Aşkı Anlatamazsan Eğer!... - Delinetciler Portal

Aşkı Anlatamazsan Eğer!...

  1. AŞK KAĞIDA DÖKÜLMÜYOR

    Nasıl bir yazgıydı bu, yazanı yazdıranı belli olmayan? Hangi kader çizgisiydi yollarını kesiştiren? Hangi rüzgarlardı o güzel kadını, onun sakin küçük dünyasına getiren? Onu sakin denizlerden sürükleyip fırtınalı okyanuslara atan? Sırası mıydı bu aşkın, o ununu elemiş eleğini asmış, tüm sevdaları sürgünlere göndermişken?

    Hangi acımasız yazgıydı, onu yeniden aynalara baktıran. O aynalar ki, hiç yalan söylemeyi bilmezlerdi. Geçen yılların bırktığı izleri insanın yüzüne acımasızca vururlardı. Azaltamazdı ki kalan saçlarındaki akları, yüzündeki çizgileri. Küçülüp, eriyordu, o güzel kadının belleğine kazınmış resminin yanında. Utanıyordu sevdasından, aşkından. Ona giden yollardaki uçurumlar, engeller büyüyordu. O, giderek uzak ve erişilmez bir tanrıça oluyordu. Kâr etmiyordu hiçbir şey; bilge teselliler, kitaplarda okudukları.

    İster itiraf etsin, ister etmesin, düştüğü durumun bir tek tanımı vardı ve o da aşktı, sevdaydı. Ve o ömrümde hiç böyle sevdalanmamıştı. Bu sevda, platonik, romantik gibi klişelere sığmayan bir sevginin ürünüydü. Sözcüklerle tanımlanamayan, gece gündüz her saat, her an onu düşündüren, ona özge bir sevdaydı. Ah, bu yürek değil miydi onu yakan, bu onulmaz sevdalara düşüren. Sevginin o mütiş gücünü bu sevda ile öğrenmişti yeniden. Sevdiğiyle sadece aynı mekanlarda olabilmenin bile ne büyük bir mutluluk olduğunu, onun sadece telefondan duyulan sesinin bile tüm gökyüzünü maviye çevirebileceğini, karanlıkları aydınlatabileceğini bu sevda ile yaşamıştı. Ve aşkın insana çılgınlıklar yaptırabileceğini yeniden ta kanında hissediyordu.

    Aşık olduğu kadınla olan en kısa ayrılıklar bile ona dayanılmaz geliyordu. Şimdi o yine uzaklardaydı. Ve ona olan hasreti aralarındaki mesafeler artıkça artıyordu. Üstelik günlerdir ondan haber alamamak kendisini deli ediyordu. Ona merhaba diyebilmek, bir tek sözcük de olsa sesini duyabilmek için her yolu deniyordu. Ama tüm çabaları sonuçsuz kalıyordu. Gece gündüz, her an onu düşünüp ona ulaşamamak, korkunç bir ızdıraptı. Kahrolmaktan başka hiçbir şey gelmiyordu, elinden. Bu griler grisi, mavi yoksunu gökyüzünün altında çıldırasıya özlüyordu o kadını, onun gözlerini, gözlerinin rengini, gülüşünü.

    Ayrılık acısıydı bu, kolay değildi üstesinden gelmek. Haykırsaydı sevgisini pencerelerden, bağırsaydı adını sokalara, diner miydi acıları? Yılın son günde yağan karın beyazına dökseydi karanlıklarını, aydınlanır mıydı içi? Batmakta olan güneşin kızıllığına, sütmavisi kesilen gökyüzüne çizseydi aşkını, azalır mıydı o kadına olan özlemi? Kalemini kanına batırıp ak kağıtlara yazsa bu aşkı, biter miydi hasret?

    Bu son ayrılık, onu genç kadına olan sevgisini sorgulamaya zorluyordu. Aklı, bu sevdanın, hiçbir gerçekliğinin ve geleceğinin olmadığını söylüyor; kendisi için hiçbir şey ifade etmediğin, senin sevdana gereksinimi olmayan o kadını neden seviyorsun? diye soruyordu. O ve kalbi akılına karşı inatla direniyorlardı. "Evet, değer", diyordu, "yüz kere, bin kere değer!". Çünkü o kadın yaşamından çıktığında kendisini tekrar ölü hayatların, mavisi ve güneşi olmayan günlerin beklediğini biliyordu. "Değer" diyordu, "herşeye değer! Uğruna ölmeye, çılgınlıklar yapmaya, deli divane olmaya, Kerem gibi yanmaya değer!"

    Niçin mi? Sadece o kadını görebilmek için, sadece sesini duyabilmek için, sadece güzel gözlerine bakabilmek için, o sıcak, o çocuksu gülüşünü yaşayabilmek için. Onu görünce heycanlanmak, onunla konuşurken toy bir delikanlı gibi ne söyleyeceğini, ne diyeceğini şaşırmak için. Onunla birlikteyken, onu düşünürken tüm dünyayı, tüm kaygıları unutabilmek için.

    Tektaraflı sevdaların seveni acılara boğabileceğini ta başından biliyordu ve o acıları ak kağıtlara dökerek, şiirleştirip, öyküleştirerek yenebileceğini düşünmüştü. Ama bunun olanaksız olduğunu kısa zamanda anlamıştı: Gerçek aşk kendini yazdırmıyor, kağıda dökülemiyordu. Ve o aşka tutsak, aşık olduğu kadın ona yasak olsa da, aşka ihanet etmemek için; insanı insan yapan o yüce duygudan yana olmak için; belki de sadece "onu seviyorum, o halde yaşıyorum!", diyebilmek için, sonuna kadar direnecekti.

    sponsorlu bağlantılar

     Konuyu Beğendin mi?
  2. 2006-11-18 #2
    AŞK KOYDUM SENİN ADINI


    Güneş'in doğuşu gibi doğuyorsun dünyama.
    Doğuşuyla ısıttığı yüreğimin buz sarkıkları damla damla çözülmeye başlayıp,
    Her bir damlanın çoğalarak birleştiği, sevgiyle taşan bir şelaleyi andırıyor adeta.

    Ay'ın dünyamızı aydınlattığı gibi,
    Zifiri karanlıklardan çıkarıp, ışıklarını saçıyorsun etrafıma.
    Öyle büyülü bir ışık ki bu, hayallerin gerçekleşmesi gibi, adını koyamadığım düşünceler gibi, kapımı her an çalacak beklenen biri gibi ..
    Beklenen sen misin ? .....
    Yoksa aşk mı? ...
    Hayır hayır, sen aşkın ta kendisi olmalısın.

    Seni beklemek, açılan her kapının ardında seni aramak ..
    Çalan her telefona sen diyerek koşmak, yine aramadı diyerek meraklanmak..
    Beklenmedik anlarda seni karşımda bulup, mutlulukların en güzelini hissetmek ..
    En hüzünlü anlarında, hüznünü kalbimde yaşamak, sevincini sevincim, derdini derdim bilmek .. Doğan her yeni güne, senin için hayır duaları ile başlayıp, "günaydın" diyen sesini duymak için, uykuların en tatlısından uyanmanın sevincini yaşamak ..
    Bana bunları hissettirdiğin için..
    Bu duyguları yaşattığın için, adını aşk koydum senin,
    Sen aşkın ta kendisisin...

    Telefonum her çaldığında içim titreyerek "o arıyor" diyorsam..
    Her ne kadar ses tonumu ayarlamaya çalışıp,
    Hala bunu başaramıyor ve yinede sesimin titremesine engel olamıyorsam...
    Bana baktığında, saç diplerimdeki fırtınalara dur diyemiyorsam,
    Gözlerine bakarak, denizlerin en derinlerine dalıyor ve bir türlü çıkamıyorsam ....
    Ellerimi, titrek ve bir kor gibi yakıyorsa tenin..
    Yüreğimde alaboralar kopuyorsa eğer....
    Bunu başaran sen misin?.
    Yoksa sen aşk mısın?...
    Bana bu duyguları yaşattığın ve hayatıma girdiğin için ..
    Aşkı yalnız sana yakıştırdığım için
    Adını aşk koydum senin ..
    Sen aşk olmalısın..

  3. 2006-11-18 #3
    "PENCEREMDEN HER BAKTIĞIMDA"

    PENCEREMDEN HER BAKTIĞIMDA
    SENİ GÖRÜYORUM
    HİÇ BİTMEYEN YOLLARDA,
    BİRAZ ÜZGÜN,
    BİRAZ KIRGIN,
    BİRAZ SOLGUN BİR HALDE,

    PENCEREMDEN HER BAKTIĞIMDA
    SENİ GÖRÜYORUM
    SONU GELMEYEN YOLLARDA,
    GÖZLERİNDE YAŞLAR,
    YÜREĞİNDE YASLAR,
    VE DİLİNDE AŞK ŞARKISIYLA,

    PENCEREMDEN HER BAKTIĞIMDA
    SENİ GÖRÜYORUM
    SİSLİ KARANLIKLAR ARDINDA,
    BEYAZLAR İÇİNDE BANA DOĞRU GELİYORSUN
    KARANLIKLARIN ARASINDA,
    BEYAZLARIN İÇİNDE O KADAR MAHSUMSUNKİ
    ANLATAMAM...

