Allah'ın (CC) İsimleri - Delinetciler Portal
+ Hemen Yorum Yap

Allah'ın (CC) İsimleri

  1. sponsorlu bağlantılar
    ESMÂU'L HÜSNÂ HAKKINDA GENEL BİLGİ

    Arapça'da "isim" kelimesinin çoğulu olan "esmâ" ile "güzel, en güzel" anlamındaki "hüsnâ" kelimelerinden oluşan "esmâu'l hüsnâ" terimi Kur'ân-ı Kerîm ve Hadis-i Şerîflerde Allah-ü Teala'ya nisbet edilen isimleri ifade eder. Sadece Kur'ân'da geçen ilâhî isimler 100'den fazladır; muhtelif hadislerde Allah'a nisbet edilen başka isimler de mevcuttur. Esmâu'l hüsnâ terkibinin, geniş anlamıyla bunların hepsini kapsamakla birlikte terim olarak daha çok doksan dokuz ismi içerdiği kabul edilir.

    Esmâu'l hüsnâ terkibinde yer alan hüsnâ kelimesi "güzel" mânasında sıfat veya "en güzel" anlamında ism-i tafdîl (üstünlük sıfatı) sayılmıştır. Her iki halde de buradaki güzellik bir gerçeği vurgulamakta olup Allah'ın güzel olmayan bir isminden söz edilemeyeceği için mefhûm-i muhalifini hatıra getirmez.

    İlâhî isimlerin güzellikle nitelendirilmesinin sebeplerini Ebû Bekir İbnü'l-Arabî şöyle sıralamaktadır:
    1. Esmâu'l hüsnâ Allah hakkında yücelik ve aşkınlık ifade eder ve kullarda saygı hissi uyandırır.
    2. Zikir ve duada kullanılmaları halinde kabule vesile olur ve sevap kazandırır.
    3. Kalplere huzur ve sükûn verir, lütuf ve rahmet ümidi telkin eder.
    4. Bilginin değeri bilinenin değerine bağlı bulunduğu ve bilinenlerin en şereflisi de Allah olduğu için esmâ'ul hüsnâ bilgisine sahip olanlara bu bilgi meziyet ve şeref kazandırır.
    5. Esmâu'l hüsnâ Allah için vacip (olması gereken), caiz (olması uygun) ve mümteni' (olması imkansız) olan sıfatları içermesi sebebiyle O'nun hakkında yeterli ve doğru bilgi edinmemize imkân verir.
    İnsanların büyük çoğunluğu kâinatın bir yaratıcı ve yöneticisinin bulunduğunu kabul etmekle birlikte madde özelliği taşımadığından O'nu duyularıyla idrak etmeleri mümkün değildir. Şu halde yaratıcı ancak kâinat ve insanla olan ilişkisi bakımından tanınabilir. Bundan dolayı esmâ'ul hüsnâ bilgisi, Allah-âlem ilişkisine ışık tutması ve sonuçta Allah'ı tanıtması açısından önem taşımaktadır.

    Şunu da belirtmek gerekir ki evrenin bir parçasını oluşturan insan, aklî istidlalleri yanında gönül hayatı bakımından da yaratıcı ile münasebet kurmak ihtiyacındadır. Bu münasebetin sağlanmasında esmâ'ul hüsnânın vazgeçilmez bir rolü vardır. İsimlerin kelimeler ve seslerle ifade edilmesi ve bu seslerin kulaklarda yankılanması söz konusu iletişimi geliştiren ve güçlendiren sebeplerdir. Kur'ân-ı Kerîm'de dua ve zikrin ısrarla tavsiye edilmesinin bir sebebi de bu olmalıdır. Hz. Peygamber'den rivayet edilen duâ metinlerinde esmâ'ul hüsnânın çokça yer alması dikkat çekicidir.
    İbnü'l-Arabî'nin de belirttiği gibi her dindar insanın manevî yöneliş ve ibadetlerinin yüce yaratıcının bizzat kendisine olduğu şüphesizdir. O'nunla iletişim kurmak ve söyleşmek dindar için vazgeçilmez bir ihtiyaç, paha biçilmez bir haz olup bu iletişime zihinle kalbin yanında bunlarla etkileşim halinde bulunan dilin ve kulağın da katılması lâzımdır. Dil O'nun isimlerini zikreder, kulak da bu zikri algılar.

