Bıçak, Beden ve Ruh - Delinetciler Portal
+ Hemen Yorum Yap

Bıçak, Beden ve Ruh

  1. Zamanın yüzümüzdeki izlerini silsek ne olur? Ten rengimizi açsak ya da cinsiyetimizi değiştirsek? Dudaklarımızı dolgunlaştırıp, göğüslerimizi büyütüp, burnumuzu küçültsek? Bedensel dönüşüm isteğinin kökeninde hangi psikolojik beklenti yatar?

    Güney Koreli yönetmen Kim Ki Duk'un 'Zaman' adlı son filminde plastik cerrah, farklı bir yüz isteyen kadına onu olduğundan daha güzel yapamayacağını söyler. Kadınsa kendisinden sıkıldığını düşündüğü erkek arkadaşının karşısına yeni bir görünümle çıkabilmek için başkalaşmak arzusundadır. Doktorun önüne çeşitli dergilerden parçalar keserek bir araya getirdiği yüzü koyar. İstediği bu yüz değişik bir psikolojinin de vaadi gibi gözükür. 'Yeni' her haliyle eskisinden daha çekici olmak zorundadır. Han Fei-Tzu 'kendi kusurlarımızı görmediğimiz bir ayna günahlarımızın varolduğunu kabul etmediğimiz bir kişilik analizine benzer 'der. Kusurumuzu gördüğümüz an onunla yaşamayı kabul ettiğimiz an olmalıdır idealde. Ama günümüzde böyle bir kabullenişe mecbur değiliz. Gözümüzde 'çirkinlik' unsuru olarak gözüken kusur kendisinden kurtulana kadar bizi rahatsız edebilir. Estetik plastik cerrahinin varlığı bu konuda bir paradoks sunar. Değiştirebilecek olduğumuz kusuru kabul etmeyiz, kabul etmediğimiz için de değiştirmek isteriz. Bu noktada, benimsenen estetik kriterlerin neler olduğu önem kazanır. Görüntüsüyle bizi rahatsız eden kimdir? Kime benzememiz gerekir? İçinde yaşadığımız toplumun estetiğe dair yargıları nelerden kaynaklanmaktadır? Estetik amaçlı plastik cerrahi ironik bir şekilde Batı'nın bugün neredeyse tüm dünyada yaygınlaşan bir güzellik tanımı oluşturmasındaki etkin silahlardan biri olmuştur. Örneğin son yıllarda Uzakdoğu'da estetik plastik cerrahi için başvuran kadınların büyük çoğunluğu 'Batılı' bedensel özellikler olan yuvarlak, büyük gözler, uzun burun ve dolgun göğüsler istemektedir. Dolayısıyla bu ülkelerde değişik ameliyat teknikleri geliştirilmektedir. Time Dergisi'nde yayınlanan bir makaleye göre Uzakdoğu'daki bir numaralı plastik cerrahi prosedürü gözlerin üzerine yarık açılmak suretiyle uygulanan bir tür blepharoplasty'dir. (Batı'da göz çevresindeki yağlar ve torbaların alınması için uygulanıyor.) Japonya'da daikon-ashi, Kore'de muu-dari (beyaz turp biçimde bacaklar) olarak adlandırılan yapısal özelliğin bir kusur olarak görülmesi dolayısıyla yağ dokusunu azaltan liposuction yerine ırkın kas sistemine uygun yöntemler üzerinde çalışılmaktadır.

