Babilinmaviçini'nin Kaleminden Şiirler - Delinetciler Portal
+ Hemen Yorum Yap

Babilinmaviçini'nin Kaleminden Şiirler

  1. sponsorlu bağlantılar
    Yazmak,işte hepsi bu..........Yazmak,bazen geçmişi bazen bu günü ve belkide arada sırada geleceği.Yaşananı,yaşanmamış olmsaı gerekeni buna rağmen yaşananı,yaşanmış olması gerekirken yaşanamayanı.Yaşayıpta umurumda olanı,yaşanıpta umurumda olmayanı.Yaşatılanları,yaşattıklarımı.Bana yaşatılmaması gerekeni,benim yaşatmamam gerekenleri.Yaşamın labirentlerinde gerekli gereksiz her şeyi ya da hiç birşeyi.Yazmak,boş satırları doldurmayı dolu satırları silip atmayı.Bir amaç için yazmayı,yazmayı amaç edinmeyi.Yazmayı sevmeyi,sevebilmek için yazmayı.Yazdıklarımdan nefreti,ya da nefretin yazdırdıkları.Yazarken özlemeyi,yazarken kavuşmayı,yazılarda gurbeti,yazılarda sılayı,yazılarda hatırlayıp yazılarda unutulmayı.Unutmayı unutulmayı yazmayı.Unuttuklarımı,unutturduklarımı unutturulanları yazmayı.Yazmayı benim gibi unutmak kabul edip,hatırlamak için silip atmayı.Yazılanlardan pişmanlık duymamayı,yazamadıklarımı kıskanmayı.Pişmanlıkları yazmayı.''Keşkeleri'' değil,''iyikileri'' yazmayı.Yazmayı başarmayı,başardıklarımı yazmayı.Sonunda ama herşeyin sonunda yazmayı,başında yazdıklarımla karşılatırmayı.Karşılaştırdığımda olanları yazmayı.İşte,hepsi bu...........
    sponsorlu bağlantılar

     Konuyu Beğendin mi?
  2. 2009-07-31 #2
    Unutulmuş sözlerin sahibiyim ben,
    Söyleyeni,söyleteni,söyleneni olmayan.
    En güzel düşlerde yitip gimiş seslerin habercisiyim ben,
    Duyanı,duyuranı olmyan.


    Bembeyaz sayfalardaki bomboş satırlarım ben,
    Yazanı,okuyanı,sileni olmayan.
    En güzel şarkıların unutulmuş notalarıyım ben,
    Çalanı,söyleyeni,söyleteni olmayan.


    Kör sanılan kuyuların dibindeki suyum ben,
    Bir tas suyuma ''çok şükür'' bile denmeyen.
    Uzun seferlerin varılmayan menziliyim ben,
    Bin bir umutla çıkılıp dönülmeyen.


    En bereketli bulutların yağmurlarıyım ben,
    Şimşeklerimle yıldırımla yakıp kavuran.
    Kinin,öfkenin,gazabın sahibiyim ben,
    Gülen gözlerime aldanma sakın sen.........