    En önemli konusunu Allah bilgisinin oluşturduğu ilâhî dinler içinde
    İslâmiyet Allah'ın isim ve sıfatlarına ayrı bir önem vermiş, tevhid inancının açık bir şekilde anlaşılabilmesi için yaratanla yaratılmışların niteliklerinin açıklığa kavuşturulmasını fevkalâde gerekli görmüştür. Allah'ın zâtının bilinmesi isimleri ve sıfatlarıyla mümkün olacağından Kur'ân-ı Kerim'de Allah'ın güzel isimlerinin bulunduğu, O'na bu isimlerle dua, niyaz ve ibadette bulunulması gerektiği, bu konuda doğru yoldan ayrılanlara itibar edilmemesi lâzım geldiği (A'râf 7/180), ayrıca esmâ'ul hüsnânın hangisiyle olursa olsun dua edilebileceği (İsrâ 17/ 110) belirtilmiş ve son inen sûrelerden birinde de on altı kadar isim bir arada zikredilmiştir (Haşr 59/22-24).

    Esmâu'l hüsnâ ve sayısı konusunda ilk akla gelen şeylerden biri de, sayıyı doksan dokuz olarak belirleyen ve esmâu'l hüsnâyı ard arda sayan meşhur hadistir. Sahabi Ebû Hüreyre'ye (r.a.) ulaşan rivayetlerin muhtevası iki kısma ayrılır:
    Bütün rivayetlerin kaydettiği birinci kısmın meali şöyledir:

    "Allah'ın doksan dokuz -yüzden bir eksik- ismi vardır. Kim bunları sayarsa (ihsâ) Cennet'e girer".
    Hadisin bu kısmını içeren bazı rivayetlerin sonunda, "O tektir, tek olanı sever." şeklinde bir ilâve de mevcuttur. Hadis metnindeki "kim onu sayarsa (men ahsâhâ)" lafzı bazı rivayetlerde "kim onu ezberlerse (men hafizahâ)" ibaresiyle nakledilmiştir. Hadiste Cennet'e girmeye vesile olarak gösterilen "ihsâ" kelimesinin buradaki anlamı üzerinde Buhârî'den itibaren önemle durulmuş ve kelimenin "saymak, ezberlemek, anlamak" şeklindeki sözlük anlamının ötesinde bir mâna taşıdığı görüşü ağırlık kazanmıştır. Öyle anlaşılıyor ki bu kelime "
    İslâm'ın ulûhiyyet inancını naslara başvurmak suretiyle tesbit edip anlamak, benimsemek ve bu inanca uygun bir ruhî yetkinlik kaydetmek" anlamını içermektedir.
    Konuya bir de şu yönden bakabiliriz:

    Yüce Allah Kur'ân-ı Kerim'de şöyle buyurmaktadır:
    "...Allah'ı anmak elbette (ibadetlerin) en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı bilir." (Ankebut 29/45) "Bunlar, iman edenler ve gönülleri Allah'ın zikriyle sükûnete erenlerdir. Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur." (Ra'd 13/28)
    Peygamber Efendimiz de ashabını ve ümmetini kalplerinin her zaman Allah'ı hatırlama ile nurlanması yönünde eğitmiş ve tavsiyelerde bulunmuştur. O bir hadisinde şöyle buyurmuştur:

    "...Dikkat edin! İnsan bedeninde öyle bir et parçası vardır ki o iyi olursa bütün beden iyi olur; o kötü olursa bütün beden bozulur: O et parçası kalptir."

    Bunlar ışığında düşünecek olursak kalp iyi ve kötü düşünce ve davranışların yönledirildiği bir kaynaktır. Eğer inanmış kişinin kalbinde Allah'ı hatırlama yönünde bir gevşeklik olursa burada kötü düşünce ve fikirler daha kolay oluşacaktır. Fakat bu kalpte Allah'ı hatırlama kuvvetli ise bu takdirde kötü düşünce ve fikirler dağılacak bu durum da güzel davranışlara sebep olacaktır.

    Yukarıdaki ayete (Ankebut 29/45) tekrar bakacak olursak Allah'ı hatırlama ve bunun sebep olduğu davranışlar arasıdaki ilişkiyi sezebiliriz: Allah kendisini anmaktan bahsettikten sonra "Allah YAPTIKLARINIZI bilir." buyurmaktadır.
    Öyle ise esmâu'l hüsnâyı saymak veya ezberlemek bize Allah'ı hatırlatacak, Allah'ı hatırlamak kalbimizi aydınlatacak ve güzelleştirecek, bu güzel kalp güzel davranışlara sebep olacak ve bu güzel davranışlar da Allah'ın izniyle insanın Cennet'e girmesine sebep olacaktır.

