Kutub-ı Sitte.. - Delinetciler Portal

Kutub-ı Sitte..

  1. Hadis-i Şerif Lugatı

    Hadîs Âlimi (Muhaddis):
    Hadîs-i şerîf sahasında mütehassıs kimse. Çok sayıda hadîs toplayıp, senet ve metinleriyle ezberleyen, râvilerin cerh ve ta'dîl (güvenilir olup olmadıkları) noktasından durumlarını bilen, bu ilimde ihtisas kazanıp kitaplar yazmış olan âlim. Muhaddisin çoğulu muhaddisîn'dir.
    Hadîs İmâmı:
    Üç yüz binden çok hadîs-i şerîfi, râvîleri (rivâyet edenleri, nakledenleri) ile birlikte bilen büyük hadis âlimi. Buna, hadîs müctehidi de denir.
    Hadîs-i Âhâd:
    Hep bir kimse tarafından rivâyet edilen, bildirilen, müsned-i muttasıl (Resûlullah efendimize varıncaya kadar, rivâyet edenlerden yâni nakledenlerden hiçbiri noksan olmayan) hadîs-i şerîfler.
    Hadîs-i Âmm:
    Herkes için söylenmiş hadîs-i şerîfler.
    Hadîs-i Cibrîl:
    Peygamber efendimiz Eshâbı (arkadaşları) ile otururlarken, Cebrâil aleyhisselâmın insan sûretinde gelip; İslâm'ı, îmânı ve ihsânı sorduğunda Resûlullah efendimizin verdiği cevabları bildiren hadîs-i şerîf.
    Hadîs-i Garîb:
    Yalnız bir kişinin bildirdiği sahîh hadîs. Yahut, aradaki râvîlerden (nakledenlerden) birine, bir hadîs âliminin muhâlefet ettiği hadîs.
    Hadîs-i Hâs:
    Bir kimse için söylenmiş hadîs-i şerîfler.
    Hadîs-i Hasen:
    Bildirenler (râvîler) sâdık (doğru) ve emîn (güvenilir) olmakla beraber hâfızası, anlayışı sahîh hadîsleri bildirenler kadar kuvvetli olmayan kimselerin bildirdiği hadîs-i şerîfler.
    Hadîs-i Kavî:
    Resûlullah efendimizin, söyledikten sonra, peşinden bir âyet-i kerîme okuduğu hadîs-i şerîfler.
    Hadîs-i Kudsî:
    Mânâsı, Allahü teâlâ tarafından, kelimeleri ise, Resûl-i ekrem sallallâhü aleyhi ve sellem tarafından olan hadîs-i şerîfler. Hadîs-i kudsîleri söylerken, Peygamber efendimizi bir nûr kaplardı ve bu, hâlinden belli olurdu. (Abdülhak Dehlevî)
    Hadîs-i Maktû':
    Söyleyenleri (râvîleri), Tâbiîn-i kirâmakadar bilinip, Tâbiîn'den rivâyet olunan hadîs-i şerîfler. Tâbiîn'den rivâyet edilen, bildirilen maktû' hadîslerin sonraki râvîleri (nakledenleri) Ehl-i sünnet âlimlerinden iseler, bunlar hakîkaten hadîs-i maktû'dur. Mevdû sanmamalıdır. (İbn-i Kudâme-Buhârî)
    Hadîs-i Mensûh:
    Peygamber efendimiz tarafından ilk zamanda söylenip, sonra değiştirilen hadîsler.
    Hadîs-i Merdûd:
    Mânâsı olmayan ve rivâyet şartlarını taşımayan söz.
    Hadîs-i Meşhûr:
    İlk zamanda bir kişi bildirmişken, ikinci asırda şöhret bulan, yâni bir kimsenin Resûl-i ekremden, o kimseden de, çok kimselerin ve bunlardan dahî, başka kimselerin işittiği hadîs-i şerîfler.
    Hadîs-i Mevdû:
    Bir hadîs imâmının şartlarına uymayan hadîs-i şerîfler. Bir müctehid (âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîflerden hüküm çıkaran âlim), bir hadîsin sahîh (doğru) olması için, lüzûm gördüğü şartları taşımıyan bir hadîs için; "Benim mezhebimin usûlünün kâidelerine göre mevdûdur" der. Yoksa; "Resûlullah'ın sallallah ü aleyhi ve sellem sözü değildir" demez. (Dâvûd-ül-Karsî)
    Hadîs-i Mevkûf:
    Eshâb-ı kirâma kadar râvîleri (nakledenleri) hep bildirilip, sahâbî olan râvînin, Resûl-i ekremden işittim demeyip, böyle buyurmuş dediği hadîs-i şerîfler.
    Hadîs-i Mevsûl:
    Sahâbînin (Resûlullah efendimizin arkadaşları); "Resûlullah'tan işittim, böyle buyurdu" diyerek haber verdiği hadîs-i şerîfler. Bunda, Resûl-i ekreme kadar rivâyet edenlerin hiç birinde kesinti olmaz.
    Hadîs-i Muddarib:
    Kitab yazanlara, çeşitli yollardan, birbirine uymayan şekilde bildirilen hadîs-i şerîfler.
    Hadîs-i Muhkem:
    Te'vîle (yoruma, açıklamağa) muhtaç olmayan hadîs-i şerîfler.
    Hadîs-i Mu'allak:
    Baştan bir veya birkaç râvîsi(rivâyet edeni, nakledeni) veya hiçbir râvîsi belli olmayan hadîs-i şerîfler.
    Hadîs-i Munfasıl:
    Aradaki râvîlerden (nakledenlerden), birden ziyâdesi (fazlası) unutulmuş olan hadîs-i şerîfler.
    Hadîs-i Müfterâ:
    Müseylemet-ül-Kezzâb'ın ve ondan sonra gelen münâfıkların (kalbiyle inanmayıp, sözleriyle inandık diyenlerin), zındıkların (kâfirlerin), müslüman görünen dinsizlerin uydurma sözleri. Ehl-i sünnet âlimleri (Resûlullah efendimiz, dört halîfesinin ve ashâbının arkadaşlarının yolunda olan âlimler), müfterâ hadîsleri aramış, bulmuş ve ayırmışlardır. Din büyüklerinin kitablarında böyle sözlerden hiçbiri yoktur.
    Hadîs-i Mürsel:
    Sahâbe-i kirâmın ismi söylenmeyip, Tâbiîn'den (Sahâbeyi görenlerden) birinin, doğruca Resûl-i ekrem buyurdu ki dediği hadîs-i şerîfler.
    Hadîs-i Müsned-i Münkatı':
    Sahâbîden başka bir veya birkaç râvîsi (nakledeni) bildirilmeyen hadîs-i şerîfler.
    Hadîs-i Müsned-i Muttasıl:
    Peygamber efendimize kadar râvîlerden (nakledenlerden) hiçbiri noksan olmayan hadîs-i şerîfler.
    Hadîs-i Müstefîz (Müstefîd):
    Söyleyenleri üçten çok olan hadîs-i şerîfler.
    Hadîs-i Müteşâbîh:
    Te'vîle (açıklamaya, yorumlamaya) muhtâç olan hadîs-i şerîfler.
    Hadîs-i Mütevâtir:
    Bir çok Sahâbînin Peygamber efendimizden ve başka bir çok kimsenin de bunlardan işittiği ve kitâba yazılıncaya kadar, böyle pek çok kimsenin haber verdiği hadîs-i şerîfler. Mütevâtir hadîsleri rivâyet edenlerin yalan üzerinde sözbirliği yapmaları müm kün değildir. Hadîs-i mütevâtire muhakkak inanmak ve bildirilenleri yapmak lâzımdır. İnanmayan kâfir olur, îmânı gider. (İbn-i Âbidîn)
    Hadîs-i Nâsih:
    Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem efendimizin, son zamanlarında söyleyip, önceki hükümleri değiştiren hadîs-i şerîfleri.
    Hadîs-i Sahîh:
    Âdil ve hadîs ilmini bilen kimselerden işitilen, müsned-i muttasıl (Resûl-i ekreme kadar, rivâyet edenlerin hepsi tam olup noksan bulunmayan), mütevâtir (bir çok sahâbînin rivâyet ettiği) ve meşhûr (önceleri bir kişi bildirmişken, sonraları şöhret bulan) hadîsler.
    Hadîs-i Şâz:
    Bir kimsenin, bir hadîs âliminden işittim dediği hadîs-i şerîfler. Hadîs-i şâzlar kabûl edilir, fakat sened (vesîka) olamazlar. Âlim denilen kimse meşhûr bir zât değilse, kabûl olunmazlar. Hadîs-i Zaîf:
    Sahîh ve hasen olmayan hadîs-i şerîfler. Zaîf hadîsi bildirenlerden birinin hâfızası, adâleti gevşek olur veya îtikâdında (inancında) şübhe bulunur. Zaîf hadîslere göre fazla ibâdet yapılır; fakat ictihâdda bunlara dayanılmaz.

     Konuyu Beğendin mi?
    Güncelleme : 2007-02-23
  2. 2006-11-18 #2
    Ahirzaman Hadisleri
    • İnsanların başına bir zaman gelecek ki, onlardan faiz yemeyen kalmayacak, yemese bile tozu onlara bulaşacaktır.


    • Birçok kişi, az bir dünyalık karşılığında dinini feda edecek.

    • Kazanç, belirli kişiler arasında dolaşacak, dar gelirliler açlık ve sıkıntıya düşecek.

    • Kabirler süslenecek ve Kur'an, kazanç getiren bir meta hâline gelecek...

    • Fitne her eve girecek ve tecrübesiz gençler başa geçecekler.

    • Kur'an'dan bir resim, İslâm'dan bir isim, Müslüman'dan bir cisim kalacak.

    • Üç şey çok kıymetlenecek; Helâl para, kendisiyle amel edilen sünnet ve candan bir dost.

    • Ecnebiler çoğalacak ve müslümanlara galebe edecekler.

    • Sonradan gelen nesiller, önceden gelenlere sövüp sayacaklar.

    • Mihnet, belâ, musibet artacak, rahat ve huzur kalmayacak, kimse eliyle bunları önleyemeyecek.

    • Bir Müslüman, koyundan daha âciz olacak, hor ve hakîr görülecek.

    • İlim azalacak, cehalet, anarşi ve cinayetler artacak, adam öldürmek, hafif bir suç sayılacak.

    • Hilesiz iş yapılamayacak, tacirler ve yazarlar artacak kalem bollaşacak.

    • Kişi, elbisesini sakındığı kadar dinini sakınmayacak ve fakirler de namaz kılmayacak.

    • Akrabalık bağlan kopacak ve selâm, sadece tanıdık olanlara verilecek.

    • Zenginler ticaret için, hafızlar riya ve gösteriş için hacca gidecekler.

    • Büyükleri merhametsiz, küçükleri hürmetsiz olacak çocukları terbiye, köpekleri terbiyeden daha zor olacak.

    • İnsanlar, kötülüklerden birbirlerini sakındırmayacaklar ve iyiliği emretmeyecekler.

    • Minareler çoğalacak, camiler süslenip ziynetlenecek (kilise ve havralar gibi) ve içlerinden yüksek sesler gelecek.

    • Hâinlere emin, emin olanlara hâin denilecek ve "şurada emin bir insan vardır" denilecek kadar emin insan sayısı azalacak.

    • Kişiye, şerrinden korkulduğu için ikramda bulunulacak. Görünüşte dost fakat esasında düşman insan sayısı artacak, sözler hep yalan ve birbirine muhalif olacak, amir ve memur çok, doğru iş yapan az olacak.

    • Yıldızlar (fal) doğrulanacak ve kader yalanlanacak.

    • Allahü Teâlâ (C.C.) apaçık inkâr edilecek.

    • Âlicenaplık, izzet-ikram ve cömertlik duyguları kaybolacak ve haklar para karşılığında satılır hâle gelecek.

    • Cemaatin inancı zayıf, ibadeti taklit olacak, hafızlar çok, ama âlim bulunmayacak.

    • Zenginlere itibar edilecek, cimrilik artacak, zekât ağır bir borç olarak kabul edilecek.

    • Âlimler, para ve dünyalık karşılığında ilim öğretecek, âhiret ameli ile dünyalık talep edecekler.

    • Dinden gayrı hususlar için öğrenim yapılacak.

    • Erkekler kendilerini kadınlara, kadınlar da erkeklere benzetecekler.

    • Erkekler erkeklerle, kadınlar kadınlarla münasebetsiz alâkalar kuracak.

    • Her tarafta şarkıcı ve çalgıcı kadınlar zuhur edecek.

    • Söz kadınlarda olacak ve zina yaygınlaşacak.

    • Kadınlar, saçları deve hörgücü gibi, sokaklarda dolaşacaklar.

    • Haram işlemeyi kolaylaştıran imkânlar artacak, gençler günah işlemeye ve kötülük yapmaya çok meyledecekler.

    • İmanı kalpte tutmak, kor ateşi elde tutmak kadar zor olacak, kişi gece mü'min yatacak, sabah kâfir olarak kalkacak veya bunun tersi olacak.

    • Dünya işlerine dalınıp âhiret unutulacak, Allah'ın kitabıyla hükmetmek, ayıp sayılacak.

    • Büyük ve gösterişli binalar yapılacak ve bunlardan dolayı sokaklar daralacak.

    • Yırtıcı hayvanların derileri tabaklanarak çeşitli giyim eşyası yapılacak. (Kürk, manto ve benzeri...)

    • Sabah giyilen elbise başka, akşam giyilen elbise başka olacak. Önünüze yemeklerden birisi gelip diğeri gidecek ve Kabe'nin örtüldüğü gibi, evlerinizin duvarları halılarla süslenecek.

    • Ümmetimin erkekleri şişmanlayacak ve semizleşecekler.

    • Dedikodu, yaygın bir hâl alacak.

    • Herkes "kazanamadığından ve geçinemediğinden" şikâyetçi olacak.

    • Yalancı şahitlik ve boşanmalar artacak, ani ölümler sık görülecek.

    • Mal çoğalıp sel gibi akacak, mal sahibi malına tapacak ve tüccarların çoğu hilekâr olacak.
    • Kişi, karısına itaat edip anasına âsi olacak ve arkadaşına yaklaşıp babasından uzaklaşacak.

    • Gönüller birbirini sevmez olacak, dinde ve dünyalık işlerde muhtelif görüşler belirecek, kardeşler bile dinde ve mezhebde ihtilâf edecekler.

    • İmar edilen şeyler harap edilecek, harap olanlar ise imar edilecek.

    • Fâsıklar başa geçecek ve konuşmasını bilmeyenler halka hitab edecekler.

    • Arap arazisinin çölleri, nehirlere ve yeşilliklere kavuşacak.

    • Köylüler şehirlere akın edecek ve ne idüğü belirsiz deve çobanları, bina yaptırmakta birbirleriyle yarışacaklar.

    • Faize alış-veriş, rüşvete hediye denecek, tefecilik artacak, helal-haram unutulacak, para gelsin de nerden gelirse gelsin denilecek.


    • Zaman kısalacak. Bir sene bir ay gibi, bir ay bir hafta gibi, bir hafta bir gün gibi geçecek, bir günün geçmesi ise bir yaprağın yanması kadar çabuklaşacak, hiçbir şeyde bereket kalmayacak.


    KAYNAKLAR:
    1- Riyâzüs-Salihîn, İmam Nevevi, Terc: Mehmed Emre.
    2- Tezkiret-ül-Kurtubî, imam Şaranî.
    3- Kıyamet Alâmetleri Râmuz el-
    Ehadis'ten Dersler, ist. 1983
    4- Kitab ül-Keşf, Celâleddin-i Suyutî, El yazma eser Süleymaniye Kütüphanesi.
    5- Kıyamet Alâmetleri, Muhammet! el-Hüseyni, Terc: Naim Erdoğan.
    Ahirzaman Hadisleri
    • İnsanların başına bir zaman gelecek ki, onlardan faiz yemeyen kalmayacak, yemese bile tozu onlara bulaşacaktır.


    • Birçok kişi, az bir dünyalık karşılığında dinini feda edecek.

    • Kazanç, belirli kişiler arasında dolaşacak, dar gelirliler açlık ve sıkıntıya düşecek.

    • Kabirler süslenecek ve Kur'an, kazanç getiren bir meta hâline gelecek...

    • Fitne her eve girecek ve tecrübesiz gençler başa geçecekler.

    • Kur'an'dan bir resim, İslâm'dan bir isim, Müslüman'dan bir cisim kalacak.

    • Üç şey çok kıymetlenecek; Helâl para, kendisiyle amel edilen sünnet ve candan bir dost.

    • Ecnebiler çoğalacak ve müslümanlara galebe edecekler.

    • Sonradan gelen nesiller, önceden gelenlere sövüp sayacaklar.

    • Mihnet, belâ, musibet artacak, rahat ve huzur kalmayacak, kimse eliyle bunları önleyemeyecek.

    • Bir Müslüman, koyundan daha âciz olacak, hor ve hakîr görülecek.

    • İlim azalacak, cehalet, anarşi ve cinayetler artacak, adam öldürmek, hafif bir suç sayılacak.

    • Hilesiz iş yapılamayacak, tacirler ve yazarlar artacak kalem bollaşacak.

    • Kişi, elbisesini sakındığı kadar dinini sakınmayacak ve fakirler de namaz kılmayacak.

    • Akrabalık bağlan kopacak ve selâm, sadece tanıdık olanlara verilecek.

    • Zenginler ticaret için, hafızlar riya ve gösteriş için hacca gidecekler.

    • Büyükleri merhametsiz, küçükleri hürmetsiz olacak çocukları terbiye, köpekleri terbiyeden daha zor olacak.

    • İnsanlar, kötülüklerden birbirlerini sakındırmayacaklar ve iyiliği emretmeyecekler.

    • Minareler çoğalacak, camiler süslenip ziynetlenecek (kilise ve havralar gibi) ve içlerinden yüksek sesler gelecek.

    • Hâinlere emin, emin olanlara hâin denilecek ve "şurada emin bir insan vardır" denilecek kadar emin insan sayısı azalacak.

    • Kişiye, şerrinden korkulduğu için ikramda bulunulacak. Görünüşte dost fakat esasında düşman insan sayısı artacak, sözler hep yalan ve birbirine muhalif olacak, amir ve memur çok, doğru iş yapan az olacak.

    • Yıldızlar (fal) doğrulanacak ve kader yalanlanacak.

    • Allahü Teâlâ (C.C.) apaçık inkâr edilecek.

    • Âlicenaplık, izzet-ikram ve cömertlik duyguları kaybolacak ve haklar para karşılığında satılır hâle gelecek.

    • Cemaatin inancı zayıf, ibadeti taklit olacak, hafızlar çok, ama âlim bulunmayacak.

    • Zenginlere itibar edilecek, cimrilik artacak, zekât ağır bir borç olarak kabul edilecek.

    • Âlimler, para ve dünyalık karşılığında ilim öğretecek, âhiret ameli ile dünyalık talep edecekler.

    • Dinden gayrı hususlar için öğrenim yapılacak.

    • Erkekler kendilerini kadınlara, kadınlar da erkeklere benzetecekler.

    • Erkekler erkeklerle, kadınlar kadınlarla münasebetsiz alâkalar kuracak.

    • Her tarafta şarkıcı ve çalgıcı kadınlar zuhur edecek.

    • Söz kadınlarda olacak ve zina yaygınlaşacak.

    • Kadınlar, saçları deve hörgücü gibi, sokaklarda dolaşacaklar.

    • Haram işlemeyi kolaylaştıran imkânlar artacak, gençler günah işlemeye ve kötülük yapmaya çok meyledecekler.

    • İmanı kalpte tutmak, kor ateşi elde tutmak kadar zor olacak, kişi gece mü'min yatacak, sabah kâfir olarak kalkacak veya bunun tersi olacak.

    • Dünya işlerine dalınıp âhiret unutulacak, Allah'ın kitabıyla hükmetmek, ayıp sayılacak.

    • Büyük ve gösterişli binalar yapılacak ve bunlardan dolayı sokaklar daralacak.

    • Yırtıcı hayvanların derileri tabaklanarak çeşitli giyim eşyası yapılacak. (Kürk, manto ve benzeri...)

    • Sabah giyilen elbise başka, akşam giyilen elbise başka olacak. Önünüze yemeklerden birisi gelip diğeri gidecek ve Kabe'nin örtüldüğü gibi, evlerinizin duvarları halılarla süslenecek.

    • Ümmetimin erkekleri şişmanlayacak ve semizleşecekler.

    • Dedikodu, yaygın bir hâl alacak.

    • Herkes "kazanamadığından ve geçinemediğinden" şikâyetçi olacak.

    • Yalancı şahitlik ve boşanmalar artacak, ani ölümler sık görülecek.

    • Mal çoğalıp sel gibi akacak, mal sahibi malına tapacak ve tüccarların çoğu hilekâr olacak.
    • Kişi, karısına itaat edip anasına âsi olacak ve arkadaşına yaklaşıp babasından uzaklaşacak.

    • Gönüller birbirini sevmez olacak, dinde ve dünyalık işlerde muhtelif görüşler belirecek, kardeşler bile dinde ve mezhebde ihtilâf edecekler.

    • İmar edilen şeyler harap edilecek, harap olanlar ise imar edilecek.

    • Fâsıklar başa geçecek ve konuşmasını bilmeyenler halka hitab edecekler.

    • Arap arazisinin çölleri, nehirlere ve yeşilliklere kavuşacak.

    • Köylüler şehirlere akın edecek ve ne idüğü belirsiz deve çobanları, bina yaptırmakta birbirleriyle yarışacaklar.

    • Faize alış-veriş, rüşvete hediye denecek, tefecilik artacak, helal-haram unutulacak, para gelsin de nerden gelirse gelsin denilecek.


    • Zaman kısalacak. Bir sene bir ay gibi, bir ay bir hafta gibi, bir hafta bir gün gibi geçecek, bir günün geçmesi ise bir yaprağın yanması kadar çabuklaşacak, hiçbir şeyde bereket kalmayacak.


    KAYNAKLAR:
    1- Riyâzüs-Salihîn, İmam Nevevi, Terc: Mehmed Emre.
    2- Tezkiret-ül-Kurtubî, imam Şaranî.
    3- Kıyamet Alâmetleri Râmuz el-
    Ehadis'ten Dersler, ist. 1983
    4- Kitab ül-Keşf, Celâleddin-i Suyutî, El yazma eser Süleymaniye Kütüphanesi.
    5- Kıyamet Alâmetleri, Muhammet! el-Hüseyni, Terc: Naim Erdoğan.

