Faruk Nafiz Çamlıbel Şiirleri - Delinetciler Portal

Faruk Nafiz Çamlıbel Şiirleri

  1. sponsorlu bağlantılar
    BEŞİKTEN MEZARA KADAR

    Seni istakbal için önce gelmek cihana,
    Ve başkasınan almak sonra geliş müjdeni.
    Bir nefes dinlemeden yıllarca koşmak sana,
    Aramak her tarafta...Bulmamak asla seni.

    Suda,rüzgarda,kuşta senin sedanı duyup
    Seni beyaz çiçekli dallar içinde sanmak.
    Vuslatın rüyasını görmek üzre uyuyup
    Hasretin azabına ermek için uyanmak.

    Başka bir şekle koymak her gün güzel yüzünü,
    Boyamak gözlerini bir siyah,bir maviye.
    Tek seni hayal için süzerek batan günü,
    Gece mahtaba dalmak,sen de dalmışsın diye.

    Seni anlatmak üzre yazıp her gün bir gazel
    Geçirmek ömrü yalnız sana dair eserle.
    Saçlarını çözerek hulya dizinde,tel tel,
    Bugün güllerle örmek,yarın menekşelerle...

    Tesadüf ümidinin bittiği müşiş anda
    Dudağa kanla çizmek yeniden tebessümü:
    Seni istikbal için artık öbür cihanda,
    Dosta el sallar gibi,davet etmek ölümü.

    sponsorlu bağlantılar

      Konuyu Beğendin mi?

  2. BAĞ BOZUMU

    Kuytu ormanları, tenhâ bağları
    Geziyor mevsimin yorgun rüzgârı.
    İnce dallar kırık, yapraklar sarı,
    Geçmiş bu yoldan da, belli sonbahar.

    Duyulur bir ayak sesi gizlice
    Hâlî bahçelerden rüzgâr esince:
    Geçen bir yolcu mu, yoksa her gece
    Yollarda beklenen bir kadın mı var?

  3. ZAFER TÜRKÜSÜ

    Yaşamaz ölümü göze almayan
    Zafer, göz yummadan koşarda gider.
    Bayrağa kanının alı çalmayan
    Gözyaşı boşana boşana gider!

    Kazanmak istersen sen de zaferi
    Gürleyen sesinle doldur gökleri
    Zafer dedikleri kahraman peri
    Susandan kaçar da coşana gider.

    Bu yolda herkes bir ey delikanlı
    Diriler şerefli ölüler şanlı
    Yurt için döğüşen başı dumanlı
    Her zaman bu sandan, o sana gider.

  4. SON AŞIK

    Hasretinle geçiyorken bu gençlik çağım,
    Ey sevdiğim, ben umitsiz değilim gene
    Ak düşünce saçların kumral rengine
    Kollarında son aşıkın ben olacağım.

    Ey başında şimdi sevda rüzgarları esen,
    Böyle her gün yollarımdan geçsen de süzgün
    Sen benimsin büsbütün terk olunduğun gün ...
    O mukadder günü, bilmem, düşündün mü sen?

    Ben bir beyaz şaçlı aşık, sen bir ihtiyar ...
    O gün bana yalaşırken ey ilahi yar,
    Esirgeme gözlerimden bir son buseni,

    Kirpiğinden yavaş yavaş bir damla aksın,
    Çünkü, ruhum, sen de o gün anlayacaksın
    Ki hiç kimse benim kadar sevmemiş seni

  5. DAĞLAR

    Yaslanır bir buluttan bir buluta başınız,
    Gövdeniz Tanrım gibi gökte yaşardı,dağlar!
    Engin kanatlı kuşlar olmasa yoldaşınız
    Tepenizden bir güneş,bir ay aşardı,dağlar!

    Kalbini göstermese göğsünün yırtığından,
    Yol mu bulurdu Kerem kurduğunuz yığından?
    Cihangirler hızını göklerden aldığından
    Üstünüzden sel gibi ufka taşardı,dağlar!

    Siz,ki yalnız kahraman geldi mi geç derdiniz,
    Yalnız ulu canlara karşı baş eğerdiniz,
    Nasıl oldu o soysuz kıza geçit verdiniz,
    O taş yürek bu işi nasıl başardı,dağlar?...

  6. İstanbul'da doğmuş (1898), ilk ve orta öğretimini Bakırköy Rüştiyesi ile Hadika-i Meşveret İdadisi'de tamamlamıştır. Daha sonra Tıp Fakültesi'ne girmiş, ancak tamamlamadan ayrılmıştır. Ati gazetesine girerek yazı işlerinde çalışmıştır. (1917 - 1918). Aynı gazetenin temsilcisi olarak Ankara'ya girmiştir (1922). Çamlıbel sonraki yıllarda Kayseri (1922 - 24), Ankara (1924) ve İstanbul'da (1932 - 1946), çeşitli okullarda edebiyat öğretmenliği yapmıştır.
    Daha sonra politikaya atılan Çamlıbel DP'de İstanbul Milletvekili olarak parlamentoya girmiştir (1946). 27 Mayıs 1960 askerî müdahalesine kadar aralıksız milletvekilliği yapan Çamlıbel, müdahale sonunda öteki DP milletvekilleriyle birlikte tutuklanarak Yassıada'ya gönderilmiştir. 15 ay tutuklu kaldıktan sonra suçsuz görülerek serbest bırakılmış, sonraki yıllarını Arnavutköyü'ndeki evinde geçirmiştir. Faruk Nafız Çamlıbel, bir gezi sırasında Samsun vapurunda ölmüştür (8 Kasım 1973).

