İzmir Resimleri - Delinetciler Portal
+ Hemen Yorum Yap

İzmir Resimleri

  1. sponsorlu bağlantılar
    KENTİN TARİHİ

    Eski İzmir kenti (Smyrna) körfezin kuzeydoğusunda yer alan ve yüzölçümü yaklaşık yüz dönüm olan bir adacık üzerinde kurulmuştu. Son yüzyıllar boyunca Meles Irmağı Sipvlos (Yamanlar) Dağı'ndan gelen sellerin getirdikleri mil ile bugünkü Bornova ovası oluştu ve yarım adacık bir tepe haline dönüştü.

    Şimdi Tepekule adını taşıyan bu höyüğün üzerinde Tekel Müdürlüğü'nün İzmir Şarap ve Bira Fabrikasına ait numune bağı bulunmaktadır. 1955'ten beri yoğun gecekondu bölgesi olan bu çevrede İzmir'deki ilk yerleşim yeri olarak tespit edilen İzmir Höyüğü bulunur. Buradaki ilk kazılarda Türk Tarih Kurumu ile Eski Eserler ve Müzeler GENEL Müdürlüğü"nün katkıları büyük olmuştur.

    Batı Anadolu kıyılarındaki ilk yerleşimler genelde ki bunlar Troya Savaşlarını sonra kurulan Aiol, Ion ve Dor kökenlidir, küçük yarımadalar üzerinde kurulmuştur. Bunlar, Çandarlı, Foça, İzmir, Klazomenai, Miletos ve İasos gibi yerleşimlerdir. Bunun nedeni yerleşim yerlerini kuran ve oturan insanların daha çok Hellenli ve den olmalarıdır. Böylece yarımada yerleşikleri hem iki limana sahiptiler, hem de kara denizden gelecek saldırılara karşı güvence içindeydiler. Elverişsiz havalarda limanlardan biri uygun olmadığı taktirde gemiciler diğer limanı kullanma şansına sahiplerdi. Bayraklı Höyüğü körfezin kuzeydoğu köşesinde, kuzeyine sarp kayalı Yamanlar Dağı'nı da alarak karadan gelecek saldırılara karşı rahat bir konumdaydı. Güneyi imbata açıktı. Eski İzmir yerleşimi yaklaşık 3000 yıl boyunca bu yarımada üzerinde ver aldı. M.Ö. 4. Yüzyılın ikinci yarısında büyük nüfus artışı yüzünden bugünkü Kadifekale eteklerine taşındı.


    İZMİR ADININ KÖKENİ
    İzmir kelimesi eski İon lehçesinde Smurne, Attika (Atina) lehçesinde ise Smryna diye yazılırdı. Bugünkü Hellenler bu kentin adını Smirni biçiminde telaffuz etmekte, Gerçi son yıllarda Antik Efes kenti civarında da bu adla anılan bir köy yerleşimi izlerine rastlanmıştır. Olasılıkla İzmir'den Efes'e giden bir kısım Amazon kraliçelerinin adını yerleştikleri köye de koydukları düşünülmektedir ki bununla ilgili bilgilere eski Yunanistan'daki kaynaklarda da rastlanmaktadır. Ancak Smyrna sözcüğü Yunanca değildir, Ege Bölgesindeki bir çok yerleşim adı gibi Anadolu kökenlidir. M.Ö 2, binin başlarına ait Kayseri Kültece yerleşiminde ele geçen bazı tablet metinlerinde Tismurna adına rastlanmaktadır. Tismurna'daki `ti' bir ön ek olup büyük olasılıkla bir kişi ya da bir yer adını belirtmektedir. Bundan da Hellenler ya da Bayraklı höyüğünü mesken tutanların bu ön eki atıp kente 'Smurna' demişlerdir. Kentin adı olasılıkla M.Ö. 300C ile M.Ö. 1800 yılları arasında Smurnu olarak anılıyordu.

    İzmir Resimleri



    TARİH BOYUNCA İZMİR
    TUNÇ ÇAĞI ( M.Ö. 3000-1050)
    Eski İzmir'in yerleşimi her ne kadar M.Ö. 3000 yılından çok daha geri uzanmaktaysa da yapılan en son kazılarda henüz M.Ö. 3000 yıllarına kadar gidilmiştir. Kazılarda elde edilen bilgiler ışığında ilk İzmir yerleşikleri evlerini höyüğün en üst düzeyinde denizden 3 ile 5 metre yukarıdaki kayalar üzerine oturtmuşlardır. Bu ilk yerleşme Eski Tunç Çağı dönemine aittir. Bulunan çanak ve çömlekler Troya dönemi ve kültürüyle (M.Ö.3000-2500) benzerlikler göstermektedir. Birinci yerleşim tabakasının üstünde Orta Tunç Çağı dönemi yer alıyordu. Burada bulunan keramik eserler Troya II kentinde ortaya konulan sanatsal eserlerle hemen hemen özdeştir (M.Ö. 2500-2000). Üçüncü yerleşme katı Troya VI ve Hitit dönemi ile çağdaştır (M.Ö.1800-1ü50). Bu katta elde edilen büyük ve sağlam bir vazo, Afyon ve Uşak kentlerinin güneyindeki Beyce Sultan kazılarında elde edilen kapların çeşidindendir. Ayrıca birçok kap biçimi Orta Anadolu ile olduğu ölçüde Troya VI kap kaçağı ile de benzerlikler taşımaktadır. Bundan başka yine Troya VI'da gün ışığına çıkan `Minyas' tipi vazolar Bayraklı'da da ele geçmiş, bir de 4-5 Myken seramik parçasına rastlanmıştır. Açılan sondajlar küçük olduğundan evler hakkında geniş bilgi elde edilememiştir. Tunç Çağı'nda İzmir `de yaşayan yerli halkın dili konusunda herhangi bir fikir elde edilmesi mümkün olmamıştır. `Minyas' türü keramiğin ele geçmesi birçok Anadolu kentinde olduğu gibi, burada da 2. Binde Akalılâra (Achaioi: Myken) ait bir ticaret kolonisinin bulunduğuna ilişkin ipuçları verebilir.


    DEMİR ÇAĞI
    Hititler Çağı'nda {M,Ö. 1800-1200) Anadolu'da yazı kullanılıyordu ve bundan ötürü o dönemde tarih çağına ulaşılmış bulunuluyordu. Ancak M.Ö. 1200'lerde Troya Vll ve Hitit başkenti Hattuşaş'ın Balkanlardan gelen kavimlerce yıkılmasından sonra Orta ve Batı Anadolu yeniden yazısız ve karanlık bir çağa, Demir Çağı'na girdi. Demir Çağı, Anadolu'da yazının yeniden kullanılması ile Fryg Krallığı'nda M.Ö.730, geri kalan Orta ve Batı Anadolu'da ise M.Ö. 650 yıllarına kadar sürmüştür.

    Kazılarda fazla miktarda çıkarılan keramik ürünlerden anlaşıldığına göre, Demir Çağı boyunca Eski İzmir'de Hellas'tan göç eden, Aiolller ve İonlar yaşıyordu. Yarımadada yerli halkın yaşadığına dair herhangi bir bulguya ise rastlanmamıştır. Bayraklı Höyüğü'nün M.Ö. 1050 yıllarında kurulmaya başlayan yerleşmesinin Hellas kökenli olduğu anlaşılmaktadır.

