Yalnızlığıma.. - Duygusal Şiirler ve Resimler - Delinetciler Portal

Yalnızlığıma.. - Duygusal Şiirler ve Resimler

  1. sponsorlu bağlantılar
    5 - Yalnızlığıma.. - Duygusal Şiirler ve Resimler

    YALNIZ' IN DURUMLARI

    Sen herşeyi süpürebilirsin; sonbaharı süpüremezsin,
    Yalnızsa, sürekli bir sonbaharı süpürür hep.. Düşünemezsin.

    Yanar sobasında yalnız'ın üşüyen bakışları.
    Lambasında karınlığa dönük bir ışık titrer sönük-sönük.
    Penceresi dışına kapanmıştır, kapısı içine örtük.

    Yalnız, bin yıl yaşar kendini bir an'da.

    Yalnız'ın nesi var, nesi yoksa tümü birdenbire'dir.

    Yalnız, bir ordudur kendi çölünde..
    Sonsuz savaşlarında hep yener, kendi ordusunu.

    Yalnız'ın sakladığı bir şey vardır;
    Boyuna yerini değiştirir, boyuna onu arar... Biri bulsa diye.

    Yalnız, hem bilgesi, hem delisidir kendi dünyasının.
    Ayrıca; hem efendisi, hem kölesidir kendisinin.
    Tadını çıkaramaz görece'siz dünyasında hiçbirisinin.

    Yalnız, sürekli dinleyendir söylenmemiş bir sözü.

    Sözünde durması yalnız'ın yalancılığıdır kendisine..
    Hep yüzüne vurur utancı. O yüzden gözlerini kaçırır gözlerinden.

    Yalnız'ın odasında ikinci bir yalnızlıktır ayna.

    Yalnız, hep uyanır ikinci uykusuna.

    Yalnız, kendi ben'inin sen'idir.

    Bir sözde saklanmış bir yalanı, bir gözde okuduğundan
    bakmaz kendi gözlerine bile.

    Her susadığında o, kendi çölündedir.

    Kendi öyküsünü ne anlatabilen, ne de dinleyebilen.
    Kendi türküsünü ne yazabilen, ne söyleyebilen.

    Bir zamanlar güldüğünü anımsar da...
    Yoğurur hüzün'ün çamurunu avuçlarında.

    Yalnız, aranan tek görgü tanığıdır
    yargılanmasında kendi davasının..
    Her duruşması ertelenir kavgasının.

    Yalnız, hem kaptanı, hem de tek
    yolcusudur bakmakta olan gemisinin..
    Onun için ne sonuncu ayrılabilir gemisinden, ne de ilkin.

    Yalnız'ın adı okunduğunda okulda ya da yaşamda..
    Kimse, "burda" deyemez.. Ama yok da..

    Uykunun duvarında başladı..
    Önceleri bir toz gölgesi sanki; sonra bir yumak yün gibi.
    Ama şimdi iyice görüyor örümceğin ağını gün gibi.

    Yalnız, duymuş olduğunun sağırı, görmüş olduğunun körüdür..
    Ölür, ölür öldürür.. Öldürür, öldürür ölür.
    Duyduklarını unutur, duyacaklarını düşünür.

    Yalnız'ın adına hiç kimse konuşamaz..
    O, kendi kendisinin sanığıdır.

    Yalnız, önceden sezer sonra olacakları..
    Paylaşacak biri vardır; anlatır, anlatır ona olanları, olmayacakları.

    Her leke kendisiyle çıkar.
    YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ.
    PAYLAŞILSA YALNIZLIK OLMAZ.

    Yalnızlığım
    Yalnızlığım
    Kalp yarası yalnızlığım
    Taşı bile yosun sarar
    Seni kimle paylaşayım...

    sponsorlu bağlantılar

     Konuyu Beğendin mi?
    Güncelleme : 2007-01-02
  2. 2006-11-18 #2
    33 - Yalnızlığıma.. - Duygusal Şiirler ve Resimler

  3. 2006-11-18 #3
    Giremiyorum,
    Kapılardan içeri bir türlü.
    Dağınık aşklar içerisinde bıraktığım odalar,var şimdi.

    Gecelerin siyahını giymiş beklerken,
    Bana uzanan,susmuş bakışlar,
    Cesaretim bile yok,açmaya,
    Kapatılan yalnızlığıma,silik izler taşıyan perdeleri.

    Bir adım daha yaklaşabilmek için,korkularıma,
    Sildiğim gözyaşlarıma anlatacağım aşklarımı.
    Artık sahibi olmadığım bir hayatın içindeyim,
    Oyalanıyorum,
    Beklemekte olduğum,aşkı bulmak için.

  4. 2006-11-21 #4
    Yalnızım

    işte yine yalnızım kara geceler...
    kalabalıklardaydım...
    ama yine yalnızım.
    sana sarıldım çarşafa dolanırcasına
    sana sığındım karalara bürünerek
    sana sarıldım sessizliğe gömülerek
    sana sığındım hayatı alaya alırcasına

    işte yine yalnızım kara geceler
    kalabalıklardayım...
    ama yine yalnızım.
    sana sarıldım ana kucağı gibi
    sana sığındım kuş yuvası sıcaklığı ile
    sana sığındım çocuk saflığı ile
    sana sarıldım uzalardaki sevgili gibi

    işte yine yalnızım kara geceler
    kalabalıklardayım...
    ama yine yalnızım.
    sana sarıldım kusura bakma yük oldum
    sana sığındım öksüz rüzgarlarda
    sana sığındım yağmur damlasında
    sana sarıldım gün geldi çok doldum

    işte yine yalnızım kara geceler
    kalabalıklardayım...
    ama yine yalnızım.
    sana sarıldım zaman zaman gözyaşlarımda
    sana sığındım biçare gönlümün sızılarıyla
    sana sığındım çarelerin tükenmiş çaresizliyle
    sana sarıldım yarım kalmış hıçkırıklarımda

    işte yine yalnızım kara geceler
    kalabalıklardayım...
    ama yine yalnızım.
    sana sarıldım her zaman dertleştim sıkı fıkı
    sana sığındım beni bende yaşa diye
    sana sığındım bensiz beni geçme diye
    sana sarıldım bir sana bir de yaşama sımsıkı

  5. 2006-11-21 #5

    Aşkından vazgeçtim,senden vazgeçtim.. Neden hayat bizden vazgeçmedi.. Yağmur yağıyor dışarıda... Bilirsin değerini,anlamını... Aşkı getirdi o yağmur bize.. Birgün seni benden götürdüğü gibi...

    Senden çok uzakta bir yerlerdeyim
    Bazen sevinç kederlerdeyim
    İnan tatlım kandım senin aşkına

    Ah bilsen ne çok unutmak istedim seni.. Kaç kez gömdüm yüreğimi diri diri... Olmadı.. Ama olmalı.. Bitecek bu kabus birgün biliyorum.. Senden eser kalmayacak bende... Birde şu şakılar olmasa.. Unutmuşum bide hatıralar vardı değil mi..

    Her yağmur yağdığında
    Gözlerin hep aklımda
    Adını ne zaman ansam
    Yağmur yağar buralara

    Yokluğuna alışmak zor. Sensiz bir evde yaşamak çok zor. Sensiz bir ömür çürütmek bi o kadar acı. Yağmurun yağması bile anlamsız geliyor artık. Islanmak gelmiyor içimden sen olmadan. Gittiğinden beri iki kalp iki ruh taşıyorum bedenimde. Ağırlığında eziliyorum aşkın....
    Evet Yine Yağmur Yağıyor.. Bana geldiğin günkü gibi.. Ya da gittiğin gün gibi... Ama bir farkla.. Gözlerim eşlik etmiyor artık yağmura..

    Kısacık bir aşktı bu yaşadığımız
    Tatlı bir oyundu oynadığımız
    Sence başka ne olabilir bu
    Bence üzerimize
    Yağan bir yaz yağmuru


    Seni bana hatırlatacak ve seni hatırladığım son yağmur yağdı..
    <CENTER>
    </CENTER>

    sponsorlu bağlantılar
  6. 2006-11-21 #6
    Ben ne kadar varım desem inanma.Aslında bir yokoluşun hikayesi bu.Tek başına hayat sıksa da canımı.Acıtsa da geceler uykusuzluğumu.Galiba değiştiremeyeceğim kaderin adıdır"YALNIZLIK"
    <CENTER>
    </CENTER>

  7. 2006-11-21 #7

    YALNIZ BİR OPERA


    ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda
    yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim
    oysa bilmediğin bir şey vardı sevgilim
    Ben sende bütün aşklarımı temize çektim

    imrendiğin, öfkelendiğin
    kızdığın ya da kıskandığın diyelim
    yani yaşamışlık sandığın
    Geçmişim
    dile dökülmeyenin tenhalığında
    kaçırılan bakışlarda
    gündeliğin başıboş ayrıntılarında
    zaman zaman geri tepip duruyordu. Ve elbet üzerinde durulmuyordu.
    Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun, biraz daha
    fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim.

    Başlangıçta doğruydu belki. Sıradan bir serüven, rastgele bir ilişki
    gibi başlayıp, gün günden hayatıma yayılan, büyüyüp kök salan ,
    benliğimi kavrayıp, varlığımı ele geçiren bir aşka bedellendin.
    Ve hala bilmiyordun sevgilim
    Ben sende bütün aşklarımı temize çektim
    Anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana
    Bütün kazananlar gibi
    Terk ettin


    Yaz başıydı gittiğinde. Ardından, senin için üç lirik parça
    yazmaya karar vermiştim. Kimsesiz bir yazdı. Yoktun. Kimsesizdim.
    Çıkılmış bir yolun ilk durağında bir mevsim bekledim durdum.
    Çünkü ben aşkın bütün çağlarından geliyordum.


    Sanırım lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu
    yüzündeki kuşkun kedere, gür kirpiklerinin altından
    kısık lambalar gibi ışıyan gözlerine
    çerçevesine sığmayan
    munis, sokulgan, hüzünlü resimlerine
    lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu


    Yaz başıydı gittiğinde. Sersemletici bir rüzgar gibi geçmişti
    Mayıs. Seni bir şiire düşündükçe kanat gibi, tüy gibi, dokunmak gibi
    uçucu ve yumuşak şeyler geliyordu aklıma. Önceki şiirlerimde hiç kullanmadığım bu sözcük usulca düşüyordu bir kağıt aklığına, belki de
    ilk kez giriyordu yazdıklarıma, hayatıma.
    Yaz başıydı gittiğinde. Bir aşkın ilk günleriydi daha. Aşk mıydı,
    değil miydi? Bunu o günler kim bilebilirdi? "Eylül'de aynı yerde ve
    aynı insan olmamı isteyen" notunu buldum kapımda. Altına saat: 16.00
    diye yazmıştın, ve saat 16.04'tü onu bulduğumda.

    Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını
    Takvim tutmazlığını
    Aramızda bir düşman gibi duran
    Zaman'ı
    Daha o gün anlamalıydım
    Benim sana erken
    Senin bana geç kaldığını


    Gittin. Koca bir yaz girdi aramıza. Yaz ve getirdikleri.
    Döndüğünde eks...k, noksan bir şeyler başlamıştı. Sanki yaz, birbirimizi görmediğimiz o üç ay, alıp götürmüştü bir şeyleri hayatımızdan, olmamıştı, eks...k
    kalmıştı.
    Kırılmış bir şeyi onarır gibi başladık yarım kalmış
    arkadaşlığımıza. Adımlarımız tutuk, yüreğimiz çekingen, körler gibi tutunuyor, dilsizler gibi bakışıyorduk.
    Sanki ufacık birşey olsa birbirimizden kaçacaktık.

    Fotoromansız, trüksüz, hilesiz, klişesiz bir beraberlikti bizimki.
    Zamanla gözlerimiz açıldı, dilimiz çözüldü güvenle ilerledik birbirimize.

    Gittin.şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza. Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana.


    Şimdi biz neyiz biliyor musun?
    Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz.
    Birbirine uzanamayan
    Boşlukta iki yalnız yıldız gibi
    Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz
    Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca
    Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız
    Ne kalacak bizden?
    bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim su kırık dökük şiirim
    Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında
    Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden
    Bizden diyorum, ikimizden
    Ne kalacak?

    Şimdi biz neyiz biliyor musun?
    Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları
    gibiyiz. Umut ve korkunun hiçbir anlam taşımadığı bir dünyada bir
    şey bulduğunda neyi, ne yapacağını bilemeyen çocuklar gibi.
    Artık hiçbir duygusunu anlamayan çocuklar gibi
    Ve elbet biz de bu aşkla büyüyecek
    Her şeyi bir başka aşka erteleyeceğiz

    kış başlıyor sevgilim
    hoşnutsuzluğumun kışı başlıyor
    bir yaz daha geçti hiçbir şey anlamadan
    oysa yapacak ne çok şey vardı
    ve ne kadar az zaman
    kış başlıyor sevgilim
    iyi bak kendine
    gözlerindeki usul şefkati
    teslim etme kimseye, hiçbir şeye
    upuzun bir kış başlıyor sevgilim
    ayrılığımızın kışı başlıyor
    Giriyoruz kara ve soğuk bir mevsime.


    Kitaplara sarılmak, dostlarla konuşmak, yazıya oturup sonu
    gelmeyen cümleler kurmak, camdan dışarı bakıp puslu şarkılar mırıldanmak...

    Böyle zamanlarda her şey birbirinin yerini alır
    çünkü her şey bir o kadar anlamsızdır
    içinizdeki ıssızlığı doldurmaz hiçbir oyun
    para etmez kendinizi avutmak için bulduğunuz numaralar
    Bir aşkı yaşatan ayrıntıları nereye saklayacağınızı bilemezsiniz
    çıplak bir yara gibi sızlar paylaştığınız anlar, eşyalar
    gözünüzün önünde durur birlikte yarattığınız alışkanlıklar
    korkarsınız sözcüklerden, sessizlikten de; bakamazsınız aynalara,
    çağrışımlarla ödeşemezsiniz
    dışarıda hayat düşmandır size
    içeride odalara sığamazken siz, kendiniz
    Bir ayrılığın ilk günleridir daha
    Her şey asılı kalmıştır bitkisel bir yalnızlıkla

    Gün boyu hiçbir şey yapmadan oturup
    kulak verdiğiniz saatin tiktakları
    kaplar tekin olmayan göğünüzü
    geçici bir dinginlik, düzmece bir erinç
    suyu boşalmış bir havuz, fişten çekilmiş bir alet kadar tehlikesiz
    bakınıp dururken duvarlara
    boş bir çuval gibi, çalmayan bir org gibi, plastik bir çiçek, unutulmuş bir oyuncak, eski bir çerçeve gibi, hani, unutsam eşyanın gürültüsünü, nesnelerin dünyasında kendime bir yer bulsam, dediğimiz zamanlar gibi
    kendimizin içinden yeni bir kendimiz çıkarmaya zorlandığımız anlar
    gibi
    yeni bir iklime, yeni bir kente, bir tutukluluk haline, bir trafik
    kazasına, başımıza gelmiş bir felakete, işkenceye çekilmeye, ameliyata
    alınmaya
    kendimizi hazırlar gibi
    yani dayanmak ve katlanmak için silkelerken bütün benliğimizi
    ama öyle sessiz baktığımız duvarlar gibi olmaya çalışırken,
    ve kazanmış görünürken derinliğimizi
    Ne zaman ki, yeniden canlanır bağışlamasız belleğimizde
    bir anın, yalnızca bir anın bütün bir hayatı kapladığı anlar
    o tiktaklar kadar önemsiz kalır şimdi
    hayatımıza verdiğimiz bütün anlamlar


    denemeseniz de, bilirsiniz
    hiç yakın olmamışsınızdır intihara bu kadar


    Bana Zamandan söz ediyorlar
    Gelip size Zamandan söz ederler
    Yaraları nasıl sardığından, ya da her şeye nasıl iyi geldiğinden. Zamanla ilgili bütün atasözleri gündeme gelir yeniden. Hepsini bilirsiniz zaten, bir ise yaramadığını bildiğiniz gibi. Dahası onlar da bilirler. Ama yine de güç verir bazı sözler, sözcükler,
    öyle düşünürler.
    Bittiğine kendini inandırmak, ayrılığın gerçeğine katlanmak, sırtınızdaki hançeri çıkartmak, yüreğinizin unuttuğunuz yerleriyle yeniden
    karşılaşmak kolay değildir elbet. Kolay değildir bunlarla baş etmek,
    uğruna içinizi öldürmek. Zaman alır.
    Zaman
    Alır sizden bunların yükünü
    O boşluk dolar elbet, yaralar kabuk bağlar, sızılar diner, acılar
    dibe çöker. Hayatta sevinilecek şeyler yeniden fark edilir. Bir
    yerlerden
    bulunup yeni mutluluklar edinilir.
    O boşluk doldu sanırsınız
    Oysa o boşluğu dolduran eksilmenizdir

    gün gelir bir gün
    başka bir mevsim, başka bir takvim, başka bir ilişkide
    o eski ağrı
    ansızın geri teper.
    Dilerim geri teper. Yoksa gerçekten
    Bitmişsinizdir.

    Zamanla yerle şir yaşadıkların, yeniden konumlanır, çoğalır, anlamları
    önemi kavranır. Bir zamanlar anlamadan yaşadığın şey, çok sonra değerini
    kazanır. Yokluğu derin ve sürekli bir sızı halini alır.

    Oysa yapacak hiçbir şey kalmamıştır artık
    Mutluluk geçip gitmiştir yanınızdan
    Herşeye iyi gelen Zaman sizi kanatır


    ölmüş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla
    günlerin dökümünü yap
    benim senden, senin benden habersiz alıp verdiklerini
    kim bilebilir ikimizden başka?
    sözcüklerin ve sessizliklerin yeri iyi ayarlanmış
    bir ilişkiyi, duyguların birliğini, bir aşkı beraberlik haline getiren
    kendiliğindenliği
    yani günlerimiz aydınlıkken kaçırdığımız her şeyi
    bir düşün
    emek ve aşkla güzelleştirilmiş bir dünya
    şimdi ağır ağır batıyor ve yokluğa karışıyor orada
    ölmüş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla
    Bunlar da bir ise yaramadıysa
    Demek yangında kurtarılacak hiçbir şey kalmamış aramızda


    Bu şiire başladığımda nerde,
    şimdi nerdeyim?
    solgun yollardan geçtim. Bakışımlı mevsimlerden
    ikindi yağmurlarını bekleyen
    yaz sonu hüzünlerinden
    gün günden puslu pencerelere benzeyen gözlerim
    geçti her çağın bitki örtüsünden
    oysa şimdi içimin yıkanmış taşlığından
    bakarken dünyaya
    yangınlarda bayındır kentler gibiyim:
    çiçek adlarını ezberlemekten geldim
    eski şarkıları, sarhoşların ve suçluların
    unuttuklarını hatırlamaktan
    uzak uzak yolları tarif etmekten
    haydutluktan ve melankoliden
    giderken ya da dönerken atlanan eşiklerden
    Duyarlığın gece mekteplerinden geldim
    Bütünlemeli çocuklarla geçti
    gençliğimin rüzgara verdiğim yılları
    dokunmaların ve içdökmelerin vaktinden geldim.

    Bu şiire başladığımda nerde,
    şimdi nerdeyim?
    yaram vardı. bir de sözcükler
    sonra vaat edilmiş topraklar gibi
    sayfalar ve günler
    ışık istiyordu yalnızlığım
    Kötülükler imparatorluğunda bir tek şiir yazmayı biliyordum
    İlerledikçe... Kaybolup gittin bu şiirin derinliklerinde
    Aşk ve Acı usul usul eriyen bir kandil gibi söndü
    daha şiir bitmeden. Karardı dizeler.
    Aşk... Bitti. Soldu şiir.
    Büyük bir şaşkınlık kaldı o fırtınalı günlerden


    Daha önce de başka şiirlerde konaklamıştım
    Ağır sınavlar vermiştim değişen ruh iklimlerinde
    Aşk yalnız bir operadır, biliyordum: Operada bir gece
    uyudum, hiç uyanmadım.
    barbarların seyrettiği trapezlerden geçtim
    her adımda boynumdan bir fular düşüyordu
    el kadar gökyüzü mendil kadar ufuk
    birlikte çıkılan yolların yazgısıdır:
    eksiliyorduk
    mataramda tuzlu suyla, oteller kentinden geldim
    her otelde biraz eksilip, biraz artarak
    yani çoğalarak
    tahvil ve senetlerini intiharla değiştirenlerin
    birahaneler ve bankalar üzerine kurulu hayatlarında
    ağır ve acı tanıklıklardan
    geçerek geldim. Terli ve kirliydim.
    Sonra tımarhanelerde tımar edilen ruhum
    maskeler ve çiçekler biriktiriyordu
    linç edilerek öldürülenlerin hayat hikayelerini de...
    korsan yazıları, kara şiirleri, gizli kitapları
    ve açık hayatları seviyordu.
    Buraya gelirken
    uzun uzak yollar için her menzilde at değiştirdim
    atlarla birlikte terledim yolları ve geceleri
    ödünç almadım hiç kimseden hiçbir şeyi
    çıplak ve sahici yaşayıp çıplak ve sahici ölmek için
    panayır yerleri... panayır yerleri...
    ölü kelebekler... ölü kelebekler...
    sonra dünyanın bütün sinemalarında bütün filmleri seyrettim.
    Adım onların adının yanına yazılmasın diye
    acı çekecek yerlerimi yok etmeden
    acıyla baş etmeyi öğrendim.
    Yoksa bu kadar konuşabilir miydim?

    ipek yollarında kuzey yıldızı
    aşkın kuzey yıldızı
    sanırsın durduğun yerde
    ya da yol üstündedir
    oysa çocukluktan kalma gökyüzünde hileli zar
    ölü yanardağlar, ölü yıldızlar
    ve toy yaşın bilmediği hesap: ışık hızı

    AŞKIN BİR YOLU VARDIR
    HER YAŞTA BAŞKA TÜRLÜ GEÇİLEN
    AŞKIN BİR YOLU VARDIR
    HER YAŞTA BİRAZ GECİKİLEN
    gökyüzünde yalnız bir yıldız arar gözler
    gözlerim
    aşkın kuzey yıldızıdır bu
    yazları daha iyi görülen
    Ben, öteki, bir diğeri ona doğru ilerler
    ilerlerim
    zamanla anlarsın bu bir yanılsama
    ölü şairlerin imgelerinden kalma
    Sen de değilsin. O da değil
    Kuzey yıldızı daha uzakta
    yeniden yollara düşerler
    düşerim
    bir şiir yaşatır her şeyi yaşamın anlamı solduğunda
    ben yoluma devam ederim. Bitmemiş bir şiirin ortasında
    Darmadağınık imgeler, sözcükler ve kafiyeler
    yaşamsa yerli yerinde
    yerli yerinde her şey

    şimdi her şey doludizgin ve çoğul
    şimdi her şey kesintisiz ve sürekli bir devrim gibi
    şimdi her şey yeniden
    yüreğim, o eski aşk kalesi
    yepyeni bir mazi yarattı sözcüklerin gücünden


    Dönüp ardıma bakıyorum
    Yoksun sen
    Ey sanat! Her şeyi hayata dönüştüren

    Murathan MUNGAN
    <CENTER>
    </CENTER>

  8. 2006-11-21 #8
    "Yalnızlık mı? Gerçeği söylemek gerekirse yalnızlık tek başına olmak değildir. Düşünceler yalnız insanlara her zaman eşlik eder. Çare bulunamayan yalnızlık başka bir şeydir. Gerçek yalnızlık, karşısındaki insanın bakışlarında kendini gösteren yalnızlıktır."
    Michel del Castillo

  9. 2006-11-23 #9
    Sevdiklerinizden ayrılmak, bir insan için katlanılması en zor duygulardan biri. Giden için de ayrı bir duygu yasar, geride kalan ise onun bıraktıklarıyla zamanını geçirir. Sevmek kimi zaman dayanılması en güç zorluklardan biri herhalde. Ayrılık yüreğine demir atmışsa ve paslanmaya bırakılmışsa, unutulmuş bir mektup gibi sararmış ve katlanmış duyuları yaşıyorsan, işte o zaman yaşam uçurumun kenarında esen fırtınayla mücadele etmek kadar zordur. Bazen düşünürsün uçurumun en dip kösesinde kendini... Ne çıkacağını bilmeden.
    Yüreğinin sızısı dinmeden, elin kanar, bacağın, yüzün... Ama aldırmazsın çünkü ayrılık acısı hepsini bastırmıştır ve dersin yine başaramadım.
    Ayrılığı dindiremedim, o içimde yanan alev alev ışığı söndüremedim dersin kendi kendine ama kimseler duymaz seni... Çünkü ayrılığı yaşamış yalnızlığın en kuytu köşesinde ve çıkmaz bir sokağın baş harfini almışsındır, adın yalnızlığın TA kendisindir


  10. 2006-11-28 #10
    YAĞMUR VE GÖZYAŞI

    Süzülür gözümden gözyaşı
    Yağmura muhalif gibi.
    Her damlanın bir hikayesi vardır,
    Bu; gözyaşımda saklıdır.
    Yağmur altında,
    Yağmura destek verircesine
    Bedenimden uzaklaşır,.
    Diğer damlalara karışır
    Kimse bilmez nereden geldiğini,
    Buna sebep olan ne diye;
    Yitirilmiş bir umut anlatır herşeyi
    Yağmur altında gözyaşımda saklıdır
    Kimse bilmez..
    Bilse ne çare
    Bulunmaz benim derdime çare.
    Yağmur ve gözyaşı
    Omuz omuza niçin döküldüler
    Bilemezler, ayni kadere boyun eğmişler
    Biri iki gözden akar, diğeri gök kubbeden
    İkisinin de acelesi var, bir gölete yetişmek için,
    Bir arkadaş arar tek başına
    Yoktur yağmur damlalarından başka
    Ona dost gibi görünen, akarlar hep birlikte
    Sessiz ve derinden.

    sponsorlu bağlantılar
  11. 2006-11-28 #11
    Bu defa yorgunum ..
    Bu defa üzdüler beni
    Kırdılar, belki de görmediler
    Bu defa da ezip geçtiler ..

