlaşmaz bir çelişkisi vardır. Bu gibi nedenlerden ötürü aramızda büyük çekişmeler oldu ve ben bir süre sonra görevimden ayrıldım."Jeni 1994-95 sezonunda "Matmazel Juli"yi sahneler. Aynı yıl Brecht'in 100. doğum günü kutlamaları kapsamında ünlü yazarın kolajlarından "Yosma"yı sahneye koymaya karar verirler.

    "Genco Erkal, 'Yosma' için yeniden bir düzenleme yaptı. Oyunu tek kişilik hale getirdi ve dramatik bir örgü kullandı."Brecht'in yosmasının adı Jeni'dir. Oyundaki Jeni'de Brecht'in Jeni'sidir; 'Üç Kuruşluk Opera'daki Jeni, 'Mahagoni Kenti'ndeki Jeni... Tüm Jeni'ler Brecht'e ait, onun yarattığı özgün karaterlerdir. Jeni'nin her akşam gittiği bir bar vardır. Bir de Bay Koyner adında bir sevgilisi vardır. Jeni ondan kulakdan dolma birşeyler öğrenir. "Jeni, bir ****** ancak diğerlerinden oldukça farklı... Yani cahil bir sahil ******si değil. Berlin'de kaldırımda çalışan ******ler arasında da tabakalar vardır. Jeni, oyunda da söylediği gibi yaşamdan dersler çıkarmasını bilmiştir. Bay Koyner'in anlattıkları bilinçlenmesini sağlar. Anti hitlerci, militarizmi sevmez. Böyle bir tavrı var Jeni'nin... Bu bakımdan Jeni, Brecht'in özgün kişisi." Brecht 'in özel insanlarından birisidir Jeni. Yazar Jeni'yle hayatı olduğu gibi, tüm gerçekleri ile anlatır. Brecht en güzel ve vurucu sözleri ya sokak ******lerine ya da yoksul insanlara söyletir. 'Üç Kuruşluk Opera'da öyledir. Özellikle dilenciler. Bu da sanatçının, hayata karşı sunduğu bir protestodur, bir karşı çıkıştır. "Bu kez oyundaki şiirlerin yorum çalışmaları farklıydı. 1979 yılında 'Brecht Kabare'yi yaptığımızda büyük başarı elde etmiştik. 1987'de yeniden yorumlamıştık. 1998'de ise söylemlerin çok daha farklı olması yani meseleleri yorumlama şeklinizin değişmesi gerekiyor. Bazı şiirleri daha sert söylüyorduk örneğin... Herşey başka biçimde, başka bir düşünce, felsefe, bakış açısı, başka bir form ve başka bir anlatım açısı gerektiriyordu."

    Zeliha Berksoy, Türk Tiyatrosu için emek vermeyi sürdürüyor. Peki neden bir Zeliha Berksoy Tiyatrosu yok? "Bunu hiçbir zaman düşünmedim. Çünkü beni sahnenin üzerinde olmak ilgilendiriyordu. Sonra benim yapmayı düşündüğüm tiyatroyu Genco Erkal zaten yapıyordu. Böyle bir tiyatro kurup idari ve ticari yükümlülüğünün riskini almanın anlamsız olduğu düşündüm. Yani, Bir Zeliha Berksoy tiyatrosu, Türkiye'deki tiyatroya ne katacaktı ki? Zaman kaybedip, yıpranacağıma istediğim oyunları, istediğim koşullarda, tiyatro kuruluşlarında oynadım, yanında da eğitmenlik yaptım. Bu beni daha çok ilgilendirdi. Ama dediğim gibi Türkiye'nin üçüncü ödenekli tiyatrosunu kurdum. Ben bir tiyatro kurdum, kurmadım değil. Sanatsal ve ideal olarak üst düzeyde konuma ulaştırdım."Tiyatrocu Kahramanlar"Yosma" Türkiye'nin pekçok yerinde seyirciyle buluştu. Zeliha Berksoy, bugün, Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Ana Sanat Dalı Başkanı."Kendi ülkeme Alman Tiyatro Kültürünü taşımak çok hoşuma gidiyor" diyor. "Artık Türkiye'de de Brecht kültürü tanınıyor. İzleyicilerden çok büyük bir beğeni, saygı ve ilgi var. Böylece tüm bu uğraşlar büyük bir düşünsel tatmin olarak dönüyor bana... Çok heyecanlanıyorlar. Ama düşünsel tatmin de çok önemli...

    Gerçekten, sanki "Yosma" bugün yazılmış gibi..." Türkiye'nin şu anki tiyatro ortamı içinse şunları düşünüyor: "Tiyatro seyircisinde büyük azalma oldu. Bugün ödenekli ve devlet tiyatrolarının hepsini saysanız 17, 18'i geçmez. Onlarda çok zor seyirci buluyor. Yine de ben tiyatro sanatçılarını kahraman olarak görüyorum. Kendimi de öyle... Herşeye rağmen direniyoruz ve yeni projeler üretiyoruz

  17. 2007-05-17 #17
    Haldun TANER



    Almanya'da Heidelberg Üniversitesi'nde siyasal bilgiler okudu. Yurda dönünce (1938) İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi (1950), Edebiyat Fakültesi'nde tiyatro desrleri verdi. Tercüman ve Milliyet gibi gazetelerde günlük yazılar yayınladı. "Devekuşu Kabare Tiyatrosu"nu kurdu (1986), 1983 Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü'nü (Pertev Naili Boratav'la) aldı.

    Çağdaş Türk tiyatrosunun en önde gelen temsilcilerinden olan Taner, geleneksel Türk tiyatrosu ile epik tiyatronun bir bileşimini yaratmaya çalışmıştır. Taner'in oyunları, önce toplumsal tiyatronun, sonra politik tiyatronun, daha sonra da müzikli tiyatro ile politik kabare tiyatrosunun örneklerini birleştirerek, çağdaş halk tiyatrosunun örnekleri ile birlikte "çağdaş halk tiyatrosu"nun ortak paydası altında toplanabilir. Taner'in değişen toplumsal değerleri, eski yeni çatışmasını ele alan gerçekçi toplumsal oyunlarını, epik tiyatro teknikleri ile göstermeci seyirlik ve açık oyun özellikleri taşıyan politik gülmece oyunları izlemiştir.

    Yüzeyde politikacı tipini eleştiren "Günün Adamı" (1949), geçmişin anılarını deşerken o günün anlamını bulgulayan yaşlı bir siyasetçiyi anlatan "Dışardakiler" (1952), bir sanatçının kapılaşmış çevresiyle çatışmasını yansıtan "Değirmen Dönerdi" (1958), tarihsel bir olayın öykülenmesini kuşaklar arası ayrımlar içinde gösteren "Lütfen Dokunmayın" (1960), toplumsal değişimler sürecindeki kişileri ortak çevreleri içinde gösteren "Fazilet Eczanesi" (1960), küçük burjuva hümanizmini bir aile örneğinde sergileyen "Huzur Çıkmazı" (1962), gecekondu yaşamındaki toplumsal-ekonomik çelişkileri bir kahramanlık parodisi içinde veren "Keşanlı Ali Destanı" (1964), küçük insanın sömürülüşünü tarihsel dönemlerle örneklendirerek yeren "Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım" (1964), Lukianos'un bir masalına dayanan ve sömürü mekanizmasını eleştiren bir siyasal alegori olan "Eşeğin Gölgesi" (1965), geleneksel tiyatro öğeleri içinde müzikli bir oyun olan "Zilli Zarife" (1966), Mınakyan Tiyatrosu, Ahmet Vefik Paşa tiyatrosu ve Kel Hasan Tuluat Tiyatrosu'nun Moliere'in George Dandin oyununun oynanışı örneğinde vererek, Türk halk tiyatrosunun "biçim sorunsalı"nı işleyen "Sersem Kocanın Kurnaz Karısı" (1971), sanatçı ile toplum arasındaki ilişkiyi ele alan "Ayışığında Şamata" (1978), Haldun Taner'in başlıca oyunları arasındadır. Sanatçının kabare oyunları da şöyle sıralanabilir: "Vatan Kurtaran Şaban" (1968), "Astronot Niyazi" (1970), "Dün ve Bugün" (1972), "Aşk-ü Sevda" (1973), "Yar Bana Bir Eğlence" (1975), "Ha Bu Diyar" (1974

  18. 2007-11-08 #18
    645 - Türk Tiyatro Sanatçıları

    Uzun yıllar Ankara Sanat Tiyatrosu'nda sanat yönetmenliği, oyunculuk ve yönetmenlik yapan Rutkay Aziz, 1987 yılında "Yer Demir Gök Bakır" filmiyle ilk sinema çalışmasını gerçekleştirdi. "Sis", "Ada", Ölü Bir Deniz", "Piano Piano Bacaksız" adlı sinema filmlerinde rol aldı. Televizyonda "Yunus Emre", "Cahide", "Kurtuluş", "Tutku" dizilerinde oynadı. "Evler Evler" adlı oyun ile En İyi Oyuncu, "Sis" filmiyle Türkiye Sinema Yazarları Derneği En İyi Erkek Oyuncu Ödülü'ne layık görüldü. Mustafa Kemal Atatürk'ü canlandırdığı "Cumhuriyet" adlı film, hem sinema, hem de televizyonda dizi halinde gösterildi. Rutkay Aziz son olarak, Yalçın Yelence'nin yönettiği "Duruşma" adlı filmde avukat Rafet'i canlandırdı.

  19. 2007-11-08 #19
    Yıldız Kenter

    İstanbul'da doğdu. Ankara Devlet Konservatuarı Yüksek Bölümünü sınıf atlayarak bitirdi. Onbir yıl Ankara Devlet Tiyatrosunda çalıştı. Rockefeller bursu kazanarak, American Theatre Winng, Neighbourhood Play House ve Actor's Studio'da oyunculuk ve oyunculuk öğretiminde yeni teknikler üzerine çalışmalar yaptı. Ankara Devlet Konservatuarına hoca olarak atandı.

    1959'da Devlet Tiyatrosu'ndan ayrıldı. Muhsin Ertuğrul ile bir yıl çalıştı. Kardeşi Müşfik Kenter ve eşi Şükran Güngör ile Kent Oyuncuları Topluluğunu kurdu. Daha sonraki yıllarda sürekli olarak Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere'de "Değişen Eğitim Metotları" ve "Oyunculuk Metotları" üzerine çalışmalar yaptı.

    1962'de Tiyatro hizmetlerinden ötürü " Yılın Kadını " seçildi. 1968'de İstanbul'da Kenter Tiyatrosunun binasının inşaatını tamamladı. Sinema oyuncusu olarak üç kez " Altın Portakal " ödülüne layık görüldü. Sovyetler Birliği, Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Almanya, Hollanda, Danimarka, Kanada, Yugoslavya ve Kıbrıs'ta İngilizce ve Türkçe oyunlar sergiledi.

    100'ün üstünde oyun oynadı. 100'e yakın oyun sergiledi. Shakespeare, Cehov, Brecht, Inoesco, Pinter, Albee, Tenessee Williams, Alan Ayckbourn, Arthur Miller, Brian Freil, Neil Simon, Athol Fugard, Sergey Kokovkin gibi pek çok yazarların yanısıra Melih Cevdet Anday, Necati Cumalı, Güner Sümer, Adalet Ağaoğlu, Zeki Özturanlı, Güngör Dilmen, Muzaffer İzgü gibi pek çok Türk yazarının oyunlarını da sahneye koydu, oynadı.

    1981'de " Devlet Sanatçısı " olarak ödüllendirildi. 1984 de Roma'daki İtalyan Kültür Birliğince " Adalaide Ristori " ödülüne layık görüldü. Profesör Yıldız Kenter, 37 yıldır Sahne Hocalığı yapmaktadır.

    1989 yılında, Korsika - Bastia Film Festivalinde " Hanım " filmindeki rolüyle " En İyi Kadın Oyuncu " ödülünü aldı.

    1991 yılında Tiyatro Sanatına hizmetlerinden ötürü Uluslararası Lions Kulübünün " The Melvin Jones " yla ödüllendirildi. İki kez Ulvi Uraz " En İyi Kadın Oyuncu " üç kezde aynı dalda Avni Dilligil ödülüne laik görüldü.

    1994'de " Konken Partisi " oyunundaki Fonsla rolü ile " Olağanüstü Yorum " ödülünü aldı. Finlandiya Dünya Kadın Kuruluşu tarafından yüz yılın en başarılı yüz kadınından biri olarak onurlandırıldı. 1995'de Kültür Bakanlığı, Tiyatro Sanatına katkılarından ötürü " Onur " ödülüne layık gördü. Profesör Kenter'e aynı yıl tiyatro sanatına katkılarından dolayı " Mevlana Kardeşlik ve Barış " ödülü verildi.