    'Estetik'ameliyatı kavramı ilk kez Rönesans döneminde ortaya cıkar. 16. yüzyılın sonunda frengi salgınının yarattığı deformasyonun 'çirkin' olarak tanımlanmasıyla birlikte 'güzellik'için ameliyat başlar. Burunları düzeltilen frengi hastaları böylece toplumda daha az dikkat çekecektir. Bu döneme kadar savaş, hastalık veya kazalar dolayısıyla pek çok rökonstrüktif ameliyat yapılmıştır. Fakat Rönesanas döneminde estetiğin yeniden tanımlanmasıyla tıbbı biri gereklilik nedeniyle yapılan ameliyatlar ile estetik amaçlı operasyonlar arasında temel bir fark ortaya çıkar. Güzelliğin en önemli göstergelerinden biri olarak kabul edilen burnu düzeltmek için ilk etkin teknik Gaspare Tagliacozzi (1545-99) tarafından geliştirilmiştir. Bu teknik daha sonra kaybolur. Avrupa'da salgının kesilmesiyle estetik amaçlı operasyonlar durdurulur. 18. yüzyılın sonlarında başlayan yeni bir salgınla estetik ameliyatlar tekrar gündeme gelir. Avrupa kültüründe frengi hastalarının burnu istenmeyen, aşağı görülen ve ahlaki kirlilik teşkil eden önemli bir sembole dönüşür. İngiltere, burunları yeniden yaratmak ve biçimlendirmek için sömürgeleştirmekte olduğu Hindistan'da kullanılan tekniklerden faydalanır. Hindistan'da rökonstrüktif plastik cerrahiyle ilgili en eski kayıtlardan biri millattan önce 900 yıllarında yazılmış tıp günlüğü olan Susruta'dadır. Metin zina suçunu cezalandırmak için kesilen burunların nasıl yeniden yapılandırıldığını anlatır. Ülkenin sömürgeleştiği döneme dek devam etmiş olan bu uygulama etkin cerrahi tekniklerin geliştirilmesine sebep olur.

    19. yüzyılın başında tüm estetik ve rökonstrüktif cerrahi türleri için 'plastik' tanımı benimsenir. (Yunancada 'biçimlendirmeye uygun' anlamındaki 'plastikos' kelimesinden gelir.) Plastik cerrahinin babası olarak bilinen Johann Friedrich Dieffenbach 1840'lı yıllarda Rönesans döneminde tanımı yapılan 'güzellik' ameliyatı kavramını tekrar gündeme getirir ve gerçek, yani tıbbı amaçlı rökonstrüktif cerrahi ile estetik fonksiyonlu ameliyat arasındaki farkın altını çizer. 19. yüzyılın sonlarına doğru anestezinin ve antiseptik çözümlerin güvenilirliği sayesinde estetik amaçlı plastik cerrahi yaygınlaşır. Modern estetik ameliyat kültürünün temelinde Aydınlama Çağı'nın ideolojik etkileri büyüktür. 'Mutluluk için kendini yeniden yapabilirsin!' Beden bir mutsuzluk aracıysa eğer, daha mutlu olmak için değiştirilebilir. Bu fikirler aynı zamanda tıbba yeni bir misyon atfeder. Patolojiyi ortadan kaldırmanın yanı sıra hastalığın görüntüsü de düzeltilmelidir.