    Kaybettiklerimi, parçalanmışlıklarımı bir kenara atmak istedim ama

    BU DEFA CANIM ÇOK ACIDI

  12. 2006-12-02 #12
    Aglamak

    Sen aglamayı bilir misin
    Ya geceler boyu uykusuz kalmayı
    Oturup pencerenin kenarına
    Bekledin mi sevdigini



    Yıldızları seyrederken, agladıgın oldu mu
    Bir yıldız kayarken uzattın mı elini
    Tutarım diye, farkında olmadan
    Sonra bos kalınca elin
    Avuclarının arasına alıp basını
    Agladın mı geceler boyunca



    Belki sen aglamayı da bilmezsin
    İki damla gözyası degildir aglamak
    Önce düsünmek sonra düsünmek
    Hayalini kurup kalbinde yasatmak
    Büyük bir özlem içinde
    O kücücük resmine sarılmak
    İste budur aglamak
    Ve yalnızlıgı yeniden yasamak ...

  13. 2006-12-03 #13
    demir perdelerini göğsüme saplayan,soğuk dişli yalnızlık...sevimsiz ne kadar karaltı varsa,hepsi köpüren güneşin ardında saklı...gizlice yüzünü perdeleyen bahar,henüz kapıma gelmedi.kızgın parmaklarıyla beni itekleyen,zamanı acıtan ölümlü yalnızlık değil mi?eceli gelmiş yalnızlık değil mi,sıcaklığı damarlarımda dondurmayan,coşmayı bilen müjdenin kendisi değil mi?
    yağmurlar da vefayı söyletir şimdi...yaşanılası yerde en çok özlenen yar ise,dağlarında yollarında hükmü kalkar aradan.
    veda edişine ağlayan bakışları,sonsuza açılan yerde bıraktım.sonlu uğraşıların sularında kopan fırtınalara inat sevdim serabını...seni bana getiren baharın o içli gözyaşlarıydı.bilseydin,üşüdüğüm dünyanın kumlarındaki ateşin gözlerime çalan yüzünü...bilseydin,çatlayan duvarların ses geçirmeyen hücrelerinin taşı bile eriten alevlerini...bilseydin,renksiz zevklerin nasıl dile gelip yakardığını?ve mezarlar kadar derin hasretin,dağları devirip,sevdayı uyandırdığı iklimleri...ah bilseydin?...
    rüzgarın taşıyamadığı çelik gövdeli sevdayı aşırıp koydum yüreğime...hiç kimse güneşin rengini seçmedi gözlerimden..söylediğim şarkının nağmesine katılmadı hiç hiç kimse...ölümü canlandıran bir mevsimdi dünyanın köhneliğine tutunduğum.titreyen menekşeyi hiç kimse uyandıramamıştı.ve kimse şafağın koynundan çalmamıştı sevdayı...
    ve sen...
    gözlerin renklendirdi dünyanın sevimsiz çehresini...herhangi bir yolun,herhangi bir akşamında üşüdüm,ağladım.gözlerinin rengini sürerken siyah beyaz yalnızlığıma,kalabalığın hüznünü serabında boğacaktım yine...
    bilseydin,korkuları korkutmanın sevincine alışamadan,yokluğuna bir akşam vakti alışmaya çalışmanın zorluğunu...sen ''hasret''de istersen,ben ''yalnızlık''diyeyim...ikimizin de paylaşmayı istemediği ayrılık diyelim biz buna...
    özlemim sensizliğin burcunu kuşanırken,üşüdüğüm dünyadan en parlak yıldıza gözlerimi kırptım yine...bütün yıldızlar başını eğdi.yıldızlar da,yollar da,zaman da ağlıyordu...ceylan gözlün,gözlerine ve yüreğine vurgundu.
    bilseydin,baharla gelenim,her mevsim yüreğimde güllerin açtığını...bilseydin,gözlerine erişmenin hazzının hiçbir bedel aramadığını...bilseydin yağmurlarla seni konuştuğumu ve her yağmur damlasından seni sorduğumu...
    nemlenen gözlerim son sağanağını dökmeden gelir miydin?bilseydin...


  14. 2006-12-07 #14
    Bir Yalnızlıktan Diğer Bir Yalnızlığa Kurduğumuz Köprü

    sıkı sıkıya sarıldım soğukluğuna sokakların
    ellerim eski püskü
    bir acılarım gıcır gıcır
    hayatla tek hemfikir yanımız ölüm
    cennet meyvası ağlamaklı yosma
    haklıydın
    ben kendime bile öteki pasaklı
    farklı uçurumlarımız ayrılıkta birleşti
    kalbimde enfarktüs
    beynimde ur
    gözlerimde katarakt
    yarattığımız en'lerin en en'i bu boşluk
    bir yalnızlıktan diğer yalnızlığa kurduğumuz köprü paylaştığımız hastalıklı tek şeyin en şeyi
    geceyi bozan ritimdir kalbimin tek anlamı
    ayrıldığımız noktalarda birleştik hep
    aynılaştığımız anlarda biz biz olmadığımız gibi
    yok
    önem ve anlam derecelerine göre boy boy akşam uzaklığının karamsı soğukluğu
    sarı sarı ışıklarda hastalıklı
    birlikteliğimize yazdığımız aptal şiirli
    kızkovalayan fişeklerinin kıçımızda patladığı günlere ağlamaklı
    yok o uzaklıkların karamsı soğukluğu
    ardına su dökmeden uğurladığımız...

    bilsen bakışlarındaki esmer lekeler tek karagün dostlarım
    bilsen yırtık ceplerimde sakladığım saçlarının ılık artıkları
    çıplak bir ağacın dallarından boşanan karlar gibi iner kalbime
    bilsen bir kenara lazım olur diye bıraktığımız karanfil kokulu hatıralarımız
    bilsen birlikte o ilkleştiğimizin yabancılaşması ilkleşmiş birlikteliğimize
    parmaklarımın hayata karşı duruşu işte sırf aşk için aşksızlık gibi

  15. 2006-12-07 #15
    Yalnızım... seni yalnız bıraktığım gibi yalnızım. bu
    kelime neden bir düğüm oluyor boğazımda neden
    söyleyince içimdeki bütün camlar yerlerde...

    Yalnızsın... ve bunun suçlusu benim

    Bilsen elimden bir şey gelmiyor cümlesini kaç defa
    söyledim içimde. çekip kurtaramıyor diye sevgim seni
    oralardan nasıl acı çekiyorum.

    Dalgalı bir denizin ortasında seni yalnız bırakacak
    kadar acımasız ve insafsızın birisiyim bu da yetmiyor
    gibi kendi dalgalarımı fırtınalarımı senin üzerine
    gönderecek kadar alçaklaşıyorum.

    Yalnızsın biliyorum ilk kez insanlar içinde ellerinden
    tuttuğumda elimin sıcaklığını sana taa içinde
    yüreğinde hissettiremediğimi seni gönderdiğim
    kuytulardan çıkaramadığımı gördüğümde anlamıştım bunu.

    Oysa ben kuytularda severdim seni kuytularda sana
    bakmayı seni öpmeyi sana seni seviyorum diyebilmeyi
    sımsıkı cinsten sarılabilmeyi.gözlerin hep
    kuytulardaydı artık bakmıyordu eskisi gibi kızarmıştı
    şişmişti yorulmuştu belki görmek bile istemiyordu
    artık gözlerimi.

    Seni deli deli esen bir rüzgar olup kasıp kavurduktan
    sonra fark edebiliyordum verdiğim zayiatları.ve ben
    geldim hadi kalk uyan uykudan diyerek,yanımdan her
    uzaklaştığında beni yalnız bıraktığını düşünerek
    yalnız bırakıyordum seni .

    Ve sonra hiç bir şey olmamış gibi davranıyordum yine
    duygusal adam kıvamında. bencillikle suçlarken seni en
    büyük bencilliği kendi içimde büyüterek seni
    anladığımı söyleyip anlamayarak yalnız bırakıyordum
    seni.

    Her gece uyumak için başımı koyduğum gecede yalnız
    bırakıyordum seni ve içimde seni kaybetmekten
    korktuğum için bunlar oluyor savunmalarını yapıyordum
    belki de düşüncesizliğime delil sayarak. gözlerim
    görmüyor kulaklarım işitmiyordu sadece belli
    kelimeleri duyuyor sadece belli şeyleri görüyor ve
    elimdeki bıçağı kanayan yaralarını kapatmak için
    aldığımı söyleyerek yeniden yaralıyor yalnız
    bırakıyordum seni.

    Ve böyle gecelerde kapını çalmak geliyordu aklıma
    birden bire ellerinin sıcaklığını içinde beni
    sevdiğini söylediğin cümleleri duymak istiyordum
    küstahlıkla. ve sana yanında olduğumu söyleyip yalnız
    bırakarak da yalnız bırakıyordum seni.

    Hayatın dolambaçlı ve hep kaçınma kaçınma çatışması
    ile karsı koyduğum kuralları karsısında da yalnız
    bırakıyordum seni. Konuşturmuyordum, dökmen için
    içinin incilerini sana fırsat vermiyordum.istediğim
    şeyleri söylemediğin için sonra karsına geçip küs
    müyüz? gibi aptal bir soruyu sorarak yalnız
    bırakıyordum seni.

    Bu evde bu şehirde değil koca bir dünyada yalnız
    bırakıyordum seni. önce git deyip ardından yeniden
    çağırarak her şey bitti diyip yeniden başlayarak sonra
    da bu tutarsızlığı savunarak yalnız bırakıyordum seni

    Sabahları evden gitmek zorunda oluşunla seni sorumlu
    tutacak, gösteriye geç kalışımızı senin üzerine
    yıkarak yalnız bırakıyordum seni. ve yine seni
    aşağılayarak kendi alçaklığımı saklamaya çalışarak
    yalnız bırakıyordum seni.

    Seni kuytularda bırakıp ardımdan gelmediğin için
    kızıyordum için için sana. gelmedi bak diyordum ve
    yine hiç çağırmadığımı unutuyordum. ve yalnız
    bırakıyordum seni yine ben bitirmedim diyerek bir
    şeylerin bitme ihtimalinden söz ederek yalnız
    bırakıyordum seni.

    Seni her yitirişimi anladığımda anlamsız özürler
    dileyerek sana neler neler almak istediğimden söz
    ederek de yalnız bırakıyordum seni. sonrasında özür
    diledim ya yetmez mi hem erkekler hiç özür diler mi
    diyerek de yalnız bırakıyordum seni.

    Yalnızlığımın sebebinin sorumluluğunu da sana
    atıyordum ve sanki üzerinde hiç yük yokmuş gibi
    pırıltılı hayaller ve kıskançlık nöbetleri güvensizlik
    renkleriyle boyanmış bir sürü sorumluluk atıyordum
    üzerine . yeter artık gelme üstüme demene hiç
    aldırmadan. seni sorumluluk almamakla suçlayıp aslında
    hiç sorumluluk almadan yalnız bırakıyordum seni.

    Hastalıklarımdan dertlerimden sınavlarımdan
    yalnızlığımdan sürekli bahsedip senin saklandığın
    yerden çıkabileceğin olasılığına süratle önlem alarak
    yalnız bırakıyordum seni.

    Geçmişi şüphelerimi güvensizliğimi durmadan etrafında
    döndürerek, sana güvenmediğimi söyleyerek sevgime
    ihtiyacın olduğunda bunu senden esirgeyerek, kendine
    olan güvenini paramparça ederek seni ortalıkta
    sahipsiz kimsesiz bırakarak da yalnız bırakıyordum
    seni.

    Konuşmak anlatmak isteyen çığlıklarına kulaklarımı
    kapatıp, kendi çığlıklarımla var gücümle kulağında
    haykırarak da yalnız bırakıyordum seni.

    Seni suçlayan şarkılar dinleyerek, şiirler okuyarak
    mesajlar yazarak bunları okuman için ısrar ederek
    sonrasında ise geçip karsına hatanı anladın mı hadi
    özür dile bakalım gibi bir tavıra girerek de yalnız
    bırakıyordum seni.

    Hayattan zevk alışını gülüşünü bile hoş karşılamayarak
    benimle gülmemeni sana gülmeyerek karşılayarak
    yalnızlığının farkına bile varmadan yalnız
    bırakıyordum seni.

    Yaptıklarımın karşılıklarını bekleyerek ve bunları
    yapman için seni zorlayarak yapmadığın zamansa kızarak
    bağırarak çocuklar gibi küserek yalnız bırakıyordum
    seni.

    Acı çektiğimi üzüldüğümü söyleyerek benim gibi
    üzülmüyorsun diyerek yalnız bırakıyordum seni.
    ...
    Ne çok yalnız bırakmışım seni.
    Ne kadar acımasızmışım meğer.
    Ve ne denli bencil.
    Ne kadar ahmak.

    Keşke hiç yalnız bırakmasaydım seni diyorum şimdi.
    inan pişmanlık sözcüğü damarlarımda bir buz
    soğukluğunda dolaşıyor, tir tir titretiyor bedenimi ve
    ben bir katil soğukkanlıcıyla anlatıyorum belki de
    yaptıklarımı.

    Bu kadar yalnızlık içinde bıraktıktan sonra seninle
    yeniden birlikte olmak paylaşmak istediğimi söyleyince
    haklı olarak inanmayacaksın belki de bana.

    Ama artık seni üzmek, yaralamak, sorumluluklarla
    ezmek, aşağılamak, suçlamak, gel gitlerimde boğmak,
    bunaltmak yalnızlığının katsayısısını arttıracak
    saymaktan utandığım başka şeyler yapmamak konusunda
    kendime savaş açtığımı söylemek istiyorum sana. Sadece
    söylemek değil artık göstermek istiyorum sana.

    Seni yalnız bıraktığım için beni affet ve bana inan
    canım
    çünkü seni sadece "sen" olduğun için seven bu zır deli
    adam pişmanlık yasasından yararlanmak isteyen bir
    mahkum gibi boynu bükük bir şekilde affedilmeyi
    yalnızlığını paylaşmayı kollarını,yüreğini açarak sana
    sarılmayı bekliyor şimdilerde.

    Tabi ki dünyalar güzeli olduğunu söylemem gerekiyor
    senin gibi kendini seven birine

    Ama kendini bu kadar seven biri umarım beni de seviyor
    Zaten beni ayakta tutan da bu ya.

    sponsorlu bağlantılar
  16. 2006-12-12 #16
    YALNIZLIĞIN FISILTISI...


    Nisan ın ılık yağmur damlaları düşüyor saçlarıma,beni kendime yabancılaştırmayı kendine iş edinmiş İstanbul un sokakların da yürürken.

    Çoğalan yağmur damlaları tenime ulaşıyor bir süre sonra ve ben yürüyorum sokaklarda,hayatla girdiği her kavgadan yenik ayrılan annem kucağımda.Daha yaşlı olan babamı omuzlarıma almışım kentin sokaklarını arşınlarken,başındaki şapkanın kenarından enseme sızıyor ince damlalar.
    Bir kentin tarihi düşüyor kaldırımlardaki çukurlarda biriken kirli suya,ıslanmış bir adam ağırlıkları altında yol almaya çalışırken.
    Günışığı görmemiş isyanlarımı sol yanıma alarak süzülüyorum sokaklardan ,yağmur tanelerinin yaralamaya dönük olmayan saldırısı altında.
    Hayal kırıklıklarım eşlik ediyor yağmur altındaki yürüyüşüme,pişman olunmayan yaşanmışlıklarının acısı düşüyor gözbebeklerime. Kaybettiğim ve bir daha asla yerleri dolmayacak güzelliklerin gölgesi izliyor beni ılık yağmurla birlikte.
    Bir ölüm sessizliği var sanki sokaklarda onca gürültüye inat ve yağmurun sesini dinlemek istemiyor kimse.
    Otuz altı yılın birikmiş anıları da yürüyüşte alıyor yerini elbette,bir gece de darmadağın olan düşlerle birlikte.
    Sefilliklerim,saçmalıklarım, yıkıp geçtiğim dostluklarım,ruhlarını örselediğim kadınlarım,çılgınlıklarım,ahlaktan yoksun sarhoş tavırlarım,korku saldığım ruhlar da benimle birlikte ıslanıyor İstanbul un sokaklarında.
    Yalnızlık koluma giriyor usulca sokak ta yürürken yağmur altında ve fısıldıyor kulağıma yalnız olmadığımı.
    Hayatın hemen yanımda benimle yürüdüğünü,hem her yerde hem de hiç bir yerde olduğunu fısıldıyor kulağıma yalnızlık.
    Ve sessiz bir çığlıkla ruhuma akıtıyor sözcükleri yalnızlık.Bu sözcüklerin oluşturduğu cümle şuydu:
    Nerede olursan ol,asla ve asla mutlak bir yalnız olamayacaksın dostum.

    LİON KİNG...

  17. 2006-12-12 #17
    Hüzün


    Hüzün...
    Nikotin tadında bir sey bu...
    Ve alıskanlık yapıyor...
    Hüzne alısık gönüller daha dayanıklı...
    Bunu biliyorum...
    Hayata hep gözyası penceresinden bakmak.
    Acıyı saklamak ve onu mukaddes bir emanet gibi tasımak asilce...
    "Ardımda yangın sonrası bir sehir var... Yıkıntıların üstünde hâlâ dumanlarin tüttügü...
    Kösebaslarında yaralı ve gönlü yaralı insanların dalıp dalıp gittigi, sokak aralarında saskın kedilerin dolastıgı! yangın yeri bir sehir... Dönüp bakıyorum. Sırtımda alevlerini sıcaklıgı hâlâ... Gözyası kaynagım kurumus... Gözyası yollarımda sararmıs otlar... Gözlerim ufukta... Kaçıp giden rüzgâri, yangını büyüten o rüzgâri ve geciken yagmuru arıyorum...
    Hüzün...
    Acının çiçegi...
    Acı ve acılar, onlara esir olmak yerine oynasmayı tercih
    edenleri bir heykeltras gibi biçimlendiriyor. Acılarla oynasmak...
    Hüzün uzakların cagrısıdır...
    Her gün yüzlerce binlerce defa yollara düser de düsünceleriniz, bedeniniz hapistir ve kaçıp kurtulamazsınız...
    Hüzün uzakların çagrısıdır...
    Gidemezsiniz...
    Hüzün, kaçıp giden son trenin ardından bakakalmaktır gece yardan garlarda...
    Hüzün, üsümektir uzayıp giden demiryolları boyunca yürürken...
    Hüzün, üsümektir gecenin bir vakti sizi almak için çırpınan karanlık dalgalara ve sehrin ısıklarıyla oynasan yakamozlara cevapsız kalırken...
    Hüzün, aglayamamaktır...
    Aglamak için çırpınırken aglayamamaktır...
    Hüzün, ask satmaktır duvarlara...
    Hüzün, askta bogulmaktır ve kimsenin anlamamasıdır feryatlarınızı...
    Hüzün, içten içe yanarken üsümek ve ürpermektir... Hüzün yalnızlıktır...
    Yalnızlıksa soylu bir duygu kristal kadehle size sunulmus... Ve alıskanlık yapar...
    Hüzün, uzaklara ait olup yakınlara hapsolmaktır..,
    Sevmek ölmekle baslar...

  18. 2006-12-12 #18
    bir yalnızlık işareti

    Bir cam gibi önünde
    Yüzümü elinle sil,
    Hohlayarak üstüne.
    Seyret boş bir sokağa
    Hüzünle yağışını yağmurun.
    Sonra kaplasın yavaşça,
    Ilık buğusu soluğunun
    Yüzümü baştanbaşa.

    Ve bırakıp gittiğinde
    Bir küçük boşluk kalsın
    Alnını dayadığın yerde;
    Bir yalnızlık işareti
    İşleyen ta içime.

  19. 2006-12-16 #19
    Y.o.k.
    Bu ilk değil, son olmaz
    Hayat yalnız yaşanmaz
    Gidenin ardından bakıp ağlanmaz
    Kimsesiz, çaresiz. Bir şey yok, hiç kimse yok
    Ağlasam, yalvarsam, bağırsam
    Bir şey fark etmez...
    Elimden hiçbir şey gelmez, hiçbir çarem yok
    Karanlık bu sokaklarda sesimi duyan yok
    Elimden hiçbir şey gelmez, hiçbir çarem yok
    Karanlık bu sokaklarda elimi tutan yok
    İlk değil, son olmaz
    Hayat yalnız yaşanmaz
    Sesimi duyan yok, elimi tutan yok
    Ağlasam, yalvarsam, bağırsam
    Bir şey fark etmez
    Elimden hiçbir şey gelmez, hiçbir çarem yok
    Karanlık bu sokaklarda sesimi duyan yok
    Elimden hiçbir şey gelmez, hiçbir çarem yok
    Karanlık bu sokaklarda elimi tutan yok
    Hiç kimse yok!

  20. 2006-12-19 #20
    Geceyi benim kadar huzurlu geçirmemiş dolunay, bahçesinde ki tüm beyaz çiçeklerden fal tutmuş. Hala seviyor diyenini bulamamış belli ki , devam ediyor koparmaya yapraklarını. Yürüdükçe yüzüme çarpıyor soğukluğu. Çiçeklerde ki beyaz ölümün kokusunu dolduruyor nefesime, hasta kırık saz gibi inleyen rüzgar.

    Ah İstanbul, gelin gibi süslendin şimdi. Tüm akça pakça duruşunla o kadar bakirsin ki. Leş kargaları dokunmadı tenine sanki, ateşli gecelerin ardından hiç yağmadı pişmanlıklar göğsüne, sol yanına hiç vurmadı terkedilmişliğin kurşunu. Kırmızı tekbaşınalıklardasın.

    Yalnızlığını seyre dalarken anason bulutları çekiliyor semalarından. Güneş üşüyen yarısındaki sarkıtlarıyla doğuyor. Kırık kalbimin ayaza bıraktığı aşk gönül yatağımda uyanıyor titreyişlerle. Tüm yanık türküleri ninni yapmış yüreğim, içten içten ıslığını çalmaya başladı sevdanın& ısınıyor aşk.

    Anımsıyor gibiyim bu sıcaklığı&

    Karanlık bir meydanda , onlarca koşturan adımlar ve üşüyen soluklar içinde bekliyordum seni. Yabancıydın ! Bilinmezliğinle saatime baktığımda farkettim kalp atışlarımın saatin tik taklarıyla yarıştığını. Herkes kayboldu birden, ışıklar söndü, arabaların izleri silindi, biranlıktı hayatın durması.

    Ve SEN , geceyi sığdırdığın gözlerinle duruyordun karşımda.

    Beyaz akşamlar ı ala çalan kaç sevda vardır bilinmez ama soğuk nefesime işlediğinde nefesin, ısınan diğer yarımı dinledim. İnleyen kırılganlıklarımı.

    Yangınıma düşen kar tanesiydin. Çıplak yalnızlığımla kalmaya razıydım kaybetmemek için seni.

    Oysa ki biliyorum sende kalkacaksın gönül yatağımdan. Aşkı uyandırdığın gibi çekeceksin güneşin perdesini, uyutacaksın ayrılığın ninnileriyle. Eriyip gideceksin zamanla.

    Beyaz duvağını karalamaya başladığında koca şehir, sen bahar çiçeklerini serpeceksin&. Ben ölümün beyaz çiçeklerini dereceğim.

    Bir kış daha böyle geceçek buralarda.... sen ardında kalan yangını bilmeyeceksin...

    sponsorlu bağlantılar
  21. 2006-12-21 #21
    Seni görüyorum düşlerimde
    Yanımdasın;
    Ellerini tutuyorum sımsıkı
    Gözlerine bakıyorum sıcacık
    İçim ısınıyor senin yanında
    Sanki kuşlar bizim için şarkı söylüyor
    Dansediyorlar etrafımızda
    Başımı omuzuna dayıyorum;
    Sarhoş olmuş gibiyim
    Başım dönüyor
    Bulutların üzerinden izliyorum dünyayı
    Seninle dünya o kadar güzel görünüyor ki gözüme
    İnanamıyorum...
    Hiç uyanmak istemiyorum
    Bu büyünün bozulmasından korkuyorum belki
    Masmavi bir deniz uzanıyor önümüzde
    Yanımda sen varsın düşlerimde
    Soğuk, boş ve karanlık bir odada uyanıyorum sonra
    Bakıyorum ama yoksun
    Kalbim kanıyor
    Canım çok yanıyor
    Hasretin altın saplı hançer olmuş
    Saplanmış yüreğime
    ölüyorum....
    Başım dönüyor aşkım
    Gözlerim kararıyor
    Zaten sensiz karanlık değil miydi?
    Nefes alamıyorum aşkım
    Sensiz hiç nefes almadım ki
    Hasretin öldürüyor beni
    Çok canım yanıyor bir tanem
    Kalbimi söküp atmak istiyorum
    Bu acı dinsin diye
    Onda da sen varsın yapamıyorum
    Ruhumda, bedenimde,yürüdüğüm yolda,
    Gördüğüm her şeyde
    Duyduğum her sözde sen varsın
    Düşüyorum birtanem
    Artık sensizliğe dayanamıyorum
    Avutmuyor hayalin
    Sıcaklığın olmayınca
    Üşüyorum,ölüyorum...

  22. 2006-12-21 #22
    Ve ilk kez yalnızlığıma ağladım bu gece!



    Kasvetli, iç sıkıcı bir sonbahar günüydü gidişim sana elveda deyişimi hatırla buğulu gözlerimle sana bakışımı ve hiç unutma ömrünün sonuna kadar. Çünkü beni yıllar sonra görürsen o buğulu gözlerimden tanıyacaksın.İnanmamıştın yıllar önce gidişime yarın görücem seni demiştin ne kadar çok yarınlar geçti benim olmadığım. Ellerimi tutup, sarılıp deli kızım benim dediğin ben yoktum. Ama sen öğrendin biliyorum bensiz yaşamayı bensiz bir hayatta mutlu olmayı bende aksini dileyemezdim zaten senin için tek dileğim mutlu olmandı.Ve yıllar sonra da olsa aradın beni sesini duymak güzeldi ben bununla yetinebilirdim yıllar sonra bir dost gibi görebilmek seni konuşabilmek güzeldi. Sözlerin kulağa çok hoş gelsede içten içe ürkütmüştü beni duygularım düşüncelerim, mantığım birbirine karışmaya başlamıştı sen konuştukça! Unutmadım sana ulaşabilmeyi, seni bulmayı kendimi affettirmeyi çok istedim diyordun. Evet bulmuştun beni ve şimdi görmek istiyordun küllenmiş bir ateşi alevlendirmek bütün hayatımı altüst etmek istiyordun. Evliydim ilk aşkın acısını icimde taşıyorda olsam evliydim eşime saygı duyuyor değer veriyordum senin veremediklerin vardı onda güven, mutluluk, huzur hepsi ondaydı vazgeçemezdim ona bu ihaneti bu nankörlüğü yapamazdım ve yapmadımda. Yapamam seninle karşılaşamam dediğim zaman nasılda değişti sesisin tonu beklemiyordun belki, koşarak sana geleceğimi ümit etmiştin sanırım seni büyük bir hayal kırıklığına uğrattım yıllar önce senin bana yaptığın gibi, farkında olmadan acılarımın içimdeki burukluğun intikamını almıştım senden.Ve sana son sözlerimdi "denizi terk eden ilk balık sen değilsin belki ama balığı terk eden ilk deniz benim"elveda sonsuza kadar elveda!