    400 yıl devam eden bu ilkel dönem boyunca başlıca beş yerleşme katı saptanmıştır. Bunlar :
    I. Aiol yerleşmesi (M.Ö. 1050-M.Ö.1000)
    II. Erken, Orta ve Geç Protogeometrik yerleşme (M.Ö. 1000-M.Ö. 875)
    III. Erken ve Orta Geometrik yerleşme (M.Ö. 875- M.Ö. 750)
    IV. Geç Geometrik yerleşme (M.Ö. 750-M.Ö. 675)
    V. Subgeometrik yerleşme (M.Ö. 675-M.Ö. 650)

    Söz konusu beş tabaka denizden 6,40 metre yükseklikte başlamakta ve 9,50 metrede son bularak 3 metre kalınlığında bir tabaka oluşturmaktadır. Kazılarda elde edilen Aiol keramiği Submyken orijinlidir. Protogeometrik ve Geometrik stildeki kap-kaçak ise genelde Attika vazoculuğunun bir devamıdır diyebiliriz.

    Demir Çağı boyunca İzmir evleri, büyüklü küçüklü tek odalı yapılardan oluşmakta idi. Gün yüzüne çıkarılan en eski ev M.Ö. 925 ile M.Ö. 900'e tarihlenmektedir. İyi korunmuş halde ortaya çıkarılan bu tek odalı evin (2,45 x 4 m.) duvarları kerpiçten, damı ise sazdan yapılmıştı. Erken Geometrik dönemden itibaren (M.Ö. 875'ler) bu tek odalı evler at nalı biçimli bir avlunun üç bir yanını çevirmekte idiler.

    Eski İzmir'liler kentlerini M.Ö. 850'lerde kerpiçten yapılmış kalın bir surla korumaya başladılar. Bu tarihten itibaren Eski İzmir'in bir kent devlet kimliği kazanmış olduğu söylenebilir. Kenti 'Basileus' adı verilen bir beyin idare ettiği olasıdır. Göçleri gerçekleştirenler ve kent ileri gelenleri soylu tabakayı oluşturuyordu. Kent duvarları içinde yaşayan nüfus olasılıkla bin kişi civarındaydı. Geç Geometrik ve Subgeometrik seramikle açıklanan dönemde (M.Ö.750-650) ise yarımadanın nüfusu daha kalabalık olup belki de 1500 kişiyi aşıyordu. Kent devlete ait halkın büyük bir bölümü civar köylerde yaşıyordu. Bu köylerde, bu çağdaki Eski İzmir'in tarlaları, zeytin ağaçları, bağları, çömlekçi ve taşçı işlikleri yer alıyordu. Geçimi tarım ve balıkçılıkla sağlanıyordu.

    Kentin en önemli kutsal yapısı Athena Tapınağı idi. Bu tapınağın günümüze değin korunan en eski kalıntısı M.Ö. 725-700 yılları arasına tarihlenmektedir. Daha önceki dört dönemde (M.Ö. 1050- 750), büyük bit olasılıkla yine Tanrıça Athena'ya tapınılıyordu, ancak o tarihlerde kadın tanrıçanın heykeli herhalde küçük bir niş (naiskos) içinde bulunuyordu. Bilindiği gibi Homeros'un destanı İlias, Aiol ve İon lehçelerinin karışık olduğu bir dille yazılmıştır. Bu nedenle dünya tarihinin bu çok önemli destansı yapıtı büyük olasılıkla bu iki lehçenin konuşulduğu sınır bölgesi olan İzmir'de oluşturulmuştur. Nitekim Hellenistik dönem İzmirlileri Homeros için 'Homeraion' adlı bir yapı inşa etmişlerdir.

    PARLAK DÖNEM (M.Ö. 650-545)

    Eski İzmir'in parlak dönemi M.Ö. 650-545 yılları arasına denk düşer. Yaklaşık yüz yıl süren bu süre, bütün İon uygarlığının en güçlü dönemini oluşturur. Bu dönemde Miletos'un liderliğinde Mısır'da, Suriye ve Lübnan'ın Batı kıyılarında, Propontis'te (Marmara Bölgesi), Pontus'ta (Karadeniz) koloniler kurulur ve Doğu Hellen dünyası kıta Yunanistan ile rekabet ederek birçok alanda ve konuda onun yerini almaya başlamıştır. Bu dönemde İzmir'in tarımcılıkla yetinmeyip Akdeniz ticaretine de ortak olduğunu görmekteyiz. Bu dönem katlarında bulunan Fenike kökenli eserler, Kıbrıs kökenli heykel ve heykelcikler, Ön Asya ya da Akdeniz orijinli fayans figürcükler bu uluslararası ticaretin günümüze kalmış eserleridir.

    Parlak dönemin İzmir'deki önemli belirtilerinden biri M.Ö. 650'den beri yazının yaygınlaşmaya başlamasıdır. Kadın tanrıça Athena'ya sunulan armağanların birçoğunda sunu yazıtları bulunmaktadır. Kent halkının sayısı fazla olmasa da bir bölümü okuryazardır. Kazılarda ortaya çıkarılan Athena Tapınağı (M.Ö. 640-580), Doğu Hellen dünyasının en eski mimarlık eseridir. En eski ve en güzel sütun başlıkları şu ana kadar İzmir'de bulunmuştur. Samos, Miletos, Ephesos, Erythrai ve Phokaia'da çıkarılan sütun başlıkları M.Ö. 6. Yüzyılın ikinci yarısından (M.Ö. 575-550) tarihinden önce değildir. Helken sanatının en özgün mimarlık öğeleri olan Aiol ve İon türü başlıklar ile İon ve Lesbos biçimi kymationlar (yaprak ya da yumurta şekilli mimarlık süslemesi) doğuşlarını Eski Izmir de gün ışığına çıkan ve büyük ölçüde Anadolu Hitit sanatından esinlenmiş olan bu başlıklara borçludurlar.

    Hellen Dünyasının çok odalı ev tipinin en eski örneği Eski İzmir de bulunmuştur. Gerçekten M.Ö. 7. Yüzyılın ikinci yarısında yapılmış olan iki katlı, beş odalı, ön avlulu çifte megaron, Hellenlerin bugün için bilinen, bir çatı altındaki en eski çok odalı evdir. Ondan önceki Yunan evleri yan yana dizilmiş megaronlardan oluşuyordu. Eski İzmir'in cadde ve sokakları daha 7. yy'ın ikinci yarısında ızgara planlı idi, caddeler ve sokaklar kuzeyden güneye ve doğudan batıya uzanıyor, evler genellikle güneye bakıyordu.

    İlerde M.Ö.5. yüzyılda Hippodamos tipi adını alacak olan bu kent planı özünde Yakın doğuda çoktan biliniyordu. Bayraklı şehir planı bu tür kent dokusunun Batı dünyasındaki en erken örneğidir. İon uygarlığının en eski parke döşeli yolu Eski İzmir'de gün ışığına çıkarılmıştır.

    Hellen dünyasının en eski sivil mimarlık eseri Eski İzmir'de 7. Yüzyılın ilk yarısında yapılmış olan güzel taş çeşmedir. Bir zamanlar Yamanlar Dağı üzerinde yükselen Tantalos mezarı, tholos biçimli anıtsal mezarların güzel bir temsilcisidir. Tantalos tümülüsünün mezar odası adı geçen çeşmenin planında idi ve onun gibi Isopata tipi adını taşıyan yapı türünde idi, yani planı dörtgendi ve üstü bindirme tekniğindeki bir tonozla örtülü bulunuyordu. Tantalos mezarı adı ile anılan bu anıtsal eser Eski İzmir'de MÖ.520-580 tarihlerinde yönetimi elinde tutan basileusun ya da tyranın mezarı olmalıdır.
    Eski İzmir'de, çömlekçi işlikleri, arkeoloji literatüründe " Oryantalizan" ya da "Friz Stili" adı ile anılan seramik türünün güzel örneklerini üretiyor, taşçı ustaları mimarlık eserlerinden başka anıtsal boyda heykeller ve heykelcikler yontuyor ve bütün bu sanat yaratılarının bir bölümü dış pazarlara sürülüyordu.