  4. 2006-11-18 #4
    "SEVDA MASALI"

    Küçük üzgün bir serçeyim şimdi
    Yalnız...Ve korkak..
    Nereye gideceğini,kime
    Sığınacağını bilmeyen bir serçe.
    Yalnız kalmış özgürlüğü
    Yaşanmamış bir öyküyü andırırcasına
    Karanlıklara uçan bir yürek.
    Ne ister sevdalardan,
    Ne bekler aşklardan.
    Korkumuş,soğumuş bu tadı kalmamış hayattan.
    Sordum birgün;
    Neden bu korku,
    Neden bu haykırış.
    Gözleri yaşardı önce
    Sustu,daldı derinlere.
    "Bir sevda masalı" dedi,
    Minicik bir sevda.
    Yıllarımı verdiğim,
    Uğrunda hayatımdan geçtiğim
    Sahipsiz bir sevda..
    Ve işte gördüğün
    Yıkılmış bir ben,dedi
    Haklıydı belkide,
    Hayat deryası dediği
    İçinde nice aşkların eridiği bu derya
    Onuda sürüklemişti,
    Umursanmaz yalnızlığa....

  5. 2006-11-18 #5
    çiçekle su iki sevgili,
    günlerden bir gün buluşurlar
    çiçek su ya seni seviyorum der.
    su da bende seni seviyprum
    çiçek tekrar seni seni seviyorum der
    su ise, bende seni seviyorum der.
    bir kaç gün sonra çiçek hastalanır.
    su çiçeğin yanına gider.
    çiçek, seni çok seviyorum su
    bende seni çok seviyorum der su
    çiçek ısrarla ama, çok seviyorum seni
    su, bende seni çok seviyorum der.
    çiçeğin hastalığı günden güne kötüleşir.
    doktor çağırılır, çiçek sancılarla bağırır
    bir anda çiçek tenses seda kesildi
    su acıyla bağırarak çiçeğin yanına koşar
    ama, çiçek ölmüştür.....

    çiçeğin ölüm sebebi de susuz kalmasıydı
    çiçek sevgilisinden su istememişti
    çiçek su dan sevgiden başka bir şey istemedi
    su da sevginin değerini bilemedi.......

    sponsorlu bağlantılar
  6. 2006-11-18 #6
    Kır çiçekleri içerisinde saklanmış bir hayatı ararken,
    Bulabildin mi,saklandığın yaşamları.

    Ayrılıklar içine gizlediğin yalnızlığı,
    Yaşamak mı isterdin bir ömür boyunca.

    Sen,suskunluğun sihrini bozdun,aşklara,
    Sevgileri bulmak için verilen bir ceza bu sana.

    Güzelliğinin yarısındayken başlayan çirkinliğin,
    Son bulan bir hayata vedasıydı,hayallerinin.

    Şimdi sunduğun her çıplaklık için aşklarına,
    Bağışlandığını hissedersin,arsız sevgilerine.

    Artık inkarı yok,gözyaşlarının hüzünlerine,
    Kaybedilmiş sandığın sana uzak düşlerine.

    Özgürsün büyüttüğün her bir ayrı sevdan için,
    Yalnız kaldığın zamanların anısına.

  7. 2006-11-19 #7
    Bana Aşkı Anlat

    yusuf'u andıran
    leyla'yı kıskandıran
    mecnun gözlerinle gel..
    gel ve sevgiyi anlat bana
    vuslatı anlat,
    kor akşamlarda kavrulduğun
    beyaz bir martıyı andıran özgürlüğünden uzak,
    sevgilinin kalbinde hapsolmuş hüznünle gel..
    gel ve okşa saçlarımı
    bir bebek gibi bak bana
    sonra dünyayı anlat
    karmaşasıyla, aldatmacasıyla
    gözlerimdeki isyandan kurtar bedenimi,
    ayaklanmadan isyanım...
    hakim kırmadan elindeki kalemi
    vermeden şu emaneti ben,
    gel ve bana aşkı anlat
    olağanca doğrusuyla, yanlışıyla..
    bir bebek gibi sev beni, bir bebek gibi kucakla...
    mecnun'daki leyla'yı
    yusuf'taki züleyha'yı
    kerem'deki aslı'yı anlat bana..
    sonra her delikanlının bir mecnun
    ve her genç kızın aslında bir leyla olduğunu;
    yarin içimde bir yerlerde durduğunu
    ve uyanmak için geceyi bulduğunu anlat.
    bir bebek gibi sev beni, bir bebek gibi kucakla...
    ...
    sonra bırak kırılırsa kırılsın kalem
    martı kessin ümidini yeniden uçabilmekten
    ve isyanım ayaklansın..
    aşkın tarifini bile yapamadığım hayata
    elveda dedikten sonra ben,
    bırak
    herşey yeniden durağanlaşsın...

  8. 2006-11-21 #8
    Penceredeki Mum Işığı

    Can çekişen şairlerin aşkın ve ölümün bahçesine
    şiirler düşürdüğü gecelerde
    aklımı yitirip çok kere sokaklara vurdum kendimi...
    Sadece senin pencerende mum ışığı var
    bilinmezlikte saklı sevgili...

    Neresinden tutsam
    parçalanır bu hayat
    eskitilmiş imgelerle yamalanırken sevgiler,
    sen ey ruhunun yansıması rüyalarıma giren,
    biliyorum olmayacak böyle...
    titreyen ellerimle kağıttan gemiler yapsam da usanmadan
    biliyorum,
    parçalanır bu yürek hangi rıhtıma yanaşsam

    oysa şimdi,
    kalk diyor içimdeki deli
    şu köşede hüznünü sigara dumanına boğan
    beyefendiye sor bakalım
    neymiş aşkın gelmişi geçmişi...
    ya da yorgun şarkılar söyleyen şu kadının
    derin yüz çizgilerine sor
    aslını astarını
    adını,
    aşk koyduğumuz çoğul yalnızlığın..

    geçtim, kentin harabelerinden tütsülenmiş bir akşamda
    boynumda ninemin taktığı cevşen,
    geçtim çocukluğumun gül bahçelerinden
    parmağıma batan dikenlerin acısı o kadar taze ki..
    oysa çoktan unutmuşum
    ağaçtan düşmelerimi..

    ve sen... zamanlı zamansız takılan aklıma..
    ey sesi buğulu akşamlarda şarkılara karışıp gelen
    sen, yankısı tiz bir çığlığın
    pencerendeki son mum ışığı da
    sönüyor şimdi..
    (Fardında mısın?)
    <CENTER>
    </CENTER>

  9. 2006-11-21 #9
    Bunca zaman bana anlatmaya çalistigini,
    Kendimi buldugumda anladim.

    Herkesin mutlu olmak için baska bir yolu varmis
    Kendi yolumu çizdigimde anladim..

    Bir tek yasanarak ögrenilirmis; hayat, okuyarak,dinleyerek
    degil.. Bildiklerini bana neden anlatmadigini, anladim..

    Yüreginde ask olmadan geçen hergün kayipmis
    Ask pesinden neden yalinayak kostugunu anladim..

    Aci doruga ulastiginda gözyasi; gelmezmis gözlerden,
    Neden hiç aglamadigini anladim..

    Aglayani güldürebilmek, aglayanla aglamaktan daha degerliymis,
    Gözyasimi kahkaya çevirdiginde anladim..

    Bir insani herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdigi
    acitabilirmis, Çok acittiginda anladim..

    Fakat, hakedermis; sevilen onun için dökülen her damla
    gözyasini, Gözyaslariyla birlikte sevinçler terkettiginde anladim..

    Yalan söylememek degil, gerçegi gizlememekmis marifet,
    Yüregini elime koydugunda anladim..

    ''Sana ihtiyacim var, gel!'' diyebilmekmis güçlü olmak,
    Sana ''git'' dedigimde anladim..

    Biri sana ''git'' dediginde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmis sevmek,
    Git dediklerinde gittigimde anladim..

    Sana sevgim simarik bir çocukmus, her düstügünde ziril ziril aglayan,
    Büyüyüp bana sımsıkı sarildiginda anladim..

    Özür dilemek degil, ''affet beni'' diye haykirmak istemekmis pisman olmak,
    Gerçekten pisman oldugumda anladim..

    Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymis
    Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmis
    Yüregimde sevgi buldugumda anladim..

    Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermis bir gün affedilmeyi,
    Beni afetmeni ölürcesine istedigimde anladim..