    Allah'ı birden fazla isimle anmak veya bazı sıfatlarla nitelendirmek acaba
    İslâm'ın çok önem verdiği tevhid ilkesini zedeler mi? "Zât-ı ilâhiyyeye (Allah'ın zâtına) nisbet edilen mâna" şeklinde tarif edilebilen isim veya sıfatlar zihnin dışında müstakil bir varlığa sahip bulunmadıkları için böyle bir endişeye mahal görülmemiştir. Mâtürîdî'nin de belirttiği gibi insanlar ancak duyularıyla idrak ettikleri konularda bilgi sahibi olabilirler. Bu sebeple duyular ötesi olan Allah kendisini duyular âleminin kavramlarıyla tanıtmıştır. Ancak Allah ile diğer şeyler arasında benzerlik kurulamayacağını bildiren âyet (Şûrâ 42/11), Allah hakkında akıl ve hayale gelebilecek her türlü yaratılmışlık özelliğini bertaraf eder. Aslında yaratılmışlar arasındaki benzetmeler sadece bir isimlendirmeden kaynaklanmaz. İki şey arasındaki benzerlik genellikle duyular yoluyla tesbit edildikten sonra ortak bir kelime ile adlandırılır. Halbuki Allah hakkında böyle bir tesbitten söz etmek mümkün değildir.

    Allah'ın isim veya sıfatları O'nun zâtına nisbet edilen mâna ve kavramlardan ibarettir. Bu kavramlar şekil itibariyle isim, fiil veya zarf olabileceği gibi tamlama veya başka yollarla oluşmuş bir terkip halinde de bulunabilir. Kur'ân-ı Kerîm'in edebî üslûbu gereği aynı kökten gelen veya ayrı köklerden olmakla birlikte eş anlamlar taşıyan isimler de az değildir.
    İslâm'a mahsus ulûhiyyet inancında ilim, kudret ve yaratıcılık büyük bir yer tutar ve Kur'ân âyetlerinin temel örgüsünü oluşturur. Bundan dolayı çeşitli kalıplarla Allah'a nisbet edilen fiillerden birçok isim ve sıfat türetmek mümkündür. Konuyla ilgili çalışmalarda Kur'ân-ı Kerîm'den değişik sayılarda esmâ'ul hüsnâ tesbit edilmiştir. Esmâu'l hüsnâ ile ilgili âyetlerden ilham alan birçok âlim eski dönemlerden itibaren Kur'ân'da bulunan isimleri doksan dokuz sayısına bağlı kalmadan araştırıp listeler düzenlemeyi denemişlerdir.

    Esmâu'l hüsnânın yüzlerle ifade edilecek kadar çok oluşu İslâm ilâhiyatı alanında zengin bir malzeme oluşturmuş, ulûhiyet inancının açıklık kazanmasına, kulun dua, niyaz ve zikirlerle Allah'a yaklaşmasına yardımcı olmuştur.
    Esmâu'l hüsnânın
    İslâm inancında sahib olduğu bu önemden dolayı İslâm alimleri tarafından (Allah hepsinden razı olsun) esmâu'l hüsnâ ile ilgili yüzlerce eser yazılmış ve - internet ortamı da dahil olmak üzere ;-) - hala da yazılmaktadır. Önde gelen İslâm alimlerinden birçoğu kitap serilerine -belki de manevi bir bereket umuduyla- esmâu'l hüsnâ ile ilgili bir kitap eklemişlerdir. Sadece esmâu'l hüsnâ ile ilgili eserleri inceleyen kitaplar bile mevcuttur.

    Ve Müslüman bir hattatın eserleri arasında mutlaka bir esmâu'l hüsnâ kolleksiyonu vardır. Birçok müslüman hoca ve anne-baba yukarıda geçen ayet ve hadislerin manevi yönlendirmesi sonucunda öğrencilerine ve çocuklarına çeşitli hediyeler vaad ederek esmâu'l hüsnâyı ezberlemelerini isterler. Yine ellerinden öpülesi birçok iyi müslüman da manevi yükselişleri ve Peygamber Efendimizin müjdelediği Cennet'e girmeyi ümid ederek hergün özellikle sabah namazından sonra esmâu'l hüsnâyı okurlar.

    Hattatlar tarafından yazılan esmâu'l hüsnâ tablolarında genellikle şöyle bir plan uygulanır: En üste bir
    Bismillâhirrahmânirrahîm yazılır. Altına esmâu'l hüsnâ ile ilgili ayet ve hadis yazılır. Daha sonra meşhur olan hadiste sayıldığı sıra ile 99 isim yazılır. Her ismin soluna "Celle Celâluh" (Şânı Yüce) şeklinde okunan bir saygı ifadesi yazılır; okunurken de her ismin ardından veya bazen belli aralıklarla Celle Celâluh denilir.