  23. 2006-12-23 #23
    Kopkoyu Bir Yalnızlık Demledim Kendime


    Kopkoyu bir yalnızlık demledim kendime. Yanında ne kızarmış ekmek kokusu, ne de annemin yağlı, reçelli ekmekleri... Kopkoyu, bir yalnızlık demledim kendime...

    Önce bir eşik yaptım, en soğuk mermerden. Yetmedi... Ardından bir sıra duvar ördüm, en kalın taş bloğu ile, sadece bir sıra... Yine yetmedi... Ardından bir sıra, bir sıra daha. Ben bir koydukça, beş koydu yaşam. Örüldükçe örüldü, yükseldikçe yükseldi...

    Duvarlarından ışık sızmıyor surlarımın. Kopkoyu bir karanlık ördüm kendime...

    Şimdi güneşin ne doğuşu, ne batışı görünür oldu buralardan. Yok artık mavinin yeşile çalan tonları. Yok artık pembe, beyaz pastel bir bahar...

    Çok zamandır kumdan kale yapıp, bir dalganın alıp, götürüşünü beklemedim. Çıplak ayakla kumsalda koşmadım. Deniz kabuğu toplamadım. Çok zaman oldu, nilüferlerin yaprağından, tırtılın umuduna kanat açmayalı...

    Çok zamandır yağmura yakalanmadım. Saçlarımdan süzülmedi damlalar. Çok zaman oldu, gökkuşağı görüp, çığlık atmayalı. Çok, çok zaman oldu pencerenin buğusunda bir resmin kayboluşunu beklemeyeli...

    Çok zaman oldu fotoğraf makinemle yaşamın bir karesini dondurmayalı... Bir bahar dalından düşen çiğ damlasını yakalamayalı. Bir şelalenin sesini resmetmeyeli.

    Çok zaman oldu, minik ellerle beraber dev bir kardan adam yapmayalı. Kar topundan kaçmayalı. Kara yatıp, iz çıkarmayalı... Çok, çok zaman oldu...

    Çok zaman oldu bir şarkı tutmayalı, yüksek sesle bir şarkıya eşlik etmeyeli. Kahkahaların sığmadığı bir odada bulunmayalı, sessiz film oynamayalı... Çok, çok zaman oldu şen şakrak bir şarkının notalarına tutunup dans etmeyeli...

    Yüreğim bir serçenin kanadı üzerinde atmıyor uzun zamandır...

    Kopkoyu bir yalnızlık demledim kendime. Yanında mı? Sadece kalemim ve göz yaşlarımla ıslanmış satırlarım...

  24. 2006-12-26 #24
    Yalnızım üşüten bir gecenin saatlerinde
    Avuç içinde parçaladım yıldızları
    Hikayeler bogmuş insanları..
    Hislerimin buz tuttugu anlardayım
    Zayıf kanatlarım kanadı
    İçimdeki kırıntılarda ısıtıyorum üşüyen yanlarımı
    Her tarafımdan acı akıyor
    Isındıkça yaralarımdan kan yerine ızdırabım fışkırıyor.
    İşkence çekmiş dudaklarım gozlerim ve kalbim
    Ödenmesi gereken bedeller kime kaldı ?
    Şarkılar dinliyorum
    Anlamadığım diller ortak oluyor ağlayan yanlarıma..
    Anladıgım şeylerden uzak tutuyorum kalbimi..
    Ne zaman birşeyleri anlamaya calışsa ardından hissetmek istiyor ..
    Anlamadığım sözcükleri yeniden tanımlıyorum...
    Bu sefer içime mühür olmuş gün yüzü görmemiş yanlarımm oluyor sözcükler..
    Her defasında saklı vadimden dikeninden kan damlayan çiçekler beziyorum
    Sonra bir ruya görüyorum
    Kabusa dönüşmeden uyanmak istediğim..
    Gozlerimden nehirler geçiyor anılarımı akan nehre savurmak istiyorum..
    Birgün adını hayat dedigim şeyin savruluşuna, dağılışına varana kadar yaşıyorum
    Ben bu nehirde sürükleniyorum taki sen bana karışana dek.
    Unutma varacagın son nefesteyim

  25. 2006-12-26 #25
    Anladım...Sonu yok yanlızlığın....

    Gemiler gider ömrümden...Kalbimden ayrılan gemiler gider...Beni yine yalnız, ben yine öksüz ,ben yine sensiz ve yine sessiz...

    Dediğim zaman gitseydin eğer, bu kadar üzülmezdim.Gidişin bir kurşun olurdu, bedenimi delip geçen...Unuturdum hiç yoktan..Küçücük kalbime sığmadı sevgin...Sığdıramadım...Taşıyamadım...Ruhum, bedenimden ayrıldı...İşte o an senindim!ama sen anlamadın...

    Şimdi ise,
    bir yürektir bedenimden sökülen, kopan..Yoktum işte! Var gibi gözüken bir yokluk' İşte onun içindeydim...
    Dudaklarım kilitli..Hoşçakal bugünüm!

    Anladım...Sonu yok yanlızlığın..! / yanlızlığımın /

    Seninle doğmamışım ya seninle öleyim...
    Ben yalnız doğdum, yalnız ölürüm!

    Bitti! Biliyordum işte...İşte yine yalnızlara oynuyorum...
    Bıksam da, küssem de hayata, yinede yaşıyorum.Yaşamak zorundayım ,biliyorum...Kalbim buruk olsa da...

    Yalnızım işte...İtiraz etmiyorum...!Ben böyle de yaşıyorum...Sende yaşa...

    Kalbimde son elveda...

    ONARAMAZSIN ARTIK BENİ!
    Ellerim ellerindi,gözlerim gözlerinin...
    İkiye ayrılan hayatımızın,
    Yarısı senin...
    Yarısı da senin...

    Anladım...Sonu yok yanlızlığın..!

    sponsorlu bağlantılar
  26. 2006-12-27 #26
    DERYA

    Kendi kendime kaldığım zamanlarda
    O kadar benlesin ki
    Senle yaşıyorum sensizliğin çekilmezliğini
    O zaman yalandan da olsa
    Senin için gülümsesem
    Bir damla gözyaşı düşüyor içime
    Kimseler duymadan yankısını
    Birikiyor her an çoğalıyor
    Hissediyorum
    Ve ben bu deryada yüzemiyorum
    Boğuluyorum..

  27. 2006-12-28 #27
    Güneşi Uyandırmaktan Geliyorum!

    Uzun zamandır bu kadar heyecan taşımıyordum ruhumda. Gece tek tek söndürdüm yıldızları. Kan ter içinde kaldığıma bakma, güneşi uyandırmaktan geliyorum. Gittiğinden beri doğmamıştı şafağımda. Hep karanlığın gizeminde kaybetme nedenlerimi bulmaya çalıştım. Tuttuğum nefeslerim geldi aklıma. Kelimeleri susturmak için yutkunmalarım. Bakışlarıma düşmesin diye gün ışığı, gözlerimi yumardım. Dizlerimi bağlardım sana koşmamak için. Ellerimi dolardım kendime,Yakarmak istemiyordum seni Tanrı'dan. Olmayacak duaya amin dememeyi çoktan öğretti hayat. Beklentilerle hareket etmemeyi ve sadece susuyordum.Yapabildiğim en güzel ve bana ait en özel tavrımı takınıyordum sana.

    Sana ait güzeli - çirkini,iyiyi - kötüyü hazmediyor şimdi sevdam. Öğütüyorum duygumu. Belki adını koymak için, belki olan adından caymak için. Sana uzak kalıyorum. Bu, kendime yakın kılıyor beni. Kendimi mi senden çok seviyorum? Seni mi benden koruyorum? bilmiyorum, susuyorum...

    Kaçışlarım belki kendimden, belki bende ki senden...Tutsak kalmak istemiyorum duygulara.
    Çılgınlıklara karşı direnci yok bedenimin. Boşverdimciliği zaten öğrenmedim.

    Zaman su gibi akıp gidiyor hüzün birikintimden. Bir titreme beliriyor durgun sahillerim üzerinde. Düne kadar hep aynıydı gidişlerin. Beni bana, beni sensizliğe bırakışların. Dingin sularımda işkencelerim başlardı. Boğulduğumu zannederdim tenin yerine gözyaşımda. Kururdu sevdam pınarlarım boşaldıkça...

    Ne demem gerek şimdi...Nasıl şekillendirmeliyim elimdeki çamurdan hayatı...

    Bir su döküp temizlemek mi? ya da üstüme başıma bulanmasına izin mi vermeliyim ? Bu yüzden uyandırdım ya güneşi. Sensiz daha aydınlatsın diye yolumu, sadece sen için çarparken üşüyen yüreğimi ısıtsın diye... Geldiğim tozlu yolları arındırsın diye geceden.

    Dedim ya, içim içime sığmıyor diye. Çocukluğumu yaşamaya karar verdim bu sabah. Önce çamurdan heykeller yapmaya başladım .Gerçek hayattaki sanal yüzleri koydum .Sonra ruh vermek için sanalda ki gerçek yürekleri. Küçük arabalar yaptım, bir de oyuncak bir tren. Canımı acıtanları bindirip göndermek yada sıkılanın binip gitmesi için. Misketlerimi yuvarladım balıklara. İp atlattım kelebeklere. Topaç çevirir gibi çevirdim anılarımı. Pembe bulutları takıp yıldızlı değneğime pamuk helvalar yapıyorum çocukluğunu özleyenlere. Şimdi yola çıkıyorum... Sensiz doğan güneşin tadını çıkarmaya. Eminim ki bundan sonra da tüm yalnızlar için ben uyandıracağım güneşi...

  28. 2007-01-02 #28
    Önce çaresizlik çaldı kapıları
    Sonra yoksulluk
    Bütün âşina çehreler silindi aynalardan
    Bir anda boşaldı dünya
    Yapayalnız kaldık

    Tez tükendi umut ekmeği
    Bitiverdi suların hayali
    Çevirdik derin bir karanlığa gözlerimizi
    Sen ey büyük yalnızlık
    Bir sen terketmedin bizi

  29. 2007-01-05 #29
    Nasıl da çabucak bitiyor gün…
    Günler…
    Bir şey anlamadan…
    Hissetmeden…
    Uyanıyorum…
    Beyaz bir gün…
    Yatıyorum…
    Alacakaranlık…
    Sabah olsun diye uyuyorum…
    Yatayım diye geceyi bekliyorum…
    Dahası yok… Hep aynı…
    Ne istediğimi…
    Ne düşlediğimi…
    Neye küstüğümü ben de bilmiyorum…
    Ama küstüm…
    Fena küstüm…
    Beynimin içinde neler var?..
    Neden bu kadar yalınım?..
    Hiçbir türküye eşlik etmiyorum…
    Niçin?..
    Bilemiyorum…
    Bir anlık tebessümlerimi de yitirdim…
    Arkadaşlarım bir bir ana, baba oluyorlar…
    Ben artık bir "oğul" da istemiyorum…
    Adı "Deniz" olacaktı oysa…
    Sımsıkı tutacaktı avuç içine ancak sığan parmağımı…
    Sen kokacaktı…
    Ben kokacaktı "Deniz"…
    Yok…
    İstemiyorum…
    Yok…

    Hayat detaylarla dolu, ne de güzel bir şölendi…
    Hep böyle sürecekti sanki…
    Bitmeyecekti…
    Kalabalıktı…
    Renkliydi…
    Heyecan vardı…
    Pazar uykusu…
    Emek Kafe…
    Deniz kenarı…
    Gülüşün…
    Yastıkta iki çukur…
    Aşk vardı…
    Sen vardın…
    Bitti…
    Şölen bitti…
    Şimdi sadece sabah ve gece oluyor…
    Bir aydınlık… Bir karanlık…
    Bir karanlık… Bir aydınlık…
    O kadar…
    Dün de, bugün de, yarın da aynı…
    Çarşamba ya da Perşembe…
    Salı veya Cuma…
    Ne değişir?..
    ???…???
    Sıradan bir yalnızlık benimkisi…
    Kiminkinden farkı var?..
    Kelimelerden cümle kurma yeteneğim, benim yalnızlığımı sadece belgelenmiş
    bir "anı" yapar…
    Herkesinki gibi bir yalnızlık bu…
    Yangın yerinde hareket edememek gibi…
    Hiçbir teselliye boyun eğmeyen…
    Laftan, sözden anlamayan bir yalnızlık bu da…
    Asi…
    Onurlu…
    Ümitsiz…
    Hiç kimseninkinden farkı yok…
    Sabah ezanından hemen sonra…
    Durduk yere arabanın camını açıp…
    İstanbul'un tam ortasında, sesim kısılasıya geceye seni bağırmak…
    "O'nu seviyorum"u öfkeye dönüştürmek…
    Bu koca kente seni haykırmak…
    Dudaklarımın önce titremesi…
    Sonra gözlerimin dolması…
    En fazla ağlamak…
    Elimin ayağıma dolaşması…
    Salaklaşmak…
    Farklı mı yapar benim yalnızlığımı?..
    Duysaydın… Belki…
    Duymadın…
    Diğer yalnızlıklar gibi benimkisi de…
    Duyulmayan…
    Görülmeyen…
    Bilinmeyen…
    Umursanmayan…
    Sıradan bir yalnızlık…

    Seni özlediğimi anlamıyorum bazen…
    Hissetmiyorum…
    Belki de özlemiyorum…
    En çok kendime hasretim…
    İçime bu denli kaçmadığım…
    Pusmadığım…
    Mutluymuş gibi yapmadığım anlarımı özlüyorum…
    Seni uyandırmadan usulca sokulma planlarımı…
    Öylece uyuyuşunu seyretmeyi…
    Sokağında park edecek yer bulamamayı…
    "Bir aşağı sokak" ihtimalini özlüyorum…
    Sonbaharı özlüyorum…
    Sonbahar başlasa bir an evvel…
    Yetişebilsem…
    Yetiştirebilsem yalnızlığımı…
    İyi gelecek üşümek bana…
    İyi…
    <!-- / message --><!-- sig -->

  30. 2007-01-11 #30
    ÇAĞIR YÜREĞİMİ

    Unutmadım, unutamadım seni,o öldüren sevgini,
    Vazgeçmedim senden umudu kesmedim gözlerinden,
    Bekledim doğan güneşle, belki o getirir diye seni,
    Karanlıkta yıldızlara sordum, yoksa onlar mı getirirdi sevdiğimi.

    Durmadım,yılmadım kalbimden, kalbine duyurana kadar sevgimi,
    Bitiremedim, nefret etsem bile bu yok eden özlemi,
    Canımı yoluna verdim, yıkılmamak için savaştım, ah bir görsen beni,
    Ben seni sevdim, ben sana kaldım, yeter artık çağır şu yüreğimi.

    Elimden gelen sadece büyük bir haykırış,
    Umutsuz belki, bir ihtimal bile olmasa da bu yakarış,
    Neden bir tanem, neden, gelsen şimdi biter her acı yine kalplerde barış,
    Sevgiye senin ki, hadi bir kalp bağışla bana, sanadır bu yalvarış.

    Görmüyor musun bitiyorum sensiz, eriyorum bir mum gibi,
    Hadi ateş ol tekrar yak beni, hatırla hor görme geçen günleri,
    Boş kalmasın anılar kalmasın yaşanmışlığıyla, koparma içimden,
    Bitsin bu ayrılık, ellerimi tut yine sen değil misin ki yaşamımın tek sebebi.

    Koş tekrar benimle aynı hayallere, sımsıkı tut bırakma benim gibi,
    Ben seni tutarken kaybetmemek için, yakala hadi attım sana kalbimi,
    Gördün mü ışığı geleceği gösteriyor şimdi, ayrılmayan ikimizi, bitmeyecek sevgimizi,
    En güzel duyguların başladığı, senin bana gelen en saf halini.

    Anladın mı seni seven bir kalp var yeryüzünde, seni arayan,
    Buldun mu şimdi aradığını, yalnızlığın hain kollarında,
    Verdin mi kararını, uyandıracak mısın beni bu kötü rüyadan,
    Açacak mısın kollarını, yeniden ısıtacak mısın benimle varlığımı, yine her an.

    sponsorlu bağlantılar
  31. 2007-01-14 #31
    Sustum!

    Sustum!
    Ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
    kendimle konuşuyorum şimdi yalnız...
    yalnız yüreğimle dokunuyorum sesime
    kimse duymuyor...

    sustum
    sustu dudağımdaki şarkı, gözlerimdeki şiir
    yaraları yalayan rüzgar
    sokaklarında kahrolduğum şehir
    gözlerim konuşuyor yalnız!

    sustum!
    bin ah sürüp dudaklarıma
    ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
    sustu benimle deniz,
    sustu deli dalgalar, sustu martılar...
    umutlarımı sarıp rüzgarlara
    uzaklara savuruyorum her gece
    yıldız yapıp serpiyorum gökyüzüne
    kimse görmüyor...

    saçı ağarmış hayaller
    nemli kirpiklerle
    bulutlandığında gözlerim
    gökte şimşek olup çakıyorum
    kimse görmüyor...

    Sustum!
    tuz basıp yaralarıma!
    sustum
    içinde volkanlar taşıyan bir derviş gibi
    yaslanıp yalnızlığın duvarına
    gül döküp kalabalıklara
    kimsesiz geziyorum gönül ülkemi her gece
    kimse bilmiyor...

    sustum!
    tam sevdiğimi haykıracaktım ki, sustum
    sustu benimle gök, sustu dağ, sustu toprak
    acılar konuşuyor şimdi yalnız
    yaralı gönlümün sızıları konuşuyor
    tutup öldürüyorum içimdeki sevdaları bir bir
    atıyorum uçurumlardan
    kimse görmüyor

    sustum!
    saçlarını kokluyorum rüzgarların
    dudaklarından öpüyorum hayatı
    içimde incecik bir sevgi ürperiyor
    sarı hüzünler dökülüyor gönül bahçeme
    gelmiyor beklediğim bahar
    yaralar merhem tutmuyor
    gözyaşı olup dökülüyorum kaldırımlara
    mendil silmiyor
    yağmur dinmiyor
    sevdiğim bilmiyor

    sustum
    tam acılarımı haykıracaktım ki, sustum
    sustu benimle sarı sabır, sustu hasret, sustu zaman
    sustum
    yalnız gözlerimle dokunuyorum hayata
    kimse duymuyor

    sustum!
    İçimdeki dalgalar kabardıkça volkanlar gibi
    sustum
    sustu dudaklarım, sustu gözyaşlarım
    sustu gözlerimdeki şiir
    gönlümdeki nehir
    bulutlar haykırdı isyanımı
    şimşekler haykırdı
    sadece ben duydum
    sadece ben

    ey beşiğini sallayıp boğduğum hayat
    ey kucağımda büyütüp öldürdüğüm sevgi
    yaralar merhem tutmuyor
    geceler avutmuyor
    ben sustum
    acılarım konuşuyor yalnız
    yaralı gönlümün sızıları konuşuyor

    ben sustum!
    susmuyor yüreğimi kavuran kasırga
    pencereme vuran yağmur damlaları
    susmuyor her gece dışarda inleyen rüzgar
    bahar gelmiyor
    kuşlar sevinmiyor
    yıldızlar küs
    ay üzgün
    güneş doğmuyor
    acılar dinmiyor
    içimde binlerce şiir kanıyor her gece
    kimse bilmiyor

    sustum!
    sustu benimle sarı sabır, sustu hasret,
    sustu hayat, sustu zaman
    acılar konuşuyor yalnız
    acılarım konuşuyor
    kimse duymuyor...
    duymuyor...
    duymu...
    duy...


    Nuri CAN


  32. 2007-01-17 #32
    NE SEN NE BEN

    SIMDI GERI DÖNÜSÜ OLMAYAN BIR YOLDAYIM
    ICIM HEP SENDEN YANA OLSADA
    ICIM HEP KAN AGLASADA
    BIR TARAFIM ASLA DER GIBI
    BÖLER BENI IKIYE
    AN GELIR HAYKIRMAK ISTERIM SENI DELI G&#221;B&#221; SEVD&#221;&#208;IM&#221;
    HALA UNUTAMADIGIMI
    AN GELIR YAPTIKLARIN GEÇER GÖZÜMÜN ÖNÜNDEN FILM SERIDI GIBI
    SU AN NE YAPTIGINI BILMEM, DUYMAM, GÖRMEM
    SORARIM KENDIME
    BEN ONA BIR SEYLER YAZARKEN
    ACABA GELIR MIYIM AKLINA
    O DA BENIM GIBI ÇARELER ARAR MI
    HER TELEFON ÇALISINDA ICI ACIR MI
    BENZETIR MI BASKALARINI BANA
    BENIM ONU BENZETTIGIM GIBI
    ARTIK GERI DÖNÜS YOK BILIRIM
    EKSIKLIGINI HISSETSEMDE
    ÖZLEMEYI SAYENDE ÇOK IYI BILSEMDE
    UNUTMAK YERINE ISTEMEDEN, ÇARESIZCE KABULLENSEMDE
    BILIRIM ARTIK ÇOK GEÇ
    NE SEN DÖNEBILIRSIN GERI NE DE BEN GEL DIYEBILIRIM SANA

  33. 2007-01-21 #33
    Ben Seni Sensiz Sevdim

    Ben seni severken
    Sen yanımda yoktun ki!
    Ben seni özlerken
    Sen bilmiyordun ki!
    Ben seni sensiz sevdim...
    Sen yokken bakışların vardı
    Beynime kazınmış
    Nereye baksam oradaydılar,
    Ben seni sensiz sevdim..
    Göremesem de, rüyamdaydın,
    Sevmesen de, kalbimin derinliklerindeydin
    Ve kimse seni oradan çıkaramayacak.
    Sen bile!
    Ben seni sensiz sevdim...
    Sen olmasan da, hayalin vardı,
    Sen olmasan da, şarkılar vardı;
    Seni hatırlatan...
    Sen olmasan da, her dakika aklımdaydın.
    Ben seni sensiz sevdim...
    Sen olmasan da,yıldızlar vardı,
    Sen olmasan da,bulutlar vardı,
    Sen olmasan da,günbatımları vardı,
    Sen olmasan da,denizler vardı...
    Ben seni sensiz sevdim...
    Aslında sen hep vardın,
    Aynı şehirde,aynı sokakta,
    “Ben sevdanın oturduğu sokakta oturuyorum”ama;
    Ben seni sensiz sevdim...
    Ne olurdu sende beni sevseydin?
    Ne olurdu bu kadar gözyaşı dökmeseydim?
    Ama inanıyorum ki sen uyandıracaksın beni,
    Hani kıyamet koptuğunda...
    Ben seni sensiz sevdim...
    Neden sevdim bilmiyorum ama çok sevdim!!!

  34. 2007-01-23 #34
    Yalnizlik!... Birakma Beni!...

    Merhaba yalnızlık, bana vereceğin boş odan var mı
    İnsanlara bakıyorum da onlar nerde, ben nerdeyim
    Umutlarımın yaşadığı yerler, yanındaki mezar mı
    Sevdiğim de çekip gitti ya, önü alınmaz kederdeyim!...

    Ayrılığa alışmaya çalışırken nerden çıktı bu karanlık
    Geçtiğim çölllerde bilmediğim bir ürpertiyle üşüyorum
    Sular çekildi, kumlar kaldı yerinde, neden bu buhranlık
    Tutunduğum son dal da kırıldı, bak, hâyâl kuyusuna düşüyorum...

    Oldu mu şimdi vedalaşmadan terkedip gidiyorsun
    Takvimler yalan söylemez, onlara sor beni
    Sebepsiz yere yalan hücresine mahkum ediyorsun
    Daha ölmeden giydiriyorsun genç yaşta kefeni!...

    Kalemin yazdığı; yalnızlık ırmağında bir damla su
    Çile defterine kapat sözlerimi, senin olsun
    Elbet biter bu boş yakarışların o derin uykusu
    O zamanlar seni bunca seveni zor bulursun!...

    Aşk, hasret, dostluk... mevsiminde yaşandı bunca azap
    Mutluluk cefa ile düelloda, ölüme ok yakın
    Klabimde kapanmayan bir yara var, hem de som ızdırap
    Bari son nefesimi verirken kalbimi rahat bırakın!...

    Bugün boş kalan hâyâllerim, yalnızlığım.. başucumda
    Geçmişin tozlu sayfalarına gömdüm seni, ÖLENE KADAR
    Gerçek idam hükmünü yazıyor, insanları sevmem suçunda
    İnecek var şöfer bey, galiba yolumuz buraya kadar!...

    GÖZLERİMİN İÇİNE BAKIP "AFFETTİM" DEMEYEKSEN
    GURURUN VE YALNIZLIĞINLA SENİ BAŞBAŞA BIRAKIYORUM...

    ELBET KALMAZ BU DÜZEN, BU HAYAT BÖYLE
    ÖMÜR: İKİ KAPILI BİR HAN, SEVMİYORSAN DA SÖYLE!...