    IRKÇI BURUN

    Sander L. Gilman 'Making The Body Beautiful: A Cultural History of Aesthetic Surgery' adlı kitabında bir toplum tarafından değişmez olarak kabul edilen özelliklerin değiştirilebileceği anlaşıldığında, bedenle ilgili tüm diğer kalıcı şeylerin de dönüştürülebileceği önermesinin yapılmış olduğunu söyler. Buna yaşlılık belirtileri ve cinsiyet özellikleri de dahildir. 18. ve 19. yüzyıllarda frengi salgınının yarattığı fiziksel etkilerin estetik dışı olarak değerlendirilmesi neticesinde hastalıklı olsun olmasın tüm basık ve küçük burunlu insanlara çirkin sıfatı atfedilir. Buna daha sonra büyük burunlular da dahil olur. Alman Aydınlanma Dönemi'nde Afrika ırklarının basık burnunu son derece ilkel bir özellik olarak nitelendirilir. Maymuna çok benzediği düşünülen 'Afrikalının' bu özelliği kabul edilemeyecek kadar iticidir. Bazı Yahudilerin burnu da 'Afrika burnuna' benzer, dolayısıyla onlar da çirkindir. 'Siyah Yahudi'olarak nitelendirilen bu grubun burunları 'Beyaz Yahudiler'inkine göre daha az kabul görecektir. Bu talihsiz insanların büyük şansı estetik plastik cerrahinin varlığıdır! Fransız Aydınlanma Dönemi'nde Avrupalının fiziksel özelliklerine biraz daha insani bir yaklaşım söz konusudur. Diderot ve D'Alembert'in 'Encyclopedie'sinde Avrupalının burunlarındaki 'sapma' doğal bir özellik değil, kundaklamanın neticesi olarak kabul edilir. Bu dönemden bir yüzyıl sonra Charles Darwin güzelliğin her kültüre has normları olduğunu vurgular. Bir Afrikalının cilt rengi ve burun şekli bir Avrupalıya ne kadar çirkin geliyorsa, bir Avrupalının fiziksel özellikleri de Afrikalıya o denli anormal gözükmektedir. Darwin'in iyi niyetinin aksine bu ikinci yorum ırkların birbirlerini fiziksel farklılıklarından dolayı ötekileştirmeleri için bilimsel bir zemin de hazırlamış olur. Bir süre sonra Yunan idealine dayanan estetik kriterleri dışında görülen her türlü ırk özelliği rahatça aşağılanmaya başlanacaktır. Örneğin 1880'li yıllarda İrlandalıların karakteristik burunları ırkın 'Amerikalılaşması' için ameliyat edilmeye başlanır. Zamanla iri göğüsler veya kepçe kulaklar da şikayet edilen özellikler haline gelir.


    GLOBAL ESTETİK

    Amerikan Plastik Cerrahları Derneği'nin tahminine göre geçen yıl Amerika Birleşik Devletleri'nde en az 10,2 milyon estetik plastik cerrahi müdahalesi yapılmış. 291.000 kişiye göğüs implantı takılmış. 294.000 kişiye liposuction uygulanmış. 231.000 kişinin göz çevresi ameliyat edilmiş. İngiltere'deyse bir yılda bıçak altına yatan toplam kişi sayısı 75.000. Son yıllarda medyanın güzellik konusundaki yönlendirmeleri sayesinde Batı'daki estetik tanımlarının global geçerliliği artıyor. 2004 yılında Aesthetic Plastic Surgery Dergisi'nde yayınlanan bir makalede estetik operasyon geçirmiş hastaların eski hallerine oranla daha iyi bir ilk izlenim bıraktığı ifade ediliyor. Görüntümüzün güzelliği ile yargılanıyor ve kabul görüyoruz. Bu bize nasıl bir memnuniyet getiriyor? Geçtiğimiz yıl Pennsylvania Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmaya göre göğüs implantı yaptıran kadınların bedenleriyle ilgili düşüncelerindeki olumlu etki sadece bir yıl sürüyor.
    Sander Gilman estetik ameliyatın bir sanat dalı haline geldiğine dikkat çekiyor. Bedenlerimiz artık mükemmelin arandığı, sürekli değişim halindeki birer platform. Bu demek ki sergilediğimiz görüntü bize ait bir gerçeklikten çok sembolik bir imge. Çekicilik modern toplumlarda bu perspektiften tekrar incelenmesi gereken bir kavram. BBC'de yayınlanan 'Say No to The Knife!'(Bıçağa Hayır De) İngiltere'de estetik ameliyat takıntısına dikkat ceken ve halkı beğenmedikleri bedensel özelliklere birer çirkinlik olarak bakmamaları doğrultusunda bilinçlendirmeye çalışan ilk programlardan. Buna karşılık estetik plastik cerrahiyi mucizevi bir psikolojik dönüşümün vaadi olarak sunan onlarca program, 'güzelleştirilen beden' imgesini ruhsal tatminle ilişkilendirmeye devam etmekte.

     Konuyu Beğendin mi?
  2. 2006-12-28 #2
    eline sağlık cok güzel olmus...eline sağlık cok güzel olmus...
  Okunma: 1636 - Yorum: 1 - Amp