    sponsorlu bağlantılar

     Konuyu Beğendin mi?
  2. 2006-12-10 #2
    1-ALLAH Her şeyin gerçek mabudu

    2-RAHMAN Dünyada bütün mahlukatı rızıklandıran

    3-RAHİM Ahirette yalnız dostlarına rahmet edecek

    4-MELİK Bütün mevcudatın gerçek sahibi ve hükümdarı

    5-KUDDÜS C.C. Bütün mahlukatı maddi ve manevi kirlerden arındıran

    6-SELAM Her türlü tehlikeden kullarını selamette kılan

    7-MÜMİN Kalplerde iman nurunu yakan ve kullarına güven veren

    8-MÜHEYMİN Bütün varlıkları ilim ve kontrolu altında tutan

    9-AZİZ Sonsuz izzet sahibi olan

    10-CEBBAR C.C. İstediğini zorla yaptıran

    11-MÜTEKEBBİR Sonsuz büyüklük ve azamet sahibi

    12-HALİK Her şeyi yoktan yaratan

    13-BARİ Eşyayı ve herşeyin aza, cihazatını birbirine uygun yaratan

    14-MUSAVVİR Her varlığa münasip şekil giydiren

    15-GAFFAR C.C. Çok affeden

    16-KAHHAR Her şeye galip gelen ve bütün düşmanlarını kahreden

    17-VEHHAP Bol bol hediyeler veren

    18-REZZAK Bütün rızka muhtaç olanları rızıklandıran

    19-FETTAH Her şeyi hikmetle açan

    20-ALİM C.C. Her şeyi hakkıyla bilen

    21-KABİD İstediğinin maddi ve manevi rızkını daraltan

    22-BASİT İstediğinin maddi ve manevi rızkını genişleten

    23-RAFİD İstediği kulunu şeref sahibi iken rezil rüsvay eden

    24-RAFİ Dilediklerinin mertebesini yükselten

    25-MUİZZ C.C. İstediğine izzet veren ve şereflendiren

    26-MÜZİLL İstediğini zelil kılan

    27-SEMİ Gizli açık her sesi işiten

    28-BASİR Her şeyi bütün incelikleriyle gören

    29-HAKEM Hükmeden hakkı yerine getiren

    30-ADL C.C. Tam adaletli, Allah adildir zalimleri sevmez

    31-LATİF Lutfu keremi bol olan

    32-HABİR Her şeyden haberdar olan

    33-HALİM Yaratıklarına son derece yumuşak muamele eden

    34-AZİM Kendisine büyük ümitler beslenen

    35-GAFUR C.C. Kullarının günahlarını bağışlayan

    36-ŞEKUR Rızası için yapılan işleri bol sevapla karşılayan

    37-ALİYY Her şeyiyle yüce olan

    38-KEBİR Varlığının kemaline hudut yoktur

    39-HAFIZ Her şeyi muhafaza eden

    40-MUKİT C.C. Her türlü mahlukata münasip rızık veren

    41-HASİB Kullarının bütün fiillerinin hesabını gören

    42-CELİL Yücelik ve ululuk sahibi

    43-KERİM İyilik ve ikramı bol olan

    44-RAKİB Bütün varlıklar üzerinde gözcü

    45-MUCİB C.C. Kullarının dualarına cevap veren

    46-VASİ İlim ve insanı her şeyi içine alan

    47-HAKİM Her şeyi yerli yerinde yapan

    48-VEDÜD İtaatkar kullarını çok seven

    49-MECİD Azamet şeref ve hakimiyeti sonsuz

    50-BAİS C.C. Peygamberler gönderen ve ölüleri dirilten

    51-ŞEHİD Kullarının her yaptığını gören

    52-HAKK Varlığı hiç değişmeden duran, daima sabit

    53-VEKİL Kendine güvenen kullarının işini en iyi yoluna koyan

    54-KAVİY Güç ve kuvveti sonsuz olan

    55-METİN C.C. Hiçbirşey hükmünü sarsmayan ve kendisine güvenilen

    56-VELİY Müminlerin dostu olan

    57-HAMİD En çok övülen ve en çok övgüye layık olan

    58-MUHSİ Her şeyin sayısını bir bir bilen

    59-MÜBDİ Mahlukatı örneksiz ve yoktan yaratan

    60-MÜİD C.C. Mahlukatı öldükten sonra yeniden dirilten

    61-MUHYİ Canlılara hayat veren

    62-MÜMİT Canlı bir mahlukun ölümünü yaratan

    63-HAYY Gerçek hayat sahibi olan

    64-KAYYUM Gökleri yeri ve bütün mahlukatı ayakta tutan

    65-VACİD C.C. İstediğini bulan

    66-MACİD Sonsuz şan ve yücelik sahibi

    67-VAHİD İsimlerinde sıfatlarında ve fiillerinde ortağı olmayan

    68-SAMED Her şey kendisine muhtaç, O kimseye muhtaç değil

    69-KADİR Sonsuz kudret sahibi olan