  3. 2006-11-18 #3
    Üç kimse Şeytan ve avanesinden korunur :
    1- Allah'i geceli gündüzlü zikreden,
    2- Seher vakti istigfar eden,
    3- Allah korkusundan ağlayan.
    Ramuz :S/266


    Üç kisiye Allah gazab eder :
    1- Tok iken yemek yiyene,
    2- Uykusu yok iken uyumak istiyene,
    3- Sebepsiz yere gülene.
    Ramuz :S/267

    Üç kisi hürmeti kaybetmistir :
    1- Fıskını açıklayan fasik,
    2- Hevasına uyan kimse,
    3- Zalim hükümdar.
    Ramuz :S/267

    Üç kisiye itibar edilmez :
    1- Cenazede para için ağlayan kadına,
    2- Şarkı-Türkü söyleyenlere,
    3- Faiz yiyenlere.
    Ramuz :S/267

    Üç kisiye elim azab vardir :
    1- ihtiyarlikta zina edene,
    2- Çok yalan söyleyen hükümdara,
    3- Kibirli olan dilenciye.
    Ramuz :S/267

    Üç kimseye Allah nazar etmez :
    1- Okuturken,yetimi ezen Hocaya,
    2- ihtiyaci yok iken dilenene,
    3- Yaranmak için dalkavukluk yapana.
    Ramuz :S/268

    Üç kisiye Allah Cenneti Haram etmistir :
    1- içkiye devam edene,
    2- Ana-Babaya asi olana,
    3- Ailesini korumayana.
    Ramuz :S/269

    Allah Tealâ üç seyi sevmez :
    1- Kur'an okunurken konusmayi,
    2- Yüksek sesle dua etmeyi,
    3- Secdede dirsekleri yere yaymayi(Erk).
    Ramuz :S/589

    Üç kimseden kalem kaldirildi :
    1- Uyuyandan, Uyanana kadar,
    2- Agir hastadan, iyilesene kadar,
    3- Çocuktan, Büluga erinceye kadar.
    Ramuz :S/291

    Şu üç sebepten dolayi Arabı sevin :
    1- Ben Arabım,
    2- Kur'an Arapçadir,
    3- Cennet ehlinin lisanı da Arapçadır.
    Ramuz :S/17

    Ümmetin için en çok şu üç seyden korkarım :
    1- Nefsi hevanın delaleti,
    2- Midenin isteği ve şehvete tabi olmak,
    3- Dini husularda kendini beğenmişlik.
    Ramuz :S/21

    Allah'a ve ahirete inanan :
    1- Komşusuna iyilik etsin,
    2- Misafirine ikramda bulunsun,
    3- Ya Hayir söylesin veya sussun.
    Riyazüs-Salihin

    Üç seyi unutma :
    1- Dünyanin geçiciliğini
    2- Ölümü
    3- Başa gelecek afeti
    Tenbihül Gafilûn/22

    Ölümü düşünene Üç sey verilir:
    1- Bir an önce Tevbe etmek
    2- Az rızıkla yetinmek
    3- Şevkle ibadet etmek
    T.G/24
    Üç kimse Şeytan ve avanesinden korunur :
    1- Allah'i geceli gündüzlü zikreden,
    2- Seher vakti istigfar eden,
    3- Allah korkusundan ağlayan.
    Ramuz :S/266


    Üç kisiye Allah gazab eder :
    1- Tok iken yemek yiyene,
    2- Uykusu yok iken uyumak istiyene,
    3- Sebepsiz yere gülene.
    Ramuz :S/267

    Üç kisi hürmeti kaybetmistir :
    1- Fıskını açıklayan fasik,
    2- Hevasına uyan kimse,
    3- Zalim hükümdar.
    Ramuz :S/267

    Üç kisiye itibar edilmez :
    1- Cenazede para için ağlayan kadına,
    2- Şarkı-Türkü söyleyenlere,
    3- Faiz yiyenlere.
    Ramuz :S/267

    Üç kisiye elim azab vardir :
    1- ihtiyarlikta zina edene,
    2- Çok yalan söyleyen hükümdara,
    3- Kibirli olan dilenciye.
    Ramuz :S/267

    Üç kimseye Allah nazar etmez :
    1- Okuturken,yetimi ezen Hocaya,
    2- ihtiyaci yok iken dilenene,
    3- Yaranmak için dalkavukluk yapana.
    Ramuz :S/268

    Üç kisiye Allah Cenneti Haram etmistir :
    1- içkiye devam edene,
    2- Ana-Babaya asi olana,
    3- Ailesini korumayana.
    Ramuz :S/269

    Allah Tealâ üç seyi sevmez :
    1- Kur'an okunurken konusmayi,
    2- Yüksek sesle dua etmeyi,
    3- Secdede dirsekleri yere yaymayi(Erk).
    Ramuz :S/589

    Üç kimseden kalem kaldirildi :
    1- Uyuyandan, Uyanana kadar,
    2- Agir hastadan, iyilesene kadar,
    3- Çocuktan, Büluga erinceye kadar.
    Ramuz :S/291

    Şu üç sebepten dolayi Arabı sevin :
    1- Ben Arabım,
    2- Kur'an Arapçadir,
    3- Cennet ehlinin lisanı da Arapçadır.
    Ramuz :S/17

    Ümmetin için en çok şu üç seyden korkarım :
    1- Nefsi hevanın delaleti,
    2- Midenin isteği ve şehvete tabi olmak,
    3- Dini husularda kendini beğenmişlik.
    Ramuz :S/21

    Allah'a ve ahirete inanan :
    1- Komşusuna iyilik etsin,
    2- Misafirine ikramda bulunsun,
    3- Ya Hayir söylesin veya sussun.
    Riyazüs-Salihin

    Üç seyi unutma :
    1- Dünyanin geçiciliğini
    2- Ölümü
    3- Başa gelecek afeti
    Tenbihül Gafilûn/22

    Ölümü düşünene Üç sey verilir:
    1- Bir an önce Tevbe etmek
    2- Az rızıkla yetinmek
    3- Şevkle ibadet etmek
    T.G/24

  4. 2006-11-18 #4
    Besmele Hakkındaki Hadisler:




    * Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Sizden kim bir şey yerse "Bismillah (Allah'ın adıyla)" desin. Bidayette söylemeyi unutmuşsa, sonunda şöyle söylesin: "Bismillahi fi evvelihi ve âhirihi (başında da sonunda da Bismillah)."

    * Hz. Ebu Musa (radıyallahu anh)'dan rivayet edildiğ ne göre: Kızlarına, kurbanlarını kendi elleriyle kesmelerini, ayağını kurbanın boynuna basmayı, keserken tekbir getirip besmele çekmeyi tenbih etmiştir. "

    * İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ) demiştir ki: "(Hayvanı keserken) besmele çekmeyi bir kimse unutmuşsa bunun bir mahzuru yoktur. Ancak kasden terketmiş ise, kesilen yenilmez."

    * Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtü vesselâm)'a soruldu: "Halk bize et getiriyor, kesilirken besmele çekilip çekilmediğini bilmiyoruz, ne yapalım?" "Siz besmele çekin, yiyin!" cevabını verdi."

    * İbnu Abbas (radıyallâhu anhüm ) anlatıyor: "Resülullah (âleyhissâlâtu vesselâm) buyurdular ki: "Suyu deve gibi bir solukta içmeyin. İki-üç solukta (dinlene dinlene) için. Su içerken besmele çekin. Bitirince de Allâh'a hamdedin."

    * Yine Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Abdesti olmayanın namazı da yoktur. Üzerine besmele çekmeyenin abdesti yoktur."

    * Ümmeyye İbnu Mahşiyy radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm otururken bir adam besmele çekmeden yemek yiyordu. Yemeğini yemiş, geriye tek lokması kalmıştı. Onu ağzına kaldırırken: "Bismillahi evvelehu ve ahirehu" dedi. Bunun üzerine Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm güldü ve: "Şeytan onunla birlikte yemeye devam etti. Ne zaman ki Allah'ın ismini zikretti, karnındakileri hep kustu!" buyurdu."

    * Bilal İbnu Rabâh radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm bana, Müzdelife vakfesinin sabahında: "Ey Bilâl! Halkı sustur -veya Halkı dinlet!" buyurdular. Sonra halka şu hitabede bulundular: "Allah Teâla hazretleri, şüphesiz, şu Müzdelife'nizde, sizlere iyilik ve ihsanda bulunarak, günahkârlarınızı, hayır sahipleriniz hatırına bağışladı. İyilerinize dilediğini verdi. Öyleyse Allah'ın adıyla (buradan Mina'ya) hareket edin!"

    * Safvan İbnu Assâl radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalâtu vesselâm beni seriyyede savaşa gönderdi. (Yola çıkarken) şu talimatı verdiler: "Allah'ın adıyla, Allah yolunda yürüyün. Allah'ı inkâr edenlerle savaşın. İşkence yapmayın, (ahidde bulunduğunuz taktirde) ahdinizi bozmayın, çocukları öldürmeyin."
    Besmele Hakkındaki Hadisler:




    * Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Sizden kim bir şey yerse "Bismillah (Allah'ın adıyla)" desin. Bidayette söylemeyi unutmuşsa, sonunda şöyle söylesin: "Bismillahi fi evvelihi ve âhirihi (başında da sonunda da Bismillah)."

    * Hz. Ebu Musa (radıyallahu anh)'dan rivayet edildiğ ne göre: Kızlarına, kurbanlarını kendi elleriyle kesmelerini, ayağını kurbanın boynuna basmayı, keserken tekbir getirip besmele çekmeyi tenbih etmiştir. "

    * İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ) demiştir ki: "(Hayvanı keserken) besmele çekmeyi bir kimse unutmuşsa bunun bir mahzuru yoktur. Ancak kasden terketmiş ise, kesilen yenilmez."

    * Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtü vesselâm)'a soruldu: "Halk bize et getiriyor, kesilirken besmele çekilip çekilmediğini bilmiyoruz, ne yapalım?" "Siz besmele çekin, yiyin!" cevabını verdi."

    * İbnu Abbas (radıyallâhu anhüm ) anlatıyor: "Resülullah (âleyhissâlâtu vesselâm) buyurdular ki: "Suyu deve gibi bir solukta içmeyin. İki-üç solukta (dinlene dinlene) için. Su içerken besmele çekin. Bitirince de Allâh'a hamdedin."

    * Yine Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Abdesti olmayanın namazı da yoktur. Üzerine besmele çekmeyenin abdesti yoktur."

    * Ümmeyye İbnu Mahşiyy radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm otururken bir adam besmele çekmeden yemek yiyordu. Yemeğini yemiş, geriye tek lokması kalmıştı. Onu ağzına kaldırırken: "Bismillahi evvelehu ve ahirehu" dedi. Bunun üzerine Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm güldü ve: "Şeytan onunla birlikte yemeye devam etti. Ne zaman ki Allah'ın ismini zikretti, karnındakileri hep kustu!" buyurdu."

    * Bilal İbnu Rabâh radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm bana, Müzdelife vakfesinin sabahında: "Ey Bilâl! Halkı sustur -veya Halkı dinlet!" buyurdular. Sonra halka şu hitabede bulundular: "Allah Teâla hazretleri, şüphesiz, şu Müzdelife'nizde, sizlere iyilik ve ihsanda bulunarak, günahkârlarınızı, hayır sahipleriniz hatırına bağışladı. İyilerinize dilediğini verdi. Öyleyse Allah'ın adıyla (buradan Mina'ya) hareket edin!"

    * Safvan İbnu Assâl radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalâtu vesselâm beni seriyyede savaşa gönderdi. (Yola çıkarken) şu talimatı verdiler: "Allah'ın adıyla, Allah yolunda yürüyün. Allah'ı inkâr edenlerle savaşın. İşkence yapmayın, (ahidde bulunduğunuz taktirde) ahdinizi bozmayın, çocukları öldürmeyin."

    Güncelleme : 2007-02-23
  5. 2006-11-18 #5
    Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :
    Dünya bir meta'dır. Dünya metaının en hayırlısı saliha kadındır.
    Müslim


    Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :
    Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki hiçbiriniz, ben kendisine ebeveyninden, çocuğundan ve bütün insanlardan daha sevgili olmadıkça, iman etmiş olamaz.
    Müslim, İman 69-70


    Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :
    Ölüp de pişman olmayan yoktur, mutlaka herkes nedamet duyar: İyi yolda olan hayrını daha çok artırmadığı için pişman olur. Kötü yolda olan da nefsini kötülükten çekip almadığına pişman olur.
    Tirmizi, 2405
    Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :
    Dünya bir meta'dır. Dünya metaının en hayırlısı saliha kadındır.
    Müslim


    Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :
    Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki hiçbiriniz, ben kendisine ebeveyninden, çocuğundan ve bütün insanlardan daha sevgili olmadıkça, iman etmiş olamaz.
    Müslim, İman 69-70


    Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :
    Ölüp de pişman olmayan yoktur, mutlaka herkes nedamet duyar: İyi yolda olan hayrını daha çok artırmadığı için pişman olur. Kötü yolda olan da nefsini kötülükten çekip almadığına pişman olur.
    Tirmizi, 2405

    Güncelleme : 2007-02-23
  6. 2006-11-18 #6
    Enes bin Malik hazretleri Rasulüllah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir:

    Üç şey vardır insanı helake sürükler; üç şey de vardır ki insan için vesîle-i necattır. İnsanın helakine sebep olan üç şeyden ilki artık karakter haline gelmiş cimrilik, ikincisi hep peşinde koşulan heva ve heves, üçüncüsü de kişinin kendini beğenmesidir. Bir kimsenin kurtulmasına vesile olabilecek üç şeyden birincisi gizli-açık her hâlükârda Allah mehâbet ve mehâfeti içinde bulunmak, ikincisi fakirlikte de zenginlikte de ifrat ve tefritlere düşmeyip istikamet içinde olmak, sonuncusu da gazap anında da hoşnutluk anında da adaletten ayrılmam

    (Mecmaü'z-Zevâid, 1/90; Müsnedü'ş-Şihab,1/214; Feyzü'l-Kadîr, 3/307)
    Enes bin Malik hazretleri Rasulüllah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir:

    Üç şey vardır insanı helake sürükler; üç şey de vardır ki insan için vesîle-i necattır. İnsanın helakine sebep olan üç şeyden ilki artık karakter haline gelmiş cimrilik, ikincisi hep peşinde koşulan heva ve heves, üçüncüsü de kişinin kendini beğenmesidir. Bir kimsenin kurtulmasına vesile olabilecek üç şeyden birincisi gizli-açık her hâlükârda Allah mehâbet ve mehâfeti içinde bulunmak, ikincisi fakirlikte de zenginlikte de ifrat ve tefritlere düşmeyip istikamet içinde olmak, sonuncusu da gazap anında da hoşnutluk anında da adaletten ayrılmam

    (Mecmaü'z-Zevâid, 1/90; Müsnedü'ş-Şihab,1/214; Feyzü'l-Kadîr, 3/307)

  7. 2006-11-18 #7
    1
    اَلدِّينُ النَّصِيحَةُ قُلْنَا: لِمَنْ )يَا رَسُولَ اللَّهِ ؟( قَالَ: لِلَّهِ وَلِكِتَابِهِ وَلِرَسُولِهِ وَلأئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ وَعَامَّتِهِمْ


    (Allah Rasûlü) "Din nasihattır/samimiyettir" buyurdu. "Kime Yâ Rasûlallah?" diye sorduk. O da; "Allah'a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara" diye cevap verdi.

    Müslim, İmân, 95.

    2
    اَلإِسْلاَمُ حُسْنُ الْخُلُقِ

    İslâm, güzel ahlâktır.

    Kenzü'l-Ummâl, 3/17, HadisNo: 5225.

    3
    مَنْ لاَ يَرْحَمِ النَّاسَ لاَ يَرْحَمْهُ اللَّهُ

    İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.

    Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16

    1
    اَلدِّينُ النَّصِيحَةُ قُلْنَا: لِمَنْ )يَا رَسُولَ اللَّهِ ؟( قَالَ: لِلَّهِ وَلِكِتَابِهِ وَلِرَسُولِهِ وَلأئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ وَعَامَّتِهِمْ


    (Allah Rasûlü) "Din nasihattır/samimiyettir" buyurdu. "Kime Yâ Rasûlallah?" diye sorduk. O da; "Allah'a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara" diye cevap verdi.

    Müslim, İmân, 95.

    2
    اَلإِسْلاَمُ حُسْنُ الْخُلُقِ

    İslâm, güzel ahlâktır.

    Kenzü'l-Ummâl, 3/17, HadisNo: 5225.

    3
    مَنْ لاَ يَرْحَمِ النَّاسَ لاَ يَرْحَمْهُ اللَّهُ

    İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.

    Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16


    Güncelleme : 2007-02-23
  8. 2006-11-18 #8
    İbni Abbâs radıyallahu anhümâ'dan rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    "Kim görmediği bir rüyayı gördüm deyip anlatırsa, âhirette yerine getirmesi mümkün olmayan bir işe, iki arpa tanesini birbirine düğümleme cezasına çarptırılır.

    Kim, bir topluluğun duyulmasını istemedikleri bir sözü öğrenmeye çalışır (kulak hırsızlığı yapar)sa, kıyamet günü kulaklarına eritilmiş kurşun dökülür.

    Kim de herhangi bir canlının resim (ve heykelini) yaparsa, o da kıyamette, yapamayacağı halde, "haydi buna can ver " diye zorlanarak azâb edilir."

    Buhârî, Ta'bîr 45. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb 88; Tirmizî, Rüyâ 8; İbni Mâce, Rüyâ 8

    Bu Hadis-i Şerif ERKAM YAYINLARI'nın Riyazü's Salihin adlı eserinden alınmıştı
    İbni Abbâs radıyallahu anhümâ'dan rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    "Kim görmediği bir rüyayı gördüm deyip anlatırsa, âhirette yerine getirmesi mümkün olmayan bir işe, iki arpa tanesini birbirine düğümleme cezasına çarptırılır.

    Kim, bir topluluğun duyulmasını istemedikleri bir sözü öğrenmeye çalışır (kulak hırsızlığı yapar)sa, kıyamet günü kulaklarına eritilmiş kurşun dökülür.

    Kim de herhangi bir canlının resim (ve heykelini) yaparsa, o da kıyamette, yapamayacağı halde, "haydi buna can ver " diye zorlanarak azâb edilir."

    Buhârî, Ta'bîr 45. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb 88; Tirmizî, Rüyâ 8; İbni Mâce, Rüyâ 8

    Bu Hadis-i Şerif ERKAM YAYINLARI'nın Riyazü's Salihin adlı eserinden alınmıştı

    Güncelleme : 2007-02-23
  9. 2006-11-18 #9
    Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem dua ettiği zaman, ellerinin içini kendine doğru tutardı. Allaha sığındığı zaman, ellerinin dışını kendisine doğru tutardı.
    Hâllad radıyallahu anh. Ahmed.

    Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kendinize beddua etmeyin! Çocuklarınıza da beddua etmeyin! Size hizmet edenlere de beddua etmeyin! Mallarınıza da beddua etmeyin! Çünkü o bedduanız, Allah tarafından kabul edileceği bir saate rastlar da, kabul edilir."
    Câbir radıyallahu anh. Ebû Dâvud.
    Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem dua ettiği zaman, ellerinin içini kendine doğru tutardı. Allaha sığındığı zaman, ellerinin dışını kendisine doğru tutardı.
    Hâllad radıyallahu anh. Ahmed.

    Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kendinize beddua etmeyin! Çocuklarınıza da beddua etmeyin! Size hizmet edenlere de beddua etmeyin! Mallarınıza da beddua etmeyin! Çünkü o bedduanız, Allah tarafından kabul edileceği bir saate rastlar da, kabul edilir."
    Câbir radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

  10. 2006-11-18 #10
    Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin duası:
    "Allahım! Ben nefsime çok zulmettim. Günahları ancak sen bağışlarsın. Rahmetinle beni bağışla! Bana merhamet eyle! Çünkü sen Gafûr ve Rahîmsin."
    Ebû Bekr radıyallahu anh. Buhârî.


    843. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin duası:
    "Allahım! Kötü ahlâklardan, kötü işlerden ve kötü arzulardan sana sığınırım."
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Tirmizî.
    Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin duası:
    "Allahım! Ben nefsime çok zulmettim. Günahları ancak sen bağışlarsın. Rahmetinle beni bağışla! Bana merhamet eyle! Çünkü sen Gafûr ve Rahîmsin."
    Ebû Bekr radıyallahu anh. Buhârî.


    843. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin duası:
    "Allahım! Kötü ahlâklardan, kötü işlerden ve kötü arzulardan sana sığınırım."
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Tirmizî.

  11. 2006-11-23 #11
    Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin duası:
    "Allahım! Ben nefsime çok zulmettim. Günahları ancak sen bağışlarsın. Rahmetinle beni bağışla! Bana merhamet eyle! Çünkü sen Gafûr ve Rahîmsin."
    Ebû Bekr radıyallahu anh. Buhârî.


    843. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin duası:
    "Allahım! Kötü ahlâklardan, kötü işlerden ve kötü arzulardan sana sığınırım."
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Tirmizî.
    Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin duası:
    "Allahım! Ben nefsime çok zulmettim. Günahları ancak sen bağışlarsın. Rahmetinle beni bağışla! Bana merhamet eyle! Çünkü sen Gafûr ve Rahîmsin."
    Ebû Bekr radıyallahu anh. Buhârî.


    843. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin duası:
    "Allahım! Kötü ahlâklardan, kötü işlerden ve kötü arzulardan sana sığınırım."
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Tirmizî.

  12. 2006-11-24 #12
    "Ya Eba Zer! Gidip Allah'ın kitabından bir ayet öğrenmen, senin için yüz rekat nafile namaz kılmandan daha hayırlıdır. Amel edilsin veya edilmesin, gidip ilmi bir konuyu öğrenmen ise senin için bin rekat nafile namaz kılmandan daha hayırlıdır."
    (İbn Mace)

    ***

    İbn Abbas (radıyallahu anhu)'dan rivayetle Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:

    "İlim öğrenirken ölen kimse, o kadar yükselmiş olarak Allah'a kavuşur ki, kendi ile Peygamberler arasında yalnız Peygamberlik derecesi kalır." (Taberani)

    ***

    Ebu Hureyre (radıyallahu anhu)'dan rivayetle Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu:

    "Allah'ı zikretmek (tesbih ve tekbir gibi), ibadetler ile alim ve öğrencinin dışında kalan, dünya ve dünyanın içerisindeki her şey Allah'ın rahmetinden uzaktır." (Tirmizi, İbn Mace, Beyhaki)

    ***

    Enes oğlu Muaz (Radıyallahu Anh)'dan Resulullah (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) şöyle buyurdu:

    "Bir kimse ilim öğretirse, o kişiye öğrettiği ilimle amel edenlere verilen kadar sevap verilir. Amel edenlerin sevabından da hiçbir şey eksilmez" buyurmuştur. (İbni Mace)


    ***

    Muaviye b. Ebi Süfyan (radıyallahu anhu)'dan rivayetle Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem):

    "Allah her kimin hakkında hayır dilerse onu dinde alim ve fakih kılar" buyurmuştur. (Buhari, Müslim)

    ***

    Ebu Hureyre (radıyallahu anhu)'dan Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:

    "İnsanoğlu öldüğü zaman ameli kesilir. Ancak şu üç şey müstesnadır.

    1-Sadaka-i cariye, (İnsanlara kalıcı fayda veren kurumlar

    2-Faydalanılan ilim, 3-Arkasından kendisine dua edecek iyi bir evlat."

    (Müslim, İbn-i Mace, İbn-i Huzeyme )
    "Ya Eba Zer! Gidip Allah'ın kitabından bir ayet öğrenmen, senin için yüz rekat nafile namaz kılmandan daha hayırlıdır. Amel edilsin veya edilmesin, gidip ilmi bir konuyu öğrenmen ise senin için bin rekat nafile namaz kılmandan daha hayırlıdır."
    (İbn Mace)

    ***

    İbn Abbas (radıyallahu anhu)'dan rivayetle Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:

    "İlim öğrenirken ölen kimse, o kadar yükselmiş olarak Allah'a kavuşur ki, kendi ile Peygamberler arasında yalnız Peygamberlik derecesi kalır." (Taberani)

    ***

    Ebu Hureyre (radıyallahu anhu)'dan rivayetle Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu:

    "Allah'ı zikretmek (tesbih ve tekbir gibi), ibadetler ile alim ve öğrencinin dışında kalan, dünya ve dünyanın içerisindeki her şey Allah'ın rahmetinden uzaktır." (Tirmizi, İbn Mace, Beyhaki)

    ***

    Enes oğlu Muaz (Radıyallahu Anh)'dan Resulullah (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) şöyle buyurdu:

    "Bir kimse ilim öğretirse, o kişiye öğrettiği ilimle amel edenlere verilen kadar sevap verilir. Amel edenlerin sevabından da hiçbir şey eksilmez" buyurmuştur. (İbni Mace)


    ***

    Muaviye b. Ebi Süfyan (radıyallahu anhu)'dan rivayetle Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem):

    "Allah her kimin hakkında hayır dilerse onu dinde alim ve fakih kılar" buyurmuştur. (Buhari, Müslim)

    ***

    Ebu Hureyre (radıyallahu anhu)'dan Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:

    "İnsanoğlu öldüğü zaman ameli kesilir. Ancak şu üç şey müstesnadır.

    1-Sadaka-i cariye, (İnsanlara kalıcı fayda veren kurumlar

    2-Faydalanılan ilim, 3-Arkasından kendisine dua edecek iyi bir evlat."