    Sevgi emekmis;
    Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür birakacak kadar
    sevmekmiş...
    <CENTER></CENTER>
    <!-- / message --><!-- sig -->

  10. 2006-12-03 #10
    Uzun zaman önce, dünya yaratılmadan, insanlar dünyaya ayak basmadan önce, iyi huylar ve kötü huylar ne yapacaklarını bilemez vaziyette dolanıyorlarmış. Bir gün, toplanmışlar ve her zamankinden daha sakin oturuyorlarken Saflık ortaya bir fikir atmış:
    "Neden saklambaç oynamıyoruz?"
    Ve hepsi bu fikri beğenmiş, ve hemen çılgınlık, bağırmış:
    ''Ben ebe olmak ve saymak istiyorum, Ben ebe olmak istiyorum!" ve başka hiç kimse Çılgınlığı arayacak kadar çıldırmadığı için, Çılgınlık bir ağac'a yaslanmış ve saymaya baslamış, 1, 2, 3 ....Ve Çılgınlık saydıkça,iyi huylarla kötü huylar saklanacak yer aramışlar.
    Şefkat Ay'ın boynuzuna asılmış;
    İhanet çöp yığınının içine girmiş;
    Sevgi bulutların arasına kıvrılmış;
    Yalan bir taşın altına saklanacağını söylemiş ama yalan söylemiş çünkü gölün dibine saklanmış;
    Tutku dünyanın merkezine gitmiş;
    Para hırsı bir çuvalın içine girerken çuvalı yırtmış.
    Ve Çılgınlık saymaya devam etmiş, 79, 80, 81, 82.....
    Aşkın dışında bütün iyi huylar ve kötü huylar o ana kadar zaten saklanmış.Aşk, kararsız olduğu gibi, nereye saklanacağını da bilmiyormuş..
    Bu bizi şaşırtmamalı çünkü hepimiz Aşkı saklamanın ne kadar zor olduğunu
    biliriz.Ve Çılgınlık 95, 96, 97... ya gelmiş ve 100'e vardığı anda, Aşk sıçrayıp güllerin arasına girmiş ve saklanmış.Ve Çılgınlık bağırmış :
    "Sağım solum sobedir, geliyorum!", ve arkasını döndüğünde, ilk önce
    Tembelliği görmüş, o ayaktaymış çünkü saklanacak enerjisi yokmuş. Sonra Şefkati ayın boynuzunda görmüş,ve İhaneti çöplerin arasında, Sevgiyi bulutların arasında, Yalanı gölün dibinde, ve Tutkuyu dünyanın merkezinde, hepsini birer birer bulmuş, sadece biri hariç.
    Ve Çılgınlık umutsuzluğa kapılmış, en son saklı kişiyi bulamamış, derken
    Haset, bulunamadığı için haset duyarak,Çılgınlıgın kulağına fısıldamış:
    "Aşkı bulamıyorsun, O güllerin arasında saklanıyor."Ve Çılgınlık çatal şeklinde tahta bir sopa almış, ve güllerin arasına çılgınca saplamış,saplamış, saplamış, ta ki yürek burkan bir haykırma onu durdurana kadar. Ve haykırıştan sonra, Aşk elleriyle yüzünü kapayarak ortaya çıkmış, ve parmaklarının arasından gözlerinden iki sicim gibi kan akıyormuş, Çılgınlık Aşkı bulmak için heyecandan Aşkın gözlerini çatal sopa ile kör etmiş.
    "Ne yaptım ben? Ne yaptim ben?'' Diye bağırmış.
    "Seni kör ettim. Nasıl onarabilirim?" Ve Aşk cevap vermiş,
    "Gözlerimi geri veremezsin. Ama benim için bir şey yapmak istersen, benim kılavuzum olabilirsin."
    Ve o günden beri, Aşkın gözü kördür ve her zaman Çılgınlık yanındadır..."

    sponsorlu bağlantılar
  11. 2006-12-12 #11
    AŞKIMIN TARİFİ

    Sana nasıl anlatsam bilmiyorum. Ama bildiğim tek ama tek şey seni delicesine çok sevdiğim. Seninle öyle bütünleştim ki ayrılmak değil kopamıyorum senden. Ne seni bırakabiliyorum; ne de kendimi hiçe sayıyorum. Bunların ikisini de yapamıyorum. Çünkü artık düşünemiyorum. Kafama, benliğime o kadar yerleşmişsin ki; seni oradan çıkartmak olanaksız. Belki kendimi küçük düşürüyorum ama sevgide küçük düşme söz konusu olsa bile seve seve senin için her adımı atarım. Seni o kadar çok sevdim ki artık aşkım senden bile öte. Seni sevdiğimi dağlara, taşlara kısacası her yere; bütün kainata haykırmak istiyorum Seni Seviyorum!!

    Bu kelime topluluklarını defalarca senin için ama yalnız senin için tekrarlayabilirim. Biliyor musun; seni sevdiğimden beri artık çevremdeki her şey gözüme daha güzel daha hoş ve de daha ümit verici gelmeye başladı çünkü onlar bana seni hatırlatıyor...

    Dağlar gibi sende içimde çok büyük tutunulması zor bir yerdesin. Tepeler gibi sende içimde ulaşılması zorsun. Zirveye sadece bir kişi çıkar senin yaşamında; işte o da ben olmak istiyorum zirvede tek ben; BEN VE SEN...

    Su gibi berraksın ama içimdekileri de alıp götürüyorsun,yol gibi senin de sonun yok; yani seni sevmenin sonu yok... Bu böyle nereye kadar sürer bilemem tabi. Bunu ben belirleyemem; ama şunu bil ki seninle ölüme bile varım..!

    Sensiz geçen bir gün değil bir salise bile düşünemez oldum. Sen benim; benliğim, varlığım, hayatım, geleceğim, çılgınlığım, sevincim, mükemmelim, sevdiceğim kısacası her şeyim her şeyimsin...

    Sensiz bir hayatın oksijensiz yaşamdan farkı yoktur. Aldığım nefes içtiğim su yürüdüğüm yol her şeyde sen ve senden izler var.

    seni seviyorum,seni seviyorum,seni seviyorum,

  12. 2006-12-20 #12
    Bana Ne Anlatmak İstiyorsun Gözlerinle!...

    Bana ne anlatmak istiyorsun?
    Gözlerinle kalbime giriyorsun
    Sanki 'ben seninin' diyorsun
    Anlayamıyorum
    Sana sormak istiyorum ama kırılırsın korkusu yüreğimde
    Yada bende.
    Hazin bir sondan korkuyor yüreğim
    Bana ne anlatmak istiyorsun?
    Güzelsin
    İstesen her kez i peşinde gezdirirsin
    Ama kalbime giriyorsun
    Bana ne anlatmak istiyorsun?
    Sanki korku var gözlerinde
    Bana söyleyemediğin bir şey var
    Korkma
    Söyle!
    Kırmam seni
    Anlat bana derdin ne
    Seviyorsan
    gönlüm açık yüreğine
    Ama sende bir darbe daha vurma ezik kalbime
    Acıyor zaten
    Eski değil daha yeni
    Ne asır geçti ne de yıl
    Kalbim kırık sevgiliye
    Bana ne anlatmak istiyorsun gözlerinle?
    Seviyorsan severim seni istediğin her yerde
    Zaman geçmez ben sevdim mi bir kere
    Anlayamazsın nasıl sevdim diye
    Eğer ki sende seviyorsan
    Açıl yüreğime
    Sen de sev beni kalbinle…

  13. 2006-12-27 #13
    Şimdi beni iyi dinleyin. Gözlerimin arkasındaki kum fırtınasının rüzgarını merak edenler, iyi dinleyin. Her fırsatta "Nerdesin, aklın nerde?" diye soranlar, iyi dinleyin. Dünyanın yanlızca bilinen karalardan ve denizlerden ibaret olduğunu sananlar siz dâhi iyi dinleyin. Birazdan öğreneceksiniz siz yanlızlığıma tecavüz etmeye çalışırken nerede olduğumu. Ama önce hepinizi uyarmalıyım; yüreği tütmeyen hiçkimse anlayamayacak anlattıklarımı.

    Burada korku lüks…
    Burada ölüm merhamet…
    Acı her erin değişmez tayını burada.
    Burada her şey her an karanlığı aratacak kadar aydınlık…

    Aşkın çölüne hoşgeldiniz.
    Uzaktan izleyin, siz buraya giremezsiniz.

    Sınır yok burada, mantık yok, kural yok…
    Delilik ve dahiliği, mantıksızlık ve cesareti ipince bir çizgi ayırır sizin dünyanızda. Burada çizgi yok.

    Unutmak yok burada, soğumaz hiçbir yara aşk güneşinin altında.

    Aşkın çölüne hoşgeldiniz.
    Üzgünüm, siz buraya ait değilsiniz.

    Yalnız değilim sandığınız gibi. Tüm zamanların en büyük aşıkları burada. Sağımda Kays, solumda Ferhad'la her gün yürüyorum her gün. Juliet'in acısını hissediyorum her adımda. Kimse kimseyi tanımaz ama herkes herkesi bilir bu lejyonda.

    Burada hiçkimse "azab" kelimesinin kökünün lezzetle aynı olduğunu sözlükten öğrenmedi. Buradakiler başını aşka verdi, ama baş eğmedi. Yar için kendinden geçmek marifet değil burada. "Senin için senden geçerim." diyemeyene yer yok aramızda. Buradaki her yürek bir dikene takılmıştır. Burada her nefes ağıt edilip bir güzele yakılmıştır. Burada her damla gözyaşı aşk için dökülmüştür.