    70-MUKTEDİR C.C. Her şeye gücü yeten

    71-MUKADDİM Dilediğini öne geçiren

    72-MUAHHİR İstediğini arkaya bırakan

    73-EVVEL Herşeyden önce olan

    74-AHİR Herşeyden sonra olan

    75-ZAHİR C.C. Varlığı apaçık görünen

    76-BATIN Herşeyin iç yüzünden haberdar olan

    77-VALİ Mahlukatın işlerini yoluna koyan

    78-MÜTEALİ Ali, büyük

    79-BERR Herkesten fazla iyilik yapan

    80-TEVVAB C.C. Bütün tevbeleri kabul eden

    81-MÜNTEKİN Suçluları müstehak oldukları cezaya çarptıran

    82-AFÜVY Kullarını çok çok affeden

    83-RAUF Kullarına çok şefkat edip esirgeyen

    84-MALİKÜLMÜLK Hakiki mülk sahibi O dur. Dilediğine verir, dilediğinden alır

    85-ZÜLCELALVELİKRAM Büyüklük, fazl ve kerem sahibi

    86-MUKSİT Bütün işleri denk, birbirine uygun

    87-CAMİ İstediğini istediği şekilde toplayan

    88-GANİY Gerçek zenginlik sahibi ve hiçbir şeye muhtaç olmayan

    89-MUĞNİ Mahlukatının ihtiyacını giderip zengin kılan

    90-MANİ C.C. İstediği şeyin meydana gelmesine engel olan

    91-DARR Hikmeti gereği elem ve zarar verici şeyleri yaratan

    92-NAFİ Faydalı şeyleri yaratan

    93-NUR Alemleri, istediği simaları ve gönülleri

    94-HADİ Kullarına hidayet veren

    95-BEDİ C.C. Eser ve insanıyla varlığı apaçık görünen

    96-BAKİ Varlığının sonu olmayan

    97-VARİS Bütün mülk ve servetlerin hakiki sahibi

    98-REŞİD Bütün işlerini ezeli hikmetine göre neticeye ulaştıran

    99-SABUR C.C. Asileri hemen cezalandırmayıp çok sabreden

    C.C.(Celle Celalühü)

  3. 2006-12-21 #3
    Paylaşımınız için tek kelimem...
    Allah Razı Olsun...
    Saygılarımla ; Sevgiyle Kalın...

  4. 2007-02-24 #4
    Allah razı olsun paylaşım için teşekkürler
  5. 2007-04-05 #5
    ESMA-UL HUSNA (Allah'ın Güzel İsimleri)


    "ALLÂH":İlâhlıkla vasıflanmış olan yani ibâdete müstehak (lâyık) olandır. (13/62)


    "ER-RAHMÂN": Allâh'ın has olan isimlerindendir. Başkası bu isimle isimlendirilmez, caiz değildir, küfürdür. Dünyada O'nun rahmeti bütün Mü'min ve kâfir olanları kapsar. Ahirette ise sadece Mü'minlere rahmet edendir. (1/3)


    "ER-RAHÎM": Ahirette sadece Mü'minlere rahmet edendir. (33/43)


    "EL-MELÎK": O'nun mülkü tam olup, ezelî ve ebedîdir; fakat kula verilen mülk fâni olacaktır. (20/114)


    "EL-GUDDÛS: Ortak, oğul ve yaratılmışların sıfatlarından, mekân ve zamana ihtiyacı olmaktan münezzehtir. Her şeyi O yarattı.Yine bütün noksan sıfatlardan münezzehtir.(59/23)


    "ES-SELÂM": Bütün noksanlıktan, kötülükten, zulüm etmekten, çocuk ve eş edinmek gibi şeylerden münezzehtir. (59/23)


    "EL-MÜ'MİN": Kullarına vaad ettiği şeyleri yerine getirendir.(59/23)


    "EL-MUHEYMİN":Yaratmış olduğu varlıkların, ister fiilen, ister sözlü, ister itikâdi olarak yapmış oldukları şeylere şahit olandır. (59/23)


    "EL-AZÎZ": Devamlı gâlip olan ve mağlup olması mümkün olmayan ve yenilmeyendir. (14/4)


    "EL-CABBÂR": Mahlûkatların ihtiyaçlarını giderendir. Başka tefsire göre, dilediğini yerine getirmekte engel olunamayandır.


    "EL-MUTEKEBBİR": Azîm ve yüce olandır. Mahlûkatların sıfatlarından münezzeh olup, kötü kulları mahfedendir. (59/23)


    "EL-HÂLIG": Her şeyi yoktan var edendir. Bu manada Allah'tan başka yaratıcı yoktur. (35/3)


    "EL-BÂRİ' ": Herhangi bir yaratığın daha önce örneği olmadan, bütün yaratılmışları yoktan var edendir.(59/24)


    "EL-MUSAVVİR": Tasvir eden; yani her şeye bir sûret, biçim ve şekil, verendir.(59/24)


    "EL-ĞAFFAR": Günahları affedendir. (39/5)


    "EL-GAHHÂR": Ölümle bütün mahlûkatları yenendir. (13/16)