  3. 2009-07-31 #3
    Sen gittiğin gün sevaplarımı yazan meleğim kalemini kırmıştı,yazdığı son sevabım sen duymasanda''seni seviyorum''olmuştu.Sen gittikten sonra,son basamağını çıktım o hani senin ile sonuna kadar birlikte çıkacağız dediğimiz merdivenin.Sen gittikten sonra,tüm huzurları bir sandığa kilitleyip anahtarını senin yüreciğine saklamıştım.Sen bile hissetmeden.Tüm gülüşlerimi ise sana hibe ettim yanağındaki o bir tek gazmzene.Neden gittin ki sanki,bu masalın en güzel yerinde............
  4. 2009-07-31 #4
    Güneşin doğuşunu seyrettin,çehrende bir gülümseme ile.Seviniyorsan doğmalara,batmalara bu isyan niyeToprak üstünde adımlarını saymadan gezerken iyiydide,altına girmekten bu korkun niyeCanını cananına kurban eylemekten çekinmem derken,Canan canını dilese senden,yüzündeki o hüzün niye,Teşekkürü diline tesbih eylemişken kullara,Yaradana bu nankörlük niye...........
  5. 2009-07-31 #5
    Bir saman çöpü bile bir el olmadan oradan oraya gidemezken,koca dünya kendi başınamı döner sanırsın,Mevlanayı döndüren aşk şarabını üzüm şırasındanmı sanırsın,Bir gönülü bir gönüle sevdalandıran bir çift hilal kaş ile sürmeli gözlermi sanırsın,Nefesin sayılı iken bu dergahta,sen kendini bu dergaha dervişmi sanırsın,Yüreğindeki sırları günahları bir kendinmi biliyorsun sanırsın,Dert dinlemekten korkarken sen,bir dertli kendinmi sanırsın,Bütün yollar bir menzile varır iken, sen kendini boşamı yollara düştün sanırsın,Gündüzler gecelere,geceler gündüzlere örtü olurken,sen kendini çıplak kalacaksınmı sanırsın,Bunca günaha bunca kabahate rağmen,sen kendini cennete sultanmı sanırsın...............
  6. 2009-07-31 #6
    Oğlum,senin büyüdüğünü görebilecekmiyim,yaradandan başka bilen yok.Bunu öğrenmenin tek yolu yaşamak ve görmek.Görürüsem ne ala,ama eğer göremeyecek olursam bilki tek başınasın demektir.Oğlum,sert adamların oyununu oynadım yıllar boyunca,göğsümde taşıdığım yumuşacık yüreğimin aksine.Belki bir gün sende bu sert adamların oyununa katılacaksın.Bazen düşürecekler seni,bazen ise kendin düşecekesin.Parkta düştüğün zaman kanayan dizini sarmak için yanında olduğum gibi yanında olamayacağım o zaman.Dişlerini sık ve ayağa kalk,ama canın çok yandıysa ve ağlamak istiyorsan sakın tutma kendini.''Erkekler ağlamaz'' yalanına sakın inanma,ağlamak seni daha güçlü yapacak.İnan babana.Oğlum,bazen en çok sen hak etmene rağmen o hak ettiğin şey senin olmayacak.O zaman almalarına izin ver,vaz geç ondan.Bazen vazgeçmeyi bilmek vazgeçilmez olduğunun işaretidir.Oğlum,şu cümleyi yaz bir kenara.''Senin ile geçmişimi paylaşabilirim,eğer istersen geleceğimide.Ama bu günümü asla''.Merak etme zamanı geldiğinde anlayacaksın bu cümlenin sırrını.Oğlum,kaybettiğin şeylerin kazanabileceklerini gölgelemesine izin verme.Kaybettiklerin için üzülme,bunun yerine neden kaybettiğini düşün.Bu kazanacaklarını elinde tutabilmenin tek anahtarıdır,ve herkesin kaybedebileceği bir şeyi olduğunu sakın unutma.İnsanlar kaybetmekten hep korkar.Oğlum,yaşamında güvenebileceğin tek insan eşin olsun,çünkü o sana güvenip yaşamını ellerine vermiştir,tıpkı seninde ona verdiğin gibi.O sana Allah'ın bir emanetidir ve ona bunu düşünerek davran hep.Sakın el kaldırma,babalık hakkımı helal olmaz sana.Erkek olmanın gücünü yuvana saygıda ispat et,kaba kuvvette değil.Bir tel saçını koparmak haramdır unutma,senin helalin olsada.Oğlum,bir gün sende baba olduğunda anneni ve beni düşün.Bizim sana eksik kaldığımız yerleri en iyi sen biliyor olacaksın,o yerlerde sen evladına eksik kalma.Ne eşinin ne de evladının boğazından haram lokma geçirme,biz sana tattırmadık haram lokmayı sende ailene tattırma.Oğlum,dediğim gibi.Sert adamların oyununu oynamaktan sakın korkma.Oğlum,sert ol,ama taş olma........
  7. 2009-07-31 #7
    Ey koca şehir,ya ben yaşlanmaya başladım ya da sen.Yoruluyorum artık sende,ama gel gör ki beni dinlendiren yegane yerde senin kolların.''Dünyada her şey çift yaratılmıştır'' sözü ile alay edercesine meydan okuyorsun cihana.Her şeyin''yek''ini sende gördüm.Aşkın nefretin,vuslatın ayrılığın,gülmenin ağlamanın,doğumun ölümün.Her şeyin ilkti herşeyin son.Şehr-i Breket oldu bendeki adlarından biri,herşeyi verdin.Ama hepsi''yek''.Bab-ül Aşktı bir diğer adın,o kapıyı çalana hiç nazlanmaz açarsın,ama gitmek isteyenede kapatırsın.Girişler de ''yek'' sende.Diyorum ya,sevdamın gözleri ile bakan şehir.Yaşlanıyorum,biliyorum bir kez doğdum sende.Ama korkarım ki,bu kez ''yek'' olmayacak ölüm benim bedenimde..........
  8. 2009-07-31 #8
    İlk anneler gününü kutlayışım geldi aklıma.Gamzelimizin doğmasına daha 4 ay vardı üstelik.İşten erken çıkmıştım o gün,o zamanlar çiçekçi,ama artık ''manav'' olan köşebaşındaki o yerden çiçeğini almıştım.Şimdi geçerken bana bakan maydonozları,pırasaları,domatesleri,v.s gördükçe neler hissettiğimi bir bilsen.Daire kapısını açtığında bir başka görünmüştün gözüme,biliyordum bütün anneler güzeldir ama ne biliim işte,yineden en güzeli sen olacaktın.Çiçeğini sana uzattığımda onların solmasına engel olmak istercesine iki damla göz yaşın damlamıştı yapraklarına çiçeğin,onlarda solmamıştı günlerce.Benim ile paylaştığın yılların,bana bağışladığın gamzelimiz ve bir zamanlar beni sevdiğin için teşekkür ederim.Cennetteki güzel annecik..........
  9. 2009-07-31 #9
    Pilavın tanesi dirisini,kuru fasulyenin koyusunu,turşunun suyunu,kadının gözleri buğulusunu,düşmanın cesurunu,ayakkabının bağcıklısını,arabada beyazı,elbisede siyahı,aşkta arsızlığı,ayrılığın hızlısını,vuslatın nazlısını,saatin pahalısını,halının uzun tüylüsünü,yatağın büyüğünü,yatığın sertini,uykunun kısasını,gecenin ay ışığını,yanında yıldızını,denizde yosunu,sahilde martısını,ekmeğin bayatını,kadayıfın kızarmışını,elmada yarısını,başlarken besmeleyi,sonunda şükürü,duada amini,kızarmış ekmeğin yanığını,zeytinin karasını,yumurtanın sarısını,peynirin kaşarını,salamın fıstıklısını,sözün azını,konuşulurken susmasını,bakarken görmesini,çayın demini,yanında simidi,simidin susamlı tazesini,birde üstünde krem peynirini,sevgilimi beklemeyi,beklediğime değmesini,kıymetini bilmesini,yanağında benini,kaşında kalemini,konuşurken sesini,susarken nefesini,uyurken düşünü,uyandığında gülüşünü,saçında topuzunu,kulağında küpesini,tırnağında ojesini,gözlerindeki sürmesini,bağlamada türküyü,oyunda Ankara misketi,şehirlerden İstanbul'uSeverim........................
  10. 2009-07-31 #10
    Bir sen anlayabilmiştin bu anarşist sevdayı,onun için değilmiydi zaten bana ''anarşist'' deyişin.Anarşist aşıkların bir yuvası olmazdı,ya karanlık gecelerde yaşanırdı,ya da kocaman bir kentin karmaşık '' sokaklarında''.Anarşist aşıklar isyanlarını gözlerinde yaşarlardı,tüm illegal eylemleri ise elele tutuşmak.Hepsi bu.Aşka düşman karanlık yüzlerin bütün köşebaşlarını tuttuklarını bilmelerine ve hiç bir zaman bu kuşatmayı yaramayacaklarını kabullenmelerine rağmen bu kuşatılmışlığa gülümserlerdi anarşist aşıklar.Bir anarşist aşık kadın ve bir anarşist aşık adam.Daralan çember.Tek silahları,onları bekleyen kaçınılmaz ayrılığa karşı yüreklerinin şarjöründeki tek atımlık yürekleridir.
  11. 2009-07-31 #11
    Hemen önümde,yerde yanan odunları seyrediyorum,arada o alevlerin içinden kopup göğe yükselen küçük kıvılcımlara bakıyorum.O kocaman alevlerin içinde iken kendilerini o ateşten büyük görüp terk ediyorlar kendilerine asıl can veren ''NAR''ı,ve çok geçmeden soğumaya başlayan alevleri ve gitgide sönükleşen bedenlerinin farkına varıyorlar.Heyhaaat,artık çoook geç.Gecenin karanlığında yok olup gidiyorlar çaresizlik ateşleri ile yanarak.Elimdeki sopa ile ateşi karıştırıyorum,sanki bu yaptığım onlara cesaret veriyor,onlarcası terk ediyor ana vatanlarını.''Sersemler'' diye mırıldanıyorum,''Sersemsiniz işte,bir anlık parıltı için neyi terk ettiğiniz bilmiyorsunuz.Bu karanlık geceye kurban oluyorsunuz olmayacak hayalleriniz uğruna.Yaşamın tüm güzelliğini bırakıp ölümün sizi bile söndüren soğuk nefesine bırakıyorsunuz kendinizi.Ölüme meydan okumayı bir şey sanarken siz,daha yaşamı bile tanımıyorsunuz!!............''
  12. 2009-07-31 #12
    Bu gece firariyim,hiç olmadığım kadar,gece bile saklayamıyor karanlığında beni.Bir sarhoş geçiyor yanımdan,belli belirsiz küfürünü duyorum.Benimde canım sarhoş olmak istiyor,sonra birden hatırlıyorum.Bu gece firariyim ben.Evlerin pencerelerinden sızan ışıklar aydınlatıyor yolumu,sokak lambaları çoktan emekli buralarda.Bir kadın bulaşık yıkıyor mutfakta programlanmış bir robota benziyor haraketleri.Canım evime gitmek istiyor o an,sonra birden hatırlıyorum.Bu gece firariyim ben.Çop bidonunun yanındaki iki kedi ben, görünce sırra kadem basıyorlar bir çırpıda,uzaktan havlayan köpeklerin sesleri içimi ürpertiyor.Çisilemeye başlayan yağmurun soğukluğunu hissediyorum yüzümde,üşüyorum.Bir saçak altına sığınmak istiyorum,sonra birden ahtırlıyorum.Bu gece firariyim ben.Bir sigara yakıyorum.Ateşi firari,dumanı firari,külü firari bu rügarlı gecede.Adımlarım şimdi daha hızlı,ama nereye gideceğimi bilmiyorum.Belki sana gelmek istiyorum.sonra hatırlıyorum birden.Sende firarisin benden.........
  13. 2009-07-31 #13
    Yıllar önce bir Şeb-i Aruz töreninde dinlediğim Ney'zenlerden adeta büyülenerek haddim olmayarak bu işe soyundum.Bana ders vermeyi kabul eden hocamın ilk dersimizde söyledikleri hala aklımda,''Ney çalmak zor değildir,zor olan ona nefes-i can üflemektir.'' Doğruluğunu zaman geçtikçe öğrendim.Ney'i çalabilmek için ciğerlerinizdeki nefes yetmez size,ona ses veren ruhunuzdur.Ona nefes Kudret-i Haktan gelir,siz namelere değil nameler size usul veriri makam verir.Onun sesinde alem zikre durur,ruh bedenden ayrırlır sevgiliyi,cananı rüşenini bulur.Parmaklarınız inip kalkarken Ney'in o zarif bedeninde,sanki gönül yaranıza dokunursunuz.Üflediğiniz her nefes bedeninizden çıkıp nazar-ı gül bir yare ulaşır,o yarki uğrunda Ney üflemeyi bile göze almışsınızdır.Ve o Ney öyle bir meçhulun sesidir ki,o meçhulde gayb olur gidersiniz nazar-ı gül yar ile.Neyzen olmak ne haddime düşmüş,haşaBana kul olmak yaraşır,gerisi ruhumda sadece bir temaşaRuh titrer can solarken fani bedendeDiner artık tüm kaygılar,biter o savaş,o hezeyan o kargaşa.Ruhum son meyanında titrek Ney sesindeBen beni buldum senin aşk-ı ateşindeGücüm yetmez oldu artık nefes-i can üflemeyeÜmitler tükendi,ey İsrafil Sur senin elinde.Ey kendi güzel,ruhu güzel, nefesi güzel yarSesler sükut olur o zaman bir Ney'zen seni ararDudaklarımın değdiği nefessiz bie Ney verir sana benden yadigarGüzelliğin ile sar onu,ruhun ile mest et nefesin ile bahtiyar.02.05.2009
  14. 2009-07-31 #14
    İstanbul'un bu kadar güzel ağladığını bilmiyordum.Ağlardı,ağlardı ama yarimin saçlarında fark ettim ilk kez yağmur damlalarının birer göz yaşı olduğunu.O hiç ağlamasın diye,belkide tutmadı gözyaşlarını,hiç utanmadı bu yüzden gün ışığında bile ağlamaktan.Güneş saygı gösterdi her seferinde,çekildi buğulu gözler gibi olan gökyüzünün bulutları arasına.Gün ışığında da ağlardı ama,en güzel damlalar gece dökülürdü semadan.İstanbul'un yağmur damlalarına vuran ışıklarıyla sanki yıldızlar inerdi Bab-ül Aşkın üzerine.Bilirdim,yari(m) bakardı bazen açıp penceresini bu damlalardan yaratılmış yıldız yağmuruna.Çok kalmaz üşür kaçardı içeri,penceresini kapatır tülünü çeker hemen ardından bir sigara yakardı.Benim ise her seferinde ya ıslanmış ya da son nefesine gelmiş olurdu.İstanbul ağlar,yari(m) üşür kaçardı.Ama İstanbul, yari(m) kadar güzel ağlardı..........
  15. 2009-07-31 #15
    Satmışım dünyayı kapımın önünden geçen bir eskiciye 5-10 mandal karşılığı.Boynuma geçirmek için hep bir kenarda sakladığım ipe sermişim aşkımı ,geçmişim karşısına eskicinin sesi ile bir türkü tutturmuş,yanında bir de sarma cigara tellemişim.Naftalin kokulu aşklarımı yastık yapıp başımın altına koymuş ardından öyle bir duman savurmuşum ki havaya,içinde tüm ümitlerim boğulup düşmüşler hüzünle kaplı yere birer sinek gibi.Sonra odanın bir köşesinde hayallerimden yapılmış örümcek ağına bakmışım,ağa takılan üç beş güzel hatıra öylece duruyorlar kurtulmaya çalışmadan.Kolumda sensizlikte durmuş ve hala camı kırık saat,saatler hep sen zaman hep sensizlik.Satmışım dünyayı!Nasılsa sensiz bir işime yaramadı......
  16. 2009-07-31 #16
    Karşılayacaktık seni buradaki dostlarla.Gemi limana yanaşırken,sevdamız gibi bembeyaz köpükler kaplayacaktı denizimizin üstünü.Uçmayı yeni öğrenmiş bir martı çığlığı ''hoşgeldin'' diyecekti sana.Çınarlarım yapraklarını yollarına döküp ayaklarının altına serecek başlarının üzerinde taşıyacaklardı seni.Rüzgar esmeyi bırakacaktı bir süre,olurda üşürsün diye esmeyecekti.Şu ilerdeki martılar yeni kondular oradaki yerlerine,az önce bulutları çektiler güneşin önünden.Gün ışığı saçlarına dokunabilsin diye.Bütün sesler susacaktı şehirde,senin 'can'' derken ki sesini kainat dinlesin diye.Güneş o gün yavaştan alacaktı görevini,batışını geciktirmek için olmayacak soytarılıklar yapacaktı,belki ay ve yıldızlarla bozuşacaktı bu yüzden.Güneş pes edip giderken,altın sarısı son ışıklarıyla gözlerinde parlayacaktı,hani gülerken kaybolan o boncuk gözlerinde.Ay sana vuslatını sunacaktı alacakaranlıkta gümüş rengi yüreğimde taşıdığım seni anlatacaktı sana,rengini yüreğimden almış kelimelerle.Yıldızların hepsinde tatlı bir telaş olacaktıHer biri kainatın dört bir yanından getirdikleri yıldız tozlarından yatağını yapacak,adını bile kimsenin duymadığı galaksiler yorganın olacaktı.Uyumanı bekleyecektik senin,gözlerin kapandığı anda melekler inecekti yedi kat göklerden yeryüzüne başucuna.Yanlarında düşlerin en güzelleri ile.Sen uyurken sana sunacaklardı huzurun en demli halini,nefesinin sesini dinlerken hepimiz susacaktık bu kez.Kayan yıldızların seslerinde en güzel ninnileri dinlerken sen.
  17. 2009-07-31 #17
    çok güzel olmuş
  18. 2009-07-31 #18
    teşekkürler,gözlerinize sağlık......okumak içinde ayırdığınız vakite..
  19. 2009-08-01 #19
    Çocuk olmak,söylemesi hayali bile güzel.Ço-cuk ,ol-mak.Çocuktum,sahiden bende çocuktum.Ço-cuk-tum.İstanbul'un sokaklarında düşe kalka ''büyümüş'' ama hep küçük kalmış bir ço-cuk.Büyümüş,çocuk,a-dam.Komşsusu Nahide teyzenin bahçesindeki erik ağacından erik aşıran,akşam babası işten geldikten sonra eriklerini aşırdığımız Nahide teyzenin babsına şikayete geldiği çocuk.Babası kulağını çekerken ''bi daha duymıycam'' deyişi ve iki eriğin başına açtığı bu kadar belaya şaşıran çocuk.Sokakta her maça karışan huysuz Baki bey amcanın bazen topunu kestiği çocuk.Düşünür çocuk.Baki bey amcayı kaleci yapsak belkide topları hiç kesilmeyecekti,oynadığımıza kızmazdı Baki bey amca,kızgınlığı onuda oynatmadığımızaydı.Emindi ço-cuk.O zamanlar var olan,ama artık olmayan ve sanırım hiç olmayacak olan açık hava sinemasının duvarından kaçak film seyreden çocuk.Yer göstericinin kovalarken düştüğünü görüp geri dönen,aslında yer göstericinin beleş film seyretmesine değil,duvardan düşeceğine korktuğu kızdığını anlayabilen ço-cuk.İlk okul öğretmenine delice aşık olan,bunun için annesine her gün pantolonunu ütületen çocuk.Bir sabah sınıfa başka bir öğretmenin gelip aşık olduğu öğretmeninin evlendiğini ve artık gelmeyeceğini duyduğunda,''aşk''için ilk kez ağlayan ço-cuk.Ağladığı o günü düşündüğünde hala komik bulmayan,''aşk''için ağlamanında gülmek kadar güzel olduğunu bilen a-dam,ço-cuk.Ben hala çocuğum.Büyümeyi hiç istemeyen o küçük ço-cuk.Sizler büyüdünüzmü yoksa,hiç sanmıyorum.Biz ço-cuk-tuk,Hala ço-cu-ğuz,Hep ço-cuk-ça-yız.................
  20. 2009-08-01 #20
    Cananım canını canıma can ederkenUmurumdamı artık,sürmeli göz kalem kaş inci diş.Makber'inde yanıbaşında yerim yurdum hazır iken,Umurumdamı artık,bana kimler gelmiş benden kimler gitmiş......
  21. 2009-08-01 #21
    Siz hiç ay ışığının yakıcılığını hissettinizimi bir gecenin tam ortasında.Ya inceden esen bir inbatın içindeki iyot kokulu nefesi dolaştımı saçlarınızda ay ışığına döşek olmuş denizin.Uzaklardan geçen bir balıkçı motorunun ''pıt pıt pıt pıt'' seslerine ayak uydurabildimi yüreciğiniz.Bunaltan yaz gecelerinin birinde yıkayabildinizmi elinizi yüzünüzü denizin yakamozları ile.Deniz kızları,hiç sizin yazdığınız şiirlerden şarkı yapıp söyledilermi deli divane denizcilere.Sırtınızı dayadığınızda bir deniz fenerine,sanki o fenerin siz olduğunuzu anlayabildinizmi bir an.Bir balık sürüsünün peşine düşmüş onlarca yunus sizi gördüklerinde türlü soytarılıklarıyla güldürebildilermi sizi.Gün biterken,güneşin denize gömülürkenki dansı ile büyülendinizmi?.O anda söyleyebildinizmi,hep sözlerini karıştırdığınız bir şarkıyı.Hiç gerçekten denedinizmi,bir bir şişenin içine yazıp koyduğunuz bir mektubu fırlatıp atmayı denizeHiç tanımadığınız birinin eline geçecek o mektuba ''dostum'' yazarak başlayabildinizmi?.Soğuk bir kış gününde,mangalda sucuk ekmeğin tadını damağınızda hissedebildinizmi sahilde ve poyrazda.Belkide çisileyen yağmurun altında.Biz işte yaşamayı bu kadar ciddiye aldık her anımızda.
