Ümit Yaşar Oğuzcan Şarkı Sözleri - Delinetciler Portal
+ Hemen Yorum Yap

Ümit Yaşar Oğuzcan Şarkı Sözleri

  1. sponsorlu bağlantılar
    ACILAR DENİZİ

    Ben acılar denizinde boğulmuşum
    İşitmem vapur düdüklerini, martı çığlıklarını
    Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni
    Duyarım yosunların benim için ağladıklarını

    Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime
    Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını
    Bu ne karanlık, bu ne zindan gece böyle
    Bütün gemiler söndürmüş ışıklarını

    Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma
    Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek
    Baksana;herkes içime dökmüş artıklarını

    Bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa
    Bir deli rüzgar çıksa; alıp götürse
    Yılların içimde bıraktıklarını...

    sponsorlu bağlantılar

     Konuyu Beğendin mi?
  2. 2006-11-21 #2
    BİR GÜN ANLARSIN

    Uykuların kaçar geceleri, bir türlü sabah olmayı bilmez.
    Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya,
    Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
    Ne çarşaf halden anlar ne yastık.
    Girmez pencerelerden beklediğin o aydınlık.
    Onun unutamadığın hayali,
    Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine.
    Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın.
    Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

    Bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu.
    Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin.
    Gün gelir de sesini bir kerecik duyabilmek için,
    Vurursun başını soğuk taş duvarlara.
    Büyür gitgide incinmişliğin kırılmışlığın.
    Duyarsın,
    Ta derinden acısını, çaresiz kalmışlığın.
    Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

    Bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin.
    Niçin yaratıldığını.
    Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini.
    Uzun uzun seyredersin aynalarda güzelliğini.
    Boşuna geçip giden günlerine yanarsın.
    Dolar gözlerin, için burkulur.
    Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

    Bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların.
    Sevilen gözlerin erişilmezliğini.
    O hiç beklenmeyen saat geldi mi?
    Düşer saçların önüne, ama bembeyaz.
    Uzanır, gökyüzüne ellerin.
    Ama çaresiz,
    Ama yorgun,
    Ama bitkin.
    Bir zaman geçmiş günlerin hayaline dalarsın.
    Sonra dizilir birbiri ardına gerçekler, acı.
    Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

    Bir gün anlarsın hayal kurmayı;
    Beklemeyi, ümit etmeyi.
    Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
    Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi.
    Lanet edersin yaşadığına...
    Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın.
    O zaman bir çiçek büyür kabrimde, kendiliğinden.
    Seni sevdiğimi işte o gün anlarsın.

  3. 2006-11-21 #3
    AĞIT !..

    Her şey güzeldi bir zaman, çok önce
    Şehirler, insanlar, güneş deniz
    Mutluluğumu görebilirdiniz
    Çökmeseydi içime bu son gece

    Her şey bir anda bitmeseydi, yazık
    Olmasaydı gençliğime aptalca
    Belki de o yerlere varırdık
    O uzak dağlara ulu: koskoca

    Orada her şey değişirdi belki
    Açardı umutlarımız bakarsın
    Ateş rengi, kan rengi güller gibi
    Toprağında kim bilir hangi aşkın

    Oysa şimdi nerdeyiz, neyiz bak
    Her umut belirtisinden uzağız
    O sevilmiş gözlerde saf ve berrak
    Bir ayna bile yok bakacağımız

    Her şey kurşuni bir renk almış, soğuk
    Bozkırlardır uzayan önümüzde
    Kime baksan o yüz: veremli, soluk
    Tek mavi kalmamış gökyüzümüzde

    Her yerde bitmişliği güzelliğin
    Kum kamyonları putreller betonlar
    Sonra ta beşikten mezara deyin
    Sıfırlar, yüzler, binler ve milyonlar

    Hadi öl bakalım ölebilirsen
    Zincirlerle bağlıyken yaşamaya
    Omuzla yükünü, hadi yalnız sen
    İsterse gücün olmasın taşımaya

    Yenik düşmüşüz işte gerçek ortada
    Çökmüş boynumuza zulmün elleri
    Bir tutsak, bir dolap beygiri ya da
    Bir mahkum gibiyiz kaç yıldan beri

    Yargıç hükmünü çoktan vermiş oku
    Boynundaki yaşamak fermanını
    Yaşamak sonra ölmek; iki korku
    Geri getirmezken bir anını

    Terkedilmiş şehirleri bilirsin
    Bilirsin gömülmüş uygarlıkları
    Ve düşün ki; patlaması bilincin
    Yırtmaya yetmiyor karanlıkları

    Öyleyse çek sapla göğe bıçağını
    De ki; benim işim tanrılıktan güç
    Benim hem yüksek, hem en aşağı
    İşte ellerimde sonsuzluk ve hiç

    De ki; ömür verdin; en büyük yalan
    De ki; beden verdin; içi boş ve kof
    İşte! yüce eserin, işte insan
    Ve yırt göğsünü, bağır: Of Tanrım Of.

  4. 2006-11-21 #4
    ALTINCI MEKTUP

    Bir gün bir yalnızlığa düştüm yine. Başımı
    ellerimin arasına aldım, sessizce ağlamaya başladım .
    Önümde yarıya gelmiş bir konyak şişesi 'beni iç'
    diye fısıldıyordu, 'beni iç'. Sonra yalvarmaya başladı:
    'Ne olur' dedi 'ne olur haydi iç beni'.