    "EL-VEHHÂB": Nîmetleri hep karşılıksız veren, itaat edenleri kendi keremiyle mükâfatlandırandır. (38/9)


    "ER-REZZÂG": Bütün mahlûkatlara rızklarını ulaştıran. Rızkı bütün mahlûkatı kapsayandır. (51/58)


    "EL-FETTÂH": Kullarının her zorluklarını, müşkülatlarını açan, kolaylaştırandır. (34/26)


    "EL-ÂLİM": Mahlûkatların idrak edemedikleri her şeyin künhüne (özüne) vakıf olan. Her şeyi zerresine, en ince noktasına kadar bilendir. (4/26)


    "EL-GÂBİD": Hikmeti ile kullarının rızklarını azaltan, daraltandır. (2/245)


    "EL-BÂSİT": Hikmeti ile kulların rızklarını açan, genişleten, rahatlatandır. (2/245)


    "EL-HÂFİD": Kötü insanları yukarıdan aşağıya indiren, düşüren ve mütekebbirleri (kibirlenenleri) alçaltandır.


    "ER-RÂFİA": Evliyaların yapmış oldukları taat (ibadet) nedeniyle onları yükselten, yüceltendir.


    "EL-MUÎZZ": Evliyalarına ebedi olan Cennet'te izzet ve şeref bahşedendir. (3/26)


    "EL-MUZİLL": Kâfirlerin ebediyen Cehennemde kalmalarını sağlayan, onları mahfeden, zelil ve hâkir kılandır.


    "ES-SEMİÛ": Açık olsun, gizli olsun nefislerde geçen sesleri ( iç konuşmaları), keyfiyet, kulak veya başka bir âlet olmaksızın, her şeyi işitendir. Aynı anda duaları kabul edendir. (40/20)


    "EL-BASÎR": Göz, keyfiyet veya bakla bir âlet olmaksızın her şeyi görendir. (42/11)

    "EL-HAKEM": Kıyamet gününde kullar arasında hükmedendir. O günde O'ndan başka hükmeden hiç kimse yoktur. Adaletle hükmedendir. (10/109)


    "EL-ADL": Zulüm etmekten münezzeh olandır.


    "EL-LATÎF": Kullarına çok lütuf eden. Kullarına hiç ummadıkları bir yerden ihsanda bulunandır. (6/ 103)


    "EL-HABÎR": Her şeyin tümünü ve ayrıntısıyla bilendir. Her şeyin hakikatini bilen olup ondan hiçbir şey gizlenemeyendir. Kim bunu inkar ederse kâfir olur. (6/ 73 )


    "EL-HALÎM": Kudreti her şeye yettiği halde çok affedendir. (22/ 59)


    "EL-AZÎM": Şanı yüce, cisimlerin sıfatlarından münezzeh olandır. (42/ 4)


    "EL-ĞAFÛR": Çok mağfiret edendir. (15/ 49)


    "EŞ-ŞEKÛR": Taatları az işleyenlere karşılık çok sevap verendir. (35/ 34)


    "EL-ALİYY": Allâh-u Teâla kudretiyle mahlûkatlardan üstündür. Ancak mekân bakımından yüksek olduğunu vasfetmek imkânsızdır. Çünkü Allâh mekândan münezzehtir ve mekânı yaratan O'dur. İbni Mansur "Lisanul Arap" adlı kitabında şöyle diyor: "Bu konudaki kelimenin manası yücedir." (42/4)


    "EL-KEBÎR": Şânı pek büyük. Allâh-u Ekber'in manası: "Allâh her şeyden, şân bakımından büyüktür." (34/23)


    "EL-HAFÎZ": Dilediği kişileri şerden, kötülükten ve helâk olmaktan koruyan, muhafaza edendir. (34/21)


    "EL-MUGÎT": Bütün mahlûkatın rızklarını verendir.(4/85)


    "EL-HASÎB": Bütün kullarını yaptıkları amellerle hesaba çekendir. (4/6)


    "EL-CELÎL": Celâlet ve ululukla vasıflanmış olandır.


    "EL-KERÎM": İkrâmı çok ve ihsânı bol olandır. Karşılıksız verendir. (82/6)


    "ER-RAGÎB": Her şeyi murakabesi (gözetimi) altında tutan ve murakabesinden hiçbir şey gizli olamayandır. (4/1)


    "EL-MUCÎB": Kendisine yalvaranlara ve dua edenlere istediklerin, verendir. (11/61)


    "EL-VASİÂ": Rızkı, bütün mahlûkatları kapsayandır. (24/32)


    "EL-HAKÎM": Her şeyi ezelde dilediği gibi yaratan, çünkü ezelde her şeyin sonunun nasıl olacağını bilendir. (4/26)


    "EL-VEDÛD": Kendisine itaat eden kullarına lütfeden, onlardan razı olan ve onların amellerini kabul edendir. (85/14)


