Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri 2 - Delinetciler Portal
+ Hemen Yorum Yap

Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleri 2

  1. sponsorlu bağlantılar
    DÖRT YAPRAKLI YONCA

    Çıkamaz çocukluğundan dışarı
    Kimse.
    Oynamamız bundandır.
    Kara toprakla binlerce yıl.

    Çıkamaz çocukluğundan dışarı
    Kimse.
    Bundandır sevmemiz
    kiraz ağaçlarını.

    Çıkamaz çocukluğundan dışarı
    Kimse.
    Kardeşliğimiz bundandır
    Mavi sularla binlerce yıl.

    Çıkamaz çocukluğundan dışarı
    Kimse
    Bundandır inanmamamız
    Kocaman bombalara.


     Konuyu Beğendin mi?
  2. 2006-11-19 #2
    GÖNLÜMÜN İNTİHAR ARZUSU

    Yaprak kokularında akşamı duyuyorum
    Ki beni yokluk denen yere yaklaştıracak.
    Yaprak kokularında akşamı duyuyorum
    Ki alnımda sulardan şarkılardan bir şafak.

    Sükûn bir gemi olur, gece bir deniz şimdi
    Ki yelken gibi açmış yasını gençliğimin.
    Sükûn bir gemi olur, gece bir deniz şimdi
    Ki geçer dalgaları içimden serin serin.

    Rüzgâr istiyorum ben ruhumun güllerine
    Ki bir anda yaşasın iç içe rüyalarım.
    Rüzgâr istiyorum ben ruhumun güllerine
    Ki dökülsün, dağılsın, yok olsun hülyalarım.

  3. 2006-11-19 #3
    SULAR BİZDEN AKILLIDIR

    Sular bizden akıllıdır, daha evvel görür akşamı,
    İner havadan önce, karanlığa,
    Büyük bir balık gibi ortadan silinir,
    Kaçışırken hayvanlar dağa.

    Sular bizden akıllıdır, memnun olur,
    Sadece ağaçlardan.
    Başka insanlardan değil,
    Bizi yalniz bırakan.

    Sular bizden akıllıdır, uyumaz,
    Açar maviliğe, iri gözlerini.
    Ve bekler bir ölüm sırrı içinde,
    Kendi hayatının yerini.

  4. 2006-11-19 #4
    MUSTAFA KEMAL İN KAĞNISI

    Yediyordu Elif kağnısını
    Kara geceden geceden
    Sanki elif elif uzuyordu inceliyordu
    Uzak cephelerin acısıydı gıcırtılar
    İnliyordu dağın ardı yasla
    Herbir heceden heceden

    Mustafa Kemal'in Kağnısı derdi kağnısına
    Mermi taşırdı öteye, dağ taş aşardı
    Çabuk giderdi, çok götürürdü Elifcik
    Nam salmıştı asker içinde
    Bu kez herkesten evvel almıştı yükünü
    Doğrulmuştu yola, önceden önceden

    Öküzleriyle kardeş gibiydi Elif,
    Yemezdi, içmezdi, yemeden içmeden onlar
    Kocabaş çok ihtiyardı çok zayıftı
    Mahzundu bütün Sarıkız, yanısıra
    Gecenin ulu ağırlığına karşı,
    Hafiftiler, inceden inceden

    İriydi Elif kuvvetliydi kağnı başında
    Elma elmaydı yanakları, üzüm üzümdü gözleri
    Kınalı ellerinden rüzgar geçerdi daim
    Toprak gülümserdi çarıklı ayaklarına
    Alını yeşilini kapmıştı, geçirmişti
    Niceden niceden

    Durdu birdenbire Kocabaş, ova bayır durdu.
    Nazar mı değdi göklerden, ne?
    Dah etti, yok. Dahha! dedi, gitmez.
    Ta gerilerden başka kağnılar yetişti geçti gıcır gıcır
    Nasıl durur Mustafa Kemal'in Kağnısı
    Kahroldu Elifcik, düşünceden düşünceden

    Aman Kocabaş, ayağını öpeyim Kocabaş,
    Vur beni, öldür beni, koma yollarda beni.
    Geçer, götürür ana çocuk mermisini askerciğin
    Koma yollarda beni, kulun köpeğin olayım
    Bak hele üzerimden ses seda uzaklaşır
    Düşerim gerilere iyceden iyceden

    Kocabaş yığıldı çamura
    Büyüdü gözleri büyüdü, yürek kadar
    Örtüldü gözleri örtüldü hep
    Kalır mı Mustafa Kemal'in Kağnısı bacım
    Kocabaşın yerine koştu kendini Elifcik
    Yürüdü düşman üstüne yüceden yüceden.

  5. 2006-11-19 #5
    AĞIR HASTA

    Üfleme bana anneciğim korkuyorum
    Dua edip edip, geceleri.
    Hastayım ama ne kadar güzel
    Gidiyor yüzer gibi, vücudumun bir yeri.

    Niçin böyle örtmüşler üstümü
    Çok muntazam, ki bana hüzün verir.
    Ağarırken uzak rüzgarlar içinde
    Oyuncaklar gibi şehir.

    Gözlerim örtük fakat yüzümle görüyorum
    Ağlıyorsun, nur gibi.
    Beraber duyuyoruz yavaş ve tenha
    Duvardaki resimlerle, nasibi.

    Anneciğim, büyüyorum ben şimdi,
    Büyüyor göllerde kamış.
    Fakat değnekten atım nerde
    Kardeşim su versin ona, susamış

  6. 2006-11-29 #6

    Bu Eller Miydi

    Bu eller miydi masallar arasından
    Rüyalara uzattığım bu eller miydi.
    Arzu dolu, yaşamak dolu,
    Bu eller miydi resimleri tutarken uyuyan.

    Bilyaların aydınlık dünyacıkları
    Bu eller miydi hayatı o dünyaların.
    Altın bir oyun gibi eserdi
    Altın tüylerinden mevsimin rüzgarı.

    Topraktan evler yapan bu eller miydi
    Ki şimdi değmekte toprak olan evlere.
    El işi vazifelerin önünde
    Tırnaklarını yiyerek düşünmek ne iyiydi.

    Kaybolmuş o çizgilerden
    Falcının saadet dedikleri.
    O köylü çakısının kestiği yer
    Söğüt dallarından düdük yaparken...

    Bu eller miydi kesen mavi serçeyi
    Birkaç damla kan ki zafer ve kahramanlık.
    Yorganın altına saklanarak
    Bu eller miydi sevmeyen geceyi.

    Ayrılmış sevgili oyuncaklardan
    Kırmış küçücük şişelerini.
    Ve her şeyden ve her şeyden sonra
    Bu eller miydi Allaha açılan !;

  7. 2007-03-29 #7
    Karanliklarda, gündüzlerin arkasindayim,
    Bitmis ikinci dünya savasi, ugursuz ve kahraman,
    Uzakta esir uluslar türkü söyler,
    Türklügümün farkindayim.

    ..........
    ..........

  Okunma: 1751 - Yorum: 6 - Amp