    1996'da Magazin Gazetecileri Derneği tarafından Ramiz ile Jülide'deki Jülide rolü için " En İyi Kadın Oyuncu " ödülü verildi. 19 Mayıs 1997'de Uluslararası İstanbul Festivali tarafından ömür boyu Tiyatro Sanatına katkısından dolayı verilen onur ödülü Yıldız Kenter'e Dame Diana Rigg tarafından takdim edildi.

    1998'de Ankara Sanat Kurumu " Yılın Kadın Sanatçısı " ödülü, 1998 Muhsin Ertuğrul yaşam boyu tiyatro sanatına katkılarından dolayı onur ödülü, 1998 Cumhurbaşkanlığı Büyük Kültür ve Sanat Ödülü, " MARTI " adlı oyunda Madam Arcadina rolüyle 1999 Afife Jale - En İyi Kadın Oyuncu ödülü

    Filmleri 1951 Vatan İçin
    1964 Ağaçlar Ayakta Ölür
    1965 İsyancılar
    1966 Pembe Kadın
    1967 Yaşlı Gözler
    1971 Anneler Ve Kızları
    1971 Elmacı Kadın
    1972 Fatma Bacı
    1973 Ablam
    1974 Kartal Yuvası
    1974 Kızım Ayşe
    1974 Bir Ana Bir Kız
    1983 Zulüm
    1988 Hanım
    1999 Güle Güle
    2001 Büyük Adam Küçük Aşk
    2005 Sen Ne Dilersen

    Diziler
    1990 Uğurlugiller
    2002 Aşk ve Gurur
    2005 Saklambaç

    Ödülleri
    1964 Antalya Film Şenliği, Ağaçlar Ayakta Ölür filmi ile En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu
    1966 Antalya Film Şenliği, İsyancılar filmi ile En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu
    1974 Antalya Film Şenliği, Kızım Ayşe filmi ile En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu
    1984 Roma'daki İtalyan Kültür Birliğince "Adalaide Ristori" ödülü.
    1989 Korsika - Bastia Film Festivalinde "Hanım" filmindeki rolüyle "En İyi Kadın Oyuncu" ödülü.
    1991 Uluslararası Lions Kulübü The Melvin Jones Ödülü
    İki kez Ulvi Uraz "En İyi Kadın Oyuncu" Ödülü
    Üç kez Avni Dilligil "En İyi Kadın Oyuncu" Ödülü
    1994'de "Konken Partisi" oyunundaki Fonsla rolü ile "Olağanüstü Yorum" ödülünü aldı.
    Finlandiya Dünya Kadın Kuruluşu tarafından yüz yılın en başarılı yüz kadınından biri olarak onurlandırıldı.
    1995'de Kültür Bakanlığı, Tiyatro Sanatına katkılarından ötürü Onur ödülüne layık gördü.
    1995 "Mevlana Kardeşlik ve Barış" ödülü verildi.
    1996'da Magazin Gazetecileri Derneği tarafından Ramiz ile Jülide'deki Jülide rolü için "En İyi Kadın Oyuncu" ödülü 1997'de Uluslararası İstanbul Festivali tarafından ömür boyu Tiyatro Sanatına katkısından dolayı ödülü.
    1998'de Ankara Sanat Kurumu "Yılın Kadın Sanatçısı" ödülü
    1998 'de Tiyatronline Seyirci Ödüllleri
    1998 Muhsin Ertuğrul yaşam boyu tiyatro sanatına katkılarından dolayı onur ödülü
    1998 Cumhurbaşkanlığı Büyük Kültür ve Sanat Ödülü,
    1999 "Martı" adlı oyunda Madam Arcadina rolüyle Afife Jale - En İyi Kadın Oyuncu ödülü.

    Doğum tarihi
    11 Ekim 1928
    Doğum yeri
    İstanbul

  20. 2008-01-04 #20
    Bir İlk Kadın: Afife Jale

    Başkaldırı, başarı, aşk, mutluluk, mutsuzluk... Huysuz ve Tatlı Kadın şarkısı onun için yapıldı. 24 Temmuz 1941"de yaşama veda eden Afife Jale , tarihe; "sahneye çıkan ilk Müslüman Türk kadını" olarak geçti. Ama onun kısacık yaşamı daha fazlasını içeriyor.

    Afife Jale , orta halli bir ailenin kızı olarak,1902 yılında İstanbul'un Kadıköy semtinde dünyaya geldi. Dr. Sait Paşa'nın torunudur. Çocukluk düşlerinde hep tiyatro vardı. İstanbul Kız Sanayi Mektebi'nde okuyordu. Ama onun aklı tiyatrodaydı.O yıllar Müslüman kadınların sahneye çıkmasının yasak olduğu yıllardı. Bu yasağa rağmen 1918'de, Darülbedayi'ye (Şehir Tiyatroları) alınmak üzere açılan sınava bile girdi.

    10 Kasım 1918'de, Behire, Memduha, Beyza, Refika ve Afife stajyer kadrosuna alındılar. Afife ve Refika hariç öteki kızlar daha fazla dayanamamış ve "nasılsa sahneye çıkamayacakları" gerekçesiyle tiyatroyu bırakmışlardı . Aynı yılın 18 Aralık günü, Refika tiyatronun süflör, Afife de "mülazım artistlik" (stajyer oyuncu) kadrolarına alınmışlardı. Afife ise bir yılı aşkın bir süre boyunca bütün provalara katıldı, kendini sahneye hazırladı. Ama bir türlü sahneye çıkamadı. Öte yandan Refika, sahne gerisinde görev alan ilk müslüman Türk kadını oldu.

    Prof. Metin And, Türk Tiyatrosu Tarihi kitabında, 1920 yılında Darülbedayi'de, Hüseyin Suat'ın "Yamalar" adlı oyununu, Kadıköy'deki Apollon Tiyatrosu'nda (şimdiki Reks Sineması) sahneye koyuyordu. Bu oyunda Emel adlı kızı oynayan Eliza Benemenciyan topluluktan ayrılıp Paris'e gittiği için, bu rolü yüklenecek bir kadın sanatçıya ihtiyaç vardı. Ve Afife Jale, bu rol için seçildi. İlk kez Emel rolüyle ve takma bir isimle sahneye çıktı. O gece tiyatroya gelen zaptiyeler, yöneticilere bir uyarıda bulundularsa da, genç sanatçı bir hafta sonra da "Tatlı Sır" oyununda yeniden sahneye çıktı. Sanatçı polis tarafından tutuklanmak istenince, Kınar Hanım tarafından arka bahçeye kaçırılarak polislerin elinden zor kurtuldu.

    "Mesut olduğum ilk gece"
    Afife Jale O tarihi geceyi, altı yıl sonra Refik Ahmet Sevengil'e anlatırken; "Hayatımda mesut olduğum ilk gece..." diye tanımlıyordu: "Sanatın, ruhuma verdiği güzel sarhoşluk içinde idim. Ağlama sahnesinde, taşkın bir saadetle ağladım. Sahiden ağladım... Alkış, alkış, alkış... Perde kapandı; açıldı, bana çiçekler getirdiler. Muharrir Hüseyin Suat bey, kuliste bekliyormuş; ben çıkarken durdurdu; alnımdan öptü: "Bizim sahnemize bir sanat fedaisi lazımdı; sen işte o fedaisin." dedi.

    Gerçekten de Afife Jale bir fedai gibi geçirir bundan sonraki yaşamını...
    Ve daha sonra Onu diğer kadınlar izledi. Tüm baskılara karşın bundan sonra Burhanettin Topluluğunda Seniye, Yeni Sahne'de Şaziye (Moral), Münir (Neyire Neyyir), Bedia (Muvahhit) Milli Sahne'de Huriye ve Hikmet, Ruhat gibi Müslüman Türk kadınları Afife'yi izlediler" diye anlatılır.

    İşsizlik
    Üçüncü piyesi olan Odalık'ta oynarken, polis yine tiyatroyu bastı. Afife bu kez de makine dairesinden kaçırıldı . Bu zaptiye baskınında, Afife arkadaşlarınca kaçırılmışsa da, daha sonra sokakta polisce yakalanarak karakola ***ürüldü . "Dinini, milliyetini unutan sen misin?" diye hırpalandı. Aile içinde, Babası Hidayet bey de, onun tiyatrocu olmasına karşıydı. kızını bu sevdadan vazgeçirmek için çok uğraştı. Başaramayınca sertleşti. Ona "******" dediği bir gün, "Benim Afife diye bir kızım yok" diye gürledi. Zaten Afife artık sahnede, "Jale" adını kullanıyordu. Sanatı için baba evini terk etti. 1921'de dahiliye nezaretinin bir buyruğu ile belediye, 27 Şubat günü 204 sayılı bildiriyi Darülbedayi Yönetim Kurulu'na gönderdi. Bildiride, Müslüman kadınların kesinlikle sahneye çıkamayacakları yazıyordu. Bu bildiri üzerine Afife'nin, Darülbedayi'deki ücretli görevine de son verildi.. Artık hayat onun için çok zorlaşmıştı. Güvencesiz ve parasızdı ama tiyatro onun için bir tutkuydu ve gözü başka bir şey görmüyordu.

    Hastalık
    Önüne gecilmeyen şiddetli başağrıları başlar. Tiyatrosuz kalması Afife'nin zaten zayıf olan sinirlerini alt üst etmiş, kaçışı haplarda ve uyuşturucularda bulmaya başlamıştı. Sonradan aşık olduğu Suriye'li bir eczacının , yaptığı iğneler de onda bir alışkanlık başlatmıştı. Eczacı morfinle tedavi yoluna giderek büyük bir yanlışlık yapar. Bunun sonucu Afife artık bir morfinmandır.

    Ortalık biraz durulunca, birkaç yıl sonra Burhanettin Tepsi Kumpanyası ile Anadolu'da turneye çıkmış, yeni tiyatro topluluğu ile Kadıköy'de oynamış, daha sonra da Fikret Şadi'nin Milli Sahne'siyle çeşitli kentlerde temsiller vermişti. Zaten 1923'ten sonra Türk Kadınları Atatürk'ün emriyle sahneye çıkmaya başlamıştı.

    Gün geçtikçe bozulan sağlığı ve uyuşturucu alışkanlığı, tiyatroyu ister istemez bırakmasına neden oldu. Bu onu büsbütün çileden çıkardı.

    1928 yılında bir arkadaşıyla, Kuşdili çayırında Hafız Burhan'ın bir konserine gitmiş, orada sanatçıya tamburuyla eşlik eden Selahattin Pınar'la tanışmıştı. Kısa bir sürede Pınar, genç kadına deliler gibi aşık olur. 1929 yılında evlenirler ve Selahattin Pınar "Nereden Sevdim O Zalim Kadını", " Huysuz ve Tatlı Kadın " gibi birçok ölümsüz şarkısını onun için besteler.

    İkisi de, Gençliklerini acılar içinde harcamışlardı. Evlenince hayat boyu ıskaladıkları her şeyi, birlikte yapmaya çalıştılar. Evde saklambaç oynadılar. Bahçede enginar yetiştirip, yarıştılar. "Bir çocuk resmi" kıvamında şiirler yazdılar. Pınar çaldı; Afife dinledi. Ancak güzel günler uzun sürmedi. Afife, tiyatrosuz yaşayamıyordu ve tiyatronun boşluğunu uyuşturucularla dolduruyordu. Suriye'li Eczacı onu morfine alıştırmıştı bir defa, kurtulamıyordu.... Selahattin Pınar, bir gün eşinin öğle uykusu için çekildiği odasının anahtar deliğinden içeri baktığında, damarına morfin şırınga ettiğini gördü ve çöktü. Morfin için eczacıyla ilişkiye girmişti Afife.. Ama Pınar, eşine öfkeden çok, merhamet duyuyordu. Onu hayata döndürebilmek için çırpınmaya başladı. Sürekli melankolik besteler yapar olmuştu .Ama Bir süre sonra, Pınar karısının morfin bağımlılığı ile başa çıkamamaya başladı. Tiyatrodan uzak kalmak, sahneye çıkamamak, Afife'yi mutsuz kılıyor, kurtuluşu yalnız "iğne"de buluyordu.

