Ahmet Arif Şiirleri - Delinetciler Portal
+ Hemen Yorum Yap

Ahmet Arif Şiirleri

  1. sponsorlu bağlantılar
    SEVDAN BENİ

    Terketmedi sevdan beni,
    Aç kaldım, susuz kaldım,
    Hayın, karanlıktı gece,
    Can garip, can suskun,
    Can paramparça...
    Ve ellerim, kelepçede,
    Tütünsüz, uykusuz kaldım,
    Terketmedi sevdan beni...


    HASRETİNDEN PRANGALAR ESKİTTİM

    Seni anlatabilmek seni.
    İyi çocuklara, kahramanlara.
    Seni anlatabilmek seni,
    Namussuza, halden bilmeze,
    Kahpe yalana.
    Ard- arda kaç zemheri,
    Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu
    Dışarda gürül- gürül akan bir dünya...
    Bir ben uyumadım,
    Kaç leylim bahar,
    Hasretinden prangalar eskittim.
    Saçlarına kan gülleri takayım,
    Bir o yana
    Bir bu yana...
    Seni bağırabilsem seni,
    Dipsiz kuyulara.
    Akan yıldıza.
    Bir kibrit çöpüne varana.
    Okyanusun en ıssız dalgasına
    Düşmüş bir kibrit çöpüne.
    Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
    Yitirmiş öpücükleri,
    Payı yok, apansız inen akşamdan,
    Bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene,
    Seni anlatabilsem seni...
    Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
    Üşüyorum, kapama gözlerini...

    sponsorlu bağlantılar

     Konuyu Beğendin mi?
  2. 2006-11-21 #2
    BU ZİNDAN, BU KIRGIN, BU CAN PAZARI

    Gördüler
    Yedi cihan,
    İn, cin Kaf dağının ardındakiler,
    Kıtlık da kıran da olsa
    Gördüler analar neler doğurur
    Aman aman hey...

    Dünyalar vardır elvan,
    Bir su damlasında, bir kıl ucunda,
    Meyvalar vardır, meyvalar,
    Ağacı, omcası yok,
    Sana vurgun, sana dost.
    Beride Kabil'in murdar baltası
    Ve kan değirmenleri,
    Kader kahpesi.
    Beride borazancıları o puşt ölümün,
    Hazır ırzını vermeğe
    Yiğitler vuruldukça.
    Timsah kısmı çünkü yavrusunu yer
    Akarsu duruldukça.
    Cadı, yalan hamurunu dağ - dağ yoğurur
    Aman aman hey

    Bu zindan, bu kırgın, bu can pazarı,
    Macera değil.
    Yaşamak, sade "yaşamak"
    Yosun, solucan harcıdır.
    Öyle açar ki murat.
    Susuz, güneşsiz de kalsa, koparılsa da
    Şavkı, bulut güllerinden daha bir suna,
    Daha bir burcu - burcudur.

    Bu zindan, bu kırgın, bu can pazarı
    Macera değil
    Sardığım toprağımın altın sabrıdır.
    O sert, erkek hüznüdür lahza başında
    Cıgara değil.
    Ve sevgilim uykusunda bağrır
    Aman aman hey...

    Meltemin bir tadı, ustura ağzı
    Biri, kız memesi, tılsım,
    Yağmurun bir damlası süzülmüş küfür,
    Bir damlası, aşk.
    Senin uykuların hayın,
    Düşlerin kardeş.
    Duyar mısın, anlayıp sızlar mısın ki?
    Gece, samanyollarında rüzgar çıkıncaya dek,
    Mısralarım kardeş - kardeş çağırır
    Aman Aman hey...

    Serabın bir sonu vardır,
    Ufkun, sıradağın sonu.
    Uçarın, kaçarın bir sonu vardır
    Senin sonun yok.
    Mandaların, kavakların pazarı olur,
    Senin pazarın olamaz.
    Sensiz nar çatlamaz, bebek gııı demez.
    Beni böyle şair, divane etmez,
    Kızımın çatal göğsü.
    Senin yüzün suyu hürmetinedir
    Buğdalara, cevizlere yürüyen
    Kara toprağın ak südü...

    Bir bilsen kimlere tasa, kedersin,
    Anlar mısın, şaşırıp ağlar mısın ki?
    Bir bilsen kardeşlerim ne can çocuklar
    Ve bilsen nasıl vurur beni bu duvar.
    Akşam - akşam, kara sevdam ağarır
    Aman, aman hey...