    Gözyaşına doymaz aşk çölü. Bir tek yeşil ot vermez karşılığında. Gözyaşlarımız göğe yükselirken seraplarda sevdiğimizin yüzünü görürüz her akşam üstü. Aşkımız hayallenir çölün alacakaranlığında.

    Aşıkların hasat şenliğine hoşgeldiniz.
    Üzgünüm, bizim gördüklerimizi göremezsiniz.

    Bin yıl yaşasanız da giremezsiniz bu lejyona yüreğiniz yanmadıkça. Ölseniz bile çıkamazsınız aşk ve onur yüreğinizde yaşadıkça.

    Legion de Amour'a hoşgeldiniz.
    Üzgünüm, aramıza giremezsiniz.

  14. 2006-12-28 #14
    Ben Buyum Yokluğunda

    Sitem doluydu şiirlerim
    Yokluğunda.
    Öfke çaresizlik isyan.
    Ne yapacağını bilemeyen.
    Çaresiz beceriksiz.
    Kapılar, pencereler,
    Duvarlar yumruklandı.
    Kuytularda saatlerce
    İç çekilerek ağlandı.
    Şişeler dolu,dolu şişeler
    Boşaldı yuvarlandı.
    Avutamıyordu hiç birşey
    Özleyen kalbimi.
    İsyanımı yazdım sana.
    Deymezmişsin dedim.
    Deymezmişsin sevilmeye;
    Ver artık beni bana.
    Şimdi; pişmanmıyım yazdıklarımdan
    Hayır asla.
    Anlaki sensizlikte,
    Ben buyum; bu oluyorum.
    Bedenen değilsede
    Ruhen ölüyorum



    Bensizlik

    Demiştim sana
    Bensizliği söylemiştim
    Kokmaz güller eskisi gibi
    Ötmez bülbüller içten şakrak
    Denizin sesi gel demez
    Serinletmez rüzgarlar bağrını
    Duymaz sesini kimseler
    Güneş bile parlamaz
    Mehtap olmaz
    Yıldızlar söner yokluğumda
    Benim yokluğumda
    Senin yokluğun gibi
    Dünya dönmeyi unutur
    Kuşlar uçmayı
    Balıklar yüzmeyi unutur
    İnsanlar gezmeyi
    Rüzgar esmeyi unutur
    Çiçekler açmayı
    Bensizlik zordur gülüm
    Sensizlik gibi
    Unutursun gülmeyi
    Sensizlik yakışmadı bana
    Bensizlik yakışmaz sana
    Sen gel yine bana

  15. 2007-01-12 #15
    AŞK NE DEMEKTİR?????
    AŞK;…

    -Kimsenin anlatamadığı, ve kimsenin anlayamadığı bir şey…….
    -Kocaman bir yalan…
    -Kötüdür yıkıcıdır yakıcıdır sınıra dayandı mı pes edip yorulur aşk acımasız haindir…..
    -Aynı labirent gibidir girişi vardır ama çıkış yolunu daha kimse bulamamıştır
    -Nefes almayı öğrenmeden yüzebilmektir, uçmayı öğrenmeden ağaca çıkmak gibi; aşk
    yalnızlığı seçmek; yanıldıkça sevmek, sevdikçe kaybetmek, kaybettikçe varolmaktır…….
    -Nefretle başlayan sevgiyle biten ALLAH ın bu dünyaya verdiği en güzel ve en acımasız şeydir…
    -Kendini unutmak devamlı onu düşünmek düşündükçe derinlere inmek ve kendinden geçmektir…
    -Yüreğin daraldığında başını göğsüne yasladığının birinin var olması demek…..
    -Mesafe demektir, mesafe ne kadar uzun olursa aşkın süresi de o kadar uzun demektir, aşk aradaki mesafeyi
    korumak, sevgi ve saygıyı yitirmemektir….
    -Layık olanların çektiği bir sevgidir…
    -Koca caddenin ortasında tokat yiyip sonra ona geri dönebilmektir….
    -Kör olmak yalnızca bir tek şeyi görmektir onu ve aşk sakatlıktır ayaklarınız tek bir yere gider onu yanıdır..
    -AŞK ne midir ölmeyi her gün istemektir sevipte sevilmediğini bilerek bin defa ölmektir
    -Nerde olursa olsun, gelip sizi bulan, bazen hayatı zehir eden, bazen ise hayatı yaşatan tanımsız bir duygudur….
    -Aynı anda heyecanlanıp aynı anda ağlayabilmek ve en önemlisi karşındakinin gözlerine bakıp seni seviyorum diyebilmektir…
    -AŞK NERDE OLURSA OLSUN GELİP SİZİ BULAN, BAZEN HAYATI ZEHİR EDEN, BAZEN İSE
    HAYATI YAŞATAN TANIMSIZ BİR DUYGUDUR….



    ******BÖYLE İŞTE AŞKIM;;;;sana aşığım çünkü ihanet yok bizim aşkımızda yalanlarla örülmüş sahte duygular da yok ..birbirimizi kandırmadan en çıplak halimizle yaşıyoruz biz bu aşkı çünkü aşk dediğin böle olmalı bizim ki gibi sana aşığım aşkım.. biri aşktan söz etse hemen aklıma sen geliyorsun seni düşünüyorum ve deli gibi çarpmaya başlıyor kalbim başkasının söylediği her şey anlamını yitiriyor…çünkü AŞK kelimesi bana seni hatırlatıyor…


    __________________

    Yaşam dokunulması henüz tamamlanmamış olağanüstü güzellikte bir duvar halısıdır, vi bize ait olan boşluğu ancak biz doldurabiliriz.Kimseyi kırmamak ve üzmemek şartıyla istediğimiz herşeyi denemekte bize düşer. Bir gün sonsuzluğun bulutlarına oturduğumuzda ne aklımız kalsın nede kırık bir yürek. Tüm yaşantınızda gerçek dostluk ve sevgiye ulaşmanız temennilerimle.....

    sponsorlu bağlantılar
  16. 2007-01-13 #16
    Pardon Aşka Ayıp Oluyor !

    Günümüz insanı aşka aşık, aşığa değil... Aşkların kısa dönem askerlik gibi kısa sürmesinin nedeni herhalde bu.

    Zaplanan aşıklar dönemi bu dönem! Kanaldan kanala geçer gibi aşıktan aşığa geçiliyor.Peki bu neden böyle oluyor ? Çünkü insan insana sevgisiz, insan insana tahammülsüz, insan insan için fedakarlık duygusunu yitirmiş, insan insana kendini adamaktan kaçıyor.

    Oysa fedakarlık, adanmışlık varsa vardır aşk. Fedakarlığın, adanmışlığın yaşamadığı yerde yaşamaz aşk.Ne yazık ki uğruna kendini adadığı ne bir ideali var günümüz insanının... Ne de uğruna kendini adadığı bir aşkı...

    Nerde ideali, aşkı uğruna her şeyden vazgeçen dünün insanı...Nerde hiçbir şey için hiçbir şeyden vazgeçmeyen bu günün insanı...

    Bu günün insanı aşkta köşe dönmeci. Emek harcamadan yaşamak istediği gibi, emek harcamadan aşk yaşamak istiyor. Sevmeden sevilmek , vermeden almak istiyor.

    Hiç değilse bir koyup üç almak istiyor. Bir koyup üç alamadı mı ilişki bitiyor. İlişkiler çıkar menfaat üzerine kurulu.

    Elektriklenmeler kısa devre. Bir günlük elektriklenmeler, bir gecelik sevişmeler aşk sanılıyor.

    Sevgili bayanlar baylar, aşka ayıp oluyor

  17. 2007-01-13 #17
    Biliyor musun, adını belki hiç koyamayacağız bunun… Hep söyleyeceklerimiz dilimizin ucuna gelip orada intihar edecek yada boğazımızda düğümlenecek… Ya da sen duvarlar çekeceksin yüreğinin önüne… Yine birileri kırılmasın deyip; duvarın arkasında kalacak sessiz çığlığın, yada benim doğrularıma takılacak sana haykıracaklarım… Yani anlayacağın hep uçurumlar doğacak aramızda; hani o uçurumları geçmek için köprü kurmaktan korkacağımız… Ve biz aşamayacağız o uçurumları… Biz hep düşmekten, düşüp de ölürsek başkalarını üzmekten çekineceğiz…Ve hep gözlerimizde mahkum kalacak söylemek isteyip de söyleyemediklerimiz…
    Bırak kalsın sen de, ben de alışığız başkaları için yüreklerimizi acıtmaya… Bırak hiç acımadığı kadar acısın kalplerimiz; ne de olsa imkansız bizim birlikteliğimiz… Ne de olsa ben hüzne alışığım ya da sen acılara.Biz; ikimiz başlayamayan bir masalın yitik kahramanları… Hani isteseler dünyayı tersine çevirebilecek ama hep başkaları için en büyük acıları çekecek kahramanlar… Hani aynı davanın iki suçlusu… Şu suçları talihsizlik ya da kötü kader olanlardan… İşte bu bizim yarım, yitik, başlamaktan korktuğumuz hikayemiz… İki dağın birbirine kavuşamama hikayesi… Hani hep yolların, mesafelerin ve imkansızlıkların araya girdiği hikaye…
    Ve biz güneş ve kardelen çiçeğiyiz… Ben ne kadar da sana ulaşmak için karı delsem de; sen de beni yakmamak için o kadar uzak durursun… İşte böyle bir şey ismini, cismini belirleyemediğimiz; adını koyamadığımız bir şey bu bizimki...
    :crying:

