Türkçe Düşünebilmek - Delinetciler Portal
+ Hemen Yorum Yap

Türkçe Düşünebilmek

  1. sponsorlu bağlantılar
    JAXA ve Tokyo Üniversitesi'nde görev yapan Doç.Dr. Serkan Anılır'ın bilim eğitiminin nasıl olması gerektiğini anlatan yazısı...

    Fizik öğretmeni sınıftan içeri girer:

    - Today, I will tell you about Einstein's 'special relativity' theory...

    Önceden biraz da olsa kulak dolgunluğu olan öğrenciler büyük ihtimalle Einstein'in büyük buluşları olan bir bilim adamı olduğunu bildiğinden konunun fizikle ilgisi olduğunu tahmin etseler de (kulak dolgunluğu olmayanlar için İngilizce konuşan kişinin fizik öğretmeni olması bir ipucu olabilir) öğretmenin bir sonraki cümlesi büyük ihtimalle tüm umutlarını silip atacaktır.

    'Special relativity interrelates space and time in such a way that the speed of light (as well as other constants) is constant, and the theory leads to situations where two observers can disagree over time intervals and distances between events, but without ever disagreeing about what events actually happened.'

    Ne yaptın hocam?

    Bu cümle İngilizce eğitim veren (ve bununla gurur duyan) Türk orta ve lise öğretim kurumlarında fiziğin en temel konularından biri olan 'özel relativite teorisi'ni anlatırken kullanılan cümledir. Ya da öyle olmalıdır, aksi takdirde relativite teorisini İngilizce olarak Türk öğrencisine anlatmak isteyen bir Türk öğretmenin açıklaması eksik veya yanlış olacaktır.

    Ahmet çaktırmadan sıra arkadaşının kulağına eğilir:

    - Mehmet, geçen derste Hasan öğretmen 'general relativity' diye birşey anlatmamış mıydı? Bunun bir geneli bir de özeli mi var?
    - Oğlum Einstein ünlü bir bilim adamı değil mi? Adam düşünmüş işte. Sende anlamaya çalış.
    - Hangisi daha önemli acaba?
    - Özeli varsa herhalde geneli o kadar önemli olmasa gerek.
    - Boşver zaten bak şurada bir yarım saat daha kaldı, şimdilik dinliyormuş gibi yapalım, bitsin de teneffüste bahçeye çıkıp top oynayalım.

    Einstein İngilizce düşünmeye çalışsaydı...

    Almanya'nın Ulm kentinde doğan ve Alman vatandaşlığının ardından İsviçre ve sonunda Amerikan vatandaşlığına geçen Einstein'in anadilinin ve orjinal teorilerinin hepsinin Almanca olduğunu biliyoruz.

    Ana dilinde düşünebilen ve soruları yargılayabilen Einstein buna bir de kendi düşünce ve ufkunu ekleyince aynı konularda çalışmalar yapan kendi döneminin bilim adamlarının hepsini geçmiş ve adını tarihe yazdırmıştır.

    İngilizce düşünmeye çalışan bir Einstein bugün tarih sahnesinde silinip gidecek bir bilim adamından öteye gidemezdi.

    Türkçe bilim dili mi?

    Son zamanlarda Türkçenin İngilizceye kıyaslandığında bilime daha yatkın bir dil olduğu tartışılmakta ise ben bu konuya pek katılamıyorum. Bilim dilinin Türkçe olması gerektiğini savunmak, Kurtlar Vadisi filminin değişik bir versiyonu olarak kendi kendimizi tatmin etmekten öteye gitmez.

    Bilim dilinde Türkçeyi savunmadan öte, artık ilkokul seviyesine kadar inme cüretini göstermiş İngilizce eğitim sisteminin üniversiteye kadar olan tüm eğitim kurumlarından tamamıyla çıkarmak Milli Eğitim sistemimizin öncelikli görevidir.
    Kendi çocuklarımıza, kendi ana dillerinde yargılamayı öğretemeyen bir eğitim sistemimiz olduğu sürece uluslararası platformlarda başarılı bir Türk bilim adamını izleyebilmek, göğsümüzü kabartarak, gözlerimiz yaşlanarak alkışlamak hiçbir zaman mümkün olmayacaktır.