    Bilindiği gibi M.Ö. 6. Yüzyılın ilk yarısında o zamanki antik dünyanın kültür merkezi Batı Anadolu idi. Özellikle Miletos'a tarihte ilk defa batıl inançlardan ve her çeşit din etkisinden kurtulmuş, özgür düşünceye dayalı bilimsel araştırmalar başlamıştı. Doğu dünyasının zengin bilgi ve deneyim hazinelerinden yararlanarak ve özellikle özgür düşünce yöntemiyle Thales, Anaximenes ve Anaximandros gibi `doğa filozofları' bugünkü Batı uygarlığının temellerini atmışlardı. Thales dünyada ilk defa bir doğa olayını, M.Ö. 28 Mayıs 585 tarihinde olagelen güneş tutulmasını oluşundan önce hesaplamıştır. Böylece kültür ve bilim alanında tarihin başlangıcından beri 2500 yıl boyunca Mezopotamya ve Mısır'ın elinde olan önderlik, Batı Anadolu'ya geçmiştir. Batı Anadolu bu önderliğini İranlıların Anadolu'yu işgal ettikleri 545 yılına değin korumuştur. Ancak İran işgali ile filozoflar, bilim adamları ve sanatçılar Atina'ya göç edince kültür ve ilim alanındaki önderlik Atina'ya geçmiştir.

    Miletos, Ephesos, Samos gibi izmir de 6. Yüzyılın başlarında büyük olasılıkla düşünce ve bilim alanında önde gelen kentlerden biriydi. Ancak Eski İzmir M.Ö. 640-545 tarihlerinde döneminin en ileri kültür merkezlerinden biri olduğu halde daha sonraları önemini yitirdiği için, çalışmalarda eskisi hızını kaybetmişti. Eski İzmir'in edebiyat,şiir,tarih,felsefe ve bilim konularında ne düzeyde olduğu hakkında yeterli bilgi mevcut değildir. Mimarlık konusunda ise önemli bir merkezdi.

    ESKİ İZMİR' İN LYDIA KRALI ALYATTES VE PERSLERCE ALINIŞI

    Herodotos, Eski İzmir'i Lydia kralı Alyattes'in aldığından bahseder. Kazılarda da bu olay M.Ö. 500 sıralarına tarihlenir. Kent ve Athena tapınağı tahrip olsa da İzmirliler M.Ö. 590 yıllarında tapınağı tekrar inşa ederler.

    Daha sonra Persler tarafından 6. Yüzyılın ortalarında ele geçirilen kent. Bu olayla birlikte parlak devrini tamamlamıştır. Bu tarihten sonra Athena tapınağına hediye edilmiş hiçbir armağan bulunamaması da bu tahribatın önemli göstergelerinden birisidir.

    GERİLEME DÖNEMİ (M.Ö. 500-300)

    HELLENİSTİK DÖNEM'DE VE ROMA ÇAĞI'NDA İZMIR (M.Ö. 333-M.S. 395)
    Athena Tapınağı M.Ö. 545 tarihlerinde terkedilmişse de yerleşim sürmüş, ancak bundan sonra 200 yıl kadar bir süre eski İzmir önemini ve işlevini yitirmiştir.

    M.Ö. 5. yüzyıl boyunca küçük ancak zengin bir yerleşmenin yer aldığı Bayraklı Höyüğü M.Ö. 5. yüzyılın sonunda ve özellikle 4. yüzyıl süresince yoğun bir iskana sahne olmuştur. Bu dönemde, ortalarında büyük avlular olan biri 5, biri 8 ve diğeri 15 odalı olmak üzere üç ev gün ışığına çıkarılmıştır. Bunların, kenti idare eden ve muhtemelen dönemlerindeki Pers etkisine uyarak yakın civardaki Larissa'da olduğu gibi, birer tyran olan beylere ait olmaları akla yakın gelmektedir. Nitekim Yamanlar Dağı'nda hala kısmen korunmuş olan ve önemli kişilerin mezarları olması gereken düzgün krepisli birkaç 4. yüzyıl tümülüsü bu düşünceyi desteklemektedir.

    Söz konusu merkezi avlulu büyük üç evden başka birçoğu megarondan bozma dörtgen planlı küçük evler bulunmuştur. Bayraklı höyüğünün bütün üst düzeyinin 4. yy. boyunca evlerle kaplı olduğu söylenebilir. Öyle anlaşılıyor ki Anadolu'daki Pers işgali 4. yüzyılda gücünü yitirmiş ve İon kentlerinin büyümesine neden olmuştur. Meydana gelen nüfus patlaması ile yüz dönümlük Bayraklı Höyüğü,İzmirlilere küçük geldiğinden M.Ö. 300 tarihlerinde Pagos eteklerinde yeni İzmir kenti kurulmuştur.

    Büyük İskender'in İssus'ta Dareios'u yenmesinden (M.Ö. 333) ve arkasından bütün doğuyu ele geçirmesinden sonra Hellen dünyası büyük bir refah çağına erişti. Kentler nüfus patlamalarına sahne oldu. Hellenistik Dönem'de İskenderiye, Rodos, Bergama ve Efes kentlerinden her biri 100 binin üstündeki bir nüfusa eriştiler. Küçük bir tepeciğin üzerinde kurulmuş olan eski İzmir kentinin duvarlarının içinde yalnız birkaç bin kişi yaşayabiliyordu. Bu nedenle en geç M.Ö. 300 sıralarında Kadifekale'nin eteklerinde, yeni büyük bir kent kuruldu.

    Tarihçi Strabon, Smyrna'nın kendi zamanında yani M.Ö. 1. yüzyıla geçiş sırasında en güzel İon kenti olduğunu belirtmektedir. O dönemde kentin küçük bir bölümü Pagos'un üzerindeydi. Büyük bölüm ise düz arazi üzerinde bulunan liman çevresine toplanmıştı. Ana tanrıçanın tapınağı ile gymnasion da bu hat üzerinde yer alıyordu. Caddeler düzdü ve tamamı büyük taşlarla düzgün bir biçimde kaplanmıştı. Aristeides, kentin doğu-batı yönünde uzanan iki ana yolunun (Kutsal yal ve Altın yol) bulunduğunu ve bu yollarla kentin , denizden gelen esinti ile serinlediğini anlatmaktadır. Strabon İzmir'de Homereion olarak adlandırılan bir stoanın varlığından söz eder (belki de bir perystil ev). Bu evin içinde Homeros'un bir heykeli bulunuyordu.

    Roma Çağı'nda İzmir'de inşa edilen yapılar arasında, Pagos dağının kuzeybatı eteğinde olan tiyatro ve batıdaki stadyumun her ikisinden de pek az iz kalmıştır. Diğer taraftan Devlet Agorası ise oldukça iyi korunmuştur. Agoranın ölçüsü 120x80 metre uzunluğunda geniş bir avlusu vardı. Doğusunda ve batısında birer stoası vardı. Her iki yapı 1 7,5 m. olup ikişer katlıydı. Ayrıca 28 m. uzunlukta bir bazilika da mevcuttu. M.Ö. 1. Yüzyılda Romalıların egemenliğine giren İzmir ikinci kez altın dönemini yaşamaya başlar.