    Çırpındılar, bu gidişi geri çevirebilmek için... Olmadı ! Selahattin Pınar, kendisi de morfin tuzağına düşer gibi oldu. Bunun üzerine Afife; "Terk et beni" diye yalvardı ona. "Yoksa sen de mahvolacaksın, bırak beni gideyim" dedi. Ve 1935 yılında boşandılar... Şimdi afife için en kötü yıllar başlıyordu. Bundan sonra Afife içine düştüğü girdaba büsbütün batarak, sefalet içinde sürünmeye başladı. Afife, kimsesiz ve beş parasız, tenha parklarda yatıp kalkar, aşevlerinde karının doyururken, ayrıldığı eşinin kendisinin ardından yazdığı şarkıları taş plaktan dinleyip ağlardı. Ayrılık acısını yeni bir evlilikte dindirmeyi deneyen Selahattin Pınar ise hiç birlikte yatmadığı bu kadından kısa sürede ayrılır.

    Afife Jale, kimsesizliğinin, terk edilmişliğinin, yoksulluğunun son durağı olan, Bakırköy Akıl ve Sinir Hastanesi'nde geçirir, yaşamının son yıllarını... 24 Temmuz 1941 günü henüz 39 yaşındayken, bir deri bir kemik veda etti hayata.. Ölümü gazetelere haber bile olmadı. Cenazesine 4 kişi katıldı. Mezar yeri de, mektupları ve fotoğraflarıyla birlikte kaybolup gitti. Unutuldu...

    Tiyatronun ve devrinin bu büyük fedaisi, böylece sessiz sedasız yok olup gitti. O istediği hayatı yaşayabilmek için çok bedel ödedi. Büyük mutlulukları ve mutsuzlukları bir arada yaşadı . Ve elbette sanatta, kadınların tarihine geçti.

    Uzun yıllar onun adını bile anan olmadı. Lâkin son dönemlerde, önemli bir yere sahip oldu;yönetmenliğini "Şahin Kaygun'un üstlendiği, Müjde Ar ve Tarık Tarcan'ın baş rollerini paylaştığı, " AFİFE JALE " adlı sinema filmi ile, Afife Jalenin hayatı, beyaz perdeye taşınmıştır... Daha sonra, Haldun Dormen'in önerisi ile 1997 yılının mayıs ayından bu yana, her yıl Afife Jale adına, tiyatro ödülleri dağıtılmaktadır...

    Neziha Araz'ın kaleminden Afife şöyle sesleniyor; "Beni acıyarak değil, düşünerek severek, kucaklayarak hatırlayın.

    Tiyatro varsa ben varım" inancı ve aşkıyla yaşıyordu Afife, "Olmak ya da olmamak" işte gerçek buydu onun için. "Olmak"la sanatını icra etmek eşanlamlıydı, bu eşanlam da tiyatroydu. Toplum hayatında ilk olmak; yani onun deyimle "ilk ateşi yakmak"," ilk türküyü söylemek"," ilk aşkı ya da direnişi başlatmak" bir olaydı ve bunun her zaman bir bedeli vardı. İlkler, yol boyu bu bedeli ödediler."


    sponsorlu bağlantılar
  21. 2009-02-18 #21
    Demet Akbağ sanatçısı. (doğum 23 Aralık 1959). Türk komedyen,sinema ve tiyatroBir Demet Tiyatro'da oynamaktadir. İzmir'lidir tiyatro kariyerine İzmir Atatürk Lisesi'nde okurken başlamıştır meşhur olması ise Yılmaz Erdoğan ile başrolü paylaştığı "Bir Demet Tiyatro" yıllarına isabet eder. Ayrıca "pişti" programında Hülya Avşar ve Beyazıt Öztürk'le beraber yorumculuk yapmıştır. BKM'nin en önemli starlarından biridir. 2008 yılı itibariyle Kanal 1'de yayınlanan "Süper Aile" adlı yarışma programının sunuculuğunu yapmaktadır.

    268 - Türk Tiyatro Sanatçıları

    Kariyer


    • 1982 yılında tiyatroya amatör olarak başladı
    • 1983 yılında Gönül Ülkü-Gazanfer Özcan Tiyatrosu'nda profesyonel oldu
    • Kent Oyuncuları, Hadi Çaman Yedi Tepe Oyuncuları, Deve Kuşu Kabare, Dormen Tiyatrosu ve Ortaoyuncular gibi özel tiyatro topluluklarında çalıştı.
    • Daha sonra BKM oyuncuları arasına geçti
    • Kuruluşundan bu yana BKM'de çalışıyor.
    • 1997'den sonra Televizyon programlarında yer almaya başladı
    • "Bir Demet Tiyatro" dizisinde ve "Otogargara", "Sen Hiç Ateşböceği Gördün mü?" "Bana Bir Şeyhler Oluyor" oyunlarında yer aldı.
    • Televizyonda da "Ölümsüz Aşk" adlı dizide rol aldı.
    • Televizyondaki "gıda terörü" haberlerinden etkilendiği için, oynadığı sucuk reklamından önce firmayla ilgili geniş bir araştırma yapmış ve öyle reklam filmi teklifini kabul etmişti


    Oynadığı Bazı Tiyatro Oyunları


    • Haybeden Gerçek Üstü Aşk
    • Bana Bir Şeyhler Oluyor
    • Sen Hiç Ateş Böceği Gördün mü
    • Otogargara
    • Kadınlık Bizde Kalsın
    • Aşkımızın Gemisi Fındık Kabuğu
    • Yorgun Matador
    • Artiz Mektebi
    • Beyoğlu Beyoğlu
    • Deliler
    • Arzu Tramvayı
    • Davacı
    • Bir Demet Tiyatro


    Filmleri


    • O... Çocukları (2008)
    • Organize İşler (2005)
    • Neredesin Firuze (2003)
    • Vizontele Tuuba (2003)
    • Vizontele(2000)
    • Tersine Dünya (1993)
    • Davacı (1986)

  22. 2009-02-18 #22
    Abdurrahman Palay, (doğum 7 Mayıs 1923, İstanbul - ölüm 14 Nisan 2002, İstanbul), Tiyatro ve sinema oyuncusu, seslendirme sanatçısı, yönetmen, senarist.




    Öğrenim gördüğü liseyi ikinci sınıfta bırakan Palay, memurluk ve futbolculuktan sonra amatör olarak ilgilendiği sanat hayatında profesyonelliğe 1951 yılında Saat 6 Tiyatrosu`nda başladı. 1952'de Mahmut Moralı'nın desteği ve davetiyle Şehir Tiyatrolarında çalışmaya başladı. Ekrem Reşit Rey'in davetiyle İstanbul Radyosu Temsil (tiyatro) Kolu`nda görev yaptı. Bir dönem Oraloğlu Tiyatrosu'nda çalışan sanatçı, 1954 yılından itibaren kamera karşısında da oyunculuk yaptı, seslendirme çalışmalarında bulundu.


    1964'te kendi adına bir tiyatro topluluğu kuran Abdurrahman Palay, daha sonra Arena Tiyatrosu'nda rol aldı. 1963 yılından sonra senaryo yazarlığı, film yönetmenliği ve sinema oyunculuğuna yönelen sanatçı, bir filmde yapımcılık deneyimi de yaşamış, ölümünden önceki yıllarını pansiyon işletmeciliği yaparak geçirmiştir.


    Abdurrahman Palay, Yılmaz Güney, Cüneyt Arkın, Ediz Hun, Orhan Gencebay, Göksel Arsoy, Ümit Besen gibi birçok sanatçıyı seslendirmiş, seslendirme yönetmenliği yapmıştır.
    Sanatçı; Türk sineması'na n'ayır, n'olamaz sözcüklerini kazandırmış olmasıyla ünlüdür.



    Rol aldığı bazı oyunlar


    • Fırtına
    • Othello
    • Veronalı İki Centilmen
    • Baba Parası
    • Sam Rüzgarları
    • Kurtlar ve Kuzular
    • Bu Akşam Semerkant'ta
    • Kahvehane
    • Cyrano De Bergerac
    • Hamlet
    • Dilekçe
    • Yarış Bitti


    Filmografisi (oyuncu)


    • Meçhul Kadın - 1995
    • Yumuşak Ten - 1994
    • Seni Kaybedersem - 1993
    • Batmayan Güneş - 1993
    • Akrep - 1993
    • Aşkın Zamanı - 1990
    • Ayşem - 1984
    • Sevmek Yeniden Doğmak - 1984
    • Yıkılan Gurur - 1983
    • O Kadın - 1982
    • Yalan - 1982
    • Leyla ile Mecnun - 1982
    • Gazap Rüzgarı - 1982
    • Şöhretin Sonu - 1981
    • Ben Topraktan Bir Canım - 1980
    • Vazgeç Gönlüm - 1980
    • Benim Gibi Sevenler - 1977
    • Arzu - 1976
    • Hesapta Bu Yoktu - 1972
    • Öldüren Yumruk - 1971
    • Çifte Yürekli - 1970
    • Cingöz Recai - 1969
    • Bir Aşk Türküsü - 1969
    • Damgalı Adam - 1966
    • Ayşecik Boş Beşik - 1965
    • Ahtapotun Kolları - 1964
    • Keşanlı - 1964
    • Erkek Fatma Evleniyor - 1963
    • Yaralı Ceylan - 1963
    • Kısmetin En Güzeli - 1962
    • Utanmaz Adam - 1961
    • Derbeder / Kırık Aşk - 1961
    • Naylon Leyla - 1961
    • Yabancı Adam - 1961
    • Ümitsiz Kapı - 1961
    • Suçlu Aşıklar - 1961
    • Yörük Aşkı / Zalim Felek - 1961
    • Şeytan Kız - 1960
    • Erkek Fatma - 1959
    • Kendi Düşen Ağlamaz - 1959
    • Üç Kurşun - 1959
    • Ayşe'nin Çilesi - 1958
    • Çoban Kızı - 1958
    • Sokak Çocuğu - 1958
    • İhtiras Rüzgarları - 1958
    • Kurt Mustafa - 1957
    • Anası Gibi - 1957
    • Sönen Ocak - 1957
    • Kara Bahtım - 1957
    • Günahsız Yavrular - 1956
    • Aşıklar Kabesi Mevlana - 1956
    • Üç Yetimenin Izdırabı - 1956
    • Katibim - 1956
    • Yol Palas Cinayeti - 1955
    • Babaların Günahı - 1955
    • Hayatımı Mahveden Kadın - 1955
    • Her Yerde Tehlike - 1955
    • Kaybolan Gençlik - 1955
    • Üsküdar'a Giderken - 1955
    • Görünmeyen Adam İstanbul'da - 1955
    • Affet Beni Allahım - 1953
    • Bu Kadın Benimdir (Zavallı Necdet) - 1953
    • Beklenen Şarkı - 1953
    • Kahpenin Kızı - 1952
    • Deli - 1952


    Filmografisi (yönetmen)


    • Hesapta Bu Yoktu - 1972
    • Altın mı Aşk mı - 1971
    • Kaderin Oyunu - 1970
    • Kendi Düşen Ağlamaz - 1969
    • Gül Ayşe - 1969
    • Bir Aşk Türküsü - 1969
    • Ah Bu Kadınlar - 1967
    • Garipler Sokağı - 1967
    • Acı Türkü - 1967
    • Acı Tutku - 1967
    • Kırık Saz - 1966
    • Garibim Çalıkuşu - 1966
    • Zehirli Kucak - 1966
    • İsyancılar - 1965
    • Keşanlı - 1964
    • Adalardan Bir Yar Gelir Bizlere - 1964
    • Erkek Fatma Evleniyor - 1963
    • Yaralı Ceylan - 1963
    • Kırık Aşk - 1961
    • Naylon Leyla - 1961
    • Utanmaz Adam - 1961
    • Yabancı Adam - 1961
    • Şeytan Kız - 1960
    • Erkek Fatma - 1959
    • Kendi Düşen Ağlamaz - 1959
    • Kurt Mustafa - 1957
    • Üç Yetimenin Izdırabı - 1956
    • Her Yerde Tehlike - 1955
    • Babaların Günahı - 1955


    Filmografisi (senarist)


    • Hesapta Bu Yoktu - 1972
    • Altın mı Aşk mı - 1971
    • Kaderin Oyunu - 1970
    • Bir Aşk Türküsü - 1969
    • Gül Ayşe - 1969
    • Kırık Saz - 1966
    • Zehirli Kucak - 1966
    • Garibim Çalıkuşu - 1966
    • İsyancılar - 1965
    • Keşanlı - 1964
    • Adalardan Bir Yar Gelir Bizlere - 1964
    • Erkek Fatma Evleniyor - 1963
    • Naylon Leyla - 1961
    • Utanmaz Adam - 1961
    • Şeytan Kız - 1960
    • Erkek Fatma - 1959
    • Üç Yetimenin Izdırabı - 1956
    • Babaların Günahı - 1955
    • Her Yerde Tehlike - 1955


    Filmografisi (seslendirme yönetmeni)


    • Kördüğüm - 1982
    • Hak Yolu - 1971
    • Yumurcağın Tatlı Rüyaları - 1971
    • Arkadaşımın Aşkısın - 1968
    • İstanbul Tatili - 1968


  23. 2009-02-18 #23
    Adile Naşit, (doğum 17 Haziran 1930 - ölüm 11 Aralık 1987), Türk sinema sanatçısı, tiyatro ve televizyon dizisi oyuncusudur.

