I. DÜNYA SAVAŞI

1914'den 1918'e dek, Almanya ve Avusturya-Macaristan'ın, Türkiye (1914) ve Bulgaristan'ın (1915) katılmasıyla oluşturdukları ittifak devletlerini; Sırbistan, Fransa, Rusya, Belçika ve büyük Britanya'nın, Japonya (1914), İtalya (1915), Romanya ve Portekiz (1916) ve sonunda ABD, Yunanistan, Çin ve birçok Güney Amerika devletlerinin de katılmasıyla (1917) oluşturdukları İtilâf devletleriyle karşı karşıya getiren bir savaştır.


Balkan Savaşlarının (1912-1913) ertesinde en küçük bir kıvılcımın silahlı çatışmaya dönüşebileceği bir gerginlik ortamı yaratmıştı. Bu kıvılcım, 28 Haziran 1914'de, Saraybosna'da (Sarajevo), Avusturya Veliahtı Arşidük Franz Ferdinand'ın bir Boşnak öğrenci tarafından öldürülmesi şeklinde ortaya çıktı. Wilhelm II'nın kışkırtmasıyla, Avusturya-Macaristan 28 Temmuz'da Sırbistan'a savaş ilân etti. Bunun üzerine ittifaklar sistemi işlemeye başladı ve birkaç hafta içinde iki karşıt kampta yer alan ülkeler, tarafsızlığını ilân eden İtalya hariç savaşa tutuştular. Almanya bir "Yıldırım Savaşı'nı gerçekleştirecek güçte olduğunu düşünüyordu. Merkezi konumundan yararlanarak birkaç hafta içinde Fransız ordusunu dağıtmayı (Schlieffen Planı), ardından da, bütün kuvvetlerini toparlayarak çabuk harekete geçemeyeceği çok iyi bilinen cılız bacaklı dev Rusya'ya saldırmayı plânladı ama başarılı olmadı.


1914
Almanlar Belçika'nın tarafsızlığını çiğneyerek önce Liège'i (7-16 Ağustos), sonra da Charleroi (21-23 Ağustos) ve Mons'u aldılar (23 Ağustos). Daha sonra Fransız birlikleriyle özellikle Lorraine'de (Morhange) ve Ardennes'de (20-23 Ağustos) yaptıkları sınır savaşlarını kazandılar. Fransız ordularını ve French komutasındaki İngiliz ordularını önce Aisne'e doğru, sonra Marne nehrinin güneyine çekilmek zorunda bıraktılar. Ancak, 6-13 Eylül'de Paris valisi Gallieni'nin de yardımıyla, Mareşal Joffre, Marne'da kazandığı zaferle işgalci orduları durdurmayı başardı. Belçika, İngiliz ve Fransız birliklerini toparladı ve Kuzey Denizi'nden İsviçre'ye uzanan 750 km.'lik bir cephe kurdu.


Rus Cepheleri : Doğu Prusya'da saldırıya geçen Ruslar, Tannenberg'de Hindenburg tarafından durduruldular. Sırbistan'da Avusturya-Macaristan birlikleri her yerde geri püskürtüldü ve Sırplar Belgrad'a girdiler (13 Aralık).

Osmanlı'nın savaşa girmesi ve Türk cepheleri : Almanya ile gizli bir ittifak antlaşması (2 Ağustos) imzalayan Türkiye aynı gün tarafsızlığını ve seferberliğini ilân etti. İngiliz donanmasının önünden kaçan Goeben ve Breslau adlı Alman savaş gemilerinin Çanakkale boğazından geçerek Marmara'ya girmesi, Türkiye'nin savaşa katılmasıyla sonuçlanan bir siyasal bunalıma neden oldu. Osmanlı devletinin bu gemileri satın aldığını açıklayarak Yavuz ve Midilli adlarıyla Türk donanmasına katması İtilaf devletleri tarafından tepkiyle karşılandı.

