Dadaloğlu Şiirleri - Delinetciler Portal

Dadaloğlu Şiirleri

  1. sponsorlu bağlantılar
    ASLIMI SORARSAN AVŞAR SOYUNDAN

    Aslımı sorarsan Avşar soyundan
    Ayrı düştüm aşiretten beyimden
    Pınarbaşı'ndan da beş yüz evinen
    Çıkıp da cana kıyanlardanım

    Çekerim çileyi böyl'olsun bugün
    Alırım mı sandın şol Kozan Dağın
    Biz bir kurt idik de Bozoklu köyün
    Ürkütüp sürüsün yiyenlerdenim

    Dadaloğlum der de böyle olmazdım
    Gördüğüm günlerin birini görmezdim
    Kavga kızışınca geri durmazdım
    Meydanda kardaşa kıyanlardanım


      Konuyu Beğendin mi?

  2. KALKTI GÖÇ EYLEDİ AVŞAR ELLERİ

    Kalktı göç eyledi Avşar elleri
    Ağır ağır giden eller bizimdir
    Arap atlar yakın eder ırağı
    Yüce dağdan aşan yollar bizimdir

    Belimizde kılıcımız Kirmani
    Taşı deler mızrağımın temreni
    Hakkımızda devlet etmiş fermanı
    Ferman padişahın, dağlar bizimdir

    Dadaloğlu'm birgün kavga kurulur
    Öter tüfek davlumbazlar vurulur
    Nice koçyiğitler yere serilir
    Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir

  3. YÜCE DAĞ BAŞINDA KAMBER TAY OLUR

    Yüce dağ başında Kamber tay olur
    Korkarım ki emeklerim zay'olur
    Sevda sevda derler üç beş ay olur
    Bizim sevda senesini doldurur

    Arkını yaptım da suyu akmıyor
    Kahpe felek hiç yüzüme bakmıyor
    Çok yuva bekledim cücük çıkmıyor
    Boş yuva bekleyen yoz kuşa döndüm

    Şu felekle bir oyuncak oynadım
    Oynadım da oyunumda yenildim
    Farzını kıldım sünnetinde yanıldım
    Beş vakit namazı kılmışa döndüm

    Der Dadaloğlum da nedip n'etmeli
    Sözlerimi birem birem tutmalı
    Mirasçıya kalacak malı n'etmeli
    Üç beş oğlan olmadıktan gerü

  4. SANA DERİM HASAN KALESİ

    Sana derim Hasan Kalesi sana
    Alt yanında döğüş oldu, yön oldu
    Yiğit olan yiğit çıktı meydana
    Koç yiğitler arap ata bin oldu.

    Akşamki gördüğüm şu kara düşler
    Hesaba gelmedi kesilen başlar
    Eyerlen atımı küçük kardaşlar
    Hünkâr tarafından bize gel oldu.

    Akşamınan ikindinin arası
    Aldı beni şu düşmanın yarası
    Ecel geldi ölmemizin sırası
    Ağladı el-oba gözü kan oldu,

    Dadaloğlu'm der ki belim büküldü
    Gözümün cevheri yere döküldü
    Üçyüz atlı ile cenge çıkıldı
    Yüzü geldi iki yüzü dön oldu.

  5. YEDİ İKLİM DÖRT KÖŞEYİ DOLANDIM

    Yedi iklim dört köşeyi dolandım
    Meğer dünya her tarafta bir imiş
    Ben dünyayi Al'Osman'ın sanırdım
    Meğer dünya yüz sultanlık yer imiş

    İrili ufaklı insan piç oldu
    Onlar doğdu geçinmesi güç oldu
    Altı Arap atı şahbaz nic'oldu
    Mamur sandım yalan dünya çürümüş

    Okuduğun tutmaz oldu alimler
    Kalktı da adalet arttı zulümler
    Terlemeden mal kazanan zalimler
    Can verirken soluması zor imiş

    Kulak verdim dört koşeyi dinledim
    Meğer gıybetimi eden coğ imiş
    Çok yaşayıp mihnet ile ölmeden
    Az yaşayıp dem sürmesi yeğ imiş