  22. 2009-08-01 #22
    Kelebekler bahara hazırlanıyorlar yine,çok geçmeden çırılçıplak bedenleri ile gelecekler dünyaya.Kusursuz bir aşkın efsanesini yazacaklar kanatları ile.Anlık yaşamlarına sığacak asır gerektiren sevdalarını arayıp bulacak,kahroluştan önceki ilk ve son vuslatlarını sunacaklar birbirlerine titrek bedenleri ile.Pişmanlıklar keşkeler olmayacak hiç bir zerrelerinde,küçücük bedenleri insanları bile yakıp kavuran aşk-ı ateşe dayanacak.Gayeleri aşk,sebebleri aşk,istikbalerindeki mukadder mevt yine aşk olacak........
  23. 2009-08-01 #23
    Küçük şeylerden mutlu olmayı becerebilen bir adamdım.Bir pazar sabahı kahvaltısını evimde yapabilmek,eşimin yumurtaları kırarken hep küçük bir kabuğu mutlaka içine düşürdüğü omleti henüz yiyemeyeceğini bilsemde oğlum ile paylaşmak,oğlumuzu anneme bırakıp sinemaya gittiğimiz akşamlarda tam sinemadan çıkarken yağmur yağmaya başlaması,yorgun bir iş gününün ardından hep aynı yerde,Merter'de sıkışan trafikte beklemek bile.Mutlu oluyordum işte.Hatta bayramlarda eşimin hiç bitmeyecek gibi görünen kalabalık akrabalarını tek tek ziyaret etmek için günü birlik Bursa'ya yaptığımız ziyaretlerde bile mutlu olmayı beceriyordum.Daha ne isteyebilirdimki yaşamdan,iş,eş ve dünya güzeli bir evlat.Bir masal gibi.Sonra bir gün nasıl olduğunu anlayamadığım bir şekilde bozulan büyü.Yaşamımın bir kaç ay içerisinde poşet çaya ya da susamsız bir simide benzemesi.Pazarları,artık olmayan kahvaltılar,içinde yumurta kabuğu olmayan omletler ve onu paylaşamadığım oğlum.Sinema çıkışlarında yalnız ıslandığım yağmurlar.Bomboş bir ev.İçinde bir adam.Adamın içinde sükut-u hayal.Masal bitti,perde indi.Tüm seyirciler evlerine gitti...............
  24. 2009-08-01 #24
    Üfff yaa,sıkıldım artık her akşam aynı şeylerden.Yine bomboş ev,yine sıkıcı bir akşam ve gece.Akşam yemeği derdi ayrı bir konu,sağolsun Emine teyze gündüz yemeğimi yapıyor hemde bu güne kadar sevmediğim hiç bir yemeği pişirmedi üstelik.Üzerimi değiştirip mutfağa geçiyorum,fırının üzerindeki ocakta iki tencere var,elim ile yokluyorum hala sıcaklar.Kapaklarını açıyorum tencerelerin,ilk tencerede sulu köfte üstelik patatesleri önceden kızartılmış.İkinci tencerede makarna,hani şu fiyonklu olanlardan.Diğer küçük bir tencerede mutfak tezgahının üzerinde.Cacık,hemen yanında ise zeytinyağı ve nane.Teyzem benim,hiç unutmaz detaylarımı.Tekrar sıcaklıklarına bakıyorum yemeklerin,ısıtmaya gerek yok.İçeri geçip masamı hazırlıyorum,her zamanki gibi iki kişilik servis açıyorum.Olur ya,bir dost gelecek olursa ona servis açmaya çalışmamdan rahatsızlık duymasın huzursuz olmasın diye.Hani belki düşünür telaş çıkardım diye.Ben öyle düşünürüm,başkasını bilemem.Yemeğe başladığımda anlıyorum ne kadar aç olduğumu.Öğle yemeğinde karnıbahar ile kuskus vardı iş yerinde,yanında ise hoşaf.İçinde şeker hak getire,Ödeneklerde bir kesintide yok ama var bu aşçılarda bir iş.Yemekten sonra balkona çıkıyorum,tuhaf ahenkli bir ses var çevrede,hemen hemen her evden aynı sesler yükserliyor.Tabak,kaşık,çatal sesleri.Arada yemek kokuları seslerin arasına karışıyor.Buraya kadar idare ettim yine bu akşam,ama bundan sonrası adama çok koyuyor.............
  25. 2009-08-01 #25
    Gazabımda hep kendime,azabımda.Her sabah hiç üşenmeden,hüzünleri cicili bicili kağıtlara sarıp kapıma bırakan kader belki bunun için bu kadar pervasız.Ben suskun kaldıkça o zafer çığlıklarına boğuyor dünyayı.Evliya Çelebi kılıklı rurhum aslında ne kadar özeniyor Mevlana'ya,Yunus'a yada Köroğlu'na.Arıyorum,bir Şems-i Tebrizi'yi,bir Taptuk Emre'yi hatta zalim bile olsa,Bolu Beyini.Kader bununda farkında,bunun için sabit kılmıyor ayaklarımı bu dünya toprağında.Kah Fizan,kah Babil,kah Şam,kah Bağdat.Bazen Hoca Nasreddin olur kaderim,biraz umut istesem ipe sermiş olur hep,yada biraz sıcaklık dilensem kazanın altındaki mumdur.Bazen Bektaşi olur çıkar karşıma,temizlemek istesem tüm kötülükleri üzerimden '' boşver uğraşma'' der,''nasılsa yine kirlenecek''.Bir kaç dost edinsem,çekemez,gösterir eli ile aşık Şatıroğlu'nu verir elime bir kazma'' vur '' der kara toprağa.Dost olursun ancak,o sana sen ona.............
  26. 2009-08-01 #26
    Seni sevmeye karar verdiğimde çifte yürek edindim kendime.Ecelleri ile uygun adam yürüyen adamların çifte tabanca taşıması gibi.Olurda durursa biri,ikimizinde beklemediği bir anda diğeri ile sevecektim seni.İkisine bile sığdıramadığım sevdamı taşıdım beceriksizce,sende biliyorsun.Bazen güldürebiliyordum bile seni bu yüzden.Seni sevmeye karar verdiğimde çifte yürek edindim kendime.Tek yürek dayanmazdı zaten senin verdiğin aşka,mazaallah duruveriridi bir anda mutluluktan.Seni sevmeye karar verdiğimde çifta yürek edindim kendime.Biliyordum çünkü,giderken alıp gidecektin yüreciğimi.Öylede oldu zaten.Ama sevdiceğim,ikisini birdenmi?...............
  27. 2009-08-01 #27
    Nedir senin ile bu adını koyamadığımız şey.Senki,Zümrüt-ü Anka'nın doğduğu diyar.Dünyaya getirdiğin yavrunu Kaf dağının ardına süren şehir.Nedir benim ile alıp veremediğin,oysa ne seni feth eden bendim o zamanlar nede fetihlere teslim eden.Sözlerimmi gücüne gitti,oysa onlar Haliç'ine zincir bile değildi.Aşkımı yürütemedim diyemi tepelerinden yüreğimin üstünde, bunun içinmi bana küskünlüğün.Tek kişilik ordumla sana kafa tutyor olmammı gücünemi gitti?Beni almaya çalışan sensin oysa binlerce yıldır,düşüremedin diye burçlarımdan birini öfken buna.Sevdamı bile yaşatmadın bana,dizdin boğazıma tüm söylemek istediklerimi.Çekemedin sende kimsenin yaşayamadığını yaşamama.Ellerini tuttuğumda senin yüreğin buza kesti,soluğun durdu.Sarıldığımda sevdiğime bağrında sakladığın depremleri kusmaya kalktın,seni melekler durdurdu.Dayanamdın varlığıma.Kovdun,ama bırakmadında gideyim.Boşuna tüm çaban,bilesin.Onun gözlerinde, ben seni çoktan feth ettim............
  28. 2009-08-01 #28
    Biçen terzi böyle biçmiş,bu ruh bu bedene dar,Cananınıda bıraktında bunumu kendine edindin efkarBulamadın değilmi?Ne Babil'de,ne Beyt-ül Maktis'de,ne de Bağdat'taOna eş,onun ayarı bir karagözlü yarSeni gönlümde taşırım hep,Harran'da,Savur'da,Kerkük'te,Musul'daBir toz bile değemez saçlarına o tufanlarda,Zap,Fırat,Dicle çağlarken senin aşkınlaBen durulur kurursam,kanım helaldir sana Kerbela'da.Mardin'den yola çıktım,dilimde türkünleHop'ta,Danin'de sesim ulaştı Meşin dağınaSüvari Halil'de dayanamadı artuk gönülHaruna'da boşaldı göz yaşlarım bir avuç toprağa.
  29. 2009-08-01 #29
    Tutun yüreğine güven ona,çünkü sana yalan söylemeyecek o, tıpkı bana hiç söylemediği gibi.Yalansız yaşayabilmek güzeldi sevdamızı,yüce bir dağın başında savrulan bir kar tanesi kadar aktı yüreklerimiz ellerimiz ve yüzümüz.Sözlerimiz kaybolup gitmezdi boşlukta,bir şey söylersek yerini bulurdu yüklendiği tüm anlamlarıyla.Sevişmediysek''ölmekten'' korktuğumuzdan değil, yaşamdan nefretimizdendi.Bir biz temiz kalalım istedik tertemiz yaşayalım sevdamızı.Bedenlerimiz yanarken teselliyi bulduk berrak bir su gibi olan aşkımızda.Sırlar korkaklara yakışmaz dedik yüklendik hepsini, ''of'' bile demedin yanı başımda.Düştüğümde elini uzatandın '' dayan''diyenimdin.Şiir gibi yaşattığın aşkına besteyi yapan sendin,inceden mırıldanırdık.Güneşlerimiz şahit olurdu sabahlarımızda.Geceleri birbirine sokulmuş yıldızlara bakar olmayacağını bile bile dilekler tutardık.Yaşama direnirdikte nedense kadere karşı dilsiz olurduk,vallahi ondanda korkmazdık,zaten biz hiç birşeyden korkmadıkki.Sevdik.Benim sevdiğim sen,senin sevdiğin ise bendim.Benim kaderim sen,Senin kaderin ise......................Neyse,Okkalı bir küfür var şimdi yeine dudaklarımda yaşama,isyanın en katmerlisi.Ama yinede çocuksu bir gülümseme yüzümde,Biz varya biz,''ölmedik'' hiç ''ölmeyeceğizde''.
  30. 2009-08-01 #30
    çok güzel olmus yaaa
  31. 2009-08-01 #31
    :) teşekkür ederim,okumak için harcadığınız zaman içinde :)
  32. 2009-08-01 #32
    Seviyorum,titrek bir mum ışığında seni düşünmeyi.Sen varsan aklımda o ışık bir güneş gibi,Hele birde hafiften bir yağmurun sesi varsa penceremdeİşte seninle becerebiliyorum hala gülümseyebilmeyi.''Gel tut'' diyemiyorum buza kesmiş ellerimi,''Bak'' diyemiyorum koca bir hüznün ardına saklanmış gözlerime.Kaldır at koca bir yalnızlığı anlatan ismimi,Bensiz kainat daha güzel,bilirim inanırsın bilirsin sana yalan yok sözlerimde.Bırak uçurumun kenarında ellerimi tutmayı,yorulursun.Biliyordun,sen ilk adımım yolumun sonusun.Adam gibi sevdim seni,Sen,cevabını hiç bilmediğim en zor en güzel sorumdun.
  33. 2009-08-01 #33
    Sevdalar bu şehre yakışırEskicilerin heybelerinde unutulmuş gitmiş hepsiVarlıkları bile unutulan,hafızalarda silikleşmiş isimleri Daracık sokaklarında koca koca yürekler durmuş avuçlardaAğlamayı bile beceremezken,öğrenmiş ölmeyi yarin gözyaşlarındaLütuf saymış küçücük bir buseyi bile ateş dudaklardaArdına bakılmadan dönüp gidilebilen o sonu hiç çıkmayacak yollardaRazı olabilmek o kadere taa en başındanBilinmezlik olmadan yaşanacaklardanUmursamadan girmek,pervasızca sevmekŞahidi bile olmayacak vuslat için kaldırmak tüm duvarları aradanEğilmesi bir çınarın bir gül goncası önündeHep o mağrur duruşunu yerle yeksan eylemekRüku bile bilmeyen bedenine secdeyi öğretebilmek o gülün önündeErtelemek eceli,hiç çekmemek o son nefesi içineYakabilecekken dünyayı,titreyen elleri ile yakamamak sigarasını bileAğırlaşan adımların sesi bile duyulmaz o caddedeKibritinin alevinin sönüp gitmesi yarin nefesindeŞükredebilmek hiçliğe,kimsesesizlie ve sensizliğe bile.Islah olmayacak kirli bir derenin içindeyimRuhun hala tertemizken çek git benden kurtar kendini.
  34. 2009-08-01 #34
    Şikayetim olmadı ne candan nede canandan.Dilenmedimde hiç kimseden ne bir teselli nede bir aman.Takdir-i İlahi bu,böyle yazmış yüce Mevlam,Bu kuldaydı eksiklik,şikayetim yok hiç bir kulundan.Dostumu dost bildim,sözleri acı olsada,Dost acı söyler dedim bir sözüyle yıkılsamda.Dostlarımmı acıydı acılarmı bana dost bilemedim,Acıda olsa zehirde sundukları,ellerinden içtim.''Ne olursan ol yine gel'' demiş Hz.MevlanaAksini söylemek yakışırmı bu kula?Gül bahçesi İrem köşesi değil belki gönlüm ama,Kapım açıktır herbirine,gelsin girsin gönlüme davetim olmasada.Hacı Bektaş-ı Veli'si,Mevlana'sı Yunus'uHer birinin sözünde zikrinde aynıydı Amentüsü.Aşık Veysel görmeyen gözü ile göstermiş dostunu,Bir kazma vurmak yaraşmaz,dostuna dost bu kula.
  35. 2009-08-01 #35
    Sen gittiğin gün sevaplarımı yazan meleğim kalemini kırmıştı,yazdığı son sevabım sen duymasanda''seni seviyorum''olmuştu.Sen gittikten sonra,son basamağını çıktım o hani senin ile sonuna kadar birlikte çıkacağız dediğimiz merdivenin.Sen gittikten sonra,tüm huzurları bir sandığa kilitleyip anahtarını senin yüreciğine saklamıştım.Sen bile hissetmeden.Tüm gülüşlerimi ise sana hibe ettim yanağındaki o bir tek gazmzene.Neden gittin ki sanki,bu masalın en güzel yerinde............
  36. 2009-08-01 #36
    Sensiz ilk sabahım geldi aklıma.''Aklıma'' dediğime bakma sen,yerinde durmazki o.Halada arada sırada alır başını gider sormadan.Hoyratça dolaşır hatıralarımızı kilitlediğimiz o sokakta.Sonra çıkar gelir yine,perperişan tarumar.Bir bacağı olmayan bir sandalye gibi gelir oturur başımın içine.Aklım başıma geldi diye sevinemem,başımın içinde ki duvarlar sıvaları dökülmüş bir oda.Bir köşede oturur bir ayağı kırık sandalye aklım.Önüne biraz peynir ekmek koyarım yesin diye,istemez iter eli ile.Gözlerimde tuhaf bir sızı başlar,seni bir daha göremeyecekler diye.Ellerimde gözlerime uyar,onlarda ha düştü ha düşecek gibi duran bir yaprak gibi titirer dururlar.Bilirler tenine dokunamayacaklarını bir daha.Sesler yok olur senin sessizliğinde,dünyanın bütün güzel kokuları kaf dağının ardındadır artık.Rüzgarlar artık bana kokunu getiremedikleri için mahçup,ezik ve susukundurlar.Bir bacağı kırık sandalye aklım alır başını yine,çarpar kapıyı çıkar gider.Bırakır beni senin ile bir başıma sıvaları dökük kafamın içinde.Otururuz karşılklı,senin gözlerin yerde.Benimkilerse gözlerinde.Anlarım o an,senin aklında........Hatıraları kilitlediğimiz o sokakta..........
  37. 2009-08-01 #37
    Senin yıldızını seyrttim dün gece uzun uzun,sonra denize çevirdim bakışlarımı.Sensizlik sandalının küreklerinden çıkan sesi dinledim.Sensizlik sandal özlemin denizdi dün gece.Kürekçisi ben,dümencisi ben,pusulası sendin.Gösterdiğin meçhule gidiyordu sandal.Gözleirn ile gelen binlerce yakamoz yinede yoldaşlık ediyordu bana.Gecenin imbatı nefesinden yaratılmış, tatlı tatlı dolaşıyordu saçlarımda içinde bana taşıdığı kokun silip atmıştı yosunların kokusunu bile.Ay yeni doğuyordu,o pembesimsi rengi tenini hatırlattı bana,şu hemen ilerideki iki yıldız gözlerin.Güneşin battıktan sonra ardında bıraktığı kızıllık dudakların,inmeye başlayan gece ise,saçların.Dünya senin resmini yapıyordu dün gece,Sadece benim için..............
  38. 2009-08-01 #38
    Ey yarım kalmış sevdam,diğer yanımSonsuzluğunun gerçek olduğunu bildiğim yarınlarım.Mahremim gizlim,en yürekten dualarım,En temiz en helal bir dilim nan'ım.Açamadığım kapılarımda anahtarı yapılmamış kilidim,Bitkinliğimde tükenmişliğimde dayandığım minderim.Kaçmayı hiç beceremeyeceğim ecelim,Sen gece düşlerimden bile daha güzel biriciği(m).Hoyratlığıma aldırma,bu asiliğim sadece kendime,Bu serserilik bu divanelik inan sadece bedenimde.Ruhuma yüreğime el sürdürmedim,Ettiğim yeminim dilimde değil,benim kaderimde.Kapattığın kapıları eller açabilirmi sandın,Bu sevdaya başka vuslat yakışırmı sandın.Aşkın ruhumun denizinde bir damla,Damlasız denizleri olurmu sandın........
  39. 2009-08-01 #39
    Anlayabildinmi sen aşkı?Bir yağmur sonrası toprağın kokusu gibiydi sana vurulmak.Açtığını hiç göremeyeceğim kokusunu hiç duyamayacağım gonca bir gülü seyretmekti.Seni sevmek,bir varmış bir yokmuş diye başlayan masallar gibiydi.Ama gökten düşen''üç elma '' hiç olmayacaktı masalın sonunda.Sana sevdalanmak korkunun üstüne üstüne gitmekti,celladına gülümseyebilmek hatrını bile sorabilmekti.Sana vurulmak,şehre giden son vapuru kaçırmak,bomboş iskelede dikilirken bir gazoz kapağına tekme atmaktı.Evden kahvaltı etmeden çıkmak yolda aldığım simitin o doyumsuz tadıydın sen.Şiirlerimde bir türlü beceremediğim kafiye,bağlamamda kopan hep aynı telimdin.Sen geç zamanları hatırlatan bir saatin kahreden sesi,zamansız ecelin bahanesiydin.Sana kapılmak bir kelebeği yakalamaya çalışmak gibi,avuçlarımda tutmaya kıyamadığım renklerin vurulduğum.Seni söylemek sözlerini hep karıştıdığım bir türkü baştan hep en başından tekrar söylemeye çalışmaktı.Bir eyvallahta acıyı yaşarken yüreği susturabilmek,gözlerle bir destan yazmaktı.Seni sevmek,aha tam şuramda şu bağrıma taş basıp,O sokakta kaybolmaktı.
  40. 2009-08-01 #40
    Hadi sen bitir bu işi,ne benim cesaretim var nede o korkakların yüreği kaldırabiliyor.Zor olmayacak söz sana yemin sana,bilirsin ben yeminime hep sağdığımdır.Hadi durma öyle,merak etme gözlerimi kapayacağım sımsıkı gözlerimi görmeyeceksin.Korkunç olan bende seni göremeyeceğim.Sen sadece ismimi mırıldan,isminlede olsa dudaklarına dokunabilmek vuslatım olsun o an.Titremesin elin,hepsi hepsi bir saniye o kadar.Sonra arkanı dön ve yürü sadece,bir sigara çıkarıp yak dumanını savur havaya.Dumanının ucuna tutunup ayrılacağım yanından,sesizce.Hadi sen bitir bu işi,yorgunum artık dinlendir beni.Belki yenilgilerden bıktım,tek zaferimi sen bağışla bana.Belki kahpeliklerden usandım,yine sen göster bana mertliği.Hadi sen bitir bu işi,ne benim cesaretim var ne de o korkakların yüreği kaldırabiliyor.Bu son,aslında sana vuslatımı anlatıyor.
  41. 2009-08-01 #41
    ''Seni yağmurdan sonra sevicem'' diyo ya şair,evet ben seni yağmurdan sonra sevicem.
    Tıpkı o yağmurdan önce sevdiğim gibi.
    O yağmurda yıkanan yüreciğim,o yağmurda ıslanan yüzümün aklığı ile sevicem.
    Benim sözlerim,cümlelerim yıkandı o yağmurda,biliyormusun?
    Bunun için kötü söz nedir bilmezler.
    Bak yine bulutlar kaplıyor gökyüzünü,ama merak etme bu yağmur ıslatmaya yetmeyecek yine hüznümü............