  3. 2006-11-21 #3
    AY KARANLIK

    Maviye/Maviye çalar gözlerin,
    Yangın mavisine/Rüzgarda asi,
    Körsem/Senden gayrısına yoksam
    Bozuksam/Can benim, düş benim,
    Ellere nesi?
    Hadi gel,
    Ay karanlık...
    İtten aç/Yılandan çıplak,
    Vurgun ve bela
    Gelip durmuşsam kapına
    Var mı ki doymazlığım?
    İlle de ille/Sevmelerim,
    Sevmelerim gibisi?
    Oturmuş yazıcılar
    Fermanım yazar
    N'olur gel,
    Ay karanlık...
    Dört yanım puşt zulası,
    Dost yüzlü,
    Dost gülücüklü
    Cıgaramdan yanar.
    Alnım öperler,
    Suskun, hayın, çıyansı.
    Dört yanım puşt zulası,
    Dönerim dönerim çıkmaz.
    En leylim gecede ölesim tutmuş
    Etme gel,
    Ay karanlık...

  4. 2006-11-21 #4
    ANADOLU

    Beşikler vermişim Nuh'a
    Salıncaklar, hamaklar,
    Havva Ana'n dünkü çocuk sayılır,
    Anadoluyum ben,
    Tanıyor musun ?

    Utanırım,
    Utanırım fukaralıktan,
    Ele, güne karşı çıplak...
    Üşür fidelerim,
    Harmanım kesat.
    Kardeşliğin, çalışmanın,
    Beraberliğin,
    Atom güllerinin katmer açtığı,
    Şairlerin, bilginlerin dünyalarında,
    Kalmışım bir başıma,
    Bir başıma ve uzak.
    Biliyor musun ?

    Binlerce yıl sağılmışım,
    Korkunç atlılarıyla parçalamışlar
    Nazlı, seher-sabah uykularımı
    Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,
    Haraç salmışlar üstüme.
    Ne İskender takmışım,
    Ne şah ne sultan
    Göçüp gitmişler, gölgesiz!
    Selam etmişim dostuma
    Ve dayatmışım...
    Görüyor musun ?

    Nasıl severim bir bilsen.
    Köroğlu'yu,
    Karayılanı,
    Meçhul Askeri...
    Sonra Pir Sultanı ve Bedrettini.
    Sonra kalem yazmaz,
    Bir nice sevda...
    Bir bilsen,
    Onlar beni nasıl severdi.
    Bir bilsen, Urfa'da kurşun atanı
    Minareden, barikattan,
    Selvi dalından,
    Ölüme nasıl gülerdi.
    Bilmeni mutlak isterim,
    Duyuyor musun ?

    Öyle yıkma kendini,
    Öyle mahzun, öyle garip...
    Nerede olursan ol,
    İçerde, dışarda, derste, sırada,
    Yürü üstüne - üstüne,
    Tükür yüzüne celladın,
    Fırsatçının, fesatçının, hayının...
    Dayan kitap ile
    Dayan iş ile.
    Tırnak ile, diş ile,
    Umut ile, sevda ile, düş ile
    Dayan rüsva etme beni.

    Gör, nasıl yeniden yaratılırım,
    Namuslu, genç ellerinle.
    Kızlarım,
    Oğullarım var gelecekte,
    Herbiri vazgeçilmez cihan parçası.
    Kaç bin yıllık hasretimin koncası,
    Gözlerinden,
    Gözlerinden öperim,
    Bir umudum sende,
    Anlıyor musun ?

  5. 2006-11-21 #5
    UNUTAMADIĞIM

    Açardın,
    Yalnızlığımda
    Mavi ve yeşil,
    Açardın,
    Tavşan kanı, kınalı-berrak.
    Yenerdim acıları, kahpelikleri...

    Gitmek,
    Gözlerinde gitmek sürgüne.
    Yatmak,
    Gözlerinde yatmak zindanı.
    Gözlerin hani?

    "To be or not to be" değil.
    "Cogito ergo sum" hiç değil...
    Asıl iş, anlamak kaçınılmaz'ı,
    Durdurulmaz çığı
    Sonsuz akımı.

    İçmek,
    Gözlerinde içmek ayışığını.
    Varmak,
    Gözlerinde varmak can tılsımına.
    Gözlerin hani?