    İncil'de sözü edilen "Yedi Kilise"den bir tanesinin bulunduğu Smyrna Hıristiyanlığın gelişmesinde önemli bir rol oynar. İzmir'in ilk başpiskoposu olan St.Polycarp havari ve İncil yazarı St. John'un ilk müridlerinden biridir. Yaklaşık M.S. 70 yılında Anadolu'da doğmuştur. St. Polycarp inancından ötürü 23 Şubat 155 tarihinde, İzmir Akropolü üzerinde bulunan stadyumda Romalılar tarafından yakılarak ölüme mahkum edilmiştir. M.S. 395 yılında Roma İmparatorluğu ikiye bölününce, İzmir Bizans olarak bilinen Doğu Roma İmparatorluğunun bir parçası olur. Bizans döneminde Araplar, Selçuklular, Haçlılar ve Cenevizliler kenti ele geçirmek için birbirleriyle savaşırlar. Kenti ilk önce Araplar 672 yılında denizden zaptedip İstanbul'a yaptıkları akınlarda bir üs olarak kullanırlar. Türkler İzmir'i ilk kez 11. Yüzyıl sonlarında Kutalmışoğlu Süleyman Şah komutasında ele geçirirler. Daha sonra Cenevizliler kenti Aydın Emir'i Umur Bey ele geçirinceye kadar kontrollerinde tutarlar. 1344 yılında Cenevizliler St. Peter Kalesini tekrar ele geçirirler. Cenevizliler aşağı kenti kontrollerinde tutarken Umur Bey yukarı kenti kontrolünde tutar.14.yüzyılın ortalarında kale ve aşağı şehir Rodos Şövalyeleri tarafından ele geçirilir. 15. yüzyılın başında Moğollar kenti istila edip, St.Peter Kalesini yerle bir eder.1422 yılında II. Murat kenti zapteder ve İzmir Osmanlı İmparatorluğunun bir parçası olur. Osmanlı İmparatorluğunun 1620 yılında yabancılara tanıdığı haklardan sonra İzmir İmparatorluğun en önemli ticaret merkezlerinden biri olur. 18. ve 19. yüzyıllarda kent Fransız, İngiliz, Hollandalı ve İtalyan tüccarların gözdesidir. Osmanlı İmparatorluğunda çok uluslu bir ticaret şehri olan İzmir I. Dünya Savaşından sonra 15 Mayıs 1919'da Yunan ordusu tarafından işgal edilir. Bu işgal 9 Eylül 1922 yılında sona erer. Ancak, İzmir 13 Eylül sabahı tarihinin belki de en büyük felaketlerinden birini yaşamaktan kurtulamaz. Basmane semtinde başlayan yangın 2.600.000metrekarelik bir alanda 20.000'den fazla ev ve işyerini tahrip eder. Bu yangın ne yazık ki kentin dörtte üçünü tahrip etmiştir. Fakat yeni kurulan Türk Cumhuriyeti ile birlikte İzmir zümrütü anka kuşu gibi kendi külleri içinden yeniden doğar.

    sponsorlu bağlantılar

     Konuyu Beğendin mi?
  2. 2006-11-21 #2
    493 - İzmir Resimleri

  3. 2006-11-21 #3
    İzmirin İlçeleri


    Aliağa
    Aliağa, İzmir'in kuzeyinde yer alır. İl merkezine uzaklığı 53 km'dir. Kuzeyinde Bergama; doğusunda Manisa; batısında Ege Denizi; güneyinde Menemen ile çevrelenir. Daha önce Menemen'e bağlı bir bucak merkezi iken, 1982'de ilçe olmuştur.

    Balçova
    Balçova, Anakent sınırları içerisinde yer alır. Doğusunda Konak, batısında ve güneyinde Narlıdere, kuzeyinde ise İzmir körfezi ile çevrilidir. Yüzölçümü, 29 km2'dir.

    2000 yılı Genel Nüfus Sayımına göre, ilçenin toplam nüfusu 66 877'dır. Bağlı köyü ve beldesi bulunmamaktadır.


    Bayındır

    Bergama

    Beydağ

    Bornova

    Buca

    Çeşme

    Çiğli

    Dikili

    Foça

    Gaziemir

    Güzelbahçe

    Karaburun

    Karşıyaka

    Kemalpaşa

    Kınık

    Kiraz

    Konak

    Menderes


    Menemen

    Narlıdere

    Ödemiş

    Seferihisar

    Selçuk

    Tire

    Torbalı

    Urla

  4. 2006-11-21 #4
    Türkiye'nin üçüncü büyük ve en güzel illerinden biri, İzmir'dir. Çekici, gemilerle ve yatlarla dolu bir körfezin kıyılarına yayılmıştır. Arkasında dağlar yükselir ve denize bakarlar. Burada güzel bir görüntü vardır. Hem doğal manzarası itibariyle, hem de modern ve düzgün görüntüsüyle. Sevimli palmiyeler bulvarları ve caddeleri dekore ederken, buralarda yeni ve etkileyici binalar bulunuyor.

    494 - İzmir Resimleri

    Bu çekici şehirde gezinen biri, en eski harabelerden çevreye konumlandırılmış en yeni kuruluşlara kadar birçok şey görebilir.

    Güzel restoranlar, kafeteryalar, dükkanlar ve barlarla dolu olan Kordonboyu, uzun bir bulvardır. Huzurlu bir ortam verir ve kentin tipik zarafetini sunar. Kemeraltı Çarşısı hoş bir yer olup, sınırsız alışveriş imkanları sunar. Burada neredeyse her aradığınızı bulursunuz. Hem de en uygun fiyatlarda.

    Karşıyaka, körfezin diğer tarafında bulunan başka bir çekici semttir. Burada, birçok ilginç heykele ev sahipliği yapan açık hava müzesinin yakınında, Olof Palme Parkı vardır.

    Saat kulesi Konak Meydanında durur. Kentin bir sembolüdür. Yakınlardaki Arkeoloji Müzesinde ise, erken dönem Batı Anadolu medeniyetlerinden çok sayıda buluntu mevcuttur. Kent merkezinde Kültürpark (Culture Park) vardır. Burada her yıl ünlü uluslararası fuar gerçekleştirilir.

    Eski çağlarda "Smyrna" olarak bilinen İzmir ili, MÖ 3.bin yıla uzanan uzun bir tarihe sahip. O zamanlar Batı Anadolu'nun en ileri kültür merkezlerinden biriymiş. Efsanevi Homeros burada İyonya periyodunda yaşamış. Kentin en görkemli dönemi buymuş ve MÖ 1.bin yılda yer almış.


    495 - İzmir Resimleri

    Günümüzde bu uzun tarihe ait bazı güzel örnekleri kent içinde görebilirsiniz. Mesela Kadifekale (Velvet Fortress) Pagos dağına kurulmuş ve bölgeyi tepeden görüyor. MÖ üçüncü yüzyılda inşa edilen ve sonraları birkaç kez onarılan bu kaleden, İzmir Körfezine harikulade bir bakış imkanı var. Başka bir önemli gezi yeri, Roma Agorasıdır. İlin en parlak dönemlerinden birinde yapılmıştır. Aziz John tarafından vahiy kitabında değinilen yedi kilise de Türkiye'de bulunuyor ve değişik bölgelerde yer alıyor.

    496 - İzmir Resimleri
    İzmir (Smyrna), Efes (Ephesus), Eskihisar (Laodicea), Alaşehir (Philadelphia), Sart (Sardis), Akhisar (Thyatira) ve Bergama (Pergamum).

  5. 2006-11-21 #5
    İzmir


    İzmir ( Smyrna-Samornia ) M.Ö 3000 yıllarında Lelegler tarafından, bugünkü Bayraklı yakınında bulunan Tepekule mevkiinde kurulmuştur. İzmir sözcüğü daha ziyade bir Amazon Kraliçesine atfedilmektedir. M.Ö 2000-1200 yılları arasında yaşamış olan Hitit Krallığı''nın tesiri altında kalan İzmir, Hitit Devleti''nin M.Ö 1200 yılında Frig akınlarıyla yıkılması sonucu M.Ö XI. Yüzyılda Yunanistan''dan Batı Anadolu kıyılarına göç eden Aiollar, daha sonra da İonlar tarafından işgal edilmiştir.