    Biyografi

    Asıl adı Adile Keskiner'dir. Bunun yanı sıra Adoş, Adile Ana, Masalcı Teyze diye de bilinirdi. Özgün adı ise Adela'dır. Tiyatrocu bir aileden gelen Adile Naşit'in babası ünlü komedyen Komik-i Şehir Naşit, annesi de Ermeni tiyatro oyuncusu Amelya Hanım'dır. Ağabeyi Selim Naşit ve 1950'de evlendiği eşi Ziya Keskiner de tiyatro sanatçısıdır. Sinema dünyasında, Rıfat Ilgaz'ın ünlü eseri Hababam Sınıfı'ndan uyarlanan filmlerdeki müstahdem Hafize Ana rolü ile olduğu kadar, Münir Özkul ile karşılıklı oynadığı filmlerdeki "Anne" rolleriyle de ünlenen Adile Naşit 11 Aralık 1987'de doğduğu şehir olan İstanbul'da 57 yaşındayken bağırsak kanseri sonucu hayata gözlerini yumdu.İstanbul Karacaahmet mezarlığında Eşi Ziya Keskiner ve oğlu Ahmet Keskiner ile birlikte yatmaktadır.

    Oyunlarında ve sinema filmlerinde canlandırdığı basit, saf, iyi yürekli kadın tiplemesi ve kendine has üslûbu ile kahkahası onu Türk Sinemasının unutulmaz isimleri arasına yerleştirmiştir.


    Babası öldükten sonra okulunu bırakan Adile Naşit 14 yaşında İstanbul Şehir Tiyatroları, Çocuk Tiyatrosu'na girdi. Halide Pişkin'in grubunda "Herşeyden Biraz" oyunu ile İstanbulMuammer Karaca'nın tiyatrosuna girdi. 1948-1951Aziz Basmacı ve Vahi Öz ile birlikte kurdukları toplulukta çalıştı. Sonradan 1954'te döndüğü Muammer Karaca tiyatrosunda 1960'a kadar çalıştı. 1961'de eşi Ziya Keskiner ve ağabeyi Selim Naşit Özcan ile birlikte kurdukları Naşit Tiyatrosu1963'te girdiği "Gazanfer Özcan - Gönül Ülkü" tiyatrosunda, 1975'e kadar aralıksız olarak çalıştı. turnesine çıkan Adile Naşit sonradan arasında komedyen dağıldıktan sonra,


    Sinemaya girişi de 1947 yılında Seyfi Havaeri'nin yönettiği Yara filmiyle olmuştur ama ancak 1970'lerde filmlerde oynamaya başlamıştır. 1976'da İşte Hayat adlı filmdeki rolüyle Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandı. Hababam Sınıfı film serisindeki rolüyle büyük beğeni kazandı. 1978'de Uluslararası Sanat Gösterileri'nin tiyatro ve müzikallerinde rol almaya başladı. Daha çok Ertem Eğilmez ve Kartal Tibet'in çektiği güldürü filmlerinde oynamıştır.

    Masalcı Teyze TRT'de 1980 yılında T.R.T Ankara Televizyonu prodüktörlerinden M.İlhan ŞENGÜN'ün (1946-2003) yapımcısı olduğu; Uykudan Önce isimli çocuk programıyla anılmaya başladığı isimdir. Masal ve öykü anlattığı bu program çocuklar tarafından büyük ilgi görmüştür.



    Televizyon Dizileri

    Uykudan Önce

    Kuruntu Ailesi (1986)

  24. 2009-02-18 #24
    Agop Ayvaz (doğum 1911 - İstanbul, ö. 29 Eylül 2006 - İstanbul) Ermeni asıllı Türk vatandaşı Tiyatro sanatçısı, yazar.

    Uluslararası Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Türkiye Merkezi Başkanı Üstün Akmen'in açıklamasına göre; Agop Ayvaz Türk Tiyatrosu için unutulmayacak bir markaydı. Türk tiyatro tarihinin ulu çınarıydı.


    Tiyatroyla çocuk yaşta tanışan Agop Ayvaz, 18 yaşındayken Narlıkapı Şark Tiyatrosu'nda ilk oyununda rol aldı (1929). Boğos Karakaş'ın tiyatro ekibinde yer alan sanatçı, 1937'de evlendi. Esayan Okulundan Yetişenler Derneği'nin sahnesinde birçok tiyatro oyunu sergiledi (1950). Aynı yıl, Türkiye'nin en uzun soluklu tiyatro dergisi olan Kulis`i yayınlamaya başladı. Bu girişimi aralıksız, 50 yıl boyunca canlı kaldı. Bir çok zorluklara göğüs gerip, evini satma pahasına kurduğu dergiyi yaşatmış ve sanata destek olmuştur. 1997 yılında

    Türkiye Yazarlar Birliği tarafından “Basına Hizmet” madalyasıyla ödüllendirildi.
    Haldun Taner'den Neyyire Neyir'e kadar bir çok tiyatrocunun mezarlarının bakımını üstlenip, sık sık ziyaret etti. Emekliliğinin ardından Agos gazetesinde yazılar yazmaya başladı. Sanatçı Türk tiyatrosuna büyük ölçekli katkılarda bulunmuştur.

  25. 2009-02-18 #25
    Afife Jale (1902, İstanbul - 24 Temmuz 1941, İstanbul), ilk Türk kadın tiyatro oyucusudur.

    Dr. Sait Paşa'nın torunudur. Tiyatro sevgisiyle 1918'de, Türk ve Müslüman kadınlarının sahneye çıkmaları yasak olan bir dönemde Darülbedayi'ye (Şehir Tiyatroları) alınmak üzere açılan sınava girer. Prof. Metin And, Türk Tiyatrosu Tarihi kitabında o dönemi "1920 yılında Darülbedayi, Hüseyin Suat'ın "Yamalar" adlı oyununu Kadıköy'deki Apollon Tiyatrosu'nda (şimdiki Reks Sineması) sahneye koyuyordu. Bu oyunda Emel adlı kızı oynayan Eliza Binemeciyan topluluktan ayrılıp yurt dışına gittiği için bu rolü yüklenecek bir bayan aranıyordu. bu rol için seçilen Afife, "Jale" takma ismiyle Kadıköy'de Apollon Tiyatrosu'nda sahneye çıkar. O tarihi geceyi, altı yıl sonra Refik Ahmet Sevengil'e anlatırken "Hayatımda mesut olduğum ilk gece..." diyordu; "Sanatın, ruhuma verdiği güzel sarhoşluk içinde idim. Opiyekte güzel bir sen (scene:sahne) vardır; ağlama sahnesi... Orada taşkın bir saadetle ağladım. Sahiden ağladın... Alkış, alkış, alkış... Perde kapandı; açıldı, bana çiçekler getirdiler. Muharrir Hüseyin Suat bey, kuliste bekliyormuş; ben çıkarken durdurdu; alnımdan öptü: "Bizim sahnemize bir sanat fedaisi lazımdı; sen işte o fedaisin." dedi. şeklinde konuşmuştu.

    267 - Türk Tiyatro Sanatçıları



    Daha sonra "Tatlı Sır" ve "Odalık" oyunlarında da polis baskını ile karşılaşır. İçişleri Bakanlığı'nın gönderdiği bir genelgeyle müslüman kadınların sahneye çıkmaları yasaklandı. Ancak bu işin bir de geçmişi vardı. 10 Kasım 1918'de, Behire, Memduha, Beyza, Refika ve Afife stajyer kadrosuna alınmışlar, ötekiler işi bırakmışlardı. İkisi de sahneye çıkarılmamışlardı. Refika suflör olarak çalışıyordu. Tüm baskılara karşın bundan sonra Burhanettin Topluluğunda Seniye, Yeni Sahne’de Şaziye (Moral), Münire (Neyyire Neyir), Bedia (Muvahhit) Milli Sahne'de Huriye ve Hikmet, Ruhat gibi Müslüman Türk kadınları Afife'yi izlediler" diye anlatır.

    Nezihe Araz'ın kaleminden Afife şöyle sesleniyor. "Beni acıyarak değil, düşünerek severek, kucaklayarak hatırlayın. Tiyatro varsa ben varım" inancı ve aşkıyla yaşıyordu Afife, "Olmak ya da olmamak" işte gerçek buydu onun için. "Olmak"la sanatını icra etmek eşanlamlıydı, bu eşanlam da tiyatroydu. Toplum hayatında ilk olmak; yani onun deyimle "ilk ateşi yakmak"," ilk türküyü söylemek"," ilk aşkı ya da direnişi başlatmak" bir olaydı ve bunun her zaman bir bedeli vardı. İlkler yol boyu bu bedeli ödediler."

    Bu zaptiye baskının ilkinde Afife arkadaşlarınca kaçırılmışsa da daha sonra sokakta polisce yakalanarak karakola götürülür. "Dinini, milliyetini unutan sen misin?" diye hırpalanır. Aile içinde babası da onun tiyatrocu olmasına karşıdır. Babasının gözünde Afife artık ******dir. Evden de ayrı yaşamak zorundadır. Bu arada Darülbedayi'deki ücretli görevine de son verilir. Güvencesiz ve parasızdır. Önüne geçilmeyen şiddetli baş ağrıları başlar. Hekimi morfinle tedavi yoluna giderek büyük bir yanlışlık yapar. Bunun sonucu Afife artık bir morfin bağımlısıdır. Bu nedenle yaşamının son yıllarını Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde geçirir ve 39 yaşındayken burada ölür.

    1929'da evlendiği eşi Selahattin Pınar , Afife Jale için "Huysuz ve tatli kadin" adli şarkıyi bestelenmiştir.

    Günümüzde Yapı Kredi Sigorta tarafından düzenlenen ve gelenekselleşmiş hale gelen Afife Tiyatro Ödülleri her yıl sanatçının anısına düzenlenmektedir.

    sponsorlu bağlantılar
  26. 2009-02-19 #26
    Asuman Dabak, (doğum 1 Nisan 1970, Akhisar) tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu, seslendirme sanatçısı.


    Asuman Dabak, 1 Nisan 1970 yılında Akhisar`da dünyaya geldi. Sanat hayatına Bahçelievler Belediye Tiyatrosunda başlayan Asuman Dabak, seslendirme üzerine çalışmalar yaptı. Turizm ve otelcilik okuyan, ancak oyunculuk eğitimi almamış olan sanatçı, buna rağmen, iyi gözlemcilik ve yorumculuk yeteneğiyle tiyatrodan sonra kamera karşısına da geçerek, sinema ve dizi filmlerde rol aldı. Tatlı Hayat dizisindeki "Menekşe" rolü ile ilgi topladı. Özel bir televizyon kanalında sunuculuk yaptı. Asuman Dabak Tiyatrosu'nu kuran sanatçı, hazır cevap oluşuyla tanınıyor.




    Rol aldığı bazı oyunlar

    • Aya Maya Kumpanya
    • Kaç Baba Kaç
    • Şen Şakrak Kabare
    • Annem 40 Yaşında Babaannem 20
    • Şaşkın Aşıklar
    • Çık Çıkabilirsen İşin İşinden
    • Boing Boing


    Filmografisi


    • Süper Babaanne - 2008
    • Cumhur Cemaat - 2007
    • Adem'in Trenleri - 2007
    • Ayda - 2007
    • Üç Tatlı Cadı - 2007
    • Tövbe - 2006
    • Bir İhtimal Daha Var - 2006
    • Erkek Tarafı - 2005
    • Şans Kapıyı Kırınca - 2004
    • Dayı - 2004
    • Hürrem Sultan - 2003
    • Tatlı Hayat- 2001
    • Baykuşların Saltanatı - 2000
    • Hayat Bağları - 1999
    • Örümcek - 1998
    • Kara Melek - 1996
    • Böyle mi Olacaktı?
    • Tatlı Kaçıklar
    • Gurbetçiler

  27. 2009-02-19 #27
    Avni Dilligil, (doğum 1908 - Hayfa (İsrail), ö. 1971 - İstanbul) Tiyatro, sinema oyuncusu ve yönetmen.


