Gitti, hem de bal gibi..
Şahidi var.
Yıl 1945..
Çocuk 11 yaşında..
Adı Osman. Köyde yaşıyor, köyün adı Tera.
Babası köyün efesi.. Dedesi de öyleydi.
Onun için soyadı Efe..
Bir gün okulda Atatürk'ün bir sözünü duyuyor; "Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri!".
Eve geliyor, başını ellerinin arasına alıyor, düşünmeye başlıyor.
Nasıl olur?
Tera bir köy.. Tera Kıbrıs'ta bir köy. Kıbrıs denizin ortasında.. Kıbrıs Akdeniz'in ortasında.
Atatürk nasıl gelecek?
Gözünde hep Başkumandan Mustafa Kemal'in Sakarya'da atının üzerindeki fotoğrafı.
O halde gelecek..
Tera Kıbrıs'ta, Kıbrıs Akdeniz'in ortasında,
Ama Atatürk, "Ordular İlk hedefiniz Akdeniz" dediyse, gelecek.
Atıyla gelecek..
Sen ey okuyucu Türkiye'de hiç böyle bir yorum duymuş muydun?
Atatürk o rüzgâr gibi atıyla hiç Türkiye'de dolaştı mı?
Yoksa her şey bir rüya mıydı?
Osman Efe şimdi 72 yaşında. Lefkoşa'da oturuyor.
Bir hafta önce sıcak bir Nisan gecesi Efe'nin evinde oturuyoruz. Her yerde turunç kokuları, Kıbrıs'a bahar gelmiş.
Neredeyse kapılar açık oturacağız.
74 Lefkoşa Sancağı Dal-1'i Derviş Türker Bey in de bulunduğu doyumsuz bir sohbet.
Zevkli bir misafirperverlik, sımsıcak bir dostluk.. Hâne halkı ikramda kusur etmemek için pervane..
Efe TMT'nin efsanevi mücahit komutanlarından. Geçmişte yaşıyor, geçmişte gün gün saat saat yaşıyor.
"Yaz" diyorum, "yaşadıklarını"..
"Olmaz" diyor, en eski ve temel mücadele ilkesini hatırlatarak; "Dâva daha bitmedi".
Doğru, "dâva" daha bitmedi.
Ama Kıbrıs Türkü'nün büyük bir avantajı var..
Biz dünyaya parmak ısırtan bir İstiklâl Mücadelesi vererek devleti kurmuştuk.
Kurtuluş Savaşımızın gazilerinden sadece dördü hayatta.
Savaşımızı ancak kitaplardan, filmlerden, romanlardan okuyor, görüyoruz.
Halbuki Kıbrıs'ta mücadeleyi yaratan nesil hayatta, 50-80 yaş arasını sürüyor.
35 yaşında insanın bile mücadele ve mukavemet hakkında anlatacağı bir şeyler var