  18. 2007-01-21 #18
    ***Adını Koyamadığımsın***
    Ne zaman tanıdım seni diye düşündüm
    Dün gece
    Bulamadım
    Sanki hep vardın bir yerlerde
    Saklanmış
    Ve bir anda
    Ortaya çıkmıştın
    Sen
    Zamanda bulamadığımsın

    Ne kadar sevdim seni
    Sevgi... aşk
    Tutku... hayal
    Sanki hepsinden de öte
    Kalbimde
    En derinde
    Bir
    Duygusun
    Sen
    Adını koyamadığımsın

    Bitecek ve gideceksin bir gün
    Biliyorum
    Sen bende kalacaksın
    Ama
    Ben sende olacak mıyım
    Bir soruyum
    Sen de
    Cevabını bulamadığım...

    Güncelleme : 2007-01-21
  19. 2007-01-31 #19
    Anlattıkça kış vuruyor satırlarıma

    Anlattıkça üşüyor, anlattıkça ısınıyor yüreğim.

    Bugün sardunyalarım da açmadı
    Belki de küskün renklere
    Ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım
    Sensiz soluyorum anlayacağın
    Mavi mavi ölüyorum
    Duyuyor musun, orada mısın,
    Var mısın, yok musun?
    Bir tek şeyi unutma!

    Seni sevdim ben.

    Yanarak, yıkılarak

    Aklıma her geldiğinde ağlayarak....

  20. 2007-01-31 #20
    BENİ ANLAMIYORSUN



    Sana büyük öfkem var ama SEVGİMDE

    Bütün duygularım iç içe geçmiş şekilde

    Her şey karmakarışık



    Yüzüne söyleyemediğim her şeyi

    Kağıtlara döküyorum

    Kendi kelimelerimle

    Başı sonu olmayan cümlelerle



    Öfkemi,verdiğim değeri

    İyi niyetlerimi sorguluyorum...

    Kayahan Abi'nin dediği gibi

    ''davalı ben,davacı ben;

    yorgunum bu celselerden''

    Her şey kördüğüm olmuş

    Artık ne sen çözebilirsin

    Ne de ben...


    sponsorlu bağlantılar
  21. 2007-02-04 #21
    Kim Bilir Belki...
    Kasaba esnafından biri olmalıydı kocam.

    Akşam, güneş batmadan dükk&#225;nını kapatıp eve gelmeliydi.

    Evimiz mümkünse bahçeli olmalıydı. Yaz akşamları sulayıp serin serin oturmalıydık.

    Ben, orta boylu tıknazca, ev hanımı olmalıydım.

    Cinsiyeti önemli değil, eli ayağı düzgün iki çocuğumuz olmalıydı.

    Derslerine yardım etmeye yetecek eğitimim olmamalıydı.

    Ama ara sıra ''Dersinizi bitirdiniz mi?'' diye sormalıydım.

    Daha çok üstleri başlarıyla...

    Yedikleri içtikleriyle...

    Öksürükleri, aksırıklarıyla ilgilenmeliydim.

    Yavaştan yavaştan çeyizlerini düzmeliydim.

    Her ayın 15'i kabul günüm olmalıydı. Ellerime sağlık, kekler, poğaçalar yapmalıydım. İnce belli bardaklarda çaylar ikram etmeliydim.

    Sabahları hırkamı omzuma alıp komşuya kahve içmeye geçmeliydim.

    Patlıcan, biber kızartmalı, reçel kaynatmalıydım.

    Akşamları özene bezene sofrayı kurmalıydım.

    Kocam ajansı dinlerken ben lafa girmeliydim, o, ''Sus hanım "bi dakka''
    demeliydi.

    Böyle dese de beni çok sevmeliydi.
    O uyuklamalı, ben bulaşık yıkamalı, çocuklar ders çalışmalıydı.

    Bazen akşam oturmasına komşular gelmeliydi. Öyle Haremlik selamlık gibi değil ama kadın erkek ayrı oturmalıydık.

    Erkekler memleketi kurtarırken biz bütün kasabayı Dilimizden geçirmeliydik.

    Herkes birbirinin kocasına, karısına ''Falanca Bey'', ''Filanca Hanım''
    diye
    hitap etmeliydi.

    Yanlışlıkla bacağımız, göğsümüz biraz açılıverse Yüzümüz kızarmalı, hemen toparlanmalıydık.

    Kocam kırk yılda bir, bir tek atmalı, neşelenip bir hicaz şarkı mırıldanmalıydı.

    Şehvetten uzak şefkate yakın bir cinsel hayatımız olmalıydı.

    Gözümüzü birbirimizde açmış olmalıydık, öyle de sürüp gitmeliydi.

    Harama uçkur çözmemeliydik.

    Zaten etrafımızda evli barklı komşularımızdan başka kadın olmadığından...

    Dükk&#225;nda çelimsiz çıraktan gayrı, öyle sekreter falan çalışmadığından...

    Ortalıkta gidilecek bar mar bulunmadığından...

    Mankenler bizim kasabaya uğramadığından...

    Ve de kocam, efendi bir adam olduğundan beni aldatamazdı.

    * * *

    Tamam, abarttım biraz. Belki de böyle bir aile yapısı örneği Kalmamıştır artık.

    Ama, acaba diyorum... Buna benzer bir hayat tarzı beni daha mutlu eder miydi?

    Kendim de dahil uçuk kaçık insanlardan gına geldi artık.

    Normalliği özlüyorum.

    Özgürlüğün tadını çıkaralım derken suyunu çıkardık galiba.

    Herkes çok zeki, çok akıllı, çok bilgili, çok şu, çok bu.

    Ve de çok mutsuz. Depresyona giren girene.

    Çokbilmişliğin kimseye bir faydası yok galiba.


    Pakize SUDA

  22. 2007-03-31 #22
    Anlatamıyorum




    Anlatamadığım gösteremediğim
    O kadar sevgi var ki yüreğimde
    Çok ağır geliyor artık
    Sana olan tüm hislerim
    Korkularım
    Aşkım
    Sevgim ve özlemim
    Hepsini birden yaşamak
    Hissetmek ve tam anlamıyla gösterememek
    Çok ağır geliyor yüreğime
    Hepsini bir anda yaşıyorum
    Korkuyorum
    İçine girdiğim derin denizden
    Korkuyorum kaybolup gitmekten
    Çünkü aşkınla hergün daha fazla derinleşiyor deniz
    Korkuyorum senin birgün kaybolup gitmenden
    Seviyorum
    Hayatımda sevmediğim kadar
    Sensiz yaşayamayacağımı bilecek kadar
    Özlüyorum
    Gecenin karanlığında bir başımayım sanki
    Uykularım düzensiz ve
    Uykuya dalabildiğimde sen varsın rüyalarımda
    Her günümde her saatimde her anımda sen varsın
    Dudaklarımda kalbimde beynimde senin adın
    Bedenimde senin izin
    Kulaklarımda senin sesin
    Burnumda senin kokun var
    Seninle nefes alıyorum
    Seninle gökyüzünün güzelliğini gördüm
    Seninle çiçeklerin kokusunu duydum
    Sen olmadığında gene eskisi gibi
    Güzel olan hiçbirşeyi hissedemeyeceğim
    Ben seninle varım
    Korkuyorum gitmenden
    Seviyorum seni tüm kalbimle
    Özlüyorum seni tüm benliğimle
    Ne olur aşkım çabuk ol

    Çünkü sensiz yaşayamıyorum.

  23. 2007-04-04 #23
    61 - Aşkı Anlatamazsan Eğer!...