    Avni Dilligil, o zamanlar Lübnan'a bağlı olan Hayfa şehrinde doğdu. Edirne Lisesi ve sonra İstanbul Lisesi'nde okudu. Liseyi İstanbul'da bitirdikten sonra, 1927'de Şehir Tiyatroları'nda "Hamlet" oyununda rol alarak sanat hayatına adım attı. Raşit RızaTürk Tiyatrosu, Bizim Tiyatro, Ses Opereti ve Gençlik Tiyatrosu 'nda görev aldı. 1941 yılında "Kahveci Güzeli" filmiyle sinemada yer aldı. 1950'de "Oğlum İçin"Belkıs Dilligil ile olan evliliğinden, kendileri gibi sanatçı olan çocukları Çiçek Dilligil ve Devlet tiyatroları eski genel müdürü Rahmi Dilligil doğmuştur.


    239 - Türk Tiyatro Sanatçıları

    Filmografisi


    • Bir Kadın Tuzağı 1971
    • Güller Ve Dikenler 1970
    • Merhamet 1970
    • Fıstık Gibi 1970
    • Saadet Güneşi 1970
    • Cafer Bey 1970
    • Babaların Günahı 1970
    • Bir Lokma Ekmek 1970
    • Darıldın mı Cicim Bana 1970
    • Şıllık 1970
    • Öp Beni Beybaba 1970
    • Yarım Kalan Saadet 1970
    • Erkek Fatma 1969
    • Serseri 1969
    • Karlı Dağdaki Ateş 1969
    • Kınalı Yapıncak 1969
    • Berduş 1969
    • Tel Örgü 1969
    • Ayşecik'le Ömercik 1969
    • Kimsesizim 1967
    • Kızılcıklar Oldu mu 1967
    • Paşa Kızı 1967
    • Çamaşırcı Güzeli 1966
    • İntikam Uğruna 1966
    • Hep O Şarkı 1965
    • Uzakta Kal Sevgilim 1965
    • Torpido Yılmaz 1965
    • Beyaz Atlı Adam 1965
    • Aşk ve İntikam 1965
    • Sevgim Ve Gururum 1965
    • Dudaktan Kalbe 1965
    • Gençliğe Veda 1965
    • Yasak Cennet 1965
    • Suçlu Çocuklar 1965
    • Hazreti Yusuf'un Hayatı 1965
    • Dünkü Çocuk 1965
    • Hak Yolunda 1965
    • Gönül Kuşu 1965
    • Gurbet Türküsü 1965
    • Şoförün Kızı 1965
    • Çiçekçi Kız 1965
    • İstanbul Kaldırımları 1964
    • İstikbal 1964
    • Yankesici Kız 1964
    • Mukadderat 1963
    • Rüzgar Zehra 1963
    • Liman Yosması 1963
    • Hiç mi Beni Sevmedin 1963
    • Kadınlar Hep Aynıdır 1963
    • Hayat Bazen Tatlıdır 1962
    • Küçük Hanımın Kısmeti 1962
    • Küçük Hanımın Şoförü 1962
    • Kiralık Koca 1962
    • Küçük Hanım Avrupa'da 1962
    • Çifte Kumrular 1962
    • Gönül Avcısı 1962
    • Hodri Meydan 1962
    • Otobüs Yolcuları 1961
    • Aşkın Saati Gelince 1961
    • Aşka Dönüş 1961
    • Sevimli Haydut 1961
    • Hatırla Sevgilim 1961
    • Ya O Ya Ben 1961
    • Küçük Hanımefendi 1961
    • Vahşi Kedi 1961
    • Oğlum 1961
    • Sokaktan Gelen Kadın 1961
    • Yeşil Köşkün Lambası 1960
    • Benli Emine 1960
    • Ölüm Peşimizde 1960
    • Gönül Kimi Severse 1959
    • Ana Hasreti 1956
    • Yaşlı Gözler 1955
    • Karacaoğlan 1955
    • Yetim Yavrular 1955
    • Beyaz Cehennem 1954
    • Evlat Acısı 1954
    • Mahallenin Namusu 1953
    • Oğlum İçin 1950
    • Köroğlu 1945
    • ****** 1942
    • Kahveci Güzeli 1941


  28. 2009-02-19 #28
    Asuman Arsan (doğum 9 Mayıs 1934, İstanbul - ölüm 11 Ekim 1997, İstanbul) Tiyatro ve sinema sanatçısı.


    Sanat hayatına Ses Tiyatrosu'nda oyunculukla (1950) başlayan Arsan, 1960 yılında Ses topluluğundan ayrılan oyuncuların kurduğu İstanbul Tiyatrosu'nda ve daha sonra Muammer Karaca, Kenan Büke, Dormen Tiyatrosu tiyatrolarında çalıştı. 1965'ten itibaren sinema ve dizi filmlerde rol aldı.


    238 - Türk Tiyatro Sanatçıları

    Filmografisi


    • Yasemince, 1997
    • Çiçek Taksi 1995
    • Yaseminname 1994
    • Cümbüş Sokak 1993
    • Aile Bağları 1991
    • Sevdim 1989
    • Dilekçe 1988
    • Keklik Ali 1988
    • İnatçı 1988
    • Dönemeç 1988
    • Aile Kadını 1987
    • Babamız Eğleniyor 1987
    • On Kadın 1987
    • Japon İşi 1987
    • Kadersiz Kullar 1987
    • Otobüs Yolcuları 1987
    • Kenar Mahalle 1987
    • Sevsen Ne Olurdu? 1987
    • Namus Düşmanı 1986
    • Ağa Bacı 1986
    • Uzak Kentin İnsanları (Köprü) 1986
    • Yaygara 86 1986
    • Acıların Kadını 1986
    • Babalar da Ağlar 1986
    • Hayroş 1986
    • Yunus Emre 1986
    • Bu Muhtar Başka Muhtar 1986
    • Tarzan Rıfkı 1986
    • Kırlangıç Fırtınası 1985
    • Ekmek Elden Su Gölden 1985
    • Herşeyim Sensin 1985
    • Bugünün Saraylısı 1985
    • Fidan 1984
    • Firar 1984
    • Sokaktan Gelen Kadın 1984
    • Gırgıriyede Büyük Seçim 1984
    • Yorgun 1983
    • Aile Kadını 1983
    • Gırgıriyede Cümbüş Var 1983
    • Gülsüm Ana 1982
    • Faize Hücum 1982
    • Şıngırdak Şadiye 1982
    • Tövbe 1981
    • Aşkı Ben Mi Yarattım 1979
    • Tatlı Nigar 1978
    • Kıvrıl Fakat Kırılma 1976
    • Sokak Kadını 1976
    • Yumurtanın Sarısı 1976
    • Avanak 1976
    • Çılgın Ama Tatlı 1976
    • Ölüme Yalnız Gidilir 1976
    • Ne Alırsan İki Buçuk 1976
    • Minik Cadı 1975
    • İş Bilenin 1975
    • Derece 37 1975
    • Kadınım 1975
    • Yakalarsam Severim 1975
    • Babacan 1975
    • Halime'nin Kızları 1975
    • Ördek Çıkacak Kaz Çıkacak 1975
    • Sevgili Halam 1975
    • Kuvvet Macunu 1975
    • Bir Baba Hindi 1975
    • Şenlik Var / Bal Kız 1974
    • Sokaklardan Bir Kız 1974
    • Cici Kız 1974
    • Sabıkalı 1974
    • Helal Sana Behçet 1973
    • Yunus Emre Destanı 1973
    • Şeytana Uyduk Bir Kere 1971
    • Çingene Aşkı Paprika 1969
    • Bozkırlar Şahini Targan 1968
    • Serseri 1967
    • Namus Borcu 1967
    • Boğaziçi'nde Aşk 1966
    • Allahaısmarladık İstanbul 1966
    • Ay Yıldız Fedaileri 1966
    • Korkusuzlar 1965
    • Biz De Vatandaşız 1965
    • Zennube 1965

  29. 2009-02-19 #29
    Aykut Oray (doğum 1942 Ödemiş) Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu.

    1960 yılında tiyatroya başlayan sanatçı, 1963 yılında profesyonel oldu. Birçok oyunda rol aldı. Sinema ve dizi filmlerde oynadı. CHP'ye üye olarak politikada yer aldı.

    237 - Türk Tiyatro Sanatçıları

    Filmografisi

    • Hayal ve Gerçek - 2007
    • Şarkılar Susmasın - 2006
    • Şanjan - 2006
    • Eve Giden Yol 1914 - 2006
    • Eksik Etek Şehmuz 2006
    • Davetsiz Misafir - 2005
    • Halk Düşmanı - 2004
    • Uy Başuma Gelenler - 2004
    • Ömerçip - 2002
    • Koltuk Sevdası - 2001
    • Şellale - 2001
    • Şarkıcı - 2000
    • Gurbetçiler - 1996
    • Çiçek Taksi - 1995
    • Zzzzt FM - 1994
    • Rumuz Sev Beni - 1993
    • Sevgili Ortak - 1993
    • Yazlıkçılar - 1993
    • Ana....Şehmuz - 1991
    • Bir Milyara Bir Çocuk - 1990
    • Bizimkiler - 1989
    • Bir Garip Yolcu - 1972

  30. 2009-04-22 #30
    Toto Karaca ( 1912)- (1992)

    KARACA, Toto (1912-1992) Opera ve tiyatro sanatçısı. Küçük yaşlarda bale dersleri aldı. Müzikli oyunlarda 'İrma Toto' adını kullanmaya dikkat etti. Türk Tiyatro ve Sineması'nın önemli karakter oyuncuları arasında sayılmaktadır. 1930'lu yıllarda Ömer Aydın'ın operetine geçti. Tiyatro sanatçısı Mehmet Karaca'nın eşi, Cem Karaca'nın annesidir. Toto'nun teyzesi Vartiter Felegyan da tiyatrocudur. 1960'da İstanbul Tiyatrosu'nun kurucuları arasında yer aldı.

    Yazar Tevfik Yener, Bakırköy'de yıllarca komşuluk yaptıkları Karaca'ları şöyle anlatır; "Bahçesinde nadide güller yetişmiş ev, İstanbul'un o güzel günlerinde yapılmıştı. İki şöhretli kişi tarafından. Onlar, tiyatronun efsane sanatçılarıydı. İrma Toto ve Mehmet Karaca. Dokuz yıl çılgınlar gibi sevmişlerdi birbirlerini. Sonunda nikaha karar verdiler. 1930 yılında başlayan aşk, 1939'da belgelendi. İrma Toto sahnelerin bir numaralı kadın komedyeniydi. Eşi Mehmet Karaca, Şehir Tiyatrosu'nun yeri doldurulamaz oyuncularından birisiydi. Mutluydu İrma ve Mehmet Karaca. Daha da mutlu olmak haklarıydı. Ve onların bir oğlu oldu. Adını Cem koydular. Çocuk yaşta çıktığı sahneyi bırakmadı. Yaşı sağlığını rahatsız etmeğe başladığı zamanlar da bile. Oyunculuk yaşam tarzıydı. Tiyatrolar ölünce onlarda gömülmedi. 'Şimdi ne var?' dedi. "Televizyon mu? O zaman ben de dizilerde oynarım" Mehmet beyi kaybedince sarsıldı Toto hanım, ama belli etmedi. Bir gün bana şöyle dedi. Evlerinin balkonunda 'akşamcı' kurallarını yerine getirdiğimiz sırada; 'Tevfikciğim, pek sokağa çıkmıyorum artık. İstersen Necdet'i sen işe al" Necdet onların şoförüydü. Cem'i küçüklüğünden beri okula, işe taşımıştı. Mehmet bey ve Toto hanımla yıllar boyu tiyatronun havasını solumuştu. Mezarı Şişli Ermeni Mezarlığı'nda annesi Mari Hranuş Felekyan ile teyzesi Vartiter Felekyan'la birliktedir.


    Resimler;


    562 - Türk Tiyatro Sanatçıları
    Cem Karaca ve Annesi Otto Karaca

    563 - Türk Tiyatro Sanatçıları
    564 - Türk Tiyatro Sanatçıları
    Toto Karaca, Mehmet Karaca, Cem Karaca

    565 - Türk Tiyatro Sanatçıları

    sponsorlu bağlantılar
  31. 2009-04-22 #31
    Afife Jale

    Afife Jale (1902, İstanbul - 24 Temmuz 1941, İstanbul), ilk Türk kadın tiyatro oyucusudur.