    Bir bardak doldurdum, tepeme diktim .
    Şişe rahatladı, sustu. Hani ellerimiz birbirine
    değince nasıl oluyorduk? İşte öyle oldum .
    Hani bakışlarımız buluştuğu zaman, bir başka
    türlü atması vardı yüreklerimizin. Onu hatırladım .

    Sonra bir tren hareket etti. Sabahtı. Karşıkarşıyaydık .
    Konuşuyorduk. Ben sevmek diyordum durmadan.
    Gözlerim gözlerine soruyordu: 'seviyor musun?' diye.
    Hep evet diyordu gözlerin, ellerin, dudakların hep
    evet diyordu. Oysa ki, bir çok hayır diyen insan vardı
    çevremizde. Örneğin: bir çocuk hayır, diyordu, bir kadın,
    bir adam ve bir başkası, bir başkası hayır diyordu.
    Hayır'lar arasında ezilmeğe mahkûmdu evet'lerimiz .

    Tren ilerliyordu. Gözlerin gözlerime soruyordu
    ne olacak diye. Sigara üstüne sigara yakıyordum,
    kadeh kadeh içki içiyordum, fakat bilmiyordum
    ben de ne olacağını. Bizi sürükleyen bir akıntıydı.
    Durduramazdık onu, hükmedemezdik ona.
    Bir anafora rastlayıp yok oluncaya kadar akıp
    gidecektik işte. Peki anafor nerdeydi? Uzak mıydı?
    Belki çok yakındı kimbilir. Biz onu
    göremiyecektik. O, gözlerimizi kör ettikten sonra
    saracaktı bizi buz gibi kollarıyla.

    Tren ilerliyordu. Pencereden deniz görünüyordu.
    Denize akşam güneşi vurmuştu. Renk renk
    kayıklar gördük kıyılarda. Denize taş atan çocuklar
    gördük. Uzakta bir balıkçı ağlarını topluyordu.

    Ve tren ilerliyordu. Kadere yaklaşıyorduk .
    Bir alacakaranlık bastı zamanı. Gözlerim gözlerindeydi.
    Ellerini tuttum, titredin. Acı acı bir düdük öttü.
    Bir şeyler koptu içimizden.

    Sonra tren durdu, indik, yollarımız ayrı ayrıydı.
    Şimdi, o gün verdiğin yalnızlığı yaşıyorum .

  5. 2006-11-21 #5
    AFFET BENİ

    Bugün bütün iyi kalpliliğim üzerimde
    Cümle düşmanlarımı affettim
    Yediğim meyvalardan
    Kokladığım çiçeklerden af diliyorum

    Yerde yürürken gördüğüm
    Sebebsiz kanına girdiğim
    Zevk için öldürdüğüm
    Böceklerden af diliyorum

    Dağdan, topraktan, taştan
    Evlattan, akrabadan, arkadaştan
    Yağan yağmurdan, doğan güneşten
    Denizlerden, göklerden af diliyorum

    Yıllardır kahrımı çeken kadından
    Ondaki yaşamak ümidinden
    Baba evinden, ana sütünden
    Yediğim ekmeklerden af diliyorum

    Kadrini, kıymetini bilmediğim
    Hayali ile bahtiyar olmadığım
    Otuz yıl arayıp bulmadığım
    Geleceklerden af diliyorum.

  6. 2006-11-21 #6
    AFFET BENİ

    Bugün bütün iyi kalpliliğim üzerimde
    Cümle düşmanlarımı affettim
    Yediğim meyvalardan
    Kokladığım çiçeklerden af diliyorum

    Yerde yürürken gördüğüm
    Sebebsiz kanına girdiğim
    Zevk için öldürdüğüm
    Böceklerden af diliyorum

    Dağdan, topraktan, taştan
    Evlattan, akrabadan, arkadaştan
    Yağan yağmurdan, doğan güneşten
    Denizlerden, göklerden af diliyorum

    Yıllardır kahrımı çeken kadından
    Ondaki yaşamak ümidinden
    Baba evinden, ana sütünden
    Yediğim ekmeklerden af diliyorum

    Kadrini, kıymetini bilmediğim
    Hayali ile bahtiyar olmadığım
    Otuz yıl arayıp bulmadığım
    Geleceklerden af diliyorum.