    Dadaloğlu'm der ki sözüm vasiyet
    Benim sözümü dinleyene nasihat
    Besmelesiz kazanılan piç evlat
    O da dünyada ziyankar imiş

  6. Bir Yiğit De Anasından Doğunca


    Bir yiğit de anasından doğunca
    Kur'ağaçta bir dal bitmiş gib'olur
    Yaşı varıp on beşine değince
    Yükünü kumaştan tutmuş gib'olur

    Aşıklar sazını eline alsa
    Güzeller perdesin yüzüne vursa
    Bir yiğit sevdiğin sesini duysa
    Gölde gövel ördek ötmüş gib'olur

    Eğlene bire de gönlüm eğlene
    Ay gele de orta yeri dolana
    Yiğidin sevdiği yanınd'olana
    Günde düğün bayram etmiş gib'olur

    Dadaloğlu'm der ki sözüm kayıran
    Çekip yırtıp bir yakadan ayıran
    Diyom muhanetten karın doyuran
    Eliyle ağu yutmuş gib'olur

    Yürü Yiğit Yürü Yol İlen Yürü


    Yürü yiğit yürü yol ilen yürü
    Ağustosta erir dağların karı
    Gayet güzel olsa yiğidin yârı
    O yiğit yanına nazınan gelir

    Yürü yiğit yürü yolundan kalma
    Her yüze güleni dost olur sanma
    Ölümden korkup da sen geri durma
    Yiğidin alnına yazılan gelir

    Sana derim sana ey kınalı taş
    Çözümden akıttım kanlar ile yaş
    Göllerde oynayan iki yeşil baş
    Göllerin safası kazınan gelir

    Misis köprüsünde kollarım bağlı
    Ayrılık elinden ciğerim dağlı
    Göksun'a varınca Bayazıtoğlu
    Sana gelen beyler sözinen gelir

    Dadaloğlu'm der kollarım bazılı
    Atım gök kır attır yanım tazılı
    Gelir koyunları yanı kuzulu
    Karışmış sağmalı yozunan gelir

    Güncelleme : 2007-03-23
  7. Her sabah, her sabah seyran gezerken
    Iras geldim selvi boylu fidana
    Top top olmuş kirpikleri bölünmüş
    Hoş benzettim samur kaşlar kemana

    Al yanağın elmas m'ola kar m'ola
    Capraz vurmuş düğmeleri dar m'ola
    Acep mislin şu cihanda var m'ola
    İnsem gitsem Hindistan'a Yemen'e

    Eliftir kirpiği İra'dır kaşı
    Bu güzellik sana Mevla bağışı
    Arasam cihanda bulunmaz eşi
    Hiç mislin gelmemiş devr-i zamana

    Dadaloğlum der de, hûbların hası
    Ferhat'ın Şirin'i Mecnun Leyla'sı
    Aklım eğlencesi gönlüm yaylasi
    Bir yel esti başımdaki dumana

  8. Kral kızı:
    Sefa geldin civan yiğit
    Söyleşelim heman yiğit
    Yenemezsen beni eğer
    Vermem sana aman yiğit

    Dadaloğlu:
    Sen ne dersin ey güzel peri
    Kolay vermem seri
    Ya alırım seni burdan
    Yahut dönüp gitmem geri

    Kral kızı:
    Kral kızı derler bana
    Bir gelmişim bu cihana
    Kıydığımı duymadın mı
    Tamam otuz dokuz cana

    Dadaloğlu:
    Babam Musa adım veli
    Memleketim Avşareli
    Aklımdan yok hiçbir zorum
    Kırkıncıyı sanma deli

    Kral kızı:
    Beni dedin geldin ise
    Hak nuruna kandın ise
    Eğer aşık oldun ise
    Bil de cevap ver bana
    Gönül suyu akar mı
    Yerli taş yerinden kalkar mı?