    İzmir en parlak dönemini İonlar zamanında yaşamıştır. M.Ö 600 yılında Lidya Kralı Alyattase tarafından işgal edilen İzmir, M.Ö 546 yılında Persler''in, M.Ö 334 yılından sonra da Büyük İskender ve kumandanlarının idaresi altına girmiştir. M.Ö 302''de Trakya''dan gelerek Büyük İskender''in kumandalarından Antigones''i yenen Lizimaktos''un, daha sonra da Seleıkoslar''ın hakimiyetine giren İzmir, kısa bir müddet de Bergama Krallığı idaresinde kalmış,

    M.Ö 133 yılında kesin olarak Romalılar''ın eline geçmiştir M.Ö 88 yılında Pontus Kralı Mihridades ele geçirmiştir. Roma İmparatorluğu''nun ikiye ayrılması ile Bizanslılar''ın bir eyalet merkezi olan İzmir, M.S 440 yıllarında Hun Hükümdarı Atilla''nın istilasına uğramıştır. M.S 695 yılından itibaren iki defa Araplar''ın akınına maruz kalmış, sonra yine Bizanslılar''ın eline geçmiştir. 1081 yılında İzmir şehri Selcuklular tarafından fethedilmiştir. 1097 yılında Haçlılar''ın Anadolu''da ilerlemesinden istifade eden Bizanslılar, İzmir de dahil olmak üzere Ege''de Türkler''in elinde bulunan tüm yerleri işgal ettiler.

    1320 yılında Aydınoğulları Beyliği''nin hükümdarı Mehmet Bey tarafından geri alınıp, oğlu Umur Bey''e verilen İzmir''in Liman Kalesi, Haçlı kuvvetlerince 28 Ekim 1334''de tekrar işgal edildi. 1402 yılına kadar Türkler Kadifekale''ye, Haçlılar da Liman Kalesi''ne hakim kaldılar. Liman Kalesi 1402 yılında Timur tarafından zapt ve tahrip edilerek, Aydınoğulları Beyliği''ne iade edildi. Bundan sonra İzmir tarihinde 1426 yılına kadar Aydınoğlu Cüneyt Bey rol oynamıştır.

    1426 yılından itibaren Osmanlı Devleti idaresine giren İzmir, 500 yıla yakın bir süre Osmanlı idaresinde kalmıştır. Osmanlı İmparatorluğu''nun yükselme devrinde çevresinin merkezi olma özelliğini daima koruyarak, ekonomik ve sosyal hayatın lokomotifi olmuştur.

    15 Mayıs 1919''da Yunanlılar tarafından işgal edilen İzmir, üç yıldan fazla işgal altında kaldıktan sonra Ulusal Kurtuluş Savaşı''yla 9 Eylül 1922''de Yunan işgalinden kurtarılmış, Cumhuriyetin ilanından sonra da İl statüsüne kavuşturulmuştur.

    sponsorlu bağlantılar
  6. 2006-12-27 #6
    650 - İzmir Resimleri

  7. 2007-03-20 #7
    İzmir-Ankara karayolunun 21.km sinden ayrılan 8 km lik tali bir yolla ulaşılan Kemalpaşa ilçe merkezi (22.829 nüfus), Nif Dağı eteklerinden ovaya doğru yayılmıştır. Son yıllarda sanayi tesislerinin hızla çoğaldığı ilçe, aynı zamanda tarımsal zenginliğini ve rekreasyonel çekiciliğini de korumaktadır. 1936 yılından bu yana en iyi kiraz yetiştiren üreticiyi seçmek amacıyla yapılan Kemalpaşa Kiraz Festivali, bir takım kültür-eğlence etkinlikleriyle desteklenerek her yıl mayıs ayı sonunda düzenlenmektedir.

    Manisa il sınırları içindeki Spil Dağının devamı niteliğindeki Nif Dağı, Kemalpaşa'nın güneyinde 1446 m lik zirvesiyle, çam ormanları ve orman köyleriyle ovaya tezat oluşturmaktadır. Nif Dağı'nı Karabel geçidi üzerinden aşan Kemalpaşa-Torbalı karayolu, dağ yürüyüşleri için iyi bir başlangıç noktasıdır. Yol kenarındaki Karabel orman içi dinlenme yerinde mola verip ovadaki yaz sıcağından kurtularak piknik yapabilir, bu çevreden aşağıda uçsuz bucaksız görülen ovaları, sıra sıra köyleri, çam, zeytin ve kiraz ağaçlarının birlikteliğini seyredebilirsiniz . Yakındaki köylere uğrayıp yaz sebzeleri ve meyvelerinden alabilirsiniz, Dereköy'den de bal almayı unutmamalısınız…

    Kemalpaşa'da bir başka gezi güzergahı olan Kemalpaşa-Turgutlu tali yolu, sizi bir yeşil cennetinden geçirecektir. Üzüm bağları, şeftali ve kiraz ağaçları arasından uzanan bu yol kenarında en iyi mola noktalarından biri Yiğitler köyüdür . Yoldan ayrılıp, iç kısımları da görmeyi göze alırsanız, Yiğitler orman içi dinlenme yeri, deresiyle ve ulu ağaçlarıyla sizi beklemektedir. Y.Kızılca, Ovacık, Yenikurudere gibi köyler, sizi ormanlarla buluşturarak, yürüyüş ve piknik için sayısız olanaklar yaratmakta, Mahmut Dağını keşfetmenizi sağlamaktadır.

    Kemalpaşa'dan ayrılmadan önce Kurudere köyünde (7 km), artık unutulmaya yüz tutmuş boncuk imalatının yapıldığı ocakları görebilir, yakın çevredeki Alaş Kımız Üretme Çiftliğinin Kazak otağında kımız içip, Asya Türk yemeklerinden yiyebilir ve ata binip gezebilirsiniz .

    Kemalpaşa ilçe merkezinden 25 km kuzeydeki Spil Dağı Milli Parkı'na (Manisa), İzmir-Ankara karayolu üzerindeki Sütçüler köyünden ayrılan bir yolla, Beşpınar köyünden geçilerek de varılabilir. Beşpınar, Kemalpaşa'nın en yüksekte (yaklaşık 1000 m) yer alan köyüdür. Çam ormanları ve kiraz ağaçlarıyla çevrili köyün milli parka uzaklığı yalnızca 4 km dir.

    Kemalpaşa'ya tarih boyunca gelin anlamına gelen "nif" denilmiştir. Bahar aylarında kiraz ve diğer meyve ağaçlarının çiçek açmasıyla Kemalpaşa ovası pembe bir örtüye bürünür. Yüksek tepelerden bakıldığında gelinlik giymiş bir dağ görüntüsünden dolayı bu ad verilmiştir.

    Atatürk'ün Kurtuluş Savaşının son günlerinde 8 Eylül gecesini burada geçirmesinden dolayı Kemalpaşa olarak ismi değiştirilmiştir. Kemalpaşa'nın tarihi sembolü kız kulesidir. Efsaneye göre İonya prensesi Sart kralına gelin olarak giderken Nif''e geldiğinde kralın ölüm haberini alır. Bu acılı haber üzerine güzel prenses burada bir saray yapılmasını emreder ve hayatının geri kalanını burada geçirir.