  7. 2006-11-21 #7
    BELKİ BİRGÜN DUYARSIN DİYE

    Bu nasıl sevgi böyle?
    Bu nasıl tutku?
    Bu nasıl özlem?
    Ne zaman gözlerini görsem
    Bir çoğalıyorum, bir eksiliyorum

    Mutluyum varsın diye
    Al uzattım ellerimi
    Seni sarsın diye
    Ceylanım! Belki bir gün duyarsın diye
    Çıkmışım bir dağ başına sana türkü söylüyorum

    Ne güzel ellerin var incecik
    Ne güzel saçların var sapsarı
    Anlasana o yalansız gözleri
    O kirpikleri, o dudakları
    Düşündükçe baştanbaşa özlem kesiliyorum

    Al desem, sana ömrümü versem
    Korkarsın, alamazsın ki
    Dur desem, kaçarsın yine ceylanım
    Gül desem, ağlarsın
    Gel desem, gelmeyeceksin, biliyorum

    Bu engeller bana göre değil oysa
    Ben bu dağları aşarım
    Geçerim bu denizleri, korkma
    İşte düştüm yollara
    Dur, bekle beni, geliyorum

    Sevmek inancım, tutkum benim en eski
    Dağıtsam dünyalara yeterdi bu sevgi
    Düşünsene, anlasana ceylanım
    Sen yoksan ne farkeder ki
    Ha öyle ölmüşüm, ha böyle ölüyorum

  8. 2006-11-21 #8
    DAĞ RÜZGARI

    Kaderde senden ayrı düşmek te varmış
    Doğrusu bunu hiç düşünmemiştim..
    Seni tanımadan
    Hele seni böyle deli divane sevmeden
    Yalnızlık güzeldir diyordum
    Al başını, kaç bu şehirden
    Ufukta bir çizgi gibi gördüğün dağlara
    Rüzgarın iyot kokularını taşıdığı denizlere git
    Git gidebildiğin yere git diyordum
    Oysa ki, senden kaçılmazmış
    Yokluğuna bir gün bile dayanılmazmış.
    Bilmiyordum.

    Yine de dayanmağa çalışıyorum işte
    Bir kır çiçeği koparıyorum gözlerine benzeyen
    Geçen bulutlara sesleniyorum ellerin diye
    Rüzgar güzel bir koku getirmişse
    Saçlarını okşayıp gelmiştir diyerek avunuyorum
    Yaşamak seninle bir başka zamanı
    Bir başka zamanda seni yaşamak
    Her şeyden önce sen
    Elbette sen
    Mutlaka sen
    İster uzaklarda ol
    İster yanı başımda dur
    Sen ol yeter ki bu zaman içinde
    Ben olmasam da olur
    Seni bir yumağa sarıyorum yıllardır
    Bitmiyorsun
    Çaresizliğim gün gibi aşikar
    Su olup çeşmelerden akan güzelliğin
    İnceliğin ışık yüzüme vuran
    Sen güneş kadar sıcak
    Tabiat kadar gerçek
    Sen bahçelerde çiçekler açtıran
    Sudan, havadan, güneşten yüce varlık
    Sen, o tek sevgi içimde
    Sen görebildiğim tek aydınlık

    Bir nefeste benim için al
    Havasızlıktan öldürme beni
    Bulutlara, yıldızlara benim için de bak
    Susadım diyorsam
    Bir yudum su içmelisin
    Ben yorulduysam sen uyumalısın
    Ellerim sevilmek istiyor
    Saçlarım okşanmak istiyor
    Dudaklarım öpülmek istiyor
    Anlamalısın.

    Ağaçların yeşili kalmadı
    Gökyüzünün mavisi yok
    Bu dağlar o dağlar değil
    Rüzgarında kekik kokusu yok
    Kim bu çaresiz adam
    Bu kan çanağı gözler kimin
    Kaç gecedir uykusu yok
    Gündüzü yok
    Gecesi yok
    Yok
    Yok
    Anladım
    Sensiz yaşanmaz bu dünyada
    İmkanı yok.

  9. 2006-11-21 #9
    BİR GECE ANSIZIN GELEBİLİRİM

    Bu kadar yürekten çağırma beni!
    Bir gece ansızın gelebilirim.
    Beni bekliyorsan, uyumamışsan,
    Sevinçten kapında ölebilirim.

    Belki de hayata yeni başlarım,
    İçimde küllenen kor alevlenir,
    Bakarsın hiç gitmem kölen olurum,
    Belki de seversin beni kim bilir.

    Kal dersen, dağlarca severim seni,
    Bir deniz olurum ayaklarında,
    Aşk bu özleyiş bu, hiç belli olmaz,
    Kalbim duruverir dudaklarında.

    Ya da unuturum kim olduğumu,
    Hatırlamam belki adımı bile,
    Belki de çıldırır, deli olurum,
    Sana kavuşmanın heyacanıyla...

    Aşk bu, bilinir mi nereye varır,
    Ne durdurur özlemini, seveni...
    Bakarsın ansızın gelebilirim,
    Bu kadar yürekten çağırma beni.

  10. 2006-11-21 #10
    İSTANBUL ..

    Evin içinde bir oda, odada İstanbul
    Odanın içinde bir ayna, aynada İstanbul
    Adam sigarasını yaktı, bir İstanbul dumanı
    Kadın çantasını açtı, çantada İstanbul
    Çocuk bir olta atmıştı denize, gördüm
    Çekmeğe başladı, oltada İstanbul
    Bu ne biçim su, bu nasıl şehir
    Şişede İstanbul, masada İstanbul
    Yürüsek yürüyor, dursak duruyor, şaşırdık
    Bir yanda o, bir yanda ben, ortada İstanbul
    İnsan bir kere sevmeye görsün, anladım
    Nereye gidersen git, orada İstanbul

