Tıp Dünyasından Yeni Haberler - Delinetciler Portal
+ Hemen Yorum Yap

Tıp Dünyasından Yeni Haberler

  1. sponsorlu bağlantılar
    Kök Hücreden Kalp Kapakçığı Yapıldı

    Bilim adamları amniyo sıvısı kök hücresinden kapakçık yaptılar.

    TÜM HABERLER
    Bilim adamları, gebe kadınların karnındaki amnio sıvısından aldıkları kök hücreleri kullanarak kalp kapakçığı yaptılar. Böylece gelecekte, bebek ana karnındayken laboratuvarda yeni kalp kapakçıkları geliştirilmesi ve kapakçığın doğduğunda hasta bebeğe nakledilecek şekilde hazır bulundurulması planlanıyor.

    Araştırmanın başkanı Zürih Üniversitesi'nden Dr. Simon Hörstrup, "Bu, doğuştan gelen kalp kusurlarının tedavisinde yeni bir tedavi kavramının yolunu açabilir." dedi.

    Dünyada her yıl bir milyondan fazla bebek kalp rahatsızlığıyla doğuyor. Kalp kapakçığı kusurları gebeliğin 20. haftasında ultrasonla saptanabiliyor.

    Bu yöntemde, kök hücre amnio sıvısından alındığı için embriyonun zarar görmesi söz konusu olmuyor.

    Hörstrup, amniyotik kök hücrelerin yıllarca dondurulabilceğini ve yetişkinlerde hasar gören kalp kapakçıklarının yenilenmesinde de kullanılabileceğini söyledi.

    Ancak, araştırmanın henüz çok başında bulunulduğu ve bu kapakçıkların insan kalbine takılmasının daha yıllar alacağı belirtiliyor.

    Boston Çocuk Hastanesi'nden Dr. John Mayer, amniyotik kök hücreden yapılan kapakçığın diğer hücre tiplerinden yapılanlardan üstün olup olmayacağının henüz bilinmediğini söyledi.

    Kalp kapakçığı tedavilerinin geleneksel yöntemlerinin yan etkileri oluyor. Yapay kalp kapakçıkları takılanlarda kan pıhtılaşması eğilimi olduğu için, bu kişiler yaşamları boyunca pıhtılaşmayı önleyici ilaç almak zorunda kalıyorlar. Kadavradan alınan kapakçıklar ise kısa zamanda tahrip olduğu için sık sık değiştirmek gerekiyor.

    sponsorlu bağlantılar

     Konuyu Beğendin mi?
  2. 2007-02-12 #2
    Türk Kalp Damar Cerrahisi Derneği 9. Ulusal Kongresi'nde konuşan Prof. Dr. Süha Küçükaksu, Türkiye'nin ilk Yapay Kalp Pompası Sistemi "Heart Turcica" hakkında bilgi verdi

    (Habersaglik-Istanbul) Antalya'da düzenlenen 9.Ulusal Türk Kalp Damar Cerrahisi Kongresi'nde konuşan Yeditepe Üniversitesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süha Küçükaksu, yakın zamanda tamamlanması beklenen Türkiye'nin ilk Yapay Kalp Pompası Sistemi "Heart Turcica" hakkında bilgi verdi. Prof. Dr. Küçükaksu, "Ventrikül Asist Device ve Yapay Kalp Uygulamalarında Yenilikler" konulu sunumunda, bu yapay kalp pompa sistemi ile, ileri evre kalp yetersizliğinde organ nakline destek veya alternatif tedavi imkanı sağlanarak, hastaların sağ kalımlarında ve yaşam kalitelerinde önemli iyileşmeler sağlanacağına inandığını belirtti.

    İleri evre kalp hastalarına "Yaşam Desteği" sağlayacak
    Prof. Dr. Küçükaksu, ülkemizde 500.000 civarında kalp yetmezliği hastası olduğunu belirterek, her yıl ortalama 2000-3000 civarındaki bu tip hastaya kalp nakli gerektiğini ve ülkemizde yeterli sayıda donör organ olmaması nedeniyle yapay kalp pompa sistemlerine alternatifler yaratılması gerektiğini anlattı. Prof. Dr. Küçükaksu bu tip sistemlerin yüksek maliyetli olması nedeniyle ülkemizde çok az sayıda kullanıldığını, bu sebeple bir yapay kalp pompa sistemi (Heart Turcica) programı başlattıklarını söyledi.