    Aşk, iyi geceler öpücügünü uzun tutmaktir. Beklentidir.
    Aşk, delicesine flört ederken yanindakinin hiçbir sey yapmama hakkini teslim etmektir. Saygidir.
    Aşk, zaaflariniz oldugunu ortaya çikarir. Kabullenmektir.
    Aşk, simdi zamani degil diye beklemeyi bilmektir. Sabirdir.
    Aşk, saçlarda baslayip topuklarda biten bir gezintidir. Kesiftir
    Aşk, Seviselim demeden sevismek, yanindakinin ne istedigini bilmektir.Anlasmaktir.
    Aşk, baglandigini sandiginda, karsindakine hayir deme sansini tanimaktir.Inceliktir.
    Aşk, korumaktir. Sorumluluktur.
    Aşk, ciddi bir tokalasmayi kikirdamaya dönüstürmektir. Mizahtir.
    Aşk, durma yoksa seni öldürürüm lafini duymaktir. Şehvettir.
    Aşk, evinizdeki her seyin yerinin degistirilmesini kabullenmektir. Teslimiyettir.
    Aşk, sevgilinizin ne oldugunu bütün çiplakligiyla görmektir. Gerçektir.
    Aşk, saatin kaç oldugunu bilip aldirmamaktir. Nesedir.
    Aşk, sizi kucaklayan kollarin, gittikçe daha çok sarilmasidir.Mutluluktur.
    Aşk, gecenin bir vaktinde sen uyu, benim gitmem gerek dediginizde,uyanik kalip seni biraz daha görmeyi tercih ederim cevabini almaktir. Sicakliktir.
    Aşk, tanidiginizi zannettiginiz insanin yeni yanlarini kesfetmektir. Tazeliktir.
    Aşk, uyandiginizda rüyanizi yaninizda bulmanizdir. Düslerin gerçek olmasidir.
    Aşk, kocaman yatagin üçte birine sikismaktir. Yakinliktir.
    Aşk, evin anahtarkidan bir kopya daha yaptirmaktir. Güvendir.yatagin üçte birine sikismaktir. Yakinliktir.
    Aşk, evin anahtarkidan bir kopya daha yaptirmaktir. Güvendir.
    Aşk, hosçakal dedikten sonra tekrar karsilasacagini bilmektir.Kaderdir.
    Aşk, gerindiginde sizlayan vücut lafinin anlamini bilmektir. Derstir.
    Aşk, ecza dolabini açtiginda, dismacunu kapagini kapatilmamis bulmaktir. Uyumdur.
    Aşk, hosçakal dedikten sonra tekrar karsilasacagini bilmektir.Kaderdir.
    Aşk, gerindiginde sizlayan vücut lafinin anlamini bilmektir. Derstir.
    Aşk, ecza dolabini açtiginda, dismacunu kapagini kapatilmamis bulmaktir. Uyumdur.
    Aşk, pencereden disariya baktiginda kiminle oldugunu hatirlamaktir. Düsüncedir.
    Aşk, rüzgarin agaçlarin arasinda dolasirken çikardigi sesi dinleyip sevgilisinin yaninda olmadigina hayiflanmaktir.Yalnizliktir.
    Aşk, asla anlatilmayacak hikayelerdir.

  24. 2007-08-11 #24
    Hasretinle geçiyorken bu gençlik çağım


    Ey sevdiğim, ben ümitsiz değilim gene
    Ak düsünce saçların kumral rengine
    Kollarında son aşıkın ben olacağım.

    Ey başında şimdi sevda rüzgarları esen,
    Böyle her gün yollarımdan geçsen de süzgün
    Sen benimsin büsbütün terk olunduğun gün ...
    O mukadder günü, bilmem, düşündün mü sen?

    Ben bir beyaz saçlı aşık, sen bir ihtiyar ...
    O gün bana yaklaşırken ey ilahi yar,
    Esirgeme gözlerimden bir son buseni,

    Kirpiğinden yavaş yavaş bir damla aksın,
    Çünkü, ruhum, sen de o gün anlayacaksın
    Ki hiç kimse benim kadar sevmemiş seni!

  25. 2007-08-13 #25
    Aşkı tek kişilik yaşamak…



    Aşkı tek kişilik yaşamak… Yükü ağırdır, yakar yüreğini, ruhunu, bedenini! Dayanamaz, söylemek istersin ama dökülmez kelimeler dilinden! Gözlerin ise inadına anlatır aşkını! Utanmaz gözler, korku nedir bilmez aşk söz konusu olduğunda! Dilin bağlandığında o konuşur… Ama nafiledir! Çünkü anlamaz karşı taraf gözlerin dilinden! Sen ise tek kişilik yaşamaya devam ettikçe aşkını, daha da büyür aşkın… Yüreğine sığmaz olur! Ve her yeni günün başlangıcında 'bugün söyleyeceğim' dersin. Ama o an geldiğinde, elin ayağın titrer, avuçlarının içi terler ve tam anlatmaya başlayacakken ağzından başka kelimeler dökülür. Havadan sudan konuşursun. Oysa bunlar değildi söyleyeceklerin!

    İçinden, 'bugün olmadı ama yarın kesin…' dersin. Ve böylece günler birbirini kovalar ve sen zaman kavramını yitirirsin! Yaşamını ertelersin farkında olmadan…
    Aşkımızı dile getirmekten ne alıkoyar biz âşıkları? Aşkımızın reddedilmesi sonucu küçük düşmekten mi korkuyoruz? Kaybetmekten mi korkuyoruz yoksa? Kaybetmekten korkuyor isen gülerim doğrusu. Sana ait olmayan bir şeyi kaybedemezsinde unutma!


    Aşkın hamurunda cesaret vardır! Bu nedenle reddedilmekten ya da küçük düşmekten korkmaz aşk! Aşk için asıl küçük düşürücü olan dilsizliğe mahkûm edilmektir. Kendine ihanettir aşka göre, duygularından utanmak… Eğer duygularından utanıyorsan, acınacak durumdasındır ve aşkı yüreğinde barındırmayı hak etmiyorsundur! Esaret altındaki aşk onu esir edenden acı intikamını alır bu durumda! Artık yüreğinizdeki saf aşk değildir! Kuzu postuna bürünmüş bir kurt gibi aşk postuna bürünmüş sizi yiyip bitiren, ölmeden mezara koyan bir hastalıktır artık.
    İçinizden şu soruyu soruyorsunuz değil mi? 'Duygularımdan utanmadan aşkımı özgürce dile getirdim ancak reddedildim! Peki, şimdi karşılık bulamamış aşkla dolu yüreğimin acısı ne olacak söyle bakalım? Nasıl iyileşecek yarası?' diyorsunuz değil mi?


    Aşkın acısız yaşanacağını kim söyledi? Önemli olan o acıyı başı dik, aşkın hak ettiği şekilde yaşayabilmektir! Belki de dibe vuracaksınız reddedilmenin ya da hayal kırıklığının acısıyla… Tıpkı yürümeyi öğrenen bebekler gibi… Düşersiniz, dizleriniz parçalanır, acısından kıvranırsınız! Ancak bir süre sonra acınız belki diner belki de dinmez ama yine de inatla kalkarsınız düştüğünüz yerden! Ve her düşüşten bir şeyler öğrenerek kalkarsınız, aşkı yaşamaya dair bir şeyler…
    Aşkınızı dilsizliğe mahkûm etmeyin! 'Sana aşığım! Evet, sen bana âşık olmasan bile sana aşığım! Karşılıksız bile olsa aşkımı tek kişilik yaşamıyorum artık!


    Prangalarımdan kurtuldum ve ÖZGÜRÜM! Aşkımı ve onun meyvelerinden biri olan aşk acısını hakkıyla yaşıyorum!

    sponsorlu bağlantılar
  26. 2007-08-20 #26
    Tamamen Gerçek Hayattan Alıntı Bu Aşk Hikayesini Okurken Çok üzülüceceksiniz