Bu arada İngiltere, tarafsız kalması koşuluyla Türkiye'nin bütünlük ve bağımsızlığının korunacağı, kapitülasyonların kaldırılacağı ve parasal yardımda bulunulacağı konularında güvence verdiyse de Babıâli, İngiliz önerilerini geri çevirdi. Souchon'da Başkomutan Vekili Enver Paşa'dan aldığı yazılı izine dayanarak Yavuz ve Midilli ile birlikte Türk donanmasını Karadeniz'e çıkardı (23 Ekim). Karadeniz'de bazı Rus gemileri batırılarak Odesa, Sivastopol, Novrossıyk ve Teodosya limanları topa tutuldu.

Kafkas Cephesi : Kars-Sarıkamış yönünden saldırıya geçerek Erzurum üzerine ilerleyen Rus kuvvetleri, Köprüköy önünde yapılan savaşlar (6-9 Kasım) sonunda 3. türk ordusu tarafından durduruldu. Sınır boylarına geri çekilen Ruslar (16 Kasım), kar bastırdığından izlenemedi. Ancak, bir ay kadar sonra (22 Aralık) Başkomutan Vekili Enver Paşa'nın yönetiminde başlatılan Sarıkamış kış taarruzu, Türk ordusunun ağır yenilgisiyle sonuçlandı.

Irak Cephesi : Bahreyn adasına ve Fav yöresine asker çıkaran İngilizler, özellikle petrol bölgelerine el koymak için getirdikleri Hint birlikleriyle saldırıya geçerek Basra'yı ele geçirdiler(22 kasım).

1915
Schlieffen planının başarısızlığını gören Falkenhayn, önce Rusya'yı saf dışı bırakmaya, sonra Fransa ve İngiltere ile savaşmaya karar verdi.

Mayıs'ta, Almanlar, güneyde Avusturya-Macaristan'dan aldıkları destekle Galiçya'da (Gorlice) Ruslara kesin bir darbe indirdiler. Polonya'yı boşaltmak zorunda kalan Ruslar Eylül'de Riga'dan Romanya sınırına uzanan yeni bir hat üzerinde toparlandılar.

Balkanlar'da : Bulgaristan'ın savaşa girişi (5 Ekim), Sırbistan'ın çökmesine ve işgal edilmesine yol açtı. Sonunda Müttefikler, tarafsızlığı seçmiş ama iç bünyesinde müttefik yanlılarıyla arasında kararsız durumda bulunan Yunanistan'ın Selanik limanına çıktılar (Ekim).

Batıda : Fransızlar için her şeyden önce topraklarını kurtarmak, bunun için de Paris'in 90 km. ötesinden geçen cepheyi bir "yarma hareketi"yle delmek söz konusuydu. Ama Champagne (Şubat) ve Artois'da (mayıs) girişilen saldırılar başarısız kaldı ve özellikle Fransız piyadelerinin büyük kayıplar vermesine yol açtı.

Türk Cepheleri:
Suriye ve Filistin cephesi : Mısır'da Osmanlı egemenliğini yeniden kurmak için Süveyş kanalına karşı bir harekat düşünüldüğünden, Filistin ve Sina çölü stratejik bir değer kazandı. 4. Ordu komutanı Cemal paşa Sina çölünü geçmek için gereken hazırlıkları tamamladıktan sonra biri kıyıdan, öteki güneyden olmak üzere iki koldan Süveyş kanalına doğru ilerlemeye başladı (14 Ocak). Ancak, Elkantara'da yapılan savaşta (3 Şubat) kanalı geçmeyi başaramayınca, çekilme emri alan kuvvetler (4 Şubat) Birüssebi ve Gazze bölgesinde toplandı (15 Şubat).

Çanakkale Cephesi : İngiltere'nin isteği üzerine, Çanakkale Boğazını geçmek, Ruslara yardım etmek ve Türkleri tecrit etmek amacıyla, denizden saldırıya geçen İtilâf devletleri, ağır gemi kayıpları vererek çekildiler (18 Mart). Daha sonra donanma desteğinde Gelibolu'ya çıkarılan İngiliz, Fransız ve Anzak kuvvetleri Türk ordusunun yaptığı başarılı savunma harekâtı sonucu yıl sonunda Gelibolu'yu boşaltmak zorunda kaldılar. Rusya ile doğrudan bağlantı kurulamadığı için bu ülkeye gerekli yardım yapılamadığından, Ekim Devrimine ve dolayısıyla büyük bir itila^f devletinin, erkenden çökmesine yol açan, Çanakkale, Birinci Dünya Savaşı'nın en önemli cephelerinden biri sayılır.