  42. 2009-08-01 #42
    Ne diyebilirimki,ne anlatabilirim.Aciz kalan kelimelerim sırtlarında taşıdıkları harflerden utanır hale gelmiş artık dudaklarımda.Sözcükler,birbiri ardına düşen kaleler gibi teslim olmuş suskunluğa, gürültülerin kahpece kuşatmaları altında.Artık savunma yok,çırılçıplak bekliyorum ölümü bir yaz akşamının kızıllığı altında.Dizlerimdeki derman meleklerin kanatlarında şimdi,o dermanı sende bulan ben bağışladım tüm sevgimi meleklere.Merak etme,onlar sana getirecekler emanetimi......................................
  43. 2009-08-01 #43
    Hey koca eren Mevlana,ne güzel söz etmiş.
    ''Gül dikenine rıza göstermeseydi o kokusuna sahip olabilirmiydi''
    Bizede,ama üstümüze dar ama bol biçilmiş acılar,hepsinden razı olduk eyvallah dedik, Rabbimize boyun eğdik.
    Karşılığında gül bahçesi,irem köşeside beklemedik.
    Bir çift göze gözlerimizi,bir çift tatlı söze dillerimizi feda eyledik.
    Şimdi Rabbim,huzurunda duruken bu kulun himmet et artık,
    sevdalarımdan ne olur bir lahza mutluluk.............................