    Afife JaleDr. Sait Paşa'nın torunudur. Tiyatro sevgisiyle 1918'de, Türk ve Müslüman kadınlarının sahneye çıkmaları yasak olan bir dönemde Dârülbedâyi'ye (Şehir Tiyatroları) alınmak üzere açılan sınava girer. Prof. Metin And, Türk Tiyatrosu Tarihi kitabında o dönemi "1920 yılında Dârülbedâyi, Hüseyin Suat'ın "Yamalar" adlı oyununu Kadıköy'deki Apollon Tiyatrosu'nda (şimdiki Reks Sineması) sahneye koyuyordu. Bu oyunda Emel adlı kızı oynayan Eliza Benemenciyan topluluktan ayrılıp yurt dışına gittiği için bu rolü yüklenecek bir bayan aranıyordu. bu rol için seçilen Afife, "Jale" takma ismiyle Kadıköy'de Apollon Tiyatrosu'nda sahneye çıkar. O tarihi geceyi, altı yıl sonra Refik Ahmet Sevengil'e anlatırken "Hayatımda mesut olduğum ilk gece..." diyordu; "Sanatın, ruhuma verdiği güzel sarhoşluk içinde idim. Opiyekte güzel bir sen (scene:sahne) vardır; ağlama sahnesi... Orada taşkın bir saadetle ağladım. Sahiden ağladın... Alkış,alkış, alkış... Perde kapandı; açıldı, bana çiçekler getirdiler. Muharrir Hüseyin Suat bey, kuliste bekliyormuş; ben çıkarken durdurdu; alnımdan öptü: "Bizim sahnemize bir sanat fedaisi lazımdı; sen işte o fedaisin." dedi. şeklinde konuşmuştu.

    Daha sonra "Tatlı Sır" ve "Odalık" oyunlarında da polis baskını ile karşılaşır. İçişleri Bakanlığı'nın gönderdiği bir genelgeyle müslüman kadınların sahneye çıkmaları yasaklandı. Ancak bu işin bir de geçmişi vardı. 10 Kasım 1918'de, Behire, Memduha, Beyza, Refika ve Afife stajyer kadrosuna alınmışlar, ötekiler işi bırakmışlardı. İkisi de sahneye çıkarılmamışlardı. Refika suflör olarak çalışıyordu. Tüm baskılara karşın bundan sonra Burhanettin Topluluğunda Seniye, Yeni Sahne’de Şaziye (Moral), Münir (Neyire Neyyir), Bedia (Muvahhit) Milli Sahne'de Huriye ve Hikmet, Ruhat gibi Müslüman Türk kadınları Afife'yi izlediler" diye anlatır.

    Nezihe Araz'ın kaleminden Afife şöyle sesleniyor. "Beni acıyarak değil, düşünerek severek, kucaklayarak hatırlayın. Tiyatro varsa ben varım" inancı ve aşkıyla yaşıyordu Afife, "Olmak ya da olmamak" işte gerçek buydu onun için. "Olmak"la sanatını icra etmek eşanlamlıydı, bu eşanlam da tiyatroydu. Toplum hayatında ilk olmak; yani onun deyimle "ilk ateşi yakmak"," ilk türküyü söylemek"," ilk aşkı ya da direnişi başlatmak" bir olaydı ve bunun her zaman bir bedeli vardı. İlkler yol boyu bu bedeli ödediler."

    Bu zaptiye baskının ilkinde Afife arkadaşlarınca kaçırılmışsa da daha sonra sokakta polisce yakalanarak karakola götürülür. "Dinini, milliyetini unutan sen misin?" diye hırpalanır. Aile içinde babası da onun tiyatrocu olmasına karşıdır. Babasının gözünde Afife artık ******dir. Evden de ayrı yaşamak zorundadır. Bu arada Darülbedai'deki ücretli görevine de son verilir. Güvencesiz ve parasızdır. Önüne geçilmeyen şiddetli başağrıları başlar. Hekimi morfinle tedavi yoluna giderek büyük bir yanlışlık yapar. Bunun sonucu Afife artık bir morfinmandır. Bu nedenle yaşamının son yıllarını Bakırköy Akıl ve Sinir Hastanesi'nde geçirir ve 39 yaşındayken burada ölür.

    Günümüzde, bir şirket tarafından düzenlenen ve gelenekselleşmiş hale gelen Afife Tiyatro Ödülleri, sanatçının anısına her yıl düzenlenmektedir.

  32. 2009-04-22 #32
    Gülrüz Sururi

    561 - Türk Tiyatro Sanatçıları

    Annesi: İlk Türk primadonnası Suzan Lûtfullah Sururi

    Babası: İlk operet kurucularımızdan Lûtfullah Sururi

    Amcaları: Yusuf, Celal, Ali Sururi. İlk operet tiyatrosu oyuncu ve yazarları'¦

    Önce annesinin karnında sahneye çıktı, sonra Muhsin Ertuğrulun isteğiyle 12 yaşında Çocuk Tiyatrosunda

    Muhsin Ertuğrul, onu yetenekli bulup konservatuara seçti. Orada dönemin önemli hocalarından tiyatro, şan, bale dersleri aldı. Bu arada Şehir Tiyatrosunda ufak tefek roller oynamaya başladı.

    Küçük yaşta hayatını kazanmak zorunda kaldı. Konservatuarı bitiremeden bazı özel topluluklarda kendini başroller oynarken buldu.

    Büyük ustaların yanında çıraklık etti. Kendisi bu döneme çok değer veriyor, 'Tiyatroyu Muhsin Ertuğrul'dan öğrendim, sahne rahatlığını Muammer Karaca'dan, şöhreti Haldun Dormen'de buldum, Engin Cezzar çok yönlü oyunculuğumu ortaya çıkardı, Haldun Taner ve Güngör Dilmen'in seçkin bir oyuncu olmamda rolleri büyük' diyor.

    Tiyatroda olduğu kadar, yazdığı kitaplarla da ünlendi. 'Kıldan İnce Kılıçtan Keskince' (Anı), 'Bir An Gelir' (Anı), 'Seni Seviyorum (Roman), 'Girmediğim Sokaklarda' (Öykü), 'Biz Kadınlar' (Gazete yazıları)adlı kitaplarının yanı sıra, üç sahnelenmiş oyunu ve üç yemek kitabı var.

    Televizyonda beş yıl süren, ilk yemekli sohbet programı 'A La Luna'yı gerçekleştirdi. Buna, füzyon mutfağının ülkemizdeki ilk tanıtımı diyebiliriz.

    Yemek yapmaktan, dostlarıyla güzel sofralarda içki içmekten hoşlanıyor. Sigar içmiyor, içenlerle de beraber olamıyor. Kendini 'sinemakolik' olarak tanımlıyor.

    Son yıllarda kızı Miraç Zeynep ile geçirdiği saatlerde mutluluğu ve huzuru yakaladığını söylüyor.

    Şu sıralar Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde oyunculuk dersi veriyor, titiz elemeler sonucu seçtiği gençlere birikimlerini aktarmaktan, onları yazıp yönettiği müzikal oyuna hazırlamaktan çok memnun.

  33. 2009-04-22 #33
    Savaş Dinçel

    Savaş Dinçel (doğum1942, ö. 20 Aralık 2007), Türk tiyatro sanatçısı, karikatürist, sinema oyuncusu ve yönetmeni.

    Dinçel, İstanbul'un Fatih ilçesinde 1942 yılında doğdu. İlkokulu Koca Ragıp Paşa İlkokulu'nda tamamladıktan sonra İstanbul Erkek Lisesi' ne kaydoldu. Tiyatro eğitimine İstanbul Belediyesi Konservatuvarı Tiyatro Bölümü'nde başladı. Tiyatro eğitiminin yanı sıra amatör olarak karikatür çizmeye başladı. Tiyatrocu olarak ilk kez İstanbul Şehir Tiyatroları'nda sahne aldı. 1980 askeri darbesi sonucu sıkıyönetim ilanı ile İstanbul Şehir Tiyatroları'ndan uzaklaştırıldı. Daha sonra Güldürü Eğitim Merkezi'nde karikatürist olarak çalıştı. Bir süre Günaydın gazetesinde karikatüristlik yaptı. Burada "Tonton" adlı karikatür bantlarını hazırladı. Danıştayın onaması ile birlikte Şehir Tiyatroları'nda tekrar çalışmaya başladı. İki tane karikatür sergisi açtı. "Çizgilerle Nazım Hikmet" adlı çizgi roman bir kitap hazırladı. Ziya Öztan'ın yönetmenliğini üstlendiği Kurtuluş ve Cumhuriyet filmlerinde İsmet İnönü'yü canlandırmıştır. Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu, Gen-Ar Tiyatrosu, AST ve Münir Özkul ile birlikte çalışmıştır.

    Bir süre tiyatroya ara veren sanatçı, Sessiz Gemiler dizisinin çekimi sırasında rahatsızlanarak ciddi bir operasyon geçirdi.

    Dinçel, yaşadığı bu ameliyat ile bağlantılı bir komplikasyon sonucu 20 Aralık 2007 tarihinde İstanbul'daki evinde iç kanama geçirdi ve aynı gün Memorial Hastanesi'nde yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Dinçel'in yoğun şekilde sigara içtiğini ifade eden doktoru, sanatçının, ameliyattan sonra sigarayı bırakacağına söz vermesine rağmen bunu yapmadığını söylemiştir.

    Dinçel, hayatının sonuna kadar Şehir Tiyatroları'nda oyunculuk ve yönetmenlik yaptı. Bunun yanı sıra yan uğraş olarak amatör çizim ve afiş işleriyle de uğraşmıştır.

  34. 2009-04-22 #34
    Derya Baykal (doğum 1957, Ankara) Türk tiyatrocu.

    Konservatuvarda öğrenciyken Ankara Radyosu'nda çocuk saati ve radyo tiyatrosunda programlar yaptı. 1975 ylında Ankara Devlet Konservatuarı'ndaki eğitimini tamamladı, Ankara Devlet Tiyatrosu'na girdi. Ertesi yıl Levent Baykal ile evlendi ve bu evlilikten oğlu Mert doğdu. Derya Baykal, Devlet Tiyatrosu'nda yaklaşık 10 yıl görev yaptı. Rita adlı oyundaki rolüyle Sanat Kurumu Yılın Kadın Oyuncusu seçildi. Televizyonda, Adile Naşit'ten sonra 'Masalcı Abla' olarak çalıştı. TV sunuculuğu, dublaj yaptı. Birçok televizyon dizisinde yer aldı. Bu çalışmalarından ötürü, yılın seslendirme sanatçısı, yılın sunucusu, yılın en iyi dublaj sanatçısı olarak değişik ödüller aldı. Spiker Orhan Ertanhan ile ikinci bir evlilik yapan Derya Baykal, devlet tiyatrosundan ayrılarak özel tiyatrolarda başladı; 1983 yılında Ankara Sanat Tiyatrosu'nda Bir Şehnaz Oyun adlı oyunda rol aldı.

    1986'da Muzır Müzikal oyunu ile Ortaoyuncular'a katıldı. Uzun yıllar Ortaoyuncular'la çalıştı. 1988'de Ferhan Şensoy ile evlendi. Bu evlilikten Müjgan Ferhan ve Neriman Derya adlı iki kızı oldu. 1994'te Ferhan Sensoy'un yazdigi tek kişilik Su Gogol Delisi adlı oyundaki rolü ile Avni Dilligil En İyi Kadın Oyuncu ödülünü aldı. 1995'te Fransız televizyonunda Ester ve Sarah adlı bir filmde rol aldı. 1997'de Ortaoyuncular'da Haldun Taner Kabare adlı oyunu sahneye koydu. Eşi Ferhan Şensoy ile ayrılmaya karar verince Ortaoyuncular'dan ayrıldı. Ortaoyuncular'dan ayrılıktan sonra televizyonculuğa yönelen Baykal, el-işleri hakkında yaptığı televizyon programı ile tanındı.



  35. 2009-04-22 #35
    Yılmaz Erdoğan Kimdir / Yılmaz Erdoğan Hakkında / Yılmaz Erdoğan Biyografisi-Hayatı

    Tiyatro, dizi ve film senaryosu, dans gösterisi, hikâye ve şiir yazarı olan Yılmaz Erdoğan, 1967 yılında "her şeyin bittiği yerde başlayan şehir" olarak tarif ettiği Hakkari'de doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Ankara'da tamamladı. Daha sonra İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği'ni kazandı fakat ağır basan tiyatro tutkusu eğitimini yarıda bırakmasına neden oldu. Tiyatroya 1987 yılında Ferhan Şensoy'un "Nöbetçi Tiyatrosu"nda amatör yazar ve oyuncu olarak başladı. Ardından da Levent Kırca'nın "Olacak O Kadar" adlı televizyon programında başyazar olarak görev yaptı.