    Proje, TÜBİTAK tarafından da destekleniyor
    Yeditepe Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Bedrettin Dalan'ın projeye büyük destek verdiğini belirten Küçükaksu, projenin, Yeditepe Üniversitesi Makina Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Nilüfer Eğrican'nın başkanlığında, Makine Mühendisliği Fakültesi öğretim üyeleri, Elektrik Mühendisliği Fakültesi öğretim üyeleri, Koç Üniversitesi Makine Mühendisliği öğretim üyelerinden oluşan yaklaşık 10-12 kişilik bir ekip tarafından 1 yıla yakın bir süredir yürütüldüğünü anlattı.

    Projenin birkaç ay önce TÜBİTAK tarafından da desteklenmeye başladığını belirten Prof. Dr. Küçükaksu hedeflerinin 2 yıl sonra insan vücuduna yerleştirilebilen, elektromanyetik motorlu minyatür yapay kalp pompası sistemlerini geliştirerek, kalp yetersizliğinin son evresindeki hastaların yaşam sürelerini uzatmak ve kaliteyi arttırmak olduğunu söyledi. Bu konuda Tıp , Mühendislik ve Teknolojik Endüstri gruplarını çalışmalarına destek vermeye cağıran Küçükaksu bu amaçla " Yapay Organ ve Destek Sistemleri Derneği"ni (TUYOD) kurduklarını belirtti. Prof. Dr. Süha Küçükaksu, 05-17 Haziran 2007 tarihlerinde İstanbul'da yapacakları "Yapay Organlar Kongresi"nde yapay kalp konusunda dünyanın önemli otoritelerini bir araya getireceklerini söyledi.

  3. 2007-03-04 #3
    Yara ve yanık izlerinde kök hücre tedavisi
    SAMSUN (İHA) - Kök hücre tedavisinde elde edilen ilerlemeler ışığında yara ve yanık izleri ile kötü görünümlü cilt lekelerinin sorun olmaktan çıktığı belirtildi.


    Uzmanlar, kök hücre tekniğindeki gelişmeler sayesinde yanık ve yara izleri tedavisinde önemli ilerlemeler kaydedildiğini bildirdi. Samsun LaFemme Estetik Kliniği Estetik Plastik Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Alper Aktaş, her zaman için estetik cerrahide önemli sorun olan kötü görünümlü leke ve izlerin geliştirilen son teknikle çok başarılı şekilde tedavi edildiğini söyledi. Estetik cerrahide çığır açan bu teknikle yanık yaralarının daha hızlı ve iz olmaksızın iyileştiği, ameliyat izleri dahil kötü görünümlü yara izleri, güneş lekeleri gibi cildin renk değişikliklerinin de artık tedavi edilebildiğini belirten Aktaş, "Ameliyathanede hastanın kendisinden 1 santim kadar küçük bir deri parçası alınıyor. Hasta başında özel doku laboratuvarına gerek olmaksızın özel cihaz sayesinde 30 dakika kadar kısa sürede deri parçasından iyileşmeyi ve deriye renk veren canlı kök hücreleri ayrılarak ameliyat alanına uygulanıyor. Bu yöntemle kısa sürede iz olmaksızın iyileşme sağlanıyor" dedi.


    Bu teknikle hastadan alınan deri parçasının 80 ya da 160 katı kadar genişlikteki büyük açık yaraların kapatılmasının mümkün olduğunu ifade eden Alper Aktaş, tüm dünyada estetik cerrahi konusundaki gelişmelerin Türkiye'de de plastik cerrahlar tarafından yakından takip edildiğini ve son tedavi tekniğiyle hizmet verildiğini söyledi.

