Osmanlı Devletinde Yenilik Hareketleri - Delinetciler Portal
+ Hemen Yorum Yap

Osmanlı Devletinde Yenilik Hareketleri

  1. Eğitim kurumları içinde bulunduğu toplumun ihtiyaçlarına cevap verebildiği sürece yaşarlar. İçinde bulundukları toplumun ihtiyaçlarına cevap veremedikleri zaman ya değişikliğe uğrarlar yada yerlerini yeni kurumlara terk ederler.

    Osmanlı eğitim kurumları başlangıçta toplumun ihtiyaçlarına karşılamıştır. Fakat özellikle XVI. Yüzyıldan itibaren gelişen ve değişen dünya şartlarına ayak uyduramamışlar, hatta kuruluş yıllarındaki teşkilat ve programlarını bozdukları için toplumun ilerlemesine engel olmaya başlamışlardır.

    Osmanlılarda eğitim, genel olarak dini eğitime dayanan bir sistem, yani medrese sistemiydi. Her ne kadar dini eğitimin yanında günlük yaşayışın gerektirdiği bilgilere yer veriliyorsa da, ne onun ilk basamağı olan sıbyan mekteplerinde ne de kendi içinde bulundurduğu diğer bölümlerinde günlük yaşayışın gerektirdiği bilgilerin verildiği insan yetiştirme amacı güdülmemiştir.

    İncelememiz beş bölüme ayrılmış, birinci bölümde artık toplumun ihtiyacına yeterli olmayan ve onu yeni kurumlar aramaya mecbur eden eski eğitim sistemi incelenmiştir.

    İlk Yenileşme Dönemi adını verdiğimiz ikinci bölümde modern eğitimin doğuş yılları olarak adlandırılabilecek 1734-1839 zaman dilimi incelenmiştir.

    Tanzimat Dönemi olarak adlandırdığımız üçüncü bölümde Tanzimat Fermanı ile başlayıp, Kanun-i Esasi'nin kabul edilmesi arasında yapılan yenilik hareketleri incelenmiştir.

    II. Abdülhamid Dönem adını verdiğimiz dördüncü bölümde modern eğitimin nicelikçe arttığı, fakat nitelikçe gerilediği yıllar incelenmiştir.

    II. Meşrutiyet olarak adlandırdığımız beşinci bölümde ise tartışma ve bocalama yılları olarak adlandırılabilecek zaman dilimi incelenmiştir.

    I. BÖLÜM
    İlk Yenileşme Hareketlerine Kadar Olan Dönem:
    Asırlarca güçlü bir devlet olarak kalan Osmanlı Devleti, XVI. Yüzyıldan itibaren duraklama ve gerileme sürecine girmiş, batılı devletler ise bilim ve teknikte ilerlemeye başlamışlardı. XVIII. Yüzyılın başlarına gelindiğinde, Osmanlılar ister istemez, batının üstünlüğünü kabul etmek zorunda kalmışlardır. Karlofça (1699) ve Pasarofça (1718) Antlaşmaları Osmanlı'nın, Batı karşısında üstünlüğünü kaybettiğinin birer belgesidir. Batının üstünlüğünü fark eden devlet adamları devleti yeniden güçlü kılabilmek için bazı eğitim-öğretim kurumları açmaya başlamışlardır. Fakat, batının üstünlüğünün askeri alanda yapılacak yeniliklerle sona ereceği düşüncesi ön planda yer alıyordu. Bu amaçla kısa sürelide olsa, Haydarpaşa sahrasında Avrupa yöntemli talimlere başlandığını görüyoruz1. Ardından 1734 yılında kısa ömürlü bir askeri okul "Hendesehane" açılmıştır2. Rus donanmasının Akdeniz'e gelip, Osmanlı donanmasının Çeşme Limanı'nda yakılmasından sonra reform istekleri ağır basmış, yeni bir donanma hazırlamak için gerekli olan "Mühendishane-i Bahri-i Hümayun" dan başlayarak 1773'ten itibaren batılı usullere göre yüksek askeri ve ihtisas okullarının açılmasına başlanmıştır3. Bu ilk askeri deniz okulunun ardından 1793'te "Mühendishane-i Berri-i Hümayun", 1827'de "Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Mamure", 1834'te "Mekteb-i Fünun-u Harbiye" ve "Mızıka-ı Hümayun Mektebi" askeri alanda açılan okulları meydana getiriyorlardı4. Askeri okulların dışında 1839 yılında "Mekteb-i Maarif-i Adliye", "Mekteb-i Ulum-i Edebiye" ve "Rüşdiye Mektepleri" yenileşme döneminde açılan ilk sivil okullar olarak karşımıza çıkmaktadır5. Açılan bu eğitim kurumları ile beraber iki ayrı kökten kuvvet alan bir eğitim şekillenmiştir6:

    1-Din Esasına Göre Eğitim:
    a-Sıbyan Mektepleri
    b-Medreseler
    2-Batılı Usullere Göre Kurulmasına Başlanılan Eğitim:
    a-Askeri ve Teknik İhtisas Okulları:
    a.1- "Mühendishane-i Bahri-i Hümayun (1773)"
    a.2- "Mühendishane-i Berri-i Hümayun (1793)"
    a.3- " Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Mamure (1827)"
    a.4- "Mekteb-i Fünun-u Harbiye (1834)"
    a.5- "Mızıka-ı Hümayun Mektebi (1834)"
    b-Genel Eğitim Kuruluşları:
    b.1- Rüşdiyeler
    b.2- "Mekteb-i Ulum-i Edebiye"
    b.3- "Mekteb-i Maarif-i Adliye"
    Bunların dışında da saray ve ordu eğitim kurumları olarak "Enderun Mektebi" ve "Acemi Oğlanlar Mektebi" vardı7.