  35. 2007-01-27 #35
    Kırgınım…
    Kime olduğunu, neye olduğunu bilmeden kırgınım…
    Belki hayata, belki kendime kırgınım sadece…

    Kırgınım…
    Yüreğim bir yanardağ gibi kaynayarak yanarken,
    Nasıl oluyor da bir buz dağı oluveriyorum bir anda…

    Kırgınım…
    İçim sevgi ile kavrulurken neden böyle yıkıcı,
    Parçalayıcı oluyorum…
    En çok sevdiğim varlıkları biranda kırıp,
    Un ufak ediyorum…

    Kırgınım…
    Öfkeme, tat almayan yüreğime,
    Sevmenin, sevilmenin değerini bilmeyen
    Kalbime…

    Kırgınım…
    Yeşilin huzurunu, mavinin derinliğini,
    Görmeyen gözlerime...
    Kuşların nidasını işitmeyen kulaklarıma
    Kırgınım…

    Kırgınım…
    Mantığımla kalbimin arasında gidip gelen
    Benliğime…

    Kırgınım…
    Sonuçlandıramadığım sevgilerime,
    Sarılmaya korktuğum sevgililerime…

    Kırgınım çok kırgınım,
    Beceriksizliğime, korkaklığıma,
    Kırgınım…
    Beklide bir hayalden ibaret oluşuma…

    sponsorlu bağlantılar
  36. 2007-01-31 #36
    Yalnızlık Paylaşılmaz

    Yalnızlık, yaşamda bir an,
    Hep yeniden başlayan...
    Dışından anlaşılmaz.

    Ya da kocaman bir yalan,
    Kovdukça kovalayan...
    Paylaşılmaz.

    Bir düşün'de beni sana ayıran
    Yalnızlık
    Paylaşılsa yalnızlık olmaz.



    ÖZDEMİR ASAF

  37. 2007-01-31 #37
    Yalnızlık İstasyonunda Bir Gün

    Bir sonbahar akşamının yalnızlığında
    Yapraklar kızıla dönerken
    Paltoma sarınmış seni bekliyorum,
    Bu ürkek tren istasyonunda.
    Ama sen gelmiyorsun
    Uzaklara kaçıyor,benden ayrılıyorsun.
    Belirsizlikler içinde bir yoldayım
    İntihar fikrini okşamaya çekiniyorum
    Siren seslerini duyuyor gibiyim.
    Tutmayan dizlerimi kıpırdamaya zorluyorum
    Bir iki adım atıyorum,sonra dönüp
    Tekrar arkama bakıyorum.
    Belki bu defasında ordasındır umuduyla
    Ama nargile hayallerden ne fayda gelir ki
    Onlar sadece beni zehirliyor.
    Gitgide ölüyorum,çöküyorum..
    Fakat senin hiç haberin yok bunlardan
    Ne zaman sana gelsem sen gitmiş oluyorsun..
    Belki dışardan çok güçlü görünüyor olabilirim.
    Omuzlarım dik duruyor olabilir..
    Ama güçlü değilim aksine acılara tutunuyorum
    Tutunmak zor olsa bile
    Kayıp gitsem ne farkeder ki?
    İnsanlar bu tren istasyonunda bekleyen
    Zavallı,paltolu genç kıza bakıyor
    Kimisi boş kimisi derin bakışlarla
    Oysa benim hiç işim olmaz onlarla
    Derdimi bana hediye etmediler ki
    Ve gece karanlık yıldızları yüzüne takarken
    Yine bir ömür harcamış olarak
    İstasyonun sesini son kez duyduğumu sanarak eve dönüyorum
    Ama orda da olmuyorsun, oturup aglıyorum..

  38. 2007-02-01 #38
    Aç kapıyı yalnızlık, ben geldim
    Hayır, ağlamadım, gözlerim yaşlı değil.
    Cephedeydim, kurtaramadım yenilmekliği.

    Morarmış, çatlamış ellerim soğuktan görmüyor musun?
    Varsa sıcak bir çorba getir bana, tuzlu
    Yoksa uğraşma, aç değilim.
    Saat yok duvarlarda, o kadar yalın yaşamak
    Günışığı da yok, karanlık ruhun gibi yakın sana...

    Yalnızlık kapat kapıyı!
    Şuraya, şu soğuk taşların üzerine bir yatak ser bana.
    Uyumak istiyorum,
    Unutmak istiyorum,
    Unutulmak istiyorum...

  39. 2007-02-02 #39
    Sana ve Hayata..

    Bugün de yalnız merhaba dedim doğan güneşe
    Şöyle derin bir nefes çektim içime
    Kokundan eser kalmış mı diye
    Yok be gültanem
    Ne kokundan ne de senden bir eser kalmamış
    Ne de çabuk unutmuş seni bu kahpe şehir
    Ne de çabuk harcamış kokunu
    Çiçeklerimizi suladım
    Bunlar neden boyunları büktüler hiç anlamadım
    Oysa hergün sularını veriyorum
    Konuşuyorum da..
    Yok bunlarda benim gibi seni özlediler...
    Masada ki resminle konuştum yine
    Senin gibi o da bana hiç birşeyin cevabını vermiyor
    Bu cevabını bulamadığım sorular bir gün beni
    Sonra da seni deli edecek
    Gün çabuk bitti yine
    Güneş sensiz doğumundan huzursuz veda ediyor
    Acaba ben ne zaman veda edeceğim
    Sana ve hayata...

  40. 2007-02-04 #40
    ELLERİM BURADA

    Sen yoktun,geceyi bin yıldıza bölerdim.Uykuyu kendime haram ederdim.Yorgun
    sabahlara,güneşsiz yarınlara uyanırdı hergün yüreğim.Kima sorsam bilmezdi
    seni.Öfkem onlara değil hep kendimeydi. Ağlamaksa içe akıtılan gözyaşı,kimse
    göremezdi....
    Her yağmur yağışında bu kente, damla damla düşerdi özlem.ıslanmak değildi
    beni kotkutan, o damlalarla boğulmaktı.Yokluğun beni boğardı.Öyle zordu ki
    dayanmak,sensiz geçen her dakika yüreğime çözülmeyecek bir düğüm
    atardı.Sıkılırdım bunalırdım da,isyan bile edemezdim,sesim çıkmazdı.
    Beni umursar mıydın,böylesine acı çekmemi anlarmıydın bilmiyorum.Yoktun
    çünkü, olsaydın ben böylesine acı çekmezdim ki... Olsaydın özlemek denen
    şeyin bu kadar zor olduğunu bilmezdim ki... Ah sevgilim neden yanımda
    değilsin ki..
    Sahi nasıl gitmiştin sen ?Niye gitmiştin ?yıldızlara yazdığımız sevda
    bitmişmiydi ?Maviye yüklediğimiz aşk tükenmişmiydi ?Kimdi seni çağıran
    yanına ?Bir bulsam cevabını bu soruların... Çaresizlik diye birşey varmış
    hayatta ve ben bunu yeni öğreniyorum.
    Bazen kendimle savaşıyorum,seni sevmekten kurtulayım diye.Öylesine karmaşık
    bir denklemki bu... Seni sevmekten kurtulamazsam benliğimi yitireceğim.Ben
    ben olmaktan çıkacağım biliyorum.Kurtulmayı başarırsam yüreğimdeki boşluğu
    nasıl dolduracağım peki ?
    Sensizliği yaşamaya alışmaktan da korkuyorum.Sensiz olmaya alıştıktan sonra
    ,birgün çıkıp gelsen,seninle yeniden birlikte olmayı beceremem diye
    korkuyorum.Bir çözümü olmalı bu işin.Var biliyorum;ama,ben bulamıyorum.
    Sevgilim,gitmeseydin,en tutkulu aşkın,en koyu sevdanın,en güzel masalın
    kahramanı olacaktın.Ben seni sevecektim,hiç bitmeyen bir aşkla. Hep sana
    bakacaktım,hiç yorulmadan.Hep sana dokunacaktım,hiç bıkmadan.
    Ayaktayım ve taşıyorum.Özleme,çaresizliğe,vefasızlığa, ve tek başıma
    taşıdığım bu aşka ragmen yaşıyorum.Geleceğe dair umudumu yitirmedim
    henüz.Şimdi neredeysen başını gökyüzüne çevir ve en parlak yıldıza bak...
    İşte oradayım ben,seni izliyorum.Hala yüreğindeysem,hala bana dair özlem
    varsa içinde ,hala aşkı yaşatıyorsan gönlünde... Sevgilim orada durma bak
    ellerim burada...
    Mehmet COŞKUNDENİZ

    sponsorlu bağlantılar
  41. 2007-02-04 #41
    Yalnızsan Eğer

    hayatın devraldığı
    sessiz bir özsudur acı
    birikir yüreğinin kıvrımlarında
    ve ağar gözlerine ağır ağır
    bulutlar yere inmiştir artık
    ya da gurbettesindir
    unutma

    bir hayalet gibi kapındadır
    yalnızlık denen şey
    ufkun kararabilir birden
    için çölleşebilir
    kaçışın bile bir adımdır
    ya da dönüşündür kendine
    unutma

    Her sayfası kederle kararan
    bir hüzün defterine döner günler
    ve her sabah merhaba hüzün
    merhaba yalnızlık
    diyerek başlarsın hayata
    ama hayat bağışlamayacaktır seni
    unutma

    Üstelik günlüğü yoktur hüznün
    hiç bir zaman da tutulmayacaktır
    serüvenlerin yorgun yeniği
    elleri titreyen yaşlı bir kadındır hüzün
    ya da hasta bir tanıdıktır ancak
    hepsi o kadar
    unutma...

  42. 2007-02-05 #42
    Yalnızlığım benim kimsesizliğim umarsızlığım
    ıssız kentlerde kederli sürgünlüğüm
    sabahsızlığım benim korkunç depresyonum
    kalabalıklar ortasında üryan kalmışlığım
    horlanmışlığım dışlanmışlığım örselenmişliğim
    dağ başlarında umarsızca ağlamışlığım
    yalnızlığım benim tükenmişliğim
    korkunç celladım her gün yıkılmışlığım
    yavan gündüzlerim cinnet gecelerim aniden yaşlanmışlığım
    her gün yeniden yavaş yavaş ölmüşlüğüm
    tüketen ve kan ağlatan yalnızlığım ürkek celladım
    dalgınlığım daralmışlığım çıkmaz sokaklarım melankolim
    devleşen azgınlaşan korkunç yalnızlığım benim
    kanserim habis urum hüzünlü yalnızlığım
    korkunç celladım ölümüm benim
    yalnızlığım.... yalnızlığım benim.

  43. 2007-02-09 #43
    Yalnızlığı Denemek

    Karanlığın insanı delirten bir ihtişamı vardır
    Yıldızlar aydınlık fikirler gibi havada salkım salkım
    Bu gece dağ başları kadar yalnızım

    Çiçekler damlıyor gecenin parmaklarından
    Dudaklarımda eski bir mektep türküsü
    Karanlıkta sana doğru uzanmış ellerim
    Gözlerim gözlerini arıyor durmadan
    Nerdesin?

  44. 2007-02-09 #44
    YalnızlıklarYeşertiyorum
    Gecenin karanlığı tünerken saçlarıma
    Boyası yitik bir ressamın fırçası gibi
    Ayaklarım yorgunluğumu çiziyor kaldırımlara.
    Hıçkırarak bulutlar ağlıyor
    Islanıyor saçlarımdaki karanlık
    Sığınıyorum bir durak saçağı dibine
    Titreyen parmaklarım yüzümde geziniyor
    Sanki kanunun hüzünlü tellerinde...
    Küf kokulu gecelere
    Şiirler yazıyor yüreğim
    Bir çay tadında hayallerimi içiyorum
    Koyu karanlıkta damla damla mısralarım düşüyor
    Gem vuruyorum duygularıma ağlamamak için
    Sevgimi mumyalayıp gömüyorum
    El deymemiş yalnızlıklar yeşertiyorum
    Yüreğimin en saf yerinde...


  45. 2007-02-12 #45
    Bavulları hep toplu durmalı insanın...

    Bir gün telefonların hiç çalmayabileceği hesaplanmalı...

    Tül perde arkasından misafir yolu gözlemekten vaz&#173;geçmeli...

    İhanetlere, terkedilmelere, bir başına bırakılmalara hazırlıklı olmalı...

    Yalnızlığa alışmalı...



    * * *



    Çünkü "omuz omuza" günlerin vakti geçti. Dayanışma... günümüz borsasının değer kaybeden hisse senet&#173;lerinden biri artık...

    Bireyin keşif çağı, geride kı&#173;rık dökük yalnızlıklar bıraktı.

    Terörün bile bireyselleştiği çağdayız. Zaman, birlikten kuvvet doğurma zamanı değil; zaman, tek başına dimdik ayakta kalabilmeyi becerme zamanıdır.



    * * *



    İşte o yüzden alışmalı yalnız&#173;lığa...

    Sokaklar dolusu ıssızlıkla başbaşa yaşamayı göze almalı insan... Güvendiği dağlardaki karlara bakıp ders çıkarmalı... Hüzünlü bir şarkıyla paylaşı&#173;lan gecelerde başını dayayacak bir omuz arama huylarından vazgeçmeli... Sofrada tek tabağa, tabakta az yemeğe alışmalı...

    Romanlardan yalnızlığı yücelten paragraflar asmalı evin en görünür duvarlarına...

    "Yalnızlık paylaşılmaz/ Paylaşılsa yalnızlık olmaz" dizeleriyle başlamalı güne...

    Telesekretere "şu anda size cevap verebilecek kim&#173;se yok" denmeli, "... belki de hiçbir zaman olmaya&#173;cak..."

    Cevapsızlığa, sessizliğe ısınmalı...



    * * *



    Oysa sessizlik haksızlığa alkıştır.

    Haklılığın onuru yaşatır insanı... Susmanın utancı öldürür.

    O yüzden en sessiz gecelerde ''doğruydu, yaptım"la teselli bulmalı insan...

    Feryada komşuların yetişmemesine, soğuk duvar diplerinde sessizce ağlaşmaya alışmalı... Kendiyle he&#173;saplaşmaya çalışmalı...

    Gece yastıkla ağlaşmaya, sabah aynayla gülüşmeye, kendiyle hüzünlenip, kendiyle keyiflenmeye hazır ol&#173;malı...

    Hep başını alıp gidebilecek kadar cesur, ama hep kalıp savaşacakmış kadar gözüpek olabilmeli...

    Sessizliği, sese dönüştürebilmeli...



    * * *



    Ve sırt çantasını her daim hazır tutmalı insan...

    Yollarla barışmalı...

    Yalnızlığa alışmalı...


    sponsorlu bağlantılar
  46. 2007-02-12 #46
    Adını koyamadım yalnızlığımın

    Islak ve dar sokaklarda yaşardım yalnızlığı
    Ve o zaman aklıma gelmezdi ağaracağı saçlarımın.
    Babamı kaybettiğimde yaşamıştım ilk acımı
    Daha sonra ise seni sevdiğimde.
    Bilmezdim ki ayrılığının
    Ölümün yansıması olacağını yüreğimde.
    Ben umutlarıma ip bağlayıp salmıştım gökyüzüne
    Küçük bir uçurtmanın kanatlarında sana gelmiştim.
    Rüzgarsız havalara alışıktım ben
    Fırtınana yenildim...

    Sen deli bir kısrak, ben isimsiz kahraman
    Nasıl da sevmişim seni anlayamadım.
    Bir bir kaybettim güzelliklerini
    Gözlerime yaşlar doldu ağlayamadım.

    Sevdalarımı isimsiz bir limana boşalttım
    Ve uğruna döktüğüm göz yaşlarımdan
    Küçük küçük denizler yaptım...
    Kulak asmadım yalnızlığıma
    Kulak asmadım acılarıma
    Ben hep seni gözyaşımda yaşattım...

    Adını koyamadım yalnızlığımın
    Sevda dedim ben bu karamsarlığa
    Hiç bestelenmeyecek şiirler yazdım sana
    Hiç söylenmeyecek şarkılar yaptım.
    Bir tarafını aldırdım kalbimin
    Bir tarafını sana bıraktım...

    Mühürlenmiş gözlerimin dermanı sendin.
    Her nereye baksam seni görürüm.
    Gözlerin idam sehpası olmuş
    Hasretin çöreklenmiş bağrımın ortasında
    Çek git sevdiğim ne olacak sonunda
    Ya beni öldürürsün, yada ölürüm

    Issız sokaklarda sabaha karşı
    Ezanlar yükseliyor minarelerden.
    Yüzüm kabeye dönük, dilimde dualarım
    Rabbimden seni istiyorum ben
    Öksüz bıraktığın yüreğime dön
    Gel ey gönlümün mihrabı yeniden...

  47. 2007-02-14 #47
    Yalnızım Yalnızsın Yalnızız
    kimse içimdeki boşluğu görmüyor
    bir adresi yitirmek neler hissettirir insana
    kalp atışlarından uzak olmak
    soluğunda duyamamak mevsimleri, düşünmüyor

    çok şey bilmenin hoş karşılanmadığı zamanlardayız
    ciddiye alınmıyor sorularımız
    gün afrikalı kalmaya kararlı
    bu dünyadan olmamak da yetmiyor

    ve siz geliyorsunuz, sarı elbisenizle bir silüet
    hayatımdaki eksikleri gösteriyorsunuz
    küçülüp silikleşiyorum, hafifliyor bedenim
    yalnızlığım dağılıp çoğalıyor sesinizde

    ben artık sadece kuşların şarkısını dinliyorum ...

  48. 2007-02-15 #48


    Gece yalnızlık demektir çoğu zaman
    Ve benim çığ gibi büyür içimde korkular
    Henüz zincire vurulmamış,
    Kanatılmamış bir aşk taşırım cebimde
    Tenimde hala kurumamış
    En sağanak sevişmelerin özleminde

    Gözlerinde ıslanırım....

    Gece yalnızlık demektir
    Seni istemektir çoğu zaman
    Dokunmadan, usulca sevişmektir...
    Kör kütük, ayık bir zaman
    İçmeden sarhoş olurum ya tenine
    Yarım kalan sek bir öpüş
    Yorgun bir dokunuş niyetine

    Sana uslanırım....

    Gece yalnızlık demektir
    En kalabalık caddede yürümektir
    Kızmadan, bağırıp çağırmadan....
    En saçma gerçeklerin arasından
    En sahici yalanı sevebilmektir....
    Bir adam geçer yanımdan
    Sokağında kaybolur
    Nedendir bilmem
    İçim burkulur...

    Seni kıskanırım.........

  49. 2007-02-22 #49
    Gül, Sonbahar, Sonra

    Bir alev-gül baygın dudaklarında
    Düş düş...
    Yalnızlık ormanları kuytu
    Bütün masallar büyümüş...

    Oltalarda mercan balıklar
    Yalnızlık denizleri, derin...
    Düşünüyorum, kuytu odalarda
    Bir güle uzanıyor ellerin...

    Bir damla yaş gibi sıcacık
    Bakışlarında eylül bahçeleri...
    Bir gül gibi topluyorum usulca
    Uykusuz geceleri...

    Bir gül yaprağısın uzakta
    Hayal gibi yok musun, var mısın?
    Yalnızım, dertliyim, çaresizim
    Duyar mısın?

  50. 2007-03-16 #50



    Yalnız*


    Yalnızdım bir an kadar
    Ve bir sonbahar kadar ani
    Bir o kadardı zaman,
    Gecenin bir vakti…

    Yalnız bir mavi
    Yalnız bir gemi
    Ve bir dalga kadar ani
    Kıyıya çarpar,
    Gözlerinin rengi

    Yalnız sokak lambaları
    Yalnızdı sokak kedileri
    Karanlık kadar vahim
    Bu şehirde yalınız,
    Şehrin dilencileri

    Yalnız aşk
    Yalnız sevgili
    Bir firavun kadar zalim
    Ölüm kadar yalınız,
    Onca sevmelerim

    Yalnız bahar
    Yalnız bir çiçek
    Bir gün kadar ki faslı
    Bülbül gibi yalınız,
    Zikredişleri


    sponsorlu bağlantılar
  51. 2007-03-19 #51
    Ben hep yalnızlıklarımda düştüm.

    Yanlışlarım, yalnızlıklarımdan bana kaldı.
    Yalnızlıklarımda katmerli burukluklarda yatılı kaldım.
    Yalnızlıklarımda en çok dizlerime sarıldım.
    Pencereye bi daha yapıştım.
    Yalnızken, rüzgara yenik düştü tabelalarım.
    Sağ elimin boş olduğu zamanlar ayağım kaydı.
    Ben hep yalnızlıklarımda düştüm.

    Yanlış insanları hep yalnızken gördüm.
    Yanlış söylemlerim hep yalnızken çıktı ağzımdan
    Yalnızken duruşumda eksiklik oldu.
    Yalnızken yan bastım.
    Yalnızken izbe sokaklarda dolaştım.
    Çamuru yalnızken tanıdı ayaklarım.
    Ben hep yalnızlıklarımda düştüm.

    Yalnızlıklarımda telefonumu tekmeledim.
    Yalnızlıklarımda gözlerim güz baktı.
    Yalnızlıklarımda yüreğimi yok saydım.
    Yalnızlıklarımda insanları sokaklardan çaldılar.
    Yalnızlıklarımda lambalarım söndü.
    Yalnızlıklarımda tökezledim.
    Ben hep
    Ben hep yalnızlıklarımda düştüm.

  52. 2007-03-30 #52
    268 - Yalnızlığıma.. - Duygusal Şiirler ve Resimler

    AĞLADIM



    Hüzün yıldızları parlıyor bugün gökyüzünde,
    Bu gece yine için için yanıyorum,
    Oturmuş seni düşünüp ağlıyorum,
    Seni, gidişini, sevişini, herşeyini...
    Unutamıyor işte seni şu yaralı kalbim,
    Yaptıklarını hatırlayıp, pişman oluyor...
    Seni düşünüyorum bu gece, karanlık gökyüzünde...
    Simsiyah gökyüzünde parlayan yıldızları seyrediyorum,
    Onları sana benzetiyorum,
    Kararmış kalbimin bir kenarında yanan meşale misali...
    Dedim ya, seni düşünüyorum bu gece,
    Beni sevdiğini, bana nasıl baktığını, bana nasıl güldüğünü,
    Ellerimi nasıl tuttuğunu, ellerini nasıl tuttuğumu,
    Büyüyen bir ateş gibi sevgimizin nasıl çoğaldığını
    Ve birgün ansızın bırakıp gidişini...
    Son vedanı hatırlıyorum, gözlerime ağlarcasına baktığını,
    Gözlerini kalbime gömdüğünü hatırlıyorum,
    Bir daha çıkamasın diye...
    Çıkamadılar zaten kalbimden gözlerin,
    Ölüler dirilirler mi ki gömülenler çıksın, gitsin?
    Gittin son bir veda ile gözü yaşlı,
    Elimde kolyen, ardından dakikalarca baktım, ağlamaklı,
    Sıkıldım, üzüldüm, perişan oldum ama ağlamadım...
    Ağlayamadım, engel oldu gururum, engel oldu aşkım,
    Uzaklara gittin, belki birdaha asla geri dönmemecesine,
    Özledim seni deliler gibi, özlüyorum hala...
    Sen bir yerde ben bir yerde, yinede sönmedi sevgimiz,
    Aksine çoğaldı dağlar gibi oldu hasretimiz...
    Hep seni hayal eder, hep seni düşünürdüm,
    Sesini duyunca yaşar, duyamayınca ölürdüm,
    Aradın beni aylarca bir sevgi uğruna,
    Ne yazık ki, ihmal edildin bir hata uğruna,
    Kırıldın, ağladın, affettin ama hep sevdin,
    Beni sevdin gülüm beni, kalbi kırık bir vefasızı,
    Yine ihmal edildin yine unutuldun bir hiç uğruna,
    Yine kırıldın, yine ağladın, yine affettin...
    Bir daha unutuldun, sevdanla başbaşa bırakıldın,
    Yine kırıldın, yine ağladın ama bu sefer affetmedin...
    Sevdiğini en mutlu gününde öldürdün,
    Ve ardına bakmadan gittin...
    Beni benle başbaşa bıraktın, yıkıldım, üzüldüm, kırıldım...
    Senden ayrılınca kaldım çaresiz, sevgisiz ve birde sensiz,
    Hep sensizdim zaten ama şimdiki kadar asla değil...
    Parçalanmış bir kalbe sahip oldun mu sen hiç?
    Parça parça edilmiş, yıkık ve virane,
    Bir o kadarda vefasız...
    Önceleri üzüldüm, yıkıldım ama asla ağlamadım...
    Geldi geçti deyip senide gözlerin gibi kalbime gömdüm...
    Unuttum dedim, unutacağım dedim,
    Unutamıyorum dedim, UNUTMAM dedim...
    Önce gözlerin sonra sen çıktın kalbimden,
    Bir vicdan azabıdır başladı ölü yüreğimde,
    Hiçbir şey kalmadı, senden başka kalbimde,
    Hatıraların, gözlerin ve sözlerin...
    Şiirlerini getirdiler bana,
    Beni öldüren şiirlerini...
    Vefasız dediğini duydum, yıkıldım,
    Düşündüm seni gecelerce daima tek başıma,
    Şiirlerin öldürdü, hasretin yaktı yüreğimi,
    Kırıldım, üzüldüm, yıkıldım ve en sonunda ağladım...
    3 kişi ağladık sana; ben, kalbim ve gözlerim...
    Sana yandım, seni sevdim, seni hatırladım heryerde...
    Belki birgün sesini duyarım umuduyla
    Telefon bekledim günlerce,
    Telefon gelmeyip sesine hasret kalınca
    Ağladım ağladım,
    Sana yaptıklarımı ancak o zaman anladım...
    Duydum ki kalbini vermemişsin kimseye,
    Olurda içinde görürler beni diye...
    Benim kalbimide istediler, ama vermedim kimseye,
    Olurda içinde seni görürler diye...
    Gökyüzü yıldızlar ile doluydu, ben hep seni düşünürken,
    Hüzün yıldızları koydum adlarını, seni hatırlatıyorlar diye,
    Aynı onlar gibi sende benden çok uzaklardaydın,
    Hep göz kırpardın uzaktan, sessizce,
    Bense hep seni bekledim kırık kalbim, yaşlı gözlerimle...
    Bazen hayallere dalıyorum, seni düşünüp ağlıyorum,
    Seni ve sevgini arıyorum hep kalbimde...
    Düşmüyor adın hiç dilimden,
    Öleceğim gülüm bir gün ben,
    Senin sevginden, senin derdinden...
    Bir gün göreceğim yine belki seni,
    Seni, beni unutmuş, benim olmayan seni...
    İşte o an aşkımın gözyaşlarını hatırlayacağım,
    Ve yine bir köşeye oturup ağlayacağım...
    Yemin ettim senin üstüne sevmeyim başkasını diye,
    Ve heryerde, her zaman tekrarlıyorum yeminimi;
    Seni unutmam için öldürseler bile,
    Karşılık olarak dünyayı verseler bile,
    Darağacı kurup idam etseler bile,
    Senden başkasını asla sevmeyeceğim.