  44. 2009-08-01 #44
    Bu gece sabah olmayacaktı hani?

    Martılar sabah simitlerimi kapışmayacaktı bu sabah.....her sabah gittiğim cafenin garsonu yine ne istediğimi tahmin edecek,gülümseyen yüzüyle bana servisini yapacaktı.Yolda yürürken gördüğüm tanıdıklarıma,iş yerini yeni açmaya başlayan esnafa selam verip hayırlı işler dilemeyecektim.Ben bu sabah buralarda olmayacaktım hani,ben bu sabah bu dünyada bu evrende bile olmayacaktım.Söz vermişlerdi bana ''alıcaz seni'' diye.Günahlarım söz vermişti bana,bırakmayacaklardı beni sevaplarımın insafına......

  45. 2009-08-01 #45
    Bazen o kadar çok yazmak istiyorum ki,saatlerce ama saatlerce durmadan usanmadan yazmak.
    Her şeyi,herkesi,hey yeri yazmak.
    Parmaklarımda güç tükeninceye kadar yazmak.Kalemimin kağıdın üzerinde sürtünmesinden yangınlar çıkarmak istercesine.......
    Sonra birden fırlatıp atıyorum ajandamı duvara.Kalemimi kırıyorum,tüm yazılarımın infazını imzalamışçasına.
    Belki isyanım kaderimi yazan kaleme,benim infazımı imzalayan o kara kaleme.Kelimelerim ile,cümlelerim ile boynuma ip olan o yazgıya.
    Ayaklarımın altındaki tabure harflerden yapılmış,farkına vardığımda ürperiyorum.O harfleri ben kullanıyorum,sizlere yazıyorum.
    Okuyorsunuz..............
    Şimdi,o tabureye tekme atacak kadar cesurmusunuz???.........................

  46. 2009-08-01 #46
    Gecenin epey ilerlemiş bir saatinde fark ettim,aslında zamanın ne kadar gerisinde kaldığımın.Koşarcasına geçen zamanlarda bir yatalak hastanın döşeğinde çektiği acılarla kıvrandım durdum,ölümlerin doğum sancılarını çekercesine.Sayılı nefeslerim arasında ismini söyleyebildiğimde verdiğim tüm nefesler kalanları kıskandı zehir zemberek sözlerle.Şimdi ben, bildiğim tüm sevda kelimecikler ile bakmak istiyorum gözlerine............
  47. 2009-08-01 #47
    Dost,sen bu satırları okurken ben yazmaya mecburum.
    Sen uykularında en güzel düşlerindeyken ben gezmeye mecburum boş sokaklarda,kapkara dağlarda.
    Sen yağmurlarda şemsiyeni açarken,ben ıslanmaya mecburum aynı yağmurlarda.
    Sen bir çiçeği seyrederken sevgi ile,ben üstüne basıp geçmeye mecburum.
    Sen yeni yaşamları beklerken,ben ölümlere mecburum.
    Sen,her yeni güne gülümserken,ben küfürler etmeye mecburum.
    Sen insanlarla insanca yaşarken,ben bir ''CİN'' olmaya mecburum.
    Dostum,okumaktan sıkıldın biliyorum.
    Sana söyledim,ben yazmaya mecburum....

  48. 2009-08-01 #48
    Günler kilitlendi gecelerin içindeki bilinmez bir sandığa.Ne güneş doğmak biliyor nede doğduğunda batmak.Geçmeyen günler bir sonraki gün gelecek olan günlerin en ağır beddualarını taşımakta zorlanıyor artık omuzlarında.Sıkışıp kaldım iki gün arasındaki alaca griler içinde.Ben beyazı özledim,ben maviyi özledim,ben kırmızıyı,yeşili,sarıyı özledim..........
    Ben.................................
    Senin tüm renklerini özledim........

  49. 2009-08-01 #49
    Ellerine bıraktım tüm yaşamı hiç korkmadan
    Ölümler kıskandı yaşadıklarımızı
    Ellerine bıraktım sessiz türkümün en son notalarını
    Nameler dilsizliği öğrendi son mezurda.

    Saçlarına bıraktım en koyu geceleri
    Sabahlar kaçtı, ecelinden kaçanlar gibi
    Sözlerimi seslerine bıraktım
    Sessizlik vurdu kendini prangalara


    Gözlerine bıraktım tüm renklerimi
    Gökkuşakları saklandı gri bulutların ardına
    Nefesimi nefesine bıraktın son demde
    Mezarlar kıskandı bedenlerimizi.

  50. 2009-08-01 #50
    Neden sessiz sedasız gelirki akşamlar dünyama?
    Neden ''çıt'' bile çıkarmadan örterler tüm bedenimi?
    Korkuyorlarmı yoksa?
    Beni terk eden sevdalarım gibi suskun ve sinsiler.
    Alıp giderken güneşimi,beni ayın ve yıldızların insafına terk ettiklerini tahmin edemiyorlarmı yoksa?
    Akşamların merhaba deyişlerindeki o kızıllığın, içimdeki yangınların bir yansıması olduğunu anlamayacaklarmı hala?
    Hiç bir gecenin sonsuz olmayacağını biliyorlar,ama tekrar tekrar geleceklerinide.
    Bunun içinmi bu gururları bu çalımları bana akşamların?
    Tüm kötü cinleri şeytanları karanlıklarında gizleyebildikleri için ne kadarda cesurlar.
    Hükmetmek için ne kadarda hevesliler şu zavallı dünyaya,
    Farkında akşamlar,dünyanında sonsuz bir karanlığın içinde yüzüp gittiğinin.
    Akşamlar,
    Size gücüm yetmez,
    Biliyorum her birinizin karanlık bir geceye gebe olduğunuzu,
    Biliyorum,sizin sonsuza kadar yazgım olduğunuzu.

  51. 2009-08-01 #51
    Cemreler düşüyor yeryüzüne,ısıtıyor havayı suyu ve toprağı.O ısınan toprağın bağrında o toprak kadar temiz bir yağmurun damlalarıyla bir tomurcuk açılacak ılık bir sabah vakti.Bir bülbül konmaya çalışacak gülün dallarından birine,bağrına batacak dikenlere aldırmadan.Korkmadan yılmadan sevebilmeyi anlatacak biz insanlara,bir bülbül kadar cesur olmayı beceremeyenlerimize.O sevdasını yazabilecek bedenindeki o bir kaç damla kanıyla,yüreksizlerin suya yazdıkları sevdalara benzemeyecek hiç bir zaman onun sevdası.Belki son damla kanı bitiiğinde o küçücük bedeninde konduğu o gülün yaprağındaki bir çiğ damlasından dahaz hızlı düşecek bedeni gülün dibine.Kader aynı yazılacak yine bülbül ile gülün aşkında.
    Cemreler hep düşecek,tomurcuk güller yine aynı gururla açacak.
    Gülde bu güzellik bülbülde bu yürek varken,o dikenler daha çok can alacak.