  4. 2007-03-26 #4
    Dünyaca ünlü bilim adamları açıkladı: Genetik alandaki gelişmelere paralel olarak, gelecekte kişinin genlerinde var olan hastalıklar erken teşhis edilerek, sadece o kişinin vücuduna uygun ilaçlar üretilebilecek.

    Gen tedavileri ve kök hücre çalışmaları, kişiye özel tedaviye ışık yakıyor Vehbi Koç Vakfı Amerikan Hastanesi Genetik ve Genomik Bilimler Merkezi tarafından düzenlenen 'Gen tedavilerinde kök hücreye biyoteknoloji' konferansına 'genetik alanında dünyanın en ünlü bilim adamları katıldı. Konferans öncesi, dünyada gen tedavisinin ilk uygulayıcılarından Dr. Robert J. Desnick, kişiye özel kök hücre uygulamaları ile ün kazanan Dr. Michael Klentze, kök hücre çalışmalarında dünyadaki önce gruplar içinde bulunan Dr. Anver Kuliev, Amerikan Hastanesi Genetik ve Genovik Bilimler Merkezi Şefi Dr. Nesrin Erçelen ve hayati önem taşıyan genetik onkoloji dalında uzman Dr. Berrin Öztürk, genetik bilimindeki gelişmelerin faydaları, kök hücre çalışmaları ve ilaçlar üzerine çarpıcı açıklamalar yaptılar:

    KİŞİYE ÖZEL DİYET ŞART

    ESSEAM -Avrupa Antiaging Tıp Derneği Genel Sekreteri Dr. Michael Klentze, beslenme biçimi ve hayat tarzının hastalıklara yatkınlığı artıran genler üzerinde etkili olduğunu belirterek, şöyle konuştu: "Bütün diyetler herkes üzerinde etkili olmayabilir. Çünkü, herkesin gen yapısı farklı. Biri için uygun olan bir diyet, diğerine zarar verebilir. Bunun için gelecekte, kişinin gen haritası çıkarılarak, onu çeşitli hastalıklardan koruyacak özel diyet listeleri verilebilecek. Her zaman her vitamini almak da yarar getirmiyor. Öte yandan, genlerinize göre beslenmeye ne kadar önce başlarsanız, o kadar faydalı olur." Klinik ortamlarda yapılan kök hücre uygulamalarında büyük başarı elde ettiklerini de belirten Dr. Klentze, 'kök hücre çalışmaları özellikle kalp krizi vakalarında umut vaat ediyor. Şu an deneysel aşamada olsa da, gelecek 10 yıl içinde önemli bir adım atılacak" dedi. Dr. Klentze, koruyucu tıp ve kök hücre alanındaki gelişmeler sayesinde kişiyi tehdit edecek hastalıklar ve tedavi bulunarak, insan ömrünün 140 yıla kadar çıkabileceğine de dikkat çekti. Dünyada kök hücre konusunda yapılan çalışmaların henüz emekleme aşamasında olduğunu belirten Newyork Üniversitesi Mount Sinai Tıp Okulu Genetik ve Genomik Bilimler Bölüm Başkanı Dr. Robert J. Desnick, şöyle konuştu: "15 yıl önce gen terapisi ortaya çıkınca, bozulmuş genleri iyileştirebileceğimiz düşüncesi ile çok heyecanlanmıştık. Ancak, umut ettiğimiz olmadı. Genetik hastalıkların tedavisinde kullanılan gen terapisinde bazı hastalarda 'lösemi' gelişti. Bugün ise kök hücre çalışmalarında daha temkinliyiz. Gelecekte, gen terapileriyle genetik hastalıkların tedavisi yapılabilecek ancak bunun için henüz çok erken.