  53. 2007-04-04 #53
    198 - Yalnızlığıma.. - Duygusal Şiirler ve Resimler

    Seni düşünüyorum yine,
    Bir güneşin karanlığında,
    Ömrümün en kısa yolunda,
    En uzun yolculuğu yaparken,
    Seni düşünüyorum yine,

    Seni düşünüyorum yine,
    Doğacak güneşi umutsuzca beklerken ve ölü,
    Yatağımın baş ucunda düşüncelerim;
    Seni ve sevdamızı ararken,
    Seni düşünüyorum yine,

    Seni düşünüyorum yine,
    Ben ve sadece umutlarım,
    Hiç sonu olmayan bir yolda,
    Sana ulaşamayacağımı bile bile,
    Seni düşünüyorum yine,

    Seni düşünüyorum yine,
    Umutlarımı çorak topraklarda,
    Onları duygularımla sularken,
    Yeşermeyeceğini bile bile
    Seni düşünüyorum yine,

    Seni düşünüyorum yine,
    Çünkü sen ben yaşadıkça varsın,
    Sen var oldukça ben düşüneceğim,
    Ben düşündükçe seni seveceğim,
    Seni düşünüyorum yine.

  54. 2007-04-05 #54
    260 - Yalnızlığıma.. - Duygusal Şiirler ve Resimler

    Merhaba dost yalnızlığım,
    Hoş geldin sefalar getirdin gönül evime.
    Buyur geç her zamanki yerine,sana yüreğimin sıcaklığını almış bir fincan kahve ikram edeyim.
    İçine şeker yerine dostluğunu,süt yerine sohbetini koyayım.
    Neler gördük seninle, neler yaşadık yalnızlığım!
    İhanet hırkasını sırtına geçirmiş ne dost yüzleri tanıdık.
    Bilmedik,bilemedik yalnızlığım bunu bize öğretmediler.
    Duygu simsarlarının elinde saf duygularımızın,üç- beş kuruşa satıldığına şahit olmadık mı?
    Yüreğimizden her vuruluşumuzda,her kanayışımızda,insana duyduğumuz sevgiye sarılmadık mı?
    Dönüp dönüpte yaramızı kendimiz sarmadık mı?
    İnsanların ikinci yüzlerini sonradan öğrenmedik mi,acıyla hüzünle...
    Ah yalnızlığım!
    Bilmedik ,bilemedik bize bunu öğretmediler.
    Yüzümüze vuran yalancı bir güneşe açmadık mı gönlümüzün tüm çiçeklerini.
    Oysa bilmedik yalnızlığım her yalancı baharın ardından,zemheri bir ayazın geleceğini.
    Kaç kere vurulduk,kaç kere ayaza vurduk,üşüdük,titredik,ne boralara ne fırtınalara verdik yüreğimizi.
    Kanadık,incindik bin acı sözle.
    Bilmedik,bilemedik yalnızlığım
    Bunca şeye rağmen gönlümüzdeki filizleri hep canlı tuttuk,
    Saldık köklerini filizlerimizin toprak anaya ,belki zayıf ve cılız ama direniyor.
    Biliyorum bir gün o da güçlenecek...
    Tıpkı yüreğimizdeki küçük,masum kız gibi,
    Gözlerin ufukta,hep ileriye ve umuda yürüyecek.

  55. 2007-04-09 #55
    401 - Yalnızlığıma.. - Duygusal Şiirler ve Resimler

    Sustum!
    Ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
    kendimle konuşuyorum şimdi yalnız...
    yalnız yüreğimle dokunuyorum sesime
    kimse duymuyor...
    sustum
    sustu dudağımdaki şarkı, gözlerimdeki şiir
    yaraları yalayan rüzgar
    sokaklarında kahrolduğum şehir
    gözlerim konuşuyor yalnız!

    sustum!
    bin ah sürüp dudaklarıma
    ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
    sustu benimle deniz,
    sustu deli dalgalar, sustu martılar...
    umutlarımı sarıp rüzgarlara
    uzaklara savuruyorum her gece
    yıldız yapıp serpiyorum gökyüzüne
    kimse görmüyor...

    saçı ağarmış hayaller
    nemli kirpiklerle
    bulutlandığında gözlerim
    gökte şimşek olup çakıyorum
    kimse görmüyor...

    Sustum!
    tuz basıp yaralarıma!
    sustum
    içinde volkanlar taşıyan bir derviş gibi
    yaslanıp yalnızlığın duvarına
    gül döküp kalabalıklara
    kimsesiz geziyorum gönül ülkemi her gece
    kimse bilmiyor...

    sustum!
    sustu benimle gök, sustu dağ, sustu toprak
    acılar konuşuyor şimdi yalnız
    yaralı gönlümün sızıları konuşuyor
    tutup öldürüyorum içimdeki sevdaları bir bir
    atıyorum uçurumlardan
    kimse görmüyor

    sustum!
    saçlarını kokluyorum rüzgarların
    dudaklarından öpüyorum hayatı
    içimde incecik bir sevgi ürperiyor
    sarı hüzünler dökülüyor gönül bahçeme
    gelmiyor beklediğim bahar
    yaralar merhem tutmuyor
    gözyaşı olup dökülüyorum kaldırımlara
    mendil silmiyor
    yağmur dinmiyor
    sevdiğim bilmiyor

    sustum
    sustu benimle sarı sabır, sustu hasret, sustu zaman
    sustum
    yalnız gözlerimle dokunuyorum hayata
    kimse duymuyor

    sustum!
    İçimdeki dalgalar kabardıkça volkanlar gibi
    sustum
    sustu dudaklarım, sustu gözyaşlarım
    sustu gözlerimdeki şiir
    gönlümdeki nehir
    bulutlar haykırdı isyanımı
    şimşekler haykırdı
    sadece ben duydum
    sadece ben

    ey beşiğini sallayıp boğduğum hayat
    kucağımda büyütüp öldürdüğüm sevgi
    yaralar merhem tutmuyor
    geceler avutmuyor
    ben sustum
    acılarım konuşuyor yalnız

    ben sustum!
    susmuyor yüreğimi kavuran kasırga
    pencereme vuran yağmur damlaları
    susmuyor her gece dışarda inleyen rüzgar
    gelmiyor bahar
    kuşlar sevinmiyor
    yıldızlar küs
    ay üzgün
    güneş doğmuyor
    acılar dinmiyor
    içimde binlerce şiir kanıyor her gece
    kimse bilmiyor

    sustum!
    sustu benimle sarı sabır, sustu hasret,
    sustu hayat
    sustu zaman
    acılar konuşuyor yalnız
    acılarım konuşuyor
    kimse duymuyor...
    duymuyor...
    duymu...
    duy...

  56. 2007-04-12 #56
    Kaç kere denedim çıkıp gitmeyi....
    bazen birkaç gün,bazen birkaç hafta,bazen birkaç ay savruldum uzaklaşabilmek için..ama hiçbir zaman gidemedim..
    Umursamaz görünürdün ne yaparsan yap,ister kal ister defol git derken…hiçbir zaman dur demedin gidişime..ama dönüşümü bekledin hep sessizce..ve döndüğümde saklanmadın hiç hep arayacağımı bildiğin yerde oldun..senden nefret etmeyi isterken bile sarıldın bana..herşeyi parçalamak isterken bir elinle diğer elin beni korudu hep düşmeyeyim diye..

    Yalnızca beraberken hissedebiliyorduk aldığımız nefesi ve iyi biliyorduk birbirimizin sonu olacağımızı..bu hikayenin sonunu biliyorduk ,çok iyi biliyorduk hiçbiryere varamayacağımızı..bana yalanlar söyledin inanıp mutlu olayım diye..sana yalanlar söyledim,inandığımı sanıp mutlu ol diye..belki de buydu mutluluktan anladığımız,birbirimizi kanatarak seviyorduk,başka türlüsünü bilmiyorduk..

    Alıp götürecektin beni buradan hiç görmediğim yerlere..kurutamadığın gözyaşlarımın bedelini bedenine ödetiyordun başka bedenlerin topraklarında dolaşırken..sadece seni sevdim ben..beni aldatırken bile…
    Hep biliyordum hayat gibi ölümünde seninle geleceğini..hep biliyordum sonumuzunda ortak olacağını..hiç şikayet etmedim..başıma gelen en güzel şey ve en büyük felakettin sen..sen olmasaydın bu kadar ağlamazdım..sen olmasaydın bu kadar yaşayamazdım..ben olmasaydım bu kadar öfkelenmezdin..ben olmasaydım bu kadar yaşamazdın sende..biz birbirimize tutunarak takip edebildik yolu,başka bir çıkış yoktu içimizdeki karanlıklardan…seni sevmeseydim kendimi hiç tanımayacaktım ve duymayacaktım uzaklarda çalan o şarkıyı..seni sevmeseydim hiç kurtulamayacaktım gölgelerden ve hiç göremeyecektim güneşi…

    Sana veda etmek nasıl olurdu düşünemiyorum bile..bu hayata seninle veda etmek hiç te zor değil oysa..hadi söndürelim en son mumu ve bitsin herşey.. bitmeyen gece,dinmeyen yağmur,söylenmeyen sevgi sözcükleri..hiçbiri umrumda değil artık..hadi gidelim buralardan..başka hiçkimse yok,duyan,gören,bilen;

    Sen ve ben,

    ebediyen…

  57. 2007-04-21 #57
    Ağladığımı kimseye söyleme anne...!
    Onlar beni güçlü biliyor...
    Onlar beni en zor günümde bile ayakta biliyor.
    Ben aslında gülerek geçirdiğim her günün akşamı evde ağlarken,
    Onlar benim içimin sızladığını,yüreğimin yandığını bilmiyor...


    Ağladığımı kimseye söyleme anne...!
    Onlar beni kral belliyor.
    Onlar beni kızdım mı dünyayı yakacak insan belliyor..
    Ben aslında onun gözlerine bakmaya bile kıyamazken,
    Onlar benim bir erkek uğruna üzüleceğimi tahmin bile etmiyorlar...


    Ağladığımı kimseye söyleme anne...!
    Onlar beni ağlamaz biliyor...
    onlar beni,üzldüm mü bulunduğum şehri bulutlar kaplar biliyor...
    Ben aslında odama kapanıp sitem duygusuyla bir köşeye sinerken,
    Onlar beni hiç bir şeyin sarsacağını akıllarının ucundan bile geçirmiyor....,


    Ağladığımı kimseye söyleme anne...!
    Onlar bunu hiç bilmiyor....
    Onlar için ben en sağlam köprülerden daha sıkı bağlıyımdır hayata...
    Ben aslında ölümle yaşam arasındaki ince çizgide bir o yana bir bu yana giderken,
    Onlar hala benim için,hayatın büyük bir hayal kırıklığı olduğunu biilmiyorlar....!

  58. 2007-04-27 #58
    Merhaba dost yalnızlığım;

    Hoşgeldin, sefalar getirdin gönül evime.
    Buyur geç her zamanki yerine, sana yüreğimin sıcaklığını almış
    bir fincan kahve ikram edeyim. İçine şeker yerine dostluğumu,
    süt yerine sohbetimi koyayım .
    Neler gördük seninle, neler yaşadık yalnızlığım!
    İhanet hırkasını sırtına geçirmiş ne dost yüzleri tanıdık.
    Bilmedik, bilemedik yalnızlığım, bunu bize öğretmediler.
    Duygu simsarlarının elinde, saf duygularımızın,
    üç-beş kuruşa satıldığına şahit olmadık mı?
    Yüreğimizden her vuruluşumuzda, her kanayışımızda,
    insana duyduğumuz sevgiye sarılmadık mı?
    Dönüp dönüpte yaramızı kendimiz sarmadık mı?
    İnsanların ikinci yüzlerini sonradan öğrenedik mi, acıyla, hüzünle..
    Ahh yalnızlığım!
    Bilmedik bilemedik bize bunu öğretmediler.
    Yüzümüze vuran yalancı bir güneşe açmadık mı gönlümüzün tüm çiçeklerini.
    Oysa bilemedik yalnızlığım, her yalancı baharın ardından,
    zemheri bir ayazın geleceğini. Kaç kere vurulduk,
    kaç kere ayaza vurduk, üşüdük, titredik, ne boralara ne fırtınalara
    verdik yüreğimizi. Kanadık, incindik bin acı sözle,.
    Bilmedik, bilemedik..
    Bunları bize öğretmediler yalnızlığım
    Bunca şeye rağmen gönlümüzdeki filizleri hep canlı tuttuk,
    saldık köklerini filizlerimizin toprak anaya,.
    belki şu an zayıf ve cılız ama direniyor.
    Biliyorum bir gün o da güçlenecek.. Tıpkı yüreğimizdeki küçük,
    masum kız gibi, gözleri ufukta, hep ileriye ve umuda yürüyecek

  59. 2007-05-01 #59
    Bir Çığlıktır Yalnızlığım

    Konuşmak gerekir bazen,susmak artık çare değilse…
    Anlatmaya başlamalı bi yerden,en başta kendinden,
    Başlıyorum öyleyse dur ve dinle;

    Ardından değişti hayatım,bütün değişime mahkum hayatlar gibi,geceler değişti kara kuru oldu biraz daha çok acı verir oldu…mevsimim yıllardır sonbahar rengi soluk,yüreğim yorgun ayazda kalmış bi-çare donuk.

    Aynı şarkılar farklı anlamlar kazandı,oysa şarkılar bu kadar içimi acıtmazdı,güneşi seven ben,ay ışığında aydınlatmaya çalıştım dünyamı ve yıldızlar başka türlü parladı gökyüzünde…yalnızlığımı anlatmak istercesine..

    Ağır ağır çektim perdeleri
    Çekmeceye gizledim çocuksu sevinçleri
    Büyüdüm sanki harcadım yılları
    Umduğumdan olgun yaşadım ayrılığı
    Beyaz örtüler örttüm eşyaların üstüne
    Kapadım kapıları topladım anıları
    Döktüm denizlere

    Ve sen hala varsın,gidip gelirsin içim de bir yerde ama hep aynı yerde…
    Payını almış olmalısın değişimden,

    İlgili sen olmak üzere bir sözleşme hazırladım içimde,
    Sen aklıma gelecektin sadece,yüreğime uğramayacaktın,
    Düşünecektim ama dokunamayacaktım,
    Üzülecektim belki ama ağlamayacaktım…
    Öyle yaptım ve altına imzamı attım…

    Ve sen tüm kuralları ihlal ettin,infaz ettin yüreğimi,sana gel dedim gelmedin…rahat bırak gecelerimi uykularımı böyle kabus olma,hala içimdesin gitmiyorsun,bit…bit lütfen…

    Yar! Terk-i Diyar
    yollarında şimdi kalbim
    Tuzla buz oldum,incindim örselendim
    Elimde tek kalan darmadağın ümitlerim
    Başardın en sonunda Oldu bak istediğin
    Yaralı Hayallerim

    Hep aynı olmak zorunda mı ayrılıklar,yalnızlığımın sesini kimse dinlemedi…
    Ben yalnızlığımı haykırdım ama kimse duymak istemedi!..

  60. 2007-05-02 #60
    Yalnızlığın Hangi Tarafındayım Bilinmez...



    *Yalnızlığın hangi tarafındayım bilinmez... *
    *En çok da yabancıyım kendime.Saklandıkça yaşadığım yalanlardan... *
    *Gözümü her açtığımda hissettiğim korku; avuçlarıma damlayan bir *
    *hayal kırıklığı, bir acı oldu... *
    *Nasıl yürüdüm, ne zaman geldim ben bu yalnızlığa?... *
    *Daha kapıyı bile çalmamıştım, ne çabuk açtın... Müsadenle yüreğimi aramaya
    geldim, kendi kimliğimde yitirdiğim yalnızlığımda... *
    *Doğuştan mı yalnızım, yoksa yalnızlığım da mı doğdum? Ne zaman geldim
    unuttuğum bu zaman kavramından, bu bomboş kalabalıklardan sıyrılıp... Beni
    buraya getiren hayallerim, umutlarım, göz yaşlarım, hayal kırıklıklarım ve
    yıkımlarım....biliyorsun... *
    *Eğer gelmeseydim kalacaktım enkazın altında. Kusura bakma rahatsız ettim
    seni yalnızlığım. Eğer yalnız değilsen ben gideyim...Ama ben ne zaman gelsem
    sen yalnızsın...Yok hayır biliyorum, uzun zamandır buradayım. Her gitmek
    istediğimde senden, aslında hiç gidemediğimi anladım sana dönüşlerimde...
    Sanki bir kördüğüm oldun boğazıma düğümlenen... *
    *Madem geldim anlatayım izninle... *
    *Bir hayal kapısında doğdum.Yalan insanların adına sevgi dedikleri ve iki
    dudak arasında tükettikleri yaşamda buldum kendimi... *
    *Neye uğradığımı anlamamıştım daha. Taptım, inandım, güvendim sadece iki
    dudak arasında dökülen cümlelere, harcanan yüreğimin eridiğini göre göre.
    Göz göre göre... Aslında gözüm kör olmuştu, kulağım duyardı sadece. *
    *Bense yüreğimde yanan ateşin kor olmasını seyrettim ve kendi küllerimden
    yeniden doğmaya çalıştıkça, bir tokat daha yedim yalan hayattan. Öleceğimi
    bile bile, göre göre, göz göre göre, kör olduğumu bile bile... *
    *Şimdi anlıyorum, çok iyi anlıyorum, ama neye yarar; kör olmuş gözlerim,
    yüreğimi arar olmuşum yalnızlığımda... *
    *Ve yine ve şimdi yüreğimde yanan ateşin adına hayal koydum. *
    *Çünkü sevgi sadece dudaklardaki cümlelerde yaşanan yalan olmuş... *
    *Ne umut, ne sevgi cümlelerde anlam bulamazdı yüreğimdeki kadar... *
    *Ama su gibi akan zaman, bir nehir oldu şimdi gözlerimde, gittikçe *
    *uçuruma akan. Her geçen gün yaşadığım yaşanmamışlıkları, yalanları *
    *tokat gibi vursan da yinede yanındayım yalnızlığım, *

    *Yüreğimdeki Mavi için... *

    *Umutlarımı aramaya geldim, hayallerimi, yüreğimi aramaya geldim... *
    *Nasıl yürüdüm ne zaman geldim ben bu yalnızlığa...?*

    sponsorlu bağlantılar
  61. 2007-05-04 #61
    ben yalnızlığın rıhtımına demir atmışım
    hiçbir siren sesi duyulmaz kıyılarımda.
    her giden bir pay çıkarmış kendine
    her beklenen saltanat.
    avutmaz beni bu tenha gecede
    bir kuru düşsel iltifat.
    ..
    bak gün bile çekmişelini eteğimden
    tenim ayazlarda.
    bir cigara alevi avucumda
    artık o da ne kadar dayanacaksa.
    ..
    kıyılarım derindir
    gecem zifiri;
    bekleme yakamozu
    bu kıyıda hayale yer yok
    ne de umduğun biri...

  62. 2007-05-04 #62
    Yalnızlığı, ağlamayı bilir misin?


    Bilirmisin yalnizlik ne demek?.. Bilir misin gökyuzundeki yildizlardan medet ummayi?.. Uzattin mi elini bir yildiz boyunca, belki tutarim diye farkinda olmadan?

    Uykusuz kalmayi bilirmisin sabaha kadar?. Hic kustun mu hayata?. Aslinda kendindir kustugun kucugum?.
    Kapatip gozunu hayaller kurdugun oldu mu gelecege dair?. Bazen kucuk bir masumiyet belirir tebessumunde, bazen gozunde hircin bakislar.
    Kizdin mi kaderine gunlerce?. Kendini taniyamadigin oldu mu hic?.Bazen cesaret edemeyen konusmaya ve bazen de hic susmayan sen.

    Sevdin mi birini?. Her yagmur yagisinda saatlerce bekledin mi sevdigini pencerenin onunde?

    Bir yudum sevgi dilendigin oldu mu, sert bakislardan?. Yaslanacak bir omuz aramadin mi?. Birden güldügün oldu mu sebepsiz?. Her siirde kendinden bir seyler bulmadin mi hic?. Rüyalarda yasadigin oldu mu hayatini, istemedigin oldu mu uyanmayi?.
    Baktigin ama goremedigin oldu mu etrafi?. Ufak bir sorunu buyutup olmeyi de mi istemedin hic?

    Sebebini bilmedigin bir agirlik cokmedi mi ustune?.
    Buyudugunu farkedip zamana dusman oldun mu?.
    Hecelerin az geldigi, kelimelerin yetmedigi oldu mu duygularini anlatmaya?.
    Agladigin oldu mu sebepsizce sabaha kadar?. Belki sen aglamati bilmiyorsunndur , sevmeyi bilmedigin gibi.

    Iki damla yasdegildir aglamak. Once huzunlenmek, sonra dusunmek, hayal etmek.. Anilari yasamak, buyuk bir ozlem icinde o kucuk oyuncak bebege sarilmak.
    Iste budur aglamak ve yeniden yasamak

  63. 2007-05-11 #63
    Yalnızlığım


    Duygular bir isyandır.
    Kimi zaman çığlık, kimi zaman gözyaşı...
    Düğüm düğüm bir şeyler sıralanır boğazına.
    Ağlarsın ağlayamazsın.
    Sevgidir, acıdır, umuda duyulan umutsuzluktur.
    Bütün dünya sığmıştır gözüne.
    Alabildiğine uçsuz bucaksız hissedişler içinde,
    zamansızlıklar içinde zamana çağrıdır içindeki.
    İstersin ama. zordur silip atmak her şeyi.
    Her şey yalnızlığındır, yalnızlık her şeyindir.
    Hiçbir şeyin kalmadığı zaman umudundur yalnızlık...
    Yalnızlık iki haliyle vardır yaşamımızda.
    Kimseli ve kimsesiz oluşuyla...
    İnsansızdık, yaban ve de garip...
    Bir sonbahar yaprağının yalnızlığını yaşardık.
    Bilirim herkesler yalnız bırakır ama sen bırakmazsın...
    Oysa şu an öyle yalnızım ki ne bir insan ne bir canlı hayatımda
    kimseyi istemiyorum bu yalnızlığımda bile...
    Oysa sana öyle açım ki ne bir sevgi ne de bir ilgi istemiyorum...
    Bir tek sen, bir tek senin sevgin,
    bir senin ilgin benim yalnızlığımı yok edebilir...
    Ve bana bugün, bu saatte, bu anda sana böylesine açken gel,gel!
    Sağır, kör, karanlıklar içinde bir başkasıyla değil,
    yalnızlığımla, kimsesizliğimle, sensizliğimle bekliyorum seni

  64. 2007-05-13 #64
    Güneşimi kaybettim, karanlığa müebbettim...



    Sen hiç kendine küstün mü?Ben küstüm.Kimseye sormadan seni gönül tahtına oturttuğu için küstüm.İçimde yaşattım seni.Bahardı yüreğimde mevsim.Yazı görmeden kış geldi.İçimde fırtınalar kopuyor.Artık ne fark eder ki.Ben dondurucu soğukta güneşle yanıp kavruldum.Şimdi gün güneş olsa, etrafım güllerle dolsa ne çıkar.İçimde ölen biri var.İçimde ölenle birlikte ölen bir ben var.
    Her damla gözyaşımla seni akıttım gözümden.Seninle sevdiğim herşeyi çıkartsam hayatımdan, çıkartabilsem...Seni bana hatırlatan her şeyden adım adım uzaklaşıyorum.Ben ki sana koşmak isterken bunu yapıyorum ya, kendime inanamıyorum.İçimden her gün, her saat, her dakika birşey kopuyor.Parçalanıyorum görüyor musun?
    Kendimle hala küskünüm.Barışmayacağım.Artık şarkı söylemek gelmiyor içimden.Kimbilir, belki kağıt kalemle de küserim.Herkese, herşeye sebepli sebepsiz küsmek, omzumu çekerek küçük bir çocuk edasıyla "banane" demek ve saatlerce ağlamak istiyorum.Belki gözyaşlarımla bu acıyı da atarım içimden.Sen üzülme!Küskünlüğüm, kırgınlığım sana değil!Ben sadece kendime küstüm.

    Sana söylemek isteyip de söyleyemediğim, boğazımda düğümlenen sözler kaldı.Yutkunmakta zorlanıyorum.Sanki göremediğim ama varlığını hissettiğim bir el kapatıyor ağzımı.Nefes alamıyorum.Yüreğime bir hançer saplandı sanki.Kimse görmüyor ama yüreğim kanıyor.

    Hani insan çok sıkıldığında, çok üzüldüğünde ıssız, sessiz herkesten uzak bir yerde yalnız kalmak ister ya, bende tam tersi.Ben kalabalık içinde kaybolmak ve kaybolan beni aramak istiyorum.

    İçimde bir yara var.Dünyanın hiçbir hekimi deva bulamaz.Hiçbir ilaç yaramı kapatmaz.Artık buraya bahar gelmez, gün doğmaz.Güneşimi kaybettim, karanlığa müebbettim...

  65. 2007-05-14 #65
    sensizliğin ilk sabahıı...



    Bu sabah hüzünlüyüm, dokunsalar ağlarım..
    Kalbim acılarla dolu, yokluğunun ilk sabahında..
    Unutmuşum saatleri, zamanlar durmuş senin için..
    Gidişine sabahlar bile isyan etti....
    Sensiz güneşler bile doğmuyor, gözlerimde..
    Zaman acımasız, zaman hain....
    Bir sözünle güneşler batırmışsın, sabahlarımda..
    Atmış gitmişsin beni bir köşeye..
    Yokluğun bana doyar, ben yokluğuna susamışım..
    Aklıma geldiğinde yudum yudum tükenirim..
    Yokluğunun ilk sabahında...
    Bir gün gelir bende çekip giderim sevginden..
    Ama ozamana kadar bin kere ölürüm..
    Bin kere dar ağacına asarım duygularımı..
    Ama yinede fayda vermez, isyan ederim kaderime..
    Dudaklarım boykot etmiş adını , zamansız..
    Matemini dalga dalga yazarım gecelerime..
    Gözlerim seni ağlar, ellerim seni yazar..
    Ben çeker giderim hayatından, sen kalırsın o şehirde..
    O şehirde insanlar çabuk unutulur, çabuk biter sevgiler..
    İçeceğim yokluğuna , bu gece nöbet nöbet..
    Lanet olsun bu karşılıksız sevdalarıma..
    Lanet olsun beni hiç sevmemişliğine....
    Benim olmayacağını bilerek yazacağım..
    Ve benim hiç olmadığına içeceğim..
    Vaad edeceğim bir şey yok sana benden başka..
    Ama sen beni anlamadın istemedin asla...
    Uzaklarda ışık var ama senin ışığına benzemez..
    Öyle bir ateş yaktın ki bende yazmakla bitmez..
    Sen beni aramazsın, özlemezsin biliyorum..
    Ben seni esen yellerden bile soruyorum...
    Öyle bir şarkı olsa ki seni anlatmasa..
    Öyle bir şiir olsa ki seni yazmasa..
    Öyle bir gün olsa ki senle doğmasa..
    Çeylan gözlüm, yokluğunun ilk sabahında..
    Sana hasretim sarılmasa..