    (Müslim, İbn-i Mace, İbn-i Huzeyme )

  13. 2006-11-28 #13
    Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :
    Dünya bir meta'dır. Dünya metaının en hayırlısı saliha kadındır.
    Müslim


    Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :
    Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki hiçbiriniz, ben kendisine ebeveyninden, çocuğundan ve bütün insanlardan daha sevgili olmadıkça, iman etmiş olamaz.
    Müslim, İman 69-70



    Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :
    Ölüp de pişman olmayan yoktur, mutlaka herkes nedamet duyar: İyi yolda olan hayrını daha çok artırmadığı için pişman olur. Kötü yolda olan da nefsini kötülükten çekip almadığına pişman olur.
    Tirmizi, 2405
    Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :
    Dünya bir meta'dır. Dünya metaının en hayırlısı saliha kadındır.
    Müslim


    Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :
    Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki hiçbiriniz, ben kendisine ebeveyninden, çocuğundan ve bütün insanlardan daha sevgili olmadıkça, iman etmiş olamaz.
    Müslim, İman 69-70



    Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :
    Ölüp de pişman olmayan yoktur, mutlaka herkes nedamet duyar: İyi yolda olan hayrını daha çok artırmadığı için pişman olur. Kötü yolda olan da nefsini kötülükten çekip almadığına pişman olur.
    Tirmizi, 2405

  14. 2006-12-09 #14
    1_Akılca en mükemmeliniz, Allah'tan en çok korkanınızdır.

    2 Sabah namazına çok dikkat ederek geçirmemengerekir. Çünkü sabah namazında çok büyük faziletler vardır.

    3 Kalplerinizi az gülmek ve az yemekle ihyâ ediniz, açlıkla temizleyiniz ki yumuşasın ve parlasın.

    4 Çok gülmeyin, çünkü çok gülmek kalbi öldürür.

    5 Kıyâmet günü Cennete ilk çağırılacak, varlıkta da darlıkta da Allah'a çok hamdedenlerdir.

    6 Kıyâmet gününde ilk hesaplaşacak kimseler, komşulardır.

    7 Kıyâmet gününde Âdemoğlu, şu beş şeyden sorguya çekilmedikçe yerinden ayrılmaz;
    1.Ömrünü nerede ve ne sûretle harcadığından,
    2.Yaptığı işleri ne maksatla yaptığından,
    3.Malını nereden kazandığından ve nerelere sarfettiğinden,
    4-5.Vücudunu, sıhhatini nerede ve ne sûretle yıprattığından.

    8 Bütün insanlar günah işler, fakat günah işleyenlerin en hayırlısı, tövbe edenlerdir.

    9 Her kim Ramazan'ı tutar, sonra da ona Şevval'den altı gün ilâve ederse, bütün seneyi oruç tutmuş gibi olur.

    10 Müslümanların derdini dert edinmeyen onlardan değildir.

    11 Kişi haksız olarak bir şeye lânet ederse, o lânet kendine döner.

    12 Dünyânın belâ ve fitneden başka hiçbir şeyi kalmadı.

    13 Kurban kesiniz. Onunla nefsi temizleyiniz. Bir kimse, gününde kurbanını alır, kıbleye yatırırsa, onun boynuzu, tersi, kanı, kılı ve her zerresi Kıyâmet Günü o kimse için hazır olur. Yere düşen kan, Alah'ın muhâfazasına düşmüş olur. Az infak edin, çok ecir alın.

    14 Sana her ne iyilik erişirse Allah'tandır. Sana her ne kötülük gelirse, o da kendi kusurun sebebiyledir.

    15 Hiçbir farz namazı kasten terk etme. Kim namazı kasten terk ederse, İlâhı koruma ve teminattan mahrum kalır.

    16 Kim, insanların dînî işlerinde Allah'ın faydalı kıldığı bir ilmi gizlerse, Allah, Kıyâmet günü onu ateşten bir gem ile gemler.

    17 Kim, insanların kalbini çekmek için kelamın kullanılışını öğrenirse, Allah Kıyâmet günü, ondan ne farz ne nâfile hiçbir ibâdetini kabul etmez!

    18 Severken itidalden(ölçüden,sabırdan) ayrılma. Olur ki bir gün darılırsın, dost iken yaptığın aşırı hareketlerden mahcub olursun. Dargın olduğun zamanlarda da itidalden ayrılma. Olur ki bir gün dost olursun. Dargınken yaptığın hareketlerden mahcubiyet hissedersin.

    19 Dostunu zaman zaman ziyaret et ki sevgin artsın.

    20 Nimetleriyle sizi beslediği için Allah'ı sevin. Beni de Allah sevgisi için sevin. Ehl-i Beytimi de benim sevgim için sevin.
    1_Akılca en mükemmeliniz, Allah'tan en çok korkanınızdır.

    2 Sabah namazına çok dikkat ederek geçirmemengerekir. Çünkü sabah namazında çok büyük faziletler vardır.

    3 Kalplerinizi az gülmek ve az yemekle ihyâ ediniz, açlıkla temizleyiniz ki yumuşasın ve parlasın.

    4 Çok gülmeyin, çünkü çok gülmek kalbi öldürür.

    5 Kıyâmet günü Cennete ilk çağırılacak, varlıkta da darlıkta da Allah'a çok hamdedenlerdir.

    6 Kıyâmet gününde ilk hesaplaşacak kimseler, komşulardır.

    7 Kıyâmet gününde Âdemoğlu, şu beş şeyden sorguya çekilmedikçe yerinden ayrılmaz;
    1.Ömrünü nerede ve ne sûretle harcadığından,
    2.Yaptığı işleri ne maksatla yaptığından,
    3.Malını nereden kazandığından ve nerelere sarfettiğinden,
    4-5.Vücudunu, sıhhatini nerede ve ne sûretle yıprattığından.

    8 Bütün insanlar günah işler, fakat günah işleyenlerin en hayırlısı, tövbe edenlerdir.

    9 Her kim Ramazan'ı tutar, sonra da ona Şevval'den altı gün ilâve ederse, bütün seneyi oruç tutmuş gibi olur.

    10 Müslümanların derdini dert edinmeyen onlardan değildir.

    11 Kişi haksız olarak bir şeye lânet ederse, o lânet kendine döner.

    12 Dünyânın belâ ve fitneden başka hiçbir şeyi kalmadı.

    13 Kurban kesiniz. Onunla nefsi temizleyiniz. Bir kimse, gününde kurbanını alır, kıbleye yatırırsa, onun boynuzu, tersi, kanı, kılı ve her zerresi Kıyâmet Günü o kimse için hazır olur. Yere düşen kan, Alah'ın muhâfazasına düşmüş olur. Az infak edin, çok ecir alın.

    14 Sana her ne iyilik erişirse Allah'tandır. Sana her ne kötülük gelirse, o da kendi kusurun sebebiyledir.

    15 Hiçbir farz namazı kasten terk etme. Kim namazı kasten terk ederse, İlâhı koruma ve teminattan mahrum kalır.

    16 Kim, insanların dînî işlerinde Allah'ın faydalı kıldığı bir ilmi gizlerse, Allah, Kıyâmet günü onu ateşten bir gem ile gemler.

    17 Kim, insanların kalbini çekmek için kelamın kullanılışını öğrenirse, Allah Kıyâmet günü, ondan ne farz ne nâfile hiçbir ibâdetini kabul etmez!

    18 Severken itidalden(ölçüden,sabırdan) ayrılma. Olur ki bir gün darılırsın, dost iken yaptığın aşırı hareketlerden mahcub olursun. Dargın olduğun zamanlarda da itidalden ayrılma. Olur ki bir gün dost olursun. Dargınken yaptığın hareketlerden mahcubiyet hissedersin.

    19 Dostunu zaman zaman ziyaret et ki sevgin artsın.

    20 Nimetleriyle sizi beslediği için Allah'ı sevin. Beni de Allah sevgisi için sevin. Ehl-i Beytimi de benim sevgim için sevin.

  15. 2006-12-10 #15
    819. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Birinizin duası, "Rabbime dua ettim de kabul etmedi," diyerek acele etmediği sürece, mutlaka kabul olunur."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    820. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim, şiddetli ve sıkıntılı durumlarında duasının kabul edilmesinden hoşlanıp, sevinç duyarsa, rahat durumdayken çok dua etsin!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    821. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kişi, müslüman kardeşine arkasından dua ederse, melekler: "Amin! Aynısı sana da olsun!" derler."
    Ebû Derda radıyallahu anh. Müslim.
    819. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Birinizin duası, "Rabbime dua ettim de kabul etmedi," diyerek acele etmediği sürece, mutlaka kabul olunur."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    820. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim, şiddetli ve sıkıntılı durumlarında duasının kabul edilmesinden hoşlanıp, sevinç duyarsa, rahat durumdayken çok dua etsin!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    821. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kişi, müslüman kardeşine arkasından dua ederse, melekler: "Amin! Aynısı sana da olsun!" derler."
    Ebû Derda radıyallahu anh. Müslim.

  16. 2006-12-29 #16
    Ebu Hureyre (r.a.) Peygamberimizin (s.a.v.) şöyle buyurduğunu anlatır.

    Bir yolcu, yoluna devam ederken, çok susamıştı. Bir kuyuya rastladı. İnip ondan su içti. Çıktığında bir baktı ki, çok susamış bir köpek dilini çıkarıp susuzluğunu toprak yiyerek gidermeye çalışıyor.
    Yolcu:
    - Bu köpek de benim biraz önce olduğum gibi çok susamış, der.
    Kuyuya inerek ayakkabısına su doldururak köpeği su içirir. Allahu Teala'nın bu çok hoşuna gider, yaptığını muteber sayarak günahlarını affeder.

    Ashabı Kiram dediler ki:
    - Ey Allah'ın resulü! Hayvanlara yaptığımız iyilikte bize ecir, ücrety var mıdır?
    Resulullah (s.a.v.) buyurdu.
    - Her canlı hayvana yapılan iyilikte, ecir, ücret vardır.
    Ebu Hureyre (r.a.) Peygamberimizin (s.a.v.) şöyle buyurduğunu anlatır.

    Bir yolcu, yoluna devam ederken, çok susamıştı. Bir kuyuya rastladı. İnip ondan su içti. Çıktığında bir baktı ki, çok susamış bir köpek dilini çıkarıp susuzluğunu toprak yiyerek gidermeye çalışıyor.
    Yolcu:
    - Bu köpek de benim biraz önce olduğum gibi çok susamış, der.
    Kuyuya inerek ayakkabısına su doldururak köpeği su içirir. Allahu Teala'nın bu çok hoşuna gider, yaptığını muteber sayarak günahlarını affeder.

    Ashabı Kiram dediler ki:
    - Ey Allah'ın resulü! Hayvanlara yaptığımız iyilikte bize ecir, ücrety var mıdır?
    Resulullah (s.a.v.) buyurdu.
    - Her canlı hayvana yapılan iyilikte, ecir, ücret vardır.

  17. 2007-01-21 #17
    Ebu Hureyre'nin(r.a) haber verdiğine göre:
    Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Aziz ve Celil Allah şöyle buyurur: Ben kulumun beni zannettiği gibiyim. Kulum beni anarken ben muhakkak onunla beraber bulunurum. Eğer o beni gönlünde gizlice zikrederse, ben de onu gönlümde zikrederim. Eğer o beni bir cemaat içinde zikrederse, ben de onu o cemaatten daha hayırlı bir cemaat içinde zikrederim. Kulum bana bir karış yaklaşırsa, ben ona bir arşın yaklaşırım. Kulum bana bir arşın yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım. o bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak varırım."
    Ebu Hureyre'nin(r.a) haber verdiğine göre:
    Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Aziz ve Celil Allah şöyle buyurur: Ben kulumun beni zannettiği gibiyim. Kulum beni anarken ben muhakkak onunla beraber bulunurum. Eğer o beni gönlünde gizlice zikrederse, ben de onu gönlümde zikrederim. Eğer o beni bir cemaat içinde zikrederse, ben de onu o cemaatten daha hayırlı bir cemaat içinde zikrederim. Kulum bana bir karış yaklaşırsa, ben ona bir arşın yaklaşırım. Kulum bana bir arşın yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım. o bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak varırım."

  18. 2007-02-04 #18
    Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin duası:
    "Allahım! Faydası olmayan namazdan sana sığınırım."
    Enes radıyallahu anh.
    Ebû Dâvud.


    Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin duası:
    "Allahım! Doğruyu bana ilham et! Beni nefsimin kötülüklerinden kurtar!"
    imran radıyallahu anh.
    Tirmizî.


    Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin duası:
    "Allahım! Faydası olmayan namazdan sana sığınırım."
    Enes radıyallahu anh.
    Ebû Dâvud.


    Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin duası:
    "Allahım! Doğruyu bana ilham et! Beni nefsimin kötülüklerinden kurtar!"
    imran radıyallahu anh.
    Tirmizî.



  19. 2007-04-07 #19
    Ebû Mûsâ el-Eş'arî radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    "Şüphesiz mü'min için cennette, altmış mil yükseklikte içi boş inciden yapılma bir çadır vardır. Orada mü'minin gidip ziyaret ettiği aileleri vardır. Fakat bu aileler birbirlerini görmezler."[8]
    Ebû Mûsâ el-Eş'arî radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    "Şüphesiz mü'min için cennette, altmış mil yükseklikte içi boş inciden yapılma bir çadır vardır. Orada mü'minin gidip ziyaret ettiği aileleri vardır. Fakat bu aileler birbirlerini görmezler."[8]

  20. 2007-04-07 #20
    Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    "Allah Teâlâ, 'Ben sâlih kullarım için hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın duymadığı, hiçbir insanın hatır ve hayal edemediği nimetler hazırladım' buyurdu."
    Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    "Allah Teâlâ, 'Ben sâlih kullarım için hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın duymadığı, hiçbir insanın hatır ve hayal edemediği nimetler hazırladım' buyurdu."

  21. 2007-05-10 #21
    Peygamber Efendimiz (sav)'in Şirk ile İlgili Sözleri569 - Kutub-ı Sitte..(En büyük günah) Allah seni yaratmış iken, O'na ortak koşmandır.
    (
    Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 2. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 130)



    569 - Kutub-ı Sitte..Allah (z.c.hz.)leri buyurur: "Bir adam bilse ki Ben kudret sahibiyim, günahları affederim. O şirk etmedikçe, Ben onu affederim."
    (G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 329/1)


    569 - Kutub-ı Sitte..Bana göre, sizin için deccalden daha ziyade korktuğum şeyi haber vereyim mi? O, gizli şirktir ki, kişinin kalkıp adamın mak----- gösteriş için amel etmesidir.
    (G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 163/6)


    569 - Kutub-ı Sitte..Şirk ümmetimde düz taşta karanlık gecede karıncaların gezinişinden daha gizlidir. Alameti, adaletsizlikten dolayı muhabbet, ve adaletten dolayı da buğz etmektir. Ve Din, Allah için sevgi ve Allah için buğzdan başka nedir? Allah Teala buyurdu ki:"Eğer siz Allah'ı seviyorsanız Bana tabi olun ki Allah da sizi sevsin.
    (G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 215/16)


    Peygamber Efendimiz'in Birlik, Beraberlik, Tesanüdle İlgili Sözleri569 - Kutub-ı Sitte..Mü'minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.
    (Buharî, Edeb 27; Müslim, Birr 66)


    569 - Kutub-ı Sitte..Birbirinizi kıskanmayınız, birbirinize kin tutmayınız, birbirinize çirkin sözler söylemeyiniz, birbirinize sırtlarınızı dönmeyiniz, kiminiz kiminizi arkasından çekiştirmesin. Allah'ın kulları kardeşler olunuz.
    (Buhari ve Müslim; Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 3. cilt, s. 315)


    569 - Kutub-ı Sitte..İman bağlarının en sağlamı Allah için dostluk, Allah için düşmanlık, Allah için sevgidir.
    (Kütüb-i Sitte, 10. cilt, s.141)


    569 - Kutub-ı Sitte..Allah'a ve ahiret gününe imân eden kimse, komşusuna eziyet etmesin. Allah'a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda bulunsun. Allah'a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun.
    (Buhârî, Edeb, 31, 85; Müslim, Îmân, 74-75)


    569 - Kutub-ı Sitte..Hz. Ebû Zerr (radıyallâhu anh) anlatıyor: Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Amellerin en faziletlisi Allah için sevmek, Allah için buğzetmektir (sevmemektir)."
    (Kütüb-i Sitte, 10. cilt, s.140; Ebû Dâvud, Sünnet 3, 4599)


    569 - Kutub-ı Sitte..Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "İki kardeş (iki arkadaş) iki el gibidir, biri ötekini yıkar.
    (İhya'u Ulum'id-Din Huccetü'l-İslam, İmam Gazali, cilt. 2, s.365)


    569 - Kutub-ı Sitte..Ebu Musa'dan (şöyle demiştir): Peygamber (S): "Mü'min ile mü'min (birbirine karşı) duvar gibidir, birbirini sımsıkı tutarlar" buyurdu da bunu söylerken parmaklarını birbirine geçirip sımsıkı kilitledi.
    (Sahih-i Buhari ve Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, Ötüken Yayınları, İstanbul 1987, Cilt 2 syf.569)


    569 - Kutub-ı Sitte..Ebu Musa (el-Eş'ari-R)'dan rivayet edilmiştir: Peygamber (S) " Mü'minin mü'mine dayanışması, parçaları birbirine bağlayıp kuvvetlendiren bina gibidir" buyurdu.
    (Sahih-i Buhari ve Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, Ötüken Yayınları, İstanbul 1987)


    569 - Kutub-ı Sitte.."Allah'a ve son güne iman etmekte olan kimse komşusuna eza etmesin".
    (Sahih-i Buhari ve Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, Ötüken Yayınları, İstanbul 1987, Cilt 13 syf.6009)


    569 - Kutub-ı Sitte..Ebu Hureyre şöyle demiştir: Rasulullah (S) şöyle buyurdu: "Allah'a ve son güne iman etmekte olan kimse konuklarına ikram etsin. Yine Allah'a ve son güne iman etmekte olan her kişi hayır söylesin yahud sussun".
    (Sahih-i Buhari ve Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, Ötüken Yayınları, İstanbul 1987, Cilt 13 syf.6009)


    569 - Kutub-ı Sitte..Ebu hureyre'den haber verdi ki, Peygamber (S) şöyle buyurmuştur: "Sizleri zandan sakındırırm. Çünkü zanla söylenen sözler yalanı daha çok olandır. Birbirinizin eksikliğini görmeye ve işitmeye çalışmayınız, hususi ve mahrem hayatınızı da araştırmayınız. Birbirinize hased etmeyiniz, birbirinize arkanızı çevirip küsmeyiniz, birbirinize buğz ve düşmanlık da etmeyiniz. Ey Allah'ın kulları, birbirinizle kardeşler (mesabesinde) olunuz!".
    (Sahih-i Buhari ve Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, Ötüken Yayınları, İstanbul 1987, Cilt 13, syf.6046)


    569 - Kutub-ı Sitte.."Kim bir işe girişmek ister de o hususta Müslüman biri ile musavere ederse Allah onu işlerin en doğrusunda muvaffak kılar.'
    (Alauddin Aliyyu'l-Muttaki, a.g.e. 3, 409, Kütüb-i Sitte, 16. Cilt)
    Peygamber Efendimiz (sav)'in Şirk ile İlgili Sözleri569 - Kutub-ı Sitte..(En büyük günah) Allah seni yaratmış iken, O'na ortak koşmandır.
    (
    Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 2. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 130)



    569 - Kutub-ı Sitte..Allah (z.c.hz.)leri buyurur: "Bir adam bilse ki Ben kudret sahibiyim, günahları affederim. O şirk etmedikçe, Ben onu affederim."
    (G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 329/1)


    569 - Kutub-ı Sitte..Bana göre, sizin için deccalden daha ziyade korktuğum şeyi haber vereyim mi? O, gizli şirktir ki, kişinin kalkıp adamın mak----- gösteriş için amel etmesidir.
    (G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 163/6)


    569 - Kutub-ı Sitte..Şirk ümmetimde düz taşta karanlık gecede karıncaların gezinişinden daha gizlidir. Alameti, adaletsizlikten dolayı muhabbet, ve adaletten dolayı da buğz etmektir. Ve Din, Allah için sevgi ve Allah için buğzdan başka nedir? Allah Teala buyurdu ki:"Eğer siz Allah'ı seviyorsanız Bana tabi olun ki Allah da sizi sevsin.
    (G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 215/16)


    Peygamber Efendimiz'in Birlik, Beraberlik, Tesanüdle İlgili Sözleri569 - Kutub-ı Sitte..Mü'minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.
    (Buharî, Edeb 27; Müslim, Birr 66)


    569 - Kutub-ı Sitte..Birbirinizi kıskanmayınız, birbirinize kin tutmayınız, birbirinize çirkin sözler söylemeyiniz, birbirinize sırtlarınızı dönmeyiniz, kiminiz kiminizi arkasından çekiştirmesin. Allah'ın kulları kardeşler olunuz.
    (Buhari ve Müslim; Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 3. cilt, s. 315)


    569 - Kutub-ı Sitte..İman bağlarının en sağlamı Allah için dostluk, Allah için düşmanlık, Allah için sevgidir.
    (Kütüb-i Sitte, 10. cilt, s.141)


    569 - Kutub-ı Sitte..Allah'a ve ahiret gününe imân eden kimse, komşusuna eziyet etmesin. Allah'a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda bulunsun. Allah'a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun.
    (Buhârî, Edeb, 31, 85; Müslim, Îmân, 74-75)


    569 - Kutub-ı Sitte..Hz. Ebû Zerr (radıyallâhu anh) anlatıyor: Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Amellerin en faziletlisi Allah için sevmek, Allah için buğzetmektir (sevmemektir)."
    (Kütüb-i Sitte, 10. cilt, s.140; Ebû Dâvud, Sünnet 3, 4599)


    569 - Kutub-ı Sitte..Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "İki kardeş (iki arkadaş) iki el gibidir, biri ötekini yıkar.
    (İhya'u Ulum'id-Din Huccetü'l-İslam, İmam Gazali, cilt. 2, s.365)


    569 - Kutub-ı Sitte..Ebu Musa'dan (şöyle demiştir): Peygamber (S): "Mü'min ile mü'min (birbirine karşı) duvar gibidir, birbirini sımsıkı tutarlar" buyurdu da bunu söylerken parmaklarını birbirine geçirip sımsıkı kilitledi.
    (Sahih-i Buhari ve Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, Ötüken Yayınları, İstanbul 1987, Cilt 2 syf.569)


    569 - Kutub-ı Sitte..Ebu Musa (el-Eş'ari-R)'dan rivayet edilmiştir: Peygamber (S) " Mü'minin mü'mine dayanışması, parçaları birbirine bağlayıp kuvvetlendiren bina gibidir" buyurdu.
    (Sahih-i Buhari ve Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, Ötüken Yayınları, İstanbul 1987)


    569 - Kutub-ı Sitte.."Allah'a ve son güne iman etmekte olan kimse komşusuna eza etmesin".
    (Sahih-i Buhari ve Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, Ötüken Yayınları, İstanbul 1987, Cilt 13 syf.6009)


    569 - Kutub-ı Sitte..Ebu Hureyre şöyle demiştir: Rasulullah (S) şöyle buyurdu: "Allah'a ve son güne iman etmekte olan kimse konuklarına ikram etsin. Yine Allah'a ve son güne iman etmekte olan her kişi hayır söylesin yahud sussun".
    (Sahih-i Buhari ve Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, Ötüken Yayınları, İstanbul 1987, Cilt 13 syf.6009)


    569 - Kutub-ı Sitte..Ebu hureyre'den haber verdi ki, Peygamber (S) şöyle buyurmuştur: "Sizleri zandan sakındırırm. Çünkü zanla söylenen sözler yalanı daha çok olandır. Birbirinizin eksikliğini görmeye ve işitmeye çalışmayınız, hususi ve mahrem hayatınızı da araştırmayınız. Birbirinize hased etmeyiniz, birbirinize arkanızı çevirip küsmeyiniz, birbirinize buğz ve düşmanlık da etmeyiniz. Ey Allah'ın kulları, birbirinizle kardeşler (mesabesinde) olunuz!".
    (Sahih-i Buhari ve Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, Ötüken Yayınları, İstanbul 1987, Cilt 13, syf.6046)


    569 - Kutub-ı Sitte.."Kim bir işe girişmek ister de o hususta Müslüman biri ile musavere ederse Allah onu işlerin en doğrusunda muvaffak kılar.'
    (Alauddin Aliyyu'l-Muttaki, a.g.e. 3, 409, Kütüb-i Sitte, 16. Cilt)

  22. 2007-05-11 #22
    Essalatü vesselamü aleyke Ya Resul Allah Essalamu vesselatu aleyke Ya Habib Allah

    Allahümme salli ala seyyidina Muhammedi ninnebiyi ümmiyi ve ala alihi ve sahbihi vesellim.

    Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber'e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selam edin.

    Salavat-ı Şerifeler ve Dualar

     70 bin salavat kuvvetinde salavat

    Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina muhammedin ve ala alihi adede kema-lillahi ve kema yeligu bikemalih.

     Tesiri 100 bin salavata denk salavat

    Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina muhammedin innurizzatiyyi ves sirris sari fi sairil esmai ves sıfat.

     120 bin salavat kuvvetinde salavat

    Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina muhammedinil fatihi lima uğlika vel hatimi lima sebeka ven nasırıl hakki bil hakkı vel hadi ila sıratikel müstekıymi sallellahü aleyhi ve ala alihi ve eshabihi hakka kadrihi ve miktarihil aziym.

     700 bin salavat kuvvetinde salavat

    Allahümme salli ala seyyidina muhammedin adede ma fi ilmillahi selaten daimeten bidevami mülkillah.

     3 kere okunuldulduğunda 70 bin kere Delal-ü Hayrat'i okumaya denk salavat

    Allahümme salli ala seyyidina muhammedin ve ala alihi salaten te'dilü cemi'a salevati ehli mehabbetike ve sellim ala seyyidina muhammedin ve ala alihi selamen ya'dilü selamehüm.

     Sabah ve akşam 3er defa okunduğunda günahların kirinden arındıran salavat

    Allahümme inni eselüke bike en tasülliye ala seyyidina muhammedin ve ala sairil enbiyai vel murseliine ve ala alihim ve sahbihim ecmeıne ve en tağfira li ma meda ve tahfezani fiima begiye.

     Hz. Fatıma buyurmuş: Bir kimse bu salavatı bir kere okursa denizler mürekkep, ağaçlar kalem olsa bunun sevabını yazmakla bitiremez.

    Allahümme salli ala men ruhuhu mihrabül ervahı vel melaiketi vel kevn. Allahümme salli ala men hüve imamül enbiyai vel murseliyn. Allahümme salli ala men hüve imamü ehlil cenneti ibadillahil mü'miniyn.

     Peygamber efendimiz buyurmuş: Denizler mürekkep, ağaclar kalem ve bütün melekler katip olsalar ve kıyamete kadar yazsalar denizler biter, kalemler tükenir, bu salavatin sevabını tamam yazamazlar. Sabah ve aksam 3er defa okunulması tavsiye edilmektedir.

    Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammedin fiyl evveliyn vel ahiriyn ve fil meleil ala ila yevmiddiyn.

     Peygamber efendimiz buyurmuş: Bu salavatı okuyarak üzerime salavat getirene şefaatım vacib olur.

    Allahümme salli ala muhammedin ve enzilhül münzelel mugarrabe minke yevmel kıya-meh.

     Peygamber efendimiz buyurmuş: Bir kimse yatmadan önce bu salavatı açıktan 70 kere okursa, beni rüyasında görür.

    Allahümme salli ala ruhi seyyidina muhammedin fil ervah. Allahümme salli ala cesedi seyyidina muhammedin fil ecsad. Allahümme salli ala gabri seyyidina muhammedin fil kubur. Allahümme ebliğ ruha seyyidina muhammedin minni tehıyyeten selaten ve selema.

     40 gün sabah namazından sonra okuyanın istediği hayırlı bir iş gerçekleşir

    Allahümme salli ala seyyidina muhammedin abdike ve rasulike ve haliylike ve habiibike salaten ergabiha merakiyel ihlasi ve enalü biha ğayetel ihtisası ve sellim tesliymen adede ma ahata bihi ilmüke ve ehsahü kitabüke küllema zekera kezzakirune ve ğafele an zikrihil ğafilun.

     Salavat-ı tefriciyye - günde en az 41 kere okunulduğunda hastalara şifa verir

    Allahümme salli salaten kamileten ve sellim selamen tammen ala seyyidina muhammedi- nillezi tenhallü bihil ugadü ve tenfericü bihil kürabü ve tügda bihil havaicü ve tünalü bihirre ğaibü ve husnül havaatimi ve yüstesgal gamamü bi vechihil keriimi ve ala alihi ve sahbihi fii külli lemhatin venefesin bi adedi küllin ma'lümin lek.

     Okuyana 70 bin melek bin sabah sevap yazar

    Cezallahu anna muhammeden ma hüve ehlüh.

     Salaten tüncina

    Allahümme salli ala seyyidina Muhammediv ve ala ali seyyidina Muhammed. Salaten tüncina biha min cemiil ehvali vel afaat. Ve takdilena biha cemi'al hacat. Ve tutahhiruna biha min cemiis seyyiat. Ve terfeuna biha aledderacat. Ve tübelliğuna biha eksal'ğayat, min cemiylhayrati fil hayati ve badel memat. Hasbünallahi ve nimel vekil, Hasbünallahi ve nimel vekil, Hasbünallahü ve nimel vekil, nimel mevla ve nimen nasir.

     LA iLAHE iLLALLAH

    Peygamber efendimiz buyurmuş: Hayatı esnasında 70 bin defa La ilahe illahlah diyen her kimse Cennet ile müjdelenmistir. Her Hak yolcusu her gün 100 defa okuması lazımdır. Okuyan "La"yı 4 a kadar çeker ise (Laaaa) 4 bin günahı silinir.

     Sabah namazının sünneti ile farzı arasında 3 defa okunur

    Ya hayyu ya kayyumu ya bediassemavati vel ardı ya zelcelali vel ikram. Es elüke en tühyiye kalbi binuri marifetike ebeda. Ya Allahü ya Allahü ya Allah. Birahmetike ya erhamerrahimiyn.

     Gece yatınca

    Gece yatınca 33 kere Subhanallah, 33 kere Elhamdü lillah, 34 defa da Allahu ekber deyip, 3 kere Ihlas, 1 kere Ayetel-Kürsi ve 1 kere de Fatiha surelerinin okunulması tavsiye edilir.

     Tesbih için

    Vehüve aliyyül azimü zül celaaili Sübhanallah. Sübhanel kerimi daimenül Elhamdülillah. Rabbil alemiyne Teala şanühü Allahü ekber.
    Essalatü vesselamü aleyke Ya Resul Allah Essalamu vesselatu aleyke Ya Habib Allah

    Allahümme salli ala seyyidina Muhammedi ninnebiyi ümmiyi ve ala alihi ve sahbihi vesellim.

    Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber'e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selam edin.

    Salavat-ı Şerifeler ve Dualar

     70 bin salavat kuvvetinde salavat

    Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina muhammedin ve ala alihi adede kema-lillahi ve kema yeligu bikemalih.

     Tesiri 100 bin salavata denk salavat

    Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina muhammedin innurizzatiyyi ves sirris sari fi sairil esmai ves sıfat.

     120 bin salavat kuvvetinde salavat

    Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina muhammedinil fatihi lima uğlika vel hatimi lima sebeka ven nasırıl hakki bil hakkı vel hadi ila sıratikel müstekıymi sallellahü aleyhi ve ala alihi ve eshabihi hakka kadrihi ve miktarihil aziym.

     700 bin salavat kuvvetinde salavat

    Allahümme salli ala seyyidina muhammedin adede ma fi ilmillahi selaten daimeten bidevami mülkillah.

     3 kere okunuldulduğunda 70 bin kere Delal-ü Hayrat'i okumaya denk salavat

    Allahümme salli ala seyyidina muhammedin ve ala alihi salaten te'dilü cemi'a salevati ehli mehabbetike ve sellim ala seyyidina muhammedin ve ala alihi selamen ya'dilü selamehüm.

     Sabah ve akşam 3er defa okunduğunda günahların kirinden arındıran salavat

    Allahümme inni eselüke bike en tasülliye ala seyyidina muhammedin ve ala sairil enbiyai vel murseliine ve ala alihim ve sahbihim ecmeıne ve en tağfira li ma meda ve tahfezani fiima begiye.

     Hz. Fatıma buyurmuş: Bir kimse bu salavatı bir kere okursa denizler mürekkep, ağaçlar kalem olsa bunun sevabını yazmakla bitiremez.

    Allahümme salli ala men ruhuhu mihrabül ervahı vel melaiketi vel kevn. Allahümme salli ala men hüve imamül enbiyai vel murseliyn. Allahümme salli ala men hüve imamü ehlil cenneti ibadillahil mü'miniyn.

     Peygamber efendimiz buyurmuş: Denizler mürekkep, ağaclar kalem ve bütün melekler katip olsalar ve kıyamete kadar yazsalar denizler biter, kalemler tükenir, bu salavatin sevabını tamam yazamazlar. Sabah ve aksam 3er defa okunulması tavsiye edilmektedir.

    Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammedin fiyl evveliyn vel ahiriyn ve fil meleil ala ila yevmiddiyn.

     Peygamber efendimiz buyurmuş: Bu salavatı okuyarak üzerime salavat getirene şefaatım vacib olur.

    Allahümme salli ala muhammedin ve enzilhül münzelel mugarrabe minke yevmel kıya-meh.

     Peygamber efendimiz buyurmuş: Bir kimse yatmadan önce bu salavatı açıktan 70 kere okursa, beni rüyasında görür.

    Allahümme salli ala ruhi seyyidina muhammedin fil ervah. Allahümme salli ala cesedi seyyidina muhammedin fil ecsad. Allahümme salli ala gabri seyyidina muhammedin fil kubur. Allahümme ebliğ ruha seyyidina muhammedin minni tehıyyeten selaten ve selema.

     40 gün sabah namazından sonra okuyanın istediği hayırlı bir iş gerçekleşir

    Allahümme salli ala seyyidina muhammedin abdike ve rasulike ve haliylike ve habiibike salaten ergabiha merakiyel ihlasi ve enalü biha ğayetel ihtisası ve sellim tesliymen adede ma ahata bihi ilmüke ve ehsahü kitabüke küllema zekera kezzakirune ve ğafele an zikrihil ğafilun.

     Salavat-ı tefriciyye - günde en az 41 kere okunulduğunda hastalara şifa verir

    Allahümme salli salaten kamileten ve sellim selamen tammen ala seyyidina muhammedi- nillezi tenhallü bihil ugadü ve tenfericü bihil kürabü ve tügda bihil havaicü ve tünalü bihirre ğaibü ve husnül havaatimi ve yüstesgal gamamü bi vechihil keriimi ve ala alihi ve sahbihi fii külli lemhatin venefesin bi adedi küllin ma'lümin lek.

     Okuyana 70 bin melek bin sabah sevap yazar

    Cezallahu anna muhammeden ma hüve ehlüh.

     Salaten tüncina

    Allahümme salli ala seyyidina Muhammediv ve ala ali seyyidina Muhammed. Salaten tüncina biha min cemiil ehvali vel afaat. Ve takdilena biha cemi'al hacat. Ve tutahhiruna biha min cemiis seyyiat. Ve terfeuna biha aledderacat. Ve tübelliğuna biha eksal'ğayat, min cemiylhayrati fil hayati ve badel memat. Hasbünallahi ve nimel vekil, Hasbünallahi ve nimel vekil, Hasbünallahü ve nimel vekil, nimel mevla ve nimen nasir.

     LA iLAHE iLLALLAH

    Peygamber efendimiz buyurmuş: Hayatı esnasında 70 bin defa La ilahe illahlah diyen her kimse Cennet ile müjdelenmistir. Her Hak yolcusu her gün 100 defa okuması lazımdır. Okuyan "La"yı 4 a kadar çeker ise (Laaaa) 4 bin günahı silinir.

     Sabah namazının sünneti ile farzı arasında 3 defa okunur

    Ya hayyu ya kayyumu ya bediassemavati vel ardı ya zelcelali vel ikram. Es elüke en tühyiye kalbi binuri marifetike ebeda. Ya Allahü ya Allahü ya Allah. Birahmetike ya erhamerrahimiyn.

     Gece yatınca

    Gece yatınca 33 kere Subhanallah, 33 kere Elhamdü lillah, 34 defa da Allahu ekber deyip, 3 kere Ihlas, 1 kere Ayetel-Kürsi ve 1 kere de Fatiha surelerinin okunulması tavsiye edilir.

     Tesbih için

    Vehüve aliyyül azimü zül celaaili Sübhanallah. Sübhanel kerimi daimenül Elhamdülillah. Rabbil alemiyne Teala şanühü Allahü ekber.

  23. 2007-05-23 #23
    Ademoğlu sabaha erdi mi, bütün azaları, dile temenna edip: "Bizim hakkımızda Allah'tan kork. Zira biz sana tabiyiz. Sen istikamette olursan biz de istikamette oluruz, sen sapıtırsan biz de sapıtırız" derler.
    (Tirmizi, Zühd 61)
    Allah bir kulu sevdi mi, onu dünyadan korur. Tıpkı sizden birinin hastasına suyu yasaklaması gibi.

    (Tirmizi, Tıbb 1)
    Resulullah (sav) "Allah'tan hakkıyla haya edin!" buyurdular. Biz: "Ey Allah'ın Resulü, elhamdülillah, biz Allah'tan haya ediyoruz" dedik. Ancak O, şu açıklamayı yaptı: "Söylemek istediğim bu (sizin anladığınız haya) değil. Allah'tan hakkıyla haya etmek, başı ve onun taşıdıklarını, batni ve onun ihtiva ettiklerini muhafaza etmen, ölümü ve toprakta çürümeyi hatırlamandır. Kim ahireti dilerse dünya hayatının zinetini terketmeli, ahireti bu hayata tercih etmelidir. Kim bu söylenenleri yerine getirirse, Allah'tan hakkıyla haya etmiş olur."
    (Tirmizi, Kıyamet 25)
    Biri diğerine ihanet etmediği müddetçe iki ortağın üçüncüsü ben olurum. Biri arkadaşına ihanet etti mi ben aralarından çekilirim.
    (Ebu Davud, Büyu 27)
    Bir erkek, yanında mahremi bulunmayan (yabancı) bir kadınla yalnız kalmasın!

    Bunun üzerine bir adam kalkarak: "Ey Allah'ın Resülü, kadınım hacc için yola çıktı, ben ise falan falan gazvelere yazıldım!" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Öyleyse git hanımına yetiş, onunla hacc yap!" diye emretti."
    (Buhari, Nikah 111)
    Ey Ebu Hureyre, vera sahibi ol (harama götürme şüphesi olan şeylerden de kaçın) ki insanların Allah'a en iyi kulluk edeni olasın! Kanaatkarlığı esas al ki insanların Allah'a en iyi şükredeni olasın. Nefsin için sevdiğini insanlar için de sev ki (kamil) mü'min olasın. Sana komşu olanlara iyi komşuluk et ki (kamil bir) müslüman olasın. Gülmeyi az yap, zira çok gülmek kalbi öldürür.
    (Kütüb-i Sitte, 7257)
    Haberiniz olsun, rahat koltuğunda otururken kendisine benim bir hadisim ulaştığı zaman kişinin: "Bizimle sizin aranızda Allah'ın kitabı vardır. Onda nelere helal denmişse onları helal biliriz. Nelere de haram denmişse onları haram addederiz" diyeceği zaman yakındır. Bilin ki, Resulullah (ASM)'ın haram kıldıkları da tıpkı Allah'ın haram ettikleri gibidir"
    (Ebu Davud, Sünne, 6)
    "Ey Allah'ın Resulü! dedik, mü'min korkak olur mu?" "Evet!" buyurdular. "Pekiyi cimri olur mu?" dedik, yine: "Evet!" buyurdular. Biz yine: "Pekiyi yalancı olur mu?" diye sorduk. Bu sefer: "Hayır!" buyurdular.
    (Muvatta, Kelam 19)
    Allah bir kuluna hayır murad ettimi onun cezasını tacil edip dünyada verir; bir kulu hakkında da kötülük murad ettimi onun günahlarını tutar, Kıyamet günü cezasını verir.
    (Tirmizi, Zühd 57)
    Bağışını geri alan kimsenin durumu şu köpeğin durumu gibidir: Yalını yer, iyice doyunca kusar. Sonra kusmuğuna tekrar dönüp onu yer.
    (Kütüb-i Sitte, 6690)
    Kişinin malayani (boş) şeyleri terki İslam'ının güzelliğinden ileri gelir.
    (Tirmizi, Zühd 11)
    Kim Allah Teala hazretlerinin rızası için bir derece tevazu izhar eder (alçak gönüllü) olursa, Allah, onu bu sebeple, bir derece yükseltir. Kim de Allah'a bir derece kibirde bulunursa, Allah da onu bu sebeple bir derece alçaltır, böylece onu esfel-i safiline (aşağıların aşağısına) atar.
    (Kütüb-i Sitte, 7235)
    Kim korkarsa akşam karanlığında yol alır. Kim akşam karanlığında yol alırsa hedefine varır. Haberiniz olsun Allah ın malı pahalıdır, haberiniz olsun Allah'ın malı cennettir.
    (Tirmizi, Kıyamet 19)
    Nafaka için harcananın hepsi Allah yolunda harcanmış gibidir, bina için harcanan müstesna, bunda hayır yoktur.
    (Tirmizi, Kıyamet 41)
    "Ne sirayet (buluşma), ne de uğursuzluk vardır. Benim fe'l hoşuma gider." Yanındakiler sordu: "Fe'l nedir?"

    "Güzel bir sözdür!" buyurdu."

    Buhari'nin rivayetinde şu ziyade mevcuttur: "Benim, dedi, fe'l-i salih, güzel bir kelime hoşuma gider."
    (Buhari, Tıbb 44)

    Ademoğlu ihtiyarladıkça onda iki şey gençleşir:

    Mala karşı hırs ve hayata karşı hırs
    (Buhari, Rikak 5)
    Eğer bir kimsenin bir başkasına secde etmesini emretseydim, kadına, kocasına secde etmesini emrederdim ve eğer bir erkek karısına kırmızı bir dağdan siyah bir dağa ve siyah bir dağdan kırmızı bir dağa taş taşımayı emretseydi, uygun olan, kadının bu emri yerine getirmesidir.
    (Kütüb-i Sitte, 6529)
    Allah'tan daha kıskanç kimse yoktur. Bu sebeptendir ki fevahişin açığını da kapalısını da haram kıldı. Medihten Allah kadar hoşlanan bir kimse de yoktur. Bu sebeptendir ki nefsini medhetmiştir.

    (Buhari, Nikah 107)
    Muharcirler hicretle Medine'ye gelip (Ensar'ın yardımlarını gördükleri) vakit şöyle dediler:

    " Ey Allah 'ın Rasûlü ! Biz, çok maldan böylesine cömertce veren, az maldan da yardımı böylesine güzel yapan aralarına inmiş bulunduğumuz şu Medinelilerden başka bir kavmi hiç görmedik! Bize bedel işlerimizi yaptılar, hayatımızı düzene koymada yardımcı oldular. Biz (hicret ve ibadetlerimizle kazandığımız) sevapların hepsini onlar alacak diye korkuyoruz !"

    Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) onlara şu cevabı verdi: " Hayır! Onlar sizin dua ve teşekkürlerinizden hâsıl olan sevabı alacaklar. "
    (Tirmizi, Kıyamet 45)
    Allah'tan daha kıskanç kimse yoktur. Bu sebeptendir ki fevahişin açığını da kapalısını da haram kıldı. Medihten Allah kadar hoşlanan bir kimse de yoktur. Bu sebeptendir ki nefsini medhetmiştir.
    (Buhari, Nikah 107)
    "Allah celle şânühü mahlukâtın olmasına hükmettiği zaman -Müslim'in rivâyetinde: "Allah mahlükâtı yarattığı zaman"- yanında bulunan, Arş'ın gerisindeki bir kitaba şunu yazdı: "Muhakkak ki rahmetim gazabıma galebe çalmıştır."
    (Buhari, Tevhid 15)
    Bir adam gelerek: "Ey Allah'ın Resûlü iyi davranıp hoş sohbette bulunmama en ziyaâde kim hak sâhibidir?" diye sordu. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "Annen!" diye cevap verdi. Adam: "Sonra kim?" dedi, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) "Annen!" diye cevap verdi. Adam tekrar: "Sonra kim?" dedi Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) yine: "Annen!" diye cevap verdi. Adam tekrar sordu: "Sonra kim?" Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu dördüncüyü: "Baban!" diye cevapladı."
    (Müslim, Edeb 2)
    Resülullah aleyhissalatu vesselam'a: "En efdal insan kimdir?" diye sorulmuştu. "Kalbi mahmüm (pak), dili doğru sözlü olan herkes" buyurdular. Ashab: "Doğru sözlülüğün ne demek olduğunu biliyoruz. Mahmümu'l-kalb ne demektir?" diye sordu.

    "(Mahmüm kalb), Allah'tan korkan tertemiz kalptir, içinde günah yoktur, zulüm yoktur, kin yoktur, hased yoktur" buyurdular."
    (Kütüb-i Sitte, 7256)
    Şurası muhakkak ki insanlar Kıyamet günü niyetleri üzere diriltilecekler.
    (Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh)
    Sizden önce yaşayanlardan bir tüccar vardı. Halka borç verirdi. Borçluları arasında fakir görürse hizmetçilerine: "Onun borcundan vazgeçiverin, böylece Allah'ın da bizim günahlarımızdan vazgeçeceğini umarız" derdi. Allah da onun günahlarından vazgeçti.
    (Buhari, Sulh 10)
    "Ümmetimden birkısım insanları bilirim ki, Kıyamet günü Tihâme dağları emsalinde bembeyaz (tertemiz) hayırlarla gelirler. Aziz ve celil olan Allah Teâla hazretleri o sevapları saçılmış toz haline getirir (değersiz kılar, kabul etmez)."

    Sevban radıyallahu anh dedi ki : "Ey Allah'ın Resülü! Onları bize tavsif et, durumlarını açıkla da, bilmeyerek biz de onlardan olmayalım!" Aleyhissalâtu vesselâm açıkladılar:

    "Onlar sizin din kardeşlerinizdir. Sizin cinsinizden insanlardır. Sizin aldığınız gibi onlar da gece (ibadetin)den nasiplerini alırlar. Ancak onlar, Allah'ın yasaklarıyla tenhâda başbaşa kalınca o yasakları ihlâl ederler, çiğnerler."
    (Kütüb-i Sitte, 7269)
    Bir kısım insan vardır, Allah'ın mülkünden haksız bir surette mal elde etmeye girişirler. Halbuki bu, Kıyamet günü onlara bir ateştir, başka değil.
    (Tirmizi, Zühd 41)
    Himmet yönüyle insanların en yücesi hem dünya hem de ahiret işine himmet gösteren mü'mindir.
    (Kütüb-i Sitte, 6622)
    Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'a bir adam gelerek: "Ey Allah'ın Resülü! Bana (dini) öğret ve fakat çok özlü olsun!" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm: "Namazına kalktığın vakit (dünyaya) veda edenin (namazı gibi) namaz kıl. Sonradan (pişman olup) özür dileyeceğin söz söyleme. İnsanların elinde bulunan (dünyalık şeylerden) ümidini kesmeye azmet!" buyurdular.
    (Kütüb-i Sitte, 7232)
    Cum'a namazı, dört kişi hâriç geri kalan her müslüman üzerine cemaat içinde yapması gereken vâcib bir hakk'dır. Cumadan istisna edilen bu dört kişi şunlardır: Köle, kadın, çocuk ve hasta.
    (Ebu Davud, Salat 215)
    Ademoğlu sabaha erdi mi, bütün azaları, dile temenna edip: "Bizim hakkımızda Allah'tan kork. Zira biz sana tabiyiz. Sen istikamette olursan biz de istikamette oluruz, sen sapıtırsan biz de sapıtırız" derler.
    (Tirmizi, Zühd 61)
    Allah bir kulu sevdi mi, onu dünyadan korur. Tıpkı sizden birinin hastasına suyu yasaklaması gibi.