  8. 2007-03-23 #8
    Tarihi İZMİR Resimleri

    745 - İzmir Resimleri

    746 - İzmir Resimleri

    747 - İzmir Resimleri

    748 - İzmir Resimleri

    749 - İzmir Resimleri

    750 - İzmir Resimleri

    751 - İzmir Resimleri

    752 - İzmir Resimleri

    753 - İzmir Resimleri

    754 - İzmir Resimleri

    755 - İzmir Resimleri

    756 - İzmir Resimleri

    757 - İzmir Resimleri

    758 - İzmir Resimleri

    759 - İzmir Resimleri

    760 - İzmir Resimleri

    761 - İzmir Resimleri

    762 - İzmir Resimleri

    763 - İzmir Resimleri

    764 - İzmir Resimleri

  9. 2007-03-26 #9
    860 - İzmir Resimleri
  10. 2007-03-26 #10
    861 - İzmir Resimleri
    sponsorlu bağlantılar
  11. 2007-03-26 #11
    862 - İzmir Resimleri
  12. 2007-03-26 #12
    863 - İzmir Resimleri
  13. 2007-03-26 #13
    864 - İzmir Resimleri
  14. 2007-04-22 #14
    29 - İzmir Resimleri

  15. 2007-05-01 #15
    resimer ve anlatım mükemmel olmuş ellerinize sağlık ama Ksk resimleini göremedim ben
    sponsorlu bağlantılar
  16. 2007-05-25 #16
    1187 - İzmir Resimleri

    Kordon'da esen imbat rüzgarı baharda açan nergislerin, ortancaların kokusunu burnuma getirirken ben kendimi dalgalarda kaybediyorum. Aheste aheste yürürken rüzgarın şaçlarıma yumuşak dokunuşu hissederek Alsancak'ın o kuytu sokaklarına dalıyorum, cumbalı evlerin arasından geçerek… Mütevazı bir kahve evinde mola verip tatlı rüyalara dalıyorum. Bir nevi "İzmir Siestası" yapıyorum İzmir'in 5000 yıldan beri canlı kalan ruhuyla. Cumbalı evlerden yarım Türkçe'si ile seslenen Rum kadınlarından, İzmir'in güzel kızlarını süzen yakışıklılardan oluyorum bu tatlı İzmir akşam üstünde. Bol köpüklü kahvemi yudumlarken bir yandan da çalan Sezen Aksu şarkısına tempo tutuyorum, onun da bir İzmirli olmasıyla övünerek. Şarkının ölümsüz ezgileri kulağımda kahveden çıkıyorum.Pasaport İskele'ye doğru yönümü belirlerken Kordon'un meşhur falcıları yolumu kesiyor. Ellerinde kırmızı gülleriyle, dudaklarında buruk bir gülümsemeyle "Ablacım açta avcunu bakam falına".Gülümseyip yoluma devam etmek istiyorum; ama bu sefer de "Onu istemezsen bakla falı da bakabilirim be ablacım" diye ısrarcı bir tavırla yolumu kesmeye çalışıyor. Israrcı tavırlarına daha fazla dayanamayıp açıyorum avucumu geleceğimi üç beş vakte sığdıran bu kadına.Dinliyorum eğlencesine içimden gülerek; o da avucumdan hevesini alınca parasını alıp gidiyor.

    Kordon boyu gezintime burada son vererek Cumhuriyet Meydanına çıkıyorum. Bir taksi-dolmuş çeviriyorum Kemeraltı'na gitmek için. Palmiyelerle süslenmiş caddelerde sıra sıra iş hanlarını geride bırakarak Konak'ta iniyorum. Kemeraltı'na girmeden önce tüm görkemiyle bizi saygıyla karşılayan yaşlı saat kulesine ilerliyorum. Altında sevgilisini, arkadaşını bekleyen insanların bekleyişlerinin huzuru içinde, güvercinleri beslemek için bir tabak kuş yemi alıyorum. Etrafıma üşüşen güvercinlerin kanat çırpışları eşliğinde yüzümde gülümseme umutlarımı saçıyorum kuş yemleriyle birlikte. İzmir insanlarına.Atilla İlhan'ın kaleminde şiir olup çıkıyorum İzmir'in güzel satırlarında.

    Satıcıların seslerini, kotlarını satmak için önümü kesen gençleri ardımda bırakıp, tarih kokan dükkanları, dar sokakları arşınlayıp taze öğütülmüş kahvenin, aktarlardan taşan baharat kokusunu burnuma çekip, buz gibi karadut suyunun tadına bakıp yaşıyorum Kemeraltı'nı. Çocukluğumda dev bir labirente benzetip kaybolmamak için annemin eline sıkı sıkı yapıştığım, hala her gittiğimde sokaklarını karıştırmaktan yakındığım Kemeraltı benim için bir masal mekanı gibi insanlarıyla, muazzam kalabalığıyla, kokusuyla…

    Konak'tan Karşıyaka'ya gitmek için vapura binmeyi tercih ediyorum. Kentkartımla turnikeleri geçtikten sonra elimdeki kumruyu yerken, şehrin her iki yakasını izleyebilmek için dışarıda bir yere oturuyorum.Rengi artık maviyi hatırlatmaktan öte kahverengimsiye dönüşmüş körfezde arkada beyaz köpükler, yanımda uçuşan martılarla deniz sefası sürmeye çalışıyorum.Aklımda Karşıyakalıların 35.5, "Biz Karşıyakalıyız" diye İzmir'in bir başka parçası olma iddiaları var.Yüzümde ise tüm bunlara tebessüm.Elimde kalemim imbata karşı, İzmir'e karşı yazdıklarım:

    İzmirli olmayı yaşamak, İzmirliyim diyebilmek…

    Körfez kokusunu biliyorsanız; çekirdek yerine çiğdem, simit yerine gevrek diyorsanız; tam 35 ve 35.5 kavramlarına yabancı değilseniz; boyoz ve kumrunun tadını unutamadıysanız; Hasan Tahsin Anıtı'nda veya Cumhuriyet Meydanı'nda çekilmiş bir fotoğrafınız varsa; kar görmek için her kış dua ediyorsanız en sonunda bıkıp da Manisa Spil'e gidiyorsanız; yaz sıcaklarından nefret ediyorsanız; 9 Eylül size üniversite dışında bir şeyler hatırlatıyorsa; Hıdrellez'de sokaklarda ateş yakıp, dilek tutup üzerinden atlıyorsanız; Sevinç Pastanesi'nin önü buluşma mekanınız olduysa; bir yerlere gitmek için acele etmiyorsanız; cüzdanınızda kentkart varsa; en son gittiğiniz milli maçın tarihini unutmuşsanız; babanız Konak'ta denize girilebildiğini hatırlıyorsa; Ağustos'ta fuara gidip, bir kere de olsa göldeki kuğulara bindiyseniz siz İzmirlisiniz tıpkı benim gibi…

    SİZ İZMİR'Lİ MİSİNİZ?

    Eger Kordon dendiginde akliniza elektrikli ev aletlerinin disinda
    bir yer ismi geliyorsa ;

    Korfez kokusu nedir biliyorsaniz ;

    Hilton'un yapildigi tarihi hatirlayabiliyorsaniz ;

    Fame City' de deliler gibi eglenip (yasiniza bakmadan) ciktiginizda
    "vay be, bizim de bir gokdelenimiz var" dediyseniz;

    "TAM 35" ve "35 BUCUK" kavramlari size birsey ifade ediyorsa ;

    "Gevrek", "Cigdem", "Domat", "Nohut" gibi kavramlari kullaniyorsaniz ;

    "Boyoz" kelimesi size biseyler hatirlatiyorsa;

    Arapsaci, turpotu, dalagan, istifno, ebegumeci denizborulcesi...........
    nedir biliyorsaniz ;

    Konusurken arada bir diliniz, siz istemeseniz de "geliyom, gidiyom, gelcen,
    yapcan, etcen"
    seklinde surcebiliyorsa ; (Bakiniz Funda Hanim; Izmir'li oldugumuz için böle
    konusuyoz )

    Hidirellez denince sokaklarda yakilan atesler akliniza geliyorsa
    (Izmir disindaki sehirlerin belli basli alanlari disinda ates yakilmazmis;
    halbuki Izmir'de sokaklarda ates yakilir)

    Behcet Uz'un kim oldugunu biliyorsaniz ;

    Attila Ilhan, Can Yucel, Sezen Aksu isimlerini duydugunuzda soyle bi
    kabariyorsaniz ;

    Simdiye kadar kac kisinin "korfezi temizleyecegim" dedigini
    hatirlayabiliyorsaniz ;

    Simdiye kadar bir kere bile olsa Sevinc'in onunde bulustuysaniz veya
    Sevinc'te "kup" yediyseniz ;