    Canımın gizlisinde bir can idin ki
    Kan değil,sevdamız akardı geceye,
    Sıktıkça cellad,
    Kemendi...

    Duymak,
    Gözlerinde duymak üç-ağaçları
    Susmak,
    Gözlerinde susmak,
    Ustura gibi...
    Gözlerin hani?

  6. 2006-11-21 #6
    YURDUM BENİM ŞAHDAMARIM

    Engereğin dişlerine işledim,
    Ağu dişlerine
    Oluklu, çentik...
    Ve vurgun,
    Gözleri bir çift cehennem
    Burnuna kan tütmüş
    Pars bıyığına...
    Dağın pulat yüreğine işledim,
    Şimşeğin masmavi usturasına
    Sevdanı usul-usul
    Sevdanı mısra-mısra
    Lo ben seni hapislerde sevmişim,
    Ben seni sürgünlerde.
    Yurdum benim şahdamarım...

    Yücende buzul
    Ve kar,
    Maviş dağ tavşanları
    Gün vuranda alaran
    Zemheri yılanları
    Ve yahut bir hışımla
    Öyle çakılan
    Sonsuzluğun yakışığı kartallar.
    ...........
    Başım gözüm üstünesin
    Suskum, avazım üstüne...
    Adından başka silah
    Yazgından başka günah
    Daha yazmamış
    Hiçbir gizli dosyada
    Hiçbir açık kitapta.

  7. 2006-11-21 #7
    ONUR DA AĞLAR

    Gözlerinin pınarında
    Bir bulut,
    Boşandı boşanacak
    Nerdeyse.
    Aklımdan geçenleri
    Okuyorsun su gibi.
    Dünya gördü
    Bizi boğazladılar...

    Tutma gözyaşlarını
    Onur da ağlar...
    Bırak yıkansın gökyüzü,
    Lacivert, yeşil, altın
    Işıkları günbatımın.
    İşte şafaktayız gene
    Çırılçıplak
    Ve mavi.
    İşte sanki dağ yeli
    Ve işte sanki meltem...

    Kimse toz konduramaz
    Kesip attığımız tırnağa bile.
    Sen en güzel kızısın
    Bütün galaksilerin
    Bense tözüyüm artık
    Akkor tözüyüm
    Prometheus'u yakan
    Kara sevdanın...

    Ne alnımızda bir ayıp
    Ne koltuk altında
    Saklı haçımız
    Biz bu halkı sevdik
    Ve bu ülkeyi.
    İşte bağışlanmaz
    Korkunç suçumuz

  8. 2006-11-21 #8
    RUSTEMO

    Modan yaylasına eşkin almadan
    Maktela üzerinde sağımız
    Karbeyaz Çermik Dağları
    Solumuz kan kırmızısı Fırat'tır
    Dört mevsim yeşildir orman
    Ve toprak çetin
    Baharları aşiretler iner Dersim üstünden
    Sürü otlatır.
    Odunda
    Kömürde
    Pamukta
    Gönlü bir akarsu gibi alıp götüren
    Irzdan ve ekmekten yana
    Bir kara sevdadır
    Yeşil murattır
    Ve bundan ötürü tutmuş dağları
    Ve almış yürümüş sulardan öte
    Kıl çadırlarda maceramız
    Yasak bundan böyle zulüm;
    Ve öşür
    Ve haraç
    Ve angarya
    Ve katil
    Ve şirkat
    Ve talan
    Ve küfür kıza kısrağa
    Yasaktır, emreder Dağlar Paşası
    Elinde, affetmez Fransız üçlüsü...

    Gayrı malumunuz olsun halım
    Hayrola encam
    Malum ola
    Ayan beyan
    Dosta ve düşmana serencam

    Önce şeyhülislam fetva buyurur
    Katlim dört mezhepte vacip görülür
    Sonra saray ferman eyler
    Ve kaltak vurulur ordugahlarda
    Dar vakit yetiştin tatar ağası
    Bir elimde kana batmış hamaylim
    Bir elim derman eyler
    Dostooo
    Buncasına kavga demezem
    Kızanlar idman eyler
    Hele sarılmasın dört bir yanımız
    Tamam cümle dağlar mevzi almıştır
    Ve yatmış pusuya patikalar

    Salavat getirir dağ dağ taburlar
    Narlı bahçe üzre kanlı bir akşam
    Gelen elçi değil
    Azrail olsun
    Anam avradım olsun kaçarsam.