  52. 2009-08-01 #52
    Sensiz neler yaptığımı sorma bana sakın,
    Sen giderken beni benden aldığını için bilmiyorum.
    İyimiyim kötümüyüm,sıhhattemiyim hastamıyım merak etme sakın
    Ecel beni değil,artık ben eceli kovalıyorum.



    Sana '' gitme ne olur'' demek zor değildi,ama diyemedim,
    Sol yanımdaki yastığından,evimin duvarlarından kokunu silemedim,
    Bir üstadın dediği gibi,
    Senden ayrı,aşkın ile hasta ama aşk sayesinde sıhhatteyim.

  53. 2009-08-01 #53
    Dünya,benim yaşamımı elekten geçirip durdu hep.Küçücük,incecik zerre kadar olan mutluluklarım o elekten akıp gitti,elekte kalanlar isae iri taşlar gibi duran acılarımdı.
    Sonra,dünya o eleğin üstünde kalan taş parçası acıları önüme döktü.
    ''Kısmetin bu''
    dedi bana.''ne yaparsan yap'' diyede ekledi.
    Güldüm.
    Dünya tanımıyordu beni.
    Aldım o taş parçalarını bir süre baktım,sonra bıraktım yere.
    Yaşadığım,yaşayabildiğim en güzel hatıralarımdan bir çekiç yapıp hepsini tek tek ezdim acılarımın.
    Şimdi hepsi un kadar ince ve hafif.
    Doldurdum cebime,nereye gitsem avuç avuç atıyorum cebimden acılarımı.
    Dünyanın gözleri bende.
    Elinde elek.Yine gülüyorum.
    Hadi dünya,elimde çekiç bekliyorum.............

  54. 2009-08-01 #54
    Ben bir evdim,çatısı sen,
    Ben bir çift gözdüm,nuru sen,
    Ben bir eldim,uzanıp tutan sen,
    Ben bir kelamdım,sesi nefesi sen,
    Ben bir adımdım,koşup gelen sen,
    Ben bir ateştim,koru dumanı sen,
    Ben bir suydum,coşup çağlayanı sen,
    Ben bir sandaldım,küreği dümeni sen,
    Ben bir ağaçtım,meyvesi dalı yaprağı sen,
    Ben hala bir canım......
    Bir avuç toprakta sevdiğim hala sen...............!

  55. 2009-08-01 #55
    Senden uzağım,biliyorum bilmesinede yinede içimde bir kıpırtı var.Aramızdaki uzaklık dağlar,denizler,ovalar kadar büyük değil.Gelmek istediğim an gelebileceğim kadar uzaktayım senden.
    Gel görki, aradaki mesafeyi kimseler bilemiyor inadına.
    Belki bir anlık,belkide bir ömür sürecek bir mesafe.
    Kilometreler değil uzaklık,yıllar,aylar,haftalar,günler,saatler,dakik alar da değil.
    Dedim ya.
    Cananım,kadınım
    Senden,bir nefes kadar uzaktayım..............!

  56. 2009-08-01 #56
    Bu limandan kalkan son gemiye sen bindin,bana ise el sallamak düştü ardından.Hasretleri,sevdaları bayrak yapıp çektim o limanın gönderine.
    İsyanlarımı pişmanlıklarımı ise hiç sorma bana,yüzüm yok anlatmaya.
    Şimdi karşıma çıksan bir köşeden,gözlerine bakacak yürek zaten arama.Adamında kalmadı o cesaret.Yalanım yok,adamındım adam gibi sevdim sevdanı,yoluna can vermeye hazırken bu kul,sen benden önce davrandın..............
    Kadınım,beni yine utandırdın.............!

  57. 2009-08-01 #57
    Bir adım atıyorum,bir ayağım bir kar kümesinin içinde kayboluyor.İkinci adımım ise yemyeşil çimenler,yabani gelincikler arasında.Bir ayağım ölümde,diğeri canlanmaya başlanan can suyunu alan bir yaşamda.
    Güneşin yüzümü yakan sıcaklığına rağmen hala direnen kar birikintileri var her yerde.Doğa suskunluğunu bozmuş,haykırıyor sıranın kendisinde olduğunu bu dağlarda.Daha yukarılardan eriyen kar sularının oluşturduğu dereciklerin sesleri bir kaç kuşun sesi arasında yitip gidiyor.Dereler duymamazlıktan geliyor kuşların seslerini,onların acelesi var.Ovaya can vermek için durmuyorlar hiç bir yerde.Eriyen biten karlar yok olup gitmiyor,henüz işleri bitmedi.Ölü toprak özlem ile bekliyor aşağılarda.
    Canu suyu can vermeye koşuyor cananına..........
    Cananım sen neredesin,gel sende can ver bu adamına..............!!!

  58. 2009-08-01 #58
    Sonsuz bir evren,
    Evrende sayısız galaksilerden biri,
    Galaksinin içinde bir güneş sistemi,
    Güneş sisteminde bir gezegen,
    Gezegende bir kıta,
    Kıtada bir ülke,
    Ülkede bir şehir,
    Şehirin içinde bir sokak,
    Sokağın içinde bir ev,
    Evin içinde bir adam,
    Adamın içinde evren.............

  59. 2009-08-01 #59
    Nice sultanlar gördüm,bir hevese köle oldular,
    Nice köleler gördüm,şükür ile sultan oldular.
    Nice dervişler gördüm,bir kelam ile zelil oldular,
    Nice zeliller gördüm,bir selam ile derviş oldular.



    Sultan değilim,bir hevesin ardında köle olayım.
    Kölede değilim,nimete şükrüm yetmez sultan olayım.



    Nice güzeller tanıdım,güzelliği sadece kaşında gözünde,
    Nice kaşlar gözler gördüm,güzelliği yüreciğinde.
    Nice sevdalar tattım,yanımda iken sevdası dilinde idi,
    Tek bir sevda yaşadım,uzakta iken bile evvelimdi ahirimdi..........

  60. 2009-08-01 #60
    Herkes nasibince yaşarmış dünyada.Nasibince yer içer,nasibince gezer eğlenir.Ağlaması bile nasibince.
    Rahmetli dedemden duyardım hep,yemeğe başlamadan önce hafif bir sesle ''Bismillahirrahmanirrahim''der,ardından hemen eklerdi.''Nasipten öte yol yok''
    Yok dedem yok,nasipten öte bir adım bile yol yok.
    Ben bana nasip edilenleri almışım,nasibime razı olmuşum.Nasiplerim benden razımı acaba.Hep ''ben hak ettim'' derken düşünmüşümmü ki gerçekten ''hak'' edip etmediğimi.
    Nasibe şükrün yakıştığını kaç kere hatırlamışım.Ya şükrün nasibi arttırdığını.
    Hiç hemde hiç hatırlamadım.
    Yok dedem yok,inandım.''Nasipten öte yol yok''
    Şükürsüz nasiptende insana fayda yok.............

  61. 2009-08-01 #61
    1999 yılı,aylardan mayıs.
    ................ lığına çok yakın bir bar cafe.
    İlk buluşmamız.....!!
    Senin üzerinde gri bir takım,.Saçların yine omuzlarına dökülmüş,makyajın ne var ne yok.İki liseli gibiyiz,gözlerimize bakamıyoruz.(Bizim zamanımızdaki liseliler gibi)
    Sen,nefret ettiğini o zamanlar bile bildiğim cin-tonik söylüyorsun kendine.Bnese nefretin ötesinde duygular beslediğim viski.Sek.
    Bu heyecenda neyin nesiydiki şimdi.Ne gerek var bu kadar paniğe.
    Oturuyoruz sadece,oturup yanında garnitür olarak susuyoruz.Ara sıcaklara geçmemişiz hala.
    Şu gamzen olmasa belki çoktan konuşmaya başlayacaktım ama,o beni durduruyor nedense.

    -Çiğdem,davetimi kabul ettiğin için teşekkür ederim.
    -Davetin için ben teşekkür ederim.
    -Çiğdem....
    -Efendim.
    -Biliyormusun?
    -Neyi?
    -Şeyi.....
    -Ne şeyi?
    -Günün nasıldı?
    -Dünkü ve muhtemelen yarınki gibi,tabi sen konuşmaya karar verirsen o zaman başka.
    --Yok yok ,susmuyorumda,ama işte.
    -Anlaşılan bir duble viski yetmeyecek.
    -Sanırım evet.
    -YArdım etmemi istermisin?
    -Olmaz kendim halletmeliyim.
    -Eminmisin?
    ...............! Hayır!!
    -Bencede
    -Ya biliyormusun?
    -Çok güzel olduğumumu?
    -E-evet
    -Sen söylemessen ne anlamı var.
    -Çiğdem..............çok güzelsin.
    -Teşekkür ederim.
    -Bende!
    -Sen neden teşekkür ediyorsun ki?
    -Bu kadar güzel olduğun için.
    -Sende göründüğün kadar cesur değilsin sanırım.
    -Evet sanırım değilim.
    -Eeee,başka söylemek istediğin bir şey varmı,yoksa ben devammı edeyim?
    -Çiğdem,senden hoşlanıyorum!!!!
    -O kadarmı???
    -Yok,o kadar diil tabi
    -Yani..??
    -Sanırım,seviyorumda!!!!
    -Sanıyorsun?
    -Hayır,yani evet,yani evet seviyorum.
    -Anladım.....
    -Eeeeee????
    -Ne eeee si??
    -Ya sen??


    Yıl 2001,12 ağustos.
    .............'i balo salonu.
    Nikah memurunun uzattığı mikrofonda sesi yankılanıyor kocaman ............ nin balo salonunda.
    -Evet,kabul ediyorum.
    Aynı mikrofon bana uzatılıyor,benimde seim aynı salonda yankılanıyor.Yanında gülüşmelerle...
    --E-evet.Sanırım.Hayır hayır.Yani,evet evet.Kabul ediyorum

  62. 2009-08-01 #62
    Hoşgeldin canımın cananı.Özlemişim,ne zamandır göremiyordum seni,ne iyi ettinde geldin.
    Saçlarına ne yaptın böyle canım,hiç bu kadar parlak görmemiştim,gözlerinin içi gülüyor yine.Tıpkı seni ilk öptüğüm o andaki gibi.
    Ya bu kokun,canım benim ne sürdün tenine böyle,hani gülmeyeceğini bilsem İrem bahçeleri gibi kokuyorsun derdim.
    Bu renk sana ne çok yakışırdı,hep sevmişimdir sende maviyi.Yenimi bu elbisen yoksa,daha önce giydiğini görmemiştim.Hayret.
    Canımın cananı,yorgun görünüyorsun.Gel sen koy bu kez başını dizlerime,hem bende çok bitkinim biliyormusun.Hayır hayır,gamzelimiz değil beni yoran.O büyüyor biliyorsun,ve sanırım artık çocuk olmayı da bıraktı.
    Geçenlerde sigara içerken öksürmüşüm biraz,farkında bile değilim.Bana ne dedi biliyormusun,
    ''Baba sanırım sigarayı bırakman gerekiyor''.
    Ya,o böyle bir çocuk işte,ve canımın cananı gün geçtikçe sana benziyor daha çok.Hele gülüşü gözleri aynı sen.Ama yürüyüşü ben.
    Ne o aşkım gidiyormusun yoksa.Peki güle güle canım.
    Birazdan bende uyanacağım........