    Sıbyan mekteplerinin kuruluşu İslam'ın ilk yıllarına kadar uzanmaktadır. Kur'an'ı öğrenmek ve okuyabilmek amacıyla İslam'ın ilk yıllarından itibaren açılan ve adına Kur'an mektepleri de denilen bu okullar, Osmanlıların oluşturdukları eğitim sisteminde de yerini almıştır. Sabi denilen beş altı yaşındaki kız ve erkek çocukları okutmak amacıyla açılmış ilköğretim okullarına Osmanlı Devleti'nde sıbyan mektebi denilmiştir. Sıbyan mektepleri Cumhuriyet'in ilanına kadar değişime uğrayarak fonksiyonelliğini devam ettirmiştir8. Fatih Sultan Mehmet, medrese teşkilatını kurarken, Eyüp ve Ayasofya'da açtırdığı iki medresede sıbyan okullarında öğretmenlik yapacak olanlar için, ayrı dersler koydurmuş ve bu dersleri görmeyenleri sıbyan okullarında öğretmenlik yapmaktan men etmiştir9. Bu dersler, Arapça Sarf ve Nahiv, Edebiyat (Mania, Beyan ve Bedi), Mantık, Muhasebe, Tedris Usulü, münakaşalı Akaid (kelam ilmi), Riyaziyat Hendese ve Hey'et şeklindeydi. Sıbyan mektepleri padişahlar tarafından yaptırıldığı gibi valide sultanlar, büyük devlet memurları ve hayırsever kişiler tarafından kurulmuş ve bu olay Cumhuriyet devrine kadar sürmüştür10.

    Osmanlılarda ilk medrese, 1330'da Orhan Bey tarafından İznik'te yaptırılmıştır11. Osmanlı hükümdarları, medreselere, Türk beylikleri ve İslam ülkelerindeki değerli bilim adamları ve müderrisleri davet etmişler, onlara saygı göstermişlerdir. Hatta Osmanlının bilim sevgisini ve bilim adamına saygısını duyan bilim adamları Osmanlı ülkesinde yaşamak için buralara gelmişlerdir.Bunlar arasında Kayserili Davut, Fahrettin Acemi, Alaettin Tusi vb. örnek görüyoruz. Bunlar ilk Osmanlı müderrisleri ve bilim adamlarının yetişmesine de katkıda bulunmuşlardır12. Osmanlı medrese yapısına en önemli katkıyı Fatih Sultan Mehmet ve Kanuni Sultan Süleyman yapmıştır. Öyleki kurdukları medreseler kendi isimleri ile anılan devrin en gelişmiş ileri kurumları olmuştur. Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u aldıktan sonra ilk iş olarak şehrin ortasında, hiçbir şeyini noksan bırakmamak şartıyla büyük bir külliye kurdurmuştur. Bizans Patriğinin oturmakta olduğu Havariyun Kilisesinin harabesi üzerine bir cami ve bu caminin iki tarafında yüksek derslere ait 8 medrese (Sahn-ı Seman) ile bu medreselerin başlangıcı olan daha alt basamakta tahsil veren başka medreseler yaptırmıştır13. Medrese teşkilatının Fatih'ten sonraki en önemli aşaması Kanuni Sultan Süleyman tarafından Süleymaniye medresesinin kurulmasıdır. Kanuni Sultan Süleyman, İstanbul'da Mimar Sinan'a 1559 yılında Süleymaniye Camii ve Külliyesini yaptırmıştır14. Klasik Osmanlı medresesi olarak adlandırılan bu okullarda öğretim tartışma yöntemleri de uygulanmakla beraber, esas olarak ezberciliğe dayanmaktaydı. Medreselere sıbyan mekteplerini bitirenler, yada en az o kadar özel öğrenim gören erkek öğrenciler girmekteydi. Medreselerde eğitim veren öğretmenlere müderris denilmekteydi. Medreselerde okutulan bilimleri başlıca üçe ayırabiliriz: Dini-hukuki bilimler, müsbet bilimler, alet bilimleri15.

    1. Dini Bilimler: Tefsir, Hadis, Fıkıh, Kelam
    2. Müsbet İlimler: Felsefe, Matematik, Heyet (Astronomi)
    3. Alet Bilimleri: Sarf, Nahiv, Mantık, Manai, Bedi, İnşa

    Devamı ektedir.
    Eklenmiş Dosya

     Konuyu Beğendin mi?
  2. 2007-04-06 #2
    merhaba arkadaşlarmerhaba arkadaşlar
  Okunma: 2753 - Yorum: 1 - Amp