Kafkas Cephesi : Getirdikleri taze birliklerle güçlendirdikleri 200.000 kişilik bir orduyla iki koldan Erzurum ve öteki kesimlere karşı saldırılarını sürdüren Ruslar, harekâta Ermenileri de kattılar. Bu arada, Erzurum çevresindeki 3. Ordu birlikleri arasında tifüs salgını başgösterdi. Osmanlı hükümeti, buradaki Ermeni halkını Suriye ve Irak'a yerleştirerek gerekli güvenlik önlemlerini almaya başladı.

Öte yandan, Tortum ve Karaköse yönlerinden saldırıya geçen Rus kuvvetleri, Van ile Malazgirt'i ele geçirdiler (27 Mayıs).

1916
Bu koşullar altında Rusya'daki durumu oluruna bırakma kararı alan Falkenhayn, baş rakibi saydığı İngiltere'deki en büyük desteği olan Fransız ordusunu saf dışı bırakmayı hedefledi. Böylece Almanlar, 21 Şubat'tan Ağustos ortalarına dek Verdun'de Fransız ordusunun mevcudunu tüketerek kesin bir zafer elde etmeyi umdular ancak Pétain ve Nivelle'in başarılı direnmesiyle karşılaştılar.

Doğuda : Verdun'u rahatlatmak ve Somme'a bir müttefik saldırısı gerçekleştirmek için, Brusilov komutasındaki Ruslar Galiçya ve Bukovina'da parlak bir zafer kazandılar (Haziran-Ağustos). Bu zafer çarlık ordusunun son başarısı oldu.

Türk Cepheleri :
Galiçya Cephesi : Selanik bölgesinde üslenen general Sarrail kuvvetlerinin saldırıya geçmesi ve Rusya'nın da Bulgaristan'ın Karadeniz kıyılarına asker çıkaracağı haberlerinin yayılması üzerine Bulgarlar Türkiye'den yardım istediler. Ancak, bu sırada Rus orduları Galiçya'da ilerlemeye başladığından, Alman Başkomutanlığı yardımın Galiçya cephesine yapılmasını istedi. Böylece 14. Kolordu ve Yakup Şevki Paşa komutasındaki 15. Kolordu, trenlerle Galiçya cephesine taşındı (23 Temmuz).

Romanya Cephesi : Romanya'nın Avusturya'ya savaş ilânı üzerine (27 Ağustos) bölgede dengeyi kurabilmek ve Bulgarları desteklemek için 15. ve 25. Tümenlerden oluşan 6. Kolordu Dobruca cephesine gönderildi.

Rus askerleriyle takviyeli Rumen kuvvetleri, Mustafa Hilmi Paşa komutasındaki Türk birliklerinin saldırıları karşısında yenilgiye uğradılar. Dobruca cephesindeki bu büyük başarı üzerine Transilvanya'daki Rumen saldırıları kesin olarak kırıldı. 26. Türk tümeninin üstün başarı gösterdiği Argesu meydan savaşını kazanan Tuna ordusu, Bükreş'i ele geçirdikten (6 Aralık) sonra Romanya içlerine doğru ileri harekâtını sürdürerek Seret ırmağına dayanırken (26 Aralık), Dobruca'daki birlikler de Tuna ağzına ulaştılar.

Makedonya Cephesi : Yunanistan'ı kendi yanlarında savaşa katılmaya zorlayan itilâf devletleri, Makedonya'daki Doğu ordusunu Bulgarlara karşı yeniden saldırıya geçirince (Ekim), Bulgar hükümeti Türkiye'den yardım istedi. Abdülkerim Paşa buyruğundaki 46. ve 50. Tümenler, Manastır'ı ele geçiren Doğu ordusunu Serez'in batısında durdurmayı başardılar (29 Ekim).