  9. 2006-11-21 #9
    KARANFİL SOKAĞI

    Tekmil ufuklar kışladı
    Dört yön, onaltı rüzgar
    Ve yedi iklim beş kıta
    Kar altındadır.

    Kavuşmak ilmindeyiz bütün fasıllar
    Ray, asfalt, şose, makadam
    Benim sarp yolum, patikam
    Toros, Anti-toros ve asi Fırat
    Tütün, pamuk, buğday ovaları, çeltikler
    Vatanım boylu boyunca
    Kar altındadır.

    Döğüşenler de var bu havalarda
    El, ayak buz kesmiş, yürek cehennem
    Ümit, öfkeli ve mahzun
    Ümit, sapına kadar namuslu
    Dağlara çekilmiş
    Kar altındadır.

    Şarkılar bilirim çiğ tutmuş
    Resimler, heykeller, destanlar
    Usta ellerin yapısı
    Kolsuz, yarı çıplak Venüs
    Trans-nonain sokağı
    Garcia Lorca'nın mezarı,
    Ve gözbebekleri Pierre Curie'nin
    Kar altındadır.

    Duvarları katı sabır taşından
    Kar altındadır varoşlar,
    Hasretim nazlıdır Ankara.
    Dumanlı havayı kurt sevsin
    Asfalttan yürüsün Aralık,
    Sevmem, netameli aydır.
    Bir başka ama bilemem
    Bir kaçıncı bahara kalmıştır vuslat
    Kalbim, bu zulümlü sevda,
    Kar altındadır.

    Gecekondularda hava bulanık puslu
    Altındağ gökleri kümülüslü
    Ekmeğe, aşka ve ömre
    Küfeleriyle hükmeden
    Ciğerleri küçük, elleri büyük
    Nefesleri yetmez avuçlarına
    -İlkokul çağında hepsi-
    Kenar çocukları
    Kar altındadır.

    Hatip Çay'ın öte yüzü ılıman
    Bulvarlar çakırkeyf Yenişehir'de
    Karanfil Sokağında gün açmış
    Hikmetinden sual olunmaz değil
    "mucip sebebin" bilirim
    Ve "kafi delil" ortada...

    Karanfil sokağında bir camlı bahçe
    Camlı bahçe içre bir çini saksı
    Bir dal süzülür mavide
    Al - al bir yangın şarkısı,
    Bakmayın saksıda boy verdiğine
    Kökü Altındağ'da, İncesu'dadır.

  10. 2006-11-21 #10
    TOGLİATTİ

    Palmiro, Palmiro şanlı işçi
    Sıcak yaralarındaki barut kokusu
    kesik, anaların sütü
    Ve kaçmıştır bebelerin uykusu
    Koku katedrallerinde yarımadanın
    Gün görmüş meydanları Roma'nın
    Bizimledir
    Mavi mavi eser deniz meltemi
    Sicilya'nın güneşli kalçaları
    Bizimle kartpostal dalgınlığında Napoli bahçeleri
    Bizden yanadır hava
    Bizden yanadır su
    Bizden yanadır Sinyor de Gasperi'nin
    Ve bütün sinyorların korkusu
    Ürkmüştür manastır fareleri.

  11. 2006-11-21 #11
    HABERİN VAR MI TAŞ DUVAR?

    Haberin var mı taş duvar?
    Demir kapı, kör pencere,
    Yastığım, ranzam, zincirim,
    Uğrunda ölümlere gidip geldiğim
    Zulamdaki mahzun resim.
    Görüşmecim yeşil soğan göndermiş
    Karanfil kokuyor cigaram
    Dağlarına bahar gelmiş memleketimin..