    (Tirmizi, Tıbb 1)
    Resulullah (sav) "Allah'tan hakkıyla haya edin!" buyurdular. Biz: "Ey Allah'ın Resulü, elhamdülillah, biz Allah'tan haya ediyoruz" dedik. Ancak O, şu açıklamayı yaptı: "Söylemek istediğim bu (sizin anladığınız haya) değil. Allah'tan hakkıyla haya etmek, başı ve onun taşıdıklarını, batni ve onun ihtiva ettiklerini muhafaza etmen, ölümü ve toprakta çürümeyi hatırlamandır. Kim ahireti dilerse dünya hayatının zinetini terketmeli, ahireti bu hayata tercih etmelidir. Kim bu söylenenleri yerine getirirse, Allah'tan hakkıyla haya etmiş olur."
    (Tirmizi, Kıyamet 25)
    Biri diğerine ihanet etmediği müddetçe iki ortağın üçüncüsü ben olurum. Biri arkadaşına ihanet etti mi ben aralarından çekilirim.
    (Ebu Davud, Büyu 27)
    Bir erkek, yanında mahremi bulunmayan (yabancı) bir kadınla yalnız kalmasın!

    Bunun üzerine bir adam kalkarak: "Ey Allah'ın Resülü, kadınım hacc için yola çıktı, ben ise falan falan gazvelere yazıldım!" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Öyleyse git hanımına yetiş, onunla hacc yap!" diye emretti."
    (Buhari, Nikah 111)
    Ey Ebu Hureyre, vera sahibi ol (harama götürme şüphesi olan şeylerden de kaçın) ki insanların Allah'a en iyi kulluk edeni olasın! Kanaatkarlığı esas al ki insanların Allah'a en iyi şükredeni olasın. Nefsin için sevdiğini insanlar için de sev ki (kamil) mü'min olasın. Sana komşu olanlara iyi komşuluk et ki (kamil bir) müslüman olasın. Gülmeyi az yap, zira çok gülmek kalbi öldürür.
    (Kütüb-i Sitte, 7257)
    Haberiniz olsun, rahat koltuğunda otururken kendisine benim bir hadisim ulaştığı zaman kişinin: "Bizimle sizin aranızda Allah'ın kitabı vardır. Onda nelere helal denmişse onları helal biliriz. Nelere de haram denmişse onları haram addederiz" diyeceği zaman yakındır. Bilin ki, Resulullah (ASM)'ın haram kıldıkları da tıpkı Allah'ın haram ettikleri gibidir"
    (Ebu Davud, Sünne, 6)
    "Ey Allah'ın Resulü! dedik, mü'min korkak olur mu?" "Evet!" buyurdular. "Pekiyi cimri olur mu?" dedik, yine: "Evet!" buyurdular. Biz yine: "Pekiyi yalancı olur mu?" diye sorduk. Bu sefer: "Hayır!" buyurdular.
    (Muvatta, Kelam 19)
    Allah bir kuluna hayır murad ettimi onun cezasını tacil edip dünyada verir; bir kulu hakkında da kötülük murad ettimi onun günahlarını tutar, Kıyamet günü cezasını verir.
    (Tirmizi, Zühd 57)
    Bağışını geri alan kimsenin durumu şu köpeğin durumu gibidir: Yalını yer, iyice doyunca kusar. Sonra kusmuğuna tekrar dönüp onu yer.
    (Kütüb-i Sitte, 6690)
    Kişinin malayani (boş) şeyleri terki İslam'ının güzelliğinden ileri gelir.
    (Tirmizi, Zühd 11)
    Kim Allah Teala hazretlerinin rızası için bir derece tevazu izhar eder (alçak gönüllü) olursa, Allah, onu bu sebeple, bir derece yükseltir. Kim de Allah'a bir derece kibirde bulunursa, Allah da onu bu sebeple bir derece alçaltır, böylece onu esfel-i safiline (aşağıların aşağısına) atar.
    (Kütüb-i Sitte, 7235)
    Kim korkarsa akşam karanlığında yol alır. Kim akşam karanlığında yol alırsa hedefine varır. Haberiniz olsun Allah ın malı pahalıdır, haberiniz olsun Allah'ın malı cennettir.
    (Tirmizi, Kıyamet 19)
    Nafaka için harcananın hepsi Allah yolunda harcanmış gibidir, bina için harcanan müstesna, bunda hayır yoktur.
    (Tirmizi, Kıyamet 41)
    "Ne sirayet (buluşma), ne de uğursuzluk vardır. Benim fe'l hoşuma gider." Yanındakiler sordu: "Fe'l nedir?"

    "Güzel bir sözdür!" buyurdu."

    Buhari'nin rivayetinde şu ziyade mevcuttur: "Benim, dedi, fe'l-i salih, güzel bir kelime hoşuma gider."
    (Buhari, Tıbb 44)

    Ademoğlu ihtiyarladıkça onda iki şey gençleşir:

    Mala karşı hırs ve hayata karşı hırs
    (Buhari, Rikak 5)
    Eğer bir kimsenin bir başkasına secde etmesini emretseydim, kadına, kocasına secde etmesini emrederdim ve eğer bir erkek karısına kırmızı bir dağdan siyah bir dağa ve siyah bir dağdan kırmızı bir dağa taş taşımayı emretseydi, uygun olan, kadının bu emri yerine getirmesidir.
    (Kütüb-i Sitte, 6529)
    Allah'tan daha kıskanç kimse yoktur. Bu sebeptendir ki fevahişin açığını da kapalısını da haram kıldı. Medihten Allah kadar hoşlanan bir kimse de yoktur. Bu sebeptendir ki nefsini medhetmiştir.

    (Buhari, Nikah 107)
    Muharcirler hicretle Medine'ye gelip (Ensar'ın yardımlarını gördükleri) vakit şöyle dediler:

    " Ey Allah 'ın Rasûlü ! Biz, çok maldan böylesine cömertce veren, az maldan da yardımı böylesine güzel yapan aralarına inmiş bulunduğumuz şu Medinelilerden başka bir kavmi hiç görmedik! Bize bedel işlerimizi yaptılar, hayatımızı düzene koymada yardımcı oldular. Biz (hicret ve ibadetlerimizle kazandığımız) sevapların hepsini onlar alacak diye korkuyoruz !"

    Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) onlara şu cevabı verdi: " Hayır! Onlar sizin dua ve teşekkürlerinizden hâsıl olan sevabı alacaklar. "
    (Tirmizi, Kıyamet 45)
    Allah'tan daha kıskanç kimse yoktur. Bu sebeptendir ki fevahişin açığını da kapalısını da haram kıldı. Medihten Allah kadar hoşlanan bir kimse de yoktur. Bu sebeptendir ki nefsini medhetmiştir.
    (Buhari, Nikah 107)
    "Allah celle şânühü mahlukâtın olmasına hükmettiği zaman -Müslim'in rivâyetinde: "Allah mahlükâtı yarattığı zaman"- yanında bulunan, Arş'ın gerisindeki bir kitaba şunu yazdı: "Muhakkak ki rahmetim gazabıma galebe çalmıştır."
    (Buhari, Tevhid 15)
    Bir adam gelerek: "Ey Allah'ın Resûlü iyi davranıp hoş sohbette bulunmama en ziyaâde kim hak sâhibidir?" diye sordu. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "Annen!" diye cevap verdi. Adam: "Sonra kim?" dedi, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) "Annen!" diye cevap verdi. Adam tekrar: "Sonra kim?" dedi Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) yine: "Annen!" diye cevap verdi. Adam tekrar sordu: "Sonra kim?" Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu dördüncüyü: "Baban!" diye cevapladı."
    (Müslim, Edeb 2)
    Resülullah aleyhissalatu vesselam'a: "En efdal insan kimdir?" diye sorulmuştu. "Kalbi mahmüm (pak), dili doğru sözlü olan herkes" buyurdular. Ashab: "Doğru sözlülüğün ne demek olduğunu biliyoruz. Mahmümu'l-kalb ne demektir?" diye sordu.

    "(Mahmüm kalb), Allah'tan korkan tertemiz kalptir, içinde günah yoktur, zulüm yoktur, kin yoktur, hased yoktur" buyurdular."
    (Kütüb-i Sitte, 7256)
    Şurası muhakkak ki insanlar Kıyamet günü niyetleri üzere diriltilecekler.
    (Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh)
    Sizden önce yaşayanlardan bir tüccar vardı. Halka borç verirdi. Borçluları arasında fakir görürse hizmetçilerine: "Onun borcundan vazgeçiverin, böylece Allah'ın da bizim günahlarımızdan vazgeçeceğini umarız" derdi. Allah da onun günahlarından vazgeçti.
    (Buhari, Sulh 10)
    "Ümmetimden birkısım insanları bilirim ki, Kıyamet günü Tihâme dağları emsalinde bembeyaz (tertemiz) hayırlarla gelirler. Aziz ve celil olan Allah Teâla hazretleri o sevapları saçılmış toz haline getirir (değersiz kılar, kabul etmez)."

    Sevban radıyallahu anh dedi ki : "Ey Allah'ın Resülü! Onları bize tavsif et, durumlarını açıkla da, bilmeyerek biz de onlardan olmayalım!" Aleyhissalâtu vesselâm açıkladılar:

    "Onlar sizin din kardeşlerinizdir. Sizin cinsinizden insanlardır. Sizin aldığınız gibi onlar da gece (ibadetin)den nasiplerini alırlar. Ancak onlar, Allah'ın yasaklarıyla tenhâda başbaşa kalınca o yasakları ihlâl ederler, çiğnerler."
    (Kütüb-i Sitte, 7269)
    Bir kısım insan vardır, Allah'ın mülkünden haksız bir surette mal elde etmeye girişirler. Halbuki bu, Kıyamet günü onlara bir ateştir, başka değil.
    (Tirmizi, Zühd 41)
    Himmet yönüyle insanların en yücesi hem dünya hem de ahiret işine himmet gösteren mü'mindir.
    (Kütüb-i Sitte, 6622)
    Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'a bir adam gelerek: "Ey Allah'ın Resülü! Bana (dini) öğret ve fakat çok özlü olsun!" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm: "Namazına kalktığın vakit (dünyaya) veda edenin (namazı gibi) namaz kıl. Sonradan (pişman olup) özür dileyeceğin söz söyleme. İnsanların elinde bulunan (dünyalık şeylerden) ümidini kesmeye azmet!" buyurdular.
    (Kütüb-i Sitte, 7232)
    Cum'a namazı, dört kişi hâriç geri kalan her müslüman üzerine cemaat içinde yapması gereken vâcib bir hakk'dır. Cumadan istisna edilen bu dört kişi şunlardır: Köle, kadın, çocuk ve hasta.
    (Ebu Davud, Salat 215)

  24. 2007-05-23 #24
    Cum'a günü kim cemaatin omuzlarını yararak ilerlerse cehenneme bir köprü ittihaz olunur.
    (Tirmizi, Salat 369)
    Bizimle münafıklar arasında yatsı ve sabah namazlarında hazır bulunma farkı vardır. Onlar bu iki namaza muktedir olamazlar.
    (Muvatta, Salâtu'l-Cemâ'a 5)
    Bir kimse, iflâs edenin yanında malını aynen bulmuş ise, bu mala o, herkesten daha ziyâde hak sâhibidir.
    (Buhari, İstikrâz 14)
    - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalatu vesselâm şu duayı çok yapardı:

    "Ey kalbleri çeviren Allahım! Kalbimi dinin üzerine sâbit kıl!" Ben (bir gün kendisine):

    "Ey Allah'ın resûlü! Biz sana ve senin getirdiklerine inandık. Sen bizim hakkımızda korkuyor musun?" dedim. Bana şöyle cevap verdi: "Evet! Kalpler, Rahmân'ın iki parmağı arasındadır. Onları istediği gibi çevirir."
    (Tirmizi, Kader 7)
    Ümmetimin hepsi affa mazhar olacaktır, günahı aleni işleyenler hariç. Kişinin geceleyin işledigi kötü bir ameli Allah örtmüştür. Ama, sabah olunca o: "Ey falan, bu gece ben şu şu işleri yaptım!" der. Böylece o, geceleyin Allah kendini örtmüş olduğu halde, sabahleyin, üzerindeki Allah'ın örtüsünü açar. İşte bu, günahı aleni işlemenin bir çeşididir.
    (Buhari, Edeb 60)
    "Kimin yanında fazla hayvan varsa, onu hayvanı olmayana versin. Kimin de fazla azığı varsa onu azığı olmayana versin."

    Resülullah, bazı mal çeşitlerini bu suretle saymaya devam etti. Öyle ki, bizden hiç kimsenin (yol sırasında) herhangi bir fazlalıkta hakkı olmadığı düşüncesine vardık."
    (Müslim, Lukata 18)
    İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) omuzumdan tuttu ve: "Sen dünyada bir garib veya bir yolcu gibi ol" buyurdu.
    (Buhari, Rikak 2)
    Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) bir başka rivâyette şunu söyler: "Kendisinde dikbaşlılık olan bir deveye bindim. (Hırçınlık etmeye başlayınca ileri-geri sürmeye başladım. Bunun üzerine Resülullah (aleyhissalâtü vesselâm): "Rıfkla, tatlılıkla davran! diye müdâhale etti..."
    (Müslim, Birr 79)
    "Ey Allah'ın Resûlü! dedik, mü'min korkak olur mu?"

    "Evet!" buyurdular. "Pekiyi cimri olur mu?" dedik, yine:

    "Evet!" buyurdular. Biz yine:

    "Pekiyi yalancı olur mu?" diye sorduk. Bu sefer: "Hayır!" buyurdular."

    (Muvatta, Kelâm 19)
    Bir adam, Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'a: "Yaptığım işin iyilik veya kötülük olduğunu nasıl anlayabilirim?" diye sordu. Aleyhissalâtu vesselâm: "Komşunun "iyi yaptın!" dediğini işitirsen iyilik yaptın demektir. Eğer "kötülük yaptın!" dediklerini işitirsen, kötülük yaptın demektir" buyurdular."
    (Kütübü Sitte, 7261)
    Ey Allah'ın Resulü. dendi, hangi kadın daha hayırlıdır?'

    "Kocası bakınca onu sürura garkeden, emredince itaat eden, nefis ve malında, kocasının hoşuna gitmeyen şeyle ona muhalefet etmeyen kadın!" diye cevap verdi.
    (Nesâi, Nikâh 14)
    Bir meclise oturup hikmetli söz dinleyip, sonra bu meclisten bahsederken işittiği şeylerin sadece kötü kısımlarını anlatan bir kimsenin misali, bir çobana gelip: "Ey çoban, süründen bana bir koyun kes!" deyince, çobandan: "Git en iyisinin kulağından tut al" iznine rağmen gidip sürünün köpeğinin kulağından tutan adamın misalidir.
    (Kütübü Sitte, 7233)
    (Müslüman erkeklerden) kim, Allah yolunda, ilâ-yı kelimetullah için, devenin iki sağımı arasında geçen müddet kadar savaşacak olsa cennet kendisine vacib olur.
    (Ebu Davud, Cihad 42)
    Bana en sevgili olanınız, kıyamet günü de bana mevkice en yakın bulunacak olanınız, ahlâkça en güzel olanlarınızdır. Bana en menfur olanınız, kıyamet günü de mevkice benden en uzak bulunacak olanınız, gevezeler, boşboğazlar ve yüksekten atanlardır." (Cemaatte bulunan bâzıları): "Ey Allah'ın Resûlü! Yüksekten atanlar kimlerdir`?" diye sordular. "Onlar mütekebbir (büyüklük taslayan) kimselerdir!" cevabını verdi."

    (Tirnizi, Birr 77)
    İnsanların en hırsızı, namazdan çalandır, buyurdu. Nasıl çalar ya Rasûlallah? denildiğinde: Rükû ve secdeleri tam yapmaz. (Namazı tadil-i erkana riayet etmeden çabuk çabuk kılar). İnsanların en cimrisi de, selam vermekten kaçınandır.

    (Taberani)


    Allah'ın hataları silmeye ve dereceleri yükseltmeye vesile kıldığı şeyleri size söylemiyeyim mi?''

    "Evet ey Allah'ın Resülü, söyleyin!'' dediler. Bunun üzerine saydı:

    "Zahmetine rağmen abdesti tam almak. Mescide çok adım atmak. (Bir namazdan sonra diğer) Namazı beklemek. İşte bu ribâttır, işte bu ribâttır. İşte bu ribâttır."


    (Müslim, Taharet 41)
    Bir yerde ölen Ashabımdan hiçbirisi yoktur ki, Kıyamet günü oranın ahalisine bir nur ve onlara (cennete sevkte) bir rehber olmasın.
    (Tirmizi, Menakıb 3864)
    Dişlerinizi misvaklayın. Çünkü misvak ağız için temizlik sebebidir, Allah'ın rızasına vesiledir. Cibril her gelişinde bana misvakı tavsiye etti; öyle ki bana ve ümmetime farz kılacağından korktum. Ümmetime zorluk veririm diye endişe etmeseydim bunu onlara farz kılardım. Ben öyle (ciddi) misvak kullanırım ki, öndeki dişlerimin (veya diş etlerimin) diplerinden kazınacağı endişesine kapılırım.
    (Kütübü Sitte, 6043)
    Hz. Mu'az İbnu Cebel radıyallahu anh anlatıyor. "İki kişi Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın huzurunda küfürleştiler. (Öyle ki) birinin yüzünde (diğerine karşı) öfkesi gözüküyordu. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:

    "Ben bir kelime biliyorum, eğer onu söyleyecek olsa, kendinde zuhur eden öfke giderdi: Eûzu billahi mineşşeytanirracim" buyurdular
    (Tirmizi, Da'avat 53)
    "Cennet ehlinin mertebece en düşük olanı o kimsedir ki: Bahçelerine, zevcelerine, nimetlerine, hizmetçilerine, koltuklarına bakar. Bunlar bin yıllık yürüme mesafesini doldururlar.
    Cennetliklerin Allah nezdinde en kıymetli olanları ise, vech-i ilahiye sabah ve akşam nazar ederler."
    Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm sonra şu ayeti okudu. (Meâlen): "Yüzler vardır, o gün ter ü tâzedir, Rablerini görecektir" (Kıyamet 22-23).

    (Tirmizi, Cennet 17)
    Cennet ehlinden derecesi en düşük olanın seksenbin hizmetçisi, yetmişiki zevcesi vardır. Onun için inciden, zebercedden ve yakuttan bir çadır kurulur. Bu çadır, Câbiye'den San'a'ya kadar uzanan bir büyüklüktedir.
    (Tirmizi, Cennet 23)
    Sizden hiç kimse, maruz kaldığı bir zarar sebebiyle ölümü temenni etmesin. Mutlaka bunu yapmak mecburiyetini hissederse, bari şöyle söylesin: "Rabbim, hakkımda hayat hayırlı ise yaşat, ölüm hayırlı ise canımı al."
    (Müslim, Zikr 10)
    Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) yere bir çizgi çizdi ve: "Bu insanı temsil eder" buyurdu. Sonra bunun yanına ikinci bir çizgi daha çizerek: "Bu da ecelini temsil eder" buyurdu. Ondan daha uzağa bir çizgi daha çizdikten sonra: "Bu da emeldir" dedi ve ilâve etti: "İşte insan daha böyle iken (yani emeline kavuşmadan) ona daha yakın olan (eceli) ansızın geliverir.
    (Tirmizi, Zühd 25)
    Kim evinden temizlenmiş olarak farz namaz için çıkarsa, onun ecri, tıpkı ihrama girmiş hacının ecri gibidir. Kim de kuşluk namazı için çıkar ve sırf bu maksadla yorulursa onun ücreti de umre yapanın ücreti gibidir. Namaz kıldıktan sonra araya lağv (dünyevi kelam) sokmadan kılınan iknici namaz, İlliyyin (denen cennetin yüce makamın)da yazılıdır.
    (Ebu Davud, Salat 49)
    Kim, (din) kardeşinin ırz ve namusunu onu gıybet edene karşı savunursa, Allah da kıyamet günü o kimseyi cehennemden korur.
    (Tirmizi, Birr 20)
    Bereket, büyüklerinizle birlikteliktir.
    (Hâkim, el- Müstedrek)
    Her sarhoşluk veren şey (dinde yasaklanan içki olan) hamr grubundandır ve sarhoşluk veren her şey haramdır.
    (Müslim, Eşribe 73)
    Çorba pişirdiğin zaman suyunu çok koy. Sonra da komşularını gözden geçir ve gerekli gördüklerine güzel bir şekilde sun!
    (Müslim, Birr 143)
    Şurası muhakkak ki, Allah her nefsi yaratmış, onun hayatını, ölümünü, rızkını ve uğrayacağı musibetlerini yazmıştır.

    (Tirmizi, 2144)
    Benim hakkımda yalan söylemeyin. Zira benim üzerime yalan uyduran cehenneme girer.
    (Buhari, İlm 38)
    Cum'a günü kim cemaatin omuzlarını yararak ilerlerse cehenneme bir köprü ittihaz olunur.
    (Tirmizi, Salat 369)
    Bizimle münafıklar arasında yatsı ve sabah namazlarında hazır bulunma farkı vardır. Onlar bu iki namaza muktedir olamazlar.
    (Muvatta, Salâtu'l-Cemâ'a 5)
    Bir kimse, iflâs edenin yanında malını aynen bulmuş ise, bu mala o, herkesten daha ziyâde hak sâhibidir.
    (Buhari, İstikrâz 14)
    - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalatu vesselâm şu duayı çok yapardı:

    "Ey kalbleri çeviren Allahım! Kalbimi dinin üzerine sâbit kıl!" Ben (bir gün kendisine):

    "Ey Allah'ın resûlü! Biz sana ve senin getirdiklerine inandık. Sen bizim hakkımızda korkuyor musun?" dedim. Bana şöyle cevap verdi: "Evet! Kalpler, Rahmân'ın iki parmağı arasındadır. Onları istediği gibi çevirir."
    (Tirmizi, Kader 7)
    Ümmetimin hepsi affa mazhar olacaktır, günahı aleni işleyenler hariç. Kişinin geceleyin işledigi kötü bir ameli Allah örtmüştür. Ama, sabah olunca o: "Ey falan, bu gece ben şu şu işleri yaptım!" der. Böylece o, geceleyin Allah kendini örtmüş olduğu halde, sabahleyin, üzerindeki Allah'ın örtüsünü açar. İşte bu, günahı aleni işlemenin bir çeşididir.
    (Buhari, Edeb 60)
    "Kimin yanında fazla hayvan varsa, onu hayvanı olmayana versin. Kimin de fazla azığı varsa onu azığı olmayana versin."

    Resülullah, bazı mal çeşitlerini bu suretle saymaya devam etti. Öyle ki, bizden hiç kimsenin (yol sırasında) herhangi bir fazlalıkta hakkı olmadığı düşüncesine vardık."
    (Müslim, Lukata 18)
    İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) omuzumdan tuttu ve: "Sen dünyada bir garib veya bir yolcu gibi ol" buyurdu.
    (Buhari, Rikak 2)
    Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) bir başka rivâyette şunu söyler: "Kendisinde dikbaşlılık olan bir deveye bindim. (Hırçınlık etmeye başlayınca ileri-geri sürmeye başladım. Bunun üzerine Resülullah (aleyhissalâtü vesselâm): "Rıfkla, tatlılıkla davran! diye müdâhale etti..."
    (Müslim, Birr 79)
    "Ey Allah'ın Resûlü! dedik, mü'min korkak olur mu?"

    "Evet!" buyurdular. "Pekiyi cimri olur mu?" dedik, yine:

    "Evet!" buyurdular. Biz yine:

    "Pekiyi yalancı olur mu?" diye sorduk. Bu sefer: "Hayır!" buyurdular."

    (Muvatta, Kelâm 19)
    Bir adam, Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'a: "Yaptığım işin iyilik veya kötülük olduğunu nasıl anlayabilirim?" diye sordu. Aleyhissalâtu vesselâm: "Komşunun "iyi yaptın!" dediğini işitirsen iyilik yaptın demektir. Eğer "kötülük yaptın!" dediklerini işitirsen, kötülük yaptın demektir" buyurdular."
    (Kütübü Sitte, 7261)
    Ey Allah'ın Resulü. dendi, hangi kadın daha hayırlıdır?'