  66. 2007-05-17 #66
    Sensİzlİk.....


    Biliyorum konusacak birseyimiz kalmadi, paylasacak hic bir seyimiz yok.
    Yine de yüregimden gücümün yettigi yere kadar sana sesleniyorum,
    seninle konusuyorum... Bugün sana olan kirginligimi rafa kaldirdim,
    sevgimi aldim avuclarimin arasina, ona siginiyorum... Cümlelerimi kisalttim,
    kelimelerim buruk, gülüslerim istenmeyen dudaklarimda...

    Bir ihtimal gelisine sigindigimi farkettiysem de, engel olamadim gurursuz
    ama umutlu hasretine... Bugün gönlümü hos tutmak istiyorum,
    imkansiz olan her rüyaya inanasim geliyor... Bir cocuk gibi
    isteklerimi bastiramiyorum... calmayan telefonuma elim gidiyor,
    sana halen bende oldugunu israrla yazmaya calisiyorum... Bende olan seni,
    hic kirmadim, degistirmedim ve hep korudum desem de, sendeki benin
    nasil oldugunu, gülüp gülmedigini anlamsiz bir sikintiyla merak ediyorum...

    icimdeki güzelligine inanip inanmamani artik umursamiyorum!
    Üsüyorum, bu üsüme yalnizligimdan geliyor ve sariyor her tarafimi...
    Tutunabilecegim hicbir güzellik yok, hatirlamaktan usanmayacagim
    anilarim disinda... isinabilmek icin onlara sariliyorum...
    Anlamsiz ve cevapsiz sorular hihzirca siritiyor, ben görmemeye
    calisiyorum... Düsler uzak gibi görünüyordu ama yakindi...

    Belki de görmeyi istemek gerekiyordu... Gözlerini ac desem kapatacaksin
    ama kapatma gözlerini! Kendime bir demet papatya aldim ama bakmadim
    falima... Gözlerimi gelislere verdim, gözlerimdeki hüzün bile seni özlemis
    itiraf etti sonunda... Düsüncelerim gururlu, hayallerim ve sevdam degil...
    Gelseydin, kendimi unutup sana kosacaktim, susturacaktim icimdeki isyani,
    kavgalarin ortasinda bir günes gibi dogup isitacaktim yüregini,
    sevincten aglayacaktim bu defa, mutluyken hemen sarhos olmusum gibi,
    dokunacaktim, sarilacaktim. Ama gelmedin, gelemezdin belki de gelmeye de
    hic niyetin yoktu aslinda... Kendimi kandirdigimi anladigimda agliyordum...

    Eskiden kimi sarkilarin ne kadar anlamli oldugunu düsünürken, simdi
    ayriligin ardindan calinan her sarki umutsuzlugumu ve sevgimi anlatiyormus
    gibi geliyor... Sevdigim ne cok sarki varmis, bunu senin gidisin gösterdi bana...
    Her sarkida sen varsin, her yerde, her gördügüm insanda, denizde,
    gecede, uykumda... Nasil beceriyorsun her yerde olabilmeyi...
    Bu bir marifetse eger, neden benim yanimda degilsin ki?
    Gözyaslarim asilligini yitiriyor ve yenik düsüyorum sevdana...

    Gittin! Belki de hic gelmemistin ben, geldigini sandim... Ayak uyduramadim
    yorgunluguna... Dudaklarina düslerindeki öpüsü konduramadim...

    Kimi zaman bir cocuk oldum gülüslerinde simaran, kimi zaman bir kadin;
    dokunuslarinda kendini bulan... Ama! En cok da imkânsizin oldum...

    Her gelisimde bir kez daha gönderdigin oldum... inanamadigin, Yenemedigin,
    üzerinden atlayamadigin korkularin oldum... Agladigin, bagirdigin ya da
    sustugun isyanin oldum, sessizce bosalan gözyaslarin, birikmisligin oldum...
    Yüregindeki kadin ben olmak isterken yüregine siginan ve tozlanacak olan
    bir ani oldum... Haketmediklerin, artik yeter dediklerin ve herseyin olmak isterken
    belki de hicbir seyin oldum... Söylesene ben gercekten senin neyin oldum?
    Sesin hep uzaklari cagiriyordu, ben üstüme alindim, sana geldim...
    Bilseydim, bana ait olmayan bir seslenisi sahiplenir miydim?

    simdi bir mevsimlik ask kaldi avuclarimda sadece bir mevsim yasanan
    ama bir ömür gibi gelen ask... Kalbime henüz söyleyemedim gittigini,
    ögrenirse onun da aci cekmesinden korkuyorum... Seni halen
    benimle biliyor ve seviyor ama ben kalbime ilk defa yalan söylüyorum...
    Gittin! Sevdamin yokluguna alisabilirim belki ama sesinin uzak yollarin
    sonunda olmasi acitiyor icimi... Suskunlugun en büyük silahindi,
    suskunlugunla vurdun beni asil aci olan, canimi acitan unutulmak...

    Söylesene unutulmak kime yakisiyor?
    Unutan sen olsan da sana bile yakismiyor ...

    Merak etme, üstüne giydirmedim bu duyguyu, unutulmayan olmak
    sende daha güzel duruyor... Görüyorsun iste, ask'a ve sana ihanet etmiyorum
    benim kirginligim ask'a... Sen üstüne alindin...

  67. 2007-05-23 #67
    yalnızlıkkkkk !!!



    Kalabalıkta yalnız kalmak nasıldır bilirmisin?
    Yanındadır herkes ama sen yalnızsındır herşeye rağmen
    Sevdiklerin,özlediklerin,ulaşamadıkların
    doyuramaz hiçbirinin muhabbeti,sevgisi,gülücükleri seni
    sonbahardır mevsim
    dökülür yapraklar
    Sen o dökülmeyi bekleyen yapraklarsındır
    sıranı beklersin bilirsin düşeceğini
    Hışırtılarla son bulur varlığın
    Çünkü mevsim sonbahardır
    ve
    sen
    yine yalnızsındır!!!

  68. 2007-06-05 #68
    Caddelerde sisli, puslu bir kış ikindisi. Ağaçlarda salkım salkım eski zamanlardan kalma anılar... Yapraklarda yere düşmeye hazırlanan yağmur damlaları...Bir yaprak kıpırdıyor işte,gümüşi bir damla usulca yere düşüyor.Sen sanki,yaprakların arasından bana müzipçe gülüyorsun.Beni her zaman şaşırtırsın zaten.Beni her zaman güldürmeyi bilirsin. Farkına bile varmadan bir şarkı dökülüyor dudaklarımdan ''Caddelerde rüzgar,Aklımda aşk var''.



    Rüzgar keskin ıslığı ile şarkıma eşlik ediyor. İstasyon caddesi'nin tenhalığı nedense ilk defa içime dokunuyor. Arabaya binsem ve birlikte gezdiğimiz yerlere gitsem, evimde şiirler okuyarak telefonunu beklesem, telefonunun gelmediği zaman seni başka yerde arasam. Sonra sen gelsen yanıma yine ''Seviyorum'' desen, ben yine senin gözlerinde sonsuzluğa mahkum edilen aşkımı görsem.Ayrıca şarkılar gerçek oldu bu kez.''Caddelerde Rüzgar,Aklımda Aşk Var''..



    Yalnızım, üşüyorum, özlediğimse çok uzaklarda. Bahçeme melekler yağıyor, hepsi de tanıdık. Senden doğan, gözlerinde hayat bulan, bizi koruyan, kollayan ve en önemlisi ikimizi bir araya getiren melekler... son kez yine seninle gezmiştik oraları. Sen kim bilir belki de, uzakta bir kıtanın, uzak bir şehrindesin şimdi..



    Benimse her şeyim aynı. Geceleri bodrum katlarına yağmur daha çok yağıyormuş, bugünlerde bir tek bunu öğrendim. Bir de geceleri daha uzun sanki, itmek bilmiyor. Bana anlatmak için neler biriktirdin içinde? Benim sana anlatacağım yeni bir şeyler yok. Dedim ya, her şey aynı. Ama sanki biraz mahsunluk çöktü üzerime, bir de gülüşlerim sanki biraz azaldı. Sen olsaydın hemen anlardın.


    Sen benim her şeyimdin. Arkadaşım, dostum, öğretmenin,talebem, sevdiğim...



    Koşulsuz bir sevgiyle sevdim seni,bağlandım. Sen kim bilir belki de, uzakta bir kıtanın, uzak bir şehrindesin şimdi. Benimse içimde kocaman bir boşluk var. Hayır, üzülmüyorum, içimdeki boşlukta bir tek özlemin yankılanıyor. Hayır, sana anlatmak için yeni şeyler biriktirmiyorum içimde,çok istesen hikayeler uydururum. Ama hikayelerimden önce itiraflarım olucak. Kendimden bile gizlediğim duygularımın itirafları. Sana aşık olmaktan delice korktuğumu, sana bakarken içimin titrediğini. Daha pek çok, sırrımı anlatacağım sana.



    Gerçi anlatmama gerek yok, sen zaten hepsinin çoktan farkındasın... Sen kim bilir, belki de uzak bir kıtanın,uzak bir şehrindesin şimdi.



    Bense odamda senden uzak.Hayır beni merak etme,üzülmüyorum.Biliyorum, ikimizde yoktuk bu aşk başladığında ve çok iyi biliyorum, sonsuzluğa mahkum edildi bizim aşkımız. Dedim ya, beni merak etme. Üzülmüyorum. Yalnızca biraz, biraz üşüyorum...


    can dündar

  69. 2007-06-09 #69
    Anlat Yalnızlığımızı


    Anlat yalnızlığımızı
    Kalp durduran korkularını anlat
    Karlar düşerken çiçeklerin üstüne
    Bize kalan sıcaklığını anlat..
    İp atlayan
    Saklambaç oynayan çocuklar,gülüşleri
    Mazide bir anı olarak kaldı şimdilik..
    Ağlayan bebeklere ne de kızardım önceden
    Oysa bizden önce anlamışlar gülemeyeceğimizi.

    Anlat yalnızlığımızı
    Şu milyarlarca nüfusu olan dünyada
    Bize düşen payını anlat
    Anlat suskunluğumuzu.

    Serüvene çıkmadık biz yaşamak için
    Macera değildi hayatlarımız
    Yaşam kavgası ve ekmek parası tüm çabamız
    Dünyayı değiştirmeye çalışanlar
    Kendilerini bile tanımazlar aslında..
    Gölgeler düşürür yüreğime yalnızlıklar
    Ağlatır hala bebekleri.

    Korkularına şahit aramayı bırak artık
    Anlat yalnızlığımızı belki duyan olur
    Gecelere seslenirken gözlerimizin rengini
    Karanlıklar siyah-beyaz uykumuz olur.

  70. 2007-06-09 #70
    Yalnızlık Şiiri

    Bilmezler yalnız yaşamayanlar:
    Nasıl korku verir sessizlik insana;
    İnsan nasıl konuşur kendisiyle;
    Nasıl koşar aynalara,
    Bir cana hasret.
    Bilmezler.

    Orhan Veli Kanık

    sponsorlu bağlantılar
  71. 2007-06-09 #71
    Büyük Yalnızlık
    Önce çaresizlik çaldı kapıları
    Sonra yoksulluk
    Bütün âşina çehreler silindi aynalardan
    Bir anda boşaldı dünya
    Yapayalnız kaldık

    Tez tükendi umut ekmeği
    Bitiverdi suların hayali
    Çevirdik derin bir karanlığa gözlerimizi
    Sen ey büyük yalnızlık
    Bir sen terketmedin bizi

    Yalnızlık Şiiri
    karanlığın insanı delirten bir ihtişamı vardır
    yıldızlar aydınlık fikirler gibi havada salkım salkım
    bu gece dağ başları kadar yalnızım

    çiçekler damlıyor gecenin parmaklarından
    dudaklarımda eski bir mektep türküsü
    karanlıkta sana doğru uzanmış ellerim
    gözlerim gözlerini arıyor durmadan
    nerdesin?

    Yalnızım Yalnızsın Yalnızız
    kimse içimdeki boşluğu görmüyor
    bir adresi yitirmek neler hissettirir insana
    kalp atışlarından uzak olmak
    soluğunda duyamamak mevsimleri, düşünmüyor

    çok şey bilmenin hoş karşılanmadığı zamanlardayız
    ciddiye alınmıyor sorularımız
    gün afrikalı kalmaya kararlı
    bu dünyadan olmamak da yetmiyor

    ve siz geliyorsunuz, sarı elbisenizle bir silüet
    hayatımdaki eksikleri gösteriyorsunuz
    küçülüp silikleşiyorum, hafifliyor bedenim
    yalnızlığım dağılıp çoğalıyor sesinizde

    ben artık sadece kuşların şarkısını dinliyorum

    elde var hüzün
    söyleşir
    evvelce biz bu tenhalarda
    ziyade gülüşürdük
    pır pır yaldızlanırdı kanatları kahkaha kuşlarının
    ne meseller söylerdi mercan köz nargileler
    zamanlar değişti
    ayrılık girdi araya
    hicrana düştük bugün

    ah nerde gençliğimiz
    sahilde savruluşları başıboş dalgaların
    yeri göğü çınlatan tumturaklı gazeller
    elde var hüzün

    o şehrâyin fakat çıkar mı akıldan
    çarkıfeleklerin renk renk geceye dağılması
    sırılsıklam âşık incesaz
    kadehlerin mehtaba kaldırılması
    adeta düğün
    hayat zamanda iz bırakmaz
    bir boşluğa düşersin bir boşluktan
    birikip yeniden sıçramak için
    elde var hüzün

    Güncelleme : 2007-06-09
  72. 2007-06-09 #72
    Yalnızlığıma vurgundur yüreğim....

    Yalnızlığıma vurgundur yüreğim...
    Rakı masalarında mezeler gibi soğuğumdur,
    Yazılıp atılan metuplar gibi buruşmuş
    Yalnızlığıma vurgundur yüreğim...
    Yolları titreyen bastonum gibi sever ellerim
    Ağlayan kumrulardan farksızdır kaderim.
    Yalnızlığıma vurgundur yüreğim...
    Kangurunun kesesi ayaklarım
    Eritilmiş buz kalıbı gözlerim
    Yalnızlığıma vurgundur yüreğim...
    Yalnızlığıma yığılmış yüreğim
    Yalnızlık sensizliğim,
    ....
    Yalnızım....
    ....
    Yüreğim...
    ....
    Yüreğim yalnızlığıma,
    Yalnızlığım yıldızlara
    Yıldızlar sensizliğe vurgun....

    Barış Ardahan

  73. 2007-06-09 #73
    Aşk mıdır ölüme sürükleyen insanı,
    Yoksa yalnızlık mı aşka sürükler?
    Kalabalıkta yalnız hissetmek,
    Dünyanın gürültüsü kulaklarında,
    Huzur mu ıstırap mı?
    Bak bir durum daha geldi aklıma:
    Biriyle göz göze geldiğinde,
    Tanışmak istediğin,
    Yanıp kavrulmalı mı insan,
    Başını çevirip başka yöne mi bakmalı?
    Yanıp kavrulmalı diyorsan;
    Seni bekliyorum,
    Gözlerinde yangımı söndürmek için.

  74. 2007-06-12 #74
    Yalnızlıgımın sesi

    Kapımı çalan sensizlikti bu akşam...
    Konuşan yalnızlığımın sesi,
    Sevgi sözleri hayalinin sözleri.
    Kapımı çalan sensizlikti buakşam...

    İnan nasıl acıdı canım,
    Nasıl sızladı içimdeki her parçam,
    İçim üşüdü içim!.. Taa iliklerim...
    Bilsen birtanem..Ne kadar çaresizdim...
    Ellerim kollarım bağlı; yüreğim tutsak sana,
    Sürükleniyordum Dünya'nınen aydınlık şehrinden karanlık zindanlara.

    Kapımı çalan sensizlikti bu akşam..
    Sensizlik kelimesinde ''sen'' oldugun için açtım kapıyı;
    Ne bilirdim ki devamına;
    Beni çıkmaza iten eklerin konacağını

  75. 2007-06-13 #75
    Anladım sonu yok yalnızlığın
    Hergün çoğalacak
    Her zaman böyle miydi bilmiyorum
    Sanki dokunulmazdı çocukken ağlamak
    Alışır her insan, alışır zamanla kırılıp incinmeye
    Çünkü olağan yıkılıp yıkılıp yeniden ayağa kalkmak

    Yalnızlığım yollarıma pusu kurmuş beklemekte
    Acılar gözlerini dikmiş üstüme nöbette
    Bekliyorum bekliyorum bekliyorum
    Hadi gelin üstüme korkmuyorum
    Yalnızlığım yollarıma pusu kurmuş beklemekte
    Acılar gözlerini dikmiş üstüme nöbette
    Bekliyorum bekliyorum bekliyorum
    Hadi gelin üstüme korkmuyorum

    Bulutlar yüklü ha yağdı ha yağacak üstümüze hasret
    Yokluğunla ben başbaşayız nihayet
    Bulutlar yüklü ha yağdı ha yağacak üstümüze hasret
    Yokluğunla ben başbaşayız nihayet

    Yalnızlığım yollarıma pusu kurmuş beklemekte
    Acılar gözlerini dikmiş üstüme nöbette
    Bekliyorum bekliyorum bekliyorum
    Hadi gelin üstüme korkmuyorum
    Yalnızlığım yollarıma pusu kurmuş beklemekte
    Acılar gözlerini dikmiş üstüme nöbette
    Bekliyorum bekliyorum bekliyorum
    Hadi gelin üstüme korkmuyorum

    Sezen AKSU

  76. 2007-06-14 #76
    Sonbahar Yalnızlığı


    Sonbahar yaprakları dökülür ya ağaçtan,
    Sen de onlar gibi döküldün kalbimden.
    Sonra bir rüzgara binip tekderler ya ağaçları,
    Sen ed bir rüzgara binip terkettin kalbimi.

    Sonbaharda kuşlar ağaçları terkedip göçerler,
    Başka kalbe kurarlar ya yuvalarını.
    Sende kalbimdeki yuvanı alıp göçtün,
    Başka kalbe kurdun yuvanı.

    Onlar sözünü tuttu ağaca döndüler,
    Seneler geçti sen hala kalbime dönmedin.

    Ağladı kalbim..Ağladı...Ağladı...
    Sensizliğinde bir gün kalbime
    Seneler,yüzyıllar yaşattı.

    Düşün...Düşün...
    Kalbim sensizken
    Kaç yaşına girdi kaçıncı yıl dönümüne.

  77. 2007-06-15 #77

    Sİzce Ben 'yalniz' Miyim?

    Derinden gelen bir haykırışı var ''yalnızlığım''ın,ne yaparsam yapayım susmayan çığlıkları. İçimi acıtan,beni uykularımdan eden,nefesimi kesen, canımdan can alan çırpınışları var. Nefes aldığım müdetçe yerine kimseleri koyamadığım,koyamayacağım, koymak istemediğim anılarıma kastı var. Kulağımdan silemediğim sese,gözümden atamadığım görüntüye garezi var.Asla kabullenmek istemediği, anlayamadığı, anlatamadığım gerçeklerim var benim oysa; bilmiyor ki ben yalnız değilim aslında..

    Ah bir bilse..

    Bir bilse; her sabah yataktan kalkarken, ''günaydın'' dediğim bir adam var benim hayatımda. Her gece sarılıp uyumanın tadını çıkardığım. Yıllarını yıllarıma karıştırdığım, teninde tenimi hapsettiğim, uyurken uyanıp uyanıp öpüp kokladığım, en derin uykulardan fırlayıp nefesini dinlediğim, başına gelebilecek her türlü felaketi sırtladığım, sırtlayacağım bir can var canımda. Günümü gün yapan, ömrüme ömür katan, yaşama hatta belki ölme nedenim olabilecek kadar derin bir anlam var akıttığı her nefesimde. Toprağa dönüş anıma kadar unutamayacağım resimleri, hiçbir zaman susturmak istemediğim kahkaları var 1300gramlik beynimin içinde.

    Bir bilse; yaşam boyu sahip olamayacağım ama adı konmuş çocuklarımın babası var benim hayatımda. Her gece odalarının kapında durup önce Allah, sonra ona teşekkür edemeyeceğim canımdan parçalarımın tek mühendisi.. 20'li yaşlarımı onda bıraktığım 30'lu yaşların yorgunluğunda, 70'li yaşların enerjisini yaşatan heyecanım var. İsteyerek ya da istemeyerek içime çektiğim havada, baktığım gökyüzünde, bastığım her bir yer seramiğinde yaşanmışlıklarımız var. Alfabede adı, uzayda bir yerlerde sesi, rakamların arasında yaşı var.Kucakladığım noktalar, bıraktığım virgüller var. Bir daha asla ama asla edemeyeceğimiz kavgalarım, kimseye yapamayacağım kaprislerim, şımarıklıklarım, edalarım, nazlarım var. Ayrı evlerde olsak da, ayaklarımızı uzatıp izlediğimiz dizilerimiz, bir daha asla aynı masada yiyemeyeceğimiz, en sevdiği yemekler var mutfakta pişen; benim yiyemediğim..

    Sonu onun mutluluğuyla biten dualarım, asla anlatamayacağım gerçeklerim, sessizliğinin sesini bile duyamayacağım çalmayan telefonlarım var. Süzülüp akmasını engelleyemediğim, zaman zaman farkına bile varamadığım, alıştığım, alışamadığım ama tutamadığım gözyaşlarım var.

    Bir bilse; gün olur sahip olur muyum bilemediğim dağ kulubesinde, yanımda duran sallanan sandalyede oturacak bir insan var benimle yaşlanan. Beraberce bakamayacağımız ağaçlarda gözü, haykıra haykıra söyleyemeyeceğimiz şarkılarda esleri var. Üşümüş omuzlarımda elleri, beraber atamayacağımız kahkahalarımda esen rüzgarın belki getireceği nefesi var.

    Bir bilse; en uyanık uykularında bile duyamacağı ''seni seviyorum'' larım var benim ona yolladığım. Sevişlerim var yatağının başucuna gidip dokunamadan yüzüne kondurduğum. Öpüşlerim, okşayışlarım var en sevgi dolu anneden daha sevgi dolu. Seyredemeyeceğim yüzü var kanıma kadar işlenmiş, asla yok olmayacak. Sayısını benim bile bilemediğim söylediğim , söyleyeceğim ''canım'', ''aşkım'', ''sevdiğim'', ''sevdiceğim'' le başlayan cümlelerim var duyduğu, duyamadığı, duyamayacağı.. Şarkılarım var onunla dans ettiğim, kitaplarım var başımı dizine yaslayıp okuduğum, şiirlerim var bir daha asla yazamayacağım. Hani Nazım'ın şiirin de ki gibi;''Geldim, Kaldım, Güldüm, Öldüm'' diyebilecek bir kadın var biryerlerde..

    Onda kalan ''dün''üm,nerede olduğunu bilmediğim ''bugün''lerim, asla çoğul olarak yaşayamayacağım ''yarın''larım var.

    Alyanslarınım incelttiği bir yüzük parmağım, koyduğum yeri unutmak istediğim,hiç bakamadığım bir boşanma ilamım, bir türlü yokluğuna alışamayacağım için değiştiremediğim eski bir kimliğim var onun seceresinin yazdığı.

    Hepsinden önemlisi... Teşekkürlerim var ''yaradan''a, ''doğuran''a, ''yaşatan''a. Dilimden düşürmediğim ''şükran''larım var, ''ya bunları yaşayamasaydım'' diye başlayan kelimelerin ardına yapıştırdığım.. Sevinçlerim var çok mutlu geçen saatlerin adına. ''Gülüşlerim'' var tüm sahip olduğum, değer biçilemeyecek anılarım hatırına... ''Mutluluklarım'' var, yaşayabilinecek herşeyi yaşayan nadir insanlardan biri olabildiğim için...' 'Keşke''lerim var her insanın 24 saatliğinine de olsa bu kadar sevebilecek yüreği bulabilmesi için..

    Hadi cevap verin bana; Nedir ''yalnızlık''? Ne zaman ''yalnız''dır insan? Dokunabileceği bir et olmadığımı zaman mı yoksa anılara sarılıp ''gülümse''yemediği, hatırladıkları içini ısıtamadığı zaman mı?

    Sizce ''yalnız'' mıyım ben?

