sponsorlu bağlantılar

BİR HAYAT ARKADAŞI OLARAK SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZ

Âile toplumun çekirdeğidir. Sağlıklı bir toplum için âile son derece önemlidir. Bu konuda bize örnek olan Peygamberimizin âile bağları; sevgi, saygı ve anlayış üzerine kurulmuştu. Makalemizde, kutlu doğumuyla bir kez daha gönüllerimize konuk olan Hz. Peygamber (s.a.v.)'in, eşleriyle olan ikili ilişkilerini ele almaya çalışacağız.
"Modern hayat" denilen karışıklıklarla dolu yaşantımızda, asırların eskitemediği güzellikteki hayat tarzıyla Hz. Peygamber (s.a.v.) yine en büyük öğretmenimiz olarak elimizden tutuyor. Yeter ki, biz O'nun sünnetini tutmak için bir el uzatmış olalım!..
Eşlerine Karşı İlgisi
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) genellikle sabah ve ikindi namazlarından sonra mutlaka eşlerini ziyaret eder, hâl ve hatırlarını sorar, dertlerini, şikâyetlerini dinler, gönüllerini alıcı ifadelerde bulunur, aralarında adaleti daima gözetirdi. Kısaca, onlara değer verdiğini hissettirirdi. Zaman zaman bu ziyaretlerinde eşlerine ev işlerinde bizzat kendi elleriyle yardımcı olurdu. O'nu bize anlatan Hz. Âişe (r.anhâ): "Rasûlullah, hanımlarıyla baş başa kaldığında insanların en nezaketlisi ve güler yüzlüsüydü…" buyurur. Yine annelerimiz, O'nun kendilerine karşı şefkatinin bir an bile azalmadığını, yüzünden tebessümün eksilmediğini ifade etmişlerdir. Eve girişinde mutlaka hanımına selâm veren Peygamberimiz, geceleyin geldiği takdirde, uyuyanı uyandırmayacak, fakat uyanık olan bir kimsenin duyabileceği bir sesle yine selâm vererek içeri girerdi. Hz. Enes; Sevgili Peygamberimizin, eşi Hz. Safiye (r.anhâ) rahatça binsin diye dizlerine bastırarak deveye bindirdiğini aktarmaktadır bizlere.(Buhârî, Megazî 38) Bu bilgiler, 'günümüz Müslüman'ı olan bizler için acaba ne kadar yön veriyor hayatımıza?... Günümüzde bir Müslüman, evinde eşine karşı nazik ve mütebessim olmayı başarabiliyorsa eğer ve yine herhangi bir vasıtaya binerken yardımcı oluyor ve kapıyı açma nezaketinde bulunabiliyorsa, denilebilir ki, bu tavırlarının ve davranışlarının hepsi O'na bir sünnet-i seniyye sevabıyla geri dönmektedir. Eşi tarafından böylesi bir ilgiye mazhar olan Müslüman bir hanımefendinin mutluluğunu tarife ise bilmem gerek var mıdır?… Babasının böylesi bir davranışta bulunduğunu gören erkek çocuklar için de bunun ne denli eğitici olacağını varın siz düşünün…
Bir başka hadisinde, "Eşinin ellerini avuçlarına alarak yüzüne bakmasını ve o esnada biri biriyle bakışmalarını Allah'ın kendilerine rahmet nazarıyla bakmasına bir vesile" olarak gören ve bu davranışları sonucunda karı-kocanın "parmaklarının arasından günahlarının dökülerek" affedileceğine dair müjde veren Yüce Rasûl, (s.a.v.) Allah'u âlem eşler arasındaki muhabbetin fiziksel temasla da hissettirilmesini istemekteydi. Çünkü biliyoruz ki, eller ve parmaklar, sevginin aktarılmasında önemli bir rol oynarlar.
Netice olarak, diyebiliriz ki, eşlerin, ellerinden tutarak birbirlerine sevgiyle bakmaları bile bir sünnet-i seniyye olarak onlara sevap kazandıran bir davranış hükmüne dönüşür.
Eşlerine karşı büyük sevgi ve yakınlık gösteren Rasûlullah Efendimiz, onların hoşuna gidecek hitap tarzlarıyla kendilerine hitap ederdi. Hz. Âişe validemize Ayşe, Uveyş (Ayşecik), Aiş ve Humeyra gibi hitaplarda bulunduğu bilinmektedir.(Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi)
Yine Rasûlullah'a, en çok kimi sevdiği sorulduğunda eşini sevdiğini söyleyerek cevap vermesi ve bunu söylemekten çekinmemesinde çok büyük mesajlar vardır. Çünkü kişinin eşine, onu sevdiğini söylemesi ve sevgisini göstermesi, ailenin devamı ve aradaki sevgi bağlarının kökleşmesinde önemlidir.
Eşleriyle Birlikte Zaman Geçirmesi