    "Kocası bakınca onu sürura garkeden, emredince itaat eden, nefis ve malında, kocasının hoşuna gitmeyen şeyle ona muhalefet etmeyen kadın!" diye cevap verdi.
    (Nesâi, Nikâh 14)
    Bir meclise oturup hikmetli söz dinleyip, sonra bu meclisten bahsederken işittiği şeylerin sadece kötü kısımlarını anlatan bir kimsenin misali, bir çobana gelip: "Ey çoban, süründen bana bir koyun kes!" deyince, çobandan: "Git en iyisinin kulağından tut al" iznine rağmen gidip sürünün köpeğinin kulağından tutan adamın misalidir.
    (Kütübü Sitte, 7233)
    (Müslüman erkeklerden) kim, Allah yolunda, ilâ-yı kelimetullah için, devenin iki sağımı arasında geçen müddet kadar savaşacak olsa cennet kendisine vacib olur.
    (Ebu Davud, Cihad 42)
    Bana en sevgili olanınız, kıyamet günü de bana mevkice en yakın bulunacak olanınız, ahlâkça en güzel olanlarınızdır. Bana en menfur olanınız, kıyamet günü de mevkice benden en uzak bulunacak olanınız, gevezeler, boşboğazlar ve yüksekten atanlardır." (Cemaatte bulunan bâzıları): "Ey Allah'ın Resûlü! Yüksekten atanlar kimlerdir`?" diye sordular. "Onlar mütekebbir (büyüklük taslayan) kimselerdir!" cevabını verdi."

    (Tirnizi, Birr 77)
    İnsanların en hırsızı, namazdan çalandır, buyurdu. Nasıl çalar ya Rasûlallah? denildiğinde: Rükû ve secdeleri tam yapmaz. (Namazı tadil-i erkana riayet etmeden çabuk çabuk kılar). İnsanların en cimrisi de, selam vermekten kaçınandır.

    (Taberani)


    Allah'ın hataları silmeye ve dereceleri yükseltmeye vesile kıldığı şeyleri size söylemiyeyim mi?''

    "Evet ey Allah'ın Resülü, söyleyin!'' dediler. Bunun üzerine saydı:

    "Zahmetine rağmen abdesti tam almak. Mescide çok adım atmak. (Bir namazdan sonra diğer) Namazı beklemek. İşte bu ribâttır, işte bu ribâttır. İşte bu ribâttır."


    (Müslim, Taharet 41)
    Bir yerde ölen Ashabımdan hiçbirisi yoktur ki, Kıyamet günü oranın ahalisine bir nur ve onlara (cennete sevkte) bir rehber olmasın.
    (Tirmizi, Menakıb 3864)
    Dişlerinizi misvaklayın. Çünkü misvak ağız için temizlik sebebidir, Allah'ın rızasına vesiledir. Cibril her gelişinde bana misvakı tavsiye etti; öyle ki bana ve ümmetime farz kılacağından korktum. Ümmetime zorluk veririm diye endişe etmeseydim bunu onlara farz kılardım. Ben öyle (ciddi) misvak kullanırım ki, öndeki dişlerimin (veya diş etlerimin) diplerinden kazınacağı endişesine kapılırım.
    (Kütübü Sitte, 6043)
    Hz. Mu'az İbnu Cebel radıyallahu anh anlatıyor. "İki kişi Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın huzurunda küfürleştiler. (Öyle ki) birinin yüzünde (diğerine karşı) öfkesi gözüküyordu. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:

    "Ben bir kelime biliyorum, eğer onu söyleyecek olsa, kendinde zuhur eden öfke giderdi: Eûzu billahi mineşşeytanirracim" buyurdular
    (Tirmizi, Da'avat 53)
    "Cennet ehlinin mertebece en düşük olanı o kimsedir ki: Bahçelerine, zevcelerine, nimetlerine, hizmetçilerine, koltuklarına bakar. Bunlar bin yıllık yürüme mesafesini doldururlar.
    Cennetliklerin Allah nezdinde en kıymetli olanları ise, vech-i ilahiye sabah ve akşam nazar ederler."
    Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm sonra şu ayeti okudu. (Meâlen): "Yüzler vardır, o gün ter ü tâzedir, Rablerini görecektir" (Kıyamet 22-23).

    (Tirmizi, Cennet 17)
    Cennet ehlinden derecesi en düşük olanın seksenbin hizmetçisi, yetmişiki zevcesi vardır. Onun için inciden, zebercedden ve yakuttan bir çadır kurulur. Bu çadır, Câbiye'den San'a'ya kadar uzanan bir büyüklüktedir.
    (Tirmizi, Cennet 23)
    Sizden hiç kimse, maruz kaldığı bir zarar sebebiyle ölümü temenni etmesin. Mutlaka bunu yapmak mecburiyetini hissederse, bari şöyle söylesin: "Rabbim, hakkımda hayat hayırlı ise yaşat, ölüm hayırlı ise canımı al."
    (Müslim, Zikr 10)
    Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) yere bir çizgi çizdi ve: "Bu insanı temsil eder" buyurdu. Sonra bunun yanına ikinci bir çizgi daha çizerek: "Bu da ecelini temsil eder" buyurdu. Ondan daha uzağa bir çizgi daha çizdikten sonra: "Bu da emeldir" dedi ve ilâve etti: "İşte insan daha böyle iken (yani emeline kavuşmadan) ona daha yakın olan (eceli) ansızın geliverir.
    (Tirmizi, Zühd 25)
    Kim evinden temizlenmiş olarak farz namaz için çıkarsa, onun ecri, tıpkı ihrama girmiş hacının ecri gibidir. Kim de kuşluk namazı için çıkar ve sırf bu maksadla yorulursa onun ücreti de umre yapanın ücreti gibidir. Namaz kıldıktan sonra araya lağv (dünyevi kelam) sokmadan kılınan iknici namaz, İlliyyin (denen cennetin yüce makamın)da yazılıdır.
    (Ebu Davud, Salat 49)
    Kim, (din) kardeşinin ırz ve namusunu onu gıybet edene karşı savunursa, Allah da kıyamet günü o kimseyi cehennemden korur.
    (Tirmizi, Birr 20)
    Bereket, büyüklerinizle birlikteliktir.
    (Hâkim, el- Müstedrek)
    Her sarhoşluk veren şey (dinde yasaklanan içki olan) hamr grubundandır ve sarhoşluk veren her şey haramdır.
    (Müslim, Eşribe 73)
    Çorba pişirdiğin zaman suyunu çok koy. Sonra da komşularını gözden geçir ve gerekli gördüklerine güzel bir şekilde sun!
    (Müslim, Birr 143)
    Şurası muhakkak ki, Allah her nefsi yaratmış, onun hayatını, ölümünü, rızkını ve uğrayacağı musibetlerini yazmıştır.

    (Tirmizi, 2144)
    Benim hakkımda yalan söylemeyin. Zira benim üzerime yalan uyduran cehenneme girer.
    (Buhari, İlm 38)

  25. 2007-05-23 #25
    Eğer kişi namazını herkesin gözü önünde kılınca (edebine uygun kılar) güzel yapar, tek başına kimsenin görmediği durumda kılınca da (edebine uygun kılar) güzel yaparsa, Allah Teâla hazretleri (onun ibadetinden memnun kalır ve:) "Bu (kulluğunu riyasız yapan) gerçek bir kulumdur" der,
    (KS, 7247)
    Bir adam: "Vallahi Allah falancayı mağfiret etmiyecek!" diye kesip attı. Allah Teâla Hazretleri de: "Falancaya mağfiret etmiyeceğim hususunda yemin eden de kim? Ben ona mağfiret ettim, senin amelini de iptal ettim!" buyurdu
    (Müslim, Birr 137)
    Ashabıma sebbetmeyin (dil uzatmayın). Nefsim elinde olan Zât-ı Zülcelâl'e yemin olsun (sizden) biri, Uhud dağı kadar altın infak etse, onlardan birinin infak ettiği bir müdd'e hatta yarım müdd'e bedel olmaz.
    (Müslim, Fedâilu's-Sahâbe 207)
    Bir sefere üç kişi beraber çıkınca birini emîr (başkan) yapsınlar.
    (Ebu Davud, Cihad 87)
    Kişinin sırtında odun taşıyarak geçimini sağlaması, versin veya vermesin birisinden bir şey istemesinden daha hayırlıdır.
    (Buhari, Buyu 15)
    Bir kadın, eve hapsettiği bir kedi yüzünden cehenneme gitti. Kediyi hapsederek yiyecek vermemiş, yeryüzünün haşaratından yemeye de salmamıştı.
    (Buhari)
    Ümmetimin kıyâmet gününde dünyada aldıkları abdest eserlerinden yüzleri, elleri ve ayakları nûrlu yani parlak insanlar olarak çağırılırlar. O halde içinizden bu parlaklığı daha ziyâde uzatmağa kimin gücü yeterse yapsın.
    (Buhari)
    Ölü can verince melekler ondan "(Âhirete) ne götürdü?" der. İnsanlar da "Geriye (miras) ne bıraktı?" der.
    (Beyhaki)
    Allah'ın rahmet ve inayet eli cemaat ile beraberdir.

    (Tirmizi, Fiten 7)
    Sizden biriniz mescide girdiği zaman iki rek'at namaz kılıncaya kadar yani kılmadıkça oturmasın.
    (Buhari)
    Kişi, dostunun dini üzeredir. Bu nedenle, kiminle dost olacağına dikkat etsin!
    (Ebu Davud)
    Her müslümanın haftada bir gün başını ve bütün bedenini yıkamak sûretiyle gusletmesi yani boy abdesti alması onun uhdesinde Allah'ın hakkıdır
    (Beyhaki)
    Namaza durduğun zaman tekbir al. Sonra Kur´an´dan kolayına geldiği kadar âyet oku. Ardından rükûa var, bütün organların tamamen hareketsiz kalıncaya kadar öylece dur. Sonra başını kaldır, ayakta iyice doğruluncaya kadar dur. Ardından secdeye var, bütün organların tamamen hareketsiz kalıncaya kadar secdede öylece kal. Sonra başını kaldır, bütün organların tamamen hareketsiz kalıncaya kadar otur. Namazın bütün rekâtlarında bunu böyle yap.
    (Müslim, Salât 45)
    Masrafta iktisat, geçimin yarısıdır. İnsanlara dostluk ve muhabbet aklın yarısıdır. ilmi soruda naziklik, samimilik ve güzellik bilginin yarısıdır.
    (Taberani)
    İlim öğretin; fakat uns ve şiddet göstermeyin! Zira güler yüzlü muallim sert olandan hayırlıdır.
    (Beyhaki)

    Canın her istediğini yemek de israf cümlesindendir.
    (Ebu Davud)
    Kim bilgisizliğine, ehliyetsizliğine rağmen fetvâ verirse gökteki ve yerdeki melekler ona lanet eder.
    (Tirmizi)
    Dünya, mü'minin zindanı, kafirin de Cennetidir.
    (Müslim, Zühd 1)
    Arefe, kurban ve teşrik günleri biz müslümanların bayramıdır. Bu günler yeme, içme günleridir.
    (Nesai, Menasik 195)
    Âdemoğlu, kurban bayramı günlerinde Allah için kurban kesmekten daha sevimli bir iş yapmış olamaz.
    (Tirmizi, Edahi 1)
    Cuma gününde öyle bir saat vardır ki, şayet bir müslüman kul o saate rastlar da Allah'tan bir hayır isterse, Allah onu kendisine mutlaka verir
    (Müslim, Cum'a 4)
    Kişinin malı sadaka sebebiyle eksilmez. Bir kula haksız zulüm yapılır o da sabrederse, Allah onun izzetini (dünya ve ahirette) mutlaka artırır...

    (Tirmizi, 2326)
    İslam garib olarak başladı, tekrar başladığı gibi garib hale dönecektir. Gariblere ne mutlu!


    Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez; onu tehlikeye atmaz…
    (Müslim, Birr 58)
    İki günü birbirine denk olanlar aldanmıştır.
    (Keşfü'l-hafâ, 54)
    Allah'tan korkunuz. Çocuklarınız arasında âdil davranınız.
    (Buhari, Hibe 12,13)
    Nerede olursan ol Allah'tan kork!
    (Tirmizi, Kitâbü'l-birr ve's-sıla 55)
    Hayır, bir alışkanlıktır
    (İbni Mace, 221)
    Kur'ân, Allah'a gökyüzünde ve yeryüzünde bulunan her şeyden daha sevimlidir.
    (Dârimî, Fedâilü'l-Kur'ân 6)
    İnsan, elinin emeğinden daha hayırlı bir lokma yememiştir. Allah'ın elçisi Dâvût (a.s) da, kendi elinin emeğini yerdi.
    (Buhari, Büyu 15)
    Kıyamet günü insanoğlu, ömrünü nerede harcadığından, yaptığı işleri ne niyetle yaptığından, nasıl kazanıp nereye harcadığından, vücudunu ve sıhhatini nerede ve nasıl değerlendirdiğinden sorguya çekilmedikçe yerinden ayrılmaz.
    (Tirmizi, Kıyame 1)
    "Şüphesiz siz, sizden öncekilerin yoluna karış karış, arşın arşın tabi olacaksınız. Hatta onlar, bir keler deliğine bile girseler, onların arkasından gideceksiniz." Bunun üzerine sahabe "Ey Allah'ın Rasûlü! Onlar Yahudi ve Hıristiyanlar mıdır" diye sordular. Rasûlullah (s.a.v) "ya kim olacak! evet onlardır" buyurdular...
    (Buhari, Enbiya 50)
    Çevresindeki insanların şerrinden emin olmadığı kişi, cennete giremez.
    (Müslim, İman 19)
    Kim, sözleşme yaptığı kimseye zulmeder, hakkını kısar veya gücünün üzerinde bir şey emreder yahut rızası dışında bir şeyini alırsa kıyâmet günü onun aleyhine bizzat ben delil (ve davacı) olacağım.
    (Ebu Davud, Harac 33)
    Mü'min, geçimi güzel olan kişidir. Geçimsiz kişide hayır yoktur.
    (Ahmed b. Hanbel,11/400)
    Zulümden sakınınız, çünkü zulüm kıyâmet günü zalimleri karanlıklara sokacaktır
    (Müslim, Birr 56)
    Yüce Allah, yaptığınız işi sağlam ve iyi yapmanızdan hoşnut olur.
    (Beyhakî, Şu'abu'l-İmân, 4/334.)
    Her kul öldüğü hal üzere diriltilir.
    (Müslim, Cennet 83

    (Tirmizi, 2631)
    Müslüman, dilinden ve elinden diğer müslümanların güvende olduğu, mü'min de insanların malları ve canları hususunda kendisine güvendiği kişidir.
    (Tirmizi, İman 12)
    Ümmetimin sonunda yalancı Deccaller olacak. Onlar, ne sizin ne de atalarınızın hiç işitmediği şeyleri anlatacaklar. Onlardan sakının!
    (Müslim, Mukaddime 6)
    Her iyilik bir sadakadır.
    (Buhari, Edeb 33)
    Güneşin üzerine doğduğu en hayırlı gün Cuma günüdür. Adem (as) o gün yaratılmış, o gün cennete konulmuş, o gün cennetten çıkarılmıştır. Kıyamet de ancak Cuma gününde kopacaktır.
    (Müslim, Cum'a 5)
    Allah'ım sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affet
    (Tirmizi, Da'avat 84)
    Müminlerin iman bakımından en olgunu, ahlâkça en güzel olanıdır.
    (İbn-i Mâce, Nikah 50)
    Cennete giren hiçbir kimse, yeryüzündeki bütün şeyler kendisinin olsa bile dünyaya geri dönmek istemez. Sadece şehit, gördüğü itibar ve ikram sebebiyle tekrar dünyaya dönmeyi ve defalarca şehit olmayı ister.
    (Buhari, Cihad 21)
    Eğer kişi namazını herkesin gözü önünde kılınca (edebine uygun kılar) güzel yapar, tek başına kimsenin görmediği durumda kılınca da (edebine uygun kılar) güzel yaparsa, Allah Teâla hazretleri (onun ibadetinden memnun kalır ve:) "Bu (kulluğunu riyasız yapan) gerçek bir kulumdur" der,
    (KS, 7247)
    Bir adam: "Vallahi Allah falancayı mağfiret etmiyecek!" diye kesip attı. Allah Teâla Hazretleri de: "Falancaya mağfiret etmiyeceğim hususunda yemin eden de kim? Ben ona mağfiret ettim, senin amelini de iptal ettim!" buyurdu
    (Müslim, Birr 137)
    Ashabıma sebbetmeyin (dil uzatmayın). Nefsim elinde olan Zât-ı Zülcelâl'e yemin olsun (sizden) biri, Uhud dağı kadar altın infak etse, onlardan birinin infak ettiği bir müdd'e hatta yarım müdd'e bedel olmaz.
    (Müslim, Fedâilu's-Sahâbe 207)
    Bir sefere üç kişi beraber çıkınca birini emîr (başkan) yapsınlar.
    (Ebu Davud, Cihad 87)
    Kişinin sırtında odun taşıyarak geçimini sağlaması, versin veya vermesin birisinden bir şey istemesinden daha hayırlıdır.
    (Buhari, Buyu 15)
    Bir kadın, eve hapsettiği bir kedi yüzünden cehenneme gitti. Kediyi hapsederek yiyecek vermemiş, yeryüzünün haşaratından yemeye de salmamıştı.
    (Buhari)
    Ümmetimin kıyâmet gününde dünyada aldıkları abdest eserlerinden yüzleri, elleri ve ayakları nûrlu yani parlak insanlar olarak çağırılırlar. O halde içinizden bu parlaklığı daha ziyâde uzatmağa kimin gücü yeterse yapsın.
    (Buhari)
    Ölü can verince melekler ondan "(Âhirete) ne götürdü?" der. İnsanlar da "Geriye (miras) ne bıraktı?" der.
    (Beyhaki)
    Allah'ın rahmet ve inayet eli cemaat ile beraberdir.

    (Tirmizi, Fiten 7)
    Sizden biriniz mescide girdiği zaman iki rek'at namaz kılıncaya kadar yani kılmadıkça oturmasın.
    (Buhari)
    Kişi, dostunun dini üzeredir. Bu nedenle, kiminle dost olacağına dikkat etsin!
    (Ebu Davud)
    Her müslümanın haftada bir gün başını ve bütün bedenini yıkamak sûretiyle gusletmesi yani boy abdesti alması onun uhdesinde Allah'ın hakkıdır
    (Beyhaki)
    Namaza durduğun zaman tekbir al. Sonra Kur´an´dan kolayına geldiği kadar âyet oku. Ardından rükûa var, bütün organların tamamen hareketsiz kalıncaya kadar öylece dur. Sonra başını kaldır, ayakta iyice doğruluncaya kadar dur. Ardından secdeye var, bütün organların tamamen hareketsiz kalıncaya kadar secdede öylece kal. Sonra başını kaldır, bütün organların tamamen hareketsiz kalıncaya kadar otur. Namazın bütün rekâtlarında bunu böyle yap.
    (Müslim, Salât 45)
    Masrafta iktisat, geçimin yarısıdır. İnsanlara dostluk ve muhabbet aklın yarısıdır. ilmi soruda naziklik, samimilik ve güzellik bilginin yarısıdır.
    (Taberani)
    İlim öğretin; fakat uns ve şiddet göstermeyin! Zira güler yüzlü muallim sert olandan hayırlıdır.
    (Beyhaki)

    Canın her istediğini yemek de israf cümlesindendir.
    (Ebu Davud)
    Kim bilgisizliğine, ehliyetsizliğine rağmen fetvâ verirse gökteki ve yerdeki melekler ona lanet eder.
    (Tirmizi)
    Dünya, mü'minin zindanı, kafirin de Cennetidir.
    (Müslim, Zühd 1)
    Arefe, kurban ve teşrik günleri biz müslümanların bayramıdır. Bu günler yeme, içme günleridir.
    (Nesai, Menasik 195)
    Âdemoğlu, kurban bayramı günlerinde Allah için kurban kesmekten daha sevimli bir iş yapmış olamaz.
    (Tirmizi, Edahi 1)
    Cuma gününde öyle bir saat vardır ki, şayet bir müslüman kul o saate rastlar da Allah'tan bir hayır isterse, Allah onu kendisine mutlaka verir
    (Müslim, Cum'a 4)
    Kişinin malı sadaka sebebiyle eksilmez. Bir kula haksız zulüm yapılır o da sabrederse, Allah onun izzetini (dünya ve ahirette) mutlaka artırır...

    (Tirmizi, 2326)
    İslam garib olarak başladı, tekrar başladığı gibi garib hale dönecektir. Gariblere ne mutlu!


    Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez; onu tehlikeye atmaz…
    (Müslim, Birr 58)
    İki günü birbirine denk olanlar aldanmıştır.
    (Keşfü'l-hafâ, 54)
    Allah'tan korkunuz. Çocuklarınız arasında âdil davranınız.
    (Buhari, Hibe 12,13)
    Nerede olursan ol Allah'tan kork!
    (Tirmizi, Kitâbü'l-birr ve's-sıla 55)
    Hayır, bir alışkanlıktır
    (İbni Mace, 221)
    Kur'ân, Allah'a gökyüzünde ve yeryüzünde bulunan her şeyden daha sevimlidir.
    (Dârimî, Fedâilü'l-Kur'ân 6)
    İnsan, elinin emeğinden daha hayırlı bir lokma yememiştir. Allah'ın elçisi Dâvût (a.s) da, kendi elinin emeğini yerdi.
    (Buhari, Büyu 15)
    Kıyamet günü insanoğlu, ömrünü nerede harcadığından, yaptığı işleri ne niyetle yaptığından, nasıl kazanıp nereye harcadığından, vücudunu ve sıhhatini nerede ve nasıl değerlendirdiğinden sorguya çekilmedikçe yerinden ayrılmaz.
    (Tirmizi, Kıyame 1)
    "Şüphesiz siz, sizden öncekilerin yoluna karış karış, arşın arşın tabi olacaksınız. Hatta onlar, bir keler deliğine bile girseler, onların arkasından gideceksiniz." Bunun üzerine sahabe "Ey Allah'ın Rasûlü! Onlar Yahudi ve Hıristiyanlar mıdır" diye sordular. Rasûlullah (s.a.v) "ya kim olacak! evet onlardır" buyurdular...
    (Buhari, Enbiya 50)
    Çevresindeki insanların şerrinden emin olmadığı kişi, cennete giremez.
    (Müslim, İman 19)
    Kim, sözleşme yaptığı kimseye zulmeder, hakkını kısar veya gücünün üzerinde bir şey emreder yahut rızası dışında bir şeyini alırsa kıyâmet günü onun aleyhine bizzat ben delil (ve davacı) olacağım.
    (Ebu Davud, Harac 33)
    Mü'min, geçimi güzel olan kişidir. Geçimsiz kişide hayır yoktur.
    (Ahmed b. Hanbel,11/400)
    Zulümden sakınınız, çünkü zulüm kıyâmet günü zalimleri karanlıklara sokacaktır
    (Müslim, Birr 56)
    Yüce Allah, yaptığınız işi sağlam ve iyi yapmanızdan hoşnut olur.
    (Beyhakî, Şu'abu'l-İmân, 4/334.)
    Her kul öldüğü hal üzere diriltilir.
    (Müslim, Cennet 83

    (Tirmizi, 2631)
    Müslüman, dilinden ve elinden diğer müslümanların güvende olduğu, mü'min de insanların malları ve canları hususunda kendisine güvendiği kişidir.
    (Tirmizi, İman 12)
    Ümmetimin sonunda yalancı Deccaller olacak. Onlar, ne sizin ne de atalarınızın hiç işitmediği şeyleri anlatacaklar. Onlardan sakının!
    (Müslim, Mukaddime 6)
    Her iyilik bir sadakadır.
    (Buhari, Edeb 33)
    Güneşin üzerine doğduğu en hayırlı gün Cuma günüdür. Adem (as) o gün yaratılmış, o gün cennete konulmuş, o gün cennetten çıkarılmıştır. Kıyamet de ancak Cuma gününde kopacaktır.
    (Müslim, Cum'a 5)
    Allah'ım sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affet
    (Tirmizi, Da'avat 84)
    Müminlerin iman bakımından en olgunu, ahlâkça en güzel olanıdır.
    (İbn-i Mâce, Nikah 50)
    Cennete giren hiçbir kimse, yeryüzündeki bütün şeyler kendisinin olsa bile dünyaya geri dönmek istemez. Sadece şehit, gördüğü itibar ve ikram sebebiyle tekrar dünyaya dönmeyi ve defalarca şehit olmayı ister.
    (Buhari, Cihad 21)

  26. 2007-05-23 #26
    Bir kimsenin "İnsanlar helak oldu!" dediğini duyarsanız, bilin ki o, kendisi, herkesten çok helak olandır.
    (Müslim, Birr 139)
    Kardeşinin derdine sevinip gülme, sonra Allah ona merhamet eder de, seni onun sahip olduğu dertle müptela kılar.
    (Tirmizi, Kıyame 54)
    İnsanlar sizlere ilimden sormaya devam ederken şunu demeye kadar gelirler: "Anladık, Allah herşeyin yaratıcısıdır, pekiyi Allah'ın yaratıcısı kimdir?"
    Bunu söyledikleri zaman siz: "Allah birdir, Allah sameddir (ne bir yaratıcıya ne de bir başka şeye muhtaç değildir), doğurmadı, doğurulmadı da. O'nun bir dengi de yoktur" deyin, sonra solunuza üç kere tükürüp istiâze ile şeytandan Allah'a sığının.
    (Ebu Davud, Sünnet 19)
    Kim muktedir olduğu halde tevazu maksadıyla (Allah için) (kıymetli) elbise giymeyi terkederse, Allah kıyamet günü, onu mahlukatın başları üstüne çağırır ve dilediği iman elbisesini giymekte onu muhayyer bırakır.
    (Tirmizi, Kıyamet 40)
    Sakın sizin biriniz silâhını (teşhîr edip de) din kardeşine işâret etmesin! Çünkü işâret eden kimse bilmez ki, belki şeytan eline hız verir de (din kardeşini vurur); bu sûretle Cehennem`den bir çukura yuvarlanır.
    (Buhari, 2116)
    Namazda uykusu kendisine galebe çalan varsın uyusun. Hatta uykusunu iyice alsın. Çünkü kişi uykulu olarak namaz kıldığında istiğfar mı ediyor, kendisine beddua mı ediyor bilemez.
    (Müslim, 786)
    Sizden birisi namaza durduğu zaman şeytan ona gelir ve onu şaşırtıp yanlışlığa düşürmeye çabalar, hatta kişi ne kadar kıldığını bile unutuverir. Sizden birisi bu hale düşerse oturur halde iki secde yapsın.
    (Buhari, 1175)
    Sizden birisi namaz kıldığında hakikatte Rabbiyle konuşmaktadır. Öyleyse nasıl konuştuğuna dikkat etsin.
    (Hakim, Mustedrek 1/336)
    Canım elinde olan zata yemin olsun ki, safların arasındaki boşluklarda şeytanı siyah bir koyun gibi dolaşırken görüyorum.
    (Ebu Davud, 667)
    Sizden birisini ailesinin yanına dönmekten alıkoyan sadece beklediği namaz olursa, beklediği sürece namazda sayılır.
    (Buhari, 647)
    Namaza gelirken koşmayın. Vakur bir şekilde yürüyün. Yetişebildiğinizi kılar, yetişemediğinizi tamamlarsınız.
    (Nesai, 861)
    Her kim abdeste başlarken Allah'ın adını anmaz ise onun abdesti yoktur.
    (Ebu Davud, 110)
    Sıkılık huyundan kaçının. Zira sizden önce gelip geçenler bu huy yüzünden helâk oldular. Şöyle ki: Bu huy onlara cimrilik emretti, onlar hemen cimrileşiverdiler, sıla-ı rahmi kesmelerini emretti, hemen sıla-ı rahmi kestiler, doğru yoldan çıkmayı (fücur) emretti, hemen doğru yoldan çıktılar.
    (Ebu Davud, Zekat 46)
    Allah sizden üç hususta razı olur ve üç hususta da size gazap eder. Sizin kendisine ibadet edip ona hiçbir ortak koşmamanıza; toptan Kur'an-ı Kerim'e yapış*manıza ve Allah'ın başınıza geçirdiği kişilere itaat etmeni*ze razı olur. Dedikodu yapmanıza, malınızı gereksiz yerle*re harcamanıza ve çok soru sormanıza da gazab eder.
    (Müslim, Akdiye 30)


    Kıyamet günü üç grup insan şefaat eder: peygamberler, sonra alimler, sonra da şehitler.
    (İbni Mace, Zühd 37)
    Allah'ın kitabını okumak ve ders yaparak onu mutaala maksadıyla Allah'ın evlerinden birinde veya başka bir yerde bir araya gelen cemaate, muhakkak ki, Allah gönül huzuru verir. Onları rahmet ve lütfuna boğar. Melekler onların etrafını sarar ve Allah onları -Mele-i 'Âlâda- yanında bulunanların huzurunda överek anar.
    (Tirmizi, İlm 2)
    Her kime bildiği bir mesele sorulur, o da bunu söylemeyip gizlerse, Allah ona Kıyamet Günü ateşten bir gem vurur.
    (Tirmizi, İlm 3)
    Peygamberimiz (SAV) bir şey söylediği zaman insanlar anlayıncaya kadar üç defa tekrar ederdi.
    Bir topluluğa rastladığı zaman da işitmedikleri takdirde üç defa selam verirdi.
    (Ebu Davud, İlm 6)
    Kıyamet Günü insanlar arasında en şiddetli azaba uğrayacaklar, ilmi kendisine ve başkalarına fayda vermeyen alimlerdir.
    (Keşfü'l-Hafa, 1.376)
    Cennet bahçesine uğradığınız zaman orada oturunuz.
    Sahabiler: "Ya Resulullah, Cennet bahçesi nedir?" diye sordular.
    Resulullah (SAV) şöyle cevap verdi : "İlim meclisleridir."
    (Terğib, 1.112)
    En üstün sadaka, bir Müslüman'ın ilim öğrenmesi ve sonra da öğrendiği ilmi Müslüman kardeşlerine öğretmesidir.
    (İbni Mace, Mukaddime 3)
    Ne alimlere karşı övünmek, ne cahillerle münakaşa etmek ve ne de meclislerin seçkin köşelerinde yer almak için ilim tahsil etmeyiniz.
    Kim böyle yaparsa cehenneme müstehak olur. Cehenneme müstehak olur.
    (İbni Mace, Mukaddime 23)
    Akrabaların gösterdiği yakınlığa karşılık veren kimse, tam anlamıyla akrabalık haklarını gözetiyor sayılmaz. Akrabalık haklarını tam anlamıyla gözeten kimse; yakınları akrabalık bağlarını ondan kestikleri halde, o onlardan alaka ve yardımını kesmeyen kimsedir.
    (Müslim, 1003)
    İlim öğretmek her müslümana farzdır. Layık olmayanlara ilim öğreten, domuzların boynuna cevher, inci ve altın gerdanlık takan kimseye benzer.
    (İbni Mace, Mukaddime 7)
    Kötü alimler Cehennemin köprüleridir.
    (Keşfü'l-Hafâ, 2.1743)
    İnsanlar yalnızlıktaki (mahsuru) benim kadar bilselerdi, hiçbir atlı tek başına bir gececik olsun yol yapmazdı.

    (Buhari, Cihad 135)
    Kim Ramazan orucunu tutar ve ona Şevval ayından altı gün ilave ederse, sanki bir yıl oruç tutmuş olur.
    (Tirmizi, Savm 53)
    Herşeyin bir zirvesi vardır. Kur'an-ı Kerim'in zirvesi de Bakara Suresidir.
    Çünkü bu surede öyle bir ayet vardır ki o, Kur'an ayetlerinin efendisidir. Bu Ayet-el Kürsî'dir.
    (Tirmizi, Fezail-Kur'an 2)
    Hangi idareci yoksul ve düşkünlere kapısını kaparsa, Allah da ona fakirlik, ihtiyaç ve düşkünlüğüne karşı rahmet kapılarını kapar.
    (Tirmizi, Ahkam 6)

    En hayırlılarınız Kur'an'ı öğrenen ve onu öğretenlerinizdir.
    (Ebu Davud, Vitr 14)
    Allah bir idarecinin iyiliğini murad ettiği zaman, ona dürüst bir yardımcı verir. O, onun unuttuğu şeyleri hatırlatır ve hatırlattığı işlerde de yardım eder.
    (Ebu Davud, İmare 4)
    İki vasıf vardır ki, bunlar münafıkta bir araya gelmez:
    güzel sima ve dini konularda derin anlayış.
    (Tirmizi, İlm 19)
    Resulullah'a (S.A.V) "Hayırlı bir iş yapıp ta, insanların kendisini methettiği kimse hakkında ne buyurursunuz" diye soruldu..

    Resulullah (S.A.V) : "Bu, mü'minin dünyada iken peşin aldığı bir mükafattır." buyurdu.
    (Müslim, Birr 166)
    Bu din ilmi, dinin ta kendisidir, öyle ise onu kimden öğrendiğinize dikkat edin.
    (Dârimî, Mukaddime 38)
    Şuna dikkat edin!
    İdarecilerinizde hoşlanmadığınız bir husus gördüğünüz vakit, o meseleyi tasvip etmediğinizi gösterin. Ama hiçbir surette de itaatten vazgeçmeyin.
    (Tirmizi, Fiten 63)
    Salla'llâhu aleyhi ve sellem (iyd-i) fıtır günü bir kaç (dâne) hurma yemeden (bayram) namaz (ın)a çıkmazdı. Yine (Enes radiya'llâhu anh'den) diğer rivâyette bunları tek (adedli) olarak yerdi, diyor.
    (Enes b. Mâlik)
    İçinizden birisinin şu veya bu ayeti unuttum demesi kadar kötü birşey yoktur. Çünkü o unutmamış, unutturulmuştur.
    Kur'an-ı Kerim'i tekrar okumak suretiyle hafızanızda tutunuz. Çünkü Kur'an, ezberleyenlerin hafızalarından develerin bağlarından boşanıp kaçtığından daha hızlı kaçar.
    (Buhari, Fezail-i Kur'an 21)
    Bayram sabahı Müslümanlar, namaz için camilerde toplanınca, Allahü Teâlâ, meleklere, "İşini yapıp ikmal edenin karşılığı nedir?" diye sorar. Melekler de, "Ücretini almaktır" derler. Allahü Teâlâ da, "Siz şahit olun ki, Ramazandaki oruçların ve namazların karşılığı olarak kullarıma kendi rızamı ve mağfiretimi verdim. Ey kullarım, bugün benden isteyin, izzet ve celâlim hakkı için istediklerinizi veririm" buyurur....
    (İmam Beyheki)
    Şüphesiz bu Kur'an tesirli olarak nazil olmuştur. Öyle ise onu okuduğunuz zaman ağlayınız.
    Ağlamasanız da ağlamaklı okuyunuz.
    Kur'an okurken makamla okumaya çalışınız.
    Kim Kur'an'ı makamla ve güzel sesle okumaya çalışmazsa bizden değildir.
    (İbni Mace, İkame 176)
    Kim Kadir gecesini, faziletine inanarak ve mükafatını da Cenab-ı Haktan bekleyerek, ihya ederse, o kimsenin geçmiş günahları bağışlanır.
    (Tecrid-i sarih c.1, s. 45.)
    Her kimin üç kız çocuğu veya üç kız kardeşi yahut iki kızı veya kız kardeşi bulunur;
    onlara iyi muamele eder ve onların haklarını yerine getirme hususunda Allah'tan korkarsa o Cennetliktir.
    (Tirmizi, Birr 13)
    İlim İslam'ın hayatıdır, imanın direğidir. İlim öğrenen kimsenin mükafatını, Allah tam tamına verir. Bir kimse öğrenir ve öğrendikleri ile amel ederse, Allah bilmediklerini de öğretir.
    (Muhtarü'l-Ehadis, 1.100: 786)
    Alim, ilim ve amel Cennettedir. Eğer alim bildikleriyle amel etmezse ilim ve amel Cennette alim ise cehennemde olur.
    (Kenzü-l Ummal, 4.28)
    "Allah'ın en çok sevdiği amel hangisidir" diye sorulduğunda "Vaktinde kılınan namaz" cevabını verdi.
    "Sonra hangisidir?" diye soruldu. "Anneye babaya iyi davranmak" buyurdu.
    "Daha sonra hangisidir?" diye soruldu. "Allah yolunda cihad" karşılığını verdi.
    (Müslim, İman 139)
    Bir kimsenin "İnsanlar helak oldu!" dediğini duyarsanız, bilin ki o, kendisi, herkesten çok helak olandır.
    (Müslim, Birr 139)
    Kardeşinin derdine sevinip gülme, sonra Allah ona merhamet eder de, seni onun sahip olduğu dertle müptela kılar.
    (Tirmizi, Kıyame 54)
    İnsanlar sizlere ilimden sormaya devam ederken şunu demeye kadar gelirler: "Anladık, Allah herşeyin yaratıcısıdır, pekiyi Allah'ın yaratıcısı kimdir?"
    Bunu söyledikleri zaman siz: "Allah birdir, Allah sameddir (ne bir yaratıcıya ne de bir başka şeye muhtaç değildir), doğurmadı, doğurulmadı da. O'nun bir dengi de yoktur" deyin, sonra solunuza üç kere tükürüp istiâze ile şeytandan Allah'a sığının.
    (Ebu Davud, Sünnet 19)
    Kim muktedir olduğu halde tevazu maksadıyla (Allah için) (kıymetli) elbise giymeyi terkederse, Allah kıyamet günü, onu mahlukatın başları üstüne çağırır ve dilediği iman elbisesini giymekte onu muhayyer bırakır.
    (Tirmizi, Kıyamet 40)
    Sakın sizin biriniz silâhını (teşhîr edip de) din kardeşine işâret etmesin! Çünkü işâret eden kimse bilmez ki, belki şeytan eline hız verir de (din kardeşini vurur); bu sûretle Cehennem`den bir çukura yuvarlanır.
    (Buhari, 2116)
    Namazda uykusu kendisine galebe çalan varsın uyusun. Hatta uykusunu iyice alsın. Çünkü kişi uykulu olarak namaz kıldığında istiğfar mı ediyor, kendisine beddua mı ediyor bilemez.
    (Müslim, 786)
    Sizden birisi namaza durduğu zaman şeytan ona gelir ve onu şaşırtıp yanlışlığa düşürmeye çabalar, hatta kişi ne kadar kıldığını bile unutuverir. Sizden birisi bu hale düşerse oturur halde iki secde yapsın.
    (Buhari, 1175)
    Sizden birisi namaz kıldığında hakikatte Rabbiyle konuşmaktadır. Öyleyse nasıl konuştuğuna dikkat etsin.
    (Hakim, Mustedrek 1/336)
    Canım elinde olan zata yemin olsun ki, safların arasındaki boşluklarda şeytanı siyah bir koyun gibi dolaşırken görüyorum.
    (Ebu Davud, 667)
    Sizden birisini ailesinin yanına dönmekten alıkoyan sadece beklediği namaz olursa, beklediği sürece namazda sayılır.
    (Buhari, 647)
    Namaza gelirken koşmayın. Vakur bir şekilde yürüyün. Yetişebildiğinizi kılar, yetişemediğinizi tamamlarsınız.
    (Nesai, 861)
    Her kim abdeste başlarken Allah'ın adını anmaz ise onun abdesti yoktur.
    (Ebu Davud, 110)
    Sıkılık huyundan kaçının. Zira sizden önce gelip geçenler bu huy yüzünden helâk oldular. Şöyle ki: Bu huy onlara cimrilik emretti, onlar hemen cimrileşiverdiler, sıla-ı rahmi kesmelerini emretti, hemen sıla-ı rahmi kestiler, doğru yoldan çıkmayı (fücur) emretti, hemen doğru yoldan çıktılar.
    (Ebu Davud, Zekat 46)
    Allah sizden üç hususta razı olur ve üç hususta da size gazap eder. Sizin kendisine ibadet edip ona hiçbir ortak koşmamanıza; toptan Kur'an-ı Kerim'e yapış*manıza ve Allah'ın başınıza geçirdiği kişilere itaat etmeni*ze razı olur. Dedikodu yapmanıza, malınızı gereksiz yerle*re harcamanıza ve çok soru sormanıza da gazab eder.
    (Müslim, Akdiye 30)


    Kıyamet günü üç grup insan şefaat eder: peygamberler, sonra alimler, sonra da şehitler.
    (İbni Mace, Zühd 37)
    Allah'ın kitabını okumak ve ders yaparak onu mutaala maksadıyla Allah'ın evlerinden birinde veya başka bir yerde bir araya gelen cemaate, muhakkak ki, Allah gönül huzuru verir. Onları rahmet ve lütfuna boğar. Melekler onların etrafını sarar ve Allah onları -Mele-i 'Âlâda- yanında bulunanların huzurunda överek anar.
    (Tirmizi, İlm 2)
    Her kime bildiği bir mesele sorulur, o da bunu söylemeyip gizlerse, Allah ona Kıyamet Günü ateşten bir gem vurur.
    (Tirmizi, İlm 3)
    Peygamberimiz (SAV) bir şey söylediği zaman insanlar anlayıncaya kadar üç defa tekrar ederdi.
    Bir topluluğa rastladığı zaman da işitmedikleri takdirde üç defa selam verirdi.
    (Ebu Davud, İlm 6)
    Kıyamet Günü insanlar arasında en şiddetli azaba uğrayacaklar, ilmi kendisine ve başkalarına fayda vermeyen alimlerdir.
    (Keşfü'l-Hafa, 1.376)
    Cennet bahçesine uğradığınız zaman orada oturunuz.
    Sahabiler: "Ya Resulullah, Cennet bahçesi nedir?" diye sordular.
    Resulullah (SAV) şöyle cevap verdi : "İlim meclisleridir."
    (Terğib, 1.112)
    En üstün sadaka, bir Müslüman'ın ilim öğrenmesi ve sonra da öğrendiği ilmi Müslüman kardeşlerine öğretmesidir.
    (İbni Mace, Mukaddime 3)
    Ne alimlere karşı övünmek, ne cahillerle münakaşa etmek ve ne de meclislerin seçkin köşelerinde yer almak için ilim tahsil etmeyiniz.
    Kim böyle yaparsa cehenneme müstehak olur. Cehenneme müstehak olur.
    (İbni Mace, Mukaddime 23)
    Akrabaların gösterdiği yakınlığa karşılık veren kimse, tam anlamıyla akrabalık haklarını gözetiyor sayılmaz. Akrabalık haklarını tam anlamıyla gözeten kimse; yakınları akrabalık bağlarını ondan kestikleri halde, o onlardan alaka ve yardımını kesmeyen kimsedir.
    (Müslim, 1003)
    İlim öğretmek her müslümana farzdır. Layık olmayanlara ilim öğreten, domuzların boynuna cevher, inci ve altın gerdanlık takan kimseye benzer.
    (İbni Mace, Mukaddime 7)
    Kötü alimler Cehennemin köprüleridir.
    (Keşfü'l-Hafâ, 2.1743)
    İnsanlar yalnızlıktaki (mahsuru) benim kadar bilselerdi, hiçbir atlı tek başına bir gececik olsun yol yapmazdı.

    (Buhari, Cihad 135)
    Kim Ramazan orucunu tutar ve ona Şevval ayından altı gün ilave ederse, sanki bir yıl oruç tutmuş olur.
    (Tirmizi, Savm 53)
    Herşeyin bir zirvesi vardır. Kur'an-ı Kerim'in zirvesi de Bakara Suresidir.
    Çünkü bu surede öyle bir ayet vardır ki o, Kur'an ayetlerinin efendisidir. Bu Ayet-el Kürsî'dir.
    (Tirmizi, Fezail-Kur'an 2)
    Hangi idareci yoksul ve düşkünlere kapısını kaparsa, Allah da ona fakirlik, ihtiyaç ve düşkünlüğüne karşı rahmet kapılarını kapar.
    (Tirmizi, Ahkam 6)

    En hayırlılarınız Kur'an'ı öğrenen ve onu öğretenlerinizdir.
    (Ebu Davud, Vitr 14)
    Allah bir idarecinin iyiliğini murad ettiği zaman, ona dürüst bir yardımcı verir. O, onun unuttuğu şeyleri hatırlatır ve hatırlattığı işlerde de yardım eder.
    (Ebu Davud, İmare 4)
    İki vasıf vardır ki, bunlar münafıkta bir araya gelmez:
    güzel sima ve dini konularda derin anlayış.
    (Tirmizi, İlm 19)
    Resulullah'a (S.A.V) "Hayırlı bir iş yapıp ta, insanların kendisini methettiği kimse hakkında ne buyurursunuz" diye soruldu..

    Resulullah (S.A.V) : "Bu, mü'minin dünyada iken peşin aldığı bir mükafattır." buyurdu.
    (Müslim, Birr 166)
    Bu din ilmi, dinin ta kendisidir, öyle ise onu kimden öğrendiğinize dikkat edin.
    (Dârimî, Mukaddime 38)
    Şuna dikkat edin!
    İdarecilerinizde hoşlanmadığınız bir husus gördüğünüz vakit, o meseleyi tasvip etmediğinizi gösterin. Ama hiçbir surette de itaatten vazgeçmeyin.
    (Tirmizi, Fiten 63)
    Salla'llâhu aleyhi ve sellem (iyd-i) fıtır günü bir kaç (dâne) hurma yemeden (bayram) namaz (ın)a çıkmazdı. Yine (Enes radiya'llâhu anh'den) diğer rivâyette bunları tek (adedli) olarak yerdi, diyor.
    (Enes b. Mâlik)
    İçinizden birisinin şu veya bu ayeti unuttum demesi kadar kötü birşey yoktur. Çünkü o unutmamış, unutturulmuştur.
    Kur'an-ı Kerim'i tekrar okumak suretiyle hafızanızda tutunuz. Çünkü Kur'an, ezberleyenlerin hafızalarından develerin bağlarından boşanıp kaçtığından daha hızlı kaçar.
    (Buhari, Fezail-i Kur'an 21)
    Bayram sabahı Müslümanlar, namaz için camilerde toplanınca, Allahü Teâlâ, meleklere, "İşini yapıp ikmal edenin karşılığı nedir?" diye sorar. Melekler de, "Ücretini almaktır" derler. Allahü Teâlâ da, "Siz şahit olun ki, Ramazandaki oruçların ve namazların karşılığı olarak kullarıma kendi rızamı ve mağfiretimi verdim. Ey kullarım, bugün benden isteyin, izzet ve celâlim hakkı için istediklerinizi veririm" buyurur....
    (İmam Beyheki)
    Şüphesiz bu Kur'an tesirli olarak nazil olmuştur. Öyle ise onu okuduğunuz zaman ağlayınız.
    Ağlamasanız da ağlamaklı okuyunuz.
    Kur'an okurken makamla okumaya çalışınız.
    Kim Kur'an'ı makamla ve güzel sesle okumaya çalışmazsa bizden değildir.
    (İbni Mace, İkame 176)
    Kim Kadir gecesini, faziletine inanarak ve mükafatını da Cenab-ı Haktan bekleyerek, ihya ederse, o kimsenin geçmiş günahları bağışlanır.
    (Tecrid-i sarih c.1, s. 45.)
    Her kimin üç kız çocuğu veya üç kız kardeşi yahut iki kızı veya kız kardeşi bulunur;
    onlara iyi muamele eder ve onların haklarını yerine getirme hususunda Allah'tan korkarsa o Cennetliktir.
    (Tirmizi, Birr 13)
    İlim İslam'ın hayatıdır, imanın direğidir. İlim öğrenen kimsenin mükafatını, Allah tam tamına verir. Bir kimse öğrenir ve öğrendikleri ile amel ederse, Allah bilmediklerini de öğretir.
    (Muhtarü'l-Ehadis, 1.100: 786)
    Alim, ilim ve amel Cennettedir. Eğer alim bildikleriyle amel etmezse ilim ve amel Cennette alim ise cehennemde olur.
    (Kenzü-l Ummal, 4.28)
    "Allah'ın en çok sevdiği amel hangisidir" diye sorulduğunda "Vaktinde kılınan namaz" cevabını verdi.
    "Sonra hangisidir?" diye soruldu. "Anneye babaya iyi davranmak" buyurdu.
    "Daha sonra hangisidir?" diye soruldu. "Allah yolunda cihad" karşılığını verdi.
    (Müslim, İman 139)

  27. 2007-06-08 #27
    "Ey îmân edenler, siz kendinize bakın. Siz doğru yolda oldukça, sapıtmış olanlar size zarar veremez."1

    Mâide Sûresinin bu 105. âyeti açıkça sapıtanın sapıklığının doğru yolda olanlara hiçbir zarar vermeyeceğini bildiriyor.

