İnsanlar, beslenme, üreme ve barınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek amacıyla yaptıkları bütün etkinliklerini çağlar boyunca hakim olan iklim ve çevre koşullarına göre düzenlemişlerdir. Doğal olarak bu durum hayvanlar ve bitkiler için de geçerlidir. Ancak iklimde görülen bazı dalgalanmalar ve beklenilmeyen ekstrem (uç) olayların yaşanması, canlıların yaşamı üzerinde çok olumsuz sonuçlar doğurmaktadır.


Bir yerde o güne kadar görülmeyen veya çok seyrek olarak görülen sıcak ve soğukların belli bir süre yaşanması, başta insanlar olmak üzere bütün canlılar ile doğal ve yapay çevreyi olumsuz yönde etkilemektedir. Çünkü her canlının caklık, nem, rüzgâr, basınç gibi pek çok atmosferik değişkene karşı, mutlaka fizyolojik bir tepkisi vardır. Ancak çevreye ve iklim koşullarına en kolay uyum sağlayan, olumsuz sonuçlarından en az etkilenen canlı, insandır. Buna rağmen insan da, zaman zaman yaşanan, sürekli ya da geçici olarak görülen sıcaklık değişmeleri karşısında nemin de etkisiyle çaresiz kalmaktadır. Örneğin, yaşanan aşın sıcaklarda güneş çarpmasından, aşırı soğuklarda ise donarak, yaşamını kaybedebilmektedir.


Daha önce don,kar ve tipi gibi tehlikeli atmosfer olay lan anlatılırken düşük sıcaklıkların olumsuz etkileri üzerinde geniş bir biçimde durulmuştur. Bunun için burada daha çok aşın sıcaklıklar, özellikle de bunların insan üzerindeki olumsuz etkileri konusunda bilgi verilecektir.

Genellikle insanların yaşamlarını rahat bir biçimde sürdürebildikleri hava sıcaklık değerleri, 17°C ile 31°C'ler arasıdır. Doğal olarak normal yaşam için bu değerlerin altında ve üstünde belirli bir tolerans sının söz konusudur. Ancak bu tolerans sınır değerlerinin dışındaki sıcaklık değerleri, değişik bünyelerde çok farklı klinik sendromlara, fizyolojik streslere, hastalıklara ve hatta ölümlere bile neden olabilmektedir. Normal olarak ortalama vücut sıcaklığı 36.5-37.0 °C arasındadır. Aşırı sıcak ve nemin etkisiyle belli bir süre insanların hissettikleri sıcaklık 40.6° ve daha yüksek değerlere ulaşırsa bir sıcak hava dalgasının varlığı söz konusudur. Bu durumda güneş çarpmalarına bağlı ölümler görülebilmektedir. Yine yaşanan sürekli aşın sıcaklarda, çok sayıda insan kalp krizi ve diğer fizyolojik rahatsızlıklardan dolayı ölmektedir. Doğal olarak sıcaklıkla beraber artan nemin ve rüzgârın da bu olumsuz tablo üzerinde büyük etkisi vardır


* Bir yerde aşın sıcak ve soğuk havanın uzun bir süre devam etmesi, bir kuraklık nedenidir. Bu süre uzadıkça da, kuraklığın şiddeti artmaktadır. Subtropikal kuşak ile kutup bölgelerinde yaşanan devamlı kuraklık, oralarda yaşanan sıcaklık koşullarıyla ilişkilidir (Fizikî kuraklık, fizyolojik kuraklık). Örneğin, ABD'nin büyük bir kısmında 1977-2001 yıllarında etkili olan ekstrem kış koşullan ile aynı bölgelerde, 1980 yılında yaşanan ekstrem yaz koşullan, sonuçları çok ağır olan ve o güne kadar görülmeyen kuraklıkların yaşanmasına neden olmuştur.


Sıcak ve soğuk baskınları ile uzun dönem yaşanan ekstrem sıcaklıklar ve bunun sonucunda oluşan kuraklık, daha sık ve yaygın olarak orta enlemlerde görülmektedir. Yaşanan kuraklık daha önce kuraklık konusunda açıklanan zararların yanında dolaylı olarak insanlarda büyük strese ve salgın hastalıklara neden olmakta, özellikle hasta yaşlı ve dayanıksız kişiler başta olmak üzere bir;çok insan yaşamını yitirmektedir.