  12. 2006-11-21 #12
    KALBİM DİNAMİT KUYUSU

    Beni, gözlerin götürür
    Gözlerin
    Aşkla, acıyla...
    Kuşatmışlar
    Sesimi, soluğumu
    Kesilmiş
    Tuz-ekmek payım
    Vurgunum
    Ve darda,
    Gözaltındayım.
    Dal, kor keser
    Penceremde açarsa
    Kuş, vurulur
    Üzerimden uçarsa.
    Ve hal böyle böyle,
    Yol bu yöndeyken
    Gelir,
    Ki her gelişinde
    Daha da içten
    Gelir,
    Soluk soluğa
    Benim olursun.
    Amansız sarmasında
    Kollarımın
    Esrik,
    Çığlık çığlığa
    Erir, kar gibi vücudun...
    Nicedir,
    Kahpe ağzında
    Bir salgın,
    Bir deprem gibi künyemiz.
    Nicedir,
    Başımıza zindan dünyamız.
    Biz ki
    Yarınıyız halkın,
    Umudu, yüzakıyız,
    Hıncı, namusu...
    Şafakları,
    Taa şafakları
    Hey canım,
    Kalbim
    Dinamit kuyusu...

    _________________

  13. 2006-11-21 #13
    HANİ KURŞUN SIKSAN GEÇMEZ GECEDEN

    Yiğit harmanları, yığınaklar,
    Kurulmuş çetin dağlarında vatanların.
    Dize getirilmiş haydutlar,
    Hayınlar, amana gelmiş,
    Yetim hakkı sorulmuş,
    Hesap görülmüş.
    Demdir bu...

    Demdir,
    Derya dibinde yangınlar,
    Kan kesmiş ovalar üstünde Mayıs...
    Uçmuş, bir kuştüyü hafifliğinde,
    Çelik kadavrası korugan'ların.
    Ölünmüş, canım,ölünmüş
    Murad alınmış...

    Gelgelelim,
    Beter, bize kısmetmiş.
    Ölüm, böyle altı okka koymaz adama,
    Susmak ve beklemek, müthiş
    Genciz, namlu gibi,
    Ve çatal yürek,
    Barışa, bayrama hasret
    Uykulara, derin, kaygısız, rahat,
    Otuziki dişimizle gülmeğe,
    Doyasıya sevişmeğe,yemeğe...
    Kaç yol, ağlamaklı olmuşum geceleri,
    Asıl, bizim aramızda güzeldir hasret
    Ve asıl biz biliriz kederi.

    İçim, bir suskunsa tekin mi ola?
    O Malta bıçağı,kınsız,uyanık,
    Ve genç bir mısradır
    Filinta endam...
    Neden, neden alnındaki yıkkınlık,
    Bakışlarındaki öldüren buğu?
    Kaç yol ağlamaklı oluyorum geceleri...
    Nasıl da almış aklımı,
    Sürmüş, filiz vermiş içimde sevdan,
    Dost, düşman söz eder kendi kavlince,
    Kınanmak, yiğit başına.
    Bu, ne ayıp, ne de yasak,
    Öylece bir gerçek, kendi halinde,
    Belki, yaşamama sebep...

    Evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu.
    Hani, kurşun sıksan geçmez geceden,
    Anlatamam, nasıl ıssız, nasıl karanlık...
    Ve zehir - zıkkım cıgaram.
    Gene bir cehennem var yastığımda,
    Gel artık...

  14. 2007-03-29 #14
    Canımda damıttım
    seni ey zulüm,
    Sancısını
    inceden
    kum gibi taşıdığım ...
    Kasığımda
    amerikan kemendi
    ..........
    ..........

  15. 2008-01-10 #15
    Otuzüç Kurşun

    1.

    Bu dağ Mengene dağıdır
    Tanyeri atanda Van'da
    Bu dağ Nemrut yavrusudur
    Tanyeri atanda Nemruda karşı
    Bir yanın çığ tutar, Kafkas ufkudur
    Bir yanın seccade Acem mülküdür
    Doruklarda buzulların salkımı
    Firari guvercinler su başlarında
    Ve karaca sürüsü,
    Keklik takımı...

    Yiğitlik inkar gelinmez
    Tek'e - tek doğüşte yenilmediler
    Bin yıllardan bu yan, bura uşağı
    Gel haberi nerden verek
    Turna sürüsü değil bu
    Gökte yıldız burcu değil
    Otuzüç kurşunlu yürek
    Otuzuç kan pınarı
    Akmaz,
    Göl olmuş bu dağda...

    2.

    Yokuşun dibinden bir tavşan kalktı
    Sırtı alacakır
    Karnı sütbeyaz
    Garip, ikicanlı, bir dağ tavşanı
    Yüreği ağzında öyle zavallı
    Tövbeye getirir insanı
    Tenhaydı, tenhaydı vakitler
    Kusursuz, çırılçıplak bir şafaktı

    Baktı otuzüçten biri
    Karnında açlığın ağır boşluğu
    Saç, sakal bir karış
    Yakasında bit,
    Baktı kolları vurulu,
    Cehennem yurekli bir yiğit,
    Bir garip tavşana,
    Bir gerilere.