  63. 2009-08-01 #63
    Tam tepemde parlayan dolunay,ne kadar gurulusun ne kadar ulaşılmaz ve eşsiz sanıyorsun kendini.Unutmuş gibisin o ışığını nereden aldığını.
    Küçük ışıkları ile yanıp sönen yıldızlara caka satma,güvenme bu kadar sakın kendine.
    Onların hepsi birer güneş,ışıkları için başka güneşlere el pençe divan durmazlar boyun bükmez onlar.Bu kadar küçük göründüklerinede aldanma,senin gibi yüzlerce ay'ı sığdırabilirler içlerine sinelerine.
    Onların küçüklüğünün sebebi,aramızdaki o uzak mesafe.

  64. 2009-08-01 #64
    Özleyenim çok,bekleyenim az olsun
    Olur da gelemessem hayal kırıklıkları o kadar az olsun.
    Düşünenim çok,yolum gözleyen az olsun,
    Olurda dönemessem gözlerde yaş o kadar öz olsun.
    Dinleyenim çok,konuşanım az olsun,
    Olur da kesilirse sesim soluğum,dillerde''vah vah''lar az olsun.
    Görenim çok,dokunanım az olsun,
    Olur da kaybolursa bedenim boşlukta kalan eller az olsun.
    Gündüzlerim güneşsiz,gecelerim parlak olsun.
    Olur da kaybolursam karanlıklarda yolumu gösteren,
    Cananım,yarenim kadınım olsun...............

  65. 2009-08-01 #65
    -Aşkıııııııım
    -Hıııı!!?
    -Canııııııımmmm
    -Hııııııı?!!
    -Adamııııııımmmm
    -Hııııııııı??!!
    -Hay ''Hııııı'' lar ***ürsün seni!
    -Ne oldu yav?
    -Kaldır kafanı şu oyundanda karına bi bak
    -Ya dur iki dakka,son uçak bu
    -Adam,atacam şimdi camdan aşağı onu,diz üstü bilgisyaraın olacak kaldırım üstü.
    -Tamam tamam aşkım,bıraktım
    -Nasıl olmuş?
    -Ne nasıl olmuş??
    -Aaaaaa,delirticenmi beni sen bu akşam??
    -Kötü bişi demedimki,neden kızyon hemen??
    -Şöööle bi bak bakalım,nasıl olmuş??
    -Aşkım,kızıcan biliyorum ama.Ne nasıl olmuş??
    -Eğer gözüme kestirsem valla dövicem seni bu akşam
    -Yok sanki hiç dövmedin??
    -Onlar sayılmaz,terlik atmıştım sadece arkandan
    -Sayılanlar nasıl olyo Çiğdem hanım??
    -Ya dur şimdi.Önce nasıl olmuş onu söyle bakalım??.
    -İyide aşkım,bi değişiklik yokki sende.Saçların aynı uzunlukta aynı renkte.Makyajın harika olmuş.Elbiseni geçen gün alırken mağazada giydiğinde görmüştüm,bayılmıştım.Tamam yine diyorum.Elbisen harika canım.
    -Pekala başka bişi görmüyormusun bende??
    -Küpelerinde aynı,kocaman kocaman halkalar.Kulakların nasıl taşıyo onlar şaşıyorum.
    -Ya sen ciddisin dimi,dalga geçmiyosun benimle??
    -Yok valla aşkım.
    -Ciddi ciddi görmüyosun yani??
    -Neyi görmüyorum aşkım??
    -Pes ya,vallahi pes.
    -Tamam pes ettiysen ben oyunuma dönüyorum.Nikah saatine daha var zaten erken gitmek istemiyorum.Aslında hiç gitmek istemiyorum ya,neyse.
    -İyi bde bunu çıkar bakalım.Gitmiicekmiş.Onlar gelmişlerde bizim düğünümüze.
    -Olabilir.Ben hatırlamıyorum ki.
    -Ollmaz,gelene gidilir adet böyle.
    -İyi iyi gidicez tamam canım.
    -Adamım,son bi kere daha bak.Yüreğin varsa yine '' neye'' diye bi sor.
    -.....................??!!
    -Hala görmedin dimi??
    -Çı-ı !!
    -Omuzuma bak omuzuma
    -Bakıyom
    -Eeeee??
    -Ne eeesi??
    -Yarabbim sabır ver.
    -Ya küçük bi leke var sanki.Kızarmışta biraz,sinekmi ısırdı??
    -Yaklaşta bak,delirtme beni
    -Tamam..............iki tane harf var.Biri Ç diğeri .........Dövmemi yaptırdın sen:??
    -Mmm,isimlerimizin baş harflerini.Nasıl olmuş??
    -Benim harfimin kuyruğu kısa olmuş.
    -Sen var ya,türünün son örneğisin.Vallahi billahi Allah senden bi tane daha yaratmaz.
    -Biliyom.Allah önce beni yarattı,baktı bişi eksik sonrada seni yarattı.............

  66. 2009-08-01 #66
    Bir iskelenin tahta zemininde yürüken ayaklarımın çıkardığı sesler o kadar benziyordu ki ismine,her adımım sanki bir servet değerindeydi belkide bu yüzden.Gecenin karanlığında karşımda serili deniz belki benzemiyordu gözlerine ama biliyordumki o aynı deniz aciz kalıyordu yine aynı gözlerin derinlerindeki anlamlar karşısında.Gecenin sessizliğinde o da susumuş bişileri duymak istercesine dudaklarımdan, gözlerime bakıyordu benim öylece.ve ben ondan daha sessiz ondan daha gamlı tüm evrenin duyabileceği kadar sessiz haykırıyordum sadece............!!!
  67. 2009-08-01 #67
    Gönlüm,Kanuni Sultan Süleyman kadar zengin bazen.
    Gönlüm,Dede Efendi kadar hüzünlü bazen.
    Gönlüm,Cem Sultan gibi gencecik bir ölü bazen.
    Gönlüm,Mimar Sinan kadar yapıcı bazen.
    Gönlüm,Cengiz Han kadar yıkıcı bazen.
    Gönlüm,ah bu gönlüm.............
    Bir cin kadar soğuk bazen...................!!!

  68. 2009-08-01 #68
    Yüzüm şarka dönük uyudum tüm gece boyunca,doğacak olan güneşin senin dünyama doğan gözlerine benzeyip benzemediğini görebilmek için.Gördüm doğan güneşi,gözlerin güneşi bile gölgelemişti.Bunca yıldan sonra başım yastığım,gözlerim uykuyla barışmaya başlamış bir halde getirdim sabahı.
    Düşümde bir çift göz vardı, sadece bir çift göz.Bakmasını bilen,bakınca bakmalarımdan utandıran beni.
    Kelimeler yoktu,yer,mekan ve zamanda yoktu.
    Eller,yanaklar,dudaklarda.
    Sadece bir çift göz.Birde,birde............................... diyen tek bir söz.
    Canımcım,efkarım,iki gözüm.Sana verdiğim sözler benim özüm.............

  69. 2009-08-01 #69
    Bir mumun titrek ışığında yazmayı ne kadar çok özlemişim.
    En son ne zamandıki böyle yazışım,.......................................... ..............................
    .................???
    Hatırladım.
    2000 ylının şubat ayıydı,senin ile nişanlanalı 6 ay olmuş ve ben senden çok uzaklardaydım yine.
    Küçük bir evdeydim,kışın en sert günlerinden biriydi köşede yanan sobanın üstündeki kapağından tavana yansıyan alevlerin parıltısına masamdaki mumun titrek ışığı kavalyelik yapıyordu adeta.
    Müzik ise,kalemimin kağıdın üzerinde gezinirken çıkardığı o sesti.Ritimleri noktalar,virgüller,dendenlerdi.
    Bir nokta için kağıda kalemi sertçe vuruşum ise meyanıydı o gerip melodilerin.
    Ama en güzel,en ahenkli melodi ''SENİ SEVİYORUM'' yazarken çıkan sesti............................................. ...........

  70. 2009-08-01 #70
    Ey sırtımı dayadığım koca dağ,senmi bana desteksin benmi sana bilemem,
    Gayp ettim kılavuzumu bir adım ötemi göremem.
    40 katırlık 40 satırlık cezaya müstehakım ben,
    Ettiğim yeminlerimden gayrı geri dönemem.



    Hem okurum hem yazarım,kandilim kamerdir benim,
    Sağıma soluma hiç bakmam,yönüm sitaremdir benim.
    Nerden gelir nereye giderim sormayın sakın bana,
    Aha,şuradaki sevdamdan gelir yine aynı sevdama giderim.



    Bir deli kuyuya taş atmış 40 akıllı çıkaramamış derler,
    Bir kuyuya bakarım bir deliye,akıllılara gülerim.
    Döner bakarım birde kendime hangisiyim diye,delimi kuyumu akıllımı,
    Sonra anlarımki,o kuyudaki taş benim..................

  71. 2009-08-01 #71
    Dostum,üzülme benim için benim yerime halime,
    Derdi veren koca Mevlam,elbet vardır bir bildiği.
    Dertsiz,dünya bile dönmez hele bak bir çevrene,
    Derdimizin amacı ya sınav ya ceza,sadece Mevlam bilir gerçeği.



    Dertlerden,Yunus bülbül olmuş dillenmiş,
    Mevlana ay olmuş,yıldız olmuş dönmüş Şems-i dilemiş.
    Bu derdi dert sanar çile sayar ''ahh'' çekeriz,
    İmdi dostlar,derdi çileyi sofralarına bal eylemiş.



    Bizim üstümüze dert bir ahunun gözlerinde verilmiş,
    O ahu güldükçe derdimize dertler ulanmış.
    Bir imameli 99 taneli tesbihimize,
    Bu dert için fazladan bir ''şükür'' eklenmiş...................