    "EL-MECÎD: Şânı yüksek ve kerîm olandır. (11/73)


    "EL-BAÎS": Mahlûkatları öldükten sonra diriltip kıyamet gününde toplayandır. (22/7)


    "EŞ-ŞEHÎD": Hiçbir şey O'nun ilminden gizlenemeyendir. (22/17)


    "EL-HAGG": Varlığı kesin ve varlığında şüphe olmayandır. (24/25)


    "EL-VEKÎL": Kulların rızklarını sağlayan ve onların durumlarını bilendir. (4/81)


    "EL-GAVİYY": Kudreti tam olandır. O'nu hiçbir şey âciz kılamaz. Allâh hakkında güçtür veya kudrettir denilmez; O güç ve kudret sıfatıyla vasfedilendir. (22/40)


    "EL-METÎN": Hiç yorulmayandır. (51/58)


    "EL-VELİYY": Mü'min olan kullarına yardım edendir. Peygamberle ve onlara tâbi olanlar mânen kazançlıdırlar, çünkü onların sonu iyi ve güzeldir. (42/28)


    "EL-HAMÎD": Hamd ve senâya müstahak olandır. (31/2)


    "EL-MUHSİ":Her şeyin sayısını bilendir.(72/28)


    "EL-MUBDİ": Her şeyi yoktan var edendir. (85/13)


    "EL-MUÎD": Yarattıklarını hayattan sonra ölüme, ölümden sonra hayata döndürendir. (85/13)


    "EL-MUHYÎ": Ölü parçalardan nesneyi yaratan, çürümüş olan cesetleri kıyamet gününde onlara can iade etmekle diriltendir. (45/26)


    "EL-MUMÎT": Hayatta olanları öldüren, sağlıklı ve güçlü olanları ölümle yok edendir. (45/26)


    "EL-HAYY": Varlığı ezelî hayatla mavsuf olandır.O'nun hayatı bizim hayatımız gibi değildir. İmam Ebu Cafer et Tahavi "Akidesi"nde şöyle buyuruyor " Her kim Allâh'ı insanlara kullanılan sıfatlar ile vasfederse, küfre düşmüş olur." (40/65)


    "EL-GAYYÛM": Değişmeyen, fâni olmayan ve her şeyi idare edendir. (2/255)


    "EL-VÂCİD": Gani, hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır.


    "EL-MÂCİD": Şanı ve kadri yüksek, keremi bol olandır.


    "EL-VÂHİD": Tek olan, Uluhuyet (İlahlık) de ve ezeliyet (başlangıçsızlık) de ortağı olmayandır. (38/65)


    "ES-SAMED": Hiç kimseye ihtiyacı olmayandır. Musibetlerde O'na dönülendir. (122/2)


    "EL-GADİR": Âcizlikten ve yorulmaktan münezzeh olan, her şeye gücü, kudreti yetendir. Hiçbir şeyden âciz olmayandır. (3/165)


    "EL-MUGTEDİR": Her şeye kâdir olandır. O'na hiçbir şey mâni olamaz. (54/42)


    "EL-MUGADDİR"/"EL-MU'EHHİR": Hikmeti ile dilediğini ileri alır ve yine dilediğini geri bırakandır. İmam Buhâri ve İmam Müslim'in rivâyet ettikleri bir Hadis-i Şerifte Peygamber efendimiz şöyle buyuruyor: "Ey Allâh'ım! El-Mugaddim ve el Mu'ehhir sensin"


    "EL-EVVEL": İlk olan varlığının başlangıcı olmayandır. (57/3)

    "EL-ÂHİR": Varlığının sonu olmayan, mahlûkatları fâni olduktan sonra, ebediyen kalan ve ölmeyendir. (57/3)


    "EZ-ZÂHİR": Mekân, şekil ve keyfiyet ile değil, kudret, kuvvet ve galebe ile her şeyden üstün olandır. Mekân şekil ve keyfiyet mahlûkatların sıfatlarıdır. (57/3)


    "EL-BÂTİN": Keyfiyetleri ve şekilleri yaratan, O'nun hakkında keyfiyet ve şekil düşünülmeyendir. (57/3)


    "EL-VELÎ": Her şeyin mâliki olandır. Meşieti (dilemesi, isteği) her şeye tesir edendir.


