Ana Menü

Mucizeler Yaşanmış Mucizeler

Yaşanmış MucizelerMucize kavramı insanoğlunun başlangıcından beri var olan, üzerinde çok tartışılan ve merak uyandıran bir kavramdır. Gerçekten de mucize yani doğa üstü olaylar yaşandı mı, hala yaşanıyor mu yoksa gerçek değiller mi?

Hepimiz geçmişte yaşanmış ve hala merak uyandıran birçok mucize duymuşuzdur. Yaşandıkları tarihlerde teknolojinin gelişmemiş olması ve bundan dolayı yaşanan olayları kanıtlayacak hiçbir kanıtın olmaması mucize olaylarını içinden çıkılmaz bir hale dönüştürüyor.

İslam inancında peygamberlerin mucizelerinden bahsedilmektedir. Bundan dolayı Müslüman kişiler peygamberlerin mucizelerine inanmaktadırlar.

Peki, peygamber olmayan kişiler mucizeler gerçekleştirebilir mi?

Bu sorunun kesin bir cevabı olmamakla birlikte, yaşanan bazı olaylar üzerinden kişisel değerlendirmeler yapılmaktadır. Kimileri bu olaylara kesinlikle inanmamakta, kimileri gerçek olabileceğini düşünmektedirler. Bizler sizler için yaşanmış bazı mucizeleri bir araya getirdik. İşte size yaşanmış bir kaç örnek…

Güneşin zikzaklar çizmesi

1917 yılında Portekiz’de üç çocuk Hz. Meryem’i gördüklerini ve Hz. Meryem’in onlara bir tarih söylediğini ve bu tarihte bir mucizenin olacağını söylediğini iddia ederler.

Bu tarihte güneş zikzaklar çizerek hareket eder bu olay kilise kayıtlarına işlenir.

Güneşin zikzaklar çizmesi

Olayın detayları şu şekildedir.

13 Mayis 1917 günü Portekiz’de Lizbon’un 170 kilometre kuzeyindeki Estremadura bölgesindeki Fatima köyünde çobanlık yapan üç küçük çocuk, 10 yaşındaki Lucia dos Santos, 9 yaşındaki Francisco Marto ve kızkardeşi 7 yaşındaki Jacinta, Fatima’ya 1 km. uzaklıktaki Aljustrel köyünün yakınlarında Azize Iren’in Mağarası (Cova da Iria) diye bilinen bir mağaranın önünde koyunları için küçük bir ağıl oluşturmaya çalışıyorlardı.Hava açık ve rüzgarsızdı. Ansızın gök gürültüsüne benzer bir ses duyuldu, ardından simşeğe benzer bir parlama oldu. Parlamanın oluşturduğu ışığın içinden, bastan asağı parlak beyaz giysili ve çok güzel bir genç kadın görüntüsü ortaya çıktı. Beyazlı kadın, çocuklara kendisinden korkmamalarını söyledi ve her ayın 13’ünde bu magaranın önüne gelmelerini istedi.Çocuklar ilk başlarda olayı gizlemeye karar verdiler. Ancak, en küçükleri olan Jacinta’nın, heyecanını yenemeyip annesine olaydan söz etmesi üzerine haber kısa sürede duyuldu. Herkes üç küçük çocuğun Azize Iren’in Magarası’nda Meryem Ana’yı gördügünü konuşuyordu. Nitekim, çocuklar 13 Haziran’daki buluşmaya giderken arkalarından da yaklaşık 1000 kişilik bir grup geliyordu. Sonraki aylarda olayı yörede ve ülkede neredeyse duymayan kalmadı. Öyle ki Temmuz, Ağustos ve Eylül ayındaki buluşmalarda çocuklarla birlikte gelenlerin sayısı giderek artmış ve 50 bin kişiye ulaşmıştı.Fakat bu bulusmaların ilginç bir yanı vardı. Üç çocuktan başka hiç kimse o ışıktan varlığı göremiyor ve konuşulanları duyamıyordu. Bununla birlikte orada bulunan binlerce kişi nedenini anlamaksızın bir yarı trans durumuna giriyor ve kendilerinden geçiyorlardı.Başlangıçta bu üç çocuğun oluşturduğu iletişim ve ilgi odağı, yerini yavaş yavaş ayın on üçünde, Fatima’ya karavanlar halinde gelen hacılara bıraktı. İnanılır kaynaklardan edinilen bilgilere göre, mucizeyi bekleyen ve görmek isteyenlerin sayısı 1917 senesinin 13 Ekim günü, 70000 ile 80000 arasındaydı. Ve onlar beklemelerinin mükafatını gördüler, çünkü onları bekleyen olay, yalnızca üç çoban çocuğunu etkileyen olaylar ile sınırlı kalmadı. Devamı



