sponsorlu bağlantılar
BERABER OLUNANDAN ETKİLENME HAKKINDA;


Nuh A.S. Ulul azam bir peygamberdir. Onun oğlu, kötü kimselerle arkadaşlık ettiği için tufan kopacağı zaman babası, onu gemiye binmek için çağırdığı zaman arkadaşlarından ayrılıp gelemedi. Onların arkadaşlıkları kalbinde onlara bağlayan bir bağ oldu. Onlardan kopup ayrılamadı. Tufan koptu. Gemiye binmedi ve boğuldu. İmansız gitti. Bir peygamber evladı olduğu halde, kötü arkadaşa kalbini bağladığı için ve onlardan ayrılamadığından imansız gitti. Kötü arkadaş, bir peygamber evladının imansız gitmesine sebep oldu.


Öte yandan, Eshab-ı Kefh'in köpeği kıtmir, onlarla beraber olduğu için onlardan ayrılmak istememesinden, onlar gibi cennetlik oldu.

Köpek necis bir hayvan olduğu halde iyilerle arkadaşlık ettiği için Allah' ü Teala onu iyiler gibi yaptı. Cennetlik oldu. Demek ki, iyilerin arkadaşlığı insanı iyiler sınıfına sokar. Kötülerin arkadaşlığı da insanı kötüler sınıfına sokar. Bunun için Resul-i Ekrem s.a.v. buyurmuştur ki; " Kişi, dostunun dini üzeredir. O halde, herkes kiminle arkadaşlık ettiğine baksın." Diye sohbet etti.


DERVİŞLE OTURMANIN KIYMETİ;


Pir-i Şebuy; ( Muhammed bin Ömer) ( Ebu Ali Dekkak hz. Arkadaşı Buhariyi ezbere bilirdi, zamanının büyürlerinden) Bir zamanlar yaz günlerinden gayet sıcak bir gün idi. Alami toz kaplamış idi. Pir- in gitmek üzere olduğunu gördüler. " Ey Şeyh" nereye gidiyorsun? Dediler. Pir, " Falan dergah' a (hankap) gidiyorum ki orada dervişler vardır. Ben orada oturayım. Orada dervişlerin üzerine bir günde yirmi defa rahmet yağar. Bilhassa kaylüle (öğle uykusu) zamanı gidiyorum ki, gidip orada kaylule edeyim. (Kaylule uykusu sünnettir.) belki o rahmetten benim de üzerime yağar." Dedi. Ulular demişlerdir ki: Sen. Onların içinde geçin kendini onlardan ve onların dostlarından göster. Her ne kadar, ne şekilde onlardan olmadığını bilirsen de;

Aşıklar ile otur ve aşkı eyle ihtiyar.
Her kim ki aşka kul değil, olma onunla yar!

İbrahim Ethem k.s. buyurdu;

" Bir gece rüyamda şöyle gördüm. Bir melek elinde bir defter tomarı tutarak bir şeyler yazıyordu. " Ne yazıyorsun? Dedim.
" Onun dostlarının adını yazıyorum" dedi. " benim adımı da yazdın mı? Diye sordum. " Yok" dedi. " Ben onlardan değilim. Onun dostu da değilim. Ama dostlarının dostuyum." Dedim. Ben bunları söylerken bir melek daha geldi. " Tomara tekrar başından başla" dedi.

"Bunun adını tomarın başına yaz ki, benim dostlarımın dostudur." Dedi.

Ebu Abbas Ata buyurdu;

" Ona yapışmaya kadir değil isen, dostlarına yapış. Her ne kadar mertebede onlara yetişemezsen de, onlar sana şefaatçi olurlar."
Hadis-i Şerif; " Müşriklerle bir çatı altında oturmayınız ve onlarla bir arada oturmayınız ve onlarla bir arada durmayınız. Kim onlarla oturur ve beraber bulunursa, o onlardandır bizden değildir." ( Tirmizi, Siyar 42)


Bursevi ( Ruh' ul Beyan, 7 - 80,81 ) bu hadis-i şerifi şöyle açıklıyor. Yani müşriklerle bir yerde oturmayınız. Aynı mecliste toplanmayınız ki beraberlikten dolayı onların kötü ahlakı size sirayet etmesin ve çirkin halleri size bulaşmasın.

Beraberliğin tesiri hakkında menkıbeler;

Leon isimli hristiyan dergahta kalınca Müslüman olması.

Leon isimli hrıstiyan askeri, İznik'teki konsülünün emriyle Selahaddin Eyyübi ve Urfa valisi Zengi Ata' yı katletmek için yola çıktı. Leon bu suikastı başarırsa İznik konsülü kendisine on bin altın verecek. Leon Arslan isminde bir Türk kılığına girdi,ve Harran ovasında Hayat Bin Kays hazretlerinin tekkesine misafir oldu. O misafirlik esnasında iman etti. Ne varki Selahattin Eyyübi ile Zengi Ata' yı öldüreceği zehirli hançer kaza ile kendisine battığı için şehit oldu. Bunun üzerine Hayat Bin Kays ks. Şöyle buyurdu.

"Kim Salihlerle oturur kalkarsa, ne kadar kötü niyetli olursa olsun o Salihlerin hürmetine Allah ona hayırlar nasip eder. Bu gün çok üzgünüm, çünkü bu zat iman etti de aramızda uzun zaman kalamadı, çok sevinçliyim. Çünkü Selahattin Eyyubi gibi yüksek bir mücahid ve kumandanı katletmek üzere gelen bir hristiyan suikastta bulunacağı zehirli hançerin kaza ile kendisine batması ile ve oradaki kemal sıfatları görmekle iman ile müşerref olduktan sonra şehit olarak vefat etti."

Ebu Abbas Nihavendi k.s. ( Çağının muhteşemi, temkin, takva, vera'da ileri derece) Nakledilir ki;

Rum diyarındaki bir hristiyan " Müslümanlar arasında çok miktarda firaset sahipleri var" diye işitmiş imtihan maksadıyla oradan kalkıp Bağdat' a gelmiş, sırtına bir hırka geçirmiş kendini sofiler kılığına sokmuş, eline bir asa almış ve Ebu Abbas Kassab ın hankahına gelmiş, hankaha ayak basınca, sert bir kişi olan şeyhin gözüne çarpmış. Ebu Abbas Nihavendi nen hankahına yönelmiş ve orada konaklamış. Görevliler, şeyhi durumdan haberdar etmişler ama şeyh ses çıkarmamış. Hristiyan, onun huyu hoşuna gittiğinden orada dört ay kalmış hankahtakilerle dost olup, namaz kılmış dört ay sonra gitmek üzere ayakkabılarını ayağına giymiş ve o vakit şeyh yavaşça kulağına!

- Gelip dervişlerle ekmek yedin, su içtin, onlarla arkadaş oldun, sonrada geldiğin gibi gidiyorsun,yani, bigane olarak geldin, bigane olarak gidiyorsun (Aşina olman gerekmezmiydi?) civanmertlik bu değildir, diye fısıldadı. Bunun üzerine hristiyan hemen Müslüman olup oraya yerleşti. İşe mertçe girdi. nihayet işi o hale ulaştı ki, şeyh vefat edince müridler ittifakla kendisini şeyhin yerine getirdiler.!
sponsorlu bağlantılar