    TRT'de yayınlanan "Umut Taksi" adlı diziyi yazıp bu dizide oyuncu olarak rol alan Erdoğan, daha sonra Türkiye'nin en büyük oyuncu kadrosuna sahip olan "Gereği Düşünüldü" isimli oyunu yazdı. Türk sanatseverler tarafından çok beğenilen oyun dört yıl kapalı gişe oynadı. Bu oyundan sonra tiyatro çalışmalarına Yasemin Yalçın Tiyatrosu'nda başlayan sanatçı, "Haşlama Taşlama" ve yine bu tiyatroda 5 yıl sahnelenen "Kadınlık Bizde Kalsın" adlı oyunları yazdı.

    Yılmaz Erdoğan tiyatro yaşamına bundan sonra ortağı Necati Akpınar ile birlikte kurduğu Beşiktaş Kültür Merkezi'nde devam etti. Burada yine başrollerini Demet Akbağ ile paylaştığı "Bir Demet Tiyatro" adlı diziyi yazdı. Dizide "Mükremin Abi" tiplemesiyle de izleyenlerin beğenisini topladı. Yine kendisinin yazdığı "Otogargara" adlı oyun "Gereği Düşünüldü" adlı oyun gibi tiyatro severlerin yoğun ilgisiyle dört yıl kapalı gişe oynadı. Bu arada sanatçının kendisinin yazıp oynadığı tek kişilik "Cebimdeki Kelimeler" adlı oyunu Beşiktaş Kültür Merkezi'nde sahnelendi.

    Oyun yazarlığının yanı sıra şair yönüyle de bilinen Erdoğan, "Kayıp Kentin Yakışıklısı" adlı ilk şiir kasetini müzikseverlerin beğenisine sundu. Bu albüm; Yılmaz Erdoğan'ın yazdığı 17 şiirden ve bu şiirlere eşlik eden Metin Kalender, Nizamettin Ariç ve Ali Aykaç'ın bestelediği ezgilerden oluşuyor. Şair'in albümdeki şiirleri aşkı, sevdayı, korkuyu ve çocukluğunu geride bırakışını anlatıyor. Ayrıca sanatçının albümündeki şiirlere Türk Sanat Müziği'nden örnekler, türküler, etnik müzikler gibi geniş bir müzik yelpazesi eşlik ediyor ve albümde sanatçının kendi sesinden kısa bir türkü de bulunuyor.

    Başarılı sanatçı, albüm çalışmasının ardından, 2001 yılına gelindiğinde; o güne dek en çok izlenme başarısı göstermiş olan Vizontele isimli sinema filmine yönetmen, senarist ve oyuncu olarak imzasını attı. 1970'lerin başlarında Van-Gevas'ta geçen filmin ana konusu bu yöreye vizontelenin (televizyonun) ilk defa gelişi üzerine kurulmuş. Reklam filmlerinde de oynayan sanatçı, Broadway'da sahnelenmek üzere hazırlanan "Sultans of the Dance" isimli gösteriye de senarist ve süpervizör olarak imzasını attı.

    Tiyatro Oyunları: Kanuni Sultan Süleyman ve Rambo, Kadınlık Bizde Kalsın, Otogargara, Cebimde Kelimeler, Sen Hiç Ateş Böceği Gördün mü, Bana Bir Şeyhler Oluyor.

    Kitapları: Hüzünbaz Sevişmeler, Kadınlık Bizde Kalsın, Kayıp Şehrin Yakışıklısı, Haybeden Gerçek Üstü Konuşmalar, Anladım

    Televizyon Dizileri: Bir Demet Tiyatro

    Sinema Filmleri: Vizontele

    sponsorlu bağlantılar
  36. 2009-04-22 #36
    Hadi Çaman Kimdir / Hadi Çaman Hakkında / Hadi Çaman Biyografisi - Hayatı

    M. Hadi Çaman (doğum 13 Ocak 1943 Kastamonu - ölüm 22 Eylül 2008 İstanbul), Tiyatro ve sinema sanatçısı, yönetmen, yazar, tiyatro hocası.

    Kastamonu'lu Balkan kökenli bir ailenin üç çocuğundan biridir. İlk ve orta öğrenimini Abdurrahman Paşa Lisesi'nde okul birincisi olarak tamamladı. Anne ve babasının İstanbul'da devlet memuru olarak görev yapmalarından dolayı ailesiyle birlikte İstanbul'a yerleşti. Çaman, lise mezuniyetinin ardından İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde eğitim aldı. Sonrasında Belediye Konservatuvarı'na devam etti ve mezun oldu. Amatörce ilgilendiği tiyatro alanında 1962 yılında Dormen Tiyatrosu ve ardından Kent Oyuncuları'nın açtığı bir sınavı kazanarak Altın Yumruk adlı oyunda profesyonel oldu. İzmir'li tiyatro sanatçısı ve yazar Bengi Şen'le evlendi. Daha sonra Gülriz Sururi - Engin Cezzar Tiyatrosu, Nisa Serezli - Tolga Aşkıner Tiyatrosu, Miyatro (Müjdat Gezen), Şan Tiyatrosu gibi tiyatrolarda da onlarca oyunda ve müzikalde oynadı. Erotik film furyasında çeşitli filmlerde rol aldı.

    1982 yılında Kadıköy'de Yeditepe Oyuncuları'nı kurdu. 1980'lerin sonundan itibaren rahatsızlandığı tarihe değin Nişantaşı'ndaki kendi tiyatrosunda sanat yaşamını sürdürdü. Tiyatro oyunculuğu, hocalığı ve tiyatro işletmeciliği alanları dışında da çeşitli çalışmaları vardır: İngilizce'den Türkçe'ye çeviriler, uyarlamalar yaptı, üniversitede drama dersleri verdi, tiyatro oyunları yazdı, sahneye koydu, televizyon dizilerinde ve filmlerinde sayısız rol aldı. Tiyatrosu Yeditepe Oyuncuları'nda aralarında pek çok tanınmış ismin de bulunduğu çok sayıda genç oyuncuyu (Tolga Çevik, Cem Özer, Sevinç Erbulak, Demet Akalın vb.) yetiştirdi ve profesyonel sahne sanatlarına kazandırdı. Genç kuşaklara desteği ve Türk tiyatrosunun altyapısına yaptığı önemli katkılardan dolayı UNESCO tarafından ödüle layık görüldü. Kendi döneminin tiyatro yaşamını konu alan "Güzeltmek" adlı bir anı-kitap yazdı (Can Yayınları).

    Birçok dalda kişisel ve tiyatrosu Yeditepe Oyuncuları adına çok sayıda ödül ve takdirname aldı. Aldığı ödüller arasında Avni Dilligil Ödülü, Afife Jale Ödülü, İsmet Küntay Ödülü, UNESCO Yaşam Yapıtı Ödülü gibi önemli ödüller bulunmaktadır. Tiyatro sanatçısı Bengi Şen ile olan evliğinden Mehmet Efe Çaman (doğ. 1971) adlı bir oğlu ve Aylin Çaman (doğ. 2005) adlı bir torunu vardır.

    Aralık 2007'de, ALS hastalığı tanısıyla, oğlu Doç. Dr. M. Efe Çaman'ın öğretim üyesi olarak görev yaptığı Kocaeli Üniversitesinde, Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi'nde yoğun bakıma alındı. Hastaneden ayrılarak bir süre bakımevinde kalan sanatçı, 22 Eylül 2008'de yaşamını yitirdi. Teşvikiye Camii'ndeki cenaze merasimine binlerce seveni, sanat, tiyatro, film, siyaset ve bilim camiasının önemli isimleri katıldı.

    40. Sanat yılı nedeniyle yazdığı metin

    "Yüze yaklaşan oyun. Bir o kadar ustayla, göz göze soluk soluğa geçen muhteşem günler. Dormen Tiyatrosu'nun ailevi ortamında başlayan daha sonra Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatrosu, Nisa Serezli-Tolga Aşkıner Tiyatrosu, Şan Tiyatrosu, Venüs Tiyatrosu'nu kapsayan yıllar... Ve yıl 1982. YEDİTEPE OYUNCULARI. Yirmi yıl, aralıksız ışık saçmak için verilen sonsuz savaş. Onlarca genç insana açılan kucak. Yazılan, yönetilen oyunlar, kazanılan sayısız ödül. En önemlisi, ülkemizde bir ilke imza atıp, bir müsamere salonundan, kültür merkezine dönüştürülen koca bir yapı. Kısacası bir ÖMÜR! Seve seve, özveriyle, içtenlikle, gönülden sunulan bir yaşam. O arada yetiştirilen, büyütülen, 30 yaşına erişen bir oğul. Hepsi ülkeme helâl olsun."

    Yeditepe Oyuncuları'ndaki Önemli Oyunları

    Kelebekler Özgürdür
    Aşk Dediğin Nedir Ki?
    Yalnızlar Parkı
    Baba İle Oğu
    Maç
    Durdurun Dünyayı İnecek Var
    Gelin Geldi Hoş Geldi
    Kamp 17
    Evlilik Mi Evcilik Mi?
    Azizname
    Unutulmuş Bir Ada
    Dikkat Kahvenizde Sonsuz Var
    İyi ki Doğdum
    Sayın Muhbir Vatandaşlar
    Pepsi
    Gel Kaçalım
    Bir Anarşistin Kaza Sonucu Ölümü
    Parlak Teneke Kardeş
    Muhteşem Serseri
    Oyuncaklar da Sever
    Ak Saçlı Delikanlılar
    Sev Dünyayı
    Evet Evet
    Hoşgeldin Amerika
    Kurşun Askerin Utancı
    Matruşka
    Dostum
    Soygun Var
    Küheylan
    Sen Beni Sevmiyorsun
    Kalbin Sesi
    Helikopter
    Tecavüzcüler
    Can Cana
    Aşk Gibi
    Deniz Feneri
    Hisse-i Şaiya
    Paramparça
    Aşkın Yaşı Yoktur

    Filmografisi

    Ankara Ekspresi - 2005
    Gerçek Hikaye - 2001
    Midasın Düşü - 2000
    Eşref Saati - 2000
    Şen Olasın Nuri Bey - 1993
    Yağmurdan Kaçarken - 1992
    Portatif Hüseyin - 1991
    Aile Pansiyonu - 1987
    Kiralık Ev - 1986
    Hayroş - 1986
    Yaygara 86 - 1986
    Ekmek Elden Su Gölden - 1985
    Sarışın Tehlike - 1980
    Memnu Meyve - 1979
    Şaşırtma Beni - 1979
    Aşk Penceresi - 1979
    Koca Aranıyor - 1979
    Tamam mı Canım - 1979
    Leyla, Necla, Mücella - 1979
    Balıkçının Kızları - 1979
    Isıt Beni - 1979
    Oh De Yavrum Oh De - 1979
    Biz Böyle Severiz - 1979
    Dişi Melek - 1979
    Kara Kısrak - 1979
    Kenarın Kızları - 1979
    Rezalet - 1979
    Saldırganlar - 1979
    Kadınlar Hamamı - 1978
    Tatlı Sevgilim Kaymaklı Lokum - 1978
    Yalnız Kalp / Uçurum - 1978
    Köfte Ekmek Az Piyaz - 1978
    Çarli'nin Kelekleri - 1978
    Bizim Fıstıklar - 1978
    Ne Olacak Şimdi - 1978
    Olmadı Baştan - 1978
    Ya Bundadır Ya Şunda - 1978
    İsmet Bu Ne Kısmet - 1978
    Kış Bekarı - 1978
    Erkeklik Öldü mü Abiler - 1978
    Hızlı Giden Yorulur - 1977
    Alman Gelin - 1977
    Beceriksizler - 1977
    İki Aşk Arasında - 1977
    Kuşku - 1977
    Güngörmüşler - 1976
    Sokak Kadını - 1976
    Elmanın Alına Bak - 1976
    Çılgın Ama Tatlı - 1976
    Fiyakanı Bozarım - 1976
    Kartal Pendik Gittik Geldik - 1976
    Leş Kargaları - 1976
    Lüküs Hayat - 1976
    Ne Alırsan İki Buçuk - 1976
    Sev Doya Doya - 1975
    Anahtarı Bendedir - 1975
    Çılgın Gençlik - 1975
    Derece 37 (2) - 1975
    İş Bilenin - 1975
    Derece 37 - 1975
    Şipşak Basarım - 1975
    Bu Baba Başka Baba - 1975
    Anasının Kızı - 1975
    Beş Atış Yirmibeş - 1975
    Vur Tatlım - 1975
    Ye Beni Mahmut - 1975
    Yok Devenin Başı - 1975
    İntihar - 1975
    Topuz - 1975
    Adım Kan Soyadım Silah - 1970

  37. 2009-04-22 #37
    Haldun Dormen Kimdir / Haldun Dormen Hakkında / Haldun Dormen Biyografisi-Hayatı

    Haldun Dormen, (doğum 5 Nisan 1928, Mersin). Türk tiyatro oyuncusu, yönetmen.