St. Bernadette Soubirous’ın çürümeyen cesedi

St. Bernadette Soubirous'ın çürümeyen cesedi

1844-1879 yılları arasında Fransa’da yaşan ve çok zor hayat geçiren Azize Bernadette Soubirous’un mezarı açıldığında, çürümediği güzel bir gül kokusu yayıldığı görülmüştür. Ve bu durumun doktor raporu ile belgelendiği iddia edilmektedir.

Cesedinin bu kadar zaman neden çürümediği bilinmemektedir. Kesin olan tek şey cesedinin mumyalanmadığı dır.

1925 yılında Nevers’daki St.Gildard Kilisesi‘ne nakledilmiş ve özel kristal bir tabuta konulmuştur.

St. Bernadette Soubirous'ın çürümeyen cesedi

Kilisede çekilmiş bu video görüntüsünü izleyebilirsiniz.


Bulunduğu yere geri giden heykel


Bulunduğu yere geri giden heykel

1635 yılında Costa Rica’da bir kız çocuğu yolda bir heykel bulur. Heykeli annesine götürür.Eve konulan heykel bir gün sonra kaybolur. Heykeli aralar ve ilk bulunduğu yerde olduğunu görürler. Heykeli tekrar eve götürürler. Heykel tekrar kaybolur. Heykelin ilk bulunduğu yere yine döndüğünü farkederler. Bunun üzerine heykel bir rahibe götürülür.
Heykel şu an Nuestra Señora de Los Angeles Kilisesi’nde durmaktadır.



Yaraları iyileştiren adam

Willard Fuller‘in insanların yaralarını ruhani yönden yoğunlaşarak iyileştirdiği iddia edilmektedir. 1940 – 1970 yılları arasında birçok kişinin diş hastalıklarını iyileştirmeye başarmış. Dişlerde oluşan oyukların bir anda doldu olduğunu söylenmektedir.

Willard Fuller




Elleri kanayan rahibe

1973 yılında, Agnes Katsuko Sasagawa adındaki sağır bir rahibe Hz. Meryem’i gördüğünü iddia etti. Bu olaydan kısa süre sonra ellerinde Hz. İsa’nın kine benzeyen yaralar oluşmaya ve kanamaya başladı. Aynı yıl içinde kilisede bulunan ahşap Hz. Meryem heykelinde de aynı yaralar oluştu.

Elleri kanayan rahibe

Birkaç yıl boyunca heykelden gözyaşı, kan ve ter gelemeye devam etti. Yapılan incelemelerde bu sıvıların insana ait olduğu ortaya çıktı. Bu olaylardan sonra rahibenin sağırlığı tedavi görmediği halde geçti.

Bu mucizelere benzer birçok mucizeden bahsedilmektedir. İnanıp inanmamak tamamen size kalmış bir durumdur. Ben bir Müslüman olarak peygamberlerimizin mucizelerine gönülden inanmaktayım. Yukarıda bahsi geçen ve benzeri mucizelerin gerçekliği konusunda kararsızım.

Sizlerde bu konuda görüşlerinizi bizimle paylaşabilirsiniz…

Yorum Yap