Kafkas Cephesi : Rus kuvvetlerinin sayısı daha da artırılarak 700.000 kişiyi buldu. Bu gücün karşısındaki 3. Ordunun toplamı ise yaklaşık 65.000 kişiydi. Ruslar, Çanakkale cephesinden serbest kalacak Türk birliklerinin Kafkas cephesine kaydırılmasından önce 3. Ordu'ya ağır bir darbe indirmek amacıyla yoğun bir saldırıya geçtiler (11 Ocak). Gece gündüz durmaksızın beş gün süren Azap savaşları sonunda Ruslar, 33. Tümen yönünden cepheyi yararak Hasankale'ye girdiler(19 Ocak). Güneyden de saldırıya geçen Ruslar, Muş (17 Şubat) ile Rize'yi (8 Mart) işgal ettiler. İlkbaharda Of-Soğanlıdağ-Kopdağı-Ognut-Muş ve Bitlis batı çizgisinden geçen cepheye çekilen 3. Ordu, karargâhını da Erzincan kentine kurdu. Çanakkale'den doğu cephesine gönderilen Mustafa Kemal Paşa komutasındaki 16. Kolordu, Ruslara başarılı bir darbe indirerek Muş'u geri aldı (2 Ağustos). Böylece Hınıs'ta yolu kesilen Rus kuvvetleri, 2. ve 3. Ordular karşısında Bitlis ile Tatvan'da tutunamayarak hızla geri çekildiler. Temmuz'dan Eylül ortalarına kadar süren bu şiddetli savaşlarda Ruslar 30.000, Türkler de yaklaşık 20.000 kayıp vermişti. Sina cephesi 4. Ordunun özel olarak hazırlanmış bir tümeni üç koldan harekete geçerek (16 Temmuz) İngiliz'in kanaldaki mevzilerine karşı saldırıya geçti (4 Ağustos). Ancak, çök koşulları yüzünden lojistik desteğin yetersiz kalması sonucu tümen El-Ariş'e geri çekildi (14 Ağustos)

Hicaz ve Yemen Harekâtı : 1916 başlarında İngilizlerin kışkırtmalarıyla Hicaz, Asir ve Yemen bölgesinde karışıklıklar çıktı. Mekke Emiri Şerif Hüseyin ayaklanarak, bağımsızlığını ilân ederken, Asir'in güney bölgesine egemen olan seyit İdris de ayaklandı. Yalnız Yemen Emiri İmam Yahya savaşın sonuna kadar Osmanlı devletine bağlı kaldığı gibi, buradaki 7. Kolorduya para ve yiyecek yardımı da yaptı. 7. Kolordu müdahale edemeyince Hicaz'da Mekke ve yöresi ayaklanmacıların eline geçti.

Irak Cephesi : Kut -ül-Amare'de kuşatılmış olan birliklerini kurtarmak için İngilizler Felahiye mevzilerine karşı saldırıya geçtiler (21 Ocak). Bu sırada bir Rus süvari tümeni de İran içerisinden geçerek Hanikin'e kadar yaklaşınca, 13. Kolordu İran cephesine kaydırıldı. İngilizlerin art arda giriştikleri dört saldırının da kırılması üzerine general Towshend komutasındaki İngiliz ordusu (yaklaşık 25.000 kişi) dört buçuk aylık kuşatma sonunda teslim oldu (29 nisan). Enver Paşa, 6. Ordu komutanı Halil (Kut) Paşaya harekâtın Tahran'a doğru sürdürülmesini buyurdu. Böylece Kirmanşah doğrultusunda ilerleyen 13. Kolordu, Rusları püskürterek Hamedan'ı ele geçirdi (3 Ağustos). Musul'u ele geçirmek isteyen Ruslar da Revandız'da durduruldular.

1917
Almanların savunmada kalması ve tasarruf amacıyla hatlarını kısaltmaları (Şubat) karşısında, Fransız genarali Nivelle büyük bir saldırıya girişme düşüncesini İngilizlere benimsetti. Ancak Chemin des Dames hezimeti (16 Nisan) Fransız ordusu ve Fransızlar arasında ağır bir bunalım yarattı. İngilizler de önce Ypres çevresinde (Haziran-Kasım) 400 tank eşliğinde şiddetli saldırılara geçtiler.