  78. 2007-06-19 #78
    YALNIZLIK
    Yalnızlığı,çoğu insan bir güç sembolü olarak kullanır.Onlar için yalnız kalanlar aslında güçlü ve hayata karşı dik durabilenlerdir.Onların tek rolü,tek kahramanı vardır.Yardımcı oyuncuya gerek duymazlar adını hayat koydukları oyunda.
    Yalnızlığı ikiye ayırıyorum toplumda ve kendi içinde olmak üzere.Toplum içindeki yalnızlıkta yalnızsan kimse kıramaz seni,incitemez kalbini.O kadar güçlü duvarların vardır ki ne o duvarları aşacak kadar cesaretli,ne de o kadar bekleyecek kadar sabırlı biri vardır.Her geçen gün uzaklaştırır seni sevgiden.Aynada gördüğün soğuk ve kalpsiz kişiyi tanımak çok güçtür.Tüm yalnızlığını ve korkunu yüklersin bir 'güç vagonuna'.Sen yalnızsan,güçlüsün.
    Hani bazı anılar vardır üstünü siyah bir örtüyle kapatıp,dolabın en üst köşesine sakladığın.Yıllar üstünden geçtikçe tıpkı anlıların gibi korkularını toplar,kapatır ve saklarsın.Her geçen gün,biraz daha katlanılmaz yapar yalnızlığını.Tüm korkuların açığa çıkmıştır ama anlatacak tek kişi yoktur yanında.Ve artık seni güçlü gösteren yalnızlık,omuzlarında bir yüke dönüşmüştür. Sürekli ezilirsin altında.O kadar insanlardan uzaklaşmışsındır ki yükünü kaldırıp seni kurtaracak bir dostun bile kalmamıştır.
    İkinci yalnızlık türü belki de en tehlikeli olanı.İnsanın kendi içindeki yalnızlık.Bu yalnızlıkta hiçbir zaman birbirini tutmaz aklınla kalbin.Birinin onayladığını diğeri onaylamaz.İkisinin arasında geçen zaman en çok seni yıpratır.Uzun yıllar iyileştirmeye çalışacağın yaralar baş göstermeye başlamıştır bile.Sen kalpsiz,asla sevilmeyen ama güçlü birisindir.
    İki yalnızlıkta gücünü mü gösterir insanın?Asla katılmıyorum.Yalnızlık bir 'güç' değil, 'güçsüzlük' simgesidir.Kendini ateşe atamayan,cesaretsiz insanların işidir,yalnızlık.Kendini 'güçlü' kavramının arkasına saklayıp aslında güçsüzlüklerinden haberdar olamayanlardır yalnız kalanlar.Bence güç çevrendekilerle ölçülür yaptıklarınla,yalnızlığınla değil.Çevrende seni dost edinmiş,her gözyaşında sana destek veren,arka çıkan birileri varsa sen gerçekten güçlüsün ve hayatta asla yenilmezsin.

  79. 2007-06-19 #79
    solar benzin güle benzer gözyaşların sele benzer
    sevdiklerin ele benzer unuturlar seni bir gün

    yalnızlıklar dostun olur çürür bedenin toprak olur yaptıkların seni bulur can bedene girer birgün

    ihtiyarlık düşer cana yaşmazsın kana kana akıl ermes bu devrana döner yutar seni birgün

    yalnızlıklar dostun olur çürür bedenin toprak olur yaptıkların seni bulur can bedene girer birgün

    arzularsın gençliğini derler sürünüp gittiğini anlamzsın bittiğini ömrün sona erer birgün

    yalnızlıklar dostun olur çürür bedenin toprak olur yaptıkların seni bulur can bedene girer birgün

    ölüm sana pusu kurar ansızın belin kırar tüm bedenin toprak sarar karanlıkta kalırsın birgün

    yalnızlıklar dostun olur çürür bedenin toprak olur yaptıkların seni bulur can bedene girer birgün

    hazırla kendini kabre azrail vurmadan pençe edemessin hiçbir hamle çaresiz kalırsın birgün


    yalnızlıklar dostun olur çürür bedenin toprak olur yaptıkların seni bulur can bedene girer birgün


    .........yalan mı?..............

  80. 2007-06-20 #80
    Sensizliği Dinliyorum

    sensizliği dinliyorum..
    bir rüzgar savruldu sol yanımdan, başımı çevirdim; garib bir hüzün
    Sarıldı boynuma.
    Ellerime baktım;bana değil gözlerine sor dedi..
    bir ah düştü ansızın dudaklarımdan ve bir kör ses gözlerimden;
    "gözlerine sevdalıyım".

    Sallanan sandalyemin yanı başında, nöbette anılar.gecenin kör
    Bağı, sokaklar ve kaldırımlar; o soğuk nefesiyle ensemde.

    Yıllar yaprak misali düşerken ömrümden, hayatı ucundan yakalamak
    İçin hep koştum.
    Artık hayatın kıyısında durmak istiyorum.ve nefesimi tutmak
    İçin nefesini diliyorum..

    yeniden;elimde bitirdiğim sandığım cümlelerime başlıyorum.

    Ben sevmeyi hiç bilemedim. Renklerden tuttuğum hayallerimi her güne
    Çektimve okudum.
    Pembe bulutlu maviye çalınmış beyaz bir kağıt misali..
    Yüreğimin kırık penceresi kapalı artık. Boynum bükük, yaralı ceylan
    misali kırgınım kendime.
    Çokmu erken davrandım bu hayata ya da çok mu geç
    Kaldım sevdana?


    Nedendir çaresiz çareler uzaklarda saklıdır. Haber saldım
    Yüreğine, umarsız bir haber yüreğime.
    Bilsen de,su misali serpsen..

    Yağmur yağıyor kaldırımlara düşen gölgemin gözyaşlarına ses
    misali. Boğazıma düğümlenen seni anlatamıyorum. Gözlerime yazdığım yüreğimi sevdana yazdım habersiz.
    Üşüyormuşsun gecenin kör ayazında. Sesimi duyarmısın ki
    Yüreğinin hemen sol yanında.

    bir şiir yazdım sana;ama sen..

    Gecenin dibine vurdum bu gece,
    ellerim bomboş.
    Nerelerdesin be yar nerelerde,
    gözyaşlarımı astım gündüzlere,
    sabahlarıma damlayan yarınlarını istiyorum..
    çiğ damlam, ellerime düşen ayazım,
    üşüyorum.

    Yüreğim konuşuyor ben susuyorum. Alıp başımızı gidelim dağlar ardına
    göçmisali diyor susuyorum.
    Sevmek kadar gitmek sevildiğini bile bile demeye
    niyetleniyorum, boğazıma düğümleniyor mutluluk nefesi, susuyorum.

    Bir bilsen beni yüreğim bir dinlesen diyorum sessizce, illede
    gidelim diyor.

    Mavi bir hayalim vardı, suya düştü.
    Kalıyorum.

    sponsorlu bağlantılar
  81. 2007-06-23 #81
    Bu akşam,
    Kimsesiz çocuklar gibi
    Ağlamak istiyorum gözlerinde.
    Yalnızlığım;
    Bir sessiz ölü,
    Unutulmuş bir şehir,
    Gözyaşlarım....

    Ağlamak istiyorum,
    Yüreğimin dinginliğinde.
    Ve hissettmek istiyorum
    Gözyaşlarımı yanaklarımda.
    Nerde benim gözyaşlarım
    Nerelerde yitik.?

    Benim gözyaşlarım yoktu ki.
    Kurutmuşlar göz pınarlarımı
    Vefasızlar yıllardır.
    Sen,gözlerini ödünç ver bana.
    Doyasıya,
    ağlamak istiyorum bu akşam...

  82. 2007-06-25 #82
    Yalnızlığım sarıyor senin yerine beni,
    Yalnızlığım paylaşıyor tüm dertlerimi,
    Yalnızlığıma haykırıyorum;seni deli gibi sevdiğimi...


    Yanımda olsan,
    Deli gibi sarılsam sana, öyle hasretim ki...
    Özlüyorum birtanem. Sensizlik çok zor, üşüyorum...

    Müziğin her notasında sen varsın sanki
    Bak ne diyor şarkıda:
    Gözlerime bakarken teselli ederdin beni,
    Sevdiğini söylemeden mesut ederdin beni,
    Bana bakan gözlerin şimdi çooook uzaklarda
    şimdi teselliyi ben,söyle nerde bulayım
    HASRETİN var içimde nasıl mutlu olayım...

    Yetmiyor yazmak hasretimi gidermeye,
    Yetmiyor hiçbir şey senin özlemini gidermeye.
    Anladım ben sensizken yarım kalmış bir roman gibi anlamsızım.

    Unutma SEVDİĞİM!!!
    Ne kadar uzakta olursam olayım yine sendeyim.
    Birgün uzaklar da yakın olur, önemli olan;YÜREKLER BİR OLSUN...

  83. 2007-06-25 #83
    Yalnızlığın şiiri

    Seni sevdim bütün gece
    Sen yoktun.
    Islak dudaklarını,
    Kınalı ellerini öptüm bütün gece
    Sen yoktun.
    Sen yoktun yatağımda,
    Sen yoktun yanımda,
    Sen yoktun kollarımda.
    Yinede ben seni sevdim bütün gece.

    En güzel aşk şarkılarını fısıldadım kulağına,
    Keşfe çıktım ellerimle sırlarını,
    Titreyen vücudunu,
    Ölesiye çarpan kalbini,
    Benim olan herşeyini.
    Ama sen yoktun yanımda.

    Sen yoktun horozlar öterken,
    Sen yoktun tan yeri ağarırken,
    Sen yoktun gündoğumunda.
    Ama ben hala seni seviyordum,
    Ama ben hala seni öpüyordum.
    Ama ben hala seni,
    Dantel dantel ruhuma örüyordum.

    Sen yoktun kahvaltıda.
    Ekmeğime bal diye çaldım seni,
    Çayıma şeker diye koydum seni.
    Yudum yudum içtim,
    Nefes nefese kokladım seni.
    Ama sen yoktun yanımda.

    Sen yoktun yanımda,
    Ben yağmurda ıslanırken.
    Her yağmur tanesinde seni arar,
    Her yağmur tanesine seni sorarken.
    Sen yoktun şimşekler çakarken.
    Sen yoktun, ruhumda fırtınalar koparken.

    Yine sensiz bir gece başlayacak
    Kara düş gibi.
    Yine sensiz yataklar,
    Yine sen yoksun yanımda.
    Yine sensiz kollarım.
    Yine yalnızım ben, yine sensiz.

    Muhittin Ertuğrul


  84. 2007-07-10 #84
    Ne insafsız yüreklere misafirlik etti bu gönül… Her defasında pamuk ipliğine bağlı hayatım biraz daha incelmekte, biraz daha elimden kayıp gitmekte… Üzüntüm yenilmişliğime değil, hak etmediğim yerde kendimi buluşuma. Yürüdüğüm yollardaki çakıl taşlarına değil isyanım beni oraya bile, bile mahkum edenlere. Ben kalbimdeki cam kırıklarını toplamaya çalıştıkça daha fazla batıyor yüreğime, kanatıyor… Yok olmaktalığın koynunda yaşamak öyle zor ki sevdiğim… Bilemezsin, o ulaşılmaz sandığın yıldızlar en yakın dostun oluyor. Onlara anlatmaktan başka çaren olmadığını bildiğin için döküyorsun yüreğini hiç ama hiç düşünmeden. Zannettiğin kadar kolay olmuyor hiçbir şey. Uykusuzluğa çoktan alıştım ben… sadece hayalini görebildiğim gecelerde o soğuk bedene sarılıp uyuyabiliyorum ki bu bile benim için büyük bir nimet sevdiğim. Şimdi sen kim bilir hangi gönüllerdesin, kim bilir yine nasıl masum bir çocuk rolündesin… hayat senin sevdiğim! Ama dikkat et! sandığın kadar uzun sürmez hoyratlığın, yaramaz tavırların. Elbet bir gün hayat sana da kanlı hançerini vuracaktır. İşte o zaman anlayacaksın soğuk bedenlerde yok olup gitmeyi…sen de öğreneceksin yüreğini dilediğince yıldızlara dökmeyi. Hiçbir zaman cesaret edemeyeceksin o aşık gönüllere girmeye, tekrar üzüleceğinden korkarak… biraz daha yok olup gideceksin sen de tıpkı benim gibi çaresizliğin orta yerinde… o karşısına geçip süslendiğin aynaya baktığında tanıyamayacaksın kendini, acıma duygusunu öğreneceksin ve en çok da bu duyguyla kendine bakarak tanıştığına üzüleceksin. Artık hiçbir değer ifade etmeyen o çapkın bakışlarında birkaç insan gülümsemesi arayacaksın ama farkında olmadan daha derin bilinmezliklerin kör, sağır ve karanlık diplerine dalacaksın, kaybolacaksın… işte bu noktada beklide hiç fark etmediğin beni arayacaksın, aynı kulvarda olduğumuzu düşünerek… çok yanılıyorsun sevdiğim beni de bulamayacaksın yanında… evet belki görünüşte aynı kaderi paylaşıyor, aynı şeyleri yaşıyoruz ama yinede bir fark var ki aramızda bu bizi birleştirmeyecek en büyük neden, sen hak ettiğin ben ise hak etmediğim yerdeyim…

  85. 2007-07-13 #85


    Bir Yalnızlıksın
    Bir yalnızlıksın sen bana
    Yanımda olsan bile dokunamayacağım
    Sevsem bile hissedemeyeceğim
    Bir yalnızlıksın sen bana
    Ağlasam görmeyecek
    Seslensem duymayacak
    Asla ulaşamayacağım
    Bir yalnızlıksın sen bana

    Ama ne çare olmadı senden başka
    Varlığın kadar gerçek olan
    Yokluğunla benimsin
    Bedenimde içimdesin
    Ohhh kıskan sen bile senle
    Bu kadar başbaşa kalmamışsındır.....

  86. 2007-07-19 #86
    Aç Kapıyı Yalnızlık

    Aç kapıyı yalnızlık, ben geldim
    Hayır, ağlamadım, gözlerim yaşlı değil.
    Cephedeydim, kurtaramadım yenilmekliği.
    Gece yarısı, uyumuştur sokaklar çoktan
    Bir sen varsın işte, bir de benim hayaletim...
    Bakma öyle, al elimden valizlerimi
    Bir şey yok içlerinde; balık kokusu sinmiş üç beş kazak,
    Kırık bir ayna, bir kaç tel siyah saç...

    Soğuk burası, yağmur kokuyor
    Geceleri uyku tutmaz insanı burda
    Bak, yıldızları görmem lazım benim dolunayda; çıldırırım
    Yıkarım üstüne bu mahzeni, kaçamazsın...

    Morarmış, çatlamış ellerim soğuktan görmüyor musun?
    Varsa sıcak bir çorba getir bana, tuzlu
    Yoksa uğraşma, aç değilim.
    Saat yok duvarlarda, o kadar yalın yaşamak
    Günışığı da yok, karanlık ruhun gibi yakın sana...

    Yalnızlık kapat kapıyı!
    Şuraya, şu soğuk taşların üzerine bir yatak ser bana.
    Uyumak istiyorum,
    Unutmak istiyorum,
    Unutulmak istiyorum...

  87. 2007-07-24 #87
    Islak ve dar sokaklarda yaşardım yalnızlığı
    Ve o zaman aklıma gelmezdi ağaracağı saçlarımın.
    Babamı kaybettiğimde yaşamıştım ilk acımı
    Daha sonra ise seni sevdiğimde.
    Bilmezdim ki ayrılığının
    Ölümün yansıması olacağını yüreğimde.
    Ben umutlarıma ip bağlayıp salmıştım gökyüzüne
    Küçük bir uçurtmanın kanatlarında sana gelmiştim.
    Rüzgarsız havalara alışıktım ben
    Fırtınana yenildim...

    Sen deli bir kısrak, ben isimsiz kahraman
    Nasıl da sevmişim seni anlayamadım.
    Bir bir kaybettim güzelliklerini
    Gözlerime yaşlar doldu ağlayamadım.

    Sevdalarımı isimsiz bir limana boşalttım
    Ve uğruna döktüğüm göz yaşlarımdan
    Küçük küçük denizler yaptım...
    Kulak asmadım yalnızlığıma
    Kulak asmadım acılarıma
    Ben hep seni gözyaşımda yaşattım...

    Adını koyamadım yalnızlığımın
    Sevda dedim ben bu karamsarlığa
    Hiç bestelenmeyecek şiirler yazdım sana
    Hiç söylenmeyecek şarkılar yaptım.
    Bir tarafını aldırdım kalbimin
    Bir tarafını sana bıraktım...

    Mühürlenmiş gözlerimin dermanı sendin.
    Her nereye baksam seni görürüm.
    Gözlerin idam sehpası olmuş
    Hasretin çöreklenmiş bağrımın ortasında
    Çek git sevdiğim ne olacak sonunda
    Ya beni öldürürsün, yada ölürüm

    Issız sokaklarda sabaha karşı
    Ezanlar yükseliyor minarelerden.
    Yüzüm kabeye dönük, dilimde dualarım
    Rabbimden seni istiyorum ben
    Öksüz bıraktığın yüreğime dön
    Gel ey gönlümün mihrabı yeniden...

  88. 2007-07-25 #88
    Yalnızsan Eğer

    hayatın devraldığı
    sessiz bir özsudur acı
    birikir yüreğinin kıvrımlarında
    ve ağar gözlerine ağır ağır
    bulutlar yere inmiştir artık
    ya da gurbettesindir
    unutma

    bir hayalet gibi kapındadır
    yalnızlık denen şey
    ufkun kararabilir birden
    için çölleşebilir
    kaçışın bile bir adımdır
    ya da dönüşündür kendine
    unutma

    Her sayfası kederle kararan
    bir hüzün defterine döner günler
    ve her sabah "merhaba hüzün"
    "merhaba yalnızlık"
    diyerek başlarsın hayata
    ama hayat bağışlamayacaktır seni
    unutma

    Üstelik günlüğü yoktur hüznün
    hiç bir zaman da tutulmayacaktır
    serüvenlerin yorgun yeniği
    elleri titreyen yaşlı bir kadındır hüzün
    ya da hasta bir tanıdıktır ancak
    hepsi o kadar
    unutma


    Ahmet Telli

  89. 2007-08-01 #89

    Sessİz ÇiĞliklar Atiyor YÜreĞİm



    Bu sıcak ağustos akşamı başbaşayım çaresizliğimle.
    Bu sıcak ağustos akşamı buz gibi sensizliğimde...

    Düşünüyorum da bazen kendi kendime
    Hayır hayır! Pişman değilim kesinlikle.
    Yüzünü görememek olurdu herhalde bana en büyük ceza,
    Onu da zaten yaşıyorum günlerdir
    Yaram acımaz artık daha fazla...


    Daha ne kadar cezalandıracaksın beni sensizlikle?

    Sabırla bekliyorum bana gelmeni...
    Ya da gel demeni...
    Çağırmazsan hayalinle mutlu olurum ben de
    Her zaman yaptığım gibi...

    Sessiz çığlıklar atıyor yüreğim...

    Hani sevmeyenlerin duyamayacaklarından.
    Boğuşuyor ciğerlerim nefessizlikle.

    Ama ben hissetmiyorum bile bunları artık.
    Çünkü tek bir soru var aklımda:

    Daha ne kadar cezalandıracaksın beni sensizlikle..????

  90. 2007-08-02 #90
    >> Bu hüZüN BaNA SeNdeN YaDigAr <<

    Bu gece canım yalnız kalmak istiyor,
    Herkesden uzak, her sözden, gözden uzak...



    Kimseyi istemiyorum şu beni hiç terk etmeyen yalnızlığımın yanına...
    Bu gece ve her gece sus pus olmak istiyorum...
    Şu koskoca evrende, şu sonsuz karanlıkta attığım sessiz çığlıklara hiç bir kulak şahit olmasın...
    Uzaklara döndürüp gözbebeklerimi, boş düşüncelere dalıp, öylece kalmak...
    Hiç konuşmadan,
    Hiç duymadan,
    Hiç görünmeden...


    Böyle değildim ben sensizliği bilmeden,
    Bu garip huylar senden yadigar...


    Bu garip halim,
    Bu tutarsızlığım,
    Bu zaman tutmazlığım,
    Bu hırçınlığım,
    Bu yalnızlığım... Hepsi senden kaldı... Taşımak zorunda bıraktın bu yükü bana... Bu ben miyim?.. Değilim


    Ne varsa gönlümde sen aldın götürdün yar,
    Bu hüzün bana senden yadigar...


    Ne bıraktın bana bu garip halden başka?..
    Sen sadece canımı değil, koskoca Ben'i götürdün benden...
    Geride bıraktığın koyu karanlık bir hüzün...
    Sonu gelmez... Bitmez... Tükenmez...
    Bir sen vardın bende, birde ben...
    Sen kendini aldın gittin...
    Ben kalırım sandım, oysa çoktan sana dolanmışım...
    Sürüklenip gittim, farketmeden çekip götürdün...


    İçimde ağlayan bir çocuk bıraktın yar,
    Bu acı bana senden yadigar...


    İşte kalan bu...
    Ağlayan, sızlayan küçük bir çocuk...
    Ama bitti, artık gözyaşı birikmiyor gözpınarlarımda...
    Bu acı artık sadece yüreğimde ve gözlerimde değil...
    Bütün bedenimde...
    Tek bir yanım yok acıyan...
    Baştan aşağıya acıyorum...
    Ama hissetmiyorum...

    sponsorlu bağlantılar
  91. 2007-08-04 #91

    Sensizlik ölümüm olacak

    Bir kuş kondu yalnızlık ağacıma
    Dallarım titredi
    İnanmazsın
    Sarsıldım derinden
    Köklerim söküldü

    Birkaç gündür isyanım var yaşama
    Sessiz çığlıklarım
    Gülümseyen gözyaşlarım var
    Kırgınım, dargınım dostlara

    Her şey nasıl da yalnızlıkla örülmüş camdan tuğlalarla
    Herkesi görüp dokunamamak
    Soyutlanmış bir zaman dilimine sıkışıp kalmak
    Ürküyorum, korkularım sıralanıyor yavaşça

    O kadar sessizce oluyor ki herşey
    Sesimin yankısı kırıyor tüm bedenimi
    Ben bu kadar yalnız değildim

    Dalıp gidiyorum
    Gittiğim yerlerde düşüncelerim yok
    Düşüncesiz, boş bomboş derinliklere gömülüyorum
    Sanırım ölüyorum


    Anladım ki
    Sonu yok bu yalnızlığın
    Titrek dizlerimle basamıyorum artık yere
    Sağlam, sapasağlam
    Küçük bir kızın
    Büyük korkularını sarıyor zaman
    Öyle bir zaman ki
    Zamansızlığa boyun eğdiriyor bu gidiş

    Biten bir mevsim gibiyim
    Artıklarım birikmiş yaşamaların sonsuz döngüsünde
    Saplanıp kalıyorum, adımlarım sığlaşıyor
    Bıraktığım her şey
    "Sen
    Oyuncak bebeğim
    Bir köşe başında terk etmenin soğukluğunu tattırdığım kedim
    Dost bildiklerim" bir bir dikiliyor karşıma

    Bu kaldırım taşları tanıdık oysa
    Bu şehir, bu soğuk, bu efkârlı gece
    Sen bilmiyorsun ama, bin köşeli yıldızım ben
    Bir kenarım hep karanlık

    Gidişim sessiz olmayacak biliyorsun değil mi?
    Yerin göğün isyanı dolduracak kulaklarını
    Ne sevmiştim seni
    Ne çok seviyorum hâlâ
    Ve sonsuza dek nasıl seveceğim

    Tutamadığım bir yaşam benimkisi
    Asla elde edemediğim
    Su gibi parmaklarımın arasından kayıp giden
    Biraz ıslaklık bırakan
    Hatıralar

    Zaman aldırmadan devam ederken yoluna
    Kibirli gözleri parlıyor önümde
    Zamanın hep bir adım gerisine düşmüşlüğüm
    Tozuna bulanmışlığım var

    Sensizlik ölümüm olacak, biliyorum

    Güncelleme : 2007-08-04
  92. 2007-08-05 #92
    yaLnızLığımı anLat bana !


    Aldım elime kalemi, boş bir sayfa buldum sen'li yazılarımın arasında…
    Yalnızlığı beklemeye koyuldum, beyaz düşlerime esir olan karanlık odamda…
    Geldi, sensizliğin çarpıcı boşluğunda..
    Nefesim daraldı, yuttum içimde her ne varsa…
    Dört duvar dillendi sessizliğimden !

    Sustu yakarışlar…
    Taştı sessizlik içimden…
    Kelimeleri karanlığa bıraktım hissedilebildiğince !
    Ben konuştum, 'o' dinledi…
    Ansızın, sustum… Sessizliğini dinledim..
    Dinledikçe,
    Sevdim sonu çığlık olan yalnızlığı..

    Sarıldım kuytu gecelerde birtek o'na…!
    Ne bir şikayet ne bir bıkkınlık..
    Sevdim gecelerimde, adı yalnızlık olan, sessiz çağrını…
    O'na rehin bıraktım ruhumun derinliklerini..

    Yine yalnızlığa alabildiğine konuştuğum bir gecede,
    Hayallerim düştü gözlerimden birer birer..
    Yüreğimi gördüm karanlığın en ücra köşesinde..
    Lime lime oldu gözlerimin önünde..
    Tutamadım..
    Yetişemedim yüreğime !

    İşte o gece, yalnızlığa yakardım sayfalarca..
    Ben konuştum..
    Yine 'O' dinledi..

    Öyle sessizdi ki..
    İsyana meyilli sorularıma, cevap olamadı yalnızlığım..
    O sustukça, ben haykırdım çaresizce..
    Olmadı..
    Sensizliğe çare olamadı…

    Duvarlarım yıkıldı benliğimin üzerine..
    Nefesim daraldı, bu kez acıyla…
    Yutkundum, her kelimeyi yüreğime batırırcasına !
    Sebebim oldu, her hecesi yüreğimi yakan kelime…

    Yalnızlığı, yalnızlığa anlattım gecelerimde...

    Pabucu dama atılmış hayallerime ağladım karanlığın yaralayıcı boşluğunda …

  93. 2007-08-06 #93
    Yalnızlığın dudağındaki tebessüm..

    Hüznün o en gri yerinde yaşadım seni.
    Orda hep başı eğik umutlar vardı,
    Çölün derin suları kadar imkansızdı gözlerin,
    Alabildiğine sığdırdım içime o amansız yalnızlığı,
    Çünkü orda yıllarım vardı...
    Oysa zaman dediğin neydi ki?
    O geçmek bilmeyen gecelerin kuytuluğunu yutan zaman
    Seni bana getirmedi.
    Öyle çok bekledim ki seni...
    Sonunda içimdeki sen tükendi.
    Ve anladım ki sen,
    Denizde yanan ateşler kadar zamansız
    Yalnızlığın dudağındaki tebessüm kadar imkansızsın..

  94. 2007-08-16 #94


    Yalnızlık Mı Düşledin !!!



    En zor anında sarılırsın umut rüzgarlarına,savururken seni düşünmezsin hırpalandığını,hayatın en olumsuzluklarını yaşarken belki bir gün,
    elbet bir gün diye geçirirsin içinden yinede...


    Gece sessiz gece karanlık,
    Zifiriler kol geziyor nerede aydınlık,
    Hangi maviliklere gebe bıraktın düşlerini,
    Yoksa yalnızlık mı düşledin...

    Mutluluk okyanuslar içinde,
    Bir bulaşmaya gör boğulursun,
    Yetmezmi sanırsın medcezirlerinde,
    Yoksa yalnızlık mı düşledin...