    ŞEKER HASTALIĞINA SEBEP OLAN GEN BULUNDU

    Yapılan çalışmalarda şeker hastalığına yatkınlığı artıran 3 gen bulundu ve bu genleri etkileyecek ilaçlar geliştirildi. Bu genlerin özellikle metabolik sendrom üzerinde de etkili olduğu biliniyor. İleride kişide bu genlerin varlığı önceden tespit edilerek kişiye özel tedavilere gidilebilecek. "

    GENE GÖRE İLAÇ DEVRİ

    Gen taramaları ve buna yönelik ilaç tedavisindeki gelişmelere de dikkat çeken Dr. Desnick, etkin bir şekilde tedavi edilebilecek hastalıklar veya zeka geriliğine yol açabilecek bozukluklar üzerinde çalıştıklarını belirtti. Dr. Desnick, "Günümüzde çocuk neden ağladığını bize söyleyemiyor. Gelecekte bunu DNA'sı söyleyecek. Diğer yandan herkese verilen ilaçların dozları da bazı çocuklara çok fazla gelebiliyor. Hatta zarar veriyor. Kişiye özgü ilaçlar geliştirildiğinde bütün bu sorunlar da ortadan kalkacak" diye konuştu.

    TARAMA İÇİN ÖZEL İZİN GEREKLİ

    Gen taramaları ülkemizde ancak özel izinle yapılabildiğini belirten Amerikan Hastanesi Amerikan Hastanesi Genetik ve Genovik Bilimler Merkezi Şefi Dr. Nesrin Erçelen şöyle konuştu: '20 yaşına kadar kişinin ailesinden özel izin almanız gerekiyor. Ayrıca tarama öncesi devlet hastaneleri ve üniversitelerin genetik bölümlerinden danışmanlık alınıyor. Kişiye yapılan çalışmaların amacı, nasıl yapılacağı anlatıldıktan sonra yine kendisinin izniyle genetik testler yapılabiliyor. Öte yandan tüp bebek tedavisi öncesinde de aileye bağlı kalıtsal hastalıkların önlenmesi için genetik tanı yöntemi uygulanarak, sağlıklı embriyolar anne rahmine yerleştirilebiliyor."

  5. 2007-03-29 #5
    Tüberkülozdan her 4 saniyede 1 kişi ölüyor

    Dünyada her 4 saniyede bir kişinin tüberküloz olduğu, bu hastalıktan yalnızca 2005 yılında 1.6 milyon kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.Dünya nüfusunun yaklaşık üçte birinin, yani 2 milyara yakın insanın tüberküloz basiliyle enfekte olduğu belirtildi, ''Tüberküloz basiliyle enfekte olan 10 kişiden biri, yaşamının herhangi bir döneminde aktif tüberküloz hastalığına yakalanacaktır'' denildi.Dünyada her yıl 450 bin yeni tüberküloz hastası ortaya çıktığı tahmin ediliyor. 2005'te dünyada 1.6 milyon kişi bu hastalıktan öldü. Bu da günde yaklaşık 4 bin 400 kişiye tekabül ediyor.

  6. 2007-04-17 #6
    Sinüzit, Türkiye'de her yıl 15 milyona yakın insanı etkileyen bir sağlık sorunu. Aynı zamanda halk arasında sağlık problemleri arasında ilk sıralarda sayılan şeker hastalığı ve kalp yetmezliğinden daha fazla hayat kalitesini bozan bir hastalık. Sadece fiziksel ve fonksiyonel açıdan değil, psikolojik olarak da kişiyi etkiliyor.

    Yapılan bir araştırma, hastalığın Amerika'da her yıl 8 milyar doların üzerinde ilaç maliyetine yol açtığını ortaya koyuyor. Bu durum Türkiye'de de çok farklı değil.

    KANAMASIZ VE EN GEÇ 1 GÜNDE GÜNLÜK HAYATA DÖNMEYİ SAĞLAYAN YENİ BİR TEDAVİ

    Kulak Burun Boğaz Uzmanı Operatör Doktor Süreyya Şeneldir, sinüzit hastalığının başlarında uygulanan ilaç tedavisinin soruna çözüm getirdiğini ancak orta ve ileri derecedeki hastalık için müdahale gerektiğini belirtti.