    Dadaloğlu:
    Kız o sual öyle söylenmez
    İnip aşkın deryası boylanmaz
    Poyrazın döneğinde duman eylenmez
    Eloğlu vazgeçerse serinden
    Yerli taşı kaldırır yerinden

    Kral kızı:
    O nedir ki gökyüzünde hellenir
    O nedir ki yeryüzünde göllenir
    O nedir ki yel vurmadan sallanır
    Usta isen ver cevabın dadaloğlu?

    Dadaloğlu:
    O buluttur gökyüzünde hellenir
    O yağmurdur yeryüzünde göllenir
    O dünyadır yel değmeden sallanır
    Zelzeleyi öğren de gel kralın kızı

    Kral kızı:
    O nedir ki yok ediyor denizi
    O nedir ki gösteriyor benizi
    O nedir ki uyuz eder domuzu
    Şimdi seni bunalttım mı dadaloğlu

    Dadaloğlu:
    O kayıktır yol ediyor denizi
    O aynadır gösteriyor benizi
    O küncüdür uyuz eder domuzu
    Sen de kaşın uyuz olup kralın kızı

    Kral kızı:
    O nedir ki yere düşüp çürümez
    O nedir ki ölür gider farımaz
    O nedir ki yolda kendi yürümez
    Var mı verecek cevabın dadaloğlu

    Dadaloğlu
    O cevherdir yere düşüp çürümez
    O gönüldür ölür gider farımaz
    O gölgedir yolda kendi yürümez
    Sen de benden farıma kralın kızı

    Kral kızı:
    Bugün aman verdim iyi bilesin
    Yarın yine huzuruma gelesin
    Ya belani ya mevlanı bulasın
    Zorlu aşıkmışsın ey dadaloğlu

    Dadaloğlu:
    Selam olsun benden yavuz kırklara
    Kırkının da çıktı yüzleri kara
    Bana satır kılıç eylemez para
    Meydan benim olur elbet yarın da

    Kral kızı
    Bir kral kızıyım gökte uçarım
    Mert hasım üstüne kanat açarım
    Dost da olsa vermem namerde aman
    Başına semadan ateş saçarım

    Dadaloğlu:
    Bir Dadaloğluyum gökte uçamam
    Kimsenin üstüne kanat açamam
    Varsa bir kusurum o da şu benim
    Namert kapısından çıkıp kaçamam



    Kral Kızı:
    O nedir ki yere düşüp paslanmaz
    O nedir ki suya düşüp ıslanmaz
    O nedir ki etin kessen seslenmez
    Üçünden birini de bilsen kabulüm

    Dadaloğlu:
    O güneştir suya düşüp ıslanmaz
    O altındır yere düşüp paslanmaz
    O ölüdür etin kessen seslenmez
    Var mı başka sözün kralın kızı

    Kral kızı:
    O nedir ki bir çıkanda pir çıkar
    Hak yapısı koca binayı yıkar
    Ardından niceler ağlayıp bakar
    Bil de yırt kefeni ey dadaloğlu

    Dadaloğlu:
    Hak yapısı koca bina bedendir
    Onu yıkan ondan çıkıp gidendir
    Can çıkanda herkes ağlar nedendir
    Sen de bunu anlat kralın kızı

    Yerinme de kral kızı yerinme
    Hakkın bir de yarını var yarını
    Tatlı dilden alınma hem yerinme
    Kem kelamdır delen senin bağrını

    Hakka şükür bulabildin dengini
    Yine de et dengin ile cengini
    Mert rakibin at başına sengini
    Gül döşeme çakıl dök de yap yollarını

    Kral kızı:
    Karadır da kaşlarımın arası
    İnci mercan dişlerimin arası
    Sarı öküzün tırnağının arası
    Kaç bin yıllık yoldur bil dadaloğlu

    Dadaloğlu:
    Karadır da kaşlarının arası
    İnci mercan dişlerinin arası
    Sarı öküzün tırnağının arası
    Yüzbin yıllık yoldur kralın kızı

    Kral kızı:
    Denizin yarısı mildir de mildir
    Akar gider suyu güldür de güldür
    Gökyüzünde olan yıldızlar kaçtır
    Say da ver cevabın ey dadaloğlu