    Universite denince akliniza iki tane, ozel okul (kolej) denince de sayili
    isim geliyorsa ;

    Sicakkanliysaniz ;

    Parasut kulesinden atladiysaniz ya da atlayan tanidiklariniz varsa ;

    Fuar'daki golde kugulara bindiyseniz ;

    Her sene Agustos'un sonunda fuara giderek " bir kac unlu gorsek bari"
    diyorsaniz ;

    Hicbir zaman bir yere gec kalma korkusu yasamadiysaniz ;

    Her yil 9 Eylul'de Turk Yildizlari'ni canli izliyorsaniz;

    Hayatinizin onemli bir bolumu belediye otobuslerinde geciyorsa;

    Nisan - ekim aylari arasinda haftasonlarini Guzelbahce, Urla, Seferihisar,
    Cesme, Inciralti, Sahilevleri,
    Mordogan, Karaburun, Gumuldur, Kusadasi, Dikili, Foca vb.'de geciriyorsaniz;

    Cocukken Kemaralti'nda kaybolduysaniz; (Ben iki yasimdayken kaybolmustum

    FPRIVATE "TYPE=PICT;ALT=" )

    Babaniz "biz cocukken Konak'ta denize girerdik" hikayeleri anlatiyorsa;

    Baska bir sehirdeyken insanlarin giyimleri ve davranislari size ters
    geliyorsa;

    Etrafinizda sortlu, mini etekli, askili giysili kizlar ve sortlu, kupeli
    erkekler gormek dikkatinizi cekmiyorsa;

    Kordon'un eski halini hatirliyorsaniz;

    Saat Kulesi'nin deniz kenarinda oldugu zamani hatirliyorsaniz;

    Pizzaniza ketcap ve/veya mayonez dokuyorsaniz;

    Bir kere bile YKM'nin onunde bulusup sinemaya gittiyseniz;

    En az bir yabanci dil biliyorsaniz ve gunluk hayatinizda turistlere
    alisiksaniz;


    Kampus denilince akliniza sadece Ege Universitesi'nin kampusu geliyorsa;

    Cuzdaninizda en az bir tane Kentkart varsa;

    Cevrenizde birilerinin Karsiyaka ve Izmir'in geri kalanini karsilastirdigini
    duyunca kulak kabartiyor ve hatta itiraz ediyorsaniz;

    Izmir'in cevresindeki yazlik beldelerde biyikli, gobekli Ankarali ve
    Istanbullulari gormek sizi rahatsiz ediyorsa;

    Mahsun Kirmizigul ile Alisan'i ayirt edemiyorsaniz;

    En son gittiginiz milli macin tarihini hatirlamiyorsaniz;

    Basketbolu futboldan daha cok seviyorsaniz;

    Yaya gecidi kavramindan habersizseniz;

    Kusadasi'na ADA diyorsaniz;

    Ugrak ve Bahane'nin yerini biliyorsaniz;

    Izmir'de sadece iki McDonald's olan zamanlari hatirliyorsaniz;

    Montro ve Lozan, size Avrupa sehirlerini hatirlatmiyorsa;

    Toplumsal sevinclerde ve kutlamalarda akliniza gidilecek sadece tek bir
    bulusma yeri geliyorsa;

    Otobuste size biletini ya da kentkartini veren kisi karsiliginda para
    almamakta israr ediyorsa;

    Her yil okulun ilk haftasi elinizde listeyle Sevgi Yolu'na gidiyorsaniz;

    Yolda biriyle carpisinca digerinin hatasi olmasina ragmen refleks olarak
    gulumseyip ozur diliyorsaniz;

    Trafikte 34 plakali suruculerden sikayetciyseniz;

    Yengen deyince akliniza yiyecek bir seyler geliyorsa;

    Konak Meydani'nda vapura giden yoldaki cesmeden bir kez bile su icmisseniz;


    Kordon'da gunesin batisini izlemenin bir ayricalik oldugunu dusunuyorsaniz;

    "Okulu asmak" ya da "okulu kirmak" yerine "okulu ekmek" diyorsaniz;

    Fuar denilince akliniza lunapark geliyorsa;

    Size dogru yaklasan bir kamera ile mikrofon gorunce hizli adimlarla yolunuzu
    degistiriyorsaniz;

    Evinize en fazla 100 m uzaklikta bir Tansas magazasi varsa;

    Baska bir sehre gittiginizde orada yasayanlara aciyorsaniz;

    Goztepe, Cankaya, Bahcelievler isimlerinin sadece Izmir'de kullanildigini
    saniyorsaniz;

    Uzaktayken "Aahh simdi Izmir'de olsaydim..." diyorsaniz;


    Siz İzmir lisiniz demektir...



    301 - İzmir Resimleri


    1 İzmirli bir kızın; boyuyla kilosu arasındaki fark asla 20'nin altında olmaz.
    2 İzmirli bir kızın; boy standardı babasına bağlıdır. bu yüzdenedir ki izmirli kızlar kısa boylu erkeklerle evlenmezler.
    3 İzmirli bir kız için 90 60 90 vücudun önemi yoktur 85 55 85 de olabilr.. esnek boyutlar..
    4 İzmirli bir kız; bacak, basen, kalça, karın, göğüs, kol, boğaz, parmak, tırnak vs. ölçüleri oldukça dikkate alır ve hafta bir günceller.
    5 İzmirli bir kız; severse sever.. sevmezse sevmez.
    6 İzmirli bir kız; demek forumlightdiomalihtgirl demek.( formuna dikkat eden)
    7 İzmirli bir kız; zekasını kanıtlamaya çalışmaz. Dünya âlemin bildiği birseyin
    kanıtı olmaz tabii ki!
    8 İzmirli bir kız; hastalıktan ölse bile kuafördeki randevusuna geç kalmaz.
    9 İzmirli bir kız; erkekleri sınıflara ayırmaz. Sadece en iyileri bilir, tanır, çıkar.
    10İzmirli bir kız; Cani isterse kimseye bağlanmaz, çok gerekiyorsa bağlar.
    11İzmirli bir kız; asla normal kola içmez.
    12İzmirli bir kız; bastan çıkmaz, çıkarır.
    13İzmirli bir kız; kumruyu bir cins kus sananlara, her kusun etinin yenmeyeceğini
    çok güzel öğretir.
    14İzmirli bir kız; kaprisin yapar.
    15İzmirli bir kız; her şeyde olduğu gibi, is yaşamında da coook basarîlidir.
    Başarısız bir şey varsa, çalıştığı şirkettir.
    16İzmirli bir kızı; tanımlayacak bir cümle yoktur. Çünkü mükemmelin tanımı yoktur!
    17İzmirli bir kız; toplum içinde ağlamaz olsa olsa gözüne kirpik kaçmıştır.
    18İzmirli bir kız; kendisi hakkında yapılan olumsuz eleştirileri dinler. Bu arada
    hep 11. maddenin ne kadar doğru olduğunu düşünür durur!
    19İzmirli bir kız; kızdığı zaman, ortalıkta olmamanız tavsiye edilir.
    20İzmirli bir kız; cani isterse her şeye bir kulp takabilir.
    21İzmirli bir kız; en popüler mekânlarda babasının yeriymiş gibi rahat davranır.
    Kasmaz!
    22İzmirli bir kız; en salaş mekânlarda da babasının yeriymiş gibi rahat davranır.
    Kasmaz!
    23İzmirli bir kız; vazgeçmez!
    24İzmirli bir kız; kafeinsiz kahve içer.
    25İzmirli bir kız; içince sapıtmaz. Sapıtması için içmesine gerek yoktur.
    26İzmirli bir kız; annesine aşıktır. Kardeşleri için ölür. Babasına toz kondurmaz.
    27İzmirli bir kız; izmirli bir kızdır. asla başka bi şekilde anlatılamaz.

