sponsorlu bağlantılar
449 - Bedel Ödemeyi Göze Alabilmek449 - Bedel Ödemeyi Göze Alabilmek449 - Bedel Ödemeyi Göze Alabilmek449 - Bedel Ödemeyi Göze Alabilmek449 - Bedel Ödemeyi Göze Alabilmek449 - Bedel Ödemeyi Göze Alabilmek449 - Bedel Ödemeyi Göze Alabilmek449 - Bedel Ödemeyi Göze Alabilmek

İnsan, ancak çalıştığını kazanır." Mevlana
Her insan dönem dönem hayatını nasıl yaşamak istediğini düşünür. Düşünürken de bazı arzuları doğrultusunda hayaller kurar. Bu hayallerini gerçekleştirmek içinde kararlar alır ve almış olduğu kararları eyleme dönüştürür. Bu süre içersinde ise isteklerinin hemen gerçekleşmesini ister.




Bazen bu istekleri kolay ulaşılabilecek mesafelerde olabiliyor. Dolayısıyla ona ulaşıp mutlu oluyorlar. Bazen de bunlara ulaşmak için biraz çabalamaları gerekebiliyor. İşte o zaman da kişiler "ya boş ver, yapmasam da olur", " O olmuyorsa, şu olsun", gibi düşüncelerle bu isteklerinden vazgeçebiliyorlar. Yani, ilk tümsekte pes edebiliyor, vazgeçebiliyorlar. Ve bu vazgeçişlerden dolayı ciddi mutsuzluklar da yaşatabiliyorlar kendilerine.

Halbuki, New Nlp; "Kişi, hayalini kurduğu her şeyi gerçekleştirebilir" der.

Hayalini kurduğu, düşünebildiği şeyi gerçekleştirebiliyorsa kişi, isteklerinden neden vazgeçiyor? Ve neden, sonrasında da, gerçekleştiremediği şeylerin, onda oluşturduğu mutsuzluğu yaşatıyor ki, kendine?

Çünkü insanlar hayal kurduğu zaman, o şeylerin, hemen hayatında olacağını zanneder. Masallardaki sihirli değneklerin bir yerlerden çıkmasını bekler. Yani, bedelini ödemeden almak ister. Ve en ufak problemde vazgeçer.

Oysaki, baktığımız zaman hiçbir şeyin göründüğü kadar kolay olmadığını fark edebiliriz. Bir ekmeğin bile soframıza gelmesi için, gidip fırından ücretini ödeyerek almamız gerekir. Yemek yerken, okula giderken, bir meslek edinirken, vb. bir çok durumu elde etmek için gerekli bedelleri öderiz. Hayatımız da var olan, her şeyin bir bedeli vardı. Ve biz bu bedeli, bir şekilde ödediğimiz için şuanda bizim hayatımızda var.

Bir zamanlar hepimiz yürümek için kaslarımızın, olgunlaşmasını bekledik. Bu süre içersinde çevremizdeki yürüyen kişileri gözlemledik. Ve sonra, gördüklerimizi uygulamaya başladık. İlk önce ayaklarımızın üzerinde durmaya çabaladık. Sonrasında kısa mesafeli adımlar atmaya başladık. Bugünse yürüyoruz, koşuyoruz, dans ediyoruz.

Acaba o zaman neden vazgeçmedik? Şimdi neden hayallerimizden vazgeçiyor ki?

Evet, keşke herkesin birer sihirli lambası olsa. İstediği her şeyi anında o lambadaki cine yaptırsa. " Sevgili cin, rejim yapmadan fazla olan şu 5 kiloyu yok et üstümden" yada " hemen şimdi arabamın modelini değiştir" yada " Sınava girmeden kazanmak istiyorum" gibi isteklerimizi, anında, hiç yorulmadan, emek harcamadan gerçekleştirdiğimizi. Düşünsenize ne güzel olurdu, değil mi?

Ama maalesef, böyle bir lamba yok. Zaten olsa da, bizi mutlu eder miydi acaba?

Bedelini ödemediğimiz şey tam anlamıyla bizim olur muydu?

Bir şeyi asıl değerli kılan, bizim onu elde etmek için, gerekli azmi ve sabrı göstermemiz. Çünkü, onu elde etmek için uğraştığımız zaman bir şeyleri başarmış oluyoruz. O yüzden mutlu oluyoruz. Ve o şey bizim için değerli oluyor. Çünkü bizi biz yapan, emeklerimiz sonucu elde ettiklerimizdir. Eğer bu olmuyorsa hayatımızda biz yaşamamış oluyoruz. Başkalarının gölgelerinde, var olduğumuzu zannettiğimiz kişiler oluyoruz. Yani onların gölgelerini kendimiz zannediyoruz. Onlar yok olduğunda, bizde yok olmuş oluyoruz. Sihirli lambanın bozulması gibi...

Pişmanlık hayattaki en büyük ve en ağır yüktür. Pişmanlıkları taşımak insana büyük acı verir. Ve ayrıca, kendin olmamakta, mutsuz olmakta bir bedel değil midir? Neden istediğimizi elde etmekten vazgeçiyoruz ki?

Yaşlı bir kayıkçı varmış. İşi, yolcuları kayığıyla nehrin bir tarafından diğer tarafına taşımakmış. Yaşlı adamın kayığının küreklerinin birinde "İNANÇ" diğerinde "ÇALIŞMAK" yazıyormuş. Kayığa binen yolcular her defasında merakla niçin küreklere bunları yazdığını sorduklarında yaşlı adam;

" İnanç olmadan çalışmak, çalışmak olmadan inanç bir işe yaramaz." Bunlardan birinin eksikliği tek kürekle kayığı idare etmek gibidir. O zaman asla karşı kıyıya ulaşamaz, kendi etrafımızda döner dururuz. İstediklerimize ulaşmak ve başarmak için bunların ikisine de ihtiyacımız var." diye yanıt vermiş…

Öyleyse, başarabileceğimize inanalım. İnanalım ve gerektiği gibi çalışalım. Başarı ile çalışmak çok iyi, iki dosttur. Başarılı insana ancak emeğinin karşılığı vardır.

Her istediğimiz şeyin, bizi bekleyen, ödenmesi gereken bir bedeli vardır. Acaba biz ödeyeceğimiz bedeli göze alabiliyor muyuz?

Unutmayalım, bir kılıcı keskin yapan, çokça yediği çekiç darbeleridir.


"Eğer yürüdüğünüz yolda güçlük ve engel yoksa, bilin ki o yol sizi bir yere ulaştırmaz." Bernard Shaw


449 - Bedel Ödemeyi Göze Alabilmek449 - Bedel Ödemeyi Göze Alabilmek449 - Bedel Ödemeyi Göze Alabilmek449 - Bedel Ödemeyi Göze Alabilmek449 - Bedel Ödemeyi Göze Alabilmek449 - Bedel Ödemeyi Göze Alabilmek449 - Bedel Ödemeyi Göze Alabilmek449 - Bedel Ödemeyi Göze Alabilmek




Aynur Birkan

sponsorlu bağlantılar