  72. 2009-08-01 #72
    Sanırım artık uyanmışsınızdır.Belkide anne oğul şimdi yanak yanağa sabah keyfi yapıyorsunuz,o hep yaptığı gibi senin yanağını ısırmaya çalışıyordur,ağzında tek bir dişi bile olmamasına rağmen.
    Bazı sabahlar banada yapardı aynı şeyi,ama sanırım ne kadar traş olsamda yinede rahatsız olurdu benim yanağımdan,yüzünü buruşturur garip sesler çıkarırdı.İşin tuhaf tarafı,ben hiç bir şey anlamazken o anlamsız ''agu'' lardan,sanki sen her dediğini biliyormuş gibi davranırdın.Hiç te yanılmazdın.
    Onunla yapmayı en çok sevdiğim şey,sırt üstü yatıp onuda göğsüme yatırmaktı.Sürekli başını dik tutmaya çalışır,yoruluncada sanki yüreciğimin sesini dinlemek istercesine başını kalbimin üzerine bırakıveiridi.
    Nedensede hep uyurdu.
    Sen ise mutfakta mamasını hazırlayıp odaya döndüğünde aynı şeyi söylerdin ''Adamım yaaaa,yinemi uyuttun bunu.Şööle yatırma,hemen mayışıyo bizimki''...
    Onun nefes alıp verişini hissetmenin tadı hiç bir şeyde yoktu doğrusu.
    Fazla uzun sürmezdi bu uyku,sanki senin odaya girdiğini anlar kokunu tanır gözlerini açardı hemen.
    Çoğu sabah benim kucağımda içerdi biberonundaki mamasını,Allahım neydi o sesler öyle,''cork,cork,cork''.(Gülmeyin,resmen böyle ses çıkarırdı işte)
    Benim elimde biberon kucağımda o,tatil sabahı keyfi yaparken sen kahvaltımızı hazırlamak için mutfakta olurdun.Az sonra bizde yanına gelirdik zaten.
    Canım,uyandınız bu saatte eminim.
    O yine senin yanağında,senin yüzünde ise o kocaman eşsiz gülüşün.
    Ayrılık bu kez biraz uzun sürdü biliyorum.
    Merak etme kadınım,iki vakte kadar yanınızdayım....

  73. 2009-08-01 #73
    Dosthane Telvelerinden bir geçen şöyle yazmış,''Bu gün hüzünlü görüyorum yine seni''.
    Evet hüzünlüyüm ya.
    Sadece dün,bu gün değil yarında hüzün olacak ruhumun bir yerlerinde ve sırtımdaki heybemde.
    Tebessümlerimde,gülüşlerimde,artık nadirende olsa atabildiğim kahkahalarımın bir kenarında olacak hep o hüzün.
    Herkesi yaşatan sevinçleridir,gülüşleridir,gelecek ümididir,benimkide hüzündür işte.
    Tatlı bir hüzün.
    Nasıl anlatılır bilmemki?
    Hani parmağınızı kesersiniz sonra kanı durdurmak için uğraşırsınız.Sonra kan durur sevinirsiniz sanki.Ama yinede canınız yanar birazcık ta olsa.
    Belki böyle bir şey bendeki.
    Kan durdu ama acı dinmedi.
    O acı bende hüznümün adı.
    O hüzün sevdiğimin,kadınımın gözlerinden bana kalan miras.............

  74. 2009-08-01 #74
    Deliydik biz,ikimizde deliydik.Akıllılarla dolu dünyaya inat iki deli.
    Yıllık iznimin ilk gününde sabaha kadar gezmiştik İstanbul'u
    Öğle vakti başlamıştık dolaşmaya.Ortaköy'de serserilik yapıp,kağıt helvalara dondurma koyup yemiştik.Kanlıca'da o pudra şekerli yoğurdun tadına doyamamıştık,iki porsiyon istemiştik ardı ardına.Sonra Yeniköy'e gitmek istemiştin,Çengelköy'e,Kuzguncuk'a.Anlamıştım,büyü düğüm yerleri görmek istemiştin.
    Akşama doğru doğduğum semte ***ürmüştüm seni.Küçükçekmece'ye.Cennet mahallesine.Oradanda o zamanların en meşhur yeri Antikalar'a.
    Oradan tekrar geri dönüp Fatih' gelmiştik.O saatte orada ne arıyorsa bir elme şekerci görmüştük,özenmiştik o al al ve parlak şeylere.Şimdi,hala orada bulunan dürümcüden dürüm alıp yemiştik yanında ayranla,kaç taneydi hatırlamıyorum bile.Ama hazmedebilmek için Haşim İşcan' kadar yürüyüp geri gelmiştik.
    Sonra nasıl olduysa kendimizi Yenicami'nin merdivenlerinde otururken bulmuştuk kendimizi.Sana cellat taşını gösterince moralim bozulmuştu,ama ne yapiim çok ısrar etmiştin.
    O güzel başını omuzumda seyretmiştik gerçek İstanbul'un yüreciğini gece vakti.Ne kadar oturduk o merdivenlerde kimbilir.
    Ezan sesi ile toparlanmıştık,sabah ezanıydı okunan.
    Dinledik,sadece dinledik o büyülü sesi.
    Dedim ya,deliydik biz,ikimizde deliydik.
    Akıllılarla dolu dünyaya inat iki deli...............

  75. 2009-08-01 #75
    Duvardaki saate bakıyorum,akrep ve yelkovan günde kaç kere buluşuyor.Dalgalar, her gelişlerinde ise sahillerle.
    İki güvercin bir dalda yanyana,belli buluşmuşlar.
    Köşe başında bir çocuk elinde bir topla dikilirken yanına gelen arkadaşına gülümsüyor.Top oynamak için buluştular onlar.
    Bir çiçekçinin önünde birbirlerine sarılan bir genç kız ve genç bir adam.Onların ki bir adım daha yaklaşmak belkide vuslatlarına, bu buluşmalarında.
    Az ileride 3-4 genç yanlarına gelen yaşıyları ile heyecanlı heyecanlı konuşuyorlar,''oğlum bu hafta kaybedersek şampiyonluğu unutun''.Onlarında ayrı bir sevdanın ayrı bir teli.Ama onlarda buluştular işte.
    Demir parmaklıklı büyük demir kapıyı aralayıp giriyorum içeriye.Bembeyaz mermerin kenarına oturuyorum usulca,bir elim toprağında.
    Cananım merak etme.
    Bak bende geldim yine tam saatinde senin ile buluşmamıza...................

  76. 2009-08-01 #76
    Rüzgar yine bana fırsat vermedi,sigaramı benden önce o içti.Kültablasındaki külleri bile alıp ***ürdü meçhul bir yerlere.Allah biliyor ya,çayımada göz dikmiştir şimdi bu.?
    Evet yanılmamışım,çayımda soğumuş.
    Ya senin başka işin yokmu bugün ?
    Git denizleri dalgalandır,martıların tüylerini havalandır,ne biliim git çiçeklerin polenleri ile oyna.Yap işte bişiler.Ne uğraşıyorsun bu gün benim sigaramla çayımla?
    Bak az ilerdeki parkın temizlikçiside senin hakkında iyi şeyler düşünmüyor.Ağaçlardan dökülen onca yaprağı toplamak için ne kadar uğraştı biliyormusun sen,onca emeğini boşa çıkardın adamın.
    Ya bi dakka,ne diyorum ben böyle???
    Sen bildiğini yap,birazdan cananım gelecek işte o anda es esebildiğin kadar.O simsiyah saçlarını benim yüzüme savur yanımda iken.
    Bak o zaman seni ne kadar çok severim ben...............

  77. 2009-08-01 #77
    Keşke burada durup seyredebilseydim şu yedi tepeli yedi efsaneli Bab-ül Aşk şehrini.
    Ama durmak yasak.
    Oysa tam ortasında duracaksın köprünün,korkuluklarına yaslanıp bir sagara yakacaksın.Gecenin karanlığında ışıl ışıl olan bu şehrin ışıklarına birde sigaranın ateşinin parıltısını ekleyeceksin.Başı dumanlı yaşanan yaşanmış olan sevdalarınada aynı sigaranın dumanını savuracaksın.
    Bırakacaksın o duman ile birlikte nefesini,belkide o anda bu şehrin herhengi bir yerinde verilen son bir nefes gibi.
    Hemen ardından derin bir nefes çekeceksin,öylesine derin ki,yeni doğmuş bir bebeğin poposuna yediği o şaplaktan sonra ciğerlerine çektiği ilk nefes gibi.Yaşadığını anlayacaksın,tuhaf ama ölmek için ölüm uğruna yaşadığını.
    Biten sigaranı parmaklarının arasından fırlatıp atacaksın bu yükseklikten aşağıya.Gözün ile takip edebildiğin kadar bakacaksın o sigara izmaritinin ateşine.Sadece bakacaksın,o senden giderken.
    Sadece bakacaksın diyorum sana....
    Sonra başını kaldırıp karanlık semaya çevireceksin bakışlarını.
    Ardından yine bu kocamış koca şehrin ışıklarına.
    Sonra düşüneceksin,benmi çıktım gökyüzüne,yoksa yıldızlarmı indi yeryüzüne............!!!

  78. 2009-08-01 #78
    Hep aydınlık,her gün her an aydınlık.Karanlığı ,geceyi kimse tanımıyor.
    Gündüzlerin kıymeti bilinirmi???
    Her yanımız iyiler ile çevrili,kötüler hiç yaratılmamış.
    İyilerin kıymeti bilinirmi???
    Her tattığımız tatlı,şekerli ballı.Acıyı kimse bilmiyor.
    Tatlının kıymeti bilinirmi???
    Mesut,şen,bahtiyar.Hepsi aynı kapıya çıkar.Hüzünlere can verilmemiş.
    Mutluluğun kıymeti bilinirmi???
    Kötülük yoksa iyiliğin,hüzün yoksa mutluluğun,acı yoksa tatlının,çirkin yoksa güzelliğin,gece yoksa gündüzün kıymeti bilinmiyor.
    Kıymet bilirim diyen varsa,inanmayın.......
    Yalan söylüyor.............!!!

  79. 2009-08-01 #79
    Toprağa ilk düşen yağmur damlasının neler getireceğini kim bilebilir ki.Belki bereket indirir her damla yeryüzüne,belki de en azgın seller olup yıkar geçer herşeyi.
    Serin bir meltemin nefesinde ferahlarken ta ruhumuza kadar,bilebilirmiyiz ki hemen ardından en güçlü kasırgaların gelip gelmeyeceğini.
    Her sabah doğmak için yeminmi etti güneş,ya yarın sabah doğmak istemesse,ya da biz uyanamassak o uykumuzdan,doğan güneşin umurunda olurmuyuz.
    Daha dün tenimizi bedenizimizi ısıtıp aydınlatırken ya bugün,üzerimize dökülen toprağı ısıtmaya başlarsa.Dün bize sunarken ışıklarını şimdi o mezarın üstünde büyümeye çalışan bir kaç yabani ota can vermeye başlarsa.
    Ne olur szice?...
    Bence hiç birşey.
    Yağmurlar yağar,meltemler eser,güneş yine doğar, çoğunluk uykularından yine uyanır.
    Mezarlıklar hep yeşil kalır...
    Ben yine yazarım,birileri yine okur.
    Sonra hepsi yine unutulur...............

  Okunma: 4951 - Yorum: 78 - Amp