    Güncelleme : 2013-06-21
  17. 2007-05-25 #17
    1188 - İzmir Resimleri
  18. 2007-06-11 #18
    28 - İzmir Resimleri

  19. 2007-08-12 #19
    SAYIN :PAYLASIMCI O akıcı harika anlatımınız için kılevyenize elinize sağlık.
    ben boyazın çayın yanına kaynamış yumurtayıda isterim.

  20. 2007-08-12 #20
    bende izmirli bi lazım :D
    sponsorlu bağlantılar
  21. 2007-08-12 #21
    İZMİRİM
    Egenin inçisi diyorlar sana İZMİRİM
    Akşamlar bir başka oluyor
    Kordon boyunda
    Seyretmek isterler gün batımını
    Sevenler Sevilenler
    Kadife kalende
    Denizle koyun koyuna geçer günlerin
    Neon ışıklarıyla selamlarsın
    Karsıyaka
    İki sevdalı genç gibi
    Sana ne söylesem azdır İZMİRİM.

    Alıntı

  22. 2007-08-14 #22
    İzmİrde DoĞduysan Zaten GÜzelsİndİr,İzmİrde YaŞadiysan Kalİtesİndİr,İzmİrİn Havasini Aldiysan Asİlsİndİr,İzmİrlİysen Zaten Sen 10 Numarasindir
    Güncelleme : 2007-08-14
  23. 2007-09-09 #23
    SİZ İZMİR'Lİ MİSİNİZ?


    yazısı çok hoşuma gitti :)

  24. 2007-09-09 #24
    İzmİrİn Havasini Aldiysan Asİlsİndİr,İzmİrlİysen Zaten Sen 10 Numarasindir

    ne kadar güzel bir söz tüm izmirlilere saygılar

  25. 2007-09-16 #25
    izmir sadece kordon konak demek değildir :)


    yıkık kemer
    1222 - İzmir Resimleri



    1223 - İzmir Resimleri

    buca hastanesindeki rum mimarisiyle yapılmış tarihi bina :)

    sponsorlu bağlantılar
    Güncelleme : 2013-06-02
  26. 2007-09-20 #26
    1895 - İzmir Resimleri

    1896 - İzmir Resimleri

  27. 2007-11-11 #27
    ah ızmırım ah.sızden ıstegım kordondakı klamıs nargıle saloluna gıdıp sahıle karsı elmalı nargıle ıcın ve cekındıgınız resmı buraya koyun benım ıcın.
  28. 2007-11-12 #28
    908 - İzmir Resimleri
    909 - İzmir Resimleri
    910 - İzmir Resimleri
    911 - İzmir Resimleri
    912 - İzmir Resimleri
    913 - İzmir Resimleri
    914 - İzmir Resimleri
    915 - İzmir Resimleri

    Güncelleme : 2007-11-12
  29. 2007-11-12 #29
    916 - İzmir Resimleri
    917 - İzmir Resimleri
    918 - İzmir Resimleri
    919 - İzmir Resimleri
    920 - İzmir Resimleri
    921 - İzmir Resimleri

  30. 2007-11-12 #30
    922 - İzmir Resimleri
    923 - İzmir Resimleri
    924 - İzmir Resimleri
    925 - İzmir Resimleri
    926 - İzmir Resimleri
    927 - İzmir Resimleri
    928 - İzmir Resimleri
    929 - İzmir Resimleri

    sponsorlu bağlantılar
    Güncelleme : 2007-11-12
  31. 2007-11-12 #31
    930 - İzmir Resimleri
    931 - İzmir Resimleri
    667 - İzmir Resimleri

  32. 2007-11-24 #32
    Alıntı:
    KOSOVALI Nickli Üyeden Alıntı
    861 - İzmir Resimleri


    acaba bidaha ne zaman böyle güzel bi kar yagacak kemalpaşaya

  33. 2008-08-17 #33
    Ege'nin İncisi

    İzmir ( Smyrna-Samornia ) M.Ö 3000 yıllarında Lelegler tarafından, bugünkü Bayraklı yakınında bulunan Tepekule mevkiinde kurulmuştur. İzmir sözcüğü daha ziyade bir Amazon Kraliçesine atfedilmektedir. M.Ö 2000-1200 yılları arasında yaşamış olan Hitit Krallığı''nın tesiri altında kalan İzmir, Hitit Devleti''nin M.Ö 1200 yılında Frig akınlarıyla yıkılması sonucu M.Ö XI. Yüzyılda Yunanistan''dan Batı Anadolu kıyılarına göç eden Aiollar, daha sonra da İonlar tarafından işgal edilmiştir.

    İzmir en parlak dönemini İonlar zamanında yaşamıştır. M.Ö 600 yılında Lidya Kralı Alyattase tarafından işgal edilen İzmir, M.Ö 546 yılında Persler''in, M.Ö 334 yılından sonra da Büyük İskender ve kumandanlarının idaresi altına girmiştir. M.Ö 302''de Trakya''dan gelerek Büyük İskender''in kumandalarından Antigones''i yenen Lizimaktos''un, daha sonra da Seleıkoslar''ın hakimiyetine giren İzmir, kısa bir müddet de Bergama Krallığı idaresinde kalmış, M.Ö 133 yılında kesin olarak Romalılar''ın eline geçmiştir M.Ö 88 yılında Pontus Kralı Mihridades ele geçirmiştir. Roma İmparatorluğu''nun ikiye ayrılması ile Bizanslılar''ın bir eyalet merkezi olan İzmir, M.S 440 yıllarında Hun Hükümdarı Atilla''nın istilasına uğramıştır. M.S 695 yılından itibaren iki defa Araplar''ın akınına maruz kalmış, sonra yine Bizanslılar''ın eline geçmiştir. 1081 yılında İzmir şehri Selcuklular tarafından fethedilmiştir. 1097 yılında Haçlılar''ın Anadolu''da ilerlemesinden istifade eden Bizanslılar, İzmir de dahil olmak üzere Ege''de Türkler''in elinde bulunan tüm yerleri işgal ettiler.

    1320 yılında Aydınoğulları Beyliği''nin hükümdarı Mehmet Bey tarafından geri alınıp, oğlu Umur Bey''e verilen İzmir''in Liman Kalesi, Haçlı kuvvetlerince 28 Ekim 1334''de tekrar işgal edildi. 1402 yılına kadar Türkler Kadifekale''ye, Haçlılar da Liman Kalesi''ne hakim kaldılar. Liman Kalesi 1402 yılında Timur tarafından zapt ve tahrip edilerek, Aydınoğulları Beyliği''ne iade edildi. Bundan sonra İzmir tarihinde 1426 yılına kadar Aydınoğlu Cüneyt Bey rol oynamıştır.

    1426 yılından itibaren Osmanlı Devleti idaresine giren İzmir, 500 yıla yakın bir süre Osmanlı idaresinde kalmıştır. Osmanlı İmparatorluğu''nun yükselme devrinde çevresinin merkezi olma özelliğini daima koruyarak, ekonomik ve sosyal hayatın lokomotifi olmuştur.
    15 Mayıs 1919''da Yunanlılar tarafından işgal edilen İzmir, üç yıldan fazla işgal altında kaldıktan sonra Ulusal Kurtuluş Savaşı''yla 9 Eylül 1922''de Yunan işgalinden kurtarılmış, Cumhuriyetin ilanından sonra da İl statüsüne kavuşturulmuştur.


    935 - İzmir Resimleri 936 - İzmir Resimleri

  34. 2011-10-18 #34
    dağları,akarsuları,tepeleri,denizler,nehirleri,çay ları,ovalarıkörfezleri,gedizleri,yaylalaı,ormanlar ı,kayalıkları,mağaraları,parkları,camiileri izmirin doğal güzelliğidir.
  Okunma: 23722 - Yorum: 33 - Amp