Rus Cephesinde Ateşkes : Petrograd'daki ilk devrim, Çarın tahttan çekilmesiyle sonuçlandı (15 Mart). Lvov Prensinin (Mart), sonra da Kerenskiy'in (Ağustos) kurduğu hükümetler Müttefiklerin safında savaşı sürdürmek istiyorlardı ama Rus ordusu Bukovina'da bozguna uğradı (Temmuz) ve Almanlar Riga'yı işgal ettiler (3 Eylül). 7 Kasım'da Lenin ve Bolşeviklerin iktidarı ele geçirmesi Berlin ile görüşmelere başlanmasını sağladı. Sonuçta Brest-Litovsk ateşkes antlaşması imzalandı (15 aralık).

Türk Cepheleri :
Irak Cephesi : İngiliz kuvvetlerinin ağır baskısı karşısında 18. Kolordu Bağdat güneyine kadar çekildi. Aziziye'ye kadar ilerleyen İngilizler de Bağdat'ı alma hazırlıklarına giriştiler. Rus süvari kolordusuna karşı direnen 13. Kolordu da Hamedan'dan çekildi (2 Mart). İngilizler Bağdat'ı ele geçirdiler (11 Mart). Bağdat kuzeyindeki zayıf 6. Ordu, İngilizleri durdurmayı başaramayınca, Almanlardan yardım istendi. Burada Yıldırım Orduları grubu kurulduğu gibi, Galiçya cephesinden de asker getirtildi. Birçok meydan savaşı sonunda 6. Ordu, 13. Kolordu ile birlikte Karatepe dolaylarında, 18. Kolordu ve buna bağlı kuvvetler de Dicle boyunca Fetha mevzilerine yerleştiler (20 Aralık). Bu arada, Ruslar ile Musul'da yapılan ateşkes görüşmelerinde (22 Aralık) Başkale-Gevar-Bane hattı mütareke sınırı olarak saptandı.

Suriye-Filistin Cephesi : Sina çölünü geçen İngiliz birlikleri, Birüssebi hattında saldırıya hazırlanırken, 4. Ordunun beklenmedik baskını karşısında Birinci (26 Mart) ve İkinci Gazze (19 Nisan) savaşlarında yenilgiye uğradılar. Ancak, toparlanan İngilizler, taze kuvvetlerle Gazze'de karadan ve denizden saldırıya geçtiler (31 Ekim). Üçüncü Gazze savaşında (7 Kasım) mevzileri yarılan Türk birlikleri, Kudüs-Yafa hattına çekildi (14 Kasım). Yafa'yı ele geçirdikten sonra ileri harekâtını sürdüren İngiliz ordusu Kudüs'e girdi (9 Aralık). 4. Ordu Kudüs'ün kuzeyine çekilmek zorunda kaldı.

Kafkas Cephesi : 1916'da bu cephede önemli ölçüde ilerleyen Rus kuvvetleri, sonunda Bitlis güneyi-Muş-Çaparçur doğusu-Kığı-Erzincan batısı-Suşehri doğusu-Tirebolu çizgisinde durduruldu. Ruslar bu cephede iki kat üstünlüklerini korumalarına karşın, üst üste tazeledikleri saldırılar yüzünden çok ağır kayıplar verdiler. Rusya'da Bolşevikler iktidarı ele geçirdikten sonra bu cephede 15 Aralık 1917'den başlamak üzere dört haftalık bir ateşkes imzalandı ve Rus Kafkas ordusu dağıtıldı (18 Aralık).

Makedonya Cephesi : Bu cephede ağırlıklarını giderek artıran itilâf devletleri, Manastır ve Vardar'da bazı saldırılar düzenledilerse de istenilen sonuca ulaşamadılar. Ancak, Bulgaristan'da karışıklıklar çıkmasıyla cephede yalnız kalan Türk askeri, Serez-Kavala çizgisinde çetin savaşlar verdiler.