    Sahabe inkâra sapanların hâline baktıkça onlara acır; haram-helâl nedir bilmeyen, iyiyi-kötüyü ayırt etmeyen, sapıklık içinde yüzen bu kimseleri gördükçe üzülür, doğru yolu bulmalarını isterlerdi.

    Bunun üzerine gelen âyet-i kerime mü'minlere, "Siz kendinize bakın, kendinizi düzeltin; şahsınızı, âile-efradınızı, milletinizi, toplumunuzu düzeltmeye bakın. Siz mü'minler olarak topluca doğru yolda bulundukça, sapıtmış olanlar size zarar vermez" demek istiyordu.

    Peki, doğru yolda olmak suya sabuna dokunmamak, kısacası hiçbir şeye karışmamak demek midir?

    Bilindiği gibi emr-i bi'l-maruf ve nehy-i an'il-münker, yani iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak da dinin iki farz emridir. Kur'ân buyurur ki: "Allah'ın dinine sarılıp birlik olduğunuz gibi, içinizden bir de öyle bir topluluk bulunsun ki, onlar insanları hayra çağırsın, iyiliği tavsiye edip kötülükten sakındırsın. İşte onlar kurtuluşa erenlerin tâ kendisidir."2

    Nitekim aynı Surenin 110. âyetinde de ümmet-i Muhammed'in (a.s.m.) bu vasfı övülerek "Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği tavsiye eder, kötülükten sakındırır ve Allah'a hakkıyla îmân edersiniz" buyurulmuştur.

    Demek doğru yolda olma etliye sütlüye karışmama, nemelâzım demek değil. İyiliği emredip kötülükten sakındırma da doğru yolda olmanın olmazsa olmazları arasında. Allah Resûlü (a.s.m.) bir kötülük görüldüğünde ya elle, ya dille engellemek, bunlara güç yetirilmediğinde de kalple buğzetme, o işi kötü görme gerektiğini3 emretmiyorlar mı? Hz. Ebû Bekir'in bir gün minbere çıkıp, "Siz bu âyeti okur ve konusunun dışına kor, ne olduğunu bilmezsiniz. Ben Resûlullahtan işittim. Buyurdular ki: 'İnsanlar bir kötülüğü görür de değiştirmezlerse, Allah hepsine birden azap verir." Öyleyse iyiliği emredip kötülükten sakındırınız, 'Ey iman edenler kendinize bakınız' âyetini yanlış anlayıp aldanarak 'Nemelâzım. Ben kendime bakarım' demesin. Allah'a yemin ederim ki ya iyiliği emreder kötülükten sakındırırsınız, ya da Allah size şerlilerinizi musallat eder de onlar size kötü azapları tattırırlar, sonra iyileriniz dua etseler de kabul edilmez"4 buyurarak kötülüğe karşı sessiz kalmamak gerektiğini belirtmişlerdir.

    Dipnotlar:

    1. Maide Sûresi: 105.

    2. Âl-i İmran Sûresi: 104.

    3. Müslim, iman: 78; Tirmizî, Fiten 11.

    4. İbni Mace, Fiten: 20; Tirmizi, Fiten: 8.




    Şaban DÖĞEN
    "Ey îmân edenler, siz kendinize bakın. Siz doğru yolda oldukça, sapıtmış olanlar size zarar veremez."1

    Mâide Sûresinin bu 105. âyeti açıkça sapıtanın sapıklığının doğru yolda olanlara hiçbir zarar vermeyeceğini bildiriyor.

    Sahabe inkâra sapanların hâline baktıkça onlara acır; haram-helâl nedir bilmeyen, iyiyi-kötüyü ayırt etmeyen, sapıklık içinde yüzen bu kimseleri gördükçe üzülür, doğru yolu bulmalarını isterlerdi.

    Bunun üzerine gelen âyet-i kerime mü'minlere, "Siz kendinize bakın, kendinizi düzeltin; şahsınızı, âile-efradınızı, milletinizi, toplumunuzu düzeltmeye bakın. Siz mü'minler olarak topluca doğru yolda bulundukça, sapıtmış olanlar size zarar vermez" demek istiyordu.

    Peki, doğru yolda olmak suya sabuna dokunmamak, kısacası hiçbir şeye karışmamak demek midir?

    Bilindiği gibi emr-i bi'l-maruf ve nehy-i an'il-münker, yani iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak da dinin iki farz emridir. Kur'ân buyurur ki: "Allah'ın dinine sarılıp birlik olduğunuz gibi, içinizden bir de öyle bir topluluk bulunsun ki, onlar insanları hayra çağırsın, iyiliği tavsiye edip kötülükten sakındırsın. İşte onlar kurtuluşa erenlerin tâ kendisidir."2

    Nitekim aynı Surenin 110. âyetinde de ümmet-i Muhammed'in (a.s.m.) bu vasfı övülerek "Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği tavsiye eder, kötülükten sakındırır ve Allah'a hakkıyla îmân edersiniz" buyurulmuştur.

    Demek doğru yolda olma etliye sütlüye karışmama, nemelâzım demek değil. İyiliği emredip kötülükten sakındırma da doğru yolda olmanın olmazsa olmazları arasında. Allah Resûlü (a.s.m.) bir kötülük görüldüğünde ya elle, ya dille engellemek, bunlara güç yetirilmediğinde de kalple buğzetme, o işi kötü görme gerektiğini3 emretmiyorlar mı? Hz. Ebû Bekir'in bir gün minbere çıkıp, "Siz bu âyeti okur ve konusunun dışına kor, ne olduğunu bilmezsiniz. Ben Resûlullahtan işittim. Buyurdular ki: 'İnsanlar bir kötülüğü görür de değiştirmezlerse, Allah hepsine birden azap verir." Öyleyse iyiliği emredip kötülükten sakındırınız, 'Ey iman edenler kendinize bakınız' âyetini yanlış anlayıp aldanarak 'Nemelâzım. Ben kendime bakarım' demesin. Allah'a yemin ederim ki ya iyiliği emreder kötülükten sakındırırsınız, ya da Allah size şerlilerinizi musallat eder de onlar size kötü azapları tattırırlar, sonra iyileriniz dua etseler de kabul edilmez"4 buyurarak kötülüğe karşı sessiz kalmamak gerektiğini belirtmişlerdir.

    Dipnotlar:

    1. Maide Sûresi: 105.

    2. Âl-i İmran Sûresi: 104.

    3. Müslim, iman: 78; Tirmizî, Fiten 11.

    4. İbni Mace, Fiten: 20; Tirmizi, Fiten: 8.




    Şaban DÖĞEN

  28. 2007-06-11 #28
    bu hsdisin uzerine ne konusulabilirki allah c.c bizi salih kullarından saysın insaallahbu hsdisin uzerine ne konusulabilirki allah c.c bizi salih kullarından saysın insaallah
  29. 2007-06-13 #29
    Peygamber Efendimiz Cebrail (a.s) a sordu:
    Ey cebrail hiç 7 kat semadan yeryüzüne korku ve dehşet içinde hızlıca indin mi?
    Cebrail : evet Ya Muhammed 3 kez dediğin şekilde indiğim oldu.
    bunun üzerine Peygamberimiz sordu : nasıl oldu anlat
    1. si dedi Cebrail ,Hz.İbrahim ateşe atılırken Allah (c.c) bana dediki : Sor bakalım İbrahim'in bizden bi dileği varmıdır
    O sırada ibrahim ateşe atılmış şekilde havada ilerliyor(o zaman mancılık yöntemiyle ateşe atmışlardı İbrahim Peygamberi)
    Cebrail : hemen süratle indim yeryüzüne ve İbrahim e sordum ; Varmıdır Rabbinden istediğin birşey
    İbrahim peygamber cevapladı: Çekil çekil...Rabbim den geldiyse Başım üstüne.
    Bunun üzerine Yaradan emretti.Ateşe serin ol Yere yumuşak ol dedi.

    Peygamber efendimiz ya 2. si diye sordu Cebrail'e
    Cebrail (a.s) : yine İbrahim oğlu ismaili kurban edeceğinde bıçagın keskin yerini değil sırt tarafını ismailin boğazına sürtüyordu kesmek için.
    tam farkına vardı ve bıçağı ters çevirip ismailin boğazına değdireceği sıra Rabbim emretti.
    Yetiş cebrail al şu iki koçu İbrahim bunları kurban etsin dedi.işte o sırada çok korktum yetişemeyeceğim diye ama şükürler olsun yetiştim dedi.

    Peygamberimiz sordu :ya 3. sü Cebrail onuda anlat

    Cebrail (a.s) : Ya RasulAllah onu ne sen sor ne ben söyleyeyim. Rabbime en yakın olduğum yerdeydim.kendi mekanımda ve 7 kat semanın en tepesi denebilir.Sen uhud savaşındaydın ve....

    devam etmesini söyler Peygamberimiz :
    Cebrail : Savaş sırasında darbe aldın.darbe alınca miğferinin demiri yanağına battı.Ashab geldi yanına ve sana olan terbiyesinden dirki o demiri eliyle değil ağzıyla yanağından hafifçe çekti çıkardı. İşte tam o sırada yanağından süzülen bir damla kan yere düştü düşecek...

    Alemlerin Rabbi şöyle dedi: Yetiş Ey Cebrail.Eğer Resulümün Kanı yere düşerse andolsunki Yerde ve gökte birtek canlı bırakmam

    Cebrail: işte o anda tüm gücümle yeryüzüne Uhud'a yöneldim.O kadar hızla indim ki .... Yanağından süzülen kan tam yere damlamak üzereyken yetiştim ve Kanadımın üzerine düşürdüm...Hamd olsun Rabbime..alıntı
    Peygamber Efendimiz Cebrail (a.s) a sordu:
    Ey cebrail hiç 7 kat semadan yeryüzüne korku ve dehşet içinde hızlıca indin mi?
    Cebrail : evet Ya Muhammed 3 kez dediğin şekilde indiğim oldu.
    bunun üzerine Peygamberimiz sordu : nasıl oldu anlat
    1. si dedi Cebrail ,Hz.İbrahim ateşe atılırken Allah (c.c) bana dediki : Sor bakalım İbrahim'in bizden bi dileği varmıdır
    O sırada ibrahim ateşe atılmış şekilde havada ilerliyor(o zaman mancılık yöntemiyle ateşe atmışlardı İbrahim Peygamberi)
    Cebrail : hemen süratle indim yeryüzüne ve İbrahim e sordum ; Varmıdır Rabbinden istediğin birşey
    İbrahim peygamber cevapladı: Çekil çekil...Rabbim den geldiyse Başım üstüne.
    Bunun üzerine Yaradan emretti.Ateşe serin ol Yere yumuşak ol dedi.

    Peygamber efendimiz ya 2. si diye sordu Cebrail'e
    Cebrail (a.s) : yine İbrahim oğlu ismaili kurban edeceğinde bıçagın keskin yerini değil sırt tarafını ismailin boğazına sürtüyordu kesmek için.
    tam farkına vardı ve bıçağı ters çevirip ismailin boğazına değdireceği sıra Rabbim emretti.
    Yetiş cebrail al şu iki koçu İbrahim bunları kurban etsin dedi.işte o sırada çok korktum yetişemeyeceğim diye ama şükürler olsun yetiştim dedi.

    Peygamberimiz sordu :ya 3. sü Cebrail onuda anlat

    Cebrail (a.s) : Ya RasulAllah onu ne sen sor ne ben söyleyeyim. Rabbime en yakın olduğum yerdeydim.kendi mekanımda ve 7 kat semanın en tepesi denebilir.Sen uhud savaşındaydın ve....

    devam etmesini söyler Peygamberimiz :
    Cebrail : Savaş sırasında darbe aldın.darbe alınca miğferinin demiri yanağına battı.Ashab geldi yanına ve sana olan terbiyesinden dirki o demiri eliyle değil ağzıyla yanağından hafifçe çekti çıkardı. İşte tam o sırada yanağından süzülen bir damla kan yere düştü düşecek...

    Alemlerin Rabbi şöyle dedi: Yetiş Ey Cebrail.Eğer Resulümün Kanı yere düşerse andolsunki Yerde ve gökte birtek canlı bırakmam

    Cebrail: işte o anda tüm gücümle yeryüzüne Uhud'a yöneldim.O kadar hızla indim ki .... Yanağından süzülen kan tam yere damlamak üzereyken yetiştim ve Kanadımın üzerine düşürdüm...Hamd olsun Rabbime..alıntı

  30. 2007-06-23 #30
    SADAKANIN FAZİLETİ
    Ka'b b. Ucre (ra)'dan Rasulullah(sav)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
    " -Ey Ka'b b. Ucre haram kazançla beslenip büyüyen ne kan ne de et cennete giremez, cehennem ona daha uygundur.
    -Ey Ka'b b. Ucre insanlar sabahleyin iki şekilde çıkarlar;(Birisi vardır ki) nefsinin esaret zincirini çözerek çıkan bu sebeple de onu azat edendir, (diğeri) ise onu bağlıyarak çıkar.
    -Ey Ka'b b. Ucre; namaz yakınlıktır, oruç da zırhtır, sadaka ise tıpkı kırağının parlak taştan akıp gittiği gibi hataları söndürür. " (İbn-i Hibban).
    Muâz b. Cebel(ra) şöyle anlatır:" Peygamber(sav) ile beraber bir seferde idik.
    (Sonra Muaz(ra) hadisi anlatır, hadisin bir bölümü de şöyledir:)
    Peygamber (sav) dedi ki:
    -Ey Muaz sana hayır kapılarını göstereyim mi? Ben de:
    -Evet göster Ya Rasulullah, dedim. Rasulullah şöyle buyurdu:
    -Oruç zırhtır, sadaka ise suyun ateşi söndürdüğü gibi hataları söndürür. " (Tirmizi).
    " Şüphesiz sadaka sahibinden kabirlerin ateşini söndürür.
    Ancak ve ancak mü'min Kıyamet Günü sadakasının gölgesinde gölgelenir. " (Taberani, Beyhaki).
    Meymune b. Sa'd(ra) şöyle anlatır:
    " Ya Rasulellah bize sadakanın durumunu açıkla dedim, şöyle buyurdu:
    Şüpesiz sadaka Allah rızası için olupta sevabı da Allah'tan bekleyen için ateşten onu perdeleyip engel olur. " (Taberani).
    SADAKANIN FAZİLETİ
    Ka'b b. Ucre (ra)'dan Rasulullah(sav)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
    " -Ey Ka'b b. Ucre haram kazançla beslenip büyüyen ne kan ne de et cennete giremez, cehennem ona daha uygundur.
    -Ey Ka'b b. Ucre insanlar sabahleyin iki şekilde çıkarlar;(Birisi vardır ki) nefsinin esaret zincirini çözerek çıkan bu sebeple de onu azat edendir, (diğeri) ise onu bağlıyarak çıkar.
    -Ey Ka'b b. Ucre; namaz yakınlıktır, oruç da zırhtır, sadaka ise tıpkı kırağının parlak taştan akıp gittiği gibi hataları söndürür. " (İbn-i Hibban).
    Muâz b. Cebel(ra) şöyle anlatır:" Peygamber(sav) ile beraber bir seferde idik.
    (Sonra Muaz(ra) hadisi anlatır, hadisin bir bölümü de şöyledir:)
    Peygamber (sav) dedi ki:
    -Ey Muaz sana hayır kapılarını göstereyim mi? Ben de:
    -Evet göster Ya Rasulullah, dedim. Rasulullah şöyle buyurdu:
    -Oruç zırhtır, sadaka ise suyun ateşi söndürdüğü gibi hataları söndürür. " (Tirmizi).
    " Şüphesiz sadaka sahibinden kabirlerin ateşini söndürür.
    Ancak ve ancak mü'min Kıyamet Günü sadakasının gölgesinde gölgelenir. " (Taberani, Beyhaki).
    Meymune b. Sa'd(ra) şöyle anlatır:
    " Ya Rasulellah bize sadakanın durumunu açıkla dedim, şöyle buyurdu:
    Şüpesiz sadaka Allah rızası için olupta sevabı da Allah'tan bekleyen için ateşten onu perdeleyip engel olur. " (Taberani).

  31. 2007-06-27 #31
    Esselâmü aleyküm!..



    Peygamber SAS Hazretleri'nin, bir buyruğunun açıklaması. Rasûlüllah SAS buyurmuşlar ki:

    "--Sokaklarda halka ezâ veren her nevi pislikleri giderin!.."

    Bu, hepimizin anladığı, bildiği bir şey... Fakat, büyüklerimiz buna şöyle manâ vermişler:

    "Sokaklardaki pislikleri gidermek, kolay iş... Asıl bundan mânâ, senin Hakk'a vuslatına mânî olacak nefsî fenalıklardan kendini kurtarmak!.. Nefsin fenalıklarını gidermek!.. Senin Hakk'a vuslatına mani olan nefsanî halleri terketmek... Yâni, kötü huyları bırakıp, iyi huyların sahibi olmaya çalışmak."
    Esselâmü aleyküm!..



    Peygamber SAS Hazretleri'nin, bir buyruğunun açıklaması. Rasûlüllah SAS buyurmuşlar ki:

    "--Sokaklarda halka ezâ veren her nevi pislikleri giderin!.."

    Bu, hepimizin anladığı, bildiği bir şey... Fakat, büyüklerimiz buna şöyle manâ vermişler:

    "Sokaklardaki pislikleri gidermek, kolay iş... Asıl bundan mânâ, senin Hakk'a vuslatına mânî olacak nefsî fenalıklardan kendini kurtarmak!.. Nefsin fenalıklarını gidermek!.. Senin Hakk'a vuslatına mani olan nefsanî halleri terketmek... Yâni, kötü huyları bırakıp, iyi huyların sahibi olmaya çalışmak."

  32. 2007-07-05 #32
    Peygamber Efendimiz (sav)'in Güzel Ahlakla İlgili Sözleri 569 - Kutub-ı Sitte.." Allah'a takva ve güzel ahlak." (En ziyade neyin insanları cennete sokacağını soruyorlar.)
    (Tirmizi, Birr 62, kutub-ı sıtte, 16. Cilt , sf. 329)

    569 - Kutub-ı Sitte..Ruhumu kudret altında tutan Allah'a yemin ederim ki cennete sadece güzel ahlak sahipleri girer.
    Tirmizi; Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s.792

    569 - Kutub-ı Sitte..Müminin mizanında en ağır basacak şey güzel ahlaktır. Muhakkak ki, Allah Teala işi ve sözü çirkin olan ve hayasızca konuşan kimseye buğz eder"
    G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 15/9

    569 - Kutub-ı Sitte..İmanın kemali, güzel ahlakladır.
    G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 344/4

    569 - Kutub-ı Sitte..Güzel ahlak hataları eritir. Suyun buzu erittiği gibi. Fena ahlak ta ameli bozar. Sirkenin balı bozduğu gibi.
    (Hz.İbni Abbas r.a.) Ramuz el-Hadis s.215

    569 - Kutub-ı Sitte.."Sizler insanları mallarınızla memnun edemezsiniz, onları güzel yüz ve güzel huyla hoşnut edersiniz."
    Bezzar, Ebu Yala, Taberani; Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 3. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s. 111


    569 - Kutub-ı Sitte.."Allah Teala kolaylık gösteren ve güler yüzlü kişiyi sever."
    Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998,, s.444
    Peygamber Efendimiz (sav)'in Güzel Ahlakla İlgili Sözleri 569 - Kutub-ı Sitte.." Allah'a takva ve güzel ahlak." (En ziyade neyin insanları cennete sokacağını soruyorlar.)
    (Tirmizi, Birr 62, kutub-ı sıtte, 16. Cilt , sf. 329)

    569 - Kutub-ı Sitte..Ruhumu kudret altında tutan Allah'a yemin ederim ki cennete sadece güzel ahlak sahipleri girer.
    Tirmizi; Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s.792

    569 - Kutub-ı Sitte..Müminin mizanında en ağır basacak şey güzel ahlaktır. Muhakkak ki, Allah Teala işi ve sözü çirkin olan ve hayasızca konuşan kimseye buğz eder"
    G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 15/9

    569 - Kutub-ı Sitte..İmanın kemali, güzel ahlakladır.
    G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 344/4

    569 - Kutub-ı Sitte..Güzel ahlak hataları eritir. Suyun buzu erittiği gibi. Fena ahlak ta ameli bozar. Sirkenin balı bozduğu gibi.
    (Hz.İbni Abbas r.a.) Ramuz el-Hadis s.215

    569 - Kutub-ı Sitte.."Sizler insanları mallarınızla memnun edemezsiniz, onları güzel yüz ve güzel huyla hoşnut edersiniz."
    Bezzar, Ebu Yala, Taberani; Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 3. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s. 111


    569 - Kutub-ı Sitte.."Allah Teala kolaylık gösteren ve güler yüzlü kişiyi sever."
    Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998,, s.444

  33. 2007-07-14 #33
    aminnn inşallahhZULÜM VE CİMRİLİK



    205. Cabir radıyallahu anh' den rivayet edildiğine göre, Resülullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    "Zulümden sakınıp kaçınınız. Çünkü zulüm, kıyamet gününde zalime zifiri karanlık olacaktır. Cimrilikten de sakınınız. Çünkü cimrilik sizden önceki ümmetleri helak etmiş, onları birbirlerinin haksız yere kanlarını dökmeye, haramlarını helal saymaya sevketmiştir





    arkadaşlar siizn siteniz muthiş ama alışamadım henuz:)amin inşallahı hasan hus33ün yazısı için demiştim sonra bir hadis te ekleyim dedim beceremedim yanyana oldular baksanıza özür diliyorum duzeltmek istedim ama beceremedim..
    aminnn inşallahhZULÜM VE CİMRİLİK



    205. Cabir radıyallahu anh' den rivayet edildiğine göre, Resülullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    "Zulümden sakınıp kaçınınız. Çünkü zulüm, kıyamet gününde zalime zifiri karanlık olacaktır. Cimrilikten de sakınınız. Çünkü cimrilik sizden önceki ümmetleri helak etmiş, onları birbirlerinin haksız yere kanlarını dökmeye, haramlarını helal saymaya sevketmiştir





    arkadaşlar siizn siteniz muthiş ama alışamadım henuz:)amin inşallahı hasan hus33ün yazısı için demiştim sonra bir hadis te ekleyim dedim beceremedim yanyana oldular baksanıza özür diliyorum duzeltmek istedim ama beceremedim..

    Güncelleme : 2007-07-19
  34. 2007-07-15 #34
    Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyurdular:

    "Yemek hazır olmuş iken namaz kılmak caiz olmadığı gibi, ayak yoluna gitmek ihtiyacı olduğu halde, namaz kılmak mekruhtur."

    Çünkü iştah yemeğe bağlı ve yemek de hazır iken kalpde huzur olmaz. Halbuki namazın huzura bağlı olması gereklidir. Bunun gibi diğer insani ihtiyaçların hükmü de böyledir, yani huzura manidir.
    Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyurdular:

    "Yemek hazır olmuş iken namaz kılmak caiz olmadığı gibi, ayak yoluna gitmek ihtiyacı olduğu halde, namaz kılmak mekruhtur."

    Çünkü iştah yemeğe bağlı ve yemek de hazır iken kalpde huzur olmaz. Halbuki namazın huzura bağlı olması gereklidir. Bunun gibi diğer insani ihtiyaçların hükmü de böyledir, yani huzura manidir.

  Okunma: 8656 - Yorum: 33 - Amp