    Bugüne kadar ileri derecedeki hastalara, hastanede yatmayı gerektiren, kanamalı ve ameliyat sonrası istirahat gerektiren endoskopik cerrahi yöntemi kullanıldığını hatırlatan Op. Dr. Şeneldir, kanama sonrası körlük ve beyin kanaması gibi ciddi komplikasyonların ortaya çıkması nedeniyle yeni tedavi yöntemleri arayışına girildiğini vurguladı.

    Operatör Süreyya Şeneldir, balon sinüsoplasti adı verilen tekniğin hastalık tedavisinde yeni bir dönem açtığını belirtti.

    Bu teknikle daralmış olan sinüs delikleri açılıyor ve sinüs ağzına bir balon yerleştiriliyor.Daha sonra balon serum ile şişirildikten sonra şişen balon tıkalı olan sinüsin ağzını genişletiyor.

    Balon sinüsoplasti ile, uygulanan diğer tekniklerin aksine burun içinde hiçbir dokuya zarar vermeden, kanamaya yol açmadan ve tampon gerekmeden hızlı bir şekilde iyileşme sağlanarak hastanın müdahaleden bir gün sonra günlük yaşantısına dönmesi sağlanıyor.

    Günlük yaşantıdan uzak kalmadan, zaman kaybetmeden, hastanede yatmadan, uygulama yapılan bölgede herhangi bir kesiğe gerek duymadan kısa sürede sonuç alınan bu yöntem sinüzit tedavisinde yeni bir sayfa açıyor.

  7. 2007-04-26 #7
    Dr. Magdi Yacoub ve ekibi, önümüzdeki üç-dört yıl içinde kalbin sun'î olarak geliştirilmiş bölümlerinin organ nakillerinde kullanılabileceğini umuyor. Bilim adamlarının kök hücreden geliştirdikleri doku aynen kalp kapakçığı gibi çalışıyor.

    Araştırmacılar, laboratuvar ortamında geliştirilen kalp kapakçıklarını önümüzdeki aylarda koyun ve domuz gibi hayvanlara naklederek deneyeceklerini ve sonuçları değerlendireceklerini ifade etti.

    Dr. Yacoub, The Guardian gazetesine açıklamada bulunurken, bilim adamlarının kök hücreden kalp geliştirmek için 10 yıla ihtiyaçları bulunduğunu, daha sonra kalp nakillerinde kullanılacak organ bulmakta yaşanan sıkıntının da ortadan kalkacağını söyledi. Yacoub, laboratuvarda kalp geliştirme projesinin çok iddialı gibi görünebileceğini, ancak, imkânsız olmadığını söyledi.

    Bilim adamları daha önce de amniyo sıvısından aldıkları kök hücrelerden kalp kapakçığı geliştirmeyi başarmıştı.

    Araştırmacılar başarılarını yapay kalp geliştirmenin ilk büyük adımı olarak gördüklerini belirtti

  8. 2007-09-01 #8
    Kolon kanserinin genetik baglantisi


    Yapılan pek çok araştırmada kolon kanseri ve sekizinci kromozom daki değişim arasında bir bağlantı olduğu tesbit edildi.

    Kanser Biolojisi ve Terapisi isimli mecmuanın Temmuz sayısında Michigan Üniversitesi ve İsrailli bilim adamlarının ortak bir araştırması yayınlanıyorç

    Bu arşatırma binlerce kolon kanseri hastası ve sağlıklı insanlar üzerinde yapıldı ve bu kişilerin en yakın aile bireylerinde ki kolon kanseri vaka ları tesbit edildi.

    Sonuç olaraka genetik değişimi taşıyan kişilerde taşımayanlara oranla %23 oranında daha fazla kolon kanserine rastlandı.

    Özellikle 50 yaşın altındaki kolon kanseri olan hastalrda bu genetik ilişki çok daha belirgin oldu .

    Arşatırma grubunun başkanı Stephen Gruber sonuçların oldukça ilginç olduğunu belirtti ve şunları ifade etti ''Kolon kanserini ortaya çıkartan genetik bölge synı zamanda göğüs ve prostat kanserinide ortaya çıkatmaktadır''.

  Okunma: 4396 - Yorum: 7 - Amp