1918
Ludendorff'un planı, Fransa'da, yazdan, yani Amerikan askerlerinin gelişinden önce kesin bir başarıya ulaşmaktı. Ludendorff, Doğu cephesinde 700.000 dolayında askere gereksinim duyduğu için, Ukrayna ve Rusya'yı (9 Şubat ve 3 Mart'taki Brest-Litovsk antlaşmaları), sonra da Romanya'yı barışa zorladı (Bükreş antlaşması, Mayıs).
Batıdaki Alman saldırısı 21 Mart'ta Picardie'de başladı. Bunun sonunda Fransız ve İngiliz orduları arasında 20 km.lik bir gedik açıldı. Almanlar buradan Amiens'i tehdide başladılar. Tehlike karşısında Lloy Georgi ve Clemenceau, 26 Mart'ta Doullens'da, tüm orduların komutasını General Foch'a verdiler. Haig ve Petain'i eşgüdüm içinde yöneten Foch, Amiens'i kurtardı. Müttefik orduları başkomutanı, daha sonra Ludendorff'un Flandres'da (Nisan), Chemin des Dames ile Marne nehri arasında (Mayıs), Matz üzerinde (Haziran) ve son olarak da Champagne'da (15 Temmuz) giriştiği yeni saldırıları önlemeyi başardı. 7 Kasım'da da Müttefikler'den ateşkes istedi. Antlaşma, Wilhelm II'nin tahttan çekilmesinden sonra, II Kasım'da Rethondes'da imzalandı.

Balkanlar ve Öbür Cepheler : Haziran'da, Selanik'te Müttefiklerin Doğu orduları (Fransız, Sırp, Yunan, İngiliz ve İtalyan) komutanlığına getirilen Franchet d'Esperey, 15 Eylül'de Makedonya'ya belirleyici olacak bir saldırı başlattı. Bulgaristan'ı ateşkes istemek zorunda bıraktıktan (29 Eylül) sonra, birlikleriyle Sofya'ya (16 Ekim) ve Belgrad'a girdi (1 Kasım). Romanya'yı atarak Türkiye ve Avusturya'yı tehdit etti. Vittorio Veneto'nun komutasındaki İtalyanlara yenilip (27 Ekim) büyük ölçüde ordusu dağılan Avusturya 3 Kasım'da Padova'da ateşkes imzaladı. Bunun üzerine iki ülkeye hükmeden monarşi çöktü. Macarlar ve Çekler bağımsızlıklarını ilân ederken, Viyana'da imparator Karl tahtından el çekti, bir Avusturya Cumhuriyeti kuruldu.

Türk Cepheleri :

Kafkas Cephesi :
Ruslar ile Erzincan'da imzalanan ateşkesten ve Rus Kafkas ordususun dağıtılmasından sonra bu cephede ordular arası savaş olmadı. Ancak, Rus kuvvetleri çekildikten sonra Van'da toplanan Ermeni taburları, Rusların işgal etmiş olduğu Türk topraklarını istilaya giriştiler. Bu durum karşısında Bitlis'ten Tirebolu'ya kadar uzanan cephede altı koldan harekete geçen Vehip Paşa komutasındaki 3. Ordu, 1914 Türk-Rus sınırına kadar olan bölgeyi geri aldı (7 Şubat - 25 Mart).

Şevki Paşa grubu Ardahan'ı (10 Nisan), ardından da Batum ve Çürüksu'yu (14 Nisan) ele geçirdi. Kars'ı Türklere bırakmak zorunda kalan Ermeniler (25 Nisan), Novo Selim'e çekildiler. Daha sonra Tiflis'e kadar gelmiş olan Alman kuvvetleriyle birleşen Yakup Şevki Paşa grubu, Gümrü'yü ele geçirerek (15 Mayıs) demiryolu boyunca Erivan'a doğru ilerlemeye ve istasyonları işgal etmeye başladı. Karakilise (Karakilise) alındı (26 Mayıs). Bunun üzerine Ermenilerin isteğiyle Batum'da barış yapıldı.

Irak Cephesi : Bağdat düştükten sonra bir grubu Fırat, bir grubu da Dicle vadilerini tutan 6. Ordunun büyük bölümü Kerkük'te toplandı. Saldırıya geçen İngilizler (17 Mart), Fırat ve Dicle gruplarını çekilmeye zorladılarsa da Kerkük grubu karşısında yenilgiye uğrayarak çekildiler. Ancak, yeniden saldırıya geçen İngiliz kuvvetleri (23 Ekim), 6. Ordu birliklerini kesin bir yenilgiye uğrattılar.