    Düştü nazlı filintası aklına,
    Yastığı altında küsmüş,
    Düştü, Harran ovasından getirdiği tay
    Perçemi mavi boncuklu,
    Alnında akıtma
    Üç topuğu ak,
    Eşkini hovarda, kıvrak,
    Doru, seglavi kısrağı.
    Nasıl uçmuşlardı Hozat önünde!

    Şimdi, böyle çaresiz ve bağlı,
    Böyle arkasında bir soğuk namlu
    Bulunmayaydı,
    Sığınabilirdi yuceltilere...
    Bu dağlar, kardeş dağlar, kadrini bilir,
    Evvel Allah bu eller utandırmaz adamı,
    Yanan cıgaranın külünü,
    Güneşlerde çatal kıvılcımlanan
    Engereğin dilini,
    İlk atımda uçuran
    Usta elleri...

    Bu gözler, bir kere bile faka basmadı
    Çığ bekleyen boğazların kıyametini
    Karlı, yumuşacık hıyanetini
    Uçurumların,
    Önceden bilen gözleri...
    Çaresiz
    Vurulacaktı,
    Buyruk kesindi,
    Gayrı gözlerini kör sürüngenler
    Yüreğini leş kuşları yesindi...

    3.

    Vurulmuşum
    Dağların kuytuluk bir boğazında
    Vakitlerden bir sabah namazında
    Yatarım
    Kanlı, upuzun...

    Vurulmuşum
    Düşüm, gecelerden kara
    Bir hayra yoranım çıkmaz
    Canım alırlar ecelsiz
    Sığdıramam kitaplara
    Şifre buyurmuş bir paşa
    Vurulmuşum hiç sorgusuz, yargısız

    Kirvem, hallarımı aynı böyle yaz
    Rivayet sanılır belki
    Gül memeler değil
    Domdom kurşunu
    Paramparça ağzımdaki...


    4.

    Ölüm buyruğunu uyguladılar,
    Mavi dağ dumanını
    ve uyur-uyanık seher yelini
    Kanlara buladılar.
    Sonra oracıkta tüfek çattılar
    Koynumuzu usul-usul yoklayıp
    Aradılar.
    Didik-didik ettiler
    Kirmanşah dokuması al kuşağımı
    Tespihimi, tabakamı alıp gittiler
    Hepsi de armağandı Acemelinden...

    Kirveyiz, kardeşiz, kanla bağlıyız
    Karşıyaka köyleri, obalarıyla
    Kız alıp vermişiz yüzyıllar boyu,
    Komşuyuz yaka yakaya
    Birbirine karışır tavuklarımız
    Bilmezlikten değil,
    Fıkaralıktan
    Pasaporta ısınmamış içimiz
    Budur katlimize sebep suçumuz,
    Gayrı eşkiyaya çıkar adımız
    Kaçakçıya
    Soyguncuya
    Hayına...

    Kirvem hallarımı aynı böyle yaz
    Rivayet sanılır belki
    Gül memeler değil
    Domdom kurşunu
    Paramparça ağzımdaki...


    5.

    Vurun ulan,
    Vurun,
    Ben kolay ölmem.
    Ocakta küllenmiş közüm,
    Karnımda sözüm var
    Haldan bilene.
    Babam gözlerini verdi Urfa önünde
    Üç de kardaşını
    Üç nazlı selvi,
    Ömrüne doymamış üç dağ parçası.
    Burçlardan, tepelerden, minarelerden
    Kirve, hısım, dağların çocukları
    Fransız Kuşatmasına karşı koyanda

    Bıyıkları yeni terlemiş daha
    Benim küçük dayım Nazif
    Yakışıklı,
    Hafif,
    İyi süvari
    Vurun kardaş demiş
    Namus günüdür
    Ve şaha kaldırmış atını.

    Kirvem hallarımı aynı böyle yaz
    Rivayet sanılır belki
    Gül memeler değil
    Domdom kurşunu
    Paramparça ağzımdaki...

  Okunma: 2624 - Yorum: 14 - Amp