    BIZIMKISI BIR ASK HIKAYESI

    Sizin için ne derece önemi var bunu bilmiyorum ama ben bu satırları yazarken
    gözümden damlalar akıyor klavye üzerine. Erkekler ağlamaz lafı bana göre
    değil. Ağlamaktan hiç utanmadım,duygularım,acılarım beni boğduğu zaman hep
    ağladım.Yine ağlıyorum... Sizleri tanımıyorum ama sizlerle paylaşmak
    istiyorum.Lütfen;bu satırlara bir seven olarak sahip çıkın ve lütfen
    yazılı
    satırlar olarak geçmeyin. Okudukça yeryüzünde insanlar neleri yaşarmış
    diyeceksiniz buna eminim. Bir memur ailenin en küçük çocuğu olarak babamın
    tayininin çıktığı bir köye taşındık.Huzursuzdum,okulumu bir köy okulunda
    okumaktansa ,şehirde medenice okumak istiyordum.kaydımı yaptırdı babam
    okula.İlkokul 4. sınıftan başladım köy okuluna.Beni bir sınıfa
    verdiler.Öğretmen köyde yabancı olduğumu biliyordu ve hangi sıraya
    oturmak
    istiyorsan otur dedi bana.Bir kızın yanı boştu sadece oraya
    oturdum.Hayatımı
    adadığım,gidişiyle beni bitiren insanla ilk o zaman tanıştım.İsmi
    Altınay
    idi.Çocuk yaşımda bile onun güzelliği beni çok etkilemişti.Masmavi
    gözleri,gamze yanakları ile arada bir bana dönüp gülüşü,yanlış yazdığım
    notlarımda kendi silgisiyle defterimdeki hatayı silmesi beni o minik yaşımda
    ona bağladı.O dönemlerde çocukça bir arkadaşlıktı. Zaman ilerledikçe onsuz
    tek saniye geçiremiyordum.ya ben onlara gidip ders çalışıyor, yada o bize
    geliyordu.Mükemmel bir paylaşımcıydı.Yüreğini,sevgisini,dostluğunu daha o
    yaşta vermişti bana.İlkokulu birlikte okuduk ve aynı sırada bitirdik.Hep
    onunla hep ona biraz daha alışarak. Ortaokula geçtiğimizde ailelerimize rica
    ettik ve bizi aynı okula yazdırdılar, hatta aynı sınıfa,hatta aynı sıraya
    oturmamız için babalarımız öğretmenlere adeta yalvardılar.Başarmıştık.
    Yine
    aynı sıradaydık.Geride kalan ilkokul dönemindeki iki yılda anladım ki
    onsuz
    hayat bana huzur vermiyordu.Yaşımız olgunlaştıkça o beni,ben onu daha
    çok
    seviyordum.Çocukça başlayan arkadaşlığımız sevgiye aşka dönüşmüştü
    ortaokul
    yıllarımız bitmek üzereyken.Şehir merkezinde.Ailelerimiz liseye
    geçtiğimiz
    sırada ortak bir karar aldılar.Buna göre tek ev kiralayacak ikimiz aynı
    evde
    kalacaktık.Annem de bizimle kalacaktı.Allah\\\'ım o karar bize
    iletildiğinde
    dakikalarca sarmaş dolaş kutlamıştık bunu.Ona aşık olmuştum.Aynı
    duyguları o
    da paylaşıyordu ve bunu fark eden ailelerimiz okul bittiğinde
    evlendirelim
    diye karar almışlardı bile.Ona tapıyordum artık.Haşa Allah\\\'a şirk koşar gibi
    günah işlercesine seviyordum.İlk elini tuttuğumda sakın bir daha bırakma
    demiştim. Yanakları kızarmıştı,utanmış ve başını önüne !
    eğmiş,gülümsemiş ve
    elimi sıkı sıkı kavramıştı.Artık her gün elele tutuşup okula gidiyor
    okuldan
    çıkarken elele dolaşıyor geziyor öyle gidiyorduk evimize.Arada bir
    elleri
    terler ve her terleyişte elini elimden kurulamak için çekerdi.Bunu her
    yaptığında kızar elimi bırakma diye azarlardım,hep tamam tamam diyerek
    gülümser ve hızla elini avucuma sokuştururdu. Her şey harikaydı,dünya
    cennet
    gibiydi gözümüzde.Yıllar akıp gidiyordu mutluluk içinde.Nihayet liseyi
    de
    bitirmek üzereydik.karne dönemi gelmişti.Karnelerimizi aldık hiç
    kırığımız
    yoktu.Sevinçle sarıldık birbirimize elimi tuttu.bunu kutlamak için bir
    cafeye gidip cola içerek kutlayacaktık.Okulun az ilerisinden geçen bir
    çakıl
    yol vardı.Her zaman toz duman içinde olurdu.çakıllarla kaplıydı.O yolun
    benim ve ölürcesine sevdiğim insanın ayrılmasında bu kadar rol
    oynayacağını
    bilsem hiç girer miydik o yola.Neler vermezdim o yolu yürümemek için.
    Eli
    yine elimdeydi,ansızın elini çekti,terlemişti yine eli.Sanırım dört
    adım
    atmıştım.Dönüp yine azarlayacaktım.Çünkü hem elimi bırakmış,hem de
    geride
    kalmıştı.Dönüp baktığımda Dünya başıma yıkıldı.Sanki gök kubbenin
    altında
    kaldım.yerdeydi ve yüzünden kan fışkırıyordu.ne yapacağımı bilemedim
    üzerine
    kapandım yüzüne yapışmış saçlarını kaldırdığımda hayatımı bitiren o
    görüntüyle karşılaştım.Başı kesilmiş bir tavuk gibi
    çırpınıyordu.Suratına
    bir taş parçası bıçak gibi saplanmıştı ve bakmaya doyamadığım mavi
    gözlerinden biri akmıştı.Suratının yarısı yoktu.Hırlıyordu bana bir
    şeyler
    demek istiyor kanla kaplı diğer gözünü temizleyerek bana bir şeyler
    demeye
    çalışıyordu.Yoldan geçen bir kamyonun tekerinin altından fırlayan bir
    taş
    suratına saplanmıştı.Ölürcesine bir aşkı,geleceğimizi kibrit
    büyüklüğünde
    bir taş parçasının bitireceğini bilemezdim.Donuk donuk hiç konuşamadan
    yüzüne bakmaktan başka bir şey yapamıyordum. Ellerini tuttum kaldırdım
    başını göğsüme dayadı ve elimi sıkı sıkı tuttu.Akan kan ellerimize
    damlıyordu.Yoldan geçen bir araba durmuş bizi seyrediyordu,hastaneye
    yetiştirelim dediğimde kanlı olduğu için almadı ve kaçtı gitti.Kimse
    arabaya
    almıyordu.çevreme bakıp yardım eden demekten,ona dönüp seni
    seviyorum,beni
    bırakma,dayan demekten başka bir şey yapamıyordum.İki dakikalık bir
    çırpınıştan sonra kucağımda öldü.Cennet olan Dünya 5 dakikada cehenneme
    döndü.Tam dokuz yıl oldu onu yitireli.
    Kendime olan güvenimi yitirdim.Artık kimseyi sevemem,kimsede beni
    sevemez
    korkusundan kurtaramıyorum kendimi.Bitkisel hayatta gibiyim.Tek elimde
    kalan
    bu net.bu net aracılığıyla sizinle paylaşmak istedim.Yitiren,ya da ben
    yitirenle paylaşmak isteyen herkese elleri terlese bile ellerimi
    bırakmamaları şartıyla elimi uzattım.Dost,kardeş,arkadaş ne olursanız
    olun
    ama elimi bırakmayın.Size sesleniyorum, elimi bırakmayın lütfen...


    Bu yazıyı okurken sizinde eliniz terlediyse o zaman bilin ki sizde sevdiniz….
    duygulandınız hatta ağladınız ama işte kader…


    :::::::ALINTIDIRr ÇOK HOŞUMA GİTTİ PAYLAŞMAK İSTEDİMmmm

    Güncelleme : 2007-08-20
  27. 2007-08-20 #27
    insan diyecek söz bulamıyor sevmek en güzel sey ama onun bir gün gidecegini yitecegini bilmek insanı çok üzüyorr...
  28. 2007-08-20 #28
    keder artık kim bilirdiki o yolun herşeyi değiştirceni..duygulanmamak elde değil yaa..
  29. 2007-08-20 #29
    Bırak Aşk Bende Kalsın... Ruhum Sana Ait Olamadı.. Ama Sen Onu da Döndürdün.. Kalleşsin Ama Vazgeçemiorum.... Yalvarsam Sana Gülersin... Kader İşte.. Aşk İşte.. Ayrılık İşte ....Sensiz İşte... Sensizlik İşte.....

    Diyebilyorsan Aşk Budur .... Derim ...

    Düşün....

  30. 2007-11-07 #30
    523 - Aşkı Anlatamazsan Eğer!...


    Zordur bazen söylemek sevdiğini
    Dizilir boğazına sözcükler
    Yutkunursun
    Çok şey vardır söylenecek…
    …ama lal olur dilin
    Susturursun özlem dolu sözcükleri
    Söyleyemezsin

    524 - Aşkı Anlatamazsan Eğer!...
    Zordur bazen söylemek sevdiğini
    Dilinin ucuna gelir bir anda
    Bir adım ileri gider
    İki adım geri gelirsin
    Ulaşamazsın gideceğin yere
    Cesaret edemezsin
    Sonra cesaretini de alıp gidersin
    Cesaretin firar eder kendinden
    Kırılır zincirleri
    Kalırsın bir başına ortada
    Söyleyemezsin
    524 - Aşkı Anlatamazsan Eğer!...524 - Aşkı Anlatamazsan Eğer!...

    Zordur bazen söylemek sevdiğini
    Gözlerinle anlatmak istersin
    Gözlerinde kaybolup derinliklerinde
    Bulsun seni istersin
    Gözlerin gözlerinden kaçar
    Söyleyemezsin
    524 - Aşkı Anlatamazsan Eğer!...

    Zordur bazen söylemek sevdiğini
    Kaybetme korkusunun ağırlığı düşer içine
    Bir daha görememe fikri oturur içine
    Düşündüklerinin ağırlığı biner omuzlarına
    Toplayıp birkaç kelimeyi bir araya
    Söyleyemezsin
    524 - Aşkı Anlatamazsan Eğer!...

    Zordur söylemek bazen sevdiğini
    Bir mesaj yazarsın
    Gözlerinin içine bakıp söylemediklerini yazarsın
    Sıralarsın içinden geçenleri bir bir
    Numarayı girersin
    Gitmez parmakların gönder tuşuna
    Söylemezsin
    524 - Aşkı Anlatamazsan Eğer!...524 - Aşkı Anlatamazsan Eğer!...

    Zordur bazen söylemek sevdiğini
    Kırıklıkların gelir aklına
    Bir tekrarı yaşamanın korkusu düşer içine
    Kararır etrafın
    Rüzgârın yönü değişir
    Sende kalır her şey
    Söylemezsin
    524 - Aşkı Anlatamazsan Eğer!...