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), âile fertlerinin eğlenme ve dinlenme gibi ihtiyaçlarını karşılar, meşru eğlencelerden onları da yararlandırmaya çalışırdı. Ramazan ve Kurban Bayramı merasimlerine kızlarını ve eşlerini de götürürdü. Bir bayram günü mescidde Habeşlilerin sergiledikleri gösterileri seyretmek isteyen Hz. Âişe'ye bu hususta bizzat yardımcı olmuştu. Hatta zaman zaman Hz. Âişe validemizle koşu müsabakası yapmıştı.(Ebu Dâvûd, Nesâî)
Çeşitli vesilelerle yaptığı şakalarla, eşleri için hayat sevinci olan Sevgili Peygamberimiz, bu konuda da ümmetine en büyük örnek olmuştur. Denilebilir ki, yoğun gündemlerle her günü dolu dolu geçen 'günümüz müslüman'ı, âilesine ve özellikle de eşine zaman ayırma hususunda gereken hassasiyeti göstermemekte ve bu konuda sürekli olarak âilesinden fedakarlık beklemektedir. Peygamberlik gibi büyük bir vazifeyi, devlet başkanlığını, öğretmenliği, ordu kumandanlığını üstlenmiş bir şahsiyet olarak karşımızda duran Hz. Rasûl (s.a.v.) ise adeta bizlere seslenerek şöyle demektedir: Ne kadar meşgul olursanız olun, şu tavsiyemi unutmayın: "Nefsinizin, âilenizin ve her hak sahibinin, üzerinizde hakkı vardır. O halde her hak sahibine hakkını verin!"
Bu bağlamda diyebiliriz ki, Müslüman erkek, eşine ve çocuklarına has kıldığı zaman dilimleri oluşturmalı, birlikte ibadet, seyahat ve ziyaret ortamlarına sahip olmalıdır. Böylesi zaman dilimlerinin, bir eğitim-öğretim ortamı olması da sağlanabilir. Zira Sevgili Peygamberimiz özel vakit ayırarak eğittiği eşlerinin birer öğretmen hâline gelmelerini sağlamıştı. Hz. Âişe'nin Ashâb'ın fakihlerinden biri olmasında ve hadis aktarmasında, onun için ayrılan vakitlerin önemli bir rolü olsa gerektir.
Ev İşlerinde Eşlerine Yardım Etmesi
"Âlemlere rahmet olarak gönderilen" Yüce Rasûl (s.a.v.), eşleri için de bir rahmet vesilesiydi… Hz. Âişe (r.a.) validemiz, O'nu bize anlatırken, "Evinde elbisesini diken, ayakkabısını yamayan, keçileri sağan, kendi işlerini kendisi gören" bir Peygamber'den söz etmektedir. Birçok kimsenin yapmaktan kaçındığı veya kendisi için uygun görmediği bu davranışları yaparken O, çağlar ötesinden bize bir mesaj vermek istiyordu adeta…
Kanaatimizce, günümüzde bir Müslüman erkek, şayet isterse, ibadetlerini yerine getirme konusunda yardımcı olduğu eşinin her ibadetine ortak olabilir. Eşinin ev işlerinde ona hayatı kolaylaştıracak birtakım cihazları ve ev aletlerini almak için harcadığı her kuruşun, kendisi için bir sevap kaynağı olmasını sağlayabilir. Çünkü Sevgili Peygamberimiz: "Kişinin Allah yolunda harcadığı paraların en hayırlısı, âilesi için harcadıklarıdır." buyurmaktadır. Unutmamak gerekir ki, hanımına dünya işlerinde kendisine yardım etmeyen kişinin, ahiret işlerindeki teşviki etkili olmaz!... Geceleri kalkarak namaz kılan ve eşlerini de buna teşvik eden, ramazanın son on gecesinde hanımlarının da ibadetle uyanık kalmalarını isteyen Peygamberimiz'in bu tavsiyelerinin etkili olmasında, günlük hayatlarında onlara sağladığı kolaylıkların da bir payı vardır..
Konuyu bir hadis-i şerifle bağlayalım: "İçinizdeki en hayırlı kimseler hanımlarına karşı en iyi davrananlardır."

Hatice'nin goncası
Âişe'nin gülüydün
Ümmetinin göz bebeği
Göklerin Rasûlü'ydün...

Eşlerin gönlüne sevgiyi, ilgiyi ve yakınlığı bahşederek, dünya hayatının sıkıntılarına birlikte dayanmalarını lûtfeden, biri birleri için huzur kaynağı olmalarını sağlayan şanı yüce Allah Teâlâ'ya hamd ü senâlar, son peygamber olarak gönderilen ve hayatının her halinde "en güzel örnek" olduğu gibi, eşleri için eşsiz bir hayat arkadaşı olarak bizlere bu konuda da rehberlik eden Hz. Muhammed (s.a.v.)'e binlerce salât ve güller adedince selâm olsun…

Kaynaklar:
1. KILIÇ Recep, Hz. Peygamberin Hayatından Davranış Modelleri.
2. KOCA Ferhat, Hz. Peygamberin örnek Hayatı.
3. ERASLAN Sadık - KELEŞ Ekrem, En Güzel Örnek Hz. Peygamber.
4. Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi.

sponsorlu bağlantılar