    Türkçeyi sadece konuşmaktan öte, çocukluk döneminden itibaren kendi anadilinde kavrayabilen ve yargılayabilen, kısacası Türkçe düşünebilen bir nesil yetiştiremiyorsak bundan ders almalıyız.

    Bilim kendi rakiplerinizi bilginizle, düşünce stilinizle, ufkunuzla sindirmektir. İngilizce bilim öğrenmeye zorlanmış bir Türk genci anadili İngilizce olan bir yabancı bilim adamını nasıl sindirebilir? Çocuklarımıza İngilizce eğitim vermek demek, onları daha yolun en başında bilinçaltlarına 'sindirilmiş bir toplum bireyi' mesajını yerleştirerek kaybetmeye mahkum etmektir.

    Peki nasıl olacak?

    Dünyanın başka hiçbir ülkesinde uygulaması olmayan İngilizce eğitim sistemi Türkiye'deki ilk, orta ve lise kurumlarından tamamıyla çıkarılır. Öğretmen kendi dilinde daha rahat öğretir. Öğrenci kendi dilinde daha rahat kavrar. Liseden mezun olan her gencimiz Türkçeyi gerçek anlamda 'biliyor' olur. Türkçede düşünebilen yargılayabilen bir potansiyel beyin olur.

    Üniversitede ise öğrenciye Türkçe veya İngilizce eğitim şansı sunulur. Üniversite sonrası yüksek eğitiminde yabancı bir ülkeyi düşünerek İngilizce eğitimi tercih eden öğrenci, konuların temelini zaten üniversite öncesi anadilinde görmüş olduğundan, kapasitesini kendi tercihi çerçevesinde genişletir.

    Türkçe eğitim sistemini tercih eden öğrenci ise, derslerinin yanısıra güçlendirilmiş İngilizce kurslarıyla İngilizcesini geliştirerek hem ulusal hem de uluslararası toplantılarda kendini gösterebilecek kapasiteye ulaşır, iki dilde de yayın yazar. Türkiye'de bilim üzerinde Türkçe yayın sayısı artar.

    Ve belki bu sayede, aradan bin yıl geçmiş olmasına rağmen, İbn-i Sina, Ali Kuşçu, Ömer Hayyam, El Buruni gibi tarihte önemli çalışmalarda bulunmuş Türk bilimadamları olarak kabul edilen listelere binlerce yeni genç beyinlerimizi ekleyebilecek bir bilimsel platform yaratırız.

    'Görecilik Teorisi'ne geri dönecek olursak

    Bilim eğitimi dersi sadece İngilizce ya da Türkçe olarak sınırlanmamalı, zor bir bilgi en basit ama anlaşılır hatta mümkünse enteresan şekilde algılanmalıdır. Yazının başındaki Hasan öğretmenin dersine dönersek...

    Fizik öğretmeni derse girer:

    - Çocuklar, bugün size izafiyet teorisini, tam Türkçesiyle görecelik teorisini anlatacağım.
    - Hocam o ne demek?
    - Mesela, diyelim ki evdeki yanan sobanın üzerine oturdunuz, o geçen bir dakika size bir saat gibi gelecektir. Ama diyelim ki, sevdiğiniz bir insanla bir saat beraber vakit geçirdiniz, o bir saat size bir dakika gibi gelecektir. İzafiyet teorisi temeli budur. Zaman kişiye ve konumuna bağlı olarak görecelidir. Bugün dersimizin konusu bu.

    Belki görecelik teorisini tamamıyla bu cümle ile ifade edemeyebiliriz ama zor bir konuya giriş yapacak ve ilgi uyandırmak isteyen her öğretmenin benzer ifadeler kullanması faydalı olabilir.

    Aynı girişi ingilizce yapmak zorunda kalırsak:

    - If you sit down on a stove...
    Ahmet sıra arkadaşının kulağına eğilir:
    - Mehmet stove ne demek?

    Türk olarak bilim ve teknolojide ilerlemek ve başarılı bilim adamları yetiştirmek Cumhuriyetimize bir vazife ve borcumuzdur.
    sponsorlu bağlantılar

     Konuyu Beğendin mi?
    Güncelleme : 2014-02-02
  Okunma: 3447 - Yorum: 0 - Amp