  11. 2006-11-21 #11
    İMKANSIZ AŞK

    Falcı kadın yalan söylüyor yalan
    Bizi birbirimiz için yaratmış Tanrımız
    Nasıl mümkün değilse
    Yıldızları toplamak gökyüzünden
    Öylesine imkansız bir şey aşkımız

    Kurudu gölgesinde oturduğumuz ağaçlar
    Bahçelerde sevdiğin çiçekler kalmadı
    Sadece hatıralarda ebedi olan
    Vazgeçemediğimiz, unutamadığımız
    Onlar bile bize yar olmadı

    Unut benden kalan ne varsa
    Unutmak tesellidir yalnızlığın
    Güneşi bir kadeh şarap gibi içip
    Delicesine sarhoş olmak
    En güzel tarafı imkansızlığın

    Ümitlerimiz fırtınalı denizler ortasında
    Bir hurda teknedir şimdi
    Dalgalar dünden daha zalim
    Rüzgar daha hoyrat
    Ne bulut var ufuklarda ne gemi

    Mevsimler toz pembe değil
    Gündüzler gecedir, geceler zindan
    Güneşin doğmasını beklemek boşuna
    Boşuna artık medet ummak
    Taş kalpli zamandan

    İnan ki! Kırılmış bir ayna gibi
    Paramparça, kırık dökük aşkımız
    Çaresizliğin, ümitsizliğin türküsü
    Türkülerin en içlisi, en hüzünlüsü
    Büyük aşkımız

  12. 2006-11-21 #12
    UNUTULMAYANLAR

    Biliyorum, unutamayacaksın!
    Ağır ağır geçecek mevsimler,
    Bir bir ağaracak saçının telleri
    Solacak albümde eski resimler.

    Beni hatırladıkça için ürperecek,
    Boşanan gözyaşlarını tutamıyacaksın.
    Boşuna zorlama kendini, sevdiğim;
    Biliyorum, unutamayacaksın.

    Ve biliyorsun, ben de unutamayacağım,
    Eskimeyecek içimde sana ait ne varsa
    Şöhretmiş, servetmiş herşey geçiyor, inan
    Dostluklar ve sevgiler kalıyor, kalırsa.

    Sen benim gökyüzümdün, denizim, toprağımdın,
    Şimdi bir hatıra olamazsın belirsiz, uzak
    Biliyorsun bazı şeyler vardır elimizde olmayan
    İşte öyle imkansız birşey seni unutmak.

    Zannetme ki herşey bitti sevdiğim;
    Birgün yeşerecek şu sararmış yapraklar.
    Ve bundan sonra kim severse dünyada;
    Seni ve beni hatırlayacaklar

  13. 2006-11-21 #13
    GÖZLERDE SEVİŞMEK

    Seninle yaşanacak bir aşkın öyküsünü
    Bir giz gibi derinden dün yaşattı gözlerin
    Sunduğu sevinçlerle o eşsiz bahar günü
    Yemyeşil bir adaktı, bir murattı gözlerin.
    Acılar uzaklarda, mutluluklarsa yakın
    Bir kaç saat içinde kaç yıldı yaşattığın
    Gözlerime sevgiyle bakarken, bana aşkın
    Ölümsüz olduğunu hatırlattı gözlerin.
    İçimde tek sen vardın, düşüncemde yalnız sen
    Birbirimizden uzak yaşadığımız o
    en güzel yıllarımızı elemle düşünürken
    Hem ağladı sessizce, hem ağlattı gözlerin.

  14. 2006-11-21 #14
    DOST BİLDİKLERİM

    Sanırdım gündüzdü onlarla gecem
    İçimde ümitti dost bildiklerim
    Ne zaman yıkılıp yere düştüysem
    Bırakıp da gitti dost bildiklerim
    Hepsi varken baharımda, yazımda:
    Kışın bir burukluk kaldı ağzımda
    Seneler senesi oysa gözümde
    Cihana eşitti dost bildiklerim
    Nerde o sözlere kandığım günler?
    Her gülen yüzü dost sandığım günler
    Acıdan kahrolup yandığım günler
    Ta canıma yetti dost bildiklerim
    Meydana çıkalı asil çehreler
    Aydınlanmaz oldu artık geceler
    Yalanlar tükendi, indi maskeler
    Birer birer bitti dost bildiklerim
    Korkar oldum bana *dostum* diyenden
    Yoksa yok olandan, varsa yiyenden
    Ne onlardan eser kaldı ne benden
    Beni benden etti dost bildiklerim

  15. 2006-11-21 #15
    DEĞER Mİ?

    Bir rüya görür gibi
    Seninle bulutlara uçtuğumda
    Bir ateş yakar beni
    Sevginle tutuştuğumu sanırdım
    Yağmur olur damla damla
    Öperdim öperdim dudaklarından
    Bir nehir gibi çağlar
    Akardım akardım damarlarından
    Değer mi hiç değer mi hiç
    Değer mi değer mi söyle
    Bir rüya ömür boyu
    Sürer mi sürer mi böyle
    Değer mi hiç değer mi hiç
    Değer canım değer elbet
    Değer birtanem
    Aşk için herşeye
    Ne hayal ne de gerçek
    Engel mi kanatlanmadan uçmaya
    Değer canım değer birtanem

  16. 2006-11-21 #16
    ÇARESİZ

    Seni görmediğim günler bir çakır diken büyüyor göz
    bebeklerimde
    Bir çocuk ağlaması başlıyor, kulaklarımda uzun uzun
    Ellerim bir yerlere yapışıyor, kurtaramıyorum
    Ya ayaklarım, o benim zavallı ayaklarım
    Öyle şaşkın, öyle kararsız, öyle çaresiz ki
    Seni görmediğim günler
    Karanlıktayım, katran gecelerdeyim
    Cehennem misali bir yerdeyim
    Bir demir nasıl paslanır, bir elma nasıl çürürse
    İşte öyleyim...