    Zordur bazen söylemek sevdiğini
    Bir yazı yazarsın
    Süslersin içini içinden geçenlerle
    Benzetmeler yaparsın
    Kerem ile Aslıdan bahsedersin
    Bülbül ile gülün aşkıyla bezersin de
    Bir tek seni seviyorum yazıp
    Söyleyemezsin

    524 - Aşkı Anlatamazsan Eğer!...
    Zordur bazen söylemek sevdiğini
    Şarkılar dinlersin onu anlatır
    Bir şarkı tutturursun dilinde
    Söylemek için ona
    Kıpır kıpır olur için
    Çıkarsın karşısına
    Şarkılar diline dolanır
    Söylemezsin

    524 - Aşkı Anlatamazsan Eğer!...524 - Aşkı Anlatamazsan Eğer!...
    Zordur bazen söylemek sevdiğini
    Sorular sarar için daha söylemeden
    Nasıl yürüyecek
    Yapabilecek miyim?
    Ya başaramasam
    Döner durur kafanın içinde
    Yaşanmadıkça yanıt bulmayacak sorular
    Söyleyemezsin

    524 - Aşkı Anlatamazsan Eğer!...
    Zordur bazen söylemek sevdiğini
    Papatya fallarına bakarsın
    Seviyor
    Sevmiyor
    Seviyor
    Sevmiyor
    Seviyor çıkar
    Alırsın bir papatya eline
    Uzatmak istersin ona
    Seviyor
    Sevmiyor
    Seviyor
    Sevmiyorların
    Cevapsızlığı takılır içine
    Söyleyemezsin Zordur bazen söylemek sevdiğini
    Dizilir boğazına sözcükler
    Yutkunursun
    Çok şey vardır söylenecek…
    …ama lal olur dilin
    Susturursun özlem dolu sözcükleri
    Söyleyemezsin
    524 - Aşkı Anlatamazsan Eğer!...

    Zordur bazen söylemek sevdiğini
    Dilinin ucuna gelir bir anda
    Bir adım ileri gider
    İki adım geri gelirsin
    Ulaşamazsın gideceğin yere
    Cesaret edemezsin
    Sonra cesaretini de alıp gidersin
    Cesaretin firar eder kendinden
    Kırılır zincirleri
    Kalırsın bir başına ortada
    Söyleyemezsin
    524 - Aşkı Anlatamazsan Eğer!...524 - Aşkı Anlatamazsan Eğer!...

    Zordur bazen söylemek sevdiğini
    Gözlerinle anlatmak istersin
    Gözlerinde kaybolup derinliklerinde
    Bulsun seni istersin
    Gözlerin gözlerinden kaçar
    Söyleyemezsin

    524 - Aşkı Anlatamazsan Eğer!...
    Zordur bazen söylemek sevdiğini
    Kaybetme korkusunun ağırlığı düşer içine
    Bir daha görememe fikri oturur içine
    Düşündüklerinin ağırlığı biner omuzlarına
    Toplayıp birkaç kelimeyi bir araya
    Söyleyemezsin
    524 - Aşkı Anlatamazsan Eğer!...

    Zordur söylemek bazen sevdiğini
    Bir mesaj yazarsın
    Gözlerinin içine bakıp söylemediklerini yazarsın
    Sıralarsın içinden geçenleri bir bir
    Numarayı girersin
    Gitmez parmakların gönder tuşuna
    Söylemezsin
    524 - Aşkı Anlatamazsan Eğer!...524 - Aşkı Anlatamazsan Eğer!...

    Zordur bazen söylemek sevdiğini
    Kırıklıkların gelir aklına
    Bir tekrarı yaşamanın korkusu düşer içine
    Kararır etrafın
    Rüzgârın yönü değişir
    Sende kalır her şey
    Söylemezsin
    524 - Aşkı Anlatamazsan Eğer!...

    Zordur bazen söylemek sevdiğini
    Bir yazı yazarsın
    Süslersin içini içinden geçenlerle
    Benzetmeler yaparsın
    Kerem ile Aslıdan bahsedersin
    Bülbül ile gülün aşkıyla bezersin de
    Bir tek seni seviyorum yazıp
    Söyleyemezsin
    524 - Aşkı Anlatamazsan Eğer!...

    Zordur bazen söylemek sevdiğini
    Şarkılar dinlersin onu anlatır
    Bir şarkı tutturursun dilinde
    Söylemek için ona
    Kıpır kıpır olur için
    Çıkarsın karşısına
    Şarkılar diline dolanır
    Söylemezsin

    524 - Aşkı Anlatamazsan Eğer!...524 - Aşkı Anlatamazsan Eğer!...
    Zordur bazen söylemek sevdiğini
    Sorular sarar için daha söylemeden
    Nasıl yürüyecek
    Yapabilecek miyim?
    Ya başaramasam
    Döner durur kafanın içinde
    Yaşanmadıkça yanıt bulmayacak sorular
    Söyleyemezsin
    524 - Aşkı Anlatamazsan Eğer!...

    Zordur bazen söylemek sevdiğini
    Papatya fallarına bakarsın
    Seviyor
    Sevmiyor
    Seviyor
    Sevmiyor
    Seviyor çıkar
    Alırsın bir papatya eline
    Uzatmak istersin ona
    Seviyor
    Sevmiyor
    Seviyor
    Sevmiyorların
    Cevapsızlığı takılır içine
    Söyleyemezsin
    alinti

    sponsorlu bağlantılar
  31. 2007-11-14 #31
    Düşlerde sevdim seni söyleyemedim
    Sessiz öptüm nefesini söyleyemedim

    İnsanın içini en çok yakan şey söylenemeyen sözlermiş meğer. Sana söyleyemediğim her söz acı bir yumruk gibi boğazımda. Sana her baktığımda kalbimi avucuna alıyorsun, sesini her duyduğumda biraz daha sıkıyorsun avucunu, yüreğim sıkışıyor sesini duyduğumda. Kaçmak istiyorum senden, senin sesinden, senin gözlerinden kaçmak istiyorum, bırakmıyorsun. Bilmeden tutuyorsun beni. Bilmeden sevdiriyorsun. Bilmeden acılar veriyorsun yüreğime. Bilmeden Öldürüyorsun.

    Sana ben hayaller düşler büyüttüm
    Sana ben gözümde yaşlar büyüttüm
    Sana ben hummalı aşklar büyüttüm
    Söyleyemedim


    Yanı başında olabilmek isterken delice, sana bakmak isterken, seninle konuşmak isterken, sana dokunmak isterken, sana yakarken yüreğimi, sana baktıkça acı çekiyorum. Gözlerin ölümüm oluyor.

    Sana baktıkça yıkıla yıkıla ölüyorum. Sen bilmesen de, ben biliyorum.

    Şarkılar yazdım sana okuyamadım.

    Şarkılar yazdım sana okuyamadım
    Hep yanımdaydın oysa dokunamadım.

    Hep yanımdaydın oysa dokunamadım

    Bir gün sen de bileceksin, biliyorum. Bir gün söyleyemediğim bütün sözler yol bulacak yüreğimden gözlerine. Yüreğim yol bulacak yüreğine. Biliyorum, bir gün uzattığım ellerim buluşacak ellerinle. Bilmekle yetiniyorum. Sensizlikte seni sevmek yüreğime yetmese de, gözlerinde yabancı olmak gözlerime yetmese de, uzandığım boşlukta seni hissetmek ellerime yetmese de yetiriyorum. Seni sevmekten vazgeçmemek için kendimi bitiriyorum. Yokluğunda seni var etmeye çalışırken, varlığımda yok oluyorum. Bitiriyorum kendimi bizi başlatmak için. Seni çok seversem duyarsın sanıyorum. Yüreğimin çığlıklarından kendimi duyamıyorum.

    1223 - Aşkı Anlatamazsan Eğer!...

    Sana yüreğimi duyuramıyorum.

    Sen bilmesen de ben biliyorum.

    Sana ben hayaller düşler büyüttüm
    Sana ben gözümde yaşlar büyüttüm
    Sana ben hummalı aşklar büyüttüm
    Söyleyemedim

    Sana ben hayaller düşler büyüttüm
    Sana ben gözümde yaşlar büyüttüm
    Sana ben hummalı aşklar büyüttüm
    Söyleyemedim


    Gözlerimden gitmiyor bakışın. Gülüşüne bakarken gülüşünü özlüyorum. Bana gülmeni istiyorum sadece. Benim için gülmeni. Gülümserken küçülen gözlerine aşık oluyorum durup durup. Durup durup seni seviyorum.

    Sen bilmesen de ben biliyorum. Sen sevmeden de ben seviyorum.

    Sana ben şiirler sözler büyüttüm
    Sana ben baharlar yazlar büyüttüm
    Sana ben hummalı gizler büyüttüm
    Söyleyemedim

    Sana ben hayaller düşler büyüttüm
    Sana ben gözümde yaşlar büyüttüm
    Sana ben hummalı aşklar büyüttüm
    Söyleyemedim

  Okunma: 5210 - Yorum: 30 - Amp