    "EL-MUTEÂLİ": Yaratılmışların sıfatlarından münezzeh olan ve yaratılmışları tam olan kudret sıfatıyla kahredendir. (13/9)


    "EL-BERR": Kullarına ikram ve ihsanı bol olan, onların biri şükreder, biri de küfreder. (52/28)


    "ET-TEVVÂB": Tövbeleri kabul edendir. (9/104)


    "EL-MUNTEGİM": Cezalandırmayı dilemiş olduğu zâlim kullarını şiddetli bir şekilde azaplandırandır. O adaletle hükmedendir. (3/4)


    "EL-AFUVV": Günahları affeden, Günah işleyenleri kerem ve ihsanıyla bağışlayandır. (22/60)


    "ER-RAÛF": Merhameti çok olandır.(16/7)


    "MÂLİKUL MULK": Dünyada bazı kullarına verdiği mülkün, tekrar O'na dönmesi. (3/26)


    "ZUL CELÂLİ VEL İKRÂM": Şânı yüceltilmeye müstehak olan, O'nun varlığı inkâr edilmeyen ve Kıyamet gününde iman edenler felah, nur ve ihsanıyla ikram edendir. (55/27)


    "EL-MUGSİT": Hükmünde âdil, zulümden münezzeh olan yaptığından sual edilmeyendir.


    "EL-CÂMİA":Şüphesi bulunmayan, Kıyamet gününde mahlûkatları toplayandır. (3/9)


    "EL-ĞANİYY": Mahlûkatları O'na muhtaç, mahlûkatlarına muhtaç olmayandır. (47/38)


    "EL-MUĞNÎ": İnsanların ihtiyaçlarını yaratıp, onları rızklandırandır. (53/48)


    "EL-MÂNİA": Dilediği kimseden, dilediği şeyi men edendir.


    "ED-DÂRR": Dilediği kişilere zarar vermeye kâdir olandır.


    "EN-NAFİA": Dilediği kişilere hayır vermeye kâdir olandır.


    "EN-NÛR": Sapıklıkta olan kişiyi karanlıktan kurtarıp, hidayet nûru ile aydınlatandır. Allâh-u Teâla şöyle meâlen buyuruyor: "Allâh göklerin ve yerlerin ehlini iman nuruna hidayet edendir."
    Allâh ışık veren nur anlamında değildir. Çünkü Allâh hiçbir şeye benzemez ve nûru O yarattı.


    "EL-HÂDİ": Kullarından dilediğine hidayet vermekle minnet edendir. (10/25)


    "EL-BEDÎA":Örnek ve misalsiz olarak mahlukatları icât edendir. (2/117)


    "EL-BÂGÎ": Varlığının yok olması imkânsız olup, bunun hilafı alken kabul edilmeyendir. (55/27)


    "EL-VÂRİS": Mahlûklar fâni olduktan sonra bâki olandır. (15/23)


    "ER-RAŞÎD": Mahlûkatlara fayda veren şeylere delalet edendir.


    "ES-SABÛR": Günahkârları hemen cezalandırmayan, bilirli bir zamana erteleyendir.

    "EL-EHAD": Mahlûkatların sıfatlarından münezzeh olan, ezeliyet (başlangıçsızlık) te ortağı olmayandır. İmam Buhâri'nin rivayet ettiği Hadi-i Şerifte Peygamber efendimiz şöyle buyuruyor: " Allâh vardı, Ondan başka hiçbir şey yoktu." (112/1)

    "ER-RAB": Her şeyin mâlikidir. (112/1)

    "EL-GÂHİR": Bütün mahlûkatlarına kudreti ve hükmü ile gâlip gelendir. (6/61)

    "EL-MUCÎB": Fazlıyla, nîmetleriyle ve keremiyle duayı kabul edip, nimetleri verendir. (11/61)

    "EL-KÂFÎ": Dertlilerin derdini gideren ve üzerlerinden zararı defedendir. O'nun yardımı ,başkasının yardımı olmadan kâfi (yeterli) olandır. (39/36)

    "ED-DÂİM": Bâki olandır.

    "ES-SÂDİK": Dediği ve vaad ettiği her şeyde sâdık olandır. Allâh bir şeyin olacağını bildirmişse, muhakkak ki olacaktır. (4/122)

    "EL-MUHÎT": Kudreti ve ilmi ile her şeyi kapsayandır. Hiçbir şey O'nun ilminden gizlenmez.(41/54)

    "EL-MUBÎN", "EZ-ZÂHİR"in manasındadır: Yani mekân, şekil ve keyfiyet ile değil, kudret, kuvvet ve galebe ile her şeyden üstün onladır. Çünkü mekân, şekil ve keyfiyet mahlûkların sıfatlarıdır. (57/3),(24/25)

    "EL-GARÎB": Yaratıklarından ilmiyle yakın olandır. İmam Ebû Hanife'nin dediği gibi itaat eden, Allah'a keyfiyet olmaksızın yakındır. (34/50)

    "EL-FATİR": Her şeyi yaratan, yoktan var dedndir. (35/1)

    "EL-ALLEM", "EL-ALÎM"'in manasındadır.Yani, her şeyi zerresine, en ince noktasına kadar bilendir. (9/78)

  Okunma: 16147 - Yorum: 4 - Amp