sponsorlu bağlantılar
SÜNNET-İ SENİYYE VE RASÛL'E İTTİBA

Sünnet-Ahlâk İlişkisi:

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), insanlığa gönderiliş sebebinin, "güzel ahlâkı tamamlamak" olduğunu bildirmiştir. Aşağıdaki âyet ve hadislerden de anlaşılacağı üzere, geniş anlamda din, güzel ahlâktan ibarettir. Bu sebeple Cenâb-ı Hak, Kur'ân'ı Kerim'inde Efendimiz (a.s.) hakkında: "Şüphesiz ki sen yüce bir ahlâk üzeresin."(1) buyurarak O'nu ahlâkıyla övmüştür. Peygamberimizin ahlâkı da Kur'ân'ın hayata tatbikidir. Çünkü Sahabe, Hz. Âişe (r.anhâ) validemize, Efendimiz (s.a.v.)'in ahlâkından sorduğunda, "O'nun ahlâkı Kur'ân idi." cevabını almışlardır.(2)

Peygamber Efendimizin şu hadis-i şerifi de bu konuya işaret etmektedir: "Beni Rabb'im terbiye etti de, edebimi ne güzel eyledi."(3) Yine İslâm'da güzel ahlâkın ehemmiyetini Peygamber Efendimiz, şu hadislerinde en güzel bir şekilde ortaya koymaktadır: "Din güzel ahlâktır."(4) "Mü'minlerin îmanca en mükemmeli, ahlâkı en güzel olanıdır."(5)
Bunlardan da anlaşılıyor ki, Rasûlullah (s.a.v.)'in en başta gelen sünneti, güzel ahlâk sahibi olmaktır. Çünkü Rasûl'ün güzel ahlâkı bize örnek teşkil etmektir.

Sâlikin Rasûlullah'a Karşı Edebleri:

Bir mü'min(6), Peygamber Efendimiz'in Allah'ın kulu ve elçisi olduğuna inanıp Allah'dan sonra en çok Hz. Peygamber Efendimiz'i sevmeli, sünnetlerini ihya etmeye çalışmalı, adı anıldıkça O'na salâvat getirmeli. Onun sünnetini bize kadar ulaştırmada ilk halka olan Ashâb'ını, Ehl-i Beyt'ini ve ezvâcını da hayırla yâd etmeli, adları anıldıkça "Allah onlardan razı olsun" demeli, her duasına O'nu, Ashab'ını, Ehl-i Beyt'ini, ezvâcı ve bütün ümmetini dâhil etmelidir. Âile efradını da; Cenâb-ı Allah'ın, Efendimiz (s.a.v.)'in, Ehl-i Beyt'in ve ezvâc-ı Rasûlullah'ın sevgileriyle yetiştirmelidir.
Bir sâlik, akîdesini Ehl-i Sünnet akîdesine göre düzelttikten sonra Kurân-ı Kerim okumayı ve ilmihal bilgilerini öğrenmeli, bunların yanında sürekli olarak Efendimiz'in hadislerini, Sahabe hâllerini, onların güzel ahlâklarını öğrenmeli ve tatbik etmelidir. Özellikle namaz kılarken, namazın farz, vacib ve tâdil-i erkânı ile birlikte sünnet ve adabına da çok dikkat ederek, sünnet yoluna uymalıdır.
Her gün Kur'ân-ı Kerim, hadis-i şerif ve ilmihal kitapları okumayı alışkanlık hâline getirmelidir. Bunu, ibadet için camii ve mescitlere gittiğinde de yapmalıdır. Yani namaza daha vakit varsa Kur'ân-ı Kerim ve hadis okumalıdır. Vaaz varsa onu dinlemelidir. Bunları yapmazsa, bu vakti zikir, istiğfar ve salât-ü selâm getirerek de değerlendirebilir.

Sünnet'i Tezyif ve İnkâr Edenlere Karşı Tavır:

Rasûlullah'ın sünnetlerini hafife almak, hele de inkâr etmek çok tehlikelidir. Bu davranış küfrü gerektirir. Çünkü Rasûlullah (s.a.v.) Efendimizin hayatı, bir vahiy neticesidir. Bu sebeple Rasûlullah'ın sünnetlerini kabul etmemek, sünnetler için; "bu sünnet değildir" demek, Rasûlullah (s.a.v.)'e karşı harp ilan etmek demektir. Zira âyet-i kerimede şöyle buyrulmaktadır: "O (Rasûl) hevasından konuşmaz; O, ancak kendisine vahyedilenleri konuşur"(7) Hz. Peygamber, ayrıca "Makam-ı Mahmûd'un" sahibidir. İsrâ sûresi 79. âyetinde bu makamdan bahsedilir ki, tefsiri, "şefaat makamı" şeklindedir.

Başka Mezheplerdeki Sünnetlere Riayet:

Bir kimse bütün haram ve helâllere dikkat edip, takva üzeri yaşamaya gayret ediyorsa, hangi mezhepte olursa olsun, Peygamber Efendimiz'in öncelikli olarak ve daha fazla yaptığı bütün sünnetlerini yapabilir.


Ve's-selâmü alâ men ittebea'l-Hudâ

Kaynaklar:
1. el-Kalem, 68/4.
2. Müslim, Müsâfirîn 139. Ayrıca bk. Nesâî, Kıyâmü'l-leyl 2
3. el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, Beyrut, 1985, s. 82.
4. Buhârî, Edeb 39; Müslim, Birr 14-15.
5. Buhârî, Fedâilü's-Sahabe 27; Tirmizî, Birr 17.
6. Bu cümleden, Rasûlullah Efendimize karşı sadece
7. en-Necm, 53/3-4.
8. Buhârî, Nikâh 1; Müslim, Nikâh 5. Ayrıca bk. Nesâî, Nikâh 4
9. Âl-i İmran, 3/31.
10. el-Mâide, 5/54.

sponsorlu bağlantılar