  17. 2006-11-21 #17
    ÇIKMAZ SOKAK

    Bir daha dünyaya gelsem
    Yine seni severdim
    Beni üzesin diye
    Beni deli divane edesin diye
    Biliyorum
    Sen de bir daha dünyaya gelsen
    Yine beni sevmezdin
    Kahrımdan öleyim diye

  18. 2006-11-21 #18
    ÇOK GEÇ

    Israrına kandım diyemezsin, çok geç.
    Bir anda inandım diyemezsin, çok geç!
    Kor nerde ki? Bir baksana küller soğumuş...
    Ateş gibi yandım diyemezsin, çok geç!

  19. 2006-11-21 #19
    DİYEBİLSEYDİM

    Anladım diyemem ki! Suçluyum
    Belki ben anlatamadım sana kendimi
    Tutuştum, yandım da yokluğunda her gece
    Yine gözyaşlarımla söndürdüm kalbimi
    Her gün her dakika seni özlerdim
    Bitmezdi kederim senin yanında bile
    Susardım, gözlerime baktığın zaman
    Mermer bir heykelin çaresizliğiyle
    Oysa neler düşünürdüm sen yokken
    Sana kavuşunca neler söylemek isterdim
    Dakikalar bir ışık hızıyla geçerdi
    Ayrılık başlayınca ben biterdim
    En kötüsü beni koyup gitmendi
    O öyle bir yalnızlıktı anlatılmaz
    Hep yarım kalmış heyecanlar hazlar içinde
    Biterdi bir kış, geçerdi bir yaz
    Ve nice yıllar kovalardı birbirini
    Gözlerimde gitgide büyürdü mesafeler
    Bütün teselliler uzaklarda kalırdı
    Bütün çiçekleriyle solardı bahçeler
    Ne olurdu saadetlerin en büyüğü
    İşte ellerimde al, diyebilseydim
    Anlardın, ve hiç gitmezdin, değil mi
    Bir gün duyduğum gibi kal diyebilseydim.

  20. 2006-11-21 #20
    BİTMEYEN SARHOŞLUK

    Bütün kadehlerimi hep sana adıyorum
    Hep senin için bu bir bir boşalan şişeler
    Umutsuzluğum, sarhoşluğum senin eserin
    Senin yüzünden bu delicesine içmeler

    Dayanmak zor yalnızlığına akşamların
    Unutmak mümkün değil seni bir şarkı gibi
    Ağır ağır ilerleyen bu zaman içinde
    Her an bir sarhoşluktur sensizliğin verdiği

    Odur bu boy boy şişeler, bu renk renk kadehler
    Yoksa bu çirkin yalnızlık, bu keder o değil
    Bütün içkilerden sert yokluğundur, anladım
    Yokluğundur yakan kanımı, ispirto değil

  21. 2006-11-21 #21
    BU ŞEHİR

    Bir sabah evden çıktım
    Sokaklar ışıl ışıldı.
    Dört yanım günlük güneşlik
    Tertemiz bir hava ciğerlerimde
    Nereye baksam mutluluk, umut, sevgi
    Nereye gitsem bir uçarılık yüreğimde
    Alışmadığım iyimser duygular
    Gökyüzü inadına mavi
    Yaşamak inadına güzel
    Bu nasıl şehirdir böyle
    Bütün sokaklar Utrillo'nun ellerinden çıkmış
    Bütün evlerde Dufy'nin renkleri
    Beyaz beyaz güvercinler damların üzerinde
    Hava ılık mı serin mi belli değil
    Kadife gibi
    Gözleri namuslu namuslu parlar insanların
    Gökyüzü inadına mavi
    Yaşamak inadına güzel
    Bu şehirde sen varsın...

  22. 2006-11-21 #22
    ÇOK SEVMEK

    Bizi kandıran o şarkılar, o mavi gece
    O sıcaklığı beyaz ellerin, o ilk bakış
    Sebepsizliğin sebep olduğu şafak vakti
    O çok sevmek gecelerde o çaresiz aldanış.
    Uzayan saçlar, alnında avuçlarımızın
    İşte o, insanın bir yerde, aşka boyun eğmesi
    Kırılmak, bölünmek, o hep bütünlenmek
    O çok sevmek, tenin bir başka tene değmesi.
    Yanmak mı o eski çağlarda yanmak
    Kül olup savrulmak rüzgara karşı
    İlk kesilmişliği mağrur ellerimizin
    O çok sevmek, kanımızın o ilk akışı.
    İşte pınarlar, testiler, ırmaklar, çeşmeler
    Kanlı avuçlarla içmek aşkı kanmadan
    O kıyılarımızdaki denizin ilk coşkunluğu
    O çok sevmek büyütmek onu hep, orada o zaman

    Kazımak ulu ağaç gövdelerine adımızı
    Yazmak her şeyi bir bir kumların üstüne
    O her işkenceye mahkum olmuşluğumuz
    O çok sevmek, daha çok sevmek günden güne.