    Dadaloğlu:
    Denizin yarısı kildir de kildir
    Akar gider suyu güldür de güldür
    Sen göğe yedi kat merdiven kurdur
    Ben çıkıp sayayım kralın kızı

    Kral kızı:
    Gökten kara kuş da kimlere indi
    Ali'nin kandili nerede yandı
    Dünyanın binası ne gün kuruldu
    Söyle ki bileyim ey dadaloğlu

    Dadaloğlu:
    Gökten kara kuş da Yusuf'a indi
    Ali'nin kandili havada yandı
    Dünyanın binası bugün kuruldu
    Bugün de pazardır kralın kızı

    Kral kızı:
    Şol ağacın kökü aşağı döndü
    Onun kokusuna her kimler kandı
    Kabe'nin eşiğini kim yapıp yondu
    Ol kurbanlık kimdi ey dadaloğlu

    Dadaloğlu:
    Şol ağacın kökü aşağı döndü
    Onun kokusuna mumcular kandı
    Kabe'nin eşiğine İbrahim yondu
    İsmail'di kurban kralın kızı

    Kral kızı:
    O nedir ki minareyi sallıyor
    O nedir ki Zülfikar'ı telliyor
    O nedir ki hocasız dil belliyor
    Bil de mevlanı bul ey dadaloğlu

    Dadaloğlu:
    O zelzele minareyi sallıyor
    O Ali'dir Zülfikar'ı telliyor
    O bebektir hocasız dil belliyor
    Var mı sözün soyle kralın kızı

    Kral kızı:
    Gerde dadaloğlu gerde
    Sen uğrattın beni derde
    Yüzceğizin görsem gayrı
    Kalksın da şu kara perde

    Dadaloğlu:
    Yücesine çıktım baktım engine
    Ovasının köpüklenmiş selleri
    Yiğit olan düşmez ise dengine
    Kendisine güldürür hep elleri

    Yücesinden bakıp gördüm uzağı
    Kahpe düşman kurar m'ola tuzağı
    Seçemedim kırgız ile kaçağı
    Daha kimler tuttu acep yolları

    Çok geçmeden nice atlı sokulur
    Cümlesi de yolumuza dökülür
    Yenilirsem boyuncuğum bükülür
    Eller derer has bahçenin gülleri

    Beri gel de kral kızı beri gel
    Kollarımı kemer yapsın ince bel
    Saçların omuza dökülsün tel tel
    Koklayıp öpeyim beyaz elleri

    Dadaloğlu der ki halim yamandır
    Dağ başları yine tozdur dumandır
    Hak bilir ya bugün hodri meydandır
    Tutmak gerek geçtikleri belleri

    Şu yalan dünyaya geldim geleli
    Severim kır atı bir de güzeli
    Değip on beşime kendim bileli
    Severim kır atı bir de güzeli

    Atın beli kısa boynu uzunu
    Kuru suratlısı elma gözünü
    Kızın lik iplik süt beyazını
    Severim kır atı bir de güzeli

    Atın büyük sağrı kalkan döşlüsü
    Kalem kulaklısı çekik kaşlısı
    Güzelin de dal boylu samur saçlısı
    Severim kır atı bir de güzeli

    At koşu tutmasın çıktığı zaman
    Yalı kaval gibi yıktığı zaman
    At dört kız on beşe yettiği zaman
    Severim kır atı bir de güzeli

    Dadaloğlu hile yoktur işimde
    Yiğit olan yiğit görür düşünde
    At dördünde güzel on beş yaşında
    Severim kır atı bir de güzeli



    Kral kızı:
    Yüce Haktan bir dileğim var benim
    Yaşadıkça yarden cüda etmesin
    Yar yanında geçer olsun her günüm
    Kem rakibin bağında gül bitmesin

    Aradım da en son buldum dengimi
    Yar hasmıylan çıkıp ettim cengimi
    Sen söyle ben dolduram çöngümü
    Muhabbetlik aramızdan gitmesin

    Kara meşe üzerinde mazı var
    Aramızda nice nice tazı var
    Şah Suna’nın verilmiş bir sözü var
    Olur mu hiç ikrarın gütmesin