Ülkemizde Ekstrem sıcaklıkların yaşanması aşağıdaki olaylar sonucu olmaktadır.
Sibirya oluşumlu karasal kutbi (cP) hava kütlesi ile denizel kutbi (mP) hava kütlesinin beklenilmeyen, zamanlarda anî olarak bir bölgemize inmesi (karayel, yıldız ve poyrazla) ve orada belirli bir süre kalması, bir soğuk baskını olarak değerlendirilebilinir. Böyle bir durumda insanlar, hayvanlar ve bitkiler gibi tün canlı varlıklar yaşamsal olarak etkilenmekte akarsular, göller ve göletler donmakta, enerji üretimi aksamakta ve büyük ekonomik kayıplar görülmektedir. Ayrıca ulaşımda büyük aksamalar yanında, can ve mal kaybına neden olan kazalarda büyük artış olmaktadır.

Yine, Karasal Tropikal (cT) hava kütlesinin güney ve doğu bölgelerimizden itibaren Basra alçak basıncıyla ülkemizi beklenilmeyen bir zamanda etkilemedi (keşişleme ve samyelinin etkili olması) ve yurdun büyük bir kesiminde belirli bir süre etkili olması da aşırı sıcaklara neden olmaktadır. Bu durumda insanlar başta olmak üzere bütün canlılar olumsuz yönde etkilenmektedir.

Ülkemizde yaşanan sıcak ve soğuk baskınları sadece hava kütlelerinin hareketiyle ilişkili değildir. Türkiye'nin jeomorfolojik özellikleri bazı yerlerde Föhn ve Dranaj rüzgârlarının oluşması için çok elverişlidir. Beklenilmeyen bir nan sıcaklık koşullarıyla ilişkilidir (Fizikî kuraklık, fizyolojik kuraklık). Örneğin, ABD'nin büyük bir kısmında 1977-2001 yıllarında etkili olan ekstrem kış koşulları ile aynı bölgelerde, 1980 yılında yaşanan ekstrem yaz koşullan, sonuçlan çok ağır olan ve o güne kadar görülmeyen kuraklıkların yaşanmasına neden olmuştur.
Sıcak ve soğuk baskınları ile uzun dönem yaşanan ekstrem sıcaklıklar ve bunun sonucunda oluşan kuraklık, daha sık ve yaygın olarak orta enlemlerde görülmektedir. Yaşanan kuraklık daha önce kuraklık konusunda açıklanan zararların yanında dolaylı olarak insanlarda büyük strese ve salgın hastalıklara neden olmakta, özellikle hasta yaşlı ve dayanıksız kişiler başta olmak üzere birçok insan yaşamını yitirmektedir.

B. Buzlanma
Herhangi bir yerde hava sıcaklığının 0°C'nin altına düşmesi sonucu, değişik yüzeylerde bulunan suyun donarak, tabaka ya da tabakalar oluşturması, genel bir ifadeyle buzlanma olarak adlandırılır. Nehir, göl ve denizlerde, kara yollarında, hava alanlarındaki pistlerde, şehir içindeki cadde ve sokaklarda, enerji iletim hatlarında, uçuş halindeki uçak ve helikopterlerde görülen buzlanma sonucunda büyük tehlikeler yaşanabilir.

Nitekim yazılı ve görsel basında hemen her gün dünyanın değişik yerlerinde, özellikle soğuk mevsimde buzlanmadan dolayı, göl ve nehirlerde ulaşımın aksadığını, kayganlaşan şehir içi ve şehir dışı yollarda insanların kayarak düştüğünü, birçok aracın birbirine girdiğini, bu olaylara bağlı olarak yaşanan büyük ekonomik kayıpların yanında çok sayıda insanın da çeşitli derecelerde yaralandığını ya da yaşamını yitirdiğini görmek mümkündür.

Bugün için karalar ve su kütleleri üzerinde, cadde ve sokaklarda görülen buzlanmanın önlenmesi veya zararlarının azaltılması için etkili önlemler alınabilmekte ve bunda kısmen de başarılı olunmaktadır. Ancak seyir halindeki uçak ve helikopter üzerinde görülen buzlanma için bunu söylemek zordur. Çünkü kara ve deniz trafiğini buzlanma tehlikesi geçinceye kadar bir süre durdurmak mümkündür, ama havadaki bir uçak veya helikopter, inebileceği bir hava alam buluncaya kadar uçmak durumundadır. Bunun için, buzlanma deyince çoğunlukla atmosfer içindeki buzlanma akla geldiğinden, bunun üzerinde biraz da;ha fazla durulacaktır.

Gerçekten de atmosferde oluşan buzlanma, havacılıkta en tehlikeli ve her an afet hâline dönüşebilen tehlikeli doğal olaylardan birisidir. Bugüne kadar buzlanma nedeniyle, ülkemizin de içinde bulunduğu birçok ülkede önemli uçak kazaları olmuş, büyük mal ve can kayıpları görülmüştür.