Suriye ve Filistin Cephesi : Kudüs düştükten sonra Yıldırım Orduları Grubu Komutanı General Falkenhayn görevden alınarak yerine General Liman von Sanders getirildi. İngilizlerin Şeria ırmağı vadisiyle doğusunda başlattıkları saldırılar (3 Mart - 27 Mayıs). Önceleri durdurulduysa da sonraları kara ve hava üstünlüğünü artırarak kıyı, iç ve doğudan üç kol halinde bir genel taarruza girişen İngiliz kuvvetleri karşısında Türk cephesi çöktü (19 Eylül). Bu arada 7. Ordu komutanı Mustafa Kemal paşa, önceden aldığı önlemlerle düşman süvari kolordusunu Bisan'da durdurmayı başardı. Ancak, Türk birlikleri bozgun halinde Dera'ya kadar çekildiler. Şam düştü (30 Eylül). Bu yenilgiler üzerine Yıldırım Orduları Grubu Komutanı von sanders, yönetimi Mustafa Kemal paşa'ya bırakarak Adana'ya çekildi. Mustafa Kemal Paşa, önce Emir Faysal'ın Türk birliklerini her fırsatta arkadan vuran yerli Araplardan kurulu çetelerini bozguna uğrattı. Ardından Halep kuzeyindeki İskenderun-Tellürrifat mevzilerine çekilerek İngiliz saldırılarını durdurmaya çalıştı. Bu hat, Kurtuluş savaşı sırasında da ulusal sınır olarak benimsendi. Irak'taki Türk cephesinin çökmesi sonucu ittihat ve Terakki Hükümeti düştü. Ahmet İzzet Paşanın kurduğu yeni hükümet Mondros Mütarekesi'ni imzalamak zorunda kaldı (30 Ekim 1918).

BİLANÇO

Sanayide (Silah Sanayiinde) :
Topçulukta, silahların gerek sayısı, gerek ateş gücü bakımından büyük bir gelişme oldu. Savaşın başlangıcında üstünlük Avusturya-Alman ve Rus ordularındaydı. İngilizler ile Fransızlar iki yıl içinde ağır top sayısını 20 katına çıkararak açıklarını kapadılar ve cephane bulmakta sıkıntı çeken Almanları zorlamaya başladılar.

Topçu savaşı, kayıpları daha önceki savaşlarda %15'i geçmezken, "Büyük Savaş"ta %50'yi aştı.

Havacılıkta:
Fakat en büyük gelişme hiç kuşkusuz havacılıkta oldu. Savaş başladığı sırada Almanya'nın 232, Rusya'nın 190, Fransa'nın 162, Büyük Britanya'nın (İngiltere) 84, Avusturya-Macaristan'ın ise 56 uçağı vardı. Dört yıl içinde bunların sayısı baş döndürücü bir hızla arttığı gibi (örneğin Fransa'nın 1918'de 11.836 uçağı vardı) kullanım alanlarında da kesin değişiklikler oldu. Önceleri düşmanın ilerleyişini izlemek için kullanılan uçak, belli bir hava bölgesini denetim altında tutmak ve düşman kuvvetlerinin konumunu saptamakla görevlendirildi.

Denizler ve Denizaltılarda :
Savaşan ülkeler kadar yansız ülkelerde ticaret ve yolcu gemilerine karşı denizaltı saldırılarının başlaması (en ünlü örneği Lusitania yolcu gemisinin torpillenmesidir) ve bunun sonucu doğan zararlar çok büyük oldu. 1914-1918 arasında toplam 12 milyon tonilatoluk gemi battı.

Motorlu Araçlarda :
Motorlu araçların işlevlerinin önem kazanmasıyla (1914'te 9.000; 1918'de 88.000) savaşın kimi vasıtaları, bu yönden ün yaptı. Örneğin Verdun Savaşı'nda Kutsal Yol'daki kamyonlar, Marne'dakı taksiler kadar ün kazandı.