    Beri gel de aslan yarim beri gel
    Niceleyin sarılırız görsün el
    Zülüflerim dökem yüzüne tel tel
    Binbir buse az gelsin de yetmesin

    Dadaloğlu:
    Dostun bahçesinden yad el geçmesin
    Kurutur ha nazlı dilber kurutur
    Senin sevdan yüreğimde yağ komaz
    Eritir ha nazlı dilber eritir

    Yüksek olur Arap atın kaltağı
    Korkarım bir kötü tutar eteği
    Eşsiz kalmaz hiç yiğitin yatağı
    Geri dur da nazlı dilber geri dur

    Arap at üstünde olsa postumuz
    İkrarından dönmez yine dostumuz
    Bir gün kara toprak örter üstümüz
    Çürütür ha nazlı dilber çürütür

    Dadaloğlum der ki ben ne yapayım
    Hangi din hak ise ona tapayım
    Eğil de bir al yanaktan öpeyim
    Beri dur da nazlı dilber beri dur



    Dadaloğlu:
    Ölürüz de kömür gözlüm ölürüz
    Dost ağlasın zalim felek utansın
    Kıyamette kavuşmak var biliriz
    Dost ağlasın kahpe felek utansın

    Bir çıkmaza girdi bugün yolumuz
    Geçit vermez sağımızla solumuz
    Kalır gayri bizim burda ölümüz
    Mert ağlasın namert olan utansın

    Avşareli yaylasına göçmedik
    Aşın yeyip sularını içmedik
    Tenhalarda kendimizden geçmedik
    Can ağlasın hain felek utansın

    Dadaloğluyum yine coştu çağladı
    Ak üstüne karaları bağladı
    Fırkat odu yüreciğim dağladı
    Ben ölende Çapanoğlu utansın




    Kral kızı:
    N'olaydı da civan yarım n'olaydı
    Sen gelmeden bana ecel geleydi
    Bir çıkımlık cancağızım alaydı
    Böyle rüsva olmayaydım cihanda

    Neyledim de Hakka büyük söyledim
    Ne akılla kırkıncıyı diledim
    Cahil idim nettiğimi bilmedim
    Zalim diye çıktı adım her yanda

    Babam gelir arkasında yüz atlı
    Cümlesi de sanki kuştur kanatlı
    Sen ölürsen derdim olur bin katlı
    Yar yetimi kalırım ben meydanda

    Deli Osman gayri kına yakınsın
    Böbür böbür dört bir yana bakınsın
    Emme benden gece gündüz sakınsın
    Öldürürüm ilk fırsatı bulanda

    Kral kızı söyler sana andını
    Şimdiden yok bilsin derim kendini
    Bağlasalar parçalarım bendimi
    Yatacağım bilsem bile zindanda

    Dadaloğlu:
    Can evimden vurdu felek neyleyim
    Ben ağlarım çelik teller iniler
    Ben almadım toprak aldı koynuna
    Yarim diye bülbül diller iniler

    Doya doya mah cemalin görmedim
    Saçlarını çözüp çözüp örmedim
    Bir gececik sefasını sürmedim
    Saramadığım ince beller iniler

    Kara olur Okçular'ın yoncası
    Görülmemiş kainatta buncası
    Açılmadan kopup düştü goncası
    Bahar ağlar açan güller iniler

    Gider oldum Avşareli yoluna
    Bakamam gayri bu diyarın gülüne
    Karaları taksın Çapan koluna
    Yağız atlı ince kullar iniler

    Göremedim baharını yazını
    Çalamadım santurunu sazını
    Özge yarin nice çekem nazını
    Gözlerimden akan seller iniler

    Varayım da mezarına varayım
    Başucunda el kavuşup durayım
    Bıktın mıydın benden deyip sorayım
    Mezarına giden yollar iniler

    Yürü bire Dadaloğlu yürü git
    Dertli dertli Çukurova yolun tut
    Bunda suçun varsa Hakk'a tövbe et
    De ki gayri bizim iller iniler

  Okunma: 1719 - Yorum: 7