    Öyle delicesine, öyle korkunç, öyle çılgın
    O çok sevmek o yanardağ, o ateş, o yangın...

  23. 2006-11-21 #23
    BİRGÜN

    Apansız uyanırsan gecenin bir yerinde
    Gözlerin uzun uzun karanlığa dalarsa
    Bir sıcaklık duyarsan üşüyen ellerinde
    Ve saatler gecikmiş zamanları çalarsa
    Bil ki seni düşünüyorum

    Bir vapur yanaşırsa rıhtımına bin,açıl
    Örtün karanlıkları masmavi denizlerde
    Ve dinle kalbimi bak nasıl çarpıyor nasıl
    O bütün özlemlerin koyulaştığı yerde
    Bil ki seni bekliyorum

    Bir sabah gün doğarken aç perdelerini,bak
    Sevinçle balkonuna konuyorsa martılar
    Kendini tadılmamış derin bir hazza bırak
    Dökülsün dudağından en umutlu şarkılar
    Bil ki seni istiyorum

    Gecelerden bir gece uyanırsın apansız
    Uzaklarda elemli,garip bir kuş öterse
    Bir ceylan ağlıyorsa dağlarda yapayalnız
    Ve bir gün kabrimde bir sarı çiçek biterse
    Bil ki seni seviyorum

  24. 2006-11-21 #24
    ÇİGAN GÖZLER

    Şarkısız ve sensiz kaldığım nice akşamlar
    Gözlerin geçer aklımdan özlemler içinde
    Gözlerin bir çigan müziği güzelliğinde
    Kirpiklerinde keman, bebeklerinde gitar...

    İç ürperten sesin her gece odama dolar
    Bir buğu yükselircesine göğe kadehten
    Nasıl başım döner nasıl mest olurum bilsen
    Ağlarım, saçlarında gün doğuncaya kadar...

    Mutluluk bir ateştir uzaklarda yaktığın
    Ki binlerce 'yay' çekilircesine derinden
    En hazin şarkıları dinlerim gözlerinden

    Büyür gitgide hüznü içimde yanlızlığın
    Dinlerim o hiç susmak bilmeyen çiganları
    Ve bir musiki halinde geçen zamanları...

  25. 2006-11-21 #25
    BÜYÜK YALNIZLIK

    Önce çaresizlik çaldı kapıları
    Sonra yoksulluk
    Bütün aşina çehreler silindi aynalardan
    Bir anda boşaldı dünya
    Yapayalnız kaldık

    Tez tükendi umut ekmeği
    Bitiverdi suların hayali
    Çevirdik derin bir karanlığa gözlerimizi
    Sen ey büyük yalnızlık
    Bir sen terketmedin bizi

  26. 2006-11-21 #26
    BİR YERDE ÖLÜM GÜZEL OLUYOR

    İnsan bir kere ölüyor ne fena
    Bu düzeni değiştirmeli
    Bir kere yaşamalı
    Çok çok ölmeli
    En büyük kederler bizim için
    Bizim için karşılıksız sevgiler
    Kör kuyular, çıkmaz sokaklar bizim için
    Dünyaya nasıl gelmişiz sormayın
    Saygı değer annelerimiz incinmesin
    Her yerim ayrı ayrı ölmeli
    Yoksa ölüm yok bana bu dünyada
    Bir kurşun beynime girsin
    Bir bıçak kalbime saplansın
    Kızgın bir demir dağlasın gözlerimi
    Sonra gelsin bir manga asker
    Sert bir komut
    Bir yaylım ateş
    Bırak kim bağlarsa bağlasın gözlerimi.
    Çok düşündüm bilek damarlarımı kesmeyi
    Rönesans öncesi devirlerden kalma zehir içmeyi
    Ve düşmeyi yüksek kulelerden mermerler üstüne
    Ayaklarıma taş bağlayıp denizler altında ölmeyi
    Yine de ölmedim görüyorsun, ölmedim
    O aşağılık hesaplar, küçük korkular bırakmadı beni
    Belki de sen bırakmadın, bilmiyorum
    Bıraksaydın çoktan unutmuş olacaktın
    Halbuki şimdi benden kaçman da zor
    Anlıyorum beni sevmen de zor
    Dedim ya bir yere kadar yaşamak güzel
    Ama bir yerde ölüm güzel oluyor.

  27. 2006-11-21 #27
    BİR AYRILIK GÜNÜNDE

    Ne gariptir şu ayrılık günleri
    Bir dosttan da, düşmandan da ayrılsan
    Nedense bir tuhaf oluyor insan

    Derin bir sızı giriyor içeri
    Son bir defa bakarken caddelere
    Dükkanlara, evlere, kahvelere

    Hatıra yüklü kervanlar geçiyor
    Dolu dolu gözlerinin önünden
    Bu son yadigar mı bir ayrılık gününden

    Ne unutulmaz zamanlar geçiyor
    Ağır ağır biz farkında değilken
    Gökler masmavi, yaprak yemyeşilken

    Sen istediğin kadar unutulmaz de
    Bu son dakika, bu vakitsiz yağmur
    Unutulur, azizim unutulur

    Başka ne yapılır böyle bir günde
    Kapanan bavul, çivilenen sandık
    Ve sonra kuru bir 'Allaha ısmarladık!'