    Biyografi

    Babası, Kıbrıslı aydın bir işadamı olan Sait Ömer Bey, annesi İstanbullu bir paşa kızı olan Nimet Rüştü Hanım'dır. Bir yaşına bile basmadan, ailesi İstanbul, Şişli'ye yerleşti. Sahneye ilk defa Galatasaray Lisesi'nde ortaokul öğrencisi iken çıktı. Lise öğrenimini Robert Kolej'de tamamladı. Sekiz yaşında geçirdiği bir kaza sonucu sol ayağı sakatlandı.

    Tiyatro eğitimini ABD'de Yale Üniversitesi'nde aldı. İstanbul'a döndüğünde önce Muhsin Ertuğrul yönetimindeki Küçük Sahne'ye girdi ve Cinayet Var adlı oyundaki dedektif rolüyle ilk kez seyirci karşısına çıktı. Bir buçuk yıl Muhsin Ertuğrul ile çalıştıktan sonra Beyoğlu Parmak sokağın arkasında 60 kişilik bir salonu olan Cep Tiyatrosu'nu kurdu. 1957'de Papaz Kaçtı komedisi ile İstanbul'un Feriköy semtinde Dormen Tiyatrosu'nu kurdu. Cep Tiyatrosu'ndaki Erol Günaydın, Nisa Serezli, Metin Serezli, Erol Keskin gibi isimler Dormen Tiyatrosu'nun kadrosunu oluşturdu. Topluluk en parlak dönemini 1957-1972 yılları arasında yaşadı. 1961'de Türkiye'de sahnelenen ilk müzikal olarak bilinen Sokak Kızı İrma'yı sahneledi.

    1966'da sinemacılık yapan Dormen, bu dönemde iki film yönetti: Ekrem Bora ile Belgin Doruk'un rol aldığı Bozuk Düzen (1966) ve Müşfik Kenter, Nedret Güvenç, Belgin Doruk'un rol aldığı Güzel Bir Gün İçin (1967). Bozuk Düzen, 3. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde en iyi film birincilik ödülünü, Güzel Bir Gün İçin ise 4. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde En İyi Komedi Filmi ödülü aldı. Ödüllere rağmen filmler gişe başarısı sağlamayınca sinemadan vazgeçip yeniden tiyatroya döndü.

    Dormen Tiyatrosu, 1972'de Ses Tiyatrosu'nda Ayı Masalı adlı oyunla perdelerini açtı. Bit Yeniği, Şahane Züğürtler gibi oyunlar sahneledi. 1977'de televizyonun yaygınlaşması sonunucu artan ekonomik sıkıntılar yüzünden tiyatroyu kapatmak zorunda kaldı. Dormen, 1977'den sonra televizyonculuk ve radyoculuk yaptı. Milliyet Gazetesi'nde 8 yıl boyunca gazetecilik yaptı. 1980'lerde yeniden tiyatroya döndü. 1984'te Dormen Tiyatrosu yeniden perdelerini açtı. Ancak 2001 yılından yaşanan ekonomik kriz ve 17 Ağustos depremi sonrasında tiyatronun elverişsiz konumu yüzünden deprem korkusuyla seyirci sayısının düşmesi tiyatronun yeniden kapanmasına neden oldu.

    Haldun Dormen, 11 oyun yazdı. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü'nde ders verdi, Hacettepe Üniversitesi tarafından Onursal Bilim Doktoru olarak ödüllendirildi. Televizyon için de çok sayıda program hazırlayan Dormen, çeşitli televizyon dizilerinde rol alarak ününü arttırdı. Yapı Kredi Sigorta adlı sigorta şirketine sanat danışmanlığını sürdüren Haldun Dormen, 1997'den beri verilmekte olan Afife Jale Ödülleri'nin gerçekleştirilmesine ön ayak olmuştur.

    Dormen, 1959'da halkla ilişkiler alanında dünyaca tanınan bir isim olan Betül Mardin ile evlenmiş, sekiz yıl süren bu evliliğinden Ömer adlı bir oğlu dünyaya gelmiştir. Haldun Dormen, anılarını "Sürç-ü Lisan Ettikse", "Antrakt", "İkinci Perde" adlı kitaplarında toplamıştır. Bulvar komedisi ve vodvil türünde uzmanlaşmış bir tiyatro yönetmenidir. 1998 yılında Kültür Bakanlığı'nca verilen Devlet Sanatçısı unvanını almıştır.

    Dormen, şu anda Medyapım Akademi'nin yöneticiliğini yapmakta ve oyunculuk dersleri vermektedir. Bu akademide hem yetişkinlere hem de çocuklara yönelik oyunculuk, tv yapımcılığı ve diğer kişisel gelişim dersleri verilmektedir.

    Aldığı ödüller

    1966 Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi 1. Film Ödülü, Bozuk Düzen
    1966 Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Senaryo Ödülü, Bozuk Düzen
    1967 Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Komedi Filmi Ödülü, Güzel Bir Gün İçin

    Yönettiği bazı tiyatro oyunları

    Dün Gece Yolda Giderken Çok Komik Birşey Oldu
    Bu Oyun Başka Oyun
    Kantocu
    Papaz Kaçtı
    Lüküs Hayat
    Yukarda Biri Var
    Lüküs Hayat
    Sokak Kızı İrma
    Şahane Düğün
    Nice Yıllara
    Zafer Madalyası
    Şahane Züğürtler
    Hisseli Harikalar Kumpanyası

  38. 2009-04-22 #38
    Muhsin Ertuğrul Kimdir / Muhsin Ertuğrul Hakkında / Muhsin Ertuğrul Biyografisi-Hayatı

    Muhsin Ertuğrul (doğum 28 Şubat 1892, İstanbul - ölüm 29 Nisan 1979, İstanbul) Yönetmen, oyuncu, yapımcı.

    Hem tiyatro hem de sinema alanında Türkiye'de ilk önemli katkıları gerçekleştiren Muhsin Ertuğrul,Tefeyyüz Mektebi'nde, Topbaşı Rüştiyesi'nde, Mercan İdadisi'nde okudu. 1909'da Erenköy'deki Burhanettin Tiyatrosu'nda Arthur Conan Doyle'ın Sherlock Holmes oyununda 'Bob' rolüyle ilk kez sahneye çıktı. Bu toplulukla birçok oyunda rol aldı. 1911'de tiyatro eğitimi için Paris'e gitti. Orada Comedie Française ve birçok Rus tiyatro topluluklarının oyunlarını izledi. 1913'te Bursa'da Millet Tiyatrosu adıyla İsmail Galip Arcan, Behzad Butak ve Kemal Emin Bara ile kurduğu toplulukla çok sayıda yabancı oyunu sahneledi ve bu oyunlarda oynadı. Aynı yıl Şehzadebaşı'nda Ertuğrul Sineması'nı açtı. Burada film gösterileri yanısıra Karanlık İçinde Buse, Fener Bekçileri gibi oyunlar da sunuldu. Tekrar Paris'e giderek Jacques Copeau ve Andre Antoine'ın Odeon Tiyatrosu'ndaki çalışmalarını izledi. 1914'te Darülbedayi Osmani adıyla kurulan (daha sonra İstanbul Şehir Tiyatroları adını alacak olan kurum) Müzik ve Tiyatro Okulu'nun kuruluş çalışmalarında Reşat Rıdvan Bey ile Andre Antoine'a yardımcı oldu. Aynı yıl açılan sınavla Darülbedayi'ye yardımcı öğretmen olarak atandı. 1918'de Berlin'e giderek sinemayla tanıştı. 1919 - 1920'de kendi adına Berlin'de bir film şirketi kurdu ve Samson adlı filmi çekti. Diğer film şirketleri için de yönetmenlik yaptı. 1921'de İstanbul'a dönüp Darülbedayi'ye yönetmen olarak katıldı. Uzun yıllar hem sinema hem de tiyatro oyunları yönetti. 1947'de kurulmakta olan Devlet Tiyatrosu'nu yönetmek üzere Ankara Devlet Konservatuvarı Tatbikat Sahnesi'nin başına getirildi.

    Türkiye'de ilk kez Brecht'in bir oyununu ve Shakespeare'in 400. doğum yıldönümü nedeniyle beş sahnede beş Shakespeare oyunu sahneletti. Bu çalışmaları nedeniyle bazı eleştirilere hedef oldu. 1966'da İstanbul Belediye Meclisi'nin kararıyla baş rejisörlük kadrosu kaldırıldı. Kamuoyunda, mecliste ve medyada büyük tepkilere yol açan "Muhsin Ertuğrul olayı", Türk tiyatrosuna indirilen bir darbe olarak yorumlandı. Muhsin Ertuğrul, yeniden çağrılmasına karşın Şehir Tiyatrosu'nda görev almadı. 23 Ekim 1971'de Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir sanatçıya verilen Devlet Kültür Armağanı'na layık görülen Ertuğrul, İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü'nde tiyatro eleştirisi dersleri, LCC Tiyatro Okulu'nda sahne dersleri vermekteydi.

    Türkiye'nin ilk özel film yapım şirketi olan Kemal Film'in yerli film yapımına başlaması için yardımcı oldu. 1923 yılında çektiği Ateşten Gömlek filminde baş rolde oynayan Neyyire Neyir ile evlendi. Ertuğrul, 1931 yılında ilk sesli Türk filmi olan "İstanbul Sokaklarında"yı çekti.

    1941 yılında eşiyle birlikte Perde ve Sinema adlı bir dergi çıkarmaya başladı. 1947'de Ankara'da Küçük Tiyatro, 1948'de Büyük Tiyatro'yu, 1955'te Oda Tiyatrosu'nu açtı. Daha bir çok tiyatro salonunun açılmasına öncülük etti. Tiyatro tarihine ve Türk tiyatrosunun gelişmesine çok önemli ölçülerde katkıda bulundu.


    Çeşitli aralıklarla Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü ve İstanbul Şehir Tiyatroları Baş rejisörlüğü görevini sürdürdü. Türk Tiyatrosunun batılı anlamda kurucusu olarak kabul edilen Muhsin Ertuğrul 1979'da İstanbul'da vefat etti.


    Ölümünden bir ay önce Ege Üniversitesi Senatosu, Türk tiyatro ve sinemasına yaptığı hizmetler nedeniyle Muhsin Ertuğrul'u “fahri doktor” unvanına layık görmüştü. Ölümünden sonra İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları Harbiye Sahnesi, Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu adını aldı.


    Muhsin Ertuğrul, çağdaş Batı Tiyatrosunu Türkiye'de kurumsallaştıran, 60 yıllık sanat yaşamı boyunca çağdaş tiyatro kültürünü tüm kurumlarıyla getiren ve uygulayan kişi olarak anılır.


    Ödülleri

    Türk sineması ilk uluslararası ödülünü Muhsin Ertuğrul'un Leblebici Horhor adlı filmiyle kazandı. Film, 2. Venedik Film Festivali'nde Onur Madalyası ile ödüllendirildi.

    Filmleri - Oyuncu

    Şehvet Kurbanı - 1940
    Kıskanç - 1943

    Ertuğrul'un son sinema çalışmasının afişi
    Filmleri - Yönetmen Kara Lale Bayramı - 1918
    Şeytana Tapanlar - 1918
    Samson - 1919
    İstanbul'da Bir Facia-i Aşk - 1922
    İstanbul'da Istırap - 1922

    Filmleri - Yapımcı

    Samsun - 1919
    Otoritem boş - 1919

    Filmleri - Senaryo ve yönetmenlik

    Boğaziçi Esrarı - 1922
    İstanbul'da Bir Facia-i Aşk - 1922
    Kızkulesi Faciasi - 1923
    Ateşten Gömlek - 1923
    Leblebici Horhor - 1923
    Sözde Kızlar - 1924
    Ankara Postacım Benim - 1928
    Kaçakçılar - 1929
    İstanbul Sokaklarında - 1931
    Bir Millet Uyanıyor - 1932
    Leblebici Horhor Ağa - 1933
    Aysel Bataklı Damın Kızı - 1934
    Bir Kavuk Devrildi - 1939
    Evli mi Bekar mı - 1951
    Halıcı Kız - 1953

    Filmleri - Sanat Yönetmeni

    Aysel Bataklı Damın Kızı

  Okunma: 56549 - Yorum: 37 - Amp