    Yazarın Yaşamı

    Çamlıbel, şiire daha 14 - 15 yıllarında iken başlamış, "Saat" adlı ilk şiiri de kendisinin söylediğine göre Çocuk Dünyası'nda çıkmıştır (1914). Ancak, araştırmacı Fevziye Abdullah Tansel, şairin okul kitaplarına girmiş olan bu şiirinin basılan ilk ürün olmadığını belirtmektedir. Tansel'in belirlemesine göre Çamlıbel'in "Eserlerimin Ruhu" adlı yayımlanan ilk şiiri Peyâm gazetesinin edebiyat ekinde (1913) çıkmıştır. Çamlıbel'in Celal Nuri (İleri)'nin çıkardığı Edebiyat-ı Umumiye dergisinde yayımlanan "Şarkın Sultanları" adlı şiiri, onun yazın çevrelerinde kendine yer açmasını sağlayan ilk ürünü olmuştur.

    Henüz 20 yaşında olan Çamlıbel aruz vezniyle yazdığı bu dönem şiirlerini daha sonra İleri (1017 - 18), Yeni Mecmua (1918), Ümid (1919 -1921), Şair (1918 - 1919), Edebî Mecmua (1919), Büyük Mecmua (1919), Nedim (1919), Temâşâ (1920), Yarın (1921 - 22) gibi yayın organlarında yayımlamıştır.

    İlk kitabı Şarkın Sultanları'dır (1918). Kurtuluş Savaşından önce yayımladığı öteki iki kitabı ise Dinle Neyden (1919) ile Gönülden Gönüle (1919)'dir.

    Faruk Nafiz, manzum oyunlar, çocuk oyunları ve iki roman yazmıştır.

    Yapıtları:

    Şiir: Şarkın Sultanları (1918), Dinle Neyden (1919), Gönülden Gönüle (1919), Çoban Çeşmesi (1926), Suda Halkalar (1928), Bir Ömür Böyle Geçti (1932), Elimle Seçtiklerim (1935), Boğaziçi Şarkısı (1936 - S. Kaynak'la birlikte), Akar Su (1936), Tatlı Sert (1938 - Mizahi Şiirler), Akıncı Türküleri (1938), Heyecan ve Sükun (1959 - Seçmeler), Zindan Duvarları (1967).

    Oyun: İlk Göz Ağrısı (1922 - adapte), Sevk-i Tabii (1925 - S. M. Alus'la birlikte adapte), Canavar (1926), Akın (1932), Özyurt (1932), Kahraman (1933), Ateş (1936), Ayşe'nin Doktoru (1949).

  7. Sana çirkin dediler, düşmanı oldum güzelin

    Sana kafir dediler, diş biledim Hak'ka bile

    Topladın saçtığı altınları yüzlerce elin

    Kahpelendin de garez bağladım ahlaka bile.



    Sana çirkin demedim ben, kafir demedim

    Bence dinin gibi küfrün de mukaddesti senin

    Yaşadın beş sene kalbimde, misafir demedim

    Bu firar aklına nereden, ne zaman esti senin.



    Zülfünün yay gibi kuvvetli çelik tellerine

    Takılan gönlüm asırlarca peşinden gidecek.

    Sen bir ahu gibi dağdan dağa kaçsan da yine

    Seni aşkım canavarlar gibi takip edecek.

  8. kızıma
    Dünyada aşk denilen varlık da yalan,
    İnanma, aldanma, kapılma kızım,
    Hıçkırır ağlarlar, inanma yalan,
    Erkekler yılandır, sokarlar kızım.

    ´Ölürüm ben seni unutmam´ derler,
    Sen ona aldanma kapılma kızım.
    Gelirler önünde secde ederler,
    Arkandan lanetler ederler kızım.

    Şimdi bir çiçeksin göğse takılır,
    Solunca kaldırır atarlar kızım.
    Aşktan sonra hayalin yıkılır
    Baharda saçların ağarır kızım.
    Faruk Nafiz Çamlıbel

  9. Ne Kaldı?
    Döktüğüm yaşları elimle silmem
    Karşında diz çöker on yıl,kesilmem.
    İçimde duyduğum hicran mı, bilmem,
    Kalbime vurduğun hançer mi kaldı?

    Başlıyor ney gibi sine feryada
    O coşkun günlerim geldikçe yaada,
    Sevdayı zülfünle daarı dünyada,
    Başımdan esmedik yeller mi kaldı?

    Dervişim, o kadar taşkın ki derdim
    Çileye muhabbet yolunda erdim,
    Açılmış bir mezar bulsam girerdim,
    Gayrı baş koyacak biryer mi kaldı?

  Okunma: 2509 - Yorum: 8