    Güneşe dokun tüm çıplaklığınla,
    Yakar tenini kendine yakıştırmazsan,
    Sevdanı soğuk yüreğine sığdırarmışsın,
    Yoksa yalnızlık mı düşledin...

    Yılların geçmiş hapsedilmiş duygularında,
    Gardiyanlar bulmuşsun el kollarında,
    Tutunamamışsın bak hiç bir dala,
    Yoksa yalnızlık mı düşledin...

    Ahhh gönül düşlerini neden kabus sarmış,
    Ebruli gördüğün bu hayat kararmış,
    Cezan büyük bekleme gelmez umutlar,
    Neden,neden hep yalnızlık düşledin...

  95. 2007-08-20 #95
    Beklemek

    Bakmayın öyle sekiz harf, üç hece, tek kelime olduğuna… ne anlamlar barındırır içinde… ve ne zor bir kelimedir… hem söyleyen… hemde söyleten için… bekleyen bekler, bekleten bekler…

    Beklemek… beklersin elin telefonda… bir ses, bir nefes… şimdi dersin.. ha şimdi… beklersin… gelmez üzülür… gelir sevinirsin… birde ansızın gelenleri vardır, pat diye çalar telefonun.. dünyalar nasıl senin olur ki… gelen zaten dünyan değil midir?…

    Beklemek… gözün yollarda, kapılarda… belki dersin, şu yoldan karşıma çıkar.. bugünde burdan gideyim… beklersin çalan her kapı zilinde onu görmeyi… evini dahi bilmediği halde beklersin… açarsın kalırsın öylece… ve beklemek çokda hüzünlü bir şiirdir…

    Beklemek… tüm benliğinle, tüm hasretinle… geleceğini bildiğin için beklersin… hasretlerin hasrette… hasret çektiren hasret değil mi?… beklersiniz… birgün dersin.. gelecek… gitmeyecek… o an' ın heyecanı ile beklersin… ve düşününce nasılda sevinç sarar her yanını…. hayali bile böyle iken… kendisi nasıl olur dersin… ve beklemek çokta güzeldir gelecek olan için…

    Beklemek, beklemektir… ve beklemek, bekleyen ile bekleten arasında bir bağdır aslında…

    Kimi zaman hüzün olur… kimi zaman sevinç ve heyecan… karar size kalmıştır… hangisini seçersen o anlamda beklersin

  96. 2007-08-24 #96
    Sensizliği düşünmek


    Düşünüyorum sensizlik nasıl olacak
    yalvaran gözlerle bakıyorum gitme diye
    Elim ayagım titriyor inan
    kalbimi kavuran bir alev aklıma bıcak gibi sokulan bir acı
    Hani derlerya ölüm acı olacak
    Ben yoksa ölüm acısımı çekiyorum bilmiyorum
    Düşünüyorum sensizlik nasıl olacak
    Tıpkı bir annenin bebeğini kaybetmesi halinde feryad ediyorya
    Iste bende öyle bir feryad icindeyim
    Bağırıyorum, haykırıyorum
    Bedenime işkence edilir gibi gözlerimde akan yaşlar
    Inanki her damlası toplansaydi
    Bir göle dönüşürdü.

    Düşünüyorum sensizlik nasıl olacak
    Ölüm gibi gelecek anladım
    Ama hala yaşıyor olacağım
    Sen benden ayrı ben ise kül olmuş
    Nefessiz yaşacağım bilmemki bu nefessiz nasıl yaşarım
    Meger sen aldığım nefesimmişsin haberim yokmuş
    Aklımdan sildim sensizliği düşünmeyi daha düşünürken böyle acılar
    cekiyorum.
    Gerçeğini düşünmek bile istemiyorum .

  97. 2007-08-31 #97
    Sensizligin bana armagan ettigi saatler



    Sensizligin bana armagan ettigi saatleri yaşıyorum şimdi...
    Altmışa bölüyorum her birini daha da çogalıyorsun...
    Dokunsan yüregime..Bir dokunsan...
    Her yanı seninle çevrili bir kalp parçası bendeki...
    Gözlerin...
    Nasıl çıkar ki aklımdan ayrılış vakti bakışların...
    Dokunmasan da aglardım sevgili...

    Yoksun ya sen...
    Her geçen güne bir çentik atıyorum gözyaşlarımla...
    Güneş dogmasın istiyorum..Rüyalarımda kal...
    Seni yaşayayım her uykumda..
    Hayaline sarılmak yetmese de...Rüyalarımda kal
    Fısılda kulagıma sevgi sözcüklerimizi...
    Seninle uyumuş gibi uyanıyorum
    Gitme..Rüyalarımda kal...

    Bir gece bekçisiyim aşk nöbetlerinde..
    Seni anlatır durur şarkılarım...Sana okunur...
    Öyle doldun ki içime...Taşıyorsun...
    Toplayıp bir daha yükleniyorum seninle..Bitmiyorsun..
    Hiç bir ''sen'' i ziyan etmiyorum...

    Kavuşmak özlemi anlamlandırıyor...
    Özlem de kavuşmayı...
    Hangisindeyim ?
    Neresindeyim sensizligin ?
    Biri bana anlatsın..Düşünemiyorum senden ötürü...
    İfadelerim sen olmayınca yetersiz...
    Anlamlarım sen olmayınca yersiz kalıyor...

    Kaç şafak daha sökülecek yoklugunda bilmem...
    Kaç ay ışıgı çöpe atılacak...
    Hangi gece avutur beni ki yoklugunun mecralarında...
    Sorularım bile cevapsız...
    Cevaplarım bile sensiz...

    Nedendir hep sana koşuşlarım ?
    Niye böyle aglıyorum ben sensiz yere ?
    Sevgili...
    Gitmem gerek...
    Sensizlik vakti geldi çattı...

  98. 2007-09-02 #98
    Yalnızlığımdır dostum

    Yalnızlık!
    Yüreğimde çaglayan!
    Ellerimde dua;
    Ve kulaklaeımda anonim mısralar;


    'Ey insanlar!
    Yalnızlığım dadır bütün rahatım!
    Ve tüm belaların kalabalık eğlencelerimde
    Her kiminle dost olduysam azıcık!
    Ayıplarımı açtılar hep ve yaydılar sürçmelerimi
    Onlardan gerçek sadık bir dost bulamadım.
    Sevgimi saklayacak,onurumu gözetecek
    Gerçek dost bulamadım!
    Onlardan kopuşum,onları küçük düşürmek değil!
    Zira ki benim şerefim yalnızlığımdadır.'

  99. 2007-09-02 #99
    Ben seNin Sadece İMKANSIZIMDIM..



    Belki bir hayaldi öncesinde
    Adın konmuş aşk dilinde
    Bense senin sadece imkansızındım..

    Seni gördüğüm ilk anda başladı her şey ve sonrasında tanımadığım bir heyecan, tatmadığım bir mutluluk oldun. Gözlerimi kapadım, bu mutluluk hiç bitmesin istedim. Gözlerimi öyle sıkı kapadım ki sen giderken bile açmadım onları. Bir gün dönecek dedim. Evet bir gün dönecek ve ben gözlerimi tekrar heyecanla ve mutluluğa açacaktım..

    Kelimeler tükenirken dilimde
    Bir sen bitmedin bak içimde
    Aslında bunu senden beklemezdim ki..

    Birinin hayata gözlerini kapaması ne demek bilir misin? Hayatla bağlarını koparması artık bir hayali yaşaması. İçindeki umudu hiç yitirmeden yaşatması.. Ve her sabah o hayalin gülüşü ile güne başlaması.

    Hangi yalan, hangi sebep?
    Cevabın yok, bitti demek
    Kim bilir belki de ben senin korkularındım..

    Zaman geçiyor ve ben bu geçen zamana inat seni daha büyük bir özlemle, daha büyük bir sevgi ile bekliyorum. Gözlerimi açmak, gerçekleri kabullenmek istemiyorum. Ben kendi gerçeklerimi seviyorum, onlar yakmıyor canımı. Düşünsene geliyorsun kapıyı açıyorum karşımda sen.. Tek kelime etmeden sarılıyorum. Yine sana dokunmaya bile kıyamıyorum ve saatlerce seni izliyorum....

    Zorundasın, zorundayız.
    Sense hangi yolun sonundasın?
    Belki de sakladığın bir şey var..

    Biliyorum ki zaman ilerledikçe değişecek her şey. Kendi gerçeklerim kanatacak yaralarımı yeniden. Gözlerimi açarsam bu acı biraz olsun diner mi diye düşünüyorum. Senin istediğin gibi gidişini kabullenebilir miyim?


    Şayet biri varsa aramızda
    Çığlıklarım yalnızlığa
    Bu ayrılık akşamında
    Gözyaşıma boğuldu dünya..

    Ve bir gün gözlerimi açtım. İşte o an canım hiç acımadığı kadar acıdı... Keşke gözlerimi hiç açmasaydım, keşke umudumu yok etmeseydim. Görmeye başladığım an umutlarımın bittiği, görmediğim zamanlarda anlamı olan şeylerinde anlamını kaybettiği an oldu. Seviyordum, sevginin kör olmak olmadığını da biliyordum. Geçte olsa görmeye başladım..


    Beni sevmediğini artık beni istemediğini gördüm.. Sonum oldu.....

    Benim sonum senin doğum günün olsun. Doğum Günün Kutlu Olsun..

    Sorma bana sensizliği
    Sorma bana gücün yoksa!..
    Gelen aynı, giden aynı.
    Bırak beni yalnızlığıma!..

  100. 2007-09-02 #100
    Yalnızım
    Sana yazdigim siir yarim kalacak,
    boynu bükük kalacak tüm sözcüklerim.
    Sana olan sevgimi kalem duyacak,
    kagitta bilmeyecek canim sevdigim!!!!!

    Keske seni tanimamis olsaydim,
    ozaman asik olmazdim.
    Ama simdi daha mi iyi,
    simdi seni taniyorum ve seviyorum
    ama sen beni sevmiyorsun ve bana gelmiyorsun

    sponsorlu bağlantılar
  101. 2007-09-04 #101
    Hüzün….



    bir hüzün..
    bir göz yaşı…
    bir damla mutluluk hasreti…
    nefes alamıyorum artık…

    sokaklar bile hüznüme kızgın..
    onlar bile gözyaşımı istemez oldu
    peki sen neden ağlatmak ister oldun..
    yada ben neden hep ağlar oldum…

    gitmek istiyorum artık buralardan ..
    ne kadar çok uzağa gitsemde bu acılar hep benimle..
    ağlamaktan yoruldu gözlerim..
    şimdi yada sonra yada ebediyyen kayıp olmak istiyorum…

    kayıp yada kaybolmak beceremediğim tek şey…
    hayatımdaki sen değerli sevdiğim
    sen bile kayıp oldun
    ama ben
    ben yokluğunu bile terk edemiyorum..
    yada varlığında yokluğunu yaşamak istemiyorum..
    şimdi öyle uzaklardan bak bana
    ben kaybolamayan beceriksiz bir aşık olarak
    diyorumki sana;
    bana da kaybolmayı öğret
    banada sukut edebilmeyi öğret..
    öğretki sabredebileyim yokluğuna
    öğrette vazgeçeyim bu ağlamaktan…

    susuyorsun dimi..
    biliyorum susmak yakışır sana…
    sen sus ben bu acılarla konuşurum…
    sen susta ben acılarla yaşarım…

    ey kalbimi parçalayıp kanatan hüzün…
    daha göz yaşı kaldıysa içimde onlarıda akıt…
    onlarda kalmasın içimde tek ACI kalsın..
    tek ACI ve Hüzün kalsın….

    kalsınki onlarda bırakıp gitmesin beni…
    onlarda kaybolmasın bu yalın hayatımda..
    yalın ve kimsesiz bırakmasın bari onlar beni…

    işte yalnız hüzünlü ve ağlamaklı gözlerle kaldım yine

  102. 2007-09-06 #102
    Demlenmiş Yalnızlığını Yudumluyorum

    Artık kalemimi kırdım gidişinle. Dudaklarımı kanatıp yüreğimin sesini dinliyorum.


    Baş ucumda sana yazdıklarım ve masada demlenmiş yalnızlığım.


    Kanayan çığlıklarımı yutkunup kırılmış hayallerimi topluyorum kentimin kaldırımlarından.


    Üzerimde suskunluğun yeni ütülenmiş elbisesi, yüreğime sunulmuş bir dostun dogum günü hediyesi... Şimdi karanlıklara sarılıp demlenmiş yalnızlığını yudumluyorum.


    Acılarımızın merkezkaç savrulmaları mıydı acının son kıyısında, "uçurum çiçekleri"nin yanı başında, bizi buluşturan?


    Yoksa konuşa konuşa, yaza yaza acıları içselleştirme çabası mı?
    Böyle ama böyle değil yine de...
    Çünkü bekleyeceğiz bin yıl kendi yalnızlığımızın nehirlerinde!


    Geceler...Gündüzden öte sığınaklar...Yıldız koparma, yıldızlara boyama siyahlıkları ve nefes almayı öğrenme boğan dört duvarın yalnızlığına inat...Sonra o hangi gülümseyiştir yardan gelen ya da senden, gecenin emip gizlediği?


    Açacaksın düş sayfasını, yaşanmışlıkların düş kırıklıklarını, sevgiler hatırına, sevgiye liyakat hatırına; umut renginde, bir sonraki yarına emanet edeceksin...


    "Her şey burada kalsın" "Gidiyorum Geldiğim Gibi Dünyandan" diyeceksin ama heyhat; günler gecelere devrederken, bir sonsuzluğa evrilen ruhuna ezberlettiğin tatları, duyarlıkları yaşayacaksın her gece yeniden...Tatlı bir çaresizlik, belki de
    yorgunluk...


    Yüreğin geceyle sarmaş dolaş iken, sabahı sayacak yelkovanın zaman çınıltıları...
    Doğan her güne, her güneşe sevgilinin adıyla...

  103. 2007-09-22 #103

    Uzaklarda Yakın olur Birgün



    Birgün daha geçti sensiz.
    Ben yine aynı bilgisayar başında, radyomun sesini az açmış zamanımı ve işimi bitirmeye çalışıyorum.
    Öyle hasretimki yıldızlar altında seninle oturmaya, Deniz kenarında oturup martıları izlemeye.
    Hatırlarmısın yüzümüzü okşarcasına esen rüzgara doğru bir bankta otururduk, sen başını omzuma yaslar denizin ve sonsuz maviliğin birleştiği noktaya dalardın, Bende usulca saçlarını okşar esen yelin o büyüleyici serinliğine kendimi bırakırdım.
    Şimdi binlerce kilometre uzaktayız, Bazan mesafelere isyan edesim geliyor çünkü en ihtiyacım olduğu an sana, yalnızlığım yanımda oluyor.
    Yalnızlığım sarıyor senin yerine beni,
    Yalnızlığım paylaşıyor tüm dertlerimi,
    Yalnızlığıma haykırıyorum deli gibi sevdiğimi...


    ahh yanımda olsan,
    Deli gibi sarılsam sana, öyle hasretimki...
    Elimi kalbime koyduğum her an seni yanımda bulacakmış gibi oluyorum.
    Sessizce adını fısıldıyorum Gözlerimi kapayarak. Sıcaklığın sarıyor dört bir yanımı.
    Buz gibi odam birden sıcacık bir mekana dönüşüyor.
    Özlüyorum birtanem. Sensizlik çok zor, üşüyorum...


    Yazıyorum şuan hissettiklerimi, yazmaya çalışmak kar etmiyor çünkü inan hissettiklerimi yazmaya kelimeler yetmiyor. Meğer ne kifayetsizmiş sözcükler aşkın yanında, Gözlerine bir kere bakmam bir romanı yazmama yeter.
    Hiç bir şey yerini tutmuyor senin.
    soğuk klavyemin tıngırtıları beynimi kemiriyor adeta, Yoksun sevdiğim yoksun işte...
    Müziğin her notasında sen varsın sanki
    Bak ne diyor şarkıda , Onur Akın

    "Geceyi sana yazdım sızımı sana
    Tutundum güzel sesine tenine tutundum..."

    Yanarım sana....

    Sensizim sana koştum iklimler boyu
    Uykular yanan liman uykular haram
    bir vapur geçer dalgasında savrulan ben
    dön yürek yurduma evine dön
    ...
    Yanarım sana...

    Bir gece daha geçti en insafsızından, ayrı kalmak ne zormuş be cancağzım.

    Yetmiyor yazmak hasretimi gidermeye
    Yetmiyor hiçbirşey senin özlemini gidermeye.
    Anladım ben sensizken yarım kalmış bir roman gibi anlamsızım.
    Unutma sevdiğim,
    ne kadar uzakta olursam olayım yine sendeyim.
    Birgün uzaklarda yakın olur, önemli olan YÜREKLER BİR OLSUN...

  104. 2007-10-03 #104

    Yalnızlığımla Baş Başa

    Bir mum yaktım, bugüne inat...
    Ve gizlendim gecenin büyüsüne...
    Yalnızlığımın koynuna sokulup, yalnızlığı düşündüm...

    Herşey belli belirsiz...
    Herşey, bir garip mumun zayıf ışığına teslim ve titrek...
    Odamın sahibi ve hayaletiyim şimdi...
    Korkanı ve korkutanı...
    Elimi uzatsam, aydınlığa boğabilirim herşeyi bir anda...
    Ve herşey ortaya çıkmanın ve kendini göstermenin kibriyle beynime üşüşür...
    Önce kitaplar...
    Duvardaki saat ve sesi...
    Yerdeki halı...
    Hatta duvarın rengi...

    Ama bu zayıf ışık...
    Herşey, bir garip mumun zayıf ışığına teslim ve titrek...
    Ben bile...
    Yüzüm geçmişin ağırlığı, geleceğin belirsizliği altında ezilmiş...
    Yüzümde karanlık...
    Gözlerim, karanlığın korkusuna sinmiş eşyalarımda, beni arıyor...
    Bu odada ne varsa; hepsi benim maceram...
    Hepsini esir aldım...

    Şu kitapların herbirini ben seçtim...
    Burada olmalarının sebebi benim...
    Değer verdim onlara... Onların macerasına talip oldum...
    Paylaştım duygularını... Sevgilerini ve ayrılıklarını...
    Kahramanlarına yol arkadaşı oldum...
    Hepsini tanıyorum işte...
    Belki sadece sırtları görünüyor...
    Belki bir çoğunu uzun zamandır elime bile almadım ama...
    Hepsini tanıyorum işte...
    Cömertçe bakıştım onlarla...
    Hergün defalarca...
    Bir kez okudum belki ama, bin kez yaşadım...

    Şimdi inadına bir mum yakışım...
    Yalnızlığımı özlemekten...
    Yüzlerce yazar...
    Binlerce kahraman...
    Ve o kadar macera..
    İşte hepsine, "Bugün izinlisiniz" diyorum...
    Bugün ben, bana lazımım...
    Yalnızlığımı özledim...

    Ne kadar titreseler de , müşfik bir karanlığa teslim ettim onları...
    Uykuya yatırdım...
    Belki gözucuyla seyredeceğim yine de...
    Severek...
    Ama...
    O kadar işte...

    Boş verin şimdi yerdeki halının, oturduğum sandalyenin, üzerine abandığım masanın macerasını...
    Bitmez...
    Tam kendimi dinlemeye koyulmuşken, başlarsam anlatmaya...
    Mesela şu içinde kalemler olan kavanozu bile...
    Ve hatta arka ucunda diş izlerim olan boyasız kurşun kalemi...
    Bitmez...
    Bu odanın her satırında...
    Her harfinde...
    Ömrümden kattığım...
    Feda ettiğim zamanlar ve duygular var...
    Koşar adım giderken ölüme, "Hayata neresinden başlamalıyım" diye düşünüyorum hala...
    Ve yorulup...
    Bir mum yakıyorum işte...
    Karanlığın aynasında kendimi seyrediyorum...
    Yalnızlığımın koynuna sokulup...

    Biliyorum...
    Ölüm bana geliyor...
    Ben ona gidiyorum...
    Her saniye kısalıyor hayatım...
    Gönlümün heybesi ağırlaşıyor...
    Biraz daha fazla şey götürmek için belki...
    Daha çok şey yaşayıp...
    Daha çok anlamak için..
    Ama...
    Cevabı zor sorular birikiyor...

    Kendime anlatırken bütün bunları...
    Kime anlatıyorum aslında...
    "Er kişi niyetine" dediklerinde...
    Hangi dağın taşından kesilmiş bir mermer hazırlanır başucuma...
    Hangi yürek yanar?
    Hangi yürek yanması serinletir içimi?..
    Kuruyan dudaklarıma miras kalır?..

    Ben...
    Zamanın, mekanın ve eşyanın kucağından sıyrılıp...
    Yalnızlığıma sığındım şimdi...
    Birazdan ezan okunacak...
    Bu karalama kağıtlarını buruşturup fırlatacağım...
    Bir daha başlamak için yaşamaya...
    Şafak sökmeden...
    Şimdi ezan okunacak...

  105. 2007-10-17 #105
    Bir Yalnızlıksın

    Bir yalnızlıksın sen bana
    Yanımda olsan bile dokunamayacağım
    Sevsem bile hissedemeyeceğim
    Bir yalnızlıksın sen bana
    Ağlasam görmeyecek
    Seslensem duymayacak
    Asla ulaşamayacağım
    Bir yalnızlıksın sen bana

    Ama ne çare olmadı senden başka
    Varlığın kadar gerçek olan
    Yokluğunla benimsin
    Bedenimde içimdesin
    Ohhh kıskan sen bile senle
    Bu kadar başbaşa kalmamışsındır.....


    Sennur Çetin


  106. 2007-11-04 #106

    Sensizliğin hiç bir tarifi yok ..Benim gönül kitabımda...

    Bir hasret türküsüdür dillendirdiğim.
    Bir bülbülün güle hicranıdır…
    Yazmanın adı kolayda kalemin sevdasını kağıda .
    tüllendirmekten daha zor olan ne olabilir
    Ne; zaman hasretime teselli ne
    mevsimler özlemime gem.
    İçimde biriktirdiğim sayfalara yazıyorum sana olan tüm
    güzel seslenişleri..
    Gecenin en demli vakitlerinde seni düşünmek kadar tatlı esen
    bir rüzgar yok başımda.
    Zülüflerimin heyyulası her lahza seni zikrederken ne çok
    sevdiğimin farkına varıyor sen uyurken geceye seninle alakalı mahyalar
    yayıyorum
    Gönlüme sığmayan bu hasret ateşini sınırlarımın dışına çıkarmadan,
    İçin için yanarken bir kıvılcım gönderiyorum kırık dökük satırlardan.

    Hiç bir söz seni anlatmaya kifayet bulamazken hiç bir satır işte bu benim sevdam diyemiyor.
    Sen karanlık gecelerimin tulu etmiş aydınlığısın.
    Her gün özleminle bitirirken zamanı,sana olan ateşim dünyayı yakacak kadar harlanıyor gönül şehrimde.
    Hasretden talan olmuş şehrimin tüm kilitleri sana açılmışken bir bir,
    Her an seni kaybetmek korkusuyla ilmek ilmek geçiyor zaman boynuma.
    Bütün durağan duyguların kaidelerinden sıyrılıp soğuğun iliklerime kadar işlediği kör bir gecenin iskelesinde içimi,
    Ruhumu, kalbimi, hülyalarım, hatıralarımı sevdanın
    kor yakıcılığı ile simanın yansıdığı odamda hasretimin sonsuzluğu ile
    ısıtıyorum.
    Ne güzel şeymiş seni sevmek…
    Ne güzel şeymiş sıcaklığını yüreğimde
    hissetmek….

    Nicedir hiç bir rüzgar bu kadar sert esmemişti.
    Nicedir şarkılar bu kadar mızraplı vurmamıştı tın tın.
    Yıllar boyu her gelen acının karşısında dimdik
    durdum.
    Tahammül edip gülüp geçtim.
    İlk defa kaybetmenin ağırlığı ile yanıyorum.
    İlk defa tüm kalelerim çaresizlik içinde savunmasız.
    Bana sorduğun olmazsa ne olacak sorusu üzerime öyle yıkılıyor ki,
    Hicranım amansız bir düşman gibi iki büklüm bırakıyor beni.
    Koca bir iç geçirme, buğulanan bakışlar,
    Boynu büküklüğüm,
    Kırık döküklüğüm.
    Gözlerim buğulu bakıyor ötelere medyun sana iştiyak
    içinde..

    Rüzgarda savrulan yağmur damlaları gibi savruluyor yüreğim.
    Sensiz geçen mevsimlerim kış günlerim zemheri.
    Umut çırpınan kanatlarında bekleyişlerin
    girdaplarında yürümüyor savruluyorum.
    Anlayacağın,
    Sensizliğin hiç bir tarifi yok
    Benim gönül kitabımda.

    Sensiz bir dünyayı asla sevmiyorum…

  107. 2007-11-14 #107
    İçimdeki Karanlık






    Neydi içimdeki karanlığın adı? Her zaman içimde bir yerlerde siz görmeseniz de… İçim kararıyor… Özenle yaptığım tek şey sonumu hazırlamak…


    İçimdeki karanlığı büyütüyorum herkesten gizleyerek… Uzaklaşsanız da benden, dokunmasanız da içimdeki karanlığa anlamalısınız beni, içimdekileri. Karanlık… Gittikçe büyüyorlar içimde ve ben dur diyemeyecek kadar yorgunum onlara… Katlanamıyorum size anlamıyor musunuz? Hiçbir şey sandığınız kadar kolay değil hem de hiçbir şey…


    Açtığınız boşluğu saklamak için kendimden, daha büyüğünü yaratıyorum içimde… Ne alaycı biriyim aslında nede acımasız… Sadece anlıyorum çoğu şeyi hatta sizin anlamadıklarınızı bile… Bu yüzden belki de yaptıklarım, yapacaklarım…


    Her şeyin kurtuluşu açık aslında… Kimse yokken uçmak… Her şeyin sonu hayatın, acının, benim… Karanlık beni çağırıyor içine… Tutunacak dallarımı çoktan kırdınız… Gidiyorum… Gökyüzünde her şey farklı… Her şeyin sonu geliyor benimde…

    Neydi içimdeki karanlığın adı? Ölüm mü?

  Okunma: 13123 - Yorum: 106 - Amp