  28. 2006-11-21 #28
    BEYAZ GÜL

    seni arıyorum kalabalık caddelerde,
    tanımadığım insanlar geçiyor, sen yoksun..
    perişan hayallerimin başladığı yerde,
    sana sesleniyorum, duyuyor musun?

    beyaz güller açtı bahçelerde , sevdiğin..
    ya o karanfil , baygın kokulu çiçek.
    gel yalnızlık bahçeme beyazlar giyin,
    anladım ki bu ömür sensiz geçmeyecek.

    odamı süsleyen ellerini uzat,
    hazzından dile gelsin bastığın halı..
    açılsın sevincinden perdeler kat kat..
    ışık ve ateş senin için yanmalı..

    sonra çevir düğmesini, radyonun
    sevdiğin musiki dolsun odama,
    dinle şarkısını büyük koronun,
    beni düşün! beni düşün ağlama..

    içimden bir ses diyor ki sabret..
    sonu gelecek bu yalnızlığın,
    bütün aynalar gülecek elbet,
    açılacak kapılar ansızın..

    yalnız sen varsın beyaz gülüm,
    evde bahçede ve sokakta,
    bir eylül akşamı gördüğüm ,
    o beyaz hayalsin uzakta..

    yakınsın yalnızlık kadar,
    uzaksın yakınmış gibi,
    sensiz yaşadığım yıllar
    bu kadar güzel değildi.

    yeter.. gel artık yeter..
    karanfiller açtı gel
    kış bahçesinde , güller
    beyaz güller açtı gel !!

  29. 2006-11-21 #29
    BİLİR MİSİN?

    Tam sınırdan kaçarken vurulmak nedir bilir misin?
    Nöbetçiler ha gördü, ha görecek
    Parmaklarının ucu dikenli tellere değdi değecek...
    Ama... Bir adım daha atamazsın.
    Uzanıp tutamazsın;
    Göz pınarlarında donup kalır hayallerin
    Planların, kaçışın, kurtuluşun
    Ve deler sevgi dolu yüreğini
    Sevgi bilmeyen bir kurşun.
    Bir okyanus da boğulmak nedir bilir misin?
    Batan bir gemiye el sallayamamak,
    Oturup ağlayamamak,
    Birkaç kulaç ötedeki
    Bir tahta parçasını tutamamak,
    Nedir bilir misin?
    Sevmek nedir bilir misin?
    Bir şeyler tutuşur yüreğinde kıpır kıpır
    Bütün benliğini sarar, ısıtır.
    Her gülüşte yeniden doğarsın
    Ve bin kere ölürsün her iç çekişte
    Nasıl anlatsam bilmem ki.
    Yani 'sevmek' işte.
    Duymak nedir bilir misin?
    Duymak, ama anlatamamak
    Çemberini kıramamak kelimelerin.
    Tam dilinin ucuna gelmişken söyleyememek
    'Seviyorum' diyememek
    Yani ölümü yaşamak nedir bilir misin?

  30. 2006-11-21 #30
    BİR FOTOĞRAFTA SEN

    Dün bir fotoğrafta gözlerini gördüm
    İki uzak yıldız gibiydiler, dalgın
    Bilsen neler anlattı bana, sessizce
    Bir sevgiyle derinleşen bakışların.

    Orda değildin sanki, bir başka yerde
    Ötelerde, uzakta benimle vardın
    Güzellikler bahçesi ayna gibi
    Yansıdığını gördüm yüzünde aşkın.

    Bir ara çıktın resimden usulca, ürkek
    Bir ceylan gibi kollarıma atıldın
    Özlemli dudaklarınla yangın yangın

    Seni gördüm, yaşadım bir fotoğrafta
    Her zamankinden daha çok bana yakın
    Gelecek o mutlu günleri anlattın.

  31. 2006-11-21 #31
    BENİM KORKUM ÖLÜM DEĞİL

    Geçen gün senin yanında aklıma ölümüm geldi
    Sensizlik bir mızrak gibi saplandı kalbime
    O son anı hatırladım, o seni koyup gidişimi
    İlk defa bu kadar üzüldüm dünyaya geldiğime

    Ölüm! Kaçınılmaz sonuç, o soğuk kelime
    Bir gün ucuz bir ****** gibi koynuma girecek
    Yüzümde gezinecek pis ve iğrenç elleri
    Korkudan büyümüş gözlerimde hayaller can verecek

    Biliyorum, üzüleceksin, ama ölüm bir gerçek
    Bir yerde sevişmek gibi, bir yerde yaşamak gibi
    Ne hazin sıcaklığımızın bizi terketmesi
    Ve yüzümüze birbiri ardınca kapanan kapılar