Genişlik ve Büyüklükte :
Bu savaş, ilk dünya savaşı oldu. Afrika, Asya ve Avrupa kıtalarıyla tüm okyanuslarda sürdürüldü. Karada, cephe savaşı veren ülkeler, tüm güçlerini buralara yığdılar (Osmanlı Devleti savaş boyunca 2.850.000 kişiyi silah altına aldı).

Psikolojik Durumda :
Birinci Dünya Savaşı, aynı zamanda bir psikolojik savaş oldu. Savaşın durağanlığı, kuvvetler arasındaki denge, savaşan ülkeleri yeni bir silaha başvurmaya ve düşmanlarını içten yıkmaya yöneltti. Yalan haberlerin yayılması bunlardan biriydi. En büyük koz olarak da çeşitli halkların kışkırtılması kullanıldı.

İnsan Kayıpları :
Osmanlı Devleti 500.000 - 600.000 şehit verdi. Savaş boyunca silah altına aldığı 2.850.000 kişiden ateşkes sırasında elde kalan 560.000 kişiydi (Fransa 1.400.000 insan kaybetti; aktif erkek nüfusun %10'u yitirildi. Almanya'da %9,8 toplam 1.800.000 ölü. Avusturya-Macaristan'da %9,5, İtalya'da 6,2, İngiltere'de 5,1, Rusya'da 4,5, Belçika'da 1,9 ve ABD'de 0,2). Savaşın toplam insan kaybı 8 milyon kişi dolayında oldu.

Mali Kayıplar :
Savaş ardında çok büyük mali yükler bıraktı. Fransa ve İngiltere ABD'ye 7 milyar dolar borçlandı. Para her ülkede değer yitirdi. Osmanlı Devletinin de savaş giderleri 398,5 milyon Osmanlı lirası tuttu. Bu gider büyük ölçüde emisyonla karşılandı. 161 milyon Osmanlı lirası basıldı. Para arzı dört kat arttı. İkinci kaynak dış borçlanma oldu. Almanya 4 milyar mark kredi verdi. 1916 yılına kadar değerini koruyan para, altın karşısında değerini yitirdi. 1917'de bir altın lira altı kağıt liraya eşit oldu.

Dünyada etki kaybı :
Batı Avrupa, 1914'te dünya ticaretinin üçte ikisini elinde tutarken, savaş sonrasında bu oran beşte ikiye düştü. Sömürgelerinde savaş koşullarının yarattığı güçlüklerle karşı karşıya kaldı. Aynı dönemde Wilson'ın öğretisi ve Lenin'in devrim stratejisi sömürge halkları arasında belirgin bir yankı yarattı. Böylece Büyük Savaş siperlerinin görünüşteki hareketsizliği ardında değişik biçimlerde hareketler, özellikle de motor sanayisinin gücü belirdi. Bu yeni güç, İkinci Dünya Savaşı'nın büyük stratejik zaferlerine dönüşünü hazırladı ve XX. yy.'ın yeni büyük devletlerini az çok belirledi. ABD, Sovyetler Birliği ve Japonya.

Barış antlaşmalarının yetersizliği ve Büyük Savaş'ın yol açtığı ağır zorunluluklar, 11 Kasım ateşkesini ancak 20 sürecek bir barış antlaşması durumuna getirdi.

Barış Antlaşmaları
28 Haziran 1919Almanya ile Müttefikler arasında Versailles antlaşması.
10 Eylül 1919Avusturya ile Müttefikler arasında Saint-Germain-en-Laye antlaşması.
27 Kasım 1919Bulgaristan ile Müttefikler arasında neully antlaşması
4 Haziran 1920Macaristan ile Müttefikler arasında Trianon antlaşması
10 Ağustos 1920Türkiye ile Müttefikler arasında Sevr (Sevres) antlaşması (Bu antlaşma Ankara'daki TBMM hükümetince tanınmadı).
14 Ekim 1920SSCM ile Finlandiya arasında Tartu (Dorpat) antlaşması.
12 Kasım 1920İtalya ile Yugoslavya arasında Rapallo antlaşması.
18 Mart 1921Polonya ile SSCB arasında Riga antlaşması.
24 Temmuz 1923Türkiye ile Müttefikler arasında Lozan antlaşması (Türk Kurtuluş savaşı sonrasında).