    Er geç uzanır bir el, son kampanayı çalar
    Anlarız kaçınılmaz anın geldiğini
    Şehre bir bomba düşmüş gibi aynalar, camlar kırılır
    İnsan arar da bir türlü bulamaz güzelliğini

    Kimse benim kadar bilemez ölümün rezilliğini
    Seni koyup gitmenin hüznünü ben anlarım
    Çünkü ben sende buldum kendimi, sende sevdim
    Senin yanında seninle değerlendi zamanlarım

    Ne acı gün kadehlerin boş kalması, şarkıların yarım
    Mevsimlerin birbiri ardınca bir anda bitivermesi
    Ansızın toprakla dolması gözlerimizin
    Kanımıza o çirkin böceklerin girmesi

    Kimbilir ölüm bir çilenin sona ermesi
    Belki güzeldir, şu sefil dünyaya boş gözlerle bakmak
    Ne çare ki sen varsın, o dünyada sen varsın
    Benim korkum ölüm değil, seni yalnız bırakmak

  32. 2007-03-28 #32
    Ümit Yaşar Oğuzcan (1926- 1984)
    --------------------------------------------------------------------------------




    --------------------------------------------------------------------------------

    22 Ağustos 1926 tarihinde Tarsus'ta doğdu. Eskişehir Ticaret Lisesi'ni bitirdi (1946); Türkiye İş Bankası'na girerek Adana, Ankara ve İstanbul'da çalıştı, otuz yılını doldurunca Halkla İlişkiler Müdür Yardımcısı görevinde iken, emekliliğini istedi, ayrıldı (Haziran 1977). İstanbul'da kendi adını taşıyan sanat galerisi kurdu.

    Şiire 1940'da Yedigün şairleri arasında başlayan; 1975'te 33 şiir, 4 düzyazı kitabı, 13 antoloji ve biyografik eser, toplam 50 kitap çıkarmış bulunan, şiir plakları, şarkı sözleri ve yergileriyle tanınan Oğuzcan, günümüzün en popüler şairidir. Genellikle Faruk Nafiz Çamlıbel duyarlılığında ve aşk, ayrılık, özlem temaları ekseninde çoğalttığı şiirini, 1973'te büyük oğlu Vedat'ın ölmesi üzerine, hayatın boşluğu, ölüm ve acı gibi derinliklere, öz ve biçim yoğunlaştırmalarına yöneltti. Şairlik başarısını, daha etkili, aruzla yazdığı rubailerinde gösterdi. 4 kasım 1984 tarihinde öldü.

    Şiir kitapları:
    Çoğu dört beş kere basılmış 33 şiir kitabının ilk baskı yıllarına göre isimleri: İnsanoğlu (1947), Dolmuş (1955), Aşkımızın Son Çarşambası (1955), Bir Daha Ölmek (1956), Kör Ayna (1957), İki Kişiye Bir Dünya (1957), Beni Unutma (ilk yedi kitabından seçmeler, 1959), Karanlığın Gözleri (1960), Akıllı Maymunlar (1960), Seninle Ölmek İstiyorum (1960), Üstüme Varma İstanbul (1961), Sahibini Arayan Mektuplar (1961), Yeni Dünya Rekoru (1961), Sevenler Ölmez (1962), Çigan Gözler (1962), Ötesi Yok (1963), Hüzün Şarkıları (1963), Bir Gün Anlarsın (1965), Sadrazamın Sol Kulağı (1965), Mihribana Şiirler (1965), Taşlar ve Başlar (1966), Seni Sevmek (1966), İnşallahla Maşallah (1966), Toprak Olana Kadar (1968), Göbek Davası (1968), Ben Seni Sevdim mi (1968), Halktan Yana (1969), Aşk mıydı O (1969), Önce Sen Sonra Ben (1971), Rubailer (1972), Yalan Bitti (1975), En Eski Yalnızlığımdın Sen Benim (1978), Dikiz Aynası (yergi şiirleri, 1982),

    Acılar Denizi (1977) isimli kitabı, son kitabı dışında bütün şiirlerinden seçmeler kitabıdır. Diğer seçme şiirler kitabı Şiirle 40 Yıl (1982) adını taşıyor. Bütün Şiirleri Özgür Yayınları'nda basılıyor. (4 cilt, 1982-1984).

  33. 2007-03-29 #33
    ?

    Beni hatırladıkça için ürperecek,
    Boşanan gözyaşlarını tutamayacaksın
    Boşuna zorlama kendini sevdiğim,
    Biliyorum, unutamayacaksın
    ..........
    ..........



    Ümit Yaşar Oğuzcan

  34. 2008-10-01 #34
    YIKIK

    Bugün yıkığım biliyor musun?
    Ezginim, çaresizim, umutsuzum
    Sancılıyım bırakma beni, insanlar kötü
    Bırakma beni korkuyorum.


    Bir deli otlar büyüyor içimde
    Sancılıyım, yorgunum, kederliyim
    Bu halini sevdim gitme kal
    Çamurlar çirkefler içindeyim


    Bir dayak yemiş adamım şimdi
    Bezginim, kararsızım, yılgınım
    Al ***ür beni o kayıp gecelere
    Yeter ikimize yalnızlığım


  Okunma: 5574 - Yorum: 33 - Amp